Geçtiğimiz günlerde Apple Watch Series 9 ve Watch Ultra 2 satışlarının ABD’de durdurulacağının Apple tarafından duyurulması büyük bir yankı uyandırmıştı.
Konunun temelinde ise Apple’ın üç yılı aşkın süredir Apple Watch’ta bulunan nabız oksimetre teknolojisinden dolayı, tıbbi cihaz üreticisi Masimo ile süregelen hukuk mücadelesi yer almaktaydı.
Apple, nabız oksimetre sensörüne sahip olan Apple Watch satışlarına ilk kez 2020 yılında başlamış ve sonraki sürümlerinde de bu teknolojiyi kullanmaya devam etmişti. Taraflar arasında süregelen bu ihtilaf, 2020 yılında Masimo ve kardeş şirketi Cercacor tarafından Apple’a karşı açılan patent hakkına tecavüz, ticari sırların ifşası ile kullanımına dair iddiaların yer aldığı uyuşmazlığa kadar uzanmaktaydı. Masimo ve Apple böylece uzun soluklu bir hukuk mücadelesi içerisine girmiş bulunuyordu.
2021 yılına gelindiğinde, Masimo tarafından Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Ticaret Komisyonuna (USITC) bir şikâyette bulunuldu. Masimo şikayetinde, teknolojilerini Apple Watch ürünlerine entegre etmek için 2013 yılında Apple ile bir araya geldiklerini, bundan kısa bir süre sonra da Apple’ın Masimo çalışanlarını işe almaya başladığını, 2020 yılında Apple tarafından Apple Watch Series 6 tanıtımının yapıldığını ve Apple Watch Series 6 ile Masimo’nun teknolojisine yer verildiğini, bu cihazların ithalat ve satışının ihlale yol açtığı yönündeki beyanlarına yer verdi.
10 Ocak 2023’te USITC, Masimo’nun patent hakkı ihlali (US 10,945,648 numaralı patent, istem 24 ve istem 30) sebebiyle, Apple’ın nabız oksimetre işlev ve bileşenlere sahip Apple Watch modellerinin ithalat ve satışının ilgili yasa (19 US Code § 1337- Unfair practices in import trade) kapsamında ihlal oluşturduğu kanaatine vardı. 26 Ekim’de ise USITC bu teknolojiyi barındıran Apple Watch cihazlarına yönelik olarak ABD’ye ithalatın yasaklanmasına karar verdi. Biden yönetiminin süresi içerisinde kararı veto etmemesi üzerine karar 26 Aralık’ta yürürlüğe girmiş oldu ve Apple tarafından Apple Watch Series 9 ve Watch Ultra 2’nin satışlarının durdurulacağına ilişkin açıklamalar da peşinden geldi.
Kararın yürürlüğe girmesinden bir gün sonra, Apple, ABD Federal Temyiz Mahkemesine kararın geçici olarak durdurulması yönünde talepte bulundu. Temyiz Mahkemesinin Apple’ın geçici durdurma talebini kabulü ile bir sonraki bildirime kadar ilgili kararın uygulanmayacağına dair kararını takiben USITC’nin kararı da askıya alınmış oldu. Ayrıca Apple tarafından yapılan açıklamada, Apple Watch Series 9 ve Watch Ultra 2’nin yeni tasarımının ABD Gümrük ve Sınır Koruma Biriminin onayına sunulması da dahil olmak üzere, ithalatına devam edebilmek için tüm yasal ve teknik çözümlerin değerlendirildiği de belirtildi.
Böylece ABD’de Apple’ın kendi internet sitesi ile satış noktalarından yapılan Apple Watch Series 9 ve Watch Ultra 2 satışları, Apple’ın bu hamlesi ile şu an için tekrar devam etmeye başladı.
Apple her ihtimale karşı Apple Watch satışlarına sorunsuz şekilde devam edebilmek ve pazardaki hakimiyetini koruyabilmek adına yasal yollara başvurmaya ve önlemler almaya devam etmekteyse de uzun zamandır süregelen bu hukuk mücadelesinde Masimo’nun da büyük miktarda harcamalar yaptığı bilinmekte ve menfaatini savunmaya devam edeceği öngörülebilmektedir.
Gelişmeleri takip ederek ihtilaf hakkındaki güncellemeleri aktarmayı umuyoruz.
Barselona
Temyiz Mahkemesi’nin yakın zamanda yayınlanan 12 Ocak 2019 tarihli kararında
bir istemin koruma kapsamının tarifname ile sınırlanamayacağına hükmetti.
Anılan karara konu uyuşmazlıkta EP1489342 (“EP’342”) sayılı patentin sahibi açmış olduğu patent tecavüzü davası ile davalı yanın pazarladığı “valfler” ile patentin 1 numaralı istemini ihlal ettiğini iddia etmiştir.
EP’342
patentinin 1 Numaralı istemi şu şekildedir:
“1.
Aşağıdaki unsurlardan oluşan üç yollu bir valf:
Bir giriş kanalı (1);
Bir birinci çıkış kanalı;
Bir ikinci çıkış kanalı (6);
söz konusu giriş kanalı (1) ile birinci
çıkış kanalının kesişme yerinde konumlanan ve ilgili giriş kanalı (1) ile
birinci ve ikinci çıkış kanalları arasındaki sıvı iletimini düzenlemeye yarayan
kanalların (4, 5) bulunduğu bir musluğu bulunan birinci bağımsız, çeyrek
dönüşlü valf (2) ve birinci bağımsız valf (2) ile ikinci çıkış kanalının (6)
ortasında yer alan ikinci bağımsız, çeyrek dönüşlü valf. Burada söz konusu
birinci çıkış kanalındın boylamasına ekseni giriş kanalının boylamasına
eksenine dikey konumdadır ve ikinci çıkış kanalının boylamasına ekseni, giriş
kanalının boylamasına ekseni, birinci çıkış kanalının boylamasına ekseni ve
ikinci çıkış kanalının boylamasına ekseni genel olarak T-şeklinde bir
konfigürasyon ile düzenlenecek biçimde ikinci çıkış kanalının boylamasına
ekseni giriş kanalının uzunlamasına eksenine dikey konumdadır. Giriş kanalı
(1), birinci çıkış kanalı ve ikinci çıkış kanalı (6) tek tip biçimlendirilmiş
olup; birinci bağımsız, çeyrek dönüşlü valf (2) giriş kanalı (1) ile eksenel
biçimde hizalanmıştır ve ikinci bağımsız, çeyrek dönüşlü valfın (7) ekseni
ikinci çıkış kanalının boylamasına eksenine dikey konumda olup;
karakteristik özelliği musluk (3) ve
giriş kanalının (1), musluk (3) giriş kanalı (1) üzerinden üç yollu valfa monte
edilebilecek şekilde yapılandırılmış ve uyarlanmış olmasıdır.”
Davalı yan, üretip
pazarlamakta olduğu valflerin 1 numaralı istemin “musluk (3) ve giriş kanalının (1),
musluk (3) giriş kanalı (1) üzerinden üç yollu valfa monte edilebilecek şekilde
yapılandırılmış ve uyarlanmış olması “ unsuru dışındaki tüm unsurları
içerdiğini kabul etmiştir.
Ancak bahsi geçen unsur
bakımından davalı yan “İstem
metinsel olarak “musluğun (3) [kanal (1) üzerinden üç yollu valfa monte
edilebilmesini” gerektirdiğini ancak, teknikte uzman kişinin musluğun kanala
yalnızca alttan monte edilebileceğini anlayacağı” savına dayanarak
tecavüzün mevcut olmadığını iddia etmiştir.
Davalının savunması ve
tecavüzün mevcut olmadığı hususu ilk derece mahkemesince kabul edilmiştir. Kararın
davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine uyuşmazlığı inceleyen Barselona Temyiz
Mahkemesi ise şu hususlara dikkat çekerek ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
“…Patente ait çizimlerin işlevinin
hatalı bir biçimde yorumlanmasına dayalı olduğuna inandığımız için bu sonucu
kabul etmemiz mümkün değildir. Davalı, çizimlere göre, yer olmadığı için musluğun
üstten takılamayacağını ve bu sebeple yalnızca giriş kanalının (veya merkezi
kanalın) alt kısmından takılabileceğini iddia etmektedir.
Bu da, tercih edilen yapılardan birinin, çizimler ile resmedilen yapı olması nedeniyle patentin koruma kapsamını sınırlandırmak amacıyla kullanılması anlamına gelmektedir ki bu uygulama EPC madde 69.1 düzenlemesine aykırıdır. Söz konusu maddeye göre; “Bir Avrupa Patenti veya bir Avrupa Patent başvurusu ile sağlanan korumanın kapsamı istemler ile belirlenir. Yine de, istemlerin yorumlanmasında tarifname ile çizimler kullanılır. Çizimler veya tarifname, istemlere bu şekilde özellikler ekleyerek koruma kapsamını sınırlandırmak için değil genel olarak istemleri yorumlamak için kullanılmalıdır.”
Barselona Temyiz Mahkemesi bahsi
geçen kararında EPO Temyiz Kurulu’nun T 1018/02, T-544/89 ve T-681/01 sayılı
kararlarını dayanak göstermiştir ve her ne kadar EPO tecavüz incelemesi yapmasa
da patentin geçerli olup olmadığı değerlendirmesi yapılırken EPO tarafından istemin
koruma kapsamının nasıl belirlenmesi gerektiğinin değerlendirildiği ve gözetildiğini
ve dolayısıyla bu esnadaki bakış açısının mevcut uyuşmazlıkta istemin koruma
kapsamının doğru belirlenmesi bakımından dikkate alınabileceğini belirtmiştir.
EPO Temyiz Kurulu T 1018/02
sayılı kararının 3.8 nolu paragrafında istemin koruma kapsamının nasıl
belirlenmesi gerektiği hususuna değinmiş ve bir istemin mantık dışı veya akla
yatkın olmayan bir manaya gelecek şekilde yorumlanamayacağına dikkat çekmiştir.
Olduğu haliyle açık ve akla yatkın bir anlama sahip olan bir istemin, tarifnamenin
yorumu yoluyla farklı bir anlama sahip addedilemeyeceği ifade edilmiştir. Buna
göre istemin olduğu halinde var olmayan bir unsurun tarifnameden “import”
edilmesi mümkün değildir. Aksi durumda üçüncü kişiler istemin olduğu haliyle
sahip olduğu lafza güvenemezler.
EPO Temyiz Kurulu’nun T-544/89 sayılı kararının 3.1 paragrafında ise sadece istemde açıkça belirtilen veya istemden çıkarılabilir olan unsurlar, istemin tekniğin bilinen durumundan farklı olup olmadığı, tekniğin bilinen durumunun aşılıp aşılmadığı değerlendirmesinde dikkate alınır. Tarifnamede yer alan örnekler, bunlar açıkça istemde belirtilmediği sürece, patentin koruma kapsamını sınırlamaz. Benzer şekilde bahsi geçen unsurlara yapılan atıf işaretleri de istemi sınırlayacak şekilde yorumlanamaz.
EPO Temyiz Kurulu’nun T-681/01 sayılı kararının 2.1.1 numaralı paragrafında tarifnamenin istemi “yeniden yazmak” ve istemin teknik unsurlarını “yeniden tanımlanmak” amacıyla kullanılamayacağını; özellikle de istemin genel geçer lafzına bakıldığında isteme ait bir unsur olarak görülen bir unsurun tarifnameye dayanılarak bu istemin kapsamında olmadığı iddia edilemez.
En nihayetinde Barselona
Temyiz Mahkemesi, EPO Temyiz Kurulu içtihatları doğrultusunda, istemlerde
açıkça belirtilmeyen bir sınırlamanın, tarifname veya çizimlerde yer alması
gerekçesiyle istemin sınırlanmasına yol açmayacağına; çizimlerde “tercih
edilen” olarak belirtilen seçimlik bir özelliğin, istemin sadece bu spesifik
özellikle sınırlı olarak okunmasına yol açmayacağına hükmetmiştir.
Bilindiği üzere Sınai Mülkiyet Kanunu („SMK“) madde 89/(1) uyarınca patent başvurusu veya patentin sağladığı korumanın kapsamı istemlerle belirlenir. Bununla birlikte istemlerin yorumlanmasında tarifname ve resimler kullanılır. SMK 89/(2) ise; Avrupa Patent Sözleşmesi („EPC“) madde 69 ve bu maddenin uygulanmasına dair Protokolü karşılayacak şekilde “İstemler, kullanılan kelimelerin verdiği anlamla sınırlı olarak yorumlanamaz. Ancak istemler, koruma kapsamının tespitinde, buluşu yapan tarafından düşünülen fakat istemlerde talep edilmeyen, buna karşılık ilgili teknik alanda uzman bir kişi tarafından tarifname ve resimlerin yorumlanması ile ortaya çıkacak özellikleri kapsayacak şekilde genişletilemez.” düzenlemesini içermektedir.
EPO
Temyiz Kurulu’nun yukarıda değinilen içtihatları uyarınca gerek EPC madde 69 ve
uygulanmasına dair Protokolün gerekse bunun ulusal hukukumuzda bir yansıması
olan SMK madde 89/2 hükmünün, istemlerin koruma kapsamının tarifname veya
çizimler ile genişletilmesi mümkün olmadığı gibi; daraltılmasının da mümkün
olmadığı anlamına gelecek şekilde yorumlanması gerektiğini ortaya
koymaktadır.