Etiket: mustafa güney çalışkan

KURMACA BİR PATENT BAŞVURUSUNUN TÜRKPATENT NEZDİNDE GEÇİRDİĞİ AŞAMALAR


UYARI: Bu yazıdaki değerlendirmeler yazarın kişisel görüşlerini yansıtır ve hiçbir şekilde TÜRKPATENT’in resmi görüşünü ya da uzmanlarının başvurularla ilgili değerlendirmelerini temsil etmez. Yazı yalnızca bilgi amaçlı olup yasal tavsiye niteliği taşımaz.  Bu yazının içeriğinin bir sonucu olarak herhangi bir işlem yapmadan veya herhangi bir işlemden kaçınmadan önce profesyonel hukuki tavsiye alınmalıdır. Yazarın verilen bir örnek üzerindeki değerlendirmesi yalnızca o örneğin spesifik koşullarına bağlıdır. Bir başka durum için yazarın alacağı kararlarda bağlayıcılığı yoktur.


GİRİŞ

Bu yazıda TÜRKPATENT’e yapılmış kurmaca bir patent başvurusunun geçirdiği aşamalar detaylıca incelenecektir. Örnek olarak nispeten anlaşılması kolay bir alanda yabancı bir başvuru[1] seçilmiş ve geçirdiği süreç TÜRKPATENT’e ve 6769 nolu SMK’ya adapte edilmiş, süreçle ilgili bazı detaylar çıkarılmış, bazıları eklenmiştir. Gerçek isimler uydurma isimlerle,  2011 olan başvuru (rüçhanın) tarihi 2017 olarak değiştirilmiş ve sürece ait diğer tarihler de buna paralel olarak kaydırılmıştır. Hukuki bir sorun yaratmamak adına gerçek bir TÜRKPATENT başvurusunun değerlendirilmesinden kaçınılmıştır.

Şunu vurgulamak gerekir ki, seçilen başvuru çok iyi hazırlanmış olduğu iddiasıyla örnek olarak alınmamıştır. Zira özellikle istem yazımıyla ilgili pek çok açıdan sorunları olan bir başvuru seçilmiş ve süreç içinde geçirdiği aşamalar gösterilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle bu yazı, nasıl iyi başvuru hazırlanacağını göstermek gibi bir niyetle yazılmamıştır. Buradaki örnek, patent sürecinin yalnızca bu şekilde ilerlediği anlamına gelmeyip, sürecin başvurunun niteliğine, başvuru sahibinin ve TÜRKPATENT’in gerçekleştireceği yazışmalara, itirazlara ve sürelere bağlı olarak pek çok farklı şekilde ilerleyebileceği unutulmamalıdır. TÜRKPATENT’in örneklerde görünen cevap verme süreleri standart süreler olmayıp, ilgili alandaki iş yoğunluğuna ve Kurumun hizmet standartlarına göre değişiklik gösterebilir.

Başvuru sahibi 23.12.2017’de TÜRKPATENT’e patent başvurusunda bulunmuştur.

Başvuru evrakının PDF haline buradan ulaşılabilir.

Ardından TÜRKPATENT 07.01.2018’de başvuruyu şekli açıdan incelemiş ve bir eksiğinin olmadığı yönünde başvuru sahibine bildirimde bulunmuştur.[2] Bu bildirimde başvuru tarihi (23.12.2017) ve başvuru numarası (2017/999999) da belirtilmiştir. Başvuru sahibi başvuru esnasında araştırma talebinde bulunmadığı için başvuru tarihinden itibaren on iki ay içinde araştırma ücretinin de ödenerek araştırma talebinde bulunulması gerektiği, aksi takdirde başvurunun geri çekilmiş sayılacağı ifade edilmiştir.[3] Başvuru sahibi 07.03.2018’de süresi içinde araştırma talebinde bulunmuş ve araştırma ücretini yatırmıştır.

Şimdi buluşu genel hatlarıyla inceleyelim.

BİR KİŞİSEL İTME AYGITI

Başvuruya konu buluş bir kişisel itme aygıtı ve yöntemi ile ilgilidir. Aygıt, Şekil 1’den görüleceği üzere bir boru ve bu borunun iki ucunda yer alan pervaneler ve bunları hareket ettiren motorlar içermektedir. Oluşan hava akımı kullanıcının ileri yönde itilmesini sağlamaktadır. Kullanıcı kollarını hareket ettirerek yönünü değiştirebilmektedir. Söz konusu aygıt bir kaykay, sörf tahtası, kızak vb. bir araç ile bir spor aktivitesinde kullanılabilmektedir. (bkz. Şekil 2-3)

Buluşun bazı uygulamalarını izlemek için bkz:

Şekil 1: 2017/999999 nolu başvuruya ait şekil 1 ve 4a.
Şekil 2: 2017/999999 nolu başvuruya konu cihazın bir uygulaması
Şekil 3: 2017/999999 nolu başvuruya konu cihazın bir diğer uygulaması

Başvuru sahibi tarifnamede US2006196991, US7690958, US5222569 ve US7179141 olmak üzere tekniğin bilinen durumunda 4 adet ABD patent başvurusundan bahsetmiş ve bunların yüksek derecede esneklik ve kontrol edilebilirlikten yoksun olduğunu ve bu nedenle fiziksel ve sportif faaliyetlerde kullanmak için uygun olmadığını ileri sürmüştür. Şekil 4, 5 ve 6’da söz konusu patent başvurularından üçüne ait cihazların hayata geçirilmiş haline ait fotoğraflar bulunmaktadır.

Şekil 4: Başvuru sahibinin başvuruda atıfta bulunduğu US2006196991 nolu patent dokümanının gerçek hayatta bir uygulaması
Şekil 5: Başvuru sahibinin başvuruda atıfta bulunduğu US7690958 nolu patent dokümanının gerçek hayatta bir uygulaması
Mandatory Credit: Photo by Ponopresse/Shutterstock (213128a) YVON MARTEL DEMONSTRATES HIS INVENTION USING A PROPELLER HELYSPHERE PERSONAL PROPULSION BY INVENTOR YVON MARTEL – MAR 1993
Şekil 6: Başvuru sahibinin başvuruda atıfta bulunduğu US5222569 nolu patent dokümanının gerçek hayatta bir uygulaması

Başvurunun istem 1’i şu şekildedir:  

1. Buluş bir kişisel itme aygıtı olup, özelliği sert bir elemanın karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticileri ve iticilerin havayı hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçlarını içermesidir.  

İstem 1’deki özellikler incelendiğinde istemin buluşta bahsedilen aygıtın dışında başka pek çok farklı cihazı da kapsayabilecek genişlikte kaleme alındığı görülmektedir. Örneğin sert bir elemanın iki ucuna yerleştirilmiş pervaneler bulunan motorlu her türlü cihaz istem 1’in kapsamına girmektedir. Hatta şekil 7’deki uçak bile istem 1’in kapsamındadır.

Şekil 7: istem 1 buradaki uçağı da kapsamaktadır.

Bir istemin kapsamı ne kadar genişse, patentlenebilirliği sağlaması o kadar zor olacaktır. Şimdi uzmanın düzenlediği araştırma raporuna bakalım.  

ARAŞTIRMA RAPORU

Araştırmayı yapan uzman 19.06.2018’de araştırma raporunu düzenlemiştir.

Araştırma raporunun PDF haline buradan ulaşılabilir.

Uzman araştırma esnasında tekniğin bilinen durumunda başvuru konusu buluşa yakın dokümanları tespit eder ve bunları raporda belirtir. Başvuru tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde, yazılı, sözlü, kullanım vb. biçimde açıklanmış olan toplumca erişilebilir her şey tekniğin bilinen durumuna dahil kabul edilir.[4]

Eğer başvurunun şekli veya içeriği açısından kusurlar varsa, ya da tarifname, istemler ve resimlerle ilgili açıklık vb. problemler varsa veya istemler tarifname tarafından desteklenmiyorsa, raporun sonunda (Bölüm II) bunlarla ilgili yorumda bulunur. Ancak başvurunun patentlenebilirliğine yönelik yazılı bir gerekçeli görüş verilmez. Gerekçeli görüş inceleme aşamasında sunulur. Araştırma raporunda patentlenebilirlik yalnızca bulunan dokümanlara verilen kategoriler (örn. X, Y, A) ile ifade edilir.

Bir istemin patentlenebilir olması için yenilik ve buluş basamağı kriterlerini sağlaması gerekir.[5] Yenilik kriterini sağlamak nispeten daha kolaydır, zira bir istemin yeni olması için tekniğin bilinen durumunda bulunan dokümanlardan teknik açıdan -küçük bile olsa- bir fark içermesi yeterlidir.[6] Buluş basamağı ise bahsedilen farkın teknikte uzman kişi tarafından aşikâr biçimde çıkarılmamasını gerektirir.[7]

Şekil 8: Araştırma raporunun ikinci sayfasında bulunan ve kullanılan dokümanların kategorilerinin ne anlama geldiğini açıklayan kısım

Raporda X ve Y kategorisinde gösterilen istemlerin patentlenebilirliğini olumsuz etkileyen dokümanların bulunduğu, yalnızca A kategoride gösterilen istemlerin ise patentlenebilir kabul edildiği anlaşılır.

Araştırma raporu başvuru sahibinin buluşunun patentlenebilirliği hakkında fikir edinmesine yardımcı olur. Bulunan dokümanlarla buluşunu karşılaştırarak buluşunun yeni olup olmadığını, yeni ise hangi farklı özellik(ler) sayesinde yenilik arz ettiğini ve bu farkın buluş basamağı içerip içermeyeceğini yorumlamasına yardımcı olur.

Örneğin başvuru sahibi, eğer uzmanın bulduğu dokümanın başvuru konusu buluşun birebir aynısı olduğunu görmüşse, başvurusunu geri çekme ya da devam ettirmeme yoluna gidebilir. Zira bu şekilde başvuruyu devam ettirmek, kendisi için para ve zaman kaybına neden olabilir. Ancak bu, alınan her olumsuz raporun buluşun patentlenebilir olmadığını gösterdiği anlamına da gelmez. Zira istemlerde değişiklik yaparak ya da gerekçeli argümanlarla uzmanı ikna ederek sürecin olumluya çevrilmesi de mümkün olabilir. Bunun dışında, raporda sadece A dokümanlar bulunuyorsa, bu durum başvurunun patentlenme olasılığının yüksek olduğu anlamına gelir. Ancak unutulmamalıdır ki patent süreci boyunca üçüncü kişilerin ya da uzmanın bulduğu başka dokümanlar olumlu giden süreçte buluşun patentlenebilirliğini olumsuz etkileyebilir.

Bu yazıya konu buluşun araştırma raporunda aşağıda görülen iki doküman tüm istemler için X olarak gösterilmiştir:

Şekil 9: 2017/999999 nolu başvuruya ait araştırma raporunun detayı

Buna göre uzman başvurudan daha eski tarihte yayınlanmış WO2007073361 nolu patent dokümanı (X doküman) karşısında buluş konusu 1-17 nolu istemlerin yeni olmadığını ve/veya buluş basamağı içermediğini bildirmektedir.

Uzman ayrıca raporun II. Bölümünde başvuruyla ilgili bazı eksikliklerden bahsetmiştir. Buna göre istem 1’in tarifnamede tanımlanan buluşun kapsamını aştığı belirtilmiştir. Bir başka deyişle istem 1 tarifname tarafından desteklenmemektedir, zira istem 1’in kapsamı tarifnamede anlatılandan daha geniştir. Örneğin istem 1’in kapsamına uçaklar bile girmektedir. (bkz. şekil 7) Oysaki başvuru sahibi yalnızca icat ettiği şeyi korumalı, istem başvurudan çıkarılamayacak diğer yapılanmaları kapsamamalıdır.

Burada önemli bir hususu dile getirmekte fayda var. Genellikle istemin aynısının tarifnameye alınmasının otomatik olarak istemin tarifname tarafından desteklenmesinin sağlanacağına yönelik bir inanç vardır. Ancak bu her zaman doğru değildir. Bu örnekten de net bir şekilde görüldüğü üzere, istem 1’in aynısı tarifname sayfa 1, satır 31-34’te bulunmasına rağmen söz konusu istem tarifname tarafından desteklenmemektedir. Zira tarifnamenin geneline ve resimlere bakıldığında anlatılan buluş istem 1’de tarif edilen buluş değildir.

İstem 16 ve 17’nin resimlere atıfta bulunduğu ve bunun dışında teknik bir unsurdan bahsetmediği görülmektedir. Zorunlu kalınmadığı sürece istemlerde, buluşun teknik özellikleri, tarifname veya resimlere atıf yapılarak ifade edilmez. İstemler “tarifnamede anlatıldığı gibi”, “resimlerde gösterildiği gibi” ve benzeri ifadeler içermemelidir.[8]  Uzman 16 ve 17 nolu istemlere araştırma raporunda yer vermiş ve WO2007073361 nolu patent dokümanını bu istemler için de X kategorisinde göstermiştir. Zira bu istemlerin mevcut haliyle ilerlemesi mümkün değildir, ya düzeltilmesi ya da çıkarılması gerekir. Ancak bu istemlerde herhangi bir teknik özellikten bahsedilmediği için düzeltilse bile aslında yeni bir istem haline geleceklerdir.

Referans işaretleri kullanıldığında başvurunun tamamında aynı özellikler aynı referans işaretleri ile belirtilir.[9] Ancak tarifname ve resimlerdeki unsurlar referans işaretleri ile gösterilmiş olmasına rağmen istemlerde gösterilmediği görülmektedir.

Bağımsız istemler bazı istisnalar dışında iki bölümlü olarak yazılır. İlk bölüm tekniğin bilinen durumunu oluşturan kısım, ikinci bölüm ise buluşun teknikten farklılık arz eden unsurlarının bulunduğu kısımdır. Bu iki bölüm ise bağlayıcı bir ifade (“içeren, karakterize edilen, içeriği, -den oluşan, -den ibaret olan, olup özelliği, ayırt edici özelliği” vb.) ile birleştirilerek tek cümleden oluşan bir istem oluşturulur.[10]  Başvuruda istem 1, iki bölümlü yazılmış olmasına rağmen ilk bölümü tekniğin bilinen durumunu tanımlamayıp sadece “Bir kişisel itme aygıtı” olarak ifade edilmiştir. Benzer bir durum bağımsız istem 15 için de geçerlidir.

Görüldüğü üzere istem 15, istem 1-13’e atıf yapmış olmasına rağmen bağımlı bir istem değildir. İstemin bir başka isteme atıf yapması her durumda onun bağımlı bir istem olduğu sonucunu doğurmaz. Burada aparat istemlerine sadece gönderme yapılmıştır ve istem 15, bağımsız bir yöntem istemidir ve bu şekilde değerlendirilir.

Uzman, araştırma raporunu ve raporda kullandığı dokümanların birer kopyasını bir üstyazının ekinde başvuru sahibine gönderir. Üstyazıda bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde ücretinin de ödenerek inceleme talebinde bulunulması gerektiği, aksi takdirde başvurunun geri çekilmiş sayılacağı belirtilir.[11]

Raporun tarihi 19.06.2018 olup, yazının tebliğ tarihi 21.06.2018 olmuştur. Buna göre başvuru sahibi bu tarihten itibaren 3 ay içinde, yani 21.09.2018’e kadar ücretini ödeyerek inceleme talebinde bulunmalıdır.

İNCELEME TALEBİ

Başvuru sahibi 06.09.2018 tarihinde süresi içinde inceleme talebinde bulunmuş ve ilgili ücreti ödemiştir. Bu talep sırasında tarifname ya da istemlerinde bir değişiklik yapmamış ve araştırma raporuna yönelik bir görüş bildirmemiştir.

BİRİNCİ BİLDİRİM

İnceleme talebinin ardından uzman 10 Mart 2019’da incelemeye ilişkin görüşünü hazırlamıştır. Bu süre içinde henüz başvuru yayınlanmadığı için (başvuru sahibi erken yayın talebinde bulunmamış, 18 aylık süre Haziran 2019’da dolacak) üçüncü kişi itirazları da bulunmamaktadır.

İnceleme uzmanı, yaptığı değerlendirmenin ardından eğer başvurunun tüm istemler itibariyle patentlenebilir olduğuna ya da basit düzeltmelerle patentlenebilir olacağına karar verirse “inceleme raporu” düzenler. Ancak eğer başvurunun bazı ya da tüm istemler itibariyle patentlenebilir olmadığı görüşündeyse “1. Bildirim” adı verilen yazışmayla bunun gerekçelerini bildirir, inceleme raporu düzenlemez. Bir başka deyişle, istemlerin bir kısmı olumlu bir kısmı olumsuz ise inceleme raporu düzenlenmez, bildirim yapılır.

Burada araştırma raporu olumsuz olduğu için ve herhangi bir görüş/değişiklik bulunmadığı için uzman 1. Bildirimde bulunmuştur.

1. Bildirimin PDF haline buradan ulaşılabilir.

Başvuru sahibi istemlerinde bir değişiklik yapmadığı ve araştırma raporuna yönelik bir görüş bildirmediği ve üçüncü kişi itirazı da bulunmadığı için uzman yalnızca araştırma raporundaki dokümanlar üzerinden değerlendirmesini yapmıştır. Rapordaki dokümanlar kolaylık olması açısından aşağıdaki gibi gösterilmiştir:

D1:   WO20071073361A1 (GUSEV IGOR [UA]) 28 Haziran 2007

D2:   FR2667568A1     (VINTILA EUGEN)  10 Nisan 1992

Buna göre başvuru konusu istem 1 yeni değildir, zira tekniğin bilinen durumunda D1’deki buluş da (bkz. D1, Şekil 18) bir kişisel itme aygıtı olup, özelliği sert bir elemanın karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticileri ve iticilerin havayı hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçlarını içermesidir. Bir başka deyişle D1, istem 1’deki tüm unsurları bulundurmaktadır.

Şekil 10: D1 dokümanına ait Şekil 18

Gerçekten de Şekil 10’dan görüleceği üzere D1’deki yapılanmada bir sert elemanın karşılıklı iki ucunda konumlanmış pervaneler ve bunları çalıştıran motorlar (bkz. tarifname sayfa 17) bulunmaktadır. Her ne kadar başvuru konusu buluş ile D1 oldukça farklı cihazlar gibi görünse de istem 1’in olması gerekenden geniş olarak kaleme alınması, D1 ve D2’deki gibi yapılanmaları, hatta daha önce bahsedildiği gibi uçakları (bkz. şekil 7) bile kapsamasına neden olmaktadır. Uzmanın gönderdiği bu tür dokümanları görünce bazen başvuru sahiplerinin tepkisi, “iyi de benim cihazım bundan çok farklıydı, uzman herhalde benim buluşumu anlamamış” şeklinde olmaktadır. Halbuki aslında buradaki sorun istemin geniş yazılmasından kaynaklanmaktadır.

Benzer şekilde istem 1’in konusu D2’ye göre de yeni değildir. Şekil 11’den görüleceği üzere D2’deki yapılanmada da bir sert elemanın (7) karşılıklı iki ucunda konumlanmış pervaneler (2) ve bunları çalıştıran motorlar (1) bulunmaktadır. 

Şekil 11: D2 dokümanına ait Şekil 1

Bağımsız istem 15 de yeni değildir, zira D1’deki buluş (bkz. D1, Şekil 18) bir kullanıcıyı karada veya su üzerinde itmek için bir yöntem olup, özelliği;

istem 1 ila 13’ten herhangi birindeki gibi bir kişisel itme aygıtı sağlanması,

kayak, buz pateni, bisiklet, üç tekerli veya dört tekerli bisiklet, kaykay, paten, kara sörfü tahtası, kara yelkeni şasisi, kar tahtası, su aracı veya benzerleri arasından seçilen taşıma araçları sağlanması,

kullanıcının sert elemanı ellerinde tutması ve kavraması,

iticilerin havayı hareket ettirmesi ve böylece kullanıcıyı itmesi ve

sert elemanı hareket ettirerek kişisel itme aygıtının oryantasyonunu ayarlamak, böylece iticiler tarafından verilen itme kuvvetinin kullanıcıya göre doğrudan ayarlanması

işlem adımlarını içermektedir.

Bağımlı istemler 2-14’te tanımlanan ek özellikler de D1 veya D2’de açıklanmıştır ve bu nedenle yeni değildir. Örneğin, tahrik aracının elektrik motoru olması, kullanıcının vücuduna monte edilmek üzere konfigüre edilmiş bir koşum takımı veya kayışı içermesi, aygıtın kullanıcının vücudundan ileriye doğru tutulacak şekilde konfigüre edilmesi, aygıtın bir su aracı ile birlikte kullanılması vb. özelliklerin hepsi D1’de bulunmaktadır. İstem 11’de iticilerin birbirinden kullanıcının omuzlarının genişliğinden daha az olmayan bir uzaklıkta ve tercihen yaklaşık 60 ila 120 cm uzaklıkta olduğu belirtilmiştir. Gerek D1 gerek D2’deki yapılanmalarda motorların kullanıcının omuzlarının genişliğinden daha az olmayan bir uzaklıkta olduğu görülmektedir. “Tercihen” ifadesi bir opsiyon sunmakta olup istem için bir sınırlama ifade etmediğinden bu özellik dikkate alınmaz.

“Görüşler” kısmında ise daha önceden araştırma raporunda dile getirilen sorunlar tekrar yazılmıştır.

İnceleme uzmanı “1. Bildirim” başlıklı bu raporu bir üstyazının ekinde başvuru sahibine göndermiştir. Üstyazıda, 1. Bildirimde yer alan hususlara ilişkin görüşlerin ve/veya yapılacak değişikliklerin tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde Kuruma gönderilmesi istenmektedir. [12] Bu işlem için herhangi bir ücret istenmemektedir. Ancak bu süre içinde görüş bildirilmemesi veya değişiklik yapılmaması halinde başvuru geri çekilmiş sayılacaktır.

1. Bildirim başvuru sahibine 15.03.2019’da tebliğ edilmiştir, buna göre 15.06.2019’a kadar görüş ve değişiklik yapılması için süresi bulunmaktadır.

Başvuru sahibi istem değişikliği yaparken, ekleme, değiştirme veya silme yoluyla yapılan değişikliklerle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın yapılan değişiklikleri açıkça tanımlamalıdır.[13] Yapılan değişiklikle, başvurunun orijinal haline kıyasla kapsam aşımına neden olacak eklemeler yapmamaya özen gösterilmelidir.[14] Bu nedenle her ne kadar Mevzuatta açıkça belirtilmese de, yapılan değişikliklerin orijinal başvurudaki dayanağının gösterilmesinde de büyük fayda vardır. Böylece hem uzmanın işi kolaylaşmış olur, hem de yanlışlıkla kapsam aşımına neden olacak eklemelerden kaçınılması daha kolay olur.

BİRİNCİ BİLDİRİME CEVABEN İSTEMLERDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER VE GÖRÜŞLER

05.06.2019’da başvuru sahibi, süresi içinde, gönderilen olumsuz bildirime (1. Bildirim) cevaben istemlerinde değişiklik yapmıştır. İstem sayısı 17’den 13’e düşmüştür. İstemlerde yapılan değişiklikler temiz bir kopya ve üzerindeki değişikliği gösterir kopya olarak iki farklı şekilde verilmiş, birinci bildirime yanıt olarak görüşler ve yapılan değişikliklere yönelik açıklamalar sunulmuştur.

Yazıyı uzatmamak adına yalnızca ilk istem, üzerinde yapılan değişiklikleri gösterir şekilde (kalın kısımlar yeni eklenmiştir) aşağıya alınmıştır:

YENİDEN DÜZENLENEN İSTEMLER

1. Bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılan ve aşağıdakileri içeren bir kişisel itme aygıtı (10) olup, şunları içerir:

sert bir elemanın (12) karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler (16);

iticilerin havayı hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçları; ve

sert eleman (12) üzerinde konumlanmış ve bir kullanıcının (100) elleriyle tutulacak şekilde yapılandırılmış kavrama araçları (14) veya bir kavrama yüzeyi,

burada aygıtın (10) pozisyonu, oryantasyonu ve/veya eğiminin, kullanıcının (100) istediği hız ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlanması mümkündür.[15]

BİRİNCİ BİLDİRİME YANIT

Yapılan Değişiklikler ile İlgili Açıklamalar

İstem 1, kişisel itme aygıtının bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırıldığını ve kullanıcının elleriyle tutulacak şekilde yapılandırılan sert eleman üzerinde konumlanmış kavrama araçlarını veya bir kavrama yüzeyini içerecek şekilde yapılandırıldığını belirtmek üzere değiştirilmiştir. Bu değişiklikler, orijinal istem 12 ve 13’ten ve tarifname sayfa 3, satır 31 – 32 ve sayfa 5, satır 24 – 26’dan dayanak bulmaktadır. İstem 1’e eklenen aygıtın pozisyonu, oryantasyonu ve/veya eğimini, kullanıcının istediği hıza ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlayabilmesi özelliği de orijinal tarifname sayfa 6, satır 23 – 24’ten dayanak bulmaktadır.

12, 13, 16 ve 17 nolu orijinal istemler silinmiştir. Sonraki istemler yeniden numaralandırılmıştır.

Parantez içinde verilen referans işaretleri, SMK Yönetmelik m.77(9) uyarınca değiştirilmiş istem setine eklenmiştir.

Görüşler

Uzmanın 1. Bildirimde belirttiği görüşlere ilişkin yorumlarımız aşağıdaki gibidir:

Yeniden düzenlenen istem 1, itme aygıtının “kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırıldığı” ve sert elemanın “kullanıcının elleriyle tutulacak şekilde yapılandırılmış kavrama aracı veya kavrama yüzeyi” içerdiğini gösterir. Bu şekilde yapılandırılmış bir itme aygıtı, kullanıcının aygıtı hem desteklemesini hem de doğrudan kontrol etmesini gerektirir. Gerçekten de, değiştirilmiş haliyle istem 1, aygıtın pozisyonu, oryantasyonu ve/veya eğiminin, bir kullanıcının istenen hızına ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlanabileceğini belirtir.

Ne D1 ne de D2, karşıt uçlarında düzenlenen havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler bulunan ve üzerinde düzenlenmiş kavrama araçları veya bir kullanıcının elleriyle tutulacak şekilde yapılandırılmış bir kavrama yüzeyi içeren bir sert elemanı açıklamaz.

Örneğin, D1’de kullanıcı, üzerine iticilerin monte edildiği sert elemandan uzaktaki bir gidona tutunur. D2’deki kişisel uçuş cihazı, bir kullanıcının uçuş giysisinin sırtının üst kısmına göre sabitlenecek şekilde konfigüre edilmiştir.

Mevcut başvurunun yöntem istem 13’ü (orijinal istem 15) “sert elemanı ellerinde tutan ve kavrayan” bir kullanıcıdan bahsetmektedir. Ne D1 ne de D2, üzerinde karşı uçlarda havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticilerin düzenlendiği sert bir elemanı kavrayan bir kullanıcıyı kara veya su üzerinde itmeye yönelik bir yöntemi açıklamamaktadır. Bu nedenle, yeniden düzenlenen istemler, anılan önceki tekniğe göre yenidir.

D1’in özetine göre, bir taşıma cihazının çekiş gücünü üretmek için aerodinamik bir itici cihazla donatılmış bir motor ünitesi, havadan hafif bir gazla doldurulmuş balon, kontrol üniteleri ve talimatları motor ünitesine uzaktan iletmek için bir cihaz içeren bir hava aracı açıklanmaktadır. D1’deki şekillerin hiçbiri, kullanıcının desteklemesi gereken veya düzeneğin pozisyonunu, oryantasyonunu ve/veya eğimini değiştirerek doğrudan kontrol edebileceği bir itme aygıtını öğretmemekte ya da önermemektedir. Gerçekten de, D1 tertibatı, hava aracının kullanıcı tarafından dolaylı olarak kontrol edildiğini veya hatta römorkör uçaktan oldukça uzakta bulunan bir üçüncü şahıs tarafından kontrol edildiğini gösteren, talimatları motor ünitesine uzaktan iletmek için bir cihaz içerir. Teknikte uzman kişi bu özelliğin avantajlarını takdir edecektir ve bu nedenle, D1’den başlayarak, uzman bir kişinin mevcut buluşa göre yalnızca kullanıcı tarafından doğrudan kontrol edilen bir kişisel itme aygıtı sağlama motivasyonu olmayacaktır. En azından bu nedenlerle, burada sunulan yeniden düzenlenen istemler D1 karşısında buluş basamağına sahiptir.

D2, bir kullanıcı tarafından giyilen bir uçuş giysisinin üst arka kısmına bağlanacak şekilde konfigüre edilen katlanabilir, taşınabilir bir uçuş cihazını açıklamaktadır. D2, bir kullanıcının arkasına kişisel bir uçuş cihazının sabitlenmesini öğretir ve uzman kişi, D2 ve genel bilgiler ışığında bu konfigürasyonun sabit bir ağırlık merkezinin korunmasını sağladığını ve kullanıcının ileriye doğru itilmesine yardımcı olduğunu takdir edecektir. Bu nedenle, teknikte uzman kişinin kişisel bir uçuş cihazını “kullanıcının vücudunun önüne” yerleştirmesi bu yapılanmadaki mantığa aykırı olacaktır. Ayrıca, D2, kullanıcıdan destek gerektirmeyen ve kullanıcıya göre sabit bir oryantasyonda kalan, kullanıcının istenen bir hız ve hareket yönünü etkilemek için cihazın pozisyonunu, oryantasyonunu veya eğimini manevra etmesini engelleyen kişisel bir uçuş cihazını öğretir. En azından bu nedenlerle, burada sunulan yeniden düzenlenen istemler D2 karşısında buluş basamağına sahiptir.

İnceleme uzmanının öne sürdüğü tüm itirazların burada ele alındığına inanıyoruz ve bir inceleme raporu ve patent kararı bildirimi almayı sabırsızlıkla bekliyoruz. İhtiyati bir tedbir olarak, inceleme uzmanının bu başvuruyu başka bir yazışma olmaksızın reddetmeye karar vermesi halinde, telefonla görüşme talep ediyoruz.

BAŞVURU YAYINI

23.06.2019’da 18 aylık süresi dolan başvuru yayınlanmıştır. Bu tarihten itibaren üçüncü kişiler patent başvurusuna konu olan buluşun patent verilebilirliğine ilişkin görüşlerini sunabilir.[16] Eğer henüz patent kararı verilmemişse, inceleme aşamasında uzman üçüncü kişilerin sunduğu dokümanları da dikkate alabilir.

İKİNCİ BİLDİRİM

İnceleme uzmanı başvuru sahibinin yaptığı değişiklikler ve görüşleri dikkate alarak yeni bir değerlendirmede bulunmuştur. 20.09.2019’da “2. Bildirim”i göndermiştir.

2. Bildirimin PDF haline buradan ulaşılabilir.

Aşağıdaki doküman, başvuru sahibi tarafından tarifnamede alıntılanmıştır ve bundan sonraki yazışmalarda D3 olarak adlandırılacaktır.

D3:  US2006196991A1 (MARTIN) 7 Eylül 2006

Buluş Basamağı

Görüldüğü üzere “2. Bildirim”de önceki bildirimden farklı bir doküman kullanılmıştır. Zira istemler değiştiğinde yeni istemlere karşı kullanılabilecek en uygun doküman da değişebilmektedir. Uzman değişen istemlerin yeni olduğunu kabul etmiş, buluş basamağını değerlendirirken “problem-çözüm yaklaşımı”nı uygulamıştır. Problem-çözüm yaklaşımı şu adımlardan oluşur:

[1].       Tekniğin bilinen durumunda, buluşa en yakın doküman tespit edilir. En yakın doküman buluşla aynı alanda olan, benzer teknik etkiye ve amaca sahip ve genellikle buluşla en çok sayıda ortak özelliği bulunan dokümandır.

[2].       Buluş ile en yakın doküman arasında teknik özellikler bakımından fark tespit edilir.

[3].       Bu farkın teknik etkisi tespit edilir.

[4].       Tespitler ışığında buluşun çözümünü amaçladığı objektif teknik problem tespit edilir.

[5].       En yakın doküman ve mevcut problem göz önüne alındığında, ilgili alanda uzman kişi buluş yapma yeteneği kullanmadan buluşa kolayca ulaşır mı? Cevap “evet” ise buluş basamağı yoktur.

Bu adımların uygulanışı aşağıda gösterilmiştir:

Mevcut başvuru, SMK m.82(1)’in gerekliliklerini karşılamamaktadır, çünkü istem 1’in konusu, SMK m.83(4) anlamında buluş basamağı içermemektedir.

[1].  D3, istem 1’in konusuna en yakın önceki teknik olarak kabul edilmiştir. D3’teki buluş  (parantez içindeki referans numaraları bu dokümana aittir), (bkz. D3 şekil 2):

Bir kullanıcının vücudunun önünde omuzlarında tutulacak şekilde yapılandırılan ve aşağıdakileri içeren bir kişisel itme aygıtı (1) olup, şunları içerir:

sert bir elemanın (4) karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler (2, 3);

iticilerin havayı hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçları; ve

sert eleman (4) üzerinde konumlanmış ve bir kullanıcının elleriyle tutulacak şekilde yapılandırılmış kavrama araçları (14, 15) veya bir kavrama yüzeyi,

burada aygıtın (1) pozisyonu, oryantasyonu ve/veya eğimini, kullanıcının istediği hız ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlanması mümkündür. (bkz. paragraf 0042[17])

[2]. Bu nedenle, istem 1’in konusu, D3’teki kişisel itme aygıtından, aygıtın bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılması açısından farklıdır.

[3]- [4]. Buluş tarafından çözülen problem, bu nedenle, aygıtı kullanıcı tarafından tutmanın bir alternatifini bulmak olarak kabul edilebilir.

[5]. Mevcut başvurunun 1. isteminde önerilen çözümün bir buluş basamağı içerdiği düşünülemez, çünkü bir kullanıcının aygıtı önünde veya omuzlarında tutması sadece bu aygıtın ağırlığı ile ilgilidir.

(Buradaki problem-çözüm yaklaşımı değerlendirmesi, daha sonra inceleme aşamasında yapılan değerlendirme ile karşılaştırılacaktır. Bkz. “İnceleme Raporu” başlıklı bölüm.)

Aynı mantık, gerekli değişiklikler yapılarak, istem 13’ün ilgili bağımsız yönteminin konusu için de geçerlidir, bu nedenle de istem 13 de buluş basamağına sahip değildir.

Şekil 12: D3 dokümanına ait Şekil 1 ve 2

Görüşler

İstem 1’de kullanılan “ayarlanması mümkün” ifadesi muğlak ve belirsizdir ve atıfta bulunduğu teknik özelliğin anlamı konusunda okuyucuyu şüpheye düşürerek, söz konusu istemi belirsiz hale getirmektedir; örneğin aygıtın pozisyonu kullanıcının istediği hıza göre ayarlanacak mıdır ayarlanmayacak mıdır?

İstem 1 ayrıca, koruma talep edilen konunun tanımlanmaması nedeniyle de sorunludur. İstemdeki “aygıtın pozisyonu, oryantasyonu ve/veya eğiminin, kullanıcının istediği hıza ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlanması” ifadesi, konuyu ulaşılacak sonuç açısından tanımlamaya çalışmaktadır. Ancak istemlerde buluş, sadece erişilmesi arzulanan bir sonuç ile tanımlanamaz.[18] Kaldı ki, bu örnekte konuyu daha somut terimlerle, örneğin etkinin nasıl elde edileceğini belirtecek şekilde tanımlamak mümkün görünmektedir. Ayrıca, bu koşul/işlev kesinlikle zorunludur, aksi takdirde bu aygıtın amacı olan her zaman kullanıcının istediği hız ve hareket yönünü ayarlama özelliği olmadan aygıtın hiçbir anlamı yoktur.

İnceleme uzmanı “2. Bildirim” başlıklı bu raporu bir üstyazının ekinde başvuru sahibine göndermiştir. Üstyazıda, 2. Bildirimde yer alan hususlara ilişkin görüşlerin ve/veya yapılacak değişikliklerin tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde Kuruma gönderilmesi istenmektedir.[19] Bu işlem için herhangi bir ücret istenmemektedir. Ancak bu süre içinde görüş bildirilmemesi veya değişiklik yapılmaması halinde başvuru geri çekilmiş sayılacaktır.

2. Bildirim başvuru sahibine 23.09.2019’da tebliğ edilmiştir, buna göre 23.12.2019’a kadar görüş ve değişiklik yapılması için süresi bulunmaktadır.

İKİNCİ BİLDİRİME CEVABEN İSTEMLERDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER VE GÖRÜŞLER

14.11.2019’da başvuru sahibi, süresi içinde, olumsuz bildirime cevaben istemlerinde değişiklik yapmış ve görüşlerini bildirmiştir. İstem sayısı 13’ten 12’ye düşmüştür. Yazıyı uzatmamak adına yalnızca ilk istem, üzerinde yapılan değişiklikleri gösterir (kalın kısımlar yeni eklenmiştir, çıkarılan kısmın üzeri çizilmiştir) şekilde aşağıya alınmıştır:

YENİDEN DÜZENLENEN İSTEMLER

1. Bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılan ve aşağıdakileri içeren bir kişisel itme aygıtı (10) olup, şunları içerir:

sert bir elemanın (12) karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler (16), burada sert eleman bir çubuk veya borudur;

iticilerin havayı hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçları; ve

sert eleman (12) üzerinde konumlanmış ve bir kullanıcının (100) elleriyle tutulacak şekilde yapılandırılmış kavrama araçları (14) veya bir kavrama yüzeyi,

burada aygıtın (10) pozisyonu, oryantasyonu ve/veya eğimi, kullanıcının (100) istediği hız ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlanması mümkündür.

burada birinci ve ikinci iticilerin her biri 15 ila 25 kg itme sağlamak üzere yapılandırılır,

burada her bir itici (16), söz konusu sert elemanın (12) ilgili bir ucuna monte edilmiş bir yuva (18) ve yuva içine monte edilmiş bir hava hareket ettirme aracı (22) içerir,

ve burada her bir hava hareket ettirme aracı, bir eksen etrafında dakikadaki devir sayısı (rpm) 10.000 ila 100.000 olacak şekilde döner.[20]

İKİNCİ BİLDİRİME YANIT

Yapılan Değişiklikler ile İlgili Açıklamalar

İstem 1, “sert elemanın bir çubuk veya boru olduğu” özelliğini içerecek şekilde değiştirilmiştir. Bu değişiklik, tarifname sayfa 3, satır 26-27 veya Şekil 1’e dayanmaktadır.

İstem 1 ayrıca, iticilerin her birinin 15 ila 25 kg itme sağlamak üzere yapılandırıldığını belirtmek üzere değiştirilmiştir. Bunun dayanağı da tarifname sayfa 4, satır 29-30’da bulunabilir.

İstem 1 ayrıca, her bir iticinin, söz konusu sert elemanın ilgili bir ucuna monte edilmiş bir yuva ve yuva içine monte edilmiş bir hava hareket ettirme aracı içerdiğini belirtmek üzere değiştirilmiştir. Bunun dayanağı ise orijinal istem 2’dir.

İstem 1’e, her bir hava hareket ettirme aracının dakikadaki devir sayısı (rpm) 10.000 ila 100.000 olacak şekilde bir eksen etrafında döndüğüne dair özellik de eklenmiştir. Bunun dayanağı tarifname sayfa 4 satır 31-34’te bulunabilir.

“Aygıtın (10) pozisyonu, oryantasyonu ve/veya eğimi, kullanıcının (100) istediği hız ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlanması“ özelliği, istem 1’den silinmiştir. Bu özellik, orijinal istem 1’de mevcut değildi, zira kapsam aşımına yol açmayacaktır.

Görüşler

İnceleme uzmanının 2. Bildirimde belirttiği hususlara ilişkin yorumlarımız şu şekildedir:

AÇIKLIK

Görüşler kısmındaki açıklık itirazlarına cevaben, inceleme raporunda itiraz edilen ve daha önce eklenen “… kullanıcının (100) istediği hız ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlanması mümkündür.” özelliği istem 1’den silinmiştir. Bu nedenle, istem 1 artık SMK m.92(4)’ün gerekliliklerini karşılamaktadır.

YENİLİK VE BULUŞ BASAMAĞI

Değiştirilmiş istem 1’deki sert eleman bir çubuk veya borudur. Bu itibarla kavrama aracı veya kavrama yüzeyi, bu sert çubuk veya boru üzerindedir. Değiştirilmiş istem 1 ayrıca aygıtın bir kullanıcının vücudundan ileriye doğru tutulacak şekilde yapılandırılmasını gerektirir. Değiştirilmiş istem 1 ayrıca iticilerin her birinin 15 ila 25 kg itme sağlayacak şekilde yapılandırılmasını gerektirir. Değiştirilmiş istem 1 ayrıca her bir iticinin dakikadaki devir sayısı 10.000 ila 100.000 olan bir hava hareket ettirici cihaza sahip olmasını gerektirir. D3, bu özelliklerin hiçbirini açıklamamaktadır. Bu nedenle değiştirilmiş istem 1, D3 karşısında yenidir.

Söz konusu değişiklikler, mevcut buluşun tamamen farklı konfigürasyona ve kullanıma sahip olduğunu netleştirmeye yardımcı olmak için yapılmıştır. Mevcut buluşla, çubuğun veya borunun karşıt ucundaki iticiler, kullanıcının vücudunun önünde tutulur ve bu sayede, örneğin başvuruda Şekil 3’te (bkz. Şekil 13) görüldüğü gibi kara sörfü tahtası benzeri bir araç üzerinde bir spor faaliyetinde bulunurken kullanıcıya yatay yönde itiş sağlar.

Şekil 13: Başvuruya ait Şekil 3

Ayrıca, birinci ve ikinci iticilerin her biri 15 ila 25 kg itme sağlayacak şekilde yapılandırılmıştır ve her biri 10.000 ila 100.000 rpm’de dönen bir hava hareket ettirme aracına sahiptir.

Kullanıcı, aygıtı ellerinde ve vücudunun önünde tutarak aygıtın açısını ve itme açısını başvuruda Şekil 4a’da görüldüğü gibi aktif olarak kontrol edebilmektedir (Bkz. Şekil 1). Fizik kuralları açısından, itme açısı, aygıtın ağırlığı ve itme miktarı ile bağlantılı olarak, ortaya çıkan bir ileri itici kuvvet vermek ve itmenin dikey bileşeninin aygıtın ağırlığına eşit olması için belirlenebilir. Bu da aygıtın kullanıcı için ağırlıksız gibi hissedilmesine neden olur.

Ayrıca, hava hareket ettirme aracının dönüşü geleneksel sistemlerden çok daha yüksektir ve bu nedenle yüksek dönüş nedeniyle dönme torku çok düşüktür (bkz. sayfa 5 satır 15-22). Düşük tork sayesinde, kullanıcı çubuğu/boruyu bilek ve kol hareketi ile doğrudan kontrol edebilir. Bu haliyle, bu düzenleme, önceki tekniğe ait arkaya monte edilmiş düzenlemelere salt bir alternatif olmaktan çok daha fazlasıdır.

Daha önceden bilinen düzenlemelerde (sadece D3’te değil, başvurunun tarifnamesinde tekniğin bilinen durumu anlatılırken bahsedilen diğer tüm dokümanlarda da), itme sağlamak için pervane/fan her zaman bir kullanıcının sırtında konumlandırılmıştır. Bunun nedeni, her zaman pervaneden kaynaklanan kuvvetin cismin merkezinden hareket etmesi gerektiği düşünüldüğü içindir. D3’te uzun süredir kullanılan bu çalışma prensibini değiştirmek için herhangi bir açıklama veya öneri yoktur.

Yukarıda açıklandığı gibi, D3 ile buluş arasında çok sayıda farklılık vardır. D3, dikey bir kalkış sağlayan kişisel bir uçuş cihazı olan çok farklı bir aparatla ilgilidir (bkz. paragraf 0002). Teknikte uzman bir kişinin buluşa ulaşabilmesi için D3’teki aparatta çok sayıda değişiklik yapması gerekecektir. Ancak bunun nasıl ve neden yapılacağına dair bir açıklama da yoktur. İstem 1’deki aygıt sadece farklı bir fiziksel düzenleme değildir, aynı zamanda farklı bir şekilde kullanılmaktadır.

Bu nedenle, en azından yukarıda tartışılan nedenlerden dolayı, istem 1 yenidir ve D3 karşısından buluş basamağına sahiptir.

İnceleme uzmanının tüm itirazlarının ele alındığına inanıyoruz ve uygun bir zamanda patent belge kararına ilişkin bir bildirim almayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Herhangi bir sorunun devam etmesi durumunda, bu sorunların hızlı bir şekilde çözülebilmesi için uzman, vekil ile telefon yoluyla iletişime geçmeye davet edilmektedir.

İNCELEME RAPORU

İnceleme uzmanı başvuru sahibinin yaptığı değişiklikler ve görüşleri dikkate alarak yeni bir değerlendirmede bulunmuş ve yeniden düzenlenen istemlerin patentlenebilir olduğu kanaatine varmıştır. 10.01.2020’de olumlu “İnceleme Raporu” göndermiştir. Ancak belge alınabilmesi için gerekli bazı düzeltmelerin yapılmasını da istemiştir.

İnceleme Raporunun PDF haline buradan ulaşılabilir.

Uzman problem-çözüm yaklaşımının adımlarını istem 1 için şöyle uygulamıştır:

[1]. D3 en yakın doküman olarak alınmıştır.

[2]. İstem 1 ile D3 arasındaki temel fark kişisel itme aygıtının kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılması ve bir borunun karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler içermesi olarak değerlendirilmiştir.

[3]. Bu farkın yarattığı teknik etki kullanıcının boruyu bilek ve kol hareketi ile doğrudan kontrol edebilmesidir.

[4]. Buluşun çözümünü amaçladığı teknik problem yüksek derecede esneklik ve kontrol edilebilirlik sağlayan bir kişisel itme aygıtı geliştirmektir.

[5]. Tekniğin bilinen durumundaki kişisel itme aygıtlarında, itme sağlamak için pervane/fan her zaman bir kullanıcının sırtında konumlandırılmıştır. Bunun nedeni, her zaman pervaneden kaynaklanan kuvvetin cismin merkezinden hareket etmesi gerektiği düşünüldüğü içindir. D3’te uzun süredir kullanılan bu çalışma prensibini değiştirmek için herhangi bir açıklama veya öneri bulunmamaktadır. Teknikte uzman bir kişinin buluşa ulaşabilmesi için D3’teki aparatta çok sayıda değişiklik yapması gerekecektir. Ancak bunun nasıl ve neden yapılacağına dair bir açıklama da yoktur. İstem 1’le teknik probleme getirilen çözüm, tekniğin bilinen durumunda bulunmamakta ve tekniğin bilinen durumundaki dokümanlara bakılarak aşikâr bir biçimde çıkarılamamaktadır.

Burada uzmanın 2. Bildirimde uyguladığı problem-çözüm yaklaşımıyla yukarıda (inceleme raporunda) uygulananı karşılaştıralım. Önceki değerlendirmede istem 1 ile D3 arasındaki fark “aygıtın bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılması” idi ve buna bağlı olarak buluş tarafından çözülen problem, aygıtı kullanıcı tarafından tutmanın bir alternatifini bulmak olarak tespit edilmiştir. Ancak yeni istemde sert elemanın bir boru/çubuk olması özelliği, kullanıcının boruyu bilek ve kol hareketi ile doğrudan kontrol edebilmesini sağlamakta, bu da teknik problemin yukarıdaki gibi yeniden formüle edilmesine sebep olmaktadır. Peki nasıl oldu da süreç içinde iki farklı teknik problem ortaya kondu? Buluş ile D3 dokümanı arasındaki fark kullanım açısından düşünüldüğünde, D3’de aygıtın kullanıcının omuzlarında tutulması, buluşta ise önünde tutulmasıdır. Ancak bu aslında aygıtın yapısındaki bir farkın bir sonucudur. Bunu sağlayan yapısal farklılık isteme yazılmadıkça oluşan farkın teknik etkisi istenen biçimde ifade edilemeyecektir. Aygıtın kullanıcının önünde tutulmasını sağlayan unsur çubuk/borudur. Bu unsur isteme alındıktan sonra teknik etki artık aygıtı tutmanın alternatifini bulmak değil, aygıtın daha kolay kontrol edilebilmesi haline gelmiştir. Teknik problem de buna bağlı olarak değişmiştir. İsteme buluşun çözdüğü problemi sağlayan unsurların doğru bir biçimde yazılması, bu nedenle buluş basamağı değerlendirmesinde büyük önem taşır.

Raporun “Görüşler” kısmında tarifname ve istemlerde yapılması gereken değişiklikler belirtilmiştir. Başvuruya patent verilebilmesi için inceleme raporunda belirtilen gerekli değişikliklerin yapılarak yeniden düzenlenecek evrakın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Kuruma gönderilmesi gerekmektedir.[21]

Yapılan değişikliklerin kabul edilmesi hâlinde patentin verilmesine ilişkin karar başvuru sahibine bildirilecektir. Bu süre içinde değişikliklerin yapılmaması veya yapılan değişikliklerin Kurum tarafından kabul edilmemesi hâlinde başvuru geri çekilmiş sayılacaktır. Bu aşamada gerekli bu basit düzeltmelerin ihmal edilmesi belge olmak üzere olan bir başvurunun hiç yoktan geri çekilmesine sebep olacağından verilen sürede işlemin tamamlanması çok önemlidir.

İnceleme uzmanı patent verilebilmesi için şu değişikliklerin yapılmasını talep etmiştir:

Tarifnamenin son sayfasında bulunan ve (bkz. orijinal başvuru sayfa 7, satır 28-42) spesifik teknik bir konu içermeyip sadece buluş ve koruma kapsamı ile ilgili belirsizlik yaratabilecek paragrafların çıkarılması istenmiştir.

WO2007073361 A1 nolu patent dokümanından tekniğin bilinen durumunda bahsedilmesi istenmiştir.

Tarifname sayfa 3’te sert elemanın (12) genellikle bir çubuk veya boru olabileceğine yönelik ifadedeki “genellikle” kelimesinin çıkarılması istenmiştir. Zira istem 1’de sert elemanın bunlardan biri olduğu ifade edilmektedir.

Tarifname sayfa 4’te “Fanın veya pervanenin A ekseni etrafındaki dönüşü 10.000 ila 100.000 rpm (dakikadaki devir sayısı) aralığında ve daha uygun olarak 25.000 ila 45.000 rpm arasında ve hatta daha uygun olarak 35.000 rpm civarında olabilir. İtki değerleri, itici (16) başına yaklaşık 15 ila 25 kg itme olabilir.“ ifadelerinde olasılık anlamı katan “olabilir” kelimelerinin çıkarılması istenmiştir.

Ayrıca istem 1 ve 12’ye bazı ifadelerin eklendiği görülmektedir.

Başvuru sahibi 15.01.2020’de söz konusu düzeltmeleri yapmış ve Kuruma sunmuştur. Ardından inceleme uzmanı belge kararı vermiştir. Karar yazısında özetle şunlar bulunur:

  • Başvuruya ait inceleme raporunda belirtilen hususlara uygun olarak yapılan değişiklikler kabul edilmiştir ve başvuruya patent verilmesine karar verilmiştir.[22] Söz konusu karar ve patent Resmi Patent Bülteninde yayımlanacaktır.
  • Patent verilmesi kararının bültende yayımlanmasından itibaren altı ay içinde üçüncü kişiler patente itiraz edebilir.[23] Bu süre içinde üçüncü kişiler tarafından itiraz edilmemesi durumunda patentin verilmesi hakkındaki karar kesinleşir ve nihai karar Bültende yayımlanır.[24]
  • Bu süre içinde itiraz gelmesi durumunda ise itirazlar, itiraz süresi sonunda başvuru sahibine bildirilir. İtirazın tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itirazlara karşı gerekçeli görüşler ileri sürülebilir veya gerekli görülürse istemler değiştirilebilir. İtiraz; görüşler ve varsa başvuruda yapılan değişiklik talepleri de dikkate alınarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı tarafından incelenir ve nihai karar verilir.
  • Patentin verilmiş olması, geçerliliği ve yararlılığı konusunda Kurumumuz tarafından garanti verildiği şeklinde yorumlanamaz ve Kurumun sorumluluğunu da doğurmaz.
  • Bir patentin korunması için gerekli olan yıllık ücretler üçüncü yıldan başlamak üzere her yıl (patentin koruma süresi boyunca) vadesinde ödenir. Vade tarihi, başvuru tarihine tekabül eden ay ve gündür. Yıllık ücretler, vadesinde ödenmediği takdirde ek ücretle birlikte vadeyi takip eden altı ay içinde de ödenebilir. Yıllık ücretlerin bu süre içinde de ödenmemesi halinde patent hakkı, bu ücretin son ödeme tarihi itibariyle sona erer. Ancak, patent hakkının sona erdiğine ilişkin bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde telafi ücretinin ödenmesi halinde patent hakkı, ücretin ödendiği tarih itibariyle yeniden geçerlilik kazanır ve Bültende yayımlanır. Söz konusu telafi ücretinin ödenmemesi durumunda hakların yeniden tesisi için talepte bulunulabilir.[25]
  • Patent sahibi veya yetkili kıldığı kişi, patentle korunan buluşu kullanmak zorundadır. Kullanma zorunluluğu, patentin verildiğine ilişkin ilanın ilgili bültende yayınlandığı tarihten itibaren üç yıllık veya patent başvurusu tarihinden itibaren dört yıllık sürelerden hangisi daha geç sona eriyorsa, bu süre içinde gerçekleştirilir. Patentin kullanıldığına ya da kullanılamadığına ilişkin beyanın anılan süre içinde Kuruma sunulması halinde bu durum sicile kaydedilerek Bültende yayımlanır.[26] Bu süre içinde kullanıldığına dair bildirim yapılmayan patentler Bültende yayımlanır.
  • Talep edilmesi halinde, patentin verilmesine ilişkin yayımdan sonra belge düzenleme ücreti ödenerek patent belgesi düzenlenebilir.[27]
  • Türk Patent ve Marka Kurumunun sunduğu hizmetlere ilişkin ücretlerde, ödemenin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan Ücret Tebliği dikkate alınmalıdır.

Belge olmuş dokümanın PDF haline buradan ulaşılabilir.

Verilen patent ilanı 23.01.2020 tarihinde Bültende yayınlanmıştır. Bunu takiben 6 aylık süre içinde SMK m.99 uyarınca üçüncü kişiler patent belgesine itirazda bulunabilir. Yukarıda belirtildiği üzere, bu tür itirazlar Patent Dairesi değil Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesince (YİDD) oluşturulan bir Kurul tarafından değerlendirilir. Kurul YİDD Başkanının yanı sıra Patent Dairesinden buluş konusunda uzman iki Sınai Mülkiyet Uzmanı (kararı veren inceleme uzmanı bunlar arasında bulunmaz) olmak üzere üç kişiden oluşur.

Kurum, yapılan itirazı patent sahibine bildirir. Patent sahibi bu bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde görüşlerini sunabilir veya patentte değişiklikler yapabilir.[28] Patentte değişiklik yapılması durumunda değişen metin ile bu değişikliklerin metin içerisinde nerelerde yapıldığının açık ve anlaşılır bir şekilde gösterildiği sayfalar da Kuruma sunulur. Değişiklikler, içerik olarak açık ve anlaşılır nitelikte olmalıdır.[29] Üç aylık süre içerisinde herhangi bir bildirimde bulunulmaması halinde söz konusu itiraz hakkında mevcut bilgi ve belgeler çerçevesinde değerlendirme yapılır.

Üçüncü kişiler 10.04.2020’de patent konusunun, 82 nci ve 83 üncü maddelere göre patent verilebilirlik şartlarını taşımadığı yönünde itirazda bulunmuştur.[30] Kurum, 6 aylık itiraz süresinin bitiminin ardından 02.08.2020’de yapılan itirazı patent sahibine bildirmiştir. Patent sahibi 10.10.2020’de itiraza karşı görüşlerini Kuruma bildirmiştir.

Yazıyı uzatmamak adına itirazın yalnızca istem 1 ile ilgili kısımları değerlendirilmiştir.

ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN SMK m.99 KAPSAMINDA İTİRAZI

Üçüncü kişiler patent konusunun, patent verilebilirlik şartlarını taşımadığı yönünde SMK m.99 kapsamında YİDD’ye itirazda bulunmuştur ve aşağıdaki dokümanları sunmuştur:

D3: US2006196991 (yayın tarihi: 07.09.2006) (inceleme raporundaki doküman)

D4: US4189019 (yayın tarihi: 19.02.1980)

D5: US4996938  (yayın tarihi: 05.03.1991)

Şekil 14: D4 (US4189019) dokümanına ait Şekil 1-3

Patent belgesine konu istem 1’in D3 ve D4 karşısında buluş basamağı içermediği ileri sürülmüştür. [31] Buna göre:

D3 dokümanındaki buluş bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılan ve aşağıdakileri içeren bir kişisel itme aygıtı (şekil 1-2) olup, şunları içerir:

sert bir elemanın (4,14,15) karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler (2,3),

iticilerin havayı hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçları (6, 7a, 8a, 11a, 11b) olup ayrıca şunları içerir:

sert eleman (4,14,15) üzerinde konumlanmış ve bir kullanıcının elleriyle tutulacak ve hareket ettirilecek şekilde yapılandırılmış kavrama araçları veya bir kavrama yüzeyi (14, 15, 17, 19, şekil 2-3),

burada her bir itici (2,3), söz konusu sert elemanın (4,14,15) ilgili bir ucuna monte edilmiş bir yuva (9,10) ve yuva içine monte edilmiş bir hava hareket ettirme aracı (7,8) içerir.

Buna göre D3 ile istem 1 arasındaki fark, D3’te sert elemanın bir çubuk veya boru olarak tanımlanmamış olmasıdır. Ancak çubuk veya boru yapısal bir malzeme olarak iyi bilindiği ve oldukça eski bir kullanıma sahip olduğu için başvurunun yapıldığı tarihte, teknikte uzman kişinin iticileri birbirine ilişkilendirmek için aşikâr biçimde seçeceği bir malzemedir.

Ayrıca D4’ten görüldüğü üzere kişisel itme araçlarında, boru kesitli malzemeden yapılmış ve kullanıcı tarafından takılabilen bir çerçeve (19, 25 ve 33) kullanımı iyi bilinmektedir. (bkz. Şekil 2, 3, 7, 8, 9, 11) Buna göre teknikte uzman kişi D3’teki sert elemanı D4’te öğretildiği gibi borudan yapmayı aşikâr bir biçimde bilecektir.

D3 ile istem 1 arasındaki diğer fark iticilerin her birinin 15 ila 25 kg itme sağlamasıdır. D3’te sağlanan itme ile ilgili sayısal bir değer verilmemiştir ancak D3’te kullanıcının ve cihazın taşınabilmesine yetecek itme gücüne (bkz. paragraf 45, satır 1-2) sahip olduğu belirtilmiştir. Teknikte uzman kişi kullanıcının ve cihazın taşınabilmesine yetecek itme gücünü sağlamak için istemde bahsi geçen sayısal değerleri aşikâr bir şekilde seçecektir.

D3 ile istem 1 arasındaki bir diğer fark havayı hareket ettiren her bir cihazın, bir eksen etrafında 10.000 ila 100.000 rpm’de dönmesidir. Havayı hareket ettiren kişisel itme araçlarında dönüş hızı ile ilgili olarak, başlangıçta, dönüş hızı seçiminin, kullanıcıyı hareket ettirmek için gereken istenen hız ve/veya itme değeri ile tanımlanacağı ve en azından istenen bir hız ile sürüleceği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, bir çalışma hızı seçimi, öğretilen özelliklerin bir optimizasyonu olarak anlaşılacaktır. Buna göre, bir istemin genel koşullarının önceki teknikte açıklandığı durumlarda, optimum veya uygulanabilir aralıkları rutin deneylerle keşfetmek buluş niteliğinde değildir, zira başvuru sahibi talep ettiği geniş hız aralığını (10.000 ila 100.000 rpm) neden seçtiğini açıklamamış, bu aralığa özgü kritik bir sebep göstermemiştir.

Yukarıdaki sebeplerden ötürü teknikte D3 dokümanını dikkate alan uzman kişi D4’teki öğretiyi kullanarak aşikâr bir biçimde buluş konusu isteme ulaşacaktır.

Üçüncü kişiler itirazda ayrıca patente konu istem 1’in D3 ve D5 karşısında da buluş basamağı içermediğini ileri sürmüştür. Buna göre D5’teki buluş bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılan ve aşağıdakileri içeren bir kişisel itme aygıtı (şekil 1-2) olup, şunları içerir:

sert bir elemanın (16) karşılıklı uçlarında konumlanmış, suyu hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler (18,19), burada sert eleman bir çubuk veya borudur; (bkz. sütun 3, satır 60-63, şekil 4)

iticilerin suyu hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçları (86, 88) olup ayrıca şunları içerir:

sert eleman (16) üzerinde konumlanmış ve bir kullanıcının elleriyle tutulacak ve hareket ettirilecek şekilde yapılandırılmış kavrama araçları veya bir kavrama yüzeyi (20, 21),

burada her bir itici (18,19), söz konusu sert elemanın (16) ilgili bir ucuna monte edilmiş bir yuva (36) ve yuva içine monte edilmiş bir su hareket ettirme aracı (bkz. şekil 5-6 pervane) içerir.

Şekil 15: D5 (US4996938) dokümanına ait Şekil 1 ve 2

İticilerin 15 ila 25 kg itme sağlaması ve havayı hareket ettiren cihazların, bir eksen etrafında 10.000 ila 100.000 rpm’de dönmesi yukarıda D3 açıklanırken anlatılan sebeplerden ötürü istem 1’e buluş basamağı kazandıracak bir fark sağlamamaktadır.

D5 ile istem 1 arasındaki fark, D5’teki aygıtın suda kullanılması, istem 1’deki aygıtın ise havada kullanılmasıdır. Bir başka deyişle sadece aygıtın içinde bulunduğu akışkan değişiktir.

Patente konu buluşun amacının daha esnek ve kontrol edilebilir bir kişisel itme aygıtı geliştirmek olduğu tarifnamesinden anlaşılmaktadır. Aynı amacın D5 tarafından da gerçekleştirildiği dile getirilmektedir. (bkz. sütun 1, satır 31-34) Buna göre D3’teki yapılanmayı bilen teknikte uzman kişi, daha esnek ve kontrol edilebilir bir kişisel itme aygıtı elde etmek amacıyla D5’teki öğretiyi göz önüne alarak buluş konusu istem 1’e aşikar biçimde ulaşacaktır.

Şekil 16: D5 (US4996938) dokümanına ait Şekil 4 ve 5

BELGE SAHİBİNİN İTİRAZA KARŞI GÖRÜŞÜ

Belge sahibi 10.10.2020’de üçüncü kişiler tarafından sunulan itiraza karşı görüşlerini Kuruma bildirmiştir. Belge sahibinin istemlerinde herhangi bir değişiklik yapmadığı görülmektedir.

Belge sahibinin görüşleri özetle aşağıdaki gibidir:

D3’te iticiler bir çubuk veya borunun iki ucu üzerinde konumlanmamış, kullanıcının sırtında bulunan bir bağlantı aracı ile birleştirilmiştir. Ancak, çubuk veya borunun yapısal bir malzeme olarak iyi bilinmesi ve eskiden beri kullanılıyor olması teknikte uzman kişinin iticileri birbirine ilişkilendirmek için aşikâr biçimde seçeceği bir malzeme olduğunu göstermeyecektir. Zira tekniğin bilinen durumunda bulunan tüm dokümanlar incelendiğinde hepsinde itme aygıtlarının kullanıcının önünde değil, arkasında konumlandığı görülmektedir. Hiçbir yapılanmada boru üzerinde konumlanmış iticiler bulunmamaktadır. Eğer boru kullanımı teknikte uzman kişinin aklına aşikâr bir biçimde geliyor olsaydı, tekniğin bilinen durumunda bunun örneklerini bulabilirdik. Söz konusu fark, sıradan olmayıp, buluşa kullanımda ve kontrolde esneklik sağlamaktadır. Mevcut buluşla, çubuğun veya borunun karşıt ucundaki iticiler, kullanıcının vücudunun önünde tutulur ve bu sayede, kara sörfü tahtası benzeri bir araç üzerinde bir spor faaliyetinde bulunurken kullanıcıya yatay yönde itiş sağlar. Daha önceden bilinen düzenlemelerde, itme sağlamak için pervane/fan her zaman bir kullanıcının sırtında konumlandırılmıştır. Bunun nedeni, her zaman pervaneden kaynaklanan kuvvetin cismin merkezinden hareket etmesi gerektiği düşünüldüğü içindir. Tekniğin bilinen durumunda uzun süredir kullanılan bu çalışma prensibini değiştirmek için herhangi bir açıklama veya öneri yoktur.

D4’teki kişisel itme aracında, boru kesitli malzemeden yapılmış ve kullanıcı tarafından takılabilen bir çerçevenin kullanıldığı görülmektedir. Ancak teknikte uzman kişi D3’teki sert elemanı D4’e bakarak borudan yapmayı aşikâr bir biçimde çıkaramayacaktır zira aşağıdaki karşılaştırmalı şekilden de görüleceği üzere (bkz. Şekil 17) her iki unsur hem yapısal olarak hem de kullanım olarak farklıdır. Üstelik D4’teki yapılanmada bir borunun iki ucunda konumlanmış iticiler bulunmamakta, iki borunun birleştiği bölgede tek bir itici bulunmaktadır. Buluşa ait söz konusu yapılanma bir tasarım seçimi olmayıp, kullanımda ve kontrolde esneklik sağlamak amacıyla geliştirilmiştir.

Şekil 17: 2017/999999 nolu patent belgesine ait Şekil 1 ve D4 dokümanına ait Şekil 7

Tekniğin bilinen durumundaki dokümanların hiçbiri 15 ila 25 kg itme sağlayan iticilerden ve 10.000 ila 100.000 rpm’de dönen havayı hareket ettiren cihazlardan bahsetmemektedir.

Ayrıca, hava hareket ettirme aracının dönüşü geleneksel sistemlerden çok daha yüksektir ve bu nedenle yüksek dönüş nedeniyle dönme torku çok düşüktür (bkz. sayfa 5 satır 15-22). Düşük tork sayesinde, kullanıcı çubuğu/boruyu bilek ve kol hareketi ile doğrudan kontrol edebilir. Bu haliyle, bu düzenleme, önceki tekniğe ait arkaya monte edilmiş düzenlemelere salt bir alternatif olmaktan çok daha fazlasıdır.

Yukarıda açıklandığı gibi, D3 ile buluş arasında çok sayıda farklılık vardır. D3, dikey bir kalkış sağlayan kişisel bir uçuş cihazı olan çok farklı bir aparatla ilgilidir (bkz. paragraf 0002). Teknikte uzman bir kişinin buluşa ulaşabilmesi için D3’teki aparatta çok sayıda değişiklik yapması gerekecektir. Ancak bunun nasıl ve neden yapılacağına dair bir açıklama da yoktur. İstem 1’deki aygıt sadece farklı bir fiziksel düzenleme değildir, aynı zamanda farklı bir şekilde kullanılmaktadır.

İstem 1, D5 karşısında da yenilik ve buluş basamağı kriterlerini sağlamaktadır, zira D5 sualtında kullanılmak üzere geliştirilmiş bir cihaz olup, tamamen farklı bir alana ait teknolojiye sahiptir. Suda ve havada çalışan araçlar pek çok açıdan farklılık gösterir ve birbirinin yerine kullanılması mümkün değildir. Teknikte uzman kişi D3’ü en yakın doküman olarak alsa bile D5’i değerlendirmeye almayacaktır, zira söz konusu doküman buluşa uzak bir alandandır. Yine kavrama yüzeyi (14) buluşta şekil 1’de görüldüğü gibi borunun üzerinde değil, ayrı bir tutma aparatı olarak boruya bağlanmıştır. (bkz. D5, şekil 4, referans 21)

YENİDEN İNCELEME VE DEĞERLENDİRME DAİRESİNİN KARARI

Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi (YİDD) tarafından oluşturulan Kurul SMK m.99 kapsamında patent belgesine yapılan üçüncü kişi itirazını ve belge sahibinin karşı görüşlerini değerlendirerek nihai kararını 21.12.2020’de vermiştir. Kurul değerlendirmesinde aşağıdaki dokümanları kullanmıştır:

D3: US2006196991 (yayın tarihi: 07.09.2006)

D4: US4189019 (yayın tarihi: 19.02.1980)

D5: US4996938  (yayın tarihi: 05.03.1991)

[1].  Kurul D3’ü istem 1 için tekniğin bilinen durumunda en yakın doküman olarak almıştır. Yazıyı uzatmamak adına önceki argümanlar burada aynen tekrarlanmayacaktır. Daha önce inceleme raporunda belirtildiği üzere:

[2].  D3 ile istem 1 arasındaki temel fark aygıtın kullanıcının omuzlarında değil, vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılmış olması ve iticilerin bir çubuk veya borunun uçlarına konumlanmış olmasıdır.

[3]. Bu farkın yarattığı teknik etki kullanıcının boruyu bilek ve kol hareketi ile doğrudan kontrol edebilmesidir.

[4]. Buluşun çözümünü amaçladığı teknik problem yüksek derecede esneklik ve kontrol edilebilirlik sağlayan bir kişisel itme aygıtı geliştirmektir.

[5]. D5’teki aygıt su altında kullanılan bir kişisel itme aygıtıdır. Kişisel itme aygıtları konusunda uzman kişinin bu dokümandan da haberdar olması beklenir. Buna göre D3’teki buluşu göz önüne alan teknikte uzman kişi, teknik problemi çözmek için D5’teki kişisel itme aygıtını kullanacaktır. Zira D5’teki yapılanma da kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde (kullanıcı D5’teki aygıtı kollarıyla yukarı yönde tutabileceği gibi yüzme esnasında önünde de tutabilir) yapılandırılmış ve iticiler bir çubuk veya borunun uçlarına konumlanmıştır. Bu sayede kullanıcı boruyu bilek ve kol hareketi ile doğrudan kontrol edebilmektedir.  D5’te buluşun amacının daha esnek ve kontrol edilebilir bir kişisel itme aygıtı geliştirmek olduğu da belirtilmektedir. (bkz. tarifname sütun 1, satır 31-34) Buna göre D3’teki yapılanmayı bilen teknikte uzman kişi, daha esnek ve kontrol edilebilir bir kişisel itme aygıtı elde etmek amacıyla D5’teki öğretiyi uygulayarak buluş konusu istem 1’e aşikar biçimde ulaşacaktır.

D3 ile istem 1 arasındaki diğer bir fark iticilerin her birinin 15 ila 25 kg itme sağlamasıdır. D3’te sağlanan itme ile ilgili sayısal bir değer verilmemiştir ancak D3’te kullanıcının ve cihazın taşınabilmesine yetecek itme gücüne (bkz. paragraf 45, satır 1-2) sahip olduğu belirtilmiştir. Teknikte uzman kişi kullanıcının ve cihazın taşınabilmesine yetecek itme gücünü sağlamak için istemde bahsi geçen sayısal değerleri aşikâr bir şekilde seçecektir.

D3 ile istem 1 arasındaki bir diğer fark havayı hareket ettiren her bir cihazın, bir eksen etrafında 10.000 ila 100.000 rpm’de dönmesidir. Havayı hareket ettiren kişisel itme araçlarında dönüş hızı ile ilgili olarak, başlangıçta, dönüş hızı seçiminin, kullanıcıyı hareket ettirmek için gereken istenen hız ve/veya itme değeri ile tanımlanacağı ve en azından istenen bir hız ile sürüleceği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, bir çalışma hızı seçimi, öğretilen özelliklerin bir optimizasyonu olarak anlaşılacaktır Buna göre, bir istemin genel koşullarının önceki teknikte açıklandığı durumlarda, optimum veya uygulanabilir aralıkları rutin deneylerle keşfetmek buluş niteliğinde değildir, zira başvuru sahibi talep ettiği geniş hız aralığına (10.000 ila 100.000 rpm) özgü kritik bir sebep göstermemiştir.

D5’te kavrama yüzeyi buluşta şekil 1’de (referans 14) görüldüğü gibi borunun üzerinde değil, ayrı bir tutma aparatı olarak boruya bağlanmıştır. (bkz. D5, şekil 4, referans 21) Ancak bu unsuru tanımlamak için istem 1’de belirtilen ifade “sert eleman (12) üzerinde konumlanmış ve bir kullanıcının (100) elleriyle tutulacak ve hareket ettirilecek şekilde yapılandırılmış kavrama araçları (14) veya bir kavrama yüzeyi” şeklindedir. Buna göre D5’te 21 nolu referans ile gösterilen manevra kolu da bu kapsamda bir kavrama aracıdır.

Buna göre patent belgesine konu istem 1’in D3 ve D5 karşısında buluş basamağı kriterini sağlamadığı görülmektedir.

İstem 1’in D3 ve D4 karşısında da buluş basamağı içermediğine karar verilmiştir. Buna göre:

D3 dokümanındaki buluş bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılan ve aşağıdakileri içeren bir kişisel itme aygıtı (şekil 1-2) olup, şunları içerir:

sert bir elemanın (4,14,15) karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler (2,3),

iticilerin havayı hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçları (6, 7a, 8a, 11a, 11b) olup ayrıca şunları içerir:

sert eleman (4,14,15) üzerinde konumlanmış ve bir kullanıcının elleriyle tutulacak ve hareket ettirilecek şekilde yapılandırılmış kavrama araçları veya bir kavrama yüzeyi (14, 15, 17, 19, şekil 2-3),

burada her bir itici (2,3), söz konusu sert elemanın (4,14,15) ilgili bir ucuna monte edilmiş bir yuva (9,10) ve yuva içine monte edilmiş bir hava hareket ettirme aracı (7,8) içerir.

D3 ile istem 1 arasındaki fark, D3’te sert elemanın bir çubuk veya boru olarak tanımlanmamış olmasıdır. Ancak D4’ten görüldüğü üzere kişisel itme araçlarında, boru kesitli malzemeden yapılmış ve kullanıcı tarafından takılabilen bir çerçeve (19, 25 ve 33) kullanımı iyi bilinmektedir. (bkz. Şekil 2, 3, 7, 8, 9, 11) Buna göre teknikte uzman kişi D3’teki sert elemanı D4’te öğretildiği gibi borudan yapmayı aşikâr bir biçimde bilecektir.

İticilerin 15 ila 25 kg itme sağlaması ve havayı hareket ettiren cihazların, bir eksen etrafında 10.000 ila 100.000 rpm’de dönmesi yukarıda D3 ve D5 dokümanı açıklanırken anlatılan sebeplerden ötürü istem 1’e buluş basamağı kazandıracak bir fark sağlamamaktadır.

Yukarıdaki sebeplerden ötürü teknikte D3 dokümanını dikkate alan uzman kişi D4’teki öğretiyi kullanarak aşikâr bir biçimde buluş konusu isteme ulaşacaktır.

Kurul yaptığı değerlendirmenin ardından 21.12.2020’de patentin hükümsüzlüğüne karar vermiştir.[32] Hükümsüzlük kararı 22.01.2021’de Resmi Patent Bülteninde yayınlanmıştır. Kurul kararları Kurumun nihai kararı olup, bu kararlara karşı Kurum nezdinde tekrar itiraz edilemez. Kurulun nihai kararlarına karşı, kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir.[33]

KURUM KARARINA İTİRAZ

Belge sahibi 15.02.2021’de süresi içinde Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde TÜRKPATENT’in vermiş olduğu hükümsüzlük kararına karşı dava açmıştır. Dava dilekçesinde YİDD Kurulunun verdiği 21.12.2020 tarihli patentin hükümsüzlüğü kararının iptali ve Belgenin devamı talep edilmiştir. Belge sahibi özetle şu itirazlarda bulunmuştur:

  • D3 ile buluş arasında çok sayıda farklılık vardır. D3, dikey bir kalkış sağlayan kişisel bir uçuş cihazı olan çok farklı bir aparatla ilgilidir. Teknikte uzman bir kişinin buluşa ulaşabilmesi için D3’teki aparatta çok sayıda değişiklik yapması gerekecektir. İstem 1’deki aygıt sadece farklı bir fiziksel düzenleme değildir, aynı zamanda farklı bir şekilde kullanılmaktadır.
  • D3’te iticiler bir çubuk veya borunun iki ucu üzerinde konumlanmamış, kullanıcının sırtında bulunan bir bağlantı aracı ile birleştirilmiştir. Ancak, çubuk veya borunun yapısal bir malzeme olarak iyi bilinmesi ve eskiden beri kullanılıyor olması teknikte uzman kişinin iticileri birbirine ilişkilendirmek için aşikâr biçimde seçeceği bir malzeme olduğunu göstermeyecektir. Zira tekniğin bilinen durumunda bulunan tüm dokümanlar incelendiğinde hepsinde itme aygıtlarının kullanıcının önünde değil, arkasında konumlandığı görülmektedir. Hiçbir yapılanmada boru üzerinde konumlanmış iticiler bulunmamaktadır. Eğer boru kullanımı teknikte uzman kişinin aklına aşikâr bir biçimde geliyor olsaydı, tekniğin bilinen durumunda bunun örneklerini bulabilirdik. Söz konusu fark, sıradan olmayıp, buluşa kullanımda ve kontrolde esneklik sağlamaktadır. Mevcut buluşla, çubuğun veya borunun karşıt ucundaki iticiler, kullanıcının vücudunun önünde tutulur ve bu sayede, kara sörfü tahtası benzeri bir araç üzerinde bir spor faaliyetinde bulunurken kullanıcıya yatay yönde itiş sağlar. Daha önceden bilinen düzenlemelerde, itme sağlamak için pervane/fan her zaman bir kullanıcının sırtında konumlandırılmıştır. Bunun nedeni, her zaman pervaneden kaynaklanan kuvvetin cismin merkezinden hareket etmesi gerektiği düşünüldüğü içindir. Tekniğin bilinen durumunda uzun süredir kullanılan bu çalışma prensibini değiştirmek için herhangi bir açıklama veya öneri yoktur.
  • D5 sualtında kullanılmak üzere geliştirilmiş bir cihaz olup, tamamen farklı bir alana ait teknolojiye sahiptir. Suda ve havada çalışan araçlar pek çok açıdan farklılık gösterir ve birbirinin yerine kullanılması mümkün değildir. Teknikte uzman kişi D3’ü en yakın doküman olarak alsa bile D5’i değerlendirmeye almayacaktır, zira söz konusu doküman buluşa uzak bir alandandır. D5’in sınıfı A63B35/12 olarak tespit edilmiştir ancak Belgeye konu buluşun sınıfı A63C’dir. Ayrıca D5’te iki itici arasında bir gövde (12) bulunmaktadır, ancak istem 1’de böyle bir gövde yoktur.
  • D4’teki kişisel itme aracında, boru kesitli malzemeden yapılmış ve kullanıcı tarafından takılabilen bir çerçevenin kullanıldığı görülmektedir. Ancak teknikte uzman kişi D3’teki sert elemanı D4’e bakarak borudan yapmayı aşikâr bir biçimde çıkaramayacaktır zira her iki unsur hem yapısal olarak hem de kullanım olarak farklıdır. Üstelik D4’teki yapılanmada bir borunun iki ucunda konumlanmış iticiler bulunmamakta, iki borunun birleştiği bölgede tek bir itici bulunmaktadır. Buluşa ait söz konusu yapılanma bir tasarım seçimi olmayıp, kullanımda ve kontrolde esneklik sağlamak amacıyla geliştirilmiştir.
  • Tekniğin bilinen durumundaki dokümanların hiçbiri 15 ila 25 kg itme sağlayan iticilerden ve 10.000 ila 100.000 rpm’de dönen havayı hareket ettiren cihazlardan bahsetmemektedir.

Mahkeme YİDD kararını ve yapılan itirazı değerlendirip kararını verecektir.

Bu yazının PDF formatında yazılabilir haline buradan ulaşılabilir.

Mustafa Güney ÇALIŞKAN

Eylül 2021

guneycaliskan@gmail.com


DİPNOTLAR

[1] Orijinal başvuru PCT/GB2012/053172 nolu PCT başvurusudur. İngiltere rüçhanına sahip olup, uluslararası yayın numarası WO2013093447 A1’dir. Rüçhan tarihi: 23.12.2011; Uluslararası başvuru tarihi: 18.12.2012. EPO’ya ve USPTO’ya ulusal aşamada giriş yapmıştır.

[2] SMK m.95(3) ve Yönetmelik m.96(1).

[3] SMK m.96(1) ve Yönetmelik m.97(1).

[4] Bkz. 6769 SMK m.83(2).

[5] Sanayiye uygulanabilir olmayan başvurular nadiren görüldüğü için burada değinilmeyecektir.

[6] Bkz. 6769 SMK m.83(1).

[7] Bkz. 6769 SMK m.83(4).

[8] SMK Yönetmelik m.76(7).

[9] SMK Yönetmelik m.77(9).

[10] SMK Yönetmelik m.76(2).

[11] SMK m.98(1) ve Yönetmelik m.102(1).

[12] SMK m.98(4) ve Yönetmelik m.103(2).

[13] SMK Yönetmelik m.108(6).

[14] SMK m.103(1).

[15] A personal propulsion apparatus (10) configured to be held forward of a user’s body comprising:

first and second air-moving thrusters (16) arranged at opposed ends of a rigid member (12);

drive means operable to cause the thrusters to move air; and

gripping means (14) or a gripping surface arranged on the rigid member (12) and configured to be held by a user’s (100) hands,

wherein the position, orientation and/or attitude of the apparatus (10) may be set to match a user’s (100) desired speed and direction of motion.

[16] 6769 SMK m.97(2).

[17] [0042]    In use, the pilot stands in the space 20 (FIG. 2) and is strapped to the device by means of a parachute type a harness (not shown) which is mounted on the housing 4. Once strapped in, the pilot starts the engine 6 to rotate the fans 7,8 within the ducts 9,10 to give vertical lift to the device. The amount of lift is governed by the acceleration of the engine 6, which is controlled by the throttle 16. Forward movement is given by angling the control vanes of the fans 2,3 using the control levers 17,19. The control vanes also are used to turn the device left or right.

[18] SMK Yönetmelik m.76(2).

[19] SMK m.98(4) ve Yönetmelik m.103(2).

[20] A personal propulsion apparatus (10) configured to be held forward of a user’s body comprising:

first and second air-moving thrusters (16) arranged at opposed ends of a rigid member (12), the rigid member being a bar or tube;

drive means operable to cause the thrusters to move air; and gripping means (14) or a gripping surface arranged on the rigid member (12) and configured to be held by a user’s (100) hands,

wherein the first and second thrusters are each configured to provide 15 to 25 kg of thrust,

wherein each thruster (16) comprises a housing (18) mounted to a respective end of said rigid member (12), and an air moving device (22) mounted within the housing, and wherein each air moving device rotates about an axis at 10,000 to 100,000 rpm.

[21] SMK m.98(6).

[22] SMK m.98(5).

[23] SMK m.99(1).

[24] SMK m.99(3).

[25] SMK m.101(4).

[26] SMK Yönetmelik m.117(8).

[27] SMK m.98(7).

[28] SMK m.99(4).

[29] SMK Yönetmelik m.105(5).

[30] SMK m.99(1)(a).

[31] Başvurunun orijinali her ne kadar EPO’da belge almış olsa da, A.B.D.’de (US2015064004 A1) buluş basamağı içermediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Uzman burada üçüncü kişi itirazı olarak gösterilen D3 ve D4 dokümanını kullanarak istem 1’in buluş basamağı içermediği yönünde karar vermiştir.

[32] SMK m.99(5).

[33] 5000 sayılı Kanun, m.15/C

Theranos Davası – Patent Sisteminin Suçu Var mı?

Theranos davasının yeni duruşmasının gerçekleştiğini duyunca, bende bu çarpıcı konuyla ilgili bir şeyler yazmak isteği doğdu. Bilmeyenler için kısaca özetleyecek olursak:

Elizabeth Holmes 2003 yılında parmaktan alınan tek damla kanla 250’ye yakın farklı kan testi yapabilen bir cihaz geliştirdiği iddiasıyla çeşitli patent başvuruları (ilki US7291497B2) yaptığında 19 yaşındaydı. Kurduğu Theranos şirketi aldığı yardım ve teşviklerle çok kısa sürede yatırımcıların da desteğiyle inanılmaz büyüdü ve 9 milyar dolarlık bir değere ulaştı. Forbes dergisi 2015’te Holmes’u gelmiş geçmiş en genç ve en zengin kadın milyarder ilan etti. Ancak aynı yıl içinde çok çarpıcı bir gelişme oldu. Bazı gazeteciler ve araştırmacılar patentte iddia edilenlerin aslında gerçeği yansıtmadığını ve Holmes’un aslında hiç geliştirmediği, çalışmayan uydurma bir teknoloji için patent aldığını ortaya çıkardı. Theranos’un yaptığı testlerde uydurma patentlerindeki cihazları değil de sıradan test cihazlarını kullandığı ortaya çıktı. Kendi cihazlarıyla yaptığı testler ise tamamen yanlış sonuçlar çıkartıyordu. Herkesin inandığı ve çok sayıda insanın hayatını (yanlış kan test sonuçlarıyla) olumsuz etkilemiş olan büyük bir sahtekârlık söz konusuydu. Holmes’un hikâyesi oldukça karmaşık ve 20 yıl hapis cezası istemiyle açılan davası hala sürüyor. Skandalın ortaya çıkmasında rol oynayan bir sebep de Theranos’u hakiki bir startup zannederek ondan lisans bedeli almak amacıyla çeşitli patent başvuruları yapan trollerle yaşadıkları çekişmeler.

İddiaya göre Holmes kamuyu cihazın gerçekten çalıştığına inandırarak yatırımcılardan para toplamış ve süreç içinde cihazı gerçekleştirebilecek teknolojiye ulaşacağını planlamıştı. Bir nevi “fake it till you make it” stratejisi kullanmış ve başarısız olmuştu. Geçen haftaki duruşmada savunma olarak “başarısızlık suç mudur” argümanını öne sürdükleri anlaşılıyor. Kimse böyle bir şey iddia etmiyor elbette ama özellikle insan hayatıyla ilgili konularda yapılan hatalar ya da sahtekârlıklar maalesef çok ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Başarısızlık bir suç olmadığı gibi, başarılı olmak da bir suçsuzluk belirtisi değildir. Ama Holmes bir şekilde başarsaydı, belki bunların hiçbiri konuşulmayacaktı.

Elizabeth Holmes’un da buluş sahipleri arasında olduğu Theranos’a ait US7291497B2 nolu patent belgesi – Şekil 1
Theranos’un numune işleme cihazı

Yaşanan bu fiyasko kimi çevrelerce patent sisteminin zararları olarak lanse ediliyor. Madem Theranos sahtekârdı, nasıl oldu da 200’ün üzerinde patent alabildi?

Patent sistemi mükemmel olmaktan uzak olabilir ancak bu sahtekârlıkta bütün suçu ona atmak hakkaniyetli olmayacaktır. Theranos’un patentleri, yatırımcılara şirketin iyi bir seçim olduğuna dair güvence vermiş olabilir, ancak bu, sorumlunun patent sistemi olduğu anlamına gelmez. Zira Theranos’un ilk patentine (US7291497B2) bakacak olursak, patentte gerçekten işe yarayan bir prototipin yapıldığına dair herhangi bir gösterge bulunmamaktaydı.[1] Kaldı ki patent ofisleri başvuru sahibinden çalışan bir prototip talep etmezler ve nadiren buluşun çalışırlığını sorgularlar. Bizim mevzuatımızda da “Patentin verilmiş olması, onun geçerliliği ve yararlılığı konusunda Kurum tarafından garanti verildiği şeklinde yorumlanamaz, Kurumun sorumluluğunu da doğurmaz.” hükmü bulunmaktadır.[2] Bunun dışında, ABD’de patent alma süreci boyunca başvuruya birkaç kez olumsuz rapor düzenlendiği, son olarak istemlerde yapılan değişiklikle tekniğin bilinen durumundan bazı “önemsiz” (belki patent verilebilecek nitelikte ama buluşa kesinlikle devrim niteliği kazandırmayan) farklılıklarla ayrılan (örn. tampon rezervuarın bulunması vb.) bir buluşa patent verilmiş oldu.

Uzmanın buluşa en yakın olarak gösterdiği dokümanlarda Theranos’un başvurusunda belirttiği teknolojinin benzerleri zaten vardı. Ve bu gerçekler gizli olmayıp, ilgili patentin geçmiş yazışmaları incelendiğinde kolaylıkla ortaya çıkmaktadır. Sırf önceki teknikten farklılık içermesi sebebiyle patent belgesi alabilmiş olması, bir buluşun çığır açıcı bir teknoloji atılımı sağladığı anlamına gelmeyecektir. Burada yatırımcıların alınan patent belgelerine inanarak kandırılmış olmaları, patent sisteminin değil yatırımcıların kendi sorumluluğundadır.

Peki patent ofisi, bir buluşun çalışıp çalışmadığını ya da işe yarayıp yaramadığını denetlemeli midir? İdeal bir dünyada belki buna evet denebilir ancak, bir patent ofisi için böyle bir değerlendirmeyi yapmak günümüz koşullarında hem maliyet hem zaman hem de işgücü açısından pek mümkün değildir. USPTO’nun geçmişine baktığımızda 1790-1880 tarihleri arasında başvuru sahiplerinin patentin çalışır bir modelini (prototipinin minyatürü) sunması isteniyordu. Ancak bunun bir sebebi de eskiden mucitlerin çoğunun teknik veya hukuki bir eğitiminin bulunmaması sebebiyle buluşlarının yeni olan özelliklerini yazılı olarak açıklayarak ve teknik çizimler yardımıyla tanımlayarak bir patent başvurusu hazırlamalarının oldukça zor olmasıydı.[3]

Patent sistemi uydurma buluşlardan kendini nasıl korumaktadır? Patent almanın temelinde yatan amacın para kazanmak olduğunu varsayarsak işe yaramaz bir buluş için patent alınsa bile genellikle bu buluş üzerinden para kazanılamayacağı öngörülür. Patent sisteminin bir diğer güvencesi de üçüncü kişilerin patente itiraz etmesidir. Ancak sistemin verilen bir patentin gerçek değerini/önemini tespit etmek gibi bir yükümlülüğü yoktur.

Eğer bu başvurulara patent verilmeseydi Theranos belki böyle sahtekârlıklar yapmaya asla cesaret edemeyecekti, ya da belki başka şekilde yatırımcıları cezbetmeyi başaracaktı. Her ne kadar hiçbir ülke verdiği patentin işe yaradığının garantisini vermiyor olsa da, patent almış olmak, A.B.D. gibi patent kültürünün çok gelişmiş olduğu ülkelerde bile yatırımcıları cezbetmekte, bu örnekte görüldüğü gibi, çoğu zaman yeterli oluyor.

Görsel kaynağı[4]

Patentler yatırımcıların genellikle yeni kurulan şirketlere güvenmesini sağlayabilir. Ancak bu, yatırımcıların her zaman bir patentin ne anlama geldiğini ve ne anlama gelmediğini doğru bir şekilde değerlendirdiği anlamına gelmez. Theranos örneği, patent sisteminin başarısızlığından çok, patent okur-yazarlığının bir başarısızlığı olarak değerlendirilebilir.[5] Medikal sektöründe bir “next big thing” yakalamak isteyen yatırımcılar bir risk almıştı ve kaybetmişti. Umarız bu felaket gelecekte yatırımcıları gerçekten işe yarar buluşları desteklemek konusunda tereddütte bırakmaz.

Bakalım dava ne şekilde sonuçlanacak ve ne tür gelişmeler olacak. Gözlerini kırpmaksızın ve sesini kalınlaştırarak yaptığı konuşmalar ve Steve Jobs’a öykündüğü kıyafet seçimiyle de dikkatleri üzerine çeken Elizabeth Holmes Hollywood’un da ilgilisini çekmiş olacak ki, Jennifer Lawrence’ın canlandıracağı “Bad Blood” filminin yakında piyasaya çıkacağı tahmin ediliyor. Konu sizin de ilginizi çektiyse film çıkana kadar idare edebileceğiniz aşağıda bazı kaynaklar bulabilirsiniz:

Kitap:  Bad Blood: Secrets and Lies in a Silicon Valley Startup, by the Wall Street Journal reporter John Carreyrou.

Belgesel: “The Inventor: Out for Blood in Silicon Valley,” HBO documentary

Theranos – Silicon Valley’s Greatest Disaster: https://www.youtube.com/watch?v=3CccfnRpPtM

Mustafa Güney ÇALIŞKAN

Eylül 2021

guneycaliskan@gmail.com



[1] The lesson from Theranos is that investors do not know how to read a patent, Zachary Silbersher, MARCH 26, 2019, https://www.markmanadvisors.com/blog/2019/3/26/the-lesson-from-theranos-is-that-investors-do-not-know-what-a-patent-is

[2] 6769 SMK m.98(9).

[3] Patent model, Wikipedia, https://en.wikipedia.org/wiki/Patent_model

[4] Meme Generator, https://memegenerator.net/instance/68367468/mark-cuban-you-have-patents-im-back-in

[5] The lesson from Theranos is that investors do not know how to read a patent, Zachary Silbersher, MARCH 26, 2019, https://www.markmanadvisors.com/blog/2019/3/26/the-lesson-from-theranos-is-that-investors-do-not-know-what-a-patent-is

BULUŞ YAPANA AİT ÖNCEKİ TARİHLİ MAKALE/TEZ GİBİ AÇIKLAMALARIN PATENT SÜRECİNE ETKİSİ


UYARI: Bu yazıdaki değerlendirmeler yazarın kişisel görüşlerini yansıtır ve hiçbir şekilde TÜRKPATENT’in resmi görüşünü ya da uzmanlarının başvurularla ilgili değerlendirmelerini temsil etmez. Yazı yalnızca bilgi amaçlı olup yasal tavsiye niteliği taşımaz.  Bu yazının içeriğinin bir sonucu olarak herhangi bir işlem yapmadan veya herhangi bir işlemden kaçınmadan önce profesyonel hukuki tavsiye alınmalıdır. Yazarın verilen bir örnek üzerindeki değerlendirmesi yalnızca o örneğin spesifik koşullarına bağlıdır. Bir başka durum için yazarın alacağı kararlarda bağlayıcılığı yoktur.


Giriş

Patent başvurusu yapmadan önce yayınlanmış kendinize ait makale ya da tez patent almanıza engel olur mu? Patent başvurusu yapılan ülkeye, yapılan yayının içeriğine,  yayının ne kadar eski olduğuna ve bazı başka kriterlere bağlı olarak bu sorunun cevabı değişecektir. Bu yazıda buluş yapanların patent başvurusundan önce yaptıkları açıklamaların patent alma süreçlerine ne gibi etkisi olduğu değerlendirilecektir. Bir patent başvurusu yapılmadan önce buluş sahibinin kamuya yaptığı açıklamanın yasal etkisi her dosyaya özel koşullara bağlı olarak farklı şekillerde sonuçlanabilir. Bu konu ciddi anlamda dosya-bağımlı olduğu için her başvurunun kendi dinamiklerinin farklı sonuçlara yol açabileceği unutulmamalıdır. Yapılan açıklamaların patent almaya engel olma olasılığına karşı güvenli tarafta bulunmak anlamında buluş sahiplerine her zaman önce patent başvurusunu yaptıktan sonra başka mecralarda buluşlarını açıklamaları tavsiye edilir.

Bu yazıda öncelikli olarak Türkiye’deki mevzuat baz alınarak yapılacak değerlendirmenin yanı sıra Avrupa Patent Ofisine (EPO) yapılan EP ve Dünya Fikri Mülkiyet Örgütüne (WIPO) yapılan PCT başvuruları ile ilgili farklılıklardan da bahsedilecektir.

Buluşa Patent Verilmesini Etkilemeyen Açıklamalar

Bir patent başvurusu yapıldığında TÜRKPATENT uzmanı başvuru tarihinden önce buluşun ya da benzerlerinin bilinip bilinmediğini tespit etmeye çalışır. 6769 Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.83’e göre tekniğin bilinen durumuna dâhil olmayan buluşun yeni olduğu kabul edilir. Tekniğin bilinen durumu ise, patent başvuru tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde, yazılı veya sözlü tanıtım yoluyla ortaya konulmuş veya kullanım ya da başka herhangi bir biçimde açıklanmış olan toplumca erişilebilir her şeyi kapsar. Örneğin akademik anlamda, basılı veya internette yayınlanmış makaleler, makale özetleri, yüksek lisans tezleri, doktora tezleri, kamuya açık tez savunmaları, sunumlar, posterler, seminerler, kongreler, konferanslar vb. bunlar arasında sayılabilir.

Görüldüğü üzere mevzuatta, yapılan açıklama ile ilgili yer, dil ve tür anlamında bir sınırlama bulunmayıp, açıklamanın Zimbabve’nin bir köyünde bulunan bir kütüphane rafındaki Çeva dilinde bir kitap olması[1], internette yayınlanması, bir seminerde anlatılması, bir sergide sunulması, kullanılması, bir patent başvurusunda bulunması vb. olasılıkların hepsi mümkündür ve yapılan bütün bu açıklamalar başvurudan önce kamuya açıklandıysa tekniğin bilinen durumuna dahil edilir. Açıklama yapılan kişiyle/grupla bu açıklamanın gizlilik içinde kalmasına dair bir anlaşma vb. yapılmadıysa, yapılan açıklama bir kişinin bile erişimine açılmış ise kamuya erişilebilir hale geldiği kabul edilir ve söz konusu açıklama tekniğin bilinen durumuna alınır.

Bununla birlikte ülkemizde başvuru tarihinden önce yapılmış olmasına rağmen, buluşa patent verilmesini etkilemeyen açıklamalar da söz konusudur. SMK m.84’e göre buluşa patent verilmesini etkilemeyen açıklamalar şunlardır:

(1) Buluşa patent veya faydalı model verilmesini etkileyecek nitelikte olmakla birlikte, başvuru tarihinden önceki on iki ay içinde veya rüçhan hakkı talep edilmişse rüçhan hakkı tarihinden önceki on iki ay içinde ve aşağıda sayılan durumlarda açıklama yapılmış olması buluşa patent veya faydalı model verilmesini etkilemez:

a) Açıklamanın buluşu yapan tarafından yapılmış olması.

b) Açıklamanın patent başvurusu yapılan bir merci tarafından yapılmış olması ve bu merci tarafından açıklanan bilginin;

i) Buluşu yapanın başka bir başvurusunda yer alması ve söz konusu başvurunun ilgili merci tarafından açıklanmaması gerektiği hâlde açıklanması.

ii) Buluşu yapandan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bilgiyi edinmiş olan üçüncü bir kişi tarafından, buluşu yapanın bilgisi veya izni olmadan yapılan başvuruda yer alması.

c) Açıklamanın buluşu yapandan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bilgi elde eden üçüncü kişi tarafından yapılmış olması.

(2) Birinci fıkraya göre, başvurunun yapıldığı tarihte patent veya faydalı model isteme hakkına sahip olan her kişi buluşu yapan sayılır.

(3) Birinci fıkranın uygulanmasından doğan sonuçlar, süreyle sınırlı değildir ve her zaman ileri sürülebilir.

(4) Birinci fıkranın uygulanması gerektiğini ileri süren taraf, şartların gerçekleştiğini veya gerçekleşmesinin beklendiğini ispatla yükümlüdür.”

Buluşu yapan tarafından yapılmış açıklamanın buluşa patent verilmesini etkilemediği patent başvurusundan önceki belirli süreye genellikle literatürde “hoşgörü süresi” (grace period) denmektedir.

Bir örnek verecek olursak, 19.06.2021’de patent başvurusu yapıldığını varsayarsak ve başvuru sahibinin 07.07.2020’de internette yayınlanmış buluş konusuyla ilgili bir makalesi bulunuyorsa TÜRKPATENT uzmanı bu makaleyi SMK m.84(1)(a)’ya göre başvurudan önceki 12 ay içinde buluşu yapan tarafından yapılmış açıklama olarak kabul edip tekniğin bilinen durumuna almayacak ve araştırma raporunda ve inceleme değerlendirmesinde bu makaleye yer vermeyecektir.

Ancak bu başvuru EPO’ya yapılmış olsaydı, söz konusu makale (başvuru sahibinin kendisine ait olup son 12 ayda yayınlanmış olsa bile) tekniğin bilinen durumunda kabul edilecek ve araştırma raporunda yer verilerek öldürücü doküman olarak değerlendirilebilecektir. Zira EPC’de buluşa patent verilmesini etkilemeyen açıklamalar arasında buluşu yapan tarafından yapılmış açıklamalara yönelik bir hoşgörü süresi bulunmamaktadır.[2] Yine PCT mevzuatında da hoşgörü süresi bulunmadığından, ilgili makaleye uluslararası araştırma raporunda (ISR) ve yazılı görüşte (WOSA) yer verilecektir. Ancak, PCT’de patentlenebilirlik kararı girilen ulusal ofislere bırakıldığı için eğer ulusal aşamaya girilen ülkede başvuru sahibinin yaptığı açıklamalara yönelik hoşgörü süresi varsa ve bunun koşulları sağlanıyorsa söz konusu makale o ülkede başvurunun patentlenebilirlik değerlendirmesinde kullanılmayacaktır. [3] Bu bakımdan PCT uluslararası araştırma raporunu düzenleyen uzman yalnızca bu tür bir dokümana dayanarak patentlenebilirlik değerlendirmesi yapmamalı, grace period bulunan ülkelerde değerlendirilmek amacıyla başka öldürücü dokümanlar da bulmaya çalışmalıdır.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı jerry.jpg
TÜRKPATENT ve EPO’da grace period (temsili)[4]

Bir örnek verecek olursak, 2019/11280 nolu patent başvurusu 26.07.2019 tarihinde yapılmış olup bu başvuru rüçhan gösterilerek 24.07.2020’de bir PCT başvurusu (yayın no: WO2021021054) yapılmıştır. Uzman buluş sahiplerinden birinin doktora tezini (Ocak 2019) PCT başvurusunda X doküman olarak kullanmış, ancak Türk başvurusunda tezi son 12 ayda yapılan açıklama sayarak tekniğin bilinen durumuna dahil etmemiştir. 2019/10857 (PCT yayın no:WO2021015700), 2019/10003 (PCT yayın no: WO2021002821), ve 2019/17539 (PCT yayın no: WO2018208245) dosyalarında da benzer şekilde Türk başvurularında açıklamalar öldürücü doküman olarak kullanılmamış, ancak PCT başvurularında olumsuz doküman olarak yer almıştır.

“Grace period” (hoşgörü süresi) Türkiye ile birlikte dünyada 50’ye yakın ülkede bulunmakta ve başvuru tarihinden önce yapılan açıklamaların hangi koşullar altında ve ne şekilde patentlenebilirliği etkilemeyeceği ülkeden ülkeye oldukça farklılık göstermektedir. Örneğin Brunei, Malezya, Meksika, Singapur ve Vietnam’da yapılan açıklama sadece yenilik değerlendirmesinde dikkate alınmazken, başka ülkelerde buluş basamağı değerlendirmesinde de dikkate alınmamamaktadır.[5]

Bir ülkede grace period bulunmasının hem avantajları hem de dezavantajları olabilir. Yazarın kişisel görüşü grace period’un ülkemiz buluş sahipleri için faydalı olduğu yönündedir.[6] Grace period özellikle patent başvurusundan önce yayın yapmak durumunda kalan akademisyenler için büyük önem arz etmektedir. Bu bakımdan ileride sırf EPC’ye uyumlu olmak adına ülkemizde grace period’dan vazgeçilmesinin doğru olmayacağı inancındayız.

Başvuru ve/veya buluş sahibinin 6 ya da 12 ay içinde yapılmış kendi açıklamalarının buluşa patent verilmesine engel olmadığı ülkeler şunlardır:[7]

12 ay uygulayan ülkeler:  Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Arjantin, Avustralya, Azerbaycan, Barbados, Beyaz Rusya, Belize, Bolivya, Brezilya, Brunei, Ekvador, El Salvador, Ermenistan, Estonya, Filipinler, Güney Kore, Gürcistan, Japonya, Kanada, Kenya, Kolombiya, Letonya, Malezya, Malta, Moritus, Meksika, Papua Yeni Gine, Paraguay, Peru, Singapur, Şili, Trinidad ve Tobago, Türkiye, Ukrayna, Ürdün, Vietnam, Yeni Zelanda

6 ay uygulayan ülkeler:  Arnavutluk, Avrasya Patent Ofisi (EA), Kazakistan, Özbekistan, Rusya Federasyonu, San Marino, Tacikistan

İngiltere’nin Trans-Pasifik Ortaklığı için kapsamlı ve aşamalı anlaşmaya (CPTPP) taraf olması gündemde olup, anlaşmanın 18.38. maddesine göre üye ülkelerin patentler için 12 aylık grace period uygulaması beklenmektedir.[8] Vietnam ve Yeni Zelanda üyelikleri gereği grace period’u patent sistemlerine dahil etmiştir. İngiltere’nin bunu nasıl uygulayacağı merak konusudur.

SMK m.84(1)’e göre yapılan açıklama, başvurunun rüçhanı varsa rüçhan tarihinden önceki 12 aya kadar kabul edilmektedir. Ancak bu her ülkede böyle değildir. Örneğin Kanada’nın 12 aylık süresi başvuru tarihinden geriye 12 ay ile sınırlıdır.[9]

Pek çok ülkede buluşun yetkisiz/üçüncü kişiler tarafından (suiistimal edilerek) açıklanması söz konusu ise bu açıklama tekniğin bilinen durumuna dahil edilmez. Örneğin başvuru sahibi ürünü için patent başvurusu yapmadan önce bir firmayla gizlilik sözleşmesi yaparak buluşun detaylarını bu firmaya açıklamış olsun. Ancak gizlilik sözleşmesi olmasına rağmen söz konusu firma buna uymayarak buluşu kamuya açıklarsa (durumun ispatlanması halinde) bu açıklama tekniğin bilinen durumuna dahil edilmeyecektir.[10] EPC’deki “açık suiistimal” (evident abuse) ifadesi, bu uygulamanın daha katı değerlendirilmesine sebep olmaktadır. Ayrıca söz konusu suiistimalin başvuru tarihinden (rüçhan değil) geriye 6 ay içinde gerçekleşmiş olması gerekir.[11]

Ayrıca çoğu ülkede Paris Sözleşmesine dayalı olarak, resmî veya resmî olarak tanınan uluslararası sergilerde, patent konusunu kapsayan ürününü teşhir eden gerçek veya tüzel kişiler, sergideki teşhir tarihinden itibaren on iki ay içinde patent almak için başvuru yapma konusunda rüçhan hakkından yararlanabilmektedir.[12] Bu istisna başvuru sahibine grace period uygulamasından bile daha fazla imtiyaz sağlar. Zira makale vb. açıklamalar başvurunuzu olumsuz etkilemese bile size rüçhan hakkı kazandırmaz. Makalenizi göstererek ben buluşu makalenin yayınlandığı tarihte gerçekleştirmiştim, o yüzden benim başvuru tarihim makalenin yayın tarihi olsun diyemezsiniz, ama sergi rüçhanı söz konusu ise (efektif) başvuru tarihiniz serginin yapıldığı tarih olarak korunabilir.

Bunların dışında Türkiye için başka istisnalar da vardır. Örneğin başvuru sahibinin TÜRKPATENT’e 20.09.2020’de bir patent başvurusu yaptığını varsayalım. Başvuruya erken yayın talebi yapılmadığından planlanan yayın tarihi başvurudan itibaren 18 ay sonra olup Mart 2022 olacaktır. Başvuru sahibi Ocak 2022’de başvurusunu geri çekme talebinde bulunmuş olsun. Ardından bazı yeni unsurlar ekleyerek Nisan 2022’de aynı konuda yeni bir başvuru yapsın. Ancak TÜRKPATENT’in başvuru sahibinin geri çekme talebini fark etmeyip Mart 2022’de başvuruyu yanlışlıkla yayınladığını varsayalım. Bu durumda söz konusu hata nedeniyle yayınlanan bu ilk başvuru yeni başvuru için tekniğin bilinen durumunda değerlendirilmeyecektir.[13] Ancak böyle bir hata yoksa ve başvuru sahibinin kendi önceki tarihli başvurusu, sonraki başvurusu yapılmadan yayınlanmışsa, önceki başvuru yeni başvuruya karşı öldürücü doküman olarak kullanılabilir. Burada açıklamanın bir yıl içinde yapılıp yapılmamasının bir önemi yoktur, zira başvuru sahibinin kendisine ait patent başvurusunun yayını SMK m.84(1)(a) kapsamına girmemektedir. Böyle bir durumda eğer her iki başvuru arasında 12 aydan kısa süre varsa ilk başvurunun rüçhan olarak gösterilmesi sorunu çözecektir.[14]

Bir başka durumda ise eğer buluşu yapandan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bilgiyi edinmiş olan üçüncü bir kişi tarafından, buluşu yapanın bilgisi veya izni olmadan bir başvuru yapılırsa, buluşu yapanın durumu ispat etmesi halinde söz konusu açıklama da tekniğin bilinen durumuna dahil edilmez.[15] Bu ispat TÜRKPATENT nezdinde yapılabilir. Ancak eğer asıl buluşu yapan söz konusu başvuruyu kendi adına geçirmek istiyorsa, burada patent isteme hakkının başvuru sahibine ait olmadığı Kurum nezdinde iddia edilemeyeceği için buluşu yapanın Mahkeme yoluyla bunu ispatlaması gerekecektir.[16]

Yapılan açıklamanın buluşa patent verilmesini etkilemeyen açıklamalar kapsamına girdiğini ileri süren taraf, bunu ispatla yükümlüdür.[17] Bununla ilgili iddialar süre sınırı olmaksızın ileri sürülebilir.[18] Buna istisna sergi rüçhanına dair taleple ilgilidir. Yukarıda bahsedilen sergiden kaynaklı bir rüçhan talebi yapılacaksa bu, başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde yapılır ve bu talebe ilişkin belgelerin, başvuru tarihinden itibaren üç ay içinde TÜRKPATENT’e sunulması gerekir.[19]

Ayrıca “grace period” bulunan bazı ülkelerde buluşa patent verilmesini etkilemeyen açıklamalara yönelik iddialarla ilgili süre kısıtlaması olabilir.[20] Başvuru yapılması düşünülen ülkede buna da dikkat edilmesinde fayda vardır.

Tekniğin bilinen durumunun yazılı veya sözlü açıklama olabileceği gibi kullanım ya da başka herhangi bir biçimde açıklanmış olan toplumca erişilebilir her şeyi kapsadığından bahsetmiştik. Buna göre bir ürünün/cihazın kullanımı da bir açıklamadır. Bu nedenle buluşu ortaya koyacak nitelikte olan araştırma materyallerinin ya da prototiplerin, üzerinde çalışılan cihazların vb. başkalarına sunulmasının, kullandırılmasının vb. yalnızca gizlilik sözleşmesi yapılarak gerçekleştirilmesinde fayda vardır.

Açıklamayı Yapan Kim Olmalı?

Buluşa patent verilmesini etkilemeyen açıklamayı başvuru sahibi mi buluş sahibi mi yapmış olmalıdır? Birden fazla buluş sahibi varsa açıklamayı hepsi birlikte mi yapmış olmalıdır, yoksa birinin yapmış olması yeterli midir? Şimdi bu ve benzeri soruların cevabına bakalım.

SMK m.84(1)(a)’ya göre “Açıklamanın buluşu yapan tarafından yapılmış olması” durumunda bunun buluşa patent verilmesini etkilemeyen açıklama olabileceğinden bahsetmiştik. “Buluşu yapan”dan kastedilen yine m.84(2)’de açıklanmıştır: “Başvurunun yapıldığı tarihte patent isteme hakkına sahip olan her kişi buluşu yapan sayılır.”

“Patent isteme hakkı, buluşu yapana veya onun haleflerine ait olup bu hakkın başkalarına devri mümkündür”[21] ve “patent almak için ilk başvuran kişi, aksi ispat edilinceye kadar, patent isteme hakkının sahibi”dir[22]. Eğer buluş sahibi aynı zamanda başvuru sahibi ise SMK m.84(1)(a)’da bahsedilen “buluşu yapan” buluş sahibi olacaktır.

Eğer başvuru sahibi ve buluşu yapan aynı değilse, buluşu yapanın patent isteme hakkını başvuru sahibine ne şekilde verdiğinin başvuruda açıklanması gerekir.[23] Açıklama buluş sahibinin yetkili kıldığı kişi (başvuru sahibi) tarafından buluş sahibinin adına yapılırsa açıklama buluş sahibi tarafından yapılmış gibi işlem görecektir.[24]

Burada önemli bir hususun altını çizmeden geçmeyelim. Başvuru sahibi ve buluş sahibi kavramları hem hukuki hem de teknik nedenlerden ötürü birbirinden ciddi anlamda farklıdır. Buluş sahibi buluşu yapan kişi(ler)dir, mucittir. Bir firma olamaz. Başvuru sahibi ise buluşa konu başvuruyu TÜRKPATENT’e yapan kişi(ler) ve/veya firma(lar)dır ve buluş konusu patentten elde edilecek maddi kazancın sahibidir. Buluşu yapan(lar) aynı zamanda başvuru sahibi değilse, buluşu yapan(lar)ın başvuru dilekçesinde başvuru yapma hakkını başvuru sahibine nasıl verdiği belirtilir. Örneğin buluşu yapan başvuru sahibi firmanın çalışanıysa ve buluşu işi gereği gerçekleştirdiyse başvuru sahibiyle bir hizmet ilişkisi söz konusudur ve başvuru dilekçesinde bu durum beyan edilir. Başvuru sahibi hakkını devir vb. yolla bir başkasına verdiğinde başvuru sahibi değişmiş olur, ancak buluş sahipleri aynı kalır. Zira buluşu yapan kişilerde bir değişiklik yoktur, buluş yapıldığı tarihteki haliyle aynı buluştur.[25] Bu nedenle bazı istisnai durumlar haricinde başvurunun ilk halindeki buluş sahiplerine ekleme ya da çıkarma yapma talepleri kabul edilmez. Bu nedenle patent başvurusu yapılırken buluş sahiplerinin yalnızca buluşu yapanlardan oluşmasına dikkat edilmelidir. Sırf başvuru yapan şirketin sahibi, yöneticisi vs. diyerek isimleri buluş sahibi olarak buluşun yapımında teknik anlamda hiçbir katkısı olmayan kişiler onore edilmek vb. başka amaçlarla eklenmemelidir. Özellikle bir makale yayınının ardından bu makaleye dayalı yapılan patent başvurularında makale yazarları yerine başka kişilerin buluş sahibi olarak yazılması, grace period hakkının tehlikeye düşmesine neden olabilir.

Şimdi örnekler üzerinden başvuru öncesi yapılan açıklamaların farklı durumlarda nasıl değerlendirildiğine bakalım:

Durum 1:

Makale yayın tarihi: 07.07.2020

Makale yazarları: AA, BB, CC (hepsi ABC Üniversitesinde öğretim üyesi)

Patent başvuru tarihi: 06.07.2021

Başvuru sahibi: ABC Üniversitesi

Buluş sahibi: AA, BB, CC

Başvuru dilekçesindeki “Başvuru Hakkı Beyanı”: Hizmet İlişkisi

Yukarıdaki örnekte yayınlanmış makale SMK m.84(1)(a)’ya göre açıklamanın buluşu yapan tarafından son 12 ay içinde yapılmış olması sebebiyle tekniğin bilinen durumuna dahil edilmeyecek ve başvuru için öldürücü doküman olarak kullanılmayacaktır. Ancak EPO’ya ya da grace period hükmü bulunmayan bir başka ülkeye (ya da 6 aylık grace periodu olan bir ülkeye) başvuru yapılması durumunda söz konusu doküman öldürücü doküman olarak kullanılır.

Durum 2:

Makale yayın tarihi: 07.07.2020

Makale yazarları: AA, BB, CC (hepsi ABC Üniversitesinde öğretim üyesi)

Patent başvuru tarihi: 06.07.2021

Başvuru sahibi: ABC Üniversitesi

Buluş sahibi: AA, BB, CC, DD

Başvuru dilekçesindeki “Başvuru Hakkı Beyanı”: Hizmet İlişkisi

Açıklamayı yapanların hepsi aynı zamanda buluş sahibi de olduğu ve başvuru sahibinin başvuruyu ne şekilde elde ettiği başvuru dilekçesinde belli olduğu için söz konusu makale de SMK m.84(1)(a)’ya göre buluşun patentlenebilirliğini etkilemeyen açıklama olarak değerlendirilecektir. Makale yazarı olmayan DD, makalenin geliştirilip buluşa dönüştülmesinde katkısı olan diğer bir buluş sahibi olarak yazılmış olabilir. Bu kişi ABC Üniversitesinde çalışmıyor olsa bile başvuru dilekçesinde başvuru hakkını üniversiteye ne şekilde devrettiği belirtildiyse sorun olmayacaktır.[26]

Durum 3:

Makale yayın tarihi: 07.07.2020

Makale yazarları: AA (ABC Ünv.), BB (ABC Ünv.), CC (DEF Ünv.)

Patent başvuru tarihi: 06.07.2021

Başvuru sahibi: ABC Üniversitesi

Buluş sahibi: AA, BB

Başvuru dilekçesindeki “Başvuru Hakkı Beyanı”: Hizmet İlişkisi

Yukarıdaki örnekte DEF Üniversitesinden CC’nin de makale yazarı olduğu, ancak patent başvurusunda isminin bulunmadığı görülmektedir. Böyle bir durumda makale buluşu yapanlar tarafından yapılmış bir açıklama olmayacaktır. Zira buluşu yapanlar dışında başka bir kişinin daha yaptığı bir açıklama söz konusudur. Böyle bir durumda bu kişinin buluş sahibi olarak eklenmesi ve başvuru sahibine hakkını ne şekilde devrettiğini beyan etmesi gerekir. Ayrıca başvuruda buluşu yapan olarak belirtilmeyen bir kişinin buluşu yapan olarak Sicile eklenmesi için başvuru veya patent sahibiyle birlikte buluşu yapanların yazılı onayları da gerekir. Bir başka yol olarak, eğer bu kişinin makalenin buluşa dönüştürülme sürecinde bir katkısı olmadığı kendisi tarafından beyan edilirse, söz konusu açıklama buluşun patentlenebilirliğini etkilemeyen açıklama olarak değerlendirilebilir.[27] Bu örnekte CC’nin SMK m.84(1)(c)’ye göre “açıklamanın buluşu yapandan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bilgi elde eden üçüncü kişi” olduğu ileri sürülemez, zira CC burada buluşu yapan olarak beyan edilenlerle (AA, BB) birlikte bu açıklamayı yapmıştır ve üçüncü bir kişi olarak değerlendirilemez.

Bu durumu farklı şekillerde gelişen gerçek dosyalar üzerinden inceleyelim:

Örnek 3.1:

Makale yayın tarihi: 04.07.2017

EP3477484 başvuru tarihi: 25.10.2017

2017/16836 başvuru tarihi: 31.10.2017

Makale yazarları BB, CC ve EE‘dir.

BB ve CC yazarları A şirketinden, EE ise D Üniversitesindendir.

Başvuru sahibi: A şirketi

Buluş sahibi: BB ve CC

Başvuru dilekçesindeki “Başvuru Hakkı Beyanı”: Hizmet İlişkisi

EPO grace period uygulamadığı için araştırmada makaleyi X doküman olarak kullanmış, TÜRKPATENT’te ise açıklama son 12 ay içinde yapılmış olmasına rağmen yukarıda açıklanan sebeplerden ötürü (makale yazarlarından birinin buluş sahibi olmaması) makale tekniğin bilinen durumuna alınarak X doküman olarak kullanılmıştır. Başvuru sahibi herhangi bir itirazda bulunmamıştır.

Örnek 3.2:

Makale yayın tarihi: 20.07.2018

2019/09439 başvuru tarihi: 25.06.2019

Makale yazarları: AA (C Üniversitesi) ve BB (C Üniversitesi)

Başvuru sahibi: AA

Buluş sahibi: AA

Açıklama son 12 ay içinde yapılmış olmasına rağmen makale yazarlarından birinin buluş sahibi olmaması, açıklamanın buluşu yapan tarafından yapılmadığı sonucunu doğurduğundan, makale tekniğin bilinen durumuna alınarak X doküman olarak kullanılmıştır. Başvuru sahibi herhangi bir itirazda bulunmamıştır.

Durum 4:

Makale yayın tarihi: 07.07.2020

Makale yazarları: AA (ABC Ünv.), BB (ABC Ünv.), CC (DEF Ünv.)

Patent başvuru tarihi: 06.07.2021

Başvuru sahibi: ABC Üniversitesi

Buluş sahibi: DD (ABC Ünv.), EE (ABC Ünv.)

Başvuru dilekçesindeki “Başvuru Hakkı Beyanı”: Hizmet İlişkisi

Yukarıdaki örnekte başvuru sahibinin makaledeki açıklamaların kendi üniversitesi bünyesindeki çalışanlar tarafından yapıldığını ve bu nedenle grace period kapsamına alınmasını talep ettiğini varsayalım. Burada çelişkili bir durum ortaya çıkmaktadır. Üniversite bir yandan makaleyi buluşu yapanın açıklaması olarak kabul ediyor, öte yandan bu kişileri buluş sahibi olarak kabul etmiyor. Böyle bir durumda söz konusu makale yazarlarının da buluş sahibi olarak eklenmesi ve bu kişilerin “Başvuru Hakkı Beyanı”nın başvuru dilekçesine eklenmesi gerekir. Ayrıca başvuruda buluşu yapan olarak belirtilmeyen bir kişinin buluşu yapan olarak Sicile eklenmesi için başvuru veya patent sahibiyle birlikte buluşu yapanların yazılı onayları da gerekir. Bu sayede açıklama buluş sahibinin yetkili kıldığı kişi (başvuru sahibi) tarafından buluş sahibinin adına yapılırsa açıklama buluş sahibi tarafından yapılmış gibi işlem görecektir.[28] Bu örnekten görüleceği üzere, SMK m.84(1)(a)’ya göre buluşun patentlenebilirliğini etkilemeyen açıklamanın başvuru sahibinin bünyesinde bulunan herhangi biri tarafından yapılmış olması tek başına yeterli değildir. Zira makale yazarı buluş sahibi olarak geçmiyorsa, bu kişinin başvuru yapma yetkisini başvuru sahibine ne şekilde devrettiğine yönelik bir beyan da başvuruda bulunmayacaktır ve bu da yapılan açıklamanın SMK m.84(1)(a) kapsamına girmesine engel olacaktır.

Yukarıdaki duruma benzer gerçek bir örnek olarak 2019/09266 nolu dosya verilebilir.

Makale yazarları ile buluş sahiplerinin örtüşmemesi ile ilgili A.B.D.’de de benzer bir uygulama olduğu görülmektedir[29]. Buna göre örneğin:

  • Makalede A, B yazarları var ve buluş sahipleri A, B ise: makale öldürücü doküman olmaz.
  • Makalede A, B yazarları var ve buluş sahipleri A, B, C ise: makale öldürücü doküman olmaz.
  • Makalede A, B, C yazarları var ve buluş sahipleri A, B ise: makale öldürücü doküman olur.

Yapılan Açıklamanın Rüçhan Hakkı Kazandırmaması

Hoşgörü süresi başvuru sahibinin yaptığı açıklamanın kendisine karşı kullanılmasının önüne geçse bile, bu açıklama bir rüçhan hakkı kazandırmayacaktır. Bir örnekle açıklayalım: Makalenizin 07.07.2020’de yayınlandığını varsayalım ve siz de 06.07.2021’de bu makaleyi temel alan buluşunuzla ilgili Türkiye’de bir patent başvurusu yaptınız. Bu durumda söz konusu makale (açıklamanın son 12 ay içinde buluşu yapan tarafından yapılmış olması nedeniyle) karşınıza öldürücü doküman olarak çıkmayacaktır. Ancak bu arada aynı konuda çalışan bir Güney Koreli akademisyenin sizden bağımsız olarak, yapmak istediğiniz buluşla ilgili 10.12.2020’de ülkesinde bir patent başvurusu yaptığını ve erken yayın talebiyle başvurunun 12.06.2021’de yayınlandığını varsayalım. Bu durumda söz konusu Kore dokümanı sizin başvuru tarihinizden önce yayınlandığı için tekniğin bilinen durumuna dahil olacak ve büyük ihtimalle başvurunuzun patentlenebilirliğine olumsuz etki edecektir. Zira bu örnekteki Güney Koreli akademisyen SMK m.84(1)(b)(2) ve 84(1)(c)’de bahsi geçen “buluşu yapandan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bilgi elde eden üçüncü kişi” değildir.[30] Bununla birlikte makaleniz, Güney Kore’de yapılan bu patent başvurusu için tekniğin bilinen durumunda olacağından, büyük ihtimalle onun patenlenebilirliğini olumsuz etkileyecektir. Sonuç olarak sizin makaleniz Kore başvurusunu, Kore başvurusu ise sizin başvurunuzu olumsuz etkileyecektir. Özellikle çok hızlı gelişen teknoloji alanlarında bu risk her zaman vardır. Böyle bir duruma düşmemek adına makale yayınlanmadan bir an önce patent başvurusu yapılmasında fayda vardır.

Yapılan Açıklamanın İçeriği

Yapılan açıklamanın içeriği de buluşun patentlenebilirliğini etkileyip etkilemeyeceği konusundaki değerlendirmede önemlidir. Bir dokümanda açıklanan bilgiler, teknikte uzman kişinin, o tarihte ilgili alandaki genel bilgiyi de dikkate alarak, dokümanın konusu olan teknik öğretiyi uygulamasına olanak sağlayacak derecede yeterliyse, kamuya açıklanmış olarak kabul edilebilir.[31]

Örneğin 21.06.2020’de bir makalenizin yalnızca özet (abstract) kısmının (örneğin bir konferans bildirisinde) yayınlandığını, makalenin tümünün ise ilk defa 30.10.2020’de internette yayınlandığını farz edelim. 20.09.2021’de ise bu makaleyi temel alan bir patent başvurusu yapmış olun. Buna göre makalenin tamamının internette yayınlanma tarihi son 12 ay içinde yapılmış açıklama kapsamına girdiği için makalenin tümü tekniğin bilinen durumuna dahil edilemeyecek, sadece 12 aydan eski bir açıklama olan özet kısmı tekniğin bilinen durumuna girebilecektir. Bunun için de önce açıklanan özetin içeriğinin bahsettiği konuyu teknikte uzman kişinin uygulamaya koyabileceği yeterlilikte açıklamış olup olmadığı (enabled disclosure) değerlendirilir.[32] Eğer özette anlatılanlar teknikte uzman kişi için özetteki yapılanmayı ortaya koymaya yeterliyse (bu açıklama 12 aydan eski olduğu için) tekniğin bilinen durumuna dahil edilecektir. Bu noktada, yapılan açıklamanın patent başvurusuna konu buluşa ait istemleri yenilik ve buluş basamağı anlamında öldürüp öldüremeyeceği değerlendirilir.

Yine bir gazetede yayınlanan buluşla ilgili haber, buluşun teknik özelliklerini yeteri kadar ortaya koymuyorsa, içerik teknikte uzman kişinin uygulamaya koyabileceği yeterlilikte açıklanmamış olacağı için tekniğin bilinen durumuna dahil edilmeyecektir.

Bu yazıda aksi belirtilmedikçe genellikle bahsedilen makale, tez vb. yayınların buluş konusunu öldürdüğü varsayılarak değerlendirme yapılmıştır.

Makale ve Doktora Tezi Yayını

Genel bir kural olarak, hakemli dergilere gönderilen yazılar, dergi editörleri ve hakemleri tarafından gizlilikle ele alınır. Bazı dergiler, gönderilen makalenin gizli kalacağını ve yayınlanmadan önce kamuya açıklanmayacağını belirten yazılı yönergelere sahiptir. Ayrıca, gönderilen bir makalenin yayınlanmadan önce hakemler tarafından gizli olarak ele alınacağına dair makul bir beklentiye yol açan akademik normlar vardır.[33] Ancak, emin değilseniz makalenizi gönderdiğiniz dergi ya da yayınevine yayın ve gizlilik politikasıyla ilgili uygulamalarını sormanızda fayda vardır.

Patent başvurusunu değerlendiren patent uzmanı araştırması sırasında internette bulunan bir makalenin yayın tarihini tespit ederken ilk olarak yayıncının verdiği tarihleri inceler. Aşağıdaki örnekte makalenin 31.10.2018’de yazar tarafından yayınevine gönderildiği, 27.01.2019’da revize edilmiş olarak yazar tarafından yeniden gönderildiği, 12.03.2019’da yazının yayınevi tarafından kabul edildiği ve 15.03.2019’da makalenin internette erişime açıldığı görülmektedir:

Bu örnekte uzman makalenin yayın tarihini 15.03.2019 olarak alacaktır. Burada yeri gelmişken belirtmekte fayda var ki, makalenin ücretli olması ya da üyelik gerektiren bir platformda yayınlanması makalenin kamuya açık olmadığı anlamına gelmez. Zira ücretini ödeyerek ya da üye olarak makaleye erişebiliniyor olması kamuya açılmış olması için yeterlidir. Çünkü burada makaleye erişim sağlayanlar için içeriği gizli tutma zorunluluğu yoktur.

Makalenin bulunduğu basılı derginin üzerinde Mart 2019 yazdığını varsayalım. Patent başvuru tarihi de 28.02.2019 olsun. Bazı durumlarda derginin basılı hali çıkmadan internette online versiyonunun yayınlanması söz konusu olabilmektedir. Örneğin dergi 26.02.2019’da internet üzerinden yayınlandıysa derginin yayın tarihi Mart 2019 olarak değil 26.02.2019 olarak kabul edilecek ve başvuruyu öldürebilecektir. Derginin tek bir genel okuyucuya bile ulaştığı en erken tarih, yayın tarihini belirleyecektir. Buna göre dergide basılan kapak tarihi her zaman kesin belirleyici faktör olmayabilir. [34]

Uzman araştırma sırasında bulduğu bir doktora tezini raporda kullanmak istiyorsa bu açıklamanın tarihini net olarak tespit etmeye çalışmalıdır. Örneğin aşağıda tez savunma tarihinin 09.03.2018 olarak belirtildiği bir doktora tezinin ilgili sayfasına ait detay görülmektedir. Dokümanda tezin ne zaman yayınlandığına dair ise bir bilgi bulunmamaktadır.

Ayrıca bir kamuya açıklama söz konusu olabilmesi için tez savunmasının kamuya açık bir şekilde yapılmış olması gerekir. Aksi halde tez savunma tarihi yayın tarihi olarak kullanılamaz. Üstelik savunma kamuya açık bile yapılsa, bu tarih söz konusu tezin tüm içeriğinin o gün o savunma sırasında anlatıldığı anlamına gelmeyecektir. Uzman bu nedenle, tezin yayınlanma tarihini tespit etmeye çalışmalıdır. Zira yayın tarihinden emin olunmayan bir tezin raporda kullanılması durumunda başvuru sahibinin tezin tarihinin doğru olmadığını ispatlamasını beklemek hakkaniyetli olmayacaktır.[35]  Burada bir istisna başvuru/buluş sahibine ait tezlere yönelik olabilir. Eğer uzman başvuru/buluş sahibinin doktora tezini araştırma raporunda kullanmak istiyor ancak tezin tam yayın tarihini tespit edemiyorsa, bu durumda söz konusu tezi raporda kullanarak başvuru sahibinin tezin tam yayınlanma tarihini ispatlamasını bekleyebilir. Zira yapılan açıklamanın buluşa patent verilmesini etkilemeyen açıklamalar kapsamına girdiğini ileri süren taraf, bunu ispatla yükümlüdür.[36] Örneğin uzman tez savunma tarihini 09.03.2018 olarak tespit etsin, ancak tam yayın tarihini tespit edememiş olsun. Başvuru tarihi de bundan 12 aydan fazla bir süre olan 01.05.2019 olsun. Bu durumda uzmanın başvuru sahibine ait bu tezi araştırma raporunda X doküman olarak kullanmasında fayda olacaktır. Eğer başvuru sahibi söz konusu tezin örneğin 05.06.2018’de yayınlandığını ispatlarsa (örn. Kütüphane ve YÖK yazışmaları vb.), uzman inceleme raporunu düzenlerken söz konusu tezi artık öldürücü doküman olarak kullanmayacaktır.[37] Bu nedenle patent uzmanları bu tür dokümanlar kullanacaklarsa, araştırma aşamasında öldürücü doküman olarak yalnız tezle yetinmeyip başka dokümanlar da aramalıdır.

Bir örnek vermek gerekirse 2019/18420 nolu patent başvurusunun başvuru tarihi 25.11.2019’dur. Bu başvuru rüçhan gösterilerek 13.11.2020 tarihinde bir PCT başvurusu (yayın no: WO2021107896) yapılmıştır. Tez yazarı ve tez danışmanı buluş sahibi olarak, çalıştıkları üniversite de başvuru sahibi olarak patent başvurusunda yer almaktadır. Uzman üzerinde Mayıs 2018 tarihi bulunan yüksek lisans tezini (son 12 aydan daha eski yapılmış bir açıklama kabul ederek) her iki başvuru için de X doküman olarak kullanmıştır. Tezin yayın tarihine yönelik bir itirazda bulunulmadığı görülmektedir.

Bir başka örnek verelim: 2019/21955 nolu patent başvurusunun başvuru tarihi 27.12.2019’dur. Bu başvuru rüçhan gösterilerek 04.12.2020 tarihinde bir PCT başvurusu (yayın no: WO2021133314) yapılmıştır. Tez yazarı ve ve tez danışmanı buluş sahibi olarak, çalıştıkları üniversite de başvuru sahibi olarak patent başvurusunda yer almaktadır. Bunların dışında yine aynı üniversiteden bir başka buluş sahibi ve bir başka üniversite başvuru sahibi ve bu üniversiteden bir öğretim görevlisi buluş sahibi olarak yer almaktadır. Uzman üzerinde Mart 2018 tarihi bulunan doktora tezini her iki başvuru için de X doküman olarak kullanmıştır. Başvuru sahibi tezin yayın tarihine yönelik bir itirazda bulunmuş, sunduğu dokümanlarla tezin 17.07.2020 tarihinden önce kamuya açılmadığını ispatlamıştır. Buna göre Türk başvurusu için tez dokümanı başvurudan sonra yayınlandığı için tekniğin bilinen durumuna dahil edilmeyecektir. PCT’de ise rüçhan ve başvuru tarihi arasında kalan bir doküman olduğu için araştırma raporunda P, X doküman olarak kullanılır ve yazılı görüşte bu dokümana yer verilmez. (rüçhanın geçerliliği onaylanmışsa) Ancak bu örnekte dokümanın patentlenebilirlik değerlendirmesine alınmamasının sebebi grace period ile ilgili olmayıp, P kategorisinde doküman olmasındandır, zira daha önce bahsedildiği üzere PCT mevzuatında grace period yoktur.

Bir başka örnek durum şöyle gelişmiştir: 2019/11951 nolu patent başvurusunun başvuru tarihi 06.08.2019’dur. Bu başvuru rüçhan gösterilerek 29.07.2020 tarihinde bir PCT başvurusu (yayın no: WO2021025650) yapılmıştır. Tez yazarı ve ve tez danışmanı buluş sahibi olarak, çalıştıkları üniversiteler de başvuru sahipleri olarak patent başvurusunda yer almaktadır. Patent uzmanı araştırma sırasında buluş sahibine ait Ocak 2018 tarihli doktora tezi bulunduğunu tespit etmiştir. Ancak söz konusu tezin yayın tarihinin tespiti yapılamamıştır. Uzman tekniğin bilinen durumunda olmayan bir doküman kullanmış olmamak adına, başvuru sahibi vekiliyle iletişime geçerek söz konusu teze yönelik bir gizlilik kararı/erişim kısıtı bulunup bulunmadığını, varsa bunu ispatlayan dokümanın sunulmasını talep etmiştir. Ardından YÖK’ten elde edilen belgeyle tezin erişime açıldığı tarihin 01.02.2020 olduğunu gösterir belge vekil tarafından sunulmuştur. Böylece bu tarih TR başvurusundan sonra olması sebebiyle bu başvuru için tekniğin bilinen durumuna alınmamış ve araştırma raporunda yer almamıştır.

Diyelim ki EPO’ya başvuru yapmayı düşünüyorsunuz ancak hazırlıklarınızı tamamlayamadınız ya da maddi sebeplerden ötürü şu anda EPO’ya başvuramıyorsunuz ve büyük olasılıkla başvurudan önce makalenizin yayını gerçekleşecek. Böyle bir durumda makale yayınından önce TÜRKPATENT’e başvurulması durumunda en azından EP başvurusu için rüçhan tarihi elde edilmesi sağlanabilir. Bir örnek verelim:

TÜRKPATENT’e yapılan patent başvuru tarihi: 01.02.2021

Makale yayın tarihi: 10.03.2021

EPO’ya Türk başvurusu rüçhan gösterilerek yapılan başvuru tarihi: 21.05.2021

Bu durumda TÜRKPATENT’teki başvuru için makale zaten tekniğin bilinen durumunda bulunmadığı için (başvurudan sonra yayınlandığı için) olumsuz bir durum oluşmayacaktır. Ancak EP başvurusunun her ne kadar rüçhan tarihi makale yayınından eski olsa da, başvuru tarihi yayından sonra olduğu için EPO uzmanı bu makaleyi P,X doküman olarak değerlendirecektir. Ancak normal şartlarda bu P,X dokümanı buluşun patentlenebilirliğini etkilemeyecektir. Fakat nadiren de olsa bir sebepten rüçhanın geçersiz olduğu ortaya çıkarsa P,X dokümanı incelemenin ilerleyen safhasında olumsuz dokümana dönüşebilir. Bir diğer sorun da rüçhandaki bilginin başvurunun istemlerini desteklemediği durumda ortaya çıkar. Böyle bir durumda efektif başvuru tarihi rüçhan tarihi olmayacağı için P,X dokümanı başvuruyu olumsuz etkiler. Örneğin tarifnamede buluşla ilgili belirtmediğiniz bilgiler varsa ve bu başvuruyu rüçhan göstererek yaptığınız EP başvurusunda bu bilgileri eklerseniz, bu yeni bilgilerin bulunduğu istemlerin efektif başvuru tarihi EP başvurusunun tarihi olur. Bir başka deyişle bu istemler rüçhan hakkından yararlanamamış olur ve büyük ihtimalle P,X olarak kullanılan makale ile öldürülür.

Bu nedenle sırf yayından önce başvuru yapmış olmak için yetersiz tarifname ile, üzerinde çok düşünemeden ve buluşa ait önemli, korunması istenen unsurları ve alternatifleri tam tanımlamayan bir başvuru yapmaktan kaçınılmalıdır. 6769 sayılı SMK başvuru sahibine yalnızca tarifname ile (özet, istemler ve resimler olmadan) başvuru yapma ve başvuru tarihi alma şansı vermiştir.[38] İstemler, resimler ve özet başvurudan itibaren iki ay içinde sunulabilmektedir.[39] Ancak tarifname dikkatlice ve planlı bir şekilde hazırlanmazsa, buna dayanarak arzu edilen kapsamda bir istem hazırlanamayabilir ve başvurunun ilk halinin kapsamı aşılamayacağından sizin için geri dönüşü olmayan bir kayıp söz konusu olabilir.[40]

Tezin Kamuya Açılmadığının İspatı

Tezin kamuya açılmadığı nasıl ispatlanabilir? 06.03.2018 itibariyle yapılan yasal düzenlemeyle “Lisansüstü tezler yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından gizlilik kararı alınmadıkça, bilime katkı sağlamak amacıyla Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi tarafından elektronik ortamda erişime açılır.” hükmü yürürlüğe girmiştir. Buna göre, eğer üniversitede böyle bir gizlilik kararı alınmadıysa tezler Ulusal Tez Merkezi Veri Tabanı üzerinden erişime açılmaktadır.[41] Öte yandan söz konusu hüküm yalnızca elektronik ortamda erişime açılma ile ilgili olup, üniversitenin gizlilik kararını yalnızca YÖK’e bildirip tezin YÖK’ün internet adresinde[42] yayınlanmasına engel olması yeterli olmayacaktır. Eğer tezin basılarak üniversite kütüphanesine gönderilmesi veya üniversite kütüphanesinin online kataloğuna ya da TÜBESS -Türkiye Belge Sağlama Sistemine[43] aktarılmasına dair bir prosedür varsa, gizlilik kapsamında bu işlemlerin de durdurulması gerekir.[44] Bir tezin/yayının belli bir tarihe kadar kamuya açılmadığını ispatlamak için YÖK’ten yayının erişime ne zaman açıldığına (ya da hangi tarihe kadar gizli tutulduğuna) dair yazı ve üniversitenin kütüphanesinden tezin erişime açılmadığına, ya da internet üzerinden hangi tarihe kadar erişim kısıtlaması sağlandığına dair yazı alınabilir.

Tezin Kamuya Açıldığının İspatı

Üçüncü kişilerin bir doktora tezini öldürücü doküman olarak bir patente karşı itirazda kullandığını varsayalım. (Tez patent sahibine ait olmasın) Ancak tez kapağında yalnızca Aralık 1987 ibaresi bulunmakta ve bu tarihin tez savunmasını mı yoksa yayını mı gösterdiği anlaşılmamaktadır. Patent sahibi söz konusu tezin rüçhan tarihinden önce yayınlandığına dair bir kanıt bulunmadığını ileri sürsün. Bu durumda itiraz edenin ispat yükümlülüğü bulunacaktır. Eğer söz konusu teze rüçhan tarihinden önce yayınlanmış bir makalede atıf yapılmışsa, bu durum, tezin en azından makalenin yayınlandığı tarihte kamuya açılmış olduğunun kanıtı olacaktır.[45] Aşağıdaki şekillerde, üzerinde Aralık 1987 tarihi bulunan yüksek lisans tezi (solda) ve söz konusu teze atıfta bulunan Aralık 1988 tarihli bir makalenin atıf yaptığı referans listesi (sağda) görülmektedir. Buna göre yüksek lisans tezinin en azında Aralık 1988’de kamuya açılmış olduğu kabul edilir.

Tez Savunması, Sunum, Konferans, Seminer, Ders vb. Sözlü Açıklamalar

Patent başvuru tarihinden önce gerçekleşen konferans, kongre, seminer, tez savunması ya da ders anlatımı gibi sözlü açıklamalar da başvurunun patentlenebilirliğini etkileyebilir. Zira daha önce bahsedildiği üzere, mevzuata göre sözlü açıklamalar da tekniğin bilinen durumuna dahildir.[46]

Ancak yazılı açıklamalar ile sözlü açıklamalar doğası gereği birbirinden farklı nitelikte olduğu için bunların kamuya açıklanmış kabul edilmesi için gerekli kriterler de farklı olmaktadır. Sözlü açıklamalarda ispat eşiği, yazılı açıklamalara göre daha yüksektir. Bir başka deyişle sözlü açıklamaların (aynı zamanda kullanım durumlarının) ispatı daha çok delil gerektirir, görece daha zordur.

Bazı durumlarda buluş sahibinin önceki tarihli yüksek lisans veya doktora tezi savunması patent başvurusundan önce gerçekleşmektedir. Bu durumda söz konusu tez tekniğin bilinen durumuna ne zaman dahil olmuş sayılır? Tez sunumunun yapıldığı gün mü? Tezin üniversite kütüphanesine verildiği gün mü? Yoksa YÖK online veritabanında erişime açıldığı gün mü? Şimdi bu soruya cevap vermeye çalışalım.

Tez savunmaları genellikle kamuya kapalı olarak bir jüri önünde yapılır. Ancak kamuya açık yapıldıysa sunumda açıklanan bilginin tekniğin bilinen durumuna dahil olduğu söylenebilir. Fakat burada tezin ne kadarının sunumda/savunmada açıklandığının tespiti kolay olmayabilir. Zira yapılan savunma otomatik olarak tezin tüm içeriğinin o anda açıklandığı anlamına gelmeyecektir. Bir tez savunmasında, bir derste ya da sözlü sunumda yapılan bu tür açıklamalar “geçici açıklama” (ephemeral disclosure) olarak adlandırılır. Açıklamaya ait spesifik bir bilginin kamuya açık hale getirildiğinden makul şüpheye yer bırakmayacak şekilde emin olunmalıdır. Eğer bu konuda ikna edici bir delil yoksa söz konusu bilginin açık bir şekilde ifşa edildiği kabul edilmeyecektir. [47]

Burada bir hususu belirtmekte fayda var. TÜRKPATENT ve EPO mevzuatına göre sözlü (oral) olarak yapılan açıklamalar da tıpkı yazılı dokümanlar gibi tekniğin bilinen durumuna dahildir. Ancak PCT’de sözlü açıklamalar tekniğin bilinen durumuna dahil edilmeyip yalnızca yazılı açıklamalar patentlenebilirlik değerlendirmesinde dikkate alınmaktadır. PCT’de eğer sözlü bir açıklama rüçhan tarihinden önceyse, o açıklamanın yazılı olarak bulunduğu doküman tespit edilebiliyorsa (söz konusu dokümanın yayın tarihi PCT başvuru tarihinden sonra olsa bile) bu açıklama uluslararası araştırma raporunda O,X kategorisinde gösterilir.[48] Ancak yazılı görüşte patentlenebilirlik değerlendirmesine alınmaz. Daha sonra ulusal aşamada girilen ofis mevzuatında eğer sözlü açıklamalar tekniğin bilinen durumunda değerlendiriliyorsa ofis bu açıklamayı öldürücü doküman olarak kullanacaktır.[49]

Patent başvuru tarihinden önce gerçekleşen konferans, kongre, seminer, tez sunumu ya da ders anlatımı gibi sözlü açıklamalar da başvurunun patentlenebilirliğini etkileyebilir. Zira daha önce bahsedildiği üzere, mevzuata göre sözlü açıklamalar da tekniğin bilinen durumuna dahildir.[50] Ders ya da bir konferans sırasında yapılan sözlü açıklamaların not alınması, ses ya da görüntü kaydı yoluyla belgelenmesinin mümkün olabileceği unutulmamalı ve patent başvurusu yapma düşüncesi bulunuyorsa açıklamalarda detaya girilmemesine özen gösterilmelidir. Yine de burada dersin içeriğinin doğru bir şekilde ortaya konulabilmesi önemlidir.[51] Dersi anlatanın ve bir dinleyicinin yeminli ifadeleri bile dersin içeriği konusunda tek başına yeterli delil sayılmayabilmektedir.[52] Yine sunum için kullanılmış olan sunum dosyasının içeriği de sunumun içeriğini kesin olarak ortaya koymaz, zira tüm sayfaların izleyiciye gösterilip gösterilmediği bilinmemektedir. Bu nedenle, genellikle katılımcılardan alınan yeminli beyanlar, yazılı notlar veya dağıtılan bir bildiri gibi daha fazla kanıt sunmak gerekecektir.[53] Daha önce bahsedildiği üzere, sözlü açıklamaların ispatı, yazılı açıklamalara göre daha zor olabilir.

Tezin tüm içeriğiyle ne zaman tekniğin bilinen durumuna dahil olduğu konusuna geri dönelim. Normal koşullarda, bir gizlilik söz konusu değilse, tez savunmasının ardından kabul edilen tez kütüphaneye gönderilir. Bir kütüphaneye gelen belgenin damgalanması, belgenin kamuya açık olmayan alandan ayrıldığı ve kamu alanına girdiği noktayı ifade eder. Bir kez kamuya açık hale getirildikten sonra, belgenin içeriği serbestçe çoğaltılabileceği, dağıtılabileceği, iletilebileceği için, söz konusu bilgilere erişimi kısıtlayan veya engelleyen hiçbir şey yoktur.[54] Kütüphanede posta yoluyla alınan basılı bir belge, alımından ve tarih damgasından sorumlu personel, gizliliği koruma yükümlülüğüne bağlı olmadığından ve belgeyi başkalarına iletmekte özgür olduğundan, dokümanın kamuya açık bir şekilde sunulduğu kabul edilir. Kütüphane görevlisinin belgeyi anlayıp anlamayacağı, o konuda uzman olup olmadığı önemli değildir. [55]

Dokümanın birisi tarafından okunmuş olup olmaması da önemli değildir. Zira bir eser kütüphane rafına konduktan sonra ilk iki sene boyunca kimse tarafından ödünç alınmamış olsa bile oradaki bilgi erişilebilir olduğundan kamuya açıklanmış kabul edilecektir.[56]

Yine dokümana çok az kişinin ulaşabiliyor olması, çok az kişinin dokümanın yazıldığı dili konuşuyor olması, okuyucuların eğitim seviyesi vb. sebepler kamuya açıklanmış olmaya engel değildir. Örneğin Danca olarak hazırlanan ve Kopenhag banliyölerinde dağıtılan küçük bir reklam gazetesinin (tiraj: 24.000) ekinde açıklanan teknik bilgilerin kamuya açıklandığı hükmüne varılmıştır.[57]

Burada “okuyucuların eğitim seviyesi” demişken bir hususu belirtmeden geçmeyelim. Yazılı dokümanlar için, yukarıda bahsedildiği gibi, okuyucunun teknikte uzman kişi olmasına gerek yoktur, zira yazılı belgelerin anlaşılmasa bile kolayca kopyalanması ve dağıtılması mümkündür.[58] Ancak sözlü açıklamalarda, örneğin bir derste, dinleyicilerin dersi anlayabilecek düzeyde bilgili olmaları beklenir.[59]

Bununla birlikte, yalnızca açıklamaya erişim ihtimalinin teorik olarak bulunması buluşun kamuya açıklandığı anlamına gelmeyecektir. Örneğin bir web sitesine ait adreste (URL) bulunan bir açıklamaya yalnızca adresin tümü tarayıcıya girilerek ulaşılabiliyorsa, bir arama motoru sorgusu ile ulaşılamıyorsa, bu URL’yi (örneğin http://www.gironet.nl/home/morozov/CIE/DISPLAY_DEVICE adresini) tahmin yoluyla tespit ederek açıklamaya ulaşıldığını varsaymak doğru olmayacaktır.[60]

Tezin Erişime Kapalı Tutulması ve Yayının Ertelenmesi

Eğer tez konusuyla ilgili bir patent başvurusu yapma düşüncesi varsa, tez ile ilgili işlemlerin gizlilikle yürütülmesinde fayda vardır. Böyle bir durumda tez savunması kamuya kapalı olarak yapılmalıdır ve gizlilik durumunun jüri üyelerine tezin kopyaları verilmeden bildirilmesinde fayda vardır. Böylece tez savunmasının içeriği kamuya açıklanmış olmayacaktır. Ancak tezin de kamuya açıklanmaması için üniversite yönetiminin YÖK’e ve üniversitenin içi işleyişine göre bazı durumlarda kütüphaneye durumu bildirmesi gerekir.

“Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge”ye göre “Lisansüstü tezle ilgili patent başvurusu yapılması veya patent alma sürecinin devam etmesi durumunda, tez danışmanının önerisi ve enstitü anabilim dalının uygun görüşü üzerine enstitü veya fakülte yönetim kurulu iki yıl süre ile tezin erişime açılmasının ertelenmesine karar verebilir.”[61]

Aşağıda Üniversite tarafından YÖK’e ve kütüphaneye bildirilmek üzere Enstitü Yönetim Kurulu tarafından alınan karara bir örnek verilmiştir:

“Yürütücülüğünü Prof. Dr. ……’ın yaptığı, TÜBİTAK ….. projesi “……..”, öğrencisi ………..’ın tamamladığı TÜBİTAK …….., doktora sırasında araştırma bursu projesi ve danışmanlığında ………….. tarafından tamamlanan ….. Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü …… Ana Bilim Dalı doktora çalışması “………” projesi sonuçlarının Üniversitemiz Teknoloji Transfer Ofisine patent başvurusu yapmak istedikleri 20.09.2018 tarih ve …… sayılı dilekçesi ve ekleri ile ilgili ana bilim dalı başkanlığının 24.09.2018 tarih ve ……. sayılı yazısı görüşüldü.
Lisansüstü tezlerin elektronik ortamda toplanması, düzenlenmesi ve erişime açılmasına ilişkin
yönergenin 6(1) maddesine istinaden ilgili ana bilim dalı başkanlığının isteğinin uygun olduğuna, konunun Yüksek Öğretim Kurumu ve …… Üniversitesi Kütüphanesine
bildirilmesine, oy birliğiyle karar verildi.”

YÖK’te bir tez ile ilgili arama yapıldığında bibliyografik bilgiler aşağıdaki gibi sunulmaktadır. Bu örnekte görüldüğü üzere tezin tarihi 2017 olarak gözükmektedir ancak teze daha önce erişim engeli bulunup bulunmadığı, tezin YÖK üzerinden ne zaman erişime açıldığı bilgisi bulunmamaktadır. Eğer YÖK sayfasında bu bilgi de bulunursa hem patent uzmanları hem de başvuru sahipleri açısından erişim tarihi tespiti için gerekli yazışmaların yapılmasının önüne geçilecektir.

Yayının ertelenmesi ve bu sayede açıklamanın tekniğin bilinen durumuna dahil olmaması yalnızca TÜRKPATENT nezdinde yapılacak işlemlerde değil, EPO gibi grace period bulunmayan bir başka ofiste yaptığınız patent başvurusu için de önemlidir.[62] Bir örnekle açıklayalım:

Doktora tezinin kapak sayfasında yazan tarih: Mayıs 2018

Yayın erteleme yapılmasının ardından tezin erişime açıldığı tarih: 10 Mayıs 2020

EPO’ya yapılan patent başvuru tarihi: 05.02.2020

Böyle bir durumda EPO uzmanı eğer doktora tezinin tarihini Mayıs 2018 alarak bu dokümanı başvuruya karşı kullanmışsa, tezin gizlilik sebebiyle başvurudan önce erişime açılmadığına dair kanıtlar sunularak söz konusu dokümanın tekniğin bilinen durumuna alınmaması talep edilebilir.

Diğer Bazı Yazılı Açıklamalar

Üniversitenin koridoruna ya da öğretim görevlisinin kapısının dışına asılmış bir poster de eğer buluşu yeterince tanımlayıcı nitelikteyse patentlenebilirlik için sorun teşkil edebilir. Zira bu alanlar da kamuya açık kabul edilmektedir.[63] Ancak açıklamanın içeriğinin tüm makul şüphelerin ötesinde teyit edilmesi oldukça zordur.[64] Örneğin A.B.D’de posterin kamuya yeteri kadar erişilebilir şekilde açılması için şu faktörler dikkate alınır: posterin sergilenme süresi, hedef kitlenin uzmanlığı, sergilenen materyalin kopyalanmayacağına dair makul beklentilerin varlığı (veya eksikliği) ve sergilenen materyalin kopyalanma kolaylığı veya basitliği.[65]

TÜBİTAK, KOSGEB vb. kurumlardan alınan burs, teşvik belgeleri ve yürütülen projeler sırasında yapılan çalışmaların gizli tutulması, kamuya açıklama yapılması söz konusuysa açıklamaların buluşu tanımlayıcı/ortaya koyucu nitelikte olmamasına özen gösterilmelidir. Söz konusu açıklama okunduğunda, teknikte uzman kişinin genel bilgisi de katılarak buluş ortaya konulamıyor olmalıdır. Ancak her dosyanın değerlendirmesi kendi içinde farklılıklar barındırabileceğinden, riske girilmeyip böyle bir açıklamanın mümkünse hiç yapılmaması tavsiye edilir.

TÜBİTAK ile bir proje yürütülüyorsa projenin TÜBİTAK’ın TR Dizin internet sitesinde[66] ya da benzer başka bir platformda patent başvuru tarihinden önce yayınlanmamasına özen gösterilmelidir.

Patent başvurusu bir Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) aracılığıyla yapılacaksa TTO ile bir gizlilik sözleşmesi yapılmasında fayda vardır. TTO’nun fikri sınai ve mülkiyet hakları kapsamında yürüttüğü çalışmalar ile ilgili olarak, kendisine buluş sahibi tarafından verilen, açıklanan gizlilik içerdiği açıkça belirtilen bilgi ve belgenin buluş sahibinin onayı alınmadıkça herhangi bir üçüncü gerçek ve/veya tüzel kişiye açıklanmamasını temin etmek amacıyla böyle bir sözleşme yapılabilir. Çoğu TTO’nun bu konuda matbu bir sözleşmesi bulunmaktadır.

Yine yapılan projelerin, çalışmaların vb. başvuru tarihinden önce yerel ya da ulusal basında haber yapılmaması konusunda da hassasiyet gösterilmelidir. Her ne kadar genellikle haberlerde buluşun teknik içeriği, onu ortaya koyacak detayda açıklanmasa da, haberde geçen bilgiler bir başka açıklamanın tarihini teyit etmekte kullanılarak dolaylı olarak patentlenebilirliğe zarar verebilir.

Buluşun açıklamasının üçüncü kişilere, herhangi bir gizlilik anlaşması yapılmadan, e-mail olarak gönderilmesi de buluşun açıklanması anlamına gelebilir.[67] Burada e-mailde buluşun gizli kalması gerektiğinin karşı tarafa net bir şekilde bildirilmesi gizlilik için çoğu zaman yeterlidir. Zira bu uyarıya rağmen karşı taraf gizliliği ihlal ederse, bu durum “açıklamanın buluşu yapandan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bilgi elde eden üçüncü kişi tarafından yapılmış olması” sebebiyle buluşa patent verilmesini etkilemeyen açıklama olarak değerlendirilebilir.[68] Yine de bu tür işlemler belki buluşunuzun patentlenebilirliğini doğrudan etkilemese bile, özellikle rakiplerin söz konusu bilgiyi olması gerektiğinden daha erken öğrenmesi mümkün olacağından dikkatli olunmasında fayda vardır. Zira bir buluş halka açık hale geldiğinde, rakipler, genellikle siz iyileştirmeler hakkında düşünme fırsatı bulamadan önce, buluşu geliştirmenin yollarını düşünmeye çalışırlar. Rakipler daha sonra Patent Ofisine geliştirmelerle ilgili patent başvurusunda bulunabilir ve gelecekte sizin ürününüzü/buluşunuzu geliştirmenizi engelleyebilir.[69] Wright kardeşlerin başına benzer bir durumun geldiğini söyleyebiliriz.[70]

Sonuç

Buraya kadar anlatılanları özetlemek maksadıyla patent başvurusu yapmak isteyenler için önceden açıklama yapmak durumunda dikkat edilmesi gereken bazı hususlar şöyle sıralanabilir:

  • Eğer mümkünse patent başvurusu yapmadan önce buluşunuza dair hiçbir açıklamada bulunmayınız.
  • Yüksek lisans/doktora teziniz temelinde bir patent başvurusu yapmayı düşünüyorsanız tezin savunmasının kamuya kapalı olmasını sağlayınız, tez jürisine gizlilikle ilgili bilgilendirme yapınız ve tezin kütüphane sistemine girmemesi, basılı kopyasının üniversite kütüphaneleri aracılığıyla ya da TÜBESS üzerinden yayınlanmaması, YÖK veritabanına ve olası diğer mecralara girmemesi için gerekli yazışmaları yaptırınız. Gizli tutulma süresinin en azından başvuru yapılıncaya kadar devam etmesini sağlayınız.
  • Bir makale yayınlıyorsanız, yayıncının gizlilik politikasını öğreniniz ve makale yayınından önce makalenin içeriğinin kamuyla paylaşılmayacağına emin olunuz.
  • Yalnızca Türkiye’de patent koruması sağlamayı düşünüyorsanız ve makale ya da tez yayınınız yapıldıysa, bu yayın tarihinden itibaren en geç 12 ay içinde patent başvurusu yapmış olunuz.
  • Eğer EPO’da patent koruması düşünüyorsanız makale ya da tez vb. her türlü açıklamanızın EPO’ya yapacağınız başvurudan sonra olmasına özen gösteriniz.
  • Eğer EPO’da patent koruması düşünüyorsanız ancak makale ya da tez açıklamalarınızın EPO’ya yapacağınız başvurudan önce olması söz konusu ise (örn. maddi vb. sebeplerden dolayı başvuru yapmak gecikecekse) en azından TÜRKPATENT’e yapacağınız başvurunuzun tez yayınından önce olmasını sağlayınız, böylece bu başvuruyu rüçhan göstererek EPO’ya başvurabilirsiniz. Ancak başvurunun içeriğinin buluşunuzda korumak istediğiniz özellikleri kapsadığından emin olunuz.
  • Büyük oranda yayınlanmış bir makaleye dayanan bir buluş varsa, makaledeki yazarlarla buluş sahiplerinin aynı olmasına özen gösterilmesinde fayda vardır. Sırf başvuru yapan şirketin sahibi, yöneticisi vs. diyerek isimleri buluş sahibi olarak buluşun yapımında teknik anlamda hiçbir katkısı olmayan kişiler onore edilmek vb. amaçlarla gerçek buluşu yapanların yerine eklenmemelidir.
  • Farklı şirketlerde çalışan kişilerin yazdığı bir makaleye dayalı bir patent başvurusu yalnızca bir şirket tarafından yapılacaksa, diğer şirkette çalışan makale yazarının da buluş sahibi olarak yazılmasında fayda vardır. Bu yapılamayacaksa makaleden buluşa dönüştürülmesinde yazarın bir katkısı olmadığına dair kendisine ait beyan sunulabilir.
  • Yapılan projelerin, çalışmaların vb. başvuru tarihinden önce yerel ya da ulusal basında haber yapılmaması konusunda hassasiyet gösterilmelidir.
  • TÜBİTAK ile bir proje yürütülüyorsa projenin TÜBİTAK’ın TR Dizin ya da benzeri internet sitelerinde patent başvuru tarihinden önce yayınlanmamasına özen gösterilmelidir.
  • Buluşu ortaya koyacak nitelikte olan araştırma materyallerinin ya da prototiplerin, üzerinde çalışılan cihazların vb. başkalarına sunulmasının, kullandırılmasının vb. yalnızca gizlilik sözleşmesi yapılarak gerçekleştirilmesinde fayda vardır.
  • Yapacağınız her türlü erken açıklamanın rakipleriniz tarafından da öğrenileceğini ve siz patent başvurusu yaparken onların buluşunuzu sizden önce geliştirerek gelecekte yeni özellikler için patent alma ihtimali olacağını unutmayınız.

Mustafa Güney ÇALIŞKAN

Eylül 2021

guneycaliskan@gmail.com


DİPNOTLAR

[1] Dokümana çok az kişinin ulaşabiliyor olması, çok az kişinin o dili konuşuyor olması, okuyucuların eğitim seviyesi vb. sebepler kamuya açıklanmış olmaya engel değildir. Bkz: EPO BoA, T 165/96: Danca olarak hazırlanan ve Kopenhag banliyölerinde dağıtılan küçük bir reklam gazetesinin (tiraj: 24.000) ekinde açıklanan teknik bilgilerin kamuya açıklandığı hükmüne varılmıştır.

[2] EPC m.55’e göre buluşun patentlenebilirliğine zarar verici olmayan açıklamalar şunlardır:

(1) 54 üncü Maddenin uygulanması için, buluşun açıklanması şayet o Avrupa patent başvurusunun yapılmasından önceki altı aydan daha önce meydana gelmemişse ve aşağıdaki nedenler sebebiyle veya onların sonucunda olmuş ise, dikkate alınmayacaktır:

(a) başvuru sahibi veya onun hukuki görüş selefi aleyhine bir suistimal veya

(b) başvuru sahibinin veya onun hukuki görüş selefinin bir resmi veya resmi nitelikte sayılan, 30 Kasım 1972’de değişikliğe uğrayan 22 Kasım 1928’de Paris’te imzalanan uluslararası sergilerle ilgili Sözleşme kapsamındaki uluslararası sergide buluşu teşhir etmiş ise.

(2) 1 inci fıkranın (b) bendinin söz konusu olması halinde, 1 inci fıkra hükmünün uygulanabilmesi için, başvuru sahibinin, Avrupa patent başvurusunu yaparken, Yönetmelikte belirtilmiş olan süre ve şartlara uygun olarak buluşunu sergilediğini belirtir ve bunu destekleyen belgeyi verir.

[3] Uluslararası Patent Başvurusu (PCT), Mustafa Güney Çalışkan, Ocak 2021, Seçkin Yayıncılık, s.266-267.

[4] IP Memes (Johnny Haypee) Linkedin sayfasındaki karikatürden Türkçeye adapte edilmiştir, https://www.linkedin.com/posts/johnny-haypee_ipmeme-ipabrmeme-graceperiod-activity-6838069591961346048-G94q/

[5] Trans-Pacific Partnership Lost Important IP Provisions; Jeremiah B. Frueauf; Matthew A. Smith; Ph.D.BYLINED ARTICLES, Law360, April 2018, https://www.sternekessler.com/news-insights/publications/trans-pacific-partnership-lost-important-ip-provisions

[6] Yazıyı uzatmamak adına bunların gerekçelerinden bahsedilmeyecektir. Konuyla ilgili belki de en önemli eser olarak Joseph Straus’un “Grace Period and the European and International Patent Law: Analysis of Key Legal and Socio-economic Aspects” (Beck, 2001) adlı çalışması sayılabilir. Ayrıca lehte ve aleyhte görüşler için bkz. Türk Hukukunda Patent Verilebilirlik Şartları, Dr. Özgür Öztürk, 2008, ARIKAN, s.220-221.

[7] Güncel listeye şuradan ulaşabilirsiniz: CERTAIN ASPECTS OF NATIONAL/REGIONAL PATENT LAWS,

(4) Grace Period, April 2020, https://www.wipo.int/export/sites/www/scp/en/national_laws/grace_period.pdf

[8] IS A TWELVE MONTH PATENT GRACE PERIOD COMING TO THE UK?, 18 June 2021, Matthew Cyrson, https://www.albright-ip.co.uk/2021/06/is-a-twelve-month-patent-grace-period-coming-to-the-uk/

[9] Canada: The One-Year Grace Period For Patent Filing In Canada: An Overview For U.S. Practitioners, 28 June 2012, by Jeff Leuschner (Ottawa), Smart & Biggar, https://www.mondaq.com/canada/patent/184102/the-one-year-grace-period-for-patent-filing-in-canada-an-overview-for-us-practitioners

[10] 6769 SMK m.84(1)(c), EPC m.55(1)(a).

[11] EPO Enlarged BoA, G 0003/98, https://www.epo.org/law-practice/case-law-appeals/recent/g980003ex1.html

[12] 6769 SMK m.93(6), EPC m.55(1)(b).

[13] 6769 SMK m.84(1)(b)(1). EPC’de buna karşılık gelen bir hüküm bulunmadığı için EPO benzer bir durumda farklı bir karar vermiştir: EPO BoA, T 585/92.

[14] Ayrıca bkz. Patent Verilebilirlik Değerlendirmesinde “Önceki Tarihli Başvurular”, Feyzan Hayal ŞEHİRALİ ÇELİK, Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, Cilt 3, Sayı 1, Sayfa 103 – 117; https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/347219

[15] 6769 SMK m.84(1)(b)(2) ve 84(4).

[16] 6769 SMK m.110.

[17] 6769 SMK m.84(4).

[18] 6769 SMK m.84(3).

[19] 6769 SMK m.94(1).

[20] Örneğin başvuru esnasında ya da başvurudan itibaren belirli bir süre içinde talep edilmesi isteniyor olabilir. Bkz. Once the Cat is Out of the Bag – Taking Advantage of Grace Periods for Patent Application Filings, December 12, 2017, Isi Caulder and Maria Wei, https://www.bereskinparr.com/doc/once-the-cat-is-out-of-the-bag-taking-advantage-of-grace-periods-for-patent-application-filings

[21] 6769 SMK m. 109(1).

[22] 6769 SMK m. 109(4).

[23] 6769 SMK m.90(5) ve 109(1).

[24] Fikri Mülkiyet Hukuku, Prof. Dr. Ünal Tekinalp, 2005, 4. bası, s.501.

[25] İstemlerde, tarifnamede ve/veya resimlerde patent süreci içinde değişiklik yapmak buluşu bir başka buluş haline getirmez, zira yapılan değişiklikler başvurunun ilk halinin kapsamını aşamaz. Bkz. SMK m.103(1).

[26] Ancak eklenen kişinin buluşa bir katkısı yoksa vb. durumlarda diğer buluş sahiplerinin buna itiraz etme şansı her zaman vardır.

[27] Ancak bu kişi patent isteme hakkının gerçek sahibi olduğunu iddia ederek başvuru sahibine karşı dava açma hakkına da sahiptir (SMK m.110(2)).

[28] Fikri Mülkiyet Hukuku, Prof. Dr. Ünal Tekinalp, 2005, 4. bası, s.501.

[29] USPTO MPEP 2153.01(a) Grace Period Inventor Disclosure Exception, https://www.bitlaw.com/source/mpep/2153_01_a.html

[30] Ancak elbette ki, böyle bir durum söz konusuysa bunun delilleriyle ispatlanması durumunda bu maddeler işletilebilir.

[31] EPO Guidelines for Examination, Part G – Chapter IV – 2. Enabling disclosure, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/g_iv_2.htm ; Chapter VI – 4. Enabling disclosure of a prior-art document, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/g_vi_4.htm

[32] Once the Cat is Out of the Bag – Taking Advantage of Grace Periods for Patent Application Filings, December 12, 2017, Isi Caulder and Maria Wei, https://www.bereskinparr.com/doc/once-the-cat-is-out-of-the-bag-taking-advantage-of-grace-periods-for-patent-application-filings

[33]Disclosure Activities in University Settings, August 12, 2015, Drew Meunier, Submitted Manuscripts and Online Publications, https://www.mcciplaw.com/disclosure-activities-in-university-settings/

[34] PUBLISH OR PERISH, UNIVERSITY OF TOLEDO, Technology Transfer Office, https://www.utoledo.edu/research/TechTransfer/Publish_and_Perish.html

[35] Örneğin Portekiz’de bir üniversite tarafından yayınlanmış bir tezin ne zaman üniversitenin kütüphanesine verildiğini ya da internette erişime açıldığını tespit etmek başvuru sahibi için kolay olmayacaktır.

[36] 6769 SMK m.84(4).

[37] Ayrıca bkz. EPO Guidelines for Examination, Part B – Chapter VI – 5.6 Matters of doubt in the state of the art, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/b_vi_5_6.htm

[38] 6769 SMK m.90(3).

[39] 6769 SMK Yönetmelik m.72(1).

[40] 6769 SMK m.103(1).

[41] Yüksek Öğretim Kurumu, Ulusal Tez Merkezi, SSS, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/sss.jsp : “Tezlerin internet üzerinden tam metin olarak araştırma hizmetine sunulması amacıyla yapılan yasal düzenleme ile; 06.03.2018 tarih ve 30352 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 7100 sayılı Kanunun 10. Maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa eklenen, Ek Madde 40 “Lisansüstü tezler yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından gizlilik kararı alınmadıkça, bilime katkı sağlamak amacıyla Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi tarafından elektronik ortamda erişime açılır.” hükmü yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Buna bağlı olarak; anılan Kanun maddesi ile Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğine dayanılarak hazırlanmış olan “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” uyarınca, lisansüstü tezler Ulusal Tez Merkezi Veri Tabanı üzerinden erişime açılmaktadır. Adı geçen Yönergenin 3. Bölümü Tezlerin Erişime Engellenmesi ile ilgilidir. Bu konudaki iş ve işlemler Yönerge hükümleri çerçevesinde yürütülmektedir.”

[42] https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/giris.jsp

[43] https://www.tubess.gov.tr/

[44] Yüksek Öğretim Kurumu, Ulusal Tez Merkezi, SSS, https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/sss.jsp : “Tez yazarları tarafından “çoğaltması ve yayımı için izin” verilmemiş olan tezlere Merkezden erişim imkanı yoktur. Tez Merkezi veri tabanında yayınlanma izni olmayan tezlerin basılı kopyalarına üniversite kütüphaneleri aracılığıyla (TÜBESS -Türkiye Belge Sağlama Sistemi) erişebilirsiniz. Bunun için kendi üniversite kütüphanenize başvurmanız gerekmektedir.”

[45] Bkz. EPO BoA, T 151/99.

[46] 6769 SMK. m.83(2).

[47] Bkz. EPO BoA, T 1057/09 , https://www.epo.org/law-practice/case-law-appeals/recent/t091057eu1.html

[48] Uluslararası Patent Başvurusu (PCT), Mustafa Güney Çalışkan, Ocak 2021, Seçkin Yayıncılık, s.498-499.

[49] PCT Yönetmelik m.33.1(b); Administrative Instructions under PCT, Section 507(a); PCT International Search and Preliminary Examination Guidelines, paragraf 16.70.

[50] 6769 SMK. m.83(2).

[51] EPO BoA, T 1212/97. 

[52] EPO BoA, T 2003/08.

[53] EPO BoA, T 843/15. 

[54] EPO BoA, T 0834/09.

[55] EPO BoA, T 0834/09.

[56] Bkz. EPO BoA, T 381/87.

[57] EPO BoA, T 165/96.

[58] EPO BoA, T 0834/09.

[59] EPO BoA, T 0877/90; T 0809/95.

[60] EPO BoA, T 1553/06.

[61] Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge, m.6(1), https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/dosyalar/kilavuz.pdf

[62] Buradaki durum grace period ile karıştırılmamalıdır. EPO’da grace period yoktur. Ancak, bir tezin yayın tarihinin ertelenmesi dokümanı tekniğin bilinen durumunda olmasının önüne geçirebilir.

[63] PUBLISH OR PERISH, UNIVERSITY OF TOLEDO, Technology Transfer Office, https://www.utoledo.edu/research/TechTransfer/Publish_and_Perish.html

[64] Bkz. EPO BoA, T 1210/05; T 2338/13.

[65] In re Klopfenstein, 380 F.3d 1350 (Fed. Cir. 2004)

[66] https://trdizin.gov.tr/

[67] PUBLIC DISCLOSURE AND PATENT BARS, KU Center for Technology Commercialization, http://ctc.ku.edu/faculty/protect-your-ideas/protecting-intellectual-property/public-disclosure ; Ayrıca bkz. EPO T 0523/14, https://www.epo.org/law-practice/case-law-appeals/recent/t140523eu1.html ve T 201/13, https://www.epo.org/law-practice/case-law-appeals/recent/t130201du1.html ; T 2/09, https://www.epo.org/law-practice/case-law-appeals/recent/t090002eu1.html

[68] 6769 SMK m.84(1)(c).

[69] Is it O.K. to Publish Your Life Sciences Invention Before Filing for a Patent?; Gerson S. Panitch; Paula E. Miller; May 15, 2018, Haaretz Cyber Magazine, https://www.finnegan.com/en/insights/articles/is-it-o.k.-to-publish-your-life-sciences-invention-before-filing-for-a-patent.html

[70] 150th birthday of Orville Wright, German Patent and Trade Mark Office,  https://www.dpma.de/english/our_office/publications/milestones/wright/index.html


Patent İstemlerinin Değerlendirilmesi – Bölüm II


UYARI: Bu yazıdaki değerlendirmeler yazarın kişisel görüşlerini yansıtır ve hiçbir şekilde TÜRKPATENT’in resmi görüşünü ya da uzmanlarının başvurularla ilgili değerlendirmelerini temsil etmez. Yazı yalnızca bilgi amaçlı olup yasal tavsiye niteliği taşımaz.  Bu yazının içeriğinin bir sonucu olarak herhangi bir işlem yapmadan veya herhangi bir işlemden kaçınmadan önce profesyonel hukuki tavsiye alınmalıdır. Yazarın verilen bir örnek üzerindeki değerlendirmesi yalnızca o örneğin spesifik koşullarına bağlıdır. Bir başka durum için yazarın alacağı kararlarda bağlayıcılığı yoktur.


Yazının bu ikinci ve son bölümünde üç farklı örnek durumda istemlerin nasıl değerlendirildiği yorumlanacaktır. Yazının birinci bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.


Örnek 3:

İstemin kabul edilmeyecek şekilde genelleştirilmesine (unallowable generalization) bir örnek[1] verelim.

Tarifname

[001] Buluş, süzgeç entegre edilmiş bir tencere ile ilgilidir.

[002] Tekniğin bilinen durumundaki tencerelerde, bir üst açıklığa sahip hazne ve kullanımda, bu üst açıklığı kapatan kulplu bir kapak bulunmaktadır. Pişirme işleminden sonra, genellikle pişmiş yiyecekteki katı içeriği sıvıdan ayırmak gerekir. Bu, kapağın hazneden kaldırılması ve tencerenin tüm pişmiş içeriğinin ayrı bir süzgecin içine dökülmesiyle gerçekleştirilir. Katı içerik süzgeçte tutulurken sıvı süzülür.

Şekil 8: Örnek 3’teki buluşa ait şekil 1 ve 3

[004] Buluşun şekil 1’de (bkz. şekil 8, soldaki görsel) gösterilen birinci yapılanmasında bir hazne (10) ve bir kapak (15) içeren bir tencere görülmektedir. Hazne (10), dairesel bir üst açıklığa (70) ve bir yan duvara (25) sahiptir. Kapak (15), pişirme sırasında haznenin (10) dairesel üst açıklığının (70) kapakla (15) kapatılabileceği bir biçime sahiptir. Kapak (15), bir kulp (27) içerebilir. Hazne (10) ayrıca bir sap (20) içerebilir.

[005] Kapak (15), kapağın kenarından çıkıntı yapan bir etek (40) içerir. Etek (40), açıklıkları olmayan ve kapak (15) hazneyi kapattığında haznenin (10) iç duvarına oturan en az bir kapalı bölüme (50) sahiptir. Etek (40) ayrıca bir süzme bölümü (45) içerir. Süzme bölümünde (45), kabın sıvı içeriğinin süzülebildiği çok sayıda delik bulunur. Deliklerin tümü aynı boyuttadır ve yalnızca sıvının içlerinden geçmesine izin verecek şekilde boyutlandırılmıştır.

[014] Buluşun Şekil 3’te (bkz. şekil 8, sağdaki görsel) gösterilen üçüncü yapılanmasında, kapağın (15) eteği (40) bir süzme bölümü (45) içerir. Etek (40) ayrıca süzme bölümünün (45) deliklerinden herhangi birinden daha büyük boyutlu bir açıklığı (55) da içerir. Haznenin (10) yan duvarı (25) bir ağızı (30) içerir. Açıklığın (55) boyutu, ağızın (30) boyutundan daha büyüktür. Kapak (15) döndürülerek, açıklık (55) ve ağızın (30) hizalanmasıyla boşaltma pozisyonuna gelir. Bu boşaltma pozisyonunda, kabın (10) içeriği ağızdan (30) boşaltılabilir.

[015] Şekil 3 ayrıca üçüncü yapılanmanın kilitleme mekanizmasını da göstermektedir. Kilitleme mekanizması yan duvarın (25) iç yüzeyinde yer alan çok sayıda sabitleyiciyi (58) ve eteğin (40) üzerinde yer alan ve bu sabitleyicilere karşılık gelen L şeklindeki çok sayıda yarığı (59) içerir. Kullanıcı kapağı (15) süzme pozisyonuna döndürdüğünde sabitleyiciler (58) yarıkların (59) yatay kısımlarına geçer, böylece kapağı (15) hazneye (10) kenetler. Bunlar bayonet tipi kilitleme mekanizmasıdır.

İstemler

1. Bir hazne ve bu hazneyi kapatmak için bir kapak içeren bir sistem olup, burada kapak aynı boyutta en az iki deliğe sahiptir.

2. İstem 1’e göre bir sistem olup, bahsedilen kapak bir etek içermektedir ve bahsedilen delikler etek üzerinde düzenlenmiştir.

3. İstem 1 veya 2’ye göre bir sistem olup, kapağın hazneye sabitlenmesi için kilitleme mekanizması içerir.

4. İstem 3’e göre bir sistem olup, burada, kilitleme mekanizması bayonet tipindedir, ve kapak, haznenin yan duvarının iç yüzeyinde bulunan sabitleyicilerle birbirine kenetlenen L-şekilli yarıklara sahiptir.

5. İstem 1’e göre bir sistem olup, burada kapak, haznede pişirilecek yiyecek parçalarından daha küçük delikler içerir.

Başvuruya düzenlenen araştırmanın ardından bulunan dokümanlarla karşılaştırıldığında istem 1’in patentlenebilir bulunmadığını varsayalım. Başvuru sahibi bu nedenle istem 1’ini aşağıdaki gibi değiştirmiş olsun:

“1. Bir hazne ve bu hazneyi kapatmak için bir kapak içeren bir sistem olup, kapak, haznenin iç duvarında yer alan sabitleyicilerle kenetlenen L şeklinde yarıklara sahiptir ve bayonet tipi kilitleme mekanizması içerir.”

İstem 1’e yeni eklenen kapağın haznenin iç duvarında yer alan sabitleyicilerle kenetlenen L şeklinde yarıklara sahip olması ve bayonet tipi kilitleme mekanizması içermesi özelliklerinin dayanağı tarifname paragraf [015]’te ve şekil 3’te bulunmaktadır.

Ancak yine de bu tür bir istem değişikliği SMK m. 103(1)’e aykırıdır. Zira daha önce başvuruda bulunmayan genişlikte bir istem yazılmıştır ve bu da başvurunun kapsamının aşılması demektedir. Yeni istem 1’de genelleştirme söz konusudur, çünkü istemde kapak, süzme işlemi için aynı boyutta en az iki deliğe sahip olacak şekilde tanımlanmamıştır. Oysaki tarifname ya da resimlerde deliksiz herhangi bir kapak yapılanması yoktur. Delikler, süzmeyi sağlamak için buluşun önemli bir parçasıdır.

Burada L şeklindeki yarıklar, delik olarak kabul edilse bile, tarifnamedeki delikler suyu süzmek için uygun delikler olarak açıklanmıştır. Tarifnamede sabitleyiciler ve yarıklar hiçbir zaman süzme işlevi görecek delikler olarak tarif edilmemiştir.

Tarifnamedeki ifadeleri izole ederek yeni istem 1’deki yapılanmanın aslında tarifnamede bulunduğunu göstermeye çalışmak da doğru bir yaklaşım değildir. Örneğin başvuru sahibinin paragraf [004]’ü göstererek, burada açıklanan yapılanmada deliklerden bahsedilmediğini iddia ettiğini farz edelim. Her ne kadar gerçekten de bu paragrafta hazne, kapak ve saptan bahsedilirken deliklerden bahsedilmemiş olmasına rağmen, bu durum söz konusu yapılanmanın bununla sınırlı olduğu anlamına gelmeyecektir. Zira bu paragrafın atıfta bulunduğu şekil 1’de delikler bulunmaktadır ve devam eden paragraf [005]’te yapılanmanın detaylarına girilerek deliklerden bahsedilmektedir. Kaldı ki delikler, süzmeyi sağlamak için buluşun önemli bir parçasıdır ve onlarsız buluş probleme amaçladığı çözümü sunamaz, bu nedenle delikler buluşun esas özelliğidir.

Bu örneği bitirmeden orijinal istem 5’in açıklığını inceleyelim. Söz konusu istemde kapağın, haznede pişirilecek yiyecek parçalarından daha küçük delikler içerdiği belirtilmiştir. Ancak bu yiyecek parçaları nelerdir? Yiyeceğin pirinç ya da bütün patates olması deliklerin boyutuna etki edecektir. Bu istemdeki sorun, buluşa ait bir özelliğin buluşa ait olmayan bir unsur üzerinden tanımlanmaya çalışılmasıdır. Yiyecek parçaları standart değildir ve boyutları değişiklik gösterir. Bu nedenle, deliklerin boyutu açıkça tanımlanmamıştır.[2]

Burada tarifnamede deliklerin çapının 2-3 mm arasında olduğundan bahsedildiğini farz edelim. Uzman araştırma raporunda söz konusu istemin SMK m.92(4)’e göre açık olmadığını görüşler kısmında belirtecektir ve düzeltme isteyecektir ancak bu istem yine de araştırılacaktır, zira SMK Yönetmelik m. 97(3)’e göre araştırma raporu tarifnamenin tamamı dikkate alınarak istemler itibarıyla düzenlenir. Buna göre, uzman kapağın üzerindeki deliklerin çapının 2-3 mm olduğunu varsayarak araştırma yapacaktır ve raporda araştırmanın bu varsayım üzerinden yapıldığını belirtecektir.[3]

Ancak her açıklık sorunu bu kadar kolay çözümlenemeyebilir. Uzmanın süreç içinde başvuru belge olmadan önce istemlerde varsa açıklık sorunlarını düzelttirmesi önemlidir. Zira istemler belge olduktan sonra koruma kapsamı yorumlanırken açıklık sorunları problem yaratabilir. Her ne kadar SMK m.89(1) “Patent başvurusu veya patentin sağladığı korumanın kapsamı istemlerle belirlenir. Bununla birlikte istemlerin yorumlanmasında tarifname ve resimler kullanılır” hükmünü amirse de bu, her türlü açıklık sorununda, örneğin bir unsurun teorik olarak birden fazla yoruma olanak vermesi durumunda ya da istemde bir belirsizlik olduğunda bu sorunları çözmek için tarifname ve resimlere otomatik olarak başvurulması gerektiği anlamına gelmemektedir.[4] Böyle olsaydı, istemlerin bilerek muğlak bırakılması ve süreç içinde tarifnamedeki detayların gerektiğinde öne sürülerek korumanın belirsiz tutulmasına olanak verilmesi yaygınlaşır ve bu da SMK m.89(3)’teki  “istemler üçüncü kişilere korumanın kapsamı açısından makul bir düzeyde kesinlik ifade edecek şekilde yorumlanır” hükmüne aykırılık teşkil ederdi. Bir istem temel olarak kendi özelliklerine göre yorumlanmalıdır.[5]  Zira tarifname, kendi içinde teknikte uzman kişiye açık, anlaşılır bir teknik öğreti veren bir istemdeki unsura farklı bir anlam kazandırmak için kullanılamaz. Aksi takdirde, üçüncü kişiler için bir istemin gerçekte ne ifade ettiği, neyi koruduğu anlaşılamazdı.[6] Burada SMK m.92(4)’teki “istemlerin korunması talep edilen konuyu tanımlaması, açık ve öz olması” gerekliliği görmezden gelinerek, yalnızca koruma kapsamının belirlenmesinde kullanılmak üzere geliştirilmiş m.89(1)’deki “istemlerin yorumlanmasında tarifname ve resimler kullanılır” hükmünü bağlamından izole bir şekilde her aşamada uygulamaya çalışmak bu nedenle kanaatimizce doğru olmayacaktır.[7]

Belge olmuş bir istemde açıklık sorunu bulunuyorsa, SMK m.138’de hükümsüzlük kriterleri arasında istemlerin açıklığı ile ilgili bir itiraz konusu bulunmadığı için istemin açık olmaması tek başına istemi hükümsüz kılmak için yeterli bir gerekçe olarak kabul edilmeyecektir. Ancak bu, istemin açıklığının bu bağlamda tamamen önemsiz olduğu anlamına da gelmemektedir. Mahkeme bu tür sorunlar bulunduran bir istemi yapılandırırken patent sahibinin lehine olmayan dar bir yorumu benimsemekte serbesttir.[8] İstemdeki açıklık sorunlarının belge olmadan uzman tarafından düzelttirilmesinin önemini bu açıdan da vurgulamakta fayda vardır. Bu bakımdan istemlerdeki açıklığın yalnızca araştırma aşamasında değil, inceleme esnasında yapılan değişiklikler sırasında da uzman tarafından dikkatlice değerlendirilmesi önemlidir.

Burada bir husustan bahsetmeden geçmeyelim. Üçüncü kişilerin SMK m.99 kapsamında belgeye buluş basamağı içermediği gerekçesiyle itiraz ettiğini varsayalım. Bu itiraza cevaben belge sahibi istemlerini değiştirmiş olsun, ancak istemler yeni haliyle ciddi belirsizlikler içersin ve açıklık sorunu ortaya çıkmış olsun. Böyle bir durumda her ne kadar Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi (YİDD) Kurulları Yönetmeliğinde Kurulun, itirazları incelerken taleple ve gerekçeyle bağlı olduğu[9] ifade edilmiş olsa da SMK m.99(5)’te açıkça belirtilen “Kurul, patentin değiştirilmiş hâlinin bu Kanuna uygun olduğu görüşündeyse patentin değiştirilmiş hâlinin devamına, uygun olmadığı görüşündeyse patentin hükümsüzlüğüne karar verir”[10] hükmü nedeniyle SMK m. m.92(4)’e uygun olmayan istem değişikliklerinin kabul edilmemesi[11] gerektiği kanaatindeyiz. Zira EPO’da da itiraz işlemleri sırasında yapılan değişiklik eğer EPC m.84’e aykırılık teşkil ediyorsa bu değişiklik kabul edilmemektedir.[12] Kaldı ki Kurul, itirazları incelerken yalnızca taleple ve gerekçeyle bağlı kalırsa, değişiklik sonucu ortaya çıkan daha ciddi sorunları da ele alma imkânı kalmazdı. Örneğin, m.99 itirazı sonrası başvuru kapsamının aşılması söz konusu olursa, kanaatimizce Kurulun Kanuna uygun olmayan bu değişikliği sırf itiraz kapsamında yalnızca buluş basamağı itirazı olduğu için taleple ve gerekçeyle bağlı kalmak maksadıyla kapsam aşımı değerlendirmesini yapmaması doğru olmayacaktır. Zira burada üçüncü kişilerin kapsam aşımına itiraz etme ihtimali yoktur çünkü değişiklik itirazın ardından gerçekleşmektedir.[13] Kanaatimizce SMK m.99’da listelenen itiraz konuları üçüncü kişilerin hangi konularda itiraz yapabileceğini sınırlandırmaya yönelik olup, bu sınırlamalar Kurulu kapsamayacaktır.[14] Nitekim ilgili maddede Kurul için böyle bir sınırlamadan bahsedilmemiştir. Ancak burada Kurulun yapacağı ve itiraz kapsamı dışında kalan bu değerlendirme, Patent Dairesinde zaten yapılmış bir değerlendirmenin aynı şekilde ikinci kere yapılmaması adına belge sahibinin YİDD nezdinde yaptığı değişikliğin değerlendirilmesi ile sınırlı olmalıdır. Örneğin herhangi bir değişiklik yapılmamış istemlerin açıklığı yeniden değerlendirme konusu olmamalıdır. Ayrıca mevcut iki istemin birleştirilmesi, bazı istemlerin çıkarılması vb. prosedürel değişiklikler sonucu ortaya çıkan yeni istemler de değerlendirme konusu olmamalıdır. Bir istemin yalnızca esasen değiştirilmesi nedeniyle ortaya çıkan bir belirsizlik üzerine o istemle ilgili Kurul tarafından açıklık değerlendirmesi yapılmalıdır.[15]

Örnek 4:

Buluş bir sıvı sabunluk ile ilgilidir.[16] Başvuru sahibi tekniğin bilinen durumundaki sıvı sabunluklarda şişenin dibinde şişeden çıkarılamayacak kadar fazla sıvı sabun kaldığını, çünkü borunun ucunun şişenin tabanına temas etmediğini ifade etmektedir. Buluş bu probleme bir çözüm önermektedir.

Tarifname:

[005] Şekil 1 (bkz. şekil 9), buluşun birinci uygulamasına göre bir sıvı sabunluğu (10) göstermektedir. Sabunluk (10), bir şişe (11) ve bir ağızlığı (13) olan bir el pompası (12) içerir. El pompası (12) şişenin (11) açıklığı üzerine sabitlenir. Şişenin (11) tabanı (11a) düzdür. Bir boru (14), el pompasından (12) şişeye (11) uzanır ve şişenin (11) düz tabanı (11a) ile temas halindedir. Borunun (14) uç kısmı (14a), L şeklinde bir profile sahiptir, böylece bu uç kısım (14a) şişenin (11) düz tabanı (11a) boyunca uzanır.

[006] Buluşun bir yapılanması bir el pompası, sıvı sabun için bir şişe, bir boru içeren bir sabunluk olup özelliği; şişenin, borunun bir kısmı ile temas halinde olan bir taban içermesi ile karakterize edilmektedir.

Başvuru konusu istem 1 aşağıdaki gibidir:

1.   – Bir el pompası;

– sıvı sabun için bir şişe;

– bir boru

içeren bir sabunluk olup özelliği;

şişenin, borunun bir kısmı ile temas halinde olan bir taban içermesi ile karakterize edilir.

Uzman yaptığı araştırma sonucunda tekniğin bilinen durumundaki en yakın doküman olarak D1’i (bkz. şekil 10) bulmuş olsun. D1’deki sabunluğun borusu tabana değmemektedir.

Buluş konusu istem ile D1 farklılıklar içerdiği için istem 1 yenidir. Şimdi de buluş basamağını irdelemek için problem çözüm yaklaşımını uygulayalım:

D1 ile istem 1 karşılaştırıldığında aradaki farkın şişenin, borunun bir kısmı (uç kısmı) ile temas halinde olan bir taban içermesi olduğu görülmektedir.

Bu fark ile elde edilen teknik etki, şişenin tabanında kalan ürün miktarının azaltılmasıdır.

Buna göre buluşun çözümünü amaçladığı objektif teknik problem şişenin tabanında kalan ürün miktarının nasıl azaltılacağıdır.

Uzman tekniğin bilinen durumundaki dokümanlarda bu problemin çözümüne yönelik bir yapılanma bulamamış olsun. En yakın doküman olarak bulduğu D1’de de probleme yönelik bir yönlendirme olmayıp, bir başka dokümanla D1’i birleştirerek de çözüme varılamadığını varsayalım. Bu durumda istem 1’in yeni olduğunu ve buluş basamağı içerdiğini kabul edecektir.

Ancak her şey burada bitmemektedir. İstem 1‘in yazılış biçimi (“borunun bir kısmı”), aynı zamanda, borunun yalnızca orta kısmının taban ile temas edebildiği şekil 11’deki benzer yapılanmaları da kapsamaktadır. Bu tür yapılanmalar, başvuru sahibinin bahsettiği problemi çözmemektedir:

Şekil 11: İstem 1’in kapsadığı bir başka yapılanma

Her ne kadar istem 1 tarifname tarafından destekleniyor görünse de (bkz. paragraf [006]) buluşun gerçekleştirdiği teknik etki yalnızca borunun uç kısmı taban ile temas halinde olduğunda elde edilmektedir. İstem 1, borunun uç kısmının şişenin tabanına göre nereye yerleştirildiğini tanımlamamaktadır.

Zira olması gerektiğinden geniş yazılmış bir istem, iddia edilen teknik etkinin elde edilmediği yapılanmaları da kapsamış olabilir.[17] Eğer istemin buluş basamağını sağlaması, belirli bir teknik etkiye ulaşılmasına dayanıyorsa, ilke olarak, söz konusu teknik etkinin tüm istem kapsamı için ulaşılabilir olması gerekir.[18] 

Şekil 11’deki yapılanma, tespit ettiğimiz objektif teknik problemi çözemediği için buluş basamağı da içermeyecektir ve salt bir tasarım farkı olarak kabul edilecektir. Bu nedenle söz konusu yapılanmanın istemin kapsamından çıkarılması gerekmektedir.

İstem 1’in belge alabilmesi için aşağıdakine benzer şekilde daraltılması gerekir:

1.   – Bir el pompası;

– sıvı sabun için bir şişe;

– bir boru

içeren bir sabunluk olup özelliği;

şişenin, borunun uç kısmı ile temas halinde olan bir taban içermesi ile karakterize edilir.

Bu örnekte istem 1’deki yapılanmanın aynısının tarifnamede de bulunduğunu görülmektedir (bkz. paragraf [006]). Tarifname ve istemin birbiriyle uyumlu olması adına bu yapılanma tarifnameden çıkartılmalı ya da “borunun bir kısmı” ifadesi “borunun uç kısmı” olacak şekilde düzeltilmelidir.[19]

Mevcut örnekte olduğu gibi eğer tarifnameden teknik problemin çözümüne yönelik yapılanma net bir şekilde anlaşılıyorsa (gerek tarifname paragraf 5, gerekse başvuruya ait şekil (bkz. şekil 9) çözümü desteklemekte yeterlidir) ve istemdeki sorun sadece buluş basamağı değerlendirmesi kapsamında kalıyorsa (teknik etkinin tüm istem kapsamında gerçekleşip gerçekleşmediği) teknik etki sağlamayan yapılanma istemden çıkarılarak istemin daraltılması yoluyla sorunun üstesinden gelinebilir.

Şekil 12: Örnek 4’e ait istem 1’in koruma kapsamının süreç içinde değişimi: solda başvuru aşaması, sağda ise belge almış istem 1 temsilen gösterilmiştir.

Şimdi son örneğimizde daha ciddi sorunları olan bir istemi ele alalım.

Örnek 5:

Başvuru[20] konusu buluş bir otomobilin sıkışık bir yerde hatalı hızlanmasını önlemek için geliştirilmiş bir garaj modu kontrol ünitesi, kontrol sistemi ve kontrol yöntemi ile ilgilidir.

Bilindiği gibi, bir aracı garaj gibi bir park yerine veya başka sıkışık bir yere park ederken, bazı sürücüler gerginlik veya deneyimsizlik nedeniyle yön duygusunu kaybederler, o anda tekerleklerin direksiyon açısının farkında olmayabilir veya fren yerine yanlışlıkla gaz pedalına basabilirler. Bu tür durumlar kolaylıkla aracın kontrolünü kaybederek kaza yapılmasına neden olabilir.

Mevcut buluşun amacı, bir aracı sıkışık bir yerde kontrol ederken, hatalı hızlanmayı aktif olarak önleyebilen düşük maliyetli bir garaj modu kontrol teknolojisi geliştirmektir.

Buluş konusu istem 1 ve 5 aşağıdaki gibidir:

İstem 1. “Buluş garaj modu kontrol birimi (10) olup, aşağıdakileri içerir:

araç çevre bilgisi ve araç durum bilgisini içeren tespit bilgisini almak için bir bilgi iletim portu; ve

araç çevre bilgisine göre bir aracın sıkışık bir yerde olup olmadığını tespit eden bir dahili işleme modülü, eğer aracın sıkışık bir yerde olduğu tespit edildiyse bu modül bir garaj modu kontrol sinyali üretir ve bu sinyali bilgi aktarım portu vasıtasıyla yayar,

burada garaj modu kontrol sinyali, bir garaj modu tetikleme sinyali ve garaj modunda bir araç kontrol parametresi içerir.”[21]

İstem 5. “İstem 1 ila 4’ten herhangi birine göre garaj modu kontrol birimi (10) olup, burada araç kontrol parametresi şunları içerir: bir araç hızı sınır değeri, bir hedef vites, bir hareket güç kaynağı hedef torku ve bir hedef frenleme kuvveti;

  • araç kontrol parametresi, esas olarak araç durum bilgisi temelinde belirlenir ve ayrıca araç çevre bilgisinin bir faktörünü de hesaba katabilir;
  • tercihen, dahili işleme modülü, araç durum bilgisi temelinde araç kontrol parametresini otomatik olarak ayarlar.”

Ancak istemler gerek kendi başına gerekse tarifname ışığında incelendiğinde teknikte uzman kişinin buluşun kapsamını belirlemesinde ciddi zorluklar ortaya çıkarmaktadır.

Örneğin ilk bakışta buluşun garaj gibi manevra yapması zor olan sıkışık yerlerde aracı kontrol eden bir garaj modu kontrol birimi ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Ancak tarifnamenin tümü incelendiğinde durumun bununla sınırlı olmadığı görülmektedir. Örneğin sayfa 5’te “sıkışık bir yer”, araç kontrolünün zorluk derecesinin yüksek olduğu bir yer olarak tanımlanmaktadır. Hatta yine aynı sayfada, düşük bir ortam aydınlığının olduğu yerler veya çok miktarda yağmur yağan yer de bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Ancak böyle bir durumda istem 1’de geçen “sıkışık bir yer” ifadesi daha geniş yorumlanabileceği için istem kapsamının genişlemesi söz konusu olacaktır. Bu da bir bakıma buluşa verilen “garaj modu kontrol birimi” ismindeki “garaj” ifadesinin anlamını kaybetmesine yol açacaktır. Böyle bir istemde herhangi bir araç kontrol parametresi istemin kapsamına girebilecektir. Örneğin karanlık olduğunda araç tepe lambasının açılmasını sağlayan bir kontrol ünitesi, ya da yağmur yağdığı zaman cam sileceklerini çalıştıran bir kontrol ünitesi istem 1’in kapsamına girecektir ki bu unsurlar bu alanda eskiden beri iyi bilinen özelliklerdir.

Ayrıca istem 5’e bakıldığında araç kontrol parametresinin çevre bilgisini dikkate almasına gerek olmadığı da görülmektedir: “araç çevre bilgisinin bir faktörünü de hesaba katabilir” ve  “tercihen, dahili işleme modülü, araç durum bilgisi temelinde araç kontrol parametresini otomatik olarak ayarlar” ifadeleri isteme bir sınırlama getirmemektedir. İstem pekâlâ araç kontrol parametresini ayarlamak için çevre bilgisinin dikkate alınmadığı yapılanmaları da kapsayabilir.

Yine tarifname sayfa 5’te aracın sıkışık bir yerde olup olmadığı belirlenirken çevresel bilgilerin isteğe bağlı olarak değerlendirildiği belirtilmiştir: “Özellikle, tespit bilgisi A1 – Ai şunları içerebilir: araç çevre bilgisi ve araç durum bilgisi”. Bu paragraf, çevre bilgisinin isteğe bağlı bir özellik olduğunu öne sürerek tarifname ile istem 1 arasında çelişki yaratmaktadır.

Mevcut istemler, tarifname ışığında yorumlanmaya çalışıldığında öyle belirsiz ve anlaşılmaz olmaktadır ki hangi kapsamda bir araştırma yapmak gerektiği tespit edilememektedir. Örneğin tarifname park etme sırasında aracın kontrol edilmesinden de bahsettiği için (bkz. sayfa 1, paragraf 2) bu yönde bir araştırma yapılırsa DE102011055495 gibi kapalı otoparka girerken, aracın hızını otomatik olarak 30 km/saatle sınırlayan bir kontrol parametresi içeren dokümanlar bulunabilecektir. Söz konusu doküman en azından istem 1’in yeni olmadığını göstermekte yeterlidir. Uzman araştırmayı kapalı garajlar için mi, açık park alanları için mi, yağmurlu havalarda mı, karanlık ortamlarda mı araç kontrolü yapan ünitelere göre ve hangi parametreleri dikkate alınarak yapmalıdır? Buna kendisinin karar vermesi mümkün değildir, zira buluşu yapan kendisi değildir. Başvuru sahibi buluşunu en iyi bilen olarak, buluşunu en iyi şekilde ifade etmekle yükümlüdür.

Sonuç olarak istemlerin ve tarifnamenin kapsamındaki belirsizlikler araştırma yapılmasına engel olmuştur.[22]

Şekil 13: Örnek 5’e ait istem 1’in koruma kapsamı temsilen gösterilmiştir.

İlgili maddeler bağlamında EPC ve PCT mevzuatına paralel hükümler içermesi bakımından ülkemizde de Örnek 5’teki gibi bir başvuruya araştırma raporu düzenlenemeyecektir. Zira SMK m.96(3) “başvuruya ait tarifnamenin ya da tüm istemlerin yeterince açık olmaması araştırma raporunun düzenlenmesini engelliyorsa araştırma raporu düzenlenmez” hükmünü amirdir.

Ancak bazı durumlarda uzman eğer isterse inisiyatif kullanarak istemleri tarifnameden anladığı kadarıyla yorumlayarak ve araştırmasını belirli bir kapsamda tutarak araştırma yapmayı deneyebilir. Fakat bu sanılanın aksine başvuru sahibinin çoğu zaman yararına değildir çünkü bu tür istemlere araştırma düzenlendiğinde başvuru sahibinin bu istemleri düzeltmesi ancak incelemeden hemen önce mümkün olabilecek ve uzmanın asıl istemlere yönelik araştırmayı yapması da bundan sonra başlayacağı için başvuru sahibi inceleme sırasında verilen bildirim haklarından birini kaybetmiş olacaktır. Oysaki uzman rapor düzenlenemediğini bildirseydi başvuru sahibi 3 ay içinde[23] düzeltilmiş istemlerini vererek araştırmaya düzgün istemlerle başlanması sağlanabilirdi. Ancak bu elbette ki en ufak bir istem belirsizliğinde rapor düzenlenmemeli anlamına gelmemelidir. İstemler tarifname ve/veya resimler yardımıyla yorumlandığında[24] korunmak istenen anlaşılabiliyorsa uzman araştırma yapmalıdır ve görüşler kısmında istem ve araştırma kapsamının ne şekilde değerlendirildiğini belirterek istemlerde düzeltme istemelidir.

Eğer başvuruda yalnızca bazı istemler araştırılamıyor, ancak diğer istemler araştırılabiliyorsa, yeterince açık olan istemler itibarıyla araştırma raporu düzenlenecektir.[25]

Mustafa Güney ÇALIŞKAN

Nisan 2021

guneycaliskan@gmail.com


[1] Bu örnek EQE 2016 Pre-examination sınavından değiştirilerek alınmakla birlikte, burada yapılan değerlendirme ve kapsam tamamen farklıdır.

[2] EPO Guidelines for Examination, Part F – Chapter IV – Claims, 4.14 Definition by reference to (use with) another entity, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/f_iv_4_14.htm

[3] EPO Guidelines for Examination, Part B – Chapter III – 3.2.3 Use of the description and/or drawings to establish definitions of unclear terms not defined in the claims, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/b_iii_3_2_3.htm

[4] T 1127/16 (Aircraft communication method/BOEING) of 18.2.2021, 2.6.1, https://www.epo.org/law-practice/case-law-appeals/recent/t161127eu1.html ; Bu örnek, istemde kullanılan virgülün yerinin bile ne kadar önemli olduğunu göstermek bakımından gerçekten ibret vericidir.

[5] Bkz. T 1279/04, Reasons 3; T 1404/05, Reasons 3.6; T 197/10, Reasons 2.3

[6] T 1018/02 Reasons 3.8

[7] Konuyla ilgili bkz: T 0454/89, T 1129/97, T56/04.

[8] BGH, GRUR (2002), 511 – X ZR 43/01 “Kunststoffrohrteil”; BGH, GRUR (2009), 653 – X ZR 95/05 “Straßenbaumaschine”.

[9] Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme Ve Değerlendirme Dairesi Kurulları Yönetmeliği, m.6(2). Bunun aksine EPC’de EPO’nun değerlendirmesinin tarafların iddiaları ile sınırlı olamayacağı ifade edilmiştir. Bkz. EPC m.114(1).

[10] Bu hüküm ile EPC m.101(3) paralellik göstermektedir.

[11] Değiştirilmiş istemlerde bu tür bir sorun varsa kanaatimizce SMK m.99(6)’da bahsedilen “Kurul, patentin değiştirilmiş hâlinin bu Kanuna kısmen uygun olduğu görüşündeyse patentin bu kısım itibarıyla devamına karar verir” hükmü burada uygulanamaz. Zira bu maddede bahsedilen durum mevcut iki istemin birleştirilmesi, bazı istemlerin çıkarılması vb. prosedürel düzeltmelerdir.

[12] T 0301/87, Reasons for the Decision 3.8, https://www.epo.org/law-practice/case-law-appeals/recent/t870301ep1.html ; Ayrıca bkz: EPO Case Law of the Boards of Appeal, IV. C. 5.2.2 Extent of power to examine amended claims for compliance with Article 84 EPC, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/caselaw/2019/e/clr_iv_c_5_2_2.htm ; G 3/14 ve T 0373/12.

[13] Anılan YİDD Yönetmelik maddesinin aynı fıkrasının (m.6(2)) devamında “önemli ve ağır usul hataları ile itiraza konu kararı veren dairenin resen incelemesi gereken hususları, taleple ve gerekçeyle bağlı olmaksızın, resen dikkate alabilir” hükmü bulunmaktadır. Kanaatimizce itiraz sonrası yapılan değişiklikle ortaya çıkan ve itiraz konusu olmayan hususlarla ilgili sorunlar bu madde kapsamında “itiraza konu kararı veren dairenin resen incelemesi gereken hususlar” olarak Patent Dairesine gönderilerek hususun değerlendirilmesi istenemez çünkü bu kapsamda Patent Dairesi tarafından verilmiş hatalı bir karar ya da uygulanmış yanlış bir prosedür yoktur, değerlendirilmesi gereken konu YİDD nezdinde oluşmuştur.

[14] Bkz. G 3/14.

[15] Bkz: T 0373/12 ve G 3/14: “As to the interpretation of Article 101(3) EPC, the crucial question is where the limits of examination of amended claims are to be set. The wording of Article 101(3) EPC does not limit the power to examine but states that the patent as a whole and the invention to which it relates must comply with the requirements of the EPC. In this it corresponds to the wording of Article 97 EPC, relating to the examination proceedings and thus the intention of the legislator can be inferred to confer similar powers on both the Examination and the Opposition Divisions.”;

“The main reason given in the case law for the limit on the power to examine amended claims for clarity is that Article 84 EPC is not a ground for opposition. However, Article 101 EPC makes a clear distinction between cases where no amendments are made (Article 101(2) EPC) and where amendments are made (Article 101(3) EPC). In the latter case the power to examine is not limited to the grounds for opposition. The wording of the predecessor to Article 102(3) EPC was explicitly changed to make this clear. Any amendment made to an independent claim affects all dependent claims, so all dependent claims need to be examined for clarity. G 9/91 and G 10/91 state that all dependent claims may be examined, even if the opposition is only directed to the independent claims.” ;

“Clarity or lack of support problems that were already present in the claims as granted must be objected to during examination proceedings under Article 94(1) EPC (sic). Opposition proceedings are not to be seen as a continuation of examination proceedings and are conceived as a simple, speedily conducted procedure, where relevant objections should on the one hand be given appropriate consideration while on the other a decision should be reached as quickly as possible.”

[16] Bu örnek EQE 2014 Pre-examination sınavından değiştirilerek alınmakla birlikte, burada yapılan değerlendirme ve kapsam tamamen farklıdır.

[17] “Broad claims may also cover embodiments for which a purported effect has not been achieved”:  EPO Guidelines for Examination, Part F, Chapter IV – 4.22 Broad claims, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/f_iv_4_22.htm

[18] “Art. 56 EPC 1973 requires the claimed invention, i.e. the proposed technical solution for a given technical problem, not to be obvious to a skilled person from the state of the art. If the inventive step of a claimed invention is based on a given technical effect, the latter should, in principle, be achievable over the whole area claimed. “ : EPO Case Law of the Boards of Appeal, I. PATENTABILITY, D. Inventive step, 9.8.3 Broad claims, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/caselaw/2019/e/clr_i_d_9_8_3.htm

[19] EPO Guidelines for Examination, Part F – Chapter IV – 4.3 Inconsistencies, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/f_iv_4_3.htm

[20] Örnek, WO2019129414 nolu PCT başvurusuna aittir. EPO tarafından araştırma raporu düzenlenememiştir.

[21] Orijinal istem şöyledir: 1. Garage mode control unit (10), comprising:

an information transmission port, for receiving detection information, the detection information comprising vehicle environment information and vehicle state information; and

an internal processing module, which determines whether a vehicle is in a cramped place on the basis of the vehicle environment information, and upon determining that the vehicle is in a cramped place, generates a garage mode control signal and issues the garage mode control signal via the information transmission port;

wherein the garage mode control signal comprises a garage mode trigger signal, and a vehicle control parameter in a garage mode.

[22] Söz konusu PCT başvurusu araştırma raporu olmadan A.B.D., Çin, Japonya ve Almanya’ya ulusal aşamada giriş yapmıştır. Örneğin A.B.D.’ye girilirken istemlerin değiştirildiği görülmektedir ve süreç devam etmektedir. PCT uluslararası aşamada araştırma raporu düzenlenemediği için A.B.D.’de araştırma ve inceleme işlemleri yeni baştan yapılacak ve değiştirilmiş istemlerin tarifnamenin kapsamını aşıp aşmadığı, istemlerin araştırılabilir olup olmadığı vb. değerlendirmeler A.B.D. Patent yasasına göre yapılacaktır. A.B.D.’deki başvuruya ait yeni istem 1 şu şekildedir: “A controller for controlling a garage mode, the controller comprising:

an information transmission port configured to receive detection information, the detection information including vehicle environment information and vehicle state information; and

an internal processor configured to (i) determine whether a vehicle is in a cramped place based on the vehicle environment information, and (ii) in response to determining that the vehicle is in a cramped place, generate and transmit via the information transmission port a garage mode control signal, the garage mode control signal including a garage mode trigger signal and a vehicle control parameter in a garage mode.”

[23] SMK m.96(3).

[24] SMK m.89(1).

[25] SMK Yönetmelik m.99(2).

Patent İstemlerinin Değerlendirilmesi – Bölüm I


UYARI: Bu yazıdaki değerlendirmeler yazarın kişisel görüşlerini yansıtır ve hiçbir şekilde TÜRKPATENT’in resmi görüşünü ya da uzmanlarının başvurularla ilgili değerlendirmelerini temsil etmez. Yazı yalnızca bilgi amaçlı olup yasal tavsiye niteliği taşımaz. Bu yazının içeriğinin bir sonucu olarak herhangi bir işlem yapmadan veya herhangi bir işlemden kaçınmadan önce profesyonel hukuki tavsiye alınmalıdır. Yazarın verilen bir örnek üzerindeki değerlendirmesi yalnızca o örneğin spesifik koşullarına bağlıdır. Bir başka durum için yazarın alacağı kararlarda bağlayıcılığı yoktur.


GİRİŞ

Başvuru sahiplerinin mümkün olduğu kadar geniş kapsama sahip istemler yazmak istemelerinin gayet anlaşılır bir sebebi vardır. İstem ne kadar geniş olursa koruduğu farklı yapılanmalar da o derece fazla olur ve rakiplerin patentin etrafından dolanması da o kadar zor olur. Ancak patent sistemi başvuru sahibiyle kamunun arasında bir denge gözetir. Sistem bir taraftan buluşu yapanı ödüllendirirken öte yandan onun yaptığı buluştan fazlasını elde etmesine engel olur. Eğer bir istem olması gerektiğinden daha geniş kapsamlı yazıldıysa patentlenebilirlik kriterlerini karşılaması daha zor olacaktır. Bunun tam tersi söz konusu ise, örneğin istem dar kapsamlı yazıldıysa bu sefer de belki pratikte hiçbir fayda sağlamayacak derecede az koruma elde edilecektir. Bu bakımdan istemin genişliği iki uç arasındaki bu dengeyi gözetecek nitelikte olmalıdır. Ayrıca her başvurunun içeriği, tekniğin bilinen durumuyla arasındaki fark ve teknoloji alanı yazılacak istemin kapsamını etkileyebilir. Burada vurgulamakta fayda var ki, bu yazının istemlerin geniş yazılmaması gerektiğini (ya da aksini) iddia etmek gibi bir amacı olmayıp, yalnızca farklı spesifik durumlarda istemlerin nasıl değerlendirildiği gösterilmek istenmiştir.

Patent alma sürecinde başvuru sahibi mümkün olan en geniş korumayı elde etmek isterken, uzman ise bu korumanın olması gereken sınırlar dahilinde kalması için çalışır. Patent sürecinin bu kadar uzun sürmesinin bir nedeni de başvuru sahibi ile patent uzmanı arasındaki bu “pazarlık”tır.

Başvuru sahibi başvurusunu yaparken tekniğin bilinen durumunu net bir şekilde bilemeyebilir. Bu da istemleri tekniğin bilinen durumuna göre nasıl konumlandıracağını tespit etmesini zorlaştırır. [1] Hangi unsurların bilinen teknikten farklılık arz ettiği ya da buluşun esas unsurlarının ne olduğunu tespit etme konusunda zorluk yaşayabilirler. Bu da istemi olması gerektiği gibi yazmalarını engelleyebilir. Ayrıca, istemler olabileceğinden daha dar kaleme alınırsa sonrasında istemleri genişletme şansı olmayabilir. Zira Mevzuatımızda belge alınmadan önce istemlerin genişletilmesi tarifnamede bunun dayanağı olmasına bağlıdır.[2] Dahası, belge olmuş istemlerin (tarifnamede dayanağı olsa bile) sonradan genişletilmesi mümkün değildir.[3]

Bu bakımdan başvuru sahipleri genellikle ana istemlerini yazarken haberdar oldukları tekniğin bilinen durumuna göre ya da olması gerekenden biraz daha geniş kaleme alırlar. Aşırıya kaçılmadığı sürece bu gayet anlaşılır bir stratejidir.

Bu yazıda istemlerin nasıl değerlendirildiği örnekler üzerinden gösterilmeye çalışılacaktır. Örneklerde istem değişikliği, istemin tarifname tarafından desteklenmesi, başvurunun kapsamının aşılması, istemlerin açıklığı, istem kapsamı, istemlerin yorumlanması ve yapılandırılması gibi konular gündeme gelecektir. İstemlerin değerlendirilmesi sırasında pek çok farklı durum ve sonuç ortaya çıkabilmekte olup, yazının okunurluğuna zarar vermemek adına buradaki örnekler beş ile sınırlandırılmıştır.

İlk örnekte tekniğin bilinen durumunda bulunan doküman karşısında yeni olmaması sebebiyle istemin daraltılması söz konusudur. Bu tür bir durum en sık karşılaşılan senaryolardan biridir. Zira belge olan başvuruların çoğunluğunun ilk aşamada olumsuz rapor elde ettiği, ardından istemlerde daraltma/düzeltme yapılarak patentlenebilir hale geldiği gözlemlenmektedir. Örneğin A.B.D.’de (USPTO) ilk raporun (first office action) olumlu düzenlenme oranı sadece %11.4’tür ve bu şekilde belge olmuş başvurular, toplam belge sayısının ancak beşte birine karşılık gelmektedir.[4]

İkinci örnekte istemlerin kabul edilebilir ve kabul edilemez şekilde genişletilmesi birkaç küçük örnek üzerinden işlenmiştir.

Üçüncü örnekte de istemin kabul edilmeyecek şekilde genişletilmesi (unallowable generalization) söz konusudur.

Dördüncü örnekte istem, yeni olduğu ve buluş basamağı içerdiği kabul edilmesine rağmen, iddia ettiği teknik etkiyi sağlaması açısından olması gerektiğinden daha geniş yazılmıştır ve bu nedenle daralttırılmıştır.

Beşinci ve son örnekte gerek istemin bazı unsurlarının opsiyonel olarak kaleme alınması, gerekse tarifnamede istemdeki unsurlara verilen örneklerin istem kapsamını belirsizleştirmesi sebebiyle başvurunun araştırılması mümkün olmamıştır.

Üçüncü ve dördüncü örnekler EQE sınav sorularından adapte edilmiş hayali senaryolar iken birinci ve beşinci örnekler araştırma otoritesi olarak EPO’nun seçildiği PCT başvurularıdır. Örneklerle mevzuatımız arasında bağlantı kurabilmek adına ilk olarak mevzuatımızda istemlerle ilgili hükümler ve bunların Avrupa Patent Sözleşmesi (EPC) ve Patent İşbirliği Antlaşmasındaki (PCT) karşılıklarından bahsedilecektir.

Yazının birinci bölümünde ilk iki örnek, ikinci ve son bölümünde kalan üç örnek değerlendirilecektir.

MEVZUAT

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununda (SMK) istemlerin içeriği, kapsamı, nasıl değerlendirileceği ve istemlerde ne zaman, ne gibi değişiklikler yapılabileceği belirlenmiştir. Aşağıda esasa yönelik olan hükümler ve bunların EPC’deki karşılıkları dipnota alınarak sunulmaktadır.

SMK m.89:

(1) Patent başvurusu veya patentin sağladığı korumanın kapsamı istemlerle belirlenir. Bununla birlikte istemlerin yorumlanmasında tarifname ve resimler kullanılır.[5]

(2) İstemler, kullanılan kelimelerin verdiği anlamla sınırlı olarak yorumlanamaz. Ancak istemler, koruma kapsamının tespitinde, buluşu yapan tarafından düşünülen fakat istemlerde talep edilmeyen, buna karşılık ilgili teknik alanda uzman bir kişi tarafından tarifname ve resimlerin yorumlanması ile ortaya çıkacak özellikleri kapsayacak şekilde genişletilemez.[6]

(3) İstemler, başvuru veya patent sahibine hakkı olan korumayı sağlayacak ve üçüncü kişilere de korumanın kapsamı açısından makul bir düzeyde kesinlik ifade edecek şekilde yorumlanır.[7]

(4) Patent başvurusunun sağladığı korumanın kapsamı, patentin verilmesine kadar geçen süre için başvurunun yayımlanmış olan istemleri ile belirlenir. Ancak patentin verildiği hâli veya itiraz veya hükümsüzlük işlemleri sonucunda değiştirilmiş hâli, koruma alanının genişletilmemiş olması şartıyla başvurunun sağladığı korumayı geçmişe dönük olarak belirler.[8]

(5) Patent başvurusunun veya patentin sağladığı koruma kapsamının belirlenmesinde, tecavüzün varlığının ileri sürüldüğü tarihte istemlerde belirtilmiş unsurlara eşdeğer nitelikte olan unsurlar da dikkate alınır. Bir unsur, esas itibarıyla istemlerde talep edilen unsur ile aynı işlevi görüyor, bu işlevi aynı şekilde gerçekleştiriyor ve aynı sonucu ortaya çıkarıyorsa, genel olarak istemlerde talep edilen unsurun eşdeğeri olarak kabul edilir.[9]

(6) İstemlerin kapsamını belirlemek için patentin verilmesi ile ilgili işlemler sırasında veya patentin geçerliliği süresince, koruma kapsamının belirlenmesinde patent başvurusu veya patent sahibinin beyanları dikkate alınır.

(7) Patent, buluşla ilgili örnekler içeriyorsa istemler bu örneklerle sınırlı olarak yorumlanamaz. Özellikle ürün veya usulün sahip olduğu ilave özelliklerin patentte açıklanan örneklerde bulunmaması, bu örneklerde bulunan özellikleri kapsamaması veya bu örneklerde belirtilen her amaç veya özelliği gerçekleştirememesi hâllerinde, ürün veya usul istemlerle sağlanan koruma kapsamının dışında tutulmaz.

Ayrıca SMK m.92(1)’e göre “Buluş, buluş konusunun ilgili olduğu teknik alanda uzman bir kişi tarafından buluşun uygulanabilmesini sağlayacak şekilde yeterince açık ve tam olarak patent başvurusunda, tarifname, istemler ve tarifnamede veya istemlerde atıf yapılan resimlerle açıklanır.”[10]

SMK m.92(4)’e göre ise “İstemlerin dayanağı tarifname olup, istemler korunması talep edilen konuyu tanımlamalı, açık ve öz olmalı ve tarifnamede tanımlanan buluşun kapsamını aşmamalıdır.”[11]

Bu hükümde geçen “istemlerin dayanağının tarifname” olduğunu belirten ifade tarifnamede açıklanan buluşun esas özellikleri olarak belirtilen teknik özelliklerin, istemlerde buluşu tanımlamak için kullanılanlarla aynı olması gerektiği anlamına gelmektedir.[12] İstemlerde buna uyulmaması başvuruya araştırma raporu düzenlenmesine engel olabilir.

SMK m.96(3)’e göre “başvuruya ait tarifnamenin ya da tüm istemlerin yeterince açık olmaması araştırma raporunun düzenlenmesini engelliyorsa araştırma raporu düzenlenmez.”[13]

SMK Yönetmelik m. 99(2): Başvuruda, … yeterince açık olan istem veya istemlerin bulunması durumunda araştırma raporu bu istemler itibarıyla düzenlenir.[14]

SMK Yönetmelik m. 97(3): Araştırma raporu tarifnamenin tamamı dikkate alınarak istemler itibarıyla düzenlenir.[15]

SMK m.103:

(1) Patent başvurusu, Kurum nezdinde yapılan işlemler süresince başvurunun ilk hâlinin kapsamını aşmamak şartıyla, başvuru sahibi tarafından değiştirilebilir.[16]

(2) Patente itiraz edilmişse Kurum tarafından itiraza ilişkin nihai karar verilinceye kadar patentin sağladığı korumanın kapsamını aşmamak şartıyla patent, patent sahibi tarafından değiştirilebilir.[17]

(3) Patent başvurusu veya patent dokümanlarında yer alan imla hataları ve açık maddi hatalar talep üzerine düzeltilir.

SMK m.138:

(1) Kurumun nihai kararından sonra;

c) Patent konusu, başvurunun ilk hâlinin kapsamını aşıyorsa …,

d) Patentin sağladığı korumanın kapsamı aşılmışsa,

patentin hükümsüz kılınmasına ilgili mahkeme tarafından karar verilir.

Tablo 1’de mevzuatta istemlerle ilgili esasa yönelik maddelerin SMK, EPC ve PCT’deki karşılıkları gösterilmiştir. Tabloda aynı satırdaki maddelerin içerikleri birbirinin aynı olduğu anlamına gelmeyip, sadece birbiriyle ilgili oldukları ifade edilmektedir. İçerikleri karşılaştırmak için 5-17 nolu dipnotları inceleyiniz.

Tablo 1: İstemlerle ilgili esasa yönelik maddelerin SMK, EPC ve PCT’deki karşılıkları

Şimdi ilk örneğimize geçelim.

Örnek 1:

Buluş, bulaşık makinesine (100) hangi tip yıkama sepetinin (140) yerleştirildiğini otomatik olarak tespit etmek için bir detektör (160) içeren, tencere yıkamaya yönelik bir bulaşık makinesi (100) ile ilgilidir.[18]

Buluş sayesinde, daha hassas tabak ve çanakların zarar görmemesi için su basıncının ve granül kontrolünün otomatik olarak seçilmesi sağlanmaktadır. Detektör, yıkama sepetinin ayırt edici bir elemanını (141) tespit eden bir indüktif sensör (160) olabilir. Yıkama sepeti, daha güvenilir bir tespit sağlamak için bir veya birkaç ayırt edici eleman içerebilir. Buluşun bir yapılanmasında bulaşık sepeti (140, 143) döner bir sepet taşıyıcı (145) üzerine yerleştirilmiştir.

Şekil 1: Solda WO2008090180 nolu başvuruya ait tencere yıkama sepeti yerleştirilmiş bulaşık makinesi, sağda ise tabak ve çanak yerleştirilmiş bulaşık makinesi görülmektedir.

Başvurunun istem 1’i aşağıdaki gibidir:

1. Buluş tencere yıkamak için bir bulaşık makinesi (100), olup,

– bulaşık makinesine (100) bir tencere yıkama sepetinin (140) veya standart bir yıkama sepetinin (143) yerleştirilip yerleştirilmediğini otomatik olarak algılamak için bir detektöre (160) sahip olması,

– daha yüksek ve daha düşük su basıncı sağlayacak araçlar içermesi,

ve karakterize edici özelliği bulaşık makinesinin (100) granüllerin bulaşık suyuna eklenmesini sağlamak veya devre dışı bırakmak için araçlar içermesidir ve

dedektör (160) bir tencere yıkama sepeti tespit etmesi halinde granüllerin kullanımı ve daha yüksek su basıncı seçimi, yoksa düşük su basıncı ve granül kullanımının devre dışı bırakılması seçimi yapacak şekilde adapte edilmiştir.[19]

Uzman yaptığı araştırmanın ardından tekniğin bilinen durumunda en yakın doküman olarak US5131419 nolu dokümanı (D1) bulmuştur.

Şekil 2: D1 dokümanına ait şekil 2 ve 3

D1’deki bulaşık makinesindeki sensör (36), indikatör (35) ile beraber çalışarak makinede çatal bıçak takımı mı yoksa tencere ve tava yıkama çevriminin mi devreye gireceğini tespit etmektedir.

Teknikte uzman kişi, D1’deki bulaşık makinesinin granüllerin bulaşık suyuna eklenmesini sağlamak veya devre dışı bırakmak için araçlar içerdiğini (D1 sütun 7, satır 4-13) ve

dedektörün bir tencere yıkama sepeti tespit etmesi halinde granüllerin kullanımı ve daha yüksek su basıncı seçimi, yoksa düşük su basıncı ve granül kullanımının devre dışı bırakılması seçimi yapacak şekilde adapte edildiğini (D1 sütun 4, satır 51-62; sütun 7, satır 14-29; sütun 9, satır 5-10; şekil 2-3) görecektir.

Uzman bu nedenle araştırma raporunda istem 1’in D1 karşısında (bazı unsurların ifade edilmiş olmasa bile doğası gereği bulunduğunu kabul ederek) yeni olmadığını ileri sürmüştür.

Ardından başvuru sahibi istemlerinde değişiklik yaparak PCT ön-inceleme[20] talebinde bulunmuştur. Eski istem 3’teki unsurun istem 1’e dahil edildiği ve bazı unsurların istem 1’den çıkarıldığı yeni istem 1 aşağıdaki gibidir:

1. Buluş tencere yıkamak için bir bulaşık makinesi (100), olup,

– bulaşık makinesine (100) bir tencere yıkama sepetinin (140) veya standart bir yıkama sepetinin (143) yerleştirilip yerleştirilmediğini otomatik olarak algılamak için bir detektöre (160) sahip olması,

– daha yüksek ve daha düşük su basıncı sağlayacak araçlar içermesi,

ve karakterize edici özelliği bulaşık makinesinin (100) granüllerin bulaşık suyuna eklenmesini sağlamak veya devre dışı bırakmak için araçlar içermesidir ve ayrıca

yıkama sepetinin detektöre göre dönebilmesini sağlamak üzere bir sepet taşıyıcıyı (145) döndürmek için döndürülebilir bir tahrik (104) içermesidir.[21]

Şekil 3: WO2008090180 nolu başvuruya ait Şekil 1 ve 2

Yeni istem 1’de “dedektör (160) bir tencere yıkama sepeti tespit etmesi halinde granüllerin kullanımı ve daha yüksek su basıncı seçimi, yoksa düşük su basıncı ve granül kullanımının devre dışı bırakılması seçimi yapacak şekilde adapte edilmiş olması” özelliğinin çıkarıldığı görülmektedir. Bunun yerine sepet taşıyıcıyı (145) döndürmeyi sağlayan tahrik mekanizması isteme eklenmiştir. (bkz. şekil 3)

Uzman daha önce kullandığı D1 dokümanını istem 1’e karşı yine en yakın doküman olarak almıştır. Yeni istem 1 ile D1 arasındaki fark yıkama sepetinin detektöre göre dönebilmesini sağlamak üzere bir sepet taşıyıcıyı (145) döndürmek için döndürülebilir bir tahrik (104) unsurudur. Bu nedenle istem 1 yenidir.

Bu farkın yarattığı teknik etki, makineye konulan sepetin türünün daha güvenilir bir şekilde tespit edilebilmesidir. Buna göre objektif teknik problem tencere yıkamak için kullanılan bulaşık makinelerinde hangi tür sepetin kullanıldığının daha güvenilir bir şekilde nasıl tespit edileceğidir.

Tekniğin bilinen durumundaki dokümanların hiçbiri D1’deki bulaşık makinesinin ne şekilde modifiye edilerek yukarıda tanımlanan objektif teknik problem için sunulan çözüme ulaşılabileceğini ortaya koyamamaktadır. Bu nedenle istem 1’in buluş basamağı içerdiği kabul edilmiştir.

Ardından başvuru olumlu ön-inceleme raporuyla bölgesel aşamada EPO’ya giriş yapmıştır. EPO nezdinde başvuru işlemleri devam ederken üçüncü kişiler başvuruya itirazda bulunmuştur. İtirazda orijinal istemden silinen “dedektörün bir tencere yıkama sepeti tespit etmesi halinde granüllerin kullanımı ve daha yüksek su basıncı seçimi, yoksa düşük su basıncı ve granül kullanımının devre dışı bırakılması seçimi yapacak şekilde adapte edilmesi” özelliğinin buluşu tanımlayan önemli bir özellik olduğu ve bunun silinmesiyle yeni istemin tarifname tarafından desteklenmediği ileri sürülmüştür.

Uzman bu iddiayı yerinde bulmuş ve söz konusu özelliğin buluşun esas bir özelliği olması sebebiyle istemden çıkarılamayacağını belirtmiştir. Zira bu özelliğin çıkarılması, orijinal tarifnamede bulunmayan ve daha geniş kapsamlı bir yapılanmanın korunmasına neden olacak ve bu da EPC m.123(2)’ye (bizde SMK m.103(1)) aykırılık teşkil edecektir.

Burada uzmanın ön-inceleme sırasında bu kapsam aşımını fark ederek, ön-inceleme raporu düzenlemeden önce PCT Yönetmelik m.66.2(a)(iv) kapsamında bir ara yazışma (IPEA/408) ile kapsam aşımı olduğunu ve istemlerin yeniden düzenlenmesi gerektiğini başvuru sahibine bildirmesi daha yerinde olurdu kanaatindeyiz. Böylece düzeltilmiş istemlere ön-inceleme raporu düzenlenebilir ve başvuru sahibi ulusal aşamada girdiği ofislerde bu düzeltmeyi ayrı ayrı yapmak zorunda kalmazdı.

Mevzuatımıza göre de örneğin inceleme aşamasında böyle kapsam aşımına neden olacak bir değişiklik yapıldığında uzman kapsam aşan istemleri incelemek yerine SMK m.98(3)’e göre başvuru sahibine, görüşlerini sunması ve başvurunun kapsamını aşmaması şartıyla değişiklikler yapması konusunda bildirim yaparak istemlerin düzeltilmesini isteyecektir.

Sonrasında başvuru sahibi daha önce istem 1’den silinen bahsi geçen özelliği tekrar istem 1’e dahil etmiştir. İstem aşağıdaki son haliyle belge olmuştur:

1. Buluş tencere yıkamak için bir bulaşık makinesi (100), olup,

– bulaşık makinesine (100) bir tencere yıkama sepetinin (140) veya standart bir yıkama sepetinin (143) yerleştirilip yerleştirilmediğini otomatik olarak algılamak için bir detektöre (160) sahip olması,

– daha yüksek ve daha düşük su basıncı sağlayacak araçlar içermesi,

ve karakterize edici özelliği bulaşık makinesinin (100) granüllerin bulaşık suyuna eklenmesini sağlamak veya devre dışı bırakmak için araçlar içermesidir ve ayrıca

yıkama sepetinin detektöre göre dönebilmesini sağlamak üzere bir sepet taşıyıcıyı (145) döndürmek için döndürülebilir bir tahrik (104) içerir, ve

dedektör (160) bir tencere yıkama sepeti tespit etmesi halinde granüllerin kullanımı ve daha yüksek su basıncı seçimi, yoksa düşük su basıncı ve granül kullanımının devre dışı bırakılması seçimi yapacak şekilde adapte edilmiştir.[22]

Şekil 4: Örnek 1’e ait istem 1’in koruma kapsamının süreç içinde değişimi: solda başvuru aşaması, ortada ön-inceleme raporu sonrası, sağda ise belge almış istem 1 temsilen gösterilmiştir.

Bu örnekte üçüncü kişilerin patent başvuru süreci devam ederken istemin tarifname tarafından desteklenmediği ve başvurunun ilk hâlinin kapsamının aşıldığı iddiasında bulunduğunu gördük. Ülkemizde de üçüncü kişiler SMK m.97(2)’ye göre, başvurunun yayımlandığı tarihten itibaren patent başvurusuna konu olan buluşun patent verilebilirliğine ilişkin görüşlerini sunabilmektedir. Bu anlamda patent konusunun, başvurunun ilk hâlinin kapsamını aştığı yönünde görüşlerini patent başvuru sürecinde sunarlarsa uzman bu görüşleri de dikkate alabilir.[23] Üçüncü kişiler için bir diğer olasılık ise patent belge olduktan sonra, patentin verilmesi kararının Bültende yayımlanmasından itibaren altı ay içinde ücretini ödeyerek SMK m.99(1)(c) kapsamında patent konusunun, başvurunun ilk hâlinin kapsamını aştığı yönündeki itirazlarını Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesine yaparak belgenin hükümsüzlüğünü talep etmesidir. Böyle bir durumda Kurul kararı öncesi belge sahibi patentte değişiklik yapabilir ve görüşlerini sunabilir.[24] Kurulun m.99 kapsamında verdiği karara Kurum nezdinde bir daha itiraz hakkı bulunmamakta olup taraflar Mahkeme yoluna başvurabilir.[25]

Eğer süresi içinde belgeye m.99 kapsamında Kurum nezdinde itiraz yapılamamışsa, üçüncü kişiler için bir diğer ihtimal de SMK m.138(1)(c) kapsamında Mahkemeye başvurarak patentin hükümsüz kılınmasının talep edilmesidir.

Örnek 2:

Başvuru sahipleri tekniğin bilinen durumundan farklılaşabilmek adına zaman zaman tarifnamede net bir şekilde gösterilmemiş yapılanmaları isteme alabilmektedir. Örneğin istem 1’de A+B+C unsurları bulunuyor olsun. Tarifnamede bu yapılanmanın dışında A’+ B’ + C’ + D’ (ikinci yapılanma) ve A’’ + B’’ + C’’ + D’’ (üçüncü yapılanma) olmak üzere iki yapılanma daha bulunsun. İstem 1’in yeni olmadığı ortaya çıktıktan sonra istem 1 ikinci yapılanmadaki unsur kullanılarak A+B+C’ şeklinde oluşturulabilir mi?[26] Genellikle “ara genelleme” (intermediate generalisation) olarak ifade edilen bu durumda, eğer söz konusu yapılanma tarifnameden doğrudan ve açık bir şekilde (directly and unambiguously) ortaya konabiliyorsa bu sorunun yanıtı evet olabilir.[27] Başvuruda yapılan herhangi bir değişikliğin kabul edilebilir olup olmadığının tespitinde uygulanacak kriter şöyle özetlenebilir:

Başvuruda yapılan herhangi bir değişiklik, değişikliğin bağlamına bakılmaksızın, yalnızca teknikte uzman kişinin başvuru tarihindeki tekniği ve başvurunun tümünü dikkate alarak doğrudan ve açık bir şekilde elde edeceği sınırlar dahilinde ve yaygın genel bilgiler kullanılarak yapılabilir.[28]

Ayrıca eğer istemdeki bir unsur çıkarılacaksa veya bir başka unsurla değiştirilecekse, bu unsurun tarifnamede esas (essential) bir özellik olarak belirtilmemiş olması gerekir. Teknikte uzman kişinin bu unsurun buluşun probleme sunduğu çözümün gerçekleşmesinde vazgeçilmez bir özellik olmadığını doğrudan ve açık bir şekilde bilmesi gerekir. Yine bu değişiklik bazı unsurların modifikasyonunu gerektirmemelidir.[29] EPO’nun buradaki yaklaşımının diğer Avrupa ülkelerine göre daha katı olduğu söylenebilir.[30]

İstemin kabul edilebilir şekilde genişletilmesine bir örnek verelim:

Başvuru pnömatik kırıcı delici matkaplarla ilgilidir.[31] İstem 1’in ilk hali aşağıdaki gibi olsun:

1.       Bir pnömatik kırıcı delici matkap olup özelliği; ileri geri hareket eden bir tahrik, bir matkap ucu ve en az iki tutamağa sahip olmasıdır.

Tarifnamede “pnömatik kırıcı delici matkap en az iki tutamağa sahip olabileceği gibi alternatif olarak farklı sayıda tutamağa sahip olabilir ya da hiç tutamak bulundurmayabilir” açıklaması bulunuyor olsun.

Başvuru sahibi istem 1’in patentlenebilir olduğunu gördükten sonra tutamak sayısını istemde belirtmenin istemi gereksiz sınırlandırdığını fark ederek bu özelliği istemden çıkarmak istesin ve istemi şu şekilde değiştirsin:

1.       Bir pnömatik kırıcı delici matkap olup özelliği; ileri geri hareket eden bir tahrik ve bir matkap ucuna sahip olmasıdır.

Bu haliyle istem daha genişlemiştir ancak patent belgesi elde edilmeden önce yapıldığı sürece istemin bu şekilde genişletilmesi kabul edilebilirdir zira bu genişlemenin tarifnamede açıkça ve doğrudan desteği bulunmaktadır.

Şekil 5: İki tutamağa sahip pnömatik kırıcı delici matkap

EPO Temyiz Kurulu tarafından yeni alınan bir kararda ortaya çıkan ve tarifnamede açıkça ve doğrudan desteği bulunmayan bir istem değişikliğine örnek verelim[32]:

Üçüncü kişilerin itirazının ardından belge sahibi istem 1’de orijinal tarifname paragraf 16, 22 ve 29’daki bazı özellikleri birleştirmiştir: A + B + F + H + J + K

Paragraf 16 şöyledir: “Mevcut buluşun yine diğer yapılanmaları şunları bulundurur: C + D… Bu yapılanmaların bazılarında yöntem şunları içerir: E + F…”

Paragraf 22: “Buna ek olarak… G + H”,

Paragraf 29 ise “Bazı yapılanmalarda…J + K” şeklinde özellikleri saymaktadır.

Her ne kadar tarifnameden yöntem adımlarının, sadece belirli bir yapılanma için değil, aynı zamanda buluşun olası diğer yapılanmaları için de geçerli olabileceği anlaşılıyor olsa da Kurul bu tür ifadelerin yeni oluşturulan yapılanmayı desteklemediğine karar vermiştir. Buna göre orijinal tarifnamede, istem 1’e eklenen belirli yöntem adımları kombinasyonunu destekleyebilecek hiçbir açık gösterge yoktur. Burada önemli olan, teknikte uzman kişinin birleştirmeyi düşünebileceği yapılanma değil, orijinal tarifnameden doğrudan ve açık bir şekilde ortaya konulan yapılanmadır.

Başvuru sahiplerinin tarifnamenin sonuna zaman zaman aşağıdakine benzer bir paragraf eklediği görülmektedir:

“Buluşun tarifnamede yukarıda bahsedilen yapılanmaları, örnekleme ve açıklama amacıyla sunulmuş olup buluş açıklanan örneklerle sınırlanamaz. Teknikte uzman kişiler, yukarıdaki öğretinin ışığında birçok modifikasyon, varyasyon, ikame, değişiklik ve eşdeğerin mümkün olduğunu bilecektir. Bu nedenle, buluş konusu istemlerin, buluşun gerçek özüne giren tüm bu tür modifikasyonları ve değişiklikleri kapsadığı anlaşılmalıdır.”

Bu tür bir paragraf, koruma talep edilen konunun, istemlerde tanımlanandan farklı olabileceğini ifade etmesi sebebiyle koruma kapsamında belirsizliğe yol açabilecektir. Bu tür ifadeler uzman tarafından tarifnameden çıkarttırılır.[33] Kaldı ki söz konusu ifadeler zaten istemlerde yapılan değişikliklerde ortaya çıkan ara genellemeleri destekleyemeyeceği için pratikte hiçbir faydası yoktur.

Şimdi de ara genellemeye özel-genel materyal kullanımı üzerinden bir örnek verelim:

Başvurunun tarifnamesinde ve istemlerinde yalnızca paslanmaz çelikten yapılmış bir bisiklet iskeleti yapılanması varsa, iskeletin çelik olduğunu belirten bir istem değişikliğine izin verilmeyecektir çünkü “çelik”, “paslanmaz çelik”ten daha geniştir ve bu değişiklik başvurunun kapsamının aşılmasına neden olur. Tersine, “demir esaslı metal”den bahsedilen bir tarifnamede istemi “çelik” olarak değiştirmeye de izin verilemeyecektir, zira çelik, demir esaslı metalden daha dar (spesifik) kapsama sahiptir.[34]

Şekil 6: Demir esaslı metaller

Peki, tarifnamedeki “Demir esaslı metal, örneğin paslanmaz çelik” açıklaması, istemde “çelik” olarak değişiklik yapmak için bir dayanak oluşturabilir mi?

Hayır. Çelik, geniş (demir esaslı metal) ve dar (paslanmaz çelik) açıklama arasında kapsam açısından orta düzeydedir. Değişiklik, dar örneğin bir genellemesidir, ancak kapsam açısından iki örnek arasındadır ve bu nedenle dayanağı bulunmamaktadır. Bu örnekte, çeliğin bir tür demir esaslı metal olduğu ve paslanmaz çeliğin bir çelik türü olduğu açık olmasına rağmen, her iki örnekte de çelik için doğrudan ve kesin bir dayanak yoktur. Zira demir esaslı metaller arasında paslanmaz çelik dışında yumuşak çelik, karbon çeliği, dökme demir vb. de bulunur.

Peki, süreç içinde değişiklik yapma opsiyonlarımızı açık tutmak için tarifnamede mümkün olduğunca çok örnek vermek mi doğrudur?[35] Daha önce belirtildiği gibi patent sistemi başvuru sahibi ile kamu arasında bir denge gözetir ve bu nedenle tıpkı üzerinize örttüğünüz size uygun boydaki yorganı kafanıza doğru çok çekerseniz ayağınız açıkta kalacağı gibi, patent sürecinde de bir tarafa doğru çok gittiğinizde, bir başka taraftan kaybetmeye başlarsınız. Şimdi tarifnamede “demir esaslı metaller, örneğin çelik, yumuşak çelik, karbon çeliği, dökme demir, paslanmaz çelik” açıklaması yaptığımızı varsayalım. İstemde de yalnızca “paslanmaz çelik” özelliğini kullanmış olalım. Bu durumda başvuru süreci devam ederken istemdeki bu özelliği “çelik” olarak değiştirmek mümkün olacaktır, çünkü tarifnamede açık bir biçimde “çelik” örneğini vermişiz. Ancak, eğer bu haliyle belge alınırsa, ileride bu isteme yönelik yapılan bir ihlale ilişkin görülecek davada ihlale konu ürün “dökme demir” özelliğine sahipse, başvuru sahibi eşdeğerler doktrinini kullanarak çelik ve dökme demirin birbirinin eşdeğeri olduğunu (her iki unsurun aynı işlevi görüyor, bu işlevi aynı şekilde gerçekleştiriyor ve aynı sonucu ortaya çıkarıyor olduklarını varsayalım[36]) ileri sürmesi mümkün olmayacaktır. Zira tarifnamesinde demir esaslı metallere örnek olarak dökme demiri de vermiş olmasına rağmen istemlerde sadece “çelik” özelliğinin koruma altına alınması bilinçli bir şekilde “dökme demir”in korumanın dışında tutulduğunu gösterecektir. Zira “istemler, koruma kapsamının tespitinde, buluşu yapan tarafından düşünülen fakat istemlerde talep edilmeyen, buna karşılık ilgili teknik alanda uzman bir kişi tarafından tarifname ve resimlerin yorumlanması ile ortaya çıkacak özellikleri kapsayacak şekilde genişletilemez.”[37] Oysaki istemdeki özellik “çelik” olarak yazılsaydı ve tarifnamede de örnekler yerine sadece çelikten bahsediliyor olsaydı, başvuru sahibi istemin “dökme demir” özelliğine sahip ihlale konu ürünü de eşdeğerlik bağlamında kapsadığını ileri sürebilecekti.[38] Ancak elbette ki bu, okuyucuyu tarifnamede örnek verilmemesinin tavsiye edildiği yönünde bir yanlış algıya sevk etmemelidir. Zira örnek verilmemesi, yukarıda bahsedildiği gibi, istemlerde değişiklik yapılmak istendiğinde bunları yapmanıza engel olabileceği gibi, ekstrem durumlarda tarifname yetersizliğine kadar gidebilecek sorunlara da yol açabilir. Bu nedenle başvurunun hazırlanma aşamasından itibaren süreç boyunca tarifname ve istemlere eklenecek ya da çıkarılacak her ifade, örnek ve yapılanma çok ince elenip sık dokunarak planlı bir şekilde oluşturulmalıdır. Eşdeğerler doktrininin farklı ülkelerde farklı şekillerde uygulandığı ve hatta aynı ülke içinde farklı Mahkemelerce farklı değerlendirmelerin yapıldığı da unutulmamalıdır. Bu bakımdan, bu paragrafta yapılan yorumlar yalnızca tarifname ve istemlerin birbiriyle olan ilişkisinin ne kadar farklı sonuçlar doğurabileceğini göstermek amacıyladır. Bu yazıdaki örneklerde konuyu dağıtmamak ve anlatılmak istenene yoğunlaşmak adına pek çok diğer etken yok sayılarak hareket edildiği için, gerçek hayattaki örneklerde farklı ikincil koşulların çok farklı sonuçlara yol açabileceği unutulmamalıdır. Her başvurunun kendine has durumu olması sebebiyle, aynı gibi görünen durumların farklı sonuçlar doğurması söz konusu olabilir. Örneğin istemde önce “çelik” özelliği bulunurken, sonradan patentlenebilirlik kriterlerini sağlamak amacıyla istem daraltılarak “paslanmaz çelik” şeklinde belge alındıysa (tarifnamede dayanağı olduğunu varsayalım), ileride bir ihlal davasında “çelik” eşdeğer olarak kabul edilmeyecektir, zira istemlerin koruma kapsamının belirlenmesinde başvuru sahibinin beyanları dikkate alınır.[39] Burada başvuru sahibi patent alabilmek için istemini daraltmıştır ve sonrasında ihlal sırasında isteminin eski genişliğinde yorumlanmasını istemesine izin verilmeyecektir.

Şekil 7: Patent verilirken başvuru sahibinin iddia ettiği koruma kapsamı (solda), ihlal sırasında iddia ettiği koruma kapsamı (sağda) Ankara kedisi analojisi kullanılarak temsilen ifade edilmiştir.

Burada Mario Franzosi’nin ünlü Ankara kedisi benzetmesinden bahsetmeden geçmeyelim. Patent sahibi Ankara kedisi gibidir. Patentlenebilirlik kriterlerini sağlamak söz konusu olduğunda koruma kapsamının çok küçük olduğunu iddia eder, tıpkı kürkü düzleşmiş, uykulu ve sakin bir Ankara kedisi gibi. İhlal davasında ise gözleri parlayan, dişlerini gösteren ve kabaran tüyleriyle normalin iki katına çıkan bir cüsseye dönüşür.[40]

Zaman zaman tarifname kapsamı (başvuru kapsamı) ile istem kapsamının karıştırılması söz konusu olabilmektedir. Oysaki bu ikisi birbirinden ayrı kavramlardır. Örneğin –genellikle– isteme bir unsur eklenmesi istemin kapsamını daraltırken, bir unsurun çıkarılması istemin kapsamını genişletecektir. Ancak bu durum tarifname için de aynı şekilde geçerli değildir. Zira tarifnameye yeni bir unsur/yapılanma eklenirse tarifname kapsamı aşılmış olur. Bir örnek verelim:

Tarifnamede A+B+C ve A+B+D yapılanmaları bulunsun. İstem 1’de de A+B+C yapılanması olsun. Başvuru sahibi eğer istem 1’i A+B+C+D olarak daraltmak isterse, bu –büyük ihtimalle- tarifname kapsamının aşılması anlamına gelir. Görüldüğü gibi istemin kapsamı daraltılsa bile tarifname kapsamının genişlemesi söz konusudur.

Yeri gelmişken meşhur “kaçınılmaz tuzak”tan (inescapable trap) da bahsedelim. Uzmanın önceki paragrafta verilen örnekte tarifnamedeki kapsam aşımını fark etmeyerek istem değişikliğini yanlışlıkla kabul ettiğini ve istem 1’in A+B+C+D olarak belge olduğunu farz edelim. Bu durumda üçüncü kişiler SMK m.99(1)(c) kapsamında patent konusunun, başvurunun ilk hâlinin kapsamını aştığı yönünde itiraz edebilecektir. Eğer belge sahibi istemlerinde herhangi bir değişiklik yapmazsa belge başvuru kapsamının aşılmış olması gerekçesiyle hükümsüz kılınacaktır. Ancak belge sahibi belge olmuş istemini eski haline (A+B+C) döndürmek isterse, bu sefer de m.103(2)’ye göre patentin sağladığı korumanın kapsamını genişleteceği için bu değişikliği de yapamayacaktır. Kaçınılmaz son belgenin hükümsüzlüğü olacaktır.[41] Aynı durum SMK m.138(1)(c) ve (d) kapsamında hükümsüzlük davalarında da ortaya çıkabilmektedir. Bu durumun üzücü yanı, eğer başvuru kapsamı aşılmamış olsaydı belki buluş patentlenebilecekti. Başvuru sahibinin böyle bir duruma düşmemesi için hem kendisinin hem de uzmanın patent verilme sürecinde başvuru kapsamının aşılıp aşılmadığını çok dikkatli bir şekilde değerlendirmesinde fayda vardır.

Yazının ikinci ve son bölümünde üç örnek daha değerlendirilecektir.

Mustafa Güney ÇALIŞKAN

Nisan 2021

guneycaliskan@gmail.com


[1] Burada kastedilen istemde bulunması istenen unsurların tespitidir. Yoksa istemin kapsamını tespit etmek için uygulanan istemi yapılandırma işlemi sırasında tekniğin bilinen durumuna göre bir yorumlama yapılmaz. Eğer öyle olsaydı, bulunan her doküman karşısında istemin kapsamını farklı değerlendirmek gerekirdi.

[2] SMK m.103(1).

[3] SMK m.103(2).

[4] What is the Probability of Receiving a U.S. Patent?, Michael Carley, Deepak Hegde, Alan Marco, 17 Yale J.L. & Tech., s.208, https://digitalcommons.law.yale.edu/cgi/viewcontent.cgi?referer&httpsredir=1&article=1113&context=yjolt

[5] EPC. m.69: (1) The extent of the protection conferred by a European patent or a European patent application shall be determined by the claims. Nevertheless, the description and drawings shall be used to interpret the claims.

[6] Protocol on the Interpretation of Article 69 EPC, m.1 (ilk iki cümle): Article 69 should not be interpreted as meaning that the extent of the protection conferred by a European patent is to be understood as that defined by the strict, literal meaning of the wording used in the claims, the description and drawings being employed only for the purpose of resolving an ambiguity found in the claims. Nor should it be taken to mean that the claims serve only as a guideline and that the actual protection conferred may extend to what, from a consideration of the description and drawings by a person skilled in the art, the patent proprietor has contemplated.

[7] Protocol on the Interpretation of Article 69 EPC, m.1 (son cümle): On the contrary, it is to be interpreted as defining a position between these extremes which combines a fair protection for the patent proprietor with a reasonable degree of legal certainty for third parties.

[8] EPC. m.69: (2) For the period up to grant of the European patent, the extent of the protection conferred by the European patent application shall be determined by the claims contained in the application as published. However, the European patent as granted or as amended in opposition, limitation or revocation proceedings shall determine retroactively the protection conferred by the application, in so far as such protection is not thereby extended.

[9] Protocol on the Interpretation of Article 69 EPC, m.2: For the purpose of determining the extent of protection conferred by a European patent, due account shall be taken of any element which is equivalent to an element specified in the claims.

[10] EPC m.83: The European patent application shall disclose the invention in a manner sufficiently clear and complete for it to be carried out by a person skilled in the art.

[11] EPC m.84: The claims shall define the matter for which protection is sought. They shall be clear and concise and be supported by the description.

[12] T 0939/92. Ayrıca bkz. T 133/85, OJ EPO 1988, 441, reasons No. 2, ve T 409/91, OJ EPO 1994, 653, reasons No. 3.2.

[13] EPC Yönetmelik m.63(1): If the European Patent Office considers that the European patent application fails to such an extent to comply with this Convention that it is impossible to carry out a meaningful search regarding the state of the art on the basis of all or some of the subject-matter claimed, it shall invite the applicant to file, within a period of two months, a statement indicating the subject-matter to be searched.

[14] Bkz. EPC Yönetmelik m.63(2)(3).

[15] EPC m.92: The European Patent Office shall, in accordance with the Implementing Regulations, draw up and publish a European search report in respect of the European patent application on the basis of the claims, with due regard to the description and any drawings.

[16] EPC m. 123: (1) The European patent application or European patent may be amended in proceedings before the European Patent Office, in accordance with the Implementing Regulations. In any event, the applicant shall be given at least one opportunity to amend the application of his own volition.

(2) The European patent application or European patent may not be amended in such a way that it contains subject-matter which extends beyond the content of the application as filed.

[17] EPC m. 123: (3) The European patent may not be amended in such a way as to extend the protection it confers.

[18] WO2008090180 nolu PCT başvurusu.

[19] İstemin orijinali: Dishwasher (100) for pot washing, said dishwasher (100)

– having a detector (160) for automatically detecting if a pot-washing basket (140) or a standard washing basket (143) has been placed in the dishwasher (100),

– being capable of providing a higher and a lower water pressure,

characterized in that the dishwasher (100) further comprises means for enabling/disabling granules to be added to the dishwater, and

is adapted to enable use of granules and the higher water pressure if the detector (160) detects a pot-washing basket, and the low water pressure and disabling use of granules if not.

[20] International Preliminary Examination

[21] İstemin orijinali: Dishwasher (100) for pot washing, said dishwasher (100)

– having a detector (160) for automatically detecting if a pot-washing basket (140) or a standard washing basket (143) has been placed in the dishwasher (100),

– being capable of providing a higher and a lower water pressure,

characterized in that the dishwasher (100) further comprises means for enabling/disabling granules to be added to the dishwater, and

further comprising a rotatable drive (104) for rotating a basket carrier (145), such that the washing basket is rotatable relative to the detector.

[22] İstemin orijinali: Dishwasher (100) for pot washing, said dishwasher (100)

– having a detector (160) for automatically detecting if a pot-washing basket (140) or a standard washing basket (143) has been placed in the dishwasher (100),

– being capable of providing a higher and a lower water pressure,

characterized in that the dishwasher (100) further comprises means for enabling/disabling granules to be added to the dishwater, and

further comprising a rotatable drive (104) for rotating a basket carrier (145), such that the washing basket is rotatable relative to the detector, and

that the dishwasher is adapted to enable use of granules and the higher water pressure if the detector (160) detects a pot-washing basket, and the low water pressure and disabling use of granules if not.

[23] Burada Kanundaki hükmün yorumlanmasıyla ilgili farklı görüşler olabilir. “Buluşun patent verilebilirliğine ilişkin görüşler” ifadesindeki patent verilebilirlik hangi kapsamda yorumlanmalıdır? “Patent verilebilirlik”, Kanunda “Patentlenebilirlik Şartları” başlığı altında sunulan 82-84 nolu maddelerdeki hükümlerle mi sınırlıdır yoksa m.103(1)’de geçen başvurunun ilk hâlinin kapsamının aşılması da itiraz konusu olabilir mi? Söz konusu maddenin EPC m.115 ile paralel olması ve EPC sisteminde de başvurunun ilk hâlinin kapsamının aşılması itiraz konusu olabilmesi bakımından yazar bu tür bir itirazın SMK kapsamında da yapılabileceği görüşündedir. Buna göre yenilik, buluş basamağı, sanayiye uygulanabilirlik, açıklık, tarifname yetersizliği, patent verilebilir buluş konuları ve başvurunun ilk hâlinin kapsamının aşılması konuları m.97(2)’ye konu olabilir. Bkz. EPO Guidelines for Examination, Part E – Chapter VI – 3. Observations by third parties, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/e_vi_3.htm

[24] SMK m.99(4).

[25] SMK m.100(1).

[26] Intermediate Generalisations – How far can you go where?, Thorsten Bausch (Hoffmann Eitle), February 13, 2014, Kluwer Patent Blog, http://patentblog.kluweriplaw.com/2014/02/13/intermediate-generalisations-how-far-can-you-go-where/

[27] EPO Guidelines for Examination, Part H – Chapter V – 3.2.1 Intermediate generalisations, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/h_v_3_2_1.htm

[28] G 2/10, https://www.epo.org/law-practice/case-law-appeals/recent/g100002ex1.html

[29] EPO Guidelines for Examination, Part H – Chapter V – 3.1 Replacement or removal of features from a claim, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/h_v_3_1.htm

[30] Intermediate Generalisations – How far can you go where?, Thorsten Bausch (Hoffmann Eitle), February 13, 2014, Kluwer Patent Blog, http://patentblog.kluweriplaw.com/2014/02/13/intermediate-generalisations-how-far-can-you-go-where/

[31] EIPR Practice Series, A Practical Guide to Drafting Patents, Gwilym Roberts, Sweet & Maxwell, Book 3 2006, s.40.

[32] Anlaşılırlığa zarar vermemek adına özellikler harflerle ifade edilmiştir. Orijinal durum için bkz. T 0014/18, Reasons for the Decision 4.2-4.4, 31.3.2021, https://www.epo.org/law-practice/case-law-appeals/recent/t180014eu1.html

[33] EPO Guidelines for Examination, Part F – Chapter IV – Claims , 4.4 General statements, “spirit of the invention”, claim-like clauses, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/f_iv_4_4.htm

[34] Added Matter (4) – Intermediate generalization, 24 November 2020, simmons+simmons, https://www.simmons-simmons.com/en/publications/ckhw4j60o13710936v9pwmo3y/added-matter-4-intermediate-generalisation

[35] Burada başvurulabilecek bir başka yöntem de çoklu bağımlı istem yazmak suretiyle mümkün olduğu kadar çok kombinasyonu korumaya çalışmaktır. Ancak eğer çok fazla olasılık ortaya çıkarsa Mahkeme her olası yapılanmanın tarifnamede dayanağının bulunduğunu kabul etmeyebilir. Ayrıca bazı ülkelerde çoklu bağımlı istemlerin ücrete tabi olduğu ve bazı kısıtlamaların bulunduğu unutulmamalıdır.

[36] Buradaki malzemeler gerçek hayatta birbirinin yerine kullanılmıyor olabilir, ancak bu örnekte bundan bağımsız olarak yalnızca kapsamın genişletilmesi ve daraltılmasını gözümüzde canlandırmak amacıyla bu şekilde sunulmuştur.

[37] SMK m.89(2); ayrıca bkz. BGH, (2011) 42 IIC 851 – X ZR 16/09 “Okklusionsvorrichtung”; GRUR (2012), 45 – X ZR 69/10 “Diglycidverbindung”

[38] Düsseldorf LG – 4b O 114/12: Bir patent, bir aktif farmasötik bileşenin (örneğin, pemetreksed dicalium) belirli bir tuzunu açık bir şekilde talep ediyor, ancak başka herhangi bir tuzu açıklamıyor veya talep etmiyorsa, aynı özelliğe ve etkiye sahip başka bir iyi bilinen tuzun açık bir varyantını da eşdeğer olarak kapsar. (örn. pemetrexed disodyum) Yine buradaki örnekte dökme demir ile çeliğin buluş kapsamında aynı işlevi görüyor, bu işlevi aynı şekilde gerçekleştiriyor ve aynı sonucu ortaya çıkarıyor olduklarını varsayalım.

[39] SMK m.89(6).

[40] Angora cats have their day in court, Jeremy Phillips, March 25, 2008, https://ipkitten.blogspot.com/2008/03/angora-cats-have-their-day-in-court.html

Ayrıca bkz. European Central Bank vs. Document Security Systems Incorporated, Court of Appeal for England and Wales, http://www.bailii.org/ew/cases/EWCA/Civ/2008/192.html

[41] Bu durum esasen EPC m.123(2) ve (3) bağlamında mevcuttur. Bkz. EPO Case Law of the Boards of Appeal, II. E. 3.1. Inescapable trap, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/caselaw/2019/e/clr_ii_e_3_1.htm

FAYDALI MODELDE YENİLİK KRİTERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ – BÖLÜM II

UYARI: Bu yazıdaki değerlendirmeler yazarın kişisel görüşlerini yansıtır ve hiçbir şekilde TÜRKPATENT’in resmi görüşünü ya da uzmanlarının başvurularla ilgili değerlendirmelerini temsil etmez. Yazı yalnızca bilgi amaçlı olup yasal tavsiye niteliği taşımaz. Bu yazının içeriğinin bir sonucu olarak herhangi bir işlem yapmadan veya herhangi bir işlemden kaçınmadan önce profesyonel hukuki tavsiye alınmalıdır. Yazarın verilen bir örnek üzerindeki değerlendirmesi yalnızca o örneğin spesifik koşullarına bağlıdır. Bir başka durum için yazarın alacağı kararlarda bağlayıcılığı yoktur.

Yazının bu ikinci ve son bölümünde faydalı modelde yenilik kriterine 6769 nolu SMK ile getirilen “buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellikler”in yenilik değerlendirmesine dahil edilmemesine yönelik hüküm yorumlanacaktır. Bu yorum tamamen yazarın görüşlerini yansıtmakta olup TÜRKPATENT’in resmi görüşünü temsil etmemektedir. Yazının ilk bölümüne bu bağlantıdan erişilebilir.

3. Buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellikler

Yazının buraya kadar olan kısmında patentte de standart olarak uygulanan yenilik testinin kriterlerinden bahsedilmiştir. Şimdi bunun üzerine ne koymalıyız ki kanunda belirtilen “buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellikler” kriterini değerlendirmeye almış olalım?

Bu hükümle, EPO’nun patentteki katı yenilik yaklaşımından farklı olarak, faydalı modeller için Kanunda genişletilmiş bir yenilik kavramının benimsendiği anlaşılmaktadır. Bu hükmün “küçük buluş basamağı” olarak yorumlanmasının doğru olmayacağı inancındayız. Zira dünyadaki “küçük buluş basamağı” örneklerine baktığımızda değerlendirmenin standart buluş basamağı kriterlerinde kullanılan enstrümanlarla yapılıp son aşamada kriterin seviyesinin düşük tutulduğu görülmektedir. Örneğin Çin’deki faydalı model sisteminde patentler için buluş basamağında buluşun “dikkate değer bir ilerleme” sağlaması gerekirken, faydalı modeller için sadece “ilerleme” sağlaması yeterli görülmüştür.[1] Ayrıca Çin ve Avustralya faydalı model sistemlerinde mevzuatta yenilik ve buluş basamağı kriterleri ayrı ayrı tanımlanmıştır. Oysaki mevzuatımızda faydalı model için yalnızca yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik kriteri bulunmakta ve buluş basamağı kriterinden bahsedilmemektedir. Bu nedenle mevzuatımızda -sınırları belirsiz olsa da- genişletilmiş bir yenilik kavramının benimsendiği görülmektedir.

Kanaatimizce söz konusu hükmün yazılış biçiminden kaynaklı belirsizlikler yüzünden buluş basamağında olduğu gibi problem-çözüm yaklaşımına benzer sistematik ve adım adım ilerleyen bir yaklaşım geliştirmek zor olacaktır. Bu nedenle yazar ABD’de Graham Faktörleri[2] (ikincil değerlendirmeler – secondary considerations) olarak geçen ve aşikârlık ile ilgili değerlendirmeye yönelik geliştirilen case-by-case değerlendirmeye benzer bir sistemin faydalı model sistemimiz için daha uygun olacağı görüşündedir. Buna göre adına “yenilik faktörleri” diyebileceğimiz (non-exhaustive) bir liste oluşturularak buluş konusu istemle tekniğin bilinen durumundaki doküman arasındaki farkın buluş konusuna katkı sağlayıp sağlamadığı irdelenebilir. Bu yapılırken “buluş konusuna katkı”nın tespit edilmesi gerektiği için normalde yenilik değerlendirmesinde kullanılmayan ancak buluş basamağına özgü olan bazı enstrümanlar da değerlendirmeye alınabilir. Ancak elbette ki, teknikteki uzman kişinin buluşa ulaşıp ulaşmayacağı ya da problem-çözüm yaklaşımı gibi değerlendirmelerden kaçınmak gerekir. Zira burada yapılmak istenen küçük de olsa bir buluş basamağı kriteri değerlendirmek değil, “küçük farklılıklar”ın buluş konusuna katkı sağlayıp sağlamadığını tespit etmek olmalıdır.

Yapılan araştırmalar sonucunda “buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellikler” kriterinin kullanıldığı bir başka ofise rastlanamamıştır. Bu sebeple doğrudan karşılaştırma yapabileceğimiz bir ülke tespit edilememiştir. Bu nedenle yazar daha henüz buluş basamağının icat edilmediği ve yalnızca yenilik kriterinin bulunduğu dönemlere giderek, “küçük farklılıklar”ın o dönemde nasıl değerlendirildiğine dair örnekler tespit etmeye çalışmıştır.

Yazarın tamamen kendi izlenimlerinden yola çıkarak farklı ülkelerde patentlenebilirlik kriterlerinin aşılma zorluk seviyelerini karşılaştıran aşağıdaki gibi bir grafik ortaya konulmuştur:


Şekil 5: Farklı ülkelerde patentlenebilirlik kriterlerinin aşılma zorluk seviyeleri

Türkiye’nin yerinin grafik üzerinde nereye düştüğünü tahmin etmeye çalışalım. Ama önce hiç bitmeyen bir tartışmayı tekrar gündeme getirelim:

3.1. Teknik olmayan unsurların yenilikte değerlendirilmesi

İstemin bilinen teknikten tek farkını teknik olmayan unsurlar oluşturuyorsa, istem yeni midir?

Kanun maddesinde “buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellikler” yerine “buluş konusuna teknik katkı sağlamayan özellikler” ifadesi kullanılsa belki daha az kafa karıştırıcı olabileceği kanaatindeyiz. Bu sayede teknik olmayan özelliklerin de göz ardı edilebileceği rahatlıkla anlaşılmış olurdu. Bu haliyle ilgili hüküm yalnızca teknik özelliklerin değerlendirilmesi ile ilgilidir ve teknik olmayan özelliklerin buluşa yenilik katıp katmayacağı belirsizdir.

Patentte –bilgisayar tabanlı buluşların değerlendirmesinde- bir istemin yenilik değerlendirmesi yapılırken bir özellik teknik olsun ya da olmasın eğer tekniğin bilinen durumundaki dokümanla karşılaştırıldığında o dokümanda bulunmuyorsa istem yeni kabul edilmektedir. Bir başka deyişle, patent başvurusuna konu istemde yeni olan tek unsur teknik olmayan bir unsur ise, bu unsur yeniliği sağlamaktadır. Peki, faydalı modelde de teknik olmayan özellikler yenilik sağlamalı mıdır? Bir an için teknik olmayan özelliklerin yenilik sağladığını kabul edelim. Bu durumda söz konusu özelliklerin buluş konusuna katkı sağlayıp sağlamadığına bakmaksızın istemi yeni kabul etmemiz gerekecektir. Zira Kanundaki hüküm açık bir şekilde “teknik özellikler”e yönelik yazılmıştır, teknik olmayan özellikler için böyle bir kıstas getirilmemiştir.

Yazarın görüşü teknik olmayan unsurların faydalı modelde yeni olarak kabul edilmemesi gerektiği yönündedir. Bu, sanılanın aksine patentte yapılan uygulamayla da çelişmeyecektir. Zira patentte teknik olmayan unsurların yenilik olarak kabul edildiği buluş konuları bilgisayar tabanlı buluşlarla sınırlıdır. Diğer alanlarda teknik olmayan özellikler yenilik değerlendirmesine alınmamaktadır. Durumu çok yeni bir EPO kararı üzerinden açıklayalım:

T 0552/14 (Queue message/TICKETMASTER) nolu ve 12.01.2021 tarihli karara konu başvuruyu uzman yeni olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Bunu yaparken başvuru bilgisayar-tabanlı buluşlar kategorisinde olmasına rağmen teknik olmayan özellikleri göz ardı ederek yeniliğin olmadığına karar vermiştir. Normalde bilgisayar-tabanlı buluşlarda teknik olmayan yeni özelliklerin yenilik oluşturduğu kabul edilir ve COMVIK yaklaşımı ile başvurunun buluş basamağı içerip içermediği değerlendirilirdi. Uzman başvuruyu yenilikten reddetmesine gerekçe olarak da G 2/88 (Friction reducing additive), T 172/03 (Order management/RICOH), ve T 154/04 (Estimating sales activity/DUNS LICENSING ASSOCIATES) kararlarını dayanak göstermiştir. Ancak bahsi geçen kararlar ya bilgisayar tabanlı buluşlarla ilgili değildir ya da bunlarda yenilik değerlendirmesi zaten yapılmamıştır. T 0552/14’de Kurul teknik yenilik değerlendirmesi konusunun karmaşık olduğunu ifade etmiş ve alınacak bir kararın diğer başka kanun maddelerinin yorumlanmasını da etkileyeceği için bu konuda bir karara varmaktan kaçınmıştır. Sonuç olarak kararda yeniliği irdelemeksizin buluşu yine buluş basamağı olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.[3]

T 172/03 nolu kararda ise “teknik olmayan unsurlar”ın tekniğin bilinen durumuna dahil olmadıkları ifade edilmiştir ancak T 2101/12 (Authentication binding document with signature/VASCO) nolu kararda bunun doğru olmadığı, tekniğin bilinen durumunun her şeyi kapsayabileceği ifade edilmiştir.

Kanaatimizce EPO’nun teknik yeniliğin kapsamını irdelemesi, teknik olmayan unsurların yenilik oluşturup oluşturmayacağını net bir şekilde ortaya koyması yakın zamanda zor gözüküyor. Zira yazar bu konuda EPO’yu zorlayıcı bir temyiz davası açılmasını pek olası görmemektedir çünkü bunun için başvuru sahibinin yenilikten reddedilen başvurusu için oldukça mali külfete sahip itiraz, temyiz prosedürlerini gerçekleştirmesi gerekir ki, eğer ilk değerlendirmede bariz bir hata yapılmadıysa genellikle Kurul başvurunun yeni olduğunu kabul etse bile buluş basamağına kolaylıkla saldırabileceği için yeni olmadığı gerekçesiyle reddedilen bir başvurunun sonradan buluş basamağını da sağlaması pek olası değildir. Bu nedenledir ki başvuru sahipleri olumlu sonuçlanması çok zor gözüken bu tür durumdaki başvurularını temyize götürmeyi tercih etmemektedir.

Kanaatimiz (EPO’nun T 154/04 kararına dayanarak) bilgisayar-tabanlı buluşlar haricindeki başvurularda teknik olmayan unsurların isteme yenilik niteliği kazandırmayacağı yönündedir. Zira bir buluşun teknik karakteri olduğunu göstermek için buluşun yeni olması gerekli olmasa da, yenilik ve buluş basamağı yalnızca buluşun teknik özellikleri temelinde oluşturulabileceği için bunun tersi doğru değildir.[4] Zira bir istemin yeni olabilmesi için en az bir esas teknik unsurunun tekniğin bilinen durumundan farklı olması gerekmektedir.[5] Ayrıca buluşun teknik karakterine katkı sağlamayan ve teknik unsurlarıyla etkileşimi olmayan ve teknik probleme çözüm sağlamayan unsurlar buluş basamağında değerlendirilmediği gibi yenilik değerlendirmesine de alınmamalıdır.[6] Ayrıca, istemle tekniğin bilinen durumu arasındaki tek fark sadece zihinsel aktivite farkı ise, örneğin bu fark sadece bir bilgiye dayalıysa ve teknik bir özelliği içermiyorsa, istemin yeni olduğu ileri sürülemez.[7]


Şekil 6: Renkli tuşlu piyano

Şimdi iki örnekle bu görüşleri inceleyelim: Buluş farklı renklerden tuşlara sahip bir piyano olsun. Bu tür bir başvuru bulundurduğu teknik unsurlar nedeniyle SMK m.82(2)(ç)’deki salt estetik niteliği bulunan mahsuller kapsamına girmeyeceği için araştırma yapmak gerekecektir.[8] Tekniğin bilinen durumunda da sıradan piyano olsun. Başvuru sahibi buluşu sayesinde notaların daha kolay öğrenildiğini ileri sürmüş olsun. Ancak kolay öğrenmeyi sağlayan bu avantaj bilginin sunumu biçiminde ve teknik olmayan bir etkiyi temsil etmektedir.[9] Bu nedenle kanaatimizce bu tür teknik olmayan bir fark faydalı model belgesi almak için yeterli değildir.

Bir başka örnek daha verelim. EP2008937 nolu başvuru karton bir pastil kutusuyla ilgilidir. Buluşun tekniğin bilinen durumundan tek farkı kutunun içinde pastil bulunması ve kutunun kolay açılmasını sağlayan kulak (18) unsurunun şeklidir.


Şekil 7: Karton pastil kutusu

Başvuru sahibi bu unsurun şeklini ürettiği pastilin şeklinde yapmıştır.[10] Bu farklılığın yarattığı teknik etki olarak da görme engelli kişilerin bu kulağa dokunarak kutunun içeriğinin ne olduğunu kolayca anlayabilmesini göstermiştir. Ancak Kurul bu iddianın kendisinin zaten kulağın yarattığı etkinin kutunun içeriğini tespit etmek olduğunu kabul ettiğini, kutunun içeriğinin ise sadece bilginin sunumuna dair teknik olmayan bir etkisi olduğunu ifade etmiştir.[11] Ayrıca kutunun pastil ya da bir başka unsurla doldurulmuş olmasının bir önemi yoktur, zira tekniğin bilinen durumundaki dokümanda pastilden bahsetmemiş olsa da teknikte bulunan kutu da pastil koymaya uygundur. (Bkz. Bölüm 2.6) Kurul, söz konusu başvuruyu buluş basamağı bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Kanaatimizce, bu tür bir faydalı model başvurusunda teknik olmayan böyle bir unsur, isteme yenilik kazandıramayacaktır.

Hemen aklınıza doğal olarak “peki bilgisayar tabanlı buluşa konu bir faydalı model başvurusunda nasıl değerlendirme yapacağız?” sorusu gelebilir. Yazar, teknik olmayan unsurların ağırlıklı olarak bulunduğu bilgisayar tabanlı buluşların birer sistem istemi haline getirilerek faydalı model koruması sağlamasını doğru bulmamaktadır. Zira bu, iş metotlarının dolaylı olarak korunmasına neden olacaktır, ancak bu, ayrı bir yazının konusu olacak kadar derin bir konudur. O yüzden şimdilik sadece bir örnek verelim: Aşağıdaki istem gerçek bir patent başvurusundan alınmıştır, ancak burada hayali bir senaryo üzerinden değerlendirmeye tabi tutulacaktır.

İstem 1:

“‐ Müteahhit, ürün taşeronu ve bireysel kullanıcılardan oluşan talep kullanıcılarının talep ettiği ürünleri ve veya hizmetleri kendisine özel kategorize ederek işaretleme yaparak talepte bulunduğu, ilgili taleplere gelen teklifleri satıcı profilleri ile birlikte değerlendirme öncesi gözlemledikleri bir talep oluşturma modülü,

‐ Ürün taşeronu, hizmet taşeronu, tedarikçi kullanıcılarından oluşan arz kullanıcılarının, talep kullanıcıları tarafından yayınlanan talepleri gözlemledikleri ve diledikleri talepleri yanıtladıkları bir teklif veren modülü,

‐ Kullanıcıların sisteme girişi aşamasında profillerini oluşturarak kaydını sağlayan, iletilen talepleri ve teklifleri denetleyerek onaylayan, talep oluşturma modülü ve teklif verme modülü üzerinden özel ve resmi ihalelerin bilgilendirmesini, özel talep olması durumunda ihalelerin yaklaşık maliyetini hesaplayarak sonucu talep kullanıcılarına ileten sağlayan bir yönetim kontrol modülü,

içermesiyle karakterize edilen inşaat sektöründe arz talep karşılama portalı.” Yukarıdaki istemde teknik olarak kabul edilebilecek tek unsur portaldır. Talep oluşturma modülü, teklif veren modülü, yönetim kontrol modülü olarak adlandırılan unsurların hangi teknik enstrümanlarla söz konusu işleri yaptığı belirsizdir.Uzman istemde portal unsuru bulunması sebebiyle araştırma yapmış ve genelgeçer bir doküman ile buluş basamağına saldırmıştır. Başvuru sahibinin olumsuz araştırma raporundan sonra patentten faydalı modele dönüşüm talebi yaptığını farz edelim.[12] Uzman, faydalı model için araştırmasını yalnızca yenilik kriteri üzerinden yapabilecektir. Teknik olmayan unsurların faydalı modelde yenilik sağladığını kabul edersek, uzman, istemde bahsi geçen modülleri bulamadığı için istemi yeni kabul etmek zorunda kalacak ve faydalı modele belge verecektir. Kanaatimizce iş metotlarının dolaylı yollardan korunmasına olanak verecek olan bilgisayar tabanlı buluşların birer sistem istemi haline getirilerek faydalı model koruması sağlanması bu nedenle doğru bulunmamaktadır.


3.2. Buluş konusunun tespiti

“Buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellikler” ifadesindeki “buluş konusu”ndan kastedilen nedir? Bir başvurunun buluş konusu nasıl tespit edilir?

Örneğin buluş A ve B şeklinde iki farklı ana unsurun sinerjik bileşiminden oluşmuş olsun. Burada buluş konusu A mı yoksa B ile mi ilgilidir? Bunlara ek olarak bir de “c” özelliği olsun. Bu “c” özelliği B ile ilgili bir özellik. Bu durumda istem şuna benziyor olacak: A + “B+c”.  Tekniğin bilinen durumunda A+B varsa ve buluş konusunu A kabul edersek “c” belki de buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellik olacaktır. Buluş konusunu B kabul edersek bu durumda “c” bir anda buluşa katkı sağlayan bir özellik olacaktır. Buluş konusunu A+B bir bütün olarak kabul edersek “c” zaten buluş konusuna katkı sağlayan bir unsur olmaktadır. Buluş konusunun tespiti, aynı zamanda buluş bütünlüğü kavramıyla da ilintilidir. Kanaatimizce buluş konusunun tespiti her başvuru özelinde değerlendirilmelidir.

Kanunumuzda “buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellikler”in yeniliğe dahil edilmemesinin sebebi başvuru sahibinin buluşa alakasız bir unsur ekleyerek tekniğin bilinen durumundan farklılaşmasının önüne geçmek için midir? Bir örnek üzerinden düşünelim:

İstem 1: bir tost makinesi kilit mekanizması

İstem 2: istem 1’e göre kilit mekanizmasının düzgün kapatılmadığı durumda uyarı sesi veren bir hoparlör

İstem 3: istem 1’e göre tost makinesinde USB port

İstem 4: istem 1’e göre tost makinesi kilit mekanizmasının iki adet olması

Buluş konusu bir “tost makinesi kilit mekanizması” ile ilgili olsun. Ana istemde bu kilit mekanizmasının detayları bulunsun. Bağlı istem 2’de söz konusu kilit mekanizmasının düzgün kapatılmadığı durumda uyarı sesi veren bir hoparlör içerdiğini varsayalım. Bu durumda kilit mekanizması ile hoparlör arasında teknik bir etkileşim söz konusudur ve hoparlör buluş konusuna teknik bir katkı sağlamaktadır. Böyle bir yapılanma teknikte bulunmuyorsa söz konusu istem yeni olacaktır.

İstem 3’te ise tost makinesinde USB port bulunmasından bahsediyor olsun. Eğer istem 1’deki kilit mekanizması yeni ise bağlı istem 3 de yeni olacaktır. Ancak araştırmayı yapan uzman buluş konusu kilit mekanizmasına sahip bir tost makinesi bularak istem 1’in yeni olmadığını gösterirse, istem 3’teki USB port özelliği a posteriori olarak buluş bütünlüğü sağlamayacaktır. Öyleyse uzman burada buluş bütünlüğü itirazında mı bulunmalı yoksa söz konusu USB portunu buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellik olarak mı değerlendirmelidir?

Böyle bir durumda kanaatimizce; uzman, eğer başvuru bölündüğü zaman söz konusu özelliğin ayrı bir buluş konusu olabilecek niteliğe sahip olduğunu düşünüyorsa başvuruyu böldürebilir. Ancak söz konusu özellik ayrı bir buluş konusu olmayacak nitelikte bir özellik ise ve tarifnamede de farkın yarattığı teknik katkıya dair sessiz kalınmışsa uzman bu unsurun buluş bütünlüğünü sağlamadığını ve aynı zamanda buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellik olarak değerlendirildiğini belirtebilir. Böyle bir durumda buluşu böldürmeye gerek yoktur.

İstem 4’te ise tost makinesinde yan yana iki adet kilit mekanizması bulunduğu belirtilsin. Ancak başvuru sahibi bunun buluşa yönelik teknik katkısıyla ilgili tarifnamede herhangi bir açıklamada bulunmamış olsun. Bu durumda uzman, bu farklılığı buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellik olarak değerlendirilebilir. Tarifnamede farkın yarattığı teknik katkının belirtilmemiş olması uzman için söz konusu farka karşı kullanabileceği güçlü bir argüman sunar.[13] Bu nedenle başvuru sahiplerinin özellikle buluşlarının esas özelliği olduğuna inandıkları unsurlarını ve hangi problemin ne şekilde çözüldüğünü başvuru yaparken hazırladıkları tarifnamede detaylı ve net olarak açıklamaları çok önemlidir. Tarifnamede sadece unsurun tekniğin bilinen durumundaki dezavantajları ortadan kaldırdığı için bu şekilde seçildiğinin ifade edilmiş olması yeterli bir gerekçe değildir. Bu dezavantajlar nedir ve bunlar nasıl ortadan kaldırılmıştır, bunlar tarifnamede herhangi bir kafa karışıklığı yaratmayacak şekilde net olarak açıklanmış olmalıdır.[14]

Bir ABD Mahkeme kararında istemin konusuyla ve işleviyle ilgili olmayan bir özellik yeniliğin varlığını göstermede yeterli görülmemiştir.[15] Yine başka bazı kararlarda küçük veya bariz bazı farklılıkların yeniliğin varlığını göstermede yeterli olmadığı ifade edilmiştir.[16] Bir diğer mahkeme kararında buluşla teknikte bulunan dokümanın genel hatlarıyla aynı olması ve farklılıkların yalnızca teknikte uzman kişinin bildiği küçük hususlarda ortaya çıkması durumunda yenilikten bahsedilemeyeceğine karar verilmiştir.[17] 


4. “Buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellikler”in tespiti için önerilen değerlendirme yöntemi

Buluş konusu istemle tekniğin bilinen durumundaki doküman arasında yapılan karşılaştırma sonucu bulunmayan özellik/unsur tespit edilir. Bu farklılığın buluş konusuna sağladığı katkı irdelenirken kesin yaklaşımlardan kaçınmak gerekir. Aşağıda sıklıkla karşılaşılan bazı farklılıklar listelenmiştir. Sonraki bölümde bu durumlara yönelik örnekler/açıklamalar da sunulmuştur. İstemle tekniğin bilinen durumundaki doküman arasında yalnızca bu tür farklılıkların olduğu durumlarda uzman tarifnamede bu farklılığın gerekçesine yönelik bir açıklama yapılıp yapılmadığına bakar. Eğer tarifnamede ikna edici bir açıklama varsa yenilik kabul edilir ancak açıklama yoksa ya da yeterli değilse olumsuz rapor hazırlanır:

  1. Fiziksel bir unsurun boyutunun, oranının, ağırlığının, uzunluğunun, renginin vb. değiştirilmesi, bir unsurun güçlendirilmesi (Change of proportions, degree, color or size)
  2. Unsurun farklı sayıda (adette) bulunması
  3. Malzemenin değiştirilmesi (Substitution of materials)
  4. Aradaki farkın unsurun iyi bilinen bir özelliği olması
  5. Aradaki farkın aslında buluşa dezavantaj getiren işlevsiz bir modifikasyon ya da rastgele bir seçim olması (Predictable disadvantage; non-functional modification; arbitrary choice)
  6. Buluşa ait esas olmayan unsurlarda değişiklik olması (Alteration of unessential parts)
  7. Unsurun farklı bir şekle sahip olması (Change of shape or form)
  8. Özel-genel yaklaşımı (Generic vs. specific)
  9. Aralık belirten istemler (Selection invention)
  10. Unsurun iyi bilinen bir eşdeğerinin kullanılması (Substitution of well-known equivalents)
  11. Bilinen ilgisiz unsurların basitçe bir araya getirilmesi (Mere aggregation of old elements, juxtaposition)
  12. Aradaki farkın teknik olmayan unsurları kapsaması

Yazar yukarıdaki listedeki bazı durumların normal koşullarda buluş basamağı değerlendirmesinde ele alındığının farkındadır ancak teknik katkının değerlendirmesinin yalnızca yenilik kapsamında yapılabilmesi mümkün değildir. Bunun için buluş basamağındaki bazı enstrümanların değerlendirmeye alınması gerekecektir. Ancak elbette ki bu yapılırken problem çözüm yaklaşımına girilmesi ya da teknikte uzman kişinin buluşa aşikâr bir biçimde ulaşıp ulaşmayacağının tespit edilmesi doğru değildir. Bu liste Kanun gerekçesinde belirtilen “küçük farklılıklar”ın tespiti için kullanılabilir.

Teknikle istem arasında birden fazla “küçük farklılık” olması da söz konusu olabilir. Bu durumda bu farklılıkların birbiriyle etkileşim halinde olarak buluş konusuna bir etkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir. Sırf teknikten çok sayıda “küçük farklılık” içeriyor diye buluş yeni kabul edilmemelidir.

Olumsuz araştırma raporunun ardından başvuru sahibi farklılığın buluşa ne gibi bir teknik katkı sağladığını açıklayarak itiraz edebilir. Ancak burada yapılan açıklamalar tarifname kapsamını aşan nitelikteyse ve uzman tarifnameden bu argümanları destekleyici bir husus bulamıyorsa itiraz kabul edilmeyecektir.[18]

Bu yöntem sayesinde uzman sadece tekniğin bilinen durumundan farklılaşmak amacıyla eklenmiş/değiştirilmiş bir unsur sayesinde başvuruya belge verilmesine engel olacağı gibi, tersi durumda da başvuru sahibine bunun aksini ispat etmek için bir şans verilecektir. Bu sayede örneğin başvuru sahibi araştırma raporuna itirazında sunacağı gerekçeleriyle uzmanı ikna ederek belge alabilecek ve ileride bu faydalı model belgesine yönelik bir hükümsüzlük davası söz konusu olursa, başvuru sahibinin uzmanla yaptığı bu yazışma da Mahkemedeki değerlendirmede büyük fayda sağlayacaktır.

Böyle durumlarda ispat yükünün başvuru sahibine yüklenmesinin örneklerine EPO’da da rastlanmaktadır. Örneğin buluş konusu istem ile tekniğin bilinen durumu yalnızca bir parametre ile farklılık gösteriyorsa EPO öncelikle yenilik olmadığına dair itirazda bulunmakta ve başvuru sahibinden aksini ispat etmesini beklemektedir.[19] Yine ABD’de de buluş konusu istem ile önceki teknik arasındaki tek fark, farklı bir sayısal aralık ya da adet ise başvuru sahibinden bu aralığın/sayının neden seçildiğinin açıklanması istenir. İspat yükünün burada başvuru sahibine bırakılmasındaki temel amaç bilinen bir teknolojinin sınırlarında dolanarak istemlerini önceki teknikteki boşlukları doldurarak oluşturmalarının önüne geçmektir. Başvuru sahibi, seçilen belirli aralığın buluşun başarısı için “kritik” olduğunu göstermelidir.[20]

Başka ofislerdeki uygulamalar değerlendirilirken onların mevzuatının bağlamından ve ortaya konuluş amacından izole bir biçimde hareket edilirse hatalı değerlendirmeler yapmak kaçınılmaz olabilir. Örneğin EPO’da bir unsurun iyi bilinen bir eşdeğerinin kullanılması yenilik sağlamak için yeterlidir. Biz de EPO üyesi bir ülke olduğumuza göre aynısını biz de uygulayalım yaklaşımı burada doğru olmayacaktır. Zira öncelikle EPO’da faydalı model sistemi mevcut değildir ve EPO’nun patentte uyguladığı katı yenilik yaklaşımının altında yatan temel neden EPC m.54(3)’te tanımlanan “E doküman” türündeki dokümanların nasıl ele alınacağına dayanmaktadır.[21] Hem çifte patent korumasının (double patenting) önüne geçmek hem de başvuru sahibinin önceki başvurusunun yeni başvurusunu haksız yere öldürmesini engellemek için geliştirilmiş bu hüküm bizim faydalı modellerde geliştirmek istediğimiz yenilik kriterinin amacıyla örtüşmemektedir. Kaldı ki Paris Sözleşmesine göre ülkelere faydalı model koruması için belli temel kurallar dışında bir kısıtlama getirilmemiş ve geniş serbestlik tanınmıştır. Bu bakımdan bizim faydalı model mevzuatımızın EPO’nun patent uygulamalarına paralel olması gerekmez. Hatta faydalı modeldeki uygulamamızı patentteki kendi uygulamamıza benzetmeye çalışmak da kanaatimizce doğru değildir, zira yenilik kriteri farklı hükümlere dayanmaktadır.

Örnek:

Şimdi hayali bir örnekle uygulamanın işleyişini canlandırmaya çalışalım. Aşağıda bir çalışma masasıyla ilgili buluşa ait istemlerin faydalı model yenilik kriteri değerlendirmesini yapalım. Bu örnek özelinde yalnızca sistemin işleyişi gösterilmek istendiğinden –karışıklık yaratmamak adına- başvurunun buluş bütünlüğü kriterini sağladığı varsayılacaktır.

  1. Bir çalışma masası olup, özelliği, bir üst parça ve bu üst parçaya bağlanmış ve ona destek sağlayan en az üç ayak içermesidir.

Tekniğin bilinen durumundaki dokümanın ise dört ayaklı bir yemek masası olduğunu varsayalım. Söz konusu yemek masası istem 1’in yeniliğini ortadan kaldıracak mıdır?

Teknikteki yemek masası bir üst parça ve bu üst parçaya bağlanmış ve ona destek sağlayan en az üç ayak (dört ayak) içermektedir. İstemde “en az” ifadesi geçmeseydi de yemek masasının yine de “üç ayak” içerdiğini öne sürebilirdik. Zira dört ayaklı bir yemek masasının üç ayağı ve buna ek olarak fazladan bir ayağı daha vardır. Yenilik karşılaştırması yapılırken istemdeki özelliklerin dokümanda olup olmadığına bakılmakta, dokümanda ekstra özelliklerin bulunması ya da daha karmaşık özelliklere de sahip olması önem arz etmemektedir.

İstem ile doküman arasındaki bir diğer fark istemin çalışma masası, dokümanın ise bir yemek masası olmasıdır. Ancak Bölüm 2.6’da belirtildiği üzere söz konusu yemek masası aynı zamanda bir çalışma masası olarak da kullanılabileceği için yenilik incelemesinde bu fark dikkate alınmayacaktır. Sonuç olarak bahsi geçen yemek masası standart yenilik testi uygulandığında istem 1’in yeniliğini ortadan kaldırmaktadır. Peki faydalı model mevzuatımızdaki yeni hükme dayanarak başvuru sahibi böyle bir durumda üç ayak kullanılmasının tarifnamede belirtildiği üzere masanın sallanma probleminin önüne geçerek buluşa teknik katkı sağladığını ileri sürebilir mi? Ancak bu durumda istemini “en az üç ayak” olarak değil “üç ayak” olarak düzenlemeliydi. Böyle bir durum olsaydı bile uzman masanın sallanma probleminin üç ayaklı yapılanmalarla çözülmesini teknikte yaygın genel bir bilgi (common general knowledge) olarak değerlendirirerek istemin yeni olmadığı konusundaki görüşünü sürdürebilirdi.[22]

Bu tür değerlendirmelerde genellikle iki karşıt görüş ortaya çıkar. İlki “buna da belge verilir mi” diyen gruptur. Buna cevaben eğer tekniğin bilinen durumunda bir örneği bulunamamışsa ve benzerlerinden farklı bir teknik etkiye de sahipse neden olmasın diyebiliriz. İkinci grup ise “elbette belge vereceğiz, buluş basamağı değerlendirmesine giremeyiz” diyen gruptur. Buna da cevaben yapılan işlemin problem çözüm yaklaşımı gibi gerçek bir buluş basamağı değerlendirmesi olmadığı, buluşun çözdüğü problemin dikkate alınmasının nedeninin mevzuatta bahsi geçen “katkı”nın tespiti için gerekli olduğu söylenebilir.

Masa istemine bağlı diğer istemleri inceleyelim:

  1. İstem 1’e göre bir çalışma masası olup özelliği bahsedilen üst parçaya bağlanmış ayakların 73,5 cm uzunluğunda olmasıdır.

İstemde bahsedilen ebatla ilgili detayların tekniğin bilinen durumunda bire bir karşılıklarını bulmak büyük ihtimalle mümkün olmayacaktır. Ancak söz konusu spesifik ebatın buluş konusuna katkı sağlamayan bir özellik olduğu ileri sürülebilir. Çok istisnai durumlarda, örneğin buluşun başka şekilde çalışmasının mümkün olmadığı ya da en iyi o boyutta çalışacağının ispatı söz konusu ise ebat farklılıkları bir anlam ifade edebilecektir. Aksi takdirde istem 2’deki türde bir yapılanma yeni kabul edilmeyecektir.

  1. İstem 1’e göre bir çalışma masası olup özelliği, bahsedilen üst parçanın üzerinde transparan malzemeden yapılmış bir katman bulunmasıdır
  2. Yukarıdaki istemlerden herhangi birine göre bir çalışma masası olup özelliği, bahsedilen ayakların yere değen uçlarında dayanıklı malzemeden mamul bir tabaka bulunmasıdır.
  3. İstem 4’e göre bir çalışma masası olup özelliği, bahsedilen ayakların yere değen uçlarında bulunan dayanıklı malzemenin alüminyum olmasıdır.

Söz konusu istemlere karşı elimizde üzeri cam tabaka ile kaplı ve ayaklarının ucunda da bakır tabakaların olduğu bir masa olduğunu varsayalım. Bu durumda cam tabaka “transparan malzemeden yapılmış bir katman” yerine geçeceği ve ayakların ucundaki bakır tabakalar da “dayanıklı malzeme” olacağı için istem 3 ve 4’ün yeniliğinden söz edilemeyecektir.

İstem 5’te ise dayanıklı malzemenin alüminyum olması söz konusudur ve teknikte bilinen masada ise bakır tabaka alüminyumu karşılamamaktadır. Bu durumda istem 5 standart bir yenilik testinde söz konusu dokümana göre yeni olacaktır. Peki faydalı model mevzuatımıza göre yeni kabul edebilir miyiz? Bakır yerine alüminyumun kullanılmış olması buluş konusuna katkı sağlamayan bir teknik özellik midir? İstem 5 ve bağlı olduğu istem 4’te ayakların yere değen uçlarına dayanıklı malzeme eklendiği belirtilmiştir. Anlaşılan buradaki amaç ayak uçlarının yıpranmasının önüne geçilmesidir. Aynı amaç bakır malzeme kullanılarak da gerçekleştirilebileceğine göre uzman bu farklılığın buluş konusuna katkı sağlamayan bir teknik özellik olduğunu ileri sürebilir. Peki başvuru sahibi alüminyumun daha ucuz ya da hafif olması nedeniyle teknik katkı sağladığını ileri sürerse ne yapılmalı? Bu durumda bu özelliklerin alüminyumun iyi bilinen karakteristik özellikleri olması sebebiyle yaygın genel bilgi (common general knowledge) olarak değerlendirilmesi mümkündür.[23]


Şekil 8: Masa lambalı çalışma masası

6. Yukarıdaki istemlerden herhangi birine göre bir çalışma masası olup özelliği, bahsedilen üst parçanın bahsedilen ayaklara bağlantısını sağlayan vidalar içermesidir.

7. Yukarıdaki istemlerden herhangi birine göre bir çalışma masası olup özelliği, bahsedilen üst parçanın doğal görünümlü ağaç kütüğü şeklinde olmasıdır.

8. Yukarıdaki istemlerden herhangi birine göre bir çalışma masası olup özelliği, üzerine konumlandırılan ahşap görünümlü bir masa lambası içermesidir.

Teknikte bulunan dokümanda masanın üst parçasının ayaklarla bağlantısı cıvata ve somunlarla sağlanmış olsun. İstem 6’da vidalarla gerçekleştirilen bu işlem tekniğin bilinen durumundan yalnızca iyi bilinen bir eşdeğer unsurla ayrıldığı için buluş konusuna katkı sağlamayan teknik unsur olarak kabul edilecektir.

İstem 7’de masanın üst parçasının görsel şekli teknik yönü bulunmayan bir tasarım olarak değerlendirilerek yeni olmadığı ifade edilecektir.

İstem 8’de masanın üzerinde bir masa lambası bulunması teknik olarak birbiriyle etkileşim halinde olmayan ve bilinen iki unsurun bir araya (yan yana) getirilmesi (juxtaposition/collocation) olarak değerlendirilir. Zira masa ve masa lambası ayrı ayrı çalışmaktadır ve birbirleriyle bir etkileşimi bulunmamaktadır. Lambanın masanın üzerine konumlandırılması ya da çalışma masasında çalışılması için gerekli ışığı sağlaması vb. argümanlar bu iki unsurun teknik etkileşim içine girdiğini ispatlamada yetersizdir.

Sonraki bölümde yukarıda sayılan 12 farklılığa yönelik örnekler ve açıklamalar sunulacaktır.

5. Örnekler ve Açıklamalar

Her bölüm için açıklama yapılırken farklılığın hem yenilik yarattığı hem de yenilik sağlamadığı örnekler gösterilmeye çalışılmıştır. Burada atıf yapılan ofisler ve kararları kavramları açıklamakta kullanılmıştır. Bazı örnekler buluş basamağı değerlendirmelerinden alınmıştır.

I. Fiziksel bir unsurun boyutunun, oranının, ağırlığının, uzunluğunun, renginin vb. değiştirilmesi, bir unsurun güçlendirilmesi (Change of proportions, degree, color or size)

Buluş basamağının henüz geliştirilmediği dönemden bir örnek verelim: Buluş, belirli bir şekle ve pürüzlü kenarlara sahip kaldırım taşları ile ilgilidir. Aynı şekle sahip, ancak kenarları daha az pürüzlü olan kaldırım taşları ise tekniğin bilinen durumunda bulunmaktadır. Önceki taşların kenarlarını daha pürüzlü hale getirmek, ABD Yüksek Mahkemesi tarafından yalnızca derece değişikliği (kademe sıklığındaki değişiklik) olarak kabul edilmiş ve patentlenebilir bulunmamıştır.[24]

Ancak, kademe sıklığındaki değişiklik farklı amaçlar ve unsurlar söz konusu olduğunda patentlenebilir de kabul edilebilir. Örneğin demir testeresi bıçağının bir kenarında, karşı kenardaki setten daha geniş bir diş seti yapmak patentlenebilir bulunmuştur.[25]

İstemde bir unsurun boyutunun spesifik olarak verilmiş olması (örneğin uzunluğu 156,5 cm, genişliği 132 cm olan…) durumunda bunun buluş konusuna katkı sağlamayan bir teknik özellik olması sebebiyle yenilik değerlendirmesine alınmadığı belirtilir. Eğer başvuru sahibi itirazında gerekçeleriyle ikna edici bir argüman sunarsa (tarifname kapsamında kalmak koşuluyla) farklılığın yenilik arz ettiği kabul edilir.

ABD’de Federal Mahkeme, önceki teknik ile istemler arasındaki tek farkın, cihazın göreli boyutları olduğunu tespit etmiştir. Ancak bu göreli boyutlara sahip bir cihazın önceki teknik cihazdan farklı bir şekilde çalışmayacağına bu nedenle de teknikte bir farklılaşma söz konusu olmadığına karar vermiştir.[26] Yine sadece biçim, oran veya derece değişikliğini içeren ve bu sayede yenilik sağlayan bir buluşun patentlenebilir bir buluş olarak kabul edilmez.[27]

Belli bir unsur için farklı renk kullanılması genelde buluşa farklılık katmamakla birlikte, nadir durumlarda belli bir rengin kullanımı teknik farklılık yaratabilmektedir.

Forklift türü bir araçla kaldırılabilecek “büyüklükte ve ağırlıkta” bir kereste paketine yönelik istemler, el ile kaldırılabilen önceki tekniğe ait kereste paketleri ile karşılaştırıldığında yalnızca paketin boyutuna ilişkin sınırlamalar içermesi sebebiyle tekniğin bilinen durumundan farklılaşamadığı sonucuna varılmıştır.[28]

“Yalnızca bir boyutun optimizasyonu veya öğelerin yalnızca yeniden düzenlenmesi gibi bariz değişiklikler”in[29] (modifikasyonlar) patentler için “E” doümanlarla istemi karşılaştırırken yapılan yenilik değerlendirmesinde “daha geniş yenilik” (broader novelty) kavramı kapsamında yeni kabul edilmemesi önerilmiştir.[30]


II. Unsurun farklı sayıda (adette) bulunması

Bazen istemle teknikte bulunan dokümandaki bir unsurun adedinde farklılık olabilmektedir. Bir unsurun farklı adette bulunması genellikle buluşa anlamlı bir katkı sağlamamakla birlikte bazı durumlarda önemli olabilmektedir. Bu nedenle sırf adet farkı bulunan durumlarda aradaki farkın buluşa katkı sağlamayan teknik özellik olarak nitelendirilmesi ve başvuru sahibinin (tarifname kapsamında kalmak koşuluyla) ikna edici bir argüman sunması halinde yeniliğin kabul edilmesi kanaatimizce uygundur.

Buluşun gerçekleşmesinde katkısı olmayan rastgele sayı farklılıkları kabul edilmeyecektir. Örneğin bir havalandırma ünitesinde teknikte hava geçişini sağlayan üç delik olsun, buluşta dört delik varsa ve başvuru sahibi delik sayısının artmasının daha iyi hava akışına katkı sağladığını iddia etmesi faydalı model almasına yeterli olmayacaktır, zira bu katkı teknikte uzman kişinin yaygın genel bilgisi dahilindedir.

Bazı durumlarda bir unsurun sayısının arttırılmasının teknik zorlukları vardır ve başvuru sahibi bu zorlukları aşarak buluşu ortaya koyduğunu iddia edebilir. Örneğin bir anakart devresinde teknikte bilinen 3 USB port yerine istemde 6 USB portu bulunuyor olsun. Başvuru sahibi de USB port sayısının arttırılmasının ısınma vb. pek çok teknik zorluk ortaya çıkardığını ve buluşun bunların üstesinden geldiğini iddia etmiş olsun. Ancak bu zorlukların aşılmasını sağlayan özelliklerin de istemde bulunması gerekir, zira bu esas unsurlar bulunmayan bir istem buluşun gerçekleştirilmesini sağlayamayacaktır. İsteme bu özelliklerin eklenmesiyle buluş zaten yalnızca port sayısıyla değil, başka özellikleriyle de teknikten farklılaşacağı için yeni olacaktır. Ancak bu özelliklerden tarifnamede bahsedilmediyse, bunların sonradan başvuruya eklenmesi mümkün değildir.

Tek bir transistörün devredeki etkisi temelde elektronik bir anahtar gibidir. Ancak pek çok transistörün bir mikroişlemci oluşturmak amacıyla bir araya getirilmesi ile sinerjik bir etki oluşur ve bu sayede veri işleme vb. teknik etkiye sahip işlemler yapılabilir.[31] Bu da bir unsurun sayısının arttırılmasını yarattığı sinerjik etkiye çarpıcı bir örnektir.

Bir ABD Mahkemesi kararında, yeni ve beklenmedik bir sonuç üretilmedikçe, yalnızca bir unsurun sayısının arttırılmasının patentlenebilir bir önemi olmadığına karar verilmiştir.[32]

Buluş konusu istem ile önceki teknik arasındaki tek fark, farklı bir sayısal aralık ya da adet ise başvuru sahibinden bu aralığın neden seçildiğinin açıklanması istenir. İspat yükünün burada başvuru sahibine bırakılmasındaki temel amaç bilinen bir teknolojinin sınırlarında dolanarak istemlerini önceki teknikteki boşlukları doldurarak oluşturmalarının önüne geçmektir. Başvuru sahibi, seçilen belirli aralığın buluşun başarısı için “kritik” olduğunu göstermelidir.[33]

III. Malzemenin değiştirilmesi (Substitution of materials)

Tekniğin bilinen durumundan farklı olarak “sadece bir malzeme bir başkasıyla değiştirilmişse ve değiştirilen malzeme, onu daha önce kullanılan malzemeden ayıran iyi bilinen özellikleri nedeniyle kolayca tahmin edilebilir bir şekilde gerçekleştirilmişse”[34] söz konusu özelliğin buluş konusuna katkı sağlamayan bir teknik özellik olması sebebiyle yenilik değerlendirmesine alınmadığı belirtilir. Eğer başvuru sahibi itirazında (tarifname kapsamında kalmak koşuluyla) gerekçeleriyle ikna edici bir argüman sunarsa farklılığın yenilik arz ettiği kabul edilir.

IV. Aradaki farkın unsurun iyi bilinen bir özelliği olması

Bazı durumlarda istem ile teknikteki doküman arasındaki fark unsurun iyi bilinen bir özelliği olmaktadır. Örneğin buluş, alüminyumdan yapılmış bir bina yapısı ile ilgilidir. Önceki tekniğe ait dokümanda, aynı yapı açıklanmıştır ancak malzemenin hafif bir malzeme olduğu söylenmiş, alüminyum kullanımından bahsedilmemiştir.[35] Böyle bir durumda alüminyumun hafif bir malzeme olmasının onun iyi bilinen bir özelliği olması gerekçesiyle söz konusu farklılığın buluş konusuna katkı sağlamayan (her ikisi de hafif materyal) bir teknik özellik olması sebebiyle yenilik değerlendirmesine alınmadığı belirtilir. Eğer başvuru sahibi itirazında (tarifname kapsamında kalmak koşuluyla) gerekçeleriyle ikna edici bir argüman sunarsa farklılığın yenilik arz ettiği kabul edilir.

V. Aradaki fark aslında buluşa dezavantaj getiren işlevsiz bir modifikasyon ya da rastgele bir seçim olması (Predictable disadvantage; non-functional modification; arbitrary choice)

Eğer buluş tekniğin bilinen durumunun öngörülebilir dezavantajlı bir modifikasyonunun sonucuysa ve bu öngörülebilir dezavantaja beklenmedik bir teknik avantaj eşlik etmiyorsa[36] söz konusu farklılığın buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellikler olması sebebiyle yenilik değerlendirmesine alınmadığı belirtilir. Eğer başvuru sahibi itirazında (tarifname kapsamında kalmak koşuluyla) gerekçeleriyle ikna edici bir argüman sunarsa farklılığın yenilik arz ettiği kabul edilir. Yine eğer buluş yalnızca önceki tekniğe ait bir cihazın işlevsel olmayan keyfi bir modifikasyonunun veya bir dizi olası çözüm arasından yalnızca keyfi bir seçimin sonucu ise, benzer bir değerlendirme yapılabilir.[37]

Genellikle kimyasal konulu buluşlarda ortaya çıkan bu sorunlara benzer durumlar faydalı modele konu buluşta da bulunuyorsa, benzer bir yaklaşımın uygulanabileceği düşünülmektedir.

VI. Buluşa ait esas olmayan unsurlarda yapılan değişiklik (Alteration of unessential parts)

Avustralya’da buluşa ait esas olmayan unsurlarda yapılan değişikliğin buluşa yenilik getirmeyeceği kabul edilmektedir. Buna göre önce istemle teknikteki doküman arasındaki fark tespit edilir ve bu farkın buluşun esas özelliği olup olmadığı irdelenir.[38] Bir unsurun ana istemde bulunuyor olması onu otomatik olarak buluşun esas özelliği haline getirmez.[39]

Bağlı bir istem, bağımsız isteme buluşun çalışmasını etkilemeyen önemsiz bir özellik ekliyorsa, bu özelliğin istemin esas bir özelliğini oluşturması olası değildir. Bu tür durumlarda, bağımsız istemin yeni olmadığı yönündeki görüşe ek olarak bağlı istemin de yeni olmadığı öne sürülür.[40]

Benzer bir yaklaşım Rusya’da da bulunmaktadır. Rusya’da yeni ve sanayiye uygulanabilir buluşlar faydalı model ile korunabilmekte, buna ek olarak yenilik değerlendirmesinde sadece buluşun esas özelliklerinin dikkate alındığı belirtilmektedir. [41] Bir unsurun esas özellik olup olmadığının tespiti ise şu şekilde yapılmaktadır: Eğer bir özellik geri kalan esas özelliklerle birlikte faydalı modelin amaçladığı teknik sonuca ulaşmayı sağlıyorsa ve bu özelliğin yokluğunda istenen teknik sonuca ulaşılamıyorsa o özellik esas özelliktir.[42] Esas olmayan özellikler ise yenilik değerlendirmesine dahil edilmemektedir.

Alman Yüksek Mahkemesi, “Air-Breathing Hose” kararında, bir unsurun bulunmamasının, ancak patent sahibi bu unsuru buluşun esas bir özelliği olarak tanımlamış olması halinde ihlali ortadan kaldıracağını tespit etmiştir.[43]

İngiliz patent sisteminde de benzer uygulamalar gözlemlenmektedir. Eğer aradaki fark esas olmayan özelliklerdeki farklar ise yenilikten söz edilememektedir.[44]

Mevzuatımızdaki “buluşa katkı sağlamayan teknik özellik” ifadesinde geçen özelliklerin buluşa katkı sağlamamasının nedeni buluşun esas bir unsuru olmamalarından kaynaklanıyor olabilir. Zira buluşun esas özelliği geri kalan esas özelliklerle birlikte faydalı modelin amaçladığı teknik sonuca ulaşmayı sağlar ve bu özelliğin yokluğunda istenen teknik sonuca ulaşılamayacaktır. Esas olmayan bir özellik ise faydalı modelin amaçladığı teknik sonuca bir katkı sağlamayacaktır.

Kanunda “buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellikler” hükmü yerine, kanaatimizce Avustralya’daki gibi “buluşa ait esas olmayan unsurlarda yapılan değişiklikler”in yenilik kriterinde dikkate alınmaması hükmü bulunsaydı daha az kafa karışıklığı yaratacağı düşünülmektedir.

VII. Unsurun farklı bir şekle sahip olması (Change of shape or form)

Yapılan yenilik değerlendirmesinde istemle karşılaştırılan doküman arasında unsurun şeklinde ya da biçiminde farklılık varsa ve uzman bu farklılığın yarattığı katkıyı net olarak göremiyorsa bu farklılığı buluşa katkı sağlamayan teknik özellik olarak niteleyip başvuru sahibinin söz konusu katkıyı (tarifname kapsamında kalmak koşuluyla) ortaya koymasını bekleyebilir.

Buluş bir şişe ve şişenin boynunu örtecek şekilde uyarlanmış, belden yukarısı insan figürü şeklinde içi boş bir eleman içeren bir reklam gösterme cihazı olup, burada içi boş eleman ve şişe birlikte şeklen bir insan vücudu izlenimi vermektedir. Başvuru sahibi, kolların dizilişi dahil olmak üzere vücudun üst kısmındaki belirli sınırlamaların önceki teknik tarafından öğretilmediğini ileri sürmüştür. Ancak Mahkeme bu farkın yalnızca estetik bir tasarım değişikliği olduğu için patentlenebilir bulmamıştır.[45]

Ancak bunun aksine durumlar da söz konuşu olabilir. Örneğin istemde belirli bir nem ve yağ içeriğine sahip kızarmış patates cipsleriyle ilgiliyken, önceki teknik, daha yüksek nem içeriğine sahip parmak patates kızartmalarıyla ilgili olsun. Yukarıdaki şişe örneğinde olduğu gibi, bazı durumlarda, bir ürünün belirli şeklinin patentlenebilir bir önemi olmadığı kabul edilirken, böyle bir durumda Kurul ürünün şeklinin (cips) önemli olduğuna karar vermiştir, çünkü burada cips ile patates kızartmasının nem ve yağ oranları şekillerinden dolayı farklı sonuçlar doğurabilmektedir, bir başka deyişle patateste belirli bir nem oranını tutturmak için bu iki farklı ürün birbirinin yerine kullanılamayacaktır[46] (Buradaki örnek bir patent başvurusudur, bu nedenle buluş konusu faydalı modele uygun olmayabilir, bu örnek sadece fikir vermek amacıyla sunulmuştur).

Şekil 9: Patates cipsi şekli ve kutuya yerleştirilme biçimi

Yine cipslerden bir diğer örnek verelim. Patates cipslerinin belli bir şekilde oluşturulmasının cipslerin aynı kalınlıkta ve düzgünlükte standart bir şekilde üretilmesini sağlıyorsa ya da kutunun içinde kırılmadan düzgün bir biçimde paketlenmesini sağlıyorsa bunlar da teknik bir etkidir ve bu tür bir şeklin tekniğin bilinen durumundan farklılık arz ettiği kabul edilir.[47]


VIII. Özel-genel yaklaşımı (Generic vs. specific)

Spesifik bir açıklama yenilik testinde jenerik bir açıklamanın yeniliğini ortadan kaldırır ancak jenerik bir açıklama normalde spesifik bir açıklamanın yeniliğini ortadan kaldırmaz. Teknikte bilinen bakır, istemdeki metalin yeniliğini ortadan kaldırır. Ancak çeliğin ya da camın yeniliğini ortadan kaldırmaz. Ya da metal, bakırın yeniliğini ortadan kaldırmaz. [48] Ancak faydalı model mevzuatımızda bu farklar değerlendirilirken farklılığın buluş konusuna teknik katkı yapıp yapmadığı irdelenebilir. Örneğin istemde bir unsurun çelik olduğundan bahsediyor olsun ve teknikte bulunan dokümanda bu unsurun metal olduğundan bahsetsin. Bu durumda unsurun çelik olmasının buluşa katkı sağlamayan teknik özellik olarak değerlendirildiği belirtilebilir. Eğer başvuru sahibi (tarifname kapsamında kalmak koşuluyla) itirazında aksini ispat edebilirse uzman argümanı kabul edebilir.


IX. Aralıklı belirtilen istemler (selection invention)

Spesifik bir aralık belirtilen istemlere daha çok ilaç ve kimya başvurularında rastlanmakla birlikte zaman zaman bu tür istemler faydalı modellerde de karşımıza çıkmaktadır.

Buluşun olası alternatifler arasından sadece bir seçim olması buluşu tekniğin bilinen durumundan farklılaştıramayacaktır. Patentlenebilir olacak bir seçim, bir avantaj sağlamalı veya bazı dezavantajlardan kaçınmaya imkân vermelidir. [49]

Örneğin başvuru içten yanmalı motor için bir piston halkası ile ilgili olsun ve istemde piston halkasının çapının 95 mm olduğu belirtilsin. Tekniğin bilinen durumundaki dokümanda ise içten yanmalı motorda kullanılan çapı 70-105 mm olan bir piston halkasından bahsediliyor olsun. Böyle bir durumda standart yenilik testinde istem yeni olarak kabul edilecektir.[50] Ancak faydalı model mevzuatımıza göre böyle bir farklılığın buluş konusuna teknik katkı sağlamadığı ileri sürülerek istemin yeni olmadığı ifade edilebilir. Başvuru sahibinin (tarifname kapsamında kalmak koşuluyla) ikna edici argümanlar sunması halinde yenilik kriterinin sağlandığı kabul edilebilir.


X. Unsurun iyi bilinen bir eşdeğerinin kullanılması (substitution of well-known equivalents)

Bir unsurun iyi bilinen bir eşdeğerinin kullanılması EPO’da isteme yenilik niteliği kazandırmaktadır. Örneğin buluş, sadece hareket gücünün bir elektrik motoru yerine bir hidrolik motor tarafından sağlanmasıyla bilinen bir pompadan farklılık gösteren bir pompa ile ilgili ise yeni kabul edilmektedir.[51] Ancak kanaatimizce faydalı model mevzuatımızda istemdeki söz konusu farklılığın buluş konusuna katkı sağlayıp sağlamadığının irdelenmesinde fayda vardır. Bu düşüncenin temel çıkış noktası ise WIPO’nun “broader novelty” olarak tanımladığı kavramdır:[52]

“Genişletilmiş yenilik: isteme konu buluş daha önceki başvuruda tam olarak açıklanmasa bile (açık veya doğal olarak), ikisi arasındaki farklar küçükse (örneğin, unsurun iyi bilinen bir eşdeğeriyle değiştirilmesi), istem yeni kabul edilemeyecektir.”[53]

Burada hemen ifade etmek gerekir ki, WIPO’nun yaklaşımı faydalı modellerle ilgili olmayıp, yalnızca yenilik değerlendirmesinin mümkün olduğu “E dokümanlar”ın başvuruyla karşılaştırılması sırasında yapılan değerlendirmedir.

EPO’nun katı yenilik yaklaşımı diğer ülkelerden bu açıdan farklıdır. Örneğin USPTO’da da bazı mahkeme kararlarında unsurların aynı işleve sahip aynı şekilde çalışan eşdeğerlerinin de istemin yeniliğini ortadan kaldırabileceği değerlendirilmiştir.[54]

Çin’de de geleneksel araçların doğrudan ikamesi söz konusuysa istemin yeniliğinden bahsedilememektedir. Örneğin buluş bir cihazın vidayla tutturulmuş bir parçasından bahsediyor olsun. Tekniğin bilinen durumundaki dokümanda cıvata ile tutturulduğundan bahsediyorsa istem yeni kabul edilmemektedir.[55]

Bir istemde teknikten farklı olarak basmalı düğme (push-button) yerine dokunmatik düğme (touch button) kullanılmış olması iyi bilinen unsurların birbiri yerine kullanılması olarak değerlendirilebilir.

Avustralya’da ise “Doctrine of Mechanical Equivalents” olarak geçen mekanik eşdeğerler doktrinine göre buluş ile tekniğin bilinen durumu arasındaki farkın, önemli olmayan bir özelliğin bariz bir eşdeğeriyle ikame edilmesi buluşa yenilik sağlamamaktadır. Mahkemeler istemdeki bir özelliğin tekniğin bilinen durumunda mekanik (yani işlevsel) bir eşdeğeri varsa, bu özelliğin ipso facto gereksiz olması gerektiği görüşünü benimsemiştir.[56]

Almanya’da yenilik değerlendirmesinde iyi bilinen eşdeğerlerin de yeniliği ortadan kaldırmakta kullanıldığı bilinmektedir.[57] İstemde belirtilmeyen ancak uzmanın -yaygın genel bilgi temelinde, araştırmaya veya değerlendirmeye ihtiyaç duymadan- eşdeğer olarak hemen anladığı çözümler (yani, istemde belirtilen çözümün esaslı olmayan varyasyonları) yenilik sağlamamaktadır.[58]

ABD’de bazı mahkeme kararlarında unsurların aynı işleve sahip aynı şekilde çalışan eşdeğerlerinin de istemin yeniliğini ortadan kaldırabileceği değerlendirilmiştir.[59]


XI. Bilinen ilgisiz unsurların basitçe bir araya getirilmesi (mere aggregation of old elements, juxtaposition)

Bazen istemde, bilinen ilgisiz unsurların basitçe bir araya getirilmesi söz konusu olabilir. Bu unsurlar birbirinden bağımsız bir şekilde ve aralarında herhangi bir işbirliği olmadan hareket eder ve birleşik bir mekanizma oluşturmaz.[60]  Eğer iki unsurun birbiriyle etkileşimi varsa ve bunlar tek bir üniter yapı oluşturuyorsa[61] bir birleşimden (combination) bahsedebiliriz, yoksa bu sadece basit bir yan yana getirme (mere aggregation / juxtaposition / collocation) olur.

EPO’da bu şekilde yan yana getirilmiş ve aralarında bir etkileşim olmayan unsurlara ait buluş basamağı kriteri ayrı ayrı değerlendirilir.[62] Unsurlar arasındaki işlevsel etkileşim, örneğin her bir unsurun teknik etkilerinin toplamından daha büyük olmalıdır. Başka bir deyişle, unsurların etkileşimleri sinerjik bir etki oluşturmalıdır. Böyle bir sinerjik etki yoksa, istemde yalnızca özelliklerin bir araya toplanmasından, basit bir şekilde yan yana getirilmesinden fazlası yoktur.[63] Örneğin tek bir transistörün devredeki etkisi temelde elektronik bir anahtar gibidir. Ancak pek çok transistörün bir mikroişlemci oluşturmak amacıyla bir araya getirilmesi ile sinerjik bir etki oluşur ve bu sayede veri işleme vb. teknik etkiye sahip işlemler yapılabilir.[64]

Buluş yalnızca, bilinen cihazların normal şekilde işleyen ve bariz olmayan herhangi bir çalışma ilişkisi üretmeyen unsurların yan yana yerleştirilmesinden veya ilişkilendirilmesinden ibaret ise EPO’da bu tür buluşların buluş basamağı içermediği kabul edilir. Örneğin sosis üretmeye yönelik bir cihaz, bilinen bir kıyma makinesinin ve bilinen bir doldurma makinesinin yan yana yerleştirilmesinden ibaret ise burada buluş basamağından bahsedilemez.[65]

Bir buluşu tanımlayan unsurlar işlevsel olarak birbirine bağlı değilse ve buluş her unsurun sadece yan yana getirilmesi ise, buluş basamağından bahsedilemez.[66] Örneğin bir otomobil başvurusunda istemde, teknikte bulunan dokümandan farklı olarak aydınlatma aparatı (D) ve cam silecek aparatı (E) bulunuyor olsun. Bu unsurların teknikte otomobillerde kullanıldığı biliniyor olsun. Bu iki unsur birbiriyle işlevsel olarak etkileşen unsurlar değildir. Bu nedenle bu iki unsurun buluş basamağı kriteri ayrı ayrı değerlendirildiğinde istemin buluş basamağı içermediği tespit edilecektir.[67]

Avustralya’da ise birbirleri arasında etkileşim olmayan unsurların yeniliği ayrı ayrı değerlendirilir, buna göre eğer bu unsurlardan biri bile yeniyse istem yeni kabul edilir. Ancak istem bilinen unsurların bir araya getirilmesinden oluşuyorsa istemin yeniliğinden söz edilemez.[68] Yukarıda verilen EPO’daki sosis üretmeye yönelik bir cihaz örneğinde olduğu gibi, bilinen bir kıyma makinesinin ve bilinen bir doldurma makinesinin yan yana yerleştirilmesi patentlenebilir kabul edilmeyecektir.[69]

Yazar yukarıdaki örneklerde olduğu gibi bilinen unsurların aralarında herhangi bir etkileşim olmadan salt yan yana getirilmesinin faydalı model mevzuatımızda buluş konusuna katkı sağlamayan teknik unsurlar olarak değerlendirilmesinin uygun olacağı görüşündedir.

Örneğin buluş bir lehim seti ile ilgili olsun. Başvuru sahibi kullanıcıların bir lehim işlemi yaparken ihtiyaç duyacakları tüm ekipmanın bir araya getirildiği bir kit oluşturduğunu ileri sürsün. Kit içerisinde havya, havya sehpası, lehim pompası, lehim teli ve yan keski, devre kartı ve 9V pil bulunuyor olsun. Bu durumda uzmanın buluşun yeniliğini öldürmek için bu unsurların tümünün bir arada bulunduğu bir kit bulmasına gerek yoktur, zira bu unsurlar birbiriyle etkileşim halinde değildir, sadece belli bir işi yapmak için yan yana getirilen ve bilinen ürünlerdir.


XII. Aradaki farklılığın teknik olmayan unsurları kapsaması

Bu konuyla ilgili örnek ve açıklamalar için bkz. Bölüm 3.1.

6. Faydalı Model Araştırma Raporu

Faydalı model araştırma raporu format olarak patent başvurularına ait araştırma raporuna benzemekle birlikte bazı farklılıklar içerir. Araştırma sonucu bulunan dokümanların listelendiği kısımda doküman kategorisi olarak “Y doküman” bulunmaz ve “X doküman” da patenttekinden farklı olarak “Buluşun yeni olmadığını gösteren doküman” olarak ifade edilir.

Şekil 10: Faydalı model araştırma raporu – kategorilerin açıklaması bölümü

Ayrıca raporda “FAYDALI MODEL VERİLEBİLİRLİK KRİTERLERİ” başlığı altında –patent inceleme raporlarındakine benzer şekilde– yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik kriterlerinin hangi istemler için sağlandığını ve sağlanmadığını gösteren bir liste bulunur.

Şekil 11: Faydalı model araştırma raporu – Faydalı model verilebilirlik kriterleri bölümü

Eğer buluş konusu istemle en yakın doküman arasında bazı farklılıklar varsa ve aradaki farkın teknik katkı sağladığı uzman tarafından kabul ediliyorsa olumlu bir rapor hazırlanır.

Eğer buluş konusu istemle en yakın doküman arasında farklılıkların teknik katkı sağlamadığı gerekçesiyle olumsuz bir araştırma raporu düzenlenecekse raporun “görüşler” kısmına hangi unsurun ne sebeple buluşa teknik katkı sağlamadığı aşağıdakine benzer bir şekilde açıklanır:

“İstem 1’deki fan koruyucunun (5) plastik yapıya sahip olması özelliği, buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellik olarak değerlendirilmiş ve yenilik değerlendirmesinde dikkate alınmamıştır.”

Mustafa Güney ÇALIŞKAN

Mart 2021

guneycaliskan@gmail.com


[1] Çin Patent Yasası, m.22, https://www.wipo.int/edocs/lexdocs/laws/en/cn/cn006en.pdf

[2] Graham v. John Deere Co., 383 U.S. 1 (1966).

[3] T 0552/14 (Queue message/TICKETMASTER), https://www.epo.org/law-practice/case-law-appeals/recent/t140552eu1.html

[4] EPO Case Law of the Boards of Appeal, I. PATENTABILITY, C. Novelty, 5. Ascertaining differences, 5.2. Distinguishing features, 5.2.8 Non-technical distinguishing features, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/caselaw/2019/e/clr_i_c_5_2_8.htm

“Whereas novelty is not necessary to establish the technical character of an invention, the converse is not true as novelty and inventive step can only be established on the basis of the technical features of the invention. This is in line with the case law of the boards of appeal (T 154/04, OJ 2008, 46)”

[5] EPO Case Law of the Boards of Appeal, I. PATENTABILITY, C. Novelty, 5. Ascertaining differences, 5.2. Distinguishing features, 5.2.8 Non-technical distinguishing features, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/caselaw/2019/e/clr_i_c_5_2_8.htm

“A claimed invention lacks novelty unless it includes at least one essential technical feature which distinguishes it from the state of the art.”

[6] T 2050/07:  “the board confirmed the established case law according to which features that do not contribute to the technical character of an invention and do not interact with the technical subject-matter of the claim for solving a technical problem have to be ignored when assessing inventive step, such features should equally be ignored when assessing novelty.”

[7] T 2191/13:  “the board observed that novelty could not be established on the basis of a distinction made only mentally, i.e. derived solely from pre-existing knowledge and not reflected in the technical features of the claimed subject-matter.”

[8] Neden teknik özelliklere sahip olduğuna yönelik bir açıklama için bkz: T 2383/10 () of 10.10.2012, Reasons for the decision, 1.

[9] “advantage of easy classification by colour represented a non-technical effect in the form of a presentation of information”;  EPO Case Law of the Boards of Appeal, I. PATENTABILITY, A. Patentable inventions, 2. Non-inventions under Article 52(2) and (3) EPC, 2.3. Aesthetic creations, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/caselaw/2019/e/clr_i_a_2_3.htm ; Ayrıca bkz. T 0119/88 (Coloured disk jacket) of 25.4.1989.

[10] “the flap is partially or entirely shaped as a company logo or as a product in the box.”

[11] T 2383/10 of 10.10.2012, https://www.epo.org/law-practice/case-law-appeals/recent/t102383eu1.html

[12] TÜRKPATENT’te yapılan istatistiklere göre 2017 ve sonrası patentten faydalı modele dönüşen başvuruların %100’e yakınının G06Q sınıfına sahip bilgisayar tabanlı buluşlar olduğu tespit edilmiştir.

[13] In Ryan v Lum (1989) 14 IPR 513, which concerned a method of cleaning silver involving a sheet of  aluminium with a regular pattern of holes, the court observed: “Neither in the specification nor anywhere else is it claimed that it is the holes themselves which are important in the process. Indeed, the fact that the specification is so general about the number and types of holes that are needed negates to my mind the view that the holes are of great significance to this invention.”

[14] Intellectual Property Office, Manual of Patent Practice, Section 14.115, July 2018, https://assets.publishing.service.gov.uk/government/uploads/system/uploads/attachment_data/file/436997/mopp.pdf : the interpretation of the word “opaque” by Jacob J in Minnesota Mining and Manufacturing Co. and anr. v Plastus Kreativ AB and anr. (BL C/64/95; upheld on appeal [1997] RPC 737) where he construed the term by considering the stated reason for the flap being opaque, which was to eliminate the disadvantages of the prior art. However, when considering this case in Nikken Kosakusho Works v Pioneer Trading Co. [2005] FSR 15, Mann J held that although the meaning of a word in a claim can be qualified or explained by reference to the objective intended to be realised, this has to be stated clearly enough in the specification; otherwise the skilled but unimaginative reader, through whose eyes the patent had to be read, would be confused.

[15] Butler v. Helms, 550 F.2d 954, 956-57, 193 U.S.P.Q. 81 (4th Cir. 1977) (“a merely extraneous structural feature recited in the claim, which has no function with respect to the invention claimed, should not prevent invalidity for anticipation if all of the requirements of anticipation are otherwise met”)

[16] Bkz. RCA Corp. v. Applied Digital Data Sys., Inc., 730 F.2d 1440, 221 USPQ 385 (Fed. Cir. 1984); Reynolds Metals Co. v. Aluminum Co. of America, 609 F.2d 1218, 204 USPQ 7 (7th Cir. 1979)

[17] Electro-Nucleonics Laboratories, Inc. v. Abbott Laboratories 214 USPQ 139 (N.D. Ill. 1981)

[18] EPO Guidelines for Examination, Part G – Patentability, Chapter VI – Novelty, 6. Implicit disclosure and parameters, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/g_vi_6.htm

[19] EPO Guidelines for Examination, Part G – Patentability, Chapter VI – Novelty, 6. Implicit disclosure and parameters, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/g_vi_6.htm :

“It may happen that in the relevant prior art a different parameter, or no parameter at all, is mentioned. If the known and the claimed products are identical in all other respects (which is to be expected if, for example, the starting products and the manufacturing processes are identical), then in the first place an objection of lack of novelty arises. The burden of proof for an alleged distinguishing feature lies with the applicant.”

[20] Iron Grip Barbell Co. v. USA Sports, Inc., 392 F.3d 1317.

[21] EPO Case Law of the Boards of Appeal, I. PATENTABILITY, C. Novelty, 4. Determining the content of the relevant prior art, 4.5. Taking equivalents into account, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/caselaw/2019/e/clr_i_c_4_5.htm ; TREATMENT OF CONFLICTING APPLICATIONS STUDY MANDATED BY THE TEGERNSEE HEADS, Tegernsee Experts Group, Munich, 24 September 2012,https://www.uspto.gov/sites/default/files/ip/global/treatment_of_conflicting_apps.pdf

[22] EPO Case Law of the Boards of Appeal, I. PATENTABILITY, C. Novelty, 2. State of the art, 2.8. Common general knowledge, 2.8.1 Definition of “common general knowledge”, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/caselaw/2019/e/clr_i_c_2_8_1.htm

[23] EPO Case Law of the Boards of Appeal, I. PATENTABILITY, C. Novelty, 2. State of the art, 2.8. Common general knowledge, 2.8.1 Definition of “common general knowledge”, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/caselaw/2019/e/clr_i_c_2_8_1.htm

[24] Guidet v. Brooklyn, 105 U.S. 550 (1881).

[25] Re Shortell, 21 CCPA 1062.

[26] Gardner v.TEC Syst., Inc., 725 F.2d 1338, 220 USPQ 777 (Fed. Cir. 1984), cert. denied, 469 U.S. 830, 225 USPQ 232 (1984): “the Federal Circuit held that, where the only difference between the prior art and the claims was a recitation of relative dimensions of the claimed device and a device having the claimed relative dimensions would not perform differently than the prior art device, the claimed device was not patentably distinct from the prior art device.”

[27] Smith v. Nichols, 88 U.S. 112 (1874).

[28] In re Rose, 220 F.2d 459, 105 USPQ 237 (CCPA 1955): “Claims directed to a lumber package “of appreciable size and weight requiring handling by a lift truck” where held unpatentable over prior art lumber packages which could be lifted by hand because limitations relating to the size of the package were not sufficient to patentably distinguish over the prior art.”

[29] “evident modifications such as a mere optimization of a size or a mere re-arrangement of elements”

[30] DRAFT “ENLARGED” CONCEPT OF NOVELTY:  INITIAL STUDY CONCERNING NOVELTY AND THE PRIOR ART EFFECT OF CERTAIN APPLICATIONS UNDER DRAFT ARTICLE 8(2) OF THE SPLT prepared by the International Bureau, December 2, 2004, s.25-26, https://www.wipo.int/scp/en/novelty/documents/5prov.doc

[31] EPO Guidelines for Examination, Part G – Patentability, Chapter VII – Inventive step, 7. Combination vs. juxtaposition or aggregation, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/g_vii_7.htm

[32] In reHarza, 274 F.2d 669, 124 USPQ 378: “Although the reference did not disclose a plurality of ribs, the court held that mere duplication of parts has no patentable significance unless a new and unexpected result is produced.”

[33] Iron Grip Barbell Co. v. USA Sports, Inc., 392 F.3d 1317.

[34] Ling-Temco-Vought, Inc. v. Kollsman Instrument 372 F.2d 263 (2d Cir. 1967): “merely substituting one material for another and the substituted material performed in a readily predictable manner because of its well known properties that distinguish it from the formerly used material, appellant has a mere “substitution of materials” patent which is invalid.”

[35] EPO Guidelines for Examination, Part G – Patentability, Chapter VII – Inventive step, Annex – Examples relating to the requirement of inventive step – indicators, 1. Application of known measures?, 1.1(i), https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/g_viia_1.htm

[36] EPO Guidelines for Examination, Part G – Patentability, Chapter VII – Inventive step, 10. Secondary indicators, 10.1 Predictable disadvantage; non-functional modification; arbitrary choice, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/g_vii_10_1.htm

[37] T 72/95 ve T 939/92.

[38] Australia Patent Manual of Practice and Procedure, 2.4 Novelty, 2.4.3.2 Testing a Claim Against a Citation, http://manuals.ipaustralia.gov.au/patent/2.4.3.2-testing-a-claim-against-a-citation

[39] Australia Patent Manual of Practice and Procedure, 2.4 Novelty, 2.4.8.3 Mere Presence in Claim Does Not Ensure Essential, http://manuals.ipaustralia.gov.au/patent/2.4.8.3-mere-presence-in-claim-does-not-ensure-essential

[40] Australia Patent Manual of Practice and Procedure, 2.4 Novelty, 2.4.8.9 Consideration of Independent and Dependent Claims, http://manuals.ipaustralia.gov.au/patent/2.4.8.9-consideration-of-independent-and-dependent-claims

[41] Rusya Patent Yasası, 2003, m.5(1): A utility model shall be recognized as patentable if it is new and industrially applicable. A utility model shall be new if the sum of its essential features is not anticipated by prior art.

[42] International report – Key features of utility model protection, Gorodissky & Partners – Russia, 24.02.2016,  http://www.iam-media.com/reports/detail.aspx?g=04fdcef1-57e3-4810-a319-3e9279d09f2f  Erişim tarihi: 26.01.2018.

[43] Is the “essentiality” test here to stay?, Miquel Montañá (Clifford Chance), May 15, 2017,  http://patentblog.kluweriplaw.com/2017/05/15/essentiality-test-stay/

[44] Intellectual Property Office, Manual of Patent Practice, Section 2.11, July 2018, https://assets.publishing.service.gov.uk/government/uploads/system/uploads/attachment_data/file/436997/mopp.pdf

[45] In re Seid, 34 C.C.P.A. 1039, 161 F.2d 229, 73 U.S.P.Q. 431 (1947).

[46] Ex parte Hilton, 148 USPQ 356 (Bd. App. 1965).

[47] Bkz. Pringles örneği: US2286644 nolu patent; The Pringle as Technology, ALEXIS C. MADRIGAL, APRIL 6, 2011, https://www.theatlantic.com/technology/archive/2011/04/the-pringle-as-technology/236903/

[48] EPO Guidelines for Examination, Part G – Patentability, Chapter VI – Novelty, 5. Generic disclosure and specific examples, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/g_vi_5.htm

[49] Australia Patent Manual of Practice and Procedure, 2.4 Novelty, 2.4.6.6.2 Selection Specification Must Describe Advantage, http://manuals.ipaustralia.gov.au/patent/2.4.6.6.2-selection-specification-must-describe-advantage

[50] SIPO Examination Guidelines 2010 Part II Chapter 3 Section 3.2.4, http://www.gechengip.com/information/gfpe2010_en.htm

[51] EPO Guidelines for Examination, Part G – Patentability, Chapter VII – Inventive step, Annex – Examples relating to the requirement of inventive step – indicators, 1. Application of known measures?, 1.1(ii), https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/g_viia_1.htm

[52] DRAFT “ENLARGED” CONCEPT OF NOVELTY:  INITIAL STUDY CONCERNING NOVELTY AND THE PRIOR ART EFFECT OF CERTAIN APPLICATIONS UNDER DRAFT ARTICLE 8(2) OF THE SPLT prepared by the International Bureau, December 2, 2004, s.1, https://www.wipo.int/scp/en/novelty/documents/5prov.doc

[53] Broader novelty: even if the claimed invention is not fully disclosed (explicitly or inherently) in the earlier application, the earlier application defeats the patentability of the claimed invention if the differences between the two are minor (for example, a replacement with a well-known equivalent element)

[54] Shanklin Corp. v. Springfield Photo Mount Co., 521 F.2d 609, 187 U.S.P.Q. 129 (1st Cir. 1975)

[55] SIPO Guidelines for Examination (2010) Chapter 3 of Part 2, 3.2.3.

[56] Australia Patent Manual of Practice and Procedure, 2.4 Novelty, 2.4.9 Doctrine of Mechanical Equivalents, http://manuals.ipaustralia.gov.au/patent/2.4.9-doctrine-of-mechanical-equivalents

[57] Rogge, GRUR 1996, 936.

[58] NOVELTY AND NON-OBVIOUSNESS – THE RELEVANT PRIOR ART, Mario Franzosi; Edited for publication by Kraig Hill, Toshiko Takenaka and/or Kevin Takeuchi, CASRIP, 2001, s.77, https://ficpi.org.au/members-only/articles/Annex_1A.pdf

[59] Shanklin Corp. v. Springfield Photo Mount Co., 521 F.2d 609, 187 U.S.P.Q. 129 (1st Cir. 1975)

[60] Bowser Inc. v. United States, 388 F.2d.

[61] Lincoln Engineering Co. v. Stewart-Warner Corporation, 91 F.2d 757 (7th Cir. 1937).

[62] EPO Guidelines for Examination, Part G – Patentability, Chapter VII – Inventive step, 7. Combination vs. juxtaposition or aggregation, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/g_vii_7.htm

[63] T 389/86 ve T 204/06.

[64] EPO Guidelines for Examination, Part G – Patentability, Chapter VII – Inventive step, 7. Combination vs. juxtaposition or aggregation, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/g_vii_7.htm

[65] EPO Guidelines for Examination, Part G – Patentability, Chapter VII – Inventive step, Annex – Examples relating to the requirement of inventive step – indicators, 2. Obvious combination of features?, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/g_viia_2.htm#GLG_CVIIA_2

[66] COMPARATIVE STUDY REPORT ON INVENTIVE STEP (JPO – KIPO – SIPO), p.12, https://www.kipo.go.kr/upload/en/download/JP-CN-KR_Comparative_Table_of_Inventive_Step.pdf

[67] Inventive Step of Invention, Japan Patent Office, Asia-Pacific Industrial Property Center, JIII, 2011, Collaborator: Tetsuo TSUKANAKA, 3-4 Principle of Method of Determining whether a Claimed Invention Involves an Inventive Step, Mere juxtaposition of features, https://www.jpo.go.jp/e/news/kokusai/developing/training/textbook/document/index/Inventive_Step_of_Invention2011.pdf

[68] Australia Patent Manual of Practice and Procedure, 2.4 Novelty, 2.4.8.5 Collocations, Kits, http://manuals.ipaustralia.gov.au/patent/2.4.8.5-collocations-kits

[69] Australia Patent Manual of Practice and Procedure, 2.9 Patentability issues, 2.9.2.16.1 Collocations, http://manuals.ipaustralia.gov.au/patent/2.9.2.16.1-collocations

Faydalı Modelde Yenilik Kriterinin Değerlendirilmesi – Bölüm I

UYARI: Bu yazıdaki değerlendirmeler yazarın kişisel görüşlerini yansıtır ve hiçbir şekilde TÜRKPATENT’in resmi görüşünü ya da uzmanlarının başvurularla ilgili değerlendirmelerini temsil etmez. Yazı yalnızca bilgi amaçlı olup yasal tavsiye niteliği taşımaz. Bu yazının içeriğinin bir sonucu olarak herhangi bir işlem yapmadan veya herhangi bir işlemden kaçınmadan önce profesyonel hukuki tavsiye alınmalıdır. Yazarın verilen bir örnek üzerindeki değerlendirmesi yalnızca o örneğin spesifik koşullarına bağlıdır. Bir başka durum için yazarın alacağı kararlarda bağlayıcılığı yoktur.

GİRİŞ

Bilindiği üzere 6769 nolu Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile birlikte faydalı model mevzuatında çeşitli değişiklikler gerçekleşti. Bunlardan en önemlisi hiç kuşkusuz faydalı modele araştırma raporu düzenlenmesi zorunluluğuydu. Bu değişiklikle beraber faydalı model verilebilirlik kriterlerinin nasıl değerlendirileceği sorusu da daha önem kazanmış oldu. Bu kriterler her ne kadar eski mevzuatta olduğu gibi buluş basamağı kriteri aranmaksızın, yenilik ve sanayiye uygulanabilirlikten ibaret olsa da, yenilik değerlendirmesine eklenen bir hüküm kafa karışıklığını da beraberinde getirdi. Bu yazıda 6769 nolu SMK’ya göre faydalı modeller için yenilik kriterinin nasıl değerlendirileceği yorumlanmaya çalışılacaktır. Bu yapılırken önce Bölüm I’de TÜRKPATENT’te uygulanan standart yenilik prosedürü ortaya konulacak ve sonra Bölüm II’de Kanuna yeni eklenen hüküm ile ilgili değerlendirmeler yazarın tamamen kendi görüşleri üzerinden yapacaktır. Umarız ki yazı kafaları daha da fazla karıştırmaz ve okuyuculara faydalı olur.

1. Mevzuat

6769 nolu SMK’nın 142 nci maddesinin ilk iki fıkrasında faydalı model ile korunabilir buluşlardan bahsedilmektedir:

“(1) 83 üncü maddenin birinci fıkrası hükmüne göre yeni olan ve 83 üncü maddenin altıncı fıkrası kapsamında sanayiye uygulanabilen buluşlar, faydalı model verilerek korunur.

(2) Faydalı modelin yenilik değerlendirmesinde, buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellikler dikkate alınmaz.”

SMK m.142(1)’de atıf yapılan m.83’e göre “Tekniğin bilinen durumuna dâhil olmayan buluşun yeni olduğu kabul edilir.”

SMK m.83’ün ilk fıkrası, eski mevzuatta olduğu gibi faydalı model verilebilirlik şartlarını yenilik ve sanayiye uygulanabilirlik olarak belirlemiştir.

Burada yeni eklenen ikinci fıkra özellikle dikkat çekicidir. Bu maddeye ilişkin Kanun Gerekçesi şöyledir:  “Maddenin birinci fıkrasında, faydalı modelle korunabilir buluşlar tanımlanmıştır. Patentten farklı olarak faydalı modelde buluş basamağı kriteri aranmamaktadır. Ancak buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellikler, faydalı modelin yenilik değerlendirmesinde dikkate alınmayacaktır. Böylece küçük farklılıklar içeren buluşların değil yenilik içeren teknik geliştirmelerin faydalı modelle korunabilmesi imkânı sağlanmıştır.”

Ancak gerekçe kafa karışıklığını gidermektense daha fazla karışıklık yaratmışa benzemektedir. Zira “yenilik içeren teknik geliştirmeler” ifadesinden ne anlaşılması gerektiği belirsizdir. Bu durumda bütün geliştirmeler yenilik içermemekte midir? “küçük faklılıklar”dan ne kast edilmektedir? Dahası “buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellikler” nasıl tespit edilecektir? Hatta “buluş konusu” nasıl tespit edilmelidir? Bu sorulara cevap aramadan önce biraz soluklanalım ve konuya klasik yenilik testimizi ele alarak başlayalım.

2. Yenilik Testi

Patentlenebilirlik kriterleri arasında yenilik kriteri, çoğu zaman buluş basamağı kriterine göre çok daha az tartışma konusu olmakta, yenilik genelde taraflarca çok zorluk çekilmeden değerlendirilebilmektedir. Bu rahatlığın temel nedenlerinden biri “küçük farklılıklar” nedeniyle bir buluşun yeni olarak kabul edilmesi durumunda bile buluş basamağı kriterinin devreye gireceği düşüncesidir. Bununla birlikte buluş basamağı kriterinin değerlendirilmediği ülkemizdeki gibi faydalı model sistemlerinde yenilik kavramının değerlendirilmesi çok daha fazla önem kazanmaktadır. Tekniğin bilinen durumundaki bir dokümandan “küçük bir fark”la ayrılan bir yapılanmanın yeni olarak kabul edilip edilmeyeceği konusunda sıklıkla görüş ayrılıkları yaşanmaktadır. Kanuna eklenen yukarıda bahsedilen yeni hüküm bu tartışmayı daha da alevlendirmiştir.

Yenilik değerlendirmesi kabaca iki ana aşamaya ayrılabilir: Birinci aşamada tekniğin bilinen durumunun kapsamı tespit edilir ve ilgili dokümanlar bulunur. İkinci aşamada ise her doküman tek tek buluş konusu istemlerle karşılaştırılır.[i] Bu karşılaştırma sonucunda eğer istemdeki bütün özellikler bulunan dokümanda varsa istemin yeni olmadığı sonucuna varılır. Şimdi ilk olarak tekniğin bilinen durumunun kapsamını tespit edelim.

2.1 Tekniğin Bilinen Durumunun Kapsamı

SMK m.83(2)’ye göre “Tekniğin bilinen durumu, başvuru tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde, yazılı veya sözlü tanıtım yoluyla ortaya konulmuş veya kullanım ya da başka herhangi bir biçimde açıklanmış olan toplumca erişilebilir her şeyi kapsar.”

Bu hüküm mevzuatımızda yenilik kıstasının “mutlak yenilik” (sadece Türkiye’de yeni değil, tüm dünyada yeni olma kriteri) olduğunu göstermektedir. Ayrıca açıklamanın türü (yazılı, sözlü kaynak ya da kullanım şeklinde olması) önemli olmaksızın her türlü açıklama tekniğin bilinen durumu kapsamına alınmıştır.

Tekniğin bilinen durumu tespit edilirken başvuru ile aynı tarihe sahip dokümanlar dikkate alınmaz. Zira 6769 SMK m. 83(2)’deki “başvuru tarihinden önce” ifadesi bunu gerektirmektedir.

Ayrıca SMK m.83(3)’e göre, “başvuru tarihinde veya bu tarihten sonra yayımlanmış olan ve başvuru tarihinden önceki tarihli ulusal patent ve faydalı model başvurularının ilk içerikleri tekniğin bilinen durumu olarak dikkate alınır.” Bir başka deyişle araştırma raporlarında “E doküman” olarak kullanılan yerli başvurular da tekniğin bilinen durumuna dahil edilmiştir. Türkiye’ye giriş yapan ve tarih itibariyle “E doküman” olma şartını sağlayan PCT ve EP başvuruları da yerli başvuru olarak kabul edilerek tekniğin bilinen durumuna dahil edilmiştir.

Yukarıdaki hüküm tekniğin bilinen durumunu genişletirken, aşağıdaki hüküm ise kapsamı biraz daraltmaktadır. 6769 SMK m.84’e göre buluşa faydalı model verilmesini etkilemeyen açıklamalar şunlardır:

“(1) Buluşa patent veya faydalı model verilmesini etkileyecek nitelikte olmakla birlikte, başvuru tarihinden önceki on iki ay içinde veya rüçhan hakkı talep edilmişse rüçhan hakkı tarihinden önceki on iki ay içinde ve aşağıda sayılan durumlarda açıklama yapılmış olması buluşa patent veya faydalı model verilmesini etkilemez:

a) Açıklamanın buluşu yapan tarafından yapılmış olması.

b) Açıklamanın patent başvurusu yapılan bir merci tarafından yapılmış olması ve bu merci tarafından açıklanan bilginin;

1) Buluşu yapanın başka bir başvurusunda yer alması ve söz konusu başvurunun ilgili merci tarafından açıklanmaması gerektiği hâlde açıklanması.

2) Buluşu yapandan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bilgiyi edinmiş olan üçüncü bir kişi tarafından, buluşu yapanın bilgisi veya izni olmadan yapılan başvuruda yer alması.

c) Açıklamanın buluşu yapandan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bilgi elde eden üçüncü kişi tarafından yapılmış olması.

(2) Birinci fıkraya göre, başvurunun yapıldığı tarihte patent veya faydalı model isteme hakkına sahip olan her kişi buluşu yapan sayılır.

(3) Birinci fıkranın uygulanmasından doğan sonuçlar, süreyle sınırlı değildir ve her zaman ileri sürülebilir.

(4) Birinci fıkranın uygulanması gerektiğini ileri süren taraf, şartların gerçekleştiğini veya gerçekleşmesinin beklendiğini ispatla yükümlüdür.”

Burada sıklıkla tartışma konusu olan noktalardan biri başvuru sahibinin başvuru tarihinden önceki on iki ay içinde yayınlanmış eski bir başvurusunun bu kapsama girip girmeyeceğidir. Söz konusu maddenin temel amacı başvuru sahibinin isteği dışında gerçekleşen bazı açıklamalar nedeniyle mağdur olmasının önüne geçmektir. Bunun dışında yine sergileme yoluyla ya da makale vb. bir şekilde yapılan açıklamalar için de bu maddeyle başvuru sahibine istisna (grace period) sağlanmıştır. Ancak ilgili maddedeki ”açıklamanın buluşu yapan tarafından yapılmış olması” ifadesini başvuru sahibinin yaptığı önceki tarihli patent/faydalı model başvurusu olarak değerlendirmek kanaatimizce doğru olmayacaktır. [ii] Zira bu durum koruma süresinin haksız olarak uzatılmasına yol açacaktır. Örneğin 20.09.2016 başvuru tarihli bir faydalı model başvurusu 20.03.2018’de yayınlanmış olsun. Aynı başvuru sahibi aynı buluş konusu ile ilgili 10.03.2019’da bir faydalı model başvurusu daha yapmış olsun. 12 aylık süreyi kaçırdığı için önceki başvuruyu da rüçhan gösterememiş olsun. Bu durumda 20.03.2018’de yayınlanmış başvuruyu son on iki ayda buluşu yapan tarafından yapılmış açıklama olarak kabul edecek olursak başvuru sahibine aynı buluş konusuyla ilgili 20.09.2016 tarihinden itibaren 10.03.2029 tarihine kadar yaklaşık 12,5 yıl koruma süresi (normalden 2,5 yıl fazla) verilmiş olacaktır ki bu doğru bir uygulama değildir.

551 KHK m.8(1)(b)’deki “Açıklamanın bir merci tarafından yapılmış olması” ifadesinin 6769 SMK m.84’te “Açıklamanın patent başvurusu yapılan bir merci tarafından yapılmış olması” olarak değiştirildiği görülmektedir. Söz konusu değişikliğin nedeninin anılan mercinin patent ofisi olduğunun altını çizmek olduğu tahmin edilmektedir. Ancak bahsi geçen istisnalar nadiren karşılaşılabilecek bazı durumlara işaret etmektedir. Örneğin başvuru sahibinin yaptığı bir başvurunun ardından gelen olumsuz araştırma raporu, başvuru sahibinde başvuruyu daha iyi ve kapsamlı bir şekilde yapması gerektiği kanaati oluşturmuş olsun. Hemen bu başvuru yayınlanmadan başvuruyu geri çeksin ve buluşa ait unuttuğu, eksik bıraktığı unsurları ekleyerek yeni bir başvuru yapmış olsun. Ancak bu sırada ofis geri çekme talebini fark etmemiş ve yanlışlıkla önceki başvuruyu yeni başvuru yapılmadan önce yayına çıkarmış olsun.   Bu durumda SMK m.84(1)(b)(1)’deki hükme göre bu yayın yeni başvurunun faydalı model verilebilirliğini etkilemeyecektir.

Bir diğer istisna ise üçüncü bir kişi tarafından, buluşu yapanın bilgisi veya izni olmadan patent ofisine başvuruda bulunulması ya da başka bir şekilde açıklanması durumudur. Böyle bir durumda da yapılan açıklama başvurunun faydalı model verilebilirliğini etkilemeyecektir.

2.2 Yenilik Değerlendirmesindeki Temel Kurallar

Bu bölümde TÜRKPATENT’te uygulanan klasik yenilik testine ait esaslardan bahsedilecektir. Tekniğin bilinen durumunda bulunan dokümandaki yapılanma ile faydalı modelin istemi karşılaştırılırken unsurların kelimesi kelimesine aynı olması gerekmez. Bir başka deyişle, teknikte bilinen dokümanın istemdeki unsurları özdeş bir dille yazılmış şekilde içermesi gerekmez.[iii] Teknik unsurların farklı isimlendirilmiş olması önemli olmayıp teknik özelliklerinin örtüşmesi önemlidir. Bir başka deyişle buluşa ait unsurların tümünün bir dokümanda bulunmasından kastedilen lafzi bir aynılık değildir. Teknikteki doküman buluşun öğretisinin içeriğini, temel fikrini bulundurmalıdır.[iv]

Bağımlı ve bağımsız istemler için yenilik değerlendirmesi şu şekilde ele alınır: Eğer bağımsız bir istem yeni değilse, buna bağlı istemlerin yeni olup olmadığı tek tek kontrol edilmelidir. Eğer bağımsız bir istem yeni ise, buna bağlı istemler de yenidir (İstemlerin doğru bir şekilde bağlandığı varsayılmaktadır. Eğer yanlış bağlandıysa, düzeltilmiş hali düşünülerek değerlendirme yapılır ve düzeltme istenir).

Yenilik karşılaştırması yapılırken istemde bir unsur ya da yapılanmayla ilgili birden fazla alternatif verilmişse, o alternatiflerden herhangi birinin olduğu yapılanmaya sahip bir doküman istemin yeniliğini ortadan kaldırmada yeterli olacaktır. Bir başka deyişle, alternatiflerin her birinin ayrı ayrı bulunmasına gerek yoktur. Örneğin istemde iki cep telefonu arasında yapılan veri transferinin NFC ya da bluetooth kullanılarak yapıldığından bahsediyor olsun. Bu durumda uzmanın söz konusu veri transferinin NFC ile gerçekleştirildiği bir doküman (bluetooth’tan bahsedilmese bile) bulması istemin yeni olmadığını göstermede yeterli olacaktır. Yine istemde opsiyonel olarak sunulan özelliklerin yenilik değerlendirmesinde karşılaştırılan dokümanda bulunmasına gerek yoktur. İstemde geçen “tercihen”, “örneğin”, “vb.” gibi ifadeler bu nedenle göz ardı edilebilir.[v] Örneğin “…kısa mesafe veri transferinin tercihen NFC ya da bluetooth ile yapılmasıdır” ifadesinin yeni olmadığı herhangi bir kısa mesafe veri transfer yöntemi (NFC ya da bluetooth olmak zorunda değil) ile gösterilebilir.

Buluş konusunun başvuru tarihinden önce piyasada satıldığı biliniyorsa söz konusu cihazın/ürünün isteme konu yapılanmalardan birinin teknik özelliklerini kapsaması yeterli olacaktır.[vi] Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir husus, özellikle piyasada satılan ürünlerin bazen dış görünüşleri ile bilindiği ve içeriklerine tam olarak ulaşılamadığı durumlarla ilgilidir. Böyle bir durumda buluşa konu istemin söz konusu ürüne karşılık geldiği anlaşılamıyorsa veya ürün ortaya konamıyorsa yeniliği ortadan kaldırmasından söz edilemeyecektir.[vii] Örneğin bulunan bir internet sitesinde satılan cihazın görsel açıdan buluşla birebir aynı olduğu anlaşılsa bile resimlerden iç mekanizması görülemiyorsa (ve bunu destekleyecek başka bilgi de yoksa) ve istemde de bunlar korunuyorsa bu doküman yenilik değerlendirmesi için yeterli değildir. Bir dokümanın yeniliği ortadan kaldırabilmesi için yeterli teknik içeriğinin (enabling disclosure) olması gerekir. Burada buluşun muhtemelen piyasada önceden satılıyor olması nedeniyle daha açıklayıcı bir doküman bulunması amacıyla uzman tarafından araştırmada azami çaba sarf edilmelidir.

Patent uzmanı buluşun yeniliğinin olmadığını referans göstererek ispatlamalıdır. Hiç doküman kullanmadan yalnızca uzmanın kişisel bilgisiyle bir buluşun yeni olmadığı ispatlanamaz.[viii]

6769 SMK m. 83(4)’te buluş basamağı tanımlanırken “teknik alandaki uzman” ifadesinden bahsedilmektedir. Söz konusu ifadenin yenilik tanımı yapılırken kullanılmayışı zaman zaman yenilik değerlendirmesinde böyle bir uzmana gerek olmadığı yorumlarına neden olmaktadır. Oysa “teknik alandaki uzman” yenilik değerlendirmesi sırasında da mevcuttur, ancak sadece görevi buluş basamağındakine kıyasla farklıdır. Yenilik değerlendirmesi yapan “teknik alandaki uzman” kişinin görevi tekniğin bilinen durumunda tespit edilen dokümanları tek tek buluşla karşılaştırmaktır. Söz konusu uzman ilgili dokümanlarda ima edilen ancak dile getirilmeyen bilgiye de sahiptir.[ix]

Yenilik değerlendirilirken teknikte uzman kişinin karşılaştırılan dokümanın yayın tarihindeki bilgisi dikkate alınır, buluşun başvuru tarihindeki bilgisi dikkate alınmaz.[x] Bu durumun tek istisnası karşılaştırılan dokümanın SMK m.83(3) kapsamına giren bir doküman olmasıdır. Bu tür dokümanların başvuru tarihleri (varsa rüçhan tarihleri) dikkate alınır.[xi] (bkz. Bölüm 2.1)

Buluşla karşılaştırılan tekniğin bilinen durumundaki dokümanda maddi bir hata yapılmışsa ve bu da buluştan farklılık arz etmişse bu durum yeniliğin sağlanması için yeterli olmayacaktır. Teknikte uzman kişi söz konusu hatayı genel teknik bilgisiyle düzeltebiliyorsa söz konusu doküman yeniliği ortadan kaldırmada kullanılabilecektir.[xii]

Yenilik değerlendirmesine ait diğer bazı kıstaslar şunlardır:

— Teknikte uzman kişi dokümanı okuduğunda şüphesiz bir biçimde tespit edebileceği her türlü teknik öğreti dokümanın kapsamına dahildir.[xiii]

— İlgili dokümanın doğrudan atıfta bulunduğu doküman da söz konusu dokümanın içeriğine dahil edilebilir.[xiv] Ancak bu atıf iki dokümanın aslında tek bir doküman olarak düşünüldüğünü göstermelidir.[xv]

— İlgili dokümandaki sadece resimler/çizimler ile ifade edilmiş teknik özellikler, net bir teknik öğreti ortaya koymaya olanak sağlayacak nitelikte oldukları sürece değerlendirmeye alınacaktır.[xvi] Bu durumda tesadüfi benzerlikler yüzünden yeniliğin olmadığı ileri sürülmemelidir.[xvii] Örneğin eğer teknikte uzman kişi bir diyagrama baktığında belli bir boyutsal oranın varlığını tespit edemiyorsa söz konusu dokümanın yeniliği ortadan kaldırdığı ileri sürülemeyecektir.[xviii]

— Bir makalenin/patent dokümanının özet kısmı da tekniğin bilinen durumunda değerlendirilmekle birlikte, ilgili dokümanı doğru bir şekilde yansıtmaması durumunda özet dikkate alınmamalıdır.[xix]

— İstemdeki unsurlar –zorunlu haller dışında- bir özelliğin var olduğunu ifade etmeli, bir özelliğin olmadığını ifade eder şekilde yazılmamalıdır. Örneğin “buluş bir elektrik süpürgesi olup, özelliği tekerlek içermemesidir.” şeklinde yazılmış bir istem buluşun sahip olduğu teknik unsurları tanımlamamaktadır. Bu tür istemlerde koruma kapsamının belirsizliği yenilik değerlendirmesini anlamsız kılar. Bu nedenle ya istem çıkarılmalı ya da düzeltilmelidir.[xx]

— Belirsiz bir terim ya da ifade istemin tekniğin bilinen durumundan farklılaşmasını sağlayamaz.[xxi]

2.3 Tek bir dokümanla karşılaştırma yapılması

Yenilik değerlendirmesinde karşılaştırma yaparken tek bir doküman kullanılabilir. Birden fazla doküman birleştirilmek suretiyle yeniliğe saldırılamaz. Örneğin istemde A+B+C+D+E özellikleri olsun ve araştırma sonucu bulunan bir dokümanda A+D+E, bir başka dokümanda da A+B+C unsurları bulunsun. Bu durumda iki dokümanı birleştirerek (araştırma raporunda Y doküman olarak kullanarak) yeniliğe saldırılamaz.

Buluşa ait unsurların tümünün bir dokümanda bulunması yeniliği ortadan kaldırmak için yeterli olmayabilir. Örneğin söz konusu dokümanda unsurlar farklı bir kombinasyonda bir araya getirilmiş olabilir. Özellikle bir katalogdaki farklı yapılanmaları bir araya getirerek buluşa ulaşmaya çalışmak doğru olmayacaktır.[xxii] Bir başka deyişle istemdeki unsurların aynı dokümandaki aynı yapılanmada geçiyor olması gerekir. Aksi takdirde iki farklı yapılanma bir araya getirilerek yeniliğe saldırılamaz. Bu mümkün olsaydı, dünyadaki bütün teknik bilgiyi (patent, makale, web sitesi vs.) tek bir doküman halinde birleştirdiğimizde bütün başvuruları yenilik olmadığı gerekçesiyle öldürebilirdik.

Eğer bulunan dokümanın içindeki bir yapılanmayla istem karşılaştırıldığında bazı unsurlar eksik kalıyorsa ve bunlar bir referans doküman (sözlük, el kitabı, ders kitabı, ansiklopedi vb.) yardımıyla tamamlanabiliyorsa, bu ikinci referans dokümanın kullanımı kabul edilebilir. Yine eğer internetten yapılan bir aramada örneğin spesifik model numarası olan bir cihaz bulunmuş ancak bazı detayları bir başka dokümanda bulunmuşsa, (ikisinin de tarihi başvuru tarihinden önce olmak şartıyla) iki doküman raporda & işareti kullanılarak tek doküman gibi birlikte yazılabilir. Bu yöntem, tarihi tespit edilemeyen bir bilginin tarihini bulmaya yardımcı ikincil bir doküman olması durumunda da kullanılabilir.

Yapılanmalarda ifade edilmemiş olsa da varlığının anlaşıldığı unsurlar varsa, uzman bunları mevcut kabul edip istemin yeniliğini ortadan kaldırmada kullanabilir. Bir örnek verelim:

“İstem 1: Kişisel savunma için bir püskürtme cihazı olup püskürtme maddesi ile doldurulmuş bir muhafaza, bir püskürtme nozılı ve bir tetik içermesi ve karakterize edici özelliği; püskürtme cihazının bir taşınabilir iletişim cihazının dış yüzeyine sökülebilir şekilde entegre edilmiş olmasıdır.”

Tekniğin bilinen durumunda US2006201964 nolu doküman bulunmuş olsun.

Şekil 1: Birinci yapılanma                                Şekil 2: İkinci yapılanma

Söz konusu dokümandaki buluş “Kişisel savunma için bir püskürtme cihazı olup (bkz. paragraf 20) püskürtme maddesi ile doldurulmuş bir muhafaza, bir püskürtme nozılı ve bir tetik içermesi (bkz. paragraf 46, şekil 1, birinci yapılanma) ve karakterize edici özelliği; püskürtme cihazı bir taşınabilir iletişim cihazının dış yüzeyine sökülebilir şekilde entegre edilmiş olmasıdır. (bkz. paragraf 48, şekil 2, ikinci yapılanma)”

Normal şartlarda bir doküman içindeki farklı yapılanmaların, unsurların bir kombinasyon haline getirilerek, birleştirilerek buluş konusu isteme ulaşılması ve bu şekilde istemin yeniliğinin ortadan kaldırılması mümkün değildir. Ancak yukarıdaki örnekte teknikte uzman kişi ikinci yapılanmada püskürtme nozılı ve bir tetikten bahsedilmemiş olmasına rağmen bu unsurların buluşun çalışması için gerekli olduğunu, söz konusu unsurların ifade edilmeden de varlığının anlaşıldığını bilecektir. Buna göre söz konusu doküman istemin yeniliğini ortadan kaldırmada kullanılabilecektir.[xxiii] Şimdi bu konuyu aşağıdaki bölümde biraz daha detaylandıralım.

2.4 Dokümanda ifade edilmediği halde varlığı anlaşılan unsurlar

Yenilik değerlendirmesi sırasında karşılaştırılan dokümanda bahsedilmese de eksik olan özellik ilgili yapılanmada doğası gereği zaten olması gereken (implicit/inherent) bir özellik olabilir.

Tekniğin bilinen durumunda bulunan bir dokümanın istemin yeniliğini ortadan kaldırabilmesi için “doğrudan ve açıkça”[xxiv] ortaya konabilir olması gerekmektedir. Bu karşılaştırmadaki bir esneklik istemde ifade edilmese bile anlaşılabilen bazı özelliklerin de var olduğunun kabul edilmesidir. Örnek vermek gerekirse, istemde kauçuk içeren bir yapılanmadan bahsedilirken, istemde kauçuğun elastik özelliğinin ön plana çıkarılmış olması söz konusu ise ve teknikte bulunan dokümanın istemden tek farkı kauçuk yerine “elastik malzeme” ifadesi ise söz konusu doküman istemin yeniliğini ortadan kaldıracaktır. Bu durumda kauçuğun elastik bir malzeme olduğu “doğrudan ve açıkça” ortaya konabilir niteliktedir.[xxv]

A.B.D.’de (USPTO) uygulanan yenilik değerlendirmesine göre bir unsur o buluşun tabiatında var olan[xxvi] bir özellikse ve karşılaştırma yapılan dokümanda bu unsurdan bahsedilmiyorsa, o unsurun yapılanmada bulunduğu varsayılarak yenilik veya buluş basamağının bulunmadığı ileri sürülebilir.[xxvii] Örneğin istem “Bir saklama kabı olup özelliği birden çok içi boş plastik çıkıntılar içermesidir.”  şeklinde olsun. Teknikteki dokümanda da plastik çıkıntılar içeren bir saklama kabından bahsediliyor olsun. Her ne kadar dokümanda açık bir şekilde çıkıntıların içi boş olduğundan bahsedilmese de çıkıntıların klasik üfleme kalıplama (blow molding) tekniği kullanılarak oluşturulduğundan bahsedilmiş olsun. Eğer tekniğin bilinen durumundaki bir başka dokümanda üfleme kalıplama tekniğiyle yapılan çıkıntıların içerisinde doğası gereği boşluk olacağından bahsediliyorsa, söz konusu iki doküman kullanılarak istemin yeni olmadığı ileri sürülebilecektir. Ancak üfleme kalıplama tekniğiyle yapılan çıkıntıların içerisinde boşluk olmama ihtimali de söz konusuysa yeniliği yok etmek mümkün olmayacaktır. Zira doğası gereği orada olması gereken bir özellik olasılıklar dahilinde düşünülemez, mutlaka orada olmalıdır.[xxviii]

Bir başka örnek vermek gerekirse, dokümanda bir içten yanmalı motorun soğutma sistemi için bir kontrol düzenlemesinden bahsedilirken, sistemdeki bir radyatör veya başka bir ısı eşanjörünün varlığına atıfta bulunulmayabilir, ancak böyle bir unsurun mutlaka bulunacağı ve bu nedenle varlığının ima edildiği kabul edilecektir.[xxix]

2.5 Aradaki farkın yaygın genel bilgi olması (Common general knowledge)

Yenilik değerlendirmesi sırasında karşılaştırılan dokümanla buluş konusu istem arasındaki fark “yaygın genel bilgi” (common general knowledge) olabilir.

“Yaygın genel bilgi” terimi, iyi bilinen bir teknik veya yaygın olarak kullanılan bir teknik dahil olmak üzere, teknikte uzman bir kişinin genel bilgi veya deneyiminden elde edilen bariz bilgi anlamına gelir.[xxx]

Ancak bu yaygın genel bilgi tekniğin bilinen durumunda kullanılan dokümanın yayın tarihindeki bilgidir, daha sonra genel bilgi haline gelmiş bilgiler buna dahil değildir.[xxxi] Bu buluş basamağındaki yaygın genel bilgi tanımından farklıdır, zira buluş basamağındaki yaygın genel bilgi başvuru konusu buluşun başvuru (varsa rüçhan) tarihindeki genel bilgidir.[xxxii]

Yaygın genel bilgi ders kitaplarında, ansiklopedilerde vb. bulunabileceği gibi başka herhangi bir şekilde de var olabilir. Bu nedenle bu bilginin varlığını ispatlamak için doküman göstererek ispat yapmak gerekmez.[xxxiii]

Patent dokümanları “yaygın genel bilgi” olarak değerlendirilemezler, ancak bazı durumlarda örneğin bir ders kitabında atıf yapılmış bir patent dokümanı için böyle bir durum söz konusu olabilir.[xxxiv]

“Yaygın genel bilgi”, teknikteki uzman kişinin ezberlediği ve uygulamış olduğu materyalle sınırlı değildir. Çalışmakta olduğu alanda var olduğunu bildiği, hatırlayamazsa atıfta bulunacağı ve temel olarak kullanılmasının yeterince güvenilir kabul edildiğini anladığı, önceki tekniğin anlaşılmasına yardımcı olan tüm materyalleri içerir. Örneğin, teknikte uzman kişinin karmaşık bir endüstri standardında yer alabilecek ilgili teknik ayrıntıların tamamını tutan bir ansiklopedik belleğe sahip olması beklenmez, bunun yerine bu tür özel ayrıntılı bilgiler gerektiğinde nereye bakılacağını bilmesi beklenir.[xxxv]

Bir örnek verelim. Buluş çamaşır makinesinde örümcek (tripod) olarak adlandırılan parça ile ilgili olsun. Buluş konusu istemlerde bu parçanın bazı yapısal özellikleri bulunsun. Bağımlı bir başka istemde de örümceğin silikon ve bakır içeren alüminyum alaşım malzemeden yapıldığı belirtilsin. Ancak bu bilgi teknikte karşılaştırılan dokümanda bulunmuyor olsun. Çamaşır makineleri alanında teknikte uzman kişi A380 olarak adlandırılan bu alaşımın çamaşır makinesindeki örümceklerde yaygın olarak kullanıldığını bileceği için bu bilginin “yaygın genel bilgi” olarak ilgili dokümanda bulunduğunu kabul edebilir.

Şekil 3: Bir çamaşır makinesi tamburu ve örümcek (tripod) yapılanması[xxxvi]

2.6 Buluşun kullanım alanı

Yenilik değerlendirmesi sırasında karşılaştırılan dokümanla buluş konusu istem arasındaki fark yalnızca buluşun kullanım alanının farklı olması ise, örneğin istemde cihazın belirli bir amaç için, belli bir işi yapmak için geliştirildiğinden bahsediyorsa (intended purpose) burada dikkat edilmesi gereken husus bulunan dokümandaki yapılanmanın istemdeki yapılanmanın yerine kullanılıp kullanılamayacağıdır. Eğer kullanılabiliyorsa istem yeni değildir.

Bir örnek üzerinden değerlendirelim: US20120093565 nolu başvuru sörf tahtası yüzeyi cilalamak için geliştirilmiş bir tüp/aplikatördür. Dosyanın uzmanı raporda US2980246 nolu dokümanı yenilik öldürücü doküman olarak kullanmıştır. Söz konusu doküman ise kozmetik ürün için kullanılan bir tüp/aplikatördür. Her iki buluşta da tüpün özellikleri aynı olup yalnızca kullanım alanları farklıdır.

Şekil 4: US20120093565 nolu başvuru sörf tahtası yüzeyi cilalamak için geliştirilmiş bir tüp (solda) ve US2980246 nolu doküman kozmetik ürün için kullanılan bir tüp (sağda), aparata ait temsili bir görsel (altta)

Tüpün içeriğinin farklı olması yenilik değerlendirmesinde teknik bir farklılık yaratmamaktadır. Zira içe konulan ürünün niteliği nedeniyle tüpte bir değişiklik yapma gereği olmadan iki buluş birbirinin yerine kullanılabilmektedir.

Buna göre, buluşun kullanım alanı yenilik kriteri araştırılırken bağlayıcı niteliğe sahip değildir. Bir buluşun ne amaçla veya nerede kullanılıyor olduğunun (istemlerle korunan unsurlara ait özellikler aynı olduğu sürece) yenilik araştırmasında bir önemi bulunmamaktadır. Aksi takdirde bilinen ve patentli ürünlerin farklı amaçlar için kullanıldığı ileri sürülerek yeni patentler alınabilecektir. Örnek vermek gerekirse, patentli bir sandalyenin birebir aynısını üreterek bunu bitki yetiştirmek için bir aparat olarak satmak, söz konusu ürünün hangi amaçla kullanılırsa kullanılsın sandalye olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir.[xxxvii] (Ancak bu durum ikincil tıbbi kullanıma dayalı buluşlarda farklıdır, ama bu tür buluşlar zaten faydalı model konusu değildir)

Burada basitçe istemdeki “için” ifadesi “için kullanmaya uygun” olarak düşünülmelidir. Eğer bu şekilde doküman istemi öldürebiliyorsa yenilikten bahsedilemeyecektir. Örneğin “sörf tahtası yüzeyi cilalamak için bir tüp/aplikatör olup…..” şeklindeki istem “sörf tahtası yüzeyi cilalamak için kullanmaya uygun bir tüp/aplikatör olup…..” olarak düşünülmelidir.

Bununla birlikte birbirinin yerine kullanılamayacak nitelikteki buluşlarda yeniliğin varlığı söz konusu olabilir. Örneğin bir kol saati için geliştirilmiş bir motor mekanizması ile bir araba motoru mekanizması, istemde yazılanlar birebir örtüşse bile birbirinin yerine kullanılamayacakları için yenilik öldürücü doküman olarak ele alınmazlar. Bir başka örnek vermek gerekirse bir vinç için geliştirilen kanca, bir olta için kanca gösterilerek vinç kancasının yeniliği ortadan kaldırılamaz, zira bu buluşlar birbirlerinin yerine kullanılamazlar.[xxxviii] Yine, erimiş çelik koymak için bir kalıpla ilgili buluşun yeniliği, istemdeki unsurlara bire bir sahip olan ama buz kalıbı yapmak için kullanılan plastik bir yapılanma ile yok edilemeyecektir.[xxxix] Yazının ikinci ve son bölümünde “buluş konusuna katkı sağlamayan teknik özellikler”ile ilgili hüküm yorumlanmaya çalışılacaktır.

Mustafa Güney ÇALIŞKAN

Mart 2021

guneycaliskan@gmail.com


[i] Singer: The European Patent Convention; Lunzer, R., revised edition London, Sweet & Maxwell, 1995, s.106.

[ii] Konuyla ilgili görüşler için bkz. Patent Verilebilirlik Değerlendirmesinde “Önceki Tarihli Başvurular”, Prof. Dr. Feyzan Hayal ŞEHİRALİ ÇELİK, TFM, 3(1), s.103-117.

[iii] Procter & Gamble Co. v. Nabisco Brands Inc., 711 F. Supp. 759, 762, 11 USPQ2d 1241, 1243 (D. Del. 1989) (“The prior art need not … state the elements of the claim in identical language.”)

[iv] EPO BoA, T198/84

[v] EPO Guidelines for Examination, Part F – The European Patent Application, Chapter IV – Claims (Art. 84 and formal requirements), 4. Clarity and interpretation of claims, 4.9 Optional features, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/f_iv_4_9.htm

[vi] T952/92, OJ 1995, 755.

[vii] G1/92, OJ 1993, 277, No.3; T977/93, OJ 2001, 84.

[viii] EPO BoA, T21/83

[ix] Singer: The European Patent Convention; Lunzer, R., revised edition London, Sweet & Maxwell, 1995, s.110-111.

[x] EPO Case Law of the Boards of Appeal, I. PATENTABILITY, C. Novelty, 2. State of the art, 2.3. Relevant date of documents, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/caselaw/2019/e/clr_i_c_2_3.htm ; T205/91, 16.06.1992.

[xi] T233/90, 08.07.1992.

[xii] EPO BoA, T171/84

[xiii] T153/85, OJ 1988, 1, Headnote III.

[xiv] T153/85, OJ 1988, 1, Headnote IV; T31/84, OJ 1986, 369.

[xv] Intellectual Property Office, Manual of Patent Practice (MoPP), April 2018, Section 2: Novelty, 2.09, https://assets.publishing.service.gov.uk/government/uploads/system/uploads/attachment_data/file/719293/Manual-of-Patent-Practice-July-2018.pdf

[xvi] T204/83, OJ 1985, 310.

[xvii] T161/82, OJ 1984, 551.

[xviii] T56/87, OJ 1990, 188.

[xix] T160/92, OJ 1995, 35

[xx] İstemin başka şekilde yazılamadığı durumlar hariç.

[xxi] EPO Guidelines for Examination, Part G – Patentability, Chapter VI – Novelty, 1. State of the art pursuant to Art. 54(2), https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/g_vi_1.htm

[xxii] EPO BoA, T305/87

[xxiii] EPO Virtual Classroom 2 Presentation, OD39-2015, Exercises on novelty, s.22-26.

[xxiv] directly and unambiguously

[xxv] EPO Guidelines for Examination 2017, Part G, Chapter VI.2.

[xxvi] “inherent disclosure”

[xxvii] USPTO Manual of Patent Examining Procedure, Chapter 2100, Section 2112

[xxviii] An Introduction to Patent Law; Mueller, J.M.; 2006, s.129.

[xxix] Intellectual Property Office, Manual of Patent Practice (MoPP), April 2018, Section 2: Novelty, 2.07, https://assets.publishing.service.gov.uk/government/uploads/system/uploads/attachment_data/file/719293/Manual-of-Patent-Practice-July-2018.pdf

[xxx] JPO Examination Guidelines Part II. Chapter 2. Section 1.2.4(3).

[xxxi]  EPO BoA, T 786/00.

[xxxii] Intellectual Property Office, Manual of Patent Practice (MoPP), April 2018, Section 2: Novelty, 2.08, https://assets.publishing.service.gov.uk/government/uploads/system/uploads/attachment_data/file/719293/Manual-of-Patent-Practice-July-2018.pdf

[xxxiii] EPO Case Law of the Boards of Appeal, I. PATENTABILITY, C. Novelty, 2. State of the art, 2.8. Common general knowledge, 2.8.1 Definition of “common general knowledge”, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/caselaw/2019/e/clr_i_c_2_8_1.htm

[xxxiv] NOVELTY AND NON-OBVIOUSNESS – THE RELEVANT PRIOR ART, Mario Franzosi, Edited for publication by Kraig Hill, Toshiko Takenaka and/or Kevin Takeuchi, CASRIP, s.79, https://ficpi.org.au/members-only/articles/Annex_1A.pdf

[xxxv] New Zealand Intellectual Property Office, The Patent Examination Manual, https://www.iponz.govt.nz/about-ip/patents/examination-manual/current/meaning-of-inventive-step/#jumpto-common-general-knowledge4

[xxxvi] CN204690370U nolu Çin faydalı model başvurusuna ait şekil 3.

[xxxvii] Rosenberg, M.D., The Essentials of Patent Claim Drafting, Oxford University Press, 2012, s.7-8.

[xxxviii] EPO Board of Appeals, T 2319/11, 19.9.2013

[xxxix] EPO Guidelines for Examination 2017, Part F, Chapter IV, 4.13



TÜRKPATENT’te Bilgisayar Tabanlı Buluşların Değerlendirilme Kriterleri -Bölüm III-

UYARI: Bu yazıdaki değerlendirmeler yazarın kişisel görüşlerini yansıtır ve hiçbir şekilde TÜRKPATENT’in resmi görüşünü ya da uzmanlarının başvurularla ilgili değerlendirmelerini temsil etmez. Yazı yalnızca bilgi amaçlı olup yasal tavsiye niteliği taşımaz. Bu yazının içeriğinin bir sonucu olarak herhangi bir işlem yapmadan veya herhangi bir işlemden kaçınmadan önce profesyonel hukuki tavsiye alınmalıdır. Yazarın verilen bir örnek üzerindeki değerlendirmesi yalnızca o örneğin spesifik koşullarına bağlıdır. Bir başka durum için yazarın alacağı kararlarda bağlayıcılığı yoktur.  

Bu yazı 8 – 10 Şubat 2021 tarihli aynı başlıklı yazı serisinin (Link 1, Link 2) üçüncü ve son bölümüdür.

(4.c). Adımdaki Başvuruya Örnek (İstemde teknik unsurlar yalnızca bilgisayar, cep telefonu, ağ, veritabanı, sunucu, işlemci, bellek vb. yaygın olarak kullanılan ve bilinen genel amaçlı veri işleme teknolojisinin yalnızca yaygın olarak bilinen görevleri içinde ve teknik olmayan bir işleme hizmet etmek amacıyla kullanılıyor)

Eğer istemdeki teknik unsurlar yalnızca bilgisayar, cep telefonu, ağ, veritabanı, sunucu, işlemci, bellek vb. yaygın olarak kullanılan ve bilinen genel amaçlı veri işleme teknolojisinin yalnızca yaygın olarak bilinen görevleri içinde ve teknik olmayan bir işleme hizmet etmek amacıyla kullanılıyorsa bu unsurları bulunduran genelgeçer bir doküman buluş basamağının olmadığını göstermede yeterli olacaktır. Bu genelgeçer doküman farklı teknik olmayan özelliklerle ilgili olsa bile, örneğin başka alanda bir iş metodu ile ilgili bile olsa, bulundurduğu teknik unsurlar itibariyle buluş basamağının olmadığını göstermede yeterli olacaktır.

Şekil 3: TÜRKPATENT’te bilgisayar tabanlı buluşların değerlendirilmesi

Örnek 4.16:

İstem 1: “Bir kişiye kredi skoru oluşturmak için bir sistem olup özelliği;

  • bahsedilen kişiye özgün bir kimlik bilgisinin girilmesine izin veren bir giriş/çıkış birimini (140) içermesi;
  • bahsedilen kimlik bilgisini alan bir kredi skoru oluşturma birimini (110) içermesi;
  • bahsedilen kredi skoru oluşturma biriminin (110), kişilere özgün kimlik bilgileri ile bu kişilerin fatura ve fatura ödeme bilgilerini barındıran bir fatura veri tabanına (400) erişmesini sağlayan bir haberleşme birimini (130) içermesi; kredi skoru oluşturma biriminin (110), fatura veri tabanından (400) aldığı kimlik bilgisiyle eşleşen fatura ve fatura ödeme bilgilerini sorgulayacak şekilde düzenlenmiş olması; eşleşen fatura ve fatura ödeme bilgilerini alacak, fatura tarihleri ve ödeme tarihlerindeki sapmaları göz önünde bulundurarak bir kredi skoru oluşturacak şekilde düzenlenmiş olmasıdır.”[i]

Yukarıdaki istemde veritabanı gibi teknik unsurlar bulunması sebebiyle başvuruya araştırma raporu düzenlenmiştir. Ancak söz konusu teknik unsurlar yaygın olarak kullanılan ve bilinen genel amaçlı veri işleme teknolojisinin yalnızca bilinen görevleri içinde ve teknik olmayan bir işleme hizmet etmek amacıyla kullanılmış olmasından dolayı genelgeçer bir dokümanla buluş basamağına saldırılması mümkündür.

Örnek 4.17:

İstem 1: “Bir alışveriş yöntem ve sistemi için aşağıdaki adımları ihtiva eden bir yöntem;

  • Kişinin internet sitesi üzerinden sisteme kayıt olması(1),
  • Sistem üzerinden kullanıcı hesabının aktif edilmesi(2),
  • Hesap oluşturma aşamasında sigorta ürün önerisi için algoritmanın ihtiyaç duyacağı verinin girilmesi (yaş, cinsiyet, sağlık geçmişine yönelik kriterler, geçmişte yaşamış olduğu kaza ve sağlık operasyonlarına ait bilgileri, ırsi sağlık problemlerine yönelik bilgi)(1.1)
  • Kişinin seçtiği ürünlerin sepete eklenmesi(3),
  • Kişinin internet sitesi üzerinde yer alan sepetteki ürünleri kredi kartı veya banka hesap kartı bilgilerini girerek ödeme bölümünü oluşturması(4),
  • Sistem tarafından kişinin yapmış olduğu alışveriş tutarı ve kişinin sistemde kayıtlı sigorta kritik veri geçmişine göre çeşitli sigorta türlerini önermesi veya çekiliş hakkı tanıması(5),
  • Kullanıcının ödeme işlemini tamamlaması sonrasında firmanın ürünleri kullanıcıya fiziki olarak veya banka yoluyla ulaştırması(6),
  • Firmanın sunmuş olduğu sigorta türünün kullanıcıya tanımlanması(7) adımlarının her birini veya birkaçının kombinasyonu veya tamamını içermektedir.”[ii]

İstem internet üzerinden yapılan bir alışveriş yönteminden bahsetmektedir. Bu bakımdan teknik karaktere sahip olduğu kabul edilmekle birlikte uzman raporu, tarifnamede bahsedilen yapısal unsurları da dikkate alarak düzenlemiştir. Raporda X olarak gösterilen D1 dokümanındaki buluş, belirli risk parametrelerine göre yolcular için sigorta oranlarının belirlenmesi için bir yöntem ve sistem ile ilgilidir ve internet üzerinden sigorta satın alımı yapılmaktadır.

Örnek 4.18:

İstem 1:

“‐ Müteahhit, ürün taşeronu ve bireysel kullanıcılardan oluşan talep kullanıcılarının talep ettiği ürünleri ve veya hizmetleri kendisine özel kategorize ederek işaretleme yaparak talepte bulunduğu, ilgili taleplere gelen teklifleri satıcı profilleri ile birlikte değerlendirme öncesi gözlemledikleri bir talep oluşturma modülü,

‐ Ürün taşeronu, hizmet taşeronu, tedarikçi kullanıcılarından oluşan arz kullanıcılarının, talep kullanıcıları tarafından yayınlanan talepleri gözlemledikleri ve diledikleri talepleri yanıtladıkları bir teklif veren modülü,

‐ Kullanıcıların sisteme girişi aşamasında profillerini oluşturarak kaydını sağlayan, iletilen talepleri ve teklifleri denetleyerek onaylayan, talep oluşturma modülü ve teklif verme modülü üzerinden özel ve resmi ihalelerin bilgilendirmesini, özel talep olması durumunda ihalelerin yaklaşık maliyetini hesaplayarak sonucu talep kullanıcılarına ileten sağlayan bir yönetim kontrol modülü

içermesiyle karakterize edilen inşaat sektöründe arz talep karşılama portalı.”[iii]

Yukarıdaki istemde teknik olarak kabul edilebilecek tek unsur portaldır. Talep oluşturma modülü, teklif veren modülü, yönetim kontrol modülü olarak adlandırılan unsurların hangi teknik enstrümanlarla söz konusu işleri yaptığı belirsizdir.Uzman istemde portal unsuru bulunması sebebiyle araştırma yapmış ve genelgeçer bir doküman ile buluş basamağına saldırmıştır.

Örnek 4.19:

Aşağıdaki istem bir iş metodunun bilgisayar sisteminde uygulanmasına dayalı olduğu için genel amaçlı bir bilgisayar sistemi gösterilerek buluş basamağı içermediği ortaya konmuştur.

İstem 1: “Bir bilgi işleme aparatı olup, özelliği;

  • bir ücret planına dayalı olarak bir kullanıcı tarafından kullanılan bir hizmet için bir ücret hesaplayan bir hesaplama birimi; ve
  • bir periyot başladığında, ücretlendirme planını ilk ücretlendirme planından ikinci bir ücretlendirme planına değiştiren ve bu periyot sona erdiğinde, ücretlendirme planını ikinci ücretlendirme planından birinci ücretlendirme planına değiştiren bir değiştirme birimi içermesidir.”[iv]

İstemde geçen “hesaplama birimi” (calculation unit) ve “değiştirme birimi” (changing unit) olarak ifade edilen unsurlar teknik olarak kabul edilmemektedir. İstemdeki tek teknik unsur bilgi işleme aparatı olarak ifade edilen ve tarifnameden bir bilgisayar olduğu anlaşılan unsurdur.

(4.d). Adımdaki Başvuruya Örnek (İstemdeki teknik unsurlar teknik bir amaca hizmet ediyor mu ve teknik bir problemi çözüyor mu veya çözmeye yardım ediyor mu?):

Eğer istemdeki teknik unsurlar teknik bir amaca hizmet ediyorsa ve teknik bir problemi çözüyorsa veya çözmeye yardım ediyorsa bunların buluş basamağında değerlendirilmesi söz konusudur. Buluşun teknik niteliğine katkıda bulunmayan özellikler buluş basamağının varlığını destekleyemeyecektir.

Örnek 4.20:

Bu buluş GPS izleme ve makine öğrenmesi kullanılarak sürücü davranışına ait sigorta riskinin değerlendirilmesi için bir sistem ve yöntem ile ilgilidir. Söz konusu bilgisayar sistemi şunları içermektedir: bir işlemci, bir birinci sensör, ikinci bir sensör ile iletişim halinde sağlanan fiziksel bir arayüz ve bilgisayarda okunabilir talimatları depolayan bilgisayar tarafından okunabilir bir depolama ortamı ve böylece sigorta şirketlerinin ve filo operatörlerinin araçlardan gerçek zamanlı veriler alarak sürücü davranışının sigorta riskini tespit ederek doğru bir şekilde değerlendirmesini sağlar. Başvuruya ait istem 1 aşağıdaki gibidir:

İstem 1: “Bir bilgisayar sistemi olup, özelliği;

  • bir işlemci;
  • bir birinci sensör;
  • ikinci bir sensörle iletişim halinde olan fiziksel bir arayüz; ve
  • işlemci tarafından yürütüldüğünde işlemcinin aşağıdakileri içeren bir yöntemi gerçekleştirmesine neden olan bilgisayarda okunabilir talimatları depolayan bilgisayar tarafından okunabilen bir depolama ortamı:
    • birinci sensörden ilk verilerin elde edilmesi;
    • fiziksel arayüz yoluyla ikinci sensörden ikinci verilerin elde edilmesi;
    • konum verilerini elde edilmesi;
    • birinci verinin, ikinci verinin ve konum verisinin bir ağ konumuna gönderilmesi;
    • birinci veriye, ikinci veriye, konum verisine ve harici verilere dayalı olarak genel bir risk seviyesinin alınması;
    • belirli bir eşiği aşan genel risk seviyesinin belirlenmesi; ve
    • Genel risk seviyesinin eşiği aştığını belirlemeye dayalı olarak, olay meydana gelme verilerinin bir veritabanına kaydedilmesi.” [v]

Bu başvuru, sigorta risk analizi yapılması gibi teknik olmayan bir konuda teknik niteliğiyle ön plana çıkan buluş türüne bir örnek olarak değerlendirilebilir. İstemde hem teknik hem de teknik olmayan unsurların bir arada olduğu görülmektedir. Bu durumda teknik unsurlar tespit edilir ve teknik olmayan unsurların bunlara bir katkısının olup olmadığı bulunur. Ardından teknik unsurların teknik bir amaca hizmet edip etmediği ve teknik bir problemi çözüp çözmediği veya çözmeye yardım edip etmediği tespit edilir. Tekniğin bilinen durumunda bulunan en yakın dokümanla karşılaştırıldığında oluşan farkın buluş basamağı değerlendirmesi bu bulgular eşliğinde yapılır.

Örnek 4.21:

İstem 1: “Buluş çamaşırları daha temiz yıkayan mikroişlemci kontrollü bir çamaşır makinesi olup, özelliği çamaşır makinesi tamburunun önce sola üç devir sonra sağa beş devir yapmasını sağlamak için mikroişlemciyi kontrol eden bir programa sahip olmasıdır.”[vi]

Tekniğin bilinen durumunda mikroişlemci kontrollü bir çamaşır makinesi biliniyor olsun. Aradaki farkın salt bilgisayar programında yapılan düzenleme olduğu görülmektedir. Ancak bu düzenlemenin çamaşırların daha temiz yıkanmasını sağladığı ileri sürülmektedir. Bu teknik bir etkidir ve bu farkın buluş basamağı kriterinde değerlendirilmesi gerekir. Eğer aradaki fark teknikte uzman kişinin tekniğin bilinen durumundan aşikâr bir şekilde ortaya çıkaramayacağı nitelikte ise buluş basamağı içerdiği kabul edilecektir.

Örnek 4.22:

Başvuru konusu buluş bir futbol video oyununda kullanmak amacıyla bir kılavuz görüntüleme yöntemiyle ilgilidir.[vii] Buna göre futbol topunu bulunduran oyuncuyu buluş aşağıdaki özelliklerle karakterize edilen bir kılavuz işaretiyle tanımlamaktadır:

a) Oyuncunun kılavuz işaretinin şekli ve yeri,

b) başka bir oyuncuyu gösteren pas verme kılavuzu işareti,

c) Ekranın sonunda pas verme kılavuzu işareti görüntülenir.

Şekil 8: Tekniğin bilinen durumunda aktif oyuncunun ekranda gösterilme biçimi (solda);
EP0844580 nolu başvuruya ait Şekil 7 (sağda)
Şekil 9: Örnek 4.20’yle ilgili bazı görseller[viii]

Şimdi bu farkları inceleyelim[ix]:

a) Kılavuz işaretinin (G1 ve G2) yeri tekniğin bilinen durumunda (bkz. şekil 8, soldaki şekil, referans “m”) oyuncunun yukarısındayken, başvuruda oyuncunun (P1) aşağısına alınmıştır. Kılavuz işaretinin şekli de farklılaştırılmıştır. Ancak bu özellikler başvurunun teknik karakterine bir katkı sağlamamaktadır zira sadece tasarım ve oyunun kurallarının ortaya koyduğu seçimlerdir. Ancak şeklin daha büyük olmasının teknik katkısı vardır. Bu sayede aktif oyuncu daha kolaylıkla seçilebilmektedir. Ancak bu teknikte uzman kişinin aşikâr bir şekilde ortaya koyacağı bir fark olduğu için başvuruya buluş basamağı kazandıracak bir özellik değildir.

b) pas verme kılavuzu işareti (G3) sayesinde oyuncunun (P1) yönüne göre hangi oyuncuya (örn. P2) pas verebileceği konusunda kullanıcı yönlendirilebilmektedir ve bu da buluşa teknik bir katkı sağlar. Ancak bu özelliğin de tekniğin bilinen durumuna göre buluş basamağı kriterini sağlamadığı yönünde değerlendirme yapılmıştır.

c) pas verilecek oyuncu (P2) ekranın dışında kalmış olsa bile pas verme kılavuzu işareti (G3) ekranın söz konusu oyuncuya yakın olan ucunda gösterilmekte ve bu sayede kullanıcıya pas verilecek oyuncunun yönü tarif edilmektedir. Bu da teknik etkiye sahip bir özelliktir. Buradaki teknik problem zoom yapıldığında aktif oyuncu ekranda görülebilmekte, ancak bu durumda etraftaki oyuncuların görülmesi zorlaşmaktadır. Bu probleme sağlanan çözüm tekniğin bilinen durumundan çıkarılamamaktadır ve buluş basamağı kriterini sağlamaktadır.

Örnek 4.23:

İstem 1: “Otomatik bagaj teslim sistemi olup, özelliği,

– havalimanına (H) ait kontuar bölümünde ( K) bagaj bandı (1) üzerinde bulunan tartı cihazı (2) yardımı ile ağırlığı ölçülen bagajın (3) ağırlık bilgisini anlık olarak mobil uygulamaya (4) iletilmesini sağlayan ve üzerinde mobil uygulama ile eşleştirme amaçlı karekod (5.1.1) bulunan tablet bilgisayar (5.1), bagaj etiketinin (6) basılmasını ve/veya elektronik etiket numarasının (7) üretilmesini sağlayan yazıcı (5.2) ve bagaj bandının (1) verilen komut doğrultusunda hareketini sağlayan kontrol kartı (5.3) içeren terminal (5),

– kullanıcı /yolcu (8) tarafından taşınabilir akıllı cihaz (9) üzerine yüklenebilen ve kullanıcının (8) komutlarının uygulama sunucusuna (10) iletilmesini, uygulama sunucusundan (10) gelen bilgi ve uyarıları sesli veya görsel olarak kullanıcıya (8) aktarılmasını sağlayan mobil uygulama (4),

mobil uygulama (4) ile terminal (5) arasındaki her türlü verinin kontrolünü, aktarımını ve depolanmasını sağlayan uygulama sunucusu (10) içermesidir.”[x]

Şekil 10: TR 2019/00719 nolu başvuruya ait Şekil 1

Yukarıdaki istemde teknik özellikler bulunması sebebiyle başvuruya rapor düzenlenmiştir. Buluş temelde bir cep telefonu uygulaması olup bagaj teslimiyle ilgili bir geliştirmedir. Söz konusu geliştirmenin buluş basamağını sağlayıp sağlayamayacağı yapılan araştırma sonucu bulunan dokümanlarla karşılaştırılarak değerlendirilecektir.

Cep telefonu uygulamaları, bir bilgisayar işlevi gören akıllı telefonlara yüklü bilgisayar programları gibi düşünülebilir. Bu bağlamda herhangi bir teknik etki oluşturmayan salt bir mobil uygulama (mobile app) teknik karaktere sahip olmayacaktır. İstem eğer bir cep telefonu ile birlikte mobil uygulamayı tanımladıysa, bu da “bilgisayarda çalıştırılmak üzere bir bilgisayar programı” olarak ifade edilen istemlere benzeyecektir. Bu tür istemlerin içerdiği cep telefonu ve bilgisayar unsurları nedeniyle teknik karaktere sahip olduğu kabul edilmektedir. Ancak buluş basamağı kriterini sağlayabilmek için uygulamanın ileri bir teknik etki göstermesine ihtiyaç vardır. Bu teknik etki örneğin cep telefonunun sahip olduğu sensör, GPS alıcısı, ivmeölçer, dokunmatik ekran, mikrofon, kamera, hoparlör vb. gibi teknik unsurların kullanımıyla ya da harici bir başka cihazın sisteme dahil olmasıyla ortaya çıkabilir.[xi]

Örnek 4.24:

İstem 1: “Karayollarında meydana gelebilecek yol ile ilgili hasarların önceden tahmin edilmesini sağlayan;

  • karayolu üzerinde hareket eden araca (V) konarak araç (V) üzerinde oluşan titreşimleri ve karayolu üzerindeki bozukluk sebebiyle hareket esnasında aracın (V) süspansiyon sisteminde oluşan etkiyi toplamak üzere yapılandırılan en az bir sensör (2);
  • sensörlerin (2) tespit ettiği karayolu üzerinde oluşan titreşimleri ve karayolu üzerindeki bozukluk sebebiyle hareket esnasında süspansiyon sisteminde oluşan etkiyi kayıt altında tutmak üzere yapılandırılan en az bir veri tabanı (3) içeren,
  • veri tabanı (3) ile iletişim halinde olan, veri tabanında (3) depolanan karayolundan gelen sarsıntı sinyal verilerini; hava durumu, trafik yoğunluğu verileri ile birlikte değerlendirerek yoldaki hasarın anlık durumunu ve sonraki dönemde hasarın büyüme trendini hesaplamak üzere yapılandırılan en az bir sunucu (4) ile karakterize edilen bir karayolu bozukluğu tahmin sistemi (1).”[xii]

Yukarıdaki istem sensör, veritabanı, sunucu gibi unsurlar bulundurması sebebiyle teknik karaktere sahiptir ve başvuruya araştırma raporu düzenlenmiştir.

Örnek 4.25:

İstem 1: “POS yazılımları vasıtasıyla ödeme alan mobil cihazların (1) limit üzeri işlemlerde kart sahibini doğrulamak için güvenli bir şekilde PIN girişi sağlayan sistem olup, özelliği;

• Mobil cihaz (1) içerisinde bulunan, ödemenin alınmasını sağlayan ve sunucu uygulaması (2) tarafından yönetilen POS uygulaması (4),

• POS uygulamasının (4) kullanıcı arayüzü, deneyimi ve iş akışlarını yöneten L3 iş katmanı (8),

• POS uygulaması (4) için güvenlik, anahtar yaratımı ve kriptografik algoritmaların çalışmasını yazılımsal olarak sağlayan POS belleği (6),

• POS bellek (6) vasıtasıyla ödeme işleminin güvenli şekilde yapılmasını sağlayan POS güvenlik katmanı (10),

• Güvenli PIN girişi için kullanıcı arayüzü sunan ve güvenli bir şekilde PIN girişini POS uygulamasına (4) ileten PIN uygulaması (3),

• PIN için güvenlik, anahtar yaratımı ve kriptografik algoritmaların çalışmasını yazılımsal olarak sağlayan PIN belleği (5),

• PIN bellek (5) vasıtasıyla PIN’in güvenli şekilde alımı ve iletimini sağlayan PIN güvenlik katmanı (7),

içermesidir.”[xiii]

Yukarıdaki istemde bir mobil cihaz bulunması sebebiyle istem teknik karaktere sahiptir. Buluş üye işyerlerinin kendi akıllı telefon ya da tabletlerini, herhangi ek bir cihaza ihtiyaç duymadan POS cihazına dönüştürerek EMV uyumlu temassız kartlar, mobil cüzdanlar ya da giyilebilir ödeme araçları ile yapılan ödemeleri kabul etmesini sağlamaktadır. Başvuruya araştırma raporu düzenlenmiştir.

Örnek 4.26:

İstem 1: “Buluş, yolcu taşımacılığı yapan ticari taksi şoförleri ile müşterilerini en kısa sürede buluşturan bir internet tabanlı taksi çağırma sistemi olup, özelliği; sırasıyla;

Web sitesi (100) üzerinden giriş yapılıp,

– Müşteri (M) ve Taksi şoförünün (T) ayrı ayrı kayıt oluşturup,

– Sistem üzerinden şifre (30) oluşturup sisteme (40) giriş yapıp,

– Taksi şoförü (T) gerçek zamanlı konum bilgisi (80) ve Müşteri (M) adres ve telefon bilgisi paylaşmaları ile oluşan işlem adımlarını içermesidir.”[xiv]

Yukarıdaki istemde internet üzerinden bir taksi çağırma yöntemine ait işlem adımları belirtilmiştir. (“taksi çağırma sistemi” yerine “taksi çağırma yöntemi” ifadesi kullanılması isabetli olurdu zira bu haliyle istemin kategorisi belirsizleşmektedir.) Buna göre istemde bir bilgisayar ağı (internet) kullanılarak, yolcu taşımacılığı yapan ticari taksi şoförleri ile müşterilerini bir araya getirmek gibi bir iş metodunun otomasyonu söz konusudur.

İstemde teknik unsurlar bulunması sebebiyle başvuruya araştırma raporu düzenlenmiş ve en yakın doküman olarak KR20040079014 nolu doküman (D1) tespit edilmiştir. D1’deki buluşta sisteme üye olan müşterinin şifreyle sisteme girmesi ve telefon etmesinin ardından konumuna göre en yakın taksiyi aramak için müşterinin konum bilgisi tespit edilir ve uygun taksi şoförü bir çağrı yoluyla müşteriye bağlanması açıklanmaktadır. Buna göre D1’de de bir bilgisayar ağı (internet) kullanılarak, yolcu taşımacılığı yapan ticari taksi şoförleri ile müşterilerini bir araya getirmek gibi bir iş metodunun otomasyonu söz konusudur. İş metodundaki farklar nedeniyle D1 karşısında yeni olan istem 1, buluş basamağı kriterini sağlayamamaktadır, zira bu farklar (örneğin “müşteri adres ve telefon bilgisi” teknik olmayan bir unsurdur) buluş basamağı değerlendirmesine -teknik olmamaları gerekçesiyle- alınmamaktadır.

Ayrıca istemde geçen “giriş yapılması”, “kayıt oluşturulması”, “şifre oluşturulması”, “gerçek zamanlı konum bilgisi paylaşılması” vb. eylemlerin hangi teknik unsurlarla gerçekleştirildiği belirsizdir. Bu nedenle bu eylemler ya teknik olmayan kuralların sıradan bir otomasyonu ya da bilinen çözümler arasında yapılan bariz seçimlerden öte değildir. Örneğin D1’de bir taksi şoförünün kendi konum bilgisini bir CTI (Bilgisayar Telefon Entegrasyonu) sunucusuna kaydetmesini sağlamak için temsili bir telefon numarası kullanılması söz konusudur ve bu sunucu müşterinin konumuna göre ona en yakın taksiyi seçmektedir.

Bunların dışında istemdeki teknik ve teknik olmayan unsurların etkileşimi yoluyla daha ileri bir teknik etki (further technical effect) sağlanması da söz konusu değildir.

Şimdi de bağlı istemleri inceleyelim:

“2. İstem 1’ de bahsedilen internet tabanlı taksi çağırma sistemi olup, özelliği; Web sitesi (100) üzerinden giriş yapılıyor olmasıdır.

3. İstem 2’ de bahsedilen Web sitesi (100) olup, özelliği; Taksi şoförü (T) ve Müşterinin (M) sisteme kayıt (10, 20) olarak şifre (30) oluşturup sisteme giriş (40) yapıyor olmasıdır.

4. İstem 1’ de bahsedilen internet tabanlı taksi çağırma sistemi olup, özelliği; Taksi şoförünün (T) akıllı telefon uygulamasını (70) indirip yükleyeceği cep telefonu (60) içermesidir.

5. İstem 1’ de bahsedilen internet tabanlı taksi çağırma sistemi olup, özelliği; Müşterinin (M), taksiyi çağırmak istediği yeri bulmak için sayfa üzerinde yer alan konum haritası (80) üzerinden taksi çağırmak istediği nokta bilgisini girerek ÇAĞIR düğmesine basıyor olmasıdır.

6. İstem 1’ de bahsedilen internet tabanlı taksi çağırma sistemi olup, özelliği; Taksi şoförünün (T) müşterilerin (M) kendisine çağrı göndermesini istiyorsa uygulamadaki (70) BOŞ düğmesine, çağrı gönderilmesini istemiyorsa DOLU düğmesine basıyor olmasıdır.”

İstem 2 ve 3’ün istem 1’e teknik olarak ek bir bilgi içermediği görülmektedir. İstem 4’e yönelik olarak D1’de de cep telefonu kullanımı söz konusudur. İstem 5 ve 6’daki “ÇAĞIR” ve “DOLU” düğmelerinin telefon uygulaması üzerindeki sanal bir tuş olduğu varsayılmıştır, zira bunlarla ilgili istemlerde ya da tarifnamede herhangi bir detaydan bahsedilmemiştir. Bu bakımdan teknikte uzman kişi için işlemin yapılması için gerekli olan sıradan uygulamalar olarak değerlendirilmektedir.

Buna göre istem 1-6 buluş basamağı kriterini sağlayamamaktadır.

Yukarıdaki bir noktanın üzerinde durmakta fayda var. “giriş yapılması”, “kayıt oluşturulması”, “şifre oluşturulması”, vb. eylemlerin hangi teknik unsurlarla gerçekleştirildiğinin belirsiz olduğundan bahsetmiştik. İşlemin sanki yalnızca bir insan unsurunun yaptığı eylemi tarif edercesine yazılmasındansa eylemi gerçekleştiren teknik unsura yoğunlaşmak gerekir. Böyle bir belirsizlik karşısında uzman eğer yönteme ait teknik unsurları tarifnamenin de yardımıyla anlayabiliyorsa araştırma yapmalıdır. Ancak bu yazım tarzı yüzünden buluşun hangi teknik unsurlar kullanılarak gerçekleştirildiği anlaşılamıyorsa uzman rapor da düzenleyemeyecektir. Bu tür yazım tarzının bir diğer dezavantajı da yukarıda buluş basamağı değerlendirmesinde görüleceği üzere, yapılan işlemlerin teknik detaylarındaki yetersizlikler yüzünden buluş basamağının sağlanamamasına da sebep olabilecektir.

Uzmanın yaptığı araştırmanın kapsamı

Teknik ve teknik olmayan unsurların birlikte yer aldığı istem türünde eğer teknik olmayan unsurlar yeterince iyi tanımlanmamışsa uzman istemi nasıl araştırır? Bir örnek üzerinden gidelim[xv]:

Örnek 4.27:

İstem 1: “Bir cep telefonu olup özelliği, bir ekran ve kullanıcıyla ilgili bir parametrenin hesaplanması için araçlar içermesidir.”[xvi]

İstemden görüldüğü üzere cep telefonu, ekran ve hesaplama araçları (örn. işlemci) teknik özelliklerdir, ancak “kullanıcıyla ilgili parametre” teknik olmayan bir özelliktir ve istemden de içeriğinin ne olduğu anlaşılmamaktadır. Üstelik bu parametreyle teknik unsurların ne gibi bir ilişkisi olduğu da belirsizdir. Parametrenin hesaplanması için bir girdi (input) mi kullanılacaktır? Parametre cep telefonu ekranında bir çıktı olarak mı görülecektir? Böyle bir durumda uzmanın sadece cep telefonu, ekran ve işlemci içeren sıradan bir doküman koymak yerine, tarifnamede ilgili parametreye yönelik bir detay bulunup bulunmadığına bakmasında fayda vardır. Örneğin tarifnamede bu parametre cep telefonu kamerasından alınan girdi ile kullanıcının kalp atış hızının hesaplanması sonucu ortaya çıkıyorsa, bu parametrenin cep telefonu üzerinde teknik bir etki sağladığı ve bu nedenle araştırmanın bu yönde geliştirilmesi gerektiği anlaşılacaktır. Ancak bu, başvuru sahiplerini genel bir istem yazma konusunda teşvik etmemelidir. Aksine, özellikle teknik olmayan unsurların iyi tanımlandığından emin olunmalıdır. Zira uzmanların varsayımlara dayanarak araştırma yapma zorunluluğu yoktur. Özellikle eğer buluşta teknik olmayan unsurların teknik katkı sağlaması söz konusuysa, bunun başvuru sahibi tarafından başvuruda net bir şekilde ifade edilmiş olması önemlidir.

Peki istemdeki teknik olmayan unsurların istemin teknik unsurlarına teknik bir etkisi yoksa ve teknik bir problemi de çözmüyorsa uzman teknik olmayan bu konuyu araştırmasına dahil etmeli mi? “Teknikte uzman kişi”, ilgili teknoloji alanındaki bir uzmanı temsil eder. Buna göre bu kişinin teknik olmayan alanlarda uzman olması (örn. bir finans uzmanı) beklenmez. Zira teknik etkisi bulunmayan teknik olmayan unsurlar buluş basamağı değerlendirmesinde objektif teknik problem ortaya koyulurken, çözümü etkileyen unsur olarak değil, problemin içine alınarak değerlendirilir. Bir başka deyişle bu tür teknik olmayan unsurları teknikte uzman kişi zaten biliyormuş gibi davranılır.

Ancak uzmanlar buluşun içeriğine göre istemdeki teknik etkisi bulunmayan teknik olmayan unsurları da zaman zaman araştırabilirler. Örnek 4.9’daki internetten açık eksiltme yöntemini ele alalım. Uzman en yakın doküman olarak internet üzerinden bir açık arttırma yöntemini göstererek buluş basamağı olmadığını ileri sürebilir. Ancak eğer isterse araştırmasına açık eksiltme özelliğini de dahil ederek istemin yeni olmadığını da göstermeye çalışabilir. Zira bu, araştırmada ona fazla vakit kaybına yol açmayacaktır. Ama eğer bu teknik olmayan unsurlar pek çok adımdan oluşan bir iş metodunu içeriyorsa ya da karmaşık bir matematiksel formül ile ilgiliyse uzman büyük ihtimalle bunları araştırmasına dahil etmeyecektir ve istemi yeni kabul edip buluş basamağına saldıracaktır.

Nasıl itiraz etmeli?

Başvurunuza araştırma raporu düzenlenemediğine dair bir bildirim aldınız ve gerekçe olarak da istemlerde ve tarifnamede herhangi bir teknik unsur bulunmadığı ileri sürülmüş olsun. Ancak siz uzmanla aynı şekilde düşünmüyorsunuz ve buluşunuzun teknik karaktere sahip olduğunu göstermek istiyorsunuz. Bunu nasıl yapabilirsiniz?

Açık konuşmak gerekirse, eğer buluşunuz gerçekten net bir şekilde teknik karaktere sahip değilse, uzmanın görüşünü değiştirecek bir argüman sunma ihtimaliniz yok gibidir. Buluşun teknik olduğunu göstermeye çalışılırken sıklıkla karşılaştığımız argümanlardan biri, uzman tarafından başvuruya IPC sınıfı verildiği, IPC’nin patent dokümanlarını teknik alanlara göre ayırdığı, bu nedenle başvurunun da bir IPC sınıfı olduğuna göre buluşun teknik olduğu argümanıdır. Ancak bu iddia çok temelsizdir, zira TÜRKPATENT’te yapılan (teknik karaktere sahip olsun ya da olmasın) tüm patent başvurularına istatistiksel ve yayınla ilgili nedenlerden ötürü IPC sınıfı verilmektedir. Bu tür bir argümanla uzmanın ikna edilmesi mümkün değildir.

Buluşun çok önemli ticari gelir sağlayacağı, daha önce bir benzerinin yapılmadığı vb. genel ifadeler de teknik karakter bulunduğunu ispatlamada yetersizdir. Zira başvurunun konusu çok orijinal ve kimsenin aklına gelmeyen çok şaşırtıcı bir fikir de olabilir ancak bu, başvurunun teknik olduğunu ispatlamakla ilgili değildir. Başvurunuzun teknik olduğunu ispatlamak için buluşunuzdaki teknik unsurlardan bahsetmelisiniz ve bu unsurların hangi teknik problemi, hangi teknik enstrümanlar vasıtasıyla çözdüğünün altını çizmelisiniz. Ancak bu şekilde uzmanı ikna edici bir argüman elde edebilirsiniz.

Bir diğer durumu inceleyelim. Uzman buluşunuzun teknik karakteri olduğunu kabul etmiş ve araştırma raporu düzenlemiş, inceleme aşamasında da buluş basamağı olmadığını ileri sürmüş olsun. Böyle bir durumda uzmanın buluşun yeni olduğunu kabul etmesi üzerinden geliştireceğiniz argümanlar çok sağlam temelli olmayacaktır. Zira daha önce bahsedildiği üzere teknik olmayan özellikler de isteme yenilik özelliği kazandırabilmekte, ancak buluş basamağı değerlendirmesinde bu özelliklerin olumlu bir etki sergilemesi kolay olmamaktadır. Bu nedenle “uzman buluşun yeni olduğunu kabul etmiştir, buluşumuz aynı zamanda buluş basamağına da sahiptir” tarzında herhangi bir gerekçe ya da destek sunulmadan ileri sürülen argümanlar fazla ciddiye alınmayacaktır.

Eğer uzman istemdeki teknik olmayan özelliklerin istemin teknik unsurlarına teknik bir etkisi olmadığını ve teknik bir problemi de çözmediğini ileri sürmüşse, itirazınızı bu unsurlar üzerinden temellendirmelisiniz. Örnek 4.9’daki internetten açık eksiltme yöntemini ele alalım. Uzman açık arttırma ya da açık eksiltme özelliğinin seçilmesinin buluşa teknik bir katkısı olmadığını ileri sürmüş olsun. Bu durumda siz itirazınızı “uzman buluşun teknik olmadığını ileri sürmüştür, halbuki buluşumuz internet üzerinden gerçekleştirilmekte olup teknik özelliğe sahip bir buluştur” biçiminde sunarsanız bu da çok etkili bir argüman olmayacaktır, zira uzman buluşun teknik olduğunu zaten kabul etmiş ve araştırma raporu düzenlemiştir ve burada teknik katkısı olmadığını ileri sürdüğü unsurlar teknik olmayan unsurlardır ve itirazın bu bağlamda yapılması gerekir. Başvurunuzun buluş basamağı içerdiğini ispatlamak için buluşunuzdaki teknik unsurların hangi teknik problemi, hangi teknik enstrümanlar vasıtasıyla çözdüğünün altını çizmelisiniz. Eğer teknik olmayan unsurların istemin teknik unsurlarına teknik bir etkisi varsa ya da teknik bir problemi çözüyorsa bunlardan bahsetmelisiniz. Ancak bu şekilde uzmanı ikna edici bir argüman elde edebilirsiniz.

İstem kategorileri:

Bilgisayar tabanlı buluşlarda oldukça farklı türde istem kategorileri kullanılabilmektedir. Eğer istemin içeriği teknik karaktere sahipse, istemin patentlenemez buluş konusu olmadığı kabul edilir ve yenilik/buluş basamağı kriterlerinin değerlendirilmesine geçilir. Aşağıda bazı istem kategorileri listelenmiştir:

  • Bir veri işleme sistemini çalıştırma yöntemi (a method of operating a data processing system)
  • Bir veri işleme sistemi (a data processing system)
  • Bir bilgisayar programı ürünü (a computer program product)
  • Bir bilgisayar programı (a computer program)
  • Bir bilgisayarda okunabilir bir depolama ortamı (a computer readable storage medium)
  • Bir bilgisayar uygulamalı yöntem (computer-implemented method)

Mustafa Güney ÇALIŞKAN

Şubat 2021

guneycaliskan@gmail.com


[i] TR 2018/06917 nolu başvuru.

[ii] TR 2018/06221 nolu başvuru.

[iii] TR 2018/07886 nolu başvuru.

[iv] EP3188109 nolu başvuru.

[v] EP3416114 nolu başvuru

[vi] Requirements for the Patentability of Computer Implemented Inventions at the European Patent Office, Conference on Patentability of CII Eva Hopper and Edoardo Pastore, Patent Examiners, Cluster Computers, European Patent Office, Ankara, 1 – 2 June 2010.

[vii] EP0844580 nolu başvuru.

[viii] Görseller sırasıyla şu web sitelerinden alınmıştır:

https://www.neogeokult.com/neo-geo-reviews-us/ultimate-eleven-us/

https://www.balls.ie/football/10-things-playstation-football-games-will-remember-293662

https://dds.konami.com/games/manual/pes2019/PS4/en/screen.html

[ix] T928/03, Video game/Konami.

[x] TR 2019/00719 nolu başvuru.

[xi] Is my Smartphone App Patentable?, Kristian Henningsson, HØIBERG A/S, April 2015, s.2,https://hoiberg.com/om-hoeiberg/artikler/is-my-smartphone-app-patentable/download/Article_Model_Article_Section/192/is-my-smartphone-app-patentable.pdf

[xii] TR 2019/05010 nolu başvuru.

[xiii] TR 2019/05756 nolu başvuru.

[xiv] TR 2015/16197 nolu başvuru. Ayrıca bkz. PCT/TR2016/000141 nolu PCT başvurusu.

[xv] Searching claims comprising non-technical features at the European Patent Office, Igor Dydenko, European Patent Office, World Patent Information 54 (2018) S44-S50, 19 September 2016, s. S45-S46.

[xvi] A mobile phone comprising a display and means for computing a user-related parameter.

TÜRKPATENT’TE BİLGİSAYAR TABANLI BULUŞLARIN DEĞERLENDİRİLME KRİTERLERİ -BÖLÜM II-

UYARI: Bu yazıdaki değerlendirmeler yazarın kişisel görüşlerini yansıtır ve hiçbir şekilde TÜRKPATENT’in resmi görüşünü ya da uzmanlarının başvurularla ilgili değerlendirmelerini temsil etmez. Yazı yalnızca bilgi amaçlı olup yasal tavsiye niteliği taşımaz. Bu yazının içeriğinin bir sonucu olarak herhangi bir işlem yapmadan veya herhangi bir işlemden kaçınmadan önce profesyonel hukuki tavsiye alınmalıdır. Yazarın verilen bir örnek üzerindeki değerlendirmesi yalnızca o örneğin spesifik koşullarına bağlıdır. Bir başka durum için yazarın alacağı kararlarda bağlayıcılığı yoktur.

Bu yazı 8 Şubat 2021 tarihli aynı başlıklı yazının ikinci bölümüdür.

(4). Adımdaki Başvuruya Örnekler (İstemde hem teknik hem de teknik olmayan özelliklerin birlikte bulunması):

Daha önce bahsedildiği üzere bilgisayar tabanlı buluşlarda genellikle istemde hem teknik hem de teknik olmayan özellikler birlikte bulunur. Şimdi bu tür istemlerin nasıl değerlendirildiğini örneklerle inceleyelim.

Şekil 3: TÜRKPATENT’te bilgisayar tabanlı buluşların değerlendirilmesi

Örnek 4.1:

İstem 1: “Bankada (2) altın ya da diğer tür mevduatı olan müşterinin (3), kuyumcular (1) tarafından hazırlanan takı kataloğu içinde sunulan takılardan, istediği kadarını belirli bir süre için alıp kullanabilmesini sağlayan, takı kiralama sistemi olup, özelliği;

– kuyumcular (1), bankalar (2), müşterilerin (3) ara yüzler üzerinden kullandığı, işletim sistemine haiz tüm akıllı cihazlara yüklenen takı kiralama sistemine ait uygulama, takı kataloğunun ve algoritmaların kaydedildiği bir veri tabanına (4.1) sahip sunucu (4) içermesidir.”[i]

Yukarıdaki istem takı kiralamaya yönelik bir iş metodunun teknik unsurlarla uygulamaya geçirilmesi sebebiyle hem teknik hem de teknik olmayan unsurların bulunduğu isteme örnektir. Ancak, söz konusu teknik unsurlara sahip herhangi başka bir buluş (örneğin araç kiralama ya da başka bir iş faaliyeti gerçekleştiren ve akıllı cihaz, uygulama, veritabanı ve sunucu içeren bir sistem) başvurunun buluş basamağı niteliği olmadığını göstermeye yeterli olacaktır.

Örnek 4.2:

İstem 1: “Buluş sosyal medyayı çok fazla kullanan ve bağımlılığının farkında olmayan kişiler için sosyal medya kullanım alışkanlıklarını ölçen ve sosyal medya kullanımına bağlı olumsuz sonuçların önlenmesini sağlamak amacı ile bir veri toplayıcı ile bir merkezde toplayan, analiz eden ve yöneten sistem olup özelliği

– Kullanıcıya ait, cep telefonu, tablet pda ve benzeri mobil cihaz ile mobil operatör, data hattı ve/veya kablosuz internet bağlantısı vasıtasıyla server üzerinden ulaşılan uygulamanın yüklenmesini sağlayan yükleme modülü,

– Yükleme modülü vasıtasıyla indirilen uygulama üzerinde kullanıcı hesabı oluşturulması kullanıcı bilgilerinin saklanmasını veri kaydını ve güvenliğini sağlayan kişisel hesap modülü,

– Bahsedilen kişisel hesap modülüne kişisel verilerin girilmesini yetki ve izinlerin verilmesini sağlayan kullanıcı modülü,

– Verilen yetki ve izinler dahilinde kullanıcının mobil cihazı üzerinden yaptığı sosyal medya aktiviteleri ile oluşan verileri toplayan ve anlamlandıran, kategorize ederek olumlu olumsuz tanımlamaları yapan derecelendirme modülü,

– Elde edilen veriler ve kullanıcı profili ile birlikte değerleme yapan uzman katkısı ile birlikte ve kullanıcı takvimi, aktivite programını oluşturan raporlama modülü,

– Raporlama modülü kapsamında oluşturulan kullanıcı takvimi, aktivite programına kullanıcının uyup uymadığını izleyen, uyarı sistemleri ile uyarı ve bilgilendirmeyi yapan, tüm aktivitelerin geri bildirimini yerine getiren yapan analiz ve takip modülü,

içermesi ile karakterize edilmesidir.”[ii]

İstemde teknik unsurlar bulunması sebebiyle uzman araştırma raporu düzenlemiştir.

Örnek 4.3:

İstem 1: “Kullanıcılara sanal gerçeklik arayüzü vasıtasıyla iş görüşmesi deneyimi sağlayan;

– kullanıcının (K) etkileşime girdiği, kullanıcıya (K) sanal mülakat ortamı sunan ve kullanıcının (K) mimik ve hareketlerini ölçebilen en az bir kullanıcı arayüz birimi (2),

– kullanıcı arayüz biriminden (2) kullanıcının (K) oluşturduğu bilgileri alan ve kullanıcı arayüz birimine (2) sanal ortam ve mülakat bilgilerini ileten en az bir sunucu (3),

– sektör bazlı farklı iş görüşmeleri için farklı senaryolar içeren iş görüşmesi içerik bilgilerini kayıt altında tutan en az bir mülakat bilgileri veri tabanı (4),

– kullanıcı arayüz biriminin (2) içerdiği donanımlar vasıtasıyla kullanıcının (K) sesli veya metin formatında oluşturduğu cevapları sunucudan (3) alan ve tercihe bağlı olarak metinden sese ve sesten metine dönüşüm sağlayan en az bir dil işleme birimi (5),

– sunucu (3) ve raporlama birimi (8) ile iletişim halinde en az bir davranış analiz birimi (6),

– sunucu (3) ile iletişim halinde en az bir sanal mülakat birimi (7),

– dil işleme birimi (5), davranış analiz birimi (6) ve sanal mülakat biriminin (7) kullanıcıya (K) ait verileri kullanarak oluşturdukları değerlendirme verilerini alan, depolayan ve iletişimde olduğu birimler ile paylaşan raporlama birimi (8),

– kullanıcıların (K) iş görüşmesi deneyimleri sonuçlarını paylaşabilmeleri için sosyal medya platformları ile entegrasyon kuran en az bir sosyal medya entegrasyon birimi (9) içeren ve

– kullanıcı arayüz biriminde (2) sanal mülakat ortamının oluşturulması için dil işleme birimi (5), davranış analiz birimi (6) ve sanal mülakat birimi (7) ile kullanıcı arayüz birimi (2) arasında gerekli veri trafiğini yöneten sunucu (3),

– kullanıcı arayüz biriminin (2) içerdiği donanımlar vasıtasıyla alınan kullanıcı (K) görüntülerinin analizini gerçekleştirerek kullanıcının (K) jest ve mimiklerini içerdiği tanımlı kurallar doğrultusunda yorumlayan davranış analiz birimi (6),

– kullanıcı arayüz biriminin (2) içerdiği donanımların sanal gerçeklik ortamı ve karakterlerinin oluşturması için gerekli verileri içeren sanal mülakat birimi (7) ile karakterize edilen bir sistem (1).”[iii]

Yukarıdaki istemde veritabanı, sunucu gibi teknik unsurlar bulunduğu için istem teknik karaktere sahiptir ve araştırma raporu düzenlenmiştir.

Örnek 4.4:

İstem 1: “Yeni mağaza/işletme yatırım planlaması yapan kullanıcının (1), seçtiği lokasyonda ilgili ticari potansiyeli görebilmesini ve değerlendirebilmesini sağlayan sistem olup, özelliği;

– Kullanıcı (1) tarafından takip ve veri girişi işlemlerinin yapılmasını sağlayan kullanıcı ara birimi (2),

– Üçüncü Parti Mobil Uygulama Marketi (12) üzerinden satın alınan rapor kotasının yüklendiği Kullanıcı Hesap Bakiyesi (4),

o Kullanıcı hesap bakiyesini (4) kontrol eden,

o Harita vektör veritabanından (6) harita/bölge verilerini alan,

o Konum Ticari Değer Belirleme Algoritması/Modeli (7) vasıtasıyla hesaplanan yeni mağaza konumundaki yatırım skoru verisini alan,

o Seçilen yeni mağaza konumu çevresinde seçilen sektöre uygun demografi ve nokta veritabanında (8) önceden tanımlı sorguları yaparak bölge ile ilgili demografik bilgileri alan bahsedilen verileri kullanarak kullanıcının (1) seçtiği lokasyondaki ticari potansiyelin gösterildiği raporun üretilmesini sağlayan Harita Analiz Uygulaması (5),

– Kullanıcıdan (1) bilgilerin alınması, iletilmesi ve harita analiz uygulamasında (5) rapor üretilmesi için gerekli olan altyapıyı sağlayan Uygulama Sunucusu (11) içermesidir.”[iv]

Şekil 4: TR 2019/00905 nolu başvuruya ait Şekil 1

Yukarıdaki istemde veritabanı, sunucu gibi teknik unsurlar bulunduğu için istem teknik karaktere sahiptir ve araştırma raporu düzenlenmiştir.

Örnek 4.5:

İstem 1: “Konusuna göre kategorize edilmiş halde olan konusunda uzman kişilerin veya kurumların bilgisinin tutulduğu harici bir veri tabanı içeren ve

kullanıcının sisteme kişisel bilgilerini girerek kayıt olmasıyla, bilgi edinmek istediği konu hakkında uzman kişiyi belirleyerek, görüşmek için randevu talebi oluşturmasını, randevu sonucunun bilgisini edindiği, randevu zamanında uzman kişi ile sesli, görsel, mesaj şeklinde görüşme yaparak istedikleri bilgileri edinmelerine olanak veren bir kullanıcı ara yüz modülü ve

veri tabanında kayıtlı olan uzman kişilerin giriş yaptıkları, kullanıcıların kendilerine ilettikleri randevu taleplerini cevapladıkları, kullanıcılar ile sesli, görsel, mesaj şeklinde görüşme yapabilmesine olanak veren bir uzman kişi ara yüz modülü ve

sisteme ait olan yöneticilerin giriş yaptıkları, kullanıcı ara yüz modülünü, uzman kişi ara yüz modülünü, randevu taleplerini, görüşmeleri, görüşmelerin program ilkelerine uygunluk ve aykırılığını ve veri tabanını yöneten bir yönetici ara yüz modülü

içermesiyle karakterize edilen bilgi edinmeyi sağlayan mobil uygulamadır.”[v]

Yukarıdaki istemde kullanıcı arayüzü, veritabanı gibi teknik unsurlar bulunduran bir mobil uygulamadan bahsedilmekte olup istem teknik karaktere sahiptir ve araştırma raporu düzenlenmiştir.

Örnek 4.6:

İstem 1: “Buluş ihracat-ithalat yapmak isteyen şirketleri ve serbest (freelance) çalışma şekli ile çalışmak isteyen kişileri web sayfası veya mobil uygulama vasıtasıyla buluşturan bir sistem ve yöntem olup, özelliği; Serbest (Freelance) Dış Ticaret Çalışanlarının Kaydedildiği Veritabanı(1), İhracat-İthalat Yapmak isteyen İşletmelerin Kaydedildiği Veritabanı(2) , Cep Telefonu-Tablet (Mobil) Uygulamaları veya Web Sitesi (3), bahsedilen Cep Telefonu-Tablet (mobil) uygulamaları veya web sitelerine (3) bağlı çalışan e-mail, telefon, internet üzerinden anlık yazışma ile sunan haberleşme uygulaması-eklentisi (4), İnternet Sağlayıcı (5), Web Servisi (6) elemanlarını içermesidir.”[vi]

Yukarıdaki istemde internet, veritabanı gibi teknik unsurlarla etkileşimde olan bir mobil uygulamadan bahsedilmekte olup istem teknik karaktere sahiptir ve araştırma raporu düzenlenmiştir. Bu uygulamanın istemde mevcut teknik unsurlara sahip başka uygulamalardan farkının olup olmadığı ya da buluş basamağı içerip içermediği değerlendirilecektir.

Örnek 4.7:

İstem 1: “Alıcıların (çocukların) yaptığı alışverişlerin bir denetleyici (ebeveynleri) tarafından kontrolüne ilişkin bir alışveriş kontrol sistemi olup, özelliği;

– alıcının kontrol sistemine tanımlayıcı yöntemler ile önceden tanıtılmasını ve alışveriş sırasında alıcının sistem tarafından tanınmasını sağlayan bir tanıma sistemi,

– satışa sunulan ürünlere ait görsel içerik, son tüketim tarihi, kalori bilgisi, gıda içeriği, fiyat gibi detaylı bilgileri içeren, bu bilgileri denetleyicilerin incelemesine sunan bir ürün bilgi sistemi,

– denetleyici tarafından alıcının satın almak istediği ürünlere satın alma işlemleri için onay verme ya da onay vermeme işlemlerinin gerçekleştirilmesini ve bu işlemlerin kaydedilmesini sağlayan bir onay sistemi içermesidir.”[vii]

İstem 1’de hiçbir teknik özellik bulunmadığı görülmektedir. Zira tanıma sistemi, ürün bilgi sistemi, onay sistemi olarak geçen unsurların hangi teknik özelliklere sahip olduğu ya da teknik bir özelliğe sahip olup olmadığı belirsizdir. Denetleyici ve alıcı unsurları da insanları temsil etmektedir. Bununla birlikte uzman yine de araştırma raporu düzenlemiştir çünkü istem 1’e bağlı olan istemlerde teknik unsurlar (çevrimiçi ödeme, karekod okutma, akıllı telefon vb.) da bulunmaktadır. Bir başka deyişle, bağlı istemler hem teknik hem de teknik olmayan unsurların birlikte olduğu istem türündedir. Bu tür bir raporda uzman eğer istem 1’i bağlı istemleri göz önüne alarak teknik olarak yorumlayabiliyorsa araştırma raporuna istem 1’i de dahil edebilir ve durumu raporun görüşler kısmında açıklayabilir, ancak istem 1 anlamlı bir araştırma yapmayı mümkün kılacak nitelikte değilse istem 1 araştırılmaz, bağlı istemler araştırılır.

Bazı istemlerin araştırıldığı bazılarının araştırılamadığı bu tür raporlar kısmi araştırma raporu olarak adlandırılır.[viii] Buna bir başka örnek daha verelim:

Örnek 4.8:

İstem 1: “Buluş konusu ürün teknoloji yönetimi için bir karar destek sistemi için bir yöntem olup özelliği;

– bir teknoloji taksonomisi [101] modülü bulundurması, bu teknoloji taksonomisi [101] içerisinde organizasyonun ilgili olduğu teknoloji alanlarının kayıtlı olması;

– bir teknoloji hazırlık seviyesi [102] modülü bulundurması, bu teknoloji hazırlık seviyesi [102] modülü içerisinde her bir teknoloji taksonomisi [101]alanı için kullanıcılar tarafından yapılan değerlendirmelerin saklanması;

– bir yetkinlik modülü [103] bulundurması, bu yetkinlik modülü [103] içerisinde her bir insan kaynağının önceden yetkilendirilmiş başka bir kullanıcı tarafından değerlendirilmesi ve bu değerlendirmenin saklanması;

– bir ürün modülü [104] bulundurması, bu ürün modülü [104] içerisinde ürün bilgilerinin en az dört kademeli ve bu kademeler teknoloji, proje, ürün ve market olacak biçimde saklanması;

– bir proje modülü [105] bulundurması, bu proje modülü [105] İçerisinde projelerin genel bilgilerinin ve projelere ait teknoloji hazırlık seviyesi [102] ve projelerin ilgili olduğu teknoloji taksonomisi [101] sınıflarının saklanması;

– bir teknoloji varlık kütüphanesi [106] bulundurması, bu teknoloji varlık kütüphanesi [106] içerisinde varlıkların bilgilerinin saklanması yoluyla kullanıcıların organizasyonun varlıklarım tek noktada görebilmesi;

– bir market taksonomisi [107]modülü bulundurması, bu market taksonomisi[107] modülü içerisinde pazar bilgilerinin girilmesi ve saklanması;

– bir teknoloji yol haritası [108] bulundurması, bu teknoloji yol haritası [108] içerisinde ürün modülünden [104] çekilen ürün bilgilerinin, proje modülünden [105] çekilen proje bilgilerinin, market taksonomisi modülünden [107] çekilen pazar bilgilerinin teknoloji taksonomisi [101] ile eşleştirilmiş olarak gösterilmesi ve versiyonlar halinde saklanması;

– en az bir dış kaynaklı analiz [109] bulundurması, bu dış kaynaklı analizi [109] grafik bir hale getirip teknoloji taksonomisi [101] ile eşleştirerek teknoloji radarı [110] olarak kullanıcıya sunması; ile karakterize edilmesidir.”[ix]

Yukarıda görüldüğü üzere istem bir karar destek sistemi için bir yöntem olup içerdiği modüller ve bu modüllerde verilerin saklanmasından bahsedilmektedir. Ancak bu modüllerin ne gibi bir teknik unsur içerdiği ve verileri nasıl sakladığı belli değildir. İstemin teknoloji yönetimi ile ilgili olması teknik olduğu anlamına gelmemektedir. Araştırma raporunda istem 1 ve ona bağlı 2-19 nolu istemlerde korunmak istenen tek unsurun iş metodu olduğu ve söz konusu istemlerde herhangi bir teknik karakter bulunmadığı ifade edilmiştir. İstem 20’nin ise teknik unsur bulundurduğu ifade edilmiş ve sadece bu istem için kısmi araştırma raporu düzenlenmiştir. Bağımsız istem 20 ise aşağıdaki gibidir:

İstem 20: “Buluş konusu ürün bilgisayar tarafından okunabilen bir hafıza elemanı olup özelliği;

– bir teknoloji taksonomisi [101] modülü bulundurması, bu teknoloji taksonomisi [101] içerisinde organizasyonun ilgili olduğu teknoloji alanlarının kayıtlı olması;

– bir teknoloji hazırlık seviyesi [102] modülü bulundurması, bu teknoloji hazırlık seviyesi [102] modülü içerisinde her bir teknoloji taksonomisi [101] alanı için kullanıcılar tarafından yapılan değerlendirmelerin saklanması;

– bir yetkinlik modülü [103] bulundurması, bu yetkinlik modülü [103] içerisinde her bir insan kaynağının önceden yetkilendirilmiş başka bir kullanıcı tarafından değerlendirilmesi ve bu değerlendirmenin saklanması;

– bir ürün modülü [104] bulundurması, bu ürün modülü [104] içerisinde ürün bilgilerinin en az dört kademeli ve bu kademeler teknoloji, proje, ürün ve market olacak biçimde saklanması;

– bir proje modülü [105] bulundurması, bu proje modülü [105] içerisinde projelerin genel bilgilerinin ve projelere ait teknoloji hazırlık seviyesi [102] ve projelerin ilgili olduğu teknoloji taksonomisi [101] sınıflarının saklanması;

– bir teknoloji varlık kütüphanesi [106] bulundurması, bu teknoloji varlık kütüphanesi [106] içerisinde varlıkların bilgilerinin saklanması yoluyla kullanıcıların organizasyonun varlıklarını tek noktada görebilmesi;

– bir market taksonomisi [107] modülü bulundurması, bu market taksonomisi [107] modülü içerisinde pazar bilgilerinin girilmesi ve saklanması;

– bir teknoloji yol haritası [108] bulundurması, bu teknoloji yol haritası [108] içerisinde ürün modülünden [104] çekilen ürün bilgilerinin, proje modülünden [105] çekilen proje bilgilerinin, market taksonomisi modülünden [107] çekilen pazar bilgilerinin teknoloji taksonomisi [101] ile eşleştirilmiş olarak gösterilmesi ve versiyonlar halinde saklanması;

– en az bir dış kaynaklı analiz [109] bulundurması, bu dış kaynaklı analizi [109] grafik bir hale getirip teknoloji taksonomisi [101] ile eşleştirerek teknoloji radarı [110] olarak kullanıcıya sunması;

işlemlerinin yapılması için gerekli komut dizisini içermesi ile karakterize edilmesidir.”

İstem 20 yukarıda görüldüğü üzere bilgisayar tarafından okunabilen bir hafıza elemanı olarak tanımlanmış ve bu elemanda bulunan modüller ve bunların yaptığı işler sıralanmıştır. Bu hafıza elemanı (örn. bir CD, hard disk ya da USB bellek olabilir) teknik bir unsur olarak kabul edilmiştir. Ancak bu hafıza elemanının yaptığı işlem bir iş metodunun bilgisayarda çalıştırılmasından öte değildir. Bu haliyle herhangi bir iş metodunu gerçekleştirmek için bilgisayar tarafından okunabilen bir hafıza elemanı içeren bir doküman (4.c) adımındakine benzer şekilde başvurunun buluş basamağı içermediğini göstermeye yeterli olacaktır. Raporda bir karar destek sistemine ait işlem adımlarını çalıştıran –ve hard disk içeren– bir bilgisayar içeren doküman bunun için kullanılmıştır.[x]

(4.b). Adımdaki Başvuruya Örnekler (İstemde teknik olmayan unsurların istemin teknik unsurlarına teknik bir etkisi var mı ya da teknik bir problemi çözüyor mu?):

Özellikle iş metotlarında teknik olmayan unsurların istemin teknik unsurlarına teknik bir etkisi nadiren söz konusu olur. Bir iş metodunun kullanışlı ya da pratik olması veya satışı kolay olması, bu iş metodunun istemin teknik unsurlarına teknik bir etkisi olduğu anlamına gelmeyecektir.

İstemde teknik olmayan unsurların istemin teknik unsurlarına teknik bir etkisinin olup olmadığı ve teknik bir problemi çözüp çözmediğinin irdelendiği başvurulara örnek olarak aşağıdakiler verilebilir:

Örnek 4.9:

İstem 1: “İnternet üzerinden ürün satmak için bir internet müzayedesi olup, özelliği en yüksek fiyat teklifi ile başlayıp aşağı doğru inen açık eksiltme yönteminin kullanılmasıyla karakterize edilen bir müzayede olmasıdır.”[xi]

Bu buluş internet üzerinden gerçekleştirildiği için, teknik özellik içermektedir, zira bu, çok sayıda bilgisayar ve bir ağ anlamına gelir.

Tekniğin bilinen durumunda ise bu tür müzayedelerde internet üzerinden açık arttırma yöntemi (D1) biliniyor olsun. Aradaki fark yalnızca bir iş metoduyla ilgilidir ve bu farkın buluşa teknik bir etkisi de yoktur. Bu durumda D1 dokümanı başvurunun buluş basamağı içermediğini göstermeye yeterli olacaktır.

Örnek 4.10:

Bir işlemde ya da unsurda farklı renklerin kullanılması çoğu durumda teknik bir fark olarak kabul edilmez. Örneğin binaları modellemeye yönelik bir bilgisayar programında “stres seviyeleri” mavi renk düşük stres değerini, kırmızı renk yüksek stres değerini gösterecek şekilde renkli olarak sunulması yalnızca insan zihnini hedefleyen bilginin bir sunumudur ve teknik değildir.[xii] Bu tür istemler genellikle bir ekran bulundurmasından dolayı teknik karaktere sahiptir, ancak buluş basamağı kriteri değerlendirilirken tekniğin bilinen durumuyla aradaki tek fark eğer örneğin renklerin sunumu ile ilgili ise bu farkın buluşa teknik bir etkisi olmadığı ve istemin buluş basamağı içermediği ortaya çıkacaktır.

Örnek 4.11:

Ekrandaki bilgilerin vektörel olarak sunumu, müşteriyi, yalnızca istenen bir ürünü seçmek ve bir satın alma kararı vermek amacıyla bir ürünün özellikleri hakkında bilgilendirmesi teknik değildir ve tamamen zihinsel bir seçim yapma etkinliğidir.[xiii] Bu istem de bir ekran bulundurmasından dolayı teknik karaktere sahiptir ve teknik olmayan özellikler de bulundurmasından dolayı (ürünün özellikleri hakkında bilgilendirme) hem teknik hem teknik olmayan unsurları bir arada bulunduran bir istem türüdür. Buluş basamağı kriteri değerlendirilirken tekniğin bilinen durumuyla aradaki tek fark eğer bu bilgilendirme ile ilgili ise bu farkın buluşa teknik bir etkisi olmadığı ve istemin buluş basamağı içermediği ortaya çıkacaktır.

Örnek 4.12:

Başvuruda[xiv] vücut dışında yapılan kan tedavisi ile ilgili makineye ait, makineyi kullanıma hazır hale getirmek için çalıştırma talimatlarını içeren dokunmatik ekranlı kullanıcı arayüzü bulunmaktadır.[xv]

Şekil 5: EP1668556 nolu başvuruya ait Şekil 4

Ekranda sunulan bilgi, teknik sisteme ait bir çalışma durumu, bir koşul veya bir olay oluşturuyorsa, örneğin sistem kullanıcısını, düzgün çalışmasını sağlamak için onunla etkileşim kurmaya yönlendiriyorsa bu teknik bir özelliktir. Ancak, ekrandakiler teknik sistem üzerinde çalıştırılan teknik olmayan bir uygulamanın durumunu temsil ediyorsa bu özellik teknik olarak kabul edilmez. Zira bu durumda görüntülenen bilgi, makinenin herhangi bir içsel durumuna bağlı olmayan önceden depolanmış statik bilgileri oluşturmaktadır ve makinenin mevcut çalışma durumu hakkında herhangi bir ayrıntı sağlamamaktadır.

Bir bilginin sunumu söz konusu olan buluşlarda önemli olan neyin sunulduğu değil, bilginin nasıl sunulduğudur. Özellikle kullanıcı arayüzüne (GUI) yönelik buluşlarda genellikle bir ekran bulunduğu için bu tür buluşlar teknik karaktere sahip olmaktadır. Ancak, buluş basamağı kriteri değerlendirilirken neyin sunulduğu değil, bilginin nasıl sunulduğu önem kazanmaktadır.

Örnek 4.13:

Buluş operatöre yardımcı olmak için kurulum prosedürü ekranlarına sahip bir diyaliz sistemi ile ilgilidir.[xvi] İstemde görüntüleme cihazının, bir operatör girişi gerektiren çok sayıda diyaliz tedavisi kurulum prosedürünü ve diyaliz tedavisindeki ilerlemeyi adım adım gerçek zamanlı ve grafiksel olarak gösteren çok sayıda diyaliz tedavisi ekranını gösterdiğinden bahsedilmektedir.

Şekil 6: EP1509261 nolu başvuruya ait Şekil 30A-C

Burada, istemdeki unsurlar yalnızca insan zihnine yönelik bir bilgi içeriğinden daha fazlasına sahiptir; salt bilginin sunulmasından öte, sistemin işleyişi ile ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır, zira operatör girişi olmadan sistemin çalışması mümkün olmayacaktır. Gerçek zamanlı (realtime) diyaliz tedavi ekranları, tedavi sırasında diyaliz sisteminin durumuna ilişkin teknik bilgiler sunar ve operatöre, sistemin doğru çalışmasını izlemesine yardımcı olur, sistem ve operatör arasındaki bu etkileşim teknik bir niteliğe sahiptir.[xvii]

Kullanıcı arayüzüyle ilgili buluşlarda istemde buluş basamağı açısından değerlendirilen unsurlar, yalnızca bir grafik kullanıcı arabirimi (GUI) üzerindeki görsel verilerin kullanıcıya sunulmasına dayanıyorsa, bu özellik salt bilginin sunumu kabul edilecektir ve teknik olmadığı için, başvuruya buluş basamağı niteliği kazandırmayacaktır.[xviii]

Bir başka örnekte buluş, dosyaların kullanıcı seçimi için ekranda unsurlar olarak temsil edilmesini içeren, bilgisayar tabanlı bir veri tabanındaki veri dosyalarına erişim için bir sistem ve yöntem ile ilgilidir. Buluşun tek yeni özelliğinin görüntülenen öğelerin hareketiyle ilgili olduğu ve doğrudan bilgi arama ve erişimle ilgili bir sorunu çözmediği tespit edilmiştir. Dahası, kullanıcının bir dosyaya karşılık gelen bir öğeyi seçmesi yalnızca zihinsel bir eylemdir. Bu nedenle buluş basamağına katkıda bulunan herhangi bir teknik özellik bahsedilemez ve başvuru buluş basamağı kriterini sağlayamaz.[xix]

Örnek 4.14:

Buluş, kullanıcının bir cep telefonu uygulaması vasıtasıyla satın almak istediği ürünleri seçmesi ve bu ürünlerin bulunduğu en yakın mağazaların kullanıcıya en uygun alışveriş rotasını oluşturacak şekilde sunulmasıyla ilgilidir.[xx]

İstem 1: “Buluş mobil cihazlarda alışverişi kolaylaştırma yöntemi olup, özelliği;

a) Kullanıcının satın alınacak iki veya daha fazla ürünü seçmesi,

b) mobil cihazın, seçilen ürünlerin bilgilerini ve cihaz konumunu bir sunucuya iletmesi,

c) sunucunun, seçilen ürünlerden en az birini sunan satıcıları belirlemek için bir satıcı veritabanına erişmesi,

d) sunucunun, cihaz konumuna ve tanımlanan satıcılara bağlı olarak, önceki talepler için belirlenen en uygun alışveriş rotalarının bulunduğu bir önbelleğe erişerek seçilen ürünleri satın almak için en uygun bir alışveriş rotasını belirlemesi ve

e) sunucunun, en uygun alışveriş rotasını kullanıcının görmesi için mobil cihaza iletmesi.

adımlarını içermektedir.”[xxi]

Şekil 7: EP1216450 nolu başvuruya ait Şekil 1

İstemde görüldüğü üzere buluşa ait bilgi işlem altyapısı (cep telefonu, sunucu, veritabanı) başvuruya teknik karakter kazandırmaktadır.

Tekniğin bilinen durumunda D1 ve D2 dokümanları bulunmuştur. D1 dokümanı buluştaki aynı teknik altyapı ile benzer bir teknik olmayan amaca hizmet etmektedir. İstem 1 ile D1 arasındaki farklar şunlardır:

(1) kullanıcı (tek bir ürün yerine) iki veya daha fazla istenen ürünü seçebilmektedir

(2) kullanıcıya ürünleri satın alması için “en uygun alışveriş rotası” sağlanmaktadır

(3) en uygun alışveriş rotası, önceki talepler için belirlenen en uygun alışveriş rotalarının depolandığı bir önbelleğe erişilerek sunucu tarafından belirlenmektedir.

(1) ve (2)’deki farklar iş metodunda yapılan değişiklikleri kapsamaktadır ve bir pazarlama uzmanı tarafından ortaya konabilecek, teknik yönü bulunmayan farklılıklardır. Bunlar teknik probleme bir katkı sağlamamaktadır ve bu nedenle buluş basamağı değerlendirmesinde hesaba katılmaz, ancak teknik problem formüle edilirken problemin içine alınabilir.

(3)’teki fark ise bilgisayar uygulamasının teknik yönüyle ilgilidir. Buradaki teknik etki, en uygun alışveriş rotasının hızlı bir şekilde belirlenmesidir.

Buna göre, objektif teknik problem (1) ve (2)’deki iş metodunu teknik olarak verimli bir şekilde uygulamak için D1 yönteminin nasıl değiştirileceği olarak formüle edilebilir.

(1)’deki fark göz önüne alındığında kullanıcının tek bir ürün yerine iki veya daha fazla istenen ürünü seçebilmesini sağlamak için D1’de kullanılan mobil cihazı uyarlamak teknikte uzman kişi (programcı) için aşikârdır.

Sunucuya (2)’deki en uygun alışveriş rotasını belirleme görevinin atanması D1’deki en yakın satıcının belirlenmesine benzer şekilde yapılacağından, bu özellik de aşikârdır.

Teknik olarak nasıl verimli bir uygulama sağlanacağı sorulduğunda, teknikte uzman kişi bir rotanın belirlenmesine yönelik verimli teknik uygulamaları arayacaktır.

D2 dokümanı ise, bu sorunu bir seyahat planlama sistemi bağlamında ele almaktadır. D2 önceki sonuçları saklayan bir önbellek kullanımını önermektedir. Teknikte uzman kişi, objektif teknik problemi çözmek için D1’i D2’de önerildiği gibi bir önbellek kullanacak şekilde uyarlamayı düşünecek ve böylelikle istem 1’in tüm özelliklerine sahip bir yönteme ulaşmış olacaktır. Dolayısıyla, istem 1 buluş basamağı kriterini sağlayamamaktadır.

Şimdi teknik katkıyı biraz daha detaylı inceleyelim. Satıcıların seçimi ve bunun sunucu vb. teknik unsurlarla etkileşimi buluşun teknik karakterine katkıda bulunuyor mu? Hayır, çünkü bir  “teknik sızıntı yanılgısı” (technical leakage fallacy), söz konusudur, yani burada özünde teknik olmayan bir problem vardır ve teknik olmayan unsurların teknik unsurlarla etkileşimi tüm süreci teknik hale getirmek için yeterli değildir.

“Bir yere gitme” fiziksel eylemi teknik karakter kazandırır mı? Hayır, zira burada “kırılmış teknik zincir yanılgısı” (broken technical chain fallacy) vardır, yani bilgi sağlanmasından bunun teknik bir süreçte kullanımına kadar olan etki zinciri, bir kullanıcının müdahalesi ile kırılmaktadır. Bu yüzden olası herhangi bir teknik etki, kullanıcının seyahat rotasına tepkisine bağlıdır.

D1 sistemi birden fazla ürünü sipariş etmek için kullanılacaksa, yalnızca tüm kalemleri tedarik edebilecek tek bir satıcı hakkında bilgi verecektir.

Başvuru sahibi buluşun, bir siparişi yerine getirmeye yönelik başarısız girişimlerin sayısını azaltma sorununu çözdüğünü ileri sürmektedir. Ancak bu da “teknik olmayan önyargı yanılgısı”dır (non-technical prejudice fallacy) ve bu argüman, temelde teknik olmayan yönleri, önceki tekniğin değiştirilmemesinin bir nedeni olarak ortaya çıkarır.[xxii]

Örnek 4.15:

İstem 1: Buluş, internet sitesi ve mobil uygulamalar üzerinden sağlanan yeni bir elektronik satış sistemi olup özelliği;

− Müşteri tarafından E-Ticaret platformuna (web, mobil uygulama vb.) girilmesi,

− Eksiksiz girilen bilgiler ile üyelik kaydı oluşturulması,

− Satın almak istenilen ürünler ya da ürün gruplarının müşteri tarafından belirlenen ya da satıcı tarafından önceden oluşturulmuş paketlerin biri ya da birkaçına göre belirlenmesi,

− Belirlenen ürünlerin toptan paket fiyatına göre bedelinin ödenmesi,

− Belirlenen serinin/paketin/ürün grubunun/kombinasyonun E-Ticaret platformunda perakende fiyat üzerinden satışa sunulması,

− Satışa sunulan ürünlerin perakende fiyatı üzerinden satılması

− Satılan ürünlerin bedelinin müşteriye aktarılması işlem adımlarını içermesidir.[xxiii]

Yukarıdaki istemdeki satış sistemi (yöntemi), internet üzerinden yapılan bir e-ticaret sistemine ait işlem adımları olduğu için teknik karaktere sahiptir. Başvuru konusu buluş satıcı/üretici ile müşteri arasında kâr ortaklığı bulunan bir satış-pazarlama modelleri ile ilgilidir. Buna göre müşteri satın almak istediği ürünleri belirleyerek bir paket oluşturuyor ya da satıcının önceden oluşturduğu ürün paketlerinden seçim yapıyor ve bunların ücretini ödüyor, sonrasında bu ürünlerle oluşturduğu paket kombinasyonlarını satışa sunuyor ve buradaki satışla kâr elde ediyor. Başvuruya araştırma raporu düzenlenmiş ve en yakın doküman (D1) olarak gösterilen Shopify web sitesi ise müşterilerin üye olarak perakende satış yapabilecekleri bir e-ticaret internet sitesidir. İstem 1 ve D1 karşılaştırıldığında aradaki farkın satıcının kendi ürününü satmak yerine, internetten o anda aldığı ürünü satması söz konusudur. Ancak bu teknik olmayan ve tamamen bir ticari faaliyet ile ilgili düzenlemedir. Buradaki problem müşterinin nasıl kâr edeceğidir ve bu da müşteriyi hem alıcı hem de satıcı yerine koyarak gerçekleştirilmektedir. Bu problem teknik olmayıp ticari bir problemdir ve bu probleme sunulan çözüm de ticari nitelikte bir çözümdür. Bu sebeple D1’den farklı olan söz konusu özellikler buluş basamağı kriterinin değerlendirmesinde hesaba katılmamaktadır. Sonuç olarak istem D1 karşısında buluş basamağını sağlayamamaktadır.

Mustafa Güney ÇALIŞKAN

Şubat 2021

guneycaliskan@gmail.com


[i] TR 2018/09974 nolu başvuru.

[ii] TR 2018/04507 nolu başvuru

[iii] TR 2017/05553 nolu başvuru.

[iv] TR 2019/00905 nolu başvuru.

[v] TR 2019/02348 nolu başvuru.

[vi] TR 2019/09905 nolu başvuru.

[vii] TR 2017/11668 nolu başvuru.

[viii] 6769 SMK Yönetmelik m.99(2).

[ix] TR 2018/06846 nolu başvuru.

[x] Bkz. TR 2018/06846 nolu başvurunun rüçhan olarak gösterildiği PCT/TR2019/050334 nolu uluslararası patent başvurusunda bulunan yazılı görüş.

[xi] Examples of Computer Implemented Inventions, Michael Alex Kemény, EPO, March 2011.

[xii] T 1567/05.

[xiii] T 125/04.

[xiv] EP1668556 nolu başvuru.

[xv] T 336/14.

[xvi] EP1509261 nolu başvuru.

[xvii] T 690/11.

[xviii] T 1562/11 (Closing out white space/SAP).

[xix] T 1143/06 (Data selection system/BRITISH TELECOMMUNICATIONS.

[xx] T 1670/07 Shopping with mobile device/NOKIA, BoA 3.5.01 (2013)’dan sadeleştirilerek oluşturulmuştur. Bkz: EPO Guidelines on “mixed inventions”: What’s is going on?, Miguel Domingo Vecchioni, EPO Directorate 1.5.07 (Computers/Berlin), NPO Expert Seminar, Bern, 25-27 October 2016.

[xxi] EP1216450 nolu başvuru.

[xxii] Technical & non-technical features, DG3 case law, Dr. Frédéric Bostedt, Lawyer Legal Research Service of the Boards of Appeal Bern, 25 October 2016, s.38-40.

[xxiii] TR 2018/06280 nolu başvuru; Ayrıca bkz. PCT/TR2018/050910 nolu PCT başvurusu.

TÜRKPATENT’TE BİLGİSAYAR TABANLI BULUŞLARIN DEĞERLENDİRİLME KRİTERLERİ – Bölüm I –

UYARI: Bu yazıdaki değerlendirmeler yazarın kişisel görüşlerini yansıtır ve hiçbir şekilde TÜRKPATENT’in resmi görüşünü ya da uzmanlarının başvurularla ilgili değerlendirmelerini temsil etmez. Yazı yalnızca bilgi amaçlı olup yasal tavsiye niteliği taşımaz. Bu yazının içeriğinin bir sonucu olarak herhangi bir işlem yapmadan veya herhangi bir işlemden kaçınmadan önce profesyonel hukuki tavsiye alınmalıdır. Yazarın verilen bir örnek üzerindeki değerlendirmesi yalnızca o örneğin spesifik koşullarına bağlıdır. Bir başka durum için yazarın alacağı kararlarda bağlayıcılığı yoktur.

 

“Yazılımlara patent veriyor musunuz?”, “Bir mobil uygulama yaptım, patentini alabilir miyim?” gibi sorularla sıkça karşılaşıyoruz. Buluşunuzun teknik niteliğine, istemler ve tarifnameyi nasıl hazırladığınıza bağlı olarak bu sorulara evet ya da hayır diye cevap verebiliriz. Bu yazı dizisinde bilgisayar tabanlı buluşların TÜRKPATENT’te değerlendirilme kriterlerini inceleyeceğiz.

Teknoloji geliştikçe ve yeni teknoloji alanları ortaya çıktıkça patent mevzuatının (özellikle inceleme kılavuzlarının) da bu yeni teknolojilere uygun konumlanması ihtiyacı doğmaktadır. Örneğin bilgisayar tabanlı buluşlar, yapay zeka ve bulut bilişim teknolojilerine yönelik buluşlar için pek çok ofiste mevcut kılavuzların yeniden revize edildiği görülmektedir. Patent kanunlarında “teknik” ifadesinin tanımının yapılmayışının altında yatan temel neden de budur. Zira mevzuatta tekniğin sabit bir tanımı yapıldığında, zaman içinde gelişecek teknoloji alanlarının tekniğin bu tanımının dışında kalması kuvvetle muhtemel olacaktır. Mevzuatı yeni teknolojilere uyarlamak bu durumda yalnızca kılavuzlara ek yaparak değil, her yeni teknoloji çıktığında kanunu yeniden değiştirerek mümkün olacaktır. Bu nedenledir ki mevzuatta tekniğin net bir tanımı yapılmaz, ancak nelerin patentlenemeyeceğinden bahsedilir.

Şekil 1: Yıllara göre dünya çapında G06Q sınıfında yapılan (yayınlanmış) başvuru sayısı[i]

Günümüz dünyasında bilgisayarlar ve akıllı telefonlar hayatımızın her alanında pek çok işlemi kolayca gerçekleştirmemizi sağlamakta ve her geçen gün hayatımızın daha da vazgeçilmez bir parçası haline gelmektedir. Hal böyleyken bu alanda yapılan başvuru sayılarının son yıllarda hızla artmış olması beklenmedik bir durum değildir. Dünyada bu alandaki başvuru sayısı 6 yılda iki katına çıkarken (bkz. şekil 1), ülkemizdeki artış daha da dramatik bir şekilde gerçekleşmiş ve başvuru sayısı 4 yılda üç katına çıkmıştır. (bkz. şekil 2)

Şekil 2: Yıllara göre Türkiye’de G06Q sınıfında yapılan başvuru sayısı[ii]

 “Bilgisayar tabanlı buluşlar” (computer-implemented inventions – CII) ifadesi, bilgisayarları, bilgisayar ağlarını veya diğer programlanabilir aygıtları içeren, en az bir özelliğin bir program aracılığıyla gerçekleştirildiği buluşları kapsamaktadır.[iii] Bu bağlamda akıllı telefonların da birer bilgisayar olduğu ve bu telefonlardaki uygulamaların (mobile app) da bilgisayar programı olduğu kabul edilebilir.

Bilgisayar tabanlı buluşların patentlenebilirlik kriterlerini düşük tutmak, çok temel sayılabilecek konularda geniş bir koruma sağlamaya neden olabilecektir. Örneğin birimlerin bir sistemden diğerine dönüştürülmesi, örneğin metrik sistemden İngiliz İmparatorluk sistemine dönüştürmeyi sağlayan bir bilgisayar programına patent verildiğini varsayalım. Bu tür bir buluş, patent sahibine, belirli bir teknoloji uygulama alanından bağımsız olarak geniş bir alanda buluşun kullanılmasını engelleme hakkı sağlayacaktır. Potansiyel kullanıcılar, uzay teknolojisi (örneğin bir NASA uzay programı projesindeki kullanıcılar), otomotiv teknolojileri (örneğin, farklı ülkelerde aynı otomobile ait küçük farklılıklara sahip hız göstergeleri (km / mil) bulunan otomobilleri pazarlayan otomobil üreticileri), internet hava durumu veri platformları (örneğin, birden çok ülkedeki kullanıcılara hava durumu verileri (°C, °F) sağlama) vb. gibi farklı ve çeşitli uygulama alanlarında buluşu kullanmaktan alıkonulacaktır.[iv] Ancak bilgisayar vasıtasıyla gerçekleştirilen buluşlara ait başvuruları tümüyle patent koruması dışında bırakmak ya da patentlenebilirlik kriterlerini çok yüksek tutmak da doğru değildir. Bu da buluş sahibinin hak ettiği korumayı vermemek anlamına gelecektir. Bu nedenle bu iki uzak ucun orta yolunu hem kamuyu hem de mucidi mağdur etmeyecek şekilde düzenlemek önem arz eder.

Tablo 1: G06Q sınıfına sahip yayınlanmış tüm Türk başvurularına ait altsınıf dağılımı[v]

Bilgisayar tabanlı buluşlar genellikle G06 patent sınıfına dahildir. Bu sınıfta özellikle G06Q  (idari, ticari, finansal, yönetici, denetleyici veya tahmin amaçları için özel olarak uyarlanmış veri işleme sistemleri veya yöntemleri; veya bu amaçlara özel uyarlanmış sistemler veya yöntemleri) ve G06F (dijital veri işleme) altsınıflarında yoğunlaştıkları görülmektedir. Tablo 1’de görüldüğü üzere TÜRKPATENT’e yapılan G06Q sınıfına sahip başvurular arasında ticaret, yönetim ve ödeme sistemleri gibi konular başı çekmektedir.

Bilgisayar tabanlı buluşların ortaya çıkmasından itibaren patent alanında uzun yıllar bu tür buluşların ne şekilde değerlendirilmesi gerektiğine net olarak karar verilememiştir. İşin içine yazılımların ve iş metotlarının patentlenebilirliği de dahil olunca, aynı patent ofisi için bile yalnızca yıllar içinde değil, aynı zamanlarda bile farklı değerlendirmelerin söz konusu olduğu görülmüştür. Günümüzde hala çoğu ülkede bu alanda patentlenebilirlik sınırları net değildir ve yeni alınan mahkeme kararları veya kanun değişiklikleriyle kriterler sıkılaştırılmakta ya da gevşetilmektedir. Bu alanda detaylı kılavuzları mevcut olan en önemli ofisler arasında EPO[vi] ve USPTO[vii] sayılabilir. Özellikle EPO’nun bilgisayar tabanlı buluşların değerlendirmesinde yıllar boyunca daha tutarlı bir çizgide ilerlemeyi sürdürdüğü söylenebilir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun (SMK) ilgili maddelerinin Avrupa Patent Sözleşmesindekilere (EPC) benzer olması sebebiyle TÜRKPATENT de bu alanda EPO’ya oldukça paralel değerlendirme kriterlerine sahiptir. Bu yazıda önce TÜRKPATENT’in bilgisayar-tabanlı buluş başvurularına yaklaşımı adım adım ifade edilecek, ardından her adıma uygun EPO’dan[viii] ve TÜRKPATENT’ten[ix] örnekler verilecek ve bunlar üzerinden yorum yapılacaktır.

TÜRKPATENT’in konuya yaklaşımına geçmeden önce bu tür buluşların değerlendirmesinde EPO’nun geçmişte yaşadığı bir dönüm noktasına değinelim. 1980’lerin sonunda EPO ilk olarak birkaç kararda[x] detaylarını ortaya koyduğu “teknik katkı yaklaşımı”nı (technical contribution approach) geliştirmiştir. Buna göre bir istemin teknik karakteri gerçek anlamda irdelenmeksizin önce buluş basamağı kriteri değerlendiriliyordu. Eğer istem tekniğin bilinen durumuna gerekli teknik katkıyı sağlıyorsa buluş basamağını da sağlayacak ve buluş patentlenebilir kabul edilecektir. Bir başka deyişle bu yöntemde buluşun tekniğin bilinen durumuna yaptığı katkının niteliği, teknik karakterini tespit etmek için kriter olmaktadır. Bu katkı teknik ise, istem de teknik karaktere sahiptir, eğer katkı teknik değilse, istem teknik karaktere sahip değildir.[xi]

Teknik katkı yaklaşımı, EPC m.52 (2) ile hariç tutulmayan bir faaliyet alanında alışılagelmiş olmayan bir sonucu gerektirerek teknik karakter tespitinde yüksek bir standart düzeyi belirlemiştir. Bu yaklaşım genellikle, teknik olmayan ya da genelgeçer özellikleri sayesinde yenilik veya buluş basamağı sağlayabilen bilgisayar sistemlerinin patentlenebilirliğini reddetmek için uygulanmıştır.

Tüm içerik yaklaşımı” (whole contents approach) ya da “ileri teknik etki” (further technical effect) olarak adlandırılan yaklaşım ise 2000’lerin başında ortaya çıkmıştır. Bunun ilk emareleri T 1173/97 (Computer program product/IBM) kararında görülmektedir.[xii] Bu kararda bilgisayar tabanlı buluşların patentlenebilirliğinde önemli olan kriterin “teknik karakter” olduğu vurgulanmıştır. Buluş konusu bir bütün olarak düşünüldüğünde teknik bir problemi teknik yollardan çözüyorsa ya da teknik bir etki yaratıyorsa teknik karaktere sahip kabul edilmektedir. Buna göre istemler bir bütün olarak değerlendirilmelidir ve bazı unsurların yeni olup olmadığı ya da patentlenebilirlik kapsamı dışında olup olmadığı onları teknik karakter değerlendirmesi dışında bırakmamalıdır.[xiii]

İleri teknik etki yaklaşımı, eğer buluşun ilk teknik etkisi sıradan bir etki ise onu göz ardı etmektedir. Örneğin bir bilgisayar programının bilgisayara takılmasıyla oluşan elektrik akımı bilgisayar programına yönelik bir istem için ilk teknik etki olarak kabul edilir ve dikkate alınmaz. Böyle bir durumda buluş ikinci bir teknik etki yaratabiliyorsa patentlenebilirliği söz konusu olacaktır.[xiv]

TÜRKPATENT’İN YAKLAŞIMI

6769 sayılı SMK m.82’de patentlenebilir buluşlar ve patentlenebilirliğin istisnaları belirtilmiştir. Buna göre:

Aşağıda belirtilenler buluş niteliğinde sayılmaz. Patent başvurusu veya patentin aşağıda belirtilen konu veya faaliyetlerle ilgili olması hâlinde, sadece bu konu veya faaliyetlerin kendisi patentlenebilirliğin dışında kalır:
a) Keşifler, bilimsel teoriler ve matematiksel yöntemler.
b) Zihni faaliyetler, iş faaliyetleri veya oyunlara ilişkin plan, kural ve yöntemler.
c) Bilgisayar programları.
ç) Estetik niteliği bulunan mahsuller, edebiyat ve sanat eserleri ile bilim eserleri.
d) Bilginin sunumu.

Madde bu haliyle EPC m.52’nin benzeridir. Bu maddeye dayanarak Kurumumuzda örneğin yalnızca iş metoduna dayalı olup teknik karaktere sahip olmayan başvurulara patent verilmemektedir. Ancak çoğu zaman başvurularda teknik olmayan unsurların (örn. iş metodu) teknik unsurlarla harmanlandığı görülmektedir.

Yukarıda anılan Kanun maddesinde belirtildiği üzere (sadece bu konu veya faaliyetlerin kendisi patentlenebilirliğin dışında kalır), içinde “bilgisayar programı”, “yazılım”, “matematiksel yöntem” ya da “iş metodu” unsurlarının geçiyor olması bir istemin bu madde kapsamında reddedilmesi için yeterli değildir. Ancak bu durum, söz konusu unsurları bulunduran her türlü istemin patentlenebileceği anlamına da gelmemektedir. Aşağıda bir istemin içerdiği unsurlara göre teknik karaktere sahip olup olmadığı genel anlamıyla örneklendirilmiştir. Değerlendirmenin nasıl yapıldığını yazının devamında örneklerle inceleyeceğiz:

İstem: matematiksel yöntem + iş metodu => teknik karaktere sahip değil

İstem: teknik unsur + iş metodu => teknik karaktere sahip

İstem: bilgisayar programı + iş metodu => belli koşullar altında teknik karaktere sahip

İstem: teknik unsur + bilginin sunumu + iş metodu => teknik karaktere sahip

İstem: matematiksel yöntem + bilimsel teori => teknik karaktere sahip değil

İstem: bilgisayar programı + bilgisayar + iş metodu => teknik karaktere sahip

İstem: mobil uygulama + iş metodu => belli koşullar altında teknik karaktere sahip

İstem: mobil uygulama + cep telefonu + iş metodu => teknik karaktere sahip

Bir bilgisayar vasıtasıyla gerçekleştirilen buluşlarda sıklıkla, yukarıdaki metrik sistem örneğinde olduğu gibi bir iş metodunun, bir ticari faaliyetin ya da benzer bir teknik olmayan işlemin bilgisayarda uygulanması söz konusu olmaktadır. Bu da buluşun teknik karakterinin dikkatlice incelenmesini gerekli kılmaktadır.

EPO’da olduğu gibi TÜRKPATENT’te de bir buluşun patentlenebilir olması için ön koşul buluşun teknik karaktere sahip olmasıdır. Ancak bu özelliği sağlamak zor değildir, zira bilgisayar, cep telefonu, veritabanı, sunucu, işlemci, bellek vb. teknik bir unsurun bulunması buluşun teknik karakter kazanmasına yeterli olmaktadır. Ancak bu, buluşun kolaylıkla patentlenebileceği anlamına gelmemektedir. Teknik karakteri sadece yukarıda sayılan yaygın teknik unsurların teknik olmayan işlemleri gerçekleştirmekten ibaret olan başvurular genellikle içerdikleri detaylarla EPO’da ve TÜRKPATENT’te çoğu zaman yenilik kriterini de kolaylıkla sağlamakla birlikte buluş basamağı kriterini karşılamada ciddi zorluk yaşarlar.[xv]

EPO buluşun teknik karakterine katkısı olmayan teknik olmayan unsurların yenilik değerlendirmesine alınamayacağına hüküm vermiş olsa[xvi] da EPO uzmanlarının yaptığı raporlarda bu tür buluşlarda genellikle yeniliği fazla irdelemeyip, doğrudan buluş basamağı kriterini değerlendirdiği gözlemlenmektedir. Bunun bir nedeni buluş basamağıyla ilgili argümanların daha güçlü olacağına dair inanç olabilir.

TÜRKPATENT’te ise istem ile tekniğin bilinen durumundaki tek fark teknik olmayan unsurlar ise istemin yeni olduğu kabul edilmektedir. Bir başka deyişle teknik olmayan unsurlar isteme yenilik kazandırabilmektedir. Ancak bu tür istemlerin buluş basamağı kriterini sağlaması oldukça zordur. Örneğin teknik olmayan unsurların patentlenmesi konusunda daha yumuşak bir yaklaşımı olduğu düşünülen USPTO’da bile 2006-2018 arasında veri işleme (data processing) alanındaki başvuruların belge olma oranları %30’lar civarındadır.[xvii] İş metotlarında bu oran daha da azdır.[xviii] TÜRKPATENT’te bu oranın daha da düşük olduğu tahmin edilmektedir.[xix]

TÜRKPATENT’e 2017-2020 arası yapılan bilgisayar-tabanlı buluş başvurularından (G06Q sınıfı) araştırma raporu yapılan 688 başvuruya karşılık, 57 başvuruya rapor düzenlenememiştir. Bir başka deyişle bu alandaki başvuruların %7.6’sına araştırma raporu düzenlenememiştir.[xx] Önceleri içinde yazılım kelimesi geçen istemler doğrudan reddedilirken, son on yılda bakış açısı giderek yumuşamıştır ve yukarıda bahsedildiği gibi, yaygın olarak kullanılan bir teknik unsurun istemde geçiyor olması isteme teknik karakter kazandırmaya yetmektedir.

Bilgisayar tabanlı buluşlar ve iş metotlarının değerlendirmesinde TÜRKPATENT’te aşağıdakine benzer bir prosedür uygulanmaktadır:

1- İstemde[xxi] yalnızca teknik unsurlar varsa (tarifname iş metodu içerse bile) başvuru iş metodu olarak değerlendirilmeyip normal başvuru prosedürü uygulanır.

2- Hem istemde hem de tarifnamede yalnızca teknik olmayan unsurlar varsa (başvuruda hiçbir teknik karakter yoksa) SMK m. 96(3)’e göre araştırma raporu düzenlenmeyip başvuru sahibinden itirazlarını veya değişikliklerini üç ay içinde sunması istenir. Bu sürede itirazda bulunulmaması veya itirazın ya da yapılan değişikliklerin kabul edilmemesi hâlinde başvuru reddedilir. İtirazın ve varsa yapılan değişikliklerin kabul edilmesi hâlinde araştırma raporu düzenlenir. (SMK m.103’e göre başvuru kapsamının aşılmasına izin verilmediği için bu tür başvurularda yapılan değişikliklerin kabul edilme ihtimali oldukça düşüktür)

3- İstemde yalnızca teknik olmayan unsurlar varsa, ancak tarifnamede teknik unsurlar bulunuyorsa 2. adımdaki prosedür uygulanır ve rapor düzenlenmez. (Eğer uzman tarifnameden faydalanarak istemi teknik olarak kolayca ve net bir şekilde yorumlayabiliyorsa, bu yorum üzerinden araştırma raporunu düzenleyebilir, gerekli açıklamaları raporun görüşler kısmında belirtir) Gönderilen yazıda tarifnamedeki teknik özelliklerin istemlere alınması tavsiye edilebilir. Eğer teknik unsurlar da isteme dahil edilirse 4. adımdan devam edilir.

4- İstemde hem teknik hem de teknik olmayan unsurlar birlikte yer alıyorsa, istem teknik karaktere sahiptir ve aşağıdaki prosedür uygulanır[xxii]:

a- İstemdeki teknik unsurlar tespit edilir. Bu teknik unsurlar buluş basamağı değerlendirmesinde dikkate alınır.

b- İstemdeki geri kalan teknik olmayan unsurların istemin teknik unsurlarına teknik bir etkisinin olup olmadığı ya da teknik bir problemi çözüp çözmediğine bakılır.  Eğer teknik kısımla teknik olmayan kısmın herhangi bir etkileşimi yoksa ya da bu etkileşim çözüme bir katkı sağlamıyorsa teknik olmayan kısım buluş basamağı kriterinde değerlendirilmez.

c- Eğer teknik unsurlar yalnızca bilgisayar, cep telefonu, ağ, veritabanı, sunucu, işlemci, bellek vb. yaygın olarak kullanılan ve bilinen genel amaçlı veri işleme teknolojisinin teknik olmayan bir mahiyette kullanılmasını kapsıyorsa, bir başka deyişle bu unsurlar yalnızca yaygın olarak bilinen görevleri içinde ve teknik olmayan bir işleme hizmet etmek amacıyla kullanılıyorsa, bahsi geçen teknolojinin, başvuru tarihinde yaygın biçimde bilinen ve kullanılan bir bilgi teknolojisi olması sebebiyle tekniğin bilinen durumunda benzer unsurlar içeren genel bir doküman bulmak ve buluş basamağı değerlendirmesinde bunu kullanmak yeterli olacaktır.

İstemde kullanılan cihaz, aparat, modül, birim (device, apparatus, module, unit) vb. unsurların, içerikleri ve işlevleri salt bir teknik olmayan bir konuyu (örn. iş metodunu) uygulamaya yönelik ise, bu ifadelerin isteme eklenmesi isteme teknik karakter kazandırmayacaktır. Doğasında teknik karakter bulunmayan bir başvuruya ait unsurların isimlerini teknik terimlerle adlandırmak başvuruya teknik karakter kazandıramayacaktır. Örneğin “sistem” kelimesi teknik unsur içeren bir sistem değil de finansal bir organizasyonu ifade ediyorsa, bu kelime isteme teknik karakter kazandıramayacaktır.

d- Eğer teknik unsurlar c.’de belirtildiği gibi olmayıp teknik bir amaca hizmet etmekte ve teknik bir problemi çözmekte veya çözmeye yardım etmekteyse kapsamlı bir araştırma ile buluş basamağı değerlendirmesi yapılır. Teknik olmayan unsurların teknik unsurlara katkısı söz konusu ise bu katkı da dikkate alınır.

Şekil 3: TÜRKPATENT’te bilgisayar tabanlı buluşların değerlendirilmesi

ÖRNEKLER

Şimdi yukarıdaki prosedüre ait adımlara örnekler vererek tek tek inceleyelim.

(1). Adımdaki Başvuru:

(1). adımdaki başvuruya (istemde yalnızca teknik unsurlar bulunan başvuru örneği) örnek verilmeden geçilecektir zira örneğin mekanik alanındaki hemen hemen her başvuruda istemlerde yalnızca teknik unsurlarla karşılaşılmaktadır. Burada tarifname iş metodu içerse bile istemlerde yalnızca teknik unsurlar bulunuyorsa normal başvuru değerlendirme prosedürü uygulanır.

(2). Adımdaki Başvuruya Örnekler (Hem istemde hem de tarifnamede yalnızca teknik olmayan unsurlar bulunan başvuru):

Örnek 2.1:

İstem 1: “Oyuncak satışlarını teşvik etmek için bir yöntem olup, özelliği bir oyuncakçı dükkânında oyuncakları çocuklar için erişimin kolay olduğu daha alt raflara yerleştirilmesidir.”[xxiii]

Başvurunun tarifnamesinde de yönteme ait yalnızca teknik olmayan detaylara yer verilmiştir. Bu tür bir başvuruya araştırma raporu düzenlenmez ve düzeltme için üç aylık süre verilir. Ancak başvuru kapsamının aşılmasına izin verilmediği için başvuruya teknik unsur eklemek de mümkün olmayacağı için başvurunun reddedilmesi kesin gibidir.

Örnek 2.2:

İstem 1: “Bir piyango oyunu oynama yöntemi olup, özelliği;

  • kişinin bir numara içeren piyango bileti satın alması,
  • yapılan çekilişin ardından belirlenen numaranın kişinin kaybettiğini veya kazandığını göstermesi,
  • kişinin, yetkili bir dağıtıcıda numaranın kazanan numara olup olmadığını doğrulaması

işlem adımlarını içermesidir.”

İnsanların yaptığı işlemler (bilet satın almak, bayiye gitmek vb.) teknik olarak kabul edilmez. Bu işlemler teknik bir unsurla etkileşim içinde olsa bile, sistemi teknik hale getirmeyecektir.[xxiv]

Örnek 2.3:

İstem 1: “Bu buluş, ödünç para veren mali sistem ile ilgili olup, özelliği; ödünç paraya ihtiyacı olan kişilere ödünç para verilmesini sağlayan mali ve parasal sistem ile ilgilidir.”[xxv]

İstem teknik karaktere sahip değildir ve araştırma raporu düzenlenememiştir.

Örnek 2.4:

İstem 1: “Buluş, her alanda kullanılabilir tercihen sağlık kurumlarında çalışmalar yapacak sağlık personeli adaylarının atanmalarını daha kolay hale getiren belli bir algoritmaya sahip akıllı bir atama sistemi olup, içerisinde kura usulü yerleştirme durumlarında ve yerleştirmelerin değerlendirme puanlarında göre yapılmasına göre iki adet metot barındırması ile karakterize edilir.”[xxvi]

Bağlı istemlerde de algoritmaya ait teknik olmayan özelliklerden bahsedilmiştir. İstemler teknik karaktere sahip değildir ve araştırma raporu düzenlenememiştir. Algoritma, akıllı atama sistemi gibi ifadeler tek başlarına teknik bir unsuru ifade edemezler. Başvuru sahiplerinin sıklıkla yaptığı hatalardan biri buluşlarında aslında teknik unsurlar bulunmasına rağmen bunları başvuruda bahsetmeyi unutmaktır. Belki başvuru sahibi yukarıdaki istemde bunun bir bilgisayarla yapılacağını düşünmüştür ancak başvuruda bu ifade edilmediği için, sistemin bilgisayarda çalıştığını varsayamayız, zira isteme göre pekâlâ bir kişi bu atama işlemini zihinsel olarak da yerine getirebilir.

Örnek 2.5:

İstem 1: “Buluş, dinamik risk yönetimi modellemesi ve senaryo bazlı muhasebe alt yapısına paralel senaryoların çalıştırılmasına ilişkin bir yöntem olup;

  • Risk kataloglarının oluşturulması(1),
  • Risk indikatörü(verilerinin) belirlenmesi(2),
  • Risk karşılama senaryolarının hazırlanması(3),
  • Veri test ve düzenlemelerinin gerçekleştirilmesi(4),
  • Verilerin tek düzen hesap planı alt yapısı ile ilişkilendirilmesi(5),
  • Senaryoların testinin gerçekleştirilmesi ve uygulamaya alınması(6) adımlarından biri, birkaçının kombinasyonu veya tamamının bir arada kullanılmasını ihtiva etmektedir.”[xxvii]

İstemde ve tarifnamede herhangi teknik bir unsur bulunmadığı için buluş teknik karaktere sahip değildir ve araştırma raporu düzenlenememiştir.

Örnek 2.6:

İstem 1: “Buluş; sigmoid volvulus gibi kötü huylu olmayan fakat tedavisi birçok parametreye bağlı olan bir hastalığa sahip hastalara zaman kaybetmeden en doğru müdahalenin uygulanmasını sağlamak üzere bir hasta sınıflama metodu olup, özelliği; sınıflama yapılırken, hasta yaşı (A), barsak canlılığı (B) ve American Society of Anesthesiology (ASA) Skorlama Sistemi olmak üzere üç parametrenin aynı anda değerlendirilmesiyle oluşturulmasıdır.”[xxviii]

İstemde ve tarifnamede herhangi teknik bir unsur bulunmadığı için buluş teknik karaktere sahip değildir ve araştırma raporu düzenlenememiştir. Konunun bilimsel bir alandan olması teknik olduğu anlamına gelmemektedir.

Örnek 2.7:

İstem 1: “Bir lisans veren ile bir lisans sahibi arasında bir fikri mülkiyet varlığı için bir lisansın değerini hesaplama yöntemi şu adımlardan oluşur:

  • sözü geçen lisans veren kişiye sözü edilen lisansın asgari değerinin hesaplanması;
  • bir lisans sahibine sözü edilen lisansın azami bir değerinin hesaplanması;
  • bahsedilen lisansın bahsedilen maksimum değerden çıkarılmasıyla bahsedilen lisansın bir net değerinin hesaplanması;
  • sözü edilen lisans üzerindeki lisans veren yatırımın belirlenmesi;
  • sözü geçen lisans üzerindeki lisans alan yatırımcının belirlenmesi; ve
  • sözü geçen lisans verene ve sözü geçen lisans sahibine eşit oranda geri dönüş sağlayan eşit bir geri ödeme ödeneği hesaplama.” [xxix]

İstemlerde ve tarifnamede herhangi teknik bir unsur bulunmadığı için buluş teknik karaktere sahip değildir ve araştırma raporu düzenlenememiştir. İstem salt bir iş metodu içermektedir.

Örnek 2.8:

İstem 1: “Buluş down sendromlu, engelli bireylerin toplumla entegrasyonu ve sürdürülebilir kazanç kaynağı için ticari bir iş yöntemi ile ilgili olup, özelliği;

  • İlgili dernek ile sözleşme yapılarak ticari işletme kurulması
  • Down sendromlu ve engelli kişinin işe alınması
  • Down sendromlu ve engelliler için iş konusu üzerine eğitim programı uygulanarak sertifika verilmesi
  • Down sendromlu veya engelli birey için ve de çalışan aileleri için çalışma ücreti verilmesi
  • Ticari işletmenin ürün ve malzeme tedarikinin bir kısmının ev hanımlarından, üretici köylüden sağlanması
  • Ticari işletmenin çalışanlarının, down sendromlu birey ve ailesi veya engelli birey ve ailesinin aynı ortamda çalışması
  • Ticari işletmenin gelirinin bir kısmının anında makbuz karşılığında herhangi bir derneğe veya sosyal sorumluluk projesine bağışlanması
  • Daha sonraki açılacak ticari işletmeler için katkı payı şeklinde yeni işletmelerin yatırımında çoklu ortaklık sistemi uygulanması işlem adımlarından oluşmasıdır.”[xxx]

İstemlerde ve tarifnamede herhangi teknik bir unsur bulunmadığı için buluş teknik karaktere sahip değildir ve araştırma raporu düzenlenememiştir. İstemde de vurgulandığı üzere salt bir ticari iş yöntemi söz konusudur.

Örnek 2.9:

İstem 1: “Finansal Sağlık Skoru Endeksi Modeli buluşu, bireylerin finansal sağlık skorlarını hesaplama yöntemi olup; değişkenleri ve katsayıları şu şekilde oluşmaktadır:

– FSEM =2,5 Gelir Düzeyi + 2,5 Bütçe Uygulamaları + 0,833 Finansal Bilgi Düzeyi + 0,3571  Finansal Davranış Düzeyi + 0,833 Finansal Tutum Düzeyi + 2,5 Finansal Erişim Düzeyi + 1,25 Borç Düzeyi + 1,25 Tasarruf Düzeyi.”[xxxi]

İstem finans alanında bir hesaplama yöntemi olup teknik karaktere sahip değildir ve araştırma raporu düzenlenememiştir.

Örnek 2.10:

İstemde kullanılan matematiksel bir formülün etkisine göz atalım. Bilindiği üzere matematiksel yöntemler teknik niteliği bulunmaması nedeniyle tek başlarına patentlenemezler.[xxxii]

1. “Buluş bir hisse senedi opsiyonu fiyatını belirleme yöntemi olup özelliği, hesaplamanın

 Yukarıdaki istemde tümüyle bir iş metoduna yönelik bir işlemin matematik formülü kullanılarak hesaplanması söz konusudur. Böyle bir durumda istemin teknik karakter içerdiğinden söz edilemez. Zira hem iş metodu hem de matematik formülü teknik olmayan unsurlardır.

Ancak matematiksel bir yöntem yardımıyla buluş, örneğin RFID cihazlarında daha düşük bir enerji tüketimi gerçekleştirilmesini sağlıyorsa[xxxiii] ya da bir robot kolun hareketini kontrol etmeyi sağlıyorsa burada teknik olmayan unsurun (matematiksel yöntem) teknik bir katkı (daha düşük bir enerji tüketimi gerçekleştirilmesi) sağladığından söz edebiliriz. Bu da söz konusu matematiksel yöntemin buluş basamağı kriteri değerlendirmesine dahil edilmesini sağlar.[xxxiv]

Burada bir açıklama yapmakta fayda vardır. Teknik olmayan bir probleme teknik bir çözüm getirilebilir. Ancak teknik olmayan bir çözüm (örneğin matematiksel algoritma) öneriliyorsa, problemin teknik olması gerekir.[xxxv]

İstemlerin teknik olmayan bir alanda elde edilecek bir amaca yönelik olduğu durumlarda, bu amaç, özellikle bir kısıtlama olarak, çözülmesi gereken teknik problemin bir parçası olacak şekilde objektif teknik problemin formülasyonunda kullanılabilir.[xxxvi]

Şimdi yukarıda sayılan örneklerdeki iş metotlarına ait işlemlerin bir bilgisayar programıyla yapıldığını farz edelim. Bu durumda başvurular teknik karakter kazanır mıydı? Bir örnek üzerinden değerlendirelim:

Örnek 2.11:

İstem 1: “İçerik ödemesini ve dağıtımını kontrol etmek için geliştirilen bir bilgisayar programı olup, özelliği:

  • sağlayıcının bir kullanıcıdan içerik talebi alması;
  • sağlayıcının istenen içeriği tanımlayan içerik bilgisine erişmesi;

….

işlem adımlarına sahip bir algoritma içermesidir.”

Bu istem SMK m.82(2)(c) kapsamına girecek ve m.96(3)’e göre araştırma raporu düzenlenemeyecektir. Zira istem bu haliyle teknik yönü bulunmayan bir iş metodunun bilgisayar programı vasıtasıyla uygulanmasıdır ve burada “başvurunun bir bilgisayar programı olması hâlinde, sadece bu konu veya faaliyetlerin kendisi patentlenebilirliğin dışında kalır” hükmü geçerlidir.

Salt bir bilgisayar programının patentlenebilmesi için programda yapılan işlemin ileri bir teknik etkisi olması gerekir. Bu tür programlar teknik karaktere sahip kabul edilir ve buluş basamağı kapsamında değerlendirilir. Teknik karaktere sahip bilgisayar programlarına örnek şunlar verilebilir: araba freninin kontrolünü sağlayan program, cep telefonları arasında daha hızlı iletişim sağlayan program, güvenli veri aktarımı (verinin şifrelenmesi) gerçekleştiren bir program, işletim sisteminde kaynak tahsis edilmesine yönelik bir program. Ancak yeni bir açık arttırma işlemini gerçekleştiren bilgisayar programı ya da emekli maaşı katkılarının hesaplanmasını sağlayan bir bilgisayar programı tek başına teknik bir karaktere sahip değildir.[xxxvii]

İstemde kullanılan cihaz, aparat, modül, birim (device, apparatus, module, unit) vb. unsurların içerikleri ve işlevleri salt iş metoduna yönelik ise, bu ifadelerin isteme eklenmesi isteme teknik karakter kazandırmayacaktır. Yine “sistem” kelimesi de teknik bir sistem değil de finansal bir organizasyonu ifade ediyorsa, bu kelime isteme teknik karakter kazandıramayacaktır.

Örneğin aşağıdaki cihaz isteminde sıralanan modüller yalnızca bir iş metodunu tanımlamakta ve isteme teknik bir özellik getirmemektedir.

Örnek 2.12:

İstem 1: “Risk bilgilerini çıkarmak için bir cihaz olup, özelliği:

  • bir veya daha fazla risk faktörünü içeren önceden belirlenmiş bir risk kontrol kuralına dayalı olarak, risk faktörlerinden bir hizmetin bir risk kontrol karar sonucuna karşılık gelen bir risk faktörünü belirlemek için yapılandırılmış bir risk faktörü belirleme modülü;
  • risk faktörüne karşılık gelen bir risk bilgisi setini belirlemek için konfigüre edilmiş bir birinci risk bilgisi belirleme modülü, burada karşılık gelen risk bilgisi seti, farklı ayrıntılandırma derecelerine sahip birden fazla risk bilgisi seviyesi içerir ve risk bilgisi, risk kontrol karar sonucunun nedenini açıklamak için kullanılır;
  • hizmet sahibinin risk bilgisi gereksinim düzeyine bağlı olarak, birden çok risk düzeyinden bir hizmet sahibinin bir risk bilgisi gereksinim düzeyiyle eşleşen iyileştirme derecelerine sahip bir veya daha fazla risk bilgisi düzeyini belirlemek için yapılandırılmış ikinci bir risk bilgisi belirleme modülü; ve
  • hizmet sahibinin belirlenen risk bilgisini elde etmesi için belirlenen risk bilgisini çıkarmak üzere konfigüre edilmiş bir risk bilgisi çıktı modülü

içermektedir.”[xxxviii]

Yukarıdaki istem tamamıyla iş metoduna yönelik olup herhangi bir teknik karakter içermemektedir. Zira istemde bahsi geçen modüller teknik birer unsur olmayıp yalnızca iş metoduna ait parçalardır. Bahsedilen istemin bir “cihaz” olarak ifade edilmiş olması isteme teknik karakter kazandırmaya yeterli değildir, zira teknik olmayan yapılanmalara teknik isimler vermek suretiyle teknik karakter kazandırmak mümkün değildir.

Ancak, farz edelim ki söz konusu başvurunun tarifnamesinde cihazın program çalıştıran bir bilgisayar sistemi olduğundan bahsetmiş olsun. İstemin daha sonra “cihaz” yerine “Risk bilgilerini çıkarmak için bir program çalıştıran bir bilgisayar sistemi” olarak değiştirildiğini farz edelim. Bu durumda herhangi bir iş metodunu gerçekleştiren bir program çalıştıran bir bilgisayar sistemi öldürücü doküman olarak kullanılarak başvurunun buluş basamağı içermediği gösterilebilecektir. Zira istemde “program çalıştıran bir bilgisayar sistemi” dışındaki tüm unsurlar tamamen risk yönetimi yapmak ve risk bilgilerini çıkarmak için geliştirilmiş bir iş metoduyla ilgili olup, bilgisayar sistemine teknik bir katkı sağlamamaktadır, bu nedenle de buluş basamağı değerlendirmesinde kullanılamamaktadır.

Yukarıdaki istemle karşılaştırma yapmak amacıyla, “modül” kelimesinin teknik bir unsuru ifade ettiği bir örnek aşağıda verilmektedir:

İstem 1. “Bir otomobile (3) monte edilmek üzere uyarlanmış ve sürüldüğünde otomobile (3) ilişkin sürüş bilgilerini kaydetmek için yapılandırılmış bir mobil telekomünikasyon cihazı (17), olup özelliği:

  • bir görüntü sensörü (21), bir ses sensörü (27), bir ivme ölçer (23) ve bir konumlandırma modülü (25) dahil olmak üzere bir grup sensörden seçilen çok sayıda sensör içeren bir sensör seti;
  • bahsedilen sürüş bilgisini türetmek için sensör setinden sensör verilerini işlemek için bir işlemci (33);
  • bahsedilen türetilmiş sürüş bilgisini depolamak için bir hafıza (34); ve
  • bir uygulamayı indirmek için çalıştırılabilen bir kablosuz telekomünikasyon modülü (31)

içermesidir.” [xxxix]

Örnek 2.13:

Aşağıdaki istemde ise teknik varlıklar bulunmasına rağmen bu varlıkların teknik olmayan bir işten bahsedilirken kullanılması söz konusudur:

İstem 1. “Müşterinin operatörden sabit telefon, data,  fiber, radyo link ve benzeri bir devre hizmet isteğinin girişinin yaptığı en az bir talep birimi (2) içeren,

-talep birimi (2) ile bağlantıda olan ve talep biriminden (2) girilen isteğe bağlı olarak hizmetin hangi alt yapı ile verilebileceğinin belirlendiği en az bir alt yapı belirleme birimi (3),

-alt yapı belirleme biriminin (3) kullanacağı; verilecek hizmet ile ilgili güzergah, fiber kablo, yol, kaldırım, bina, radyo link kapsama alanları, radyo link bağlantı noktalarına ilişkin verilere ait kayıtların tutulduğu en az bir kayıt birimi (4),

-alt yapı belirleme biriminde (3) belirlenen bağlantı tercihlerine göre, operatörün ana toplama merkezine bağlantı tercihleri çeşitleri ile ulaşmak için, kayıt biriminde (4) yer alan kayıtlar üzerinde coğrafi analizler yaparak her bağlantı türü için bir maliyet hesabı yapan en az bir hesaplama birimi (5) ve

-kural bazlı destek karar sistemini kullanarak hesaplama biriminde (5) bağlantı tercihleri için elde edilen maliyetler arasından en uygun olanını seçen en az bir karşılaştırma birimi (6) ile karakterize edilen bir maliyet değerlendirme birimi (1).”[xl]

Yukarıdaki istemde geçen sabit telefon, data, fiber, radyo link unsurları teknik varlıklardır ancak bunlar istemde bir hizmetin adı olarak teknik olmayan bir mahiyette geçmektedir. Bu nedenle bu unsurların isteme teknik karakter kazandırması mümkün değildir.

TÜRKPATENT’te eğer bir istemde en azından bir teknik unsur bulunuyorsa ve bu unsur teknik anlamıyla kullanılıyorsa o istem için araştırma raporu düzenlenecektir. Buna istisna, yalnızca teknik olmayan unsurları (örneğin bir iş metodunu) çalıştırmaya hizmet eden bilgisayar programlarıdır. Daha önce belirtildiği üzere, bir bilgisayar programının teknik karakterinden bahsedebilmek için ileri bir teknik etki üretiyor olması gerekir.

(3). Adımdaki Başvuruya Örnekler (İstemde yalnızca teknik olmayan unsurlar bulunan ancak tarifnamesinde teknik unsurlar içeren başvuru):

Örnek 3.1:

İstem 1: “Müşterileri firmaya sadık olmaya teşvik etme yöntemi olup, özelliği müşterilere gelecekteki alışverişleri için indirim imkânı sağlanmasıdır.”[xli]

İstem 1’de herhangi bir teknik unsur bulunmadığı görülmektedir. Başvurunun tarifnamesinde ise önceden ürün satın almış olan müşterileri içeren bir veritabanına sahip olanve veritabanındabulunanmüşterinin sonraki alışverişine indirim uygulayan bir bilgisayar’dan bahsediliyor.

Bu örnekte bilgisayar ve veritabanı teknik özellikleri istemde bulunmadığı için ilk etapta başvuruya araştırma raporu düzenlenemeyecektir. Ancak söz konusu unsurlar istemlere dahil edildikten sonra da başvurunun buluş basamağı kriterini sağlayamayacağı ve (4.c) adımındaki durumun söz konusu olduğu görülecektir.

Örnek 3.2:

İstem 1: “İçerik ödemesini ve dağıtımını kontrol etmek için bir yöntem olup, özelliği:

  • sağlayıcının bir kullanıcıdan içerik talebi alması;
  • sağlayıcının istenen içeriği tanımlayan içerik bilgisine erişmesi;
  • sağlayıcının ödeme ve talep edilen içeriğin içerik bilgileriyle ve kullanıcının coğrafi bilgileriyle ilgili en az bir düzenlemeyi açıklayan düzenleme bilgilerine erişmesi;
  • kullanıcının coğrafi konumunun belirlenmesi;
  • sağlayıcının talep edilen içeriğin en az bir düzenlemeyi karşılayıp karşılamadığını belirlemesi;
    • eğer öyleyse, istenen içeriğin kullanıcıya ücretsiz olarak gönderilmesi;
    • değilse, kullanıcıya bir ödeme talebinin iletilmesi

işlem adımlarını içermesidir.”[xlii]

Yukarıdaki istemde herhangi bir teknik unsur bulunmadığı görülmektedir, zira iş metodu ne kadar detaylı olursa olsun eğer teknik unsur içermiyorsa başvuruya o istem kapsamında araştırma raporu düzenlenmesi mümkün olmayacaktır. Bu örnekte sağlayıcının teknik bir unsur olup olmadığı anlaşılamamakta (belki bir insan olabilir), gerçekleştirilen işlemlerin hiçbirinin hangi teknik enstrümanlar kullanılarak yapıldığı belirsizlik arz etmektedir.

Şimdi başvurunun tarifnamesinde istemde bahsedilen işlem adımlarının hangi teknik unsurlarla gerçekleştirildiğinden bahsedildiğini farz edelim. Başvuruya araştırma raporu düzenlenemediğine dair bildirimin ardından başvuru sahibi tarifnamedeki teknik unsurları istemlere ekleyerek istemi aşağıdaki gibi yeniden düzenlemiş olsun:

Yeni istem 1A: “Bir kullanıcı terminali, bir sağlayıcı sunucusu ve bir iletişim ağı yoluyla bağlanan bir veritabanı içeren bir bilgisayar sistemi içindeki içeriğin ödemesini ve teslimatını kontrol etmek için bilgisayarda uygulanan bir yöntem olup, özelliği:

  • sağlayıcı sunucunun kullanıcı terminalinden bir içerik talebi alması;
  • sağlayıcı sunucunun talep edilen içeriği bulunduran veritabanı içerik bilgisine erişmesi;
  • sağlayıcı sunucu, talep edilen içeriğin ödeme ve içerik bilgisi ve kullanıcının coğrafi bilgileriyle ilgili en az bir düzenlemeyi açıklayan veritabanındaki düzenleme bilgilerine erişmesi;
  • kullanıcının coğrafi konumunun belirlenmesi;
  • sağlayıcının sunucu talep edilen içeriğin en az bir düzenlemeyi karşılayıp karşılamadığını belirlemesi;
    • eğer öyleyse, istenen içeriğin kullanıcı terminaline gönderilmesi
    • değilse, kullanıcı terminaline bir ödeme talebinin iletilmesi.

işlem adımlarını içermesidir.”

Yeni istemde sunucu (server), iletişim ağı (communication network), terminal, veritabanı (database), bilgisayar sistemi (computer system), bilgisayarda uygulanan bir yöntem (a computer-implemented method) unsurları teknik özellikler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu haliyle istem teknik ve teknik olmayan unsurların bir arada olduğu istem türüne (mixed-type claims) bir örnektir. Ancak bahsi geçen teknik unsurların istemlere dahil edilmesinden sonra da başvurunun buluş basamağı kriterini sağlayamayacağı ve (4.c) adımındaki durumun söz konusu olduğu görülecektir. İş metodu içerik sipariş edilmesi ve fiyatının hesaplanması ile ilgilidir. Tekniğin bilinen durumunda bir iletişim ağıyla bağlanmış bir sunucu, veritabanı ve terminalden oluşan bilgisayar sistemleri yaygın bir şekilde bilinmektedir. Buna göre istem ile tekniğin bilinen durumu arasındaki tek fark anılan iş metodu olmaktadır. Bu iş metodunun yukarıdaki bilgisayar sisteminde otomatikleştirilmesi bir veri işleme uzmanı için aşikâr bir otomasyon uygulaması olmanın ötesinde değildir. İstemde yer alan iş metodunun (bkz. istemin ilk hali) eklenen teknik unsurlara teknik bir katkı sağlamadığı, ya da teknik bir problemin çözümüne yardım etmediği, başvuruda salt bir iş metodunun genelgeçer teknik unsurlar kullanılarak uygulamasının yapıldığı görülmektedir.

Şimdi başvuru sahibinin yukarıda istemde yaptığı değişiklik yerine, tarifnamede bulunan başka teknik özellikleri de isteme ekleyerek düzeltme yaptığını varsayalım (italik olarak gösterilen kısım da eklenmiştir):

Yeni istem 1B: “Bir kullanıcı terminali, bir sağlayıcı sunucusu ve bir iletişim ağı yoluyla bağlanan bir veritabanı içeren bir bilgisayar sistemi içindeki içeriğin ödemesini ve teslimatını kontrol etmek için bilgisayarda uygulanan bir yöntem olup, özelliği:

  • sağlayıcı sunucunun kullanıcı terminalinden bir içerik talebi alması;
  • sağlayıcı sunucunun talep edilen içeriği bulunduran veritabanı içerik bilgisine erişmesi;
  • sağlayıcı sunucu, talep edilen içeriğin ödeme ve içerik bilgisi ve kullanıcının coğrafi bilgileriyle ilgili en az bir düzenlemeyi açıklayan veritabanındaki düzenleme bilgilerine erişmesi;
  • kullanıcının coğrafi konumunun belirlenmesi; burada kullanıcının coğrafi konumu x, y, z yöntem adımları kullanılarak kullanıcı terminalinin IP adresi ile belirlenir
  • sağlayıcının sunucu talep edilen içeriğin en az bir düzenlemeyi karşılayıp karşılamadığını belirlemesi;
    • eğer öyleyse, istenen içeriğin kullanıcı terminaline gönderilmesi
    • değilse, kullanıcı terminaline bir ödeme talebinin iletilmesi.

işlem adımlarını içermesidir.”

Yukarıda görüldüğü üzere kullanıcının coğrafi konumu x, y, z yöntem adımları kullanılarak kullanıcı terminalinin IP adresi ile belirlenmektedir. Böyle bir durumda daha önce bahsedilen genelgeçer bir bilgisayar sistemi ile başvurunun öldürülmesi mümkün olmayacaktır ve söz konusu x, y, z yöntem adımlarının buluş basamağı açısından değerlendirilmesi için detaylı araştırma yapılması gerekecektir. Örneğin tekniğin bilinen durumunda en yakın doküman olarak terminalin konumunu belirleyebilen bir iletişim ağıyla bağlanmış bir sunucu, veritabanı ve terminalden oluşan bilgisayar sistemi tespit edilmiş olsun. Bu durumda kullanıcının coğrafi konumunu belirlemek için geliştirilen bu alternatif yöntemin (x,y,z adımları) teknikte uzman kişi için aşikâr olup olmadığı (4.d) adımında olduğu gibi değerlendirilecektir.

Örnek 3.3:

İstem 1: “Buluş bir gayrimenkul ağını kontrol etme yöntemi olup, karakterize edici özelliği;

  • bahsedilen gayrimenkul ağı sadece gayrimenkulleri üye olarak kayıt eder; ve
  • bahsedilen gayrimenkul ağı bir gayrimenkulü sadece bir kez üye olarak kayıt eder, bu sayede bahsedilen gayrimenkul ağı üye gayrimenkulün birden fazla üyeliğine izin vermez.”[xliii]

Yukarıdaki istem salt bir iş metoduna yöneliktir ve teknik karakter içermemektedir. Söz konusu başvuruya araştırma raporu düzenlenememiştir. Ardından başvuru sahibi istemleri aşağıdaki gibi değiştirmiştir:

Yeni İstem 1: “Kamu kuruluşlarına (11), özel kuruluşlara (12), gayrimenkul sahiplerine (7) ve/veya umuma (9), üye gayrimenkul ile ilgili bilgilere internet (1) üzerinden erişim, kullanım ve/veya bildirimlere olanak sağlayan, bir gayrimenkul ağını kontrol etme ve birlikte çalışmasını sağlama yöntemi olup özelliği bahsedilen gayrimenkul ağının;

  • sadece gayrimenkullerin üye olarak kayıt edildiği ve bir gayrimenkulün sadece bir kez üye olarak kayıt edilerek gayrimenkul bilgilerinin bütün olarak saklandığı veri tabanı sunucuları (5);
  • bahsedilen üye gayrimenkul bilgilerinin alışveriş edildiği web sunucuları (4);
  • bahsedilen veri tabanı sunucuları (5) ve bahsedilen web sunucularını (4) güvenlik duvarı (3) üzerinden internete (1) bağlayan modemler (2) ile bahsedilen veri tabanı sunucuları (5) ve bahsedilen web sunucularında (4) yerleşik üye gayrimenkullerin bilgi alışverişi ve bilgi girişi süreçlerinin üzerinden yönetilmesine olanak sağlayan yazılım (6) içermesi;
  • bahsedilen gayrimenkul ağı ile kiosklar, masaüstü bilgisayarlar, dizüstü bilgisayarlar, tablet bilgisayarlar, akıllı telefonlar ve mobil cihazlar gibi internet bağlantısı olan çok sayıda cihazlar ile internet (1) üzerinden erişim sağlanması; ve
  • bahsedilen üye gayrimenkul ile ilgili bilgilerin kısmen veya tamamen bahsedilen gayrimenkul ağı dışında kullanılabilecek şekilde baskı veya elektronik mesaj veya başka bir şekilde çıktısına olanak sağlanmasıdır.”

Yeni istemler tarifnameden alınan teknik unsurların eklenmesiyle hem teknik hem de teknik olmayan özelliklerin birlikte bulunduğu bir isteme dönüşmüştür. Bundan sonra 4. adımdaki prosedür uygulanmış ve uzman araştırma raporunu düzenlemiştir.

Örnek 3.4:

İstem 1: “Buluş çalışan bağlılığı ve mutluluğu yönetiminin bir sistem olup karakterize edici özelliği; Çalışanın ne hissettiğini girmeği sağlayan Modum modülü(1), Çalışanların iş arkadaşlarına pozitif veya gelişime açık yönleri için geri bildirimlerini yaptıkları Geri Bildirim modülü(2), çalışanların görev aldıkları projeler ile ilgili duygu durumlarını bildirdikleri ve proje ile ilgili geri bildirimde bulundukları Projeler modülü(3), Her çalışanın kendine ait profil sayfasını içeren çalışanın duygu durumu, başarıları (aldığı pozitif geri bildirimler), gelişime açık yönleri (aldığı geri bildirimlere göre) ve Yönetici ise, departmanına ait tüm geri bildirimler ve departman duygu durumunu gösteren Performans modülü(4), Çalışanların uygulamayı kullandıkça kazandıkları puanlara karşılık gelen ve işletme tarafından belirlenen hediyeleri talep ettikleri Ödüller modülü(5), Çalışanlar, departmanlar, projeler programın kullanımına göre kazanılan Puan durumlarının başarı sırasına göre sıralandığı Pulse Check Sıralama modülü(6), İK veya üst yönetim tarafından yapılan Duyurular modülü(7), İK tarafından kullanılacak olan Anketler modülü(8), Tüm detaylı çalışan raporlamalarını gösteren Analitik Raporlar modülü(9)  içermesidir.”[xliv]

Yukarıdaki istemde bahsedilen sisteme ait modüllerin teknik birer unsur olup olmadığı ve hangi teknik enstrümanlarla bahsedilen işleri gerçekleştirdiği belirsizdir. Başvuruya herhangi bir teknik karakter bulunmadığı sebebiyle araştırma raporu düzenlenememiştir. İşlemlerin bir bilgisayar programı vasıtasıyla yapıldığı tarifnameden anlaşılmakla birlikte, bilgisayarın isteme dahil edilmesi isteme teknik karakter kazandırsa da genelgeçer bir doküman başvurunun buluş basamağı kriterini sağlamadığını göstermeye yetecektir.

Mustafa Güney ÇALIŞKAN

Şubat 2021

guneycaliskan@gmail.com


[i] Kaynak: EPODOC veritabanı (ocak 2021).  2020 yılı başvurularının bir kısmı henüz yayınlanmamış olduğu için grafikte 2020’nin gerçek değerinin daha çok olması beklenmektedir.

[ii] Kaynak: TÜRKPATENT veritabanı, Ocak 2021.

[iii] EPO Guidelines for Examination, Part F – Chapter IV – 3.9 Claims directed to computer-implemented inventions, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/f_iv_3_9.htm

[iv] The trends and current practices in the area of patentability of computer implemented inventions within the EU and the U.S., Prof. Alain Strowel, Dr. Sinan Utku, European Union, 2016, s.12.

[v] 2001-2020 arası yapılmış 3376 başvuruya ait istatistiklerdir. Kaynak: TÜRKPATENT veritabanı.

[vi] EPO: Avrupa Patent Ofisi: Index for Computer-Implemented Inventions in the Guidelines for Examination, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/j.htm

[vii] USPTO: A.B.D. Patent ve Marka Ofisi: 2019 Revised Patent Subject Matter Eligibility Guidance, https://www.federalregister.gov/documents/2019/01/07/2018-28282/2019-revised-patent-subject-matter-eligibility-guidance ;

Examining Computer-Implemented Functional Claim Limitations for Compliance With 35 U.S.C. 112, https://www.federalregister.gov/documents/2019/01/07/2018-28283/examining-computer-implemented-functional-claim-limitations-for-compliance-with-35-usc-112

[viii] Örneklerin bir kısmı EPO uzmanlarınca verilen seminerlerden, diğer bir kısmı da gerçek EP başvurularından derlenmiştir.

[ix] Örnekler gerçek TR başvurularından derlenmiştir.

[x] T 38/86 (Text processing/IBM), T 208/84 (Computerrelated invention/VICOM) ve T 26/86 (X-ray apparatus/KOCH & STERZEL)

[xi] Technical Character in European Patent Law, Matthieu DHENNE, PhD (Panthéon-Assas University), s.25.

[xii] Software Patents, Åsa Hellstadius, Linköping University Electronic Press, Information & communication technology : legal issues, Peter Wahlgren, pp. 362-396, Stockholm: Jure, 2010, s.378, https://www.diva-portal.org/smash/get/diva2:875232/FULLTEXT02.pdf

[xiii] Pila, Justine, Dispute over the meaning of ‘invention’ in Art. 52 EPC – the patentability of

computer-implemented inventions in Europe, IIC 2005, 36(2) pp. 173-191, s. 176.

[xiv] Technical Character in European Patent Law, Matthieu DHENNE, PhD (Panthéon-Assas University), s.31.

[xv] The trends and current practices in the area of patentability of computer implemented inventions within the EU and the U.S., Prof. Alain Strowel, Dr. Sinan Utku, European Union, 2016, s.17.

[xvi] T 0154/04 (Estimating sales activity / DUNS LICENSING ASSOCIATES) of 15.11.2006, Reasons 5.f: Novelty and inventive step, however, can be based only on technical features, which thus have to be clearly defined in the claim. Non-technical features, to the extent that they do not interact with the technical subject matter of the claim for solving a technical problem, i.e. non-technical features “as such”, do not provide a technical contribution to the prior art and are thus ignored in assessing novelty and inventive step.

[xvii] Allowance Rate by USPC Class, https://developer.uspto.gov/visualization/allowance-rate-uspc-class

[xviii] Business Methods Allowance Rate, https://www.uspto.gov/patents/basics/types-patent-applications/utility-patent/business-methods-27

[xix] İgili istatistikler için bkz: BİLGİSAYAR TABANLI BULUŞLARDA YENİLİK VE BULUŞ BASAMAĞI KRİTERLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UZMANLIK TEZİ, AYŞEN CEMRE PEKAK, ANKARA – 2018, 2008-2017 Yılları Arasında TÜRKPATENT’e Yapılan Bilgisayar Tabanlı Buluş Başvurularında Tescil İstatistikleri, s.37, https://www.teknolojitransferi.gov.tr/TeknolojiTransferPlatformu/resources/temp/0753EF09-2AF6-4CDC-94CC-E105AC1EE0D5.pdf.

[xx] Kaynak: TÜRKPATENT veritabanı, Ocak 2021.

[xxi] Burada başvurunun tüm istemleri kastedilmektedir. İlk istemde hiçbir teknik özellik olmasa bile ona bağlı bir istemde teknik özellikler varsa istemlerde (istemlerin bir kısmında) teknik özellik olduğu kabul edilir. Hiç teknik özellik bulunmayan istemlere 2. adımdaki prosedür uygulanır, hem teknik hem teknik olmayan unsurların bulunduğu istemlere 4. adımdaki prosedür uygulanır. Bazı istemlerde teknik özelikler var, bazılarında yoksa, teknik yönün bulunan istemlere araştırma düzenlenir, diğer istemler için düzenlenmez. Buna “kısmi araştırma raporu” denir. Bkz. 6769 SMK Yönetmelik m.99(2).

[xxii] Buradaki prosedür EPO Guidelines for Examination, Part G, VII, 5.4 baz alınarak oluşturulmuştur.

[xxiii] Requirements for the Patentability of Computer Implemented Inventions at the European Patent Office, EPO Conference on Patentability of CII, Ankara, 1 – 2 June 2010.

[xxiv] Konuyla ilgili bkz. T 1670/07 : “broken technical chain fallacy” ve “broken technical chain fallacy”: interaction with technical elements is not enough to make whole process technical.

[xxv] TR 2016/15674 nolu başvuru.

[xxvi] TR 2019/18703 nolu başvuru.

[xxvii] TR 2018/16498 nolu başvuru.

[xxviii] TR 2018/06184 nolu başvuru.

[xxix] TR 2017/21327 nolu başvuru.

[xxx] TR 2017/12240 nolu başvuru.

[xxxi] TR 2019/01768 nolu başvuru.

[xxxii] 6769 SMK, m.82(2)(a).

[xxxiii] TR 2018/05933 nolu başvuru.

[xxxiv] EPO, T 1814/07: Teknik bir proseste matematiksel bir yöntem kullanılıyorsa ve bu işlem, yöntemi uygulayan bazı teknik yollarla fiziksel bir varlık üzerinde yürütülürse ve sonuç olarak o varlıkta bir değişiklik sağlarsa, bir bütün olarak buluşun teknik karakterine katkıda bulunur. Ancak, daha hızlı veya bellek açısından daha verimli bir algoritma mutlaka buluş basamağı kriteri sağlamayabilir. Bkz. EPO T 1227/05,  T 1784/06, T 1954/08.

[xxxv] EPO, Case Law of the Boards of Appeal, I.D.9. Assessment of inventive step, 9.1.3 Problem and solution approach when applied to “mixed” inventions, c) Non-technical features and technical contribution, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/caselaw/2019/e/clr_i_d_9_1_3_c.htm

[xxxvi] T 641/00, Comvik (headnote II).

[xxxvii] Drafting of Claims for Computer Implemented Inventions, EPO Conference on Patentability of CII, Ankara, 1 – 2 June 2010.

[xxxviii] EP3435260 nolu başvuru.

[xxxix] EP3255613 nolu başvuru

[xl] TR 2015/16906 nolu başvuru değiştirilerek oluşturulmuştur.

[xli] Requirements for the Patentability of Computer Implemented Inventions at the European Patent Office, EPO Conference on Patentability of CII, Ankara, 1 – 2 June 2010.

[xlii] Search and Examination Practice of Computer Implemented Inventions at the European Patent Office, Eva Hopper and Edoardo Pastore, Patent Examiners, Conference on Patentability of CII, Ankara, 1 – 2 June 2010.

[xliii] TR 2018/09275 nolu başvuru.

[xliv] TR 2017/06600 nolu başvuru.

Kitap Tanıtımı: “Uluslararası Patent Başvurusu (PCT) – PCT Başvurusu Yapmak İsteyenler İçin Detaylı Kılavuz”

Türk Patent ve Marka Kurumu uzmanlarından Mustafa Güney ÇALIŞKAN tarafından yazılan “Uluslararası Patent Başvurusu (PCT) – PCT Başvurusu Yapmak İsteyenler İçin Detaylı Kılavuz” isimli kitabı bu yazıda sizlere kısaca tanıtmak istiyoruz.

Kitabın yayıncı tarafından yapılan tanıtımı aşağıdadır ve takip eden bağlantıdan siparişinin verilmesi de mümkündür: https://www.seckin.com.tr/kitap/859278131

“Kitap uluslararası patent başvurusu yapmak isteyen başvuru sahipleri ve patent profesyonelleri için detaylı bir rehber niteliğinde hazırlanmıştır. Ülkemizin taraf olduğu Patent İşbirliği Antlaşması (PCT) ile başvuru sahipleri üye ülkelerden birine ait kabul ofisine başvuru yaparak tek bir araştırma raporuyla 30 ay içinde ülkelere giriş yapabilmektedir. Bu sayede yapılacak harcamalar ötelenmekte ve bu raporla girilen ülkelerde yeni baştan araştırma yapılmasına gerek kalmamaktadır. Girilen ülkelerde sanki en baştan beri o ülkede ulusal bir başvurunuz varmış gibi inceleme işlemlerine devam edilmektedir.

Kitap PCT başvurusu için yapılması gereken hazırlıklardan başlayarak başvurunun nasıl yapılacağını İngilizceye hakim olmayan başvuru sahiplerini de göz önüne alarak detaylı bir şekilde açıklamakta, başvuru süreci boyunca karşılaşılabilecek hemen hemen her konuyu örneklerle açıklamakta ve yapılacak taleplerle ilgili onlarca dilekçe örneği sunmaktadır. Ulusal aşamada A.B.D., Türkiye, EPO, Japonya ve Çin’e giriş süreci de ayrıntılarıyla anlatılmaktadır. Kitapta ayrıca üç farklı teknoloji alanından gerçek PCT başvuru örneklerine ait süreç hem teknik hem prosedürel açıdan detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Temmuz 2020’de PCT Yönetmeliğinin dokuz maddesinde yapılan değişiklikler de kitaba yansıtılmıştır.

2007’den beri Türk Patent ve Marka Kurumu’nda çalışan Mustafa Güney ÇALIŞKAN, 2018 yılında geçici görevlendirmeyle WIPO’nun PCT departmanında uzman olarak görev yapmış ve PCT sisteminin bütün aşamalarını bizzat çalışarak tecrübe etmiştir. Yazar, WIPO’daki ve uzmanlığı boyunca edindiği deneyimleri bu kitaba aktarmıştır.”

Konu Başlıkları

Patent ile İlgili Temel Kavramlar
Uluslararası Patent Başvuru (Pct) Sistemi Nedir
Uluslararası Patent Başvurusu İçin Hazırlıklar
Başvuru Yapılması
Başvuru Sonrası Süreç
ISA ile Yürütülen Süreç
ISR ve WO–ISA’nın Gönderilmesinin Ardından Yapılabilecek İşlemler
Tamamlayıcı Uluslararası Araştırma Raporu (SISR) Düzenlenmesi
Başvurunun Yayınlanması (Uluslararası Yayın)
Diğer Mevzular
Chapter II – IPEA ile Yürütülen Süreç
Gerçek Pct Başvurularının Uluslararası Aşamasının Detaylı Analizi
Ulusal Aşamaya Giriş
Gerçek Bir Pct Başvurusuna Ait Tüm Sürecin Detaylı Analizi
Soru – Cevap Şeklinde Sorunlara Kısa Yoldan Çözümler
WİPO’nun Hizmetleri

Yazarı çalışmasından dolayı tebrik ediyor ve kitabın alan ilgililerine yararlı olmasını diliyoruz.

IPR GEZGİNİ

Aralık 2020

iprgezgini@gmail.com