AVRUPA BİRLİĞİ’NİN TARIM DIŞI ÜRÜNLERİNDE COĞRAFİ İŞARET POTANSİYELİ


Avrupa Birliği’nin (AB’nin), “tarım dışı ürünler” olarak da tanımlayabileceğimiz zanaat ve sanayi ürünlerine coğrafi işaret koruması sağlayan 18 Ekim 2023 tarihli ve 2023/2411 sayılı Tüzüğü, 1 Aralık 2025 tarihinde uygulanmaya başlayacak. 2023/2411 sayılı Tüzüğe ilişkin genel bilgilere, 6 Haziran 2024 tarihinde IPR Gezgini’nde yayımlanan “Tarım Dışı Ürünlerde Coğrafi İşaret Tescili İçin EUIPO Görev Başında!” başlıklı yazımızda yer vermiştik. Bu yazımızın konusunu ise, 2023/2411 sayılı Tüzüğün uygulayıcısı olan Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi – EUIPO tarafından yaptırılan ve AB üyesi ülkelerin bu tür ürünler için potansiyel korumalarına yönelik çalışma olan “Study On EU Member States’ Potential For Protecting Craft And Industrial Geographical Indications” başlıklı rapor oluşturuyor.

3 Aralık 2024 tarihinde yayımlanan raporda, “coğrafi işaretli zanaat ve sanayi ürünleri” için, İngilizce karşılığı “Craft and Industrial Geographical Indication(s)” olan “CI GI(s)” kısaltması kullanılıyor.

2023/2411 sayılı Tüzük, CI GI(s) başvurularının inceleme ve tescili için ulusal düzeyde ve AB düzeyinde olmak üzere iki fazlı bir sistem öngörüyor ve ulusal düzeyde yetkili bir otorite belirlenmesini zorunlu kılıyor. Bu durum aslında yıllardır gıda ve tarım ürünleri için geçerli olan coğrafi işaret tescil sistemiyle aynı. Farklı olan ise; CI GI(s) için ulusal sui generis sistemi bulunmayan AB ülkelerinde, tescil ile sağlanacak koruma için “düşük yerel ilgi” bulunması ve bu durumun ispatlanması halinde AB Komisyonunca ilgili ülkeye ulusal sistem kurmaktan muafiyet tanınabilecek olması. Bu imtiyaza sahip olacak AB ülkesi kaynaklı başvurular doğrudan EUIPO’ya yapılacak. Ancak yine de bu ülkeler, tescil sürecinde EUIPO’ya yardımcı olmak ve denetim ile yaptırım sistemleri uygulamak bakımından temas noktası tayin edecekler.  

2023/2411 sayılı Tüzüğün tam olarak uygulanmaya başlayacağı tarihin ertesi günü olan 2 Aralık 2025 tarihinde ise, ulusal CI GI(s) sistemi olan AB ülkelerindeki korumalar sona ererek 2023/2411 sayılı Tüzük, AB’de geçerli tek sistem olacak.

Raporda yer alan bazı verileri özetlemeye başlamadan önce, 2023/2411 sayılı Tüzük ile sağlanacak korumanın sadece mahreç işareti şeklinde olacağını, bu tür ürünler için AB’de menşe adı koruması sağlanmayacağını hatırlatalım.

Raporda, AB’nin 27 üyesinden toplanan veriler analiz ediliyor. Fransa, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’nin aralarında bulunduğu 16 ülkede CI GI(s) için sui generis sistem mevcut ancak kapsam, yönetim şekli, ücretler ve yaptırımlar bakımından farklılıklar var. 

Söz konusu 16 ülkeden Almanya, İtalya ve İspanya’nın ulusal düzeyde sui generis sistemleri olmasa da, belirli geleneksel CI ürünlerinin adlarını korumak için özel yasal düzenlemeleri var. Belçika’da ise Valon Bölgesi tarafından CI GI(s) koruması, sui generis yasa ile sağlanıyor.

Ayrıca, 2015/2436 sayılı AB Direktifi ile uyumlu biçimde düzenlenmiş ulusal kurallar uyarınca bireysel, kolektif veya sertifika markası olarak bu tür ürünlere koruma sağlanmakta. Dahası, CI ürünlerinin adları da, herhangi bir fikri mülkiyet hakkı verilmeksizin genellikle adil piyasa uygulamalarını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan haksız rekabet yasaları ve diğer yasal araçlarla korunmakta.

AB ülkeleri 2023/2411 sayılı Tüzüğün uygulanması ve yeni kuralların hazırlanması konusunu tartışırken raporun hazırlandığı dönemde sadece İtalya’da, bu konuya ilişkin yeni bir yasal düzenleme yapılmış. 27 Aralık 2023 tarihli ve 206 sayılı yasa ile “Made in Italy’nin Değerlendirilmesi, Tanıtımı ve Korunması için Kapsamlı Hükümler” benimsenmiş. CI GI(s) koruması hakkındaki yerel ilgi; AB ülkelerindeki kamu otoritelerine ve özel sektör temsilcilerine yarı yapılandırılmış anketler gönderilerek üreticilerin / derneklerin tescil için başvuru yapma niyeti, kamu kurumlarının ulusal tescil aşamasını yönetme ve ulusal yetkili otorite belirleme planlarının değerlendirilmesiyle tespit edilmiş.

27 AB ülkesinden e-posta yoluyla 493 paydaşla iletişime geçilerek 130 yanıt alınmış. Her ülkeden en az bir kamu otoritesi katılırken, sadece 14 ülkenin özel sektörü ilgi göstermiş. Danimarka, Hollanda ve İsveç’in üretici ve özel sektöründen ankete katılım olmamış.  

Özel sektörden alınan yanıtların analizini aşağıda özetliyoruz.

– Özellikle üretici olan çoğu katılımcının ilgisi büyük. Bu ilgilerin konularına göre dağılımı %17 daha iyi yaptırım, %21,3 kültürel ilgi, %23,3 geleneksel miras ve %22,6 ekonomik ilgi şeklinde. Ayrıca kırsal kalkınma, iş yaratma, ürünün kaynağını daha iyi belirtme, sürdürülebilir uygulamalar ve düşük maliyetli ürünlerle rekabet gibi daha geniş toplumsal faydalar da dahil olmak üzere %14 sosyal ilgi ve %1,8 diğer ilgiler verilen yanıtlar arasında.

– Üreticilerin %70’inin konu hakkındaki farkındalığı yüksek. Ankete katılan üreticilerin %86’sı tescil için başvuru yapmaya istekli. Ancak buna rağmen sadece 20 üretici, ürünlerinin tüm üreticiler tarafından uyulması gereken resmileştirilmiş şartnamelere sahip olduğunu belirtmiş.

– Çoğu üreticinin 10’dan az çalışanı ve 2 milyon Eurodan az yıllık cirosu var. Bu durum zanaat ve endüstriyel ürün sektörünü, geleneksel üretim yöntemleriyle karakterize edilen, kalite ve zanaatkarlığı vurgulayan küçük ölçekli işletmelerin şekillendirdiğini gösteriyor.

AB ülkelerinin hepsinin en az bir kamu otoritesi ankete katılmış; İspanya, İtalya ve Portekiz’den alınan yanıt sayısı daha fazla. Kamu sektörünün anket sonuçlarını aşağıda özetliyoruz.

– Danimarka, Finlandiya, İrlanda, Litvanya, Lüksemburg, Malta, Hollanda ve İsveç, 2023/2411 sayılı Tüzüğün 19 uncu maddesi uyarınca muafiyet talebinde bulunabilecek. Kıbrıs, Slovenya ve Belçika’da ise bu konudaki iç görüşmelerin, raporun hazırlandığı dönemde 15 Haziran 2024 tarihine kadar devam ettiği belirtiliyor.

– Kaynak kısıtlamaları, idari yük ve düşük sayıda tescil başvurusu yapılacağı öngörüsü, muafiyet talebinde bulunma nedenleri arasında. Özellikle Lüksemburg, Finlandiya ve Litvanya’nın kamu otoriteleri, kendi ülkelerinde tescile uygun olabilecek sınırlı sayıda ürün olabileceğini bildirmiş. Kamu otoritelerinden Malta ve Belçika, Tüzüğün ulusal ofislere getireceği idari yük konusunda endişelerini, Kıbrıs ise özellikle personel olmak üzere kaynak eksikliğini dile getirmiş.

Raporda sonuç olarak hem özel hem de kamu sektörünün CI GI(s) korumasına yönelik ilgisinin büyük, ancak Tüzüğü uygulama isteği ve kapasitesinin büyük ölçüde değişken olduğu ifade ediliyor.

Rapor, 2023/2411 sayılı Tüzüğün 70 inci maddesi uyarınca koruması sona erecek ulusal düzeyde tescilli olan veya başvuru halinde bulunan 132 isimden oluşan listeyi içermekte. Ayrıca bu raporu hazırlamak üzere EUIPO adına çalışmayı yapan firma tarafından 27 AB ülkesinden toplanan verilerle oluşturulan ve resmi niteliği bulunmayan 380 isimlik bir liste de mevcut.

Yazımızın sonunda, raporda yer verilen listelerden dikkatimizi çeken ve Almanya’da özel yasal düzenlemelerle CI GI (s) korumasına sahip olan 2 örnek hakkında kısa bilgi verelim. Bunlardan ilki, hemen herkesin aşina olduğu Solingen.

Solingen adının, özellikle makas, bıçak, çatal-bıçak takımı vb. ürünler için coğrafi işaret olarak korunmasını sağlayan ilk yasal düzenleme 1938 yılına dayanıyor ve yerini, 1994 yılında “Verordnung zum Schutz des Namens Solingen” yasasına bırakmış. Yasaya göre Solingen adını taşıyan ürünlerin, üreticilerin katılımıyla oluşturulan şartnameye uygun biçimde Solingen bölgesinde işlenmesi/üretilmesi gerekmekte. Wuppertal-Solingen-Remscheid Ticaret ve Sanayi Odası, üreticilerin haklarını savunmakla görevli olup Solingen adının marka, kolektif marka ve kaynak gösteren işaret olarak korunması için çaba sarf ediyor. Örneğin Solingen AB’de kolektif marka olarak tescilli ve marka tescilinden doğan hakların yürütücüsü. Solingen üreticileri hak ihlali söz konusu olduğunda Wuppertal-Solingen-Remscheid Ticaret ve Sanayi Odasına haber veriyor ancak ihlallere karşı bireysel olarak yasal süreç başlatamıyor.  

Solingen ürünleri dünya çapında satılıyor ve Alman Çatal Bıçak Takımı ve Ev Eşyaları Sanayi Birliği verilerine göre değeri 2019 yılında 780 milyon Euro civarında. Solingen, 40’tan fazla ülkede marka, haksız rekabet ve coğrafi işaret olarak korunmakta. Coğrafi işaret olarak koruma, Almanya-Fransa arasında 1960, Almanya-Yunanistan arasında 1964, Almanya-İtalya arasında 1963, Almanya-İsviçre arasında 1967, Almanya-İspanya arasında 1970 ve Almanya-Avusturya arasında ise 1981 yıllarında imzalanan iki taraflı anlaşmalar üzerinden sağlanıyor.  

İkinci örneğimiz ise Solingen kadar tanıdık değil ancak Solingen gibi özel bir yasal düzenleme ile coğrafi işaret olarak korunan Glashütte. Glashütte Dresden yakınlarında bir şehir ve bu şehrin saat endüstrisi, şehrin bağlı olduğu Saksonya Krallığı’nın desteğiyle 1845 yılında kurulmuş. Bu destek şehrin ilk sakinlerinin eğitilmesini ve kendi kendini idame ettirebilen bir yerel endüstri olabilmesinin temellerini atmayı öngörmüş. Saat ustalığını korumak ve yaygınlaştırmak amacıyla 1878 yılında kurulmuş Alman Saatçilik Okulu var. Bu köklü geçmişiyle Glashütte saatlerinin, saat düşkünü okurlarımız için İsviçre saatlerinin yanına eklenebilecek bir seçenek olabileceği düşüncesindeyiz.

Gonca ILICALI

Ocak 2025


Kaynaklar

https://euipo.europa.eu/tunnel-web/secure/webdav/guest/document_library/observatory/documents/reports/2024_Protection_of_craft_and_industrial_GIs%20/2024_CIGI_%20Study_FullR_en.pdf

Bir Cevap Yazın