Ay: Aralık 2025

EUIPO’DA YENİ BİR SAYFA: ZANAAT VE SANAYİ ÜRÜNLERİNDE COĞRAFİ İŞARET KORUMASI

Takvim 1 Aralık 2025’i gösterdiğinde, “coğrafi işaretli zanaat ve sanayi ürünleri” (Craft and Industrial Geographical Indication – CI GI) bakımından Avrupa Birliği (AB) düzeyinde coğrafi işaret koruması sağlamak üzere, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi – EUIPO için yepyeni bir dönem başladı. Bu konudaki yasal düzenlemenin hazırlık safhasına, 10.12.2020 tarihinde IPR Gezgini’nde yayımlanan “Avrupa Birliği’nin Coğrafi İşaret Sisteminde Önemli Gelişmeler” başlıklı yazımızda yer vermiştik.   

27.10.2023 tarihli AB Resmi Gazetesinde yayımlanan 2023/2411 sayılı AB Tüzüğü, kısaca tarım dışı ürünler olarak da adlandırılabilen CI GI bakımından koruma şartlarını düzenlerken, AB Markasına ilişkin 2017/1001 sayılı Tüzük ile AB’nin Cenevre Metnine katılımına ilişkin 2019/1753 sayılı Tüzükte bazı değişiklikler öngörmüştür. Bu konuya ilişkin “Tarım Dışı Ürünlerde Coğrafi İşaret Tescili İçin EUIPO Görev Başında!” başlıklı yazımız ise, 06.06.2024 tarihinde IPR Gezgini’nde yayımlanmıştı.

01.12.2025’te uygulanmaya başlayan 2023/2411 sayılı Tüzük, coğrafi işaretlerden sadece “mahreç işareti” (geographical indication) bakımından koruma sağlayacak. Bir başka ifadeyle, CI GI için AB düzeyinde “menşe adı” (designation of origin) koruması söz konusu olmayacak.

2023/2411 sayılı Tüzüğün 2025/1956 sayılı Uygulama Yönetmeliği 28.11.2025 tarihli, 2025/1955 sayılı Yetkilendirme Tüzüğü (Delegated Regulation) ise 01.12.2025 tarihli AB Resmi Gazetelerinde yayımlandı. Bu yazımızda, 2025/1956 ve 2025/1955 sayılı yeni tüzüklerde yer verilen ve 2023/2411 sayılı Tüzükte hakkında detaylı açıklama bulunmayan hususlara odaklandık.   

A- 2025/1956 sayılı Uygulama Yönetmeliğinde dikkati ilk çeken hususları aşağıda sıralıyoruz.

  • Korunan coğrafi işaret tamamen ya da kısmen, 2023/2411 sayılı Tüzüğün Madde 8(2) hükmü ile koşulları belirlenen “tek üretici”nin adından oluşmuş olsa bile bu durum; coğrafi işaret şartnamesine uygun olması şartıyla, diğer üreticilerin söz konusu coğrafi işareti kullanmalarını engellemez.  (Madde 3)
  • EUIPO, kendisine yapılan tüm başvuruları 1 ay içinde AB Komisyonuna bildirir. (Madde 4)
  • AB ülkeleri, mevcutta korumakta oldukları coğrafi işaretlerinin AB düzeyinde de korunabilmesi amacıyla, 02.12.2026 tarihine kadar EUIPO’ya bildirimde bulunurlar. (Madde 5)
  • Ulusal düzeydeki prosedürden derogasyona sahip olan AB ülkesi ve üçüncü ülkenin ortak coğrafi işaretlerinin AB düzeyinde korunması için bu başvurunun, ilgili AB ülkesindeki başvuru sahibi tarafından EUIPO’ya yapılması gerekir. (Madde 6)
  • Başvuruya ilişkin tek belge (single document), gerekçelendirilmiş istisnai durumların dışında en fazla 2500 kelime içermelidir. (Madde 10)
  • EUIPO kendisine yapılan tüm itirazları, itiraz süresinin sona ermesinden itibaren 1 ay içinde AB Komisyonuna bildirir. (Madde 16)
  • Üçüncü ülkelere ait coğrafi işaretlerin AB tescilindeki değişiklik taleplerinde; söz konusu değişikliğin, ilgili üçüncü ülkenin yürürlükte bulunan coğrafi işaret kanununa uygun olduğunun kanıtı sunulur. (Madde 18)
  • Üçüncü ülkelerle ilgili olan ve 2023/2411 sayılı Tüzüğün Madde 31(5) hükmüyle belirlenen standart değişikliklere ilişkin kararlar, ilgili üçüncü ülkenin yetkili makamı tarafından ve söz konusu kararın kamuya duyurulmasından itibaren en geç 1 ay içinde EUIPO’ya bildirilir. (Madde 23)
  • AB ülkesinin yetkili makamının veya EUIPO’nun AB Komisyonuna yapacağı talep üzerine AB Komisyonu, EUIPO nezdinde yürütülen işlemlerin yetkisini, 2023/2411 sayılı Tüzüğün Madde 30 hükmü uyarınca kendi üzerine alabilir. Bu kapsamda AB Komisyonu, söz konusu talebin yapıldığı veya kendi inisiyatifiyle bu yetkiyi aldığı tarihten itibaren 9 ay içinde karar verir. (Madde 28)
  • Coğrafi işaretin tescilli olduğunu gösteren ifade (Protected Geographical Indication), bu ifadeye ilişkin PGI kısaltması ve ilgili AB amblemi ancak, tescilin AB Resmi Gazetesinde yayımlanmasından sonra ve sadece tescil kapsamındaki ürün ile ilgili olarak kullanılabilir. Söz konusu ifade, kısaltma ve amblem, tescil edilen coğrafi işaret ile birlikte kullanılır. (Madde 29)
  • Ücretler; başvurunun, AB düzeyindeki değişikliğin, iptal veya itiraz talebinin yapılmasından itibaren en geç 10 takvim günü içinde ve euro para birimiyle ödenir. (Madde 30)
  • Coğrafi işaret tescilinde ulusal prosedür uygulayan AB ülkeleri, kendilerinin belirleyeceği ücretleri ayrıca talep edebilirler. AB düzeyindeki tescile ilişkin ücretler ise, 2025/1956 sayılı Uygulama Yönetmeliğinin 2 numaralı ekiyle aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.

– Başvuru ücreti: 1500 Euro (hem AB ülkeleri hem de üçüncü ülkeler için) 

– Ürün şartnamesinde değişiklik talebi ücreti: 750 Euro

– İptal talebi ücreti: 630 Euro

– İtiraz ücreti: 720 Euro

  • Denetim ve yaptırımla ilgili olarak AB ülkeleri arasında karşılıklı yardım ve iş birliğini içeren detaylı kurallar Madde 33 ila 36 arası hükümler ile düzenlenmiştir. 
  • AB yetkili makamları, üçüncü ülke kaynaklı coğrafi işaretler bakımından 2023/2411 sayılı Tüzüğe uygun olmayan durumların bulunduğuna veya insanlara veya çevreye yönelik risk bulunduğuna dair bilgi aldıklarında gecikmeksizin diğer AB ülkelerine ve AB Komisyonuna bildirirler. (Madde 37)  

B- 2025/1955 sayılı Yetkilendirme Tüzüğünde dikkati ilk çeken hususları aşağıda sıralıyoruz.

  • Üçüncü ülke başvuruları da dahil olmak üzere tüm başvurular, başvuru koşullarını sağlayıp sağlamadıkları bakımından ön değerlendirmeye tabi tutulurlar. (Madde 2)
  • EUIPO Temyiz Kurulu itirazları, başvuru yapana ve başvurunun kaynaklandığı AB ülkesinin yetkili makamına ya da irtibat noktasına bildirir. Bu bildirim, itirazın yapıldığı resmi dilin yanı sıra, ilgili AB ülkesinin resmi diline yapılan doğrulanmış makine çevirisini içerir. Üçüncü ülke kaynaklı başvuruya yapılan itirazdaki bildirim ise, itirazın resmi dilinin yanı sıra, EUIPO nezdinde ilk işlemin yapıldığı, diğer bir deyişle başvurunun yapıldığı resmi AB diline yapılan doğrulanmış makine çevirisini içerir. (Madde 3)
  • İtiraz ile aynı dilde hazırlanacak itiraz gerekçeleri açık ve anlaşılır biçimde yazılmalı, tüzüğün öngördüğü tüm bilgileri içermelidir. (Madde 4)
  • Tescil başvurusunun yayımına karşı itiraz süresi 3 aydır. 2023/2411 sayılı Tüzüğün Madde 29(6) hükmü uyarınca yayımlanan EUIPO kararlarına karşı ise, kararın AB Sicilindeki ilandan itibaren 2 ay içinde itiraz edilebilir. İtirazın süresi içinde yapılmaması; itiraz gerekçeleri başta olmak üzere, itiraz kapsamıyla ilgili şartların ilandan itibaren 4 ay içinde tamamlanmaması vb. durumlarda itiraz kabul edilmeyerek ret edilir. İtiraz ücretiyle ilgili eksikliklerde ise itiraz yapılmamış sayılır. (Madde 5)
  • İtiraza hakkında başvuru yapanın karşı görüşü, itiraz edenin itiraz gerekçelerinin kendisine bildirim tarihinden itibaren 2 ay içinde ve herhangi bir resmi AB dilinde sunulur. İstisnai durumlarda ve gerekçeli olmak kaydıyla bu sürenin uzatılması talep edilebilir. (Madde 6)
  • İtirazın incelenmesi itiraz gerekçeleriyle sınırlı olmasına rağmen, esasa dair prosedürel şartların veya 2023/2411 sayılı Tüzük uyarınca doğru bir başvuru için elzem görülen durumların ileri sürülmesi halinde Temyiz Kurulu, incelemeyi bu doğrultuda genişletebilir. Temyiz Kurulunun Danışma Kurulundan görüş alması gerekirse bu durum, dijital sistem vasıtasıyla hem itiraz eden hem de başvuru yapan taraflara bildirilir. (Madde 7)
  • Yetkili makamı ya da irtibat noktası ile temsil edilen AB ülkeleri, itiraza yardımcı olmak amacıyla müdahil olabilirler ancak itirazın ana taraflarına sağlanan prosedürel haklara sahip olamazlar. (Madde 8)   
  • AB markası hakkındaki 2017/1001 sayılı Tüzüğe ilişkin 2018/625 sayılı Yetkilendirme Tüzüğünün Madde 25, 28, 29 ve 31 ile Madde 34 ila 48 arası hükümler, itirazla ilgili ek kuralları oluşturmaktadır. (Madde 11)
  • Sürelere ilişkin detaylı kurallar, Madde 12 ila 14 arası hükümler ile düzenlenmiştir.

Yazımızın sonunda, çok kısa süre önce başlayan uygulamaya yönelik bazı bilgilere yer veriyoruz.

  • Başvuru inceleme kılavuzu 2026 yılında yayımlanacaktır.
  • Danimarka, Litvanya, Lüksemburg, Malta, Hollanda, Finlandiya ve İsveç, ulusal prosedür uygulamayacaklarına dair derogasyon aldıklarından, söz konusu AB ülkelerinden kaynaklanan coğrafi işaret başvurularının doğrudan EUIPO’ya yapılması gerekir.
  • Belçika, Bulgaristan, Almanya, Estonya, İrlanda, Yunanistan, İspanya, Hırvatistan, Letonya, Romanya ve Slovakya kaynaklı başvurular GIPortal üzerinden ve ilgili yetkili otoriteler tarafından yapılır.
  • Çekya, Fransa, İtalya, Kıbrıs, Macaristan, Avusturya, Polonya, Portekiz ve Slovenya kaynaklı başvuruların nasıl yapılacağı hakkında bilgiye, EUIPO’nun sitesinde verilen bağlantılar üzerinden erişilebilir.  
  • Üçüncü ülke başvuruları, doğrudan başvuru sahipleri veya ilgili ülkenin yetkili otoritesi tarafından ve GIPortal aracıyla yapılır.
  • GIview üzerinde yapılan araştırmada, halihazırda, Fransa ve Portekiz’den yapılmış 45 başvurunun bulunduğu görülmüştür.   

Gonca Ilıcalı

Aralık 2025


Kaynaklar

https://eur-lex.europa.eu/eli/reg_del/2025/1955/oj

https://eur-lex.europa.eu/eli/reg_impl/2025/1956/oj/eng

https://www.euipo.europa.eu/en/gi-hub/gi-portal/access-gi-portal

https://www.tmdn.org/giview/gi/search?databases=CRAFT

Temyiz Kurulu “Arada” Kalmadı – “Ara Sezon / Ne Çok Soğuk Ne Çok Sıcak Olduğunda” İfadesi 18, 25 ve 35. Sınıflarda Ayırt Edici Midir? 



Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (“EUIPO”) İkinci Temyiz Kurulu 12 Kasım 2025 tarihinde, markanın tanımlayıcı olması ve ayırt edici olmaması gerekçeleriyle iptali talebini reddeden R 239/2025-2 numaralı bir karar vermiştir. 

Uyuşmazlığı mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışarak aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

2 Aralık 2022 tarihinde John Peter S.r.L., aşağıdaki markanın Avrupa Birliği’nde (“AB”) tescili için Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi’ne (“EUIPO”) Nice sınıflandırmasına göre 18. ve 25. sınıflardaki mallar ile 35. sınıfta bu malların satışa sunumu hizmetlerini kapsayacak şekilde başvurmuş ve EUIPO tarafından bu marka 28 Mart 2023 tarihinde tescil edilmiştir:


18 Aralık 2023 tarihinde, Milestone Sportswear Handels GmbH şirketi, söz konusu markanın tüm mallar ve hizmetler bakımından AB Marka Tüzüğü m. 59/1(a) hükmüne dayanarak Tüzüğün 7(1)(b) ve (c) maddeleri yani tanımlayıcılık ve ayırt edicilikten yoksunluk nedeniyle iptalini talep etmiştir. EUIPO İptal Birimi, 31 Ocak 2025 tarihinde aşağıdaki gerekçelerle iptal talebinin reddine karar vermiştir: 

Marka İngilizce kelimelerden oluştuğundan, ilgili tüketiciler Avrupa Birliği’nin İngilizce konuşan kısmı olarak belirlenmiştir.

Uyuşmazlık konusu marka, esas olarak genel halkı hedefleyen 18. sınıftaki (özellikle kemerler, çantalar ve diğer deri kılıflar) ve 25. sınıftaki (giyim eşyaları, ayakkabılar ve başlıklar) ürünleri ile hem genel hem de profesyonel halkı hedefleyen 35. sınıftaki perakende ve toptan satış hizmetleri gibi hizmetler için tescil edilmiştir. Buna göre, dikkat seviyesinin ortalama ile yüksek arasında değişeceği tespit edilmiştir. Ancak ilgili tüketicinin dikkat düzeyi, bir markanın ayırt edici niteliğinin eksikliği veya işaretin tanımlayıcı niteliği ile ilgili tescil reddi gerekçeleri yönünden değerlendirilmesinde belirleyici bulunmamıştır.

Ayrıca, yaz ortasının sıcak, kış ortasının ise soğuk olmasının beklendiği not edilmiştir. Dolayısıyla, “For When It’s Not Quite Cold Not Quite Warm” ifadesi, “mid season” anlamının açık bir teyidi olarak kabul edilmemiştir, çünkü “mid season” teriminin, iptal başvurusunda atıfta bulunulan mevsimler arası “geçiş” kavramını içermediği değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, İtiraz Birimine göre ilgili tüketicinin “mid season” yani “sezon ortası” ifadesini “mevsimler arası” olarak anlayacağına dair bir kanıt bulunmamaktadır. “For When It’s Not Quite Cold Not Quite Warm” ifadesiyle birlikte bile, işaretin genel anlamı net görülmemiştir ve tüketicinin “mevsimler arası” anlamına ulaşmak için çok fazla zihinsel adım atmasının gerektiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle, aksini gösteren açık ve bilindik gerçekler bulunmadığından, işaretin söz konusu mal ve hizmetleri tanımladığı kabul edilmemiştir. Mid ve Season kelimelerinin arasında bulunan okların da tanımlayıcı olmadığı belirtilmiştir. 

İptal Birimine göre, grafik unsurlarıyla birlikte uyuşmazlık konusu işaretin tamamı, ilgili mal ve hizmetlerin niteliği ve amacını doğrudan tanımlamayan, oldukça belirsiz, muhtemelen imalı bir mesaj iletmektedir.

İptal Birimi ayrıca şunları not etmiştir: AB Markasının geçerli olduğu varsayımı mevcuttur. Markanın geçerliliğini sorgulayan spesifik gerçekleri Ofis nezdinde ileri sürmek, iptal başvurusunda bulunan tarafın sorumluluğundadır. Sunulan deliller, başvuru tarihinde ilgili tüketicinin algısında, uyuşmazlık konusu marka kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili olarak işaretin bir bütün olarak net bir anlam taşıdığını kanıtlayamamıştır. Bu nedenle, uyuşmazlık konusu işaret tanımlayıcı değildir, ayırt edici niteliği haizdir. Kapsamdaki mallar ve hizmetler açısından tanımlayıcı olması nedeniyle ayırt edici nitelikten yoksun olduğu söylenemez. “For When It’s Not Quite Cold Not Quite Warm” ifadesi övgü dolu bir mesaj olarak algılansa bile, ki bu doğru görülmemektedir, böyle bir kabul de uyuşmazlık konusu işaretin tamamının ayırt edici nitelikten yoksun olduğu sonucuna varmak için yeterli değildir, çünkü işaret başka kelime ve grafik özelliklerden de oluşmaktadır. Dolayısıyla markanın iptali talebi reddedilmiştir. 


Karar temyiz edilmiştir. EUIPO Temyiz Kurulu kararının gerekçeleri ise aşağıdaki şekildedir:

İptal talebi sahibi, birtakım sözlük sayfalarını temyiz aşamasında ek delil olarak sunmuştur. Markanın tanımlayıcı olduğu ve/veya ayırt edici olmadığı değerlendirmesi marka başvuru/rüçhan tarihindeki durum dikkate alınarak yapılır. Ancak, Ofis, uygun düştüğü durumlarda, marka başvurusunun yapıldığı tarihten sonra elde edilen delilleri, bu delillerin söz konusu tarihteki duruma ilişkin sonuçlara varılmasına imkan vermesi koşuluyla, dikkate alabilir. Sunulan deliller, ilk bakışta temyiz sürecinin sonucu için önemli görülmüştür. AB markası sahibi, temyize cevabında bu deliller hakkında yorum yapma fırsatı bulmuştur. Bu kapsamda, Kurul bu ek delilleri temyiz sürecine kabul etmeye karar vermiştir.

AB Marka Tüzüğü madde 7(1)(c), ticarette malların veya hizmetlerin türünü, kalitesini, miktarını, kullanım amacını, değerini, coğrafi kaynağını veya üretim zamanını ya da malların veya hizmetlerin diğer özelliklerini belirtmek için kullanılabilecek işaretlerden veya belirtilerden oluşan markaların tescil edilemeyeceğini öngörmektedir. AB yasama organının “özellik” (“characteristic”) kelimesini kullanmayı tercih etmesi, Tüzük madde 7(1)(c)’de atıfta bulunulan işaretlerin, yalnızca tescil talep edilen malların veya hizmetlerin ilgili tüketici tarafından kolayca tanınabilir bir özelliği belirtmek için kullanılan işaretler olduğunu vurgulamaktadır. Bir işaretin bu hükümde belirtilen yasak kapsamına girmesi için, ilgili tüketicinin, herhangi bir ek düşünceye gerek kalmaksızın, söz konusu malların ve hizmetlerin tanımını veya özelliklerinden birini hemen algılayabilmesi için, işaret ile söz konusu mallar ve hizmetler arasında yeterince doğrudan ve spesifik bir ilişki olması gerekir. Böyle bir ilişkinin varlığı, ilk olarak, işaretin tescilinin talep edildiği mallar veya hizmetler ile ve ikinci olarak, bu malların veya hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ilgili tüketicinin algısı ile değerlendirilmelidir.

İptal talebi sahibi argümanlarını İngilizce konuşan tüketicilerin algısına dayandırdığı ve itiraz edilen AB Markası İngilizce bir ifadeyi içerdiği için, İptal Birimi gibi Temyiz Kurulu da değerlendirmesini başta İngilizce bilen tüketiciler ile sınırlamıştır. İrlanda ve Malta’nın yanı sıra, bu ülkeler, en azından İngilizcenin yaygın olarak anlaşıldığı Danimarka, GKRY, Hollanda, Finlandiya ve İsveç’i de içermektedir. Zaten, Tüzük 7(2) maddesi uyarınca tescil edilemezlik için nedenlerin AB’nin bir kısmı için geçerli olması yeterlidir.

İlgili tüketicinin yüksek düzeyde dikkatli olması, bir işaretin mutlak reddedilme gerekçelerine daha az tabi olduğu anlamına gelmemektedir. Aslında, tam tersi de olabileceği Temyiz Kurulu tarafından not edilmiştir. Bunun nedeni, uzman/profesyonel tüketicilerin genel tüketicilere göre bir işaretin içerdiği ilgili bilgileri daha kolay algılayabilmeleridir.

AB Markasının “MID Season” ve “For When It’s Not Quite Cold Not Quite Warm” (Ne Çok Soğuk Ne Çok Sıcak Olduğunda) ile ilgili mal ve hizmetleri dikkate alarak, İptal Birimi, ilgili tüketicinin bunu “kışın ortası, yazın ortası, baharın ortası veya sonbaharın ortası” anlamında algılayabileceği sonucuna varmıştır. Bu anlam, iptal başvurusunda bulunan tarafın sağladığı sözlük alıntıları ve internet sitelerinden alınan alıntılarla da teyit edilmekte olup, bu alıntılar terimin/ifadenin ticarette yaygın olarak kullanıldığını göstermektedir. Bu örneklerin büyük çoğunluğu, sezon ortasında başlatılan giyim ve diğer ürünlerin (bazen özel fiyatlı) satışını tanımlamak için “sezon ortası indirimi” ifadesine atıfta bulunmaktadır.

Kurul, ilgili tüketicinin terimlerin anlamını dilbilimsel bir şekilde değil, sezgisel olarak algıladığını hatırlatmıştır. Bir markayla karşılaştığı kısa süre içinde, ilgili tüketici genellikle markanın bileşenlerini ve bunların farklı olası anlamlarını analiz etmek için zaman ayırmamaktadır. İşaret, belirtilen mal ve hizmetlerin bağlamında görünen doğrudan olağan anlamıyla algılanır. İşaretin, ilkbahar ve sonbahar gibi yılın geçiş mevsimlerinde veya mevsimlerin ortasında, hava çok sıcak veya çok soğuk olmadığı durumlarda kullanılmak üzere tasarlanmış giysiler, ayakkabılar, şapkalar ve aksesuarları ima ettiğini anlamak için, bir dizi ek açıklayıcı kelime eklemek gerekmektedir. Bunun nedeni, marka sahibinin de belirttiği gibi, aynı mevsimlerde tercih edilen giysilerin üye devletlerin iklim koşullarına göre değişmesidir. Ayrıca, 18. sınıftaki malların kullanımı sıcaklıktan bağımsızdır ve 25. sınıftaki malların kullanımı da öznel olan ve tüketiciler arasında önemli ölçüde farklılık gösteren sıcak ve soğuk algısına bağlıdır.

Kalan kelime unsurları olan “For When It’s Not Quite Cold Not Quite Warm” ile birleştiğinde bile, işaretin tamamı en fazla 25. sınıftaki mallar ve bunların perakende veya toptan satışı ile ilgili olarak “ima” şeklinde algılanacak, fakat tanımlayıcı olarak algılanmayacaktır. Hedef kitlenin, iptal talebinde bulunan tarafın belirttiği genel anlamı uyuşmazlık konusu AB Markasından çıkarmak için birkaç analitik adım atması gerektiği ve bunun, makul bir şekilde doğrudan ve anlık bir düşünce süreci olarak kabul edilemeyeceği – ve bunun ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde veya yılın herhangi bir mevsiminde kullanım için uygun olabilecek mallar için bile geçerli olduğu değerlendirilmiştir.

Tüzük madde 7(1)(b) anlamında ayırt edici karakter ise, başvurusu yapılan markanın, tescil başvurusu yapılan mal veya hizmetlerin belirli bir işletmeden kaynaklandığını belirtmek ve böylece bu mal veya hizmetlerin diğer işletmelerinkinden ayırt edilebilmesi anlamına gelir. Tüzük madde 7(1)’de belirtilen ret gerekçelerinin her biri ayrı ayrı incelenmekle birlikte, madde 7(1)(b) ve (c) bentleri arasında önemli ölçüde örtüşme bulunduğuna dikkat çekilmektedir. Tanımlayıcı işaretler genellikle ayırt edici nitelikten yoksun olup bir işaret, tamamen bilgilendirici anlamla ilgili olmayan (tanımlayıcı olmayan) nedenlerle de ayırt edici nitelikten yoksun olabilir.

Tüzüğün 7(1)(b) maddesi, talep edilen mal ve hizmetler ile makul derecede dikkatli ve ihtiyatlı olduğu kabul edilen ilgili tüketicinin algısı açısından incelenmelidir. Ancak, koruma talep edilen mal ve hizmetlerle olan bağlantı açısından, bir işaretin anlamsal içeriği, bu mal veya hizmetlerin özelliklerine veya niteliklerine atıfta bulunuyorsa, bu işaretin ayırt edici niteliği zaten bulunmamaktadır. Bu özellikler veya nitelikler, mutlaka net bilgi vermeyebilir, ancak müşterileri mal veya hizmetlerin ekonomik değeriyle ilgili yönlerine yönlendirmekte ve onları mal veya hizmetleri satın almaya veya sipariş etmeye teşvik etmektedir.

İşaretin, söz konusu mal ve hizmetlerle ilgili olarak herhangi bir açık anlam taşımadığı için tanımlayıcı olmadığı zaten tespit edilmiştir. Bu nedenle, tüketicilere mal ve hizmetlerin özellikleri hakkında veya bunları satın almaya teşvik etmek ile ilgili herhangi bir açık mesaj ilettiği düşünülmemektedir. Söz konusu işaret en fazla imalı veya çağrışım yapıcıdır ve Kurul, tüketicilere övgü veya reklam mesajı ilettiğini düşünmek için herhangi bir neden görmemiştir. İşaret, yıllık mevsimler ve iklim koşulları kavramını çağrıştırmakla birlikte 18. sınıftaki mallarla hiçbir şekilde ilgili değildir ve sıcak ve soğuk hissinin çok öznel algılanması nedeniyle 25. sınıftaki mallarla ilgili olarak da sadece sınırlı bir etkiye sahip görülmüştür. Aynı durum perakende ve toptan satış hizmetleri için de geçerlidir. Temyiz Kurulunun kanaatine göre, itiraz edilen AB Markası, ticari kaynak işareti olarak hizmet etmek ve marka sahibinin mallarını ve hizmetlerini diğer işletmelerinkinden ayırt etmek için yeterince ayırt edici niteliktedir. İşaret ile 18, 25 ve 35. sınıflarda yer alan tüm itiraz konusu mallar ve hizmetler arasındaki bağlantı, bu uyuşmazlıkta Tüzüğün 7(1)(b) maddesinin uygulanması için çok belirsiz ve muğlak görülmüştür. Dolayısıyla İptal Biriminin kararı yerinde bulunarak itiraz reddedilmiştir.

Görüldüğü üzere, tanımlayıcılık değerlendirilmesi mal ve hizmetlerle doğrudan bağlantılı olarak yapılmakta, ayırt edicilikten yoksunluk değerlendirmesi ise esasen bu tür kelime ve işaretlerin tek bir teşebbüsün tekelinde olmaması, ticaret hayatında herkes tarafından kullanılması gereken ifadelerin serbest bırakılması düşüncesiyle ve markanın kaynak gösterme işlevini gerçekten ifa edebilmesi için yapılmaktadır. Dolayısıyla, dar yorumlanmamakla birlikte amacına uygun bir genişlikte yorumlanmalıdır. 

Alara NAÇAR SEÇKİN

Aralık 2025

nacar.alara@gmail.com

Hayaller/Hayatlar – “Dreams” Kelimesinin Ortak Olması Karıştırılma İhtimali İçin Yeterli Görülmedi 



Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) İkinci Temyiz Kurulu, 12 Kasım 2025 tarih ve R 908/2025-2 sayılı kararında, LIVE YOUR DREAMS, CLOUDPILLO marka başvurusunun DREAM BIGGER, DREAM COACH, DREAMS, DREAM BIGGER DREAMS markaları ile karıştırılma ihtimali yaratıp yaratmayacağını incelemiştir. Sonuç olarak, marka başvurusu kapsamında DREAMS ibaresinin ortak olması karıştırılma ihtimali için yeterli görülmediğinden itiraz reddedilmiştir. 

Uyuşmazlığı özetlersek, itiraz sahibi Dreams Limited, 11 Aralık 2023 tarihinde “LIVE YOUR DREAMS, CLOUDPILLO” marka başvurusunun tescili talebinin, 20 ve 24. sınıflardaki tüm mallar ile 35. sınıftaki birtakım hizmetler yönünden karıştırılma ihtimali nedeniyle reddedilmesi istemli kısmi itirazını EUIPO’ya sunmuştur. İtiraz sahibinin kısmi itirazına dayanak olarak gösterdiği markaları ise “DREAM BIGGER”, “DREAM COACH”, “DREAMS” ve markaları olup bunlar diğerlerinin yanı sıra 20., 24. ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetleri içermektedir. 

Öncelikle İtiraz Birimi, itirazı tamamen reddetmiştir. İtiraz Biriminin kararındaki gerekçeler ve önemli noktalar aşağıdaki gibi özetlenebilir:

İtiraz Birimi, usul ekonomisi ilkesini gerekçe göstererek, markalar kapsamındaki tüm mal ve hizmetlerin aynı olduğu varsayımıyla hareket ettiğini belirtmiş, bunlara dair tüketicilerin dikkat seviyesinin ortalamadan yükseğe olduğunu belirlemiştir. 

İskandinav ülkeleri, Hollanda ve Finlandiya’da genel halkın temel düzeyde İngilizce bilgisine sahip olduğunun bilinen bir gerçek olduğunun ABAD tarafından teyit edilmiş olduğu not edilmiştir. Karşılaştırılan tüm işaretler İngilizce kelimeler içermektedir. ABAD, önceki kararlarından birinde, “dream/s” kelimesinin çok sayıda İngilizce şarkıda, reklam kampanyasında ve hatta İngilizce konuşmalarda kullanılmasının, ilgili İngilizce konuşmayan tüketicilerin bu kelimenin anlamını bildiği anlamına gelmediğine kanaat getirmiştir. Bu terimin Oxford Sözlüğü’nde İngilizce’de en sık kullanılan üç bin kelimenin listesinde yer alması da bu bakımdan belirleyici bulunmamıştır, zira söz konusu listede yer alan kelimeler, sırf bu sebeple, İngilizce konuşmayan bir kitle tarafından da bilinen kelimeler olarak kabul edilemez. Buna göre, daha önce Temyiz Kurulu’nun da belirttiği gibi, AB’deki İngilizce konuşmayan ilgili tüketicilerin önemli bir kısmının “dreams” kelimesinin anlamını bilmediği varsayılmalıdır ve bu nedenle, anlamsız olduğu kabul edilecek olan bu kelime söz konusu mal ve hizmetler için normal derecede ayırt edici nitelikte görülmüştür. Bu hususun BIGGER, COACH, CLOUDPILLO, LIVE YOUR gibi diğer kelime unsurları için de geçerli olduğu tespit edilmiştir.

DREAM BIGGER yönünden bu ifadenin slogan olduğu ve ayırt ediciliğinin bu sebeple daha sınırlı olduğu not edilmiştir.

ABAD’ın ortalama tüketicilerin normalde bir markayı bir bütün olarak algılamalarına ve çeşitli ayrıntılarını analiz etmemelerine rağmen, bir kelime markasını algılarken, kendileri için belirli bir anlam ifade eden veya bildikleri kelimelere benzeyen unsurlara ayırdıkları yönünde karar vermiş olduğu belirtilmiştir. Yazımının çok benzer olması nedeniyle, “CLOUDPILLO” unsuru İngilizce konuşmayan ilgili tüketici tarafından “CLOUD” ve “PILLO” olmak üzere iki kelimeden oluştuğu şeklinde algılanabilir; burada ikinci kelime İngilizce “PILLOW” kelimesinin yanlış yazılmış hali olarak görülebilecektir. Bu nedenle, bu tanımı göz önünde bulundurarak, “PILLO” unsuru, söz konusu ilgili tüketici tarafından en azından ihtilaflı malların bir kısmıyla doğrudan ilişkilendirilecektir. Spesifik olarak, 24. sınıftaki yastık kılıfları için zayıf olduğu gibi, 20. sınıftaki yastıklar için ayırt edici olmadığı, ancak geri kalan ihtilaflı mal ve hizmetler için normal ayırt ediciliğe sahip olduğu tespit edilmiştir.

İtiraz edilen işaretin “LIVE YOUR DREAMS” ifadesi, onu anlayacak olan ilgili tüketici tarafından kavramsal bir birim olarak algılanacaktır, yani insanları hayattaki tutkularını ve hedeflerini takip etmeye teşvik etmek için kullanıldığı şeklinde bir ifade olarak görülecektir. Bu nedenle, bu ifade, tüketiciyi itiraz edilen mal ve hizmetleri satın almaya teşvik etmek ve ilham vermek amacıyla kullanılan övgü dolu bir mesaj olarak görülmüş ve ayırt edici niteliği oldukça sınırlı bulunmuştur.

Ayırt edici niteliklerinin düzeyi ile ortak ve farklı unsurları ve işaretlerin yapılarındaki güçlü farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda işaretlerin görsel ve işitsel olarak sadece düşük derecede benzerlik gösterdiği kanaatine varılmıştır. Kavramsal olarak, İtiraz Birimine göre, özellikle de “DREAM/S” teriminin işaretler içinde nasıl algılanabileceği göz önünde bulundurulduğunda, tüm unsurlarını anlayacak olan kamuoyunun bir kısmı için, bunlar sadece düşük derecede benzerlik göstermektedir. Hatta, önceki markalardan birinin münhasıran “DREAMS” unsurundan oluşması gerçeği ile de bu husus değişmemektedir. Nitekim, itiraz edilen işarette bu unsurun çok zayıf bir anlam taşıyan bir tanıtım sloganı olan kavramsal bir birimin parçası olduğu değerlendirilmiştir. İşaretlerde herhangi bir anlam algılamayacak olan ilgili tüketicilerin geri kalan kısmı için kavramsal bir karşılaştırma mümkün olmadığı gibi bu hususun işaretlerin benzerliğinin değerlendirilmesini etkilemediği belirtilmiştir.

Analiz edilen işaretlerin çok farklı yapı, uzunluk ve bileşimlere sahip olduğu, bir işaretin yapısının, aralarındaki farklılıkların etkisini etkileyebileceği, itiraz edilen işaretin çok unsurlu yapısında, ortak terim/unsur olan “DREAMS” ibaresinin itiraz edilen işaretin üçüncü unsurunu oluşturduğu ve bu nedenle ne öne çıkan bir konumda yer aldığı ne de anlamını kavrayacak olan kamuoyu tarafından bağımsız bir unsur olarak görüleceği, daha çok “LIVE YOUR DREAMS” ifadesinin bir parçası olarak algılanacağı değerlendirilmiştir. İşaretlerin başlangıcı genellikle tüketicilerin dikkatini odakladıkları yer olup itiraz edilen işaretin başlangıcı çok farklıdır ve işaretler geri kalan tüm sözel unsurlarında farklılık göstermektedir. Bu nedenle, “DREAM/S” unsuru işaretlerde mevcut olsa bile veya önceki markalardan birinde olduğu gibi tek unsur olsa bile, ilgili tüketicinin, anlamsal farklılıkları ve farklı bileşimleri ve yapıları nedeniyle önceki markaları itiraz edilen işaretten ayırt edebileceği kanaatine varılmıştır. Hatta, somut olayda, karşılıklı bağımlılık ilkesi çerçevesinde mal ve hizmetler birebir aynı olsa/kabul edilse bile bunun işaretlerin daha az benzerliğini dengelemeye yetmeyeceği sonucuna varılmıştır. İlgili tüketicilerden ortalama dikkat seviyesine sahip olanların bile son derece rahat bir şekilde markaları ayırt edebileceği değerlendirilmiştir.

İtiraz Birimi kararında, her uyuşmazlığın kendi koşulları çerçevesinde değerlendirileceğini ve her ne kadar ofisin önceki kararları belli açılardan dikkate alınabilecek olsa da bunların bağlayıcı olmadığı vurgulanmıştır. Ofis nezdindeki uyuşmazlıkta bir tarafın, aynı kararı elde etmek için üçüncü bir tarafın yararına işlenmiş olası bir hukuka aykırı eylemi kendi lehine kullanamayacağı ifade edilmiştir.

Photo by Vishal Yadav on Unsplash


İtiraz sahibi kararı temyiz etmiştir. Temyiz Kurulu kararı ve gerekçesi de kısaca aşağıdaki gibi özetlenebilir:

Temyiz Kurulu, İtiraz Birimi gibi mal ve hizmetlerin aynı olduğu varsayımıyla hareket etmiştir. Zira bu durumun itirazın incelenebileceği en iyi ihtimal olduğu not edilmiştir. 

İşaretlerin benzerliği incelemesinde bütünsel bir değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanmış, bileşik bir markanın sadece bir bileşenini alıp başka bir markayla karşılaştırmaktan daha fazlasını ifade ettiği belirtilmiştir. Aksine, karşılaştırmanın, söz konusu markaların her birini bir bütün olarak inceleyerek yapılması gerektiği ifade edilmiştir.

İlgili kamuoyunun İngilizce konuşan kesimi için, “DREAMS” kelimesinin zayıf ayırt ediciliği bulunduğu, özellikle, önceki mallar arasında 20. sınıftaki mobilyalar, 24. sınıftaki tekstil ürünleri ve yastıklar ile 35.sınıftaki bunlarla ilgili perakende hizmetleri bulunduğu, “DREAMS” kelimesinin bu ilgili malların müşterilerin hayallerini gerçekleştireceğine dair ticari bir vaat olarak anlaşılacağı değerlendirmesinde bulunulmuştur. Ayrıca, yatakla ilgili mallar ve hizmetler ile ilgili olarak, bu kelimenin, müşterilerin daha iyi rüyalar görmelerine yardımcı olacağına dair bir gösterge olarak anlaşılacağı değerlendirilmiştir. İngilizce konuşmayan kısım için ise hem DREAMS hem de LIVE YOUR DREAMS ayırt edici bulunmuştur. 

İşaretler, zayıf ayırt ediciliğe sahip DREAMS kelimesinde örtüştüğünden ve yerleşik içtihada göre, işaretlerin başlangıç kısımları tüketicilerin dikkatini geri kalan kısımlara oranla daha çok çekeceğinden ilgili İngilizce bilmeyen tüketicinin LIVE YOUR kısmını hatırlayacağı, ayrıca sonda yer alan en uzun element olan CLOUDPILLO unsurunu da açıkça fark edeceği tespit edilmiştir. Zaten işaretler son derece farklı uzunluğa ve yapıya sahiptir. Temyiz Kurulu da ek unsurların markaları ayırt etmeye yetecek derecede işaretleri farklılaştırdığı sonucuna varmış ve görsel ve işitsel benzerliği İngilizce konuşmayan tüketici yönünden de düşük bulmuştur. Kavramsal benzerlik yönünden de, İngilizce konuşan kısım için, yerleşik içtihada göre eğer işaretler zayıf ayırt ediciliğe sahip unsurda örtüşüyorsa benzerlik düşük olarak değerlendirilmektedir. 

Genel Mahkeme kararlarında ayrıca, marka hukukunun ratio legis‘inin, bir yandan marka sahibinin markasının temel işlevini korumaya yönelik menfaati ile diğer yandan diğer işletmelerin ürün ve hizmetlerini tanımlayabilecek işaretlere sahip olma menfaatleri arasında bir denge kurmak olduğunu belirtmiştir. Mevcut uyuşmazlıkta olduğu gibi, söz konusu mal ve hizmetlerle ilgili olarak zayıf ayırt edici niteliğe sahip bir unsurdan oluşan bir markanın aşırı korunması, söz konusu markalarda bu tür bir unsurun varlığı diğer faktörler dikkate alınmaksızın karıştırılma ihtimali sonucuna yol açarsa, marka hukukunun amaçlarının gerçekleştirilmesini olumsuz etkileyebilir şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.

Son olarak, Temyiz Kurulu kararlarının yasallığının yalnızca ilgili hukuki düzenleme temelinde değerlendirilmesi gerektiğini ve Ofisin önceki kararları temelinde değerlendirilmemesi gerektiği belirtilmiştir. Buna göre, Kurul, Ofisin önceki kararlarına bağlı olmadığını ifade etmiştir.

Burada kanaatimizce en önemli husus, her ne kadar önceki tarihli marka bir bütün olarak marka başvurusu içerisinde yer alsa dahi bunun her zaman yeterli benzerliği sağlayacağı ve karıştırılma ihtimaline yol açacağı anlamına gelmemesidir. Önceki markanın ayırt ediciliği ve marka başvurusunda yer alan ek diğer unsurlar son derece belirleyicidir. Zira somut olayda olduğu gibi zayıf ayırt ediciliğe sahip olan bir markaya veya bir unsuruna başka unsurlar eklenmek suretiyle oluşturulan yeni marka başvurusu, aynı mal ve hizmetleri içerse dahi, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açmayabilecektir. 

Alara NAÇAR SEÇKİN

Aralık 2025

nacar.alara@gmail.com

Ayırt Edicilik Eşiğini Geçemeyen İddialı Slogan: ABAD Genel Mahkemesi “Crave No More” Kararı


Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) Genel Mahkemesi’nin 24 Eylül 2025 tarihli T-33/25 sayılı kararı, ticari slogan niteliği taşıyan işaretlerin Birlik markası olarak tescil edilebilirliği konusunda önemli bir içtihadi örnek oluşturmaktadır. Karar, tüketici algısının marka hukukundaki belirleyici rolünü bir kez daha vurgularken, özellikle gıda ve takviye sektöründe kullanılan pazarlama odaklı ifadelerin “ayırt edici karakter” kriterini karşılamada yaşadığı zorlukları açıkça göstermektedir.

Sloganlar ve marka olarak tescil edilebilirlikleri arasındaki çizgi çoğunlukla çok incedir. Avrupa Birliği (AB) marka hukukunda da bu çizgi, bir sloganın tescil edilip edilemeyeceğini belirleyen kritik bir sınırdır. Quality First GmbH firmasının yazı içerisinde görseline de yer verilen salt kelime markası olarak tertip edilmiş “CRAVE NO MORE” başvurusu, ilgili sloganın sadece bir reklam mesajı mı yoksa ayırt edici bir marka mı olduğu sorusunu tartışmaya açtı ve ABAD Genel Mahkemesi bu konuda net bir duruş sergiledi. Bu yazıda, başvurudan nihai karara kadar süreci özetleyip, kararı marka stratejileri ve ayırt edicilik kavramı açısından değerlendirmeye çalışacağız.

Olayın Kronolojik Özeti: Başvurudan Nihai Ret Kararına Giden Süreç

Quality First GmbH (yazını devamında Quality First şeklinde anılacaktır) isimli Almanya merkezli şirket, “CRAVE NO MORE” ibaresini AB markası olarak tescil ettirmek üzere Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO)’ne başvuru yapmıştır. Başvuru, gıda, içecek, diyet takviyesi ve protein bar gibi ürünleri kapsayan 1., 5., 29.,30. ve 32. sınıflardaki malların tescili talebini içermektedir.

EUIPO inceleme birimi, başvuruyu ayırt edici karakterden yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir. Bunun üzerine Quality First, ret kararına karşı itiraz etmiş ancak EUIPO Temyiz Kurulu bu itirazı da kabul etmeyerek markanın reddi kararını onamıştır. Başvuru sahibi bu kararı Genel Mahkeme’ye taşıyarak ret kararının iptali talebinde bulunmuştur.

EUIPO’nun ret kararı aşağıdaki gerekçeleri içermektedir:

  • Crave No More” ifadesi İngilizce ’de “Artık arzun kalmayacak” anlamına gelmektedir.
  • Tüketici bu ibareyi, markanın ürünleri tüketildiğinde kişinin iştah veya arzu hissinin sona ereceği şeklinde bir ürün vaadi olarak anlayacaktır.
  • Bu ifade bir işletmenin ürünlerini diğerlerinkinden ayırt etmeyi sağlayacak marka işlevini yerine getirmekten ziyade reklam mesajı niteliği taşımaktadır.

Mahkeme, bu değerlendirmeyi yerinde bularak EUIPO’nun kararını onamıştır. Böylece başvuru nihai olarak reddedilmiştir.

Hukuki Dayanaklar ve Mahkemenin Değerlendirmesi: Ayırt Edicilik Kavramının Analizi

1. Ayırt Edici Nitelik Zorunluluğu

Avrupa Birliği Marka Tüzüğü (EUTMR)‘ne göre bir işaretin marka olarak tescil edilebilmesi için ilgili tüketici nezdinde kaynak gösterme işlevi taşıması gerekir. “Crave No More” ifadesi, tüketiciye ürünün hangi firmaya ait olduğunu düşündürmek yerine, ürünün sağlayacağı etkiyi anlatmaktadır.

2. Reklam Sloganı Niteliği

Mahkeme, ifadenin doğrudan bir pazarlama mesajı verdiğini, “artık canınız bir şey istemeyecek” şeklindeki anlamın, özellikle diyet takviyeleri ve protein ürünleri açısından ürünün işlevine yönelik bir vaat olduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle ifadenin tüketici zihninde marka oluşturma potansiyeli bulunmadığını hükmetmiştir.

3. Grafik Unsurun Yetersizliği

Başvuruda görsel olarak kullanılan yazı tipi, renk tonu veya düzenleme gibi unsurlar sıradan nitelikte bulunmuş, bunların markaya ayırt edici güç katmadığı değerlendirilmiştir.

4. Eşit Muamele İddiası

Davacı, benzer ifadelerin daha önce tescil edildiğini öne sürmüş, ancak Mahkeme her başvurunun kendi bağlamında değerlendirileceğini, önceki kararların bağlayıcı olmadığını, her başvurunun kendi bağlamında ve ilgili kamuoyu algısına göre bağımsız şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. 

Karar

Mahkeme, EUIPO’nun kararını hukuka uygun bulmuş, davayı reddetmiş ve “Crave No More” ibaresinin ayırt edici olmadığına kesin olarak hükmetmiştir.

Yorum ve Değerlendirme: Sloganlar ve Marka Olarak Tescil Edilebilirlikleri Arasındaki İnce Çizgi

Bu karar, özellikle pazarlama odaklı sloganların marka olarak tescil edilmesinde karşılaşılan temel sorunu ortaya koymaktadır. “Crave No More” ibaresi tüketicide belirli bir duygu uyandırmak yerine, doğrudan ürünün işlevini anlatmaktadır. Bu tür ifadeler, markanın en temel fonksiyonu olan ticari kaynak gösterme işlevini yerine getiremez.

1. Reklam Mesajı ve Marka Arasındaki Sınır

Bir ifade ne kadar etkileyici olursa olsun, eğer tüketici onu bir “vaat” olarak algılıyor ise, bu tip bir sloganın marka olarak tescil edilmesi ihtimali yüksek değildir. AB marka hukukunda her tür reklam mesajının korunması değil, ayırt edici markaların korunması esastır.

2. Gıda ve Sağlık Sektöründe Yaratıcı Marka İhtiyacı

Gıda takviyeleri, fitness ürünleri ve sağlıklı beslenme gibi sektörlerde rekabet çok yüksektir. Bu alanlarda sıkça kullanılan “hızlı etki”, “isteği bitirir”, “tok tutar”, “şeker ilavesizdir”, “katkı ve koruyucu içermez” gibi ifadeler pazarlama açısından güçlü olabilir, fakat marka hukuku açısından zayıftır. Bu karar, sektör oyuncularına ürünü değil, markayı anlatan özgün kavramlar yaratmaları gerektiğini net bir biçimde göstermektedir.

3. Ayırt Edicilik Sağlamanın Yolları

  • Ürünle doğrudan bağlantısı olmayan soyut ve/veya çağrışımsal ifadeler tercih edilmelidir.
  • Grafik unsurlar eklenmesi yoluyla sloganın tescil edilmesi sağlanabilir, ancak grafik unsurlar ayırt edici nitelikte iseler sloganın tescil edilmesi ihtimalini yükseltirler.
  • Uzun vadeli kullanım ve pazar tanınırlığı ile kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılması mümkündür, ancak incelenen ihtilafta Quality First bu yönde delil sunmamıştır.

Sonuç

Crave No More” kararı, AB marka hukukunda ayırt edici karakterlerin önemini bir kez daha vurgulayan emsal nitelikte bir karardır. Karar, pazarlama dili ile marka dilinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Bir marka, tüketiciyi ikna etmeye çalışan bir iddia değil; ürünün kaynağını temsil eden bir kimlik olmalıdır.

Bu nedenle, marka yaratımı sürecinde kullanılan ibareler ürün etkisini anlatan değil, markaya özgü bir dünya kuran nitelikte olmalıdır. Bu karar, özellikle slogan formunda marka başvurusu yapmayı düşünenler için stratejik bir uyarı niteliğindedir.

Karara buradan ulaşabilirsiniz.

Elif Duygu Şengül

Aralık 2025

duygu_sengul@yahoo.com