Kategori: Patent Koruması

EPO TEMYİZ KURULU’NUN T 1731/12 SAYILI KARARI: Yalnızca Bir Cerrahi Metot Adımı İle Üretilebilecek Olan Bir Tıbbi Cihaza EPC 53/(c) Uyarınca Patent Verilemez

Avrupa Patent Ofisi (EPO) Temyiz Kurulu, 15/02/2019 tarih ve T 1731/12 Sayılı kararı ile bir tıbbi cihaza ilişkin patent isteminin; isteme konu cihazın yalnızca bir cerrahi metot adımı ile üretilebiliyor olması nedeniyle Avrupa Patent Konvansiyonu (EPC) madde 53 (c) hükmü uyarınca patent verilemez olduğuna karar verdi.

EP1613394 sayılı patent patolojik olarak aktif beyin bölgelerinin aktivitelerinin de-senkronizasyonu için bir tıbbi cihazı açıklamaktadır. Patentin 1 numaralı bağımsız isteminde açıklanan üretim metodu isteme konu cihazın üretilmesi için cerrahi bir adımın varlığını gerektirmektedir.

EPO İtiraz Birimi, patentin yeni olmadığı ve buluş basamağının bulunmadığına yönelik itirazları reddetmişse de; itiraz sahiplerinin başvurduğu temyiz yolu neticesinde EPO Temyiz Kurulu patentin EPC madde 53(c)’ye uygun olmadığına karar vermiştir.

EPC madde 53(c) “İnsan veya hayvan vücuduna uygulanacak cerrahi veya terapötik tedavi yöntemleri ve hayvan veya insan vücuduna uygulanacak teşhis metotlarına dair Avrupa Patentleri verilemez; bu hüküm bu metotlar içinde kullanılacak ürünlere özellikle de maddelere veya kompozisyonlara uygulanmaz.” düzenlemesini haizdir.

EPC madde 53/(c)’nin amacı insan ve hayvanların tedavisi alanında uygulamacıların patent hakları ile engellenmeden mümkün olan en iyi tedaviyi uygulamalarını sağlamaktır. Bu nedenle bir patent istemindeki tek bir cerrahi adım dahi bu istemi patent verilebilir istemlerin dışına çıkartmaktadır.  

Benzer şekilde EPO Teknik Temyiz Kurulu T 775/97 Sayılı kararında da bir cihaza ilişkin bir istemin, söz konusu cihazın yalnızca bir cerrahi adım ile üretilebiliyor olması nedeniyle, patent verilemez olduğuna karar vermiştir. Karara göre tedavi ve teşhis cihazlarına bunların teşhis ve tedavi metotlarında kullanılacak olması şartıyla patent verilmesi mümkündür. Ancak söz konusu bu cihazın üretimi için cerrahi bir adımın var olması mecburi/kaçınılmaz ise; bu cihazın üretimine dair isteme patent verilemez.

Sonuç olarak; EPO Temyiz Kurulu’nun T 1731/12 Sayılı kararı ile EP1613394 sayılı patent; 1 numaralı bağımsız istemine konu tıbbi cihazın üretilmesi için cerrahi bir adımın varlığı gerekmesi nedeniyle hükümsüz kılınmıştır.

T 1731/12 Sayılı kararı veren temyiz kurulu; söz konusu kararı içinde Genişletilmiş Temyiz Kurulu’nun G1/07 sayılı kararını da irdelemiş ve bu karara da atıfta bulunmuştur. G1/07 Sayılı kararda özellikle “cerrahi yöntem” kavramından ne anlaşılması gerektiğine değinilmiş ve daha önceki tarihli T 182/90 ve T 35/99 sayılı EPO kararlarında benimsenen “canlı bir vücudun canlı hücrelerine veya dokularına ilişkin geri döndürülemez zarar veya bozulma yaratacak her türlü metodun cerrahi bir müdahale kabul edilmesi gerektiği” yönündeki bakış açısının EPC 53/(c) Hükmünün amacını aşar nitelikte olduğu yorumunu yapmıştır. Kurula göre tıp alanında, bir şekilde hastaya bağlanması gereken cihazların kullanımı için sayısız ve ileri düzeyde teknoloji mevcuttur. Doğru teşhisin konulması için hastadan alınacak verileri ileten metotlar çoğunlukla enjeksiyon ve benzeri yollarla hastaya ilaç verilmesi gibi müdahaleleri gerektirmektedir. 

Sonuç itibariyle Kurul, G 1/07 Sayılı kararında “cerrahi yöntem” kavramının daha dar şekilde ve tıp mesleğinin çekirdek aktivitelerinden olan müdahaleleri; yani tıp uzmanlarının uygulamak üzere özel olarak eğitildiği ve sorumlu oldukları türdeki müdahaleleri kapsayacak şekilde yorumlanması gerektiğine karar vermiştir.  Bunlar, vücuda yönelik fiziksel müdahaleler olup bunların yapılması için tıp uzmanının profesyonel tıbbi becerilerinin olması gerekmektedir ve bu becerilere rağmen bu tür müdahaleler yaşamsal risk içerir.

Bu dar yorum, EPC 53/(c) kapsamından, yalnızca minik bir müdahaleyi içeren kritik olmayan ve beklenen özen ve beceri ile uygulandığında yaşamsal risk içermeyen metotları çıkartmaktadır.

G 1/07 Sayılı kararı ile daha önceki T 182/90 ve T 35/99 sayılı EPO içtihatlarından sapan Kurul özellikle, teşhise yardımcı bir ilacın hastaya enjeksiyon yoluyla verilmesinin patentlenerbilirlik dışında bırakılırken; inhalasyon yoluyla verilmesinin patentlenebilir görülmesinin ne kadar absürt olacağına da dikkat çekmiştir. 

Bu çerçevede Kurul G 1/07 Sayılı kararında bir görüntüleme cihazını açıklayan bir istemin, profesyonel tıp uzmanı tarafından gerçekleştirilecek şekilde vücuda esaslı bir fiziksel müdahale adımını içermesi ve bu adımın gerekli profesyonel özen ve uzmanlık gösterildiğinde dahi yaşamsal riskler içermesi nedeniyle EPC 53/(c) uyarınca patentlenebilir olmadığına karar vermiştir. 

Görülmektedir ki T 1731/12 Sayılı kararı veren temyiz kurulu; Genişletilmiş Temyiz Kurulu’nun G1/07 sayılı kararını yalnızca tedavi metotlarına ilişkin istemleri değil; cerrahi adım içeren bir tıbbi cihaza ilişkin istemleri de kapsayacak şekilde yorumlamıştır.

Sonuç olarak “cerrahi bir adım içeren cihazın kullanımına” dair bir isteme patent verilmesi bakımından EPC 53/(c) engel teşkil etmezken; “cerrahi bir adım içeren cihazın üretilmesine” dair isteme patent verilmesinin EPC 53/(c) uyarınca mümkün olmadığına karar verilmiştir. Nitekim “cerrahi bir adım içeren cihazın kullanımına” ilişkin isteme patent verilebileceği EPC madde 53/(c)’nin son cümlesinde yer alan istisna kapsamında “bahsi geçen tedavi ve teşhis metotlarında kullanılacak ürünlere özellikle de madde veya kompozisyonlara uygulanmaz” ifadesi ile sabittir.

Selin Sinem ERCİYAS

Ekim 2019

selinsinem@yahoo.com

Tarifname ile İstemin Koruma Kapsamı Sınırlanabilir mi?

Barselona Temyiz Mahkemesi’nin yakın zamanda yayınlanan 12 Ocak 2019 tarihli kararında bir istemin koruma kapsamının tarifname ile sınırlanamayacağına hükmetti.

Anılan karara konu uyuşmazlıkta EP1489342 (“EP’342”) sayılı patentin sahibi açmış olduğu patent tecavüzü davası ile davalı yanın pazarladığı “valfler” ile patentin 1 numaralı istemini ihlal ettiğini iddia etmiştir.

EP’342 patentinin 1 Numaralı istemi şu şekildedir:

 “1.       Aşağıdaki unsurlardan oluşan üç yollu bir valf:

Bir giriş kanalı (1);

Bir birinci çıkış kanalı;

Bir ikinci çıkış kanalı (6);

söz konusu giriş kanalı (1) ile birinci çıkış kanalının kesişme yerinde konumlanan ve ilgili giriş kanalı (1) ile birinci ve ikinci çıkış kanalları arasındaki sıvı iletimini düzenlemeye yarayan kanalların (4, 5) bulunduğu bir musluğu bulunan birinci bağımsız, çeyrek dönüşlü valf (2) ve birinci bağımsız valf (2) ile ikinci çıkış kanalının (6) ortasında yer alan ikinci bağımsız, çeyrek dönüşlü valf. Burada söz konusu birinci çıkış kanalındın boylamasına ekseni giriş kanalının boylamasına eksenine dikey konumdadır ve ikinci çıkış kanalının boylamasına ekseni, giriş kanalının boylamasına ekseni, birinci çıkış kanalının boylamasına ekseni ve ikinci çıkış kanalının boylamasına ekseni genel olarak T-şeklinde bir konfigürasyon ile düzenlenecek biçimde ikinci çıkış kanalının boylamasına ekseni giriş kanalının uzunlamasına eksenine dikey konumdadır. Giriş kanalı (1), birinci çıkış kanalı ve ikinci çıkış kanalı (6) tek tip biçimlendirilmiş olup; birinci bağımsız, çeyrek dönüşlü valf (2) giriş kanalı (1) ile eksenel biçimde hizalanmıştır ve ikinci bağımsız, çeyrek dönüşlü valfın (7) ekseni ikinci çıkış kanalının boylamasına eksenine dikey konumda olup;

karakteristik özelliği musluk (3) ve giriş kanalının (1), musluk (3) giriş kanalı (1) üzerinden üç yollu valfa monte edilebilecek şekilde yapılandırılmış ve uyarlanmış olmasıdır.”

Davalı yan, üretip pazarlamakta olduğu valflerin 1 numaralı istemin “musluk (3) ve giriş kanalının (1), musluk (3) giriş kanalı (1) üzerinden üç yollu valfa monte edilebilecek şekilde yapılandırılmış ve uyarlanmış olması “ unsuru dışındaki tüm unsurları içerdiğini kabul etmiştir.

Ancak bahsi geçen unsur bakımından davalı yan “İstem metinsel olarak “musluğun (3) [kanal (1) üzerinden üç yollu valfa monte edilebilmesini” gerektirdiğini ancak, teknikte uzman kişinin musluğun kanala yalnızca alttan monte edilebileceğini anlayacağı” savına dayanarak tecavüzün mevcut olmadığını iddia etmiştir.

Davalının savunması ve tecavüzün mevcut olmadığı hususu ilk derece mahkemesince kabul edilmiştir. Kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine uyuşmazlığı inceleyen Barselona Temyiz Mahkemesi ise şu hususlara dikkat çekerek ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.

“…Patente ait çizimlerin işlevinin hatalı bir biçimde yorumlanmasına dayalı olduğuna inandığımız için bu sonucu kabul etmemiz mümkün değildir. Davalı, çizimlere göre, yer olmadığı için musluğun üstten takılamayacağını ve bu sebeple yalnızca giriş kanalının (veya merkezi kanalın) alt kısmından takılabileceğini iddia etmektedir.

Bu da, tercih edilen yapılardan birinin, çizimler ile resmedilen yapı olması nedeniyle patentin koruma kapsamını sınırlandırmak amacıyla kullanılması anlamına gelmektedir ki bu uygulama EPC madde 69.1 düzenlemesine aykırıdır. Söz konusu maddeye göre; “Bir Avrupa Patenti veya bir Avrupa Patent başvurusu ile sağlanan korumanın kapsamı istemler ile belirlenir.  Yine de, istemlerin yorumlanmasında tarifname ile çizimler kullanılır. Çizimler veya tarifname, istemlere bu şekilde özellikler ekleyerek koruma kapsamını sınırlandırmak için değil genel olarak istemleri yorumlamak için kullanılmalıdır.”

Barselona Temyiz Mahkemesi bahsi geçen kararında EPO Temyiz Kurulu’nun T 1018/02, T-544/89 ve T-681/01 sayılı kararlarını dayanak göstermiştir ve her ne kadar EPO tecavüz incelemesi yapmasa da patentin geçerli olup olmadığı değerlendirmesi yapılırken EPO tarafından istemin koruma kapsamının nasıl belirlenmesi gerektiğinin değerlendirildiği ve gözetildiğini ve dolayısıyla bu esnadaki bakış açısının mevcut uyuşmazlıkta istemin koruma kapsamının doğru belirlenmesi bakımından dikkate alınabileceğini belirtmiştir.

EPO Temyiz Kurulu T 1018/02 sayılı kararının 3.8 nolu paragrafında istemin koruma kapsamının nasıl belirlenmesi gerektiği hususuna değinmiş ve bir istemin mantık dışı veya akla yatkın olmayan bir manaya gelecek şekilde yorumlanamayacağına dikkat çekmiştir. Olduğu haliyle açık ve akla yatkın bir anlama sahip olan bir istemin, tarifnamenin yorumu yoluyla farklı bir anlama sahip addedilemeyeceği ifade edilmiştir. Buna göre istemin olduğu halinde var olmayan bir unsurun tarifnameden “import” edilmesi mümkün değildir. Aksi durumda üçüncü kişiler istemin olduğu haliyle sahip olduğu lafza güvenemezler. 

EPO Temyiz Kurulu’nun T-544/89 sayılı kararının 3.1 paragrafında ise sadece istemde açıkça belirtilen veya istemden çıkarılabilir olan unsurlar, istemin tekniğin bilinen durumundan farklı olup olmadığı, tekniğin bilinen durumunun aşılıp aşılmadığı değerlendirmesinde dikkate alınır. Tarifnamede yer alan örnekler, bunlar açıkça istemde belirtilmediği sürece, patentin koruma kapsamını sınırlamaz. Benzer şekilde bahsi geçen unsurlara yapılan atıf işaretleri de istemi sınırlayacak şekilde yorumlanamaz. 

EPO Temyiz Kurulu’nun T-681/01 sayılı kararının 2.1.1 numaralı paragrafında tarifnamenin istemi “yeniden yazmak” ve istemin teknik unsurlarını “yeniden tanımlanmak” amacıyla kullanılamayacağını; özellikle de istemin genel geçer lafzına bakıldığında isteme ait bir unsur olarak görülen bir unsurun tarifnameye dayanılarak bu istemin kapsamında olmadığı iddia edilemez. 

En nihayetinde Barselona Temyiz Mahkemesi, EPO Temyiz Kurulu içtihatları doğrultusunda, istemlerde açıkça belirtilmeyen bir sınırlamanın, tarifname veya çizimlerde yer alması gerekçesiyle istemin sınırlanmasına yol açmayacağına; çizimlerde “tercih edilen” olarak belirtilen seçimlik bir özelliğin, istemin sadece bu spesifik özellikle sınırlı olarak okunmasına yol açmayacağına hükmetmiştir.

Bilindiği üzere Sınai Mülkiyet Kanunu („SMK“) madde 89/(1) uyarınca patent başvurusu veya patentin sağladığı korumanın kapsamı istemlerle belirlenir. Bununla birlikte istemlerin yorumlanmasında tarifname ve resimler kullanılır. SMK 89/(2) ise; Avrupa Patent Sözleşmesi („EPC“) madde 69 ve bu maddenin uygulanmasına dair Protokolü karşılayacak şekilde “İstemler, kullanılan kelimelerin verdiği anlamla sınırlı olarak yorumlanamaz. Ancak istemler, koruma kapsamının tespitinde, buluşu yapan tarafından düşünülen fakat istemlerde talep edilmeyen, buna karşılık ilgili teknik alanda uzman bir kişi tarafından tarifname ve resimlerin yorumlanması ile ortaya çıkacak özellikleri kapsayacak şekilde genişletilemez.” düzenlemesini içermektedir.

EPO Temyiz Kurulu’nun yukarıda değinilen içtihatları uyarınca gerek EPC madde 69 ve uygulanmasına dair Protokolün gerekse bunun ulusal hukukumuzda bir yansıması olan SMK madde 89/2 hükmünün, istemlerin koruma kapsamının tarifname veya çizimler ile genişletilmesi mümkün olmadığı gibi; daraltılmasının da mümkün olmadığı anlamına gelecek şekilde yorumlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. 

Av. Selin Sinem ERCİYAS

Eylül 2019

selinsinem@yahoo.com

Inter Partes Review ve Buluş Basamağı (Non-obviousness) Terimlerinin Bir USPTO Temyiz Kurulu Kararına Etkisi (Riot Games, INC. v Paltalk Holdings, INC.)

Riot Games, INC. şirketi USPTO Temyiz Kuruluna, Paltalk Holdings, INC. şirketine ait 6,226,686 numaralı patentin aşağıda belirtilecek istemlerinin patentlenebilir olmadığına dair bir dilekçe vermiştir. İnceleme sonucunda USPTO Temyiz Kurulu, istemlerin buluş basamağını aşmadığı iddialarının yerinde olduğu gerekçesiyle 6,226,686 numaralı patentin 1-4, 7-21, 28-34, 35, 39 40, 47-54, 56,57 ve 64-70. istemlerinin A.B.D Patent Kanunu’nun (35 U.S.C.) 103. maddesi uyarınca patentlenemeyeceğine karar verdi.

Riot Games, INC. şirketi, 2006 yılında Los Angeles’da kurulmuş olan Dünyaca ünlü, oyun yapım şirketidir. Riot Games şirketinin bilinen en ünlü oyunu ise League of Legends’dır. Dilekçeye taraf olan diğer şirket Paltalk Holdings, INC. ise, 6,226,686 patentin sahibi olan, online platformlar üzerinde olmak üzere kullanıcılarına konuşma odaları, mesajlaşma gibi hizmetler sağlayan bir şirkettir.

Olayın geçmişine kısaca değinecek olursak, Paltalk Holdings INC. Şirketi,  Riot Games, INC şirketinin League of Legends oyunundaki sohbet odalarındaki kullanımlarının ‘686 numaralı patent hakkına tecavüz oluşturduğu iddialarıyla 16 Aralık 2016 tarihinde patent tecavüzü davası açar. Riot Games, INC şirketi ise bir savunma mekanizması olan ‘’Inter Partes Review’’ talebinde bulunur. Riot Games,INC. şirketinin bu talebi üzerine USPTO Temyiz Kurulu istemi kabul eder, duruşma yaparak, yukarıda belirtilen istemlerin A.B.D. Patent Kanunu’nun (35 U.S.C.) 103. maddesine göre patentlenebilir olup olmadığına ilişkin değerlendirmesine başlar.

USPTO Temyiz Kurulu kararına değinmeden önce, Inter Partes Review adı verilen dilekçenin anlamını ve taraflara nasıl bir imkan verdiğini inceleyecek olursak. Inter Partes Review mekanizması, 2012 yılında yürürlüğe girmiştir. Amacı, geçerli (valid) patentlerin istemlerinin A.B.D Patent Kanunu’nun (35 U.S.C.) 102. ve 103. maddeleri uyarınca USPTO Temyiz Kurulunca yeniden gözden geçirilmesini sağlamaktır. Bu mekanizma öncesinde, bir patentin geçerli olup olmadığına dair incelemeye yetkili kurum Bölge Mahkemeleriydi.

Yeni sayılabilecek bu sistemde, A.B.D Patent Kanunu’nun 286. maddesine göre, Inter Partes Review isteminde bulunan taraf, patent koruma süresi dolmuş olsa dahi, daha önce meydana gelen zararlarını 6 yıl ile sınırlı olmak kaydıyla isteyebilecektir.

Yazının devamında gerekçelerini belirterek, Inter Partes Review ve buluş basamağını değerlendiren USPTO Temyiz Kurulu’nun 14 Mayıs 2019 tarihli kararına yer vereceğiz, karar metninin Riot Games v Palktalk Holdings bağlantısından görülmesi mümkündür.

İnceleme konusu olan Paltalk Holdings, INC. Şirketine ait ‘686 numaralı patent, interaktif uygulamalar için sunucu grup mesajı sistemi başlığı altında yer alan, interaktif uygulamaları ana bilgisayarları ve grup mesajlaşma sunucularını içeren bir ağ üzerinden dağıtma yöntemi metodunu tanımlamaktadır. Internet gibi ağlar üzerinden dağıtılan paylaşılan, interaktif uygulamalar için ana bilgisayarlar arasında yönlendirme mesajlarını belirtir.

İnceleme talebinde bulunan Riot Games, INC. şirketi, dilekçesinde istem 1–4, 7–21, 28–30, 34, 35, 39, 40, 47–49, 53, 54, 56, 57, 64–66 ve 70’in Aldred ve RFC 1692’ye göre daha önceden belirtilen istemlerin değinildiğini ve buluş basamağının aşılmadığını belirtir. A.B.D. Patent Kanunu’nun (35 U.S.C) 103. maddesine göre göre, bir buluşun patentlenebilir olmasının şartlarından birisi de buluş basamağının aşılmasıdır.

A.B.D. Patent Kanunu’na göre, bir buluşun patent elde edebilmesi için tekniğin bilinen durumunun aşılması (non-obviousness), kullanılacak tekniğe yararlı (useful) ve yenilik (novelty) özelliklerine sahip olması gerekmektedir. Buluş basamağı, yenilik kavramı ile benzerlik göstermektedir. Fakat, buluş basamağı kavramında daha çok buluşun daha önceki patent başvurularında bilinip bilinmediği, buluşun daha önce yazılı şekilde tanımlanıp tanımlanmadığı gibi sorulara cevap vermesi gerekmektedir. Yeni bir buluş patent koruması altında olan diğer buluşlardan farklılık gösterse, bazı durumlarda yeni bir buluş olsa dahi patentlenemeyebilmektedir. Buluş basamağı kavramı, yeterli farklılık yani, o alandaki uzmana göre buluşun açık bir şekilde olmaması anlamına gelmektedir.

Buluş basamağının tespiti için Graham testi adı verilen 4 aşamalı bir değerlendirme yapılmaktadır:

  • Önceki tekniğin kapsamı ve içeriği;
  • İstemin söz konusu olduğu konu ile önceki teknik arasındaki farklar;
  • Buluş konusunundaki tekniğin kullanılma şekli ve
  • Buluşun o alanda uzman veya kamu nazarın açık, daha önceden belli olmadığına dair kanıtlar. Bknz. Graham v. John Deere Co., 383 U.S. 1, 17–18 (1966).

Yukarıda belirtildiği gibi, (i) tekniğin o alanda hangi sorunları çözdüğü, (ii) tekniğin alanıyla ilgili hangi sorunların bulunduğu gibi sorulara cevap veriliyor olması gerekmektedir.

USPTO Temyiz Kurulu değerlendirmelerine, ağda ortak çalışma başlıklı 26 Mayıs 1994 tarihinde yayınlanan Aldred uluslararası başvurusu ile devam eder. Aldred, ağda ortak çalışma için programlanabilir iş istasyonu ile ilgili olup, devreler arasında veri ve kaynakları paylaşan, paylaşım grubunun üyelerini bağlayan veri kanallarını paylaşan programların kümesinin paylaşımını içerir.

Şekil 3, A, B, C, D ve E devreler arasında veri ve kaynakları paylaşan uygulamaları göstermektedir. Şekil 4, Şekil 3’teki uygulamaların paylaşımı arasındaki iki paylaşım setini göstermektedir.

Ağustos 1994’te yayınlanan “Transport Multiplexing Protocol (TMux)” adlı RFC 1692, İnternet topluluğu için internet standartları izleme protokolü olup, iyileştirmeler için tartışma ve önerileri içermektedir. RFC 1692, TMux protokolunun birden çok tek bir bağlantı üzerinde bir çok terminal açmasını sağlayan ve verimliği artırıp, sistem yönetimini kolaylaştıran bir protokoldür.

RFC 1692, TMux’un, uygulama tipinden bağımsız olarak, bir sunucu ile ana bilgisayar arasında birleştirilebilen birden çok kısa nakil segmentine izin veren bir protokol olduğunu açıklar. Bu nedenle, “TMux, ağ trafiğini artırmak ve birçok kısa paket içeren çok sayıda oturum gerçekleştiren ana bilgisayarlardaki yükü azaltmak için” tasarlanmıştır.

Riot, INC. şirketi dilekçesinde, Aldred’in veri akışlarının seri hale getirilmesi ve iletilmesi ve merkezi seri hale getirme noktası istemini açıkladığını ve burada veri paketleri üzerindeki kanallar aracılığıyla gönderildiğini açıklar. Sonrasında da seri hale getirilmiş kanal setlerinin her bir paylaşım grubuna iletildiğini belirtir.  Riot Games INC. şirketi dilekçesinde ‘686 numaralı patentin,  Aldred ve RFC 1692’de açıklananların benzer teknik olduğunu ve hepsinin bilgisayar ağ sistemleri alanlarını içerdiği özellikle RFC 1962’de TMux protokolünün kümeleştirme isteminin açıklandığını belirtmiştir.

Dolayısıyla da, USPTO Temyiz Kurulu, Aldred olarak bilinen 1993 tarihli uluslararası başvuruda “veri akışını seri hale getirme ve iletmenin” ve RFC 1692’de ağ trafiğinin ve ana bilgisayardaki yükün nasıl azaltılacağının daha önceden açıklandığını ve bunu uzman bir kimsenin bilmesi gerektiğini belirtir.

Paltalk Holdings, INC.  şirketi  her ne kadar, Riot Games, INC. şirketinin dilekçesinde belirttiği istemlerinin RFC 1692’de belirtilmediğini ve istemlerinin açık olmadığı belirtse de, USPTO Temyiz Kurulu, Aldred ve RFC 1692 protokolünde yer alan sistemlerin, buluş basamağının aşılmasına engel olacağı gerekçesiyle, Palktalk Holdings, INC. Şirketinin 6,226,686 numaralı patentinin 1-4, 7-21, 28-34, 35, 39 40, 47-54, 56,57 ve 64-70. istemlerinin patentlenemeyeceğine karar verir. Paltalk Holdings, INC şirketinin USPTO Temyiz Kurulunun bu kararını, Federal Bölge Mahkemesi’ne taşıyıp taşımayacağını takip edeceğiz.

Tonay Berkay Aras

Mayıs 2019, San Francisco

tonayberkay@gmail.com  

Huawei Krizi A.B.D.’nde Patent Tecavüzü Davalarına mı Yansıyacak?

Trump hükümeti, A.B.D.’nde göreve başladığından bu yana, kendi üreticilerini ve iç piyasasını korumak amacıyla farklı ülkelere karşı ekonomik ve yasal tedbirler almaktadır. Bu tedbirlerin bir bölümünün uluslararası yükümlülüklere ve hukuka uygunluğu ise tartışma konusu olmaktadır.

Cumhuriyetçi bir senatör tarafından 17 Haziran 2019 sunulan bir tasarı patent alanında ön gördüğü tedbirler bağlamında, fikri mülkiyet camiasında büyük tartışmalar yaratmaya adaydır.

Reuter Haber Ajansı tarafından yapılan ve https://www.reuters.com/article/us-huawei-tech-usa-senate/senator-rubio-targets-huawei-over-patents-idUSKCN1TI2T3 bağlantısından okunabilecek habere göre; Cumhuriyetçi Parti’nin Florida Senatörü Marco Rubio 17 Haziran 2019 tarihinde Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (National Defense Authorization Act – kısaca NDAA) için bir değişiklik tasarısı hazırlamıştır. Değişiklik tasarısına göre; A.B.D. hükümetinin belirli izleme listelerinde olan firmalar, patent hakkına tecavüz davaları dahil olmak üzere, A.B.D. patentlerine ilişkin olarak haksızlığın giderilmesi içerikli davaları açamayacaktır.

Tasarı henüz erişime açılmamış olmakla birlikte Reuters tarafından görülmüştür ve Marco Rubio cephesinden habere ilişkin yalanlama gelmemiştir. Tersine Rubio, Twitter hesabında haberi doğrular içerikte bir paylaşıma yer vermiştir.

Marco Rubio’nun tweetinden de anlaşılacağı üzere, tasarının zamanlaması tesadüfi değildir.

Fikri mülkiyet dünyasındaki uluslararası gelişmeleri veya en azından uluslararası gündemi takip edenler, A.B.D. hükümetinin Çin Halk Cumhuriyeti menşeili Huawei firmasına karşı aldığı tedbirlerin farkındadır. Konuyu merak edenler, Ergin Yıldızoğlu’nun BBC Türkçe’de 25 Mayıs 2019 tarihinde yayımlanmış “Huawei krizi ABD ile Çin’in diplomatik soğuk savaşı mı?” başlıklı yazısını https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-48398311 bağlantısından okuyabilirler.

Huawei firması, 12 Haziran 2019 tarihinde A.B.D. menşeili Verizon Communications firmasına karşı A.B.D. patent mahkemelerinde dava açmış ve kendisine ait 238 patentin lisanssız kullanımı nedeniyle, karşı taraftan 1 milyon dolardan fazla tutardaki zararının tazminini istemiştir. (https://www.nytimes.com/2019/06/12/technology/huawei-verizon-patent-license-fees.html )

Marco Rubio’nun tasarısı, A.B.D. hükümeti tarafından izleme listesine alınmış ve A.B.D. aleyhine çalıştıkları “belirlenmiş” firmaların, A.B.D. mahkemelerinde patent tecavüzü dahil bazı davaları açmasını engellemeye yöneliktir ve zamanlaması itibarıyla hedefin Huawei firması ve dolayısıyla Çin olduğu açıktır.

Bu noktada karşımıza açık bir ikilem çıkmaktadır:

A.B.D. on yıllardır, A.B.D. firmalarının uluslararası düzeydeki çıkarlarının korunması amacıyla, patent hakları dahil olmak üzere fikri mülkiyet haklarının uluslararası düzeyde etkili biçimde korunmasını savunmaktadır. Buna karşılık, Trump yönetimi iç pazarı koruma amacıyla (ve elbette başka diğer amaçlarla) çeşitli tedbirler almaktadır. Rubio tasarısının yasalaşması halinde, A.B.D. firmalarının fikri mülkiyet haklarının farklı ülkelerde etkin biçimde korunmasının sağlanması konusunda ikircikli bir tavır ortaya çıkacaktır. Bir tarafta, A.B.D. kendi ulusal çıkarları doğrultusunda izleme listesine alınmış yabancı firmaların patent tecavüzü davası açması engelleyebilecek, diğer yandan ise halen kendi firmalarının farklı ülkelerdeki patent haklarının etkili biçimde korunmasını isteyecektir. Kanaatimizce bu açıklanması ve savunulması güç bir hal olacaktır.

Tasarı henüz görüşülmemiştir; belki görüşülmeden geri çekilecektir, reddedilecektir veya kanunlaşacaktır, bunları henüz bilmiyoruz. Dolayısıyla, yorum yapmak konusunda şu aşamada sabırlı davranmak yerinde olacak. Bununla birlikte Trump yönetiminin çılgınlıkları göz önüne alınırsa, tasarının kanunlaşması kanaatimizce büyük bir sürpriz olmayacak. Eğer durum böyle olursa, gelecek yıllarda Dünya Ticaret Örgütü, WIPO, uluslararası anlaşmalar ve ikili anlaşmalardaki gelişmeleri izlemek oldukça heyecan verecek, bundan hiç şüphe duymuyoruz.

Önder Erol ÜNSAL

Haziran 2019

unsalonderol@gmail.com

Dünya Fikri Haklar Göstergeleri 2018 – Genel Bakış ve Değerlendirme

Fikri Mülkiyet Hakları camiamızın duayen ismi M. Kaan Dericioğlu bir yazısını IPR Gezgini’nde yayınlama nezaketini gösterdi ve bizleri çok mutlu etti. Yeni yılın ilk yazısını Sayın Dericioğlu’nun kaleminden okuyacaksınız, kendisine teşekkürlerimizi sunuyoruz.

WIPO tarafından hazırlanan ve 2017 yılı verilerini içeren, Dünya Fikri Haklar Göstergeleri 2018,  3 Aralık 2018 günü duyuruldu.

Söz konusu göstergelere https://www.wipo.int adresinden ulaşılabilir.

Patent, faydalı model, marka, endüstriyel tasarım, bitki çeşitleri, coğrafi işaretler konularındaki 2017 yılında yapılan başvurular ve verilen belgeler bu yayında yer almıştır. Geçmiş yıllardaki verilere ek olarak, bu yıl, yaratıcı ekonomi kapsamında, ticaret, eğitim, bilim, teknik ve tıp sektörlerine ilişkin yayın ve gelir verileri ile, özel tema olarak, patent davası sistemi karakteristikleri belirtilmiş, Birleşik Krallık ile Amerika Birleşik Devletleri örnek alınarak istatistikler açıklanmıştır.

2017 yılında başvurusu yapılan; patent, faydalı model, marka, endüstriyel tasarım, bitki çeşitlerine ilişkin Dünya çapında toplam başvuru sayıları ile ilk üç ülke sayıları, giriş bölümünde sunulmuştur.

2017 yılı sayıları, 2016 yılı sayıları ile karşılaştırıldığı zaman, 2015 ve 2016 yıllarında olduğu gibi, marka başvuruları dışındaki konularda, önemli bir sayısal artışın olmadığı gözlenmiştir. Aşağıda sunulan tablo üç yılın Dünya çapında yapılan toplam başvuru sayılarını vermektedir:

2015-2017 Başvuru Sayıları (Dünya çapında toplam)

Konu 2015 2016 2017
Patent Başvurusu 2,887,300 3,125,100 3,168,900
Faydalı Model Başvurusu 1,205,400 1,553,280 1,761,200
Marka Başvurusu 8,609,500 9,771,400 12,387,600
Endüstriyel Tasarım Başvurusu 1,145,200 1,240,600 1,242,100
Bitki Çeşitliliği Başvurusu 15,240 16,560 18,490

Kaynak: WIPO, Indicators 2017, Indicators 2018 Key Numbers

2017 yılı göstergelerinde dikkat çeken bir konu, en çok patent başvurusu yapan ilk üç ülkenin, Çin, Birleşik Devletler ve Japonya’nın olmasıdır. Çin tüm fikri haklar alanlarında sayı üstünlüğünü sürdürmektedir.

WIPO yayınından elde edilen veriler alınarak, patent başvuru sıralamasına göre patent sayılarına ve verilen patent sıralamasına göre işlem sayılarına ilişkin iki tablo hazırlanmış ve aşağıda sunulmuştur.

Patent Başvuru Sıralamasına Göre Patent Sayıları 2017

WIPO, gösterge listelerinin hazırlanması sırasında, söz konusu ülkenin patent kurumuna doğrudan yapılan (by Office) başvurularını dikkate almaktadır. Bu konu Türkiye açısından değerlendirildiğinde, Türk Patent ve Marka Kurumu’na 2017 yılında yapılan 8,175 ulusal patent başvurusu ile 380 uluslararası patent başvurusu toplamı 8,555 toplam patent başvurusu olarak ele alınmaktadır.  WIPO, Avrupa patent başvurularını, patent Avrupa Patent Ofisi tarafından verildiği için, (by Office) olarak dikkate almamaktadır.  

              (A59-60) Patent Başvuru Sıralamasına Göre Patent Sayıları 2017

Sıra Ülke PATENT BAŞVURUSU 2017 VERİLEN PATENT 2017 YAŞAYAN PATENT 2017
1 ÇİN 1,381,594 420,144 2,085,367
2 ABD 606,956 318,828 2,984,825
3 JAPONYA 318,479 199,577 2,013,685
4 KORE 204,775 120,662 970,889
5 ALMANYA 67,712 15,653 657,749
6 HİNDİSTAN 46,582 12,387 60,777
7 RUSYA 36,883 34,254 244,217
8 KANADA 35,022 24,099 180,727
9 AVUSTRALYA 28,906 22,742 144,555
10 BREZİLYA 25,658 5,450 25,664
11 B. KRALLIK 22,072 6,311 1,243,678
12 MEKSİKA 17,184 8,510 112,617
13 İRAN 16,259 4,151 42,447
14 FRANSA 16,247 11,865 563,695
15 HONG KONG 13,299 6,671 45,059
16 SINGAPUR 10,930 6,217 49,514
17 İTALYA 9,674 4,855 297,672
18 ENDONEZYA 9,303 2,309
19 TÜRKİYE 8,555 1,900 68,886
20 Polonya 4,041 2,904 75,982
21 S. ARABİSTAN 3,191 501 3,277
22 HOLLANDA 2,606 2,307 165,879
23 İSPANYA 2,343 2,011 108,732
24 Avusturya 2,305 1,102 146,880
25 İSVEÇ 2,297 1,031 96,876
26 NORVEÇ 2,060 2,147 33,150
27 İSVİÇRE 1,628 771 208,022
28 BELÇİKA 1,217 1,016 102,120
29 İRLANDA 269 87 168,453
30 MONAKO 35 10   88,453

                    Kaynak: WIPO, World Intellectual Property Indicators, 2018

WIPO tarafından yayımlanan listede, patent başvurusu sıralamasında Türkiye 19. sırada yer almıştır.  

Türk Patent  ve Marka Kurumu tarafından yayımlanan istatistiklerde EPC 450 olan Avrupa Patenti başvurusu da bu sayıya eklendiği için 2017 yılında  yerli patent başvuru sayısı 8,625 (TR 8,125 + PCT 380 + EPC 450 = 8,625) olarak açıklanmıştır.

WIPO’nun 2017 yılı verilen patentler listesinde, Türkiye’de 1,757 yerli ve 143 yabancı olmak üzere toplam 1,900 patent verildiği ve 68,886 yaşayan patenti olduğu açıklanmıştır. 

Avrupa Patenti başvurularında tüm işlemler Avrupa Patent Ofisi bünyesinde gerçekleştirilmektedir. Avrupa Patenti verildikten sonra belirlenen üye ülkelerde Avrupa Patenti ’nin sicile işlenmesi işlemi yapılmaktadır. WIPO ülkelerin listelerinin hazırlanmasında Avrupa Patenti dışındaki başvuruları değerlendirdiği için, yukarıdaki liste, bu verilere göre hazırlanmıştır.

(A61) “Patent Office Procedural Data-Patent Ofisi İşlem Verileri 2017”

WIPO, 2016 ve 2017 yılları göstergelerinde “Patent Office procedural data-Patent ofisi işlem verileri” bilgilerini de açıklamaktadır. Yedi sütunda verilen veriler, ilgililer ve başvuru tercihi yapacaklar için, aydınlatıcı niteliktedir.  

A61 işareti ile yayımlanan tabloda, bir yıllık dönemde işlem yapılan başvuru verileri değerlendirilmiş, Türkiye’de işlem yapılan 2,422 başvurudan 2,100 başvuru değerlendirilerek patent verilmiş, 257 başvuru reddedilmiş ve 65 başvuru sahipleri tarafından geri çekilmiştir.  2,422 sayısı, önceki yıllarda yapılan ve henüz değerlendirilmemiş başvurular içinden işlem yapılan başvuru sayısıdır.

Örneğin, Birleşik Devletler ’de 2017 yılında 922,829 işlem yapılmış, 318,829 patent verilmiş, 469,976 başvuru reddedilmiş ve 134,055 başvuru sahipleri tarafından geri çekilmiştir.    

Aşağıda verilen liste, buradaki “verilen patent” sıralamasına göre düzenlenmiştir.

Patent başvuru sıralamasına göre yapılan listede 19. sırada yer alan Türkiye, verilen patent sıralamasına göre yapılan listede 23. sırada yer almıştır. Bu listeden ülkeler seçilirken, Türkiye’deki 2100 sayısı esas alınmış ve ülkeler buna göre sıralanmıştır.

Listede, bölgesel nitelikli olan, (EPO) Avrupa Patent Ofisi ile (GCC) Gulf Cooperation Council verileri de kullanılmıştır.

Bazı ülkelerde bazı veriler 2017 yılı listesinde yer almamıştır. 2016 yılında bu konularda olan veriler tabloya (*) işareti ile eklenmiştir. 

A60 ve A61 işaretli tablolarda 2017 yılı içinde ve bazı ülkelerde verilen patent sayılarının birbirlerini tutmadığı dikkat çekmiştir. Bu ülkeler: Japonya, Kore Cum., Rusya, Fransa, Meksika, Endonezya, Vietnam, Türkiye ve Brezilya. WIPO bu konuyu, “bazı ülkelerin farklı zamanlarda sunduğu verilerde farklılık olması” olarak açıklamaktadır. Örneğin Türkiye için bu farklılık,  Avrupa Patenti verilen yerli patent sahiplerinden kaynaklanmaktadır.   Farklı sayılar ( ) içinde belirtilmiştir.

WIPO verilen patent sayılarındaki farklılığı şu şekilde açıklamaktadır: “Patent verilmesine ilişkin veriler, farklı veri süzme tarihleri nedeniyle bu raporun başka bir yerinde bildirilen patent verme verilerinden biraz farklılık göstermektedir. Prosedürlere ilişkin verilerin ortak tanım ve kavramlara dayalı olarak derlenmesi için her türlü çaba harcanmıştır, ancak işlemsel farklılıklar bu tür verilerin tam olarak uyumlaştırılmasını son derece zorlaştırmaktadır …..”

Patent başvuru yapacaklar için A61 işaretli tabloda yer alan, “ilk karar süreleri” çok önemlidir.  İlk kararın, rüçhan hakkı süresi olan 12 aydan önce verilmesi, patent başvuru sahiplerinin diğer ülkelere de başvuru yapmak kararlarını olumlu etkilemektedir.

Listedeki verilere göre ilk kararı 12 ay içinde verdiğini beyan eden ülkeler, yalnız 9.2 ay ile Rusya ve 11.8 ay ile İspanya’dır. 18 ay içinde ilk kararı verdiğini beyan eden ülkeler ise; 14.6 ay ile Japonya, 15.9 ay ile ABD ve Kore Cumhuriyeti, 17.4 ay ile Türkiye’dir.

İlk kararı iki yıllık sürede verdiklerini beyan eden ülkeler: Avustralya (19.0), Norveç (20.4 ay), İsrail (21.0 ay) , Çin (22.0 ay), EPO (22.1 ay), Yeni Zelanda (24.1 ay).

İlk kararı üç yıllık sürede ve daha sonra verdiklerini beyan eden ülkeler: Kanada (27.9 ay), İsveç (29.9 ay), Meksika (36.0 ay), Birleşik Krallık (36.0 ay), Polonya (36.0 ay). GCC (46.0 ay), Tayland (57.0 ay), Vietnam (57.3 ay), Hindistan (64.0 ay), Brezilya (95.1 ay).  

İlk karar için 12 aydan daha uzun süreler beklenilmesi, patent alınıncaya kadar teknolojinin eskimesi sorununu oluşturabilmektedir.

ABD, İsveç ve Avusturya gibi, ek ücret ödenerek hızlandırılmış araştırma yapan ülkeler, 12 aylık sürede kararlar için çözüm üretmişlerdir.

Ülkeler arasında ikili anlaşmalarla yürütülen Patent Prosecution Highway (PPH) – Hızlandırılmış İnceleme İşlemleri uygulamasına göre, 2017 yılında toplam        30,642 işlem yapılmıştır. (Bakınız: Indicators 2018 Table A52.)   PPH Sisteminde,      yapılan bir başvurunun istemlerinden en az birinin patent verilebilir olarak   değerlendirilmesi halinde, bu başvurunun karşılığının yapıldığı ikinci başvurunun inceleme işlemleri, başvuru sahibinin talebi üzerine, ikinci ofiste hızlandırılmaktadır. Türk Patent ve Marka Ofisi, İspanya ve Japonya Patent Ofisleri ile PPH konusunda ikili anlaşma imzalamıştır.

(http://www.turkpatent.gov.tr/TURKPATENT/resources/pph/PPHTR.pdf)

(A61) Verilen Patent Sıralamasına Göre İşlem Sayıları 2017

Sıra   Ülke İşlem yapılan başvuru Verilen Patent Reddedilen Başvuru Geri Çekilen Başvuru İncelemeci Sayısı İlk karar (ay) Son karar (ay)
1 Çin 420,144 2,302 22.0
2 ABD 922,859 318,828 469,976 134,055 8,279 * 15.9 * 22.6 *
3 Japonya 246,500 183,919 (199,577) 60,613 1,968 1,696 14.6 9.4
4 Kore Cum. 177,118 110,408 (120,662) 62,869 3,841 66 15.9 10.3
5 EPO 105,645 4,378 22.1 4.8
6 Rusya 45,217 33,988 (34,254) 1,147 10,082 587 9.2 9.0
7 Kanada 24,099 13,952 322 27.9 10.7
8 Avustralya 29,773 22,742 21 7,010 379 19.0 7.5
9 Almanya 36,833 15,653 8,356 12,824 721
10 Hindistan 45,379 12,387 3,203 29,789 571 64.0 52.0
11 Fransa 14,646 12,205 (11,865) 1,841 600 92
12 Meksika 13,921 8,843 (8,510) 120 4,958 125 36.0 3.0
13 B. Krallık 9,500 * 6,311 18,644 3,938 * 318 36.0 20.0
14 İsrail 7,659 4,815 12 2,832 114 21.0 28,5
15 Endonezya 4,383 3,578 (2,309) 41 774
16 Polonya 4,937 3,097 1,185 655 78 36.0 0.1
17 Tayland 14,204 3,080 906 10,218 73 57.0 21.0
18 Ukrayna 3,818 2,734 178 906 115 14.4 11.0
19 Yeni Zelenda 2,430 1,438 43 24.1 2.3
20 Vietnam 3,386 2,309 (1,745) 727 350 62 57.3 41.6
21 GCC 5,548 2,240 56 3,252 40 46.0 14.0
22 Norveç 4,073 2,148 14 1,911 75 20.4 6.5
23 Türkiye 2,422 2,100 (1,900) 257 65 112 17.4 3.6
24 İspanya 2,965 2,011 462 492 176 11.8 3.8
25 İsveç 2,313 1,031 25 1,257 111 29.9 7.6
26 Brezilya 532 5 (5,450) 4 523 183 95.1 89.0

(*) 2016 yılı sayıları ve ( ) içindekiler A60 daki sayılardır.  Kaynak: WIPO

Indicators 2018 Tablo A31, teknoloji alanlarında 2006, 2011 ve 2016 yılına ait yapılan patent başvuru sayılarını da yayınlamıştır. 2016 yılında değişik teknoloji alanlarında 2,648,466 patent başvurusu yapılmıştır. Bir yıllık dönemde patent başvuru sayılarındaki artışı belirtmek bakımından listeye 2015 yılı verileri de eklenmiştir.

Başvuru sayıları 100,000 den fazla olan ilk yedi teknik alan şu şekildedir:

Teknoloji Alanı 2015 toplam patent başvuru sayısı 2016 toplam patent başvuru sayısı
Bilgisayar teknolojisi 187,007 198,402
Elektrikli makineler, cihazlar ve enerji 176.457 185,560
Sayısal haberleşme 123,258 133,955
Ölçüler 123,986 129,439
Tıp teknolojileri     110,109 118,710
Taşımacılık 105,294 112,496
Eczacılık 102,790 106,704

Kaynak: WIPO, Indicators 2017 Figure A32, Indicators 2018 Table A31

A31 tablodaki veriler, patent başvurularının: elektrik mühendisliği, ölçüler, kimya, makine mühendisliği, diğer alanlarda (mobilya, oyunlar, diğer tüketici eşyaları, inşaat mühendisliği) yoğunlaştığını göstermektedir.                                

WIPO göstergelerinde özellikle vurgulanan istatistiklerden biri de YAŞAYAN PATENT sayılarıdır. “In Force by Office” olarak A60 tabloda ve ayrıca özel bilgi olarak verilmektedir. Dünya çapında yaklaşık olarak 13,718,050 yaşayan patent olduğu A60 tabloda açıklanmıştır. Yaşayan patent sayılarında 68,886 ile Türkiye’nin  22. sırada yer almış olup, ilk 20 ülke arasına girememiştir. (Bakınız: A42. Patents in force at the top 20 offices, 2017)

Yukarıda verilen, A59-60 listesinin 30. sırasında yer alan Monako’nun yaşayan patent sayısının 88,453 ile Türkiye’den fazla olması ilginçtir.

Yaşayan patent kavramı, yıllık ücretleri yatırılan ve koruması devam eden patent sayılarını belirtmektedir. 

(IPC) Uluslararası Patent Sınıflandırması, tüm teknoloji alanlarını 8 bölüme, (CPC) Birleştirilmiş Patent Sınıflandırması 9 bölüme ayırır. CPC de Y kategorisi olarak “Yeni Teknolojik Gelişmeler”, bölümlere eklenmiştir.  Patent başvuruları ve verilen patentler bu sınıflandırma sistemlerine göre kayıt edilir.  

BÖLÜM A İnsan İhtiyaçları
BÖLÜM B İşlemlerin Uygulanması; Taşıma
BÖLÜM C Kimya; Metalürji
BÖLÜM D Tekstil; Kağıt
BÖLÜM E Sabit Yapılar (İnşaat)
BÖLÜM F Makine Mühendisliği; Aydınlatma; Isıtma; Silahlar; 
BÖLÜM G Fizik
BÖLÜM H Elektrik

Türkiye’de yapılan patent başvuruları ile verilen patentlerin IPC sınıflarına göre dağılımı, aşağıdaki iki tabloda gösterilmiştir.  (Kaynak: Türk Patent, Resmi İstatistikler)

İki tablodaki veriler, Türkiye’de en çok patent başvurusu yapılan ve en çok patent verilen teknik alanlarda,  yerli ve yabancı olarak farklılık göstermektedir.  Yabancı başvuru ve patentlerin sıralaması: A, C, B, F, H, G, E, D olmasına karşılık yerli patent başvuruları ve verilen patentleri sıralaması birbirinden farklıdır. Yerli patent başvuruları A, G, B, H, D, E, C ve yerli verilen patentler A, B, F, G, H, C,  D, E şeklinde sıralanmaktadır. Bu verilere göre Türkiye’de insan ihtiyaçları en çok patent başvurusu yapılan ve patent verilen teknik alan olmaktadır.

WIPO Dünya Fikri Haklar Örgütü, her yıl ülke profili istatistikleri (Statistical Country Profiles) yayınlamaktadır. Türkiye ile ilgili olarak, 2001 ila 2015 yıllarının verilerini içeren istatistikte, Türkiye’de en çok patent başvurusu yapılan teknik alan,  %11,65 ile diğer tüketici malları (other consumer goods) olarak açıklanmıştır.  Bunu, eczacılık, mobilya, inşaat izlemektedir.  

WIPO, 2016 ve 2017 yılında bu tür istatistik yayınlamamıştır.

Diğer tüketim malları konusunda çeşitli yorumlar vardır.  “Other consumer goods: this field primarily represents less research-intensive sub-fields. Diğer tüketim malları: Bu alan öncelikli olarak daha az araştırma-yoğun alt alanları temsil etmektedir.” WIPO kayıtlarında yer almaktadır.

https://www.wipo.int/export/sites/www/ipstats/en/statistics/patents/pdf/wipo_ipc_technology.pdf

WIPO Dünya Fikri Haklar Örgütü son iki yıldır kadın buluşçular hakkında istatistikler yayınlamaktadır. Patent başvurularında buluşçuların cinsiyeti belirtilmediği için WIPO tarafından “gender-name dictionary” adlı özel bir program geliştirilmiştir. Bu program ile PCT – Uluslararası Patent başvurularında kadın veya erkek buluşçular konusunda istatistik bilgiler elde edilmektedir.   

Dileğimiz Türkiye’nin uluslararası patent platformunda ilk sıralarda yer almasıdır.

M. Kaan DERİCİOĞLU

Ankara Patent Bürosu Kurucu Ortak ve Onursal Başkan

Kaynaklar: (1) WIPO, World Intellectual Property Indicators, 2018

(2) Türk Patent ve Marka Kurumu, Resmi İstatistikler