Etiket: elifsu gözen

Yöresel Üretimin Yasal Zırhı: Türkiye ve Avrupa Birliği’nde Coğrafi İşaret Koruması


1. Giriş  

Niğde Darboğaz Kirazı’nın enfes lezzeti, Afyon Pastırması’nın güçlü baharatları ya da Kars Balı’nın otantik aroması, bu ürünleri denemiş herkesin aklına doğrudan ilgili yöreleri getirecektir.  Bir ürünün hammaddesi belirli bir yöreden elde edilmiş veya ilgili yörede uzunca bir süre o bölgenin geleneksel kuralları ile harmanlanarak üretilmişse, ürün artık o yörenin öznelliğini bünyesinde barındırmaktadır. Coğrafi işaretler işte bu gelenekselliği, yöreselliği ve belirli bir coğrafi alana ait doğal ve beşeri unsurlardan kaynaklanan özgünlüğü korumaya yönelik hukuki bir araçtır. Coğrafi işaret tescili ile hem üretici, hem de tüketici lehine kalite ve gelenekselliğin korunması, yerel üretimin ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi ve taklitçiliğin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.  

Bu yazımızda Türkiye’de coğrafi işaret korumasının yanı sıra, yazının yayım tarihi itibariyle 13. tescile ulaştığımız, ülkemizde üretilen pek çok ürünün dünyaya açılmasına olanak sağlayan Avrupa Birliği’nde (“AB”) coğrafi işaret korumasını ele alacağız.  

2. Coğrafi İşaret Nedir?  

Her ne kadar “coğrafi işaret” denilince akla ilk olarak Ezine Peyniri veya Kars Kaşarı gibi lezzetler gelse de, coğrafi işaretlerin koruması yalnızca böylesi gıda ürünlerine has değildir. Coğrafi işaret, benzer ürünlerden yöresel olarak farklılaşmış ve bu farklılığını da bulunduğu coğrafyaya borçlu olan mahsullerin üzerindeki koruma anlamına gelmektedir.[1] Uğur Çolak’ın yorumuyla ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) uyarınca “coğrafi işaretler belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işaretlerdir.”[2]  

Coğrafi işaretler, niteliklerini üretildikleri coğrafi alandan alan belirli ürünler için fikri mülkiyet hakları yaratmaktadır. Ülkemizde olduğu gibi AB nezdinde de kalite, itibar veya diğer özelliklerin ürünün coğrafi kökenine atfedilebildiği yerlerde, coğrafi işaretler coğrafi bölge ile ürünün adı arasındaki ilişkiyi vurgulamakta, ürünü yanlış kullanımlara ve taklitlerine karşı koruyarak tüketicilere ürünün gerçek menşeini garanti etmektedir. Coğrafi işaret tescil belgesinde ve ilgili mevzuatta belirtilen gereklilikler karşılandığı sürece, ilgili coğrafi alandaki tüm üreticiler korunan ürün üzerinde toplu haklara sahip olmaktadır.  

3. Türkiye’de Coğrafi İşaret Koruması  

SMK uyarınca gıda, tarım, maden, el sanatları ve sanayi ürünleri, coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı tesciline konu olabilir. Bir ürünün coğrafi işaret olarak tescil edilebilmesi için çeşitli özelliklere sahip olması gerekmektedir, ki bu da coğrafi sınırları belirli bir alan, bu alana ait ürün, bu ürünün karakteristik özellikleri ile coğrafi alan arasında güçlü bağ ve ürünün kendine has özellik kazanmış olmasıdır.  

Coğrafi işaretler menşe adı ve mahreç işareti olarak ikiye ayrılmaktadır. Menşe adı, tüm veya esas özelliklerini coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya istisnai durumlarda ülkeye özgü doğal ve beşeri unsurlardan alan, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerin tümü bu coğrafi alanın sınırları içinde gerçekleşen ürünleri tanımlamaktadır. Örneğin Darboğaz Kirazı ve Kars Balı, menşe adı olarak korunmaktadır.  

Mahreç işareti ise belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, bölge veya ülke ile özdeşleşen, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az birisi bu coğrafi alanın sınırları içinde gerçekleşen ürünleri tanımlamaktadır. Örneğin Afyon Pastırması, mahreç işareti olarak tescillidir. Coğrafi bir yer adı içermese de, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri ile coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre ile özdeşleşen bir ürünü belirtmek için geleneksel olarak kullanılan ve günlük dilde yerleşmiş adlar da menşe adı veya mahreç işareti olarak tescil edilebilir.  

Geleneksel ürün adları ise menşe adı veya mahreç işareti kapsamına girmeyen ve fakat ilgili piyasada bir ürünü tarif etmek için geleneksel olarak en az otuz yıl süreyle kullanıldığı ispatlanan adları korumaktadır. Bu korumadan yararlanabilmek için (i) geleneksel üretim veya işleme yöntemi yahut geleneksel bileşimden kaynaklanması veya (ii) geleneksel hammadde veya malzemeden üretilmiş olması şartlarından en az birisinin sağlanması gerekmektedir. Ayvalık Tostu, Ezo Gelin Çorbası, Şevket-i Bostan ülkemizde geleneksel ürün adı olarak tescil edilmiş ürünlerden bazılarıdır. Geleneksel ürün adlarında, sınırları belli bir coğrafi alan belirlenmez.  

Coğrafi işaretler ve geleneksel ürün adları için, tescil edilmiş olduklarını gösteren ve Türk Patent ve Marka Kurumu (“TÜRKPATENT”) tarafından oluşturulan amblemlerin kullanılması zorunludur.  

Türkiye’de kullanılan coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı amblemleri

Coğrafi işarete konu ürünün üreticisi veya üretici grupları, ilgili coğrafi alanla ilişkili kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, ürünle ilgili kamu yararına çalışan dernek, vakıf ve kooperatifler, tescil başvurusunda bulunabilirler. Ülkemizde coğrafi işaret tescil başvurularının genelde ilgili yörelerde faaliyet gösteren ticaret ve sanayi odaları ile ticaret borsaları tarafından yapıldığı gözlemlenmektedir[3].  

Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı tescili, koruma kapsamındaki ürüne katma değer sağlar, fikri mülkiyet haklarının ihlallerini ve taklitleri önler, üreticileri haksız rekabetten korur, tükettiği ürünlerin kalitesi ve özellikleri hakkında bilgi sahibi olmak isteyen tüketicileri aydınlatır, ürünün gerçek menşeini garanti eder ve yerel üretimi ve kırsal kalkınmayı destekler. Coğrafi işaretler belirgin bir kültürü ve kaliteyi simgeler, ilgili yöreden kaynaklı geleneksel değerlerin korunmasına ve sonraki kuşaklara aktarılmasına katkı sağlar.  

Coğrafi işaret tescili, işareti tescil ettirenler ile işaretin kullanım hakkına haiz kimselere önemli yetkiler de tanımaktadır. Bu kapsamda coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı amblemlerinin, ticari amaçla, tescilde belirtilen şartları sağlamayan ürünlerde kullanılması, coğrafi işaretin tescil kapsamındaki şartları taşımayan ürünlerde yanıltıcı kullanılması veya taklidi, tescilli coğrafi işareti taşıyan ürünün özelliklerine ve menşeine ilişkin yanlış veya yanıltıcı açıklamaların kullanılması ile amblemin tüketiciyi yanıltıcı biçimde kullanılması fiillerinin önlenmesi ve durdurulması yetkili ve görevli mahkemeden talep edilebilir.  

Coğrafi işareti tescili, tescil ettirenlere önemli yetkiler tanıdığı gibi çeşitli sorumluluklar da yüklemektedir. Bu sorumluluklardan en önemlisi, tescil sonrası tescil belgesinde belirlenmiş olan denetim merci tarafından, koruma kapsamındaki ürünlerin üretiminin, piyasaya arzının, dağıtımının veya ürün piyasada iken kullanılmasının tescilde belirtilen özellikle uygunluğunun denetlenmesi ve denetim raporlarının her yıl TÜRKPATENT’e sunulmasıdır. Tescil ettirenler, ayrıca üreticileri bir araya getirerek onlarla işbirliği içerisinde hareket eder ve ürünle ilgili tanıtım faaliyetlerine öncülük ederler. Coğrafi işaret tescilinin arzu edilen sonuçları vermesi, tescil ettiren ile üreticilerin sıkı işbirliği ve disiplinli çalışmalarına bağlıdır.  

Ülkemizde coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı başvuru ve tescili son yıllarda önemli bir ivme yakalamıştır. Öyle ki, TÜRKPATENT nezdinde tescilli coğrafi işaret sayısı 2002 yılında 31 iken 2023 yılı Haziran ayı itibariyle bu sayı 1382’ye ulaşmıştır.[4] Coğrafi işaret tescilinde en önde gelen ilimiz Türkiye’nin gastronomi başkenti olarak da bilinen Gaziantep’tir. Gaziantep’i İç, Güney ve Doğu Anadolu illerimizden Konya, Diyarbakır, Şanlıurfa, Malatya, Erzurum takip etmektedir. Bu ivmenin arkasındaki nedenler arasında coğrafi işaret tescilinin önemine ilişkin hem üreticiler, hem de tüketiciler nezdinde farkındalığın artması, kırsal kalkınmanın desteklenmesine yönelik politikalar ve diğer ülkelerde coğrafi işaret tescilinin ürüne kazandırdığı katma değer[5] sayılabilir.  

Coğrafi işaret tescilinin özellikle kırsal alanda ekonomik gelişime katkısı önemli boyuttadır. Coğrafi işaret tescili ile birlikte ürün ile tüketici arasındaki güvenin artması, bu sayede de ürünün üretiminde ve gelirinde artış olması beklenir. Örneğin Isparta Gülyağı, 2019 yılında menşe adı olarak tescil edilmiştir. Isparta’nın gül ürünlerinin en büyük pazarı ihracat gelirlerinin %90’ından fazlasına tekabül eden Avrupa ülkeleridir. 2016-2020 yılları arasındaki 5 yıllık dönemde, Türkiye’nin gül ürünlerinden elde ettiği ortalama ihracat kazancı 12,6 milyon Euro olmuştur[6]. 2019 yılında ise, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi bünyesinde Gül ve Aromatik Bitkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi kurulmuştur.  

Coğrafi işaretler ilgili bölgede ekonomik kalkınmanın desteklenmesinin yanı sıra, bölgeden göçün önlenmesi, bölgenin tanıtılması ve turizmin canlandırılması gibi sosyokültürel katkılar da sağlamaktadır.[7] Örneğin, Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı, Kahramanmaraş’ta bölgesel ürünlerin katma değerinin arttırılması ve paydaşlar arasında işbirliğini güçlendirmek amacıyla, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile birlikte 2016 yılında “Coğrafi İşaret Alınmasına yönelik Eylem Planı Oluşturulması Projesi”ni[8] başlatmıştır. Proje kapsamında ilgili ürünler tespit edilerek teknik raporların oluşturulma süreci hızlandırılmıştır. Maraş Parmak/Sıkma Peyniri gibi ürünlerin coğrafi işaret olarak tescil süreci, bu çalışmalardan faydalanmıştır. Paydaşlar arasında işbirliğinin en güzel örneklerinden birisi de Çağlayancerit Cevizi’nin AB’de tescilidir.   Coğrafi işaret tescili yalnızca ürünü üreten, tescil ettiren veya kullananlara değil, aynı zamanda tüketicilere de önemli faydalar sağlamaktadır[9]. Etkili bir denetim mekanizmasına sahip coğrafi işaret tescil sistemi ile tüketiciler, satın aldıkları ürünün menşe ve kalitesinden ve ürünün yöresel nitelikleri taşıdığından emin olmaktadır. Ürün taklitçiliği gibi sık karşılaşılan ve tehlikeli sonuçlara yol açma riski bulunan fiiller de, bu sayede engellemektedir.  

4. AB’de Coğrafi İşaret Koruması  

Diğer sınai mülkiyet haklarında olduğu gibi, coğrafi işaret koruması da yalnızca tescil edildiği ülkede geçerlidir. Dolayısıyla yerel ürünlerin gerçek ticari kıymetine ulaşmasında, ülkemizin en önemli ticari ortaklarından AB’de de coğrafi işaret tesciline sahip olmaları, çok önemli bir rol oynamaktadır.  

AB’de coğrafi işaret koruması, Tüzük olarak adlandırılan ve AB üyesi tüm ülkelerde doğrudan uygulanan yasal metinler ile düzenlenmektedir. Avrupa Komisyonu nezdinde yapılan coğrafi işaret başvurusu, AB üyesi ülkelerin tamamında koruma sağlamaktadır. AB’de Türkiye’den farklı olarak yalnızca gıda ve tarım ürünleri, alkollü içkiler, şaraplar ve aromalı şaraplar coğrafi işaret veya geleneksel ürün adı korumasından yararlanmaktadır. AB nezdinde gıda ve tarım ürünlerine ilişkin coğrafi işaret korumasını düzenleyen temel mevzuat, 2012/1151 sayılı Tüzük[10] ve söz konusu Tüzük’e ait Uygulama Yönetmeliği’dir. Şarap ürünleri üzerindeki coğrafi işaret koruması 1308/2013 sayılı Tüzük[11] ve uygulama yönetmeliği uyarınca, aromalı şaraplar üzerindeki coğrafi işaret koruması ise 2019/787 sayılı Tüzük[12] ve uygulama yönetmeliği uyarınca yürütülmektedir.  

Türk Hukukunda olduğu gibi AB mevzuatında da coğrafi işaret tescili menşe adı (Protected Designation of Origin), mahreç işareti (Protected Geographical Indication) ve geleneksel ürün adı (Traditional Speciality Guaranteed) olarak üçe ayrılmaktadır. AB’de de, ülkemizde olduğu gibi, menşe adı korumasından yararlanabilmek için ilgili ürüne ilişkin tüm üretim aşamalarının belirli bir coğrafi alanın sınırları içerisinde gerçekleştirilmesi gerekirken, mahreç işareti için üretim aşamalarından en az birisinin ilgili coğrafi alanda gerçekleştirilmesi gerekmektedir.  

2012/1151 sayılı Tüzük’ün gerekçesine göre coğrafi işaretin temel amaçları, yöresel ürünün imajını korumak, kırsal, tarımsal ve geleneksel faaliyetleri teşvik etmek, üreticilerin orijinal ürünleri için katma değerli fiyat elde etmesine yardımcı olmak, çiftçiler ve üreticiler için adil bir gelir sağlamak, ilgili ürünler hakkında doğru bilginin yayılmasını sağlayarak tüketicilerin bilinçli tercih yapmasına katkı sağlamak, haksız rekabeti ortadan kaldırmak ve orijinal olmayan ürünler konusunda tüketicilerin kandırılmasını engellemektir.  

AB ülkelerindeki coğrafi işaret dağılımı

AB’de Türkiye’den farklı olarak coğrafi işaret başvuru ve tescil süreçleri AB Fikri Mülkiyet Ofisi’nce değil, doğrudan AB Komisyonu tarafından icra edilmektedir. 2012/1151 sayılı Tüzük uyarınca AB Komisyonu’na yalnızca tarım ürünleri ve gıda maddeleri ile ilgili coğrafi işaretler için başvuru yapılabilmektedir. AB Komisyonu tarafından incelenen ve tesciline karar verilen başvurular E-Ambrosia veri tabanında yayımlanmaktadır[13]. Aynı zamanda tüm coğrafi işaretlerin çevrimiçi bir platformda toplandığı GIview[14] veri tabanı da, 2020 yılından itibaren erişime açılmıştır. Üçüncü ülkelerde yer alan coğrafi işaret tescili almaya hak kazanmış ürünler ise, AB ile söz konusu ülkeler arasında yapılan ikili anlaşmalar ile koruma altına alınmaktadır. Ülkemizde olduğu gibi, AB’de de coğrafi işaret tescili ile korunan ürünlerin ambalaj ve etiketlerinde amblem kullanılması zorunludur.  

AB’de kullanılan coğrafi işaret amblemleri

AB nezdinde coğrafi işaret tescil başvurusu yapabilmek için öncelikle TÜRKPATENT nezdinde başvuru yapılarak ülkemizde coğrafi işaret tescilinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Akabinde başvurular, “yasal oluşumuna ve bileşimine bakılmaksızın başvuruya konu ürünü üreten üreticilerden oluşmuş bir grup” tarafından veya TÜRKPATENT aracılığı ile yapılır ve doğrudan AB Komisyonu’na yöneltilir.  

AB nezdinde tescil edilmiş coğrafi işaret konusu ürünlerin satış değeri 2010 yılından 2017 yılına kadar %42 oranında artış göstermiş ve 2017 yılında toplam ekonomik değer 77.1 milyar Euro’ya ulaşmıştır. 2017 yılı verilerine göre gıda ve içecek sektörünün AB’deki toplam yarattığı ekonomik değer 1.1 trilyon Euro iken bu rakamın %7’si coğrafi işaretli ürünlere aittir[15].  

AB nezdinde tescilli coğrafi işaretlerin, üreticilerin kar paylarını da olumlu yönde etkilediği görülmektedir. Örneğin İspanya’nın La Mancha bölgesinde koyun sütünden üretilen Manchego peyniri, 1996 yılında coğrafi işaret olarak tescil edilmiştir. Manchego Peyniri Düzenleyici Konseyi kurularak, 2014 yılında 785 süt üreticisi Manchego üretiminde yer almıştır. 2018 yılı itibariyle Manchego peynirinin İspanya ekonomisine getirisi 71 milyon Euro olarak tespit edilmiştir.[16]  

İtalya’nın Modena bölgesinde üretilen Aceto Balsamico di Modena (Modena Balzamik Sirkesi), 2009 yılında coğrafi işaret olarak tescil edilmiştir. 2017 yılı verilerine göre Modena Balzamik Sirkesi’nin piyasa değeri yaklaşık 400 milyon Euro’ya ulaşmış ve ürün coğrafi işaret tescilini takiben 6 yıl içerisinde üretim değerini %67, tüketici değerini ise %108 arttırmıştır.[17] Benzer şekilde coğrafi işaret koruması altında olan Toskana yağı diğer yağ türlerine göre %20 daha yüksek fiyattan alıcı bulabilmektedir[18].  

AB nezdinde tescilli Türk coğrafi işaretlerinin de ürünün ekonomik değerini arttırması beklenmektedir. Örneğin Malatya Kayısısı 2017 yılında AB’de tescil edilmiştir. 2020 yılında 8,836 ton kayısı üretimi ile 23.4 milyon ABD doları gelir elde edilirken, 2021 yılında 8,228 ton üretimle 28.1 milyon ABD doları gelir elde edilmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu 2020 verilerine göre coğrafi işaretli ürünlerimizin dünya genelinde üretim payları Kayısı’da %8, Kestane’de %3, Zeytin’de %11 ve İncir’de ise %26’dır[19].  

AB’de koruma elde eden Türkiye menşeli coğrafi işaret sayısı son yıllarda önemli bir ivme kazanarak bu yazının yayım tarihi itibariyle 13’e çıkmıştır.  AB Komisyonu nezdinde tescil süreçleri devam eden coğrafi işaret başvuru sayısı ise 44’tür. 2023 yılı içerisinde tescil işlemleri tamamlanan Antakya Künefesi, Suruç Narı, Çağlayancerit Cevizi, Gemlik Zeytini ve Edremit Zeytinyağı ile birlikte Aydın İnciri ve Kestanesi, Gaziantep Baklavası, Malatya Kayısısı, Milas Zeytinyağı, Bayramiç Beyazı, Taşköprü Sarımsağı ve Giresun Tombul Fındığı, halihazırda AB’de korunan Türk coğrafi işaretlerini oluşturmaktadır. Aynı zamanda Ayaş Domatesi, Milas Yağlı Zeytini, Edremit Körfezi Yeşil Çizik Zeytini, Ezine Peyniri ve Maraş Tarhanası için AB’de yapılan coğrafi işaret başvuruları da, inceleme süreçleri tamamlanarak AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanmıştır.  

AB’de coğrafi işaret tescil işlemleri tamamlanan Türk ürünlerinden bazıları  

Coğrafi işaret korumasının güçlendirilmesi adına AB Komisyonu yeni çalışmalara da imza atmaktadır. AB Komisyonu tarafından 31 Mart 2022 tarihinde coğrafi işaret sisteminin güçlendirilmesi için bir önerge[20] kabul edilmiştir. Önerge ile sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi, çevrimiçi platformlarda satışların arttırılması, alan adı sisteminde coğrafi işaretlerin kullanımında daha fazla koruma önleminin alınması hedeflenmektedir[21]. AB sınırlarında sahtecilik ile mücadele için gümrük ve yetkili makamlarla coğrafi işaret üreticileri arasında erişim sağlanması ve hızlandırılmış tescil usulünün uygulanmasına başlanılarak AB ve AB dışı başvuruların tek bir usul ile yürütülmesi, öngörülen diğer yenilikler arasındadır.  

Ayrıca AB Komisyonu, 13 Nisan 2022 tarihinde el sanatları ve sanayi ürünlerinin coğrafi işaret korumasından yararlanması adına bir önerge[22] kabul etmiştir. AB Komisyonu’na göre tüm AB’yi kapsayacak bir el sanatları ve sanayi ürünleri korumasının bulunmayışı, bu ürünlere yapılan yatırımlardaki teşviği azaltmaktadır. Bu ürünlere yapılacak yatırımlar hem niş pazarların oluşmasını, hem de yerel beceri ve geleneklerin AB nezdinde korunmasını sağlayacaktır. Öngörülen koruma ile, küçük üreticilerin pazar fırsatlarının arttırılması, gıda ve tarım ürünlerinde olduğu gibi tüketicilerin bilinçli ve kaliteli ürünler arasından seçim yapabilmeleri ve el sanatları ve sanayinin eşit düzeyde kalkınması amaçlanmaktadır.  

5. Sonuç  

Fikri ve sınai mülkiyet haklarının etkin bir şekilde korunması, ekonomik büyüme ve rekabet için kritik bir öneme sahiptir. Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi ve Avrupa Patent Ofisi tarafından Ekim 2022’de yayımlanan rapora göre imalat, teknoloji ve ticari hizmetler gibi fikri hak yoğun endüstriler[23], AB’de 6.4 trilyon Euro değerindeki gayrisafi yurtiçi hasılanın %47’sini ve tüm işlerin %39.4’ünü (toplam 81 milyon iş) yaratmaktadır. Benzer şekilde, 2019 yılında AB ithalatının %80.5’i ve AB ihracatının %80.1’i fikri hak yoğun endüstriler tarafından gerçekleştirilmiştir.  

Rapora göre AB ülkelerinin tamamında coğrafi işaretli ürünler tüm gıda ve içecek satışlarının %7.1’ini oluşturmaktadır. 2017-2019 yılları arasında ortalamaya bakıldığında, AB gayrisafi yurtiçi hasılasının %0.1’ini coğrafi işaretlerin oluşturduğu ve bu oranın yaklaşık 15 milyar Euro’ya denk geldiği belirtilmiştir. AB’den ihraç edilen coğrafi işaretli ürünlerin 2017-2019 yılları arasındaki dış ticarete ortalama katkısı ise yaklaşık 11.3 milyar Euro’dur.[24]   Coğrafi işaretler yöresel zenginliklerin nesilden nesile aynı kaliteyi koruyarak taşınmasını sağlarken, bir yandan da farklı kültürlerden insanların birbirlerinin geleneklerini en doğal haliyle deneyimlemesine yardımcı olmaktadır. Ürünün kalitesi ve orijinalliğinin korunduğunun sembolü olan coğrafi işaret amblemi, tüketiciler için de başka bir bölgenin kültür kapısını aralama imkanı sunmaktadır.  

Halihazırda Türkiye’den yapılan başvurular arasından AB’de tescilli coğrafi işaret olarak yerlerini alan değerlerimiz, hem ülkemiz topraklarında üretilen güzide ürünlerin AB sınırları içerisinde de menşeinin garanti altına alınmasını, hem de ürünlerimizi tüketen Avrupalı tüketicilerin geleneksel yöntemlerle üretilmiş bir ürüne ulaştığını bilmesini, taklit ve sahte ürünlerden korunmasını sağlamaktadır.  

Pelin AYDOĞDU 

pelin.aydogdu@gmail.com

İbrahim Barış SAYAR

sayari@tcd.ie 

Elifsu GÖZEN

elifsugozen@gmail.com 

Ağustos 2023


DİPNOTLAR

[1] Metintaş, Ü. M., Coğrafi İşaretler, Fasikül Hukuk Dergisi, 10.100, (2018): 241-252.

[2] Çolak, U., Türk Marka Hukuku, Onikilevha Yayıncılık, 4. Baskı (2018): 191.

[3] https://www.tobb.org.tr/Sayfalar/Detay.php?rid=10466&lst=Haberler

[4]https://www.turkpatent.gov.tr/haberler/gemlik-zeytini-avrupa-birligi-tarafindan-tescillendi

[5]https://www.fao.org/3/i8737en/i8737en.pdf

[6]Basari Hikayesi_IspartaGulYagi2023.pdf (turkpatent.gov.tr)

[7] İsmail Demir, Coğrafi İşaretlerin Sosyoekonomik Etkileri Uzmanlık Tezi, Türk Patent ve Marka Kurumu Coğrafi İşaretler Dairesi Başkanlığı, Ankara 2020.

[8]https://www.dogaka.gov.tr/dokuman-merkezi/arastirma-ve-planlama/cografi-isaret-alinmasina-yonelik-eylem-plani/

[9] Doğu Coğrafya Dergisi: Türkiye’de Coğrafi İşaretler Ve İhracat Pazarlamasi Açisindan Değerlendirilmesi, Haziran-2018, Yıl: 23, Sayı: 39, 65-82.

[10] Regulation No 1151/2012 of 21 November 2012 on quality schemes for agricultural products and foodstuffs.

[11] Regulation No 1308/2013 of 17 December 2013 establishing a common organization of the markets in agricultural products and repealing Council Regulations No 922/72, No 234/79, No 1037/2001 and No 1234/2007.

[12] Regulation 2019/787 of 17 April 2019 on the definition, description, presentation and labelling of spirit drinks, the use of the names of spirit drinks in the presentation and labelling of other foodstuffs, the protection of geographical indications for spirit drinks, the use of ethyl alcohol and distillates of agricultural origin in alcoholic beverages, and repealing Regulation No 110/2008.

[13]https://ec.europa.eu/info/food-farming-fisheries/food-safety-and-quality/certification/quality-labels/geographical-indications-register/

[14]https://www.tmdn.org/giview/

[15] European Commission, Directorate-General for Agriculture and Rural Development, Study on economic value of EU quality schemes, geographical indications (GIs) and traditional specialities guaranteed (TSGs): final report, Publications Office, 2021.

[16] Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı, Doğu Karadeniz Coğrafi İşaret Stratejisi Araştırma Raporu ve 2020-2022 Eylem Planı, Aralık 2019.

[17] Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı, Doğu Karadeniz Coğrafi İşaret Stratejisi Araştırma Raporu ve 2020-2022 Eylem Planı, Aralık 2019.

[18] Karademir, N. (2021). “Türkiye’de Avrupa Birliği Tescilli Coğrafi İşaretli Ürünlerin Ekonomik Kalkınma Kapsamında Değerlendirilmesi”, Journal Of Social, Humanities and Administrative Sciences, 7(41):1164-1183.

[19] Karademir, N. (2021). Adı Geçen Eser.

[20] Proposal for a Regulation on European Union geographical indications for wine, spirit drinks and agricultural products, and quality schemes for agricultural products, amending Regulations No 1308/2013, 2017/1001 and 2019/787 and repealing Regulation No 1151/2012.

[21]Geographical indications and quality schemes explained (europa.eu)

[22] Regulation on geographical indication protection for craft and industrial products and amending Regulations 2017/1001 and 2019/1753 and Council Decision 2019/1754.

[23] Fikri hak yoğun endüstriler, diğer endüstriler ile karşılaştırıldığında, çalışan başına ortalamanın üzerinde fikri mülkiyet hakkı kullanılan endüstriler olarak tanımlanmaktadır.

[24] IPR-intensive industries and economic performance in the European Union Industry-level analysis report, fourth edition, October 2022, A joint project of the European Patent Office and European Union Intellectual Property Office.

Peynirlerin Kralı Parmigiano Reggiano’nun (Parmesan Peyniri) Coğrafi İşaret Tescilinin Koruma Gücü


Özet

Türkiye’de “Parmesan Peyniri” olarak bilinen “Parmigiano Reggiano”nun uzun yıllardır menşe adı olarak coğrafi işaret tescili ile Türkiye dahil çeşitli ülkelerde korunduğu bilinmektedir. Bu peynirin üretimini üstlenen ve bunun belli kriterlere göre üretilmesini, dünya üzerinde de bu kriterleri karşılayan parmesan peynirlerinin tüketilmesini amaçlayan ve yaklaşık 3.500 süt üreticisinin üyesi olduğu Parmigiano Reggiano Cheese Consorzio (“Consorzio”), ürününün yöresel tadını ve üretimini korumak için atılabilecek her adımı atmaktadır. Dünyanın her yerinde sadece “Parmigiano Reggiano” ibaresini taşıyan ürünleri değil aynı zamanda İtalyancadan çeviri olan “Parmesan/Parmigiano” ibaresini ve bu ibarenin versiyonlarını taşıyan ürünleri de coğrafi işaret statüsü altında korumaya çalışmaktadır. Consorzio bu korumayı sağlamak ve sıkça tüketilen bu İtalyan lezzetinin bozulmasını engellemek amacıyla birçok ülkede hukuki savaş vermektedir. Consorzio, genel olarak Avrupa Birliği’nin (“AB”) bakış açısını benimseyerek, coğrafi işaret tescilinden kaynaklı hakların uygulanabilmesi için, illa tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali doğmasının veya tüketicilerin yanıltılmasının gerekmediğini, karıştırılma ihtimalinin muhtemel olmadığı ancak tescilli bir coğrafi işareti çağrıştırabilecek veya akla getirebilecek terimlerin veya görüntülerin kullanımı söz konusu olduğunda da bu kullanımların yasaklanması gerektiğini savunmaktadır. 

Bu yazıda da, en son gelişmelerden biri olan Avustralya Fikri Mülkiyet Ofisi’nin “Kraft Parmesan Cheese” (Kraft Parmesan Peyniri) kullanımına ilişkin verdiği karardan ve bir Singapur Yüksek Mahkemesi kararından yola çıkarak, zamanda geriye doğru, Ekvador ve Avrupa Birliği Adalet Divanı (“ABAD”) tarafından geçmişte verilen kararlar incelenecek ve bu özel peynir türünün coğrafi işaret tescilinin koruma kapsamı üzerindeki farklı bakış açıları ele alınacaktır. Çeşitli ülke ve bölgelerden kararlara bakıldığında AB ve AB dışı bazı hukuk düzenleri arasında ticari ve hukuki koruma noktaları açısından anlayış farkları olduğu anlaşılmaktadır.  

Peki sizce peynir ürünlerinde kullanılan salt “Parmesan”/”Parmigiano” ibaresi akıllarda İtalya’nın Parma ve Reggio bölgesinde üretilen ve coğrafi işaret tescillerine konu o ünlü peynir lezzetini hatırlatıyor mu, yoksa yalnızca katı bir peynir olarak jenerik bir ürünü mü anımsatıyor?  Peynir ve benzeri ürünlerde salt “Parmesan”/”Parmigiano” ibaresinin kullanılması ürüne dair tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yaratmıyor dahi olsa, sırf “Parmigiano Reggiano” menşe adının çağrıştırılması söz konusuysa, bu durumda da bahsi geçen kullanım biçimleri Consorzio tarafından engellenebilmeli mi? AB ve AB dışı bazı hukuk düzenlerinde bu sorulara farklı perspektiflerden cevap verildiği görülmektedir.

Türkiye ve dünyada coğrafi işaret koruması hakkında genel bilgiler

Bir ürün, bir yörede uzun bir zaman boyunca geleneksel kurallarına uygun olarak üretilmiş ise o yöre ile özdeşleşmiş bir hal alacak ve geleneksel bir ürün haline gelecektir. Gelenekselleşmiş, bir yörenin ve bir bölgedeki toplumun kültürel ögeleriyle iç içe geçmiş bir ürünün başkaları tarafından onun üretim şekline uymayan bir şekilde pazarlanmasını engellemek için coğrafi işaret kurumu önem arz etmektedir. Coğrafi işaret, aynı zamanda bulunduğu bölgenin veya üretim tarzının kendine has bir gelenek oluşturduğu bir ürünün gelecek nesillere değişmeden aktarılmasını sağlayacak bir hukuki korumadır. Bir ürüne coğrafi işaret tescili atfedilmesi ile, ürünün doğası ve geleneklerine uygun olarak üretilmesi konusunda bir koruma sağlanacaktır.

Türkiye’de de coğrafi işaretler Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından belirli kriterler altında menşe adı veya mahreç işareti olarak tescil edilebilmektedir. Menşe adı, tüm esas özelliklerini belirli bir bölgeye özgü unsurlardan alan ve üretimi tamamen bu bölgede gerçekleşen ürünlerdir. Mahreç işareti ise coğrafi sınırları belirlenmiş bir bölgeden kaynaklanan ve üretim süreçlerinden en az bir tanesi bu belirli bölgede yapılan ürünlerdir. Türk mevzuatında ismi geçen bir de geleneksel ürün adı bulunmaktadır. Menşe adı veya mahreç işareti kapsamına girmeyen ilgili piyasada bir ürünü tarif etmek için geleneksel olarak en az otuz yıl süreyle kullanıldığı kanıtlanan adlar, bazı şartları sağlaması hâlinde geleneksel ürün adı olarak tanımlanır.

Bu noktada AB’de coğrafi işaret korumasına atfedilen önem ve buna yönelik çalışmalar da dikkate alınmalıdır. AB’de üç tür coğrafi işaret korunması bulunmaktadır: Coğrafi İşaret (PGI), Menşe Adı (PDO) ve Garantili Geleneksel Uzmanlık Alanları (TSG). PDO koruması 1992 yılında oluşturulmuştur ve temel amacı, yerel üreticilerin tanınmış know-how’ını ve ilgili bölgenin bileşenlerini kullanarak belirli bir coğrafi bölgede üretilen, işlenen ve geliştirilen ürünleri belirlemektir. PDO korumasından yararlanan ibareler, Avrupa Komisyonu’nun Tarım ve Kırsal Kalkınma Genel Müdürlüğü tarafından tutulan “Menşe Adları ve Coğrafi İşaretler Sicili” veya kısaca “AB Kalite Sicili”ne kaydedilmektedir. Başvurular, yayınlar, tesciller ve her türlü değişiklik DOOR (Menşe ve Tescil Veri Tabanı) veri tabanına kaydedilmektedir ve bu verilere herkes tarafından çevrimiçi olarak erişilebilmektedir.

Tescilli ürünlerin korunması, AB üyesi ve AB üyesi olmayan ülkeler arasındaki ikili anlaşmalar yoluyla uluslararası alanda kademeli olarak genişletilmektedir. Bunun amacı, yöresel gıdaların itibarını korumak, kırsal ve tarımsal faaliyetleri teşvik etmek, üreticilerin otantik ürünleri için yüksek fiyat elde etmelerine yardımcı olmak ve daha düşük kalitede veya farklı lezzette olabilen orijinal olmayan ürünlerin haksız rekabetini ve tüketicilerin yanıltılmasını ortadan kaldırmaktır. AB dışında üretilen ve satılan ürünlerde bu ibareler için otomatik bir koruma yoktur. Bu ikili anlaşmalar örneğin AB ile Avustralya (şarap, 1994), Kanada (şarap ve alkollü içkiler, 2003), Şili (şarap ve alkollü içkiler, 2002), Kolombiya (kahve, 2007) Meksika (alkollü içkiler, 1997) ve Güney Afrika (şarap ve alkollü içkiler, 2002) arasında mevcuttur.

O halde, geleneksel üretim tarzı ile kendisine isim edinmiş bir ürünün sadece belli bir kesite ait olmasındansa tüm dünyanın bu geleneği tanıması ve tatması fikri de coğrafi işaret korumasını bir hayli önemli kılmaktadır. Örneğin, “Gaziantep Baklavası”, “Malatya Kayısısı” ve “Antakya Künefesi” gibi coğrafi işaretler AB’de de tescillidir. Bu coğrafi işaretlerin bulundukları yörelerden başlayarak Türkiye ve Avrupa’ya ün salmaları sonucunda artık “Gaziantep Baklavası” veya “Malatya Kayısısı” denilince akıllara bu yörelerdeki tat ve koku gelecektir. Consorzio da benzer bir amaçla “Parmigiano Reggiano” ve “Parmesan Peyniri” ibareleri için dünyanın dört bir yanında coğrafi işaret tescilleri almakta ve bu tescillerinden kaynaklı haklarını aktif bir şekilde icra etmeye çalışmaktadır.

“Parmigiano Reggiano” üzerindeki coğrafi işaret koruması

“Parmigiano Reggiano” İtalya’nın Parma ve Reggio bölgesinde geleneksel bir tarzda üretilen ve tüm dünya tarafından bilinen, coğrafi işaret korumasına tabi bir peynir türüdür. “Parmigiano Reggiano” denilince akla gelen tekerlek peynir de aslında bu ürünün yöresel üretim tarzının akıllarda bıraktığı izlenimdir. “Parmigiano Reggiano” peynirinin her bir tekerleği, yaşlandırılmak üzere depoya yerleştirilir. Yaşlandırma sürecinin başlarında, peynir hala yumuşak ve kremsi haldeyken bazı katı kriterler uygulanarak nihai ürün üretilmektedir. Bu peynir, yalnızca üç üründen (süt, tuz ve peynir mayası) oluşmakta ve doğal bakteriler ile kıvamını almaktadır. Bu peynir için sütü üreten inekler ise spesifik bir diyet ile beslenmektedir. Bugün Consorzio, 100.000 tekerlek peynirin kazein kabuğuna (tekerlek peynirin dış yüzeyi) dijital etiketler yerleştirerek bu ürünü korumak için teknolojik bir yaklaşım da benimsemektedir. Bu hamlenin izlenebilirlik, envanter takibi ve kontrolü için faydalı olacağı düşünülmektedir. Ayrıca bu hamlenin ürünlere yönelik kimlik doğrulama ve kalite güvencesi sağlamanın yanı sıra ürünleri serileştirme ve tüketici güvenliğini iyileştirme amacıyla gerçekleştirildiği belirtilmektedir.   

Bu kapsamda Consorzio, “Parmigiano Reggiano” ibaresini bir menşe adı olarak PDO-IT-02202 başvuru numarası ile Avrupa Komisyonu nezdinde tescil  ettirmiştir. Consorzio bunu takiben Türkiye dahil dünyanın çeşitli ülkelerinde de “Parmigiano Reggiano” ibaresini menşe ad olarak tescil ettirmeye devam etmiştir. Türkiye’de 2011 yılında başvurusu yapılan “Parmigiano Reggiano (Parmesan Peyniri)” 2017 yılında C2011/002 tescil numarası ile menşe adı olarak Consorzio adına tescil edilmiştir. 

“Parmigiano Reggiano” coğrafi işaretinden kaynaklı çeşitli ihtilaflar

“Parmigiano Reggiano” peynirinin coğrafi işaret yolculuğu da bu noktada başlamaktadır. Consorzio, sıkı bir koruma stratejisiyle dünyada “Parmigiano Reggiano ” ibaresinin menşe ad kriterlerine uygun kullanımını kontrol etmek istemekte ve bunun için de her yerde aksiyon almaya çalışmaktadır. Özellikle son yaşanan gelişmeler kapsamında Consorzio’nun sadece “Parmigiano Reggiano” ibaresini değil aynı zamanda “Parmesan”/”Parmigiano” ve benzeri ibareleri de bu coğrafi işaret koruması altına almak istediği anlaşılmaktadır. Burada odak noktamız “Parmigiano Reggiano” menşe adının koruma kapsamının “Parmesan/Parmigiano” ve benzeri ibarelere uzatılıp uzatılamayacağı olacaktır. Öyle ki; Consorzio aslında uzun zamandır hem “Parmigiano Reggiano” hem de bu ibarenin “Parmesan”/”Parmigiano” gibi varyasyonlarının kullanımına el atmakta ve coğrafi işaret korumasının sadece AB değil, tüm dünyada en geniş haliyle uygulanmasını istemektedir. Ancak ticari hayattaki düzenin her ülkede birbirinden farklı olması ilgili bölgede coğrafi işaret korumasına atfedilen önemi belirlemekte ve hem Consorzio için hem “Parmigiano Reggiano” ve bu ibarenin “Parmesan”/”Parmigiano” gibi varyasyonlarını kullanmak isteyen diğer şirketler için yeknesak bir uygulama yaratılmasını zorlu hale getirmektedir.    

13 Eylül 2022 tarihli Avustralya Fikri Mülkiyet Ofisi kararına konu ihtilafta Consorzio, gıda devi Kraft Foods Group Brands LLC’nin (“Kraft”) Avustralya’daki süpermarket raflarında bulunan kurutulmuş toz peynir kutularının “Kraft Parmesan Cheese” (Kraft Parmesan Peyniri) ibaresini içermesinin ve bu ibarenin marka olarak tescil edilmeye çalışılmasının tüketicilerin kafasında karıştırılma ihtimali yaratacağı gerekçesiyle harekete geçmiştir. Avustralya Fikri Mülkiyet Ofisi, Kraft’ın toz peynir ürünleriyle ilgili olarak “Kraft Parmesan Cheese” (Kraft Parmesan Peyniri) kelimesini kullanmasını coğrafi işaret ihlali olarak değerlendirmemiştir. Ofis, “Parmesan” kelimesinin Avustralya’da bir tür peynir veya aromayı ifade etmek için kullanıldığını ve bu ifadenin tüketicilerin zihninde “Parmigiano Reggiano” olarak tanımlanan prosedürlere uygun olarak yapılan peynirleri çağrıştırmadığını ifade etmiştir.  

Consorzio, Avustralya Fikri Mülkiyet Ofisi’nin ilk kararına karşı sunduğu itirazda, “Kraft Parmesan Cheese” (Kraft Parmesan Peyniri) marka başvurusunda yer alan “Parmesan” kelimesinin “Parmigiano Reggiano”nun İngilizce çevirisi olduğunu ifade etmiş ve Avustralyalı tüketicilerin bu ibareyi taşıyan ürünün İtalya’da sıkı koşullar altında üretilmesini bekleyeceklerini açıklamıştır. Consorzio gerçek “Parmigiano Reggiano” peynirinin İtalya’nın belirli bir bölgesinde, belli bir kaliteyi koruyacak şekilde ve sıkı kurallar çerçevesinde üretildiğini söylemiş ve Kraft’ın gerçek “Parmigiano Reggiano” üretmediğini, ancak “Kraft Parmesan Peyniri” şeklindeki marka başvurusu yapılmasının ve bu ibarenin Kraft’ın ürünleri üzerinde kullanılmasının “Parmigiano Reggiano” peynirini çağrıştırdığını belirtmiştir. Consorzio “Parmigiano Reggiano” peynirinin tarihçesinin orta çağa kadar uzandığını ve ismin korunmasına yönelik ilk adımların 1920’lerde atıldığını belirttiği belgeleri delil olarak sunmuştur ve bu korumanın kapsamının sadece coğrafi işaretin adıyla birebir aynı “Parmigiano Reggiano” kullanımlarını değil “Parmesan”/”Parmigiano” vb. ibareleri de kapsaması gerektiğini savunmuştur.

Buna karşın, Kraft, “Parmesan”ın sadece İtalya’da değil, Avustralya ve diğer çeşitli ülkelerde de üretilen bir tür sert peynir için kullanılan genel bir terim olduğunu savunmuştur. Kraft, “Kraft Parmesan Cheese” (Kraft Parmesan Peyniri) adı altında ürettiği ve pazarladığı peynirleri 1945’ten beri ABD’de ve 1966’dan beri de Avustralya’da sattığını belirtmiştir. Kraft ürünün etiketinde “ithal malzemelerden Avustralya’da paketlendiği” dışında nerede üretildiğinin belirtilmediğini açıklamıştır. Avustralya Fikri Mülkiyet Ofisi, Avustralyalı peynir tüketicilerinin Kraft’ın ürününü İtalya’da üretilen “Parmigiano Reggiano” ile karıştırma ihtimalinin çok düşük olduğunu açıklamıştır. Avustralya Fikri Mülkiyet Ofisi’nin ret kararı üzerine de Consorzio, Federal Mahkeme’de Avustralya Fikri Mülkiyet Ofisi’nin kararını bozmak için temyiz başvurusunda bulunmuştur. Dosya henüz inceleme aşamasındadır.

Consorzio’nun Avustralya’daki bu sert adımları, bu konuda harekete geçtiği tek yer değildir. Avustralya’daki gibi Ekvador’da da Kraft, “Kraft Parmesan Cheese” (Kraft Parmesan Peyniri) ibaresi üzerinde marka tescili almak istemiş ancak bu sefer başarılı olamamıştır. Ekvador’daki yetkili ofis (Ecuadorian Intellectual Property Office-SENADI), Consorzio’nun itiraz talebini aldıktan sonra, Kraft’ın  başvuru yaptığı “Kraft Permasan Cheese” (Kraft Parmesan Peyniri) ibaresinin “korunan menşe adı ile önemli benzerlikler göstermesi ve yalnızca üretildiği coğrafi çevreye borçlu olduğu itibar, kalite ve diğer özelliklerinden haksız bir şekilde yararlanması nedeniyle” bir markada yer almasının yanıltıcı olacağı gerekçesiyle başvurusu yapılan ibarenin marka olarak tescil edilemeyeceğine karar vermiştir. Bu karar, Amerika kıtası açısından önem arz etmektedir. Keza bu karar dünyanın o tarafında da coğrafi işaret korumasının şirketlerin ticari kâr amacı güden hareketlerine kıyasla daha büyük önem teşkil edebileceğinin bir göstergesidir.

Çok yakın zamanda 31 Mart 2023 tarihinde, Ekvador Marka Ofisi’nin kararına paralel bir kararın Singapur Yüksek Mahkemesi tarafından da verildiği görülmektedir. Karar, “Perfect Italiano” markası altında “geleneksel tarzda parmesan” pazarlayan Yeni Zelanda merkezli süt ürünleri şirketi Fonterra Cooperative Group (“Fonterra”) ile Consorzio arasındaki bir anlaşmazlık üzerine alınmıştır. “Parmigiano Reggiano” Singapur’da 2019 yılında coğrafi işaret olarak tescil edilmiştir. Fonterra ise bu coğrafi işaret tesciline sağlanan korumanın “Parmesan” ibaresinin kullanımına uzatılamayacağının tespitini talep etmiştir. Fonterra “Parmesan” kelimesinin “Parmigiano Reggioano” ibaresinin doğrudan tercümesi olmaması nedeniyle, ilgili coğrafi işaretin “Parmesan” kelimesinin kullanımını engelletme gücünde olmadığını iddia etmiştir. Fonterra, AB’nin coğrafi işaret mevzuatının “on yıllardır küresel peynir üretiminde yaygın olarak kullanılan ürün adlarının (parmesan gibi) kullanımını haksız bir şekilde tekelleştirmeye” sebep olduğunu ve bundan endişe duyduklarını belirtmiştir. Singapur Yüksek Mahkemesi tarafından verilen kararda ise, burada tespit edilmesi gerekenin “Parmesan” teriminin ilgili tüketici nezdinde jenerik bir terim haline gelip gelmediği olduğu ifade edilmiştir. Bunun üzerine ise kararda Fonterra’nın “Parmesan” ibaresinin ilgili tüketici nezdinde jenerik bir terim haline geldiğini kanıtlayamadığı belirtilmiştir.

Singapur ve Ekvador’dan gelen bu kararlar, menşe adı ve ilgili coğrafi alan arasındaki bağlantının temel önemini bir kez daha teyit etmektedir. Singapur Yüksek Mahkemesi’nin ve Ekvador Marka Ofisi’nin kararları, birçok uluslararası şirket ve ticaret birliğinin aslında istemeyeceği bir karardır. Bu kararlar ile “Parmesan”/”Parmigiano” ibaresinin jenerik bir isim olarak algılanmadığı, “Parmigiano Reggiano” ibaresine atanan menşe adı koruması kapsamında değerlendirilmesi gereken bir ibare olduğu ortaya konmuştur. Bu gibi kararların yaygınlaşması sadece “Parmigiano Reggiano’nun” değil, tüm coğrafi işaretlerin koruma kapsamlarının genişletilmesi sonucunu doğurabilecektir. Bu uyuşmazlığa Consorzio da dahil olarak, İngilizcede “Parmesan” kelimesinin “Parmigiano Reggiano’nun” tercümesi olduğunu savunmuştur.

Singapur’daki ve Ekvador’daki bakış açısının aslında AB’nin bakış açısından kaynaklandığı görülecektir. “Parmigiano Reggiano”  peynir türünün AB üyesi İtalya kökenli olması karşısında, bu tutum elbette hiç şaşırtıcı değildir. 2008 yılında ABAD, AB’de “Parmesan/Parmigiano” adı altında sadece menşe adı olan “Parmigiano Reggiano” menşe adı kriterlerini sağlayan özellikteki peynirlerin satılabileceğine karar vermiştir (Case C-132/05 Commission of the European Communities v Federal Republic of Germany). Dönüm noktası niteliğindeki bu ihtilafta, AB’nin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu, Consorzio’nun şikayeti üzerine Almanya’ya karşı işlem başlatmıştır. Dava kapsamında, Alman hükümetinin, “Parmigiano Reggiano” menşe adının spesifikasyonuna uymayan peynirler üzerinde “Parmesan”/”Parmigiano” ibaresini kullanan üreticilere karşı harekete geçmek zorunda olduğu halde harekete geçmediği iddia edilmiştir. Alman hükümeti, “Parmesan”/”Parmigiano”nun Alman tüketiciler nezdinde sadece rendelenebilen sert peynirlere atıfta bulunan bir kelime olarak algılandığını ve bu nedenle “Parmesan”/”Parmigiano”nun coğrafi işaret olarak kullanımı kısıtlanamayacak genel bir terim olduğunu savunmuştur. ABAD, karşılaştırılan terimler arasında hem görsel hem de fonetik benzerlik ve kavramsal yakınlık açısından üçlü bir test yapılmasına karar vermiştir. Almanya’nın aleyhine karar verilerek, “Parmesan/ Parmigiano” ve “Parmigiano Reggiano” terimlerinin arasında sadece fonetik ve görsel olarak benzerlik olmadığına, aynı zamanda kavramsal olarak da yakın olduklarına ve birbirlerini çağrıştırdıklarına hükmedilmiştir. ABAD’a göre “(…) bu yakınlık ve fonetik ve görsel benzerlikler (…) tüketicinin, rendelenmiş veya rendelenmesi amaçlanan ve “Parmesan” adını taşıyan sert bir peynirle karşılaştığında aklına coğrafi işaret olan “Parmigiano Reggiano” tarafından korunan peyniri getirecektir. Bu koşullarda, “Parmesan” adının kullanımı (…) “Parmigiano Reggiano” coğrafi işaretinin bir çağrışımı olarak kabul edilmelidir. Dolayısıyla, “Parmesan” adının “Parmigiano Reggiano” coğrafi işaretinin bir tercümesi olup olmadığı sorusunun mevcut davanın değerlendirilmesi açısından bir önemi bulunmamaktadır.” ABAD’ın bu kararı, Consorzio’nun AB’ye üye ülke topraklarında “Parmigiano Reggiano” veya “Parmesan,/ Parmigiano” kelimesini taşıyan bir peynir ürünü üzerinde denetim hakkı olduğunu doğrulamıştır. Ayrıca “Parmesan”ın AB bölgesinde jenerik bir terim olarak algılanmadığını da teyit etmiştir.

Değerlendirme

“Parmesan”/”Parmigiano” ibaresinin veya bu ibareleri içeren işaretlerin peynir içerikli ürünlerde marka olarak tescil edilmesi veya kullanılması tartışmasının iki boyutu bulunmaktadır. AB’de ve bunu takip eden Ekvador ve Singapur gibi ülkelerde coğrafi işaret koruma kapsamının en yüksek seviyede olması gerektiği yönünde bir yaklaşım varken, Avustralya gibi bazı ülkelerde coğrafi işaretlere daha zayıf bir koruma atfedilmesi yaklaşımı ağır basmaktadır. Öyle ki, ABD gibi bazı ülkelerde yayınlanan çoğu inceleme yazısında da “Parmigiano Reggiano” ibaresi üzerindeki coğrafi işaret tescilinin korumasının “Parmesan”/”Parmigiano” gibi terimlerin kullanılmasını engelleyecek şekilde genişletilmesi durumuna sert eleştiriler yapıldığı görülmektedir. Avustralya ve ABD’de bu bakış açısının ticari hayattaki özgürlüğe engel teşkil ettiği görüşünün hakim olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan AB, Ekvador ve Singapur’da tam tersi bir bakış açısıyla, bir ürünün yöresel üretim tarzına ve bu yöresel üretimi yapmaya hak kazanmış üreticilerin ticari haklarına verilen önem, ticari hayattaki rekabet serbestisinden daha önemli görülmektedir.    

Dünyanın farklı noktalarında “Parmesan/Parmigiano” ibaresinin yarattığı tartışmayı ele aldıktan sonra, Consorzio’nun Türkiye’deki hareketlerine de bakmak gerekmektedir. Türk Patent ve Marka Kurumu’nun marka siciline bakıldığında “Parmesan” ibareli 13 adet marka kaydı bulunduğu görülmektedir. Bu başvurulardan altı tanesi geçersiz durumdadır. Bunlar Consorzio’nun Türkiye’de C2011/002 numaralı coğrafi işaret tescili nedeniyle re’sen veya itiraz üzerine geçersiz kılınmıştır. Consorzio’nun “Parmesan/ Parmigiano” ve “Parmigiano Reggiano” ibarelerinin ürünler üzerindeki kullanımına ve tescillerine verdiği öneme ve buna yönelik aldığı aksiyonlara bakıldığında, dünya üzerinde olduğu gibi Türkiye’de de Consorzio’nun aktif olduğu görülmektedir. Henüz Türk mahkemeleri nezdinde “Parmesan” ibaresinin marka olarak tescil edilmeye çalışılmasının engellenmesine veya ürünler üzerinde kullanılmasının engellenmesine dair kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmamaktadır. Bu konuda, Türk mahkemelerinin, “Parmigiano Reggiano (Parmesan Peyniri)” coğrafi işaret tescilinin koruma kapsamını ne derece geniş değerlendireceği, koruma kapsamını en güçlü biçimde uygulayan bazı AB ülkelerinin mi, yoksa koruma kapsamını daha zayıf biçimde öngören Avustralya ve ABD gibi ülkelerin mi yaklaşımını tercih edeceği merakla beklenmektedir. 

Kanımızca “Parmesan” veya “Parmigiano” terimleri gerçekten de “Parmigiano Reggiano” menşe adını çağrıştırmaktadır. “Parmigiano Reggiano” menşe adına atfedilen korumanın “Parmesan” veya “Parmigiano” terimlerine uzatılmadığı ülkelerde ortalama bir tüketici Parma ve Reggio menşeli gibi görünen ancak gerçekte Parma veya Reggio ile hiçbir ilgisi olmayan bir peynir ürününü, bu ürünün ilgili menşe adının özelliklerini barındırdığı algısı ile satın almaya yönelebilir. Keza, Ekvador Marka Ofisi’nin kararında da “Talep edilen markanın aldatıcı olabileceği ve piyasada bilinçli bir karar veremeyecek olan tüketicileri etkileyebileceği açıktır.” ifadeleri yer almaktadır. Gerçekten de burada önemli olan bir üçüncü kişi ürününde menşe adının tescil edildiği ismin aynısının veya doğrudan tercümesinin kullanılıp kullanılmadığının tespiti değildir. Burada önemli olan, bu adın varyasyonunun tüketici kesiminde yarattığı algının tespiti olmalıdır. Eğer ilgili tüketici, kullanılan terim ile tescilli bir coğrafi işareti anımsıyor ve söz konusu ürünün bu özellikleri barındırdığını düşünüyor ve ürünün menşe hakkında yanılıyorsa ya da üretici bu menşe adından haksız yarar sağlıyorsa, bu durumda coğrafi işaretin ihlal edildiğine kanaat getirilmelidir.

Fulden TEZER

fuldentzr@gmail.com

Elifsu GÖZEN

elifsugozen@gmail.com

Haziran 2023


YARARLANILAN KAYNAKLAR