Aylar: Nisan 2019

Daily Planet Kararı – Superman Evrenindeki İsimler Tescilsiz Olsalar da Korunacak mı?

Yazılı veya görsel eserlerde karşımıza çıkan kurgu karakterlerin en popüler olanları hiç şüphesiz süper kahramanlardır.

Süper kahramanların ortak özelliği, normal kişilerin sahip olmadığı olağanüstü güç, yetenek veya özelliklere sahip olmaları ve bunları genellikle (süper kahramanlar da bazen karakter sapmaları yaşıyorlar) insanlığın iyiliği için kullanmalarıdır.

Süper kahramanların kronolojik bakımdan ilki olmasa da, dünya çapında üne kavuşma anlamında ilki “Superman”dir. Jerry Siegel ve Joe Shuster tarafından 1938 yılında yaratılan Superman olağanüstü ticari başarıya ulaşmış ve çizgi romanla sınırlı kalmayarak çok sayıda sinema filminin, TV dizisinin ve radyo şovunun konusu olmuştur.

Süper kahramanların çoğunda olduğu gibi Superman serisinde de ana karakterin içinde yaşadığı hayali bir evren karşımızdadır. Bu evrende; Superman’in gizlediği insan kimliği (Clark Kent), alter ego olarak adlandırabileceğimiz bu gizli kimliğin kendisine ait hayatı, mesleği, ailesi, arkadaşları, olayların ana temasının içinde geçtiği hayali bir şehir (Metropolis), gizli bir sığınak (Fortress of Solitude), süper kahramanın gerçek fizyolojik ailesi, düşmanları ve aşk hikayeleri gibi birbirine bağlı veya birbirinden bağımsız birçok yapı ve karakter bulunmaktadır.

Yazımızın konusu, Superman evreninin yapıtaşlarından birisi olan ve süper kahramanın alter egosu gazeteci Clark Kent’in çalıştığı Daily Planet gazetesinin ismiyle ilgilidir. Superman evreninde Daily Planet; Metropolis şehrinde kurulu, baş editörü Perry White olan, Superman’in aşkı Lois Lane, arkadaşları Jimmy Olsen ve Lana Lang’in de bünyesinde çalıştığı günlük bir gazetedir. Superman serisinin yakaladığı büyük başarının sonucu olarak Daily Planet ismi de A.B.D. kamuoyunda oldukça bilinir hale gelmiştir. Daily Planet hayali evrendeki gazetenin ismi olmasının yanısıra, çizgi romanlarda zaman zaman yer alan tanıtımla ilgili bir bölümün de adıdır.

Yazı boyunca aktaracağımız dava, Superman serisinin haklarını elinde bulunduran davacı DC Comics firması ile davalı The Daily Planet, Inc. (Jerry Powers, Michael Barkow) arasındadır. Dava, A.B.D.’nde New York Bölge Mahkemesi tarafından 1978 yılında görülmüştür ve süper kahramanların kurgusal yaşamındaki kurgusal yapılarla ilgili olması anlamında dikkat çekicidir. Karar metninin https://law.justia.com/cases/federal/district-courts/FSupp/465/843/1420174/ bağlantısından görülmesi mümkündür.

Davalılar, Daily Planet isimli bir yeraltı haber gazetesini 1963-1973 yılları arasında Miami’de düzensiz biçimde yayımlarlar. Gazete 1973 yılında finansal sorunlar nedeniyle yayın hayatına son verir ve davalılar 1973 yılından sonra Superstar isimli bir başka yeraltı gazetesi yayımlarlar. 1978 yılında ise Daily Planet gazetesini yeniden yayımlamak için faaliyetlerine başlarlar.

Davalılardan Jerry Powers, Daily Planet markasını A.B.D. Patent ve Marka Ofisi’nde (USPTO) 1970 yılında gazeteler için tescil ettirmiştir; ancak gazetenin 1973 yılında yayın hayatına son vermesi nedeniyle, marka o tarihten sonra kullanılmamış ve USPTO tarafından iptal edilmiştir.

Davacı DC Comics, Superman çizgi karakterinin sahibi ve yayıncısıdır. DC Comics, Superman markasının ve çizgidizi ile ilgili bir dizi markanın sahibi olsa da, Daily Planet markasını tescil ettirmemiştir.

1978 yılı Superman serisi bakımından önemlidir, çünkü milyonlarca dolarlık yapım bütçesine sahip olan Superman sinema filmi (https://www.imdb.com/title/tt0078346/) o yıl gösterime girecektir.

Sinema filminin gösterime girmesinden hemen önce Daily Planet isimli bir gazetenin yeniden yayımlanacağını haber alan DC Comics, Daily Planet isminin davalılarca herhangi bir biçimde kullanımının engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı alınması talepli davayı açar.

Davacı ve davalının her ikisinin de, Daily Planet ibareli hükümde olan tescilli bir markası bulunmamaktadır. Her iki taraf da Daily Planet ibaresini geçmişteki kullanımlarına dayanarak münhasır hakların kendilerine ait olduğunu iddia etmektedir.

Mahkemeye göre davada incelenmesi gereken başlıca husus, Superman sinema filminin gösterime girmesinin yaratacağı toplumsal ilgi de göz önüne alındığında, taraflardan hangisinin Daily Planet ibaresinin münhasır kullanım hakkına yetkisi olduğunun tespit edilmesidir.

Yukarıda da belirtildiği üzere davanın görüldüğü tarihte, taraflardan ikisi de Daily Planet ibaresine ilişkin geçerli bir marka tescilinin sahibi değildir. Bu tip durumlarda, bir tarafın markanın hak sahibi olup olmadığı değerlendirilirken, ilgili tarafın markayı taşıyan ürünleri ticari kaynağın kendisi olduğunu gösterebilecek kalitede ve sürede kullanmış olması hususu araştırılacaktır. Bir diğer deyişle markanın, kamunun ilgili kesiminin nezdinde ürünleri değil, üreticiyi işaret edecek biçimde ikincil anlam kazanıp kazanmadığına bakılacaktır.

Bu bağlamda davacının ispatlaması gereken üç ana husus bulunmaktadır: (i) Davacının markanın sahibi olduğu, (ii) Markanın malların ticari kaynağını gösterdiği, (iii) Davalının kullanımının tüketiciler nezdinde malların ticari kaynağına ilişkin karışıklık yarattığı. Daily Planet ibaresinin münhasır haklarını talep eden davalı bakımından da ispatlanması gereken hususlar aynıdır.

Mahkeme, Daily Planet isminin Superman çizgiromanında ilk kez 1940 yılında geçtiğini, ana karakterlerin bu isimli gazete çevresinde kümelendiğini ve anılan tarihten bu yana Daily Planet isminin seride anahtar rol oynadığını belirtir.

Davacı, Superman serisinin on yıllarca süren tarihi boyunca serideki karakterleri, öyküyle bağlantısı kurulabilecek çok sayıda ürün için kullanmış, bunun için büyük çaba ve harcamada bulunmuştur. Bu tip ürünler arasında oyuncaklar, okul gereçleri, kostümler, oyunlar ve giysiler yer almaktadır. Duruşmada dinlenen “Amerika Lisanslama Şirketi” yetkilisi Superman serisinin karakterlerinin lisanslama prosedürleri hakkında yeminli beyanda bulunmuştur. Yetkiliye göre, Superman hikayesi paket olarak lisanslanmaktadır, dolayısıyla lisans anlaşmasının konusu yalnızca Superman karakteri değil, öyküdeki tüm karakterlerdir. Daily Planet ibaresi tek başına bir lisans anlaşmasının konusu olmasa da, tipik bir lisans anlaşması bu ibareyi de kapsayacaktır. Buna ilaveten sunulan kanıtlardan lisanslı birçok ürünün Daily Planet ibaresini de içerdiği görülmüştür.

Buna karşın davalının Daily Planet ibaresiyle ilişkisi kısa ve seyrek olmuştur. 1969 yılından itibaren düzensiz biçimde yayımlanan yeraltı gazetesinin yayını 1973 yılında sona ermiştir. 1970 yılında tescil ettirilen marka ise 1976 yılında USPTO tarafından kullanılmadığı için iptal edilmiştir. Davalılar, 1973 yılından sonra da gazete yayımlamıştır, ancak bu gazetenin ismi “Superstar” olmuştur.

Bu tespitler ışığında Mahkeme, davalı tarafından sunulan kanıt ve argümanların, davalıların Daily Planet ibaresiyle güçlü ve gerçek bir bağlantısının bulunduğunu göstermediği kanaatine ulaşmıştır. Buna karşılık davacı tarafından sunulan kanıtlar, davacının Daily Planet ibaresiyle süre ve istikrar bakımından güçlü bir bağlantısının bulunduğunu göstermektedir. Delillerin bütünü Daily Planet ibaresinin Superman hikayesinin kumaşına ayrılmaz biçimde dokunduğunu göstermektedir.

Mahkeme kararın devamında, ihtiyati tedbir istemine dair tespitlerde bulunmuştur: Bir işaretin kullanımının ihtiyati tedbir yoluyla engellenebilmesi için davacı tarafın tescilli bir markasının bulunması şart değildir. Davacı, davalı kullanımının, işareti taşıyan malların ticari kaynağı konusunda tüketicileri karıştırmaya veya aldanmaya yönelttiğini göstermelidir; sorumluluğun ortaya çıkması için davalının davacıyla doğrudan rekabet halinde olması gerekli değildir.

Karıştırılma ihtimalini veya yanılmayı ölçebilmek için bir matematik formülü bulunmamaktadır. Bununla birlikte davacının sadece başlangıç aşamasında adil bir telafi yöntemini talep etmesi halinde, fiili karıştırmaya ilişkin kanıt genellikle aranmayacaktır. İlaveten sunulan delillerin, bir tarafın diğer tarafça inşa edilen ticari itibardan, başarıdan ve dürüst ticaretten avantaj elde etmek amacıyla, diğer tarafın ismini (markasını) kasıtlı biçimde seçtiğini gösterdiği hallerde, diğer tarafın ismini kullananın karıştırılmayı ve bundan edineceği ticari karı düşünerek davrandığı kabul edilebilecek ve karıştırılma ihtimalinin varlığı çıkarsaması önceden yapılabilecektir.

Yukarıda yer verilen ilkeler incelenen vakaya uygulandığında, davacı taraf talep ettiği adil telafi isteminde haklılığını gösterir yeterli argümanı öne sürmüş haldedir.

Daily Planet ibaresi davacı tarafından tek başına bir lisans anlaşmasına konu edilmemiş olsa da, ibare lisanslı birçok üründe kullanılmıştır ve lisans anlaşmalarında anahtar rol oynamaktadır. Ayrıca Daily Planet ibaresi, Superman hikayesiyle o denli bağlantılıdır ki, davalıların ibareyi kullanımı tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açabilecektir. Davalı ifadesinde, Daily Planet ibaresinin Superman öyküsüyle bağlantısını, ibareyi ilk kez kullanımından önce bildiğini belirtmiştir. Davalının Daily Planet gazetesinde Superman karakterine ve öykünün diğer öğelerine sayısız referans yaptığı da görülmüştür. Bu hususlar çerçevesinde, davalıların 1969 yılında Daily Planet ismini kullanımının Superman öyküsünden ve onun ününden faydalanmak amaçlı olduğunu gösterir yeterince kanıt bulunmaktadır. Sayılan tüm hususlar sonucunda, davalıların Daily Planet ismini gazetelerinin adı olarak seçiminin kamuyu aldatmaya yönelik olmasa da, tüketicileri yayının ticari kaynağı konusunda karıştırmaya yönlendirme amaçlı olduğu kanaatine varılmıştır.

Mahkeme yukarıda yer verilen kanaat ve tespitler çerçevesinde, DC Comics’in ihtiyati tedbir talebini kabul etmiştir.

Dava 1978 yılına ait olsa da, günümüzdeki ticari gerçeklere de ışık tutabilecek içeriktedir.

İçinde yaşadığımız günlerde, süper kahramanların evrenleri ve daha ötesinde fantezi roman dünyası çok daha gelişmiş ve büyük bir küresel pazar haline gelmiştir. Bu denli büyük bir pazarın dikkat ve ilgi çekmesi elbette beklenecektir. Oyunu kuralına göre oynayanlar pazara hak sahipleriyle yapacakları lisans anlaşmalarıyla girmeyi düşünse de, nehrin karşı tarafında açıkgözlüler pusudadır.

Güncel bir örneklendirme deneyecek olursak:

Final sezonu merakla izlenmekte olan Taht Oyunları (Game of Thrones – GOT) evreninde sayısız karakter, aile-hanedan ve coğrafya ismi bulunmaktadır. Bunların neredeyse tamamı gerçek hayatta karşılığı bulunmayan ve GOT evrenine ait adlandırmalardır. Bunların her biri lisans anlaşmaları yoluyla farklı ürünlerde kullanılabilir ve hiç şüphesiz bu tip markalar ürünlerin cazibesini -en azından dizinin hayranları bakımından- artıracaktır.

Bu noktada, izinsiz kullanımları engellemek için GOT evrenindeki her ismin romanın-dizinin hak sahibince, birçok mal ve hizmet bakımından marka olarak tescil edilmesi gerektiğini öne sürmek ne derecede gerçekçi bir beklentidir?

Kanaatimizce yüzlerce ismin, yüzlerce mal ve hizmet için tescil edilmesi yönündeki beklenti gerçekçi değildir. Engellenmesi gereken freeriders (bedavacılar) olarak tabir edilen kesimdir ve yazıda yer verdiğimiz Daily Planet kararının bu gözle okunması yerinde olacaktır.

Sözü GOT’a getirmişken, Türkiye’de yarın izleyeceğimiz ve son sezonun 3. bölümünde gerçekleşeceğini düşündüğümüz Ölülerle – Yaşayanlar arasındaki Winterfell Savaşı’nda kimler hayatını kaybedecek sizce? Merakla bekliyorum ve tahminimce Tormund, Brienne of Tarth, Theon Greyjoy, Brandon Stark, Lyanna Mormont, Grey Worm, Jaime Stark ve niceleri bizlere veda edecek.

Yarını bekleyelim!

Önder Erol ÜNSAL

Nisan 2019

unsalonderol@gmail.com

Neden 26 Nisan? Dünya Fikri Mülkiyet Gününüz Kutlu Olsun!

Bugün 26 Nisan Dünya Fikri Mülkiyet Gününün içinde bulunuyoruz ve gün dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

Bu kısa yazıda yıllardır kutlanan ve camiamız için özel bir gün olduğunu kabul ettiğimiz Dünya Fikri Mülkiyet Gününün tarihçesinden ve neden 26 Nisan’da kutlandığından bahsedeceğiz.

1999 yılının Ağustos ayında Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatının (WIPO) yıllık genel kurulu öncesinde, Çin Halk Cumhuriyeti Fikri Mülkiyet Ofisi, WIPO Genel Müdürüne aşağıdaki yazılı teklifi gönderir.

Teklifte; 21. yüzyılda fikri mülkiyetin sosyal ve ekonomik kalkınmayı destekleyen en önemli faktörlerden birisi olacağı, fikri mülkiyet haklarının gerek gelişmiş gerekse de gelişmekte olan ülkeler bakımından önemi gibi hususlardan bahsedilerek ve fikri mülkiyet hakları konusunda toplumun farkındalığının yükseltilmesi gerekliliğinin altı çizilerek, 26 Nisan gününün WIPO tarafından “Dünya Fikri Mülkiyet Günü” olarak kabul edilmesi ve her yıl anılan tarihte kutlanması önerilmektedir.

26 Nisan gününün seçilmesinin nedeni, WIPO’nun resmi anlamda kuruluşunu simgeleyen Dünya Fikri Mülkiyet Örgütünü Kuran Sözleşmenin 26 Nisan 1970 tarihinde yürürlüğe girmesidir.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin önerisi 1999 yılı WIPO Genel Kurulunun gündemine alınır ve teklif kabul edilir.

2000 yılından itibaren de 26 Nisan günü tüm dünyada Dünya Fikri Mülkiyet Günü olarak kutlanmaya başlar.

Dünya Fikri Mülkiyet Günü 2001 yılından itibaren her yıl farklı bir temayla kutlanmaktadır. Bu temaları listeleyelim: (bkz.
http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvV29ybGRfSW50ZWxsZWN0dWFsX1Byb3BlcnR5X0RheQ)

2001 – Geleceği Bugün Yaratmak (Creating the Future Today)

2002 – Yaratıcılığı Cesaretlendirmek (Encouraging Creativity)

2003 – Fikri Mülkiyeti İşiniz Yapın (Make Intellectual Property Your Business)

2004 – Yaratıcılığı Cesaretlendirmek (Encouraging Creativity)

2005 – Düşün, Hayal Et, Yarat (Think, Imagine, Create)

2006 – Bir Fikirle Başlar (It Starts with an Idea)

2007 – Yaratıcılığı Cesaretlendirmek (Encouraging Creativity)

2008 – İnovasyonu Kutlamak ve Fikri Mülkiyet İçin Saygıyı Teşvik Etmek (Celebrating innovation and promoting respect for intellectual property)

2009 – Yeşil İnovasyon (Green Innovation)

2010 – İnovasyon – Dünyayı Bağlamak (Innovation – Linking the World)

2011 – Geleceği Tasarlamak (Designing the Future)

2012 – Vizyon Sahibi Mucitler (Visionary Innovators)

2013 – Yaratıcılık – Yeni Nesil (Creativity – The Next Generation)

2014 – Sinema Filmleri Bir Küresel Tutku (Movies – a Global Passion)

2015 – Yerinden Kalk, Ayağa Kalk. Müzik İçin (Get Up, Stand Up. For Music.)

2016 – Dijital Yaratıcılık: Kültürü Yeniden Hayal Etmek (Digital Creativity: Culture Reimagined.)

2017 – İnovasyon – Yaşamı Geliştirmek (Innovation – Improving Lives)

2018 – Değişimi Güçlendirmek: İnovasyon ve Yaratıcılıkta Kadınlar (Powering Change: Women in Innovation and Creativity)

2019 – Altına Uzanmak: Fikri Mülkiyet ve Spor (Reach for Gold: IP and Sports)

WIPO internet sayfasında Dünya Fikri Günü için özel bir sayfa yer almaktadır:
https://www.wipo.int/ip-outreach/en/ipday/

Sayfa içeriğinde bu özel gün için dünya genelindeki etkinlikleri gösteren özel bir haritada bulunmaktadır. Bu haritanın
https://www.wipo.int/ip-outreach/en/ipday/2019/map.html bağlantısından görülmesi mümkündür. Haritada 2019 yılında Türkiye’de düzenlenen 11 etkinliğe yer verilmiştir. (Etkinlik organizatörleri haritaya kayıt için WIPO’ya etkinlik hakkında bildirim yapmalıdır.)

Dünya Fikri Mülkiyet Gününün kısa tarihçesini aktardığımız yazının,
26 Nisan simgesel tarihinin neden seçildiği ve günün ana teması hakkında okuyucularımıza fikir verdiğini umuyoruz.

Simgesel tarihin IPR Gezgini için pek önemi yok, bize her gün 26 Nisan!

Dünya Fikri Mülkiyet Gününüz kutlu olsun.

Önder Erol ÜNSAL

Nisan 2019

unsalonderol@gmail.com

ALDI’nin 80’ler Şarkıları Temalı Peynirleri – Şarkıların Hak Sahiplerinin Tepkisi Nasıl Olacak?

Son dönemlerin en eğlenceli ürün markalandırması Alman perakende zinciri ALDI’den geldi. ALDI’nin yalnızca Kuzey Amerika’daki marketlerinde piyasaya sürdüğü peynirlerin markaları bakalım sizlerde nasıl bir çağrışım yapacak?

1- SWEET CHEDDAR OF MINE

2- POUR SOME GOUDA ON ME

3- TOTAL ECLIPSE OF THE HAVARTI

4- WAKE ME UP BEFORE YOU GOAT GOAT

5- BILLIE GOAT IS MY LOVER

6- GIRLS JUST WANNA HAVE FONTINA


80’lerin çocukları ve gençleri muhtemelen kolaylıkla hatırlamışlardır. Yukarıda marka ve fotoğraflarına yer verdiğimiz altı peynir de 80’lerin ünlü pop – rock şarkılarından esinlenilerek isimlendirilmiştir. Şarkıların isimleri ve söyleyenleri aşağıda sayıyorum:

1- SWEET CHILD OF MINE – GUNS N’ ROSES

2- POUR SOME SUGAR ON ME – DEF LEPPARD

3- TOTAL ECLIPSE OF THE HEART – BONNIE TYLER

4- WAKE ME UP BEFORE YOU GO GO – WHAM

5- BILLIE JEAN (IS NOT MY LOVER) – MICHAEL JACKSON

6- GIRLS JUST WANNA HAVE FUN – CYNDI LAUPER

Bu noktada herkesin bildiğini varsayıyor olsam da; cheddar, gouda, havarti, fontina kelimelerinin peynir çeşitleri olduğunu, keçi anlamına gelen goat kelimesinin de keçi peynirini çağrıştıracak içerikte kullanıldığını ihtiyaten belirtiyorum.

ALDI bu peynirleri sadece Kuzey Amerika’da ve sadece kısa bir süreyle piyasada tutacağını belirtmiş olsa da, eğlenceli ve sansasyonel peynirler tüketicilerce büyük ilgiyle karşılanmıştır. Doğrusu Türkiye’de piyasaya sürülmüş olsalardı, ben de bir 80’ler-90’lar çocuğu olarak bu peynirleri satın almak isterdim.

Hikaye burada bitmiyor.

Peki atıfta bulunulan şarkıcı veya gruplar bu peynirleri ve isimlendirme yöntemini nasıl karşıladı acaba?

Bu sorunun yanıtını şimdilik bilmiyoruz, ancak bildiğimiz bir husus var ki, o da ALDI’nin SWEET CHEDDAR OF MINE markasının tescili için A.B.D. Patent ve Marka Ofisi’ne başvurduğu ve SWEET CHILD OF MINE şarkısının sahibi Guns N’ Roses grubunun bu başvurunun ilanına karşı 10 Nisan 2019 tarihinde itiraz ettiğidir. (bkz.
http://ttabvue.uspto.gov/ttabvue/v?pno=91247515&pty=OPP&eno=1)

ALDI’nin başvurusu 29. sınıfa dahil “peynirler, çedar peynirleri” için yapılmıştır, Guns N’ Roses ise başvurunun tesciline karşı “giysiler, kaydedilmiş biçimde müzik, canlı müzik performansları hizmetleri.” için tescil edilmiş SWEET CHILD OF MINE markasını gerekçe göstererek itiraz etmektedir. İtiraz gerekçeleri karıştırılma ihtimali ve başvurunun tüketicilerce yanlış ticari kaynakla özdeşleştirileceği yönündeki iddiadır.

USPTO’nun itiraz incelemesini sabırsızlıkla beklediğimi şimdiden belirteyim.

USPTO veritabanını araştırınca, ALDI’nin yukarıda isimlerini belirttiğimiz 6 ayrı peynir için de marka tescili başvurusunda bulunduğunu tespit ettim. Dolayısıyla; Cyndi Lauper, Def Leppard, Bonnie Tyler, Micheal Jackson ve WHAM’ın temsilcilerinden de itirazlar bekleyebiliriz. Bu vesileyle Michael Jackson’ı ve WHAM’dan George Michael’ı da anmış olalım.

Aslında yaratıcı bir marka seçme yöntemi gibi gözüküyor, üstünde biraz kafa yorup yeni markalar oluşturmayı biz de denesek mi?

Önder Erol ÜNSAL

Nisan 2019

unsalonderol@gmail.com

Şekillerde Telif Hakkıyla Korunabilecek Derecede Yaratıcılık Ölçütü – A.B.D. Telif Hakları Ofisi Vodafone Logosu Kararı

Ülkemizde de faaliyet gösteren Vodafone telekomünikasyon grubunun dünyada yaygın biçimde kullanılan ve bilinen logosu “konuşma markası (speech mark)” olarak anılmaktadır. Konuşma markası logosu aşağıda yer almaktadır:

Vodafone konuşma markası logosunu A.B.D. Telif Hakları Ofisi’nde telif hakkı koruması altına almak istemiştir. 22 Aralık 2016 tarihinde yapılan başvuru, Telif Hakları Ofisi’nce ilk olarak telif hakkı iddiasını destekleyecek eser sahipliği bağlantısının bulunmaması nedeniyle reddedilmiştir. Bu husustaki eksikliğin giderilmesinin ardından Ofis 13 Mart 2018 tarihinde bir ret kararı daha vermiştir. İkinci ret kararının gerekçesi, konuşma markası logosunun (bundan sonra “eser” olarak anılacaktır), telif hakkı tescilini destekleyecek derecede orijinal ve yaratıcı grafik ve artistik özellik içermemesidir. Ofis’e göre, eserin tasarımını oluşturan daire ve apostrof işareti yaygın ve bilindik şekillerdir ve salt renklendirme telif hakkıyla korunabilir değildir.

Vodafone, Ofis’in ret kararına karşı 11 Haziran 2018 tarihinde itiraz eder ve ret kararının kaldırılmasını talep eder. Vodafone’a göre, eser aşağıda sayılan nedenlerle yeteri derecede yaratıcılık içermektedir: (1) Eserdeki dairenin içinde yer alan şekil bir apostrof işareti değil, “balon gibi şişirilmiş bir damlacık”tır ve şekildeki eğimi ve yönü göz önünde bulundurulduğunda, apostrof işaretinden kolaylıkla ayırt edilecektir. (2) Şekil apostrof işareti olarak değerlendirilse bile tescil edilebilir niteliktedir; şöyle ki eserde kombinasyon halinde bulunan öğelerin orijinallik içermesi halinde semboller ve tipografik unsurlar da telif hakkıyla korunabilecektir. İnceleme konusu eser için bu durum geçerlidir. (3) Eserin renklendirilmesi tescil edilebilirliğini desteklemektedir. Eserde canlı kırmızı renkle birlikte kullanılan beyaz ve gri gölgelendirme kullanılmıştır, bunlar bir arada ve bütüncül olarak değerlendirildiğinde, telif hakkıyla korunabilecek derecede ifade edilmiş bir eser ortaya çıkmaktadır.

Telif Hakları Ofisi Yeniden İnceleme Kurulu, Vodafone’un itirazını 21 Ağustos 2018 tarihli kararı ile sonuçlandırır. Yazının kalan bölümünde Kurul’un tespitlerine ve kararına yer verilecektir. (Karar için bkz.
https://www.copyright.gov/rulings-filings/review-board/docs/vodafone-speechmark.pdf)

Kararın ilk bölümünde, eserlerin orijinalliği değerlendirmesine ilişkin içtihada yer verir:

Eser sahibinin, orijinal bir eseri herhangi somut bir ortamda değiştirmeden sunabilmesi (sabitleyebilmesi) halinde, eser telif hakkıyla korunabilecektir. Orijinal terimi iki unsurdan oluşmaktadır: (i) Bağımsız yaratım, (ii) Yeteri derecede yaratıcılık.

İlk olarak eser, eser sahibi tarafından bağımsız biçimde yaratılmış olmalıdır; yani, başka bir eserden kopyalama söz konusu olmamalıdır. İkinci olarak ise, az miktarda yaratıcılık yeterlidir. Bununla birlikte bazı eserler bu düşük eşiği dahi geçemeyebilir. İçtihada göre, anayasal bir husus olarak telif hakları, önemsiz derecede yaratıcılığın ötesine geçmiş unsurlardan oluşan eserleri koruyacaktır. Yaratıcı kıvılcımdan tamamen yoksun veya fiilen yok sayılacak derecede az yaratıcılık içeren eserler telif hakkıyla korunamaz.

Telif Hakları Ofisi, Kanun’da düzenlenen ve Feist kararında tarif edilen ilkeler bağlamında orijinallik şartlarını belirlemiştir. Buna göre; kelimelerin ve isimler, başlıklar, sloganlar gibi kısa ifadelerin; bilindik sembol ve şekillerin; tipografik süsleme, harfleme veya renklendirmelerin salt varyasyonlarının telif hakkı olarak tescil edilmesi mümkün değildir. Basit veya standart şekil unsurlarının kombinasyonları bazı durumlarda, ne şekilde bir araya getirildiklerine bağlı olarak yeteri derecede yaratıcılık içerebilir; buradaki koruma ölçütü, standart şekil unsurlarının kombinasyonunun ne şekilde seçildiğine, koordine edildiğine, düzenlendiğine ve bu yolla telif hakkıyla korunabilecek eser sahipliğinin ortaya çıkıp çıkmadığına bağlıdır.

Tek başına korunamayacak şekil unsurlarının sadece basit bir şekilde bir araya getirilmesi, korunmaya layık bir yaratıcılık seviyesi ortaya çıkartmayacaktır. Sadece geometrik şekillerden oluşan bir eserin tescil edilebilmesi için, eser sahibinin bu unsurları kullanarak ortaya çıkarttığı eserin bütün olarak yeteri derecede yaratıcı olması gerekir.

Telif Hakları Ofisi Yeniden İnceleme Kurulu, Vodafone’un konuşma markası logosunu yukarıda belirtilen ilkeler ve içtihat çerçevesinde incelemiştir.

İnceleme konusu eserde yer alan bağımsız unsurlar tek başlarına telif hakkıyla korunabilecek mahiyette değillerdir; şöyle ki bu unsurlar, bilindik sembollerin, şekillerin ve harcıalem geometrik şekillerin korunamayacağı hükmünü içeren düzenlemeler kapsamına girmektedir. Eserde, bir daire içerisindeki tırnak işareti tasvir edilmektedir. Yaygın kullanılan bir yazım işareti olan tırnak işareti, Vodafone’un tescilini talep ettiği “balon gibi şişirilmiş damlacık” şekliyle çarpıcı biçimde benzerdir. Eserde yer alan şekil biraz daha bombeli olsa da, ilk bakışta tırnak işareti şekli olarak algılanmaktadır. Tırnak işareti şekli, bilindik bir şekildir ve tescil edilebilir nitelikte değildir.

Aynı şekilde, tırnak işaretinin içerisine yerleştirilmiş olduğu daire ve bu iki unsuru da içerisinde bulunduran kare şekli, harcıalem geometrik şekillerdir ve bu nedenle tescil edilmeleri mümkün değildir.

Son olarak, eserde yer alan gölgelendirme ve renklendirme de eseri tescil edilebilir hale getirmemektedir. Her ne kadar renklerin orijinal kombinasyonu veya aranjmanı tescil edilebilir olsa da, salt renklendirme bir eseri telif hakkıyla korunabilecek hale getirmemektedir. İncelenen vakada, eser renklerin yokluğunda tescil edilebilir mahiyette değildir, üç farklı şekli birbirlerinden ayırt etmek için iki rengin (kırmızı ve beyaz) kullanımı ise, renklerin önemsiz biçimde kullanımıdır. Buna ilaveten, minör düzeydeki gölgelendirme ve aydınlatma, esere yaratıcı eser sahipliği özelliği katmamaktadır.

Eser bütün olarak değerlendirildiğinde; eseri oluşturan sembol ve şekillerin kombinasyonu yeteri derecede yaratıcılık içermemektedir ve renklendirme varyasyonlarının önemsizliği, eseri minimal düzeyde yaratıcılık düzeyinden kurtarmamaktadır. Tırnak işareti dairenin merkezinde bulunmaktadır ve sıradışı ve beklenmedik bir konuma yerleştirilmemiştir. Benzer şekilde, daire de karenin merkezinde bulunmaktadır.

Belirtilen tüm nedenlerle, A.B.D. Telif Hakları Ofisi Yeniden İnceleme Kurulu, inceleme konusu eseri telif hakkıyla korunabilecek yaratıcılık eşiğini geçmiş bir şekil olarak değerlendirmemiş ve esere ilişkin telif hakkı talebinin reddedilmesi kararını yerinde bulmuştur.

Önder Erol ÜNSAL

Nisan 2019

unsalonderol@gmail.com

Tapir Tobbia ile Domuz Peppa Arasında Karıştırılma İhtimali Var mıdır? Adalet Divanı Genel Mahkemesi’nin T-777/17 Sayılı Kararı

Belirsizliği halen devam eden seçim atmosferinden çıkabilmek ortalama bir Türk vatandaşı için bugünlerde hiç kolay değil. Bu durum IPR Gezgini yazarları için de geçerli. Havamı biraz olsun değiştirebilmek adına, kendimi zorlayarak ve biraz da hafif bir kararı yazının konusu olarak seçerek bir adım atıyorum. Umarım IPR Gezgini okuyucuları ve ülkemizin tamamı bu havadan bir an önce sıyrılır.

“Peppa Pig (Domuz Peppa)” ünlü bir çizgi dizi kahramanıdır ve IPR Gezgini’nde daha önceden “Çizgi Dizi Kahramanı ile Aynı İsme Sahip Olmak Gerçek Kişinin İtibarını Zedeler mi? İtalya’da “Peppa Pig” Vakası” başlıklı eğlenceli bir yazının konusu olmuştur (https://iprgezgini.org/2014/12/01/cizgi-dizi-kahramani-ile-ayni-isme-sahip-olmak-gercek-kisinin-itibarini-zedeler-mi-italyada-peppa-pig-vakasi/). Önceki yazımızdan alıntılayarak, öncelikle Domuz Peppa’yı okuyucularımıza tanıtıyoruz: “… Peppa Pig” İngiltere menşeili, çok sayıda ülkede gösterilen, dünya çapında oldukça popüler bir çizgi dizinin ismi. Bir domuz ailesinin maceralarını anlatan çizgi dizide, “Peppa Pig” domuz ailesinin küçük kızının ismi. “Peppa Pig” ve ailesi insanlar gibi konuşuyor, giyiniyor, evlerde yaşıyor ve çizgi dizi bir domuz ailesinin ilişkilerini, maceralarını, diğer ülkelere seyahatlerini ve diğer hayvanlarla tanışmalarını konu alıyor. Okul öncesi çocuklara yönelik dizide, hayvanlar insanlar gibi konuşsa da, konuşmalarında hayvanların çıkarttıkları karakteristik seslere de yer veriliyor…”

Peppa Pig, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi’nde (EUIPO), aşağıdaki görselle 2012 yılından bu yana “Entertainment One UK Ltd” ve “Astley Baker Davies Ltd” adlarına tescilli bir markadır ve markanın kapsamında 25. sınıfa dahil “Giysiler, ayak giysileri, baş giysileri.” malları yer almaktadır.

İtalya’da yerleşik Xianhao Pan isimli bir gerçek kişi 2013 yılında aşağıda görseline yer verdiğimiz markayı 25. sınıfa dahil “Giysiler, ayak giysileri, baş giysileri.” malları için EUIPO’da tescil ettirir.

Önceki tarihte tescil edilmiş Peppa Pig markasının sahipleri, Tobbia markasının hükümsüzlüğü talebiyle EUIPO’da 2015 yılında işlem başlatır. EUIPO İptal Birimi 2016 yılında hükümsüzlük talebini reddeder ve talep EUIPO Temyiz Kurulu’na taşınır.

EUIPO Temyiz Kurulu, Eylül 2017’de verdiği kararla hükümsüzlük talebini, işaretler arasında karıştırılma olasılığının varlığı nedeniyle kabul eder. Kararda; kamunun ilgili kesiminin Avrupa Birliği’nde yaşayan halkın geneli olduğu, malların aynı olduğu, işaretlerin görsel olarak benzer olduğu, fonetik olarak “peppa” kelimesiyle “tobbia” kelimesi arasında bağıntı bulunduğu, işaretlerin kavramsal olarak ortalama düzeyde benzer olduğu ve malların aynı olması göz önüne alındığında, işaretler arasındaki farklılıkların, görsel ve kavramsal benzerliklerinden kaynaklanan karıştırılma olasılığını telafi etmediği belirtilmiştir.

Tobbia markasının sahibi Xianhao Pan bu karara karşı dava açar. Dava, Adalet Divanı Genel Mahkemesi tarafından görülür. 21 Mart 2019 tarihinde
T‑777/17 sayıyla karara bağlanan davanın karar metninin http://curia.europa.eu/juris/document/document.jsf?text=&docid=212005&pageIndex=0&doclang=EN&mode=lst&dir=&occ=first&part=1&cid=5122126 bağlantısından görülmesi mümkündür.

Davacının usule ilişkin argümanları, Genel Mahkeme tarafından reddedilir ve kararın aşağıda özetleyeceğimiz kısımlarında, davacının ana iddiası olan işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı argümanı Mahkeme tarafından değerlendirilir.

Davacının, Temyiz Kurulu’nun kamunun ilgili kesiminin Avrupa Birliği’ndeki halkın geneli olduğu ve malların aynı olduğu yönündeki tespitlerine itirazı bulunmamaktadır. Genel Mahkeme değerlendirmesini bu tespitleri esas alarak gerçekleştirir.

Davacının ana iddiası, Temyiz Kurulu’nun işaretlerin benzerliğini değerlendirirken, işaretlerin sadece belirli bir kısmını (hayvanların kafalarını) esas aldığı, işaretleri bütüncül olarak değerlendirip karşılaştırmadığıdır.

Yerleşik içtihada göre; karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirme, işaretlerin ayırt edici ve baskın unsurlarını göz önünde bulundurarak, işaretlerin görsel, işitsel veya kavramsal benzerliklerinin oluşturduğu bütüncül izlenime göre yapılmalıdır. Malların ve hizmetlerin ortalama tüketicisinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Bu bağlamda ortalama tüketici markayı bütün olarak algılar ve çeşitli detayların analizine girişmez.

Davacıya göre, işaretler arasında görsel benzerlik bulunmamaktadır. Peppa Pig markasındaki kafa şekli bir çocuğun basit kavrayışına göre ortaya konmuş bir domuzu betimlemektedir. Buna karşın davacı markasındaki grafik özellikler basit düzeyde değildir ve “tapir” isimli hayvanı insanlaştırma eğilimiyle oluşturulmuştur. Davacıya göre, işaretlerde yer alan hayvanların kafaları ve burunları, ilgili hayvanların fiziksel ve doğal özelliklerine karşılık gelmektedir ve aynı değillerdir. Buna ilaveten işaretlerdeki kelime unsurları da farklıdır ve markaların biri siyah – beyazken diğeri renklidir.

Temiz Kurulu kararında işaretlerin her birinin görsel tarifi detaylı biçimde yapılmıştır ve devamında işaretlerin insan biçiminde bir domuz çizimi olmaları anlamında benzer oldukları belirtilmiştir. Buna ilaveten işaretlerdeki kafa ve burunların neredeyse aynı olduğu, tek farklılığın kafaların birisinin sağa diğerinin sola bakması olduğu ortaya konmuştur. Devamında, kafa biçimlerinin aynı olduğu, kulaklar ve gözlerin aynı şekilde yüzün aynı tarafında yer aldığı, yanakların aynı daire biçimiyle gösterildiği, ağızda aynı gülümseme şeklinin bulunduğu, aynılık durumunun burun delikleri bakımından da geçerli olduğu belirtilmiştir. Temyiz Kurulu’na göre işaretler arasındaki farklılık hayvanların giydikleri giysiler, markaların renkleri ve markaların kelime unsurlarıdır.

Genel Mahkeme’ye göre, markalar arasında yukarıda belirtilen farklılıklar bulunsa da; bu farklılıklar yukarıda yer verilen benzerlikleri ortadan kaldıracak ağırlıkta değildir. Ortalama tüketiciler markayı bütün olarak algılar ve çeşitli farklılıkların analizine girişmez, bu bağlamda Temyiz Kurulu işaretlerin görsel olarak benzer oldukları yönündeki tespitinde haklıdır.

Davacı, kendi markasındaki hayvanın domuz değil tapir olduğunu belirtmiştir. Tüketiciler, davacının belirttiği gibi bu hayvanı tapir olarak algılayacaklarsa, işaretler arasındaki görsel benzerlikler çerçevesinde önceki tarihli markayı da tapir olarak değerlendireceklerdir. Bu bağlamda, tüketicilerin markalardaki grafik unsurları iki domuz veya iki tapir olarak algılamalarının markaların benzerliği değerlendirmesine etkisi bulunmamaktadır.

Genel Mahkeme, Temyiz Kurulu’nun işaretlerin (peppa – tobbia) fonetik olarak belirli bir bağıntı içerdikleri yönündeki tespitine de katılmaktadır. (Her iki kelime unsuru da iki hecelidir, her ikisi de güçlü bir sessizin (p-b) tekrar yazımını içermektedir ve her iki kelime de “a” harfiyle sona ermektedir.)

Davacı, kavramsal açıdan işaretlerin farklı olduğunu öne sürerken; “Peppa Pig”in dişi bir domuz olduğunu, buna karşın “Tobbia”nın erkek bir tapir olduğunu, buna ilaveten “Tobbia”nın İtalyan TV programı “Striscia la Notizia”da popülerlik kazanan ve İtalyan kamuoyunca bilinen bir karakter olduğunu belirtmektedir.

Genel Mahkeme, kavramsal benzerlik bakımından da EUIPO Temyiz Kurulu’nun görüşlerini paylaşmaktadır. Tapir Avrupa’da genel kamuoyu tarafından pek bilinen bir hayvan olmadığından, halkın davacı markasını tapirle özdeşleştirmesini beklemek yerinde değildir. Kamunun ilgili kesimi Avrupa Birliği’ndeki genel halktır ve bu grubun her iki işareti de domuz çizimi olarak değerlendireceği düşünülmektedir. Ayrıca, Tobbia’nın İtalyan kamuoyunca iyi bilinmesi, markaların kavramsal benzerliğini ortadan kaldırmamaktadır, şöyle ki kamunun ilgili kesimi sadece İtalyan tüketicilerden değil, Avrupa Birliği’ndeki genel anlamda halktan oluşmaktadır. Bu çerçevede, Temyiz Kurulu’nun işaretler arasında ortalama düzeyde kavramsal benzerlik bulunduğu yönündeki tespiti de yerindedir.

Sonuç olarak Genel Mahkeme, Temyiz Kurulu’nun inceleme konusu işaretlerin benzer olduğu yönündeki değerlendirmesinin hata içermediği ve işaretler arasında karıştırılma olasılığının bulunduğu kanaatine ulaşmıştır. Dolayısıyla, dava reddedilmiş ve Temyiz Kurulu kararı onanmıştır.

Kafamda başka kaygılar varken, yazıyı Türk uygulaması bakımından yorumlamam şimdilik mümkün gözükmüyor. Bu da Avrupa Birliği yargısının güncel bir kararı, okuduğunuz için teşekkürler diyerek bitireyim.

Önder Erol ÜNSAL

Nisan 2019

unsalonderol@gmail.com