Etiket: ışıl selen denemeç

SON MARKA BAŞVURULARI ÜZERİNDEN AMERICAN EXPRESS’İN BEKLENEN METAVERSE, NFT, KRİPTO PARA VE BLOKZİNCİR AÇILIMLARI



Finansal medya organı Benzinga’nın 16 Mart 2022 tarihli haberine[1] göre, Delaware merkezli American Express Marketing & Development Corp., Metaverse ve NFT’lere olan ilgisini USPTO’ya (ABD Patent ve Marka Ofisi) taşıdı.

American Express, 9 Mart 2022 tarihinde USPTO nezdinde 7 adet marka başvurusu yaptı. Bunlardan iki tanesi şekil markası olup kalanları “AMERICAN EXPRESS”, “AMEX”, “CENTURION”, “MEMBERSHIP REWARDS” ve “SHOP SMALL” ifadelerini içeren kelime markalarıdır. Bu markalara ilişkin mal ve hizmet sınıflarının kapsamı incelendiğinde ise, şirketin yakın zamanda Metaverse, NFT, kripto para ve blokzincir açılımları yapmayı planladığını görmek mümkün.

1(b) başvurusu olarak bilinen “intent to use” temelli başvurular (kullanma niyetine dayanan başvuru), Amerikan marka sistemine has bir başvuru türü olup, markanın hâlihazırda kullanılıyor olmadığının, ancak iyi niyetli bir kullanma niyetinin bulunduğunun beyan edildiği başvurulardır. Bununla, başvuru sahibinin salt markayı kullanma fikrinden daha fazlasına sahip olduğu, ancak piyasaya girmek için çeşitli gerekçelerle henüz hazır olmadığı durumlar kastedilir. (Örn.; bir iş planın olması, ürün numunelerinin hazırlanmış olması veya diğer ön işletme faaliyetlerinin yürütülüyor olması 1(b) kapsamında değerlendirilir.) Bahsi geçen 7 marka başvurusunun tamamında ve her bir sınıf nezdinde 1(b) başvurusunun yapılmış olmasından hareketle, American Express’in yakın zamanda bu alanlarda hizmet vermeye başlayacağını söylemek tutarlı bir çıkarım olacaktır.

Bu başvurulardaki mal ve hizmet sınıflarının tamamında (“metaverse” ve “blockchain” ifadelerinin ayrı ve bitişik yazılması gibi ufak farklar hariç) aynı kapsam tercih edilmiş. Büyük markaların, “downloadable virtual goods” (indirilebilir sanal mallar) ifadesini Metaverse’teki kullanımı içermek üzere 9. sınıf kapsamında USPTO nezdinde yaptıkları marka başvurularında sıkça tercih ettikleri biliniyor. Bu bağlamda, American Express tarafından yapılan 7 başvurunun 6 tanesinde 9. sınıfın tercih edilmesi, diğer büyük şirketlerle paralel bir yol izlendiğini gösteriyor. Bu başvurularda, hizmet sınıflarından ise; yine büyük şirketlerin Metaverse’teki kullanımı içermek üzere sıkça tercih ettikleri; 35., 36. ve 42. sınıflar için 5 başvuruda, 45. sınıf için 4 başvuruda ve 39. sınıf için ise 3 başvuruda koruma talep edilmiş. Bunların da sanal ürünlerin Metaverse gibi sanal ortamlarda satışa sunulmasına ilişkin hizmetler ve bu ürünler vasıtasıyla sunulacak olan eğlence hizmetleri gibi sanal ürünlerle bağlantılı hizmetlere ilişkin sınıflandırmaları içerdiği görülüyor. Başvuruların tamamının mal ve hizmet listesi yazının sonunda görülebilir.

American Express’in bu başvuruları ile ayrıca son zamanlarda oldukça fazla konuşulan NFT’ler alanında da açılım yapmayı planladığını anlayabiliyoruz. 9. sınıfta “digital media, namely, non-fungible tokens (NFTs) featuring textual and graphic content” (dijital içerikler; özellikle, metinsel ve grafik içerikleri ön planda olan NFT’ler) ve 35. sınıfta “provision of an online marketplace for buyers and sellers of digital media, namely, non-fungible tokens (NFTs) featuring textual and graphic content” (özellikle metinsel ve grafik içerikleri ön planda olan NFT’ler gibi dijital içeriklerin alıcı ve satıcılarına çevrimiçi pazaryeri sağlanması) ifadelerinin yer aldığı görülüyor.

Yine aynı başvurularda, 36. sınıf kapsamında kripto para ve blokzincir alanlarına ilişkin ifadeler de yer alıyor. Bu sınıf nezdinde; metaverse ve diğer sanal dünyalarda paranın elektronik transferine ilişkin destek, kripto para ve sanal para hizmetleri, e-cüzdan hizmetleri, dijital varlıklar ve blokzincir varlıkları, elektronik nakit benzerlerinin transferinin kolaylaştırılması, e-cüzdan vasıtasıyla fatura ödeme hizmetlerinin sağlanması ve kripto para alım-satım hizmetleri, dijital para ve kripto paralar ile dijital varlık ve blokzincir varlıklarının yönetimi gibi kalemleri içeren oldukça geniş kapsamlı bir hizmet portföyünün tanımlanmış olduğu da dikkat çekiyor.

Bu başvurular üzerinden, American Express’in yükselen teknolojilerin gerisinde kalmamak için bu teknolojileri iş planına dâhil etme çabası içinde olduğunu net bir şekilde söylemek mümkün. Bu çabaların meyve verip vermeyeceğini ise zaman gösterecek.

Işıl Selen DENEMEÇ

Mart 2022

isilsdenemec@gmail.com


DİPNOT

[1] https://www.benzinga.com/markets/cryptocurrency/22/03/26161534/american-express-files-for-nft-and-metaverse-trademarks


BAŞVURULAR VE KAPSAMLARI

(Görseller üzerlerine tıklanarak büyütülebilir.)

Kitap Tanıtımı – “Too Feed, or Not to Feed? An Analysis of the Copyright Issues Surrounding the Use of Machine Learning Algorithms”


Işıl Selen DENEMEÇ tarafından yazılan “Too Feed, or Not to Feed? An Analysis of the Copyright Issues Surrounding the Use of Machine Learning Algorithms” başlıklı İngilizce eser Temmuz 2021’de Lykeion Yayıncılık tarafından kitap olarak yayımlanmıştır.

Yazarın kaleminden kitabın kapsamı ve amacı aşağıdadır:

To Feed, or Not to Feed? An Analysis of the Copyright Issues Surrounding the Use of Machine Learning Algorithms” başlıklı çalışma, makine öğrenmesi algoritmalarının kullanımına ilişkin mevcut telif hukuku çerçevesini inceleyerek telif koruması altındaki materyalin ne ölçüde makine öğrenmesi amacıyla kullanabileceğini tespit etmeyi amaçlamaktadır.

Hukuki çerçevenin, yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesinin önünü açabileceği gibi ilerlemeyi baltalaması da mümkün olduğundan, yapay zekâ algoritmalarına nelerin beslemesinin yapılabileceği, bu teknolojinin tümüne ilişkin varoluşsal bir soru olarak değerlendirilmiştir.

Çalışmada yapay zekânın sanat eserleri ortaya çıkarmada nasıl kullanıldığına ilişkin örnekler verilmiştir. Daha sonra, büyük verinin uygun şekilde kullanımının bu teknolojiler bakımından öneminin ortaya konulabilmesi ve herkes için anlaşılabilir bir tartışmanın başlatılabilmesi amacıyla, yapay zekâ ve makine öğrenmesine ilişkin teknik terimler, teknik bilgisi olmayan kişilerin de anlayabileceği şekilde açıklanmıştır.

Alandaki ilklerden olan bu çalışma; Avrupa Birliği’nde metin ve veri madenciliği istisnasının kabulünü ele alarak söz konusu gelişmenin Direktifin “teknolojik gelişmeyi kısıtlamaması için gelecekte olabilecek değişikliklerden etkilenmeyen” yapıda olması hedefini karşılayıp karşılamadığını tahlil etmiştir. Bu incelemeyi takiben; okuyucuların, telif rejiminin yapay zekâ teknolojileri ve makine öğrenmesinin getirdiği değişiklikleri uygun şekilde karşılayabilmesi için güncelleme gerektirebilecek noktalarını saptayabilmeleri için Amerika Birleşik Devletleri’ndeki adil kullanım doktrini (fair use doctrine) ile Avrupa Birliği’ndeki sınırlamalar ve istisnalar (limitations and exceptions) konuları kısaca ele alınmıştır. Daha sonra bunlar, telif hukukunun baskın felsefi temellendirmeleri olduğu kabul edilen faydacılık (utilitarianism) ve yazar hakları yaklaşımı (authors’ rights approach) ışığında incelenmiştir.

Amerikan Anayasası’nda yer alan fikri mülkiyet hükmü kapsamında “gelişme” (progress) ile ne kastedildiği hususu tartışılmış ve buluşlar ile sanatsal ifadenin ürünleri bakımından büyük ihtimalle aynı şeyi ifade etmediği savunulmuştur. Bu itibarla, politika kararları alınırken bu ayrımın dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.

Bahsedilen tartışma ve analizlere binaen bu çalışma, paradigma değiştiren yapay zekâ teknolojilerini irdeleyen daha geniş bir hukuki akım kapsamında değerlendirilebilecek mütevazı bir katkı olarak çözüm önerileri sunmayı hedeflemektedir. 


Yazarı çalışmasından dolayı tebrik ediyor ve çalışmanın konuyla ilgili tüm kesimlere faydalı olmasını diliyoruz.

IPR Gezgini

Eylül 2021

iprgezgini@gmail.com

IRKÇI MARKALARIN YENİ TALİPLERİ ÇIKTI BİLE

ABD’yi saran ve dünyaya yayılan ırkçılık karşıtı eylemlerin uzantısı olarak pek çok şirket, markalarında yer alan ve ırkçı stereotiplerin varlığını sürdürmesini destekleyen ırkçı izleri kaldırmaya yönelik çabalar sarf etmeye başladı. Bu doğrultuda ırkçı izler barındıran bir takım markaların artık kullanılmayacağı şirketler tarafından peşpeşe kamuoyuna açıklanıyor. Bu durum pek çokları tarafından alkışlanan bir gelişme olduysa da, bir yandan ırkçı markalara yönelik yeni ama etik yönü tartışmalı bir talep oluştuğunu da görüyoruz.

Örneğin 1889’dan beri pankekler, pankek şurupları vb. için kullanılan tescilli Aunt Jemima[1] markası ile; 1921’den beri dondurmalar, dondurma karışımları vb. için kullanılan “Eskimo turtası” anlamındaki tescilli Eskimo Pie[2] markalarının artık kullanılmayacağının açıklanmasının ardından çok geçmeden bu markaların yeni talipleri çıktı bile.

Leo Stoller “Aunt Jemina”, Eric Karich ve RetroBrands U.S.A. LLC şirketi ise “Aunt Jemima” markaları için USPTO nezdinde 1B başvuruları dosyaladılar. Leo Stoller ve RetroBrands U.S.A. LLC şirketi aynı zamanda “Eskimo Pie” markası için 1B başvurusu yaptılar.

RetroBrands U.S.A. LLC şirketi, websitelerinde “ilk sahipleri için artık önemli olmayan ancak [onlar] için önemli olabilecek ünlü markaları aktif olarak aradıklarını” ifade ediyor. Şirket, nostaljinin Amerikalılar için çok önemli olduğunun altını çizerek mazideki anıların konfor ve tebessüm getirdiğini ve RetroBrands U.S.A. LLC şirketinin misyonunun “terk edilmiş” ikonik markaları canlandırarak pazara yeniden getirmek olduğunu açıklıyor.[3]

2017 tarihli Matal v. Tam kararı ile ABD Yüksek Mahkemesi (SCOTUS); Lanham Act’in aşağılayıcı markaların tescilini yasaklayan 2(a) maddesinin, ABD Anayasası’nın ifade özgürlüğünü düzenleyen Birinci Ek Maddesi’ne  aykırı olduğuna hükmetmişti. Bu karar ile “çekikler” anlamına gelen “The Slants” markasının Uzak Doğu kökenli Amerikalı üyelerden oluşan rock grubu için tescili mümkün olmuştu.

Bu karar ışığında, USPTO’nun iltibas ihtimali veya başkaca bir ret sebebi görmemesi halinde, sahipleri tarafından ırkçı stereotiplerin ortadan kaldırılması amacıyla kullanımı bırakılan markaların tekrardan tescil edilmesi mümkün olabilecek.

Tüketicinin bu gelişmelere nasıl tepki vereceğini ise bekleyip göreceğiz. Irkçı markalar ekonomik değerini koruyacak mı, yoksa bu markaların pazarda tutulmasına yönelik atılan adımlar geri mi tepecek? Sosyal bir deney halihazırda sürmekte…

Av. Işıl Selen Denemeç, LL.M.

Temmuz 2020

isilsdenemec@gmail.com


[1] Tartışmalı logodaki Aunt Jemima karakterinin, ABD’de köle çalıştıran beyaz ailelerin çocuklarına bakan ve ev işleriyle ilgilenen siyahi kadın (“mammy”) arketipine dayandığı kabul ediliyor. Bu algının doğruluğu, şirket yetkililerinin yaptığı açıklama ile de desteklenmiştir.

Kaynaklar: https://en.wikipedia.org/wiki/Aunt_Jemima https://en.wikipedia.org/wiki/Mammy_archetype_in_the_United_States

https://nbcnews.com/news/us-news/aunt-jemima-brand-will-change-name-remove-image-quaker-says (28/06/2020 tarihinde ulaşıldı.)

[2] Eskimo kelimesinin etimolojisine yönelik farklı görüşler var, ancak Arktik bölgenin pek çok kısmında  yaşayanlara göre bu kelime, yerli olmayan ırkçı sömürgeciler tarafından yaygınlıkla kullandığı için aşağılayıcı kabul ediliyor. Hatta çoğu kişi bu kelimenin barbarlık ve vahşet anlamlarına işaret eden “çiğ et yiyici” anlamına geldiğini düşünüyor. Eskimo kelimesi kimi uzmanlara göre “aforoz edilmiş olanlar” anlamındaki Latince  excommunicati kelimesinden, kimi uzmanlara göre ise “kar ayakkabısı ören” anlamına gelen Fransızca esquimaux kelimesinden geliyor. Kaynak: https://www.npr.org/sections/goatsandsoda/2016/04/24/475129558/why-you-probably-shouldnt-say-eskimo (27/06/2020 tarihinde ulaşıldı.)

[3] http://intuit.org/ (27/06/2020 tarihinde ulaşıldı.)