Etiket: marka sahibinin adresi

UYGULAMA KANUNUN ÜSTÜNDE MİDİR?

MARKA SAHİBİ NUMARASI UYGULAMASINA ELEŞTİREL BAKIŞ VE ÖNERİLER

Türkiye’de önceki tarihli bir markayla aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer bir başvurunun, aynı veya aynı tür mal veya hizmetler için tescili amacıyla yapılan sonraki tarihli başvuru, önceki tarihli markanın varlığı gerekçe gösterilerek inceleme otoritesi olan Türk Patent ve Marka Kurumu (Kurum) tarafından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5/1-(ç) bendi uyarınca resen reddedilmektedir.

Bu uygulamanın istisnalarından birisi, önceki ve sonraki tarihli markaların aynı sahip adına kayıtlı olmasıdır. Bir diğer deyişle marka sahiplerinin aynı olması halinde, sonraki tarihli başvuru, önceki tarihli marka nedeniyle reddedilmemektedir.

Kurum, marka sahiplerinin aynı olup olmadığını kendi veritabanında sahipler için atanan yedi basamaklı bir sayı olan “sahip numarasını” esas alarak tespit etmektedir.

Bu yazıda, sahip numarası esas alınarak uygulanan sistemde karşımıza çıkan başlıca aksaklıklar örnekleriyle ortaya konulacak ve sistemin daha kullanıcı dostu hale getirilmesi için önerilerde bulunulacaktır; çünkü halihazırda uygulanan sistem kendi içsel yanlışlıkları nedeniyle istenmeyen ve beklenmedik sonuçlara yol açabilmektedir.



Yukarıda belirtilen amaca ilaveten, daha genel sorular da yöneltilecektir. İlerleyen bölümlerde yapacağımız açıklamalar çerçevesinde okuyucuların zihninde açıklığa kavuşacak soruları baştan yöneltelim ve böylelikle yazının amacının anlaşılmasını sağlayalım:

  • Tüzel kişi başvuru sahibi, önceden tescilli bir markanın da sahibi ise, aynı tüzel kişinin Kurum sicilindeki adreslerinin başvuruda farklı, önceki tarihli markada farklı olması nedeniyle başvurunun reddedilmesi doğru veya hukuka uygun mudur?
  • Bir tüzel kişinin tek bir adresi olması gerektiği, yeni bir başvurudaki adresin farklı olması halinde markaların farklı sahiplere ait markalarmış gibi değerlendirilmesi gerektiği veya adreslerdeki ufak farklılıkların (örneğin posta kodunun varlığı veya yokluğu) tüzel kişileri varsayımsal olarak farklı hale getirdiği yönündeki uygulama hangi hukuki temele dayanmaktadır?
  • Marka sahipleri aynı iken, sahip numarasındaki farklılık gerekçe gösterilerek başvuruların reddedilmesi 6769 sayılı SMK kapsamında mümkün müdür veya sahip numarası farklılığı içerikli bir ret gerekçesi SMK kapsamında bulunmakta mıdır?
  • Bütün bunların sonucunda, sahip numarası sistemi gerekçe gösterilerek, bir başvurunun aynı sahibe ait başka bir marka nedeniyle reddedilmesi yönündeki uygulama, SMK’da düzenlenmemiş bir ret gerekçesinin Kurum uygulaması öne sürülerek Kanuna fiilen eklemlenmesi midir? 

Detaylı açıklamalara geçmeden, yazı boyunca vereceğimiz örneklerin 5/1-(ç) uygulaması özelinden hareket edeceğini, ancak sahip numarası sisteminin uygulama biçiminden kaynaklanan sorunların yayıma itiraz, devir gibi süreçlerde de hak sahibinin mağduriyetine yol açtığı belirtilmelidir. Bu durumlara örnekler de yazının sonunda verilecektir.

GENEL TABLO

Kurumun mevcut uygulamasında aynı sahip numarası altında kayıtlı olmak için aranan şart, sahip gerçek kişi ise sahibin isim ve soyisminin, tüzel kişi ise ticaret unvanının ve buna ilaveten sahibin adresinin birebir aynı olmasıdır.

Gerçek kişinin isminde, tüzel kişinin ticaret unvanında veya adreste farklılıklar olması halinde, aynı sahibe farklı bir sahip numarası tahsis edilmektedir.

Bununla birlikte, Türk marka sahipleri açısından, başvuru esnasında verilen vergi numarası, T.C. kimlik numarası bilgileri, Kurum sahip numarası sisteminde kayıtlı önceki sahip numaralarıyla eşleştirilmektedir ve dolayısıyla, aynı sahip için mükerrer kayıt oluşturulması gibi sorunlar yaşanmamaktadır. Dolayısıyla da, söz konusu olan Türk başvuru sahipleri olduğunda, marka sahip numarasının farklılığı nedeniyle marka sahibinin kendi markaları nedeniyle sorun yaşaması pek olası olmamaktadır.

Ve fakat, söz konusu olan yabancı başvuru sahipleri olduğunda, sahip numarası sisteminde önemli sorunlar yaşanmaktadır. 

Şöyle ki; defalarca tecrübe edilen birçok halde, aynı sahibe Kurum tarafından farklı numaralar tahsis edilmekte, bu hususun apaçık olduğu sayısız örnekte resen veya iletişim yoluyla kaydın düzeltilmesi yolu değil, yeni başvurunun aynı sahibe ait önceki tarihli marka nedeniyle reddedilmesi yolu tercih edilmekte ve talep sahiplerinin (Kurum müşteri kelimesini de kullanmaktadır) işlemleri, aslında çok da gerekli olmayan şekilde, uzatılmaktadır.

Özellikle, Madrid Protokolü kanalıyla vekilsiz olarak Türkiye girişi yapılan uluslararası başvuruların marka sahiplerine, önceden Kurum sahip veritabanında farklı bir sahip numarasıyla kayıtlı olmalarına rağmen yeni numaralar verilmekte ve bu mükerrer kayıtların inceleme aşamasında çeşitli gerekçelerle düzeltilmemesi nedeniyle yanlış ret kararları verilmekte ve sonrasında bu ret kararlarının düzeltilmesi veya kaldırılması gerek Kurum gerekse de başvuru sahibi / vekili açısından emek, zaman ve maddi kayıplara yol açmaktadır.

Birkaç senaryo eşliğinde açıklayacak olursak:

Senaryo 1UNVAN VEYA ADRESTEKİ YAZIM KARAKTERLERİ, NOKTALAMA İŞARETLERİ FARKLILIKLARI:

Yabancı dillerde “İ” ve “ı” karakterleri bulunmamaktadır (küçük “i” ve büyük “I” harfleri mevcuttur) ve bu veya bunun gibi aslında karşılığı aynı olan, büyük – küçük harf farklılıkları nedeniyle marka sahibi numarası farklılaşabilmektedir.

Örneğin; önceki markanın sahibi “LAVIRY AGENTS S.A.” firması Kurum veritabanında bir sahip numarasıyla kayıtlıdır.

Madrid Protokolü kapsamında yapılan yeni başvuruda ticaret unvanı “Laviry Agents S.A.” olarak belirtilir.

Yeni başvurunun sahibi Kurum kayıtlarında birebir eşleşmediği için yeni bir sahip numarası alır.

Aynı durum adreslerde kullanılan harfler bakımından da geçerlidir.

Aşağıda verilen örnekteki 3 farklı sahip numarası Kurum veritabanından 6 Aralık 2020 tarihinde alınmıştır ve büyük – küçük harf farklılıkları nedeniyle aynı sahip için verilen farklı sahip numaralarından bir örneği göstermektedir:

Aynı uygulamanın devamı olarak örneklendirmek gerekirse; Kurum marka araştırma sisteminde marka sahibi esas alınarak yapılan araştırmada, aranan terim “ferrarı veya FERRARI” ise 128 ayrı marka kaydı; aranan terim “ferrari veya FERRARİ” ise yalnızca 3 marka kaydı çıkmaktadır.


Bu durum istisnai bir hal olmadığından, tek çözüm olarak arama yapanlardan dikkat beklemek ciddi bir kamu kurumu refleksi olmayacaktır, çünkü marka araması Kurum online veritabanı aracılığıyla alan profesyoneli olan veya olmayan yüzbinlerce kişi tarafından yapılmaktadır ve kullanıcıların (müşterilerin) en doğru sonuçlara erişimini sağlamak idarenin görev ve sorumluluğudur.

Senaryo 2ADRESTEKİ ÖNEMSİZ FARKLILIKLAR:

Varsayımsal bir örnek üzerinden giderek, daha açık olalım:

Yabancı bir tüzel kişinin bir markası Kurum kayıtlarında 1995 yılından bu yana tescillidir ve bu markada sahibin adresi “Carnabiss Strasse 15, 32257 Düsseldorf – Almanya” olarak kayıtlıdır. Marka sahibi bu markasıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer yeni bir markasını tescil ettirmek için Kuruma başvuruda bulunur, şirketin unvanı aynıdır, ancak Avrupa Birliği’nde posta kodu yazım sistemi değiştiğinden 32257’nin başına DE harfleri gelmiştir. Bu markanın başvurusu yerli bir vekil kullanılmadan Madrid Protokolü aracılığıyla yapılır ve adres “Carnabiss Strasse 15, DE-32257 Düsseldorf – Almanya” olarak yazılır.    

Kurum yazılımı veya kayıt personeli bu marka için adresteki farklılık nedeniyle ayrı bir sahip numarası verirler. Bunun ötesi beklenemez, çünkü yazılım veya kayıt personeli karar merci değildir.

Yeni başvuru karar için havale edilir, ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ve aynı tür malları içeren iki markanın unvanları aynıdır, adresleri arasındaki tek fark ise Almanya’nın uluslararası kodu olan DE’nin bir adreste bulunup diğer adreste bulunmamasıdır ve tabii ki sahip numaraları da farklıdır.

Bu husus tespit edilmesine rağmen inisiyatif alınmaz, resen birleştirme yapılmaz veya önceki markanın vekiliyle temasa geçilip durum kontrol edilerek, sahiplerin birleştirilmesini talep edilmez, ret kararını verilip, itiraz edin konu YİDK’nda çözülsün denmesi tercih edilir. Marka sahibi aylarca itirazının Kurul’da incelenmesini bekler. (Bu yöndeki kontrolü yapmayı tercih ederek yapıcı yaklaşımı tercih eden çok sayıdaki Kurum çalışanı elbette ki bunun dışındadır.)

Sorun anlatıldığı zaman alınacak yanıt bellidir; “Sahip numaraları farklı olduğu için o yönde karar verildi, Kurum uygulaması bu yönde, hata söz konusu değil, itiraz edilmeli.”

Peki, şimdi sorular geliyor:

  • 5. maddede sayılı ret gerekçeleri arasında sahip numaralarının farklılığı gibi bir hal bulunmakta mıdır?
  • Kurum sahip numaralarının farklılığı / adreslerin farklılığı şeklindeki ret gerekçesini SMK’nın hangi maddesine dayandırmaktadır?
  • Sahip numarası sistemi Kurumun iç uygulamasıdır ve sahip numarasının farklı olması marka sahibinin de farklı olduğu anlamına gelmez. Eğer öyle bir kabul varsa da Kuruma düşen bunu tetkik ederek ona göre karar vermektir. 
  • Marka sahiplerinin unvanı aynı iken bunların adreslerinin minör farklılıklar içermesi marka sahiplerinin farklı tüzel kişiler olduğu anlamına mı gelmektedir?
  • Kurum her tür iletişim aracına sahipken bu tip durumları başvuru sahiplerine veya vekillerine sorarak, yapıcı bir yaklaşım izlemeyi tercih etmek yerine neden başvuruları reddederek, aylar sürecek itiraz – YİDK süreçlerini işletmeyi tercih etmektedir?

Senaryo 3TİCARET UNVANLARINDA KULLANILAN KISALTMALAR:

Açık olma endişesiyle gene varsayımsal bir örnek üzerinden gidelim:

Yabancı bir tüzel kişi 2000 yılında bir marka tescil ettirmiştir ve bu markadaki unvanı “CLASSIC NUTS LTD.” şeklindedir.

2020 yılında birebir aynı adresle “CLASSIC NUTS LIMITED” unvanıyla bir başvuru yapılır. Bu başvuru önceki markayla ayırt edilemeyecek derecede benzerdir ve aynı tür malları içermektedir.

Kurum yazılımı veya kayıt görevlisi “LTD.” – “LIMITED” farkından dolayı sahiplere farklı numaralar verir ve yukarıda Senaryo 2’de aktardığımız akış aynen devam eder.

Oysa ki; LTD kısaltmasının açılımının LIMITED olduğu açık ve kolaylıkla erişilebilir malum bir bilgidir; aynı durum CORP (CORPORATION), S.A. (SOCIETE ANONYME), S.A.S. (SOCIETE PAR ACTIONS SIMPLIFIEE), SARL (SOCIETE A RESPONSABILITE LIMITEE), S.P.A. (SOCIETA PAR AZIONI), CO (COMPANY), GMBH (GESELLSCHAFT MIT BESCHRANKTER HAFTUNG), AG (AKTINGESELLSCHAFT) gibi yaygın kullanılan ve bilinen ve Kurumun karşısına neredeyse her gün çıkan kısaltmalar için de geçerlidir.

Hal böyleyken ve kısaltmanın karşılığının ne olduğunu saptamak / bilmek Kurum bakımından günlük işin bir parçası olarak malum bir veriyken, marka sahibinin ticaret unvanının açık ve kısaltma hallerine iki ayrı sahip numarası verilmesinin ardından, inceleme esnasında bunların resen birleştirilmemesi veya başvuru sahibi vekili ile temasa geçilip bu yönde işlem yapılmaması ve devamında yeni tarihli başvurunun marka sahibinin kendi markası nedeniyle reddedilmesi kanaatimizce, başlıbaşına kamu otoritesinin haksız kullanımı suretiyle hak sahiplerinin mağdur edilmesidir.   

Senaryo 4“UNVANLARDA FARKLILIK VAR, UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ YAPIN”:

Yukarıda verdiğimiz örneklerin devamı niteliğindeki kimi hallerde kısaltmanın açık hale getirilip (veya tam tersi) sahiplerin birleştirilmesi için unvan değişikliği işlemi yapılması talep edilmektedir.

Bu yöndeki talep gerçekleştirilebilir nitelikte değildir, çünkü çoğu halde ortada bir unvan değişikliği bulunmamaktadır. 

“CLASSIC NUTS LIMITED” ile “CLASSIC NUTS LTD.” aynı ticaret unvanıdır, birinde şirketin nevi açık yazılmıştır, diğerinde ise kısaltma halinde yazım söz konusudur. Bu şekilde yazılmış sahiplerin birleştirilmesi için unvan değişikliği yapılması istenmesi mantıklı değildir, çünkü ortada bir unvan değişikliği bulunmamaktadır. Tüm dünyanın açılımını bildiği bir kısaltmanın açık halde yazılıp sahip numaralarının birleştirilmesi yeterli olacakken, gerçekleşmemiş bir işlemin belgesi talep edilerek ve sahip birleştirmesinin ancak bu halde gerçekleşeceği belirtilerek işlemler çıkmaza sürüklenebilmektedir.

Senaryo 5 – UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN UNVAN DEĞİŞİKLİĞİNİ GÖSTERİR BELGE TALEP EDİLEBİLİR Mİ?:

Türkiye’nin 2005 yılından bu yana tarafı olduğu Marka Kanunu Andlaşması madde 10(4), unvan değişikliği işlemi için unvan değişikliğini gösterir belgenin istenmesini açık şekilde yasaklamaktadır.

(https://www.turkpatent.gov.tr/TURKPATENT/resources/temp/3C2EBCFA-8D1E-4BD1-A344-C0C1E308B39A.pdf)

“(4) [Prohibition of Other Requirements] No Contracting Party may demand that requirements other than those referred to in paragraphs (1) to (3) be complied with in respect of the request referred to in this Article. In particular, the furnishing of any certificate concerning the change may not be required.

(5) [Evidence] Any Contracting Party may require that evidence be furnished to the Office where the Office may reasonably doubt the veracity of any indication contained in the request.”

(https://wipolex.wipo.int/en/text/294358)

Madde 10(5)’te yer alan hüküm ise kanıtın ancak makul nedenle şüpheye düşülmesi kanıt istenebileceğini düzenlemektedir ve istisna hükmüdür.

Buna karşılık SMK Yönetmelik madde 128 hükmü aşağıdaki şekildedir:

Unvan, tür ve adres değişiklikleri

MADDE 128 – (1) Bir sınai mülkiyet hakkı sahibinin unvanının veya türünün değişmesi halinde bu değişikliğin ilgili Sicile kaydedilmesi için aşağıda sayılan belgelerle birlikte Kuruma başvuruda bulunulması gereklidir:

a) Talep formu.

b) Unvan veya tür değişikliğini gösterir Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi bilgisi veya belgesi veyahut yetkili mercilerce onaylanmış belge ile unvan veya tür değişikliğini gösterir belgenin yabancı dilde olması halinde yeminli tercüman tarafından onaylanmış Türkçe tercümesi.”

Bu haliyle SMK Yönetmelik madde 128 (1)(b) hükmü açık biçimde Marka Kanunu Andlaşması’nın ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerinin ihlali mahiyetindedir. İstisna hükmünün genel uygulamaya dönüştürülmesi gibi bir halin kabul edilmesi elbette ki mümkün değildir.

Yaptığımız tespit, bu yazının bağlamından, yani marka sahibi numarası sisteminin etkilerinden ve aksaklıklarından daha üst düzeydeki bir sorunu işaret etmektedir ve kanaatimizce ivedilikle düzeltilmelidir.

Senaryo 6SAHİP NUMARASI SİSTEMİNDEN KAYNAKLI SORUNLAR 5/1-(Ç) BENDİ İLE SINIRLI MIDIR?:

Sahip numarası sisteminin yol açtığı ve yukarıda farklı senaryolar eşliğinde detaylıca açıklamadığımız sorunlar, yalnızca 5/1-(ç) incelemesinde değil, sahibin önceki haklarıyla ilgili tüm işlerde ortaya çıkmaktadır.

Örneğin; yayıma itiraz işlemlerinde marka sahibinin yalnızca tek numarasına kayıtlı markaların gerekçe gösterilebilmesi, farklı adresler nedeniyle aynı sahibe ait diğer markaların sanki başka birisine aitlermiş gibi işleme alınmaması ve burada sıralamakla yazıyı daha fazla uzatmayacağımız diğer işlemlerde yaşanan sorunlar mevcuttur.

SONUÇ

Sahip numarası sisteminden kaynaklı sorunları detaylı ve örnekleriyle birlikte ortaya koyduğumuz yazıya, bütün yazdıklarımızın tekrarı mahiyetinde bir sonuç yazmayı tercih etmeyeceğiz.

Sahip numarası sisteminden kaynaklı sorunlar, sorun halletme refleksi ile çalışan yapıcı Kurum çalışanları sayesinde bazı hallerde ortadan kaldırılmaktadır. Buna karşın sistemin kendisi kurulduğu haliyle yapısal, işleyişe ilişkin ve mantıksal sorunlar içermektedir ve marka sahipleri birçok halde unvanları dahi aynıyken kendi önceki markaları nedeniyle beklenmedik sorunlarla karşılaşmaktadır. Dolayısıyla, sahip numarası sisteminin akış, işleyiş ve sorunlu durumlara müdahale anlamında ciddi bir revizyona tabii tutulması kanaatimizce yerinde olacaktır.

Diğer taraftan, SMK Yönetmelik madde 128(1)(b) hükmü, Marka Kanunu Andlaşması’na ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerine açık biçimde aykırıdır ve Yönetmelik hükmünün acilen gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Önder Erol ÜNSAL

Aralık 2020

unsalonderol@gmail.com