Kategori: Alan Adı Uyuşmazlıkları

LEGO KARARLARI BÖLÜM 2: LEGO ESAS UNSURLU ALAN ADLARI HALA LEGO’NUN


Lego… “Lego Kararları Bölüm 1” yazımızda, kimine göre eğlence kimine göre ciddi bir iş dediğimiz Legolar ve Lego dünyasının arkasında tabi ki çok ciddi bir iş birimi ve yapılanma mevcut. Firmanın bugün geldiği noktayı ve Lego’nun dünya çapındakini ününü dikkate aldığımızda, aksini düşünmek sanıyorum mümkün de olmazdı. Bu güçlü yapılanmayı fikri mülkiyet koruması ile birlikte düşündüğümüzde şahsen ilk aklıma gelen ise, hem tesciller ile haklarını korumak hem de hak kayıplarına/ ihlallere karşı aksiyonlar ile haklarını korumak şeklinde oluyor. Bu yazımızın konusunu da Lego alan adının korunması anlamında alınan aksiyonlardan biri oluşturuyor.

Bilindiği üzere genel üst seviye alan kodlar / alan adları (“gTLD”) bakımından olan uyuşmazlıklar için Alan Adı Uyuşmazlıkları Yeknesak Çözüm Politikası (“UDRP”) kapsamında Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (“WIPO”) bünyesinde yapılan çalışmalar ile çözüm bulunabilmektedir.

Bu anlamda Lego Juris A/S, tespit edilen “legoleaks.online” ve “legoleaks.store” alan adları için 2023 yılının Ekim ayında WIPO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi (“Tahkim Merkezi”) nezdinde bir UDPR şikayeti oluşturmuştur. Bunun üzerine Tahkim Merkezi ilgili prosedürel çalışmaları tamamlamış ve Lego Juris A/S tarafından tamamlanması gerekenlerin de tamamlanmasını sağlamıştır. Akabinde de inceleme sürecine geçilmiştir.

Yapılan inceleme kapsamında aşağıdaki bulgular tespit edilmiştir:

  • Şikayet sahibi, dünyanın en tanınmış ve itibar sahibi oyun malzemeleri üreticilerinden biridir. Nitekim bu husus tevsik eder deliller de ilgili şikayetin ekinde sunulmuştur.
  • Şikayet sahibi LEGO markalarının sahibidir. LEGO markaları özellikle yapı oyuncakları bakımından tanınmış niteliktedir. Ayrıca şikayet edilen tarafın yerleşim yerinden hareketle, Hindistan ile ilgili olarak da şikayet sahibi tarafından marka sicilinden alıntılar sunulmuştur.
  • Paralel şekilde, şikayet sahibinin LEGO ibaresini içeren 5.000’den fazla alan adının sahibi olduğu görülmektedir.
  • Şikayete konu iki alan adı da 24 Mayıs 2023’te tescil edilmiş olup; tespit edildikleri sırada her ikisinin de NFT alan adlarını satışa sunan ticari bir internet sitesine yönlendirme yaptıkları görülmüştür.
  • Şikayet sahibi, işbu inceleme konusu şikayetini sunmadan önce, -bir portal aracılığıyla- tüm haklarını saklı tutarak ve iletişime saklı olan bir mektup göndererek şikayet edilen taraf ile iletişime geçmeye çalışmıştır. Ancak yanıt alamamıştır.  
  • Bu kapsamda, işbu şikayete konu alan adlarının kendisine devri için gerekli şartların oluştuğunu iddia ederken, şikayet edilen tarafından usulüne uygun bir cevap dosyaya sunulmamıştır. Ancak ilginç bir şekilde, 27 ve 29 Kasım 2023 tarihlerinde gönderilen e-postalar ile üçüncü bir kişi Tahkim Merkezi ile iletişime geçmiştir. İlgili e-posta adresinin ise, ihtilaflı alan adının tescili için kullanılan e-posta adresiyle benzerlik taşıdığı ve ihtilaf konusu alan adı hakkında bilgi sahibi olduğu görülmüştür. Tahkim Merkezi’ne gönderilen e-posta kapsamında söz konusu üçüncü kişi, bir “iyilik” karşılığında ihtilaflı alan adlarını “geri çekmeyi” teklif etmiştir.

Yapılan inceleme kapsamında, üç temel unsurun bulunup bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Şikayet sahibinin LEGO markası üzerindeki hak sahipliğini kanıtladığı noktasında bir şüphe bulunmamıştır. UDPR kuralları kapsamında yapılan inceleme sonucunda ise, LEGO markasını tamamen içeren söz konusu alan adları ile şikayet sahibinin hak sahibi olduğu LEGO markaları arasında benzerlik olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar söz konusu alan adında “leaks” şeklinde ek bir ibare bulunsa da, bu tür bir terimin eklenmesinin, UDPR kuralları kapsamında aranan benzerliği ortadan kaldırmaya yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.  

UDPR dosyalarında genel ispat yükü şikayet sahibine ait olsa da; şikayet edilen tarafın bir alan adı üzerinde haklara veya meşru menfaatlere sahip olmadığını kanıtlamanın “tersini kanıtlamak” anlamına geleceği ve haliyle olağandan fazla bir yükümlülük niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Bu anlamda da şikayet sahibinin, şikayet edilenin meşru menfaatten yoksun olduğunu ilk bakışta öne sürdüğü durumlarda, bu yöndeki ispat yükünün şikayet edilene geçebildiği kabul edilmiştir. Dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda ise, şikayet edilenin; şikayet sahibinin en başta ileri sürdüğü iddiaları çürütemediği ve meşru menfaatini gösteren herhangi bir ilgili delil sunmadığı tespit edilmiştir.  Tüm bunların yanında, şikayet konusu alan adlarının daha önce NFT’ler satan bir ticari internet sitesine yönlendirme yaptığı ve yukarıda değinilen üçüncü kişi e-postasının niteliği dikkat alındığında; şikayet edilenin ihtilaflı alan adından ticari kazanç elde etmeye çalıştığı ve bunun meşru menfaat sağlayamayacağı tespit edilmiştir.

İnceleme konusu alan adlarının her ikisinin de LEGO ibaresini tamamen içerdiği ve Lego hayranları tarafından geliştirilmekte olan yeni ürünlere atıfta bulunmak için kullanılan “leaks” ibaresiyle birlikte tescil ettirildiği görülmüştür. Diğer yandan, LEGO markası tüm dünya çapında çok yüksek bir tanınmışlığa sahiptir ve Danca’da “iyi oyna” anlamına gelen “LEG GODT” ifadesine dayalı olarak yüksek bir ayırt edici karaktere sahiptir. Dolayısıyla, bu şekilde oluşturulan alan adları, kamuoyu tarafından şikayet sahibine bağlı olarak veya şikayet sahibi tarafından yetkilendirilmiş olarak algılanacak ve bu durum da taraflar arasında bir bağlantı kurulmasına sebep olacaktır.  Şikayet edilen tarafın, ihtilaflı alan adlarını kullanarak LEGO markasıyla kaynak, sponsorluk, ortaklık veya onay açısından karıştırılma ihtimali yaratmak ve ticari kazanç elde etmek amacıyla kasıtlı olarak internet kullanıcılarını ve Lego hayranlarını bu internet sitesine çekmeye çalıştığı değerlendirilmiştir. Nitekim şikayet edilen taraf, alan adı tescili sırasında da kimliğini gizlediği ve şikayet sahibinin kendisiyle iletişime geçme girişimlerini görmezden geldiği gibi, uzlaşma talebine de olumlu yaklaşmamıştır. Bu durum da kötü niyeti pekiştirir niteliktedir.   

Buna göre, somut olayda üç temel unsurun da bulunduğu sonucuna ulaşılmış ve şikayet sahibinin talebi kabul edilerek, ilgili alan adlarının şikayet sahibine devrine karar verilmiştir.

Görüldüğü üzere, Lego; LEGO BRICK tasarımının korunmasında olduğu gibi Lego alan adının korunması anlamında da gerekli önlemleri alarak lehe bir sonuca ulaşmayı başarmıştır.

Karara bu linkten ulaşılabilir.

Büşra BIÇAKCI

busrasbicakci@gmail.com

Şubat 2024

TÜRKİYE’DE ALAN ADLARI UYUŞMAZLIKLARI ARTIK UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM HİZMET SAĞLAYICILAR ARACILIĞI İLE ÇÖZÜLECEK: YENİ SİSTEMİN WIPO NEZDİNDEKİ GÜNCEL BİR UYUŞMAZLIK ÇERÇEVESİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ



Bilindiği üzere, son dönemlerde alan adı tahsisi ve alan adına dayalı itirazlar bakımından Türkiye’de birçok güncel gelişme gerçekleşti. Tr Ağ Bilgi Sistemi’nin (“TRABİS”) de devreye girmesiyle alan adlarının tahsisine, devrine ilişkin çeşitli kolaylıklar sağlandı. Söz konusu yeniliklerden birisi henüz bir örneği ile karşılaşmamakla birlikte alan adına ilişkin bir uyuşmazlık olduğunda, Uniform Domain Name Dispute Resolution Policy (“UDRP”) sistemine benzer şekilde düzenlenmiş olan İnternet Alan Adları Uyuşmazlık Çözüm Mekanizması Tebliği’nin uygulanacak olmasıdır. Bu doğrultuda Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (“WIPO”) tarafından verilmiş alan adı tahkimine ilişkin kararların, Türkiye’de de izlenmesinin planlanan prosedüre ışık tutacağı düşünülmektedir.

Bu doğrultuda, bu yazıda WIPO nezdinde incelenmiş olan alan adı uyuşmazlığına ilişkin bir kararın incelemesi gerçekleştirilmiş, TRABİS ile ön görülen uyuşmazlıkların Uyuşmazlık Çözüm Hizmet Sağlayıcı (“UÇHS”) aracılığıyla çözümüne ilişkin sistem ile paralellikler içermesi nedeniyle dikkate alınması gereken kriterler WIPO bakış açısıyla ele alınmıştır.

WIPO tarafından çözümlenen uyuşmazlığın ayrıntılarına girmeden önce TRABİS ile birlikte uygulamaya konan ve İnternet Alan Adları Uyuşmazlık Çözüm Mekanizması Tebliği’nde alan adının iptali için belirlenmiş olan şartlara değinmemiz yerinde olacaktır.

Bu şartlar UDRP ile paralel olarak İnternet Alan Adları Yönetmeliği’nde;

  1. İhtilaf konusu alan adının, sahip olunan ya da ticarette kullanılan marka, ticaret unvanı, işletme adı ya da diğer tanıtıcı işaretlerle benzer ya da aynı olması,
  2. Alan adını tahsis ettiren tarafın bu alan adı ile ilgili yasal bir hakkı ya da bağlantısının olmaması,
  3. Bu alan adının alan adı sahibi tarafından kötü niyetle tahsis ettirilmesi veya kullanılması

şeklinde belirlenmiştir.

Yine UDRP ile paralel şekilde üç şartın birlikte sağlandığının ispatı gerekmektedir. Bu sebeple, Türkiye’de ortaya çıkabilecek yeni uyuşmazlıkların çözümü için belirtilen kriterlerin çerçevesini belirleyebilmek adına WIPO tarafından verilmiş olan hakem kararları büyük önem arz edecektir.

İncelenen kararda, şikayetçi taraf ABG-Nine West, LLC (“şikayetçi”) şirketidir. Uyuşmazlığın konusunu oluşturan <ninewestisraelonline.com> alan adı 14 Nisan 2022 tarihinde Alibaba.com Singapore E-Commerce Private Limited (“alan adı sahibi”) adına kaydedilmiştir.

2 Ağustos 2022 tarihinde ABG-Nine West, LLC tarafından dosyalanan alan adı itirazı WIPO Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi’ne (”WIPO”) iletilmiştir. WIPO tarafından yetkili kuruluşlar ile yapılan yazışmalar sonucunda alan adının kayıtlı olduğu şirket ve iletişim bilgileri itiraz sahibine iletilmiş ve şikayetçi, bu bilgilendirme doğrultusunda 5 Ağustos 2022 tarihinde itirazda değişiklik yapmıştır. WIPO tarafından gerçekleştirilen şekli inceleme akabinde, 10 Ağustos 2022 tarihinde, yapılmış olan itiraz alan adı sahibine bildirilmiş, 30 Ağustos 2022 tarihine kadar cevaplarını sunmaları için süre verilmiştir.

Fakat alan adı sahibinin belirlenen süreye kadar herhangi bir cevap vermediği görülmüştür. Takiben, 6 Eylül 2022 tarihinde uyuşmazlık tek bir panelist tarafından incelenmeye başlamıştır.

Yapılan inceleme doğrultusunda şikayetçinin gerekçeleri aşağıdaki gibidir:

  1. <ninewestisraelonline.com> alan adı incelendiğinde “Nine West” ibaresinin devamında kullanılan “Israel” ve “online” ibarelerinin hiçbir şekilde ayırt edici olmadığı vurgulanmıştır. Bu sebeple alan adının esas unsurunun da şikayetçiye ait, Dünyaca tanınan giyim-ayakkabı sektöründe tanınmış Nine West markası olduğu anlaşılmaktadır.
  2. Alan adı sahibinin “ninewestisraelonline” ibaresini kullanmak adına yasal bir dayanağının olmadığı belirtilmiştir. Yasal dayanak kavramını ayrıntılı bir şekilde açıklanarak, herhangi bir şekilde markanın ticari olarak kullanılmasına hukuki olarak izin verilmediği vurgulanmıştır.
  3. Kaldı ki alan adı sahibinin, uyuşmazlığa konu <ninewestisraelonline.com> alan adı üzerinden sahte ürünler satarak, yıllar boyunca şikayetçi tarafından elde edilmiş olan tanınmışlık üzerinden kötüniyetli bir şekilde haksız yarar sağladığı; satılan ürünler sebebiyle, markalarının sahip olduğu itibarın da zedelendiğini belirtilmiştir.

Alan adı sahibinin cevaplarını sunmaması sebebiyle Hakem tarafından şikayetçinin gerekçeleri kapsamında değerlendirme yapılmış ve aşağıda belirtilmiş olan kriterler kapsamında bir değerlendirme yapılacağı vurgulanmıştır. Bu kriterler yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıkladığımız ve İnternet Alan Adları Yönetmeliği’nde yer alan üç kriter ile paraleldir. Bu doğrultuda şikayetçi uyuşmazlığa konu alan adını kapattırmak ya da devir almak istiyorsa aşağıdaki üç şartın da varlığını birlikte kanıtlamak zorundadır.

  1. Şikayetçi, uyuşmazlığa konu alan adı ile kendisine ait markanın aynı ya da karıştırılmaya sebep olacak derecede benzer olduğunu ispat etmelidir.
  2. Alan adı sahibinin uyuşmazlığa konu alan adını kullanmakta yasal bir dayanağının olmadığı ispat edilmelidir.
  3. Alan adının kayıt altına alınmış ve kötüniyetli bir şekilde kullanılıyor olduğu ispat edilmelidir.

Yapılan incelemeler doğrultusunda, sırasıyla tüm koşullar bakımından değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirmede şikayetçinin Nine West markalarının sahibi olduğunu kanıtladığı görülmüştür. UDRP Hakemleri tarafından kabul edilen çoğunluk görüşe göre; tescilli bir markanın, alan adlarına dahil edilerek kullanılması halinde karıştırılma ihtimali ortaya çıkmaktadır[1]. Bu doğrultuda uyuşmazlığa konu alan adına eklenmiş olan “Israel” ve “online” ibarelerinin, “Nine West” ibaresini, şikayetçiye ait markalardan farklılaştırmaya yetmediği kabul edilecektir[2].

İkinci olarak alan adı sahibinin alan adı kullanımını dayandırdığı bir hakkı ya da kullanıma gerekçe gösterilebilecek yasal bir menfaatinin bulunup bulunmadığı incelenmiştir. Somut olayda, alan adı sahibi tarafından itiraza karşı cevap verilmediğinden, yapılan inceleme şikayetçinin argümanları ile sınırlı tutulmuştur. Kaldı ki UDRP uyuşmazlıklarında yasal menfaat ya da bir hakka dayalı kullanımın olmadığının ispatı oldukça zor olduğundan, şikayetçilerin argümanları akabinde, alan adı sahiplerince aksinin ispatlanması gerekliliği kabul edilmiştir[3]. Uyuşmazlıkta şikayetçi, alan adı sahibinin yasal bir menfaati olmadığına veya bu kullanımın bir hakka dayanmadığına ilişkin iddialarda bulunmuştur. Bu iddialara göre, şikayetçi birçok Nine West markasının sahibidir ve şikayetçi ile alan adı sahibi arasında ise herhangi bir ticari veya iş ilişkisi bulunmamaktadır. Aksine, alan adının şikayetçinin ürünlerinin taklitlerini satmak için kullanıldığı vurgulanmış ve sahte ürün satışının kesinlikle meşru kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Alan adı sahibi iddialara karşı bir cevap vermediği için ikinci şart da sağlanmış kabul edilmiştir. Çünkü Nine West markasına “Israel” ve “online” gibi ibarelerin eklenmesi, tüketicilerin yanlışlıkla İsrail’de şikayetçiye bağlı bir web sitesinden mal ve hizmet aldıklarına inanmalarına, karıştırılma ihtimaline yol açacaktır.

Kötüniyet bakımından bir değerlendirme yapıldığında ise; ilk iki madde bakımından yapılan değerlendirmeler ve ortaya atılan iddialar bir bütün olarak ele alınmıştır. Sahte ürünlerin satışı için şikayetçi adına tescilli Nine West markalarına tali unsurlar eklenerek, bu markalar üzerinden kötüniyetli bir şekilde haksız bir kazanç elde edilmeye çalışıldığı görülmüştür. Uyuşmazlığa konu alan adının kullanımı sebebiyle şikayetçinin markalarının itibarları zedelenebilecektir. Kaldı ki uyuşmazlığa konu alan adı sahte ürün satmak için kullanılmamış olsa bile, kullanım amacı ve oluşturuluş tarzı dikkate alınarak, alan adı sahibinin kasıtlı olarak, haksız bir kazanç elde etmek ve tüketicileri yanıltarak kendi web sitesine çekmeye ve karıştırılma ihtimaline sebep olmaya teşebbüs ettiği düşünülmektedir.

Bu doğrultuda, üç şartın birlikte var olduğu kabul edilmiş, uyuşmazlığa konu alan adının şikayetçiye devrine karar verilmiştir.

Yapılan incelemeler değerlendirildiğinde, UDRP’nin 4(a)i değerlendirmesinin markalar arasındaki karıştırılma ihtimali değerlendirmesine benzediği, asli unsurun belirlenmesi akabinde, karıştırılma ihtimaline ilişkin incelemenin Türkiye’de de İnternet Alan Adları Yönetmeliği’nin 25. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yapılacak değerlendirme ile benzer olacağı düşünülmektedir. Bu noktada; değerlendirmeyi yapacak hakem/hakemlerin marka hukuku açısından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (“SMK”) ilgili hükümleri ve karıştırılma ihtimalinin varlığına ilişkin güncel yargı kararları ile Türk Patent ve Marka Kurumunun içtihatları doğrultusunda karar verebilecek yetkinliğe sahip olması gerekecektir. Çünkü yapılacak değerlendirmelerin SMK ile getirilen değerlendirme esaslarından farklı sonuçlar doğurması Türk Hukuku’ndaki yeknesaklık açısından da risk oluşturabilecektir.

UDRP’nin 4(a)ii değerlendirmesinin ise İnternet Alan Adları Yönetmeliği’nin 25. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ele alındığı görülmektedir. Yasal menfaatin ya da meşru bir dayanağa ilişkin iddiaların şikayetçi tarafından öne sürülmesi akabinde “aksinin ispatının alan adı sahibi tarafından ispatlanması” yönteminin Türkiye’de de kabul edilmesi yerinde olacaktır. WIPO kararlarında da belirtildiği üzere bu maddenin ispatı oldukça zordur ve ispat yükünün yer değiştiriyor olması faydalı olacaktır. Söz konusu husus, ispat yükünün yer değiştirdiği genel bir kural olarak yorumlanacağı gibi, WIPO tarafından oluşturulan içtihadın kararlarda kural olarak uygulanması şeklinde de yorumlanabilir. Somut olayların şartları incelendiğinde de “şikayetçinin iddialarının aksinin ispatı”, belirtilen koşulun incelenmesini kolaylaştıracaktır.

Son olarak, özellikle kötüniyetin, UDRP’nin 4(a)iii maddesine paralel olarak İnternet Alan Adları Yönetmeliği’nin 25. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde sayılmasının, kapsam bakımından yasal düzenlemelerde tanımlanmamış olması eleştirilebilecektir. Çünkü, kötüniyetin, Türkiye koşullarında gerek Mahkemeler gerek Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde oldukça katı ve somut deliller ile kanıtlanabildiği göz önünde bulundurulduğunda, UÇHS’ler aracılığıyla hakemler tarafından yapılacak olan değerlendirmelerde, kötüniyetin tanımının, doktrinsel olarak mı yoksa verilen kararlar doğrultusunda içtihatlar ile mi şekilleneceğinin bilinmiyor olması, ispata ilişkin belirsizliklerin, alan adı uyuşmazlıkları bakımından da devam etmesine sebep olabilecektir.

Cansu ÇATMA BİLEN

Ekim 2022

cansucatma1@gmail.com


DİPNOTLAR

[1] Bkz. Uniroyal Engineered Products, Inc. v. Nauga Network Services, WIPO Case No. D2000-0503; Thaigem Global Marketing Limited v. Sanchai Aree, WIPO Case No. D2002-0358; and F. Hoffmann-La Roche AG v. Relish Entreprises, WIPO Case No. D2007-1629

[2] Bkz. Section 1.8 of the WIPO Overview of WIPO Panel Views on Selected UDRP Questions, Third Edition, “WIPO Overview 3.0”

[3] Do The Hustle, LLC v. Tropic Web, WIPO Case No. D2000-0624, https://www.wipo.int/amc/en/domains/decisions/html/2000/d2000-0624.html, Erişim Tarihi 28.09.2022.