Etiket: ABAD hukuk sözcüsü görüşü

ALGERNON’A PEYNİRLER; BİR ÜRÜNÜN GÖRÜNÜMÜ COĞRAFİ İŞARETLE KORUNUR MU KONUSUNDA HUKUK SÖZCÜSÜ GÖRÜŞÜ

17/09/2020 Tarihinde ABAD Hukuk Sözcüsü Pitruzzella C-490/19 numaralı MORBIER dosyasında görüşünü açıkladı.Dosyayı yorum kararı için ABAD’a gönderen  Cour de Cassation yani Fransız ulusal yargısının en üst mahkemesi idi.  

OLAYLAR OLAYLAR

Davacı Syndicat interprofessionnel de défense du fromage Morbier (Syndicat) Fransa’da  MORBIER peynirini korumak için 2007 yılında kurulmuş bir organizasyon. 

Davalı Société Fromagère du Livradois SAS (SFL) ise yine Fransa’da mukim bir peynir üreticisi.

Morbier 2000 senesinde Avrupa Birliği’nde tescillenmiş bir coğrafi işaret. Ancak coğrafi işaret tescili yapılırken bir geçiş süreci öngörülmüş, buna göre; coğrafi işaret tescilinde belirlenmiş  alan dışında Morbier adı altında peynir üretenler coğrafi işaretin yayınlanmasından itibaren 5 yıl boyunca  ürünlerin üzerinde, bunun coğrafi işaretli bir ürün olduğunu belirtmeksizin,  üretimlerine devam edebilecekler. Bilin bakalım SFL nerede üretim yapıyor? Bingo, tabii ki coğrafi işaret tescilinde belirlenmiş coğrafi alanın dışında! Aslında SFL 1979 yılından beri Morbier peyniri üreten bir şirket ve belirtilen geçiş süreci kapsamında da 11/07/2007 tarihine kadar üretimine devam ediyor. Bu tarihten sonra ise ürünler üzerindeki Morbier ibaresini ‘Montboissié du Haut Livradois’ ile değiştiriyor . SFL 2001 ’de  Amerikan Marka ve Patent Ofisinde  ‘Morbier du Haut Livradois’ markasını tescil ettirmiş , diğer yandan 2004 yılında Fransa’da “Montboissier” için marka başvurusu yapmış.

Syndicat SFL’yi coğrafi işaret tesciline tecavüz ettiği ve parazit haksız rekabet yaptığı iddiasıyla Paris Bölge Mahkemesi nezdinde dava ediyor. Davada SFL’nin ürettiği peynirlerin “görünümünün” Morbier coğrafi işareti altında üretilen ürünlerle aynı olduğunu, SFL’nin bu şekilde Morbier peynirlerinin ününden haksız yararlandığını, oysa SFL’nin ürettiği peynirlerin Morbier coğrafi işaretinde belirtilen spesifikasyonlara göre üretilmediğini iddia ediyor.   Syndicat davada hem SFL’nin Morbier ismini doğrudan ve dolaylı kullanımının önlenmesini, hem ürünlerinde peynirin ortasından geçen siyah çizginin kullanılmasının önlenmesini ve hem de kendisine tazminat ödenmesini talep ediyor. 2016 Yılında Mahkeme davayı tümden reddediyor. Syndicat kararı  temyiz ediyor  ama temyiz talebi de reddediliyor.

Temyiz Mahkemesi kararında diyor ki; 

–SFL’nin ürettiği peynirlerin birkaç özelliği Morbier coğrafi işaretli peynirlerle aynı, dolayısıyla peynirlerin (görsel) benzerliği herhangi bir ihlal oluşturmuyor,

—Coğrafi işaret mevzuatı ürünlerin görünümlerini değil isimlerini korur, bu durumda  coğrafi işaretli ürünlerle aynı teknikle üretilen ve bunun  sonucunda aynı görsel görünüme sahip olan ürünlerin üretilmesi ticaret özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir,

—-Syndicat  Morbier coğrafi işaretli peynirlerdeki  çizginin tarihi bir gelenek olduğunu ve atadan kalma bir tekniğin uygulanmasının neticesi olduğunu iddia ediyor ama Morbier için coğrafi işaret tescili alınmadan çok önceden beri SFL zaten üretiminde bahsedilen bu tekniği kullanıyor,

—Morbier peynirlerinde sebze karbonu kullanılıyor, oysa ABD’de ki yerel mevzuata uyumlu olması için SFL kendi ürünlerinde bunun yerine üzüm polifenolü kullanmış. Dolayısıyla bu ürünler sırf görünümleri benzer diye karıştırılmaz,

— SFL’nin ürünlerinde pastörize süt kullanılırken coğrafi işaretli ürünlerde çiğ süt kullanılıyor,

—Tüm bunlardan varılan  sonuç şudur; Syndicat coğrafi işaret tescilinin koruma kapsamını hukuka aykırı ve ticaret özgürlüğünü baltalayıcı bir biçimde genişletmeye çalışıyor.

Eh artık ok yaydan çıkmış bir kere, Syndicat dosyayı Fransa’da ki en yüksek yargı merciine taşıyor ve diyor ki “sadece Morbier kelimesi kullanılırsa coğrafi işarete tecavüz meydana gelir yaklaşımı mevzuata aykırı bir yorumdur. Şu ana kadar Mahkeme(ler) ürünlerin görünümünün tüketicileri yanıltıp yanıltmayacağı konusuna hiç girmediler, halbuki mevzuata göre ürünün gerçek kaynağı konusunda tüketiciyi yanıltan tüm kullanımlar yasaklanmıştır ”.

ABAD’A YÖNELTİLEN SORU

Cour de Cassation yargılamayı durdurup dosyayı ABAD’a yorum kararı için gönderiyor ve şu soruyu soruyor;

510/2006  ve 1151/2012 numaralı Tüzüklerin 13(1) maddesi tescilli bir coğrafi işaretin sadece  isminin 3. Kişilerce kullanımının engellenebileceği şeklinde mi yorumlanmalıdır , yoksa coğrafi işaretin ismi kullanılmasa bile, ürünün sunumunda özellikle coğrafi işaretli ürüne karakteristiğini veren şekli veya görünümüyle  benzerlikler içeren ve bu benzerlikler sebebiyle ürünün kaynağı konusunda tüketiciyi yanıltacak  uygulamalar da engellenebilir şeklinde mi yorumlanmalıdır?” 

Eh, konu bu kadar enteresan  ve mesele peynirle ilgili olunca dosyaya Fransız ve Yunanistan hükümetleri ile AB Komisyonu görüş sunuyor.

İLERİ SÜRÜLEN İDDİALAR VE GÖRÜŞLER

Davacı Syndicat dosyada ülkesel mahkemenin sorduğu sorunun ilk bölümünün ABAD tarafından verilen önceki yorum kararlarıyla zaten halihazırda yanıtlandığını (Scotch Whisky ve Manchego peyniri kararları) ve bir tescilli coğrafi işaretin ismi kullanılmasa dahi başka uygulamalarla da ihlalin ortaya çıkabileceğinin belirlendiğini iddia ediyor. Bu minvalde  davacıya göre bir tescilli ürünün karakteristik görünümünün kullanılması/bu görünümde ürün üretilmesi de (b) ve (d) bentleri  çerçevesinde ihlaldir.  Syndicat’a göre bentler arasındaki fark şudur; (b) bendinin uygulanabilmesi için 3. Kişinin ürününün görünümü  tüketicinin zihninde bir tetikleme yaparak doğrudan tescille korunan ürünü getirmelidir, (d) bendi içinse 3.kişinin ürünü ürünün kaynağı konusunda tüketiciyi yanıltma kapasitesine sahip  olmalıdır.    Morbier peynirinde ortadan geçen siyah çizgi adeta ürününün imzasıdır, peynirin renk ve yapısıyla birleşince ona bir kimlik katar. 

SFL’ye göre ise, doğası gereği,  coğrafi işaret ürünün sadece “adını” korur, bu ad ürünün coğrafi alanı ve üretim tekniğiyle bağlantılıdır. Ancak bu durum aynı teknikle üretilip farklı bir isimle satılan bir ürünün engellenebileceği anlamına gelmez.  Scotch Whisky ve Manchego peyniri kararlarına konu olan olaylarda ürünün paketindeki unsurlar ihtilaf doğururken ürünlerin kendisinin satışının engellenmesini gerektiren bir durum yoktur. SFL’nin peynirlerini ürettiği teknik tarihi bir tekniktir. Diğer yandan ortasından siyah bir çizgi geçen karakteristikteki bu ürün hem Fransa’da hem de başka birçok yerde daha üretilmektedir; örneğin Cendré des Près’, ‘Le Douanier’, ‘Le Ratoureux’ gibi.

AB Komisyonuna göre;  bir coğrafi işaret prensip olarak sadece ismi korur ve tescile konu ürünün kendisini veya ürünün fiziksel veya diğer karakteristik özelliğini korumaz. Bunun istisnası ise çok limitli durumlarda olabilir ki Scotch Whisky ve Manchego peyniri olayları bu istisnalar kapsamındadır.  Ancak durumun istisna kapsamında değerlendirilebilmesi için olaydaki tescille korunan ürünün şekli ve görünümünün o ürünün karakteristiği olması ve tüketiciler tarafından ürünün özgün ve ayırt edici özelliği olarak algılanıyor olması gerekir.

Fransız Hükümetine göre; olayda incelenen mevzuat hükümlerinin ruhu ve ABAD’ın önceki kararları uyarınca, tescilli coğrafi işaret isimleri geniş bir korumadan yararlanır ve bu koruma sadece isimle sınırlı değildir + bir ürünün karakteristik şekline sahip bir ürün üretilmesi açık biçimde çağrıştırma olduğu gibi ürünün kaynağı konusunda tüketiciyi yanıltır. Yunan Hükümeti de Fransız Hükümetiyle aynı görüşe sahip.

HUKUK SÖZCÜSÜ NE DİYOR

Hukuk Sözcüsüne göre dosyadaki mesele “ürünün gerçek kaynağı konusunda tüketiciyi yanıltacak diğer uygulamaların” engelleneceğini belirten 13(1)(d) bendi ile ilgili. Ancak davanın tarafları ve görüş sunan herkes çağrıştırmanın engelleneceğini belirten 13(1)(b) bendinden de bahsettiğinden ve dosya hakkında yapılan duruşmada Mahkeme’nin taraflara yönelttiği sorulardan biri de (b) ve (d) bentlerinin farklılığına ilişkin olduğundan  konuyu her iki bent açısından da inceliyor.

Prensip olarak Hukuk Sözcüsü coğrafi işaret tescilinin ürünün adını koruduğunu ve Yönetmelik metinlerinin böyle söylediğini kabul ediyor. Ancak diyor, coğrafi işaret mevzuatını yaratırken kanun koyucunun temel amaçlarının ne olduğunu  göz ardı edemeyiz.

Bir coğrafi işaret tescili başvurusu yapılırken ürünün kendisi ve özellikleri de tarif edilir. Coğrafi işaretler her ne kadar fikri mülkiyet hakkıysa da kamusal özellikleri de vardır ve bu kamusal özellik özel hukuktan gelen hakların önündedir. Bu yönüyle coğrafi işaretler markalardan ayrılır. Diğer yandan  bir coğrafi işaret tescili tescil sahibine kişisel bir hak vermez, belirlenmiş coğrafi alanda belirlenmiş spesifikasyonlara göre üretim yapanlar bu işareti ürünlerinde kullanabilir.   Scotch Whisky yorum kararında ABAD’ın işaret ettiği gibi amaç coğrafi işaretten haksız yararlanmanın önüne geçmektir ve bu durum coğrafi işaretin ismi kullanılmayan ancak işaretle bağlantı kuran işaretlerin kullanımının önlenmesini de kapsar. Birçok kararında ABAD ortada kavramsal yakınlık varsa bunun engellenebileceği şeklinde yorumda bulunmuştur. Queso Manchego kararında ise kelimelerin değil figüratif unsurların kullanımının da çağrıştırmaya yol açabileceğine işaret edilmiştir. Ezcümle 13(1) maddesi coğrafi işaretlere geniş bir koruma sağlamaktadır ve sorunun ilk bölümünün cevabı şudur; coğrafi işaret tescili sadece ismin kullanılmasının  önlenmesiyle sınırlı değildir.

Sorunun ikinci kısmı konusunda Hukuk Sözcüsü prensip olarak  Komisyon’a katılıyor yani, sırf coğrafi işaretli ürünün şekli ve görünümünün aynı bir ürünün üretimi  13(1) maddesi çerçevesinde, otomatikman  çağrıştırma olarak yorumlanamaz. Ancak bir yandan da bazı istisnai hallerde tüketicinin ürünün şekil ve görünümüyle karşılaştığında bunun ona coğrafi işaretli ürünü çağrıştırabileceği ihtimali de göz ardı edilemez diyor.  Mesela bazı hallerde bir ürünün şekli coğrafi işaretli ürüne açıkça referans veriyor olabilir ve o şekle/görünüme sahip bir ürün tüketicinin zihninde açık ve doğrudan biçimde coğrafi işaretli ürünü çağrıştırabilir. Tüm bunların her olayın özelliklerine göre incelenmesi gerekir. Bu noktada 13(1) maddesi bir ürünün şekli, görünümü veya paketinin çağrıştırmada göz önüne alınmayacağı ve özellikle ortada tescilli işaretten haksız bir yararlanma iradesi bulunup bulunmadığı noktasında bunların değerlendirilmeyeceği şeklinde yorumlanamaz.

13(1)(d) maddesi ürünün kaynağı konusunda tüketiciyi yanıltacak her türlü diğer davranışı yasaklamaktadır, ancak bu yasaklanabilecek davranışların neler olabileceğini tanımlamıyor.  Bu noktada tescille ismi korunan ürünün tipik şeklini veya görünümünü havi bir mal üretmek de bu madde kapsamında değerlendirilebilir. Bu halin var olup olmadığı da her ihtilafın kendi özellikleri çerçevesinde belirlenmelidir elbette.  Bu bağlamda ürünün bütünsel genel görünümü de göz önüne alınmalıdır, çünkü tescil kapsamındaki ürünün şekline veya görünümüne sahip olsa bile bir ürün genel olarak farklıysa tüketiciyi yanıltmayabilir de. Diğer yandan ürünün tüketiciyle nasıl buluştuğu da dikkate alınacak bir husustur; tüketici ürünü alırken ürünün o karakteristik özelliğiyle doğrudan mı karşılaşmaktadır mesela, veya ürünün sunuluşundaki  diğer unsurlar tüketicinin yanılma ihtimalini yükseltmekte midir. 

Neticeten Hukuk Sözcüsüne göre;510/2006  ve 1151/2012 numaralı Yönetmeliklerin  13(1) maddesi tescilli bir coğrafi işaretin 3.kişilerce sadece isminin kullanılmasının önlenebileceği şeklinde yorumlanmamalıdır.

Diğer yandan, eğer tüketicileri ürünün gerçek kaynağı konusunda yanıltacaksa,  tescilli bir coğrafi işaretli ürünün şekli ve görünümüne sahip bir ürünün 3. Kişilerce üretilmesi de 13 (1) (d)  maddesi çerçevesinde engellenebilir. Bu noktada ulusal mahkeme önüne gelen her olayda inceleme yaparken olaydaki tüm faktörleri ve  ortalama Avrupalı tüketicinin  algısını dikkate alıp değerlendirme yapmalıdır.

HAMİŞ 1; Ben prensip olarak Hukuk Sözcüsü’nün görüşüne ve bunu oluştururken takip ettiği mantık çizgisine katılıyorum. Ancak bu ihtilaf özelinde SFL’nin dava konusu peynirleri 1979 yılından beri zaten üretiyor olduğunu düşündüğümde de ne bileyim…..

HAMİŞ 2; Bu yazının başlığı “Algernon’a Peynirler” ama yazının hiçbir yerinde Algernon kelimesi geçmiyor farkındaysanız. Bugünlerde  “Algernon’a Çiçekler” isminde bir kitap okuyorum,  1958 senesinde Amerikalı yazar Daniel Keyes tarafından kaleme alınmış bir bilimkurgu, daha sonra tiyatro ve sinemaya da uyarlanmış. Çok düşük IQ ile doğan Charlie karakteri zekasını arttıracak deneysel bir ameliyat geçiriyor, bu deney daha evvel kitaba adını veren laboratuvar faresi Algernon üzerinde test edilmiş ve büyük başarı kazanmış. Biz olanları Charlie’nin tuttuğu günlük raporlardan takip ediyoruz. Kitap o kadar dokunaklı ve güzel yazılmış ki bir yandan onu okuyup bir yandan peynir hakkında yazı yazınca, metinler arası zihinsel bir geçişle, fare Algernon buraya sızıverdi işte. Bu yazıyı Algernon’a adadım diyelim!

Özlem Fütman

ofutman@gmail.com

Aralık 2020