UYARI: Bu yazıdaki değerlendirmeler yazarın kişisel görüşlerini yansıtır ve hiçbir şekilde TÜRKPATENT’in resmi görüşünü ya da uzmanlarının başvurularla ilgili değerlendirmelerini temsil etmez. Yazı yalnızca bilgi amaçlı olup yasal tavsiye niteliği taşımaz. Bu yazının içeriğinin bir sonucu olarak herhangi bir işlem yapmadan veya herhangi bir işlemden kaçınmadan önce profesyonel hukuki tavsiye alınmalıdır.Yazarın verilen bir örnek üzerindeki değerlendirmesi yalnızca o örneğin spesifik koşullarına bağlıdır. Bir başka durum için yazarın alacağı kararlarda bağlayıcılığı yoktur.
Bir patent başvurusunda buluş, buluş konusunun ilgili olduğu teknik alanda uzman bir kişi tarafından buluşun uygulanabilmesini sağlayacak şekilde yeterince açık ve tam olarak tarifname, istemler ve (varsa) resimlerle açıklanır (SMK m.92(1)). Bu koşulun sağlanamaması durumunda açıklamanın yetersizliği (tarifname yetersizliği) söz konusudur.
İstemlerin dayanağı tarifname olup, istemler korunması talep edilen konuyu tanımlamalı, açık ve öz olmalı ve tarifnamede tanımlanan buluşun kapsamını aşmamalıdır (SMK m.92(4)). Bu koşulun sağlanamaması durumunda ise istemlerin tarifname tarafından desteklenmemesi söz konusudur.
EPO’da 2010-2013 yılları arasında yapılan itiraz işlemlerinde kullanılan gerekçelerin yarıya yakını buluş basamağı ile ilgiliyken yalnızca %6’sının tarifname yetersizliği üzerine olduğu hesaplanmıştır.[i] Patent uzmanları tarafından tarifname yetersizliği olduğu bildirilen dosyalar incelendiğinde bunların en çok ilaç kimya alanında ortaya çıktığı görülmektedir. Yeni yeni yapay zekâ ve makine öğrenmesi ile ilgili başvurularda da tarifname yeterliliğinin sorgulanması gündeme gelmektedir. Mekanik alanındaki başvurularda ise tarifname yetersizliği argümanı çok nadiren kullanılmaktadır. Kimya alanında tarifname yetersizliğinin irdelendiği çok sayıda yazı bulunmaktadır. Bunlarda özellikle inandırıcılık (plausibility), tekrar edilebilirlik ve deneysel verinin sunulması ile ilgili hususlar da tartışılmaktadır. Bu yazıda ise tarifnamenin yetersizliği yalnızca mekanik buluşlar üzerinden (devridaim makineleri hariç tutularak) irdelenecektir.
Tarifname yetersizliğini ortaya koyabilmek için, tarifnamenin kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi ve başvuru tarihi itibariyle teknikte uzman kişinin yaygın genel bilgisinin tanımlanması gerekir. Bu, özellikle hızlı gelişen teknolojiler için çok fazla çalışma gerektirir. Üstelik iş yükü baskısı bu kararın verilmesini de zorlaştırmaktadır.
Bir diğer sebep, tarifname yetersizliğinin çok ciddi bir sorun olması ve kapsam aşımı yapılmadan düzeltilmesinin pek mümkün olmaması sebebiyle başvuru sahibini oldukça zor bir duruma sokmasıdır. Bu durumda başvuru sahibi tarifnamenin yeterli olduğu üzerine ciddi argümanlar üretecektir. Üstelik genellikle başvuru sahipleri buluşla ilgili konuda en üst düzey bilgiye sahip kişiler arasındadır ve patent uzmanlarının ilgili konuda bu ayrıntıda bilgi sahibi olmaları pek olası değildir. Bu bakımdan uzmanlar başvuru sahibinden gelecek karşı argümanı cevaplamada zorluk çekebilirler.
Yukarıdaki nedenlerden ötürü genellikle patent ofisleri tarifname yetersizliğini (bariz olmadığı sürece) üçüncü kişi görüşlerinde veya itiraz işlemleri kapsamında değerlendirilmeye bırakmıştır.
Ülkemizdeki patent başvurularına ait istatistiklerle EPO istatistikleri karşılaştırıldığında başvurular arasında sayfa sayıları bakımından ciddi fark olduğu ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar sayfa sayısı tarifnamenin yeterliliği açısından sağlıklı bir gösterge olmasa da (Elbette ki yüz sayfalık bir tarifnameye sahip başvuruda da eğer teknikte uzman kişinin buluşun uygulanabilmesini sağlayacağı özellikler eksikse tarifname yetersizliği söz konusu olacaktır), sayfa sayısının ciddi oranda az olması (örn. 1-2 sayfalık bir tarifname) buluşun yeterli açıklanmamasına pekâlâ neden olabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında tarifname yeterliliğinin başvuru sürecinde erken tespit edilmesinin ekonomik anlamda hem başvuru sahibi hem de patent ofisi açısından önemli olduğu görülmektedir. Bu yazıda, bir başvuruda hangi durumlarda tarifname yetersizliği ya da istemlerde dayanak eksikliği olduğu, hangi durumlarda bu argümanlara girilmeden buluş basamağı değerlendirmesi yapılabileceği tartışılacaktır. Zira bu üç konu da birbiriyle son derece ilişkilidir ve tarifname takımında hangi bilginin nerede yer aldığına göre ortaya çıkan eksiklik farklı olabilmektedir.
Nadiren, teknikte uzman kişi tarafından buluşun gerçekleştirilemeyeceği kadar temel bir eksikliğin olduğu başvurular yapılır. O zaman SMK m.92(1)’in gerekliliklerinin yerine getirilmesinde esasen onarılamaz bir başarısızlık vardır. İki örnek burada özel olarak anılmayı hak ediyor. Birincisi, buluşun başarılı performansının şansa bağlı olduğu türdür. Yani, teknikte uzman kişi, buluşun uygulanmasına yönelik talimatları takip ederken, ya buluşun iddia edilen sonuçlarının tekrarlanamaz olduğunu ya da bu sonuçları elde etme başarısının tamamen güvenilmez bir şekilde elde edildiğini bulmuştur. Uzman kişinin, sınırlı başarı şansı ile buluşun sonuçlarını yeniden oluşturmak için deneme yanılma temelli bir araştırma programı yürütmesi gerekiyorsa, tarifnamenin yeterliliği kabul edilemez.[ii] Bunun ortaya çıkabileceği bir örnek, mutasyonları içeren bir mikrobiyolojik süreçtir. Böyle bir durum, örneğin küçük manyetik çekirdeklerin veya elektronik bileşenlerin imalatında ortaya çıkabilecek, bir oranda başarısızlıkla birlikte olmasına rağmen tekrarlanan başarının garanti edildiği durumlarla karıştırılmamalıdır. Bu son durumda, tatmin edici parçaların tahribatsız bir test prosedürüyle kolaylıkla tasnif edilebilmesi koşuluyla, SMK m.92(1) kapsamında herhangi bir itiraz söz konusu değildir.[iii] İkinci örnek, buluşun başarılı bir şekilde uygulanmasının doğası gereği imkânsız olduğu durumdur çünkü bu, yerleşik fizik yasalarına aykırı olacaktır. Örneğin bu devridaim makineleri için geçerlidir. Böyle bir makineye ilişkin istemler, yalnızca yapısına değil de işlevine yönelikse, sadece SMK m.92(1) kapsamında değil, aynı zamanda SMK m.83(6) kapsamında sanayiye uygulanabilir olmadığı yönünde itiraz da edilir.[iv]
Yeterli açıklama yapmış olmak amacıyla, tarifnamenin, verilen talimatlara dayanarak teknikte uzman kişi tarafından gerçekleştirilecek işlemlerin tüm ayrıntılarını (bu ayrıntılar iyi biliniyorsa ve istemlerin sınıfının tanımından veya yaygın genel bilgi olarak açıksa) tarif etmesi gerekmemektedir.[v] Tarifnamenin yeterli olabilmesi için tarifnamede teknikte uzman kişinin mükemmel çalışan ve satışa hazır bir ürün meydana getirebilecek şekilde bir açıklama yapılması gerektiği düşünülmemelidir.[vi]
Genellikle buluşun bir yapılanmasının tarifnamede anlatılması ve örnek verilmesi yeterli olsa da, eğer buluş konusu çok geniş bir teknik alana ilişkin ise tarifnamenin yeterliliği için tek bir örnek yeterli olmayabilir. Bazı durumlarda buluşa ait birkaç yapılanma anlatılmış olsa bile tarifname yetersizliği söz konusu olabilmektedir. Bu bakımdan tarifname yetersizliği argümanı bu konuda ciddi kuşkuların olması koşuluyla somut olaydaki delillere göre değerlendirilmelidir.[vii]
Eksikliğin Kaynağı
Tarifname takımında hangi bilginin nerede yer aldığına göre ortaya çıkan eksiklik farklı olabilmektedir. Bazı durumlarda tarifnamedeki bir eksiklik, bazen istemlerdeki bir eksiklik bazen de tarifname ve istemler arasındaki uyumsuzluk sorun yaratmaktadır.
İstemde talep edilen buluşun başvuruda tanımlanan problemi çözebileceğine dair bir şüphe aşağıdaki sonuçlara yol açabilir:
a) şüphe, istemde başvuruda açıklanan ve probleme çözüm sağlayan özelliklerin belirtilmemesi nedeniyle ortaya çıkıyorsa, tarifname ve istemler buluşun tanımıyla ilgili olarak tutarsızdır ve SMK m.92(4) uyarınca istemlerin buluşu belirtmek için gerekli tüm esas özellikleri içermediğine dair bir itiraz ortaya çıkar.
b) Eğer durum böyle değilse, ancak önceki teknik göz önünde bulundurulduğunda ve tarifnamede ne iddia edildiğine bakılmaksızın, istemde talep edilen buluşun problemi gerçekten çözebileceği inandırıcı görünmüyorsa, SMK m.83(4) uyarınca buluş basamağının sağlanmadığı yönünde bir itiraz yapılır.[viii]
İstemde talep edilen buluşun tekrarlanabilirliğinin olmaması buluş basamağı ya da tarifname yetersizliği ile ilgili olabilir. Eğer bir etki istemde ifade edilmişse, tarifname yetersizliği söz konusudur. Aksi takdirde, yani etki istemde ifade edilmemişse ancak çözülmesi gereken problemin bir parçasıysa, buluş basamağı sorunu vardır.[ix] Bu bakımdan SMK m.92(1) uyarınca yapılacak bir tarifname yetersizliği itirazı, başvurunun teknikte uzman kişinin istemde talep edilmeyen bir teknik etkiyi elde etmesini sağlamayacağı yönünde bir argümana dayandırılamaz.
Esas özellikler olarak, istenen etkiyi elde etmek için gerekli olan, bir başka deyişle, başvurunun ilgili olduğu teknik problemi çözmek için gerekli olan tüm özellikler dikkate alınmalıdır.[x] Başvuruda (tarifnamenin doğru yorumlanması halinde) buluşun esas bir özelliği olarak tarif edilen bir özelliği içermeyen ve bu nedenle tarifname ile tutarsız olan bir istem, SMK m.92(4) uyarınca tarifname tarafından desteklenmez.[xi] Bu durum sıklıkla tarifname yetersizliği olarak algılansa da aslında buradaki sorun istemin tarifname tarafından desteklenmemiş olması ile ilgilidir.
Özetle:
– Eğer başvuruda tanımlanan problemi çözmeye yarayan tüm özellikler tarifnamede yer alıyor ancak istemde yer almıyorsa, istemlerin tarifnamede dayanağı olmadığı değerlendirmesi yapılır (SMK m.92(4)). Böyle bir durumda uzman Yön. m.97(3) gereğince araştırma raporunu tarifnamenin tamamını dikkate alarak düzenleyebiliyorsa, bir başka deyişle korunması istenen buluş tarifnameden anlaşılıyorsa araştırma raporu düzenlenir. Raporun görüşler kısmında Yön. m.76(3) gereğince bağımsız istemde, buluşun esas özelliklerinin belirtilmesi gerektiği bildirilir. Zira tarifnamede istemlerin dayanağı bulunmamaktadır (SMK m.92(4)). Eğer tarifnameden korunması istenen buluş anlaşılamıyorsa ve başvuru anlamlı bir araştırma yapılmasına imkân vermiyorsa SMK m.96(3) uyarınca bir bildirim yapılır ve araştırma raporu düzenlenmez.
– Problemi çözmeye olanak tanıyan tüm özellikler tarifnamede mevcut değilse, ancak elde edilecek etki istemde talep ediliyorsa, tarifname yetersizliği değerlendirmesi yapılır (SMK m.92(1)). SMK m.96(3) uyarınca bir bildirim yapılır, araştırma raporu düzenlenmez.
– Problemi çözmeye olanak sağlayan tüm özellikler tarifnamede mevcut değilse, üstelik elde edilecek etki de istemde talep edilmemişse, mevcut haliyle istemin buluş basamağı değerlendirmesi yapılır (SMK m.83(4)).
Aşağıda aynı buluşun farklı tarifname ve istem içerikleriyle sunulduğu durumlarda ne tür eksiklikler içerdiği irdelenecektir.
Örnek 1:
Başvuru konusu istem 1 aşağıdaki gibidir:
1. Bir sabunluk olup, özelliği;
– Bir el pompası;
– sıvı sabun için bir şişe;
– bir boru
içermesidir.
Tarifname:
[004] Buluş bir sıvı sabunluk ile ilgilidir. Tekniğin bilinen durumundaki sıvı sabunluklarda şişenin dibinde şişeden çıkarılamayacak kadar fazla sıvı sabun kalmaktadır. Buluş bu probleme bir çözüm önermektedir. Buluş konusu sıvı sabunluk sayesinde şişenin dibinde sıvı kalması engellenmektedir.
[005] Buluşun bir uygulamasına göre sabunluk, bir şişe ve bir ağızlığı olan bir el pompası içerir. El pompası şişenin açıklığı üzerine sabitlenir. Şişenin tabanı düzdür. Bir boru, el pompasından şişeye uzanır.
Başvuruda resim sunulmamıştır.
Yorum:
İstem 1’e bakılarak buluşun şekli çizilmeye çalışıldığında genel anlamda aşağıdakine benzer bir yapılanma ortaya çıkmaktadır:
Tarifnamede ise buluş konusu yapılanma sayesinde sıvı sabunluğun dibinde sıvı kalmasının önüne geçildiği iddia edilmesine rağmen ne tarifnamede ne de istemlerde bunu sağlayacak bir yapılanmanın bulunmadığı görülmektedir.
Buna göre ortaya konan problemi (şişenin dibinde sıvı kalması) çözmeye olanak sağlayan tüm özellikler tarifnamede mevcut değildir. Üstelik buluşla elde edilecek teknik etkinin istemde de talep edilmediği görülmektedir. Bu durumda istemdeki mevcut tüm özellikler üzerinden yapılacak bir araştırma ile yenilik ve/veya buluş basamağına saldırılır (SMK m.83(1) ve (4)).
İstemde değişiklik yapılarak tarifnamede belirtilen, borunun şişenin dibinde sıvı kalmasını engellemesi amacı, isteme eklenirse buluş aşağıda tartışılan Örnek 2’deki durum haline gelir. Bu durumda uzman mevcut buluş basamağı saldırısını devam ettirerek tarifname yetersizliği saldırısı da yapar (Bkz. Örnek 2).
Boruyla ilgili tarifnamede bulunmayan bir özelliğin isteme eklenmesi durumunda (örneğin borunun ucunun tabana değmesi) SMK m.103(1)’e göre kapsam aşımı söz konusu olacağından değişiklik kabul edilmez ve önceki bildirimde belirtilen eksiklikler tekrarlanır.
Örnek 2:
Başvuru konusu istem 1 aşağıdaki gibidir:
1. Bir sabunluk olup, özelliği;
– Bir el pompası;
– sıvı sabun için bir şişe;
– şişenin dibinde sıvı kalmasını engelleyen bir boru
içermesidir.
Tarifname:
[004] Buluş bir sıvı sabunluk ile ilgilidir. Tekniğin bilinen durumundaki sıvı sabunluklarda şişenin dibinde şişeden çıkarılamayacak kadar fazla sıvı sabun kalmaktadır. Buluş bu probleme bir çözüm önermektedir. Buluş konusu sıvı sabunluk sayesinde şişenin dibinde sıvı kalması engellenmektedir.
[005] Buluşun bir uygulamasına göre sabunluk, bir şişe ve bir ağızlığı olan bir el pompası içerir. El pompası şişenin açıklığı üzerine sabitlenir. Şişenin tabanı düzdür. Bir boru, el pompasından şişeye uzanır.
Başvuruda resim sunulmamıştır.
Yorum:
İstem 1’e bakılarak buluşun şekli çizilmeye çalışıldığında genel anlamda aşağıdakine benzer bir yapılanma ortaya çıkmaktadır:
İstemdeki özelliklerden borunun şişenin dibinde sıvı kalmasını nasıl engellediği anlaşılamamaktadır. Tarifnamede ise buluş konusu yapılanma sayesinde sıvı sabunluğun dibinde sıvı kalmasının önüne geçildiği iddia edilmesine rağmen ne tarifnamede ne de istemlerde bunu sağlayacak bir yapılanmanın bulunmadığı görülmektedir.
Buna göre problemi (şişenin dibinde sıvı kalması) çözmeye olanak tanıyan tüm özellikler tarifnamede mevcut değildir. Ancak elde edilecek teknik etki (şişenin dibinde sıvı kalmasının engellenmesi) istemde talep edilmiştir. Bu durumda SMK m.92(1) kapsamında tarifname yetersizliği olduğu yönünde SMK m.96(3) uyarınca bir bildirim yapılır, araştırma raporu düzenlenmez. Başvuru sahibinden bu konudaki itirazlarını veya başvurudaki değişikliklerini, bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde sunması istenir. Bu süre içinde itirazda bulunulmaması veya itirazın ya da yapılan değişikliklerin Kurum tarafından kabul edilmemesi hâlinde başvuru reddedilir. İtirazın ve varsa yapılan değişikliklerin kabul edilmesi hâlinde araştırma raporu düzenlenir, başvuru sahibine bildirilir ve Bültende yayımlanır.
Eğer sorunu gidermek için başvuru sahibi kapsam aşımına neden olacak değişiklik yapmak zorundaysa, bu durum tarifname yetersizliğine gösterge olabilir. Bu örnekte tarifname takımından şişenin dibinde sıvı kalmasının engellenmesi için nasıl bir yapılanma ortaya konması gerektiği anlaşılmamaktadır. Başvuru sahibi bunu sağlamak için başvurunun ilk halinde bulunmayan özellikler eklemelidir ki SMK m.103(1)’e göre buna izin verilemeyeceğinden başvuru onarılamaz.
Örnek 3:
Başvuru konusu istem 1 aşağıdaki gibidir:
1. Bir sabunluk olup, özelliği;
– Bir el pompası;
– sıvı sabun için bir şişe;
içermesidir.
Tarifname:
[005] Şekil 1, buluşun birinci uygulamasına göre bir sıvı sabunluğu (10) göstermektedir. Sabunluk (10), bir şişe (11) ve bir ağızlığı (13) olan bir el pompası (12) içerir. El pompası (12) şişenin (11) açıklığı üzerine sabitlenir. Şişenin (11) tabanı (11a) düzdür. Bir boru (14), el pompasından (12) şişeye (11) uzanır ve şişenin (11) düz tabanı (11a) ile temas halindedir. Borunun (14) uç kısmı (14a), L şeklinde bir profile sahiptir, böylece bu uç kısım (14a) şişenin (11) düz tabanı (11a) boyunca uzanır.
[006] Buluşun bir yapılanması bir el pompası, sıvı sabun için bir şişe, bir boru içeren bir sabunluk olup özelliği; şişenin, borunun uç kısmı ile temas halinde olan bir taban içermesi ile karakterize edilmektedir.
Yorum:
İstem 1’e bakılarak buluşun şekli çizilmeye çalışıldığında genel anlamda aşağıda soldakine benzer bir yapılanma ortaya çıkmaktadır. Başvuruya ait şekilde ise buluş sağdaki gibi gösterilmiştir:
Tarifnamede buluş konusu yapılanma sayesinde sıvı sabunluğun dibinde sıvı kalmasının önüne geçildiği iddia edilmekte ve bunu sağlayan yapılanma tarifnamede teknik özellikleriyle anlatılmaktadır. Ancak istemlerde bunu sağlayacak bir yapılanmanın bulunmadığı görülmektedir.
Buna göre başvuruda tanımlanan problemi (şişenin dibinde sıvı kalması) çözmeye yarayan tüm özellikler tarifnamede yer almaktadır. Ancak istemde bu esas özelliklerin hepsi (örn. boru) bulunmamaktadır. Bu durumda başvuru sahibine yapılan bildirimde tarifnamede istemlerin dayanağı olmadığı belirtilir (SMK m.92(4)). Zira istemde buluşun tüm esas özellikleri belirtilmelidir. Bu haliyle istemdeki buluş tarifnamede tanımlanandan daha geniş olduğu için tarifname tarafından desteklenmemektedir. Burada sıklıkla düşülen hata istemin tarifname tarafından desteklendiğinin zannedilmesidir. İstemde el pompası ve şişe bulunan bir sabunluktan bahsediliyor ve tarifnamede de bu özellikler bulunduğuna göre nasıl olur da istem tarifname tarafından desteklenmez? İstemin tarifname tarafından desteklenip desteklenmediği değerlendirilirken unsurlar yapılanmalardan bağımsız şekilde düşünülemez. Şöyle ki tarifnamede yalnızca el pompası, şişe ve borunun birlikte bulunduğu bir sabunluk yapılanmasından bahsediliyorsa ve istemde el pompası ve şişe bulunan bir sabunluk korunmak isteniyorsa istem tarifname tarafından desteklenmemiş olur. Zira tarifname sadece borulu sabunluklardan bahsederken istem borulu-borusuz tüm sabunlukları koruma altına alan ve tarifnamede dayanağı bulunmayan daha geniş bir koruma sağlar.
Buna benzer durumlarda uzman Yön. m.97(3) gereğince araştırma raporunu tarifnamenin tamamını dikkate alarak düzenleyebildiği için genellikle araştırma raporunu hazırlar ve isteme buluşun teknik problemi çözmede kullandığı tüm esas özelliklerin tarifnameden eklenmesini ister.
Örnek 3b:
Örnek 3‘ün bir varyasyonunu inceleyelim. Başvurunun tarifnamesinin Örnek 3’teki gibi olduğunu varsayalım.
Başvuru konusu istem 1 aşağıdaki gibidir:
1. Bir sabunluk olup, özelliği; şişenin dibinde sıvı kalmasını engellemesidir.
İstemlerde buluş, sadece erişilmesi arzulanan bir sonuç ile tanımlanamaz (Yön. m.76(2)). Bu örnekteki istem Örnek 3’tekinden farklı olarak yalnızca erişilmesi arzu edilen sonucu (şişenin dibinde sıvı kalmaması) korumaya çalışıyor ve bunu yaparken buluşun hangi özelliklerinin kullanıldığı (bir tanesi bile) belirtilmiyor. Böyle bir durumda uzman Yön. m.97(3) gereğince araştırma raporunu tarifnamenin tamamını dikkate alarak düzenleyebiliyorsa, bir başka deyişle korunması istenen buluş tarifnameden anlaşılıyorsa araştırma raporu düzenlenir. Raporun görüşler kısmında Yön. m.76(3) gereğince bağımsız istemde, buluşun esas özelliklerinin belirtilmesi gerektiği bildirilir. Zira tarifnamede istemlerin dayanağı bulunmamaktadır (SMK m.92(4)). Eğer tarifnameden korunması istenen buluş anlaşılamıyorsa ve başvuru anlamlı bir araştırma yapılmasına imkân vermiyorsa SMK m.96(3) uyarınca bir bildirim yapılır ve araştırma raporu düzenlenmez.
Aşağıda Örnekler 1-3’te gösterilen durumlara ait özet niteliğinde bir tablo sunulmaktadır:
[005] Şekil 1, buluşun birinci uygulamasına göre bir sıvı sabunluğu (10) göstermektedir. Sabunluk (10), bir şişe (11) ve bir ağızlığı (13) olan bir el pompası (12) içerir. El pompası (12) şişenin (11) açıklığı üzerine sabitlenir. Şişenin (11) tabanı (11a) düzdür. Bir boru (14), el pompasından (12) şişeye (11) uzanır ve şişenin (11) düz tabanı (11a) ile temas halindedir. Borunun (14) uç kısmı (14a), L şeklinde bir profile sahiptir, böylece bu uç kısım (14a) şişenin (11) düz tabanı (11a) boyunca uzanır.
[006] Buluşun bir yapılanması bir el pompası, sıvı sabun için bir şişe, bir boru içeren bir sabunluk olup özelliği; şişenin, borunun bir kısmı ile temas halinde olan bir taban içermesi ile karakterize edilmektedir.
Başvuru konusu istem 1 aşağıdaki gibidir:
1. – Bir el pompası;
– sıvı sabun için bir şişe;
– bir boru
içeren bir sabunluk olup özelliği;
şişenin, borunun bir kısmı ile temas halinde olan bir taban içermesi ile karakterize edilir.
Uzman yaptığı araştırma sonucunda tekniğin bilinen durumundaki en yakın doküman olarak D1’i (bkz. şekil 2) bulmuş olsun. D1’deki sabunluğun borusu tabana değmemektedir.
Buluş konusu istem ile D1 farklılıklar içerdiği için istem 1 yenidir. Şimdi de buluş basamağını irdelemek için problem çözüm yaklaşımını uygulayalım:
D1 ile istem 1 karşılaştırıldığında aradaki farkın şişenin, borunun bir kısmı (uç kısmı) ile temas halinde olan bir taban içermesi olduğu görülmektedir.
Bu fark ile elde edilen teknik etki, şişenin tabanında kalan ürün miktarının azaltılmasıdır.
Buna göre buluşun çözümünü amaçladığı objektif teknik problem şişenin tabanında kalan ürün miktarının nasıl azaltılacağıdır.
Uzman tekniğin bilinen durumundaki dokümanlarda bu problemin çözümüne yönelik bir yapılanma bulamamış olsun. En yakın doküman olarak bulduğu D1’de de probleme yönelik bir yönlendirme olmayıp, bir başka dokümanla D1’i birleştirerek de çözüme varılamadığını varsayalım. Bu durumda istem 1’in yeni olduğunu ve buluş basamağı içerdiğini kabul edecektir.
Ancak her şey burada bitmemektedir. İstem 1‘in yazılış biçimi (“borunun bir kısmı”), aynı zamanda, borunun yalnızca orta kısmının taban ile temas edebildiği şekil 3’teki benzer yapılanmaları da kapsamaktadır. Bu tür yapılanmalar, başvuru sahibinin bahsettiği problemi çözmemektedir:
Şekil 3: İstem 1’in kapsadığı bir başka yapılanma
Her ne kadar istem 1 tarifname tarafından destekleniyor görünse de (bkz. paragraf [006]) buluşun gerçekleştirdiği teknik etki yalnızca borunun uç kısmı taban ile temas halinde olduğunda elde edilmektedir. İstem 1, borunun uç kısmının şişenin tabanına göre nereye yerleştirildiğini tanımlamamaktadır.
Zira olması gerektiğinden geniş yazılmış bir istem, iddia edilen teknik etkinin elde edilmediği yapılanmaları da kapsamış olabilir.[xiii] Eğer istemin buluş basamağını sağlaması, belirli bir teknik etkiye ulaşılmasına dayanıyorsa, ilke olarak, söz konusu teknik etkinin tüm istem kapsamı için ulaşılabilir olması gerekir.[xiv]
Şekil 3’teki yapılanma, tespit ettiğimiz objektif teknik problemi çözemediği için buluş basamağı da içermeyecektir ve salt bir tasarım farkı olarak kabul edilecektir. Bu nedenle söz konusu yapılanmanın istemin kapsamından çıkarılması gerekmektedir.
İstem 1’in belge alabilmesi için aşağıdakine benzer şekilde daraltılması gerekir:
1. – Bir el pompası;
– sıvı sabun için bir şişe;
– bir boru
içeren bir sabunluk olup özelliği;
şişenin, borunun uç kısmı ile temas halinde olan bir taban içermesi ile karakterize edilir.
Bu örnekte istem 1’deki yapılanmanın aynısının tarifnamede de bulunduğunu görülmektedir (bkz. paragraf [006]). Tarifname ve istemin birbiriyle uyumlu olması adına bu yapılanma tarifnameden çıkartılmalı ya da “borunun bir kısmı” ifadesi “borunun uç kısmı” olacak şekilde düzeltilmelidir.[xv]
Mevcut örnekte olduğu gibi eğer tarifnameden teknik problemin çözümüne yönelik yapılanma net bir şekilde anlaşılıyorsa (gerek tarifname paragraf 5, gerekse başvuruya ait şekil 1 çözümü desteklemekte yeterlidir) ve istemdeki sorun sadece buluş basamağı değerlendirmesi kapsamında kalıyorsa (teknik etkinin tüm istem kapsamında gerçekleşip gerçekleşmediği) teknik etki sağlamayan yapılanma istemden çıkarılarak istemin daraltılması yoluyla sorunun üstesinden gelinebilir.
[i] Successful European oppositions (part II) Analysis for the patent information professional, Aalt van de Kuilen, World Patent Information Volume 45, June 2016, Page 59, Table 4.
[xiv] “Art. 56 EPC 1973 requires the claimed invention, i.e. the proposed technical solution for a given technical problem, not to be obvious to a skilled person from the state of the art. If the inventive step of a claimed invention is based on a given technical effect, the latter should, in principle, be achievable over the whole area claimed. “ : EPO Case Law of the Boards of Appeal, I. PATENTABILITY, D. Inventive step, 9.8.3 Broad claims, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/caselaw/2019/e/clr_i_d_9_8_3.htm
UYARI: Bu yazıdaki değerlendirmeler yazarın kişisel görüşlerini yansıtır ve hiçbir şekilde TÜRKPATENT’in resmi görüşünü ya da uzmanlarının başvurularla ilgili değerlendirmelerini temsil etmez. Yazı yalnızca bilgi amaçlı olup yasal tavsiye niteliği taşımaz. Bu yazının içeriğinin bir sonucu olarak herhangi bir işlem yapmadan veya herhangi bir işlemden kaçınmadan önce profesyonel hukuki tavsiye alınmalıdır. Yazarın verilen bir örnek üzerindeki değerlendirmesi yalnızca o örneğin spesifik koşullarına bağlıdır. Bir başka durum için yazarın alacağı kararlarda bağlayıcılığı yoktur.
Başlamadan önce aşağıdaki tek soruluk anketi cevaplamaya ne dersiniz?
Bilindiği üzere buluş basamağı değerlendirilirken kullanılan problem-çözüm yaklaşımının ilk adımında buluş konusu istemin tekniğin bilinen durumundan (D1) farkı tespit edilir. Ardından bu farkın yarattığı teknik etki irdelenir. Problem-çözüm yaklaşımının ana adımlarını hatırlayalım:
[1]. Tekniğin bilinen durumunda, buluşa en yakın doküman tespit edilir. En yakın doküman buluşla aynı alanda olan, benzer teknik etkiye ve amaca sahip ve genellikle buluşla en çok sayıda ortak özelliği bulunan dokümandır.
[2]. Buluş ile en yakın doküman arasında teknik özellikler bakımından fark tespit edilir.
[3]. Bu farkın teknik etkisi tespit edilir.
[4]. Tespitler ışığında buluşun çözümünü amaçladığı objektif teknik problem tespit edilir.
[5]. En yakın doküman ve mevcut problem göz önüne alındığında, ilgili alanda uzman kişi buluş yapma yeteneği kullanmadan buluşa kolayca ulaşır mı? Cevap “evet” ise buluş basamağı yoktur.
Peki yukarıda [3]. adımda istemle D1 arasındaki fark, D1’den farklı bir teknik bir etki ortaya koymuyorsa değerlendirme nasıl yapılır?
Böyle bir durum genellikle buluşun tekniğin bilinen durumundaki çözüme bir alternatif sağladığı hallerde olur. Bu durumda objektif teknik problem “D1’deki çözüme bir alternatif sağlamak” olarak formüle edilebilir. Zira “teknik problem” ifadesi geniş yorumlanır; teknik çözümün önceki tekniğe göre bir iyileştirme olma zorunluluğu yoktur. Örneğin problem, aynı veya benzer etkileri sağlayan bilinen bir cihaz veya işleme alternatif aramak olabilir.[1] Bu alternatif teknikte uzman kişi için aşikâr değilse buluş basamağını da sağlayacaktır.
Peki bu alternatif çözüm aslında önceki teknikten pek farklı olmayıp salt yapılan işlemlerin sırasının değiştirilmesi söz konusu ise nasıl bir değerlendirme yapabiliriz?
Geçenlerde ATM’den para çekerken bir örnek aklıma geldi. (Bir patent uzmanının buluş yapma yeteneği olmaması beklenir, o yüzden boş zamanlarımda buluş yaptığımı düşünmenizi istemem 🙂 ) Hatırlarsınız, bundan yıllar önce çoğu banka ATM’sinde para çekme işlemi yapılırken önce çekilen miktar müşteriye verilir, ardından müşterinin bir başka işlem yapmak isteyip istemediği sorulduktan sonra işlem bittiyse banka kartı müşteriye iade edilirdi. Ancak zaman içinde görüldü ki insanlar parayı gördükten sonra arkalarına bakmadan çekip gidiyor ve banka kartlarını almayı unutuyorlar 🙂 Bunun önüne geçilmesi için, günümüzde ATM’ler önce kartı sonra parayı verecek şekilde konfigüre edilmiştir. Şimdi bu yeniliğin bir patent başvurusuna konu olduğunu varsayalım.
Söz konusu problemi çözmek için başvuru sahibi ATM’yi önce kartı verip ardından parayı çıkartacak şekilde konfigüre etmiş olsun. Başvuru sahibine göre buluşun çözmeyi amaçladığı problem müşterinin banka kartını unutmasına engel olmak olsun.
Başvuru konusu istem 1’i de basitçe aşağıdaki gibi oluşturalım:
Başvuru Konusu İstem 1:
1. Müşterinin (4) ATM’den (3) para çekerken banka kartını unutmasına engel olan bir yöntem olup özelliği;
– Kontrol biriminin (6) istenen tutar karşılığı paranın ATM’de (3) ve müşterinin (4) hesabında yeterli miktarda bulunup bulunmadığını kontrol etmesi (102),
– Eğer bahsedilen miktar yeterliyse kontrol birimi (6) tarafından banka kartının (5) kart giriş-çıkış haznesinden (3) çıkarılarak müşteriye (4) iletilmesi (103),
– Ardından kontrol birimi (6) tarafından paranın para giriş-çıkış haznesinden (2) çıkarılarak müşteriye (4) iletilmesi (104),
– Eğer (102) nolu adımda bahsedilen miktar yeterli değilse kontrol birimi (6) tarafından ekranda (7) uyarı gösterilmesi ve banka kartının (5) kart giriş-çıkış haznesinden (3) çıkarılarak müşteriye (4) iletilmesi (105)
işlem adımlarından oluşmasıdır.
Tekniğin Bilinen Durumu (D1):
Müşterinin (4) ATM’den (3) para çekmesini sağlayan bir yöntem olup özelliği;
– Kontrol biriminin (6) istenen tutar karşılığı paranın ATM’de (3) ve müşterinin (4) hesabında yeterli miktarda bulunup bulunmadığını kontrol etmesi (102),
– Eğer bahsedilen miktar yeterliyse kontrol birimi (6) tarafından paranın para giriş-çıkış haznesinden (2) çıkarılarak müşteriye (4) iletilmesi (103),
– Ardından banka kartının (5) kontrol birimi (6) tarafından kart giriş-çıkış haznesinden (3) çıkarılarak müşteriye (4) iletilmesi (104),
– Eğer (102) nolu adımda bahsedilen miktar yeterli değilse kontrol birimi (6) tarafından ekranda (7) uyarı gösterilmesi ve banka kartının (5) kart giriş-çıkış haznesinden (3) çıkarılarak müşteriye (4) iletilmesi (105),
işlem adımlarından oluşmasıdır.
DEĞERLENDİRME
Şimdi istem 1’le D1’i karşılaştıralım:
D1 dokümanı, istem 1’de tanımlanan buluş konusunda tekniğin bilinen durumunu gösteren en yakın doküman olarak alınmıştır. D1 dokümanındaki buluş müşterinin (4) ATM’den (3) para çekerken banka kartını unutmasına engel olanpara çekmesini sağlayan bir yöntem olup özelliği;
– Kontrol biriminin (6) istenen tutar karşılığı paranın ATM’de (3) ve müşterinin (4) hesabında yeterli miktarın bulunup bulunmadığını kontrol etmesi (102),
– Eğer bahsedilen miktar yeterliyse kontrol birimi (6) tarafından banka kartının (5) kart giriş-çıkış haznesinden (3) çıkarılarak müşteriye (4) iletilmesi (103),
– Ardından kontrol birimi (6) tarafından paranın para giriş-çıkış haznesinden (2) çıkarılarak müşteriye (4) iletilmesi (104),
– Eğer bahsedilen miktar yeterliyse kontrol birimi (6) tarafından banka kartının (5) kart giriş-çıkış haznesinden (3) çıkarılarak müşteriye (4) iletilmesi (103),
– Ardından kontrol birimi (6) tarafından paranın para giriş-çıkış haznesinden (2) çıkarılarak müşteriye (4) iletilmesi (104),
– Eğer (102) nolu adımda bahsedilen miktar yeterli değilse kontrol birimi (6) tarafından ekranda (7) uyarı gösterilmesi ve banka kartının (5) kart giriş-çıkış haznesinden (3) çıkarılarak müşteriye (4) iletilmesi (105)
işlem adımlarından oluşmasıdır.
İstem 1’de tanımlanan buluş konusu, D1’deki para çekme yönteminden farklı olması sebebiyle SMK m.83(1) kapsamında yenilik niteliğine sahiptir.
Aradaki bu fark, D1’de müşteriye önce paranın sonra banka kartının verilmesine karşılık istem 1’de bunun tersi sıralamayla önce banka kartının ardından paranın verilmesi şeklindedir. Bu teknik bir farktır. Ancak burada gerçekleştirilen teknik işlemlerin sırasının değiştirilmesinin teknik bir etkisi bulunmamaktadır. Oluşan tek etki tarifnamede de belirtildiği üzere müşterinin parayı almadan önce kartı almasının sağlanması sayesinde kartı almayı unutmasının önüne geçmektir. Müşterinin kartını hatırlaması zihni bir faaliyet ile ilgili olup yapılan değişiklik teknik bir etki ortaya koymamaktadır. (Kaldı ki aynı müşteri pekâlâ kartını aldıktan sonra bu sefer de parasını almayı unutabilir. Ancak bu argüman teknik bir argüman değildir, o yüzden uzman, görüşünü bu argüman temelinde kurgulamaz)
D1’le aradaki farkın teknik olmayan bir amaca hizmet etmesi sebebiyle bu farkın buluşa herhangi bir teknik etkisi yoktur, bunun yerine yalnızca bir zihni/iş faaliyetiyle ilgili geliştirme söz konusudur. Bu yüzden, söz konusu farklılık hiçbir teknik problemi çözmez, dolayısıyla işlem sırasındaki bu değişiklik buluş basamağının varlığını göstermede kullanılamaz.
Uzman raporunda buluşun teknik etki ortaya koymadığını belirttiğinde bazen başvuru sahipleri bunu buluşun teknik karaktere sahip olmadığı olarak algılıyor ve itirazlarında buluşun teknik unsurlar içerdiğini göstermeye çalışıyorlar. Ancak burada uzman aslında buluşun teknik olduğunu zaten kabul ediyor, iddia ettiği istemin D1 karşısında değerlendirildiğinde aradaki farkın teknik bir etki oluşturmadığı yönündedir.
Durumu şöyle basitleştirebiliriz:
İstem 1: 101, 102, 103, 104, 105 adımlarından oluşan bir yöntem
D1: 101, 102, 104, 103, 105 adımlarından oluşan bir yöntem
D1, istem 1’e ait tüm unsurları içermektedir, ancak sıralaması farklıdır. Bu bakımdan istem 1 D1 karşısında yenidir. Ancak buluş basamağı değerlendirilirken aradaki farkın teknik olarak nasıl bir etkiye neden olduğuna bakılır.
D1’le karşılaştırıldığında ayırt edici özellikler teknik bir etkiye değil, zihni faaliyet ile ilgili bir etkiye (müşterinin kartını unutmaması) yol açmaktadır.
Objektif teknik problemin formülasyonu, teknik bir katkı sağlamayan özellikleri veya buluşun teknik olmayan bir etkisini içerebilir. Bunlar ilgili teknikte uzman kişiye sağlanan ve teknik sorunun ortaya konulduğu belirli bir çerçeveyi oluşturmada kullanılabilir.[2]
Buna göre mevcut durumda objektif teknik problem şöyle ortaya konabilir: “Müşterinin banka kartını unutmasını önlemek için D1’deki ATM’den para çekme yöntemine bir alternatif sağlanması.”
Müşterinin kartını unutma sebebi paranın çıkışından daha sonra kartın verilmesidir. Buna göre teknikte uzman kişinin teknik olmayan bu bilgiyi bildiği varsayılır. Yukarıda anılan objektif teknik problemi çözmek isteyen teknikte uzman kişi 103 ve 104 nolu adımların yerinin değiştirilmesi durumunda (kartın paradan önce verilmesinin sağlanması) çözüme ulaşılacağını bilecektir.
Ayırt edici özellikler teknik etkilere değil, zihni/iş faaliyetiyle ilgili etkilere yol açtığından, müşterilerin banka kartını unutmasını önlemek için D1’deki yöntemi uyarlama sorunu ile karşı karşıya kalan teknikte uzman kişi bu nedenle buluşa ulaşacaktır.[3]
Sonuç olarak, buluş konusu 1 nolu istemin D1 karşısında SMK m.83(4)’e göre buluş basamağı içermediği görülmektedir.
Burada bir hususa da değinmeden geçmeyelim. Yöntem adımları, isteme konu buluş bağlamında teknik olarak mantıksız olmadıkça, herhangi bir zamanda gerçekleştirilebilecek işlemleri tanımlar. Normal şartlarda, istem 1’de formüle edilen 103 ve 104 nolu adımların, istemde belirtilen sırayla gerçekleştirilmesi için hiçbir neden bulunmamaktadır.[4] Hem istem 1’de hem de D1’de müşteriye sonuç olarak parası ve kartı geri verilmektedir. Bu bakımdan istemde ve/veya tarifnamede yöntem adımlarının spesifik sırada olduğu belirtilmeseydi buluş yenilik niteliğini de sağlayamayabilirdi.
BİR SORU:
Yazının başındaki ankete katıldınız mı? Peki bir soru: Sizce başvuru sahibi anket sonucunu buluş basamağını desteklemek için kullanabilir mi?
SON NOT: Teknik etki sağlamayan buluş ile teknik karaktere sahip olmayan “buluş” birbirinden farklıdır. Bu yazıda D1’e kıyasla farklı bir teknik etki sağlamayan bir buluşa örnek verilmiştir. Her ne kadar bu yazıdaki örnekte buluş basamağı sağlanamamışsa da, bu demek değildir ki teknik etki sağlamayan tüm buluşlar buluş basamağından yoksundur. Farklı bir teknik etki sağlamayan bir buluşun sunduğu alternatif çözüm teknikte uzman kişi için aşikâr değilse buluş basamağını da sağlayacaktır.[5]
[2] EPO Guidelines for Examination, Part G – Chapter VII – 5.4.1 Formulation of the objective technical problem for claims comprising technical and non-technical features, https://www.epo.org/law-practice/legal-texts/html/guidelines/e/g_vii_5_4_1.htm : the formulation of the objective technical problem may refer to features which do not make a technical contribution, or to any non-technical effect achieved by the invention, as a given framework within which the technical problem is posed, for example in the form of a requirements specification provided to the person skilled in a technical field
UYARI: Bu yazıdaki değerlendirmeler yazarın kişisel görüşlerini yansıtır ve hiçbir şekilde TÜRKPATENT’in resmi görüşünü ya da uzmanlarının başvurularla ilgili değerlendirmelerini temsil etmez. Yazı yalnızca bilgi amaçlı olup yasal tavsiye niteliği taşımaz. Bu yazının içeriğinin bir sonucu olarak herhangi bir işlem yapmadan veya herhangi bir işlemden kaçınmadan önce profesyonel hukuki tavsiye alınmalıdır.Yazarın verilen bir örnek üzerindeki değerlendirmesi yalnızca o örneğin spesifik koşullarına bağlıdır. Bir başka durum için yazarın alacağı kararlarda bağlayıcılığı yoktur.
GİRİŞ
Bu yazıda kurmaca bir patent belgesine üçüncü kişiler tarafından TÜRKPATENT nezdinde hükümsüzlük talebinde bulunulmasına bir örnek verilmektedir. Yazıda ayrıca buluş basamağı kriteri için en yakın dokümanın seçimi üzerine bir değerlendirme yapılmakta ve itiraz sonrası sürecin nasıl işlediğinden ve TÜRKPATENT nezdinde yapılan itiraz ile Mahkemeye yapılan hükümsüzlük talebi arasındaki farklardan da bahsedilmektedir.
Hukuki bir sorun yaratmamak adına gerçek bir TÜRKPATENT başvurusunun değerlendirilmesinden kaçınılmış, nispeten anlaşılması kolay bir alanda EQE sınavından[1] bir örnek seçilmiş ve bu örnek TÜRKPATENT’e ve 6769 nolu Sınai Mülkiyet Kanununa (SMK) adapte edilmiştir. Firma isimleri ve patent numaraları uydurma olup gerçek firmalarla ve patentlerle bir ilgisi yoktur. Örnekte bahsi geçen malzeme isimleri de çoğunlukla uydurmadır.
Verilen model itiraz, mevcut durumda olası en iyi itiraz olarak değerlendirilebilir. Bu bakımdan alıştırma yapmak maksadıyla kullanılmak istenirse, okuyucunun itirazı okumadan önce patent belgesini ve önceki tekniğe ait dokümanları okuyarak tüm istemlere yönelik bir itiraz metni oluşturması ve sonucu model itiraz ile karşılaştırmasında fayda olacağına inanılmaktadır. Ancak, bu örnekte gerçek bir itirazdan farklı olarak, yapılan değerlendirme yalnızca verilen patent belgesi ve tekniğin bilinen durumunda sunulan beş dokümandaki bilgilerle sınırlı kalmış, okuyucunun kendi teknik bilgisini, başka bir dokümanı veya dokümanlarda geçmeyen yaygın teknik bilgiyi kullanmasına izin verilmemiştir.
İtiraz Süreci
6769 sayılı SMK ile patent sistemimizde yapılan en önemli değişikliklerden biri TÜRKPATENT nezdinde bir patent belgesinin hükümsüzlüğünün talep edilebilmesi olmuştur. Böylelikle üçüncü kişiler bir patent belgesini hükümsüz kılmak için Mahkemeye gitmek zorunda kalmadan TÜRKPATENT’e gerekçeleriyle ve belgeleriyle birlikte hükümsüzlük talebinde bulunabilmektedir.
Buna göre üçüncü kişiler, patentin verilmesi kararının Bültende yayımlanmasından itibaren altı ay içinde ücretini ödeyerek söz konusu patente;
a) Patent konusunun patent verilebilirlik şartlarını taşımadığı,
b) Buluşun, buluş konusunun ilgili olduğu teknik alanda uzman bir kişi tarafından buluşun uygulanabilmesini sağlayacak şekilde yeterince açık ve tam olarak patent başvurusunda açıklanmadığı,
c) Patent konusunun, başvurunun ilk hâlinin kapsamını aştığı
gerekçelerinden en az birini ileri sürerek itiraz edebilmektedir.[2]
Burada “patent verilebilirlik şartları” ifadesinin içine yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirliğin yanı sıra, buluş niteliğinde olmayan konular[3] ve patent verilemeyecek buluş konuları[4] da girmektedir. Ancak bu son iki tür patent başvurusu hem sayısal olarak fazla değildir hem de bunların belge olma olasılıkları düşük olduğu için bu kapsamda itiraz nadiren gerçekleşir.[5] (bkz. Şekil 1) Ülkemizde henüz patente itiraz sistemi yeni olduğundan itiraz sayılarının azlığı nedeniyle en çok hangi gerekçeyle patente itiraz edildiğine dair bir istatistik çıkarmak pek mümkün değildir. Ancak fikir vermek açısından EPO’ya yapılan itirazlarda hangi gerekçelerin en çok kullanıldığına dair istatistik Şekil 1’de sunulmuştur. Görüldüğü üzere buluş basamağının yokluğu en çok kullanılan itiraz türüdür.
Şekil 1: EPO’da 2010-2013 yılları arasında yapılan itiraz işlemlerinde kullanılan gerekçelerin oranları[6]
TÜRKPATENT’e yapılan bir patent başvurusu Patent Dairesinde ilgili alanda çalışan bir uzman tarafından incelenir. Patent başvuru süreci Patent Dairesi ile başvuru sahibi arasında yapılan karşılıklı yazışmalarla devam eder. Süreç sonunda başvurunun veya değiştirilmiş halinin Kanuna uygun bulunması halinde patent belgesi verilir, aksi halde başvuru reddedilir. Patent Belgesi verildiğine dair yayın Bültende yapıldıktan sonra üçüncü kişiler 6 ay içinde patentin hükümsüzlüğü talebinde bulunabilir. Bu talep TÜRKPATENT’te Patent Dairesi tarafından değil, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi (YİDD) tarafından oluşturulan bir Kurul tarafından değerlendirilir. Bu Kurul, YİDD Başkanı ve itiraza konu kararda görevli bulunmayan en az iki uzman üyeden oluşur.[7] Ancak Kurul, itirazları incelerken taleple ve gerekçeyle bağlıdır.[8] Bu nedenle itirazınızı yaparken belgeyle ilgili hükümsüzlük gerekçesi olabilecek tüm hususları dilekçenizde ele aldığınızdan emin olunuz. Zira Kurul sizin talep etmediğiniz bir hususu resen incelemeyecektir.
TÜRKPATENT İnternet Sitesi Üzerinden Patent Belgesine İtiraz Edilmesi
İtiraz işlemlerini gerçekleştirmeden önce, hatta argümanların hazırlanmasından önce TÜRKPATENT web sitesinde “Patent Araştırma” kısmından[9] itiraz edilecek dosyayı aratarak dosyanın durumunu ve dosyaya ait evrakları detaylıca incelemek gerekir. Örneğin işlemlerde “6769-Tarifname İstem Değişikliği Talebi Kabul Edildi” kodu bulunuyorsa başvuruda ne tür bir değişiklik yapıldığını “6769-Ulusal P/FM Başvurusu Geldi (Tüm Unsurlar Tam)” kodu altındaki orijinal başvuru evrakıyla karşılaştırarak tespit etmenizde fayda vardır. Eğer bir kapsam aşımı söz konusuysa SMK m.99(1)(c) itirazında da bulunulmalıdır. Yine sistemdeki kodlardan başvuruda değişiklik yapıldığı anlaşılıyor ancak belge olan evrakta bu değişiklik görünmüyorsa ya da kodlarda bir çelişki söz konusuysa TÜRKPATENT’te dosyanın uzmanı aranarak ya da “patent dosyası yerinde inceleme ücreti” yatırılarak fiziki dosyayı incelemek suretiyle[10] dosyanın durumu hakkında sağlıklı bilgi alınmasında fayda vardır.
Üçüncü kişiler patentin verilmesi kararının Bültende yayımlanmasından itibaren altı ay içinde EPATS içinde yer alan “Üçüncü Kişi İşlemleri” bölümündeki “Patent Verilmesi Kararına İtiraz(YİDD)” işlemi ile itiraz ücretini de ödeyerek ilgili karara itiraz edebilir. Patent verilmesi kararı yayıma itiraz ücreti 2021 yılı için 805 TL’dir.[11] Sisteme:
adresinden e-devlet şifrenizle giriş yaparak erişebilirsiniz.
Şekil 2: EPATS ana ekranı
Şekil 2’de görüldüğü gibi EPATS’ta “Benim Sayfam” ekranında sayfayı aşağı doğru kaydırdığınızda “Üçüncü Kişi İşlemleri” bölümüne ulaşabilirsiniz. Burada “SMK 99. Madde Uyarınca Patente İtiraz (YİDD)” seçeneğini işaretleyerek “Git” butonuna basınız. (bkz. Şekil 3)
Şekil 3: EPATS Üçüncü Kişi İşlemleri seçenekleri
Çıkan ekranda bilgilerinizi girdikten sonra itiraz edilmek istenen patentin başvuru numarası istenecektir. Başvuru numarasını yazdıktan sonra eğer “Bülten tarihinden itibaren 6 ay içerisinde Patent Verilmesi Kararına İtiraz işlemini gerçekleştirebilirsiniz.” uyarısı alıyorsanız büyük ihtimalle itiraz süresini kaçırmış olabilirsiniz. Dosyanın durumunu detaylıca inceleyerek durumu teyit etmenizde fayda vardır. Böyle bir durumda geriye kalan tek seçenek olarak ilgili patente karşı Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde hükümsüzlük davası açabilirsiniz.[12]
Eğer “Dosyanız bültene çıkmadığı için işlemi gerçekleştiremezsiniz.” uyarısı alıyorsanız başvuru henüz belge olmamış[13] olabilir ya da 10.01.2017’den önce başvuru tarihi bulunan ve SMK’ya tabi olmayan bir patent belgesidir. Belgenin bir faydalı model olması da bu uyarıyla karşılaşmanıza neden olabilir, zira belgeye itiraz sistemi yalnızca patentlerde bulunmakta olup faydalı model belgesine itiraz imkânı TÜRKPATENT nezdinde yoktur. Faydalı model belgesine karşı Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde hükümsüzlük davası açabilirsiniz.[14] Eğer faydalı model henüz belge olmamışsa araştırma raporunun yayımlanmasından itibaren üç ay içinde ilgili belgeleri de eklemek suretiyle üçüncü kişiler görüş bildirebilmektedir.[15]
Eğer yukarıdakiler gibi uyarı alıyorsanız dosyanın durumunu detaylıca inceleyerek sebebi tespit etmenizde fayda vardır. Herhangi bir uyarı almadıysanız bir sonraki adımda sistem itiraz sahibine ait bilgileri sizden isteyecektir. Bu adımın ardından itiraz evrakınızı (itirazın gerekçeleri ve bu gerekçeleri kanıtlayan bilgi veya belgeler) sisteme yükleyebilirsiniz. Daha sonra da itiraz ücreti ödemesi yapılarak itiraz işlemi tamamlanacaktır. Tüm bilgilerinizin eksiksiz olduğundan emin olmak için aşağıdaki listeyi kontrol ediniz[16]:
– İtiraz edenin kimlik ve iletişim bilgileri.
– İtiraz eden vekil atamışsa vekilin kimlik ve iletişim bilgileri.
– İtiraz edilen patentin numarası, buluş başlığı ve patent sahibinin kimlik bilgileri.
– İtirazın gerekçeleri ve bu gerekçeleri kanıtlayan bilgi veya belgeler.
– İtiraz ücretinin ödendiğine ilişkin bilgi.
Üçüncü Kişi İtirazı Örneği
Bu bölümde kurmaca bir patent belgesine üçüncü kişiler tarafından TÜRKPATENT nezdinde hükümsüzlük talebinde bulunulmasına bir örnek verilmektedir. Patent belgesiyle ilgili bilgiler aşağıdadır:
D4: CN87654321 (Başvuru tarihi: 27.08.2010, Yayın Tarihi: 17.03.2012)
D5: TR2005/99999 (Başvuru tarihi: 14.07.2007, Yayın Tarihi: 19.01.2008)
PATENT BELGESİNE İTİRAZ VE HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ
Patent Belge No: TR 2018 999999 B
Buluş Başlığı: Bir Ütüleme Cihazı
Patent Belgesi Sahibi: Keratip Ev Aletleri A.Ş.
İtiraz Sahibi: Ubukayo Buharlı Ütü Ltd. Şti.
İtiraz Tarihi: 14.01.2021
6769 sayılı SMK m.99 kapsamında TR 2018 999999 B nolu patent belgesinin aşağıdaki gerekçeler nedeniyle tüm istemler itibariyle hükümsüzlüğünü talep ediyoruz:
1. Patent konusu patent verilebilirlik şartlarını taşımamaktadır.
2. Patent konusu başvurunun ilk hâlinin kapsamını aşmıştır.
Buna göre, patent belgesine konu 1 ve 6 nolu istemlerin yeni olmaması, 2-5 ve 7 nolu istemlerin ise buluş basamağı içermemesi nedeniyle patent belgesinin 1-7 nolu tüm istemler itibariyle SMK m.82(1)’deki patentlenebilirlik kriterlerini sağlamadığı ve bu nedenle SMK m.99(1)(a) kapsamında hükümsüzlüğü;
İstem 1’de inceleme aşamasında yapılan değişiklikle başvuru kapsamının aşıldığı, yeni eklenen alternatifin SMK m.103(1)’e aykırılık teşkil ettiği ve bu nedenle söz konusu alternatifin de SMK m.99(1)(c) kapsamında hükümsüzlüğü
talep edilmektedir.
Detaylı gerekçelerimiz ve argümanlarımız aşağıda sunulmaktadır.
Patent Belgesinin İçeriği
TR 2018 999999 B nolu patent belgesine rüçhan olarak gösterilen 14.02.2017 tarihli 2017/876543 nolu başvuruda, patentte bulunan istem 6 ve 7 ile tarifnamenin [0017] ve [0018] nolu paragrafların bulunmadığı görülmektedir. Bu durum istemlerin efektif tarihlerinin tespitini gerektirmektedir.
Ayrıca inceleme sırasında istem 1’de başvuru sahibi tarafından değişiklik yapıldığı anlaşılmaktadır.
Patente konu buluş, ütüleme cihazlarıyla ilgilidir ve iki bağımsız cihaz istemi içermektedir.
Bağımsız istem 1, Kera tipi bir katmanla kaplanmış bir taban plakasına sahip bir ütüleme cihazına yöneliktir ve üç alternatif içerir. Bağımlı istemler 2 ve 3, bir ütüleme cihazının özel bir örneği olarak bir buharlı ütü ile ve bir KeraMa tabakasına sahip alternatif ile sınırlıdır. Bağımlı istem 3 ayrıca olukları ve bunları yapma sürecini tanımlar.
Bağımsız istem 4, homojen olmayan bir buhar çıkışı dağılımına sahip olan dahili su deposuna sahip bir buharlı ütüye yöneliktir. Bağımlı istemler 5 ila 7, buhar çıkışlarına giden buhar dağıtım kanallarının düzenlenmesi, buhar çıkışlarının dağılımı ve su haznesini doldurmak için kullanılan açıklık ile ilgili diğer ayrıntıları tanımlar.
İstemlerin Efektif Tarihleri
İstem 1, “ve/veya” ifadesi nedeniyle üç alternatif içermektedir: biri KeraMa, biri KeraMa ve KeraSi ve son olarak KeraSi.
İstem 1a (KeraMa), istem 1b (KeraSi) ve istemler 2-5, rüçhan dokümanındaki haliyle başvuruda bulunmaktadır. Bu nedenle söz konusu istemlerin efektif tarihi rüçhan tarihi olan 14.02.2017’dir.
İstem 1c (KeraMa ve KeraSi) ise dosyalandığı şekliyle başvurunun kapsamını aşmaktadır. Zira istem 1’in orijinal hali ile ve belge olmuş hali karşılaştırıldığında “ve” alternatifinin inceleme sırasında eklendiği görülmektedir. Bu durum kapsam aşımına neden olmaktadır, zira başvuruda KeraMa ve KeraSi kaplamanın birlikte olduğu bir yapılanmadan bahsedilmemektedir.
İstem 6 ve 7 ile tarifnamenin [0017] ve [0018] nolu paragrafları rüçhan dokümanında yer almamaktadır ve başvuru esnasında eklenmiştir. Bu nedenle 6. ve 7. istemler rüçhan tarihine hak kazanmaz ve söz konusu istemlerin efektif tarihi başvuru tarihi olan 14.02.2018’dir.
Tekniğin Bilinen Durumu
Patent belgesine konu istemlerin patentlenebilirlik kriterlerini taşımadığını göstermek amacıyla tekniğin bilinen durumundaki aşağıdaki dokümanlar kullanılmıştır:
D1: EP987654321 (Yayın Tarihi: 21.10.2002)
D2: US123456789 (Başvuru tarihi: 08.11.2015, Yayın Tarihi: 12.05.2017)
D3: Buharsız ütülerin kaplanmış metalik taban plakalarının özellikleri, Kevin Fabullon, Harika Ev Dergisi, 1996, cilt 3, s.14-16
D4: CN87654321 (Yayın Tarihi: 17.03.2012)
D5: TR2005/99999 (Yayın Tarihi: 19.01.2008)
D1, D3, D4, D5 dokümanları itiraza konu patentin rüçhan tarihinden önce yayınlanmıştır ve bu nedenle tüm istemler için SMK m.83(2) kapsamında tekniğin bilinen durumunda kabul edilmiştir.
D2 dokümanı itiraza konu patentin rüçhan tarihi ile başvuru tarihi arasında yayınlanmıştır, ancak bir ABD patent başvurusu olması sebebiyle SMK m.83(3) kapsamında önceki teknik olarak kullanılamasa da, yukarıda belirtilen sebepten ötürü rüçhan tarihinden yararlanamayan 6 ve 7 nolu istemler için SMK m.83(2) kapsamında tekniğin bilinen durumunda kabul edilir.
Aşağıda patent konusu her bir istemle ilgili gerekçeli değerlendirmeler sunulmaktadır.
İstemlere ait özellik tablosuna buradan ulaşabilirsiniz.
İstem 1
İlk alternatif (İstem 1a)
İstem 1’in ilk alternatifi, Kera tipi kaplama olarak bir KeraMa katmanını tanımlar ve aşağıdaki gibi ifade edilebilir:
“Buluş bir ütüleme cihazı olup, özelliği ütüleme tarafında KeraMa tabaka ile kaplanmış bir alüminyum taban plakası (1) içermesidir.”
D3’te birinci test serisinde kullanılan, KeraMa ile kaplanmış bir alüminyum taban (patent belgesindeki paragraf [0001]’de bahsedilen taban plakası) içeren bir prototip buharsız ütüleme cihazı açıklanmaktadır.
D3’te kaplama, “ütülenecek giysi ile temas eden” “taban plakasının alt tarafı”ndadır, (bkz. paragraf [0002]- [0003]) Dolayısıyla kaplama taban plakasının ütüleme tarafındadır. İstem 1a’nın konusu, D3 açısından SMK m.83(2) kapsamında yeni değildir.
İkinci alternatif (İstem 1b)
İstem 1’in ikinci alternatifi, Kera tipi katman olarak bir KeraSi katmanını tanımlar ve aşağıdaki gibi ifade edilebilir:
“Buluş bir ütüleme cihazı olup, özelliği ütüleme tarafında KeraSi tabaka ile kaplanmış bir alüminyum taban plakası (1) içermesidir.”
D3’ün ilk test serisinin ütüleme cihazları, aynı tip cihazlarla, yani kaplanmış metalik tabanları olan ütüleme cihazlarıyla (örneğin D3’ün başlığına bakınız) ilgili oldukları ve patent belgesindeki aynı problemle ilgilendikleri (koruyucu metalik taban plakaları) için en yakın önceki tekniktir. (bkz. patent belgesi paragraf [0006] ve D3 paragraf [0003]). Bu cihazlar, ütüleme tarafında KeraMa veya KeraTix kaplama ile kaplanmış bir alüminyum taban içerir.
İstem 1b, kaplamanın bir KeraSi tabakası olması bakımından D3’teki cihazlardan farklıdır. Kera tipi kaplamanın bir örneği olarak KeraSi’nin teknik etkisi, alüminyum tabanın ütüleme tarafını bozulmaya karşı korumaktır (bkz. Patent belgesi paragraf [0006]). D3’ün tabanının ütüleme tarafındaki kaplamalar, D3’te açıklandığı gibi (paragraf [0003]) metali koruma etkisine zaten ulaşır. Bu nedenle, istem 1b ile D3’ün ilk test serisinin ütüleme cihazları üzerinde ek bir teknik etki elde edilmemektedir. Objektif teknik problem, alüminyum tabanın ütüleme tarafında alternatif bir koruyucu kaplamanın nasıl sağlanacağı olarak formüle edilmelidir.
Teknikte uzman kişi, metalik taban plakalarının koruyucu kaplamalarını içerdikleri için D3’ün ikinci test serisinin ütüleme cihazlarını dikkate alacaktır. Bu ikinci test serisinde KeraSi, koruyucu kaplamanın bir örneği olarak açıklanmıştır (bkz. D3 paragraf [0007] ve Tablo 2). Uzman kişi böylece birinci test serisinin Kera kaplamasını sorunsuz bir şekilde bir KeraSi kaplaması ile değiştirecektir. İlk test serisinde açıklanan Yur52, Yur54, Yur56 veya Yur58 ara kaplamaları Kera tipi kaplamalarla uyumlu olduğundan, bu değiştirme birinci test serisinin ütüleme cihazında daha fazla değişiklik gerektirmeyecektir (bkz. D3 paragraf [0006]).
Bu nedenle istem 1b, D3 karşısında SMK m.83(4) kapsamında buluş basamağı içermemektedir.
Üçüncü alternatif (İstem 1c)
İstem 1’in üçüncü alternatifi (1c), Kera tipi katman olarak bir KeraMa katmanını ve bir KeraSi katmanını tanımlamaktadır ve aşağıdaki gibi ifade edilebilir:
“Buluş bir ütüleme cihazı olup, özelliği ütüleme tarafında KeraMa ve KeraSi tabaka ile kaplanmış bir alüminyum taban plakası (1) içermesidir.”
Bu alternatif, orijinal istem 1’in bir parçası olmayıp inceleme sırasında eklenmiştir.
Patent belgesinin orijinal halinde, tabanın ütüleme tarafında Kera tipi bir kaplama olabilen bir kaplama açıklanmaktadır. Kera tipi kaplamaların özel örnekleri KeraSi veya KeraMa olarak sıralanmıştır. Bununla birlikte, Kera tipi kaplamanın hem KeraMa hem de KeraSi’yi içerebileceğine dair hiçbir bilgi yoktur. Taban plakası ve Kera tipi kaplama arasına bir ara kaplama uygulanabilir ve Kera tipi kaplama olarak KeraMa ve ara kaplama olarak Yur56 kombinasyonu patent belgesinde paragraf [0007]’de açıklanmıştır. Kaplamalara ilişkin patent belgesinde açıklamaların bulunduğu tek yer olan paragraf [0006]-[0007], KeraMa ve KeraSi kombinasyonu için bir dayanak sağlamamaktadır.
Bu nedenle, istem 1c dosyalandığı şekliyle başvurunun içeriğinin ötesine geçen bir konuyu içermekte, dolayısıyla SMK m.103(1)’e aykırı olarak başvuru kapsamını aşmaktadır.
İstem 2
D1, bir buharlı ütüyle ilgili olduğundan ve hâlihazırda üç malzemeden oluşan bir taban içerdiğinden en az yapısal değişiklik gerektirmesi bakımından istem 2 için tekniğin bilinen durumunda en yakın doküman olarak alınmıştır.
D1 ayrıca hafif ütülere yönelik olması bakımından istem 2 ile aynı amaçla ilgilidir (bkz. patent belgesi paragraf [0005] ve D1 paragraf [0002]).
D1, düşük yoğunluklu bir metalden (paragraf [0003]) yapılmış bir taban plakasına sahip bir buharlı ütüyü (bkz. istem, buluş başlığı veya paragraf [0001]) açıklamaktadır. Taban plakası, tabandan başlayarak sırayla bir Yur56 tabakası ve bir KeraTix tabakası ile kaplanır (bkz. paragraf [0014] “önce bir Yur56 tabakası ve sonra bir KeraTix tabakası uygulamayı…”). Yine paragraf [0014]’te KeraTix kaplamanın estetik açıdan çekici parlak bir yüzeye sahip olduğuna atıfta bulunulması, kaplamanın tabanın ütüleme tarafında olduğunu göstermektedir.
İstem 2’nin konusu, D1’deki cihazdan şu şekilde farklıdır:
a) taban plakası alüminyum bir tabandır,
b) Ütüleme tarafı KeraMa ile kaplanmıştır.
Birinci farkın teknik etkisi, hafif ütü üretimine imkân vermektir. (bkz. patent belgesi paragraf [0005]). Bu etki, D1’deki jenerik düşük yoğunluklu metal ile zaten elde edilmiştir. Birinci farkın ortaya koyduğu objektif teknik problem, spesifik bir hafif ütünün nasıl ortaya konacağı olarak yeniden formüle edilmelidir.
İkinci farkın teknik etkisi, patent belgesinde paragraf [0006]’da açıklandığı gibi kaymayı iyileştirmektir. Daha iyi kayma, örneğin D3, paragraf [0002]’de teyit edildiği gibi ütülemeyi kolaylaştırır. İkinci farkın yarattığı objektif teknik problem, ütülemeyi kolaylaştırmaktır. İki fark birlikte bir kombinasyon halinde ele alındığında iki ayırt edici özellik tarafından elde edilen sinerjik bir teknik etki yoktur, bunun yerine bağımsız olarak çözülen iki farklı kısmi problem vardır. Sonuç olarak, iki farklı kısmi problemle ilgili buluş basamağı ayrı ayrı değerlendirilebilir.[17]
İkinci farka (b) ait objektif teknik problemi çözmek için, teknikte uzman kişi, ütülemeyi kolaylaştırmakla ilgili olduğu için D3’e bakmaya motive olacaktır (bkz. paragraf [0002]). D3’te Tablo 1, ilk test serisine ait ütülerin kayma özelliklerini göstermektedir. KeraMa katmanının kayma özellikleri KeraTix katmanından daha iyidir. Teknikte uzman kişi böylece D1’deki ütünün KeraTix tabakasını bir KeraMa tabakası ile değiştirecektir.
Birinci farka (a) ait objektif teknik problemi çözmek için, teknikte uzman kişi D3’e başvuracaktır çünkü D3, düşük yoğunluklu metal taban plakalarını açıklamaktadır. Birinci test serisinin ütüleri için kullanılan düşük yoğunluklu metal alüminyumdur (D3 paragraf [0004]). D3’ün birinci test serisinde her iki kısmi problem için sağlanan çözümler, D3’ün aynı uygulamasında açıklandığı için birbiriyle de uyumludur.
Ayrıca bu düzenleme, ara katman (D3 paragraf [0005] ve [0006]) olarak bir Yur56 katmanı içerir. Teknikte uzman kişi, hafif bir ütü yapmak için uygun bir düşük yoğunluklu malzeme olarak alüminyumu seçecek ve Yur56’nın ara katmanını değiştirmeden D1’in KeraTix kaplamasını KeraMa ile değiştirecektir.
Bu nedenle, istem 2’nin konusu, D3 ile D1 beraber düşünüldüğünde SMK m.83(4) kapsamında buluş basamağı içermemektedir.
İstem 3
D1, istem 2 ile aynı nedenlerle istem 3 için de tekniğin bilinen durumunda en yakın doküman olarak alınmıştır. Ek olarak, D1 ayrıca tercih edilen ikinci düzenleme için olukları açıklar ve bu nedenle ortak özelliklerin çoğuna sahiptir.
D1’in tercih edilen ikinci düzenlemesi, patent belgesinde paragraf [0009]’da oluklar tanımını karşılayan açık kanalları (26) olan bir buharlı ütü ile ilgilidir. Bu kanallar D1’de paragraf [0011] veya [0013]’te gösterildiği gibi buhar çıkışlarından (25) başlarlar. D1 paragraf [0014]’te geçen “yukarıdaki düzenlemeler” ifadesi, kaplamalı metalik taban plakasının tercih edilen ikinci düzenleme için de kullanılabileceğini ima etmektedir.
Bu nedenle D1, buhar çıkışlarından başlayan olukları ve ütüleme tarafında önce bir Yur56 katmanı ve ardından bir KeraTix katmanı ile kaplanmış düşük yoğunluklu metalik bir taban plakası olan bir buharlı ütüyü açıklamaktadır.
D1 (paragraf [0012]), oluklara sahip taban plakasının, 4 barlık bir basınçta karşı basınçlı döküm ve ardından cebri hava soğutması ile yapıldığını açıklamaktadır. Ürün istemi 3’te ayrıca, olukların düşük basınçlı döküm ve cebri hava soğutması ile elde edilebildiği özelliği de bulunmaktadır. Bu nedenle, istem 3’te tanımlanan proses, D1’de paragraf [0012]’den bilinen prosesle aynı değildir. İstem 3’ün bu özelliği, bir yöntem sonucu elde edilen ürün (product by process) olarak kabul edilir. Ancak bir ürün istemi, ürünün yalnızca farklı bir işlemle üretilmiş olması sayesinde yenilik niteliği kazanamaz[18]. Patent belgesi, isteme konu yöntemle bağlantılı herhangi bir spesifik ürün özelliği açıklamamaktadır, yöntemin tek avantajı uygulama kolaylığıdır (paragraf [0010]).
Başvuru tarihi 08.11.2015 olan D2, istem 3 için önceki teknik değildir ancak paragraf [0007]’de yıllardır mevcut olan yöntemlere atıfta bulunmaktadır, dolayısıyla bu yöntemlerin patent belgesinin rüçhan tarihinden (14.02.2017) önce mevcut olduğu kabul edilebilir. İstem 3’te tanımlanan yöntem ve D1’de kullanılan yöntem D2 paragraf [0007]’de belirtilmiştir. Bu paragrafta, “metalin mikro yapısının ve dolayısıyla özelliklerinin münhasıran cebri hava soğutması tarafından belirlendiğini” ifade edilmektedir. D2, istem 3’ün efektif tarihinden sonra yayınlanmış olsa bile, bu gerçeği teyit etmede dolaylı bir kanıttır.
İstem 3 ve D1’deki yöntemler ortak olarak cebri hava soğutmaya sahiptir ve bu nedenle aynı mikro yapıya sahip olukların bulunduğu taban plakalarını ortaya koyarlar. İstem 3’ün yöntemine göre oluşturulan bir oluk, D1’in yöntemiyle yapılan bir oluktan farklı değildir. Sonuç olarak, istem 3’ün ürün bazında D1’den farklı ayırt edici bir özelliği yoktur.
İstem 3’ün konusu ile D1 arasındaki farklar, istem 2’dekiyle aynıdır, dolayısıyla burada istem 2’deki buluş basamağı değerlendirmesiyle aynı mantık geçerlidir.
KeraMa’nın oluklu taban plakasının üzerine uygulanmasında herhangi bir engel yoktur, çünkü D1, Kera tipi kaplamalar ve yapılandırılmış metalik taban plakaları arasındaki uyumluluğu açıklamaktadır (paragraf [0014]).
Bu nedenle, istem 3’ün konusu, D3 ile D1 beraber düşünüldüğünde SMK m.83(4) kapsamında buluş basamağı içermemektedir.
İstem 4
D5’teki ütü, istem 4’teki ütü ile aynı şekilde evde kullanım amacına yönelik olduğundan, D5 bu istem için tekniğin bilinen durumunda en yakın doküman olarak alınmıştır. (bkz. D5 paragraf [0002] ve patent belgesi paragraf [0011]). Dahili su tankına sahip bir buharlı ütüyü açıklayan mevcut tek dokümanın D5 (bkz. Şekil 1) olması sebebiyle, istem 4’e ulaşmada en az yapısal değişiklik gerektiren dokümandır.
D5’te (istem 1 veya paragraf [0007]) dahili su rezarvuarı olan bir buharlı ütü (61) açıklanmaktadır. Bu rezervuar su depolamak içindir (D5, paragraf [0001]), dolayısıyla bu rezervuar patent belgesinde paragraf [0002]’de bahsi geçen bir haznedir. D5’te ayrıca tabandaki (62) buhar çıkışları açıklanmaktadır.
İstem 4’ün konusu, D5’teki bilinen ütüden, taban plakasının, tabanın ucunda yüksek yoğunluklu buhar çıkışları olan bir bölge ve tabanın arkasında buhar çıkışlarından yoksun bir bölge içermesiyle farklıdır.
Bu farkın yarattığı teknik etki, buhar israfını önlemek (bkz. patent belgesi, paragraf [0012]) veya düşük buhar akış hızı ile iyi bir ütüleme kalitesi sağlamaktır (bkz. patent belgesi, paragraf [0014]).
Objektif teknik problem, buna göre, buhar israfını önlemek veya su tüketimini azaltırken iyi ütüleme kalitesine imkân vermektir.
Teknikte uzman kişi, su tasarrufu sağlarken iyi bir ütüleme kalitesine de sahip buharlı ütülerle ilgili D1’e başvuracaktır (D1 paragraf [0005], [0009]).
D1’in tercih edilen birinci düzenlemesi, uç kısmında 5 cm2 başına 3 veya 4 çıkış yoğunluğuna sahip tabanı olan bir buharlı ütü ile ilgilidir (bkz. paragraf [0007]). Bu yoğunluk 10 cm2 başına 6 veya 8 çıkışa karşılık gelir. Bu değer, patent belgesindeki paragraf [0012]’de gösterildiği gibi ütüleme cihazları alanında kabul edilen “yüksek yoğunluklu” tanımına uygun düşmektedir (“10 cm2 başına en az 5 çıkış”).
Aynı düzenlemede taban plakası, buhar çıkışları olmayan bir arka bölgeye sahiptir. (paragraf [0008])
D1’in tercih edilen birinci düzenlemesi, su tasarrufu sağlarken (paragraf [0009]) iyi bir ütüleme kalitesi elde etmeyi de sağlar ve böylece objektif teknik problemi çözer.
D2 paragraf [0011], patent belgesinin rüçhan tarihinden önce mevcut olan yaygın genel bilginin kanıtı olarak kullanılabilecek 2001 yılında yayınlanan bir El Kitabına atıfta bulunmaktadır. Bu nedenle teknikte uzman kişi, D5’e göre bir ütüdeki buhar çıkış dağılımına ilişkin D1’deki öğretinin kullanılmasında herhangi bir engel olmadığının farkında olacaktır.
Teknikte uzman kişi, ortaya çıkan sorunu çözmek için D1’in tercih edilen birinci düzenlemesinden bilinen buhar çıkış dağılımını kullanacaktır. Buna göre, istem 4’ün konusu, D5 ile D1 beraber düşünüldüğünde SMK m.83(4) kapsamında buluş basamağı içermemektedir.
İstem 5
D5, istem 4 ile aynı nedenlerle istem 5 için de tekniğin bilinen durumunda en yakın dokümandır. D5, taban plakasında bir dahili su rezervuarı ve buhar çıkışları bulunan bir buharlı ütüyü açıklamaktadır.
İstem 5’in konusu, D5’teki buharlı ütüden şu bakımdan farklıdır:
(a) taban plakasının ucunda, yüksek yoğunluklu buhar çıkışlarına sahip bir bölge ve taban plakasının arkasında buhar çıkışlarından yoksun bir bölge bulunur ve
(b) buhar çıkışları, boylamasına eksenleri tabanın ütüleme yüzeyine göre 25° ve 35° arasında bir açıyla eğimli olan buhar dağıtım kanallarının bir parçasıdır.
Fark (a) istem 4 ile aynıdır, bu nedenle buradaki teknik etki ve objektif teknik problem de istem 4 ile aynıdır.
Fark (b) buharın kumaşın içinden geçerek kumaşı zorlaması yerine buharın kumaşın yüzeyi boyunca kısmen akmasına yol açan bir teknik etkiye sahiptir (patent belgesi paragraf [0015], [0016]).
Buna göre fark (b)’nin ortaya koyduğu objektif teknik problem hassas kumaşlara zarar vermemektir.
(a) ve (b) farklarının birlikte yarattığı sinerjik bir teknik etki yoktur, bunun yerine bağımsız olarak çözülen iki farklı kısmi problem vardır. Sonuç olarak, iki farklı kısmi problemle ilgili buluş basamağı ayrı ayrı değerlendirilebilir.[19]
(a) farkına dayalı objektif teknik problemin çözümü, D1’in tercih edilen birinci düzenlemesinden gelen istem 4’ünkü ile aynıdır.
(b) farkına dayalı objektif teknik problem ile ilgili olarak teknikte uzman kişi, bu objektif teknik problemi ele almış olması bakımından D4’e başvuracaktır (bkz. D4 paragraf [0003]).
D4, taban plakası boyunca uzanan buhar geçitlerini tanımlar. (bkz. D4 istem 1 veya paragraf [0004]) Bu geçitler D4’te kanallar olarak da adlandırılır (bkz. paragraf [0002]) ve buharı ütüleme yüzeyine ve kumaşa yönlendirme işlevine sahiptir. Dolayısıyla bu geçitler, patent belgesindeki istem 5’e göre buhar dağıtım kanalları olarak kabul edilebilir.
D4, uzunlamasına eksenleri ile ütüleme yüzeyi arasında 15° ila 45°, tercihen 20° ila 30°’lik bir açı oluşturulacak şekilde geçitleri eğerek ikinci teknik problemi (b) çözmektedir (bkz. paragraf [0004], [0005], istem 1). D4 için tercih edilen aralığın 30° bitiş değeri, istem 5’in 25° ila 35° aralığına girer; dolayısıyla bu özellik D4’ten bilinmektedir.
D4, eğimli geçitlerin her tür ütüleme cihazında kullanılabileceğini öğretir (paragraf [0001]), bu nedenle sadece D4’teki ütü presinde değil, D5’teki buharlı ütü için de 30°C’lik eğimli geçitlerin kullanılmasında herhangi bir engel yoktur.
Buna göre teknikte uzman kişi, iki objektif teknik probleme yönelik iki çözümü birleştirerek, istem 5’in konusuna ulaşacaktır. İstem 5’in konusu, D1 ile D4 ve D5 beraber düşünüldüğünde SMK m.83(4) kapsamında buluş basamağı içermemektedir.
İstem 6
D2’de (bkz. D2 istem 1) dahili bir su kabı olan bir buharlı ütü, yani patent belgesinde paragraf [0002] anlamında bir hazne açıklanmaktadır. D2’deki buharlı ütü, uç tarafında yüksek yoğunluklu buhar deliklerine sahip bir taban levhası içerir (istem 1). Taban plakası ve taban levhası, patent belgesi paragraf [0001]’e göre eşanlamlıdır ve yine buhar delikleri ile buhar çıkışları da eşanlamlıdır.
D2’deki paragraf [0008] şeklin ölçeğe göre çizildiğini belirttiğinden, şekilde temsil edilen cetvel kullanılarak XX’ yönündeki şekilden ölçümler elde edilebilir. Tabanın arkasındaki çıkıntıların ötesindeki bölgenin uzunluğu yaklaşık 6 cm olup, istemdeki “en az 4 cm” şartını sağlamaktadır. D2 paragraf [0010]’da, şekilde gösterilen düzenleme için nervürlerin ötesindeki bölgede buhar delikleri olmadığı belirtilmiştir. Buna göre D2’deki ütünün tabanı, tabanın arkasında buhar çıkışlarından yoksun bir bölgeye sahiptir, ve bu bölge, tabanın uzunlamasına ekseni boyunca en az 4 cm uzanır.
D2, istem 6’nın tüm özelliklerini açıkladığı için, istem 6, D2 karşısında SMK m.83(2) kapsamında yenilikten yoksundur.
İstem 7
D2, istem 7 için tekniğin bilinen durumunda en yakın doküman olarak alınmıştır, çünkü D2 de istem 7 (bkz. patent belgesi, paragraf [0011]) gibi ütüleme verimliliği (bkz. D2 paragraf [0002]) sorunuyla ilgilenir. D2 ayrıca dahili su hazneli buharlı ütülerle ilgilidir ve dahili su hazneli ütüleri açıklayan diğer doküman olan D5’ten daha fazla ortak özelliğe sahiptir.
D2, istem 6’nın tüm özelliklerini açıklamaktadır (yukarıdaki istem 6’ya bakınız), bu nedenle istem 7’nin konusu, ütünün arka kısmında su haznesinin doldurulabileceği bir açıklık olması bakımından D2’deki bilinen buharlı ütüden farklıdır.
Teknik etki, hazneyi yeniden doldurmak için daha büyük bir açıklık için daha fazla alan sağlamaktır (bkz. patent belgesi, paragraf [0018]).
Buna bağlı olarak objektif teknik problem, dahili su haznesinin yeniden doldurulmasını daha uygun hale getirmektir.
D5, dahili su hazneli buharlı ütüler (şekil 1) ile ilgilidir ve su doldurmayı kolaylaştırmak için ortaya çıkan sorunu ele almaktadır (bkz. D5, paragraf [0004]). D5, su haznesini doldurmak için kullanılan açıklığın daha büyük yapılabilmesi için açıklığın ütünün arka kısmında konumlandırılmasını öğretmektedir (istem 1, şekil 1 veya paragraf [0005] veya [0007]).
Teknikte uzman kişi böylece ortaya çıkan problemi çözmek için, D6’daki öğretiyi göz önüne alarak herhangi bir engelle karşılaşmaksızın D2’deki ütünün arka kısmına su doldurma açıklığını konumlandıracaktır.
Bu nedenle, istem 7’nin konusu, D2 ile D5 beraber düşünüldüğünde SMK m.83(4) kapsamında buluş basamağı içermemektedir.
Sonuç ve Talep
Yukarıda sunulan gerekçeler ışığında patent belgesine konu
1 ve 6 nolu istemlerin yeni olmaması, 2-5 ve 7 nolu istemlerin ise buluş basamağı içermemesi nedeniyle patent belgesinin 1-7 nolu tüm istemler itibariyle SMK m.82(1)’deki patentlenebilirlik kriterlerini sağlamadığı gerekçesiyle SMK m.99(1)(a) kapsamında hükümsüzlüğünü;
İstem 1’de inceleme aşamasında yapılan değişiklikle başvuru kapsamının aşıldığı, yeni eklenen alternatifin SMK m.103(1)’e aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle söz konusu alternatifin de SMK m.99(1)(c) kapsamında hükümsüzlüğünü
saygılarımızla talep ederiz.
Buluş Basamağı Kriteri İçin En Yakın Dokümanın Seçimi Üzerine Bir Değerlendirme
Buluş basamağını değerlendirirken tekniğin bilinen durumundaki en yakın dokümanı tespit etmek kolay olmayabilir. Yukarıdaki itirazlarda buluş basamağı değerlendirmesi sırasında istemlere karşı kullanılan en yakın doküman seçimlerini farklı şekilde yapabilir miydik?[20]
Değerlendirmeye geçmeden önce istemlerin ve dokümanlarımızın ne tür ütülerle ilgili olduklarını listeleyelim:
İstem 1: Alüminyum plakalı genel ütüleme cihazı
İstem 2: Alüminyum plakalı buharlı ütü + kaplama özellikleri
İstem 3: Alüminyum plakalı buharlı ütü + Buhar çıkışları ve oluklara ait özellikler
İstem 4–7: Dahili su hazneli buharlı ütü + Buhar çıkışları ve hazneye ait özellikler
D1: Harici su tanklı buharlı ütü
D2: Dahili su hazneli buharlı ütü (sadece istem 6-7 için önceki teknik)
D3: Buharsız ütüleme cihazı
D4: Profesyonel buharlı ütü makinesi
D5: Dahili su hazneli buharlı ütü
Bu yazıdaki itirazda bağımsız istem 4’e karşı en yakın doküman olarak D5 alınmış ve istemin D1 ışığında buluş basamağı içermediği ileri sürülmüştür. Peki bu istem için en yakın dokümanı D1 alarak buluş basamağına saldırabilir miydik?
Her ne kadar D1’deki buhar çıkışları istem 4’te bahsedilene benzese de istem 4 ev tipi dahili su hazneli buharlı ütülerle ilgiliyken D1 harici su tanklı profesyonel buharlı ütülerle ilgilidir. Buluş basamağı saldırısı için teknik olarak isteme yakın bir başlangıç dokümanı bulmaya çalışılmalıdır. Patent belgesinde (bkz. paragraf [0011]) ütünün ev kullanımı için tasarlandığı belirtilmiştir. D1 ise profesyonel kullanıma yönelik bir ütüdür. Eğer D1’den başlayarak istem 4’e ulaşmaya çalışırsak teknikte uzman kişinin D1’deki harici su tankının ütüye nasıl dahil edileceği problemini çözmesi gerekecektir. Ve bunu D5’ten yararlanarak gerçekleştirmesi pek mümkün değildir, zira ütüde çok sayıda yapısal değişiklikler yapması gerekecektir ve bunlar D5’ten çıkarılamamaktadır. Üstelik D1’in amacı daha hafif bir ütü gövdesi yapmak olup (paragraf [0002]) harici su tankını ütüye dahil etmek bu amacın tersi yönde yol almak olacaktır. Oysaki D5 ev kullanımına uygun olması açısından istem 4 ile aynı amaçla kullanılmaktadır ve dahili su hazneli buharlı ütü olması sebebiyle istem 4’e en yakın doküman olarak seçilirse, teknikte uzman kişi yukarıdaki itirazda açıklandığı şekilde en az yapısal değişiklikle D1’deki buhar çıkışları yapılanmasını D5’e adapte edecektir.
Bir istem için tekniğin bilinen durumunda en yakın dokümanı seçerken buluşla aynı alanda olan ve benzer amaca, teknik etkiye sahip bir dokümanla başlanmasında fayda vardır. Ancak burada amaç ve teknik etkiden kastedilen objektif teknik problem ortaya konurken kullanılan farklı unsurun ortaya koyduğu teknik etki değildir. Burada kastedilen genel olarak buluşun amacı ve ortaya koyduğu etkidir.[21] Buluşun amacı ile objektif teknik problem karıştırılmamalıdır. Zira objektif teknik problem, en yakın doküman seçildikten sonra ortaya çıkar ve seçilen dokümana bağlı olarak problem de değişebilir, ancak buluşun amacı daha geneldir. Örneğin buluşun amacı evde kullanım amacıyla geliştirilen bir buharlı ütü olarak düşünülebilir. Fakat buluşun amacını buhar israfını ve su tüketimini önlemek olarak ortaya koyarsak ve bu problemi çözen D1 dokümanını en yakın doküman olarak seçersek istem 4’e ulaşmakta zorluk çekeriz.
“En yakın doküman” (closest prior art) ifadesi aslında oldukça yanıltıcıdır.[22] Böyle ifade edilince sanki yalnızca tek bir doküman buluşa en yakın doküman olabilir zannedilmektedir. Oysaki birden fazla doküman “en yakın doküman” olma özelliğine sahip olabilir. Bu nedenle EPO kararlarında “en yakın doküman” kavramının sıklıkla “en umut verici başlangıç noktası” ya da “en umut verici sıçrama tahtası” ifadeleriyle eşanlamlı kullanıldığı görülmektedir.[23] Buna göre asıl kriter “yakın”lıktan çok elverişliliktir. (feasibility) Buluş basamağı olmadığını gösterirken belirleyici olan, başlangıç noktasının buluşa yakınlığı değil, başlangıç noktası veriliyken oluşan yolun gerçekleşme olasılığıdır.[24] (bkz. Şekil 4)
Şekil 4[25]: Buluş basamağı olmadığını gösterirken belirleyici olan, başlangıç noktasının buluşa yakınlığı değil, başlangıç noktası veriliyken oluşan yolun gerçekleşme olasılığıdır. Şekilde Doküman 1, uzaklık olarak aşikârlık şatosuna en yakın doküman gibi görünse de gidilecek yol bakımından Doküman 3 en elverişli seçenektir.
Bu bakımdan bazen istemle pek çok ortak özelliği bulunsa da, bir doküman en yakın olarak seçilemeyebilir. Örneğin istem 2’ye karşı yukarıdaki itirazda en yakın doküman olarak D1 seçilmiş ve D3 ışığında buluş basamağı olmadığı ileri sürülmüştür. Peki D3 en yakın doküman olabilir miydi? D3’ün özelliklerine baktığımızda, istem 2’den farklı olarak cihazın buharlı ütü değil buharsız ütü olduğunu görüyoruz. Diğer özelliklerin hemen hepsi D3’te bulunuyor. D1’de ise istem 2’yle karşılaştırıldığında alüminyum taban ve KeraMa kaplama farklılıkları sebebiyle aslında daha az ortak özellik var gibi gözüküyor. O halde neden D3’ü en yakın doküman olarak seçmeyelim? D3’ü en yakın doküman alan teknikte uzman kişi için aradaki tek fark ütünün buharlı olması gibi gözüküyor. D5 paragraf [0001]’de belirtilen buharlı ve buharsız ütülerle ilgili bilgiyi kullanarak istem 2’ye ulaşılması mümkün müdür?
Gerçekten de istem 2 ile D3 arasındaki tek fark ütünün “buharlı” olması gibi görünüyor ancak farkın tek bir kelime olması bizi teknikte uzman kişinin her zaman bu farka D1’de eksik olan iki farktan daha kolay ulaşacağı anlamına gelmeyecektir. Zira D5 paragraf [0001]’de buharlı ütülerin buharsızlardan çok farklı ve daha sofistike bir yapıya sahip olduğu belirtilmektedir. Buna göre burada buluşun alanını “ütüleme cihazları” olarak almak yerine “buharlı ütüler” olarak almak daha mantıklı olacaktır zira buharsız ütüden buharlı ütüye ulaşmak için çok sayıda yapısal değişiklik gerekecektir. Yine istemin amacını, teknik alandan bağımsız olarak değerlendirerek ona göre en yakın dokümanı seçmek de hatalı sonuç verebilir. Örneğin istem 2’nin amacını taban plakasının korunması olarak değerlendirip D3’te de aynı amacı gerçekleştiren katmanlar bulunması sebebiyle D3’ü en yakın doküman seçmek doğru olmayacaktır, zira bu seçimde teknik alan dikkate alınmamıştır. Seçim yapılırken buluşun amacı ve teknik alan da dikkate alınmalıdır. Farklılıkları kodlayarak gösterelim:
Buharlı ütüler: A
Buharsız ütüler: B
Alüminyum tabaka: c
Yur56 ve KeraMa kaplı taban: d
İstem 2: A + c + d = A’
D1: A + c’ + d’ = A’’
D3: B + c + d = B’
Görüldüğü gibi istem 2 buharlı ütülerde bir geliştirme (A’) ile ilgilidir. D1 yine buharlı ütülerde bir başka geliştirme (A’’) ile ilgiliyken D3 buharsız ütülerde bir geliştirme (B’) ile ilgili olması sebebiyle aslında farklı bir yapılanmadır. Buharsız ütüyle başlayıp buharlı ütüde bir geliştirmeye ulaşmak pek olası değildir.[26] Burada hataya düşülmesinin bir başka sebebi de istemdeki her özelliğin aynı ağırlığa sahip olduğunu varsayarak dokümanlar arasında oluşan fark adedinin içeriğe bakılmaksızın karşılaştırılmasıdır. Örneğin sayısal olarak istem 2 ile D1 arasında iki fark varken istem 2 ile D3 arasında tek fark vardır. Ancak bu tek farktan dolayı ortaya çıkan diğer yapısal/işlevsel farklılıklar (su tankı, buhar üretim ünitesi, buhar çıkışları, kontrol ünitesi, elektronik devreler vb.) hesaba katılmazsa en yakın doküman yanlış seçilebilir. Bu nedenle en yakın doküman seçilirken istemle maksimum sayıda aynı teknik özelliklere sahip olmak tek ve ilk belirleyici kriter olmamalı, öncelikle buluşun amacı, amaçlanan kullanım ve elde edilecek etkiler vb. açılardan en yakın doküman tespit edilmeye çalışılmalıdır.[27]
En yakın dokümanın seçiminde birincil kriter istemle aynı amaç için tasarlanmış veya aynı amaca yönelik, benzer bir kullanıma karşılık gelen veya aynı veya benzer bir teknik etkiyle ilgili olmalı veya en azından aynı veya yakından ilgili bir teknik alana ait olmalıdır.[28] İkincil önemdeki kriter ise dokümanın isteme konu buluşa ulaşmak için minimum yapısal ve işlevsel modifikasyon gerektiren nitelikte olması ve en çok ortak teknik özelliğe sahip olmasıdır.[29]
Sonuç olarak “en yakın doküman” tespitinde “maksimum sayıda aynı teknik özellikler” vb. bir soyut metrik kavramı ilk belirleyici faktör olarak kullanmak doğru olmayacaktır. Buluş basamağının bulunmadığına ilişkin her itirazın kendi esasları içinde değerlendirilmesi gerekir ve başlangıç noktası olarak seçilmesi düşünülen bir doküman, yalnızca görünüşte daha umut verici olan önceki tekniğe ait bir başka doküman mevcut olduğu için hariç tutulmamalıdır.[30] Eğer seçilmiş bir en yakın doküman ile istemin buluş basamağı olmadığı gösterilebiliyorsa, bu dokümanın neden en yakın doküman olarak seçildiğini gerekçelendirmeye gerek kalmayacaktır.[31] Sonuç olarak, başvuru sahibi, daha umut verici bir sıçrama tahtasının mevcut olduğunu (en yakın doküman seçiminin yanlış olduğunu) ileri sürerek, istem konusunun buluş basamağından yoksun olduğu iddiasını çürütemez. İstem konusu buluşun aşikâr olmadığı sonucuna ulaştıran bir doküman, onu aşikâr gösteren dokümandan “daha yakın” olamaz, çünkü bu durumda ilk dokümanın, buluşa ulaşmak için en umut verici sıçrama tahtasını temsil etmediği açıktır.[32]
En yakın doküman seçerken dikkate alınan bir başka husus da seçilen dokümandaki problemin tanımıyla ilgilidir. Örneğin patent belgesinde (paragraf [0006]) KeraMa kaplamanın kaymayı diğer kaplamalara kıyasla iyileştirdiğinden bahsetmektedir. İstem 2 ile D1 karşılaştırıldığında D1’de KeraMa kaplama bulunmadığı görülmektedir. Buna göre D1’deki ütüde kaymayla ilgili bir problem olduğundan (ya da en azından iyileştirilmesinin mümkün olduğundan) bahsedilebilir. Bu problemi göz önüne alan teknikte uzman kişi D3’te bu problemi çözen tabaka yapılanmasını dikkate alarak istem 2’ye konu çözüme ulaşacaktır.[33] Ancak en yakın doküman olarak D3’ü alırsak, istem 2 ile arasındaki fark buharlı/buharsız ütü olması sebebiyle D3’ün yalnızca taban plakasını alıp ütünün kalan tüm diğer kısımlarını D1’den karşılamamız gerekecektir. Ancak buradaki sıkıntı, aslında D3’teki taban plakasında geliştirme yapmak için bir sebep olmamasıdır. D3’teki buharsız ütünün taban plakasında nasıl bir geliştirme yapalım ki istem 2’deki buharlı ütüye ulaşalım? Teknikte uzman kişinin bu soruya cevap vermesi zordur.[34] Buharlı bir ütüde geliştirme yapmak isteniyorsa buharlı ütüden başlamak daha mantıklıdır. Bilinçli şekilde başlangıç noktası olarak seçilen doküman yalnızca buluş konusunu seçmeyi sağlamaz, aynı zamanda geliştirme yapılacak konuyu da tanımlar.[35]
Bir dokümanın yenilik değerlendirmesi açısından ilgili isteme en yakın olarak değerlendirilmesi, onu otomatik olarak buluş basamağı değerlendirmesinde de en yakın doküman yapmaz, zira doküman benzer bir alanda değilse veya benzer bir problemle ilgili değilse teknik özelliklerdeki benzerlikler tesadüfi nitelikte olabilir. Yenilik değerlendirmesi sadece teknik özelliklerin bulunup bulunmadığına yönelik bir değerlendirme iken, buluş basamağında teknikte uzman kişinin yalnızca bilinen bir cihazı değiştirip değiştiremeyeceğine göre değil, bunu teknik bir fayda beklentisiyle yapıp yapmayacağına karar verilir. Bu nedenle belirtilen bir teknik problemi çözme beklentisi, bu tür bir değişiklik için tek teşvik olabilir. Böyle bir durumda, bu tür bir modifikasyonla çözülecek problem göz ardı edilemez, çünkü bu, önceki tekniğin kabul edilemez bir ex-post facto analizine yol açacaktır.[36] D3’teki buharsız ütünün taban plakasının tüm üst yüzeyini kaplayan ısıtma elamanını [paragraf 0004] kaldırıp yerine buharı ütüye ait unsurları (örneğin su tankı, buhar üretim ünitesi, buhar çıkışları, kontrol ünitesi, elektronik devreler vb.) yerleştirmek suretiyle istemdeki buharlı ütüye ulaşılması mümkün değildir. Teknikte uzman kişinin bunu yapabilmesi için çözümü bilerek hareket etmesi gerekir ki bu kabul edilemez. Zira bir problemin çözümü size gösterildiğinde ve onu artık benimsediğinizde çözüm size basit gelecektir.
İstem 1b üzerinden bir başka değerlendirme yapalım. İstem 1b alternatifinde KeraSi kaplı alüminyum taban plakasına sahip bir ütüleme cihazından bahsedilmektedir. D3’ün birinci yapılanmasında (birinci test serisi) KeraMa kaplı alüminyum taban plakasına sahip bir ütüleme cihazından bahsedilmektedir. D3’ün ikinci yapılanmasında (ikinci test serisi) KeraSi kaplı Medur alaşımlı taban plakasına sahip bir ütüleme cihazından bahsedilmektedir. [Burada yenilik değerlendirmesi ile ilgili bir parantez açalım: İki yapılanmayı birleştirerek tek bir yapılanma gibi düşünüp istem 1b’nin D3 karşısında yeni olmadığını ileri sürmek doğru olmayacaktır. Zira aynı dokümanın içinde bile olsa farklı yapılanmalara ait özellikler birleştirilerek istemin yeniliğine saldırılamaz.[37]] Peki isteme en yakın doküman olarak hangi yapılanmayı almalıyız?
Eğer ikinci yapılanmayı (ikinci test serisi) en yakın önceki teknik olarak alırsak istem 1b ile arasındaki fark alüminyum yerine Medur alaşımı kullanımı olacaktır. Ancak bu yapılanmada Yur74 ve KeraSi kullanılmaktadır (paragraf [0007]) ve Yur74’ün alüminyuma yapışmadığından bahsedilmektedir. (paragraf [0005]) Bu durumda ikinci yapılanmadan yola çıkarak ilk yapılanmadaki alüminyumu Medur ile değiştirmek istediğimizde Yur74 problemiyle karşılaşırız. Buluş basamağı değerlendirilirken, iki dokümandaki öğretilerde çelişki/uyuşmazlık varsa bu dokümanlar birleştirilmemelidir.[38] Oysaki birinci yapılanmayla başladığımızda, istem 1b ile aradaki fark KeraMa yerine KeraSi kullanımı olacaktır. KeraSi’nin teknik etkisi, alüminyum tabanın ütüleme tarafını bozulmaya karşı korumaktır (bkz. Patent belgesi paragraf [0006]). D3’ün tabanının ütüleme tarafındaki kaplamalar, D3’te açıklandığı gibi (paragraf [0003]) metali koruma etkisine zaten ulaşmaktadır. Bu nedenle, istem 1b ile D3’ün ilk test serisinin ütüleme cihazları üzerinde ek bir teknik etki elde edilmemektedir. Objektif teknik problem, alüminyum tabanın ütüleme tarafında alternatif bir koruyucu kaplamanın nasıl sağlanacağıdır. Teknikte uzman kişi, metalik taban plakalarının koruyucu kaplamalarını içerdikleri için D3’ün ikinci yapılanmadaki ütüleme cihazlarını dikkate alacaktır. Bu ikinci yapılanmadaki KeraSi, koruyucu kaplamanın bir örneği olarak açıklanmıştır (bkz. D3 paragraf [0007] ve Tablo 2). Uzman kişi böylece birinci test serisinin Kera kaplamasını sorunsuz bir şekilde bir KeraSi kaplaması ile değiştirecektir. İlk test serisinde açıklanan Yur52, Yur54, Yur56 veya Yur58 ara kaplamaları Kera tipi kaplamalarla uyumlu olduğundan, bu değiştirme birinci test serisinin ütüleme cihazında daha fazla değişiklik gerektirmeyecektir (bkz. D3 paragraf [0006]).
Buluş basamağı değerlendirmesi sırasında başlangıç noktası olacak dokümanı seçmekte her ne kadar esasen özgür olsanız da, yaptığınız seçimin ilgili alanda uzman kişinin teknik bilgisi üzerindeki etkileri de hesaba katılmalıdır. Örneğin buluş, bir motorlu taşıtta kullanım için bir aktüatörün ve mahfazanın sabitlenmesi için bir cihazla ilgiliyse ve tekniğin bilinen durumunda en yakın doküman olarak çamaşır kurutma makinesi için bir sabitleme cihazı kullanılırsa teknikte uzman kişinin çamaşır kurutma makinelerinde uzman olduğu kabul edilecektir. Bu durumda da bu uzmanın motorlu taşıtlar için geliştirilen buluş konusu cihaza ulaşması beklenemez. Problem-çözüm yaklaşımının mantığı, teknikte uzman kişinin kendi teknik alanına giren bilinen bir nesneyi geliştirmeyi veya değiştirmeyi amaçladığı ilkesinden başlar. Söz konusu bilinen nesne, ilgili teknikte uzman kişinin bilgisine ait olması gerektiğinden, bu konuda uzman olması gereken kişi ile başlangıç noktası olarak kabul edilen şey arasında belirli bir ilişki vardır ve bunun tersi de geçerlidir. Otomotiv teknolojisi alanında uzman bir kişinin çamaşır kurutma makinelerinin iç detayını bilmediği kabul edilir. Bir çamaşır kurutma makinesi sabitleme cihazını otomotiv teknolojisinde kullanmak üzere modifiye ederek buluşa ulaşmaya çalışan otomotiv konusunda uzman kişi böyle bir durumda ex post facto analizi yapmış olma hatasına düşecektir ki bu kabul edilmez bir durumdur.[39] Otomotiv konusunda uzman kişi çamaşır kurutma makinelerinin iç detayını bilmediği için çözüm ona gösterilmelidir ki buluş konusu isteme ulaşabilsin. Ancak bir problemin çözümü size gösterildiğinde ve onu artık benimsediğinizde çözüm size basit gelecektir ve buluş basamağı değerlendirmesinde buna izin verilemez.
Aslında buluş basamağı değerlendirmesinde bir ikilem vardır. Uzman, önce buluş hakkında detaylı bilgi sahibi olarak tekniğin bilinen durumundaki en yakın dokümanı tespit eder. Daha sonra bu dokümana göre “nesnel olarak” çözülen sorunu belirler. Bütün bunları da buluşa iyice hakim olarak yapar. Ancak sonraki adımda aşikârlık sorusunu değerlendirirken buluşu tamamen unutması gerekir. Bu, kullanılan metodolojiden bağımsız olarak, buluş basamağının belirlenmesinde muhtemelen en zor iştir.[40] “Problem-çözüm yaklaşımı” buluş basamağı değerlendirmesinde, her durumda mükemmel çalıştığı söylenemese de, mümkün olduğu kadar objektif bir bakış açısı sunmayı amaçlaması açısından oldukça faydalıdır.
Şekil 5: Buluş basamağını değerlendiren uzman buluşun detaylarına hakim olup, en yakın dokümanı tespit edip farkları ortaya koyduktan sonra hafızasını silerek geri görüş önyargısına kapılmadan değerlendirmesini yapmalıdır.
Sonuç olarak buluş basamağı değerlendirmesinde tekniğin bilinen durumundaki en yakın dokümanın doğru seçilmesi büyük önem arz etmektedir. Dokümanın yanlış seçilmesi bazı durumlarda yanlış sonuca ulaşmaya neden olabilmektedir. Eğer en yakın doküman seçiminden emin olunamıyorsa, itiraz hazırlanırken, mevcut olasılıkları değerlendirerek en uygun dokümanın hangisi olduğu tespit edilmeye çalışılabilir. Örneğin D1 en yakın doküman alındığında ve D2 ile birleştirildiğinde buluş basamağı olduğu sonucuna varılıyorsa ve D2 en yakın doküman alındığında ve D1 ile birleştirildiğinde buluş basamağı olmadığı sonucuna varılıyorsa en yakın doküman olarak D2 alınmalıdır.[41] Ancak bu, itiraz sahiplerinin itirazlarında bütün olası saldırı kombinasyonlarını deneyerek bir sonuç elde etmeye çalışabileceği anlamına gelmemelidir.[42]
Mevcut örneklerden de görüldüğü üzere, yaptığınız itirazda buluş basamağına saldırırken birlikte kullanacağınız iki dokümanı doğru seçmiş olsanız bile hangi dokümanı başlangıç noktası olarak kullandığınıza bağlı olarak yine de yanlış sonuca ulaşmanız olasıdır. Buluş basamağı değerlendirmesinde 1+2 ile 2+1 çoğu zaman aynı sonucu vermeyecektir. Bir belgeyi hükümsüz kılmaya bu kadar yaklaşmışken sonuç alamamış olmak istemiyorsanız itirazlarınızda en yakın doküman seçimini dikkatlice yapınız. İtirazınızı değerlendirecek olan YİDD Kurulu, itirazları incelerken taleple ve gerekçeyle bağlıdır.[43] Bu nedenle eğer itirazınızda örneğin D1’i en yakın doküman alıp D2 ile birleştirmişseniz ve Kurul bu argümanı değerlendirip buluş basamağı olduğu sonucuna varmışsa, D2 en yakın doküman alındığında ve D1 ile birleştirildiğinde buluş basamağı olmadığını göstermek mümkün olsa bile siz böyle bir itirazda bulunmadığınız için Kurul bu olasılığı değerlendirmeyecektir.
İtiraz Sonrası Süreç
Kurum, patentin verilmesi kararının Bültende yayımlanmasının ardından geçen 6 ayın bitiminden itibaren yapılan itiraz(lar)ı patent sahibine bildirir. Patent sahibi bu bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde görüşlerini sunabilir veya patentte değişiklikler yapabilir.[44]
Patent sahibinin, patentte değişiklik yapması durumunda değişen metin ile bu değişikliklerin metin içerisinde nerelerde yapıldığının açık ve anlaşılır bir şekilde gösterildiği sayfalar da Kuruma sunulur. Değişiklikler, içerik olarak açık ve anlaşılır nitelikte olmalıdır.[45]
İtiraz, patent sahibinin görüşleri ve patentte değişiklik talepleri de dikkate alınarak, YİDD Kurulu tarafından incelenir.
Kurul, patentin veya değiştirilmiş hâlinin SMK’ya uygun olduğu görüşündeyse patentin ya da varsa değiştirilmiş hâlinin devamına, uygun olmadığı görüşündeyse patentin hükümsüzlüğüne karar verir ve bu durumda SMK m.139’da belirtilen hükümsüzlük sonuçları doğar. Hükümsüzlük kararı Bültende yayımlanır.[46] Patentin hükümsüzlüğü kararının sonuçları geçmişe dönük olarak etkili olur ve patent veya patent başvurusuna SMK ile sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır.[47]
Kurul, patentin veya değiştirilmiş hâlinin SMK’ya kısmen uygun olduğu görüşündeyse patentin bu kısım itibarıyla devamına karar vererek patent sahibinden bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde gerekli değişiklikleri yapmasını ister. Söz konusu değişikliğin yapılmaması veya yapılan değişikliğin kabul edilmemesi hâlinde patentin hükümsüzlüğüne karar verilir ve bu durumda SMK m.139’da belirtilen hükümsüzlük sonuçları doğar. Hükümsüzlük kararı Bültende yayımlanır.[48]
İtiraz sonucunda verilen nihai karar Bültende yayımlanır. Patentin değiştirilmiş hâliyle devamına karar verilmesi durumunda, patentin değiştirilmiş hâli Bültende yayımlanır.[49]
Kurul kararları Kurumun nihai kararı olup, bu kararlara karşı Kurum nezdinde tekrar itiraz edilememektedir.[50] Kurulun nihai kararlarına karşı, kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir.[51]
Ancak, Kurul kararının tarafı olan kişiler, gerekçelerini yazılı olarak belirtmek suretiyle karardaki maddi hataların düzeltilmesini isteyebilir. Kurul, herhangi bir talep olmaksızın maddi hata tespit etmesi halinde, maddi hataları resen düzeltir.[52] Kurul, maddi hata düzeltme taleplerini, talebin ilgili kurula havale edildiği tarihten itibaren bir ay içinde karara bağlar ve sonuç ilgilisine tebliğ edilir.[53] Bu durumda Kurulun nihai kararlarına karşı, maddi hataların düzeltilmesine ilişkin kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir.[54]
TÜRKPATENT Nezdinde Yapılan İtiraz ile Mahkemeye Yapılan Hükümsüzlük Talebi Süreçleri Arasındaki Bazı Farklar
Burada SMK m.99 itirazları ile Mahkemede açılan hükümsüzlük taleplerinin değerlendirilmesi arasındaki önemli bir farka dikkat çekmekte yarar var. SMK m.138 kapsamında Mahkemede hükümsüzlük davası açıldığında patent sahibi itiraza cevaben istemlerinde değişiklik yapamamaktadır. Oysa m.99 kapsamındaki itiraz karşısında böyle bir hakkı vardır ve Kurul değiştirilmiş istemler üzerinden değerlendirmesini yapar.[55]
Yapılan değerlendirme açısından da bazı farklılıklar vardır. SMK m.99 kapsamında yapılan itirazda Kurul, patentin veya değiştirilmiş hâlinin bu Kanuna kısmen uygun olduğu görüşündeyse patentin bu kısım itibarıyla devamına karar vererek patent sahibinden bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde gerekli değişiklikleri yapmasını ister.[56] Bir örnek verelim. Bu yazıdaki itiraza konu patent belgesinin istem 1’inde üç alternatif bulunuyordu ve bu alternatiflerden biri daha sonra eklendiği için başvuru kapsamını aştığı gerekçesiyle SMK m.99(1)(c) kapsamında hükümsüzlüğü talep edilmişti. Şimdi istem 1’deki diğer iki alternatifin patentlenebilir olduğunu varsayalım. Bu durumda Kurul SMK m.99(6)’ya dayanarak patent sahibinden kapsam aşan alternatifi çıkarmasını isteyecek ve yapılacak değişikliğin ardından kalan iki alternatifi içeren istem 1 belge olarak yoluna devam edecektir.
Ancak Mahkemede açılan hükümsüzlük davasında değerlendirme farklı olacaktır. Zira hükümsüzlük nedenleri patentin sadece bir bölümüne ilişkinse sadece o bölüm ile ilgili istem veya istemler iptal edilerek kısmi hükümsüzlüğe karar verilebiliyor olsa da bir istemin kısmen hükümsüzlüğüne karar verilememektedir.[57] Bu nedenle eğer istem 1’deki alternatiflerden biri için hükümsüzlük hali oluşuyorsa istem kısmen hükümsüz kılınamayacağı için ve istemde değişiklik yapma imkânı da bulunmadığı için istem tümüyle hükümsüz kılınacaktır.
Kimlerin patente itirazda bulunabileceği hususunda da farklılık vardır. Mahkemede patente karşı bir hükümsüzlük davası açabilecekler Kanunda şöyle açıklanmıştır: “Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları patentin hükümsüzlüğünü isteyebilir.”[58] SMK m.99 itirazları ise her türlü gerçek veya tüzel kişi tarafından yapılabilmektedir zira ilgili maddede yalnızca “üçüncü kişiler” ifadesi yer almaktadır. Ancak YİDD Yönetmeliğinde “işlemlerin tarafı olan ve karar nedeniyle menfaati etkilenen kişiler”in itiraz edebileceği belirtilmiştir.[59] Kanaatimizce Kanuna uyumsuz olan bu Yönetmelik maddesinin değiştirilmesi gerekir ancak bu sefer de SMK m.20’yle Yönetmeliğin uyumsuzluğuna yol açmamak adına marka ve patentte kimlerin itiraz edebileceği Yönetmelikte ayrı ayrı ifade edilmesi gerektiği düşünülmektedir.
[6] Successful European oppositions (part II) Analysis for the patent information professional, Aalt van de Kuilen, World Patent Information Volume 45, June 2016, Page 59, Table 4.
[12] Ancak Mahkeme, patentin verilmesi hakkındaki nihai karar Bültende yayımlanmadan ya da itiraz sonucunda verilen nihai karar Bültende yayımlanmadan patentlenebilirliğe yönelik yapılan hükümsüzlük talebine ilişkin olarak karar veremez. Bkz. 6769 SMK m.138(2).
[13] Henüz belge olmamış patent başvurularına da itiraz edebilirsiniz: Patent başvurusunun yayımlandığı tarihten itibaren üçüncü kişiler, patent başvurusuna konu olan buluşun patent verilebilirliğine ilişkin görüşlerini sunabilir. Ancak bu kişiler, bu aşamada Kurum nezdindeki işlemlere taraf olamaz. Bkz. 6769 SMK m.97(2). Bu madde faydalı modeller için de kullanılabilir. Bkz. SMK Yönetmelik m.120(3).
[30] T 0405/14, Reasons 19. Ayrıca bkz. T1841/11, Reasons 4.1: İsteme konu buluşla aynı amaca ilişkin önceki tekniğin mevcut olmasına rağmen (burada: bir silikon-germanyum film içeren bir yarı iletken substratın üretilmesi), yine de benzer bir amaç ile ilgili en yakın önceki tekniğe ait bir başka dokümanın seçilmesi de mümkündür. (burada: bir germanyum film içeren bir yarı iletken substratın üretilmesi) Buluşun amacına karşılık gelen bu farklılık, meşru olarak buluş basamağını desteklemek için ileri sürülebilecek bir farklılık değildir. Problem-çözüm yaklaşımı, teknikte uzman kişinin, bu durumda bir silikon-germanyum film içeren bilinen tipte bir yarı iletken substratın üretimini içeren buluşa ait işlemin en başından beri aklında bir amaç olduğunu varsayar. Bu kavramsal çerçeve içinde, uzman kişinin silikon-germanyumu dahil etmek için hiçbir motivasyon bulamayacağı mantıklı bir şekilde tartışılamaz. Ayrıca, bu farklılığı önceki tekniğe en yakın olduğu düşünülen dokümanın öğretisine dahil etmenin kolay olmayacağı veya bunun yaygın genel bilgiden daha fazlasını gerektireceği argümanı, böyle bir durumda, buluş basamağı lehine değil, daha ziyade bu dokümanın aslında umut verici bir başlangıç noktası olmadığına dair bir argümanı destekler.
[33] T 487/95’te Kurul, en yakın önceki teknik olarak bir askeri koruyucu miğfer seçmiş, ancak bunun, farklı türden koruyucu kaskları (işçi kaskları gibi) açıklayan dokümanların teknikte uzman kişinin bilgisi dahilinde olamayacağı anlamına gelmediğine dikkat çekmiştir. Bilinen bir askeri koruyucu miğfer (D9) ile ilgili olan patentte yer alan bilgiler, temel bilgi kaynağını, yani teknikte uzman kişinin buluş konusu isteme ulaşmaya çalışacağı en umut verici hareket noktasını temsil ediyordu. Bununla birlikte, diğer dokümanlar, teknikte uzman kişinin ele alınan problemle ilgili göstergeler ve öneriler elde edebileceği önemli ikincil bilgi kaynaklarını (bu durumda: işçi güvenlik kaskları) temsil edebilir.
UYARI: Bu yazıdaki değerlendirmeler yazarın kişisel görüşlerini yansıtır ve hiçbir şekilde TÜRKPATENT’in resmi görüşünü ya da uzmanlarının başvurularla ilgili değerlendirmelerini temsil etmez. Yazı yalnızca bilgi amaçlı olup yasal tavsiye niteliği taşımaz. Bu yazının içeriğinin bir sonucu olarak herhangi bir işlem yapmadan veya herhangi bir işlemden kaçınmadan önce profesyonel hukuki tavsiye alınmalıdır.Yazarın verilen bir örnek üzerindeki değerlendirmesi yalnızca o örneğin spesifik koşullarına bağlıdır. Bir başka durum için yazarın alacağı kararlarda bağlayıcılığı yoktur.
GİRİŞ
Bu yazıda TÜRKPATENT’e yapılmış kurmaca bir patent başvurusunun geçirdiği aşamalar detaylıca incelenecektir. Örnek olarak nispeten anlaşılması kolay bir alanda yabancı bir başvuru[1] seçilmiş ve geçirdiği süreç TÜRKPATENT’e ve 6769 nolu SMK’ya adapte edilmiş, süreçle ilgili bazı detaylar çıkarılmış, bazıları eklenmiştir. Gerçek isimler uydurma isimlerle, 2011 olan başvuru (rüçhanın) tarihi 2017 olarak değiştirilmiş ve sürece ait diğer tarihler de buna paralel olarak kaydırılmıştır. Hukuki bir sorun yaratmamak adına gerçek bir TÜRKPATENT başvurusunun değerlendirilmesinden kaçınılmıştır.
Şunu vurgulamak gerekir ki, seçilen başvuru çok iyi hazırlanmış olduğu iddiasıyla örnek olarak alınmamıştır. Zira özellikle istem yazımıyla ilgili pek çok açıdan sorunları olan bir başvuru seçilmiş ve süreç içinde geçirdiği aşamalar gösterilmeye çalışılmıştır. Bu nedenle bu yazı, nasıl iyi başvuru hazırlanacağını göstermek gibi bir niyetle yazılmamıştır. Buradaki örnek, patent sürecinin yalnızca bu şekilde ilerlediği anlamına gelmeyip, sürecin başvurunun niteliğine, başvuru sahibinin ve TÜRKPATENT’in gerçekleştireceği yazışmalara, itirazlara ve sürelere bağlı olarak pek çok farklı şekilde ilerleyebileceği unutulmamalıdır. TÜRKPATENT’in örneklerde görünen cevap verme süreleri standart süreler olmayıp, ilgili alandaki iş yoğunluğuna ve Kurumun hizmet standartlarına göre değişiklik gösterebilir.
Başvuru sahibi 23.12.2017’de TÜRKPATENT’e patent başvurusunda bulunmuştur.
Başvuru evrakının PDF haline buradan ulaşılabilir.
Ardından TÜRKPATENT 07.01.2018’de başvuruyu şekli açıdan incelemiş ve bir eksiğinin olmadığı yönünde başvuru sahibine bildirimde bulunmuştur.[2] Bu bildirimde başvuru tarihi (23.12.2017) ve başvuru numarası (2017/999999) da belirtilmiştir. Başvuru sahibi başvuru esnasında araştırma talebinde bulunmadığı için başvuru tarihinden itibaren on iki ay içinde araştırma ücretinin de ödenerek araştırma talebinde bulunulması gerektiği, aksi takdirde başvurunun geri çekilmiş sayılacağı ifade edilmiştir.[3] Başvuru sahibi 07.03.2018’de süresi içinde araştırma talebinde bulunmuş ve araştırma ücretini yatırmıştır.
Şimdi buluşu genel hatlarıyla inceleyelim.
BİR KİŞİSEL İTME AYGITI
Başvuruya konu buluş bir kişisel itme aygıtı ve yöntemi ile ilgilidir. Aygıt, Şekil 1’den görüleceği üzere bir boru ve bu borunun iki ucunda yer alan pervaneler ve bunları hareket ettiren motorlar içermektedir. Oluşan hava akımı kullanıcının ileri yönde itilmesini sağlamaktadır. Kullanıcı kollarını hareket ettirerek yönünü değiştirebilmektedir. Söz konusu aygıt bir kaykay, sörf tahtası, kızak vb. bir araç ile bir spor aktivitesinde kullanılabilmektedir. (bkz. Şekil 2-3)
Buluşun bazı uygulamalarını izlemek için bkz:
Şekil 1: 2017/999999 nolu başvuruya ait şekil 1 ve 4a.
Şekil 2: 2017/999999 nolu başvuruya konu cihazın bir uygulaması
Şekil 3: 2017/999999 nolu başvuruya konu cihazın bir diğer uygulaması
Başvuru sahibi tarifnamede US2006196991, US7690958, US5222569 ve US7179141 olmak üzere tekniğin bilinen durumunda 4 adet ABD patent başvurusundan bahsetmiş ve bunların yüksek derecede esneklik ve kontrol edilebilirlikten yoksun olduğunu ve bu nedenle fiziksel ve sportif faaliyetlerde kullanmak için uygun olmadığını ileri sürmüştür. Şekil 4, 5 ve 6’da söz konusu patent başvurularından üçüne ait cihazların hayata geçirilmiş haline ait fotoğraflar bulunmaktadır.
Şekil 4: Başvuru sahibinin başvuruda atıfta bulunduğu US2006196991 nolu patent dokümanının gerçek hayatta bir uygulaması
Şekil 5: Başvuru sahibinin başvuruda atıfta bulunduğu US7690958 nolu patent dokümanının gerçek hayatta bir uygulaması
Mandatory Credit: Photo by Ponopresse/Shutterstock (213128a) YVON MARTEL DEMONSTRATES HIS INVENTION USING A PROPELLER HELYSPHERE PERSONAL PROPULSION BY INVENTOR YVON MARTEL – MAR 1993 Şekil 6: Başvuru sahibinin başvuruda atıfta bulunduğu US5222569 nolu patent dokümanının gerçek hayatta bir uygulaması
Başvurunun istem 1’i şu şekildedir:
1. Buluş bir kişisel itme aygıtı olup, özelliği sert bir elemanın karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticileri ve iticilerin havayı hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçlarını içermesidir.
İstem 1’deki özellikler incelendiğinde istemin buluşta bahsedilen aygıtın dışında başka pek çok farklı cihazı da kapsayabilecek genişlikte kaleme alındığı görülmektedir. Örneğin sert bir elemanın iki ucuna yerleştirilmiş pervaneler bulunan motorlu her türlü cihaz istem 1’in kapsamına girmektedir. Hatta şekil 7’deki uçak bile istem 1’in kapsamındadır.
Şekil 7: istem 1 buradaki uçağı da kapsamaktadır.
Bir istemin kapsamı ne kadar genişse, patentlenebilirliği sağlaması o kadar zor olacaktır. Şimdi uzmanın düzenlediği araştırma raporuna bakalım.
ARAŞTIRMA RAPORU
Araştırmayı yapan uzman 19.06.2018’de araştırma raporunu düzenlemiştir.
Araştırma raporunun PDF haline buradan ulaşılabilir.
Uzman araştırma esnasında tekniğin bilinen durumunda başvuru konusu buluşa yakın dokümanları tespit eder ve bunları raporda belirtir. Başvuru tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde, yazılı, sözlü, kullanım vb. biçimde açıklanmış olan toplumca erişilebilir her şey tekniğin bilinen durumuna dahil kabul edilir.[4]
Eğer başvurunun şekli veya içeriği açısından kusurlar varsa, ya da tarifname, istemler ve resimlerle ilgili açıklık vb. problemler varsa veya istemler tarifname tarafından desteklenmiyorsa, raporun sonunda (Bölüm II) bunlarla ilgili yorumda bulunur. Ancak başvurunun patentlenebilirliğine yönelik yazılı bir gerekçeli görüş verilmez. Gerekçeli görüş inceleme aşamasında sunulur. Araştırma raporunda patentlenebilirlik yalnızca bulunan dokümanlara verilen kategoriler (örn. X, Y, A) ile ifade edilir.
Bir istemin patentlenebilir olması için yenilik ve buluş basamağı kriterlerini sağlaması gerekir.[5] Yenilik kriterini sağlamak nispeten daha kolaydır, zira bir istemin yeni olması için tekniğin bilinen durumunda bulunan dokümanlardan teknik açıdan -küçük bile olsa- bir fark içermesi yeterlidir.[6] Buluş basamağı ise bahsedilen farkın teknikte uzman kişi tarafından aşikâr biçimde çıkarılmamasını gerektirir.[7]
Şekil 8: Araştırma raporunun ikinci sayfasında bulunan ve kullanılan dokümanların kategorilerinin ne anlama geldiğini açıklayan kısım
Raporda X ve Y kategorisinde gösterilen istemlerin patentlenebilirliğini olumsuz etkileyen dokümanların bulunduğu, yalnızca A kategoride gösterilen istemlerin ise patentlenebilir kabul edildiği anlaşılır.
Araştırma raporu başvuru sahibinin buluşunun patentlenebilirliği hakkında fikir edinmesine yardımcı olur. Bulunan dokümanlarla buluşunu karşılaştırarak buluşunun yeni olup olmadığını, yeni ise hangi farklı özellik(ler) sayesinde yenilik arz ettiğini ve bu farkın buluş basamağı içerip içermeyeceğini yorumlamasına yardımcı olur.
Örneğin başvuru sahibi, eğer uzmanın bulduğu dokümanın başvuru konusu buluşun birebir aynısı olduğunu görmüşse, başvurusunu geri çekme ya da devam ettirmeme yoluna gidebilir. Zira bu şekilde başvuruyu devam ettirmek, kendisi için para ve zaman kaybına neden olabilir. Ancak bu, alınan her olumsuz raporun buluşun patentlenebilir olmadığını gösterdiği anlamına da gelmez. Zira istemlerde değişiklik yaparak ya da gerekçeli argümanlarla uzmanı ikna ederek sürecin olumluya çevrilmesi de mümkün olabilir. Bunun dışında, raporda sadece A dokümanlar bulunuyorsa, bu durum başvurunun patentlenme olasılığının yüksek olduğu anlamına gelir. Ancak unutulmamalıdır ki patent süreci boyunca üçüncü kişilerin ya da uzmanın bulduğu başka dokümanlar olumlu giden süreçte buluşun patentlenebilirliğini olumsuz etkileyebilir.
Bu yazıya konu buluşun araştırma raporunda aşağıda görülen iki doküman tüm istemler için X olarak gösterilmiştir:
Şekil 9: 2017/999999 nolu başvuruya ait araştırma raporunun detayı
Buna göre uzman başvurudan daha eski tarihte yayınlanmış WO2007073361 nolu patent dokümanı (X doküman) karşısında buluş konusu 1-17 nolu istemlerin yeni olmadığını ve/veya buluş basamağı içermediğini bildirmektedir.
Uzman ayrıca raporun II. Bölümünde başvuruyla ilgili bazı eksikliklerden bahsetmiştir. Buna göre istem 1’in tarifnamede tanımlanan buluşun kapsamını aştığı belirtilmiştir. Bir başka deyişle istem 1 tarifname tarafından desteklenmemektedir, zira istem 1’in kapsamı tarifnamede anlatılandan daha geniştir. Örneğin istem 1’in kapsamına uçaklar bile girmektedir. (bkz. şekil 7) Oysaki başvuru sahibi yalnızca icat ettiği şeyi korumalı, istem başvurudan çıkarılamayacak diğer yapılanmaları kapsamamalıdır.
Burada önemli bir hususu dile getirmekte fayda var. Genellikle istemin aynısının tarifnameye alınmasının otomatik olarak istemin tarifname tarafından desteklenmesinin sağlanacağına yönelik bir inanç vardır. Ancak bu her zaman doğru değildir. Bu örnekten de net bir şekilde görüldüğü üzere, istem 1’in aynısı tarifname sayfa 1, satır 31-34’te bulunmasına rağmen söz konusu istem tarifname tarafından desteklenmemektedir. Zira tarifnamenin geneline ve resimlere bakıldığında anlatılan buluş istem 1’de tarif edilen buluş değildir.
İstem 16 ve 17’nin resimlere atıfta bulunduğu ve bunun dışında teknik bir unsurdan bahsetmediği görülmektedir. Zorunlu kalınmadığı sürece istemlerde, buluşun teknik özellikleri, tarifname veya resimlere atıf yapılarak ifade edilmez. İstemler “tarifnamede anlatıldığı gibi”, “resimlerde gösterildiği gibi” ve benzeri ifadeler içermemelidir.[8] Uzman 16 ve 17 nolu istemlere araştırma raporunda yer vermiş ve WO2007073361 nolu patent dokümanını bu istemler için de X kategorisinde göstermiştir. Zira bu istemlerin mevcut haliyle ilerlemesi mümkün değildir, ya düzeltilmesi ya da çıkarılması gerekir. Ancak bu istemlerde herhangi bir teknik özellikten bahsedilmediği için düzeltilse bile aslında yeni bir istem haline geleceklerdir.
Referans işaretleri kullanıldığında başvurunun tamamında aynı özellikler aynı referans işaretleri ile belirtilir.[9] Ancak tarifname ve resimlerdeki unsurlar referans işaretleri ile gösterilmiş olmasına rağmen istemlerde gösterilmediği görülmektedir.
Bağımsız istemler bazı istisnalar dışında iki bölümlü olarak yazılır. İlk bölüm tekniğin bilinen durumunu oluşturan kısım, ikinci bölüm ise buluşun teknikten farklılık arz eden unsurlarının bulunduğu kısımdır. Bu iki bölüm ise bağlayıcı bir ifade (“içeren, karakterize edilen, içeriği, -den oluşan, -den ibaret olan, olup özelliği, ayırt edici özelliği” vb.) ile birleştirilerek tek cümleden oluşan bir istem oluşturulur.[10] Başvuruda istem 1, iki bölümlü yazılmış olmasına rağmen ilk bölümü tekniğin bilinen durumunu tanımlamayıp sadece “Bir kişisel itme aygıtı” olarak ifade edilmiştir. Benzer bir durum bağımsız istem 15 için de geçerlidir.
Görüldüğü üzere istem 15, istem 1-13’e atıf yapmış olmasına rağmen bağımlı bir istem değildir. İstemin bir başka isteme atıf yapması her durumda onun bağımlı bir istem olduğu sonucunu doğurmaz. Burada aparat istemlerine sadece gönderme yapılmıştır ve istem 15, bağımsız bir yöntem istemidir ve bu şekilde değerlendirilir.
Uzman, araştırma raporunu ve raporda kullandığı dokümanların birer kopyasını bir üstyazının ekinde başvuru sahibine gönderir. Üstyazıda bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde ücretinin de ödenerek inceleme talebinde bulunulması gerektiği, aksi takdirde başvurunun geri çekilmiş sayılacağı belirtilir.[11]
Raporun tarihi 19.06.2018 olup, yazının tebliğ tarihi 21.06.2018 olmuştur. Buna göre başvuru sahibi bu tarihten itibaren 3 ay içinde, yani 21.09.2018’e kadar ücretini ödeyerek inceleme talebinde bulunmalıdır.
İNCELEME TALEBİ
Başvuru sahibi 06.09.2018 tarihinde süresi içinde inceleme talebinde bulunmuş ve ilgili ücreti ödemiştir. Bu talep sırasında tarifname ya da istemlerinde bir değişiklik yapmamış ve araştırma raporuna yönelik bir görüş bildirmemiştir.
BİRİNCİ BİLDİRİM
İnceleme talebinin ardından uzman 10 Mart 2019’da incelemeye ilişkin görüşünü hazırlamıştır. Bu süre içinde henüz başvuru yayınlanmadığı için (başvuru sahibi erken yayın talebinde bulunmamış, 18 aylık süre Haziran 2019’da dolacak) üçüncü kişi itirazları da bulunmamaktadır.
İnceleme uzmanı, yaptığı değerlendirmenin ardından eğer başvurunun tüm istemler itibariyle patentlenebilir olduğuna ya da basit düzeltmelerle patentlenebilir olacağına karar verirse “inceleme raporu” düzenler. Ancak eğer başvurunun bazı ya da tüm istemler itibariyle patentlenebilir olmadığı görüşündeyse “1. Bildirim” adı verilen yazışmayla bunun gerekçelerini bildirir, inceleme raporu düzenlemez. Bir başka deyişle, istemlerin bir kısmı olumlu bir kısmı olumsuz ise inceleme raporu düzenlenmez, bildirim yapılır.
Burada araştırma raporu olumsuz olduğu için ve herhangi bir görüş/değişiklik bulunmadığı için uzman 1. Bildirimde bulunmuştur.
Başvuru sahibi istemlerinde bir değişiklik yapmadığı ve araştırma raporuna yönelik bir görüş bildirmediği ve üçüncü kişi itirazı da bulunmadığı için uzman yalnızca araştırma raporundaki dokümanlar üzerinden değerlendirmesini yapmıştır. Rapordaki dokümanlar kolaylık olması açısından aşağıdaki gibi gösterilmiştir:
Buna göre başvuru konusu istem 1 yeni değildir, zira tekniğin bilinen durumunda D1’deki buluş da (bkz. D1, Şekil 18) bir kişisel itme aygıtı olup, özelliği sert bir elemanın karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticileri ve iticilerin havayı hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçlarını içermesidir. Bir başka deyişle D1, istem 1’deki tüm unsurları bulundurmaktadır.
Şekil 10: D1 dokümanına ait Şekil 18
Gerçekten de Şekil 10’dan görüleceği üzere D1’deki yapılanmada bir sert elemanın karşılıklı iki ucunda konumlanmış pervaneler ve bunları çalıştıran motorlar (bkz. tarifname sayfa 17) bulunmaktadır. Her ne kadar başvuru konusu buluş ile D1 oldukça farklı cihazlar gibi görünse de istem 1’in olması gerekenden geniş olarak kaleme alınması, D1 ve D2’deki gibi yapılanmaları, hatta daha önce bahsedildiği gibi uçakları (bkz. şekil 7) bile kapsamasına neden olmaktadır. Uzmanın gönderdiği bu tür dokümanları görünce bazen başvuru sahiplerinin tepkisi, “iyi de benim cihazım bundan çok farklıydı, uzman herhalde benim buluşumu anlamamış” şeklinde olmaktadır. Halbuki aslında buradaki sorun istemin geniş yazılmasından kaynaklanmaktadır.
Benzer şekilde istem 1’in konusu D2’ye göre de yeni değildir. Şekil 11’den görüleceği üzere D2’deki yapılanmada da bir sert elemanın (7) karşılıklı iki ucunda konumlanmış pervaneler (2) ve bunları çalıştıran motorlar (1) bulunmaktadır.
Şekil 11: D2 dokümanına ait Şekil 1
Bağımsız istem 15 de yeni değildir, zira D1’deki buluş (bkz. D1, Şekil 18) bir kullanıcıyı karada veya su üzerinde itmek için bir yöntem olup, özelliği;
istem 1 ila 13’ten herhangi birindeki gibi bir kişisel itme aygıtı sağlanması,
kayak, buz pateni, bisiklet, üç tekerli veya dört tekerli bisiklet, kaykay, paten, kara sörfü tahtası, kara yelkeni şasisi, kar tahtası, su aracı veya benzerleri arasından seçilen taşıma araçları sağlanması,
kullanıcının sert elemanı ellerinde tutması ve kavraması,
iticilerin havayı hareket ettirmesi ve böylece kullanıcıyı itmesi ve
sert elemanı hareket ettirerek kişisel itme aygıtının oryantasyonunu ayarlamak, böylece iticiler tarafından verilen itme kuvvetinin kullanıcıya göre doğrudan ayarlanması
işlem adımlarını içermektedir.
Bağımlı istemler 2-14’te tanımlanan ek özellikler de D1 veya D2’de açıklanmıştır ve bu nedenle yeni değildir. Örneğin, tahrik aracının elektrik motoru olması, kullanıcının vücuduna monte edilmek üzere konfigüre edilmiş bir koşum takımı veya kayışı içermesi, aygıtın kullanıcının vücudundan ileriye doğru tutulacak şekilde konfigüre edilmesi, aygıtın bir su aracı ile birlikte kullanılması vb. özelliklerin hepsi D1’de bulunmaktadır. İstem 11’de iticilerin birbirinden kullanıcının omuzlarının genişliğinden daha az olmayan bir uzaklıkta ve tercihen yaklaşık 60 ila 120 cm uzaklıkta olduğu belirtilmiştir. Gerek D1 gerek D2’deki yapılanmalarda motorların kullanıcının omuzlarının genişliğinden daha az olmayan bir uzaklıkta olduğu görülmektedir. “Tercihen” ifadesi bir opsiyon sunmakta olup istem için bir sınırlama ifade etmediğinden bu özellik dikkate alınmaz.
“Görüşler” kısmında ise daha önceden araştırma raporunda dile getirilen sorunlar tekrar yazılmıştır.
İnceleme uzmanı “1. Bildirim” başlıklı bu raporu bir üstyazının ekinde başvuru sahibine göndermiştir. Üstyazıda, 1. Bildirimde yer alan hususlara ilişkin görüşlerin ve/veya yapılacak değişikliklerin tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde Kuruma gönderilmesi istenmektedir. [12] Bu işlem için herhangi bir ücret istenmemektedir. Ancak bu süre içinde görüş bildirilmemesi veya değişiklik yapılmaması halinde başvuru geri çekilmiş sayılacaktır.
1. Bildirim başvuru sahibine 15.03.2019’da tebliğ edilmiştir, buna göre 15.06.2019’a kadar görüş ve değişiklik yapılması için süresi bulunmaktadır.
Başvuru sahibi istem değişikliği yaparken, ekleme, değiştirme veya silme yoluyla yapılan değişikliklerle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın yapılan değişiklikleri açıkça tanımlamalıdır.[13] Yapılan değişiklikle, başvurunun orijinal haline kıyasla kapsam aşımına neden olacak eklemeler yapmamaya özen gösterilmelidir.[14] Bu nedenle her ne kadar Mevzuatta açıkça belirtilmese de, yapılan değişikliklerin orijinal başvurudaki dayanağının gösterilmesinde de büyük fayda vardır. Böylece hem uzmanın işi kolaylaşmış olur, hem de yanlışlıkla kapsam aşımına neden olacak eklemelerden kaçınılması daha kolay olur.
BİRİNCİ BİLDİRİME CEVABEN İSTEMLERDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER VE GÖRÜŞLER
05.06.2019’da başvuru sahibi, süresi içinde, gönderilen olumsuz bildirime (1. Bildirim) cevaben istemlerinde değişiklik yapmıştır. İstem sayısı 17’den 13’e düşmüştür. İstemlerde yapılan değişiklikler temiz bir kopya ve üzerindeki değişikliği gösterir kopya olarak iki farklı şekilde verilmiş, birinci bildirime yanıt olarak görüşler ve yapılan değişikliklere yönelik açıklamalar sunulmuştur.
Yazıyı uzatmamak adına yalnızca ilk istem, üzerinde yapılan değişiklikleri gösterir şekilde (kalın kısımlar yeni eklenmiştir) aşağıya alınmıştır:
YENİDEN DÜZENLENEN İSTEMLER
1. Bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılan ve aşağıdakileri içeren bir kişisel itme aygıtı (10) olup, şunları içerir:
sert bir elemanın (12) karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler (16);
iticilerin havayı hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçları; ve
sert eleman (12) üzerinde konumlanmış ve bir kullanıcının (100) elleriyle tutulacak şekilde yapılandırılmış kavrama araçları (14) veya bir kavrama yüzeyi,
burada aygıtın (10) pozisyonu, oryantasyonu ve/veya eğiminin, kullanıcının (100) istediği hız ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlanması mümkündür.[15]
BİRİNCİ BİLDİRİME YANIT
Yapılan Değişiklikler ile İlgili Açıklamalar
İstem 1, kişisel itme aygıtının bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırıldığını ve kullanıcının elleriyle tutulacak şekilde yapılandırılan sert eleman üzerinde konumlanmış kavrama araçlarını veya bir kavrama yüzeyini içerecek şekilde yapılandırıldığını belirtmek üzere değiştirilmiştir. Bu değişiklikler, orijinal istem 12 ve 13’ten ve tarifname sayfa 3, satır 31 – 32 ve sayfa 5, satır 24 – 26’dan dayanak bulmaktadır. İstem 1’e eklenen aygıtın pozisyonu, oryantasyonu ve/veya eğimini, kullanıcının istediği hıza ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlayabilmesi özelliği de orijinal tarifname sayfa 6, satır 23 – 24’ten dayanak bulmaktadır.
12, 13, 16 ve 17 nolu orijinal istemler silinmiştir. Sonraki istemler yeniden numaralandırılmıştır.
Parantez içinde verilen referans işaretleri, SMK Yönetmelik m.77(9) uyarınca değiştirilmiş istem setine eklenmiştir.
Görüşler
Uzmanın 1. Bildirimde belirttiği görüşlere ilişkin yorumlarımız aşağıdaki gibidir:
Yeniden düzenlenen istem 1, itme aygıtının “kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırıldığı” ve sert elemanın “kullanıcının elleriyle tutulacak şekilde yapılandırılmış kavrama aracı veya kavrama yüzeyi” içerdiğini gösterir. Bu şekilde yapılandırılmış bir itme aygıtı, kullanıcının aygıtı hem desteklemesini hem de doğrudan kontrol etmesini gerektirir. Gerçekten de, değiştirilmiş haliyle istem 1, aygıtın pozisyonu, oryantasyonu ve/veya eğiminin, bir kullanıcının istenen hızına ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlanabileceğini belirtir.
Ne D1 ne de D2, karşıt uçlarında düzenlenen havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler bulunan ve üzerinde düzenlenmiş kavrama araçları veya bir kullanıcının elleriyle tutulacak şekilde yapılandırılmış bir kavrama yüzeyi içeren bir sert elemanı açıklamaz.
Örneğin, D1’de kullanıcı, üzerine iticilerin monte edildiği sert elemandan uzaktaki bir gidona tutunur. D2’deki kişisel uçuş cihazı, bir kullanıcının uçuş giysisinin sırtının üst kısmına göre sabitlenecek şekilde konfigüre edilmiştir.
Mevcut başvurunun yöntem istem 13’ü (orijinal istem 15) “sert elemanı ellerinde tutan ve kavrayan” bir kullanıcıdan bahsetmektedir. Ne D1 ne de D2, üzerinde karşı uçlarda havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticilerin düzenlendiği sert bir elemanı kavrayan bir kullanıcıyı kara veya su üzerinde itmeye yönelik bir yöntemi açıklamamaktadır. Bu nedenle, yeniden düzenlenen istemler, anılan önceki tekniğe göre yenidir.
D1’in özetine göre, bir taşıma cihazının çekiş gücünü üretmek için aerodinamik bir itici cihazla donatılmış bir motor ünitesi, havadan hafif bir gazla doldurulmuş balon, kontrol üniteleri ve talimatları motor ünitesine uzaktan iletmek için bir cihaz içeren bir hava aracı açıklanmaktadır. D1’deki şekillerin hiçbiri, kullanıcının desteklemesi gereken veya düzeneğin pozisyonunu, oryantasyonunu ve/veya eğimini değiştirerek doğrudan kontrol edebileceği bir itme aygıtını öğretmemekte ya da önermemektedir. Gerçekten de, D1 tertibatı, hava aracının kullanıcı tarafından dolaylı olarak kontrol edildiğini veya hatta römorkör uçaktan oldukça uzakta bulunan bir üçüncü şahıs tarafından kontrol edildiğini gösteren, talimatları motor ünitesine uzaktan iletmek için bir cihaz içerir. Teknikte uzman kişi bu özelliğin avantajlarını takdir edecektir ve bu nedenle, D1’den başlayarak, uzman bir kişinin mevcut buluşa göre yalnızca kullanıcı tarafından doğrudan kontrol edilen bir kişisel itme aygıtı sağlama motivasyonu olmayacaktır. En azından bu nedenlerle, burada sunulan yeniden düzenlenen istemler D1 karşısında buluş basamağına sahiptir.
D2, bir kullanıcı tarafından giyilen bir uçuş giysisinin üst arka kısmına bağlanacak şekilde konfigüre edilen katlanabilir, taşınabilir bir uçuş cihazını açıklamaktadır. D2, bir kullanıcının arkasına kişisel bir uçuş cihazının sabitlenmesini öğretir ve uzman kişi, D2 ve genel bilgiler ışığında bu konfigürasyonun sabit bir ağırlık merkezinin korunmasını sağladığını ve kullanıcının ileriye doğru itilmesine yardımcı olduğunu takdir edecektir. Bu nedenle, teknikte uzman kişinin kişisel bir uçuş cihazını “kullanıcının vücudunun önüne” yerleştirmesi bu yapılanmadaki mantığa aykırı olacaktır. Ayrıca, D2, kullanıcıdan destek gerektirmeyen ve kullanıcıya göre sabit bir oryantasyonda kalan, kullanıcının istenen bir hız ve hareket yönünü etkilemek için cihazın pozisyonunu, oryantasyonunu veya eğimini manevra etmesini engelleyen kişisel bir uçuş cihazını öğretir. En azından bu nedenlerle, burada sunulan yeniden düzenlenen istemler D2 karşısında buluş basamağına sahiptir.
İnceleme uzmanının öne sürdüğü tüm itirazların burada ele alındığına inanıyoruz ve bir inceleme raporu ve patent kararı bildirimi almayı sabırsızlıkla bekliyoruz. İhtiyati bir tedbir olarak, inceleme uzmanının bu başvuruyu başka bir yazışma olmaksızın reddetmeye karar vermesi halinde, telefonla görüşme talep ediyoruz.
BAŞVURU YAYINI
23.06.2019’da 18 aylık süresi dolan başvuru yayınlanmıştır. Bu tarihten itibaren üçüncü kişiler patent başvurusuna konu olan buluşun patent verilebilirliğine ilişkin görüşlerini sunabilir.[16] Eğer henüz patent kararı verilmemişse, inceleme aşamasında uzman üçüncü kişilerin sunduğu dokümanları da dikkate alabilir.
İKİNCİ BİLDİRİM
İnceleme uzmanı başvuru sahibinin yaptığı değişiklikler ve görüşleri dikkate alarak yeni bir değerlendirmede bulunmuştur. 20.09.2019’da “2. Bildirim”i göndermiştir.
Görüldüğü üzere “2. Bildirim”de önceki bildirimden farklı bir doküman kullanılmıştır. Zira istemler değiştiğinde yeni istemlere karşı kullanılabilecek en uygun doküman da değişebilmektedir. Uzman değişen istemlerin yeni olduğunu kabul etmiş, buluş basamağını değerlendirirken “problem-çözüm yaklaşımı”nı uygulamıştır. Problem-çözüm yaklaşımı şu adımlardan oluşur:
[1]. Tekniğin bilinen durumunda, buluşa en yakın doküman tespit edilir. En yakın doküman buluşla aynı alanda olan, benzer teknik etkiye ve amaca sahip ve genellikle buluşla en çok sayıda ortak özelliği bulunan dokümandır.
[2]. Buluş ile en yakın doküman arasında teknik özellikler bakımından fark tespit edilir.
[3]. Bu farkın teknik etkisi tespit edilir.
[4]. Tespitler ışığında buluşun çözümünü amaçladığı objektif teknik problem tespit edilir.
[5]. En yakın doküman ve mevcut problem göz önüne alındığında, ilgili alanda uzman kişi buluş yapma yeteneği kullanmadan buluşa kolayca ulaşır mı? Cevap “evet” ise buluş basamağı yoktur.
Bu adımların uygulanışı aşağıda gösterilmiştir:
Mevcut başvuru, SMK m.82(1)’in gerekliliklerini karşılamamaktadır, çünkü istem 1’in konusu, SMK m.83(4) anlamında buluş basamağı içermemektedir.
[1]. D3, istem 1’in konusuna en yakın önceki teknik olarak kabul edilmiştir. D3’teki buluş (parantez içindeki referans numaraları bu dokümana aittir), (bkz. D3 şekil 2):
Bir kullanıcının vücudunun önündeomuzlarında tutulacak şekilde yapılandırılan ve aşağıdakileri içeren bir kişisel itme aygıtı (1) olup, şunları içerir:
sert bir elemanın (4) karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler (2, 3);
iticilerin havayı hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçları; ve
sert eleman (4) üzerinde konumlanmış ve bir kullanıcının elleriyle tutulacak şekilde yapılandırılmış kavrama araçları (14, 15) veya bir kavrama yüzeyi,
burada aygıtın (1) pozisyonu, oryantasyonu ve/veya eğimini, kullanıcının istediği hız ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlanması mümkündür. (bkz. paragraf 0042[17])
[2]. Bu nedenle, istem 1’in konusu, D3’teki kişisel itme aygıtından, aygıtın bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılması açısından farklıdır.
[3]- [4]. Buluş tarafından çözülen problem, bu nedenle, aygıtı kullanıcı tarafından tutmanın bir alternatifini bulmak olarak kabul edilebilir.
[5]. Mevcut başvurunun 1. isteminde önerilen çözümün bir buluş basamağı içerdiği düşünülemez, çünkü bir kullanıcının aygıtı önünde veya omuzlarında tutması sadece bu aygıtın ağırlığı ile ilgilidir.
(Buradaki problem-çözüm yaklaşımı değerlendirmesi, daha sonra inceleme aşamasında yapılan değerlendirme ile karşılaştırılacaktır. Bkz. “İnceleme Raporu” başlıklı bölüm.)
Aynı mantık, gerekli değişiklikler yapılarak, istem 13’ün ilgili bağımsız yönteminin konusu için de geçerlidir, bu nedenle de istem 13 de buluş basamağına sahip değildir.
Şekil 12: D3 dokümanına ait Şekil 1 ve 2
Görüşler
İstem 1’de kullanılan “ayarlanması mümkün” ifadesi muğlak ve belirsizdir ve atıfta bulunduğu teknik özelliğin anlamı konusunda okuyucuyu şüpheye düşürerek, söz konusu istemi belirsiz hale getirmektedir; örneğin aygıtın pozisyonu kullanıcının istediği hıza göre ayarlanacak mıdır ayarlanmayacak mıdır?
İstem 1 ayrıca, koruma talep edilen konunun tanımlanmaması nedeniyle de sorunludur. İstemdeki “aygıtın pozisyonu, oryantasyonu ve/veya eğiminin, kullanıcının istediği hıza ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlanması” ifadesi, konuyu ulaşılacak sonuç açısından tanımlamaya çalışmaktadır. Ancak istemlerde buluş, sadece erişilmesi arzulanan bir sonuç ile tanımlanamaz.[18] Kaldı ki, bu örnekte konuyu daha somut terimlerle, örneğin etkinin nasıl elde edileceğini belirtecek şekilde tanımlamak mümkün görünmektedir. Ayrıca, bu koşul/işlev kesinlikle zorunludur, aksi takdirde bu aygıtın amacı olan her zaman kullanıcının istediği hız ve hareket yönünü ayarlama özelliği olmadan aygıtın hiçbir anlamı yoktur.
İnceleme uzmanı “2. Bildirim” başlıklı bu raporu bir üstyazının ekinde başvuru sahibine göndermiştir. Üstyazıda, 2. Bildirimde yer alan hususlara ilişkin görüşlerin ve/veya yapılacak değişikliklerin tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde Kuruma gönderilmesi istenmektedir.[19] Bu işlem için herhangi bir ücret istenmemektedir. Ancak bu süre içinde görüş bildirilmemesi veya değişiklik yapılmaması halinde başvuru geri çekilmiş sayılacaktır.
2. Bildirim başvuru sahibine 23.09.2019’da tebliğ edilmiştir, buna göre 23.12.2019’a kadar görüş ve değişiklik yapılması için süresi bulunmaktadır.
İKİNCİ BİLDİRİME CEVABEN İSTEMLERDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER VE GÖRÜŞLER
14.11.2019’da başvuru sahibi, süresi içinde, olumsuz bildirime cevaben istemlerinde değişiklik yapmış ve görüşlerini bildirmiştir. İstem sayısı 13’ten 12’ye düşmüştür. Yazıyı uzatmamak adına yalnızca ilk istem, üzerinde yapılan değişiklikleri gösterir (kalın kısımlar yeni eklenmiştir, çıkarılan kısmın üzeri çizilmiştir) şekilde aşağıya alınmıştır:
YENİDEN DÜZENLENEN İSTEMLER
1. Bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılan ve aşağıdakileri içeren bir kişisel itme aygıtı (10) olup, şunları içerir:
sert bir elemanın (12) karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler (16), burada sert eleman bir çubuk veya borudur;
iticilerin havayı hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçları; ve
sert eleman (12) üzerinde konumlanmış ve bir kullanıcının (100) elleriyle tutulacak şekilde yapılandırılmış kavrama araçları (14) veya bir kavrama yüzeyi,
burada aygıtın (10) pozisyonu, oryantasyonu ve/veya eğimi, kullanıcının (100) istediği hız ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlanması mümkündür.
burada birinci ve ikinci iticilerin her biri 15 ila 25 kg itme sağlamak üzere yapılandırılır,
burada her bir itici (16), söz konusu sert elemanın (12) ilgili bir ucuna monte edilmiş bir yuva (18) ve yuva içine monte edilmiş bir hava hareket ettirme aracı (22) içerir,
ve burada her bir hava hareket ettirme aracı, bir eksen etrafında dakikadaki devir sayısı (rpm) 10.000 ila 100.000 olacak şekilde döner.[20]
İKİNCİ BİLDİRİME YANIT
Yapılan Değişiklikler ile İlgili Açıklamalar
İstem 1, “sert elemanın bir çubuk veya boru olduğu” özelliğini içerecek şekilde değiştirilmiştir. Bu değişiklik, tarifname sayfa 3, satır 26-27 veya Şekil 1’e dayanmaktadır.
İstem 1 ayrıca, iticilerin her birinin 15 ila 25 kg itme sağlamak üzere yapılandırıldığını belirtmek üzere değiştirilmiştir. Bunun dayanağı da tarifname sayfa 4, satır 29-30’da bulunabilir.
İstem 1 ayrıca, her bir iticinin, söz konusu sert elemanın ilgili bir ucuna monte edilmiş bir yuva ve yuva içine monte edilmiş bir hava hareket ettirme aracı içerdiğini belirtmek üzere değiştirilmiştir. Bunun dayanağı ise orijinal istem 2’dir.
İstem 1’e, her bir hava hareket ettirme aracının dakikadaki devir sayısı (rpm) 10.000 ila 100.000 olacak şekilde bir eksen etrafında döndüğüne dair özellik de eklenmiştir. Bunun dayanağı tarifname sayfa 4 satır 31-34’te bulunabilir.
“Aygıtın (10) pozisyonu, oryantasyonu ve/veya eğimi, kullanıcının (100) istediği hız ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlanması“ özelliği, istem 1’den silinmiştir. Bu özellik, orijinal istem 1’de mevcut değildi, zira kapsam aşımına yol açmayacaktır.
Görüşler
İnceleme uzmanının 2. Bildirimde belirttiği hususlara ilişkin yorumlarımız şu şekildedir:
AÇIKLIK
Görüşler kısmındaki açıklık itirazlarına cevaben, inceleme raporunda itiraz edilen ve daha önce eklenen “… kullanıcının (100) istediği hız ve hareket yönüne uyacak şekilde ayarlanması mümkündür.” özelliği istem 1’den silinmiştir. Bu nedenle, istem 1 artık SMK m.92(4)’ün gerekliliklerini karşılamaktadır.
YENİLİK VE BULUŞ BASAMAĞI
Değiştirilmiş istem 1’deki sert eleman bir çubuk veya borudur. Bu itibarla kavrama aracı veya kavrama yüzeyi, bu sert çubuk veya boru üzerindedir. Değiştirilmiş istem 1 ayrıca aygıtın bir kullanıcının vücudundan ileriye doğru tutulacak şekilde yapılandırılmasını gerektirir. Değiştirilmiş istem 1 ayrıca iticilerin her birinin 15 ila 25 kg itme sağlayacak şekilde yapılandırılmasını gerektirir. Değiştirilmiş istem 1 ayrıca her bir iticinin dakikadaki devir sayısı 10.000 ila 100.000 olan bir hava hareket ettirici cihaza sahip olmasını gerektirir. D3, bu özelliklerin hiçbirini açıklamamaktadır. Bu nedenle değiştirilmiş istem 1, D3 karşısında yenidir.
Söz konusu değişiklikler, mevcut buluşun tamamen farklı konfigürasyona ve kullanıma sahip olduğunu netleştirmeye yardımcı olmak için yapılmıştır. Mevcut buluşla, çubuğun veya borunun karşıt ucundaki iticiler, kullanıcının vücudunun önünde tutulur ve bu sayede, örneğin başvuruda Şekil 3’te (bkz. Şekil 13) görüldüğü gibi kara sörfü tahtası benzeri bir araç üzerinde bir spor faaliyetinde bulunurken kullanıcıya yatay yönde itiş sağlar.
Şekil 13: Başvuruya ait Şekil 3
Ayrıca, birinci ve ikinci iticilerin her biri 15 ila 25 kg itme sağlayacak şekilde yapılandırılmıştır ve her biri 10.000 ila 100.000 rpm’de dönen bir hava hareket ettirme aracına sahiptir.
Kullanıcı, aygıtı ellerinde ve vücudunun önünde tutarak aygıtın açısını ve itme açısını başvuruda Şekil 4a’da görüldüğü gibi aktif olarak kontrol edebilmektedir (Bkz. Şekil 1). Fizik kuralları açısından, itme açısı, aygıtın ağırlığı ve itme miktarı ile bağlantılı olarak, ortaya çıkan bir ileri itici kuvvet vermek ve itmenin dikey bileşeninin aygıtın ağırlığına eşit olması için belirlenebilir. Bu da aygıtın kullanıcı için ağırlıksız gibi hissedilmesine neden olur.
Ayrıca, hava hareket ettirme aracının dönüşü geleneksel sistemlerden çok daha yüksektir ve bu nedenle yüksek dönüş nedeniyle dönme torku çok düşüktür (bkz. sayfa 5 satır 15-22). Düşük tork sayesinde, kullanıcı çubuğu/boruyu bilek ve kol hareketi ile doğrudan kontrol edebilir. Bu haliyle, bu düzenleme, önceki tekniğe ait arkaya monte edilmiş düzenlemelere salt bir alternatif olmaktan çok daha fazlasıdır.
Daha önceden bilinen düzenlemelerde (sadece D3’te değil, başvurunun tarifnamesinde tekniğin bilinen durumu anlatılırken bahsedilen diğer tüm dokümanlarda da), itme sağlamak için pervane/fan her zaman bir kullanıcının sırtında konumlandırılmıştır. Bunun nedeni, her zaman pervaneden kaynaklanan kuvvetin cismin merkezinden hareket etmesi gerektiği düşünüldüğü içindir. D3’te uzun süredir kullanılan bu çalışma prensibini değiştirmek için herhangi bir açıklama veya öneri yoktur.
Yukarıda açıklandığı gibi, D3 ile buluş arasında çok sayıda farklılık vardır. D3, dikey bir kalkış sağlayan kişisel bir uçuş cihazı olan çok farklı bir aparatla ilgilidir (bkz. paragraf 0002). Teknikte uzman bir kişinin buluşa ulaşabilmesi için D3’teki aparatta çok sayıda değişiklik yapması gerekecektir. Ancak bunun nasıl ve neden yapılacağına dair bir açıklama da yoktur. İstem 1’deki aygıt sadece farklı bir fiziksel düzenleme değildir, aynı zamanda farklı bir şekilde kullanılmaktadır.
Bu nedenle, en azından yukarıda tartışılan nedenlerden dolayı, istem 1 yenidir ve D3 karşısından buluş basamağına sahiptir.
İnceleme uzmanının tüm itirazlarının ele alındığına inanıyoruz ve uygun bir zamanda patent belge kararına ilişkin bir bildirim almayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Herhangi bir sorunun devam etmesi durumunda, bu sorunların hızlı bir şekilde çözülebilmesi için uzman, vekil ile telefon yoluyla iletişime geçmeye davet edilmektedir.
İNCELEME RAPORU
İnceleme uzmanı başvuru sahibinin yaptığı değişiklikler ve görüşleri dikkate alarak yeni bir değerlendirmede bulunmuş ve yeniden düzenlenen istemlerin patentlenebilir olduğu kanaatine varmıştır. 10.01.2020’de olumlu “İnceleme Raporu” göndermiştir. Ancak belge alınabilmesi için gerekli bazı düzeltmelerin yapılmasını da istemiştir.
İnceleme Raporunun PDF haline buradan ulaşılabilir.
Uzman problem-çözüm yaklaşımının adımlarını istem 1 için şöyle uygulamıştır:
[1]. D3 en yakın doküman olarak alınmıştır.
[2]. İstem 1 ile D3 arasındaki temel fark kişisel itme aygıtının kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılması ve bir borunun karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler içermesi olarak değerlendirilmiştir.
[3]. Bu farkın yarattığı teknik etki kullanıcının boruyu bilek ve kol hareketi ile doğrudan kontrol edebilmesidir.
[4]. Buluşun çözümünü amaçladığı teknik problem yüksek derecede esneklik ve kontrol edilebilirlik sağlayan bir kişisel itme aygıtı geliştirmektir.
[5]. Tekniğin bilinen durumundaki kişisel itme aygıtlarında, itme sağlamak için pervane/fan her zaman bir kullanıcının sırtında konumlandırılmıştır. Bunun nedeni, her zaman pervaneden kaynaklanan kuvvetin cismin merkezinden hareket etmesi gerektiği düşünüldüğü içindir. D3’te uzun süredir kullanılan bu çalışma prensibini değiştirmek için herhangi bir açıklama veya öneri bulunmamaktadır. Teknikte uzman bir kişinin buluşa ulaşabilmesi için D3’teki aparatta çok sayıda değişiklik yapması gerekecektir. Ancak bunun nasıl ve neden yapılacağına dair bir açıklama da yoktur. İstem 1’le teknik probleme getirilen çözüm, tekniğin bilinen durumunda bulunmamakta ve tekniğin bilinen durumundaki dokümanlara bakılarak aşikâr bir biçimde çıkarılamamaktadır.
Burada uzmanın 2. Bildirimde uyguladığı problem-çözüm yaklaşımıyla yukarıda (inceleme raporunda) uygulananı karşılaştıralım. Önceki değerlendirmede istem 1 ile D3 arasındaki fark “aygıtın bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılması” idi ve buna bağlı olarak buluş tarafından çözülen problem, aygıtı kullanıcı tarafından tutmanın bir alternatifini bulmak olarak tespit edilmiştir. Ancak yeni istemde sert elemanın bir boru/çubuk olması özelliği, kullanıcının boruyu bilek ve kol hareketi ile doğrudan kontrol edebilmesini sağlamakta, bu da teknik problemin yukarıdaki gibi yeniden formüle edilmesine sebep olmaktadır. Peki nasıl oldu da süreç içinde iki farklı teknik problem ortaya kondu? Buluş ile D3 dokümanı arasındaki fark kullanım açısından düşünüldüğünde, D3’de aygıtın kullanıcının omuzlarında tutulması, buluşta ise önünde tutulmasıdır. Ancak bu aslında aygıtın yapısındaki bir farkın bir sonucudur. Bunu sağlayan yapısal farklılık isteme yazılmadıkça oluşan farkın teknik etkisi istenen biçimde ifade edilemeyecektir. Aygıtın kullanıcının önünde tutulmasını sağlayan unsur çubuk/borudur. Bu unsur isteme alındıktan sonra teknik etki artık aygıtı tutmanın alternatifini bulmak değil, aygıtın daha kolay kontrol edilebilmesi haline gelmiştir. Teknik problem de buna bağlı olarak değişmiştir. İsteme buluşun çözdüğü problemi sağlayan unsurların doğru bir biçimde yazılması, bu nedenle buluş basamağı değerlendirmesinde büyük önem taşır.
Raporun “Görüşler” kısmında tarifname ve istemlerde yapılması gereken değişiklikler belirtilmiştir. Başvuruya patent verilebilmesi için inceleme raporunda belirtilen gerekli değişikliklerin yapılarak yeniden düzenlenecek evrakın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Kuruma gönderilmesi gerekmektedir.[21]
Yapılan değişikliklerin kabul edilmesi hâlinde patentin verilmesine ilişkin karar başvuru sahibine bildirilecektir. Bu süre içinde değişikliklerin yapılmaması veya yapılan değişikliklerin Kurum tarafından kabul edilmemesi hâlinde başvuru geri çekilmiş sayılacaktır. Bu aşamada gerekli bu basit düzeltmelerin ihmal edilmesi belge olmak üzere olan bir başvurunun hiç yoktan geri çekilmesine sebep olacağından verilen sürede işlemin tamamlanması çok önemlidir.
İnceleme uzmanı patent verilebilmesi için şu değişikliklerin yapılmasını talep etmiştir:
Tarifnamenin son sayfasında bulunan ve (bkz. orijinal başvuru sayfa 7, satır 28-42) spesifik teknik bir konu içermeyip sadece buluş ve koruma kapsamı ile ilgili belirsizlik yaratabilecek paragrafların çıkarılması istenmiştir.
WO2007073361 A1 nolu patent dokümanından tekniğin bilinen durumunda bahsedilmesi istenmiştir.
Tarifname sayfa 3’te sert elemanın (12) genellikle bir çubuk veya boru olabileceğine yönelik ifadedeki “genellikle” kelimesinin çıkarılması istenmiştir. Zira istem 1’de sert elemanın bunlardan biri olduğu ifade edilmektedir.
Tarifname sayfa 4’te “Fanın veya pervanenin A ekseni etrafındaki dönüşü 10.000 ila 100.000 rpm (dakikadaki devir sayısı) aralığında ve daha uygun olarak 25.000 ila 45.000 rpm arasında ve hatta daha uygun olarak 35.000 rpm civarında olabilir. İtki değerleri, itici (16) başına yaklaşık 15 ila 25 kg itme olabilir.“ ifadelerinde olasılık anlamı katan “olabilir” kelimelerinin çıkarılması istenmiştir.
Ayrıca istem 1 ve 12’ye bazı ifadelerin eklendiği görülmektedir.
Başvuru sahibi 15.01.2020’de söz konusu düzeltmeleri yapmış ve Kuruma sunmuştur. Ardından inceleme uzmanı belge kararı vermiştir. Karar yazısında özetle şunlar bulunur:
Başvuruya ait inceleme raporunda belirtilen hususlara uygun olarak yapılan değişiklikler kabul edilmiştir ve başvuruya patent verilmesine karar verilmiştir.[22] Söz konusu karar ve patent Resmi Patent Bülteninde yayımlanacaktır.
Patent verilmesi kararının bültende yayımlanmasından itibaren altı ay içinde üçüncü kişiler patente itiraz edebilir.[23] Bu süre içinde üçüncü kişiler tarafından itiraz edilmemesi durumunda patentin verilmesi hakkındaki karar kesinleşir ve nihai karar Bültende yayımlanır.[24]
Bu süre içinde itiraz gelmesi durumunda ise itirazlar, itiraz süresi sonunda başvuru sahibine bildirilir. İtirazın tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itirazlara karşı gerekçeli görüşler ileri sürülebilir veya gerekli görülürse istemler değiştirilebilir. İtiraz; görüşler ve varsa başvuruda yapılan değişiklik talepleri de dikkate alınarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı tarafından incelenir ve nihai karar verilir.
Patentin verilmiş olması, geçerliliği ve yararlılığı konusunda Kurumumuz tarafından garanti verildiği şeklinde yorumlanamaz ve Kurumun sorumluluğunu da doğurmaz.
Bir patentin korunması için gerekli olan yıllık ücretler üçüncü yıldan başlamak üzere her yıl (patentin koruma süresi boyunca) vadesinde ödenir. Vade tarihi, başvuru tarihine tekabül eden ay ve gündür. Yıllık ücretler, vadesinde ödenmediği takdirde ek ücretle birlikte vadeyi takip eden altı ay içinde de ödenebilir. Yıllık ücretlerin bu süre içinde de ödenmemesi halinde patent hakkı, bu ücretin son ödeme tarihi itibariyle sona erer. Ancak, patent hakkının sona erdiğine ilişkin bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde telafi ücretinin ödenmesi halinde patent hakkı, ücretin ödendiği tarih itibariyle yeniden geçerlilik kazanır ve Bültende yayımlanır. Söz konusu telafi ücretinin ödenmemesi durumunda hakların yeniden tesisi için talepte bulunulabilir.[25]
Patent sahibi veya yetkili kıldığı kişi, patentle korunan buluşu kullanmak zorundadır. Kullanma zorunluluğu, patentin verildiğine ilişkin ilanın ilgili bültende yayınlandığı tarihten itibaren üç yıllık veya patent başvurusu tarihinden itibaren dört yıllık sürelerden hangisi daha geç sona eriyorsa, bu süre içinde gerçekleştirilir. Patentin kullanıldığına ya da kullanılamadığına ilişkin beyanın anılan süre içinde Kuruma sunulması halinde bu durum sicile kaydedilerek Bültende yayımlanır.[26] Bu süre içinde kullanıldığına dair bildirim yapılmayan patentler Bültende yayımlanır.
Talep edilmesi halinde, patentin verilmesine ilişkin yayımdan sonra belge düzenleme ücreti ödenerek patent belgesi düzenlenebilir.[27]
Türk Patent ve Marka Kurumunun sunduğu hizmetlere ilişkin ücretlerde, ödemenin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan Ücret Tebliği dikkate alınmalıdır.
Belge olmuş dokümanın PDF haline buradan ulaşılabilir.
Verilen patent ilanı 23.01.2020 tarihinde Bültende yayınlanmıştır. Bunu takiben 6 aylık süre içinde SMK m.99 uyarınca üçüncü kişiler patent belgesine itirazda bulunabilir. Yukarıda belirtildiği üzere, bu tür itirazlar Patent Dairesi değil Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesince (YİDD) oluşturulan bir Kurul tarafından değerlendirilir. Kurul YİDD Başkanının yanı sıra Patent Dairesinden buluş konusunda uzman iki Sınai Mülkiyet Uzmanı (kararı veren inceleme uzmanı bunlar arasında bulunmaz) olmak üzere üç kişiden oluşur.
Kurum, yapılan itirazı patent sahibine bildirir. Patent sahibi bu bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde görüşlerini sunabilir veya patentte değişiklikler yapabilir.[28] Patentte değişiklik yapılması durumunda değişen metin ile bu değişikliklerin metin içerisinde nerelerde yapıldığının açık ve anlaşılır bir şekilde gösterildiği sayfalar da Kuruma sunulur. Değişiklikler, içerik olarak açık ve anlaşılır nitelikte olmalıdır.[29] Üç aylık süre içerisinde herhangi bir bildirimde bulunulmaması halinde söz konusu itiraz hakkında mevcut bilgi ve belgeler çerçevesinde değerlendirme yapılır.
Üçüncü kişiler 10.04.2020’de patent konusunun, 82 nci ve 83 üncü maddelere göre patent verilebilirlik şartlarını taşımadığı yönünde itirazda bulunmuştur.[30] Kurum, 6 aylık itiraz süresinin bitiminin ardından 02.08.2020’de yapılan itirazı patent sahibine bildirmiştir. Patent sahibi 10.10.2020’de itiraza karşı görüşlerini Kuruma bildirmiştir.
Yazıyı uzatmamak adına itirazın yalnızca istem 1 ile ilgili kısımları değerlendirilmiştir.
ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN SMK m.99 KAPSAMINDA İTİRAZI
Üçüncü kişiler patent konusunun, patent verilebilirlik şartlarını taşımadığı yönünde SMK m.99 kapsamında YİDD’ye itirazda bulunmuştur ve aşağıdaki dokümanları sunmuştur:
Patent belgesine konu istem 1’in D3 ve D4 karşısında buluş basamağı içermediği ileri sürülmüştür. [31] Buna göre:
D3 dokümanındaki buluş bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılan ve aşağıdakileri içeren bir kişisel itme aygıtı (şekil 1-2) olup, şunları içerir:
sert bir elemanın (4,14,15) karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler (2,3),
iticilerin havayı hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçları (6, 7a, 8a, 11a, 11b) olup ayrıca şunları içerir:
sert eleman (4,14,15) üzerinde konumlanmış ve bir kullanıcının elleriyle tutulacak ve hareket ettirilecek şekilde yapılandırılmış kavrama araçları veya bir kavrama yüzeyi (14, 15, 17, 19, şekil 2-3),
burada her bir itici (2,3), söz konusu sert elemanın (4,14,15) ilgili bir ucuna monte edilmiş bir yuva (9,10) ve yuva içine monte edilmiş bir hava hareket ettirme aracı (7,8) içerir.
Buna göre D3 ile istem 1 arasındaki fark, D3’te sert elemanın bir çubuk veya boru olarak tanımlanmamış olmasıdır. Ancak çubuk veya boru yapısal bir malzeme olarak iyi bilindiği ve oldukça eski bir kullanıma sahip olduğu için başvurunun yapıldığı tarihte, teknikte uzman kişinin iticileri birbirine ilişkilendirmek için aşikâr biçimde seçeceği bir malzemedir.
Ayrıca D4’ten görüldüğü üzere kişisel itme araçlarında, boru kesitli malzemeden yapılmış ve kullanıcı tarafından takılabilen bir çerçeve (19, 25 ve 33) kullanımı iyi bilinmektedir. (bkz. Şekil 2, 3, 7, 8, 9, 11) Buna göre teknikte uzman kişi D3’teki sert elemanı D4’te öğretildiği gibi borudan yapmayı aşikâr bir biçimde bilecektir.
D3 ile istem 1 arasındaki diğer fark iticilerin her birinin 15 ila 25 kg itme sağlamasıdır. D3’te sağlanan itme ile ilgili sayısal bir değer verilmemiştir ancak D3’te kullanıcının ve cihazın taşınabilmesine yetecek itme gücüne (bkz. paragraf 45, satır 1-2) sahip olduğu belirtilmiştir. Teknikte uzman kişi kullanıcının ve cihazın taşınabilmesine yetecek itme gücünü sağlamak için istemde bahsi geçen sayısal değerleri aşikâr bir şekilde seçecektir.
D3 ile istem 1 arasındaki bir diğer fark havayı hareket ettiren her bir cihazın, bir eksen etrafında 10.000 ila 100.000 rpm’de dönmesidir. Havayı hareket ettiren kişisel itme araçlarında dönüş hızı ile ilgili olarak, başlangıçta, dönüş hızı seçiminin, kullanıcıyı hareket ettirmek için gereken istenen hız ve/veya itme değeri ile tanımlanacağı ve en azından istenen bir hız ile sürüleceği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, bir çalışma hızı seçimi, öğretilen özelliklerin bir optimizasyonu olarak anlaşılacaktır. Buna göre, bir istemin genel koşullarının önceki teknikte açıklandığı durumlarda, optimum veya uygulanabilir aralıkları rutin deneylerle keşfetmek buluş niteliğinde değildir, zira başvuru sahibi talep ettiği geniş hız aralığını (10.000 ila 100.000 rpm) neden seçtiğini açıklamamış, bu aralığa özgü kritik bir sebep göstermemiştir.
Yukarıdaki sebeplerden ötürü teknikte D3 dokümanını dikkate alan uzman kişi D4’teki öğretiyi kullanarak aşikâr bir biçimde buluş konusu isteme ulaşacaktır.
Üçüncü kişiler itirazda ayrıca patente konu istem 1’in D3 ve D5 karşısında da buluş basamağı içermediğini ileri sürmüştür. Buna göre D5’teki buluş bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılan ve aşağıdakileri içeren bir kişisel itme aygıtı (şekil 1-2) olup, şunları içerir:
sert bir elemanın (16) karşılıklı uçlarında konumlanmış, suyu hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler (18,19), burada sert eleman bir çubuk veya borudur; (bkz. sütun 3, satır 60-63, şekil 4)
iticilerin suyu hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçları (86, 88) olup ayrıca şunları içerir:
sert eleman (16) üzerinde konumlanmış ve bir kullanıcının elleriyle tutulacak ve hareket ettirilecek şekilde yapılandırılmış kavrama araçları veya bir kavrama yüzeyi (20, 21),
burada her bir itici (18,19), söz konusu sert elemanın (16) ilgili bir ucuna monte edilmiş bir yuva (36) ve yuva içine monte edilmiş bir su hareket ettirme aracı (bkz. şekil 5-6 pervane) içerir.
Şekil 15: D5 (US4996938) dokümanına ait Şekil 1 ve 2
İticilerin 15 ila 25 kg itme sağlaması ve havayı hareket ettiren cihazların, bir eksen etrafında 10.000 ila 100.000 rpm’de dönmesi yukarıda D3 açıklanırken anlatılan sebeplerden ötürü istem 1’e buluş basamağı kazandıracak bir fark sağlamamaktadır.
D5 ile istem 1 arasındaki fark, D5’teki aygıtın suda kullanılması, istem 1’deki aygıtın ise havada kullanılmasıdır. Bir başka deyişle sadece aygıtın içinde bulunduğu akışkan değişiktir.
Patente konu buluşun amacının daha esnek ve kontrol edilebilir bir kişisel itme aygıtı geliştirmek olduğu tarifnamesinden anlaşılmaktadır. Aynı amacın D5 tarafından da gerçekleştirildiği dile getirilmektedir. (bkz. sütun 1, satır 31-34) Buna göre D3’teki yapılanmayı bilen teknikte uzman kişi, daha esnek ve kontrol edilebilir bir kişisel itme aygıtı elde etmek amacıyla D5’teki öğretiyi göz önüne alarak buluş konusu istem 1’e aşikar biçimde ulaşacaktır.
Şekil 16: D5 (US4996938) dokümanına ait Şekil 4 ve 5
BELGE SAHİBİNİN İTİRAZA KARŞI GÖRÜŞÜ
Belge sahibi 10.10.2020’de üçüncü kişiler tarafından sunulan itiraza karşı görüşlerini Kuruma bildirmiştir. Belge sahibinin istemlerinde herhangi bir değişiklik yapmadığı görülmektedir.
Belge sahibinin görüşleri özetle aşağıdaki gibidir:
D3’te iticiler bir çubuk veya borunun iki ucu üzerinde konumlanmamış, kullanıcının sırtında bulunan bir bağlantı aracı ile birleştirilmiştir. Ancak, çubuk veya borunun yapısal bir malzeme olarak iyi bilinmesi ve eskiden beri kullanılıyor olması teknikte uzman kişinin iticileri birbirine ilişkilendirmek için aşikâr biçimde seçeceği bir malzeme olduğunu göstermeyecektir. Zira tekniğin bilinen durumunda bulunan tüm dokümanlar incelendiğinde hepsinde itme aygıtlarının kullanıcının önünde değil, arkasında konumlandığı görülmektedir. Hiçbir yapılanmada boru üzerinde konumlanmış iticiler bulunmamaktadır. Eğer boru kullanımı teknikte uzman kişinin aklına aşikâr bir biçimde geliyor olsaydı, tekniğin bilinen durumunda bunun örneklerini bulabilirdik. Söz konusu fark, sıradan olmayıp, buluşa kullanımda ve kontrolde esneklik sağlamaktadır. Mevcut buluşla, çubuğun veya borunun karşıt ucundaki iticiler, kullanıcının vücudunun önünde tutulur ve bu sayede, kara sörfü tahtası benzeri bir araç üzerinde bir spor faaliyetinde bulunurken kullanıcıya yatay yönde itiş sağlar. Daha önceden bilinen düzenlemelerde, itme sağlamak için pervane/fan her zaman bir kullanıcının sırtında konumlandırılmıştır. Bunun nedeni, her zaman pervaneden kaynaklanan kuvvetin cismin merkezinden hareket etmesi gerektiği düşünüldüğü içindir. Tekniğin bilinen durumunda uzun süredir kullanılan bu çalışma prensibini değiştirmek için herhangi bir açıklama veya öneri yoktur.
D4’teki kişisel itme aracında, boru kesitli malzemeden yapılmış ve kullanıcı tarafından takılabilen bir çerçevenin kullanıldığı görülmektedir. Ancak teknikte uzman kişi D3’teki sert elemanı D4’e bakarak borudan yapmayı aşikâr bir biçimde çıkaramayacaktır zira aşağıdaki karşılaştırmalı şekilden de görüleceği üzere (bkz. Şekil 17) her iki unsur hem yapısal olarak hem de kullanım olarak farklıdır. Üstelik D4’teki yapılanmada bir borunun iki ucunda konumlanmış iticiler bulunmamakta, iki borunun birleştiği bölgede tek bir itici bulunmaktadır. Buluşa ait söz konusu yapılanma bir tasarım seçimi olmayıp, kullanımda ve kontrolde esneklik sağlamak amacıyla geliştirilmiştir.
Şekil 17: 2017/999999 nolu patent belgesine ait Şekil 1 ve D4 dokümanına ait Şekil 7
Tekniğin bilinen durumundaki dokümanların hiçbiri 15 ila 25 kg itme sağlayan iticilerden ve 10.000 ila 100.000 rpm’de dönen havayı hareket ettiren cihazlardan bahsetmemektedir.
Ayrıca, hava hareket ettirme aracının dönüşü geleneksel sistemlerden çok daha yüksektir ve bu nedenle yüksek dönüş nedeniyle dönme torku çok düşüktür (bkz. sayfa 5 satır 15-22). Düşük tork sayesinde, kullanıcı çubuğu/boruyu bilek ve kol hareketi ile doğrudan kontrol edebilir. Bu haliyle, bu düzenleme, önceki tekniğe ait arkaya monte edilmiş düzenlemelere salt bir alternatif olmaktan çok daha fazlasıdır.
Yukarıda açıklandığı gibi, D3 ile buluş arasında çok sayıda farklılık vardır. D3, dikey bir kalkış sağlayan kişisel bir uçuş cihazı olan çok farklı bir aparatla ilgilidir (bkz. paragraf 0002). Teknikte uzman bir kişinin buluşa ulaşabilmesi için D3’teki aparatta çok sayıda değişiklik yapması gerekecektir. Ancak bunun nasıl ve neden yapılacağına dair bir açıklama da yoktur. İstem 1’deki aygıt sadece farklı bir fiziksel düzenleme değildir, aynı zamanda farklı bir şekilde kullanılmaktadır.
İstem 1, D5 karşısında da yenilik ve buluş basamağı kriterlerini sağlamaktadır, zira D5 sualtında kullanılmak üzere geliştirilmiş bir cihaz olup, tamamen farklı bir alana ait teknolojiye sahiptir. Suda ve havada çalışan araçlar pek çok açıdan farklılık gösterir ve birbirinin yerine kullanılması mümkün değildir. Teknikte uzman kişi D3’ü en yakın doküman olarak alsa bile D5’i değerlendirmeye almayacaktır, zira söz konusu doküman buluşa uzak bir alandandır. Yine kavrama yüzeyi (14) buluşta şekil 1’de görüldüğü gibi borunun üzerinde değil, ayrı bir tutma aparatı olarak boruya bağlanmıştır. (bkz. D5, şekil 4, referans 21)
YENİDEN İNCELEME VE DEĞERLENDİRME DAİRESİNİN KARARI
Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi (YİDD) tarafından oluşturulan Kurul SMK m.99 kapsamında patent belgesine yapılan üçüncü kişi itirazını ve belge sahibinin karşı görüşlerini değerlendirerek nihai kararını 21.12.2020’de vermiştir. Kurul değerlendirmesinde aşağıdaki dokümanları kullanmıştır:
[1]. Kurul D3’ü istem 1 için tekniğin bilinen durumunda en yakın doküman olarak almıştır. Yazıyı uzatmamak adına önceki argümanlar burada aynen tekrarlanmayacaktır. Daha önce inceleme raporunda belirtildiği üzere:
[2]. D3 ile istem 1 arasındaki temel fark aygıtın kullanıcının omuzlarında değil, vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılmış olması ve iticilerin bir çubuk veya borunun uçlarına konumlanmış olmasıdır.
[3]. Bu farkın yarattığı teknik etki kullanıcının boruyu bilek ve kol hareketi ile doğrudan kontrol edebilmesidir.
[4]. Buluşun çözümünü amaçladığı teknik problem yüksek derecede esneklik ve kontrol edilebilirlik sağlayan bir kişisel itme aygıtı geliştirmektir.
[5]. D5’teki aygıt su altında kullanılan bir kişisel itme aygıtıdır. Kişisel itme aygıtları konusunda uzman kişinin bu dokümandan da haberdar olması beklenir. Buna göre D3’teki buluşu göz önüne alan teknikte uzman kişi, teknik problemi çözmek için D5’teki kişisel itme aygıtını kullanacaktır. Zira D5’teki yapılanma da kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde (kullanıcı D5’teki aygıtı kollarıyla yukarı yönde tutabileceği gibi yüzme esnasında önünde de tutabilir) yapılandırılmış ve iticiler bir çubuk veya borunun uçlarına konumlanmıştır. Bu sayede kullanıcı boruyu bilek ve kol hareketi ile doğrudan kontrol edebilmektedir. D5’te buluşun amacının daha esnek ve kontrol edilebilir bir kişisel itme aygıtı geliştirmek olduğu da belirtilmektedir. (bkz. tarifname sütun 1, satır 31-34) Buna göre D3’teki yapılanmayı bilen teknikte uzman kişi, daha esnek ve kontrol edilebilir bir kişisel itme aygıtı elde etmek amacıyla D5’teki öğretiyi uygulayarak buluş konusu istem 1’e aşikar biçimde ulaşacaktır.
D3 ile istem 1 arasındaki diğer bir fark iticilerin her birinin 15 ila 25 kg itme sağlamasıdır. D3’te sağlanan itme ile ilgili sayısal bir değer verilmemiştir ancak D3’te kullanıcının ve cihazın taşınabilmesine yetecek itme gücüne (bkz. paragraf 45, satır 1-2) sahip olduğu belirtilmiştir. Teknikte uzman kişi kullanıcının ve cihazın taşınabilmesine yetecek itme gücünü sağlamak için istemde bahsi geçen sayısal değerleri aşikâr bir şekilde seçecektir.
D3 ile istem 1 arasındaki bir diğer fark havayı hareket ettiren her bir cihazın, bir eksen etrafında 10.000 ila 100.000 rpm’de dönmesidir. Havayı hareket ettiren kişisel itme araçlarında dönüş hızı ile ilgili olarak, başlangıçta, dönüş hızı seçiminin, kullanıcıyı hareket ettirmek için gereken istenen hız ve/veya itme değeri ile tanımlanacağı ve en azından istenen bir hız ile sürüleceği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, bir çalışma hızı seçimi, öğretilen özelliklerin bir optimizasyonu olarak anlaşılacaktır Buna göre, bir istemin genel koşullarının önceki teknikte açıklandığı durumlarda, optimum veya uygulanabilir aralıkları rutin deneylerle keşfetmek buluş niteliğinde değildir, zira başvuru sahibi talep ettiği geniş hız aralığına (10.000 ila 100.000 rpm) özgü kritik bir sebep göstermemiştir.
D5’te kavrama yüzeyi buluşta şekil 1’de (referans 14) görüldüğü gibi borunun üzerinde değil, ayrı bir tutma aparatı olarak boruya bağlanmıştır. (bkz. D5, şekil 4, referans 21) Ancak bu unsuru tanımlamak için istem 1’de belirtilen ifade “sert eleman (12) üzerinde konumlanmış ve bir kullanıcının (100) elleriyle tutulacak ve hareket ettirilecek şekilde yapılandırılmış kavrama araçları (14) veya bir kavrama yüzeyi” şeklindedir. Buna göre D5’te 21 nolu referans ile gösterilen manevra kolu da bu kapsamda bir kavrama aracıdır.
Buna göre patent belgesine konu istem 1’in D3 ve D5 karşısında buluş basamağı kriterini sağlamadığı görülmektedir.
İstem 1’in D3 ve D4 karşısında da buluş basamağı içermediğine karar verilmiştir. Buna göre:
D3 dokümanındaki buluş bir kullanıcının vücudunun önünde tutulacak şekilde yapılandırılan ve aşağıdakileri içeren bir kişisel itme aygıtı (şekil 1-2) olup, şunları içerir:
sert bir elemanın (4,14,15) karşılıklı uçlarında konumlanmış, havayı hareket ettiren birinci ve ikinci iticiler (2,3),
iticilerin havayı hareket ettirmesini sağlamak için çalıştırılan tahrik araçları (6, 7a, 8a, 11a, 11b) olup ayrıca şunları içerir:
sert eleman (4,14,15) üzerinde konumlanmış ve bir kullanıcının elleriyle tutulacak ve hareket ettirilecek şekilde yapılandırılmış kavrama araçları veya bir kavrama yüzeyi (14, 15, 17, 19, şekil 2-3),
burada her bir itici (2,3), söz konusu sert elemanın (4,14,15) ilgili bir ucuna monte edilmiş bir yuva (9,10) ve yuva içine monte edilmiş bir hava hareket ettirme aracı (7,8) içerir.
D3 ile istem 1 arasındaki fark, D3’te sert elemanın bir çubuk veya boru olarak tanımlanmamış olmasıdır. Ancak D4’ten görüldüğü üzere kişisel itme araçlarında, boru kesitli malzemeden yapılmış ve kullanıcı tarafından takılabilen bir çerçeve (19, 25 ve 33) kullanımı iyi bilinmektedir. (bkz. Şekil 2, 3, 7, 8, 9, 11) Buna göre teknikte uzman kişi D3’teki sert elemanı D4’te öğretildiği gibi borudan yapmayı aşikâr bir biçimde bilecektir.
İticilerin 15 ila 25 kg itme sağlaması ve havayı hareket ettiren cihazların, bir eksen etrafında 10.000 ila 100.000 rpm’de dönmesi yukarıda D3 ve D5 dokümanı açıklanırken anlatılan sebeplerden ötürü istem 1’e buluş basamağı kazandıracak bir fark sağlamamaktadır.
Yukarıdaki sebeplerden ötürü teknikte D3 dokümanını dikkate alan uzman kişi D4’teki öğretiyi kullanarak aşikâr bir biçimde buluş konusu isteme ulaşacaktır.
Kurul yaptığı değerlendirmenin ardından 21.12.2020’de patentin hükümsüzlüğüne karar vermiştir.[32] Hükümsüzlük kararı 22.01.2021’de Resmi Patent Bülteninde yayınlanmıştır. Kurul kararları Kurumun nihai kararı olup, bu kararlara karşı Kurum nezdinde tekrar itiraz edilemez. Kurulun nihai kararlarına karşı, kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir.[33]
KURUM KARARINA İTİRAZ
Belge sahibi 15.02.2021’de süresi içinde Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde TÜRKPATENT’in vermiş olduğu hükümsüzlük kararına karşı dava açmıştır. Dava dilekçesinde YİDD Kurulunun verdiği 21.12.2020 tarihli patentin hükümsüzlüğü kararının iptali ve Belgenin devamı talep edilmiştir. Belge sahibi özetle şu itirazlarda bulunmuştur:
D3 ile buluş arasında çok sayıda farklılık vardır. D3, dikey bir kalkış sağlayan kişisel bir uçuş cihazı olan çok farklı bir aparatla ilgilidir. Teknikte uzman bir kişinin buluşa ulaşabilmesi için D3’teki aparatta çok sayıda değişiklik yapması gerekecektir. İstem 1’deki aygıt sadece farklı bir fiziksel düzenleme değildir, aynı zamanda farklı bir şekilde kullanılmaktadır.
D3’te iticiler bir çubuk veya borunun iki ucu üzerinde konumlanmamış, kullanıcının sırtında bulunan bir bağlantı aracı ile birleştirilmiştir. Ancak, çubuk veya borunun yapısal bir malzeme olarak iyi bilinmesi ve eskiden beri kullanılıyor olması teknikte uzman kişinin iticileri birbirine ilişkilendirmek için aşikâr biçimde seçeceği bir malzeme olduğunu göstermeyecektir. Zira tekniğin bilinen durumunda bulunan tüm dokümanlar incelendiğinde hepsinde itme aygıtlarının kullanıcının önünde değil, arkasında konumlandığı görülmektedir. Hiçbir yapılanmada boru üzerinde konumlanmış iticiler bulunmamaktadır. Eğer boru kullanımı teknikte uzman kişinin aklına aşikâr bir biçimde geliyor olsaydı, tekniğin bilinen durumunda bunun örneklerini bulabilirdik. Söz konusu fark, sıradan olmayıp, buluşa kullanımda ve kontrolde esneklik sağlamaktadır. Mevcut buluşla, çubuğun veya borunun karşıt ucundaki iticiler, kullanıcının vücudunun önünde tutulur ve bu sayede, kara sörfü tahtası benzeri bir araç üzerinde bir spor faaliyetinde bulunurken kullanıcıya yatay yönde itiş sağlar. Daha önceden bilinen düzenlemelerde, itme sağlamak için pervane/fan her zaman bir kullanıcının sırtında konumlandırılmıştır. Bunun nedeni, her zaman pervaneden kaynaklanan kuvvetin cismin merkezinden hareket etmesi gerektiği düşünüldüğü içindir. Tekniğin bilinen durumunda uzun süredir kullanılan bu çalışma prensibini değiştirmek için herhangi bir açıklama veya öneri yoktur.
D5 sualtında kullanılmak üzere geliştirilmiş bir cihaz olup, tamamen farklı bir alana ait teknolojiye sahiptir. Suda ve havada çalışan araçlar pek çok açıdan farklılık gösterir ve birbirinin yerine kullanılması mümkün değildir. Teknikte uzman kişi D3’ü en yakın doküman olarak alsa bile D5’i değerlendirmeye almayacaktır, zira söz konusu doküman buluşa uzak bir alandandır. D5’in sınıfı A63B35/12 olarak tespit edilmiştir ancak Belgeye konu buluşun sınıfı A63C’dir. Ayrıca D5’te iki itici arasında bir gövde (12) bulunmaktadır, ancak istem 1’de böyle bir gövde yoktur.
D4’teki kişisel itme aracında, boru kesitli malzemeden yapılmış ve kullanıcı tarafından takılabilen bir çerçevenin kullanıldığı görülmektedir. Ancak teknikte uzman kişi D3’teki sert elemanı D4’e bakarak borudan yapmayı aşikâr bir biçimde çıkaramayacaktır zira her iki unsur hem yapısal olarak hem de kullanım olarak farklıdır. Üstelik D4’teki yapılanmada bir borunun iki ucunda konumlanmış iticiler bulunmamakta, iki borunun birleştiği bölgede tek bir itici bulunmaktadır. Buluşa ait söz konusu yapılanma bir tasarım seçimi olmayıp, kullanımda ve kontrolde esneklik sağlamak amacıyla geliştirilmiştir.
Tekniğin bilinen durumundaki dokümanların hiçbiri 15 ila 25 kg itme sağlayan iticilerden ve 10.000 ila 100.000 rpm’de dönen havayı hareket ettiren cihazlardan bahsetmemektedir.
Mahkeme YİDD kararını ve yapılan itirazı değerlendirip kararını verecektir.
Bu yazının PDF formatında yazılabilir haline buradan ulaşılabilir.
[1] Orijinal başvuru PCT/GB2012/053172 nolu PCT başvurusudur. İngiltere rüçhanına sahip olup, uluslararası yayın numarası WO2013093447 A1’dir. Rüçhan tarihi: 23.12.2011; Uluslararası başvuru tarihi: 18.12.2012. EPO’ya ve USPTO’ya ulusal aşamada giriş yapmıştır.
[17] [0042] In use, the pilot stands in the space 20 (FIG. 2) and is strapped to the device by means of a parachute type a harness (not shown) which is mounted on the housing 4. Once strapped in, the pilot starts the engine 6 to rotate the fans 7,8 within the ducts 9,10 to give vertical lift to the device. The amount of lift is governed by the acceleration of the engine 6, which is controlled by the throttle 16. Forward movement is given by angling the control vanes of the fans 2,3 using the control levers 17,19. The control vanes also are used to turn the device left or right.
[20] A personal propulsion apparatus (10) configured to be held forward of a user’s body comprising:
first and second air-moving thrusters (16) arranged at opposed ends of a rigid member (12), the rigid member being a bar or tube;
drive means operable to cause the thrusters to move air; and gripping means (14) or a gripping surface arranged on the rigid member (12) and configured to be held by a user’s (100) hands,
wherein the first and second thrusters are each configured to provide 15 to 25 kg of thrust,
wherein each thruster (16) comprises a housing (18) mounted to a respective end of said rigid member (12), and an air moving device (22) mounted within the housing, and wherein each air moving device rotates about an axis at 10,000 to 100,000 rpm.
[31] Başvurunun orijinali her ne kadar EPO’da belge almış olsa da, A.B.D.’de (US2015064004 A1) buluş basamağı içermediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Uzman burada üçüncü kişi itirazı olarak gösterilen D3 ve D4 dokümanını kullanarak istem 1’in buluş basamağı içermediği yönünde karar vermiştir.
Riot Games, INC. şirketi USPTO Temyiz Kuruluna, Paltalk Holdings, INC. şirketine ait 6,226,686 numaralı patentin aşağıda belirtilecek istemlerinin patentlenebilir olmadığına dair bir dilekçe vermiştir. İnceleme sonucunda USPTO Temyiz Kurulu, istemlerin buluş basamağını aşmadığı iddialarının yerinde olduğu gerekçesiyle 6,226,686 numaralı patentin 1-4, 7-21, 28-34, 35, 39 40, 47-54, 56,57 ve 64-70. istemlerinin A.B.D Patent Kanunu’nun (35 U.S.C.) 103. maddesi uyarınca patentlenemeyeceğine karar verdi.
Riot Games, INC. şirketi,
2006 yılında Los Angeles’da kurulmuş olan Dünyaca
ünlü, oyun yapım şirketidir. Riot Games şirketinin bilinen en ünlü oyunu ise
League of Legends’dır. Dilekçeye taraf olan diğer
şirket Paltalk Holdings, INC. ise, 6,226,686 patentin sahibi olan, online
platformlar üzerinde olmak üzere kullanıcılarına konuşma odaları, mesajlaşma
gibi hizmetler sağlayan bir şirkettir.
Olayın geçmişine kısaca değinecek olursak, Paltalk Holdings INC. Şirketi, Riot Games, INC şirketinin League of Legends oyunundaki sohbet odalarındaki kullanımlarının ‘686 numaralı patent hakkına tecavüz oluşturduğu iddialarıyla 16 Aralık 2016 tarihinde patent tecavüzü davası açar. Riot Games, INC şirketi ise bir savunma mekanizması olan ‘’Inter Partes Review’’ talebinde bulunur. Riot Games,INC. şirketinin bu talebi üzerine USPTO Temyiz Kurulu istemi kabul eder, duruşma yaparak, yukarıda belirtilen istemlerin A.B.D. Patent Kanunu’nun (35 U.S.C.) 103. maddesine göre patentlenebilir olup olmadığına ilişkin değerlendirmesine başlar.
USPTO Temyiz Kurulu kararına değinmeden önce, Inter Partes Review adı verilen dilekçenin anlamını ve taraflara nasıl bir imkan verdiğini inceleyecek olursak. Inter Partes Review mekanizması, 2012 yılında yürürlüğe girmiştir. Amacı, geçerli (valid) patentlerin istemlerinin A.B.D Patent Kanunu’nun (35 U.S.C.) 102. ve 103. maddeleri uyarınca USPTO Temyiz Kurulunca yeniden gözden geçirilmesini sağlamaktır. Bu mekanizma öncesinde, bir patentin geçerli olup olmadığına dair incelemeye yetkili kurum Bölge Mahkemeleriydi.
Yeni sayılabilecek bu sistemde, A.B.D Patent Kanunu’nun 286. maddesine göre, Inter Partes Review isteminde bulunan taraf, patent koruma süresi dolmuş olsa dahi, daha önce meydana gelen zararlarını 6 yıl ile sınırlı olmak kaydıyla isteyebilecektir.
Yazının devamında gerekçelerini belirterek, Inter Partes Review ve buluş basamağını değerlendiren USPTO Temyiz Kurulu’nun 14 Mayıs 2019 tarihli kararına yer vereceğiz, karar metninin Riot Games v Palktalk Holdings bağlantısından görülmesi mümkündür.
İnceleme konusu olan Paltalk Holdings, INC. Şirketine ait ‘686
numaralı patent, interaktif uygulamalar için sunucu grup mesajı sistemi başlığı altında yer alan,
interaktif uygulamaları ana bilgisayarları ve grup mesajlaşma sunucularını içeren bir ağ üzerinden dağıtma yöntemi metodunu tanımlamaktadır. Internet
gibi ağlar üzerinden dağıtılan paylaşılan, interaktif uygulamalar için ana bilgisayarlar arasında yönlendirme mesajlarını belirtir.
İnceleme talebinde bulunan Riot Games, INC. şirketi, dilekçesinde istem 1–4, 7–21, 28–30, 34, 35, 39, 40, 47–49, 53, 54, 56, 57, 64–66 ve 70’in Aldred ve RFC 1692’ye göre daha önceden belirtilen istemlerin değinildiğini ve buluş basamağının aşılmadığını belirtir. A.B.D. Patent Kanunu’nun (35 U.S.C) 103. maddesine göre göre, bir buluşun patentlenebilir olmasının şartlarından birisi de buluş basamağının aşılmasıdır.
A.B.D. Patent Kanunu’na göre, bir buluşun patent elde edebilmesi için tekniğin bilinen durumunun aşılması (non-obviousness), kullanılacak tekniğe yararlı (useful) ve yenilik (novelty) özelliklerine sahip olması gerekmektedir. Buluş basamağı, yenilik kavramı ile benzerlik göstermektedir. Fakat, buluş basamağı kavramında daha çok buluşun daha önceki patent başvurularında bilinip bilinmediği, buluşun daha önce yazılı şekilde tanımlanıp tanımlanmadığı gibi sorulara cevap vermesi gerekmektedir. Yeni bir buluş patent koruması altında olan diğer buluşlardan farklılık gösterse, bazı durumlarda yeni bir buluş olsa dahi patentlenemeyebilmektedir. Buluş basamağı kavramı, yeterli farklılık yani, o alandaki uzmana göre buluşun açık bir şekilde olmaması anlamına gelmektedir.
Buluş basamağının tespiti için Graham testi adı verilen 4 aşamalı
bir değerlendirme yapılmaktadır:
Önceki tekniğin
kapsamı ve içeriği;
İstemin söz konusu olduğu konu ile önceki teknik arasındaki farklar;
Buluş konusunundaki
tekniğin kullanılma şekli ve
Buluşun o alanda
uzman veya kamu nazarın açık, daha önceden belli olmadığına dair kanıtlar. Bknz. Graham v. John Deere Co., 383 U.S.
1, 17–18 (1966).
Yukarıda belirtildiği gibi, (i) tekniğin o alanda hangi sorunları çözdüğü, (ii) tekniğin alanıyla ilgili hangi sorunların bulunduğu gibi sorulara cevap veriliyor olması gerekmektedir.
USPTO Temyiz Kurulu değerlendirmelerine, ağda ortak çalışma başlıklı 26 Mayıs 1994 tarihinde yayınlanan Aldred uluslararası başvurusu ile devam eder. Aldred, ağda ortak çalışma için programlanabilir iş istasyonu ile ilgili olup, devreler arasında veri ve kaynakları paylaşan, paylaşım grubunun üyelerini bağlayan veri kanallarını paylaşan programların kümesinin paylaşımını içerir.
Şekil
3, A, B, C, D ve E devreler arasında veri ve kaynakları paylaşan uygulamaları göstermektedir.
Şekil 4, Şekil 3’teki uygulamaların paylaşımı arasındaki iki paylaşım setini göstermektedir.
Ağustos 1994’te yayınlanan
“Transport Multiplexing Protocol
(TMux)” adlı RFC 1692, İnternet topluluğu için internet standartları izleme protokolü
olup, iyileştirmeler için tartışma ve önerileri içermektedir. RFC 1692, TMux protokolunun birden çok tek bir bağlantı üzerinde bir çok terminal açmasını sağlayan ve verimliği artırıp, sistem yönetimini kolaylaştıran bir protokoldür.
RFC 1692, TMux’un,
uygulama tipinden bağımsız olarak, bir sunucu ile ana bilgisayar arasında birleştirilebilen
birden çok kısa nakil
segmentine izin veren bir protokol olduğunu açıklar. Bu nedenle, “TMux, ağ trafiğini artırmak
ve birçok kısa paket içeren çok sayıda oturum
gerçekleştiren ana
bilgisayarlardaki yükü azaltmak için” tasarlanmıştır.
Riot, INC. şirketi dilekçesinde, Aldred’in veri akışlarının seri hale getirilmesi ve iletilmesi ve merkezi seri hale getirme noktası istemini açıkladığını ve burada veri paketleri üzerindeki kanallar aracılığıyla gönderildiğini açıklar. Sonrasında da seri hale getirilmiş kanal setlerinin her bir paylaşım grubuna iletildiğini belirtir. Riot Games INC. şirketi dilekçesinde ‘686 numaralı patentin, Aldred ve RFC 1692’de açıklananların benzer teknik olduğunu ve hepsinin bilgisayar ağ sistemleri alanlarını içerdiği özellikle RFC 1962’de TMux protokolünün kümeleştirme isteminin açıklandığını belirtmiştir.
Dolayısıyla da, USPTO Temyiz Kurulu, Aldred olarak bilinen 1993 tarihli uluslararası başvuruda “veri akışını seri hale getirme ve iletmenin” ve RFC 1692’de ağ trafiğinin ve ana bilgisayardaki yükün nasıl azaltılacağının daha önceden açıklandığını ve bunu uzman bir kimsenin bilmesi gerektiğini belirtir.
Paltalk Holdings, INC. şirketi her ne kadar, Riot Games, INC. şirketinin dilekçesinde belirttiği istemlerinin RFC 1692’de belirtilmediğini ve istemlerinin açık olmadığı belirtse de, USPTO Temyiz Kurulu, Aldred ve RFC 1692 protokolünde yer alan sistemlerin, buluş basamağının aşılmasına engel olacağı gerekçesiyle, Palktalk Holdings, INC. Şirketinin 6,226,686 numaralı patentinin 1-4, 7-21, 28-34, 35, 39 40, 47-54, 56,57 ve 64-70. istemlerinin patentlenemeyeceğine karar verir. Paltalk Holdings, INC şirketinin USPTO Temyiz Kurulunun bu kararını, Federal Bölge Mahkemesi’ne taşıyıp taşımayacağını takip edeceğiz.