“Onların orada rendelenmiş parmesan’dan kocaman bir dağı vardı, bu dağın üstünde yaşayan insanların bütün gün gnocchi ve ravioli yaparak bunları horoz suyuna çorba içinde pişirmekten ve yamaç boyunca hızla sürükleyerek aşağı göndermekten başka bir şey yaptığı yoktu, ve bunları en çok toplayabilenler en çok toplamış olurdu.…”
şeklinde tercüme edilebilecek metnin İngilizcesi şu şekildedir; “They have there a whole mountain of grated parmesan, and the people who live on it do nothing all day but make gnocchi and ravioli and cook it in capon broth, then whoosh it down the slope, and the people who collect the most collect the most.”
Yukarıdaki metin büyük İtalyan yazar ve şair Giovanni Boccaccio’nun dünyaca meşhur Decameron adlı eserinde mutluluk vadisi Bengodi’yi tarif eden bölümden alınmıştır. 1313 – 1375 yılları arasında yaşamış olan Boccaccio, Rönesans hümanizminin en önemli isimlerinden olup, Decameron da Orta Çağ İtalyan edebiyatının mihenk taşlarındandır. Boccaccio, Decameron ile dünya edebiyatının ilk hikâyecisi olarak kabul edilmektedir. Yazarın anlatım tarzı, gerçekçilik, canlılık ve mizahi bir dille öne çıkar. Eserdeki hikayeler insan doğasını ve toplumsal ilişkileri anlamak için derinlemesine bir içgörü sunar.
1348’de Avrupa’da ki büyük veba salgını boyunca tanık olduğu olaylardan etkilenen Boccaccio, 1348’de başlayıp, 1351’de bitirdiği Decameron’da salgın günlerinin Floransa’sını ele alır. Eser, veba salgınından kaçan yedi genç kadınla üç erkeğin Floransa şehrini terk ederek Toskana kırsalına sığınmaları ve burada geçirdikleri on gün boyunca anlattıkları hikayelerden oluşur. Decameron 10 gün boyunca anlatılan toplamda 100 öyküden oluşur. Kitapta salgından kaçmak için toplanan bu on genç insan gönüllerince yaşayarak gülüp eğlenmek, aklın sınırları dışına taşmayan zevkler tadabilmek amacıyla önce Fiesole dolaylarında bir evde, sonra bir şatoda konaklarlar. Cuma ve Cumartesi dışında her gün öğleden sonra birbirlerine birer öykü anlatırlar. Hikayeler, aşk, macera, mizah, trajedi ve insan doğası üzerine çeşitli konuları kapsar ve genellikle orta sınıf insanların yaşamıyla ilgili olup farklı toplumsal sınıflar, dinî figürler, soylular ve halktan insanlar arasındaki ilişkileri anlatır.
Ne oldu da şimdi durup dururken birden İtalyan Edebiyatı dersi gibi Boccaccio’dan ve Decameron’dan bahsediyoruz? Çünkü Parmesan! Çünkü taa 1348 yılında yazdığı kitapta bile Boccaccio “Parmesan”dan bahsediyor, ki aslında parmesan’ın geçmişi bundan da öncesine dayanıyor. Anlayacağınız parmesan yüzyıllardır İtalyan yaşamının bir parçası, kültürün içine nüfuz etmiş önemli bir değer ve tartışmasız bir realite.
Peki “parmesan” kelimesi “Parmigiano Reggiano”nun tercümesi/muadili midir? Mart 2023’de Singapur Yüksek Mahkemesi bu soruya cevap aradığı bir davaya baktı ve dedi ki; “evet öyledir”. Bence de kesinlikle öyledir. Aksi halde biri bana PARMESAN kelimesi nereden geliyor izah edebilir mi lütfen?
“PARMESAN”, “PARMIGIANO”, “PARMESANO” veya “PARMIGIANO REGGIANO; tüm bu terimlerin-adların temel noktası PARM ile başlamaları, ki bu da normal zira hepsi de kökünü Parma şehri ve bölgesinden alıyor.
OLAYLAR
Consorzio del Formaggio Parmigiano Reggiano (bundan sonra Konsorsiyum olarak anacağım), Parmigiano Reggiano coğrafi işareti ve markasının korunması, bunlar altındaki ürünlerin kaltiesinin korunarak ürünlerin promosyonunun yapılması ile görevlendirilmiş ve İtalya’da kanun ile kurulmuş resmi kuruluş.
23/04/2019 tarihinde Konsorsiyum “Parmigiano Reggiano” coğrafi işaretinin tescili için Singapur Marka ve Patent Ofisi’ne (IPOS) başvuruda bulunur, başvuru tescil aşamalarını sorunsuz biçimde tamamlar.
16/09/2019’da Fonterra Brands (Singapore) Pte Ltd adlı şirket IPOS’a başvurarak “Parmigiano Reggiano” için verilen korumanın Parmesan’ı kapsamaması gerektiğini çünkü Parmesan’ın Parmigiano Reggiano’nun tercümesi olmadığını iddia eder. Diğer bir anlatımla Fonterra der ki; tamam Parmigiano Reggiano coğrafi işaret olarak tescil edilsin buna bir şey demiyoruz, ama bu tescilin koruma kapsamı Parmesan kelimesine/terimine uzamasın yani Konsorsiyum’a Parmesan için de bir koruma vermeyin. En basit anlatımla Fonterra “bırakın peynir için parmesan’ı istediğimiz gibi kullanalım, parmesan diye kullanınca Parmigiano Reggiano coğrafi işaretini ihlal etmiş sayılmayalım ” diyor.
Fonterra neden bunu mesele ediyor sorusunun cevabı şirketin faaliyet alanında gizli.Fonterra, Fonterra Co-operative Group Limited isimli 10.000 süt ürünleri üreticisinin sahibi olduğu Yeni Zelanda menşeili ulusal kooperatif şirketinin bir parçası. Şirket, süt ve süt ürünlerinin üretim ve satışı ile bunların 140 ülkeye ihracından sorumlu. Üretilip satılan ürünler arasında “Perfect Italiano” markalı peynirler de var, bu peynirler Avustralya’da üretiliyor, “geleneksel stilde parmesan” (traditional style parmesan) diye pazarlanıyor ve paketlerinde İtalyan bayrağının renkleri kullanılıyor. Şahane, işte karşınızda gerçek bir Avustralya peyniri!
Konsorsiyum, doğal olarak, bu talebe itiraz ediyor. Yaptığı inceleme sonucunda Kurum Konsorsiyum lehine karar veriyor yani Parmesan kelimesi Parmigiano Reggiano’nun tercümesi/muadilidir ve Parmesan da coğrafi işaret korumasının kapsamı içinde diyor. Fonterra kararı Singapur Yüksek Mahkeme’sine taşıyor.
Mahkeme kararına geçmeden evvel IPOS’un yaptığı incelemeye kısaca bir bakalım.
IPOS önce Coğrafi İşaret Kanunu bağlamında tercüme denince ne anlaşılması gerektiğine odaklanıyor ve diyor ki; “tercüme” ile kastedilen şey kelimelerin başka bir dilde aynı anlama gelip gelmediği sorusudur. Coğrafi İşaret tercümesi yapılırken kelime kelime-motamot tercüme (literal translation) yerine orjinaline sadık tercüme (faithful translation) yani kelimenin/kavramın/terimin özünü yakalayan bir tercüme yapılması gerekir, çünkü böylesi daha doğru olacaktır + tercümenin illa ki tek bir dile ilişkin yapılması gerekmez + coğrafi işaretin tercümesinin yalnızca İngilizce tercümesi olarak anlaşılması gerekmez + tercüme yapılırken coğrafi işarete bütün olarak bakılması gerekir. O zaman bu dosyada incelenecek şey orjini İtalyanca olan “ Parmigiano Reggiano” coğrafi işaretinin orijinal dilinden İngilizce veya başka bir dile “Parmesan” olarak çevrilip çevrilemeyeceğidir.
IPOS Konsorsiyum’un sunduğu aşağıdaki Sözlük alıntılarını inceliyor;
(a) Collins Sözlüğü’nde “Parmigiano Reggiano” İngilizce olarak şöyle belirtilmiş; “Parmesan peynirinin diğer adı”
(b) Oxford Sözlüğünde “parmigiano”nun “parmesan peynirine” refere ettiği belirtilmiş
(c) Italyanca -Fransızca Larousse Sözlüğü’nde ; “Parmigiano”, “Parmigiano (Reggiano)” veya “Parmesan” olarak belirtilmiş.
IPOS Fronterra’nın coğrafi işaretin piyasada nasıl kullanıldığının önemli olduğuna dair argümanını ise reddediyor ve “Parmesan” “Parmigiano Reggiano”nun tercümesidir kanaatine varıyor.
YÜKSEK MAHKEME İNCELEMESİ VE KARAR
İhtilafın merkezi “Parmigiano Reggiano” olduğundan Mahkeme önce bu terimin/adın orjinine ve bu ad altında üretilen ürüne bakarak şu hususları tespit ediyor; “Parmigiano Reggiano” adlı peynir ilk defa 1200’lerde İtalya’da Parma ve Reggio Emilia’da bulunan manastırlarda üretilmiş ve akabinde tüm Avrupa geneline gönderilmeye başlanmıştır ki peynirin ihraç edildiği ülkeler arasında Fransa-İspanya ve Almanya da bulunmaktadır. Yüzyıllar boyunca bu peynir “Parmigiano” ve “Reggiano” kelimelerinden oluşan “Parmigiano Reggiano” terimiyle ilişkilendirilmiştir ve bu kelimeler sırasıyla “Parma’ya ait/Parma’dan” ve “Reggio Emilia’ya ait/” Reggio Emilia’dan” anlamlarına gelmektedir. Her ne kadar konu peynir belirtilen alanların çevresindeki Bologna ve Modena’da da üretilmişsede adlandırma hep yukarıda belirtildiği gibi olagelmiştir. 1900’lerde “Parmigiano Reggiano” üretimi artınca üreticiler ucuz taklitlerin yarattığı haksız rekabete karşı savaşmak için bir mekanizma olarak Konsorsiyum’u kurmuştur ve Konsorsiyum süreç içinde önemli bir rol üstlenmiştir. Mahkeme bu tespitleri Konsorsiyum’un sunduğu beyana dayandırıyor ve zaten dosyada Fonterra’nın bütün bu gerçeklere karşı herhangi bir itirazı yok.
Burda hemen bir not düşeyim; görüldüğü üzere kendi ülkelerinde de Konsorsiyum ve üreticiler taklitlere karşı ciddi bir savaş vermiş, yani bir tescil alıyorlar sonrada yurtdışında herkese engel olmaya çalışıyorlar diye bir durum yok ortada.
“Parmigiano Reggiano” 1996 yılından beri Avrupa Birliği’nde coğrafi işaret (menşe adı) olarak tescilli. Bu tescil “Parmigiano Reggiano” adı altındaki peynirin İtalya’da belirlenmiş coğrafi alanda üretildiğini ve belirli karakteristiği ile kalitesini bu üretildiği bölgeden aldığını belirtiyor.
Fonterra’nın temyiz iddialarını üç başlık altında toplayabiliriz;
— Coğrafi İşaret Kanunu’na göre “tercüme” kavramının yorumuna dair iddialar. Genel olarak IPOS’un tercümenin ne demek olduğuna ilişkin değerlendirmesine katılıyor ancak kelime kelime/motamot çeviri yapılması gerektiğini söylüyor ve ispat yükünün Konsorsiyum’da olduğunu iddia ediyor,
— Dosyada karar veren uzmanın Konsorsiyum tarafından sunulmuş Sözlük alıntılarına itibar etmesini eleştiriyor, bunlar onaylı-yeminli tercümeler değildir diyor. Ayrıca başka ülkelerde verilmiş kararların dosyada emsal olarak değerlendirilemeyeceğini iddia ediyor.
– – İnceleme yapılırken tüketici algısının gözönüne alınması gerektiğini, tüketicinin “Parmesan” peyniri ile “Parmigiano Reggiano” peynirini farklı ürünler olarak algıladığını söylüyor.
Konsorsiyum’un iddiaları ise kısaca şöyle özetlenebilir;
— Dosyada ispat yükü Fonterra’da. Zaten dosyaya Konsorsiyum tarafından sunulan deliller “Parmesan”ın “Parmigiano Reggiano”nun tercümesi olduğunu ispat ediyor. “Parmesan” “Parmigiano Reggiano”nun tercümesidir ve Kurum kararı hukuka uyarlıdır.
— Tercüme kavramı konusunda uzmanın yaptığı tanımlama ve yorumlar doğrudur, tercüme yapılırken kelime kelime tercüme yerine sadık tercüme tercih edilmelidir. Dosyayı inceleyen uzmanın kelimelerin karşılığı konusunda değerlendirme yaparken Sözlükleri esas alması olaya ışık tutucu niteliktedir, yoksa bu tercümelerin illa ki resmi-yeminli tercüme olması gerekmez.Kaldı ki zaten tercümanlar da tercüme yaparken sözlükleri esas alır.
— IPOS’un da kararında belirttiği üzere, tüketici algısının çeviri araştırmasında genelde bir önemi yoktur; bunun tek istisnası böyle bir algının terimin tarih ve kökeninin bir parçası olarak kaydedildiği durumdur. Bu nedenle, çeviri araştırmasında pazara ilişkin kanıtlar hariç tutulmalıdır. Zaten her durumda davacı iddiasını ispat edememiştir.
Dosyada İspat Yükü Kimde? Mahkeme ispat yükünün Konsorsiyum’da olduğuna hükmediyor.
“Parmesan”, “Parmigiano Reggiano”nun Tercümesi midir?
Mahkeme ihtilafın esasına dair incelemeye geçmeden evvel birkaç hususa değiniyor, şöyleki;
— Singapur Coğrafi İşaretler Kanunu 1998 yılında yürürlüğe girmiştir. Kanun bir yandan coğrafi işaretlere getirilen korumanın güçlendirilmesini hedeflerken diğer yandan TRIPS Anlaşması çerçevesinde üstlenilen sorumlulukların yerine getirilmesinin de neticesidir.
— 2014 yılında Kanun’da değişiklik yapılması gündeme gelmiştir. Bu değişiklik ihtiyacı Avrupa Birliği-Singapur Serbest Ticaret Anlaşması’ndan doğmuştur.Anlaşma uyarınca Singapur coğrafi işaretlerin tescili ve korunması için bir sistem kurmayı taahüt etmiştir. Sistemin bir parçası olarakda üçüncü kişilere bir terimin coğrafi işaretin tercümesi olmadığı iddiasında bulunma hakkı tanınmıştır, ki huzurdaki ihtilafta davacının yaptığı budur. Kanun değişikliği çalışmaları 2014’de başlamakla beraber Kanun ancak 2019 yılında yürürlüğe girmiştir.
— Huzurdaki ihtilaf şu yönden de ilginçtir çünkü “Parmigiano Reggiano” şeklinde iki kelimeden oluşan bir adın tercümesinin tek kelimeden oluşan “Parmesan”ı kapsayıp kapsamadığı tartışılmaktadır. Oysa tek kelimenin başka bir tek kelimeyi de kapsayıp kapsamadığı tartışılsaydı mesele daha kolay olabilirdi. Ancak yine de prensipler açısından iki kelimeye -tek kelime ile tek kelimeye -tek kelime tercüme incelemeleri arasında bir fark olduğunu düşünmüyoruz.
Coğrafi İşaretler Kanunu Bağlamında “Tercüme” Nedir?
Mahkeme “tercüme” kavramının en basit haliyle bir dilden başka bir dile çevirme veya bir dilden başka bir dile aktarma olarak tanımlanabileceğini belirtiyor; zaten IPOS’un bu görüşüne dosyanın tarafları da itiraz etmiyor.
Dosyada tarafların farklı görüşte olduğu mesele şu; coğrafi işaretlerin tercümesi konusunda katı biçimde kelime kelime/motamot olarak anlamına bakma yaklaşımı mı benimsenmelidir yoksa sadık tercüme diye adlandırabileceğimiz faithful translation mı yapılmaldır?.
Davacı Fonterra kelime kelime tercüme yapılması lazım iddiasını 2020 yılında Kanun’un yorumlanması ile ilgili Singapur Meclis’inde gerçekleşen tartışmalardan birinde eski Adalet Bakanı’nın yaptığı konuşmadaki bir bölüme dayandırıyor. Eski Bakan coğrafi işaret başvurularında adın varyasyonu meselesi konuşulurken varyasyon-tercüme-transliterasyona ilişkin farklar konusunda şöyle bir örnek veriyor; “Pulau Ubin” adlı portakal Mandarin dilinde “乌敏橙” diye yazılır ve “Wu Min Cheng” diye okunur, Bakan’a göre bunun tercümesi “Ubin portakalı” olmalıdır çünkü “乌敏” “in tercümesi Ubin’dir ve portakal kelimesinin tercümesi de “橙”. Yine Bakan “乌敏橙” teriminin tercümesinin “Pulau Ubin orange” (Pulau Ubin portakalı) olamayacağını söyler çünkü Pulau Mandarin dilinde “ada” demektir. Bakan’ın söyledikleri bu kadar, yani daha fazla bir şey söylemiyor.
IPOS eski Bakan’ın konuşmasında verdiği örneğin sadece varyasyon-tercüme-transliterayon arasındaki farklılıklara odaklandığını, yoksa coğrafi işaretin tercümesinde sadık tercümenin tercih edilmesi gerektiği konusunu değiştirmediğini söylemiş.
Biliyorsunuz IPOS ancak sadık tercüme ile kelime yada ifadenin özünün yakalanabileceğini söylüyordu. Neden böyle düşündüğüne dair uzman kararında iki ifadeyi örnek vermiş; Endonezya dilindeki “terima kasih” ve “sama sama” ifadeleri. Kelime kelime çevirilince bu ifadeler sırasıyla “al ver” ve “aynı aynı” anlamlarına geliyor. Halbu ki sadık çeviri yapıldığında bunların anlamı “teşekkür ederim” ve “rica ederim-bir şey değil” oluyor.
Mahkeme de Uzmanın görüşüne katılıyor ve eski Bakan’ın tercümede sadık çevirinin gözönüne alınmayacağını söylemediğini veya tercümenin nasıl yapılması gerektiğine dair bir yaklaşım önermediğini söylüyor + sadık çeviri yaklaşımının benimsenmesinin Kanun’un amaç ve ruhuna uygun olduğu kanaatine varıyor ve sadık tercüme tescilli isme ve bu tescil altındaki ürüne bağlanan tarihi-kültürel-hukuki ve ekonomik realiteleri açıklar/ifade eder/kapsar diyor.
Mahkeme bu noktada ABAD Hukuk Sözcüsü Philippe Léger’in Criminal Proceedings against Bigi (Consorzio del Formaggio Parmigiano Reggiano, intervening) [2002] 3 CMLR 3 [A50] dosyasındaki görüşüne atıf yaparak bu görüşün oldukça ikna edici olduğunun altını çiziyor.Bahsedilen görüşe konu olan ihtilafta her ne kadar tartışılan şey tercüme değilse de Hukuk Sözcüsü coğrafi işaretlerin ürünlerin kalitesiyle coğrafi kaynağı arasında bir bağ vazifesi gördüğünü söylüyor. Öyleyse ,diyor Singapur Mahkemesi, bir coğrafi işaretin asıl fonksiyonunu yerine getirebilmesi için ancak sadık tercüme gerçek anlamı verebilir, buna karşın kelime kelime tercüme yapıldığında ise anlamda yanlışlıklara sebep olunabileceği gibi işaretin koruması haksız biçimde genişletilebilir veya daraltılabilir.
Tercüme İle İlgili Hangi Deliller Alakalı Kabul Edilmelidir?
Fonterra tercüme konusunda ancak iki tip delilin kabul edilebilir olduğunu iddia ediyor; (a) uzman görüşü/uzman delili (b) tüketici algısı ile ilgili deliller.
Fonterra hem IPOS hem de Mahkeme nezdinde “Parmigiano Reggiano”nun tercümesinin bir yetkin/yeminli tercüman tarafından yapılması gerektiğini ve ancak böyle bir çevirinin kabul edilebilirliği olduğunu iddia ediyor, yani kendisinin uzman delilinden kastettiği şey yeminli tercüman çevirisi. Çünkü Fonterra’ya göre Mahkemeler tercüme konusunda yeterli bilgiye sahip olamaz. Buna karşı Konsorsiyum ise yeminli tercüman çevirisine ihtiyaç olmadığını, zaten o tercümanlarında sözlükleri referans alarak tercüme yaptığını söylüyor.
Hakim diyorki; bence Mahkemenin “Parmesan” “Parmigiano Reggiano”nun tercümesi midir diye karar vermek için yeminli tercümeye ihtiyacı yok + Fonterra’nın emsal gösterdiği kararlarla huzurdaki ihtilafta yapılacak inceleme aynı değil, işin içine tercümenin girdiği her ihtilafta illa da yeminli tercüme yaptırılacak diye bir kural yok+ tek kelime yada ifadeden oluşan olaydaki gibi durumlarda uzman deliline/yeminli tercümeye gerek yok, sözlüklere bakılabilir, bu davadaki yegane tartışma İtalyanca olan “Parmigiano Reggiano” teriminin İngilizce veya başka bir dilde Parmesan olarak tercüme edilip edilemeyeceği + Mahkeme, sadece Sözlüklere bakarak karar veren IPOS ile aynı görüşte ve ihtilafların çözümünde Mahkemelerin sözlüklere başvurduğu emsal bir çok karar var.
Mahkeme devamla ihtilafın kalbini sadık tercüme çerçevesinde bir terimin/adın anlamının araştırılmasının oluşturduğunu, yani özü korunarak kelimelerin bir dilden başka bir dile dönüşüp dönüşmediğine bakılacağını ifade ediyor. Böyle bir inceleme yapılırken de kelimelerin spesifik bir bağlam içinde ele alınması gerektiğini, bu bağlamın kelimelerin geçmişi-nüansları ve etkilerini de kapsar olduğunu, ve kelimelerin izole edilerek tek başlarına motamot tercüme edilmesi halinde anlamın kaybolacağını belirtiyor.
Mahkemeye göre ihtilafta niçin saygın sözlüklere güvenilemeyeceğini anlamak mümkün değil+ başka dosyalarda, ihtilafın özelliğine göre, tabii ki taraflar yeminli tercüme yaptırabilir veya analiz yapılabilmesi için bu gerekli olabilir, ama huzurdaki olayda buna gerek yok.
Fonterra bir yandan da tercüme konusunun tüketici algısı gözönüne alınmadan yapılamayacağını iddia ediyordu hatırlarsanız ve diyordu ki tüketici Parmesan peyniri ile Parmigiano Reggiano peynirini farklı algılıyor. Mahkeme burada da IPOS ile aynı görüşü paylaşıyor ve tercüme konusunda aslolan saygın -güvenilir sözlüklerdir diyor. Kelimeler anlamlarını insanların etkileşim ve tecrübesine bağlı olarak dillerin uzun zaman dilimlerindeki gelişimine borçludur, o sebeple kelimelerin içerdikleri anlam, geçici iş, sosyal veya ekonomik trendlerin heveslerine kolayca feda edilmemelidir. Eğer tercümede tüketici algısı geniş bir rol oynarsa o zaman coğrafi işarete sağlanan koruma ile ilgili hem işaretin sahibi hem de üçüncü kişiler açısından bir çok tereddüt ortaya çıkar ki bu kaçınılması gereken bir durumdur.
Dolayısıyla,diyor Mahkeme, ben de IPOS gibi düşünüyorum ve konu terim/ifade coğrafi işaretin sadık bir çevirisi olarak kabul edildiği sürece bu da korumanın kapsamı içine girer, bu noktada kelime konu ürünler/hizmetler için piyasada jenerik veya yaygın isme dönüşmemişse piyasadaki tüketici algısının nasıl olduğunun konu ile bir rabıtası yoktur. Mahkeme bunu söylüyor ama bir yandan da adeta konunun grift ve çok su kaldırır olduğunun altını da çiziyor, mesela; bir terimin/adın anlamının piyasada değiştiğini kabul etmek için ne kadar delil gerekir, bu deliler hangi sayıda ve ağırlıklı olmalıdır?
Konsorsiyum Savını İspat İçin Yeterince Delil Sunmuş mudur?
Dosyada, Konsorsiyum ve IPOS Collins Sözlüğündeki Parmigiano Reggiano” tercümesine özellikle vurgu yapmış, Collins “Parmigiano Reggiano”yu İngiliz İngilizcesinde “Parmesan peynirinin diğer adı” olarak belirtiyor.
Yani İtalyanca olan “Parmigiano Reggiano” İngilizceye “Parmesan” olarak çevrilmiş. Fonterra, Collins’in bir İngilizce sözlük olduğunu, o yüzden de İtalyanca olan “Parmigiano Reggiano” terimini İngilizceye çevirme kapasitesi olmadığını, doğru tercümenin bulunabilmesi için İtalyanca-İngilizce Sözlüklerin dikkate alınması gerektiğini iddia ediyor.
Mahkeme, bu argümanı ikna edici bulmuyor. Collins Sözlüğü’nde yazanlar tam olarak şu şekilde;
Parmigiano (in British English) noun
Another name for Parmigiano Reggiano
Parmigiano Reggiano (in British English) noun
Another name for Parmesan cheese
Parmesan cheese (in British English) noun
A hard dry cheese made from skimmed milk, used grated, esp on pasta dishes and soups
Her ne kadar “Parmigiano Reggiano” bir İtalyanca terim/ad ise de bunun İngilizce tercümesi-anlamı için yine de İngiliz Sözlüklerine güvenilebileceği kanaatinde Mahkeme ve bu fikrini de şunlara dayandırıyor; “Parmigiano Reggiano” on yıllarca devam eden kullanımla İngiliz dilinin içinde kendine yer bulmuş bir kelime + o yüzden terim sözlü ve yazılı İngilizcede insanlar tarafından anlaşılıyor + terimin İngilizcedeki çevirisine-anlamına dair Sözlük kullanımına ilişkin durumun mesela Latince terimlerin İngilizcesine bakmaktan farkı yok + “Parmigiano Reggiano”nun Collins Sözlüğünde İngiliz İngilizcesi (British English) için belirtilmiş olması bunun delil olamayacağı anlamına gelmez, aksine bu Sözlük alıntısı açık biçimde “Parmigiano Reggiano” ve “Parmesan”ın aynı peynire refere ettiğini ve bu terimlerin birbiri yerine kullanılabildiklerini gösteriyor. Neticeten Mahkeme Collins Sözlüğünün İngilizcede “Parmesan” kelimesiyle İtalyanca’daki “Parmigiano Reggiano”nun aynı anlama geldiğini ispat eden bir delil olduğunu kabul ediyor.
Konsorsiyum iddialarında “Parmigiano”yu “Parmesan cheese” olarak belirten Oxford Sözlüğüne de dayanmıştı. Sözlük bu madde altında aynı zamanda “Parmigiano”kelimesinin etimolojisi ve tarihçesi hakkında da bilgi vermiş. Mahkeme bu Sözlük alıntısına Collins kadar ağırlık vermiyor, çünkü aldığı kelime bütün olarak “Parmigiano Reggiano” değil.
Larousse İtalyanca -Fransızca Sözlüğüne gelince; burada Italyanca olan “Parmigiano” terimi Fransızca’da “Parmigiano (Reggiano)” veya “Parmesan m” olarak yazılmış. Her ne kadar sözlük tercümeyi bütünüyle “Parmigiano Reggiano” olarak belirtmemişse de “Parmigiano (Reggiano)” nun eşitinin “Parmesan m” olduğunu söylüyor. (Buradaki “m” harfi parmesan kelimesinin Fransızca’da maskülen olduğunu belirtiyor). Aynı yönde bir sonuç Cambridge Italyanca -İngilizce Sözlüğü’nde de var; bu Sözlük alıntısında da “parmigiano” terimi “parmigiano (reggiano)” ve “parmesan cheese” olarak belirtilmiş.
Mahkeme Larousse ve Cambridge sözlüklerinin de “Parmigiano Reggiano” ve “Parmesan” terimlerinin aynı anlama geldiği konusundaki Konsorsiyum iddialarını desteklediğini kabul ediyor.
Konsorsiyum aynı zamanda “French Dictionary Antoine Furetiére” ve “the Dictionnaire de l’Academie francaise” adlı iki Fransız sözlüğüne daha dayanmış. Bu Sözlükler Parmesan kelimesini “Parma’dan gelen mükemmel peynir” ([e]xcellent cheese that comes from Parma) ve “adını Parma Dükalığından alan ve (Parma’dan) gelen peynir” ([n]ame of a cheese which comes & that derives its name from the Duchy of Parma) diye belirtiyor. Davacıya göre bu alıntılara çokda bir değer verilmemeli çünkü bunlar eski döneme ait ve “Parmigiano Reggiano” adlı peynirler artık sadece Parma’da üretilmiyor. Mahkeme diyorki tamam bu sözlük alıntıları “Parmesan” kelimesinin Parma ile ilişkilendirildiğini belirtiyor ama haklısın bunlar tam olarak “Parmesan” “Parmigiano Reggiano”nun tercümesidir demiyor.
Neticede Mahkeme Konsorsiyum’un ispat yükünü yerine getirerek şu hususları ispatladığı kanaatine varıyor;
1-“Parmesan”, “Parmigiano Reggiano” coğrafi işaretinin tercümesidir,
2- Bir çok saygın sözlük göstermektedir ki “Parmesan” İngilizce ve Fransızca’da İtalyanca olan “Parmigiano Reggiano” ile aynı anlama gelir şekilde anlaşılmaktadır,
3- Ayrıca, “Parmesan”, “Parmigiano” ve “Parmigiano Reggiano” İtalya’da belli bir bölgede üretilen bir peynire refere etmek için birbiri yerine kullanılabilen-muadil terimler/adlardır.
HAMİŞ; 1- Türkiye’de bugün 1.300’e yakın coğrafi işaret tescil edilmiş durumda ve aslına bakarsanız bu tek bir ülke için rekor bir sayı. Tüm Avrupa Birliği’nde 3.000 küsur tescil olduğu düşünülürse bizdeki sayının yüksekliği belki daha da netleşir zihinlerde. Ben demiyorum ki bizim o kadar coğrafi işaretimiz yoktur, ülkemizin gerçek anlamda coğrafi işaret korumasını hak eden sayısız ürüne sahip olduğuna yürekten inanıyorum ve bu konuda hak ettiğimiz noktada olmadığımızı düşünüyorum. Bu kadar değerimiz varken bizim neden bir Fransa veya İtalya ol(a)madığımız, üzerine kafa yormamız lazım bence. Bütün bu tescilleri yaptırarak demek ki biz yerel ürünlerimizin korunmaya değer olduğunu düşünüyor, bunların korunmasını ve bunlara saygı gösterilmesini istiyoruz, öyle değil mi?. O zaman biz de başka ülkelerin coğrafi işaretlerine saygı duymalı ve bunların ihlaline neden olacak eylemlere izin vermemeliyiz.
2-Karardaki, tercüme yapılırken genel olarak piyasa algısının inceleme dışı bırakılması fikrine itiraz edenler olabilir. Onları, nacizane, birde şu konuda düşünmeye davet etmek isterim; burada taklitçilerin manipülasyonunun rolü ne olacak?. Mesela diyelim ki birisi ürettiği ürünü coğrafi işaretin tercümesi altında piyasaya sunuyor, sorulduğunda veya malının promosyonunu yaparken diyor ki “Bu peynirler aynı, sadece orjin ülkesi X’de üretildiğinde A diye anılıyor ve A ismi koruma altında, ama aynı peynir bizde üretildiğinde B diye anılıyor ve B kelimesi koruma altında değil. Alın siz bu peynirleri, sorun yok”. Tüketici üzerinde böyle algı yönetimi yapan ve halkı yanıltan taklitçilerin payı ne kadar/nasıl ölçülebilecek?. Taklitleri yapanlar halkın algısını yanlış yönlendirdikten sonra kalkıp “efendim zaten halk bunları farklı mallar olarak algılıyor, benim yaptığım taklit değil başka bir ürün” derse halk gerçekten öyle mi algılıyor yoksa taklitçilerin yanlış yönlendirilmesiyle yanıltılıyor mu? Halbuki coğrafi işaret koruması kavramının ortaya çıkmasının ve böyle bir koruma verilmesinin ana sebeplerinden biri tüketici menfaatinin korunması ve tüketicinin aldığı ürünün özelliklerinden emin olmasını sağlamak değil mi?. Üstelik bizim SMK’mız gibi birçok hukuk sistemi der ki; tescilli coğrafi işaretlerin ürünün öz adına dönüştüğü kabul edilmez.
Özlem FÜTMAN
Şubat 2024
ofutman@gmail.com