Etiket: tasarım hakkına tecavüz

GANNI A/S v. STEVE MADDEN LTD. – MUADİL TAKLİTİN MASUM ADI MI?



Moda endüstrisinde ürün tasarımlarının korunması, fikri mülkiyet hukuku açısından oldukça karmaşık bir konu olmasının yanı sıra kıyafet, ayakkabı gibi tasarımların kopyalanması birçok markanın karşılaştığı yaygın bir sorundur. Tasarımcılar ve markalar, ürünlerini koruma altına almak için çeşitli fikri mülkiyet haklarına başvurmaktadırlar. Ancak her ülkenin fikri mülkiyet hukuku uygulamaları ve koruma kapsamları farklılık gösterebilmektedir.

Öte yandan gelişen teknoloji ve sosyal medya ile birlikte “taklitçilik” de hayli fazla şekilde artmaya başlamış; taklit ürünlere “muadil” adı altında daha masum bir izlenim kazandırma çabası içerisine girilmiştir. Tasarımcılar ve markalar için bu masumlaştırma çalışmaları sebebiyle ürünlerini ve markalarını korumak adına daha büyük bir mücadeleye başlamışlardır.

Ganni’nin 2021 yılında piyasaya sürdüğü “Buckle Ballerina” modeli de bu tarz bir koruma mücadelesinin bir örneğidir. Ganni, bu ayakkabı modelinin taklit edilmesiyle karşı karşıya kalmış ve Steve Madden’e karşı Danimarka Denizcilik ve Ticaret Yüksek Mahkemesi’nde (Danimarka Denizcilik ve Ticaret Yüksek Mahkemesi 09.08.2024 tarihli BS-25562/2024-SHR sayılı Ganni A/S v. Steve Madden Ltd. & Steve Madden Europe B.V. kararı) dava açmıştır. Dava, tasarım hakkı ihlali ve haksız rekabet iddialarını içermektedir. Bu tür davalar, moda tasarımlarının özgünlüğünü ve ticari değerini koruma çabası açısından önemlidir ve aynı zamanda moda endüstrisinde taklitçilik ile mücadelede önemli bir yol haritası oluşturmaktadır.

Bu yazımızda bahse konu uyuşmazlığı, tarafların iddia ile savunmalarını, mahkemenin kararı verirken dayandığı argümanları inceleyeceğiz. Yine uyuşmazlığın tüketici tarafından değerlendirmesine de yer vereceğiz.

1. Uyuşmazlığın Taraflarına Genel Bakış

Ganni A/S, Danimarka menşeli, çağdaş ve özgün tasarımlara sahip olan bir hazır giyim moda markasıdır. 2000 yılında Danimarkalı bir galeri sahibi Frans Truelsen tarafından kurulan marka, 2010’ların sonlarına doğru bir tasarımcı markası olarak kült bir popülerlik kazanmaya başladı ve devamında kendi kategorisinde büyük başarı sağladı. Halihazırda marka özellikle Kopenhag ve diğer Avrupa şehirlerinde mağazalara sahip olmakla birlikte tam anlamıyla “şahsına münhasır” tasarımlarıyla dikkat çekmektedir.

Steve Madden Ltd. ise özellikle ayakkabı olmak üzere moda aksesuarları pazarlayan New York merkezli bir şirkettir. Steve Madden ayrıca Anne Klein ve Superga gibi çeşitli markaların lisans sahipliğini yapmakta olup, merkezi olan Amerika’da “ayakkabı  sektörünün en ikonik markalarından biri” olarak gösterilmektedir ve dünya çapında 80’den fazla ülkede mağazalara sahiptir.

Ancak her ne kadar Steve Madden kendini “yaratıcı, yenilikçi, benzersiz” tasarımların öncüsü bir marka olarak tanımlamakta ve başarısını özgünlük ve bireyselliği benimsemeye borçlu olduğunu belirtse de markanın aşağıda da inceleyeceğimiz uyuşmazlık gibi; moda ve fikri mülkiyet çevrelerinde “skandal” olarak tanımlanabilecek pek çok uyuşmazlığın tarafı olduğu görülmektedir.

2. Uyuşmazlık, Öne Sürülen İddialar ve Savunmalar

Ganni, popüler Buckle Ballerina ayakkabısının telif hakkının ihlal edildiği iddiasıyla ilgili olarak Steve Madden’e karşı Danimarka Denizcilik ve Ticaret Yüksek Mahkemesi’nde dava açtı. Steve Madden, Grand Ave isimli ayakkabısıyla Ganni’ye ait tasarımı kopyalamakla suçlanmaktaydı. Mahkeme 9 Ağustos 2024’te taraflar arasında görülen davada kararını açıkladı.

Ganni kendi tasarımı olan ayakkabıların, “önemli bir tasarım” olduğunu düşündüğü için EUIPO nezdinde 015030614-0001 tasarım kayıt numarası ile Ağustos 2023’te tescil ettirmiştir. Uyuşmazlıkta Ganni, “Buckle Ballerina” ayakkabısının telif hakkıyla korunduğunu belirterek, uzman görüşleriyle bu iddiasını destekledi ve Steve Madden’a karşı ihtiyati tedbir talebinde bulundu. Ayrıca Ganni, ayakkabı tasarımının Danimarka Rekabetin Önlenmesi Kanunu (haksız rekabet yasası) kapsamında korunduğunu ve tasarımın “orijinal bir eser” olduğunu savundu. Steve Madden’in Grand Ave ayakkabısının Buckle Ballerina‘ya çok benzediğini, fiyatının çok daha düşük olduğunu ve bu durumun Ganni’nin satışlarını olumsuz etkilediğini, haksız rekabet oluşturduğunu belirtti. Yine Ganni, bu ayakkabı ve tescil süreçleri için çok büyük miktarlarda paralar harcadığını ekleyerek başka şirketler tarafından tasarım haklarının sömürülmesini istemediklerini, bu ayakkabıyı Steve Madden gibi kopyalayan çok kişinin olduğunu, Ganni’nin bu şahıslara karşı öncelikli olarak satışı-üretimi durdurma ve satıştan-üretimden vazgeçme mektubu gönderdiğini ve bunun üzerine dostane şekilde anlaştığı pek çok firma olduğunu ancak S. Madden tarafının bu şekilde anlaşmaya olumlu bakmadığını belirtti.

Steve Madden ise telif hakkı ve tasarım korumasına karşı çıkarak trendleri takip eden bir marka olduklarını ve piyasada benzer başka ayakkabıların bulunduğunu öne sürdü. Madden, kendilerinin “Grand Ave” olarak adlandırdığı bu ayakkabı modelinde kendi tasarımcılarının, 2023-2024 yıllarında geçerli olan bir trendin parçası olarak metal halkalar kullanmayı tercih ettiğini belirtti. Hatta öyle ki Grand Ave ayakkabılarının Steve Madden’in uluslararası ekibi tarafından tasarlandığını ve bu davadan önce 5-6 kişiden oluşan tasarım ekibinin Ganni’yi hiç duymadığından bahsetti.


Öte yandan Steve Madden, Danimarka Rekabetin Önlenmesi Kanunu uyarınca koruma iddiasına ilişkin olarak Ganni’nin şu özelliklere sahip bir ayakkabı tasarımı için koruma talep edemeyeceğini özetle Ganni’nin bahse konu hususları tekelinde bulunduramayacağını savundu:

  • Dış tabanın ayakkabının geri kalanından daha geniş olması ve farklı bir renkte olması,
  • Ayakkabının bej renkli iç tabana sahip olması ve bunun etrafının farklı bir renkte bir kenarla çevrilmiş olması,
  • Ayakkabının parlak deri yüzeye (rugan-patent deri) sahip olması.

Ayrıca Steve Madden tarafından ayakkabılar arasında önemli bir fiyat farkı olduğuna dikkat çekildi ve bu sebeple söz konusu ayakkabıların ticari olarak eşdeğer veya ikame olarak görülmemesi gerektiği savunuldu.

Yine Steve Madden, markasının değeri göz önünde bulundurularak, herhangi bir yasaklama kararı çıkması durumunda, en az 1 milyon € teminat karşılığında tedbir uygulanması gerektiğini de belirtti.

3. Mahkemeden Çıkan Karar

Tüm bu savunma ve iddiaların neticesinde Danimarka Denizcilik ve Ticaret Mahkemesi 09.08.2024 tarihinde kararını açıklayarak, davacı Ganni’ye ait Buckle Ballerina modelinin Kasım 2021’de piyasaya sürüldüğünü, bu ayakkabıların özgün ve uygulamalı bir “sanat eseri” olduğunu, telif hakkı korumasına uygun olduğunu ve bu tasarımın entelektüel ve de benzersiz bir ifadeye sahip olduğunu tespit etti. Ayakkabının “punk” esintili tasarım unsurları ve görsel ifadesi, telif hakkı koruması için yeterince orijinal olarak kabul edildi. Yapılan inceleme ve değerlendirmelere dayanarak Steve Madden’in Grand Ave ayakkabısının, Ganni’nin Buckle Ballerina‘sının yakından taklit ettiğini tespit etti. Mahkeme, Buckle Ballerina‘nın bilinen tasarım unsurlarının Steve Madden’in ayakkabısında da aynı bütünsel etkiyi yaratan bir şekilde bulunduğunu da vurguladı.


Ayrıca mahkeme, tasarım uzmanlarından alınan ifadelere dayanarak, Steve Madden’ın Grand Ave ayakkabısının Ganni’nin ürünüyle çok fazla benzerlik taşıdığına karar verdi. Uzmanlar da Ganni’nin ayakkabının yalnızca işlevsel bir üründen daha fazlası olduğu iddiasını destekleyerek telif hakkı korumasını hak eden orijinal bir yaratıcı çalışma olduğunu belirtti ve iki tasarımın genel izleniminin çok benzer olması nedeniyle Steve Madden’in ayakkabısının potansiyel olarak tüketicileri şaşırtabileceğini söyledi.

Tüm bunların ışığında mahkeme, Steve Madden’in hem telif hakkı yasasının 2. maddesi hem de pazarlama yasasının 3. maddesi uyarınca Ganni’ye ait Buckle Ballerina üzerindeki haklarını ihlal ettiğini kanıtladığını belirtti. Bu kararla Steve Madden’in, Grand Ave ayakkabısını Danimarka’ya ithal etmesi, satması, pazarlaması ve ihraç etmesi yasaklandı.

4. Kararın Nedenleri ve Mahkemece Esas Alınan Değerlendirme Kriterleri

Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (“ABAD”) Cofemel kararının telif hakkı ve moda ile ilgili endüstrinin yasal düşüncesini değiştirmesinden sonra mahkemece verilen bu kararda, tasarımın özgünlüğü ve ayakkabının tasarımcının özgür ve yaratıcı seçimlerinin sonucu olması gerçeği ile tasarımın pazar konumu, tüketici nezdinde yeri ve ayırt ediciliği gibi birkaç farklı faktör de incelenmiştir. Mahkemece kararın nedenleri;

  • Buckle Ballerina’nın Özgünlüğü: Mahkeme, ayakkabının tasarımındaki özgün öğeler, renklerin kullanımı ve genel görünümün diğer benzer ayakkabılardan farklı olduğunu belirterek, bu ayakkabının telif hakkı ile korunabilecek bir eser olduğunu kabul etmiştir.
  • GRAND AVE’nin Taklidi: Mahkeme, GRAND AVE ayakkabısının Buckle Ballerina‘ya çok benzemesi, aynı tasarım öğelerini kullanması ve tüketicileri yanıltıcı olması nedeniyle, bu ayakkabının telif hakkı ihlali oluşturduğuna karar vermiştir.
  • Marka Hakları: Mahkeme ayrıca, Buckle Ballerina ayakkabısının piyasada tanınan bir marka haline geldiğini ve tüketiciler tarafından GANNI ile özdeşleştirildiğini belirterek, marka haklarının da ihlal edildiğini tespit etmiştir.

 5. Tüketici Nezdinde Durum: Taklit, Muadil ve İlham

Ganni A/S’de grup genel danışmanı ve Ganni SAS’ta genel müdür olan Louise Koustrup’un “TikTok’ta içerik üreticilerin müşterilere neden Ganni ayakkabısının yerine Steve Madden ayakkabısını almaları gerektiğini açıklayan birçok video izlediği” yönündeki beyanı kanaatimizce uyuşmazlıktaki en can alıcı ve üzerinde konuşulması gereken nokta olmuştur. Uyuşmazlığa konu iki ayakkabıya dair sosyal medya platformlarında pek çok içerik üretilmiştir. Sosyal medyadaki bu video ve paylaşımlarda değinilen en önemli konu Steve Madden ayakkabılarının Ganni tasarımının yanında yarı fiyatına satılması olmuştur. Bu husus Ganni açısından büyük bir sorun oluşturmaktadır, çünkü tüketiciler daha ucuz alternatifleri bulduklarını gördüklerinde Buckle Ballerina ayakkabısını almamışlar ve bu durum Ganni’nin satışlarını olumsuz etkilemiştir.

Ganni tarafından uyuşmazlıkta bu hususa değinilmesi de son derece önemlidir. Nitekim sosyal medyanın halihazırda tüketim alışkanlıklarını değiştirdiği, markalar için en büyük reklam alanı haline geldiği, tüketicilerin geri dönüşlerini alabildikleri bir mecra olduğu ve satışların büyük kısmının tüketicilerin sosyal medyadan etkilenerek yaptığı düşünüldüğünde TikTok, Instagram gibi sosyal medya platformlarında bu ayakkabılara yer verilmesinin satışlarda büyük etki yapacağı da açıktır.

Özellikle TikTok’ta bu iki ayakkabıya ilişkin pek çok video paylaşılmış, içerik üreticileri tarafından her iki ayakkabının karşılaştırıldığı görülmüştür. Ancak videolarda, Steve Madden ayakkabıları için tüketiciler nezdinde yapılan betimlemeler son derece dikkat çekicidir. Nitekim bazı kullanıcılar Madden ayakkabılarını Ganni’nin Buckle Ballerina ayakkabısına “dupe” (muadil) olarak nitelendirirken bazıları ise bu durumu “Steve Madden’in Ganni’den İlham alan (inspired) Ayakkabıları” olarak değerlendirmiştir.


Öte yandan çok küçük bir kesim ise bu durumun neden yasal olduğu konusunu tartışmış ve Steve Madden’i “copycat” (taklitçi) olarak nitelendirmiştir.


Sosyal medyada ayakkabıların bu şekilde konuşulmasının neticesinde tüketici nezdinde Steve Madden ayakkabıları, Ganni’ye “muadil” olarak görülmüş ve Ganni yerine Steve Madden’in alınması yönünde bir eğilimin oluşturulmasına neden olmuştur. Buna en büyük etkenin ise Steve Madden ayakkabılarının Ganni modeliyle ayırt edilemeyecek kadar benzer oluşu ve fiyatının neredeyse 1/3’ü kadar olması gösterilmektedir.

Kanaatimizce bu durum taklitçiliğin ve fikri mülkiyet ihlallerinin marka ve tasarımcıya verdiği zararı gözler önüne koyan en somut örneklerden biridir. Dünya çapında artan enflasyon ve ekonomik krizler ile alım gücündeki azalış, insanları daha ucuza yönlendirmeye başlamış ve tasarımcı ürünlerini satın alamayan tüketici, tasarımların taklit veya daha masum bir söyleyişle “muadil” hallerini satın almaya yönelmiştir. Sosyal medyanın etkisiyle bu muadil ürünlere olan yaklaşım daha da artmış ve muadil olarak adlandırdıkları ürünlere taklit ürünlerden farklı olarak yumuşak bir bakış yöneltilmiştir. Ancak tıpkı uyuşmazlığa konu Steve Madden ayakkabıları gibi, tüketiciler tarafından “muadil” olarak adlandırılan bu tarz ürünlerin büyük kısmının taklit ürünlerden bir farkı olmayıp muadil kelimesi günümüzde taklidin masum adı olarak kullanılır hale gelmiştir. Muadil her ne kadar denk, eşit ve eşdeğer demek olsa da bahse konu ürünlerin tescilli, orijinal tasarıma denk olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Bu sebeple günümüzde muadil olarak adlandırılan ürünlerin tasarım ve fikri mülkiyet hakkı ihlaline sebep olduğu, üzerinde logonun bulunmamasının o ürünü “taklit” olmaktan çıkarmadığını belirtmekte fayda vardır.

Şeyma ÖZSOBACI

Eylül 2024

seymaozsobaci@gmail.com


KAYNAKÇA

İncelenen Kararın Danca Orijinal Metni:Sø- Og Handelsretten Kendelse Afsagt Den 9. August 2024 Sag Bs-25562/2024-Shr Gannı A/S V Steve Madden Ltd. og Steve Madden Europe B.V.  https://domstol.fe1.tangora.com/Domsoversigt.16692/BS-25562-2024-SHR.2544.aspx

İncelenen Kararın İngilizce Metni: Maritime and Commercial High Court of Denmark Ganni A/S v. Steve Madden Ltd., et al., BS-25562/2024-SHR https://www.thefashionlaw.com/ganni-a-s-v-steve-madden-ltd-et-al-judgment/

Kullanılan fotoğraflar: 1. https://www.dr.dk/nyheder/penge/dansk-toejmaerke-vinder-retssag-over-gigant-forbydes-saelge-kopisko

                        2. https://www.thefashionlaw.com/ganni-beats-out-steve-madden-in-case-over-copycat-shoe/              

                        3. Tiktok paylaşımını yapan kullanıcı adı: @itsyourgirlsamanthaa

                        4. Tiktok paylaşımını yapan kullanıcı adı: @studiocloclo

                        5. Tiktok paylaşımını yapan kullanıcı adı: @connie.mp4

                        6. Reddit paylaşımını yapan kullanıcı adı:  @momssspaghetti321

                        7. Reddit paylaşımını yapan kullanıcı adı:  @sprayedice

“About Steve Madden” (E.T. 15.09.2024) https://www.stevemadden.com/pages/about-steve-madden

“Dansk Tøjmærke Vinder Retssag Over Gigant: Forbydes At Sælge Kopisko”, (E.T. 12.09.2024) https://www.dr.dk/nyheder/penge/dansk-toejmaerke-vinder-retssag-over-gigant-forbydes-saelge-kopisko

“Gannis Ballerinako Sikrer Ophavsretlig Beskyttelse: Amerikansk Skogigant Har Fået Forbud Mod At Sælge Den Populære Ballerinako” (E.T. 10.09.2024) https://tvc.dk/nyheder/gannis-ballerinako-sikrer-ophavsretlig-beskyttelse-amerikansk-skogigant-har-faet-forbud-mod-at-saelge-den-populaere-ballerinako/

“Ganni Beats Out Steve Madden in Case Over “Copycat” Shoe” (E.T. 10.09.2024) https://www.thefashionlaw.com/ganni-beats-out-steve-madden-in-case-over-copycat-shoe/

Ganni Wins Case Against Shoe Giant Steve Madden” (E.T. 10.09.2024) https://www.bechbruun.com/en/highlights/ganni-wins-case-against-shoe-giant-steve-madden

“The Rise Of Steve Madden And Dupe Culture” (E.T. 08.09.2024) https://www.brandvm.com/post/steve-madden-dupe-culture

BİRLEŞİK KRALLIK MAHKEMELERİNİN TASARIM BENZERLİĞİNİ DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ


Farklı yaratımlar veya bize iyi hissettiren oluşumlar veya etkili olduğunu düşündüğümüz unsurlardan etkilenmeden sıfırdan yaratmak ve tasarlamak her zaman da kolay değil. Gelişmenin; mevcut olanın/geçmişin üstüne koymak olduğu düşünüldüğünde bu aslında olağan da bir durum. Nitekim fikri haklar dünyasında patentlere buluşun açıklanmasına karşılık 20 yıl süreli, tasarımlara ise 25 yıla uzatılabilen sınırlı bir koruma verilmesi de bu sebepten, bir süre korumaya karşılık geçmişten gelenin kullanılmasına imkan sağlayabilme düşüncesinden. Bu korumanın sınırı tasarımlar bakımından yeni, kamuya ilk kez sunulmuş, ayırt edici ve genel hatlarıyla başka tasarımdan farklı olma gibi kriterler ile çizilmekle birlikte; ortada sübjektif niteliği yüksek bir unsur olduğundan, değerlendirme safhası da her zaman kolay olmamaktadır. Nitekim tasarım ihlalinin meydana geldiğinin tespiti halinde, -talebe göre- tazminat ödeme yükümlülüğü de ortaya çıkmakta ve özellikle yoğun satışı olan ürünlerde bu tazminat miktarı firmaları -çok ciddi- maddi zorluklara sokabilecek boyutlarda olabilmektedir. Bunu yakın tarihli ve dünyanın pek çok yerinde ses getiren bir karar kapsamında değerlendirmek gerekirse;

Ülkemizde giyim alanında faaliyet gösteren Marks and Spencer Plc (“Marks & Spencer”) Birleşik Krallık’ta modanın yanında yiyecek-içecek sağlanması ve ev tekstili gibi çok yönlü bir alanda faaliyet göstermekte, bu kapsamda kendi yaratımı olan ürünleri de piyasaya sunmayı önemsemektedir. Aldi Stores Limited (“Aldi Mağazaları”) ise yurt dışında yaygın olarak bilinen bir süpermarket zinciri olup, o da geniş bir tüketici kitlesine ulaşmakta ve kendi ürünlerini tüketici ile buluşturmayı önemsemektedir. Bu açıdan bakıldığında, firmaların birbirine rakip durumda olduğu şüphesizdir. Aynı sektörde faaliyetler göstermelerinin ve rakip olmalarının, sektör gereği tüketici kesiminin de geniş ve ortalama dikkat düzeyinde kabul edilmesinin etkisiyle, bu tür firmaların “basiretli tacir” gibi davranma yükümlülükleri daha da yoğun bir şekilde kendini hissettirmekte ya da en azından beklenmektedir.

Marks & Spencer 2020 Noel döneminde kullanmak üzere -aşağıda şekil 1’de detayları verilen- şişeleri tasarlamış ve cin bazlı likörler üzerinde kullanmaya başlamıştır. Piyasada “light-up Christmas gin bottles” olarak da bilinen şişelerin tabanı açıldığında şişenin içindekileri aydınlatan bir LED ışık bulunmakta ve şişedeki likör, şişe çalkalandığında sıvı içinde asılı kalan altın pullar içermektedir. Tescil edilen tasarımlar da sadece şişeden ibaret olmamakta; şişenin kapağını, ışıltıların olduğu halini, farklı versiyonlarını ve ayrıca şişe üzerindeki dizaynları içermektedir:


Aldi ise 2021 yılının sonunda, Marks & Spencer’ın iddiasına göre onların şişe tasarımına çok benzer olan ışıklı bir şişede altın pullar içeren cin likörleri satmaya başlamıştır. Mandalina ve böğürtlen olarak iki aroması olan likörler bu aromalara göre iki farklı şişede satılmaktadır -şekil 2-:


Aldi Mağazaları’ndaki bu kullanımları göre Marka & Spencer, söz konusu şişelerin/ şişe tasarımlarının kendi tasarımlarına tecavüz ettiği iddiası ile Birleşik Krallık nezdinde tecavüz davası açmıştır.

Dava kapsamında Marks & Spencer’ın talebini değerlendiren mahkeme, tabii ki sadece tasarımları değerlendirmekle kalmamış, öncesinde temel değerlendirme kriterlerine de değinmiştir. Bu kapsamda, -çeşitli emsal kararlara atıflar yapılarak- aşağıdaki, tasarımlar arası benzerlik değerlendirme kriterlerinin üzerinden geçilmiştir:

• Tasarımlar, tasarım sahibinin imkanları ve bağlantılı olarak tasarımcının niyeti ile değil, tasarımın somut unsurları dikkate alınarak objektif olarak yorumlanmalıdır.
• Bir tasarımın objektif kriterlere bağlı olarak yorumlanması ise tamamen mahkemenin meselesidir. Bu, genel yorumun aksine, konuya bilgilenmiş kullanıcının gözünden bakan mahkemenin görevi değildir. Özellikle de, ulusal kullanıcıların ilgili şekillerin kavramsal niteliğini farkında olmasının beklenmesi için özel bir sebep yoksa, incelemenin “bilgilenmiş kullanıcının gözünden” yapılması beklenmemektedir.
• Tasarımın yorumlanmasında, tescilli tasarımla korunduğu belirtilen ve tasarım sahibi tarafından üretilen ürünler dikkate alınmamalıdır, bunlar birbirinden bağımsızdır.
• Bir tasarımın noktalı çizgiler, gri tonlamalar gibi unsurlardan oluşması haliyle, bir fotoğraftan oluşması halinde yapılacak incelemede farklılıklar vardır ve hemen hepsi emsal kararlar ile de ortaya konulmaktadır.

Tasarım hakkının ihlaline ilişkin hususlarda ise mahkemenin aşağıdaki unsurları dikkate alması gerektiği belirtilmiştir:

a. Tasarımların uygulanması amaçlanan ürünlerin hangi sektöre ait olduğuna karar vermek.
b. Bilgilenmiş kullanıcıyı tanımlamak ve bununla paralel olarak bilgilenmiş kullanıcının önceki tekniğe ilişkin farkındalık derecesine ve tasarımların -mümkünse doğrudan- karşılaştırılmasında dikkat düzeyine karar vermek.
c. Tasarımı geliştirirken tasarımcının sahip olduğu serbest hareket alanını ve oranını belirlemek.
d. Tasarımların yalnızca teknik gerekliliğin sonucu olarak ortaya çıkan özelliklerini, tasarımlar arası karşılaştırma sırasında dikkate almamak.
e. Bilgilenmiş kullanıcının, kimi durumlarda benzerliklere veya farklılıklara farklı önem dereceleri atfederek ilgili tasarımların öğeleri arasında ayrım yapabileceğini; bunun, ürünün ilgili kısmının pratik önemi, kullanımda ne ölçüde görüleceği veya diğer hususlar da dikkate alınarak gerçekleşebileceğini göz önünde bulundurmak.

Mahkeme tarafından sayılan bu başlıklar öylesine birer ilke olarak sayılmakla kalmamış, her biri bakımından ayrı ayrı detaylı inceleme yapılmıştır. Yani aslında, her bir unsur üzerinden konu ayrı ayrı ve detaylıca incelenmiş, bu şekilde hem hukuk ilkelerine uygun objektif değerlendirme yapılması hem de Marks & Spencer’ın iddialarını hem de Aldi Mağazaları’nın karşı argümanlarını karşılar bir sonuca ulaşılması amaçlanmıştır. Bununla birlikte, burada mahkemenin görevinin, önceki tekniğe en yakın olanı tespiti etmek ve ardından da davalı yanın tasarımın önceki tekniğe mi yoksa davacının tescilli tasarımına mı daha yakın olduğuna karar vermek olmadığı, nitekim yüzlerce tasarım karşısında, mahkemenin de değerlendirmesinin sınırlı olabileceği ayrıca vurgulanmıştır.

Mahkemenin inceleme sonucuna geçmeden önce, sizlerin değerlendirmesini de almak isteriz! Aşağıdaki karşılaştırması da verilen tasarımlar, yukarıdaki ilkeler kapsamında, sizce benzer mi ve burada tasarım hakkının ihlali söz konusu mu? Siz mahkeme olsanız ne yönde karar verirsiniz?


Mahkeme tarafından yapılan inceleme ve tasarımların genel gösterimlerin karşılaştırılması sonucunda ise; şişeler arasında birden çok farklılık olduğu ve fakat ortak özelliklerinin de çok olduğu, söz konusu farklılıkların ise genel izlenimi çok etkilemeyen nispeten küçük farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Önemlidir ki, Aldi Mağazaları’na ait şişeler üzerinde markanın yer alması ve fakat Marks & Spencer’ın şişelerinin üzerinde yer almaması -beklendiği üzere- kararı etkilememiştir.

Sonuç olarak tasarımın ihlalinin olduğuna karar verilmiştir. Daha detaylı bilgi için, söz konusu karara bu link üzerinden ulaşılabilir.

Bilindiği üzere tasarımlar açısından yapılan değerlendirmeler markalara göre daha zorlu olabilmektedir. Zira tasarımın objektif anlamında özgünlüğünün ya da esinlenme sınırının belirlenmesi her zaman kolay olmamaktadır. Bu mahkeme kararı da bu anlamda özellikle değerli görünmektedir. Nitekim, hem genel-geçer tasarım değerlendirmelerinin nasıl yapılacağına değinilmiş hem de uygulamada bunun her bir unsur bakımından kalem kalem inceleme şeklinde yapılması gerektiği ortaya konulmuştur. Özellikle somut olaydaki şişelerin tasarımlarının aslında birebir aynı olmadığı dikkate alındığında, bu mahkeme kararı -temel tasarım benzerlik kriterlerini değerlendirme noktasında- oldukça faydalı görünmektedir.

Büşra BIÇAKCI

busrasbicakci@gmail.com

Mart 2023

TÜRKPATENT, İTALYA’DA OLANLAR ve KOLERA GÜNLERİNDE AŞK

 

Dünden beri Fikri Mülkiyet dünyamızda olanlar malum, önce “Kurumumuz” lağvedildi ve doğal olarak hepimiz şok geçirdik. Ben bu sabah erkenden içimde koca bir boşluk ve tuhaf bir duyguyla uyandım; 20 küsur yıldır her gün iletişimde olduğum, yaşamımın temel taşlarından biri olan, TÜRKPATENT yok mu olmuştu yani? Sabah bütün rutinlerim aynıydı, ama sanki hiçbir şey de aynı değildi… Matrix efekti…

Sonra bu sabah dakika dakika takip ettik ki Kurum hala hayatımızda (muhtemelen) , ama tabi gelecek günler bize neler getirecek onu da bilemiyoruz…

Şimdi size İtalya/Milano’da verilmiş bir karardan bahsetmek istiyorum.

Efendim? Biz neyle uğraşıyoruz sen ne diyorsun mu dediniz? Duymuyor muyum, bilmiyor muyum ben neler olduğunu acaba? Neyim var benim? Yurtdışında ne olduğundan şu an bize ne mi dediniz? E iyi, tamam o zaman, bırakalım her şeyi oturup kalalım yerimizde. Tamam isteyen öyle yapsın, ama ben yapmayacağım; TÜRKPATENT’in durumunu takip etmeyi bırakmayacağım—bırakamam ki zaten–,  ama bir yandan atıl da durmayacağım.

Ne demiştim? Tamam, Milano’da verilen karar….

Bu kararda geçen şirketleri hepiniz tanıyorsunuz  aslında; davacı OTB  Group (OTB, “ONLY THE BRAVE” yani “SADECE CESUR OLAN” kelimelerinin kısaltması), OTB’nin bünyesinde DIESEL, MARNI, VIKTOR&ROLF gibi bilinen markalar var.

Davalı ise meşhur Zara mağazalarının/markasının sahibi İspanyol orjinli Inditex şirketi.

2015 senesinde OTB, INDITEX’e Milano’da dava açıyor ve diyor ki ; benim DIESEL markası altında sattığım ve “Skinzee-sp” adını verdiğim skinny jean pantolonlarım için Topluluk Tasarım Tescilim var, ayrıca MARNI markası altında sattığım ve “Fussbett” adını verdiğim sandaletlerim için TESCİLSİZ tasarım hakkım var. Inditex bu ürünlerimi/tasarımlarımı kopyalayıp üretti ve Zara mağazalarında sattı. Bu hukuka aykırı eylemlerinden dolayı Inditex bana şimdilik 50.000-Euro tazminat ödesin, tecavüz eylemleri de durdurulsun. Tazminat hesabı yapılırken İtalya’da yapılmış olan satışlar yanında bütün AB ülkeleri genelinde yapılan satışlar da göz önüne alınsın.

OTB’nin bahsettiği ürünlerin görselleri şöyle:

 

 

Inditex bunun üzerine diyor ki:

Benim üretip sattığım sandaletlerle Marni’nin Fussbett adını verdiği sandaletler arasında esaslı farklılıklar var.

OTB’nin tescil ettirdiği skinny jean tasarımı hükümsüz kılınsın çünkü orijinal değil-ayırt edici karakteri yok.

Ayrıca ben merkezi İspanya’da olan bir şirketim, İtalya’da bulunan bir Mahkeme benim aleyhime tazminata hükmedemez. Bir diğer manada Inditex diyor ki; Milano Mahkemesi’nin bana karşı tazminata hükmetme konusunda yetkisi yok.

2015’den beri devam eden bu davayı kim kazandı; OTB!. Milano Mahkemesi kararında dedi ki:

Skinny jean için yapılan tasarım tescili geçerlidir (hükümsüzlük talebini reddediyorum). Moda sektörünün doğası gereği aynı karakterde birçok ürün üretilebilir, işte zaten bu sebepledir ki mevcutlardan ufak farklılıklar  dahi tescile hak kazanılması için yeterli olur.

Tarafların sandaletlerinin bütün karakteristik özellikleri o kadar aynı ki, bunları birbirinden ayırt etmek imkansız.

Inditex’in yaptığı tecavüzdür.

Inditex’in davada bahsi geçen pantolonları üretmesini-pazarlamasını-satmasını durduruyorum, bu malları hemen piyasadan toplatmasına hükmediyorum. Eğer bu kararımdan sonra tecavüz oluşturan ürünleri satmaya devam ederse Inditex’in sattığı her bir ürün için 200-Avro ödemesine karar veriyorum. (Yazarın notu; Tedbir kararı sadece pantolonlar için çünkü OTB’nin tescilsiz sandalet tasarımına ilişkin hakkı 2017’de sona ermiş, o yüzden sandaletler için uygulanmıyor.)

Ayrıca benim bu davada yetkim var

Tabi ki karara karşı Temyiz yolu açık ve çok büyük ihtimalle Inditex şimdi temyize hazırlanıyor. Bakalım ne olacak.

Ama bu aşamada dahi karar önemli bence, çünkü bu karar Fikri Mülkiyet hakkı ihlallerinde Avrupa genelinde Mahkemelerin -kendi ülkelerinde merkezi bulunmayan şirketler hakkındaki- tecavüze dayalı tazminat davalarını görebilecekleri ve tazminata da hükmedebilecekleri anlamına geliyor. Yani hakların daha geniş perspektiften korunmasına imkan tanıyor.

Bizim açımızdan bir önemi var mı? Türk şirketleri öyle bir şey yapmaz ama varsayımsal olarak hadi yaptı diyelim, yani ihlal doğuran bazı tasarımları, mesela Türkiye’de üretip, Avrupa’da sattı/satmayı düşündü; o zaman bu şirketlerin bahsettiğim kararı dikkate almasında ve meseleyi takip etmesinde fayda var bence.

Bu yazıda “Kolera Günlerinde Aşk” nerede duruyor peki?

Samimi olmam gerekirse, başlığı yazarken beyin birden parmaklara bu kelimeleri de yazması talimatını verdi; fakat elbette ki öyle olmasının altında bir sebep var… Edebiyatta “büyülü gerçeklik” akımının öne çıkan figürlerinden olan, Kolombiyalı yazar, Gabriel Garcia Marquez’in bu isimdeki kitabını okumuş olanlar bilecektir;  kitaptaki öyküde Marquez acının yanında insani mizahı hiç gözardı etmez. Yani öyküde acı vardır ama diğer insani haller-durumlar-duygular da acı var diye ortadan yok oluvermez, hayat kendi çizgisinde akar durur….

http://www.iprdaily.com/article/index/14999.html

Özlem FÜTMAN

ofutman@gmail.com

Temmuz 2018

TASARIM DÜNYASI İÇİN ÖNEMLİ BİR İNGİLİZ YÜKSEK MAHKEMESİ KARARI: TRUNKI V KIDDEE

 

9 Mart 2016 tarihinde İngiltere Yüksek Mahkemesi’nin (The Supreme Court), Trunki ve Kiddee adı verilen iki çocuk bavuluna ilişkin verdiği karar tasarım hukuku açısından önemli bir nitelik gösterir. Her ikisi de üzerine binilip sürülebilen bu bavullardan Trunki ,Topluluk Tasarımı olarak tescil edilmişti. Kiddee ise daha sonra Trunki’nin rakibi olarak ortaya çıkmıştı. Yüksek Mahkeme dava neticesinde, Kiddee adı verilen bavulun davacının topluluk tasarımını ihlal etmediği hükmüne vardı.

Yüksek Mahkeme kararında özetle, davalının Kiddee Case adı verilen bavulunun, Trunki adı verilen davacı bavulundan farklı bir genel izlenim yarattığı konusunda Temyiz Mahkemesi’nin görüşüne katıldı. Mahkeme antenlere sahip bir böcek veya kulaklara sahip bir hayvan izlenimi veren Kiddee Case ile karşılaştırıldığında tescilli tasarımın genel olarak boynuzlu bir hayvan izlenimine sahip olduğu kanaatine ulaştı. Benim en çok ilgimi çeken kısımlardan biri, Hakim Lord Neuberger’un kararında Trunki’nin yaratıcısı Robert Law’un durumunu anlıyor olduğunu , zeki ve orijinal fikri için kendisini tebrik ettiğini ancak tasarım haklarının fikirleri değil, tasarımları korumak için mevcut olduğunu ifade etmesidir. Hakim’in tasarımcıya ilişkin takdirini böyle açık yüreklilikle ifade etmesinin hoş bir davranış olduğunu düşünüyorum. Davayı kaybetse de belki bu sözlerle Robert Law biraz olsun teselli bulmuştur!.

Davanın  geçmişi:

Robert Law’un şirketi Magmatic Limited, 2003’te, aşağıda gösterilen 6 adet Bilgisayar Destekli Çizim (CAD) formunda, gri tonlu, gölgelemeli ve belirgin ton kontrastlı bir Topluluk Tasarım Tescili (CDR) aldı.

 

 

2012’de Magmatic, aşağıda gösterilmiş olan ve  Kiddee Case adı verilmiş daha ucuz fiyatlı ancak  yine üstüne binilip sürülebilir bavulu ithal edip satmaya başlayan PMS International’a  karşı  Topluluk Tasarım Tescilinin  ihlal edildiği gerekçesiyle tecavüz davası açtı.

 

 

Yerel Mahkeme Magmatic lehine karar verdi. Ancak 2014’te Temyiz Mahkemesi, ilk derece Mahkemesi kararını bozup “Kiddee Case”in davacının tescilini ihlal etmediğini söyledi.

Temyiz Mahkemesi Yerel Mahkeme tarafından aşağıdaki 3 temel noktanın hatalı değerlendirildiğini belirterek kararı bozmuştu;

  • Yerel Mahkeme karşılaştırma yaparken  tescilli tasarımın boynuzlu bir hayvan olarak yarattığı genel izlenime gerekli ağırlığı vermemiştir,
  • Yerel Mahkeme tescilde yüzey süslemesinin bulunmadığını dikkate almamıştır (ki bu da boynuzlu hayvan izlenimini güçlendirmektedir),
  • Yerel Mahkeme tescildeki bavulun gövdesi ile tekerlekleri arasındaki renk farkını göz ardı etmiştir ve bu nedenle tescilli tasarımın sadece şekilden değil farklı renklerden oluşan bir tasarım olduğu olgusunu göz ardı etmiştir.

Bunun üzerine davacı Yüksek Mahkemeye başvurdu. Yüksek Mahkeme de incelemesini bu yukarıda belirtilen 3 temel nokta üzerinden yapmıştır.

Yüksek Mahkeme Hükmü

İlk husus hakkında

Boynuzlu hayvan görünümüne ilişkin ilk nokta açısından Yüksek Mahkeme Temyiz Mahkemesi ile aynı görüşü paylaşmıştır yani Yerel Mahkeme’nin tescilin sahip olduğu boynuzlu hayvan genel izlenimini doğru değerlendirmediği görüşündedir. Yüksek Mahkemeye göre Yerel Mahkeme Kiddee Case tasarımındaki antenleri ve kulakları da “boynuz benzeri” olarak nitelendirerek hatalı yorum yapmıştır ve kilit unsur olan genel izlenimden ziyade detay niteliğindeki özelliklere gereğinden fazla odaklanmıştır. Yüksek Mahkeme iki tasarımın yarattığı genel izlenimin çok farklı olduğu kanaatindedir – tescilli tasarım boynuzlu bir hayvandır ancak buna karşın davalının Kiddee Case tasarımı antenli bir böceği veya sarkık kulaklı bir hayvanı çağrıştırmaktadır.

İkinci husus hakkında

Kiddee Case tasarımında süslemelerin bulunması fakat tescilli tasarımda süsleme olmamasıyla ilgili bu ikinci tartışma açısından: Yüksek Mahkeme, tescilli tasarımda herhangi bir süsleme bulunmamasını  tescilli tasarımın yarattığı boynuzlu hayvan izlenimini güçlendirdiği konusunda Temyiz Mahkemesi ile mutabık kalmıştır.

Temyiz Mahkemesi aynı zamanda genel izlenimi büyük ölçüde etkilemesi nedeniyle davalının Kiddee Case tasarımı üzerindeki yüzey süslemelerini dikkate almamanın yanlış olacağını belirtmişti. Yüksek Mahkeme bu konuda her ne kadar Temyiz Mahkemesi ile mutabık olsa da, bunu ilk eleştiriyi güçlendiren görece önemsiz bir nokta olarak değerlendirdiğini görüyoruz.

Davacı Magmatic bunun önemli bir nokta olduğu iddiasındaydı ve süsleme yokluğunun hukuken tescilli bir tasarımın bir özelliği olup olmadığı konusunda öngörüş alınması için dosyanın ABAD’a sevk edilmesi talebinde bulunmuştur. Ancak Yüksek Mahkeme, bunun ABAD seviyesinde yoruma ihtiyaç duyulan bir nokta olmadığını belirterek talebi reddetmiştir.

Bunun yanında Yüksek Mahkeme, süslemenin yokluğunun prensip olarak tescilli tasarımın pekala bir özelliği olabileceğini örneğin sadelik veya minimalizmin tasarımın önemli bir yönü/görünümü olabileceğini belirtmiştir. Ancak Yüksek Mahkeme’ye göre konu davada süslemenin yokluğunun tasarımın bir özelliği olup olmadığı hususunun çok da önemi yoktur ve nitekim Temyiz Mahkemesi de buna odaklanmamıştır.

Üçüncü husus hakkında

Tescilli tasarımın iki tonlu renklendirilmiş olmasına ilişkin olan üçüncü husus hakkında Yüksek Mahkeme tescilli tasarımın tekerlek ve boynuzlarının öne çıkması ancak davalının Kiddee Case tasarımında ise tekerleklerin büyük ölçüde örtülü veya boynuzlarının gövde ile aynı renkte olması sebebiyle, tescilli tasarım ve Kiddee Case tasarımı üzerindeki renk zıtlıklarının farklı olduğu konusunda Temyiz Mahkemesi’ne katılmıştır. Dolayısıyla tescilli tasarım , Yerel Mahkeme kararının aksine, sadece spesifik bir şekli değil zıt renklerdeki (resimlerde gri ve siyah olarak gösterilmiştir) bir şekli kapsamaktadır. Bu nedenle tescilli tasarım ve Kiddee Case tasarımı  renkleri açısından da birebir karşılaştırıldığında aralarında çok net farklılıklar bulunduğu ortadadır.

Sonuç:

Neticede Yüksek Mahkeme’nin  Temyiz Mahkemesinin bozma kararını onadığını görüyoruz. Yüksek Mahkeme de, tıpkı Temyiz Mahkemesi gibi, bu davada tescilli tasarımın zıt renkteki gövde ve tekerleklere sahip boynuzlu bir hayvan biçimindeki bir bavuldan oluştuğu ve Kiddee Case tasarımının farklı bir genel izlenim yarattığı görüşünü kabul etti.

Bu hükmün tasarım dünyasının çarpıcı kararlarından biri olduğunu düşünüyorum. Bu karar üzerine, tasarımcılar benzer daha ucuz rakip ürünlerin piyasaya gireceği korkusuyla belki yenilikçi tasarımlar yapma konusunda enerjilerini düşürebilir.  Ancak kanaatimce bir yandan da karar tasarımlar tescil edilmeden evvel daha detaylı analiz edilerek en yüksek seviyede koruma nasıl sağlanabilir yönündeki arayışı yükseltecektir. Bir de tabii akla gelen bir soru da Magmatic tasarımını Bilgisayar Destekli Çizim (CAD) biçiminde değil, onun yerine çizgi çizim (line drawing) şeklinde tescil ettirmiş olsaydı acaba daha farklı bir sonuç alınabilir miydi? Ya da en azından daha geniş bir koruma sağlanabilir miydi?

Damla DUYAN

damladuyan@yahoo.co.uk

Temmuz 2018