Etiket: ipr gezgini kitap tanıtımı

Kitap Tanıtımı: “RECOGNIZING ARTIFICIAL INTELLIGENCE AS THE INVENTOR IN PATENT LAW”



Avukatlığın yanı sıra marka ve patent vekili olarak da fikri mülkiyet alanına katkı sağlayan Zehra Hamide GÜRBÜZ ÖNAL tarafından yüksek lisans tezi olarak kaleme alınan ve tamamı İngilizce olarak hazırlanan “RECOGNIZING ARTIFICIAL INTELLIGENCE AS THE INVENTOR IN PATENT LAW” isimli çalışma, Mayıs 2025’te Platon Hukuk tarafından kitap olarak yayımlandı.

Eser kaleme alınmadan önce aslında “Yapay zeka buluşçu olabilir mi?” sorusundan yola çıkılmıştır. Bu kapsamda yapılan araştırma neticesinde güncel yargı kararları da incelenerek alana faydalı olacak bir çalışma armağan edilmiştir.

Yazarın kaleminden kitabın konu ve kapsamını aktaracak olursak:

“Yapay zeka gerçekten bir buluş yapabilir mi? Eğer yapabiliyorsa, patent hukukunda yapay zekanın “buluşçu” olarak tanınması gerekir mi? Elinizde tuttuğunuz bu kitap, son yılların en tartışmalı ve çarpıcı hukuk meselelerinden birine ışık tutuyor: Yapay zekanın patent sistemindeki rolü ve sınırları.

Bu çalışma, özellikle Stephen Thaler tarafından geliştirilen DABUS isimli yapay zeka sisteminin İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer PCT ülkelerinde adına yapılan patent başvurularını ve bu başvuruların yargı mercilerinde nasıl karşılandığını ayrıntılarıyla inceliyor. DABUS gerçekten kendi başına bir buluş yapmış mıydı? Mahkemeler neden onu buluşçu olarak kabul etmedi? Bu soruların teknik ve hukuki boyutları, titizlikle değerlendiriliyor.

Kitap sadece yargı kararlarıyla sınırlı kalmıyor; yapay zeka nedir, makine öğrenmesi hangi prensiplere dayanır, dar yapay zeka ile süper yapay zeka arasındaki farklar nelerdir gibi temel soruları da sade ve anlaşılır bir dille açıklıyor. Aynı zamanda, yapay zekaya kişilik tanınması tartışmalarına yer veriyor; bu tartışmaların medya ve teknoloji şirketleri tarafından nasıl şekillendirildiğini sorguluyor.

Yapay zeka, Andrew Ng’nin de dediği gibi, günümüzde “yeni elektrik” gibi her alana yayılan, dönüştürücü bir teknolojidir. Ancak bu kitabın temel savı şudur: YZ, insanlık için gelişmiş bir araçtır- ve en azından öngörülebilir gelecekte- buluşçu değil, destekleyici bir aktör olarak değerlendirilmelidir. Hukukun, bu aracı abartmadan, yerinde ve gerçekçi bir çerçevede değerlendirmesi gerekir.

Bu kitap, teknik bilgiye boğulmadan, ama hukuki derinlikten de ödün vermeden, hukukçular, mühendisler ve yapay zeka ile ilgilenen tüm okuyucular için aydınlatıcı bir kaynak sunmaktadır.”


Kitabın içindekiler bölümü de aşağıda paylaşılmaktadır:

TABLE OF CONTENTS
LIST OF ABBREVIATIONS …………………………………………………… 9
INTRODUCTION ………………………………………………………………….. 11
CHAPTER ONE
ARTIFICIAL INTELLIGENCE (AI)
I. CHRONOLOGICAL OVERVIEW OF AI…………………………… 15
A) The History That Builds and Defines AI ………………………………. 15
1. Understanding AI: Algorithm ……………………………………………. 22
2. Definition of AI ……………………………………………………………….. 27
3. Human Intelligence and Machine Intelligence ……………………… 32
B) Machine Learning (ML) …………………………………………………….. 35
1. Definition of ML ……………………………………………………………… 35
2. Types of ML ……………………………………………………………………. 38
a. Supervised Learning (SL) ……………………………………………….. 38
b. Unsupervised Learning (USL) …………………………………………. 38
c. Reinforced Learning (RL) ……………………………………………….. 39
d. Deep Learning (DL) ……………………………………………………….. 40
aa. Artificial Neural Networks (ANN) ……………………………….. 41
bb. Examples of DL …………………………………………………………. 42
e. Evolutionary Computing (Programming) ………………………….. 42
II. AI TODAY ………………………………………………………………………… 45
A) Artificial Narrow Intelligence (ANI) …………………………………… 45
B) The Benefits of ANI ………………………………………………………….. 47
III. FUTURE OF AI……………………………………………………………….. 47
A) Artificial General Intelligence (AGI) …………………………………… 47
B) Artificial Super Intelligence (ASI) ………………………………………. 50
CHAPTER TWO
RELAVANT CONCEPTS IN PATENT LAW AND
PATENTABILITY OF AI SYSTEMS AND INVENTIONS
I. OVERVIEW OF PATENT LAW ………………………………………… 51
A) Etymology and History ……………………………………………………… 52
1. Turkish Patent Law ………………………………………………………….. 53
a. History of Turkish Patent Law …………………………………………. 53
b. The Recent Law …………………………………………………………….. 54
2. International Legislation …………………………………………………… 54
B) Invention and Inventor ……………………………………………………….. 55
1. Invention …………………………………………………………………………. 55
a. Invention in Turkish Law ………………………………………………… 55
b. Invention in Europe and Other Jurisdictions ……………………… 57
2. Inventor ………………………………………………………………………….. 57
a. Inventor in Turkish Law ………………………………………………….. 58
b. Inventor in Europe and Other Jurisdictions ……………………….. 59
C) Patentability Criteria ………………………………………………………….. 60
1. Novelty …………………………………………………………………………… 61
a. “State of Art” in Novelty …………………………………………………. 61
b. Explanation of Novelty with an Example ………………………….. 63
2. Inventive Step (Non-Obviousness) …………………………………….. 65
a. “State of Art” in Inventive Step ……………………………………….. 66
b. Exceptions of “State of Art” in Evaluating Inventive
Step ……………………………………………………………………………… 66
aa. First Exception: Unpublished Patent Applications ………….. 66
bb. Second Exception: The Related Area ……………………………. 67
c. Expert in the Field …………………………………………………………. 67
d. Determining the Inventive Step: “Problem-Solution”
Approach ……………………………………………………………………… 67
3. Industrial Applicability …………………………………………………….. 69
II. PATENTABILITY OF AI SYSTEMS AND AI
INVENTIONS ……………………………………………………………………. 70
A) Patentability of Computer Software …………………………………….. 71
B) Patentability of AI Systems ………………………………………………… 73
C) Patentability of AI Inventions ……………………………………………… 74
1. Disclosure of AI ………………………………………………………………. 74
2. Global Cooperation on AI …………………………………………………. 75
3. Inventorship of AI ……………………………………………………………. 75
4. Patent Law Term “The Skilled Person” and AI ……………………. 75
CHAPTER THREE
AI AS AN INVENTOR
I. RECENT ADVANCEMENT of AI APPLICATIONS in
DIFFERENT SECTORS ……………………………………………………. 77
II. RECOGNIZING AI: DIFFERENT APROACHES FOR
PERSONALITY ………………………………………………………………… 79
A) Electronic Personality ………………………………………………………… 80
B) Attorney/Representative Approach ……………………………………… 81
C) Artificial Human Approach ………………………………………………… 82
D) Slavery Approach ……………………………………………………………… 82
III. THE DABUS CASE: THE EARLY CROWING
ROOSTER ………………………………………………………………………. 83
A) What Is DABUS? ……………………………………………………………… 84
B) The Artificial Inventor Project (AIP) …………………………………… 87
C) DABUS Patent Applications ………………………………………………. 88
D) Rejection of DABUS Patent Applications ……………………………. 94
1. Decision in UK on DABUS Application …………………………….. 94
2. Decision of EPO on DABUS Application …………………………… 96
3. Decision in US on DABUS Application ……………………………… 97
4. Other PCT Countries: Australia, Germany, South Africa …….. 100
a. Decision in Australia on DABUS Application …………………. 102
b. Decision in Germany on DABUS Application …………………. 103
c. Decision in South Africa on DABUS Application ……………. 104
CHAPTER FOUR
FUTURE OF PATENT LAW REGARDING AI
I. FUTURE OF PATENT LAW ……………………………………………. 105
A) Can AI Be Recognized As Inventor …………………………………… 106
1. Arguments of the Positive Perspective ………………………………. 108
a. Argument One: Current System Discourage Honesty ………..109
b. Argument Two: Incentivise Innovation …………………………… 110
c. Argument Three: Reform in Patent Law Is
Indispensable ………………………………………………………………. 110
d. Argument Four: Society Will Be the Owner of the
Invention …………………………………………………………………….. 110
2. Arguments of the Negative Perspective …………………………….. 111
a. Argument One: Opponents of IPR Protection ………………….. 111
b. Argument Two: Opponents of Pre-acceptance …………………. 111
c. Argument Three: Inventiveness is Unique to Human
Being ………………………………………………………………………….. 112
B) Can AI Invent? ………………………………………………………………… 112
C) About the AI Inventions Cited in the Literature …………………… 114
1. Circuit Designs By John Koza’s “Invention Machine” ……….. 114
2. “Oral-B Cross Action Tooth Brush” by “Creativity
Machine” ………………………………………………………………………. 115
3. “Food Receipt” By Contest Winner Watson’s Jeopardy ………115
4. “Nose Cone” by Hitachi Company …………………………………… 116
5. “Fractal Food Container” and “Devices and Methods for
Attracting Enhanced Attention” by DABUS ……………………… 116
6. The NASA Antenna ……………………………………………………….. 116
7. “Digital Twin” Car Suspension by Siemens ………………………. 117
8. Robot Eve in Medical Field …………………………………………….. 117
D) Anthropomorphism in AI …………………………………………………. 118
CONCLUSION ……………………………………………………………………. 121
ABSTRACT …………………………………………………………………………. 125
ÖZET ………………………………………………………………………………….. 127
BIBLIOGRAPHY ………………………………………………………………… 129
LINKS …………………………………………………………………………………. 148
LIST OF FIGURES ……………………………………………………………… 150


Zehra Hanım’a yol gösterici çalışması için bizler de teşekkürlerimizi sunuyor ve eserin ilgili tüm kesimlere faydalı olmasını temenni ediyoruz.

IPR Gezgini

iprgezgini@gmail.com

Temmuz 2025

KİTAP TANITIMI: “ÇALIŞAN BULUŞLARININ PATENT ve TİCARİ SIR HÜKÜMLERİNE GÖRE KORUNMASI”



IPR Gezgini’ne yazılarıyla da katkı sağlamış arkadaşımız F. Betül ÖZBEK tarafından yüksek lisans tezi olarak kaleme alınan “Çalışan Buluşlarının Patent ve Ticari Sır Hükümlerine Göre Korunması” isimli çalışma, Şubat 2025’te Seçkin Yayıncılık tarafından kitap olarak yayımlandı. Yayınevinin kitaba ilişkin tanıtım ve sipariş sayfasına bu bağlantıdan erişilebilir.

Eseri bu kısa yazıda yazarının kaleminden okuyucularımıza tanıtacak ve devamında eserin kapsamı hakkında daha net bir fikir verebilmek adına İçindekiler bölümünü paylaşacağız.

“Çalışanlar tarafından iş ilişkisi sırasında geliştirilen buluşlar, çalışanın fikri çabası ile işverenin sağladığı kaynak ve altyapının bir ürünü olarak şirketler için ekonomik değer ve rekabet avantajı potansiyeli taşıyan varlıklardır. Buluş faaliyeti, yalnız işveren ve çalışanın çıkarlarını değil, teknolojik ve bilimsel ilerlemeden fayda sağlayacak toplumun menfaatlerini de yakından ilgilendirir. Çalışan buluşlarına ilişkin yasal düzenlemeler, işveren ve çalışana getirilen hak ve yükümlülükler ile buluş sürecinin hukuki öznelerinin menfaatleri arasında adil bir denge kurmayı amaçlar.

Sınai Mülkiyet Kanunu’nda işverene, çalışan buluşundan doğan hakları tam hak talebi aracılığı ile devralma imkanı tanınmış ve bu kapsamda birtakım yükümlülükler getirilmiştir. Hizmet buluşundan doğan hakları devralan işveren, bu buluşu patent veya faydalı model belgesiyle sınai hak koruması altına almakla yükümlüdür. Bununla beraber yükümlülüğünün istisnalarına ilişkin düzenlemeye göre işveren, işletme menfaatlerinin başvuru yapmamayı gerektirmesi durumunda buluşu ticari sır olarak koruyarak patent başvurusundan kaçınabilir. Bu düzenlemeye göre bir hizmet buluşunun, patent veya ticari sır hükümleri çerçevesinde korunması mümkündür. Buluş için uygun koruma türünün seçimi, işveren bakımından bir değerlendirme sürecini zorunlu kılmaktadır. İşverenin hizmet buluşunu patent veya ticari sır olarak değerlendirme yönünde vereceği kararın hüküm ve sonuçları farklılık göstereceğinden, koruma türlerinin ayrıntıları ile ele alınması ve işveren tarafından yapılacak seçimi etkileyecek hususların açıklanması önem taşımaktadır.

Bu kapsamda eserde:

  • Çalışan buluşunun ortaya çıkma sürecinde iki temel aktörü oluşturan işveren ve çalışanın menfaatler dengesi çerçevesinde hizmet buluşu üzerindeki hak sahipliği,
  • SMK’da sayılan şartlar bir araya geldiğinde buluş üzerinde hak talebinde bulunmaya yetkili olan işverenin buluştan doğan hakları devralması ile ortaya çıkan asli yükümlülükleri ve
  • Hizmet buluşunun patent veya ticari sır korumasına konu edilmesinin işveren ve çalışan bakımından hüküm ve sonuçları incelenmiştir.”

Kitabın içindekiler bölümü aşağıda paylaşılmaktadır:


Betül Hanım’a yol gösterici çalışması için bizler de teşekkür ediyor ve eserin ilgili tüm kesimlere faydalı olmasını diliyoruz.

IPR GEZGİNİ

Şubat 2025

iprgezgini@gmail.com

KİTAP TANITIMI: “Genetik Kaynaklar ve Bunlarla İlişkili Geleneksel Bilgilerin Korunmasında (Biyokorsanlığın Önlenmesinde) Fikri Mülkiyet Sisteminin Rolü”



Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı’nın (WIPO) Cenevre’deki merkezinde düzenlenen uluslararası toplantılara ilgili devlet kurumları ve uluslararası mesleki sivil toplum kuruluşları adına katılanlar veya toplantı tutanaklarından katılımcıları inceleyenler, bu toplantılarda Türkiye’yi temsil edenler arasında Türkiye’nin Cenevre’deki Daimi Temsilciliğinden katılımcıların isimlerini de görmüşlerdir. Dış İşleri Bakanlığında görevli diplomatlarımız olan bu kişiler; katıldıkları, takip ettikleri ve hakkında bilgi notları hazırladıkları toplantılar itibarıyla, fikri hakların birçok alanında derin tecrübe ve donanım elde etmişlerdir. Geçmişte bu görevi ifa eden diplomatlarımızdan olan Dr. Tuğba Canatan Akıcı‘nın, yaklaşık yirmi yıl önce patent ve marka vekili olarak yola çıktığı uygulamada ve akademide edindiği bilgi ve deneyimlerini, uluslararası fikri mülkiyet hukuku müzakerelerindeki tecrübeleriyle birleştirerek ortaya çıkardığı yeni eserini takipçilerimizle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.

Tuğba Hanım bahsettiğimiz mesleki tecrübesine ilaveten IPR Gezgini’nin sıkı bir takipçisidir ve buluşmalarımıza da katılarak bizleri onurlandırmaktadır. Kendisine hem eseri hem de bizlerle paylaştığı dostluğu için en başta ve bir kez daha teşekkür ediyoruz.


Dr. Tuğba CANATAN AKICI’nın “Genetik Kaynaklar ve Bunlarla İlişkili Geleneksel Bilgilerin Korunmasında (Biyokorsanlığın Önlenmesinde) Fikri Mülkiyet Sisteminin Rolü” başlığını taşıyan eserini bu kısa yazıda yazarının kaleminden tanıtacak ve eserin kapsamı hakkında daha net bir fikir verebilmek adına İçindekiler bölümünü sizlerle paylaşacağız.

“Günümüzde genetik kaynaklar ve geleneksel bilgilerin sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel alanlarda önemi giderek daha fazla anlaşılmaktadır. Özellikle biyoteknolojinin gelişimiyle birlikte ilaç, kozmetik, tarım gibi alanlarda yürütülen inovasyon çalışmalarında genetik kaynaklar ve bunlarla ilişkili geleneksel bilgilere yoğun olarak başvurulmaktadır. Öte yandan, bu kaynak ve bilgilere dayalı ortaya çıkan fikri ürünlerden elde edilen faydalar, kaynak ülke ve/veya yerel topluluklarla paylaşılmamaktadır.

Tarihsel olarak genetik kaynaklar ve bunlarla ilişkili geleneksel bilgilerin “insanlığın ortak mirası” ve “kamu malı (public domain)” olarak kabul edilmesi, bunlar üzerinde fikri mülkiyet sistemi aracılığıyla üçüncü kişilerin tekel hakları elde etmesine, kısaca bunların fikri mülkiyet sistemi yoluyla suistimaline neden olmuştur. Bir başka değişle, ülkelerin baş etmek zorunda kaldığı ve giderek daha büyük sorun haline gelen “biyokorsanlık”, genetik kaynak ve geleneksel bilgilere dayanan buluşların patentle korunmasının artmasıyla birlikte fikri mülkiyet haklarının bahşettiği tekelci haklar aracılığıyla da vuku bulmaktadır.

Günümüze kadar genetik kaynaklar ve bunlarla ilişkili geleneksel bilgiler üzerinde kaynak ülke ya da yerel toplulukların rızası alınmaksızın üçüncü kişiler lehine çok sayıda patent tescili sağlanmıştır. Örneğin, Asya kıtasının 4000 yıllık kadim tıp bilgilerine dayanan “zerdeçal”ın (turmeric) yaraları iyileştirmede kullanımı yöntemi için verilen ABD patenti, biyokorsanlığın engellenmesine ilişkin yöntem arayışları için kurulan ilk uluslararası platformlarda en fazla gündeme gelen vakalardan biri olmuş; bu patent Hindistan’ın ısrarlı müdahaleleri sonucunda iptal edilmiştir.

Örnekteki durum kitapta “patent sistemi yoluyla gerçekleşen biyokorsanlık” olarak adlandırılmış ve hakkaniyet dengesini bozan patent sistemi temelli uygulamalar diğer popüler vaka incelemeleriyle somutlaştırılmıştır.

Genetik kaynaklar ve geleneksel bilgilerin korunmasında fikri mülkiyet sisteminin nasıl rol oynayabileceği sorusu temelinde küresel düzeyde hukuki çözüm arayışları yaklaşık yirmi beş yıl önce Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) nezdinde başlamıştır. Bu müzakereler hakkaniyet boyutunda iki farklı tarafı ortaya çıkarmıştır. Bir tarafta dünyanın tehdit ve tehlike altındaki genetik türlerinin çoğuna ev sahipliği yapan ve nesilden nesile aktarılan geleneksel bilgileri muhafaza eden gelişmekte olan ülkeler; diğer tarafta ise bu doğal zenginliği geliştirmek için gereken sermaye ve teknolojiye elinde tutan gelişmiş ülkeler yer almaktadır. Gelişmekte olan ülkeler, mevcut fikri mülkiyet hakları sisteminin sanayileşmiş batının ilaç, tarım ve kozmetik gibi alanlardaki faaliyetlerinde biyokorsanlık yapma imkânı sunduğunu savunmakta ve bunlardan elde edilen ekonomik gelirlerin adaletsiz dağıtımına vurgu yapmaktadır.

WIPO nezdinde yürütülen bu çalışmalar ilk meyvesini vermiş ve 2024 yılının Mayıs ayında “Genetik Kaynaklar ve Bunlarla İlişkili Geleneksel Bilgiler ve Fikri Mülkiyet Anlaşması” kabul edilmiştir. Bu Anlaşma, fikri mülkiyet sisteminin bu kaynak ve bilgilerin suistimalinin önlenmesinde oynayacağı rolü göstermesi bakımından ilk bağlayıcı uluslararası düzenlemedir. Bu Anlaşmayla, biyokorsanlığın engellenmesinde önemli bir kilometre taşı olan 2010 tarihli “Genetik Kaynaklara Erişim ve Bunların Kullanılmasından Ortaya Çıkan Yararların Adil ve Eşit Paylaşımına Dair Nagoya Protokolü” ne fikri mülkiyet hukuku temelli bir takviye sağlanmıştır.

Kitapta, genetik kaynaklar ve bunlarla ilişkili geleneksel bilgilerin fikri mülkiyet sistemi yoluyla biyokorsanlığa maruz kalmasının önlenmesi amacına yönelik uluslararası hukuktaki mevcut düzenlemeler ile yürütülen müzakereler temelinde inceleme yapılmış; adil bir çözüm için, erişim ve fayda paylaşımına ilişkin uluslararası anlaşmalarla kurulmuş mekanizmaların fikri mülkiyet hakları sistemindeki düzenlemelere entegre edilmesi suretiyle oluşturulacak bütünleşik bir sistem önerilmiştir.

Çalışma konusu özelinde kabul edilen yukarıda maruz Anlaşmayla birlikte ulusal ve uluslararası hukukta bu alana ilginin artması ve konunun hem uygulamada hem de akademide ön plana çıkması beklenmekte olup, bu çalışmanın okuyuculara faydalı olmasını ve bu alandaki çalışmalara ilham vermesini dilerim.”



Tuğba Hanım’a bu özel alandaki önemli ve öncü çalışması için bizler de teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz.

IPR GEZGİNİ

Ocak 2025

iprgezgini@gmail.com

KİTAP TANITIMI: “DİJİTAL PİYASALARDA YER SAĞLAYICILARIN HUKUKİ SORUMLULUĞU (MARKA, TELİF HAKKI VE HAKSIZ REKABET KAPSAMINDA)”


Doç. Dr. Fülürya YUSUFOĞLU BİLGİN tarafından kaleme alınan “DİJİTAL PİYASALARDA YER SAĞLAYICILARIN HUKUKİ SORUMLULUĞU (MARKA, TELİF HAKKI VE HAKSIZ REKABET KAPSAMINDA)” isimli kitap Aralık 2022’de On İki Levha Yayıncılık tarafından yayımlandı.

Son yıllarda özellikle e-ticaret kapsamında, dijital piyasalar ve bunların sağlandığı internet platformları hayatımızda giderek artan yer kaplamaya başlamıştır. Bunun kaçınılmaz sonucuysa dijital piyasalara ve bunlar için yer sağlayanların hukuki sorumluluklarına yönelik hukuki tartışmalardır. Bu tartışmaların fikri haklara ve haksız rekabete yönelik boyutları özellikle önem arz etmektedir ve tartışmaların fikri hakların tek bir boyutuna indirgenmesi çoğunlukla mümkün olmamaktadır.

Fülürya Hocamızın çalışması, dijital piyasalarda yer sağlayıcıların hukuki sorumluluğunu marka, telif hakkı ve haksız rekabet çerçevesinde ele almaktadır ve İçindekiler bölümüne göz atmak dahi eserin kapsayıcılığı hakkında fikir vermektedir.

Eserin oldukça uzun Giriş bölümünün sadece son paragrafını aktararak, eserin kapsamı hakkında okuyucularımıza fikir vermeye çalışacağız:

“… Çalışma, bir yandan E-Ticaret Yönergesi, DTP Telif Yönergesi ve Dijital Hizmetler Tüzüğü’nü ele alacak, diğer yandan Türk Hukukundaki düzenlemelere yer verecek, AB hukukunun Türk hukukuna etkisi ve yapılması uygun olacak kanuni değişikliklere yer verecektir. Çalışmada öncelikle temel kavramlar ve hukuki düzenlemelere yer verilecektir. Bu şekilde, çalışmanın temelindeki kurumlar tanımlanacaktır. İkinci bölümde, gerek Türk hukukunda, gerek AB hukukunda ve yer sağlayıcılar temel olan sorumluluktan muafiyet rejimi incelenecektir. Zira E-Ticaret Yönergesinde, yer sağlayıcılara yönelik olarak ortak bir sorumluluk rejimi tesis edilmemiş, ortak bir muafiyet rejimi tesis edilmiştir. Üçüncü bölümde, 2019 yılında çıkan Dijital Tek Pazarda Telif Hakları Yönergesi (2019/790 sayılı) md. 17 kapsamında, çevrimiçi içerik paylaşım platformları için getirilen sorumluluk rejimi ele alınacaktır. Bu rejim büyük tartışmalara yol açmış olup, 2021 yılında AB üyesi ülkeler tarafından kanunlaştırılması gerekirken, birçok ülke tarafından kanunlaştırılmamış ve gelişmelerin takip edilmesi tercih edilmiştir. Dördüncü bölümde, Ekim 2022 tarihinde kabul edilen Dijital Hizmetler Tüzüğü çerçevesinde yer sağlayıcılar açısından getirilen yeni düzenlemeler incelenecektir. Bu düzenleme, platformlara çok farklı açılardan sorumluluk yüklerken, burada sadece yer sağlayıcıların hukuka aykırı içeriği çerçevesinde inceleme yapılacaktır. Bu düzenleme ile yer sağlayıcılar çok kapsamlı bir şekilde düzenlenmiş olup, geniş bir ekosistem yaratılmıştır. Yeni aktörler tesis edilmiş ve yer sağlayıcılarla olan ilişkileri de düzenlenmiştir. Beşinci bölümde, bir yandan AB’deki düzenlemelerin kendi içindeki ilişkileri incelenirken, diğer yandan Türk Hukukunun AB Hukuku ile uyum çalışmaları ele alınacaktır. Çalışmamızın son bölümünde, Türk Hukukuna göre yer sağlayıcıların sorumluluğunun esasları ele alınacaktır. Bu çalışmada, bilgi toplumu hizmet sağlayıcıları arasında yer alan yer sağlayıcıların sorumsuzluk şartları ve sorumluluğu inceleme konusu yapılacaktır.”

Kitap hakkında daha detaylı biçimde fikir edinmek isteyen okurlarımız için kitabın “İçindekiler” kısmını aşağıda paylaşıyoruz (Görselin üzerine geldikten sonra ok işaretleri ile sayfalar arasında geçiş yapabilirsiniz.):

ICINDEKILER-KAPAK-1


Sevgili Fülürya Hocamızın fikri haklar alanındaki engin birikiminden yararlanarak konuyu derinlemesine incelemek isteyenler için eşsiz bir Türkçe kaynak ortaya çıktığından eminiz. Eser için Fülürya Hocamıza hem teşekkür ediyor hem de kendisini tebrik ediyoruz. Kendisini daha yakından tanımak isteyenler için de IPR Gezgini’nde kendisiyle Mart 2022’de yaptığımız, bu bağlantıdan erişebileceğiniz söyleşiyi hatırlatmak istiyoruz.

Son söz olarak eserin konuyla ilgili tüm kesimlere faydalı olmasını dileriz.

IPR Gezgini

Ocak 2023

iprgezgini@gmail.com

KİTAP TANITIMI: “Karşılaştırmalı Hukuk Bakımından Marka Hukukunda Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı”


Avukat Cansu ÇATMA BİLEN, LL.M. tarafından kaleme alınan “Karşılaştırmalı Hukuk Bakımından Marka Hukukunda Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı” isimli kitap Aralık 2022 tarihinde Yetkin Kitabevi tarafından yayımlanmıştır. Yüksek Lisans tezi olarak savunulmuş bu eserin kapsamı ve amacı -yazarının kaleminden- aşağıda özetlenmektedir:

Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, marka hukuku bakımından tüm hukuk sistemlerinde düzenleme altına alınmış bir kavramdır. Aynı zamanda hukukun birleştirilmesi için yürütülen çalışmalara temel oluşturan Avrupa Birliği Direktifleri ve Tüzükleri ile ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş olması, konunun karşılaştırmalı hukuk bakımından ele alınmasını ve incelenmesini kolaylaştırmaktadır. Özellikle marka hukuku bakımından kaleme alınan düzenlemelerin, günümüze yakın tarihlerde hazırlanmış olması, dolayısıyla Avrupa Birliği’nin, bu birliğe üye devletler arasında uygulanabilecek ve hazırlanan kanun metinlerine yol gösterebilecek Direktif ve Tüzükler yayınlamış olması sessiz kalma yoluyla hak kaybı bakımından yeknesaklığı desteklemiştir. Ancak, her ne kadar Avrupa Birliği’ne ait Direktifler ve Tüzükler dikkate alınarak kanun metinleri hazırlansa da kabul edilen kuralların veya yönergelerin, birliğe üye devletler ve hukukun yeknesaklaştırılması için bu metinleri örnek olan Türkiye gibi devletler tarafından farklı şekillerde yorumlanmadığı görülmüştür. Bu sebeple, ilk olarak marka hukuku bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybı kavramının marka hukukuyla ilişkisi ve geçmişten günümüze sessiz kalma yoluyla hak kaybının marka hukuku bakımından uygulanış biçimi karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Akabinde, marka hukukunda sessiz kalma yoluyla hak kaybının hükümleri, koşulları ve sonuçları karşılaştırmalı hukukun metoduna uygun bir şekilde incelenmiştir.

Yapılan bu çalışma ile birlikte, marka hukuku bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybı kavramı, farklı hukuk düzenleri bakımından işlevsel denklik ilkesi kullanılarak benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konacak şekilde incelenmiş, farklı hukuk düzenlerinin sessiz kalma yoluyla hak kaybı kavramına atfetmiş oldukları değer ve tanımlar karşılaştırılmış ve hukukun birleştirilmesi çalışmaları bakımından oldukça önemli bir yere sahip olan ve marka hukukunun tüm Avrupa’da yeknesak hale gelmesi için ayrı bir önemi bulunan Avrupa Birliği düzenlemeleri bakımından marka hukukunda sessiz kalma yoluyla hak kaybı kavramı ele alınarak düzenlemelerin hukukun birleştirilmesi çalışmalarına katkısının tespit edilmesi amaçlanmıştır.

Kitap hakkında daha detaylı biçimde fikir edinmek isteyen okurlarımız için kitabın “İçindekiler” kısmını aşağıda paylaşıyoruz:


Yazarı çalışmasından dolayı tebrik ediyor ve çalışmanın konuyla ilgili tüm kesimlere faydalı olmasını diliyoruz.

IPR Gezgini

Ocak 2023

iprgezgini@gmail.com

Kitap Tanıtımı: “Teknoloji Transfer Sözleşmeleri ve Rekabet Hukuku Uygulamaları”





Av. Dr. Gülmelahat DOĞAN tarafından kaleme alınan “Teknoloji Transfer Sözleşmeleri ve Rekabet Hukuku Uygulamaları” isimli kitap Eylül 2020 tarihinde Turhan Kitabevi tarafından yayımlanmıştır. Doktora tezi olarak savunulmuş bu eserin kapsamı ve amacı Yazarın kaleminden aşağıdaki gibi özetlenmiştir:

Teknoloji transferi geliştirilen teknolojinin ticari ürün veya sürece dönüştürülmesi, bilgi ve tecrübenin diğer tarafa geçirilmesi olarak tanımlanabilmektedir. Teknolojinin açık ve anlaşılır şekilde aktarılmasının yanı sıra buna ilişkin hukuki düzenlemelerin ayrı önem arzettiği lisans sözleşmesi niteliğine haiz teknoloji transfer sözleşmeleri çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.

Fikri mülkiyet haklarını konu alan teknoloji transfer sözleşmeleri gayri maddi bir hakkın veya know-how’ın kullanma yetkisinin belirli bir süreliğine, bir bedel karşılığında lisans alana verildiği sözleşmelerdir. Türk Hukukunda “teknoloji transfer anlaşması” ifadesine kavram olarak yer verilerek, tanımının yapıldığı tek mevzuat olan 2008/2 sayılı Teknoloji Transferi Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nde teknoloji transfer sözleşmesi, marka hariç sınai mülkiyet hakları, yazılım ve know-how’ın birlikte ya da birbirinden bağımsız olarak lisansının verildiği anlaşmalar olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle fikri mülkiyet hakları arasında transfer sözleşmesine en fazla konu olan patent lisans sözleşmeleri, yazılım lisans sözleşmeleri ve know-how sözleşmelerinin hukuki incelemesi Eserde ayrıntılı olarak yapılmıştır.

Teknoloji transfer sözleşmelerine ilişkin rekabet kuralları Avrupa Birliği’nin ilgili müktesebatı ile uyumlu olarak 2008/2 sayılı Teknoloji Transferi Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nde ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4 ve 5 inci Maddelerinin Teknoloji Transferi Anlaşmalarına Uygulanmasına Dair Kılavuz’da düzenlenmiştir.Bu kapsamda eserde sadece teknoloji transfer anlaşmaları değil, teknoloji transfer anlaşmalarının uygulamasını sınırlandıran rekabet hukuku düzenlemeleri de esas alınarak inceleme yapılmıştır.

Bu çerçevede kitapta öncelikle teknoloji transferi kavramı ve fikri mülkiyet haklarının türleri incelenmiş, İkinci Bölümde teknoloji transferi sözleşmeleri, teknoloji transfer sözleşmesinin tanımı, türleri, hukuki niteliği, şekli ve kapsamı üzerinde durulmuştur. Üçüncü Bölümde temelini lisans sözleşmelerinin oluşturduğu teknoloji transfer sözleşmelerinde tarafların hak ve yükümlülükleri, Dördüncü Bölümde teknoloji transfer sözleşmesinin sona erme halleri incelenmiştir. Beşinci Bölümde ise teknoloji transfer sözleşmelerinin rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar olarak değerlendirildiği haller dikkate alınarak Rekabet Hukuku yönünden inceleme yapılmış ve 2008/2 sayılı Teknoloji Transferi Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği kapsamında açık rekabet sınırlaması sayılan haller ve muafiyetten yararlanabilecek teknoloji transfer sözleşmelerinin niteliği Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da 24.06.2020 tarihinde yapılan değişiklikler de dikkate alınarak ayrıntılı olarak incelenmiştir.Bunun yanı sıra Avrupa Birliği’nin konu ile ilgili Tüzük ve Uygulama Rehberleri gibi mevzuatları da kapsamlı olarak incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Bu çerçevede konu ile ilgili Rekabet Kurumu ve ulusal mahkeme kararlarının yanında Avrupa Komisyonu, Adalet Divanı ve uluslararası mahkemelerin kararlarına da eserde geniş yer verilmiştir. 


Kitap hakkında daha detaylı biçimde fikir edinmek isteyen okurlarımız için kitabın “İçindekiler” kısmını paylaşıyoruz:


Yazarı çalışmasından dolayı tebrik ediyor ve çalışmanın konuyla ilgili tüm kesimlere faydalı olmasını diliyoruz.

IPR Gezgini

Kasım 2021

iprgezgini@gmail.com

Kitap Tanıtımı – “Too Feed, or Not to Feed? An Analysis of the Copyright Issues Surrounding the Use of Machine Learning Algorithms”


Işıl Selen DENEMEÇ tarafından yazılan “Too Feed, or Not to Feed? An Analysis of the Copyright Issues Surrounding the Use of Machine Learning Algorithms” başlıklı İngilizce eser Temmuz 2021’de Lykeion Yayıncılık tarafından kitap olarak yayımlanmıştır.

Yazarın kaleminden kitabın kapsamı ve amacı aşağıdadır:

To Feed, or Not to Feed? An Analysis of the Copyright Issues Surrounding the Use of Machine Learning Algorithms” başlıklı çalışma, makine öğrenmesi algoritmalarının kullanımına ilişkin mevcut telif hukuku çerçevesini inceleyerek telif koruması altındaki materyalin ne ölçüde makine öğrenmesi amacıyla kullanabileceğini tespit etmeyi amaçlamaktadır.

Hukuki çerçevenin, yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesinin önünü açabileceği gibi ilerlemeyi baltalaması da mümkün olduğundan, yapay zekâ algoritmalarına nelerin beslemesinin yapılabileceği, bu teknolojinin tümüne ilişkin varoluşsal bir soru olarak değerlendirilmiştir.

Çalışmada yapay zekânın sanat eserleri ortaya çıkarmada nasıl kullanıldığına ilişkin örnekler verilmiştir. Daha sonra, büyük verinin uygun şekilde kullanımının bu teknolojiler bakımından öneminin ortaya konulabilmesi ve herkes için anlaşılabilir bir tartışmanın başlatılabilmesi amacıyla, yapay zekâ ve makine öğrenmesine ilişkin teknik terimler, teknik bilgisi olmayan kişilerin de anlayabileceği şekilde açıklanmıştır.

Alandaki ilklerden olan bu çalışma; Avrupa Birliği’nde metin ve veri madenciliği istisnasının kabulünü ele alarak söz konusu gelişmenin Direktifin “teknolojik gelişmeyi kısıtlamaması için gelecekte olabilecek değişikliklerden etkilenmeyen” yapıda olması hedefini karşılayıp karşılamadığını tahlil etmiştir. Bu incelemeyi takiben; okuyucuların, telif rejiminin yapay zekâ teknolojileri ve makine öğrenmesinin getirdiği değişiklikleri uygun şekilde karşılayabilmesi için güncelleme gerektirebilecek noktalarını saptayabilmeleri için Amerika Birleşik Devletleri’ndeki adil kullanım doktrini (fair use doctrine) ile Avrupa Birliği’ndeki sınırlamalar ve istisnalar (limitations and exceptions) konuları kısaca ele alınmıştır. Daha sonra bunlar, telif hukukunun baskın felsefi temellendirmeleri olduğu kabul edilen faydacılık (utilitarianism) ve yazar hakları yaklaşımı (authors’ rights approach) ışığında incelenmiştir.

Amerikan Anayasası’nda yer alan fikri mülkiyet hükmü kapsamında “gelişme” (progress) ile ne kastedildiği hususu tartışılmış ve buluşlar ile sanatsal ifadenin ürünleri bakımından büyük ihtimalle aynı şeyi ifade etmediği savunulmuştur. Bu itibarla, politika kararları alınırken bu ayrımın dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.

Bahsedilen tartışma ve analizlere binaen bu çalışma, paradigma değiştiren yapay zekâ teknolojilerini irdeleyen daha geniş bir hukuki akım kapsamında değerlendirilebilecek mütevazı bir katkı olarak çözüm önerileri sunmayı hedeflemektedir. 


Yazarı çalışmasından dolayı tebrik ediyor ve çalışmanın konuyla ilgili tüm kesimlere faydalı olmasını diliyoruz.

IPR Gezgini

Eylül 2021

iprgezgini@gmail.com

KİTAP TANITIMI: İNTERNETTEN İNDİRİLEN DİJİTAL ESERLERDE YAYMA HAKKININ TÜKENMESİ İLKESİ



Ahunur Açıkgöz tarafından kaleme alınan “İnternetten İndirilen Dijital Eserlerde Yayma Hakkının Tükenmesi İlkesi” isimli çalışma On İki Levha Yayıncılık tarafından Haziran 2021 tarihinde kitap olarak yayımlanmıştır.

Eserlerin dijital kopyalarının yaygınlaşması ile birlikte fikir ve sanat eserleri hukukunda farklı menfaatler arasında dengeyi sağlayan en önemli ilkelerden biri olan yayma hakkının tükenmesi ilkesinin, taşıyıcısız bir şekilde edinilen dijital eserlere de uygulanıp uygulanmayacağı sorusu gündeme gelmiştir. İlkenin düzenlendiği ilgili kanun maddeleri nispeten eski tarihli olduğu için kanun koyucunun söz konusu düzenlemeleri taşıyıcısız olarak edinilen dijital eserleri de dikkate alarak öngördüğünü söyleyebilmek zordur. Bununla birlikte, internetten indirilerek edinilen dijital eserlerin gerek nitelikleri gerekse yeniden devirleri esnasında gerçekleşen teknik süreç de, tarihsel olarak fiziksel eserlerin analog devri için öngörülen tükenme ilkesinin bu nitelikteki eserlere uygulanmasını oldukça güçleştirmektedir. Tükenme ilkesinin internetten indirilerek edinilen dijital eserlere uygulanması sorununun farklı boyutlarıyla mahkeme kararlarına da yansıdığı görülmektedir.

Alanda çalışanlara katkı sağlaması umulan bu kitapta da dijital bir tükenme ilkesinin uygulanabilip uygulanamayacağı, dijital dünyada tükenme ilkesinin uygulanmasını elverişli kılacak çözüm yöntemlerinin neler olabileceği doktrindeki görüş ve mahkeme kararları ışığında ele alınmıştır.

Toplam beş bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, dijital eser kavramı ve çalışmada kullanılacak olan diğer ilgili kavramlar netleştirilmeye çalışmış, ikinci bölümde internetten indirme şeklinde dijital eser sunumunun, eser sahibinin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda düzenlenen mali hakları ile ilişkisi ele alınmıştır. Özellikle, eserin internet aracılığıyla iletimlerinin FSEK m. 25/2’de düzenlenen erişim sağlama yoluyla umuma iletim hakkı kapsamında değerlendirilmesi ihtimali, yayma hakkı için öngörülen tükenme ilkesinin dijital eserlere uygulanmasını zorlaştırdığından, indirme şeklinde dijital eser sunumunun eser sahibinin farklı mali hakları ile olan ilişkisinin netleştirilmesi oldukça önem taşımaktadır.  Kitabın üçüncü bölümünde yayma hakkının tükenmesi ilkesine gerekli olduğu ölçüde değinilmiş, dördüncü bölümde ise tükenme ilkesinin dijital eserlere uygulanmasında karşılaşılan bazı hukuki zorluklar incelenmiştir. Söz konusu hukuki zorluklar, özellikle Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın dijital tükenme ilkesine bakış açısını yansıtacak kararları çerçevesinde, farklı başlıklar altında ele alınmıştır. Kitabın son bölümü olan beşinci bölümde ise bir önceki bölümde incelenen, dijital eserlere tükenme ilkesinin uygulanmasını engelleyen hukuki zorluklara ilişkin doktrinde ileri sürülen bazı çözüm önerileri incelenmiştir.

Kitabın konu ile ilgilenen herkese faydalı olmasını temenni ediyoruz.

IPR Gezgini

Haziran 2021

iprgezgini@gmail.com

KİTAP TANITIMI: “FİKRİ MÜLKİYET YAZILARI I – MÜTALAALARIM (2001-2020)”

Doç. Dr. Cahit Suluk’un 2001-2020 dönemine mütalaarından oluşan “FİKRİ MÜLKİYET YAZILARI I” adlı eser Seçkin Yayınlarından çıktı. Eserde telif, marka ve patent gibi konulara ilişkin somut olaylara hukuki çözümler getirilmiştir.

Kitap hakkındaki yayın bilgilerinin https://www.seckin.com.tr/kitap/881245335 bağlantısından görülmesi mümkündür.

Eser yayınevince aşağıdaki cümlelerle tanıtılmıştır:

“Akademik çalışmalarda soyutlamaya gidilir. Bir genelleme yapmak gerekirse bu çalışmalar yapılırken tümden gelim yöntemi izlenir. Oysa hukuki problemler, insan hayatının karmaşasından doğar. Bu yüzden kitap ve makale gibi fikri ürünlerde hukuki problemlere doğrudan cevaplar bulunamaz. Mütalaa ve bilirkişi raporu gibi metinlerde ise somut olaylara özgü sonuçlara ulaşılır. Başka bir deyişle bu metinler, soyut bilginin somutlaşmış halleridir.

Bu eser de; yazarın 2001-2020 yılları arasında kaleme aldığı mütalaalarından oluşmaktadır. “Fikir ve Sanat Eserleri”, “Marka”, “Patent ve Faydalı Model”, “Tasarım” ve “Haksız Rekabet” olmak üzere beş başlıkta toparlanan mütalaalara aslına sadık kalınarak yer verilmiştir. Mütalaanın sonuna da o olaya özgü Yargıtay kararları işlenerek, okuyucunun somut olaya ilişkin mütalaadaki gerekçe ve sonuçlarla Yargıtay kararını karşılaştırma imkânı sağlanmıştır.”

Kitap şu bölümlerden oluşuyor:

  • TELİF
  • MARKA
  • PATENT VE FAYDALI MODEL
  • TASARIM
  • HAKSIZ REKABET

Kitabın konu ile ilgilenen herkese faydalı olmasını temenni ediyoruz.

IPR Gezgini

Haziran 2021

iprgezgini@gmail.com

KİTAP TANITIMI: “DOLAYLI PATENT İHLALİ”

Dr. Öğretim Üyesi Pelin Karaaslan tarafından kaleme alınan “Dolaylı Patent İhlali” adlı kitap, Seçkin Yayıncılık tarafından Mayıs 2021 tarihinde yayımlanmıştır.

Kitap hakkındaki yayın bilgilerinin https://www.seckin.com.tr/kitap/176966391# bağlantısından görülmesi mümkündür.


Patent, yalnızca hak sahibine değil, aynı zamanda toplumun bütününe yarar sağlayan bir sistem üzerine kurulu olduğundan, etkin bir şekilde korunmayı hak etmektedir. Patentli buluşun üçüncü kişilerce dolaylı olarak kullanılmasının yasaklanması da bu hakedişi karşılamak üzere kanun koyucu tarafından öngörülmüş bir tedbirdir. Ancak bu tedbirin düzenlendiği Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 86. maddesi gerek koşulları gerekse de kanun sistematiği içerisindeki yeri ve öngördüğü hukuki sonuçlar bakımından tartışılması gereken pek çok soru barındırmaktadır. “Dolaylı Patent İhlali” adlı bu kitapta, söz konusu sorulara cevap aranmaktadır.

İfade edilen amaç doğrultusunda, patentli buluşun üçüncü kişilerce dolaylı kullanımı ve bu kullanım nedeniyle ortaya çıkan “dolaylı patent ihlali” konusu kitapta üç ana başlık altında ele alınmaktadır:

Çalışmanın birinci bölümünde, “patentli buluş” kavramı ve patentli buluş üzerinde patent sahibine tanınan inhisari kullanım yetkilerinin kapsam ve sınırları açıklanmaktadır. Bu konuda yapılan tespitler önemlidir; zira Sınai Mülkiyet Kanunu m. 86 hükmünde düzenlenen önleme hakkının uygulama koşullarına ve önleme hakkına riayet edilmemesi neticesinde ortaya çıkan dolaylı patent ihlaline ilişkin pek çok mesele, birinci bölümde ortaya konulacak olan kullanım yetkileri ve sınırları ile ilintilidir.

Patentli buluşun üçüncü kişilerce dolaylı olarak kullanılmasının önlenebilmesinin objektif ve sübjektif koşullarının ele alındığı kısım, çalışmanın ikinci bölümüdür. Söz konusu koşullar, teori ve uygulamaya dair pek çok soru barındırmaktadır. Tüm bu sorular yanıtlanırken, önleme hakkına ilişkin hükmün yasada düzenleniş şeklinin, amacının ve hukuki mahiyetinin gözetilmesi önem arz etmektedir. Bu nedenle ikinci bölüme başlarken bu hususlara da yer verilmiştir.

Çalışmanın ikinci bölümü esas olarak yalnızca Sınai Mülkiyet Kanunu m. 86 hükmünün uygulama koşulları üzerine yoğunlaşırken, üçüncü yani son bölüm, bu hüküm kapsamında düzenlenen önleme hakkına riayet edilmemesi ve dolaylı kullanım fiilinin gerçekleşmesi halinde izlenecek yolu ve bu bağlamda karşılaşılan sorunları ele almaktadır. Dolaylı kullanım fiilinin gerçekleşmesi bu çalışma kapsamında “dolaylı patent ihlali” şeklinde ifade edilmektedir. Dolaylı patent ihlalinden bahsedilebilmesi için dolaylı kullanım fiili sonrasında patent hakkının doğrudan ihlalinin gerekip gerekmediği (doğrudan patent ihlali ile dolayı patent ihlali arasındaki bağlılık ilişkisi) üçüncü bölümde ele alınması gereken meselelerin başında gelmektedir. Zira bu sorunun cevabı, dolaylı patent ihlalinin hukuki niteliğini ve buna bağlanan sonuçları da etkilemektedir. Buluşun dolaylı olarak kullanımı, Sınai Mülkiyet Kanunu’nda patent hakkına tecavüz teşkil ettiği belirtilen fiiller arasında açıkça yer almadığından, dolaylı patent ihlalinin hüküm ve sonuçları bakımından nasıl bir yol izlenmesi gerektiği, bu bölümde ele alınması öngörülen meselelerden bir diğeridir. Bu kapsamda ele alınacak tartışmalar ve yapılacak tespitler ışığında dolaylı patent ihlali halinde ileri sürülebilecek talepler incelenerek çalışma tamamlanmaktadır.


Kitaptaki ana konu başlıkları şu şekildedir:


Teori ve uygulamadaki büyük bir boşluğun doldurulmasına katkı sunmak amacıyla kaleme alınan kitabın, konu ile ilgilenen herkese faydalı olmasını temenni ediyoruz.

IPR Gezgini

Şubat 2021

iprgezgini@gmail.com

Kitap Tanıtımı – “Marka Hukukunda Kullanım İspatı”

Araştırma Görevlisi Elanur TAMER tarafından yazılan “Marka Hukukunda Kullanım İspatı” konulu yüksek lisans tezi Mart 2021’de Yetkin Yayınları tarafından kitap olarak yayımlanmıştır.

Yazarın kaleminden kitabın kapsamı ve amacı aşağıdadır:

Markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’ndan doğan haklardan yararlanabilmek için öncelikle tescil edilmesi gerekmektedir ve bu bağlamda marka hukukunda tescil ve kullanım birbirinin hem amacı hem de sonucunu oluşturmaktadır.

Çalışmada; marka kullanımın genel esasları hem SMK kapsamında hem de mehaz AB Tüzük ve Direktiflerinin yanı sıra AB emsal içtihatları ışığında da incelenmiştir.

Birinci bölümde, marka hukukunda kullanım kavramı açıklanmaya çalışılmış ve bu kullanımın ispatlanması gerekliliğinin amaç ve işlerliğinden söz edilmiştir. Ayrıca, markayı kullanmamaktan doğan yaptırımların gerekçesi ile birlikte 10.01.2017 tarihinde ihdas edilmiş 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile öngörülen yeni düzenlemelerin, Türk marka hukukuna sağlayabileceği katkılara değinilmiştir.

İkinci bölümde, markanın kullanılması hususu maddî hukuk yönünden ele alınmıştır. Bu çerçevede konunun detaylandırılmasında, gerek SMK’nın kullanım esaslarının düzenlendiği 9’uncu maddesi, gerekse SMK’ya mehaz teşkil eden AB Tüzük ve Direktifleri ve yerleşik içtihatları ışık tutmuştur.

Bu bölümde bilhassa Türk hukukunda -SMK’nın görece yeni olmasından bahisle- henüz uygulamada yeni karşılaşılan, ancak AB marka hukukunda ABAD içtihatlarının ilkeleri doğrultusunda tekrarlayan/mükerrer marka başvurularının değerlendirilmesinin Türk hukukunda uygulanabilirliğine yer verilmiştir. Yine bu bölümde Türk hukukunda mevzuatta yer almayan ancak AB hukukunda yer alan bir diğer düzenleme ise, TPMK nezdinde kullanım ispatının sunulabilmesinin süre bakımından sınırı ve gecikmiş delillerin (belated evidece) kabul edilebilirliğinin esasları hakkındadır.

Üçüncü ve nihayet son bölümde ise, kullanım ispatı usul hukuku yönünden incelenmiştir. Bu bölümde, öncelikle SMK m. 19/2 uyarınca, TPMK nezdinde kullanım ispatı talebinde bulunmanın koşul ve muhteviyatı ele alınmıştır. Ardından kanun koyucunun SMK m. 19/2 hükmüne gönderme yapmak suretiyle marka hakkına tecavüz ve markanın hükümsüzlüğü davalarında da kullanılmamanın bir def’i olarak ileri sürülebilmesi açıklanmıştır.

Bu bölümde bilhassa; kullanmama def’inin hükümsüzlük davalarında SMK m. 25/7 uyarınca iki kere kullanım ispatına tâbi tutulması (AB hukukunda “double use requirement” olarak anılmaktadır) incelenmiş ve bu hükmün ihdas amacının SMK m. 29/2 uyarınca ihlâl davalarında uygulanabilirliği SMK m. 155 ile ilintili olarak incelenmiştir.

Bu minval üzere, çalışmada marka hukukunda kullanımın ispatlanması olgusu, SMK ve ona esas teşkil eden AB marka hukuku düzenlemeleri, yeri geldikçe Türk marka hukukunda uygulanabilirliğiyle de mukayese edilerek incelenmiştir. Yazar çalışmasının, okuyuculara, uygulayıcılara ve tüm ilgililere fayda sağlayabilmesi temennisindedir.


IPR Gezgini olarak yazarı çalışmasından dolayı tebrik ediyor ve çalışmanın konuyla ilgili tüm kesimlere faydalı olmasını diliyoruz.

IPR Gezgini

Nisan 2021

iprgezgini@gmail.com

KİTAP TANITIMI: MARKA HUKUKUNDA AYIRT EDİCİLİK VE MARKANIN AYIRT EDİCİLİĞİNİN ZEDELENMESİ

Dr. Dilek İMİRLİOĞLU tarafından kaleme alınan “Marka Hukukunda Ayırt Edicilik ve Markanın Ayırt Ediciliğinin Zedelenmesi” isimli eserin 1. Baskısı Mayıs 2017, 2. Baskısı ise Nisan 2018’de Adalet Yayınevi tarafından yayımlanmıştır.

Yazarın kaleminden kitabın kapsamı ve amacı aşağıda yer almaktadır:

Sanayi Devrimi sonrası tarıma ve zanaata dayalı bir ekonomi sisteminden, makine üretiminin egemen olduğu bir sisteme geçiş süreci ister istemez tüm ülkeleri yeni pazarlar arama ve bulma yoluna sevk etmiştir. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte söz konusu süreçte, mal ve hizmetler arasındaki farkın gün geçtikçe azalmasıyla, mal ve hizmetler arasındaki farklılığı sağlayan unsur olarak marka kavramı öne çıkmıştır.

Günümüzde marka en önemli ekonomik güçlerden biri olarak; üretim, pazarlama, satış ve tanıtım aşamalarının ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir. Mevcut piyasa koşularında çok sayıda mal ve hizmet bulunduğundan teşebbüsler, marka ile mal ve hizmetlerine bir kimlik kazandırmaya ve diğer kimliklerden ayrılabilmek için stratejiler yaratmaya çalışmaktadırlar. Bu noktada, markanın ayırt edici niteliğinin önemi ortaya çıkmaktadır. Markanın ayırt ediciliği sadece başvuru tescil safhasında gözetilmesi gereken bir önkoşul değil; markanın var olduğu süre boyunca diğer mal ve hizmetlerle karıştırılmada, ihlâl ve itirazlara konu olma süreçlerinde de göz önüne alınması gereken bir unsurdur.

Marka Hukukunda Ayırt Edicilik ve Markanın Ayırt Ediciliğinin Zedelenmesi adlı çalışmanın amacı, markadaki ayırt edicilik tespitlerinin sübjektif temeller yerine objektif görüş ve ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesine katkıda bulunarak, marka ile ilgili kişilerin eşit işlem ilkesinden yararlanmalarının önünü açmaktır. Anılan ilkeler, söz konusu işlemlerin keyfi uygulamalar ya da kararlarla güvensizlik yaratmalarının önüne geçebilmek ve marka hukukunun her aşamasında ayırt ediciliğin ne şekilde saptanabileceğini gösterebilmek için; AB, ABD, yabancı ülkelerin iç hukuk düzenlemeleri, ülkemiz mevzuatıyla irdelenerek belirlenmeye ve ulusal-uluslararası yargı ve patent- marka ofis kararları ile tasniflendirilmeye çalışılmıştır.

Ayrıca ülkemiz mevzuatı, 1995 yılından günümüze kadar olan süreçte yürürlükte olan 556 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile 10.01.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında karşılaştırılmalı olarak aktarılmaya çalışılmış, anılan hükümler arasındaki farklılıklar ve aynen korunan düzenlemeler belirtilmiştir.

Kitap üç bölümden oluşmaktadır:

Birinci bölümde; marka kavramı, markanın fonksiyonları, unsurları ve marka olabilecek işaretler açıklanmış; ikinci bölümde ise ayırt edicilik hususu mutlak ret nedenleri bakımından incelenmiştir. Ayırt edicilikle ilişkilendirilemeyen mutlak ret nedenleri ise konu kapsamı dışında bırakılmıştır. Ayrıca mutlak ret nedenlerine ilişkin hükümde düzenlenen kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılması konusuna da yer verilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, ayırt edici karakterin zedelenmesi kavramı açıklanmış, bu kavram için bir önkoşul olan tanınmışlık düzeyine ulaşılma kavramı üzerinde durulmuş, ayırt edicilik ile ayırt edici karakterin zedelenmesi arasındaki ilişki vurgulanarak, söz konusu duruma ilişkin örnek kararlar aktarılmaya çalışılmıştır.

Eserin konuyla ilgili çalışanlara faydalı olacağını düşünüyoruz.

IPR Gezgini

Şubat 2021

iprgezgini@gmail.com

Kitap Tanıtımı: “Türk ve Avrupa Birliği Hukukunda İnternette Marka Hakkının İhlali”

Dr. Zeynep Yasaman’ın Marmara Üniversitesi Avrupa Araştırmaları Enstitüsü Avrupa Birliği Hukuku Anabilim dalında tamamladığı “Infringement of Trademark Rights on the Internet in the European Union and Turkish Law”  başlıklı doktora tezi Türkçe olarak Aralık 2020’de yayımlandı. Türk ve Avrupa Birliği Hukukunda İnternette Marka Hakkının İhlali başlığıyla kitap olarak basılan doktora tezi 31 sayfası Kaynakça olmak üzere toplamda 756 sayfalık içeriğiyle meseleyi karşılaştırmalı olarak geniş bir perspektiften ele alıyor.   

Kitabın birinci bölümünde, Türk ve Avrupa Birliği Hukukunda marka hakkının ihlali için gerçekleşmesi gereken genel şartlar olan marka sahibinin izni olmadan kullanım, ticaret alanında kullanım, mal veya hizmetler ile ilgili kullanım, ticari etki yaratacak şekilde kullanım ile aynen, benzer ve tanınmış marka kullanımına dair şartlara yer verilmiş.

Genel ihlal kriterleri ortaya konduktan sonra bunlar internet ortamında gerçekleştirilen kullanımlar bakımından incelenmiş. İnternet ortamındaki kullanımların marka sahibince engellenebilmesi Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 7. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde “İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması” şeklinde düzenlenmiş olup, bu eylemlerin marka sahibince engellenebileceği ifade edilmiştir. Ancak burada kritik nokta, SMK m.7/3-d’nin uygulanabilmesinin ancak 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan şartların sağlanması halinde mümkün olmasıdır. Bu bakımdan, bir ihlalden bahsedebilmek için markanın alan adı, yönlendirici kod, anahtar kelime veya benzeri şekillerde salt kullanılması değil, ticaret alanında mal veya hizmetler ile ilgili ve ticari etki yaratacak şekilde kullanımın yanı sıra m.7/2’de belirtilen şartları da karşılayan bir kullanımın söz konusu olması gerekmektedir. Kitapta, internet üzerinde gerçekleştirilen kullanımlar tüm bu şartlar ışığında değerlendirilmektedir.  

SMK m.7/3-d ile paralel olarak eserde öncelikle, markanın üçüncü kişilerce izinsiz bir şekilde alan adı, anahtar kelime ve yönlendirici kod olarak kullanılması hususu inceleme konusu yapılmış. Diğer yandan, alan adları ile ilgili ihtilaflar sadece yerel mahkemeler önünde değil, çeşitli alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmaları kapsamında da çözümlendiğinden, başta ICANN’in Alan Adı Uyuşmazlık Çözümü Yeknesak Kuralları (Uniform Domain Name Dispute Resolution Policy – UDRP) olmak üzere Türk ve AB alternatif uyuşmazlık çözüm mekanizmaları kapsamında öngörülen ihlal şartları da inceleme kapsamına alınmış.

Markanın anahtar kelime ve yönlendirici kod kullanımları açısından, özellikle Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın 2010 yılında Google France kararı ile başlayan içtihatları ve bundan sonraki AB Üye Ülke kararları incelenerek Türk yargı kararları arasındaki farklılıklar ortaya konmuş. Bu hususta, marka hukukunun genel ilkelerini internet üzerinde ortaya çıkan yeni kullanım türlerine adapte eden AB içtihatlarının üzerinde önemle durulduğu ve kitapta bu hususa ilişkin  birçok karara yer verildiği görülmektedir.  

Diğer yandan markanın online pazar yerleri ile online sosyal medyadaki kullanımları da çalışmaya dahil edilerek uygulamada ortaya çıkan ihtilaflardan markanın online pazar yerlerinde satışa sunulan mallar ile ilgili kullanımı, online pazar yerlerinin gerek Google gibi arama motorlarındaki, gerek kendi bünyelerinde yer alan arama motorlarındaki kullanımları, markanın sosyal medyada kullanıcı adında ve hashtag’lerde kullanımı, sanal gerçeklik dünyalarında ve mobil uygulamalarda kullanımı suretiyle ihlal şartları da incelenmiş.

İhlal iddialarına karşı ileri sürülebilecek savunmalardan meşru hak veya menfaat, dürüst kullanım, ifade ve bilgi alma özgürlüğü, marka hakkının tükenmesi, gerçek hak sahipliği, sessiz kalma yoluyla hak kaybı ve karşılaştırmalı reklam hususlarına da kitapta yer verilmiş.

Kitabın son bölümü internet hizmet sağlayıcılarının sorumluluklarına ayrılmış. Bu bağlamda, marka ihlali teşkil eden içeriklere dair hizmet sunan erişim sağlayıcılar, ön belleğe alma sağlayıcıları, yer sağlayıcılar ve bu içerikleri oluşturan içerik sağlayıcıların sorumlulukları incelemeye konu edilmiş. Bu kapsamda, gerek 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, gerek 2000/31 sayılı E-Ticaret Yönergesi anlamında “güvenli liman” kapsamında kalan ve kalmayan internet hizmet sağlayıcıları arasında ayrım yapılarak ihlal teşkil eden kullanımlardan doğan sorumluluklar değerlendirilmiş. En son olarak, markanın alan adında, anahtar kelime olarak, online pazar yerleri ile sosyal medyadaki kullanımları suretiyle sorumlulukları doğabilecek aktörler ayrı ayrı incelenmiş.

Kitapta yer alan Konu Başlıkları şöyle:

Birinci Bölüm

Marka Hakkının İhlali

§1. Avrupa Birliği ve Türk Hukukunda Marka Hakkının İhlali İçin Genel Şartlar

  1. Marka Hukuku Anlamında Kullanım
  2. Marka Sahibinin İzni Olmaksızın Kullanım
  3. Ticaret Alanında Kullanım
  4. Mal veya Hizmetler ile İlgili Kullanım
  5. Ticari Etki Yaratacak Şekilde Kullanım
  6. İhlal Teşkil Eden Kullanım Türleri
  7. Aynen Kullanım
  8. Benzer Kullanım
  9. Tanınmış Marka Kullanımı

İkinci Bölüm

Marka Hakkının İnternet Üzerinde İhlali

§2. Genel Olarak İnternet Üzerinde Marka İhlali

§3. İnternet Üzerinde Gerçekleşen Marka İhlal Halleri

  1. Markanın Alan Adında Kullanılması
  2. Alan Adları
  3. Markanın Alan Adında Kullanılması Suretiyle İhlali
  4. Markanın Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Mekanizmaları Kapsamında İhlali
  5. Markanın Online (Arama Bazlı) Reklamlarda Kullanılması
  6. Markanın Anahtar Kelime Reklamcılığı Kapsamında Kullanılması
  7. Markanın Yönlendirici Kod Olarak Kullanılması
  8. Markanın Online Pazar Yerlerinde Kullanılması
  9. Markanın Online Sosyal Medyada Kullanılması

§4. İnternet Kullanımlarında İleri Sürülebilecek Savunmalar

  1. Meşru Hak veya Menfaat (Alan Adına Özgü Düzenlemeler)
  2. Dürüst Kullanım
  3. İfade ve Bilgi Alma Özgürlüğü
  4. Marka Hakkının Tükenmesi
  5. Gerçek Hak Sahipliği
  6. Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı
  7. Karşılaştırmalı Reklamlar

Üçüncü Bölüm

Sorumluluk

§5. İnternet Aktörleri

  1. Erişim Sağlayıcılar
  2. Ön Belleğe Alma Sağlayıcıları
  3. Yer Sağlayıcılar
  4. İçerik Sağlayıcılar

§6. İnternette Sorumluluk

  1. “Güvenli Liman” kapsamında İnternet Hizmet Sağlayıcılarının Sorumlulukları
  2. Erişim/Basit İletim Sağlayıcılarının Sorumlulukları
  3. Ön Belleğe Alma Sağlayıcılarının Sorumlulukları
  4. Yer Sağlayıcıların Sorumlulukları
  5. “Güvenli Liman” Kapsamı Dışında İnternet Hizmet Sağlayıcılarının Sorumlulukları
  6. İçerik Sağlayıcıların Sorumlulukları
  7. “Güvenli Liman” Kapsamında Kalmayan Teknik Aracı Hizmet Sağlayıcıların Sorumlulukları

§7. Markanın İnternette Çeşitli Şekillerde Kullanımından Sorumlu Kişiler

  1. Alan Adı Kullanımından Doğan Sorumluluk
  2. Alan Adı Sahipleri
  3. Alan Adı Tahsis Kuruluşları
  4. Yeni Jenerik Birinci Seviye Alan Adı Tahsis Kuruluşları
  5. Alan Adı Alım-Satımı Yapan Kuruluşlar & Parking Site Operatörleri
  6. Arama Motoru Reklamlarındaki Kullanımdan Doğan Sorumluluk
  7. Reklam Veren
  8. Reklam Alan Arama Motoru
  9. Online Pazar Yerlerindeki Kullanımdan Doğan Sorumluluk
  10. Sosyal Medyadaki Kullanımdan Doğan Sorumluluk
  11. Sosyal Ağ Siteleri
  12. Sanal Dünyalar
  13. Mobil Uygulamalar

Bu kapsamlı çalışmanın Fikri Mülkiyet alanında çalışanlar için faydalı bir kaynak kitap olacağı kanaatindeyiz.

IPR Gezgini

Şubat 2021

iprgezgini@gmail.com