Etiket: banksy

BANKSY’NİN BİR ESERİNİN MARKA OLARAK KORUNMAYA DEVAM ETME YOLCULUĞU: “LAUGH NOW, BUT ONE DAY WE’LL BE IN CHARGE”



Banksy… Farklı, ilham, ilgi uyandıran, kararlı, olağandışı, ses getiren, sınırsız, sürpriz, üretim, yaratıcılık ve tekrar baştan farklı, ilham… Bunlar ünlü “no-name” grafiti sanatçısı ve -her ne kadar önemsemediğini belirtse de- popüler ve “cool” kültürün bir parçası olan Banksy’yi düşününce ilk akla gelebilecek kelimeler. Banksy’nin eserlerinin değeri ve özelliği tartışılmaz olsa da, tek ses getiren özelliği yaratımları değil tabii ki. Nitekim “Kırmızı Balonlu Kız” eserinin, 2018 yılında yaklaşık 1 milyon sterline alıcı bulduğu bir müzayede satışı sırasında -daha önce bizzat Banksy’nin yerleştirdiği- gizli bir bıçak ile parçalanması gibi, aynı eserin -değerini 3 yılda yaklaşık 16’ya katlayarak- 2021 yılında yaklaşık 16 milyon sterline alıcı bulması da çok uzun süre gündemde kalmıştı. Bir eserinin Guess vitrinlerinde kullanımı akabinde, bu kullanımın izinsiz olduğunu ifade ederek yaptığı açıklamalar da yine Banksy’i bir hayli gündemde tutmuştu. Söz konusu durumun sebebinin ise Banksy’nin daha önce yaptığı “Telif ezikler içindir” açıklaması olduğu düşünülmüştü. Gerçekten de Banksy’nin internet sitesi incelendiğinde, bu yönde bir açıklaması olduğu ve hatta şahsi kullanımlar ile sınırlı kalmak kaydıyla eserlerinin kullanılmasına ve düzenlenmesine izin verdiği görülmektedir. Bu öyle bir açıklama ki, bugünkü yazımıza konu kararın temelini dahi yakından etkilemektedir. Biraz detaylandırmak gerekirse;

Her ne kadar Banksy dünya görüşü çerçevesinde telife inanmasa da, yukarıdaki Guess örneği, eserlerinin ve haklarının korunması gerektiğine son derece inandığını göstermektedir. Öyle ki, eserlerini çok yönlü koruyabilmek adına geniş bir strateji yaratan Banksy’nin -bu amaca uygun olarak- marka olarak tescil edilebilir eserlerin yaratımı üzerinde çalıştığı da bilinmektedir. Nitekim bu yaklaşım ile paralel olarak, Banksy’nin bir eseri  Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (“EUIPO”) nezdinde marka olarak tescil edilmiştir. Full Colour Black Limited (“Full Colour”) tarafından ise, söz konusu markanın ayırt edici olmadığı ve kullanılmadığı iddiası ile, markanın hükümsüzlüğü talep edilmiştir. Nitekim Full Colour tarafından dosya hakkında daha sonra yapılan açıklamalarda, markanın kullanım amacı olmaksızın tescil edildiğinin düşünüldüğü ve bu sebeple hükümsüzlük isteminde bulunulduğu belirtilmiştir.

EUIPO İptal Birimi tarafından dosyada yapılan ilk incelemede özetle; bu eserin bir grafiti olduğu ve halk tarafından fotoğraflanarak kullanılabileceği, nitekim eserin kullanımı için direkt Banksy’nin de izin verdiğinin anlaşıldığı, eserin telif korumasına tabi olduğu durumda bundan faydalanmak için Banksy’nin kimliğinin açıklamasının gerekeceği, diğer yandan Banksy’nin telif korumasının ezikler için olduğunu söylediği, söz konusu işaretin asla marka olarak kullanılmadığı, buradaki amacın farklı bir yolla eser üzerindeki ticari hak sahipliğini korumak olduğu değerlendirilmiş ve markanın kötü niyetle tescil edildiği gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Genel strateji bakımından da önem arz eden bu karara karşı Banksy’nin ekibi tarafından kapsamlı bir itiraz yapılmıştır.

Karara itiraz üzerine EUIPO Temyiz Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucunda ise, çok yönlü değerlendirmeler içeren bir karar verilmiştir. 25 Ekim 2022 tarihli karara bu bağlantıdan erişilmesi mümkündür. Kararda özetle belirtildiği üzere;

  • Banksy’nin eserinin bir grafiti olmasının ya da insanların onu fotoğraflayarak kullanabiliyor olmasının ya da -daha sonraki bir aşamada- bu eserin üçüncü kişilerce kullanıma izin verilmesinin dahi, markanın tescil edildiği dönemde, markanın kullanılma amacı olmadığı yönünde yorumlanamayacağı,
  • Nitekim üçüncü kişilere verilen kullanım izninin açıkça “ticari olmayan kullanım” ile sınırlandığı,
  • Eserin üçüncü kişiler tarafından bu sınırın dışında kullanılmasının ise, hakkın genişletilmesi anlamına gelmediği ve her şekilde hak sahibinin haklarının baki olduğu,
  • Kişilerin mümkün olduğu ölçüye kadar kimliklerini gizli tutma haklarına sahip olduğu,
  • Burada ilk derece kararı haklı bile olsa, bunda bir kötü niyet olmadığı, zira markanın kullanılmama niyetiyle başvuruya konu edildiğinin bir göstergesi olmadığı,
  • Banksy’nin “Telif ezikler içindir” açıklamasının ifade özgürlüğü kapsamında olduğu, başvurudan uzun yıllar önce yapılmış bu açıklamadan hareketle başvuru sahibinin kötü niyetli olduğu yönünde yorum yapılmasının son derece sübjektif olduğu,
  • Nitekim markanın hoşgörü süresinin de henüz sona ermediği,
  • İşbu marka başvurusu ile, telif hakkı koruması yerine ya da o genişletilerek bir koruma sağlanmış olsa bile, bunun otomatikman kötü niyet olarak kabul edilmeyeceği

değerlendirilmiştir.

Bu karar ile, ilk derece kararı iptal edilmiş ve Banksy’nin hem sanat eseri hem de markası olan işaretinin marka olarak korunması gerektiği yönünde hüküm kurulmuştur.

Görüldüğü üzere EUIPO Temyiz Kurulu, söz konusu EUIPO İptal Birimi kararının hemen hemen tüm gerekçeleri yönünden hatalı olduğuna hükmetmiş ve her biri açısından da çok yönlü açıklamalarda bulunarak, kararını objektif ve her şeyden öte hem hukuk hem de mantık çerçevesinde gerekçelendirmiştir.

Üstelik Temyiz Kurulu kararı; Banksy ya da herhangi bir kişinin ifade özgürlüğüne, geçmiş yıllardaki açıklamaların günümüz dosyaları ile bağlantısının zayıf olabileceğine, telif korumasından faydalanmak için kimliğini açıklamanın salt bir zorunluluk olmadığına ve hatta bir noktaya kadar bunun da bir hak olduğuna, kişilerin serbestçe marka/eser koruma stratejisi geliştirebileceğine ve -çoğu zaman unutulan ancak hayli önemli bir ilke olan- kötü niyetin başvuru anındaki varlığının sorgulanması gerektiğine dair çok fazla önemli konuya değinmiştir. Her ne kadar bu değerlendirmeler, çok geniş kapsamlı olmasa da, temel amacı ve yaklaşımı rahatlıkla anlayabilecek kadar açık ve sade bir şekilde ifade edilmiştir. Dolayısıyla, özellikle kötü niyet gibi aslında tamamen yoruma açık bir gerekçenin değerlendirmesinde bilgi ve belgelerin esnetilmemesi ve sehven dahi olsa sübjektif yorum yapılmaması gerektiği ortaya konulmuştur.

Genel hukuk sistematiği için son derece değerli olan bu karar, hiç şüphesiz ki pek çok dosyada hem Banksy hem de kötü niyet iddialarına konu markalar açısından çok yönlü olarak kullanılacaktır. Bu kapsamda kötü niyetin başvuru tarihi itibariyle aranması, kullanmama niyetine dair yorumların objektif yapılması ve kötü niyetin varlığına somut deliller ya da en azından objektif yorum ilkeleri kapsamında hükmedilmesi gerektiğine dair açıklamalar kapsamında bu kararı tekrar tekrar görmemiz çok olasıdır.

Kanaatimce de EUIPO Temyiz Kurulu’nun kararı son derece yerindedir. Zira, bir marka sahibinin dosya dışı açıklamalarının ve hatta eserlerini koruma stratejisinin etkisiyle verilen ve sonucu hükümsüzlük gibi doğrudan hak kaybı olan bir karar, öngörülemezliği de beraberinde getirmektedir. Nitekim bu yaklaşım o kadar göreceli ve temel -objektif- marka hukuku ilkelerinden o kadar uzak görünmektedir ki, daha en başta bile bu derece “niyet okuma” niteliğindeki bir kararın kabulü şaşırtıcı olmuştur. EUIPO nezdinde dahi kötü niyete bu kadar sübjektif yaklaşılabildiği düşünüldüğünde, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından bu gerekçeye çok sıkı yaklaşılması bir bakıma yerinde görünebilmektedir. Bununla birlikte, her durumda en güzeli denge olacaktır. İyi ve kötü arasında olduğu gibi, sübjektif objektif ve yorum arasındaki denge, hakkaniyeti de yanında getirmektedir.

Büşra BIÇAKCI

busrasbicakci@gmail.com

Mart 2023

Dismaland, Disneyland İçin Sıkıntı mı? Dismaland: Çocuklar İçin Uygun Olmayan Aile Parkı

dismaland.logo

Geçtiğimiz haftasonu haber bültenleri dikkatle takip edenler, İngiltere’de sokak sanatçısı “Banksy” tarafından açılan “Dismaland” sergisini mutlaka duymuştur. Bu önemli serginin, sanat ve kültür haberlerini genellikle es geçen medyamızda bile yer bulmuş olması, serginin önemi ve etkisi konusunda size ufak da olsa fikir verecektir.

Gerçek ismi ve doğum yeri bilinmeyen “Banksy” takma isimli sanatçı, graffiti sanatçısı, politik aktivist ve ressam olarak ün yapmıştır. Banksy’nin eserlerini dünyanın çeşitli ülkelerinde sokaklarda ve duvarlarda görmek mümkündür. Banksy, gerilla sanatçı olarak da anılmaktadır ve eserlerinde verdiği savaş karşıtı, politik, çevreci mesajlarla ün kazanmıştır.

Banksy’nin son projesi kısa sürede büyük yankı yaratmıştır. Banksy, 21 Ağustos 2015 tarihinde İngiltere’de terk edilmiş bir tatil köyünde “Dismaland” adında bir sanat projesi ortaya çıkarmıştır. “Dismaland”, dünyaca ünlü eğlence parkı “Disneyland”in hicvedilmiş hali niteliğindeki bir tema parkı görünümdedir. Banksy’nin kendisi Dismaland’i, “Çocuklar için uygun olmayan bir aile tema parkı” olarak tanımlamaktadır.

dismaland

http://www.dismaland.co.uk/ adresinden erişilebilecek Dismaland web sayfasında serginin beş hafta süreceği belirtilmekte ve aşağıdaki ilginç uyarıya yer verilmektedir: “Park’ta aşağıdakiler kesinlikle yasaktır: Sprey boya, marker kalem, bıçak ve Walt Disney firmasının yasal temsilcileri.” Bu uyarıdan kolaylıkla tahmin ettiğiniz üzere Banksy dahil birçok kişinin tahmini, Walt Disney firmasının “Dismaland”den memnun olmayacağı yönündedir. Disney’in Dismaland’den memnun olmayacağı açık olmakla birlikte, Dismaland’e karşı hukuki yaptırım arayışı içerisine girip girmeyeceği şimdilik merak konusudur.

Dismaland, yukarıda yer verdiğimiz logosu (Disney şatosunun bakımsız, virane hali) dahil olmak üzere, Disneyland’a ilişkin birçok referans barındırmaktadır. Cinderella’nın kaza yapmış balkabağı arabası, virane Disney şatosu, Mickey Mouse kulaklıkları takmış hayatından bezmiş görünümlü park çalışanları, bu referanslar arasında sayılabilir.

dismaland-2

dismaland4

dismaland3

http://www.worldtrademarkreview.com/Blog/Detail.aspx?g=d48eb8f3-e136-41ae-a1cf-454c861db734 yer alan habere göre, “Dismaland” markasının tescil edilmesi için de OHIM’e bir topluluk markası başvurusu yapılmış durumdadır. Aynı haberde yer alan bilgiler aktarılmaya devam edilecek olursa; bugüne dek Disney, Dismaland’a ilişkin herhangi bir açıklama yapmamıştır. Buna karşılık alan uzmanlarına göre, Disney’in logosunun, şato şeklinin, Mickey Mouse şeklinin tescilli markalar olması dikkate alındığında, Disney tescilli markalarını öne sürerek, Dismaland’da kullanılan unsurlar nedeniyle marka haklarına tecavüzün gerçekleştiğini iddia edebilecek pozisyondadır. World Trademark Review’in görüşlerine başvurduğu, Burges Salmon isimli IP avukatı: “Disney’in hukuki mücadeleden elde edebileceği fazla bir şey söz konusu olmayacaktır. Banksy’nin hiciv içeren çalışmaları iyi tanınmaktadır ve kamu nezdinde karıştırılma ihtimali düşüktür. Dismaland kısa süreli bir etkinliktir ve olası bir hukuki müdahale ters tepki doğuracaktır. Banksy, İngiltere’nin güney bölgelerinde bir kahraman konumundadır…Buna karşın, Dismaland’in Disney için utanç olduğunu söyleyen ve hukuk biriminin bu işle uğraşmasını isteyen yöneticiler de olacaktır.” açıklamasını yapmıştır. Salmon’un görüşleri bu yönde olsa da, farklı fikirleri savunacak ve Disnery’i doğrudan davaya yönlendirecek avukatları bulmak, Disney bakımından hiç güç olmayacaktır.

OHIM’e yapılan “Dismaland” marka tescil başvurusu da oldukça yeni tarihlidir ve Walt Disney’in bu başvuruya karşı itiraz edip etmeyeceğini ilerleyen günler gösterecektir.

Dismaland’ı gidip göremeyecek olsak da, IPR Gezgini’nin gözleri bu çarpıcı sanat olayının üzerinde olmaya devam edecektir.

Önder Erol Ünsal

Ağustos 2015

unsalonderol@gmail.com