Etiket: çalışan buluşları

ÇALIŞANLARIN MEYDANA GETİRDİĞİ FİKRÎ ÜRÜNLERİN HUKUKİ REJİMİNDE BİR NORMATİF SAPMA


Çalışanların ortaya çıkardığı tasarım ve buluşların hukuki niteliği ile hak sahipliği rejimi; 22.12.2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ve Çalışan Buluşlarına, Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlara ve Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlara Dair Yönetmelik (Yönetmelik) hükümlerine göre düzenlenmektedir. Benzer şekilde çalışanların ortaya çıkardığı eserlerin hukuki niteliği ve bu eserlerin mali haklarının kullanılması rejimi, 05.12.1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) hükümlerine göre düzenlenmektedir. 09.07.1982 tarihli ve 2690 sayılı Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun (2690 sayılı Kanun)[1] ile 13.03.2026 tarihli ve 33195 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu Fikrî ve Sınai Haklar Yönetmeliği (TENMAK Yönetmeliği)[2]; SMK’nin çalışan buluşları ve tasarımları ile FSEK’in işçinin meydana getirdiği eserlerdeki mali hakların kullanımına ilişkin düzenlemelerinden belli ölçüde farklılık göstermektedir. Bu yazıda; söz konusu farklılıkların bir normlar ihtilafı mı yoksa bir istisna mı olduğu, normlar ihtilafı niteliğinde olması durumunda bu ihtilafın nasıl çözüme kavuşturulacağı temel hatlarıyla ele alınacaktır.

2690 sayılı Kanun ve TENMAK Yönetmeliği; fikrî mülkiyet haklarına ilişkin bir ayrım yapılmaksızın oluşturulan bütüncül düzenlemeler içermektedir. Bununla birlikte, SMK ve FSEK hükümlerinde ise farklı hak türlerine göre farklı düzenlemeler söz konusudur. Yapacağımız değerlendirmeler haklar bağlamında farklılık göstereceği için incelemenin de haklara göre ayrı başlıklar altında gerçekleştirilmesi yöntemi izlenecektir.

Çalışanların Ortaya Çıkardığı Tasarımları Bakımından İnceleme: SMK m.73/1 hükmüne göre; aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça çalışanların bir işletmede yükümlü olduğu faaliyeti gereği gerçekleştirdiği ya da büyük ölçüde işletmenin deneyim ve çalışmalarına dayanarak iş ilişkisi sırasında yaptığı tasarımların hak sahibi, işverenleridir. SMK m.73/2 hükmüne göre; çalışanların bulunduğu işyerindeki genel faaliyet konusu bilgi ve araçlardan faydalanmak suretiyle SMK m.73/1 hükmü kapsamı dışında yaptığı tasarımların hak sahibi, talep edilmesi hâlinde işverenleridir. SMK m.74/1 hükmüne göre; SMK m.73/1 hükmü kapsamında yapılan tasarımlar için çalışana bir bedel ödenmesi öngörülmemişken, SMK m.73/2 hükmü kapsamında yapılan tasarımlar için çalışanın, tasarımın önemi dikkate alınarak tespit edilecek bir bedeli isteme hakkı olduğu, tarafların bu bedel konusunda anlaşamaması hâlinde söz konusu bedelin mahkeme tarafından tespit edileceği düzenlenmiştir.

2690 sayılı Kanun Ek Madde 2 ve TENMAK Yönetmeliği m.5 hükümlerinin birlikte değerlendirildiğinde; herhangi bir dış paydaş olmaksızın TENMAK Ar-Ge birimleri tarafından yürütülen projelerin veya proje haricindeki diğer Ar-Ge faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi sırasında veya sonucunda ortaya çıkan tasarımlar üzerindeki hakların Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumuna (TENMAK) ait olacağı tespit edilmektedir. Anılan hükümler; SMK m.73/2 hükmü bağlamında ortaya çıkarılan tasarımlara ilişkin bir düzenleme içermemektedir. Ancak bu bir eksilik değildir. Zira SMK m.73/2 hükmü TENMAK bakımından da temel düzenleme olarak uygulama alanı bulacaktır.

SMK m.74/1 hükmüme göre çalışanların, işletmede yükümlü olduğu faaliyet gereği gerçekleştirdiği tasarımlar bakımından bir ücrete hak kazanması söz konusu değilken, TENMAK Yönetmeliği m.11 hükmüne göre; belirtilen nitelikteki tasarımların ekonomik olarak değerlendirilmesi durumunda elde edilecek net gelirin en fazla %50’sinin tasarımı ortaya çıkarana verilebileceği öngörülmektedir.

Mevzuatlar arası farklılığın, SMK’de öngörülen hak sahipliği rejimini, çalışan aleyhine daraltıcı bir mahiyet taşımaması ve TENMAK mevzuatının çalışan lehine bir gelir paylaşımı öngörmesi nedeniyle söz konusu farklılığın bir normlar ihtilafı değil, istisnai düzenleme olduğu, tasarımlar bakımından her iki mevzuatın tamamlayıcı mahiyette birlikte uygulanabileceği değerlendirilmektedir.

Çalışanların Ortaya Çıkardığı Buluşlar Bakımından İnceleme: Hemen belirtmek gerekir ki çalışan buluşları bağlamında TENMAK mevzuatı, sınai mülkiyet mevzuatından; hizmet buluşu, çalışan buluşu ayrımını ortadan kaldıracak, gelir paylaşımı sistemini büyük ölçüde değiştirecek şekilde farklılaşmaktadır. Ancak bu durum bir normlar ihtilafına yol açmamaktadır. Zira SMK m.113/4 hükmüne göre; çalışan buluşu için uygulanan hükümler, diğer kanuni düzenlemeler ve taraflar arasında yapılan sözleşme hükümleri saklı kalmak şartıyla, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların buluşları hakkında da uygulanır. SMK m.113/4 hükmünde, açıkça diğer kanuni düzenlemelerin saklı tutulmuş olması nedeniyle TENMAK mevzuatının, TENMAK çalışanları bakımından öncelikle uygulama alanı bulacağı, SMK’nin çalışan buluşlarına ilişkin hükümleri ile Yönetmeliğin, TENMAK mevzuatında hüküm bulunmayan hâllerde ve TENMAK mevzuatına aykırı düşmemek koşuluyla tamamlayıcı olarak uygulanabileceği değerlendirilmektedir. Bu anlamda TENMAK mevzuatındaki farklılık, bir normlar ihtilafı değil, istisnai ve hukuka uygun bir uygulama farklılığı niteliği taşımaktadır.

Çalışanların Ortaya Çıkardığı Eserler Bakımından İnceleme: 2690 sayılı Kanun ve TENMAK Yönetmeliği’nin fikrî mülkiyet haklarına ilişkin bir ayrım içermeyen düzenlemeleri nedeniyle ortaya çıkan en önemli sapmanın eser sahipliğine ilişkin olduğu söylenebilir.

FSEK m.13 hükmüne göre; eser üzerindeki haklar, mali ve manevi haklar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Manevi haklar devredilemezken, mali hakların ya da mali hakları kullanma yetkisinin devri mümkündür. FSEK m.18 hükmüne göre; aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar, bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır. FSEK’e göre çalışanların gerçekleştirdiği eserler üzerinde işverenin eser sahipliği söz konusu olamaz. İşveren, belirtilen nitelikteki eserin sadece mali haklarını kullanma yetkisine sahip olmaktadır. TENMAK mevzuatında ise çalışanların meydana getirdiği eserlerin sahibinin TENMAK olacağı düzenlenmektedir. TENMAK mevzuatı, mali ve manevi hak ayrımı yapmaması, eser üzerindeki hakları kullanma yetkisinin değil, eser üzerinde hak sahipliği öngörmesi bağlamında, çalışanın aleyhine olacak şekilde FSEK hükümleriyle ihtilaf hâlindedir.

Somut bir uyuşmazlık olması durumunda FSEK hükümlerinin mi, yoksa TENMAK mevzuatının mı uygulanacağı normlar ihtilafı kuralları ile çözüme kavuşturulması gereken bir meseledir. TENMAK Yönetmeliği ile FSEK arasındaki ihtilafta FSEK’in uygulanacağı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Zira FSEK, normlar hiyerarşisinde, Yönetmeliğe göre üst sırada yer almaktadır. FSEK ile 2690 sayılı Kanun arasındaki ihtilafının çözümünde ise normlar ihtilafı kuralları uygulama alanı bulacaktır. Kanaatimizce, esere ilişkin hak sahipliği ile eserden doğan hakları kullanma yetkisi bağlamında; FSEK, TENMAK’ın kuruluş ve idari yapısını düzenleyen 2690 sayılı Kanun’a göre özel kanun niteliğindedir. FSEK m.18 hükmü, en son 21.02.2001 tarihinde değişikliğe uğramıştır. 2690 sayılı Kanun Ek Madde 2 hükmü ise 02.07.2018 tarihinde ihdas edilmiş, 29.05.2025 tarihinde değiştirilmiştir. Bu bağlamda 2690 sayılı Kanun Ek Madde 2 hükmü FSEK m.18 hükmüne göre yeni norm niteliğindedir. Eski tarihli özel düzenleme ile yeni tarihli genel düzenleme çatışması olarak karşımıza çıkan durumda; normların koruduğu hukuki değer ve menfaat, manevi hakların devrinin mümkün olmaması gibi hakkın niteliğine ilişkin hususlar birlikte değerlendirildiğinde; normlar ihtilafında önceki tarihli özel düzenleme olan FSEK m.18 hükmünün uygulama alanı bulacağı, TENMAK’ın, çalışanları tarafından ortaya çıkarılan eserlerde, sadece mali hakları kullanma yetkisine sahip olacağı değerlendirilmektedir.

FSEK’e göre; çalışanların meydana getirdiği eser üzerindeki mali hakların işveren tarafından kullanılması durumunda, çalışanın bir ücrete hak kazanması söz konusu değilken, TENMAK Yönetmeliği m.11 hükmüne göre; belirtilen nitelikteki eserlerin ekonomik olarak değerlendirilmesi durumunda elde edilecek net gelirin en fazla %50’sinin eseri ortaya çıkarana verilebileceği öngörülmektedir. FSEK’te yasaklayıcı bir hüküm bulunmaması ve belirtilen konuda TENMAK mevzuatının çalışan lehine bir düzenleme olması hususları gözetildiğinde, çalışan tarafından ortaya çıkarılan eserden kaynaklı mali hakların işveren tarafından kullanılması durumunda; çalışanın TENMAK Yönetmeliği m.11 hükmü kapsamında gelirden pay talebinde bulunabileceği değerlendirilmektedir.

Kamu kurum ve kuruluşları; teknik ve kurumsal bilgi birikimi, yatırım gücü ve sahip olduğu çeşitli hukuki imtiyazlar sayesinde fikrî üretimde ve bu ürünlerin ticarileştirilmesinde önemli bir yere sahiptir. Kamu kurum ve kuruluşlarının belirtilen konumu, çalışanlar aracılığıyla ortaya çıkarılan fikrî ürünlerdeki hak sahipliği ve gelir paylaşımı konusunu da gündeme getirmektedir. Şüphesiz fikrî mülkiyet mevzuatı belirtilen konuda doğrudan uygulanabilir mahiyettedir. Bununla birlikte fikrî mülkiyet mevzuatının kimi zaman bir çerçeve çizdiği kimi zaman ise ayrıntılı olarak düzenlediği hak sahipliği ve gelir paylaşımı konusunda kamu kurum ve kuruluşlarının kendi iç düzenleyici işlemlerini yapmaları olağandır. Ancak bu düzenlemeler yapılırken hakkın mahiyeti, korunan hukuki menfaat iyi analiz edilmeli, özel nitelikteki temel düzenleyici işlemlerle bir ihtilafın ortaya çıkmamasına dikkat edilmelidir.

Osman Umut Karaca

osmanumutkaraca@hotmail.com

Nisan 2026


[1] 2690 sayılı Kanun için Bkz., https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2690.pdf, 29.03.2026.

[2] TENMAK Yönetmeliği için Bkz., https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/03/20260313-9.htm, 29.03.2026.

KİTAP TANITIMI: “ÇALIŞAN BULUŞLARININ PATENT ve TİCARİ SIR HÜKÜMLERİNE GÖRE KORUNMASI”



IPR Gezgini’ne yazılarıyla da katkı sağlamış arkadaşımız F. Betül ÖZBEK tarafından yüksek lisans tezi olarak kaleme alınan “Çalışan Buluşlarının Patent ve Ticari Sır Hükümlerine Göre Korunması” isimli çalışma, Şubat 2025’te Seçkin Yayıncılık tarafından kitap olarak yayımlandı. Yayınevinin kitaba ilişkin tanıtım ve sipariş sayfasına bu bağlantıdan erişilebilir.

Eseri bu kısa yazıda yazarının kaleminden okuyucularımıza tanıtacak ve devamında eserin kapsamı hakkında daha net bir fikir verebilmek adına İçindekiler bölümünü paylaşacağız.

“Çalışanlar tarafından iş ilişkisi sırasında geliştirilen buluşlar, çalışanın fikri çabası ile işverenin sağladığı kaynak ve altyapının bir ürünü olarak şirketler için ekonomik değer ve rekabet avantajı potansiyeli taşıyan varlıklardır. Buluş faaliyeti, yalnız işveren ve çalışanın çıkarlarını değil, teknolojik ve bilimsel ilerlemeden fayda sağlayacak toplumun menfaatlerini de yakından ilgilendirir. Çalışan buluşlarına ilişkin yasal düzenlemeler, işveren ve çalışana getirilen hak ve yükümlülükler ile buluş sürecinin hukuki öznelerinin menfaatleri arasında adil bir denge kurmayı amaçlar.

Sınai Mülkiyet Kanunu’nda işverene, çalışan buluşundan doğan hakları tam hak talebi aracılığı ile devralma imkanı tanınmış ve bu kapsamda birtakım yükümlülükler getirilmiştir. Hizmet buluşundan doğan hakları devralan işveren, bu buluşu patent veya faydalı model belgesiyle sınai hak koruması altına almakla yükümlüdür. Bununla beraber yükümlülüğünün istisnalarına ilişkin düzenlemeye göre işveren, işletme menfaatlerinin başvuru yapmamayı gerektirmesi durumunda buluşu ticari sır olarak koruyarak patent başvurusundan kaçınabilir. Bu düzenlemeye göre bir hizmet buluşunun, patent veya ticari sır hükümleri çerçevesinde korunması mümkündür. Buluş için uygun koruma türünün seçimi, işveren bakımından bir değerlendirme sürecini zorunlu kılmaktadır. İşverenin hizmet buluşunu patent veya ticari sır olarak değerlendirme yönünde vereceği kararın hüküm ve sonuçları farklılık göstereceğinden, koruma türlerinin ayrıntıları ile ele alınması ve işveren tarafından yapılacak seçimi etkileyecek hususların açıklanması önem taşımaktadır.

Bu kapsamda eserde:

  • Çalışan buluşunun ortaya çıkma sürecinde iki temel aktörü oluşturan işveren ve çalışanın menfaatler dengesi çerçevesinde hizmet buluşu üzerindeki hak sahipliği,
  • SMK’da sayılan şartlar bir araya geldiğinde buluş üzerinde hak talebinde bulunmaya yetkili olan işverenin buluştan doğan hakları devralması ile ortaya çıkan asli yükümlülükleri ve
  • Hizmet buluşunun patent veya ticari sır korumasına konu edilmesinin işveren ve çalışan bakımından hüküm ve sonuçları incelenmiştir.”

Kitabın içindekiler bölümü aşağıda paylaşılmaktadır:


Betül Hanım’a yol gösterici çalışması için bizler de teşekkür ediyor ve eserin ilgili tüm kesimlere faydalı olmasını diliyoruz.

IPR GEZGİNİ

Şubat 2025

iprgezgini@gmail.com

ÇALIŞAN BULUŞLARINDA TAHKİM


Çalışan buluşlarına ilişkin olarak mevzuatta öngörülen tahkim yolunun zorunlu mu yoksa ihtiyari mi olduğu, bu kapsamdaki uyuşmazlıklarda doğrudan dava açma imkânının olup olmadığı hususunda zaman zaman sorularla karşılaşmaktayız. Bu konuda, daha önce farklı kaynaklarda da kısmen paylaşılan yargı sürecinin ve sonucunun tamamının paylaşılmasının ve Danıştay görüşünün ortaya konulmasının faydalı olabileceği düşünülmektedir.

Bilindiği üzere, Çalışan Buluşlarına, Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlara ve Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlara Dair Yönetmelik 29/09/2017 tarih ve 30195 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmelik’in 1., 2., 3., 12., 13., 14., 15., 16., 17., 18., 21., 22., 24. maddelerinin tamamının, 10. maddesinin 2. ve 3. fıkralarının, 11. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesi ile 3. fıkrasının ikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin ve 23. maddesinin 2. fıkrasının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay 10. Dairesi’nin 2017/3748 esasına kayden dava açılmıştır.

İptali talep edilen düzenlemelerden “Bedelin taraflarca belirlenmesi” başlıklı 11 inci maddesi ile “Uyuşmazlığın çözümlenmesi” başlıklı 24 üncü maddesinin zorunlu tahkime ilişkin hükümler içerdiği görülmektedir. Nitekim 11 inci maddenin ikinci fıkrasında (2) Hizmet buluşunun birden çok çalışan tarafından gerçekleştirilmiş olması halinde bedel ve bedelin ödeme şekli, birinci fıkraya uygun olarak her bir çalışan için ayrı ayrı belirlenir. Tarafların anlaşamamaları halinde uyuşmazlık tahkim yoluyla çözümlenir.” hükmüne; 24 üncü maddenin birinci fıkrasında “(1) Çalışan ve işverenin, bu Yönetmelik hükümlerine göre ödenecek bedelin miktarı ve ödenme şekli üzerinde, işveren hizmet buluşu üzerinde tam hak talebinde bulunmuşsa patent veya faydalı model verildiği tarihten, kısmi hak talebinde bulunmuşsa işverenin buluştan yararlanmaya başladığı tarihten itibaren iki ay içinde anlaşamamaları halinde uyuşmazlık bu Yönetmelikteki hesaplamalar kapsamında tahkim yoluylaçözümlenir.” ve dördüncü fıkrasında (4) Çalışan ile işveren arasında ve çalışanların kendi arasında bu Yönetmelik hükümlerine göre doğan uyuşmazlıklar tahkim yoluyla çözümlenir.” hükümlerine yer verilmiştir.

Açılan davada esasen, söz konusu düzenlemelerin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun’un 115 inci maddesinin on birinci fıkrasında yer alan (11) Çalışan buluşları ile ilgili bedel tarifesi ve uyuşmazlık hâlinde izlenecek tahkim usulü yönetmelikle belirlenir.” düzenlemesine aykırı olduğu, Kanunda zorunlu tahkim usulünün öngörülmemesine karşın Yönetmelik ile zorunlu tahkim usulünün benimsendiği iddia edilmiştir. Yapılan savunmalarda da özetle Kanunda ve Yönetmelikte yer alan düzenlemenin zorunlu tahkime ilişkin olduğu ve hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir.

Danıştay 10. Dairesi tarafından, 04/07/2018 tarihinde, “Yönetmeliğin 11. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesinin, 24. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “tahkim yoluyla” ibaresinin ve 4. fıkrasının YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA, diğer maddeler yönünden ise yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için gerekli olan koşulların bu aşamada gerçekleşmediği anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması isteminin reddine,” karar verilmiştir (Danıştay Onuncu Dairesi’nin 04/07/2018 tarihli, E:2017/3748 sayılı kararı). Söz konusu karara karşı itiraz edilmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından yapılan incelemede, 6769 sayılı Kanunun 115. maddesinin 11. fıkrasında yer alan uyuşmazlık halinde tahkim usulünün izleneceğine ve bu tahkim usulünün Yönetmelikle belirleneceğine ilişkin emredici hüküm uyarınca, Kanunun 165. maddesinin yönetmelik hazırlama yetkisini verdiği davalı idarelerden Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulduğu, ayrıca Yönetmelikte hangi hallerde tahkime başvurulacağı düzenlenmekle beraber, tahkime başvurulması halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümlerinin uygulanacağının kurala bağlanması karşısında, söz konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.” gerekçesiyle, Danıştay Onuncu Dairesi kararının yürütmenin durdurulmasına ilişkin kısmının kaldırılmasına, yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiştir (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 19/12/2018 tarihli, YD İtiraz No: 2018/591 sayılı kararı).

Danıştay 10. Dairesi tarafından uyuşmazlığın esası bakımından yapılan incelemede, “Uyuşmazlıkta, dayanak Kanun hükmü ile bedelin ve ödeme şeklinin işveren ile çalışan arasında imzalanan sözleşme veya benzeri bir hukuki işlem ile belirlenebileceği ve çalışan buluşları ile ilgili olarak bedel tarifesi ve uyuşmazlık halinde izlenecek tahkim usulünün Yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır. 6769 sayılı Kanun, çalışan buluşlarında uyuşmazlık çıkması halinde çözümünün tahkim ile yapılacağını açıkça ortaya koymuş, “tahkimle çözümlenmesi hali” gibi bir olasılık sunmamış, seçimlik bir yol öngörmemiş, tahkimle çözüleceğinin kabulü ile tahkimin usulünün düzenlemesini Yönetmeliğe bırakmıştır.

Bu durumda; dava konusu Yönetmeliğin, 6769 sayılı Kanun’un 115. Maddesinin 11. fıkrasında yer alan uyuşmazlık halinde tahkim usulünün izleneceğine ve bu tahkim usulünün Yönetmelikle belirleneceğine ilişkin emredici hüküm uyarınca, Kanun’un 165. maddesinin yönetmelik hazırlama yetkisini verdiği davalı idarelerden Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulduğu, ayrıca Yönetmelikte hangi hallerde tahkime başvurulacağı düzenlenmekle beraber, tahkime başvurulması halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve yabancılık unsuru taşıyan ihtilaflarda ise 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümlerinin uygulanacağının kurala bağlanması karşısında, söz konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.” gerekçesiyle davanın ve iptal taleplerinin reddine karar verilmiştir (Danıştay Onuncu Dairesi’nin 26/11/2020 tarihli ve 2017/3748 E., 2020/5479K. sayılı kararı). Kanunda zorunlu tahkimin düzenlendiği, Yönetmeliğin bu konudaki hükümlerinin hukuka aykırı olmadığı tespit edilmiştir.

Aynı kararda, iptal talep edilen diğer maddeleri de kapsayacak şekilde yapılan genel değerlendirmede “Bu durumda, 6769 sayılı Kanun ile bedel ve ödeme şeklinin işveren ile çalışan tarafından belirlendiği, bedelin belirlenmesinde ise; hizmet buluşunun ekonomik değeri, çalışanın işletmedeki görevi ve işletmenin hizmet buluşunun gerçekleştirilmesindeki katkısının dikkate alınmasının öngörüldüğü ve çalışan buluşları ile ilgili olarak bedel tarifesinin Yönetmelikle düzenleneceğinin kurala bağlandığı, bu yönüyle yukarıda açıklandığı üzere Kanun’un verdiği yetkiye istinaden, Kanunla belli edilen kriterler doğrultusunda buluş bedelinin hesaplama usul ve yöntemlerinin detaylandırıldığı Yönetmeliğin iptali istenilen düzenlemelerinde Kanun’u aşan veya Kanun’la çelişen bir yön bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Yönetmeliğin dava konusu düzenlemelerinde hukuka aykırılık görülmemiştir.” tespitlerine yer verilerek, iptali talep edilen hükümlerin hukuka aykırı olmadığına karar verilmiştir.

Söz konusu karara karşı davacı tarafından temyiz yoluna gidilmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından yapılan inceleme neticesinde; davanın reddine ilişkin kararın hukuka uygun olduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı tespit edilmiş, gerekçeleri yerinde olduğu belirtilen Danıştay Onuncu Dairesinin 26/11/2020 tarih ve E:2017/3748, K:2020/5479 sayılı kararının onanmasına kesin olarak karar verilmiştir. (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 28/02/2022 tarihli ve 2021/2395 E., 2022/679 K. sayılı kararı).

Sonuç olarak, 6769 sayılı Kanunda öngörülen tahkim düzenlemesinin zorunlu tahkim kapsamında olduğunun ve bu yöndeki Yönetmelik hükümlerinin kanuna uygun olduğunun Danıştay tarafından da tespit edildiği, söz konusu kararın kesinleştiği görülmektedir.

Gökhan ERGÜL

av.gokhanergul@gmail.com

Adem SARIPINAR

Ağustos 2024

Kitap Tanıtımı: Çalışan Buluşları Hukuku

Fikrî mülkiyet hukukunun hem teori hem uygulama kısmında profesyonel düzeyde faaliyet gösteren Av. Doç. Dr. Cahit Suluk tarafından kaleme alınan, Seçkin Yayıncılık’tan çıkan ve aynı zamanda kendisinin doçentlik tezi olan, “Çalışan Buluşları Hukuku” adlı kitabın ikinci baskısı, 2020 yılının Ekim ayında raflardaki yerini almıştır.

Çalışan Buluşları Hukuku Cahit Suluk

İlk kez ayrıntılı şekilde, Mülga 24.06.1995 tarihli ve 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de (551 sayılı KHK) düzenlenen çalışan buluşları, 551 sayılı KHK’nin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde çıkarılması öngörülen yönetmeliğin, yirmi iki yıl boyunca çıkarılamaması nedeniyle ilgili hukuki altyapıdan yoksun kalması nedeniyle uygulanamamıştır.

22.12.2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 10.01.2017 tarihinde ve ardından Çalışan Buluşlarına, Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlara ve Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlara Dair Yönetmeliğin 29.09.2017 tarihinde yürürlüğe girmesinin ardından kitabın konusunu oluşturan müesseseler hukuki altyapıya kavuşmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki çalışan buluşlarına ilişkin tartışmalar güncelliğini korumaktadır. Bu tartışmalar temelde buluşun hak sahipliği ve buluştan elde edilecek gelirin paylaşılması noktalarında toplanmaktadır. Çalışan buluşlarının hukuki rejimini konu edinen kitap, konuyu etraflıca ele almakta, sorunlara değinmekte ve bu sorunlara çözüm önerileri getirmektedir. Yazar; kitabın son bölümünde, sistemi analiz ettikten sonra, sisteme yönelik eleştirilerini dile getirilmiş ve yeni bir sistem önerisinde bulunmuştur. Kitabın ana bölümleri şunlardır:

  • Patent ve Faydalı Model
  • Çalışan Buluşları
  • Hizmet Buluşları
  • Serbest Buluşlar
  • Makul Bedel
  • Kamu Çalışanlarının Buluşları
  • Yükseköğretim Kurumlarında Geliştirilen Buluşlar
  • Kamu Destekli Projelerde Geliştirilen Buluşlar
  • Uyuşmazlıkların Halli ve Zorunlu Tahkim

Kitap, akademik yayınların satışını gerçekleştiren kitapçılardan veya takip eden bağlantıdan çevrim içi yolla temin edilebilir. (https://www.seckin.com.tr/kitap/621417566)

Yazarı eserinden dolayı tebrik ediyor, kitabın, uygulamacılara yol gösterici olmasını, konuya ilişkin ortaya çıkması muhtemel sorunların çözümünde fayda sağlamasını diliyoruz.

IPR GEZGİNİ

Aralık 2020

iprgezgini@gmail.com