Etiket: ipr gezgini kitap tanıtımı

Kitap Tanıtımı – “Too Feed, or Not to Feed? An Analysis of the Copyright Issues Surrounding the Use of Machine Learning Algorithms”


Işıl Selen DENEMEÇ tarafından yazılan “Too Feed, or Not to Feed? An Analysis of the Copyright Issues Surrounding the Use of Machine Learning Algorithms” başlıklı İngilizce eser Temmuz 2021’de Lykeion Yayıncılık tarafından kitap olarak yayımlanmıştır.

Yazarın kaleminden kitabın kapsamı ve amacı aşağıdadır:

To Feed, or Not to Feed? An Analysis of the Copyright Issues Surrounding the Use of Machine Learning Algorithms” başlıklı çalışma, makine öğrenmesi algoritmalarının kullanımına ilişkin mevcut telif hukuku çerçevesini inceleyerek telif koruması altındaki materyalin ne ölçüde makine öğrenmesi amacıyla kullanabileceğini tespit etmeyi amaçlamaktadır.

Hukuki çerçevenin, yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesinin önünü açabileceği gibi ilerlemeyi baltalaması da mümkün olduğundan, yapay zekâ algoritmalarına nelerin beslemesinin yapılabileceği, bu teknolojinin tümüne ilişkin varoluşsal bir soru olarak değerlendirilmiştir.

Çalışmada yapay zekânın sanat eserleri ortaya çıkarmada nasıl kullanıldığına ilişkin örnekler verilmiştir. Daha sonra, büyük verinin uygun şekilde kullanımının bu teknolojiler bakımından öneminin ortaya konulabilmesi ve herkes için anlaşılabilir bir tartışmanın başlatılabilmesi amacıyla, yapay zekâ ve makine öğrenmesine ilişkin teknik terimler, teknik bilgisi olmayan kişilerin de anlayabileceği şekilde açıklanmıştır.

Alandaki ilklerden olan bu çalışma; Avrupa Birliği’nde metin ve veri madenciliği istisnasının kabulünü ele alarak söz konusu gelişmenin Direktifin “teknolojik gelişmeyi kısıtlamaması için gelecekte olabilecek değişikliklerden etkilenmeyen” yapıda olması hedefini karşılayıp karşılamadığını tahlil etmiştir. Bu incelemeyi takiben; okuyucuların, telif rejiminin yapay zekâ teknolojileri ve makine öğrenmesinin getirdiği değişiklikleri uygun şekilde karşılayabilmesi için güncelleme gerektirebilecek noktalarını saptayabilmeleri için Amerika Birleşik Devletleri’ndeki adil kullanım doktrini (fair use doctrine) ile Avrupa Birliği’ndeki sınırlamalar ve istisnalar (limitations and exceptions) konuları kısaca ele alınmıştır. Daha sonra bunlar, telif hukukunun baskın felsefi temellendirmeleri olduğu kabul edilen faydacılık (utilitarianism) ve yazar hakları yaklaşımı (authors’ rights approach) ışığında incelenmiştir.

Amerikan Anayasası’nda yer alan fikri mülkiyet hükmü kapsamında “gelişme” (progress) ile ne kastedildiği hususu tartışılmış ve buluşlar ile sanatsal ifadenin ürünleri bakımından büyük ihtimalle aynı şeyi ifade etmediği savunulmuştur. Bu itibarla, politika kararları alınırken bu ayrımın dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.

Bahsedilen tartışma ve analizlere binaen bu çalışma, paradigma değiştiren yapay zekâ teknolojilerini irdeleyen daha geniş bir hukuki akım kapsamında değerlendirilebilecek mütevazı bir katkı olarak çözüm önerileri sunmayı hedeflemektedir. 


Yazarı çalışmasından dolayı tebrik ediyor ve çalışmanın konuyla ilgili tüm kesimlere faydalı olmasını diliyoruz.

IPR Gezgini

Eylül 2021

iprgezgini@gmail.com

KİTAP TANITIMI: İNTERNETTEN İNDİRİLEN DİJİTAL ESERLERDE YAYMA HAKKININ TÜKENMESİ İLKESİ



Ahunur Açıkgöz tarafından kaleme alınan “İnternetten İndirilen Dijital Eserlerde Yayma Hakkının Tükenmesi İlkesi” isimli çalışma On İki Levha Yayıncılık tarafından Haziran 2021 tarihinde kitap olarak yayımlanmıştır.

Eserlerin dijital kopyalarının yaygınlaşması ile birlikte fikir ve sanat eserleri hukukunda farklı menfaatler arasında dengeyi sağlayan en önemli ilkelerden biri olan yayma hakkının tükenmesi ilkesinin, taşıyıcısız bir şekilde edinilen dijital eserlere de uygulanıp uygulanmayacağı sorusu gündeme gelmiştir. İlkenin düzenlendiği ilgili kanun maddeleri nispeten eski tarihli olduğu için kanun koyucunun söz konusu düzenlemeleri taşıyıcısız olarak edinilen dijital eserleri de dikkate alarak öngördüğünü söyleyebilmek zordur. Bununla birlikte, internetten indirilerek edinilen dijital eserlerin gerek nitelikleri gerekse yeniden devirleri esnasında gerçekleşen teknik süreç de, tarihsel olarak fiziksel eserlerin analog devri için öngörülen tükenme ilkesinin bu nitelikteki eserlere uygulanmasını oldukça güçleştirmektedir. Tükenme ilkesinin internetten indirilerek edinilen dijital eserlere uygulanması sorununun farklı boyutlarıyla mahkeme kararlarına da yansıdığı görülmektedir.

Alanda çalışanlara katkı sağlaması umulan bu kitapta da dijital bir tükenme ilkesinin uygulanabilip uygulanamayacağı, dijital dünyada tükenme ilkesinin uygulanmasını elverişli kılacak çözüm yöntemlerinin neler olabileceği doktrindeki görüş ve mahkeme kararları ışığında ele alınmıştır.

Toplam beş bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, dijital eser kavramı ve çalışmada kullanılacak olan diğer ilgili kavramlar netleştirilmeye çalışmış, ikinci bölümde internetten indirme şeklinde dijital eser sunumunun, eser sahibinin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda düzenlenen mali hakları ile ilişkisi ele alınmıştır. Özellikle, eserin internet aracılığıyla iletimlerinin FSEK m. 25/2’de düzenlenen erişim sağlama yoluyla umuma iletim hakkı kapsamında değerlendirilmesi ihtimali, yayma hakkı için öngörülen tükenme ilkesinin dijital eserlere uygulanmasını zorlaştırdığından, indirme şeklinde dijital eser sunumunun eser sahibinin farklı mali hakları ile olan ilişkisinin netleştirilmesi oldukça önem taşımaktadır.  Kitabın üçüncü bölümünde yayma hakkının tükenmesi ilkesine gerekli olduğu ölçüde değinilmiş, dördüncü bölümde ise tükenme ilkesinin dijital eserlere uygulanmasında karşılaşılan bazı hukuki zorluklar incelenmiştir. Söz konusu hukuki zorluklar, özellikle Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın dijital tükenme ilkesine bakış açısını yansıtacak kararları çerçevesinde, farklı başlıklar altında ele alınmıştır. Kitabın son bölümü olan beşinci bölümde ise bir önceki bölümde incelenen, dijital eserlere tükenme ilkesinin uygulanmasını engelleyen hukuki zorluklara ilişkin doktrinde ileri sürülen bazı çözüm önerileri incelenmiştir.

Kitabın konu ile ilgilenen herkese faydalı olmasını temenni ediyoruz.

IPR Gezgini

Haziran 2021

iprgezgini@gmail.com

KİTAP TANITIMI: “FİKRİ MÜLKİYET YAZILARI I – MÜTALAALARIM (2001-2020)”

Doç. Dr. Cahit Suluk’un 2001-2020 dönemine mütalaarından oluşan “FİKRİ MÜLKİYET YAZILARI I” adlı eser Seçkin Yayınlarından çıktı. Eserde telif, marka ve patent gibi konulara ilişkin somut olaylara hukuki çözümler getirilmiştir.

Kitap hakkındaki yayın bilgilerinin https://www.seckin.com.tr/kitap/881245335 bağlantısından görülmesi mümkündür.

Eser yayınevince aşağıdaki cümlelerle tanıtılmıştır:

“Akademik çalışmalarda soyutlamaya gidilir. Bir genelleme yapmak gerekirse bu çalışmalar yapılırken tümden gelim yöntemi izlenir. Oysa hukuki problemler, insan hayatının karmaşasından doğar. Bu yüzden kitap ve makale gibi fikri ürünlerde hukuki problemlere doğrudan cevaplar bulunamaz. Mütalaa ve bilirkişi raporu gibi metinlerde ise somut olaylara özgü sonuçlara ulaşılır. Başka bir deyişle bu metinler, soyut bilginin somutlaşmış halleridir.

Bu eser de; yazarın 2001-2020 yılları arasında kaleme aldığı mütalaalarından oluşmaktadır. “Fikir ve Sanat Eserleri”, “Marka”, “Patent ve Faydalı Model”, “Tasarım” ve “Haksız Rekabet” olmak üzere beş başlıkta toparlanan mütalaalara aslına sadık kalınarak yer verilmiştir. Mütalaanın sonuna da o olaya özgü Yargıtay kararları işlenerek, okuyucunun somut olaya ilişkin mütalaadaki gerekçe ve sonuçlarla Yargıtay kararını karşılaştırma imkânı sağlanmıştır.”

Kitap şu bölümlerden oluşuyor:

  • TELİF
  • MARKA
  • PATENT VE FAYDALI MODEL
  • TASARIM
  • HAKSIZ REKABET

Kitabın konu ile ilgilenen herkese faydalı olmasını temenni ediyoruz.

IPR Gezgini

Haziran 2021

iprgezgini@gmail.com

KİTAP TANITIMI: “DOLAYLI PATENT İHLALİ”

Dr. Öğretim Üyesi Pelin Karaaslan tarafından kaleme alınan “Dolaylı Patent İhlali” adlı kitap, Seçkin Yayıncılık tarafından Mayıs 2021 tarihinde yayımlanmıştır.

Kitap hakkındaki yayın bilgilerinin https://www.seckin.com.tr/kitap/176966391# bağlantısından görülmesi mümkündür.


Patent, yalnızca hak sahibine değil, aynı zamanda toplumun bütününe yarar sağlayan bir sistem üzerine kurulu olduğundan, etkin bir şekilde korunmayı hak etmektedir. Patentli buluşun üçüncü kişilerce dolaylı olarak kullanılmasının yasaklanması da bu hakedişi karşılamak üzere kanun koyucu tarafından öngörülmüş bir tedbirdir. Ancak bu tedbirin düzenlendiği Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 86. maddesi gerek koşulları gerekse de kanun sistematiği içerisindeki yeri ve öngördüğü hukuki sonuçlar bakımından tartışılması gereken pek çok soru barındırmaktadır. “Dolaylı Patent İhlali” adlı bu kitapta, söz konusu sorulara cevap aranmaktadır.

İfade edilen amaç doğrultusunda, patentli buluşun üçüncü kişilerce dolaylı kullanımı ve bu kullanım nedeniyle ortaya çıkan “dolaylı patent ihlali” konusu kitapta üç ana başlık altında ele alınmaktadır:

Çalışmanın birinci bölümünde, “patentli buluş” kavramı ve patentli buluş üzerinde patent sahibine tanınan inhisari kullanım yetkilerinin kapsam ve sınırları açıklanmaktadır. Bu konuda yapılan tespitler önemlidir; zira Sınai Mülkiyet Kanunu m. 86 hükmünde düzenlenen önleme hakkının uygulama koşullarına ve önleme hakkına riayet edilmemesi neticesinde ortaya çıkan dolaylı patent ihlaline ilişkin pek çok mesele, birinci bölümde ortaya konulacak olan kullanım yetkileri ve sınırları ile ilintilidir.

Patentli buluşun üçüncü kişilerce dolaylı olarak kullanılmasının önlenebilmesinin objektif ve sübjektif koşullarının ele alındığı kısım, çalışmanın ikinci bölümüdür. Söz konusu koşullar, teori ve uygulamaya dair pek çok soru barındırmaktadır. Tüm bu sorular yanıtlanırken, önleme hakkına ilişkin hükmün yasada düzenleniş şeklinin, amacının ve hukuki mahiyetinin gözetilmesi önem arz etmektedir. Bu nedenle ikinci bölüme başlarken bu hususlara da yer verilmiştir.

Çalışmanın ikinci bölümü esas olarak yalnızca Sınai Mülkiyet Kanunu m. 86 hükmünün uygulama koşulları üzerine yoğunlaşırken, üçüncü yani son bölüm, bu hüküm kapsamında düzenlenen önleme hakkına riayet edilmemesi ve dolaylı kullanım fiilinin gerçekleşmesi halinde izlenecek yolu ve bu bağlamda karşılaşılan sorunları ele almaktadır. Dolaylı kullanım fiilinin gerçekleşmesi bu çalışma kapsamında “dolaylı patent ihlali” şeklinde ifade edilmektedir. Dolaylı patent ihlalinden bahsedilebilmesi için dolaylı kullanım fiili sonrasında patent hakkının doğrudan ihlalinin gerekip gerekmediği (doğrudan patent ihlali ile dolayı patent ihlali arasındaki bağlılık ilişkisi) üçüncü bölümde ele alınması gereken meselelerin başında gelmektedir. Zira bu sorunun cevabı, dolaylı patent ihlalinin hukuki niteliğini ve buna bağlanan sonuçları da etkilemektedir. Buluşun dolaylı olarak kullanımı, Sınai Mülkiyet Kanunu’nda patent hakkına tecavüz teşkil ettiği belirtilen fiiller arasında açıkça yer almadığından, dolaylı patent ihlalinin hüküm ve sonuçları bakımından nasıl bir yol izlenmesi gerektiği, bu bölümde ele alınması öngörülen meselelerden bir diğeridir. Bu kapsamda ele alınacak tartışmalar ve yapılacak tespitler ışığında dolaylı patent ihlali halinde ileri sürülebilecek talepler incelenerek çalışma tamamlanmaktadır.


Kitaptaki ana konu başlıkları şu şekildedir:


Teori ve uygulamadaki büyük bir boşluğun doldurulmasına katkı sunmak amacıyla kaleme alınan kitabın, konu ile ilgilenen herkese faydalı olmasını temenni ediyoruz.

IPR Gezgini

Şubat 2021

iprgezgini@gmail.com

Kitap Tanıtımı – “Marka Hukukunda Kullanım İspatı”

Araştırma Görevlisi Elanur TAMER tarafından yazılan “Marka Hukukunda Kullanım İspatı” konulu yüksek lisans tezi Mart 2021’de Yetkin Yayınları tarafından kitap olarak yayımlanmıştır.

Yazarın kaleminden kitabın kapsamı ve amacı aşağıdadır:

Markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’ndan doğan haklardan yararlanabilmek için öncelikle tescil edilmesi gerekmektedir ve bu bağlamda marka hukukunda tescil ve kullanım birbirinin hem amacı hem de sonucunu oluşturmaktadır.

Çalışmada; marka kullanımın genel esasları hem SMK kapsamında hem de mehaz AB Tüzük ve Direktiflerinin yanı sıra AB emsal içtihatları ışığında da incelenmiştir.

Birinci bölümde, marka hukukunda kullanım kavramı açıklanmaya çalışılmış ve bu kullanımın ispatlanması gerekliliğinin amaç ve işlerliğinden söz edilmiştir. Ayrıca, markayı kullanmamaktan doğan yaptırımların gerekçesi ile birlikte 10.01.2017 tarihinde ihdas edilmiş 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile öngörülen yeni düzenlemelerin, Türk marka hukukuna sağlayabileceği katkılara değinilmiştir.

İkinci bölümde, markanın kullanılması hususu maddî hukuk yönünden ele alınmıştır. Bu çerçevede konunun detaylandırılmasında, gerek SMK’nın kullanım esaslarının düzenlendiği 9’uncu maddesi, gerekse SMK’ya mehaz teşkil eden AB Tüzük ve Direktifleri ve yerleşik içtihatları ışık tutmuştur.

Bu bölümde bilhassa Türk hukukunda -SMK’nın görece yeni olmasından bahisle- henüz uygulamada yeni karşılaşılan, ancak AB marka hukukunda ABAD içtihatlarının ilkeleri doğrultusunda tekrarlayan/mükerrer marka başvurularının değerlendirilmesinin Türk hukukunda uygulanabilirliğine yer verilmiştir. Yine bu bölümde Türk hukukunda mevzuatta yer almayan ancak AB hukukunda yer alan bir diğer düzenleme ise, TPMK nezdinde kullanım ispatının sunulabilmesinin süre bakımından sınırı ve gecikmiş delillerin (belated evidece) kabul edilebilirliğinin esasları hakkındadır.

Üçüncü ve nihayet son bölümde ise, kullanım ispatı usul hukuku yönünden incelenmiştir. Bu bölümde, öncelikle SMK m. 19/2 uyarınca, TPMK nezdinde kullanım ispatı talebinde bulunmanın koşul ve muhteviyatı ele alınmıştır. Ardından kanun koyucunun SMK m. 19/2 hükmüne gönderme yapmak suretiyle marka hakkına tecavüz ve markanın hükümsüzlüğü davalarında da kullanılmamanın bir def’i olarak ileri sürülebilmesi açıklanmıştır.

Bu bölümde bilhassa; kullanmama def’inin hükümsüzlük davalarında SMK m. 25/7 uyarınca iki kere kullanım ispatına tâbi tutulması (AB hukukunda “double use requirement” olarak anılmaktadır) incelenmiş ve bu hükmün ihdas amacının SMK m. 29/2 uyarınca ihlâl davalarında uygulanabilirliği SMK m. 155 ile ilintili olarak incelenmiştir.

Bu minval üzere, çalışmada marka hukukunda kullanımın ispatlanması olgusu, SMK ve ona esas teşkil eden AB marka hukuku düzenlemeleri, yeri geldikçe Türk marka hukukunda uygulanabilirliğiyle de mukayese edilerek incelenmiştir. Yazar çalışmasının, okuyuculara, uygulayıcılara ve tüm ilgililere fayda sağlayabilmesi temennisindedir.


IPR Gezgini olarak yazarı çalışmasından dolayı tebrik ediyor ve çalışmanın konuyla ilgili tüm kesimlere faydalı olmasını diliyoruz.

IPR Gezgini

Nisan 2021

iprgezgini@gmail.com

KİTAP TANITIMI: MARKA HUKUKUNDA AYIRT EDİCİLİK VE MARKANIN AYIRT EDİCİLİĞİNİN ZEDELENMESİ

Dr. Dilek İMİRLİOĞLU tarafından kaleme alınan “Marka Hukukunda Ayırt Edicilik ve Markanın Ayırt Ediciliğinin Zedelenmesi” isimli eserin 1. Baskısı Mayıs 2017, 2. Baskısı ise Nisan 2018’de Adalet Yayınevi tarafından yayımlanmıştır.

Yazarın kaleminden kitabın kapsamı ve amacı aşağıda yer almaktadır:

Sanayi Devrimi sonrası tarıma ve zanaata dayalı bir ekonomi sisteminden, makine üretiminin egemen olduğu bir sisteme geçiş süreci ister istemez tüm ülkeleri yeni pazarlar arama ve bulma yoluna sevk etmiştir. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte söz konusu süreçte, mal ve hizmetler arasındaki farkın gün geçtikçe azalmasıyla, mal ve hizmetler arasındaki farklılığı sağlayan unsur olarak marka kavramı öne çıkmıştır.

Günümüzde marka en önemli ekonomik güçlerden biri olarak; üretim, pazarlama, satış ve tanıtım aşamalarının ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Mevcut piyasa koşularında çok sayıda mal ve hizmet bulunduğundan teşebbüsler, marka ile mal ve hizmetlerine bir kimlik kazandırmaya ve diğer kimliklerden ayrılabilmek için stratejiler yaratmaya çalışmaktadırlar. Bu noktada, markanın ayırt edici niteliğinin önemi ortaya çıkmaktadır. Markanın ayırt ediciliği sadece başvuru tescil safhasında gözetilmesi gereken bir önkoşul değil; markanın var olduğu süre boyunca diğer mal ve hizmetlerle karıştırılmada, ihlâl ve itirazlara konu olma süreçlerinde de göz önüne alınması gereken bir unsurdur.

Marka Hukukunda Ayırt Edicilik ve Markanın Ayırt Ediciliğinin Zedelenmesi adlı çalışmanın amacı, markadaki ayırt edicilik tespitlerinin sübjektif temeller yerine objektif görüş ve ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesine katkıda bulunarak, marka ile ilgili kişilerin eşit işlem ilkesinden yararlanmalarının önünü açmaktır. Anılan ilkeler, söz konusu işlemlerin keyfi uygulamalar ya da kararlarla güvensizlik yaratmalarının önüne geçebilmek ve marka hukukunun her aşamasında ayırt ediciliğin ne şekilde saptanabileceğini gösterebilmek için; AB, ABD, yabancı ülkelerin iç hukuk düzenlemeleri, ülkemiz mevzuatıyla irdelenerek belirlenmeye ve ulusal-uluslararası yargı ve patent- marka ofis kararları ile tasniflendirilmeye çalışılmıştır.

Ayrıca ülkemiz mevzuatı, 1995 yılından günümüze kadar olan süreçte yürürlükte olan 556 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile 10.01.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında karşılaştırılmalı olarak aktarılmaya çalışılmış, anılan hükümler arasındaki farklılıklar ve aynen korunan düzenlemeler belirtilmiştir.

Kitap üç bölümden oluşmaktadır:

Birinci bölümde; marka kavramı, markanın fonksiyonları, unsurları ve marka olabilecek işaretler açıklanmış; ikinci bölümde ise ayırt edicilik hususu mutlak ret nedenleri bakımından incelenmiştir. Ayırt edicilikle ilişkilendirilemeyen mutlak ret nedenleri ise konu kapsamı dışında bırakılmıştır. Ayrıca mutlak ret nedenlerine ilişkin hükümde düzenlenen kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılması konusuna da yer verilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, ayırt edici karakterin zedelenmesi kavramı açıklanmış, bu kavram için bir önkoşul olan tanınmışlık düzeyine ulaşılma kavramı üzerinde durulmuş, ayırt edicilik ile ayırt edici karakterin zedelenmesi arasındaki ilişki vurgulanarak, söz konusu duruma ilişkin örnek kararlar aktarılmaya çalışılmıştır.

Eserin konuyla ilgili çalışanlara faydalı olacağını düşünüyoruz.

IPR Gezgini

Şubat 2021

iprgezgini@gmail.com

Kitap Tanıtımı: “Türk ve Avrupa Birliği Hukukunda İnternette Marka Hakkının İhlali”

Dr. Zeynep Yasaman’ın Marmara Üniversitesi Avrupa Araştırmaları Enstitüsü Avrupa Birliği Hukuku Anabilim dalında tamamladığı “Infringement of Trademark Rights on the Internet in the European Union and Turkish Law”  başlıklı doktora tezi Türkçe olarak Aralık 2020’de yayımlandı. Türk ve Avrupa Birliği Hukukunda İnternette Marka Hakkının İhlali başlığıyla kitap olarak basılan doktora tezi 31 sayfası Kaynakça olmak üzere toplamda 756 sayfalık içeriğiyle meseleyi karşılaştırmalı olarak geniş bir perspektiften ele alıyor.   

Kitabın birinci bölümünde, Türk ve Avrupa Birliği Hukukunda marka hakkının ihlali için gerçekleşmesi gereken genel şartlar olan marka sahibinin izni olmadan kullanım, ticaret alanında kullanım, mal veya hizmetler ile ilgili kullanım, ticari etki yaratacak şekilde kullanım ile aynen, benzer ve tanınmış marka kullanımına dair şartlara yer verilmiş.

Genel ihlal kriterleri ortaya konduktan sonra bunlar internet ortamında gerçekleştirilen kullanımlar bakımından incelenmiş. İnternet ortamındaki kullanımların marka sahibince engellenebilmesi Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 7. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde “İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması” şeklinde düzenlenmiş olup, bu eylemlerin marka sahibince engellenebileceği ifade edilmiştir. Ancak burada kritik nokta, SMK m.7/3-d’nin uygulanabilmesinin ancak 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan şartların sağlanması halinde mümkün olmasıdır. Bu bakımdan, bir ihlalden bahsedebilmek için markanın alan adı, yönlendirici kod, anahtar kelime veya benzeri şekillerde salt kullanılması değil, ticaret alanında mal veya hizmetler ile ilgili ve ticari etki yaratacak şekilde kullanımın yanı sıra m.7/2’de belirtilen şartları da karşılayan bir kullanımın söz konusu olması gerekmektedir. Kitapta, internet üzerinde gerçekleştirilen kullanımlar tüm bu şartlar ışığında değerlendirilmektedir.  

SMK m.7/3-d ile paralel olarak eserde öncelikle, markanın üçüncü kişilerce izinsiz bir şekilde alan adı, anahtar kelime ve yönlendirici kod olarak kullanılması hususu inceleme konusu yapılmış. Diğer yandan, alan adları ile ilgili ihtilaflar sadece yerel mahkemeler önünde değil, çeşitli alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmaları kapsamında da çözümlendiğinden, başta ICANN’in Alan Adı Uyuşmazlık Çözümü Yeknesak Kuralları (Uniform Domain Name Dispute Resolution Policy – UDRP) olmak üzere Türk ve AB alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmaları kapsamında öngörülen ihlal şartları da inceleme kapsamına alınmış.

Markanın anahtar kelime ve yönlendirici kod kullanımları açısından, özellikle Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın 2010 yılında Google France kararı ile başlayan içtihatları ve bundan sonraki AB Üye Ülke kararları incelenerek Türk yargı kararları arasındaki farklılıklar ortaya konmuş. Bu hususta, marka hukukunun genel ilkelerini internet üzerinde ortaya çıkan yeni kullanım türlerine adapte eden AB içtihatlarının üzerinde önemle durulduğu ve kitapta bu hususa ilişkin  birçok karara yer verildiği görülmektedir.  

Diğer yandan markanın online pazar yerleri ile online sosyal medyadaki kullanımları da çalışmaya dahil edilerek uygulamada ortaya çıkan ihtilaflardan markanın online pazar yerlerinde satışa sunulan mallar ile ilgili kullanımı, online pazar yerlerinin gerek Google gibi arama motorlarındaki, gerek kendi bünyelerinde yer alan arama motorlarındaki kullanımları, markanın sosyal medyada kullanıcı adında ve hashtag’lerde kullanımı, sanal gerçeklik dünyalarında ve mobil uygulamalarda kullanımı suretiyle ihlal şartları da incelenmiş.

İhlal iddialarına karşı ileri sürülebilecek savunmalardan meşru hak veya menfaat, dürüst kullanım, ifade ve bilgi alma özgürlüğü, marka hakkının tükenmesi, gerçek hak sahipliği, sessiz kalma yoluyla hak kaybı ve karşılaştırmalı reklam hususlarına da kitapta yer verilmiş.

Kitabın son bölümü internet hizmet sağlayıcılarının sorumluluklarına ayrılmış. Bu bağlamda, marka ihlali teşkil eden içeriklere dair hizmet sunan erişim sağlayıcılar, ön belleğe alma sağlayıcıları, yer sağlayıcılar ve bu içerikleri oluşturan içerik sağlayıcıların sorumlulukları incelemeye konu edilmiş. Bu kapsamda, gerek 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, gerek 2000/31 sayılı E-Ticaret Yönergesi anlamında “güvenli liman” kapsamında kalan ve kalmayan internet hizmet sağlayıcıları arasında ayrım yapılarak ihlal teşkil eden kullanımlardan doğan sorumluluklar değerlendirilmiş. En son olarak, markanın alan adında, anahtar kelime olarak, online pazar yerleri ile sosyal medyadaki kullanımları suretiyle sorumlulukları doğabilecek aktörler ayrı ayrı incelenmiş.

Kitapta yer alan Konu Başlıkları şöyle:

Birinci Bölüm

Marka Hakkının İhlali

§1. Avrupa Birliği ve Türk Hukukunda Marka Hakkının İhlali İçin Genel Şartlar

  1. Marka Hukuku Anlamında Kullanım
  2. Marka Sahibinin İzni Olmaksızın Kullanım
  3. Ticaret Alanında Kullanım
  4. Mal veya Hizmetler ile İlgili Kullanım
  5. Ticari Etki Yaratacak Şekilde Kullanım
  6. İhlal Teşkil Eden Kullanım Türleri
  7. Aynen Kullanım
  8. Benzer Kullanım
  9. Tanınmış Marka Kullanımı

İkinci Bölüm

Marka Hakkının İnternet Üzerinde İhlali

§2. Genel Olarak İnternet Üzerinde Marka İhlali

§3. İnternet Üzerinde Gerçekleşen Marka İhlal Halleri

  1. Markanın Alan Adında Kullanılması
  2. Alan Adları
  3. Markanın Alan Adında Kullanılması Suretiyle İhlali
  4. Markanın Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Mekanizmaları Kapsamında İhlali
  5. Markanın Online (Arama Bazlı) Reklamlarda Kullanılması
  6. Markanın Anahtar Kelime Reklamcılığı Kapsamında Kullanılması
  7. Markanın Yönlendirici Kod Olarak Kullanılması
  8. Markanın Online Pazar Yerlerinde Kullanılması
  9. Markanın Online Sosyal Medyada Kullanılması

§4. İnternet Kullanımlarında İleri Sürülebilecek Savunmalar

  1. Meşru Hak veya Menfaat (Alan Adına Özgü Düzenlemeler)
  2. Dürüst Kullanım
  3. İfade ve Bilgi Alma Özgürlüğü
  4. Marka Hakkının Tükenmesi
  5. Gerçek Hak Sahipliği
  6. Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı
  7. Karşılaştırmalı Reklamlar

Üçüncü Bölüm

Sorumluluk

§5. İnternet Aktörleri

  1. Erişim Sağlayıcılar
  2. Ön Belleğe Alma Sağlayıcıları
  3. Yer Sağlayıcılar
  4. İçerik Sağlayıcılar

§6. İnternette Sorumluluk

  1. “Güvenli Liman” kapsamında İnternet Hizmet Sağlayıcılarının Sorumlulukları
  2. Erişim/Basit İletim Sağlayıcılarının Sorumlulukları
  3. Ön Belleğe Alma Sağlayıcılarının Sorumlulukları
  4. Yer Sağlayıcıların Sorumlulukları
  5. “Güvenli Liman” Kapsamı Dışında İnternet Hizmet Sağlayıcılarının Sorumlulukları
  6. İçerik Sağlayıcıların Sorumlulukları
  7. “Güvenli Liman” Kapsamında Kalmayan Teknik Aracı Hizmet Sağlayıcıların Sorumlulukları

§7. Markanın İnternette Çeşitli Şekillerde Kullanımından Sorumlu Kişiler

  1. Alan Adı Kullanımından Doğan Sorumluluk
  2. Alan Adı Sahipleri
  3. Alan Adı Tahsis Kuruluşları
  4. Yeni Jenerik Birinci Seviye Alan Adı Tahsis Kuruluşları
  5. Alan Adı Alım-Satımı Yapan Kuruluşlar & Parking Site Operatörleri
  6. Arama Motoru Reklamlarındaki Kullanımdan Doğan Sorumluluk
  7. Reklam Veren
  8. Reklam Alan Arama Motoru
  9. Online Pazar Yerlerindeki Kullanımdan Doğan Sorumluluk
  10. Sosyal Medyadaki Kullanımdan Doğan Sorumluluk
  11. Sosyal Ağ Siteleri
  12. Sanal Dünyalar
  13. Mobil Uygulamalar

Bu kapsamlı çalışmanın Fikri Mülkiyet alanında çalışanlar için faydalı bir kaynak kitap olacağı kanaatindeyiz.

IPR Gezgini

Şubat 2021

iprgezgini@gmail.com