Ay: Haziran 2026

Sınai Mülkiyet Haklarına Tecavüz İddiasına Dayalı Hukuk Davalarında Verilen Kararların Kesinleşmeden İcra Edilip Edilemeyeceğine İlişkin Güncel Gelişmeler


Sınai mülkiyet haklarına ilişkin ilamların kesinleşmeden icra edilip edilmeyeceğine ilişkin tartışmalar Kanun Hükmünde Kararnameler Dönemi’nde öğretide ve yargı kararlarına çokça tartışılmış; yerleşik yargı kararlarıyla sınai mülkiyet haklarına ilişkin verilen ilamların icrasının, dava türüne ilişkin herhangi bir ayrım yapılmaksızın, ancak kesinleşme ile mümkün olduğu tespit edilmişti.[1] 22.12.2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.162 hükmü ile Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi (YİDD) kararlarının iptali veya hükümsüzlük istemli davalarda verilen kararların kesinleşmedikçe icra edilemeyeceği, bu hükmün, ilamın ferileri hakkında da uygulanacağı; SMK m.172 hükmü ile 06.11.2003 tarihli ve 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’a (5000 sayılı Kanun) eklenen m.15/C hükmü ile YİDD kararlarının iptaline ilişkin ilamın kesinleşmedikçe icra edilemeyeceği, bu hükmün ilamın ferileri hakkında da uygulanacağı, SMK m.71/4 hükmüne göre, tasarımın gaspı; SMK m.111/4 hükmüne göre patentin gaspı davalarında verilen ve kesinleşen hükümlerin sicile kaydedilip bültende yayımlanacağı, bir başka ifadeyle tasarım ve patent gaspı davalarında verilen ilamın kesinleşmedikçe icra edilemeyeceği pozitif hukuki dayanağa kavuşturulmuştur.

Kanun Koyucu; SMK’den önceki dönemde verilen yargı kararlarını, öğretideki tartışmaları değerlendirmiş, istisnai bir uygulama olan kesinleşmeden icra edilememeyi, sayma yöntemiyle YİDD kararlarının iptali, hükümsüzlük ve gasp davaları ile sınırlamış, bir başka ifadeyle bu üç dava türü dışındaki davalar bakımından ilamların kesinleşmeden icra edilebileceği yönündeki iradesini ortaya koymuştur. Bununla birlikte SMK yürürlüğe girdikten sonraki dahi konuya ilişkin tartışmalar sona ermemiş; sınai mülkiyet haklarına tecavüz iddiasına dayalı davalarda verilen kararların kesinleşmeden icra edilemeyeceğine dair yargı kararları varlığını sürdürmüştür. İnceleme konumuz da bu yönde verilmiş güncel bir yargı kararına ilişkindir.

SMK ve 5000 sayılı Kanun’daki sayma yöntemine rağmen ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay tarafından verilen kararlarda sınai mülkiyet haklarının, 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.350/2 ve m.367/2 hükümleri kapsamında kişiler hukuku (şahsın hukuku) kapsamında kaldığı[2] ve bu haklara ilişkin verilen ilamların kesinleşmeden icra edilemeyeceğine ilişkin tespitlere rastlanmaktadır.[3] Bunun yanında sınai mülkiyet haklarına tecavüz iddiasına dayalı davalar şahsın hukukuna ilişkin olsa da salt tazminat istemli davaların, tarafların şahsına ilişkin bir değişikliğe neden olmayacağından bu nitelikteki davaların takibe konu edilebilmesi için kesinleşmelerinin gerekli olmadığı yönünde kararlar da mevcuttur.[4]

İstanbul Anadolu 2. Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen; marka hakkına tecavüz iddiasına dayalı ve malvarlıksal talep içermeyen davada verilen kararın, fer’ii niteliğindeki vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin kesinleşmeden icraya konu edilmesi üzerine icra şikâyet yoluna başvurulmuş ve İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesinin, aşağıda yer alan; 26.03.2026 tarihli ve E.2026/17, K.2026/215 sayılı, güncel ve miktar bakımından kesin kararıyla; ilamın şahsın hukukuna ilişkin olduğu, bu nitelikteki ilamların fer’ilerinin de kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceği gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmiştir.


SMK’nin yürürlüğe girmesinden sonraki dönemde inceleme konumuza ilişkin verilen yargı kararları ve SMK’nin ilgili hükümleri çerçevesinde; SMK’deki sayma yönteminin, sınai mülkiyet haklarının şahsın hukukuna dâhil olması durumunda bir değişikliğe neden olmadığı, bir sınırlamadan ziyade uygulamada duraksama yaşanmaması için hak sahipliğini ortadan kaldıran veya hak sahibinin değişmesi sonucunu doğuran dava türlerinin kesinleşmeden icra edilemeyeceğinin vurgulanması amacına yönelik olduğu, dava konusu tazminat ya da alacak gibi salt parasal taleplerden oluşmadıkça, söz gelimi kullanımın durdurulması ve önlenmesi gibi taleplerin de bulunması durumunda, dava konusunun şahsın hukuku kapsamında olması nedeniyle kesinleşmeden icra edilememe ilkesinin uygulanmaya devam edeceği, salt parasal talepler yönünden ise artık şahsın hukuku kapsamında kalma durumunun söz konusu olmayacağı ve bu nitelikteki kararların kesinleşmeden icra edilebileceği, SMK hükümlerinin, HMK’nin ilamların icra edilebilirliği hükümlerine sınırlama getirmeksizin, özel uygulama alanlarını vurguladığı değerlendirmesi yapılabilir.

Hükümsüzlük, YİDD kararlarının iptali ve gasp davaları bakımından kesinleşmeden icra edilememe konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Tecavüz istemli davalarda da farklı yönde kararlarla karşılaşılabilmektedir. Bu bağlamda bilhassa tecavüz istemli davalar bakımından, kesinleşmemiş kararın icraya konu edilmesi aşamasında temkinli davranılması, meslektaşların müvekkillerine olası ihtimalleri anlatarak, kesinleşmemiş kararlar cebri icra yoluna başvurma ya da başvurmama konusunda yazılı onay almaları önem arz etmektedir.

Osman Umut Karaca

osmanumutkaraca@hotmail.com

Mayıs 2026


[1] Kanun Hükmünde Kararnameler Dönemi’ne ilişkin uygulama hakkında ayrıntılı bilgi ve örnek yargı kararları için Bkz., Elif Aykurt / Osman Umut Karaca, Sınai Mülkiyet Haklarına İlişkin İlamların Kesinleşmeden Takibe Konu Olamama Sorunu, Ankara Barosu Fikrî Mülkiyet ve Rekabet Hukuku Dergisi, Yıl 17, Cilt 18, Sayı 2016/1, S.33-55, http://kutuphane.ankarabarosu.org.tr/cgi-bin/koha/opac-retrieve-file.pl?id=b07d74fce802122d4ad11aec7638b99e, (31.05.2026).

[2] Sınai mülkiyet haklarının şahsın hukuku kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği konusu, hem yargı kararlarıyla netlik kazanmış olması hem de başlı başına geniş bir çalışmanın konusu olması nedeniyle bu yazıda ayrıca tartışılmayacak ve anılan hakların şahsın hukuku kapsamında kaldığı varsayımıyla değerlendirmede bulunulacaktır.

[3] Yarg. 8. HD., 15.06.2017 tarihli, E.2015/7812, K.2017/9171 sayılı; Yarg. 12. HD., 27.11.2018 tarihli, E.2018/5953, K.2018/12256 sayılı karar. (Kararlar için Bkz., https://karararama.yargitay.gov.tr/, 31.05.2026.)

[4] Yarg. 8. HD., 25.10.2017 tarihli, E.2015/10769, K.2017/13728 sayılı; Yarg. 8. HD., 18.10.2017 tarihli, E.2015/9498, K.2017/13442 sayılı karar. (Kararlar için Bkz., https://karararama.yargitay.gov.tr/, 31.05.2026.)