Çalışanların ortaya çıkardığı tasarım ve buluşların hukuki niteliği ile hak sahipliği rejimi; 22.12.2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ve Çalışan Buluşlarına, Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlara ve Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlara Dair Yönetmelik (Yönetmelik) hükümlerine göre düzenlenmektedir. Benzer şekilde çalışanların ortaya çıkardığı eserlerin hukuki niteliği ve bu eserlerin mali haklarının kullanılması rejimi, 05.12.1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) hükümlerine göre düzenlenmektedir. 09.07.1982 tarihli ve 2690 sayılı Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun (2690 sayılı Kanun)[1] ile 13.03.2026 tarihli ve 33195 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu Fikrî ve Sınai Haklar Yönetmeliği (TENMAK Yönetmeliği)[2]; SMK’nin çalışan buluşları ve tasarımları ile FSEK’in işçinin meydana getirdiği eserlerdeki mali hakların kullanımına ilişkin düzenlemelerinden belli ölçüde farklılık göstermektedir. Bu yazıda; söz konusu farklılıkların bir normlar ihtilafı mı yoksa bir istisna mı olduğu, normlar ihtilafı niteliğinde olması durumunda bu ihtilafın nasıl çözüme kavuşturulacağı temel hatlarıyla ele alınacaktır.
2690 sayılı Kanun ve TENMAK Yönetmeliği; fikrî mülkiyet haklarına ilişkin bir ayrım yapılmaksızın oluşturulan bütüncül düzenlemeler içermektedir. Bununla birlikte, SMK ve FSEK hükümlerinde ise farklı hak türlerine göre farklı düzenlemeler söz konusudur. Yapacağımız değerlendirmeler haklar bağlamında farklılık göstereceği için incelemenin de haklara göre ayrı başlıklar altında gerçekleştirilmesi yöntemi izlenecektir.
Çalışanların Ortaya Çıkardığı Tasarımları Bakımından İnceleme: SMK m.73/1 hükmüne göre; aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça çalışanların bir işletmede yükümlü olduğu faaliyeti gereği gerçekleştirdiği ya da büyük ölçüde işletmenin deneyim ve çalışmalarına dayanarak iş ilişkisi sırasında yaptığı tasarımların hak sahibi, işverenleridir. SMK m.73/2 hükmüne göre; çalışanların bulunduğu işyerindeki genel faaliyet konusu bilgi ve araçlardan faydalanmak suretiyle SMK m.73/1 hükmü kapsamı dışında yaptığı tasarımların hak sahibi, talep edilmesi hâlinde işverenleridir. SMK m.74/1 hükmüne göre; SMK m.73/1 hükmü kapsamında yapılan tasarımlar için çalışana bir bedel ödenmesi öngörülmemişken, SMK m.73/2 hükmü kapsamında yapılan tasarımlar için çalışanın, tasarımın önemi dikkate alınarak tespit edilecek bir bedeli isteme hakkı olduğu, tarafların bu bedel konusunda anlaşamaması hâlinde söz konusu bedelin mahkeme tarafından tespit edileceği düzenlenmiştir.
2690 sayılı Kanun Ek Madde 2 ve TENMAK Yönetmeliği m.5 hükümlerinin birlikte değerlendirildiğinde; herhangi bir dış paydaş olmaksızın TENMAK Ar-Ge birimleri tarafından yürütülen projelerin veya proje haricindeki diğer Ar-Ge faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi sırasında veya sonucunda ortaya çıkan tasarımlar üzerindeki hakların Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumuna (TENMAK) ait olacağı tespit edilmektedir. Anılan hükümler; SMK m.73/2 hükmü bağlamında ortaya çıkarılan tasarımlara ilişkin bir düzenleme içermemektedir. Ancak bu bir eksilik değildir. Zira SMK m.73/2 hükmü TENMAK bakımından da temel düzenleme olarak uygulama alanı bulacaktır.
SMK m.74/1 hükmüme göre çalışanların, işletmede yükümlü olduğu faaliyet gereği gerçekleştirdiği tasarımlar bakımından bir ücrete hak kazanması söz konusu değilken, TENMAK Yönetmeliği m.11 hükmüne göre; belirtilen nitelikteki tasarımların ekonomik olarak değerlendirilmesi durumunda elde edilecek net gelirin en fazla %50’sinin tasarımı ortaya çıkarana verilebileceği öngörülmektedir.
Mevzuatlar arası farklılığın, SMK’de öngörülen hak sahipliği rejimini, çalışan aleyhine daraltıcı bir mahiyet taşımaması ve TENMAK mevzuatının çalışan lehine bir gelir paylaşımı öngörmesi nedeniyle söz konusu farklılığın bir normlar ihtilafı değil, istisnai düzenleme olduğu, tasarımlar bakımından her iki mevzuatın tamamlayıcı mahiyette birlikte uygulanabileceği değerlendirilmektedir.
Çalışanların Ortaya Çıkardığı Buluşlar Bakımından İnceleme: Hemen belirtmek gerekir ki çalışan buluşları bağlamında TENMAK mevzuatı, sınai mülkiyet mevzuatından; hizmet buluşu, çalışan buluşu ayrımını ortadan kaldıracak, gelir paylaşımı sistemini büyük ölçüde değiştirecek şekilde farklılaşmaktadır. Ancak bu durum bir normlar ihtilafına yol açmamaktadır. Zira SMK m.113/4 hükmüne göre; çalışan buluşu için uygulanan hükümler, diğer kanuni düzenlemeler ve taraflar arasında yapılan sözleşme hükümleri saklı kalmak şartıyla, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların buluşları hakkında da uygulanır. SMK m.113/4 hükmünde, açıkça diğer kanuni düzenlemelerin saklı tutulmuş olması nedeniyle TENMAK mevzuatının, TENMAK çalışanları bakımından öncelikle uygulama alanı bulacağı, SMK’nin çalışan buluşlarına ilişkin hükümleri ile Yönetmeliğin, TENMAK mevzuatında hüküm bulunmayan hâllerde ve TENMAK mevzuatına aykırı düşmemek koşuluyla tamamlayıcı olarak uygulanabileceği değerlendirilmektedir. Bu anlamda TENMAK mevzuatındaki farklılık, bir normlar ihtilafı değil, istisnai ve hukuka uygun bir uygulama farklılığı niteliği taşımaktadır.
Çalışanların Ortaya Çıkardığı Eserler Bakımından İnceleme: 2690 sayılı Kanun ve TENMAK Yönetmeliği’nin fikrî mülkiyet haklarına ilişkin bir ayrım içermeyen düzenlemeleri nedeniyle ortaya çıkan en önemli sapmanın eser sahipliğine ilişkin olduğu söylenebilir.
FSEK m.13 hükmüne göre; eser üzerindeki haklar, mali ve manevi haklar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Manevi haklar devredilemezken, mali hakların ya da mali hakları kullanma yetkisinin devri mümkündür. FSEK m.18 hükmüne göre; aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar, bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır. FSEK’e göre çalışanların gerçekleştirdiği eserler üzerinde işverenin eser sahipliği söz konusu olamaz. İşveren, belirtilen nitelikteki eserin sadece mali haklarını kullanma yetkisine sahip olmaktadır. TENMAK mevzuatında ise çalışanların meydana getirdiği eserlerin sahibinin TENMAK olacağı düzenlenmektedir. TENMAK mevzuatı, mali ve manevi hak ayrımı yapmaması, eser üzerindeki hakları kullanma yetkisinin değil, eser üzerinde hak sahipliği öngörmesi bağlamında, çalışanın aleyhine olacak şekilde FSEK hükümleriyle ihtilaf hâlindedir.
Somut bir uyuşmazlık olması durumunda FSEK hükümlerinin mi, yoksa TENMAK mevzuatının mı uygulanacağı normlar ihtilafı kuralları ile çözüme kavuşturulması gereken bir meseledir. TENMAK Yönetmeliği ile FSEK arasındaki ihtilafta FSEK’in uygulanacağı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Zira FSEK, normlar hiyerarşisinde, Yönetmeliğe göre üst sırada yer almaktadır. FSEK ile 2690 sayılı Kanun arasındaki ihtilafının çözümünde ise normlar ihtilafı kuralları uygulama alanı bulacaktır. Kanaatimizce, esere ilişkin hak sahipliği ile eserden doğan hakları kullanma yetkisi bağlamında; FSEK, TENMAK’ın kuruluş ve idari yapısını düzenleyen 2690 sayılı Kanun’a göre özel kanun niteliğindedir. FSEK m.18 hükmü, en son 21.02.2001 tarihinde değişikliğe uğramıştır. 2690 sayılı Kanun Ek Madde 2 hükmü ise 02.07.2018 tarihinde ihdas edilmiş, 29.05.2025 tarihinde değiştirilmiştir. Bu bağlamda 2690 sayılı Kanun Ek Madde 2 hükmü FSEK m.18 hükmüne göre yeni norm niteliğindedir. Eski tarihli özel düzenleme ile yeni tarihli genel düzenleme çatışması olarak karşımıza çıkan durumda; normların koruduğu hukuki değer ve menfaat, manevi hakların devrinin mümkün olmaması gibi hakkın niteliğine ilişkin hususlar birlikte değerlendirildiğinde; normlar ihtilafında önceki tarihli özel düzenleme olan FSEK m.18 hükmünün uygulama alanı bulacağı, TENMAK’ın, çalışanları tarafından ortaya çıkarılan eserlerde, sadece mali hakları kullanma yetkisine sahip olacağı değerlendirilmektedir.
FSEK’e göre; çalışanların meydana getirdiği eser üzerindeki mali hakların işveren tarafından kullanılması durumunda, çalışanın bir ücrete hak kazanması söz konusu değilken, TENMAK Yönetmeliği m.11 hükmüne göre; belirtilen nitelikteki eserlerin ekonomik olarak değerlendirilmesi durumunda elde edilecek net gelirin en fazla %50’sinin eseri ortaya çıkarana verilebileceği öngörülmektedir. FSEK’te yasaklayıcı bir hüküm bulunmaması ve belirtilen konuda TENMAK mevzuatının çalışan lehine bir düzenleme olması hususları gözetildiğinde, çalışan tarafından ortaya çıkarılan eserden kaynaklı mali hakların işveren tarafından kullanılması durumunda; çalışanın TENMAK Yönetmeliği m.11 hükmü kapsamında gelirden pay talebinde bulunabileceği değerlendirilmektedir.
Kamu kurum ve kuruluşları; teknik ve kurumsal bilgi birikimi, yatırım gücü ve sahip olduğu çeşitli hukuki imtiyazlar sayesinde fikrî üretimde ve bu ürünlerin ticarileştirilmesinde önemli bir yere sahiptir. Kamu kurum ve kuruluşlarının belirtilen konumu, çalışanlar aracılığıyla ortaya çıkarılan fikrî ürünlerdeki hak sahipliği ve gelir paylaşımı konusunu da gündeme getirmektedir. Şüphesiz fikrî mülkiyet mevzuatı belirtilen konuda doğrudan uygulanabilir mahiyettedir. Bununla birlikte fikrî mülkiyet mevzuatının kimi zaman bir çerçeve çizdiği kimi zaman ise ayrıntılı olarak düzenlediği hak sahipliği ve gelir paylaşımı konusunda kamu kurum ve kuruluşlarının kendi iç düzenleyici işlemlerini yapmaları olağandır. Ancak bu düzenlemeler yapılırken hakkın mahiyeti, korunan hukuki menfaat iyi analiz edilmeli, özel nitelikteki temel düzenleyici işlemlerle bir ihtilafın ortaya çıkmamasına dikkat edilmelidir.
Osman Umut Karaca
Nisan 2026
[1] 2690 sayılı Kanun için Bkz., https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2690.pdf, 29.03.2026.
[2] TENMAK Yönetmeliği için Bkz., https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/03/20260313-9.htm, 29.03.2026.





































































































