Kategori: Fikri Haklar Genel Değerlendirme

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN “FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI YOĞUN ENDÜSTRİLER VE EKONOMİK PERFORMANSLARI” HAKKINDAKİ RAPORU

Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi EUIPO; Avrupa Fikri Mülkiyet Hakları İhlalleri Gözlemevi (European Observatory on Infringements of Intellectual Property Rights) aracılığıyla ve Avrupa Patent Ofisi EPO iş birliğinde hazırladığı “AB’de Fikri Mülkiyet Hakları Yoğun Endüstriler ve Ekonomik Performansları” hakkındaki 2022 yılı analiz raporunu, 11 Ekim 2022 tarihinde yayımladı. Rapor, iklim değişikliğini azaltma teknolojilerini (climate change mitigation technologies -CCMT) konu alan patent ile yeşil marka başvuruları hakkında ilk kez yapılan analizleri de içermesi nedeniyle bir hayli önemli. EUIPO’ya yapılan ve “yeşil markalar” olarak adlandırılan markalara; 1996-2020 yılları arasındaki marka başvurularının mal ve hizmetlerine yönelik analiz içeren çalışmaya da atıfta bulunduğumuz ve 21 Temmuz 2022 tarihinde IPR Gezgini’nde yayımladığımız “Avrupa Birliği’nin Sürdürülebilir ve Döngüsel Tekstil Ürünleri Stratejisi” başlıklı yazımızda kısaca değinmiştik.  

2017-2019 dönemini kapsayan 2022 yılı raporu; 2013 (2008-2010 arası), 2016 (2011-2013 arası) ve 2019 (2014-2016 arası) yılı raporlarıyla benzer bir metodoloji içinde hazırlanmış olup marka, tasarım, patent, telif, coğrafi işaret ve bitki çeşitlerine ilişkin haklara ait çeşitli ekonomik göstergeleri içeriyor.

Raporun metodolojisi, her bir fikri mülkiyet hakkı için ayrıntılı biçimde açıklanıyor. Hepsine yazımızda yer vermek mümkün değil ancak, gerek kapsamının diğer fikri mülkiyet haklarına nazaran biraz farklı olması gerekse alanında veri toplamanın ve işlemenin çok kolay olmaması nedenleriyle, sadece coğrafi işaretlere ilişkin metodolojiyi aşağıda özetliyoruz.

Coğrafi işaret yoğun endüstrilerin tanımlanması metodolojisi, önceki üç çalışma ile benzer olup 2017 yılı için güncellenmiş ürün satış bilgileri kullanılmıştır. Metodoloji tasarlanırken temel olarak iki karakteristik özellik dikkate alınmıştır.

  • Doğası gereği coğrafi işaretlerin tek sahibi yoktur ve tescil başvurusu genellikle ilgili üretici birliği tarafından yapılır. Bu durum, ekonomik verilerle ilişkilendirilebilecek hak sahipliği bakımından mukayese edilebilirliği güçleştirir. Bu açıdan telif haklarına benzediğinden, Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı WIPO’nun, telif hakları için kullandığı yöntemler uygulanabilir niteliktedir.
  • Bu çalışmada kullanılan NACE (AB’nin, ekonomik faaliyetleri istatistiki sınıflandırma sistemi) sınıflandırmasının oranı, coğrafi işaretli ürünler bakımından AB üyesi ülkelerde birbirinden önemli ölçüde farklılaşmakta. Bu durum, aynı endüstrinin bir ülkede coğrafi işaret yoğun olmasına rağmen diğer bir ülkede yoğun olmadığı anlamına geldiğinden ve neticede, 2022 raporundaki diğer fikri mülkiyet haklarına ilişkin yaklaşımlarla tezat oluşturduğundan, coğrafi işaretlerle ilgili yaklaşım ülke bazında yapılmıştır.      

Ayrıca, coğrafi işaret endüstrileri genellikle dikey olarak entegredir. Örneğin AB için en önemli coğrafi işaret sektörü olan şarapların üretimi; belirli bir alanda yetiştirilen ve işlenen üzümlere dayanıyor, yani üzüm yetiştiriciliği ve şarap üreticiliği olmak üzere iki alana yayılan bir istihdam şekli mevcut. Bu durum, girdi-çıktı tablolarının dolaylı istihdamı hesaplamak için uygun olmadığı anlamına geliyor. Dolayısıyla tarımsal istihdam istatistiklerinde boşlukların bulunması nedeniyle, coğrafi işaret yoğun endüstrilerin istihdama katkısının hesaplanamadığı ifade edilmekte.

AB’nin coğrafi işaretli ürünlerine ilişkin verileri esasen, AB Komisyonunun Tarım Genel Müdürlüğü DG Agri tarafından sağlanmış ve EUROSTAT’ın malların uluslararası ticareti ile ilgili COMEXT veri tabanından elde edilen verilerle birleştirilmiş.

Rapordaki ilgi çekici bilgilerin bazıları, özetle aşağıdaki gibidir.

  • Raporun önsözü; inovasyonun, AB ve AB üyesi ülkelerce benimsenen büyüme stratejisinin temel bileşeni olduğunu; daha fazla istihdam ile daha rekabetçi bir ekonomi yaratma amacına hizmet eden birçok faktörün bulunduğunu ancak etkin bir fikri mülkiyet sisteminin, amacı gerçekleştirmede ilk sırada yer aldığını vurguluyor. Raporda ayrıca, Brexit sonrası artık AB üyesi olmayan Birleşik Krallık ile Avrupa Serbest Ticaret Birliği olan EFTA ülkelerinden İzlanda, Norveç ve İsviçre’ye ait bazı veriler de mevcut.
  • 2019 yılı raporunda 353 olarak belirtilen fikri mülkiyet hakları yoğun olan sektör sayısı, 357’ye yükselmiş. Bu endüstrilerden 229’u (%64’ü) birden fazla fikri mülkiyet hakkı açısından yoğun.
  • 2022 yılı raporuna göre, fikri mülkiyet yoğun sektörlerin AB ekonomisine katkısı her açıdan 2008-2010 döneminden bu yana en yüksek seviyede. 81 milyondan fazla iş imkânı yarattığı; yüksek sayıda fikri mülkiyet hakkına sahip şirketlerin, neredeyse her 10 işten 4’ünü oluşturduğu ve diğer sektörlere göre %41 daha yüksek maaşlar ödediği; bu endüstrilerin, AB’nin gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) %47,1’lik dilimine sahip olarak 6,4 trilyon Euro değerinde olduğu ifade ediliyor.
  • AB’nin GSYİH’sının %14’ünden fazlasına sahip olan fikri mülkiyet hakları yoğun endüstriler, küresel ekonomide AB için bir rekabet avantajı oluşturuyor.
  • AB iç ticaretinin %75’inden fazlasını oluşturan fikri mülkiyet yoğun endüstriler, AB tek pazarının belkemiği olarak kabul ediliyor. AB ülkelerinde yaklaşık 7 milyon iş, diğer AB üyesi ülkelerdeki şirketler tarafından yaratıldığından ve bazı ülkelerde, fikri mülkiyet hakları yoğun sektörlerde bu tür işlerin payı %30’u aştığından, sınır ötesi iş yaratmada da önemli bir itici güç.
  • Almanya, Fransa, İtalya ve Hollanda, yeni fikri mülkiyet haklarının oluşturulmasında lider konumda.
  • Sürdürülebilir inovasyonda aktif olan fikri mülkiyet hakları yoğun endüstriler arasında, iklim değişikliğini azaltma teknolojileri içeren patentler ile yeşil markaların geliştirilmesiyle uğraşan sektörler de büyüyerek istihdamın %9,3’ünü ve GSYİH’nın %14’ünü oluşturmuş durumda. Avrupa patent başvurularının yaklaşık %10’u, sera gazı emisyonunu azaltmayı ya da önlemeyi amaçlıyor.
  • Fikri mülkiyet hakları yoğun endüstrilerin istihdam seviyesine olan katkısı İzlanda’da AB ile aynı iken Norveç, İsviçre ve Birleşik Krallık’ta AB’nin altında. GSYİH seviyesine olan katkı ise Norveç’te AB’nin üzerinde ancak diğer üç ülkede AB’nin altında kalıyor. 
  • AB’nin coğrafi işaretli ürünlerinin yaklaşık %90’ı Fransa, Almanya, İtalya, Portekiz ve İspanya tarafından üretiliyor ve AB’nin yiyecek içecek sektörü satışlarının %7,1’ini oluşturuyor. 
  • AB’nin coğrafi işaretli ürünlerinin 2017 yılı satış verilerine göre, 26.819 milyon Euro’luk üretim değeri ile Fransa ilk sırada. Fransa’nın tarımsal gıda ürünleri %15’lik, şarapları %72’lik, distile alkollü içecekleri %13’lük, gıda ve içecek sektöründeki coğrafi işaretleri %14,9’luk ve AB içi ve dışı toplam ticaretindeki coğrafi işaretleri ise %43’lük değere sahip. AB iç ve dış ticaretindeki coğrafi işaretli ürünler, AB düzeyinde toplam %39’luk paya sahip. Verilerin yer aldığı tabloda, bazı ülkelere ait bazı verilerin, gizlilik nedeniyle yayımlanmadığı belirtiliyor.
  • NACE tanımlamasına göre; “telif hakkıyla korunan eserler hariç fikri mülkiyet ve benzeri ürünlerin kiralanması”, her 1000 çalışan bakımında yapılan istihdam açısından patent, marka, tasarım ve bitki çeşitlerine ilişkin haklar yoğun sektörlerin her dördünde de ilk sırada. Telif hakları yoğun endüstrilerin ilk sırası gazete basımına ait. Coğrafi işaret yoğun endüstriler ise mandıraların işletilmesi ve peynir üretimi; alkollerin damıtılması ve harmanlanması; üzüm yetiştiriciliğinin bir kısmı da dahil olmak üzere şarap üretimi ile bira üretimi şeklinde sıralanıyor.

EUIPO ve EPO iş birliğinde hazırlanmış olan raporun, politika önerisinde bulunmak amacıyla tasarlanmadığı ancak politika yapıcılara yol gösterici niteliği bulunduğu belirtiliyor. Konuya ilgi duyan IPR Gezgini okurlarına faydalı olması dileğiyle.

Gonca Ilıcalı

Ekim 2022

Kaynaklar:

AVRUPA BİRLİĞİ FİKRİ MÜLKİYET OFİSİ EUIPO’NUN “OTANTİKLİK” PROJESİ

Avrupa Birliği (AB) nezdinde yapılan araştırmalara göre sahte ve korsan mallar; AB ekonomisinin kilit sektörlerinde yılda 83 milyar Euro’dan fazla gelir kaybına ve 670.000 iş kaybına neden olurken, AB genelinde hükümetlere 15 milyar Euro’ya kadar kamu gelirine de mal olmakta.

Bu mallar aynı zamanda, bir taraftan çevreye zarar veriyor diğer taraftan tüketicilerin sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atabiliyor. Ayrıca kara para aklama, dolandırıcılık, siber suçlar, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı gibi diğer suç faaliyetlerini desteklediği için kurbansız suç olarak da sayılmıyor.

Bedeli bu denli ağır olan taklit ile mücadeleye yardımcı olmak için AB’nin ulusal ve bölgesel fikri mülkiyet ofislerini, belediyeleri ve yerel kuruluşları bir araya getirip güçlendirmeyi amaçlayan bir proje, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (European Union Intellectual Property Office) EUIPO tarafından AB İş Birliği Faaliyetleri ve 2025 yılı Stratejik Planı çerçevesinde başlatılmıştı.

Proje; en etkin mücadelenin ilgili kurum, kuruluş ve tüketicilerle birlikte ve yerel düzeyde verilmesi gerektiği temeline dayanıyor. Bu kapsamda EUIPO; her biri ulusal marka birliği olan İspanya’dan ANDEMA, Fransa’dan UNIFAB ve İtalya’dan INDICAM ile birlikte hareket ederek Sertifikalı Otantik Şehirler AB Ağını (European Network of Certified Authenticities) kurdu.

Pilot aşamada Fransa’dan Paris, İtalya’dan Roma, Ravenna ve Cervia, İspanya’dan Alicante ve Malaga şehirlerine “otantiklik (authenticity)” unvanı verildi. Peki “otantiklik” ne anlama geliyor ve bu unvan nasıl kazanılıyor?

Taklitle mücadelede kararlı olan AB içindeki herhangi bir fikri mülkiyet ofisi, ilgisini EUIPO’ya bildiriyor. Söz konusu fikri mülkiyet ofisi ve konuyla ilgilenen belediye arasındaki taahhüt, bir mutabakat zaptı ile resmileştiriliyor. Daha sonra yerel makamlar ve paydaş kuruluşlar güçlerini birleştirerek Proje amacına uygun olarak başarılı uygulamaların da paylaşıldığı bir dizi medya etkinlikleri, bilinçlendirme kampanyaları ve farklı hedef kitlelere göre özel tasarlanmış eğitim faaliyetleri yürütüyor. Bu faaliyetlerin yürütüldüğü şehirler de “otantiklik” sertifikasını elde ediyor.

Mevcut durumda, fikri mülkiyet sistemini güçlendirme çabası göstererek otantiklik sisteminin bir parçası haline gelen 6 tane AB şehri var: Yunanistan’da Selanik ve Mikanos, Bulgaristan’da Filibe ve Sofya, Slovakya’da Banska Bystrica ve İspanya’da Madrid.

Sisteme dahil olan belediyelere ve diğer paydaşlara, Proje kapsamında yürütülecek etkinlikleri tasarlamak ve uygulamada kullanmak üzere birçok kaynak sunulmuş durumda. Bu kaynaklar, esasen EUIPO’nun internet sitesinde yer alan kapsamlı çalışmalara dayanmakta olup aşağıda özetliyoruz.

  • Fikri mülkiyet ile ilgili araştırma ve veriler: Bu kısımdaki çalışmalar; fikri mülkiyetin ekonomiye ve istihdam yaratmaya katkısı, özellikle gençler ve işletmeler olmak üzere toplum tarafından nasıl algılandığı ve ihlalinin yol açtığı zarar üçlemesine odaklanıyor.
  • AB Gözlemevi (Observatory) yayınları: AB Gözlemevi ve ortakları tarafından yürütülen tüm çalışmalar; ekonomik çalışmaları, pazar araştırması analizlerini ve ihlale ilişkin çok yönlü değerlendirmeleri içeriyor.
  • Diğer yayınlar: AB Gözlemevinin kamu ve özel sektör ortaklarından fikri mülkiyetle ilgili çok çeşitli konulardaki yayınlar da dahil olmak üzere araştırma ve yayın kataloğu bulunuyor.
  • AB’de fikri mülkiyet: Bu kısımda yer alan AB haritasının üzerinde AB üyesi ülkelere tıklandığında, ilgili ülkeye ait ilgi çekici fikri mülkiyet verilerine ulaşılıyor.
  • AB Fikri Mülkiyet Ağı (European Union Intellectual Property Network) EUIPN: Marka ve tasarımlarla ilgili sınıflandırma, arama motorları vb birçok alana ilişkin uygulamaları içeren araçtır.     
  • Güçlendirilmiş Fikirler (Ideas Powered) Girişimi: Bu girişimin esas hedef kitlesi, AB’li gençlerdir. Doğrudan gençlik etkinliklerinde veya sosyal medya üzerinden fikri mülkiyetin hayatlarını nasıl etkilediği, yaratıcılıklarını, yenilikleri ve girişimciliklerini artırmak için nasıl kullanılabilecekleri konularında bilgi veriliyor.
  • Güçlendirilmiş Fikirler Okulda (Ideas Powered@School) Girişimi: 2018 yılında AB Eğitim Konseyi, fikri mülkiyet konularının, AB’nin tüm eğitim sistemi içinde yer almasına ilişkin tavsiyelerde bulunarak EUIPO’nun bu alandaki çalışmalarını uygun bulmuştur.  EUIPO, Konseyin tavsiyelerinin ulusal düzeyde eyleme dönüştürülmesine yardımcı olmak amacıyla ulusal fikri mülkiyet ofisleri ve milli eğitim bakanlıklarıyla yakın iş birliği içinde olup Eğitim Ağında Fikri Mülkiyet (IP in Education Network) Portalını oluşturmuştur. Tüm AB’yi kapsayan Eğitim Ağı, düzenli toplantılar yaparak fikri mülkiyet bilincini okul sınıflarına taşımakta ve hazırlanan eğitim materyallerine Portalda yer vermektedir.
  • İş İçin Güçlendirilmiş Fikirler (Ideas Powered for Business) Girişimi: EUIPO, AB’deki küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ’lere) marka ve tasarım tescillerini yaptırmaları ile genel fikri mülkiyet konularında bilgi verme desteği sağlıyor. Bu girişimin bir parçası olarak ayrıca; marka ve tasarım başvuru ücretlerinin geri ödemesi ile araştırma hizmetlerinin desteklenmesi için AB Komisyonu ve üye ülkelerin fikri mülkiyet ofislerinin iş birliğinde 20 milyon Euro’luk bir KOBİ Fonu oluşturulmuş. Fon, işletme başına en fazla 1500 Euro’ya kadar destek sağlıyor.
  • Fikri Mülkiyet Uygulama Portalı IPEP (IP Enforcement Portal): Kullanıcı dostu, etkileşimli ve güvenilir olma prensipleri göz önünde bulundurularak hazırlanan Portal; hak sahipleri ve yasal temsilcileri, AB icra makamları (gümrük ve polis), AB Komisyonu ve dünya çapındaki AB delegasyonları arasında güvenli bir iletişim aracı. Çok dilli ve ücretsiz olan IPEP, AB Fikri Mülkiyet Hakları İhlallerine İlişkin Gözlemevi tarafından ve 386/2012 sayılı AB Tüzüğü kapsamındaki yetkinin bir parçası olarak oluşturulmuş. AB’li hak sahipleri; ürünlerine ve fikri mülkiyet haklarına ilişkin verileri paylaşarak; üçüncü ülkelerdeki haklarının ihlal edildiğini AB Komisyonunun Ticaret Genel Müdürlüğüne raporlayarak ve gümrüklerde Eylem Başvurularını (Application for Action – AFA) elektronik olarak yaparak IPEP vasıtasıyla ürünlerini ve haklarını korumak için girişimde bulunabiliyor.

Gonca ILICALI

Ekim 2022


Kaynaklar:

Geleneksel Olmayan Markalar Oyunun Kurallarını mı Değiştiriyor?

Marka Olarak Sınırsız Süreli Koruma v. Diğer Fikri Hak Koruma Biçimlerindeki Sınırlı Süreli Koruma





Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (“WIPO”) tarafından 2021 yılının sonunda yayınlanan rapora göre; 2020 yılında dünya çapında gerçekleştirilen marka başvurularının sayısı bir yıl içerisinde yaklaşık %13,7 oranında artış gösterirken, bu oran endüstriyel tasarımlar için %2 ve patentler için %1,6 olarak kendini gösteriyor. Oranların sayısal izdüşümlerine baktığımızda ise milyonlardan bahsedildiğini görüyoruz. Üstelik bu dönemin COVID-19 etkilerinin ve önlemlerinin en yoğun olduğu zaman dilimine tekabül ettiğini düşündüğümüzde, bu büyüme çok daha dikkat çekici bir noktaya geliyor.

Başvuru sahipleri ise yeni girişimcilerden dünya çapında faaliyet gösteren firmalara kadar hemen her kesimi kapsıyor. Dünya çapında faaliyet gösteren büyük ölçekli firmaların -sadece başvuru anlamında değil, aynı zamanda koruma anlamında da- fikri mülkiyet haklarına en çok yatırım yapan firmaların başında gelmesi şaşırtıcı değil. Zira tüketici nezdindeki marka algısının, ilgisinin ve öneminin her geçen gün arttığı bu dönemde yüksek ticari başarının sağlıklı bir marka/ fikri mülkiyet hakkı koruması ile desteklenmesi artık temel bir gerekliliğe dönüşmüş durumda.

“Marka” kavramının gelişimine baktığımızda da daha önce kelime markası ile başlayan “marka” olma yolculuğunun marka sahiplerinin ihtiyaçlarına göre zamanla şekil markalarına, daha da ilerleyen dönemde hareket, ses, multimedya gibi çağın ihtiyaçlarını daha da yansıtan marka türlerine dönüştüğünü görüyoruz. Öyle ki ilk bakışta aslında tasarım kapsamında korunması daha muhtemel görünen mağaza tasarımları, oyun aksesuarları, ayakkabı şekilleri ya da eskiden sadece telifle korunması tercih edilen reklam şarkıları ve açılış melodileri için dahi “marka” olmanın yolları aranıyor ve markanın büyüyen tanımı dahilinde, aslında bunun için bir engel de bulunmuyor.

Fikri haklarını korumaya azami derecede özen gösteren, bu konuda son derece yaratıcı ve bir o kadar agresif bir yol izleyebilen büyük ölçekli firmaların fikri yatırımlarını incelediğimizde, özellikle son on yıldır marka korumasına verilen önemin arttığını ve marka kavramının kapsamının genişletildiğini görüyoruz.  Örneğin, Apple tarafından 2010 yılında Birleşik Devletler Patent Marka Ofisi (“USPTO”) nezdinde Apple ürün satış mağazalarının tasarımı için gerçekleştirilen marka başvurusu ile, bir mağaza tasarımının – tasarımdan ziyade- marka olarak korunma ihtimali geniş bir yankı uyandırmıştı. Bu yankı, Apple’ın yaygın bilinirliğinin yanında, teknoloji devinin USPTO tarafından “ayırt edici” bulunmama sebebiyle reddedilen marka başvurusundan vazgeçmemesine ve 2013 yılında amacına ulaşarak tescil edilebilirlik kararı almış olmasına dayanıyor.

Avrupa Birliği Adalet Divanı tarafından 2018 yılında C-163/16 sayılı dosya ile geçerliliği kabul edilen Christian Louboutin ayakkabıların kırmızı tabanına ilişkin marka ya da daha yakın zamanda, 2021 yılında, Avrupa Birliği Adalet Divanı Genel Mahkemesi tarafından T‑488/20 sayılı dosyada verilen karar ile marka niteliği kabul edilen Guerlain rujları için yapılan üç boyutlu marka başvurusu geleneksel olmayan markalara ve bu konuda özellikle büyük ölçekteki firmaların atılımlarına güzel birer örnek teşkil ediyor.

Geleneksel olmayan marka başvurularının ve bu konudaki mahkeme kararlarının artmasıyla, marka ofislerinin baştaki ihtiyatlı değerlendirmelerinin yerini de daha yenilikçi yaklaşımların almaya başladığını görüyoruz. Örneğin Türkiye’de de kullanılan Netflix’in açılış görüntüsü ve sesi doğrudan Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 2020 160674 tescil numarası ile multimedya markası olarak tescil edildi.

Peki tasarım, telif ya da diğer fikri haklar ile korunması da mümkün olan, üstelik bir kısmı için yapılan marka başvuruları en başta tescil edilebilir bulunmamış olan bu işaretler neden marka korumasının kapsamına dahil edilmek isteniyor? Hukukun nefes alarak her gün daha da büyüdüğünün güzel bir yansıması olan marka kavram ve kapsamındaki bu genişleme, bir sarmaşık gibi diğer kavramları içine alarak görünmez mi yapıyor? Patentlerin niteliği daha farklı olduğundan, bu konuyu tasarımlar temelinde değerlendirmek gerekirse; örneğin yukarıda anılan WIPO raporuna göre marka başvurularında %13,7 oranında gördüğümüz artışın tasarımlarda %2 ile sınırlı kaldığını görüyoruz.

Bunun pek çok diğer nedeninin yanında en temel sebeplerinden biri pek tabii ki marka korumasının kapsamının çok daha geniş olması ve genişlemeye de devam etmesi. Nitekim daha önce sadece kelime ve şekil markalarına sağlanan koruma, bugün geleneksel olmayan markalar için de sağlanabiliyor. Diğer yandan, markalara 10 yıllık dönemlerle ve nihai bir süre sınırı olmaksızın sağlanan teorik olarak sınırsız koruma, tasarımlara 5 yıllık dönemler halinde sağlanıp 25 yıla kadar uzatılabiliyorken, telif haklarında bu koruma -başka değişkenlere bağlı olarak- 70 yıl olarak formüle edilebiliyor. Daha net ifadeyle, tüm şartların sağlandığı durumda bir markanın belki de sonsuza kadar korunması mümkünken, böyle bir sonsuzluk diğer fikri haklar için söz konusu değil. Küçük ölçekteki firmaların anlamlı bir kısmının -özellikle de COVID-19 etkisiyle- ulaşamadığı bir ömür süresine denk gelen 25 yıl; tek bir ürüne ilişkin projesini dahi 3-4 yıllık süreler için planlayabilen, büyük projelerini bilinçli olarak uzun yıllara yayan büyük ölçekteki firmalar için sadece ısınma dönemini ifade edebiliyor. Bu durumda da geleneksel olmayan markalara yönelim artıyor, daha uzun vadeli koruma tercih ediliyor ve bu yaklaşımın bir sonucu olarak “marka” kavramı ve kapsamı her geçen gün genişliyor.

Kanaatimce yaşanan gelişmeler bu aşamada tasarım ya da telif korumasını işlevsiz hale getirebilecek nitelikte değil, nitekim sadece bu fikri haklar kapsamında korunması sağlanabilecek ve bu şekilde işlevsel olabilecek işaretler ve yaratımlar hala mevcut. Örneğin, bugün telif ile aktif olarak korunan uzun bir şarkının hem kendi doğası gereği hem de temel marka kuralları sebebiyle marka olarak tescil edilmesi mümkün değil. Nitekim telif korumasını ciddiye alan büyük müzik iletim firmalarının, kimsenin telif hakkını ihlal etmemek adına her yıl telif kontrolü/ temizliği yaptığı bilinen bir gerçek. Bir başka örnek ise; marka görselinin uygun bulunmadığı ve ürünün işlevselliğinden ayrılamadığı değerlendirilerek reddedilen üç boyutlu marka başvurularının, kimi revizyonlar sonucunda tasarım olarak tescil edilebilmesi. Üstelik devlet teşvikleri sayesinde tasarım başvurularına anlamlı bir yönelim de gerçekleşiyor.

Ticari hayatın ve firmaların ihtiyaçları, bugün geleneksel olmayan marka alanını hareketlendirse de, diğer fikri hakların önem ve kullanım şeklinin de zamanla genişleyeceğine inanıyor ve heyecanla bunun sektördeki yansımasını da bekliyorum.

Büşra BIÇAKCI

Nisan 2022

busrasbicakci@gmail.com