Etiket: fotoğraflarda telif hakkı

Zillow Emlak İlan Sitesi Uzun Süredir Devam Eden Telif Hakları Davasında Kazanan Taraf Oldu –

2015 yılında VHT şirketi tarafından Zillow Group şirketine karşı, internet sitesinde kullanılan fotoğrafların telif haklarını ihlal ettiği iddiasıyla açılan davada, 9. Federal Temyiz Mahkemesi, VHT şirketinin sunduğu delillerin, Zillow şirketinin faaliyetlerinin kasten telif haklarının ihlalini teşkil ettiğini göstermediği gerekçesiyle kararı bozarak, Batı Vaşington Bölge  Mahkemesi’ne  gönderdi. 

Olayın geçmişine değinecek olursak.

Zillow Group şirketi internet aracılığıyla emlak piyasasında faaliyet gösteren, kullanıcılarına satmak veya kiralamak istedikleri evlerin fotoğraflarını, bilgilerini paylaşmasını sağlayan bir platformdur. VHT şirketi ise, ABD’deki evlerin daha hızlı ve kolay bir şekilde satışının veya kiralanmasının sağlanması için brokerlar veya emlakçılarının kullanması amacıyla evlerin profesyonel fotoğraflarını çeken bir firmadır.

VHT şirketi, Zillow şirketinin internet sitesinde Listing Platform (ana sayfada yer alan evlerin fotoğraflarının ve bilgilerinin bulunduğu kısım) ve Digs (evlerin iç dizaynı konusunda paylaşımlar   yapılan kısım) üzerinde kullanılan fotoğrafların VHT şirketinin, üçüncü taraflar ile (emlakçılar, brokerlar) yaptığı lisans sözleşmelerinin sınırlarını aştığı, bu sebeple de Zillow şirketinin faaliyetlerinin telif haklarına ihlal ettiği gerekçesiyle, 2015 yılında Batı Vaşington Bölge  Mahkemesi’nde dava açar. Dava dilekçesi https://www.nar.realtor/sites/default/files/court-records/2015/vht-complaint-2015-09-23.pdf bağlantısından incelenebilir. 

Batı Vaşington Bölge Mahkemesi jüri kararında, aşağıda belirteceğimiz dava dilekçesinde dayandığı iddialara bağlı olarak, VHT şirketinin 8.27 milyon dolarlık zararının olduğuna karar verir. Batı Vaşington Bölge Mahkemesi ise bu rakamı yaklaşık olarak 4 milyon dolara indirir. Zillow şirketi faaliyetlerinin VHT şirketinin telif haklarının ihlalini teşkil etmediği gerekçesiyle Batı Vaşington Bölge Mahkemesi kararını temyiz eder.

Yazının devamında mahkemenin gerekçelerini belirterek, davayı gören 9. Federal Temyiz Mahkemesi’nin 15 Mart 2019 tarihli kararına yer vereceğiz, kararın https://www.wsgr.com/PDFs/Zillow.pdf bağlantısından görülmesi mümkündür.

9. Federal Temyiz Mahkemesi değerlendirmelerine dava konusunu analiz yaparak başlar. VHT şirketine ait fotoğrafların, Zillow şirketinin internet sitesinde ‘’listing platform’’ ve ‘’Digs’’ üzerinde kullanılması nedeniyle telif haklarını ihlal edildiğini iddia edilmiştir.

Yüksek Mahkeme tarafından, A.B.D. Telif Hakları Kanunu’nun 106. maddesine[1] göre, VHT şirketinin, telif haklarının ihlal edildiğini iddia ederken aşağıda bulunan iki şartın;  

            1. Telif haklarının ihlal edildiği iddia edilen çalışmanın kendisine ait olduğunun,

            2. Zillow şirketinin faaliyetlerinin VHT şirketinin münhasır hakkını ihlal ettiğinin,

kanıtlanması gerektiği belirtilmiştir.

Diğer bir deyişle, yukarıda belirtilen ilk maddede herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığından, VHT şirketinin, Zillow şirketinin internet sitesinde kullanılan fotoğraflarının lisans sözleşmesine aykırı bir şekilde kullanılıp, saklanıp veya üçüncü taraflara iletildiğinin kanıtlaması gerekmektedir.

VHT şirketi ayrıca dava dilekçesinde, VHT şirketinin üçüncü taraflar ile yaptığı lisans sözleşmesine göre VHT şirketine ait fotoğrafların sadece evlerin satışı sırasında gösterilmesine izin verdiğini belirtmiştir. Dolayısıyla, VHT şirketi, Zillow internet sitesinin üçüncü taraflardan gelen fotoğrafların, ilanlarda gösterilen evlerin satılmış olmasına rağmen gösterilmeye devam etmesi telif haklarının ihlaline neden olduğu iddiasıyla dava açmıştır.

Zillow şirketi savunmasında; emlakçı, brokerlar gibi üçüncü tarafların fotoğrafları internet sitelerine yüklediğini, bu fotoğrafları internet sitesinde kullanmadan önce, bu kişiler ile aralarında bu fotoğrafların kullanılması, kopyalanması, depolanması gibi Zillow şirketinin bir çok faaliyetine izin veren lisans sözleşmeleri yaptığını ve de üçüncü taraflardan Zillow şirketi ile paylaşılacak fotoğrafların her birisi için kullanımına izin veren lisans sözleşmesinin olduğunu ve üçüncü tarafların bu fotoğraflar üzerinde Zillow şirketinin kullanımına izin verecek lisans sahipliğinin olup olmadığını bilgisi aldıktan sonra fotoğrafların paylaşımının sağlandığını belirtmiştir. Üçüncü taraflar ile Zillow şirketinin internet sitesine fotoğraf sağlanırken, her bir fotoğraf için ayrı ayrı Zillow şirketi ile lisans sözleşmeleri yapılmaktadır.

Üçüncü taraflar, Zillow şirketinin internet sitesine fotoğraf yüklerken, Zillow şirketinin fotoğraflar üzerinde kendisine çeşitli kullanım hakları tanıyan evergreen veya deciduous adı verilen haklardan birisini seçmektedir.

Kısaca bu haklara değinecek olursak;

Evergreen denilen hak, üçüncü taraflarca paylaşılan fotoğrafın zaman kısıtlaması olmadan Zillow şirketinin internet sitesinde her türlü kullanımına ve aynı zamanda Zillow şirketine ait şirketlerde bu fotoğrafların her türlü kullanımına izin veren haktır.

Deciduous hakkı ise, limitli bir hak olup, Zillow şirketi ile paylaşılan fotoğrafların ancak emlak listesinde aktif olarak ilanda olduğu sürece kullanımına izin veren, örneğin, evin satışı sağlandığında, Zillow şirketinin ilanda bulunan fotoğrafı silmeye zorlayan bir haktır. Dolayısıyla, Zillow şirketinin internet sitesinde broker veya emlakçı bir ilan vermek istediğinde sisteme yükleyeceği fotoğrafların kullanımı ile ilgili belirtilen 2 haktan bir tanesini dilediği gibi seçmektedir.

Yukarıda da değinildiğini gibi, internet sitesine yüklenmek istenen fotoğraflar üçüncü taraflarca seçilen ve yüklenen fotoğraflar olup, evergreen ya da deciduous haklarının tercih imkanının olduğu bu tercihlerin bu taraflarca yapıldığı, Zillow şirketi tarafından yapılmadığı belirtilmiştir. Bununla beraber, Zillow şirketi, fotoğraf sağlayıcıları her bir fotoğraf için, kullanma haklarına sahip olduğunu, herhangi bir üçüncü tarafın telif hakları ihlal etmediğini fotoğrafı yüklerken garanti altına almaktadır. Buna bağlı olarak, Zillow sistemi üçüncü tarafların seçimiyle herhangi bir telif hakkı ihlalinden kaçınmak amacıyla fotoğrafların hangi hak kategorisine ait olduğunu otomatik olarak belirleyen bir sistem kullanmaktadır.

9. Federal Temyiz Mahkemesi, Zillow şirketi tarafından alınan önlemler nedeniyle, VHT  şirketine ait fotoğraflar için kasten bir telif hakkı ihlalinin bulunmadığını kabul eder. Ayrıca, mahkeme değerlendirmelerinde, VHT şirketinin aşağıda bulunan şartları ispat edemediğini belirtir.

           1. Telif hakkını ihlal ettiği öne sürülen tarafın, faaliyetlerinin bir ihlal teşkil ettiğinin farkında olduğunu,

           2.  İhlalde bulunan tarafın dikkate almadığı faaliyetlerinin sonucu veya görmezden gelinerek telif hakkı ihlalinde bulunması. (Unicolors,853 F.3d at 991)

VHT şirketi dava dilekçesinde, Zillow şirketine gönderilen ihtarname sonrası gerekli tedbirleri almadığını belirtmiştir. Fakat, Zillow şirketi bu ihtarnameyi alır almaz, VHT şirketinin telif hakkı sahipliğini ve fotoğrafların lisans bilgilerini talep etmiştir. VHT şirketi, Zillow şirketinin bu taleplerini karşılamak yerine, üçüncü taraflar ile imzalanmak üzere hazırlanmış matbu imzalanmamış sözleşmeleri gösterip, bu sözleşmelerin üçüncü taraflara alt lisans sağlama hakkını içermediğini belirterek, Zillow şirketine karşı dava açmıştır.

Her ne kadar, VHT şirketi Zillow şirketinin uzman bir hukuk ekibinin olduğunu, gösterdiği sözleşmelerin üçüncü taraflar ile yaptığı sözleşmelerin alt lisanslamaya izin vermediğinin farkında olduğunun belirtse de, 9. Federal Temyiz Mahkemesi’nin yaptığı değerlendirmede VHT şirketinin Zillow şirketine yalnızca bir kere ihtarname göndermesinin ve Zillow şirketlerinin bilgi taleplerini karşılıksız bırakarak dava yoluna gitmesinin, Zillow şirketinin faaliyetlerinin kasten telif haklarının ihlalini kanıtlamaya yetmeyeceği yönünde karar vermiştir.

Kaldı ki, Yüksek Mahkeme, Zillow şirketine gönderilen ihtarname sonrası, Zillow şirketinin iyi niyetli ve telif haklarına ihlalde bulunmadığı düşüncesi ile faaliyetlerine devam ettiği takdirde dahi kasten telif haklarına bulunduğunun bir göstergesi olarak kabul edilemeyeceği yönünde karar verir.   Evergreen Safety Council v. RSA Network Inc., 697 F.3d 1221, 1228 (9th Cir. 2012) 

Yukarıda ana hatlarıyla açıkladığımız gerekçelerle, 9. Federal Temyiz Mahkemesi VHT şirketinin sunduğu delillerin Zillow şirketinin faaliyetlerinin kasten telif haklarını ihlal ettiğinin ve telif haklarının ihlalinden farkında olduğunun kanıtlaması konusunda yetersiz kaldığı gerekçesiyle kararı bozarak Batı Vaşington Bölge Mahkemesi’ne göndermiştir.

Tonay Berkay Aras

Mart 2019, San Francisco

tonayberkay@gmail.com  


https://www.law.cornell.edu/uscode/text/17/106

SON POZ; MARILYN MONROE FOTOĞRAFLARININ TELİFİ KİME AİT? (2)

 

Önceki yazıdan devam ediyoruz. Hatırlıyorsunuz değil mi neler olduğunu? Bert Stern’in mirasçıları Lavender kardeşlere dava açmıştı. Bugün kaldığımız yerden devam edelim bakalım.

Fotoğrafların telife tabi eser vasfında olduğu konusunda taraflar arasında bir anlaşmazlık yok. İlk ana konu, telif hakkının kime ait olduğu ve Mahkeme 20/07/2018 tarihli kararıyla bu sorunun cevabını veriyor. Stern’in ölümünden önce dava konusu fotoları Lavenderler’e hediye edip etmediği ve/veya ölümünden sonra bunların poster vs olarak çoğaltılıp satılmasına izin verip vermediği, yine ölümünden sonra sattıkları fotoları Stern adına imzalayıp orijinal olduklarını belirtmelerine izin verip vermediği gibi konular ise davanın ileriki aşamalarında tartışılacak. Telifin kime ait olduğuna ilişkin kararını  Mahkeme dosya üzerinden -duruşma açmaksızın- açıklıyor.

Bert Stern’in ve davacıların kim olduğunu önceki yazımda anlatmıştım. Peki davalı olan Lavenderler kim?

Bunlar ikiz  kız kardeşler ve ölümüne kadar Stern’in asistanlığını yapıyorlar. İş tanımları arasında Stern’in röportajlarını ayarlamak, fotoğrafların çoğaltılmış nüshalarını satmak gibi konular var.

Hikayenin bundan sonrasında tarihler sebebiyle ilk anda kafanız biraz karışabilir, ama merak etmeyin, biraz dikkat ederseniz konunun çok da karışık olmadığını göreceksiniz. Bunlardan bahsediyorum, çünkü davalılar iddialarını bir noktada bu gelişme ve yazışmalara dayandırıyor.

2010 yılı başlarında yani Bert Stern hala hayattayken, Stern’in  izni/onayıyla, Lavenderler bazı fotoğrafların üstüne değerli taşlar yapıştırarak bunların işlenmiş hallerini yaratıyorlar. Lavenderler’e göre o tarihlerde Stern de bu yeni versiyon fotoğrafların (modifiye fotoğraflar) oluşturulması işlemine dahil oluyor ve bunlar Stern’n evinde yapılıp daha sonra satılıyor. Hatta 2012 yılında davacılardan BSP, 3. kişilerle bir anlaşma imzalıyor ki, buna göre eserlerin satılmasından alınacak meblağın %50’si Stern’e, %50’si satıcıya ait ve Stern kendi payından kararlaştıracağı bir miktarı Lavenderler’e ödemeyi taahhüt ediyor.

Stern’in ölümünden önce Lavenderler, hem bu modifiye fotolardan bazılarını hem de modifiye edilmemiş olan bazılarını EBay’de satıyor. Stern bu satışların farkında.

2014 yılında, Stern öldükten sonra, Stern Vakfı, Conde Nast’a bir mesaj  yazarak kullandıkları  fotoğraflar sebebiyle kendilerine lisans ücreti  ödenmesini  istiyor. Conde Nast vekili verdiği cevapta; yapılan kontrat uyarınca Conde Nast’ın ısmarladığı fotoğrafların telif hakkı kendisine aittir ve bu durumu Stern de biliyordu, Conde Nast telifi kendine ait fotolar için hiçbir lisans ücreti ödemeyecek ve hatta bu eserlerin derhal Conde Nast’a iadesi gerekir, ayrıca bu fotolar basıldıktan sonra Last Sitting hakları Stern’e iade edilmiştir diyor. (Beyan sizce de biraz çelişkili değil mi? Telif Conde Nast’a aitse niye haklar Stern’e “iade” edilmiş?)

2015 yılında Lisa Lavender İngiltere’deki bir galeriyle anlaşma yapıyor, dokuz adet modifiye fotoğrafın iki boyutlu reprodüksiyonunun yapılıp satılması için izin veriyor ve bu eserler “poster” olarak anılıyor. Bu anlaşmada Lisa Lavender “sanatçı” olarak anılıyor. Anlaşmada davacılara ödenecek herhangi bir paradan bahsedilmiyor. Galeri bu reprodüksiyonları Amazon üzerinden satışa sunuyor ve Lavenderler 3.000.000-USD’den fazla bir gelir elde ediyorlar bu satışlardan. (Anladınız şimdi konunun önemini değil mi? Sadece 9 fotoğrafın satışından bu kadar para kazanılıyorsa…)

Lavenderler’in iddiasına göre, Stern sattıkları fotoğrafları ölmeden önce kendilerine hediye etmiş,  Lavenderler hem bunların hem de modifiye fotoların sahibi ve bu konuda Stern ile aralarında bir  anlaşma yapılmış. Lavenderler, Mahkeme’ye Stern’in ölümünden 10 gün önce Bert Stern ve Lisa Lavender tarafından imzalanmış bir belge sunuyorlar ki bunda kısaca şu yazıyor: “Ben Bert Stern, bugün itibariyle asistanım Lisa Lavender’in benim fotoğraflarımı adıma imzalamasına ve satmasına ve Bert Stern Productions’a ödeme yapmasına izin veriyorum.”

Her ne kadar fotoğraflar 1962 yılında çekilmiş ve 6 tanesi Vogue’da yine aynı yıl yayınlanmış olsa da Telif Ofisi’ne yapılan kitap tescilinin tarihi 1982. Bu tescilde “fotoğraflar ücret karşılığı oluşturulan eser mi” kısmına “hayır” diye yazılmış. Conde Nast ise hiçbir zaman bir telif tescili yaptırmamış. 1992’de basılan kitabın telif tescili yapılmadığını söylemiştim zaten. 2013 yılında Stern Vakfı 2.571 fotoğrafın tamamını kendi adına tescil ettirmiş.

2017 yılında Lavenderler ise 71 tane modifiye fotoğraf için telif tescili yaptırıyor.

Görüyorsunuz ki fotoğrafçının ölümünden sonra herkes birden olayı kavrayıp hızla tescil yaptırmaya girişmiş!

Davanın başlangıcındaki delil toplama sürecinde Lavenderler’in avukatı, Conde Nast’ın elinde The Last Sitting fotoğraflarının hakkının Stern’e iade edildiğine dair bir belge olup olmadığını sordurmuş.  Conde Nast’ın avukatı verdiği  cevapta şunları söylemiş “Bendeki bütün dosyaları dikkatlice inceledim ve Conde Nast çalışanlarıyla da görüştüm, hiç kimse bu fotoğrafların yaratılma süreci veya hakların transferine dair ilk elden bilgi sahibi değil. Fotoğraflar ücret karşılığı çektirilmiş, 1962 yılında geçerli Telif Yasası’na göre Conde Nast bu fotoğrafların hak sahibi sayılır. Ancak Conde Nast, haklarına aykırı olsa da, hiçbir zaman Stern’in bu fotoları kullanmasına ve satmasına müdahale etmemiştir.”

Olaylar karmakarışık görünüyor değil mi? Bakalım Mahkeme Temmuz 2018’de verdiği kararda ne demiş.

Mahkeme Ne Diyor?

1- Fotoğrafların çekildiği 1962 yılında geçerli hukuka göre, aksine bir anlaşma yoksa, bir kişi bir eser oluşturulması için bir başkasını tutarsa, sanatçıyı tutan kişi (işi ısmarlayan)  o eserin sahibi olur. Ancak bunun böyle olabilmesi için eserin ısmarlayanın isteğiyle ve onun ödediği ücret neticesinde oluşturulmuş olması gerekir.

2- 1982 ve 2013 yıllarında yapılmış telif tescilleri var. Mahkeme bunları –aksi ispat edilene kadar- geçerli sayıyor ve bunların telifinin Stern’e ait olduğunu varsayıyor prensip olarak. Tesciller geçersiz çünkü telif  Conde Nast’a ait diyorlarsa, Lavenderler’in bunu ispat etmesi gerek. Lavenderler bu konudaki ana iddialarını 1982 yılında basılan The Last Sitting kitabında Stern’in fotoğrafları nasıl çektiğine dair anlatısına dayandırıyorlar. Oysa Mahkeme böyle eski ve  inandırıcılığı tartışmalı bir anlatıya dayanarak teliflerin geçersizliğine hükmetmeyi doğru bulmuyor. Ayrıca Mahkeme Stern’in beyanlarının ücret karşılığı iş şeklinde yorumlanmasının olaydaki diğer somut vakalarla örtüşmediğini düşünüyor ki, bu vak’alardan bazıları bütün bu yıllar boyunca Stern’in fotoğraflar üzerindeki telif hakkının kimse tarafından tartışılmamış olması ve hatta Conde Nast’ın Stern’in fotoğraflarını kullanmak için lisans almış olması.

3- Lavenderler telif hakkının Stern’e ait olmadığı konusunda iki grup delile daha dayanıyor.  Bunlardan ilki 1982 tarihli Vogue dergisinde yayınlanan bir yazı, ki bu yazı 1982 yılında basılmış olan Last Sitting kitabından bir alıntı ve burada Stern -yukarıda anlattığımız gibi- fotoğrafların çekilme öyküsünü anlatıyor. Diğer delil grubu ise zaman içinde Conde Nast’ın avukatları ile yapılan yazışmalar.

Lavenderler, Stern’in kitaptaki beyanlarını doğrulayacak bir şahit ya da fotoğraflar çekilirken orada bulunanlardan birinin anılarını içeren bir yazılı delil ya da Stern ile Conde Nast arasında o tarihlerdeki anlaşmayı ispat edecek bir delil gösteremiyorlar.

Fotoğraflar 1962’de çekiliyor, ama ilk kitap 1982 yılına ait yani kitap aradan çok uzun zaman geçtikten sonra basılmış. Dolayısıyla, 1982 yılında Stern’in olayları nasıl hatırladığı kuşkulu. Ayrıca Stern, Monroe’nun fotoğraflarının çekilmesi projesinin kendine ait olduğunu söylüyor. Her ne kadar Vogue 2. ve 3. çekimleri istese de bu ikincil bir faktör çünkü o fotoğrafların ne şekilde/nasıl çekileceği Stern’e ait bir karar. Stern’in beyanları yaratıcılık konusunda kontrolün kendisinde olduğunu gösteriyor; Vogue sadece bunların içerisinden hangilerini basacağını seçiyor.

Bunun yanında Stern, Vogue ile aralarında telifin kime ait olacağı konusunda bir görüşme yapılıp yapılmadığına dair bilgi vermiyor. Stern’in beyanları daha çok Monroe gibi ikonik bir karaktere ilişkin duygusal bir tablo çiziyor.

Zaten daha sonra basılan kitapta da, Stern’in Conde Nast ile o tarihlerde bir kontrat yaptığına dair beyanı yok ve davanın delil toplanması aşamasında da taraflar arasında yapılmış bir anlaşmaya rastlanmadı. Aksine, Conde Nast ile Stern arasında 1982 yılında yapılmış bir anlaşma var ve Stern burada telif hakkı sahibi olarak belirtilmiş ki bu -davacı lehine- son derece güçlü bir delil.

Muhtemelen bu olaylara şahit olanlar da çoktan öldü, çünkü çekimler yaklaşık 55 yıl önce yapılmış durumda, bu durumda telif tescilleri özel bir önem kazanıyor.

4- Lavenderler 1998, 2014 ve 2017 yıllarında Conde Nast’ın avukatlarıyla yapılan yazışmalara dayanıyor, çünkü bu yazışmalarda şirketin telif sahibi olduğu/olabileceği belirtiliyor.

Mahkeme’ye göre 1997 yılındaki yazışmalar telifin kime ait olduğunun belirlenmesinde dikkate alınamaz, çünkü  yazışmaları yapan avukatların hiçbiri olaylara bizzat şahit olmamış, sadece müvekkillerinin hukuki pozisyonlarını sağlama almak için, ellerindeki materyallere göre uygun beyanlarda bulunuyorlar.

2014 yılında Stern’in mirasçılarına Conde Nast avukatının yazdığı e-mail de kabul edilebilir bir delil değil, çünkü cevabın içinde çelişkili ifadeler var.

2017 yılında Conde Nast vekili Lavenderler’e yazdığı cevapta, ortada yaşayan bir şahit ya da yazılı belge olmadığına göre, Conde Nast’in telif hakkı sahibi olabileceğini söylemiş. Bu beyan da herhangi bir delile dayanmıyor ve kabul edilebilir değil.

Neticeten Mahkeme bütün Last Sitting fotoğraflarının telif hakkının Conde Nast’a değil Stern’e ait olduğu kanaatine varıyor.

Şimdi bakalım davanın ileriki aşamalarında neler olacak!

Belki davanın özü ile ilgili değil ama küçük bir şahsi not düşmeden de edemeyeceğim. Bu ihtilafta  davacıları temsil eden avukat telif hakkı konusunda donanımlı biri olmak yanında son derece de başarılı bir fotoğrafçıdır. Kendisi fotoğraf dergilerinde çalışmaları basılan, Leica ile projelerde çalışan gerçek bir fotoğraf aşığıdır. New York’daki ofisinin duvarlarında Henri Cartier Bresson başta olmak üzere bir çok efsane fotoğrafçının orijinal eserleri asılıdır. O sebeple bu davada Bert Stern’in mirasçılarını temsil etmekten özel bir mutluluk duyduğundan şüphe etmiyorum ve davacıların kendileri için ne kadar doğru bir vekil seçtiklerini düşünmeden edemiyorum.

Özlem FÜTMAN

ofutman@gmail.com

Ekim 2018