Etiket: patent havuzu

Zorunlu Lisans ve Patent Havuzu Sistemlerinin Karşılaştırılması



1. Giriş

Gelişmiş toplumlar, 15. yüzyılda başlayan ve günümüzde de devam eden süreçte, teknolojik gelişmelerin en önemli dinamiğini oluşturan fikri ve sınaî buluşların devamlılığını ve kalitesini

artırmak amacıyla gerek hukuki, gerekse iktisadi anlamda birçok düzenleme geliştirmişler, hem ulusal hem de uluslararası alanda söz konusu düzenlemeleri kurumsal bir disiplin içerisinde sistematik hale getirme ihtiyacı duymuşlardır.[1]

Tarihi süreç içerisinde resmi anlamda fikri ve sınaî buluşların korunmasına yönelik olarak bilinen en eski uygulama 1474 yılında uygulamaya konulan Venedik Patent Kanunu’dur. Dünyada buluşların korunmasına yönelik ikinci hukuki uygulama da 1623 yılına ait İngiliz Tekel Kanunu’

dur. Bu kanunla patent süresi sınırlandırılmakta ve bu süre en fazla 14 yıl olarak belirlenmekteydi. 1623 Tekel Kanunu ile mülkilik ilkesi, yani kanunun yalnızca o ülke için geçerli olacağı ilkesi de getirilmişti.[2]

İngiliz modelinden yoğun bir şekilde etkilenmiş olan Amerikan patent sistemi de 1790 yılında kuruldu. Bağımsızlığını kazandıktan hemen sonra ABD, 1787 yılında yürürlüğe koyduğu Anayasasına, “faydalı teknoloji ve bilimlerin geliştirilmesini teşvik için… Parlamento… buluş yapanlara… belirli bir süreyle sınırlı olmak üzere münhasır haklar verecektir” hükmünü koydu ve bu hüküm gereği 1790 yılında “Patent Kanunu” yürürlüğe girdi.[3]

1791 yılında yürürlüğe giren “Fransız Patent Kanunu” ise buluşları incelemeksizin patent (buluş belgesi) verme esasına dayanmaktaydı. 1815 yılında Rusya, 1864 yılında İtalya ve 1877 yılında incelemeli patent verme ilkesini benimsemiş olan Almanya Patent Kanunları yürürlüğe girdi. Japonya’da ise buluşlar, 1885 “Patent Tekeli Kanunu” ile korunmaya başlandı.

O dönemin Fransız Patent Kanunundan olduğu gibi çevrilmiş olan “Osmanlı İhtira Beratı Kanunu” ise 1879 tarihinde yürürlüğe girdi ve bu kanun bazı değişiklikler yapılmak kaydıyla 1995 yılına kadar yürürlükte kaldı.[4]

Yukarıda görülebileceği üzere Patent hakları, soyut bilginin giderek önemli hale gelmesi ve bilginin ekonomik değerinin artması ile giderek önemli hale gelmiştir.

Sanayi Devrimi, ekonomik değer üretimini makineleşme ve endüstriyel üretim üzerine kurmuştur. Bu durumun sonucu olarak endüstriyelleşmeye ve ilgili kaynakların ulusal ve uluslararası düzeyde dağılımına hizmet edecek fikirlerin ve bu fikirlerin mekanik olarak ortaya konulmasının korunmasının önemi giderek artmıştır. Ayrıca fikri ve mekanik anlamda üretim faaliyetlerinde bulunacak kişilere maddi anlamda teşvik sağlayacak bir sistem inşası zorunlu hale gelmiştir.

Şekil 1 – 2020 senesinde en fazla patent  başvurusuna sahip 5 patent ofisinin 2011-2020 arasındaki toplam patent başvurularına göre patent başvuru yüzdeleri (WIPO IP Statistics Data Center)

Yukarıdaki verilerden anlaşılabileceği üzere dünya ekonomisinde önemli yere sahip ülkeler, aynı zamanda patent başvurularında da ilk sıradadırlar. Bu veriler şaşırtıcı değildir. Patentlerdeki teknik bilgiler, özellikle 21. yüzyılda bilgi merkezli haline gelmiş olan dünya ekonomisinin temel taşlarını oluşturmaktadır. Patentlerin içerdiği bilginin çeşitli sektörlerdeki aktörler tarafından hukuki sınırlar çerçevesinde kullanılması, ilgili devir ve lisanslama işlemleri ve özellikle son yıllarda gelişen Patent Analitiği metotlarının kullanılması ile patent verilerinden değer elde edilmesi konuları, ekonomik ve hukuki anlamda büyük önem arz etmektedir.

Patentlerdeki teknik bilgilerin ve ilgili lisans ve mülkiyet haklarının hukuki bir çerçeve içerisinde dağılımı, inovasyonu ve ekonomik anlamda değer üretimini tetikleyecek ve bilginin daha rahat bir şekilde ulaşılabilir olmasını sağlayacaktır. Bu dağılımın bireylerin haklarını, özellikle de mülkiyet hakkını ihlal etmeden gerçekleşmesi elzemdir. Bireylerin mülkiyet hakkı ve teknolojinin gelişmesi ve rekabetin sağlanması saikleri arasındaki dengeyi sağlamak için çeşitli modeller ve regülasyonlar geliştirilmiş ve ortaya konmuştur. Bu makalede bu regülasyon ve modellerden zorunlu lisans sistemi ve patent havuzları üzerinde durulacaktır.

2. Zorunlu Lisans Sistemi

Patent hakkı elde etmiş olanların güçlü yetkilerinin belli sınırları bulunmaktadır; bu sınırlardan biri de kuşkusuz, zorunlu lisans (compulsory license) uygulamalarıdır. Zorunlu lisans patent hakkı sahibini kısıtlayıcı niteliktedir. Zorunlu lisans uygulamasında, patent hakkı sahibinin isteği dışında, buluşun belirli bir süre kullanılmaması, patentler arasında bağımlılık, kamu yararı gibi sebeplerle bir lisans verme işlemi söz konusudur. Zorunlu lisans hükümleri uyarınca, devlet ve/veya üçüncü kişiler, patentlerden patent sahiplerinin rızası dışında yararlandırılır (SMK 129-137 maddeler). Zorunlu lisansa yetkili merci tarafından hükmedilir ve teknolojik ürün sahibi, bu ürün uyarınca üçüncü kişilere ilgili teknolojik ürün üzerinde lisans hakkı tanır. Çünkü; hakkın sadece üçüncü şahısları patenti kullanmaktan men etmek için kullanılması, hakkın amacına, rekabet hukuku ilkelerine ve kamu yararına aykırı görülmektedir.[5]

SMK 129. madde uyarınca zorunlu lisans kural olarak mahkemeden istenir, ancak patent sahibinin, patent kullanılırken rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı faaliyetlerde bulunması halinde ise Rekabet Kurulundan istenir. Öte yandan kamu yararı kapsamında SMK 132. maddeye göre zorunlu lisansa Bakanlar Kurulu karar vermektedir.[6]

SMK 131. madde, ilgili patentin kullanılmaması durumunda zorunlu lisans talebini kısıtlamamış, herkesin bu talepte bulunabilmesinin önünü açmış ve herkese bu hakkı tanımıştır. Patentler arasında bağımlılık ilişkisinin mevcudiyeti söz konusuysa bu talep sadece ilgili patentin sahibine tanınmıştır.

Kullanmama Sebebiyle Doğan Zorunlu Lisans Talebi Hakkı

SMK madde 130/2’ye göre, patentin verilmesi kararının Bültende yayımlanmasından itibaren üç yıllık veya patent başvurusu tarihinden itibaren dört yıllık sürelerden hangisi daha geç sona eriyorsa, o sürenin bitiminden itibaren ilgili herkes zorunlu lisans talebinin yapıldığı tarihte, patent konusu buluşun kullanılmaya başlanmamış olduğu veya kullanım için ciddi ve gerçek girişlerde bulunulmadığı ya da kullanımın ulusal pazar ihtiyacını karşılayacak düzeyde olmadığı gerekçesiyle zorunlu lisans verilmesini talep edebilir. Söz konusu durum, haklı bir neden olmaksızın, buluşun kullanımına aralıksız olarak üç yıldan fazla ara verildiği hallerde de uygulanır. [7]

İlgili hüküm şöyledir: “Patentin verilmesi kararının Bültende yayımlanmasından itibaren üç yıllık veya patent başvurusu tarihinden itibaren dört yıllık sürelerden hangisi daha geç sona eriyorsa, o sürenin bitiminden itibaren ilgili herkes zorunlu lisans talebinin yapıldığı tarihte, patent konusu buluşun kullanılmaya başlanmamış olduğu veya kullanım için ciddi ve gerçek girişimlerde bulunulmadığı ya da kullanımın ulusal Pazar ihtiyacını karşılayacak düzeyde olmadığı gerekçesiyle zorunlu lisans verilmesini talep edebilir. Söz konusu durum, haklı bir neden olmaksızın, buluşun kullanımına aralıksız olarak üç yıldan fazla ara verildiği hallerde de uygulanır.”

Rekabet edenler, zorunlu lisans talep ettiklerinde, patentin kullanımına henüz başlanılmaması ve patentin kullanımındaki gecikmenin haklı bir sebebi olmaması gerekçesine dayanacaktır. Asıl olan patentin kullanılması, sanayiye ve ticarete uygulanması olup, patentin zorunlu lisansa konu yapılabilmesi, patenti kullanmanın yaptırımıdır.[8]

Uygulamada patent sahiplerinin yatırıma girişme ve patenti korumada yaşadıkları tereddütler zorunlu lisans ila karşılaşma riskindendir. Yatırım ve üretim için hazırlık işlemleri, idari izinler, piyasa araştırması, üretim şartlarının ayarlanması zaman almaktadır. Bu gibi kararların verilmesi pazar şartları ve yapılarına göre değişen özellikler arz etmektedir. Eğer patent sahibi üretime geçmekte gecikmesini haklı sebeplere dayanarak açıklarsa, gecikmenin kendi kusurundan değil, müdahale edemeyeceği mercilerin işlemlerinden ileri geldiğini kanıtlarsa, zorunlu lisansın şartlar oluşmaz. SMK madde 130/1’e göre kullanımın değerlendirilmesinde pazar şartları ve patent sahibinin kontrolü ve iradesi dışındaki şartlar göz önünde tutulur. Mülga Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ise bu konuda sadece pazar şartlarının dikkate alınacağını öngörmekteydi. Patent konusu buluşun kullanılmasını engelleyecek nitelikte kabul edilen bu sebepler, patent sahibinin kontrolü ve iradesi dışındaki sebeplerdir. [9]

Patent Konularının Bağımlılığı

Rekabet, pek çok bileşeni olan zor bir denklem olabilir; üretime geçmek isteyen patent sahibi, patentinin önceki bir başka patente bağımlı olması halinde zorunlu lisans yoluna gidebilir. Ancak bunun için, patent konusu buluşun, önceki bir patentten doğan hakka tecavüz edilmeksizin kullanılmasının mümkün olmaması gerekir. Sonraki patent sahibinin, kendi patentinin önceki patentten daha değişik bir sınai amaca hizmet ettiğini veya kendi patentinin önemli bir teknik ilerleme gösterdiğini ispat etmesi şarttır. Ancak konunun bir de diğer yüzü bulunmaktadır; SMK madde 131’e göre bağımlılığı olan patent konusu buluşlar, aynı sınai amaca hizmet ediyor ve bağımlı patentlerden biri lehine zorunlu lisans veriliyor ise, zorunlu lisansa konu olan patentin sahibi de diğer patentin kullanılması için kendisi lehine zorunlu lisans verilmesini mahkemeden isteyebilir.[10]

Kamu Yararı

İdari bir kararla patent sahibinin zorunlu lisans muhatabı olması, mecbur tutulması mümkündür. İlgili Bakanlığın teklifi ile Bakanlar Kurulu’nun kamu yararını gerekçe göstererek bir buluşun kullanımını zorunlu lisans konusu yapmak yetkisine sahip olması, SMK’nın 132. maddesinde düzenlenmiştir. Patent konusu buluşun kullanımının millî savunma veya halk sağlığı bakımından

önemli olması halinde, Milli Savunma veya Sağlık Bakanlıklarının görüşü alınarak ilgili Bakanlıkça teklif hazırlanır. Millî savunma bakımından önemli olması dolayısıyla, zorunlu lisans verilmesine ilişkin karar, buluşun bir veya birkaç işletme tarafından kullanılması ile sınırlandırılabilir. Kamu yararının varlığı şu durumlarda kabul edilir:

• Kamu sağlığı veya millî savunma nedenleriyle buluşun kullanılmaya başlanılması, kullanımın artırılması veya genel olarak yaygınlaştırılması veya yararlı bir kullanım için ıslah edilmesi büyük önem taşıyorsa;

• Patent konusu buluşun kullanılmamasının veya nitelik veya miktar bakımından yetersiz kullanılmasının ülkenin ekonomik veya teknik gelişmesi bakımından ciddi zararlara sebep olacağı hallerde. [11]

Mahkemeye Başvuru

Zorunlu lisans başvuruları, SMK madde 129 uyarınca şartları karşılayan ilgili herkes tarafından yetkili mahkemede yapılabilir. SMK’da hangi mahkemenin yetkili olduğu açıkça belirtilmemişse de, işin niteliği gereği patent sahibinin mukim olduğu yerde mevcut ihtisas mahkemesi veya HSK kararı ile görevlendirilmiş belli Mahkemeyi yetkili kabul etmek gereklidir. [12]

Mahkeme, ancak objektif nitelikteki teknik veya ekonomik sebepleri, patentin kullanılmaması için “haklı sebepler” olarak değerlendirir. Bunların patent sahibinin kontrolü ve iradesi dışında olması şarttır. Örneğin; üretim için alınması gereken ruhsatların idari işlem, test ve araştırmaların uzun sürmesi nedeniyle gecikmesi ve bu gecikmede patent sahibi veya temsilcilerinin rolünün bulunmaması gereklidir.[13]

Genel olarak bakıldığında, zorunlu lisans sistemi mevzuatımızda kapsamlı bir şekilde düzenlenmiştir. Aynı şekilde dünya genelinde de bu sistemin uygulandığını söylemek yanlış olmaz.[14] Ancak tek başına zorunlu lisans sistemi, patentler açısından inovasyonu ve sağlıklı bir rekabet ortamını desteklemeye yetmemektedir. Zorunlu lisans sistemi, kullanmama ve patentlerin bağımlılığı durumunda oldukça nadiren kullanılmalı, asıl olarak kamu yararı çerçevesinde, özellikle de ilaçlar ve tıbbi ürünler söz konusu olduğunda tercih edilmelidir.  Zorunlu lisans sisteminin sıkı bir şekilde uygulandığı durumlarda pazardaki bireyler, patent stratejilerine başvurmayı ve patent haklarına erişememekten dolayı ortaya çıkan problemlere kendi içlerinde, organik bir çözüm getirmeyi daha az tercih edeceklerdir.

3. Patent Havuzları

Türkiye’nin gelişen ekonomisinde fikri mülkiyete ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Özellikle teknoloji alanında Patent ve Faydalı Model başvuruları bu duruma örnek verilebilir. Ancak bu durum, bazı dezavantajları da yanında getirmektedir. Özellikle “Patent Çalılığı” (Patent Thicket) durumu, dezavantajların başında gelmektedir. Patent sayısının artması, yeni patent alımlarında tecavüz riskini de arttırmakta ve bunun sonucu olarak buluşçunun lisans alma ve dava masraflarını da katlanılamaz biçimde arttırmaktadır. Bu durum ise AR-GE faaliyetlerinin önünü kesmekte ve belirli patent sahiplerini tekelleştirmektedir. Bu durumu engellemek için getirilen Zorunlu Lisans düzenlemesinin fazlaca kullanılması ise devletin “kamu yararı” adı altında patent hakkına müdahalesinin önünü açmakta, patent sahibini dezavantajlı konuma düşürmektedir. 

Zorunlu lisans düzenlemesi yerine alternatif olarak hem önceki patent sahiplerinin hem de       AR-GE faaliyetlerinin yararına olacak bir model ortaya konulabilir. Ülkemizde pek yaygın olmayan ancak özellikle ABD’de kullanılan “Patent Havuzu” modelinin ülkemize getirilmesi ve tanıtılması, hem hold-out problemi gibi çeşitli problemlere bir çözüm sunacak hem de zorunlu lisans gibi müdahalelerin gerekliliğini ortadan kaldıracaktır. Ayrıca patent havuzları, bilginin, özellikle bu bağlamda patent ve fayda modellerin biriktirilmesini ve rahat bir şekilde çeşitli paydaşlara lisanslanmasını sağlayacak, ülkemizde gelişmekte olan Start-Up ekosistemini ise ekonomik rekabete zarar vermeden işbirliğine yöneltecek ve her iki tarafın kazançlı çıkmasını sağlayacaktır.  

Patent havuzları, havuzdaki sınaî mülkiyet haklarını bir bütün olarak ya da daha küçük gruplar halinde, havuzun taraflarına ya da çoğunlukla üçüncü kişilere lisans olarak vermekte ve bu hakları yönetmektedir. Patent havuzları; üretim yapmayı amaçlayan taraflar bakımından, ürünün üretilebilmesi için gerekli patentlerin sahipleriyle ayrı ayrı anlaşma yapmak zorunluluğunu ortadan kaldırmakta, yüksek işlem maliyetlerini düşürmekte ve üretim yapmayı rasyonel hale getirmektedir. Aynı şekilde, ürünlerin üretilebilmesi için gerekli olan teknolojilere tek bir noktadan erişim sağlama gibi fonksiyonlar icra etmektedir. [15]

Patent havuzları; olası ve aşırı maliyetli ihlal davalarının önüne geçilmesi, üyeler arasında AR-GE faaliyetlerinden kaynaklanabilecek risklerin paylaşılması, ilgili teknolojilere bir noktadan erişim sağlanarak üretimin teşvik edilmesi ve teknolojinin yayılması gibi etkinlik doğurucu özellikler taşımalarına karşın; havuza dahil edilecek teknolojilerin niteliğine göre rekabetin kısıtlanması, fiyat tespiti, havuza konu ürünlerin arzının kısıtlanması, rekabete hassas bilgi değişimi, lisans verilmesinin reddedilmesi ya da kısıtlayıcı koşullar içeren lisansların verilmesi, piyasaya girişin zorlaştırılması, alt ürün piyasalarında rekabetin kısıtlanması, üyelerin havuz kapsamında elde ettikleri piyasa gücünün kötüye kullanılması gibi rekabet engelleri de yaratabilen mekanizmalardır. Dolayısıyla patent havuzlarının rekabete zarar vermelerinin önlenmesinde ve etkinlik yaratan bir sistemin sağlanabilmesinde rekabet otoriteleri odak noktada bulunmaktadır.[16]

Patent havuzu, çeşitli teknolojilere sahip olan tarafların, söz konusu teknolojileri bir paket halinde lisansladıkları anlaşmalardır. Anderwelt ise patent havuzlarını, patent sahiplerinin ellerindeki inhisarı patent haklarından feragat ettikleri karşılıklı anlaşmalar olarak tanımlamaktadır. Belli bir patent stokunun münhasır haklarının üçüncü taraflarla karşılıklı olarak ortak kullanımını sağlayan, iki veya daha çok hak sahibi arasında yapılan sözleşmeye dayalı düzenlemelere patent havuzu denilmektedir. Başka bir tanıma göre ise patent havuzu iki veya daha fazla patent sahibinin, anlaşma konusu patentlerini toplulaştırarak birbirlerine ve üçüncü taraflara lisansladıkları düzenlemelerdir. Merges ise tanımlamasında hakların devredildiği yönetim birimine atıfta bulunulmakta, patent havuzunu iki veya daha fazla patent sahibinin ayrı bir yönetim birimi kurarak belirlenmiş patent haklarını söz konusu yönetime devrettiklerinde, ortaya çıkan düzenleme olarak tanımlamaktadır.[17]

Patent havuzlarının genellikle ABD’de yaygın olması ve ilk patent havuzunun ise yine bu ülkeden çıkması ise üzerinde durulması gereken bir durumdur. Devletin ekonomiye müdahalesinin istenmediği, merkeziyetçilikten uzak ve birey merkezli bir sosyal yapıya sahip olan ABD’de zorunlu lisans sistemi yerine patent havuzlarının gelişmiş olması, şaşırtıcı karşılanmamalıdır. Her ne kadar bazı patent havuzları kamu eliyle kurulmuş olsa da[18], sonuçta yine de pazar içerisinde rekabet ve dayanışma teşvik edilmiş, kamunun mülkiyet haklarına müdahalesinden ise kaçınılmıştır. Zira kamu eliyle patent havuzu kurulması, mülkiyet hakkının bir tezahürü olan lisanslama hakkı ile ilgili bir zorunluluk doğurmaktan çok, bu hakkın kamunun ve bireylerin yararı için kullanılması adına hukuki bir sistem önerisi anlamına gelmektedir. Rekabet hukukundan doğan çekincelerin giderildiği ve adil rekabet koşullarının sağlandığı bir durumda bireylerin market içerisinde doğan problemleri (patent çalılığı) otonom bir şekilde, devlet veya herhangi bir otoritenin etkisi altında olmadan, rekabeti destekler bir biçimde kendi kendilerine çözüme kavuşturmaları, uzun vadede serbest pazar ve rekabet kültürünün gelişmesinde olumlu bir rol oynayacaktır.

4. Sonuç

Fikri mülkiyet hukuku, özellikle de patent hukuku, hem ekonomik anlamda hem teknolojik anlamda inovasyonun tetiklenmesi açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Özellikle de ekonomik aktivitelerin ve inovasyonun desteklenmesinde ilgili fikri mülkiyet rejimi ve tercih edilen yapısal hukuki sistemler ve çözümler önemli bir yere sahiptir.

Kanımızca, patent havuzu ve zorunlu lisans sistemi karşılaştırıldığında, hem özel sektörün hem de kamunun patent havuzu ve çapraz lisanslama gibi özel sektörün içerisindeki aktörlerin kendi aralarında ilgili sorunlara çözüm üretebilmesini sağlayacak hukuki yapıların desteklenmesi, teşvik edilmesi ve kurulması, zorunlu lisans sisteminin uygulama alanını daraltacak ve özel sektör üzerindeki kamu etkisinin azalması ve sektörün bağımsızlaşması açısından olumlu bir etkiye sebep olacaktır.

Ancak bu durum, zorunlu lisans sisteminin tamamen ortadan kaldırılması anlamına gelmemektedir. Özellikle kamu yararının söz konusu olduğu durumlarda zorunlu lisans sisteminin gündeme gelmesi, tıbbi veya askeri konularda kamuyu etkileyecek sorunlara hızlı çözümler üretmek bağlamında oldukça olumlu olacaktır.

Sonuç olarak denilebilir ki, özel sektörün sınai mülkiyet haklarını ilgilendiren konularda ortaya çıkabilecek problemleri hukuki sistemlerle kendi içerisinde çözmesinde yarar vardır. Meğer ki bu durum, kamuyu doğrudan ilgilendiren, kamu yararını içeren ve hızlıca çözüme kavuşturulması gereken bir konu olmasın.

Ali Semih ÇAMKERTEN

Mart 2022

ascamkerten@gmail.com


DİPNOTLAR

[1] Gökovalı, U. & Bozkurt, K. (2006). FİKRİ VE SINAÎ MÜLKİYET HAKKI (FSMH) OLARAK PATENTLER: DÜNYA VE TÜRKİYE AÇISINDAN TARİHSEL BİR BAKIŞ . Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi , (17) , 135-146 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/musbed/issue/23522/250615

[2] Ibid,

[3] Ibid,

[4] Ibid,

[5] GÜNEŞ, İlhami; SMK Işığında Uygulamalı Patent ve Faydalı Model Hukuku, Ankara, 2019, s. 198

[6] Ibid,

[7] Ibid, s. 199

[8] Ibid, sf. 200

[9] Ibid

[10] GÜNEŞ, İlhami; SMK Işığında Uygulamalı Patent ve Faydalı Model Hukuku, Ankara, 2019 Sf. 201

[11] GÜNEŞ, İlhami; Sınai Mülkiyet Kanununda Zorunlu Lisans , Ankara, 2017, Sf. 53

[12] Ibid sf. 202

[13] Ibid

[14] https://www.iatp.org/sites/default/files/Intellectual_Property_Rights_and_the_Use_of_Co.pdf

[15] BAYRAMOĞLU, SEDA NURTAÇ. (n.d.). Rekabet Hukukunda Fikri Mülkiyet Haklarının Toplu Yönetimi: Patent Havuzları ve Standart Belirleme. Retrieved March 3, 2022, from https://www.rekabet.gov.tr/Dosya/uzmanlik-tezleri/122-pdf

[16] Ibid,

[17] Ibid, sf 9

[18] Manufacturers’ Aircraft Association(MAA)

COVID-19 Pandemisini Alternatif Evrende Düşünmek: SARS Patent Havuzu Girişimi

1. Patent Havuzları

Patent havuzu, patent sahiplerinin bir ya da daha fazla patent lisansını ayrı veya bağımsız bir yönetimi olan ve çoğunlukla tüzel kişiliği bulunan bir üçüncü kişiye bırakmalarını ifade etmektedir.

Patent sahiplerinden ayrı olarak bu tüzel veya gerçek kişi, havuzda bulunan hakları bir bütün olarak ya da küçük gruplara ayırarak lisans verirken; patent havuzundan lisans almak isteyen tarafla yapılan sözleşme, patent havuzu lisans sözleşmesi olarak adlandırılmaktadır. Patent havuzlarında paket lisans veya belirli standartlar için zorunlu patent listesinin lisansı verilmektedir. Bu lisans sözleşmeleri bağımsız bir kuruluş tarafından onaylanır ve ücretler eşit olarak belirlenir. Patent havuzlarının yönetiminde, havuzdaki patent sahiplerinden biri veya bağımsız bir üçüncü kişi bulunabilmektedir. Havuzu yöneten kişi havuzdaki patentlerin uygunluğu ve havuza dâhil olmak isteyen patent sahiplerinin patent tescillerinin uygunluğu hakkında karar verebilecektir. Havuz yöneticisinin, havuzdaki patent sahiplerinden seçilebilmesi mümkün olduğu gibi havuzda bulunmayan bir üçüncü kişi tarafından da seçilmesi mümkündür. Bu noktada, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun bağımsız bir uzmana önem atfetmektedir.  Bu kişi veya kuruluş, havuzdan bağımsız bir şekilde seçilerek çalışmalıdır ancak bağımsız bir uzmanın değerlendirmeleri adil olabilecektir. Havuz yöneticinin bağımsızlığı, patent havuzlarının antitröst riskinden korunmasına yardımcı olarak havuzun rekabet edilebilirliğine garantör olabilecektir. Birden fazla patent sahibi, çapraz lisanslama yoluyla da buluşlarını meydana getirebilir ancak patent havuzunu, onlardan ayıran en önemli özellik lisansların merkezden idare edilmesidir.

Günümüz teknolojisinde bir ürün oluşturmanın yolu çoklu patentleri kullanmaktan geçmektedir. Endüstride bir ürünü oluşturmak için hukuken veya teknik olarak bazı standart patentlere ihtiyaç duyulabilmektedir. Bunları ayrı ayrı çapraz lisans sözleşmeleri ile edinmek mümkünse de, patent havuzlarındaki patentler yoluyla bunlara paket olarak çok daha uygun bir lisans ücretiyle erişebilecektir. Ayrıca patent havuzları, tecavüz davaları için ödenecek masrafları önemli ölçüde düşürmektedir. Havuz içinde bulunmanın patent sahiplerinin AR-GE faaliyetlerine olumlu bir etki yaratacağı da açıktır. Tek bir yerden tüm lisans ihtiyacının (“one-stop-shop”) giderilmesi, karmaşık buluşların da biz tüketicilere daha uygun fiyatlarla erişebilmesini sağlamaktadır.

Havuz sözleşmelerinde öne çıkan kriterler şu şekildedir; patentlerin rakip değil tamamlayıcı olmaları, patentlerin teknolojiyi uygulamak için gerekli olmaları, lisansın ayrımcılık yapılmadan taraflara verilmesi, bağımsız bir patent uzmanının bulunması, havuzun geçerli patentlerle yapılması, havuzla patent sahiplerinin rekabet etmelerine izin verilmesi ve havuzun potansiyel engelleme sorununu ortadan kaldırmasıdır.

2. Biyoteknoloji Endüstrisinde Patent Havuzları

Patent havuzunun ilk örneğine 1856’da Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) rastlanmıştır[1]. 1920’lere kadar patent havuzlarının örnekleri görülmüşse de, 1990’lara kadar patent havuzlarının kartel oluşturulduğuna kanaat getirildiği için bu yapı engellenmiştir. 1990’lı yıllardan sonra patent havuzlarının, çoklu patentlerin söz konusu olduğu kompleks buluşlara getirdiği makul çözüm sebebiyle tercih edildiği görülmektedir.

Biyoteknoloji sektöründe patent havuzu yönteminin birçok faydası vardır. Öncelikle patent havuzları lisansların “engellenmesi” veya “istiflenmesi” ile ilgili sorunları ortadan kaldıracaktır. İkincisi, lisans işlem maliyetleri çeşitli yönlerden önemli ölçüde azalacaktır. Patent tecavüz davaları azaldıkça, zaman ve paradan büyük tasarruf edilecektir. Üçüncü olarak risklerin dağıtılması da daha fazla yenilik için havuzdaki patent sahiplerini teşvik edecektir. Son olarak patentle korunmayan kurumsal teknik bilgi alışverişinin havuzdaki üyeler için avantajlı bir durum yaratacağı açıktır.

Gen patentleri için patent havuzu oluşturmanın avantajlı olmayacağını düşünen yazarlar, buna gerekçe olarak standartların tanımlanmasının biyoteknolojide önemli olmadığına işaret etmektedir. Ayrıca tedavi usulünün geliştirilmesinde patent havuzu gibi bir işbirliğine gerek duyulmadığı savlanmıştır. Son olarak, fikri mülkiyetin bu kadar değerli olduğu bir endüstride, patentin havuzdaki paylaşımlı lisans ücretine tabi kılınması olumsuz olarak görülmekteydi.

3. SARS İçin Patent Havuzu

Sony®, Matsushita®, Toshiba® ve Philips®’in oluşturduğu DVD patent havuzu ile üç büyük patent sahibiyle başlayıp, dev bir birliğe[2] dönüşen MPEG-2 patent havuzları diğer şirketler için emsal olmuştur. Bunun üzerine, ABD Marka ve Patent Ofisi (USTPO) tarafından yayınlanan 2001 tarihli White Paper[3] isimli raporda patent havuzlarının, patentli genomik buluşlara makul erişimi sağlayabileceğine ve AR-GE faaliyetlerini teşvik edebileceğine yer verilmiştir. Ayrıca raporda patentlerin rekabeti olumlu şekilde teşvik edebileceği de vurgulanmıştır.

2003 yılında ise dünyayı etkisi altına alan SARS (Severe Acute Respiratory Syndrome) virüsü, sıkıntılarını bugün çektiğimiz Corona virüs hastalığının[4] (SARS-CoV-2) atasıdır. Bu şiddetli salgın, bugünkü tablodan daha hafif bir manzarayı tüm dünyada gösterse de yine de tüm dünyanın gündeminde yer bulmuşken tedaviye ulaşmak için AR-GE maliyetleri ve patent sistemleri tekrar sorgulanır olmuştur. Hali hazırda ABD patent hukukunda zorunlu lisans uygulamalarının olmayışı tedaviye erişimi yüksek maliyetli kılarken, patent havuzlarının bu noktada uygulanması gündeme gelmiştir. Ayrıca 2001 tarihli USTPO resmi raporunun olumlu yaklaşımı da SARS patent havuzu düşüncesinde etkili olmuştur.

Patent havuzu fikri ortaya atılmadan önce SARS sekanslarıyla ilgili patent talepleri farklı kuruluşlar tarafından yapılmıştır. Eklemek isteriz ki,SARS virüsü sekansları üzerinde patent alabilmek için sekans üzerindeki patent taleplerinin, ABD Patent Kanunu (35 U.S.C.) madde 101’de yer alan koşulları karşılaması gerekmektedir[5].. Dolayısıyla patent taleplerinde kanuni bir engel bulunmamıştır.

Sorun birçok patent talebinin farklı taraflarca sunulmasıdır. Bunlardan en geniş kapsamlısı Britanya Kolumbiyası Kanser Ajansı’nın (British Columbia Cancer Agency-BCCA) “tüm sekans üzerindeki” patent talebidir. BCCA, 12.04.2003 tarihinde SARS’a sebep olan corona virüsün genetik sekansını çıkardıktan sonra yaptığı patent talebiyle antiviral tedavi, aşı, antikor vb. geliştirmek için söz sahibi olmayı ummaktadır.SARS genomuna ilişkin ABD Hastalık Kontrol ve Koruma Merkezi (US Center of Disease Control-CDC), Hong Kong  Erasmus Tıp Fakültesi (Erasmus Medical College-EMC) geçici patent başvurusu[6] yapmıştır. CDC patent başvurusu BCCA’dan farklı 15 ek nükleotid içermektedir. Ancak bu 15 nükleotid haricinde, virüs genomuna ilişkin sonuçlar önemli ölçüde aynıydı. CDC bu başvuruyu, diğerlerinin monopolize olmasını engellemek için yaptığını belirtmiştir. HKU izole sekans ürettiğini açıklamış ve teknoloji transfer ofisi Versitech patent talebini yapmıştır. Dördüncü taraf EMC ise sekans üzerindeki fikri mülkiyet haklarını öne sürmüştür[7].

SARS üzerindeki fikri mülkiyet hakları parçalara bölündüğünde, ortaya iyice karışık bir manzara çıkmıştır. Hastalık etkisini gösterirken, patent başvurusu sahiplerinin birbirlerini engelleyerek teşhis ve tedavi çalışmalarının aksatması, tarafların aleyhine olduğu kadar, kamu sağlığını da etkileyen bir durumdu. Bu görünümü kırmak için CoroNovative şirketinden patent havuzu önerisi geldikten sonra, taraflar da bu konuda iyi niyetlerini dile getirmişlerdir[8]. Görüş, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO), SARS Danışma Grubu (SARS Consultation Group) ve ABD Ulusal Teknoloji Transfer Sağlık Ofisleri (National Institutes of Health Office of Technology Transfer in the United States) tarafından da desteklendikten sonra taraflar, böyle bir havuzun nasıl oluşturulabileceğini belirlemek için resmi makamlarla görüşmelere başlamıştır. SARS patent havuzunu oluşturma girişimi arkasındaki desteğe rağmen uzun bir süre gecikmiştir. Maalesef patent havuzunu oluşturmak için paket lisans anlaşmasının yapılması oldukça uzun bir süre aldı çünkü rekabet hukukundan kaynaklanan engellemelerle karşılaşmamak için oldukça detaylı bir çalışma gerekmekteydi.

Bu gecikme çok da sebepsiz sayılmazdı, çünkü SARS patent havuzunu oluşturmanın, geleneksel patent havuzu oluşturmaktan daha güç yanları bulunmaktaydı. Öncelikle bu havuzu oluşturmak isteyen tarafların elinde geçerli patentler değil, sadece patent başvuruları vardı. Bunun pandemi karşısında, fikri mülkiyet haklarını kullanılabilir hale getirmek için yapıldığı anlaşılsa da, havuzun oluşturulması onun geçerli patentlerle teşkil edilmesini gerektirir. İkincisi, patentler ile patentteki usulü içerecek ticari ürünler arasındaki ilişki emsallerinden farklıydı. Genel olarak genomlardan elde edilen tedavi edici ve önleyici ticari ürünler ancak uzun AR-GE faaliyetinden sonra ortaya çıkmaktadır. Olası ticari uç noktaların aralığı, geliştirme sürecine kadar “kısmen” tanımlanmıştır. Sekans patentlerinin tamamlayıcılığı ve esasının belirlenmesi ise bir başka zorluktu.  Zaten 2009 itibariyle sadece iki patent başvurusunun kabul edildiği görülmektedir. CDC’nin US 7,220,852 numaralı patenti SARS-CoV virüsüne ait nükleik sekansları korumaktayken, HKU’nun US 7,375,202 numaralı patenti izole yeni bir virüse ilişkindir. Dolayısıyla, SARS patent havuzu tarafların niyet mektubu aşamasında kalmıştır.

Halen oluşturulamamış havuz için kamuya bir açıklama yapılmamış olsa da, salgın tehdidinin azalması ve 5 Temmuz 2003 itibariyle son SARS vakasının görülmesi üzerine, aciliyete ilişkin itici gücü kaybetmiştir.

4. Sonuç

Patent havuzlarının; havuz taraflarına ait fikri mülkiyet haklarının korunmasına, olası tecavüz davalarının önlenmesine, havuzdaki patentlere uygun lisans ücretlerinin ödenmesine, AR-GE çalışmalarına ve teknoloji sektörüne olumlu katkılar yaptığı görülmektedir.

Günümüzde bir ürün oluşturmanın tabi olduğu çoklu lisans anlaşmalarının, kamu sağlığı ile kesiştiği noktada biyoteknoloji sektörü durmaktadır. Patent sahiplerinin çoklu çapraz lisans anlaşmaları ve bunun sağlık sektöründeki çıktısı olan terapötiklerin yüksek ücretlendirmeye tabi olması sorununa patent havuzları çözüm olabilecektir. Ancak biyoteknoloji şirketlerinin kimi zaman ellerindeki en önemli sermaye olan patentlerin, havuzun standart lisans ücretine bağlı kılınması sebebiyle patent havuzu uygulamasına yanaşmadığı görülmektedir. SARS patent havuzu fikri, kuruluşlar tarafından destekçi bulsa da, maliyet-ürün analizleri ve gen patentlerindeki tamamlayıcılık unsuruna dair tanımın muğlaklığı sorun oluşturmuştur. Kanaatimce, kamu sağlığını yakinen ilgilendiren pandemiyi durdurmak için patent havuzlarının teşvik edilmesi gerekmektedir. Eğer SARS patent havuzu kurulabilmiş olsaydı, şimdi COVID-19 pandemisi için etkisi kanıtlanmış bir tedavi usulünü konuşuyor olabilirdik. Bu geç kalınan girişimi devam ettirmek isteyen büyük ilaç şirketlerinin patent havuzu kurmak gibi bir gündeminin bulunması, bu noktada hepimizin “geç olsun güç olmasın” temennisini güçlendirmektedir.

Av. Yıldız Tuğçe ERDURAN

Nisan 2020

ytugceerduran@gmail.com


[1] 1856 yılında Singer’ın da bulunduğu dikiş makinesi patent havuzu kurulduktan sonra, onu 1902’de Edison Gramphone patentinin geliştirilerek kurulduğu bir patent havuzu takip etmiştir. 1917 yılında ABD’nin Birinci Dünya Savaşı’na girerken yeni uçakların inşası için, patentlerin büyük çoğunluğuna sahip Wright ve Curtis şirketini de kapsayan patent havuzunun oluşturulmasına bizzat Franklin Roosevelt ön ayak olmuştur. (USTPO, Patent Pools: A Solution to the Problem of Access in Biotechnology Patents?, 2000, s.4.)

[2] Sony- 311 patent, Thomson-198 patent, Mitsubishi Electric-119 patent

[3] USPTO Issues White Paper on Patent Pooling, https://www.uspto.gov/about-us/news-updates/uspto-issues-white-paper-patent-pooling, (Erişim Tarihi:11.04.2020).

[4] Corona virüs hastalığı (COVID19); ilk olarak Çin’in Wuhan bölgesinde, 2019 yılı Aralık ayının başında görülüp, bu bölgedeki yetkililer tarafından tanımlandığı için gayri resmi Wuhan koronavirüsü adıyla da bilinen yeni koronavirüs solunum yolu enfeksiyonuna neden olan ve insandan insana geçebilen bulaşıcı bir virüstür. Koronavirüs, Corona Virüs, https://www.acibadem.com.tr/ilgi-alani/koronavirus-coronavirus/#undefined (Erişim Tarihi:16.04.2020).

[5] 35 U.S.Code 101. Inventions Patentable: “Whoever invents or discovers any new and useful process, machine, manufacture, or composition of matter, or any new and useful improvement thereof, may obtain a patent therefor, subject to the conditions and requirements of this title”. https://www.law.cornell.edu/uscode/text/35/101, (Erişim Tarihi:17.04.2020).

[6] Geçici başvuru, sadece ABD patent hukukuna özgü mucidin buluşu yapmasıyla, başvuru yapması arasında geçen sürenin en aza indirilmesine yarayan bir yöntemdir. Bu yöntemle buluş konusu meydana getirildikten sonra koruma kapsamını belirlemek amacıyla istem yazmadan istemsiz başvuruda bulunulmasına olanak sağlamaktadır.

[7] Ed Levyi Emily Marden, Ben Warren, David Hartell, Isaac Filate, Patent Pools and Genomics: Navigating a Course to Open Science?, B.U. . SCI& TECH. L., v.16, s.90-93.

[8] James Simon, Dealing with Patent Fragmentation: The SARS Patent Pool as a Model, in GENE PATENTS AND PUBLIC HEALTH 115, 119 (Geertrui Van Overwalle ed., 2007) (nakden Marden vd, a.e., s.90)


KAYNAKÇA

  1. Tekin Memiş, Patent Haklarının Sınırlandırılmasında Üç Özel Hal: Patent Havuzları, Çapraz Lisans Anlaşmaları ve Patent Trolleri, Fikri Mülkiyet Yıllığı 2011, Yetkin, İstanbul, 2012, s.294.
  2. Aybüke Semerci, Patent Havuzlarının Rekabet Açısından Değerlendirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, 2010, s.27.
  3. USPTO Issues White Paper on Patent Pooling, https://www.uspto.gov/about-us/news-updates/uspto-issues-white-paper-patent-pooling, (Erişim Tarihi:11.04.2020).
  4. European Commission, Report of the Expert Group on Patent Aggregation, 2015, s.36.
  5. Corona virüs, https://www.acibadem.com.tr/ilgi-alani/koronavirus-coronavirus/#undefined (Erişim Tarihi:16.04.2020).
  6. WIPO, Patent Pools and Antitrust-A Comparative Analysis, 2014, s.7; Memiş, a.e., s.11.
  7. Fatma Gözlükaya, Teknoloji Transferi Sözleşmelerine İlişkin Rekabet Hukuku Uygulaması, Ankara 2007, s. 68-69.
  8. Matthew Rimmer, The Race to Patent the SARS Virus: The TRIPS Agreement and Access to Essential Medicines,
  9. MPEG-LA, https://en.wikipedia.org/wiki/MPEG_LA, (Erişim Tarihi:13.04.2020); Robert Merges, Institutions for Intellectual Property Transactions: The Case of Patent Pools, RPM, 1998, s.28-31.
  10. Mustafa Güney Çalışkan, Türkiye’de ve Dünyada Patent Süreçleri ve Bu Süreçlerin Patent Sistemine Etkisi, TPE Uzmanlık Tezi, 2011, s.97.
  11. US7375202B2, https://patents.google.com/patent/US7375202B2/en; US7220852B1 https://patents.google.com/patent/US7220852B1/en (Erişim Tarihi:13.04.2020).
  12. Ed Levyi Emily Marden, Ben Warren, David Hartell, Isaac Filate, Patent Pools and Genomics: Navigating a Course to Open Science?, B.U. . SCI& TECH. L., v.16, s.90-93.
  13. James Simon, Dealing with Patent Fragmentation: The SARS Patent Pool as a Model, in GENE PATENTS AND PUBLIC HEALTH 115, 119 (Geertrui Van Overwalle ed., 2007)
  14. Financial Times, Big Drugmakers Under pressure to Share Patents Against Coronavirus, https://www.ft.com/content/b69afd98-a8af-40d9-b520-4231d9cac68f (Erişim Tarihi:13.04.2020).