Ay: Ekim 2025

MARKALARDA KULLANIM YOLUYLA ELDE EDİLEN AYIRT EDİCİLİĞİN KARIŞTIRILMA İHTİMALİ DEĞERLENDİRMESİNDE ROLÜ


Kullanım yoluyla elde edilen ayırt edicilik. Ayırt ediciliği ya olmayan ya da zayıf olan ibarelerin, markasal olarak yoğun kullanılmaları neticesinde ayırt edicilik vasfını haiz olabildiğini ifade eden bir kavramdır. Türkiye pratiğinde çoğunlukla marka incelemesine ilişkin mutlak ret nedenleri kapsamında gündeme gelse de, aslında karıştırılma ihtimaline ilişkin değerlendirme bakımından da önem arz etmektedir.

Avrupa Birliği (“AB”) Genel Mahkemesi 6. Daire’nin 4 Haziran 2025 tarihli güncel kararı kapsamında da, önceki tarihli markanın kullanım yoluyla elde edilmiş ayırt ediciliğin -itiraz incelemesi üzerine yapılan- karıştırılma ihtimali değerlendirmesindeki rolünün kapsamlı şekilde tartışıldığını görüyoruz. Kararı incelersek;

  • Nisan 2020’de aşağıdaki markanın 18, 25 ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetler için AB markası olarak tescili amacıyla başvuru gerçekleştirilmiştir. 
  • Söz konusu marka başvurusuna, 18 ve 25. sınıflarda tescilli aşağıdaki AB markasına dayalı olarak itiraz edilmiştir.
  • İtiraz üzerine AB Fikri Mülkiyet Ofisi (“EUIPO”) İtiraz Birimi tarafından yapılan inceleme kapsamında, markalar arasında “PRESIDENT” ibaresinden kaynaklı bir benzerlik olduğu değerlendirilmiş ve itirazın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İtiraz sahibinin -itiraza dayanak markasının- kullanım yoluyla artırılmış ayırt ediciliğine ilişkin iddialarının ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
  • Başvuru sahibi, söz konusu karara itiraz etmiştir.
  • EUIPO Temyiz Kurulu tarafından yapılan inceleme neticesinde; markalar arasındaki benzerliğin düşük seviyede olduğu ve itiraza dayanak markanın kullanım yoluyla ayırt ediciliğinin artırıldığı iddiası incelenmeden -aynı mal ve hizmetler bakımından bile- karıştırılma ihtimali için değerlendirme yapılamayacağı ifade edilmiştir.
  • Dosya, itiraza dayanak markanın ayırt ediciliğinin kullanım yoluyla artırıldığı iddiası bakımından değerlendirme yapılmak üzere, İtiraz Birimi’ne geri gönderilmiştir.
  • İtiraz Birimi’nin ikinci incelemesi kapsamında, itiraz sahibinin sunduğu deliller incelenmiş ve bu deliller ışığında, itiraza dayanak markanın ayırt ediciliğinin (giyim sektöründe) kullanım yoluyla artırıldığı değerlendirilmiştir. Ayrıca İtiraz Birimi’nin ilk kararındaki markalar arasındaki benzerlik değerlendirilmesine de yer verilmiş ve markanın 18, 25 ve 35.sınıflarda yer alan kimi mal ve hizmetler için kısmen reddine karar verilmiştir.
  • Dosya tekrar Temyiz Kurulu’nun önüne gelmiştir. Temyiz Kurulu, İtiraz Birimi’nin ikinci kararını uygun bulmuş ve onamıştır.
  • Başvuru sahibi, söz konusu kararının iptali ve markasının tescili için dava yoluna gitmiştir.

Bunun üzerine, AB Genel Mahkemesi 6. Daire (“Mahkeme”) tarafından dosyada kapsamlı bir inceleme yapılmıştır. Karardaki özetler şu şekildedir:

Temyiz Kurulu tarafından; inceleme konusu markaların her ikisi de -markaların kapsamında yer alan- mal ve hizmetler bakımından bir anlamları olmadığını dikkate alınarak ayırt edici bulunmuştur. Markaların benzerlikleri ise görsel olarak düşük derecede, işitsel ve kavramsal olarak ortalamanın altı seviyede değerlendirilmiştir.

Başvuru sahibi, karıştırılma ihtimaline ilişkin değerlendirme sırasında önceki markanın artırılmış ayırt ediciliğine haksız derecede yüksek bir önem verildiğini iddia etmektedir. Başvuru sahibine göre, itiraza dayanak markanın kullanım yoluyla artırılmış ayırt ediciliğine ilişkin bulgu otomatik olarak karıştırılma ihtimali yaratmamaktadır ve somut olayda, diğer faktörler ışığında bir analiz gerçekleştirilmemiştir.

EUIPO ve itiraz sahibi ise, bu iddialara itiraz etmiş ve önceki tarihli markanın kullanım yoluyla artırılmış ayırt ediciliği hususunun, karıştırılma ihtimaline ilişkin değerlendirme sırasında dikkate alınan faktörlerden yalnızca biri olduğunu ifade etmiştir. Bu açıdan, her iki markada da “PRESIDENT” kelimesinin bulunması, söz konusu mal ve hizmetlerin aynı teşebbüsten veya ekonomik olarak bağlantılı teşebbüslerden geldiği varsayımını yaratmaktadır.

Mahkeme’nin değerlendirmelerine göre;

  • Başlı başına veya halk tarafından tanınmaları nedeniyle oldukça ayırt edici olan markaların, daha az ayırt edici markalara göre daha geniş bir korumadan yararlanması normaldir. Ancak bu durumda bile, markalar arasında bir ayrım yapılmasının mümkün olduğu göz ardı edilmemelidir.
  • Markaların düzenlenmesi, unsurları ve stilize ediliş şekilleri farklı olup; bunlar, benzerlik incelemesinde dikkate alınmalıdır. Haliyle, ortak olan “PRESIDENT” ibaresine rağmen, markalarda yer alan figüratif işaretler genel izlenim açısından farklılık yaratmaktadır.
  • Ortak unsur olan “PRESIDENT” kelimesinin düşük derecede ayırt edici olduğu ve söz konusu mal ve hizmetlerin olumlu özelliklerini çağrıştıran veya bir güç veya otorite imajı yaratan bir unsur olarak algılanacağı hususu dikkate alınmalıdır. 
  • Buna göre, itiraza dayanak marka için kullanım yoluyla elde edilen artırılmış ayırt edicilik, söz konusu markalar arasındaki farklılıkları telafi etmek için yeterli görünmemektedir.
  • Sonuç olarak, ilgili kararın iptaline karar verilmelidir.

Görüldüğü üzere, Mahkeme -tıpkı İtiraz Birimi ve Temyiz Kurulu gibi- itiraza dayanak markanın kullanım yoluyla artırılmış ayırt ediciliğinin, markalar arasındaki karıştırılma ihtimali incelemesinde dikkate alınabileceğini kabul etmektedir. Ancak, bu ihtimalde dahi, markaların benzerlikleri kadar farklılıklarının da dikkate alınması gerektiği vurgulanmaktadır.

Teorik olarak bu yaklaşım son derece uygun görünmektedir. Somut olay açısından ise; PRESIDENT markası için kullanım yoluyla artırılmış ayırt ediciliğin kabul edildiği durumda, “ALWAYS RUN 4PRESIDENT” markasının aynı kapsam bakımından karıştırılma ihtimali yaratmadığı yönündeki değerlendirmenin birtakım tartışmaları beraberinde getirmesi kaçınılmaz görünmektedir.

Karara buradan, bana ise e-posta yoluyla ulaşabilirsiniz.

Büşra BIÇAKCI

Ekim 2025

busrasbicakci@gmail.com

PERAKENDECİNİN SADECE KENDİ ÜRÜNLERİNİ SATIŞA SUNMASI 35. SINIF KAPSAMINDA MALLARIN SATIŞA SUNUMU HİZMETİ OLARAK KABUL EDİLEBİLİR Mİ? EUIPO TEMYİZ KURULU “RITUALS” KARARI



Giriş

Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) Temyiz Kurulu, 12 Mayıs 2025 tarihinde “RITUALS” markasına ilişkin olarak verdiği kararla, uygulamacıların Türkiye’de de kafasını karıştıran önemli bir sorunun yanıtını EUIPO açısından nihai olarak vermiştir.

Kararda ele alınan ve EUIPO açısından netleştirilen temel mesele; 35. sınıftaki “malların satışa sunumu hizmetleri” (mağazacılık veya perakendecilik hizmetleri olarak da anılmaktadır) için korunan bir Avrupa Birliği markasına ilişkin olarak, marka sahibinin sadece kendisine ait ürünleri satışa sunması halinde, bu durumun markanın kullanımı sayılıp sayılamayacağıdır. Daha da netleştirirsek kararda ele alınan konu, marka sahibinin sadece kendisine ait malları satışa sunum (mağazacılık, perakendecilik) hizmetlerine konu etmesi halinde, bahsedilen hizmetler bakımından markanın kullanımı gerçekleşmiş midir sorusunun yanıtıdır.

Türkiye’de kimi uygulayıcılar, 35. sınıftaki malların satışa sunumu (mağazacılık, perakendecilik) hizmetlerinin, ancak farklı kişilere ait farklı markalı ürünlerin tüketicilere sunulduğu hallerde ortaya çıktığını öne sürmekte ve bir marka sahibinin sadece kendisine ait ürünleri satışa sunması halinin bu hizmetin kapsamına girmediğini iddia etmektedir. Buna karşın, bazı uygulayıcılar (bu satırların yazarı dahil) ise, ilgili hizmetin satışa sunulan malların kime ait olduğuyla ilgisinin bulunmadığını, markanın sahibi tarafından üretilmiş tek bir tip veya tek markalı ürünlerin satışa -ilgili hizmetin tanımı kapsamında- sunulduğu hallerde dahi bu hizmetin kullanımın gerçekleştiğini öne sürmektedir.

Temel karmaşayı daha iyi ifade edebilmek bakımından öncelikle ilgili hizmetleri tanımlamak yerinde olacaktır. Devamında EUIPO Temyiz Kurulunun “RITUALS” kararı kapsamında getirilen yorum aktarılacak ve değerlendirilecektir.

“Malların Satışa Sunumu Hizmetleri” Nedir ve Somut Olarak Hangi Hallerde Karşımıza Çıkar?

2015 yılında yazdığım ve IPR Gezgini’nde yayımlanmış “Perakendecilik Hizmetleri Nedir? Marka Tescilinde Somut Karşılığı Ne Şekilde Ortaya Çıkar?” başlıklı yazıdan kısa bir özetle, 35. sınıfta yer alan “malların satışa sunumu hizmetlerini” tanımlayacak olursak:

Avrupa Birliği Adalet Divanı, 7 Temmuz 2005 tarihli C-418/02 sayılı “Praktiker” kararının 34. paragrafında, “perakendecilik hizmetleri”nin nihai amacının malların tüketicilere satışı olduğunu, belirtilen hizmetin satış işleminin yanı sıra, bu işlemin gerçekleşmesini sağlamak için tacir tarafından yürütülen her tür eylemi kapsadığını belirtmiştir. Anılan eylemler karara göre, diğerlerinin yanı sıra, satışa sunulan malların seçimini ve satışın rakiplerle değil kendisiyle tamamlanmasını isteyen bir tacirin tüketicileri teşviğe yönelik çeşitli hizmetleri sunmasını da kapsar.

“Malların satışı” ifadesi, malların ve hizmetlerin uluslararası sınıflandırması amaçlı Nicé sınıflandırması kapsamında tanımlanmış veya bu sınıflandırma kapsamında değerlendirilmesi mümkün olan bir hizmet değildir. Bu bağlamda, nihai hedefi malların satışı olan hizmetler bütünü, anılan sınıflandırmanın 35. sınıfının açıklayıcı notlarında yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” (the bringing together, for the benefit of others, of a variety of goods (excluding the transport thereof), enabling customers to conveniently view and purchase those goods) tanımı kapsamında değerlendirilmektedir.

Yazı boyunca, “malların satışa sunumu hizmetleri” tabiri kullanılacak olsa da, bu kısa ifadeyle belirtilmek istenen “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” ifadesidir.

Yukarıda “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” ifadesine yer verilmiş olsa da, bu ifadenin “çeşitli mallar” terimi yerine “özel olarak belirtilmiş malların” yazıldığı halleri de kapsayacak anlamda kullanıldığı özellikle belirtilmelidir. Bir diğer deyişle, yazının kapsamı sadece “çeşitli mallar” genel tabirinin kullanıldığı hallere ilişkin değildir, perakendecilik hizmetinin konusu malların özel biçimde belirtildiği ifade biçimleri de yazı kapsamına girmektedir.

“Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” en basit haliyle, tüketicilerin farklı seçenekler veya çeşitler arasından kendisine en uygununu bulup satın alması için çeşitli malların bir arada satışa sunulması hizmetidir. Bu hizmet, birbirinden nitelik, ölçek, ortam olarak farklı satış noktalarında (süpermarket, hipermarket, katalog, internet vb.) sunulabilir.

İnceleme konusu hizmet, malların satışı işleminden ibaret değildir. Hizmet esasen, malların satışa nihai amacına yönelik olarak tacir tarafından sunulan bir hizmetler bütününü ifade etmektedir. Bu haliyle hizmetin kapsamı “perakende veya toptan satış ortamlarında, malların satış amacıyla tüketicilere sunumu”dur.

Hizmetin sunulduğu ortamın dükkan, mağaza, vb. gibi bir mekan olması zorunluluğu bulunmamaktadır. Anılan hizmet; dükkan, mağaza gibi mekanlarda malların klasik biçimde sunumu yoluyla verilebildiği gibi, internet, TV gibi elektronik ortamlarda veya katalog yoluyla satışa sunum gibi farklı yöntemlerle de sunulabilir.

“Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri”nin varlığından bahsedebilmek için, öncelikli olarak “çeşitli malların tüketicilerin beğenisine ve alımına sunulma amacıyla bir araya getirilmiş olması” ve “bir araya getirilen malların tüketicilere sunulduğu bir ortam (mağaza, dükkan, internet sitesi, TV yoluyla alım için bir platform, katalog yoluyla satışı sağlayacak yöntem ve araçlar, vb.)” şartlarının bir arada gerçekleşmiş olması gereklidir.

“Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” yukarıda da belirtildiği gibi, en basit tanımıyla tüketicilerin farklı seçenekler veya çeşitler arasından kendisine en uygununu bulup satın alması için çeşitli malların bir arada satışa sunulması hizmetidir. Bu bağlamda, markasını taşıyan malları üretip, üçüncü kişilerin sağladığı perakendecilik veya mağazacılık hizmetleri kanalıyla tüketicilere ulaştıran bir firmanın, markasını “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” için tescil ettirmesi gerekli değildir. Bu tip bir durumda, yani markalı bir ürünün üreticisi dışındaki taraflarca tüketicilere sunulması halinde, o malların üreticisinin “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” için markasını kullanıldığının kabul edilmesi mümkün değildir.

Şöyle ki, “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” için kullanımdan bahsedilmek için, çeşitli malların müşterilere sunum amacıyla bir araya getirilmesi gereklidir ve sonrasında eğer, müşteri tarafından alım kararına varılırsa satış söz konusu olmaktadır. Ayrıca, hizmet tanımında yer alan “elverişli” kelimesinin de işaret ettiği üzere, malların tüketicilere elverişli bir biçimde sunulması, yani “bir araya getirilen malların tüketicilere sunulduğu bir ortam (mağaza, dükkan, internet sitesi, TV yoluyla alım için bir platform, katalog yoluyla satışı sağlayacak yöntem ve araçlar, vb.)” gereklidir.

Tüm bunlara ilaveten, ürettiği ve markasını taşıyan malları, üçüncü taraflar aracılığıyla piyasaya sürmekle sınırlı kalmak istemeyen ve bu malları kendisine ait perakende satış kanalları yoluyla tüketicilere ulaştırmak isteyen üreticilerin varlığı da ortadadır. Malların üreticisi de olan bu kişilerin herhangi bir satış ortamı kanalıyla ürettikleri malları nihai tüketiciye ulaştırmaları halinin, markanın “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” için kullanımını teşkil edip etmediği bu yazının konusunu oluşturacaktır.   

Sayılan tüm hususlar ışığında kanaatimizce, “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” için kullanımın varlığı aşağıdaki değerlendirmeler çerçevesinde tespit edilmelidir:

  1. Markalı bir malın üretilmesi veya piyasaya sürülmesi, tek başına söz konusu markanın “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” için kullanıldığını gösteremez.
  2. “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” için kullanımdan bahsedebilmek için çeşitli malların satış amacıyla, tüketicilerin beğenisine elverişli bir ortamda sunulmuş olması gereklidir.
  3. Müşterilerin malları elverişli biçimde görmesi, yani tüketicilere sunum için bir ortam gereklidir. Bu ortamın fiziksel bir mekan olması şart değildir, mallar tüketicilere mağaza, dükkan, internet sitesi, TV yoluyla alım için bir platform, katalog yoluyla satışı sağlayacak yöntem ve araçlar, vb. birçok farklı ortam kullanılarak sunulabilir.
  4. Tüketiciler elverişli ortamda kendilerine sunulan malları inceledikten sonra alımı gerçekleştirir veya gerçekleştirmez. Alımın gerçekleşmesi veya gerçekleşmemesi hizmetin niteliğini etkilemez, şöyle ki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” satış işleminden ibaret değildir ve hizmetin asıl doğası “malların tüketicilere perakende veya toptan satış ortamlarında sunumu”dur.
  5. Markayı taşıyan malların tanıtımı amaçlı kataloglar, dokümanlar, reklamlar, internet siteleri, tek başlarına markanın “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” için kullanıldığını ispatlama gücüne sahip değildir. Şöyle ki, hizmet tanımından anlaşıldığı üzere, müşterilerin malları elverişli biçimde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi gereklidir. Ürünlere ait tanıtım dokümanlarının veya reklamların, malların elverişli biçimde satışa sunumunu sağlama fonksiyonunu yerine getiren araçlar olduğunun kabul edilmesi ise mümkün değildir.

Yazımızın üzerinde odaklanacağı husus ise, yukarıdaki tespitlerden farklı bir hususa ilişkindir: “Satışa sunulan malların, satışı sunumu gerçekleştiren kişiye ait olması ve onun markasını taşıması halinde de, malların satışa sunumu hizmetlerinin kullanımın gerçekleştiği kabul edilmeli midir?”

Yazının başında belirttiğimiz üzere, Türkiye’de bu konuda uygulamacılar arasında fikir birliği bulunmamaktadır. Kimi uygulayıcılara göre, “anılan hizmetin gerçekleşmesinin ön şartlarından birisi de satışa sunulan malların farklı kişilere farklı markalı mallar olmasıdır”, diğer yandan başka bir grup ise “hizmetin tanımında böyle bir ön şart bulunmadığını öne sürmekte ve diğer koşullar yerine getirildikten sonra satışa sunulan malların tek bir üreticiye ait tek bir markayı taşıyan mallar olması halinde dahi bu hizmetin gerçekleştirildiğini” ifade etmektedir.

EUIPO Temyiz Kurulunun aşağıda aktarılacak “RITUALS” kararı bu tartışmaya EUIPO bakımından noktayı koymuştur ve kararın Türkiye’deki tartışmalara da ışık tutacağı düşünülmektedir. Sözü daha da uzatmadan kararın aktarılmasına geçelim.

“RITUALS” Markasına Karşı Yapılan İptal Talebi ve EUIPO İptal Biriminin Kararı

2006 yılında 3.,4.,21.,24.,30. sınıflara dahil malları ve 35. sınıfa dahil hizmetleri kapsayan “RITUALS” markası EUIPO tarafından Avrupa Birliği markası olarak “Rituals International Trademarks B.V.” adına tescil edilmiştir. Markanın 35. sınıfına dahil hizmetler esas olarak 3.,4.,21.,24.,30. sınıflara dahil malların perakendeciliği (satışa sunumu) hizmetleridir. 2022 yılında “Zheni Aleksieva” adında bir gerçek kişi belirtilen markanın kullanmama nedeniyle iptaline yönelik olarak EUIPO nezdinde bir iptal talebi yapmıştır. Kullanmama nedeniyle iptal talebine karşı marka sahibi EUIPO’ya markanın kullanımını gösteren çeşitli kanıtlar sunmuştur. Bu kanıtlara karşı iptal talebi sahibi görüş göndermiş ve bu görüşte esasen aşağıdaki argümanlara dayanmıştır:

  • Marka sahibi tarafından gönderilen kanıtlar markanın sadece 3. sınıfa dahil bazı kozmetik ürünleri tarafından kullanımını göstermektedir ve diğer mal ve hizmetlerin kullanımına ilişkin bir kanıt bulunmamaktadır.
  • Marka sahibi sadece kendisine ait markayı taşıyan ürünleri satışa sunmaktadır ve bu durum 35. sınıf kapsamında perakendecilik hizmetlerinin ciddi kullanımı olarak kabul edilemez.
  • Marka tescil edildiğinden farklı biçimde kullanılmaktadır.

Yazımızın ana vurgu noktası, 2. iddia kapsamındaki argümanların EUIPO tarafından değerlendirilmesiyle ilgili olacaktır ve dolayısıyla diğer hususlar hakkındaki açıklamalara, yazının bütünlüğü açısından zorunlu olanlar dışında, yer verilmeyecektir.

EUIPO İptal Birimi, sunulan kanıt ve görüşleri inceledikten sonra, markayı 3. sınıftaki bazı mallar dışında kalan tüm mal ve hizmetler bakımından iptal etmiştir. EUIPO İptal Birimi kararında 35. sınıftaki perakendecilik hizmetleri bakımından aşağıdaki değerlendirmeyi yapmıştır:

“…. Taraflar arasında marka sahibinin kendi mallarıyla ilgili dükkanları işlettiği hususu konusunda bir anlaşmazlık bulunmamaktadır. Temel mesele, bu mağazalarda sürdürülen marka sahibinin kendi markasını taşıyan mallara ilişkin faaliyetlerinin perakendecilik hizmetleri bakımından markanın kullanımını teşkil edip etmediğidir. Marka sahibine göre, bu dükkanlarda yürütülen faaliyet sadece satışla sınırlı olmayan, perakende piyasasında benzer ürünleri satan diğer kişilerle de rekabet anlamına gelen bir faaliyettir; dükkanların önünde, içinde, paketlerde ve satış fişlerinde “RITUALS” markası bulunmaktadır, müşterilere mağazalarda benzersiz bir deneyim sunulmaktadır, içecekler ve el masajı teklif edilmektedir. 35. sınıftaki perakendecilik hizmetleri Nice Sınıflandırması Açıklayıcı Notunda “başkalarının yararına, çeşitli malları (nakliyesi hariç) bir araya getirerek, müşterilerin bu malları rahatça inceleyip satın almalarını sağlamak” olarak tanımlanmaktadır. Burlington Arcade kararından (C‑155/18), “başkaları” kelimesiyle kastedilenin malları için satış noktası arayan üreticiler veya marka sahipleri olduğu anlaşılabilir. Marka sahibinin iş modelinde, marka sahibinin faaliyetinden yararlanacak marka sahibi dışında başka bir işletme, üretici veya marka sahibi bulunmamaktadır. Marka sahibinin mağazalarında gerçekleştirilen tüm faaliyetlerin tek bir amacı vardır, o da marka sahibinin mallarının satılmasıdır. Markanın mağazaların ön tarafında, mağaza içinde ve kasa fişlerinde yer alması ve satın alınan ürünlerin üzerinde markanın basılı olduğu bir çantaya paketlenmesi, tüm bunların tek amacının marka sahibinin ürünlerini satmak olduğu gerçeğini değiştirmez. Mağazanın ön tarafındaki marka, tüketicilere “Rituals” markası altındaki ürünlerin mağaza içinde satıldığını bildirir. Marka sahibi, perakendecilik hizmetleri pazarında perakendecilerle değil, diğer kozmetik ve parfüm üreticileriyle rekabet etmektedir. Tüketiciler, “Rituals” mağazasında mı yoksa farklı markaların çeşitli kozmetik ürünlerinin bulunduğu bir kozmetik perakende mağazasında mı alışveriş yapacaklarını seçmezler. “Rituals” kozmetik ürünlerini mi yoksa diğer markaların ürünlerini mi satın alacaklarını seçerler. Sonuç olarak, marka sahibinin mağazalarıyla bağlantılı faaliyeti, bağımsız bir perakendecilik hizmeti değil, malların tesciliyle sağlanan korumanın kapsadığı bir faaliyet olan kendi mallarının satışı olarak değerlendirilmelidir. Dolayısıyla, marka sahibi, perakendecilik hizmetleri için markanın kullanıldığını kanıtlayamamıştır ve marka belirtilen hizmetler bakımından da iptal edilmelidir….”

Marka sahibi bu karara karşı itiraz etmiş ve itiraz EUIPO Temyiz Kurulu tarafından değerlendirilmiştir.

EUIPO Temyiz Kurulu “RITUALS” Kararı

Marka sahibinin iptal talebine karşı yaptığı itirazda, diğerlerinin yanı sıra, konumuzla ilgili olarak aşağıdaki temel argümanlara yer verilmiştir:

“…. İptal Birimi, marka sahibinin perakendecilik hizmetleri sunmadığını, çünkü bu tür hizmetlerin perakendecinin kendi malları ile ilgili olarak sunulamayacağını tespit etmiştir. Bu yorum, mevcut içtihatla tutarlı değildir. Praktiker kararının 34. paragrafında Adalet Divanı perakendecilik hizmetlerini şu şekilde tanımlamıştır: ‘Bu bağlamda, perakende ticaretin amacının tüketicilere mal satmak olduğu belirtilmelidir. Bu ticaret, yasal satış işlemine ek olarak, tacirin bu tür bir işlemin gerçekleştirilmesini teşvik etmek amacıyla yürüttüğü tüm faaliyetleri de içerir. Bu faaliyetler, diğerlerinin yanı sıra, satışa sunulan malların çeşitliliğini seçmek ve tüketicinin söz konusu işlemleri rakip bir tacir yerine söz konusu tacirle yapmaya teşvik etmek amacıyla çeşitli hizmetler sunmaktan ibarettir.’ Adalet Divanı, Praktiker kararında “perakendecilik hizmetleri” kavramını geniş bir şekilde yorumlamaktadır. Divan, perakendecilik hizmetlerinin daha kısıtlayıcı bir tanımının mümkün olmadığını açıkça belirtmektedir. EUIPO çok sayıda kararında, perakendecilik hizmetlerinin kullanımının, marka sahibinin sadece kendisine ait ürünleri satışa sunduğu durumlarda da gerçekleştiğini kabul etmiştir, örneğin C 14 986 sayılı Cath Kidston kararı, C 15 460, C 12 844 sayılı kararlar, Temyiz Kurulunun R 2330/2011-2 sayılı kararı. İptal Biriminin işbu ihtilafa ilişkin olarak emsal gösterdiği C-155/18 sayılı Burlington Arcade kararı ise yanlış yorumlanmıştır. Şöyle ki, belirtilen karar Praktiker kararından bir sapma niteliğinde değildir ve ‘alışveriş merkezlerinin verdiği faaliyetlerin malların satışa sunumu hizmeti olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğini’ irdelemektedir. Bu karardaki ‘başkaları ifadesiyle kastedilen malları için satış noktası arayan üreticiler veya marka sahipleridir’. İptal Biriminin işbu ihtilafa ilişkin yeni yorumunun kabul edilmesi, kendi mağazalarında kendi ürünlerini satışa sunan, örneğin Dior, L’Oréal, Estée Lauder, Givenchy, Gucci, Prada, Louis Vuitton, Adidas, Nike Puma ve Fendi gibi markaların perakendecilik hizmeti vermediği anlamına gelecektir ve bunun kabul edilmesi mümkün değildir. Sonuç olarak, bir marka sahibinin kendi ürünlerini satışa sunması perakendecilik hizmetleri kapsamına girmektedir ve İptal Birimi kararının iptal edilmesi gerekmektedir….”

EUIPO Temyiz Kurulu; marka sahibinin itirazını, İptal Birimi kararında yer verilen argümanları ve iptal talebi sahibinin görüşlerini dikkate alarak incelemiş ve 12 Mayıs 2025 tarihinde verdiği R 2472/2023-4 sayılı kararla ihtilafı sonuçlandırmıştır. Devam etmeden önce, kararın sadece yazımızın konusu perakendecilik hizmetleri bakımından aktarılacağını bir kez daha belirtiyoruz.

Kurul ilk olarak, perakendecilik hizmetleri bakımından verilmiş ilk önemli karar olan ve ilgili hizmetlerin çerçevesini çizen Adalet Divanının C-418/02 sayılı Praktiker kararından bazı önemli noktaları aktarmıştır:

“Praktiker kararının 34. paragrafı çerçevesinde, Adalet Divanına göre, perakende ticaretin amacı, tüketicilere mal satmaktır. Bu ticaret, yasal satış işlemine ek olarak, tacirin bu tür bir işlemin gerçekleştirilmesini teşvik etmek amacıyla yürüttüğü tüm faaliyetleri de içerir. Bu faaliyetler, diğerlerinin yanı sıra, satışa sunulan malların çeşitliliğini seçmek ve tüketicinin söz konusu işlemleri rakip bir tacir yerine söz konusu tacirle yapmaya teşvik etmek amacıyla çeşitli hizmetler sunulmasını içerir. Kararın 35. paragrafına göre, Direktif veya Topluluk hukukunun genel ilkelerine dayanan hiçbir üstün neden, bu hizmetlerin Direktifteki ‘hizmetler’ kavramı kapsamına girmesini veya dolayısıyla, tacirin, markasının tescili yoluyla sağladığı hizmetlerin menşeini belirten markanın korunmasını elde etme hakkına sahip olmasını engellemez. Kararın 44. paragrafına göre ise, Direktifin amaçları doğrultusunda, bu kararın 34. paragrafında yer alan açıklamadan daha kısıtlayıcı bir ‘perakendecilik hizmetleri’ tanımına dayanmaya ihtiyaç olmadığı belirtilmekte ve 34. paragraftaki ‘perakendecilik hizmetleri’ tanımına atıfta bulunulmaktadır.”

Temyiz Kurulu devamında perakendecilik hizmetleriyle ilgili önemli kararlar olan O’Store (T-116/06), Apple Store (C-421/13) gibi kararlara atıflar yapmıştır.

Bu açıklamaların da ışığında perakendecilik hizmetleri aşağıdaki formül çerçevesinde basitçe açıklanmıştır:

  • Perakende ticaretin amacı = Tüketicilere mal satışı.
  • Perakende ticaret, yasal satış işlemine ilaveten, bu satış işleminin gerçekleştirilmesini teşvik etmek amacıyla tacir tarafından yürütülen tüm faaliyetleri içerir.
  • Tacirin satış işleminin sonuçlandırılmasını teşvik etmek amacıyla gerçekleştirdiği faaliyetler, diğerlerinin yanı sıra;
    • Satışa sunulan malların çeşitliliğini seçmeyi ve
    • Tüketicinin satın almayı rakip bir tacirden değil, söz konusu tacirden gerçekleştirmesini teşvik etmek amacıyla çeşitli hizmetler sunmasını içerir.

Marka sahibinin faaliyetleri bu formül çerçevesinde incelendiğinde, bu faaliyetlerin Adalet Divanının perakendecilik hizmetlerine ilişkin tanımı kapsamına girdiği görülmektedir:

  • Marka sahibinin faaliyetinin amacı = 3.,21.,24. ve 30. sınıflara dahil “Rituals” markasını taşıyan malların tüketicilere satışı gerçekleştiriliyor.
  • Bu faaliyetler, “Rituals” markalı malların yasal satış işlemlerine ilaveten, marka sahibinin tüketiciyi satın alma işlemine teşvik etmek için yürüttüğü her türlü faaliyeti içeriyor.
  • Marka sahibinin satış işleminin sonuçlandırılmasını teşvik etmek amacıyla gerçekleştirdiği faaliyetlere ilişkin olarak, diğerlerinin yanı sıra;
    • Satışa sunulan “Rituals” ürünlerinin, yani 3.,21.,24. ve 30. sınıflardaki malların çeşitleri seçiliyor ve
    • Tüketicinin satın almayı rakip bir tacirden değil, söz konusu tacirden gerçekleştirmesini teşvik etmek amacıyla çeşitli hizmetler sunuluyor, yani tüketicilere, örneğin “Rituals” sabunuyla ellerini yıkayabilecekleri, “Rituals” çayı içebilecekleri, marka sahibinin eğitimli personeli tarafından ürünlerin tanıtıldığı (bir dakikalık el masajı, seminerler, atölyeler veya ustalık sınıfları), tüketicilerin kendi özel ürünlerini yaratabilecekleri, “Rituals” farkındalık, meditasyon ve yoga uygulamalarını ve kılavuzlarını kullanarak zihinlerini ve bedenlerini dinlendirebilecekleri ve enerji toplayabilecekleri deneyimler sunuluyor.

Bu noktada, Praktiker kararının 44. paragrafı da tekrar hatırlanmalıdır: “Kararın 44. paragrafına göre, Direktifin amaçları doğrultusunda, bu kararın 34. paragrafında yer alan açıklamadan daha kısıtlayıcı bir ‘perakendecilik hizmetler’ tanımına dayanmaya ihtiyaç bulunmamaktadır.”

Belirtilen nedenlerle, işbu ihtilaftaki markanın sahibi gibi ticari bir işletme, mallarının yasal satış işlemine ek olarak, bu satış işleminin sonuçlandırılmasını teşvik etmek amacıyla tüm faaliyetleri sunuyorsa, sadece malların kendisi için değil, aynı zamanda bu malları konu alan perakende hizmetleri için de tam koruma hakkına sahiptir.

Temyiz Kurulu değerlendirmelerinin devamında, İptal Biriminin kararını dayandırdığı Burlington Arcade kararının, perakendecilik hizmetlerinin kapsamını daraltacak biçimde yorumlanamayacağını açıklamış ve söz konusu kararla; alışveriş merkezlerinin, alışveriş merkezinde yer alan işletmelerin faydası için tüketicilere yönelik olarak malların satışa sunumunu gerçekleştirmesinin perakendecilik hizmetleri kapsamına girdiğinin açıklandığını ifade etmiştir. Burlington Arcade kararında olduğu gibi, perakendecilik hizmetlerinin neleri içerebileceğini ilişkin olumlu bir örnek, yanında – İptal Biriminin yaptığı gibi- hizmetin kapsamının daraltılmasına dair bir ek yorum getiremeyecektir. Burlington Arcade kararının kritik noktası, son tüketicilerin faydasına yönelik olmayan, alışveriş merkezinde yer alan perakendecilerin faydasına olan hizmetlerin de perakendecilik hizmeti olarak kabul edilmesidir ve bu değerlendirme Praktiker kararında yer verilen ilkelerin dar biçimde yorumlanmasını yanında getirmemektedir. Bu çerçevede Temyiz Kuruluna göre, Burlington Arcade kararı, sürekli atıfta bulunduğu Praktiker kararından bir sapma da içermemektedir.

Marka sahibinin 35. sınıfta yer alan perakendecilik hizmetlerinin bir bölümünün ciddi kullanımına ilişkin olarak sunduğu kanıtları da yeterli bulan Temyiz Kurulu, yukarıda detaylı olarak aktardığımız gerekçelerle İptal Biriminin kararını kısmen iptal etmiştir.

Sonuç

Yukarıda detaylı biçimde aktarmaya gayret ettiğimiz “RITUALS” kararı, diğer şartların gerçekleştiği hallerde, perakendecilik hizmetini sunan marka sahibinin sadece kendisine ait ürünleri satışa sunduğu durumlarda dahi “malların satışa sunumu (perakendecilik, mağazacılık) hizmetinin” verildiğinin kabul edilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Bu çerçevede, “RITUALS” kararının tersi bir EUIPO Temyiz Kurulu veya Adalet Divanı kararı verilmediği sürece konunun EUIPO bakımından kapandığını kabul etmek yerinde olacaktır.   

Konu hakkında ilk olarak dile getirilmesi gereken husus, hizmetin ifadesine ilişkin “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri” şeklindeki uzun tabirin dahi, satışa sunulan malların üreticisinin kim olması gerektiğine ve hizmetin markası ile satışa sunulan malların markası arasındaki ilişkiye dair herhangi bir kısıtlama içermemesi veya bunlar arasında karşılıklı bir bağlantının gerekliliğini işaret etmemesidir. EUIPO Temyiz Kurulu kararında da değerlendirme hizmetin çerçevesini çizen Praktiker kararı ekseninde yapılmış ve hizmetin kapsamını yapay ve tartışmalı biçimde kısıtlayan İptal Birimi yorumuna itibar edilmemiştir.

Detaylı hukuki açıklama veya tartışmalara girmeden dahi, konu kanaatimizce son derece açıktır. Örneğin, “Adidas” markası, alışveriş merkezlerinde veya diğer noktalarda, sadece “Adidas” markalı ürünlerin satışa sunulduğu çok sayıda satış noktasının sahibidir; bu satış noktalarında satış danışmanlarının yardımıyla veya firmanın düzenlediği promosyonlar çerçevesinde çok sayıda “Adidas” markalı ürün tüketicilere sunulmaktadır ve bu mağazalarda başka markalı herhangi bir ürüne rastlanması da mümkün değildir. Bu örnekte kanaatimizce, “malların satışa sunumu hizmeti” apaçık biçimde verilmektedir, dolayısıyla bu hizmetin fiili sunumunu tartışmalı argümanlar çerçevesinde yok saymak ve “Adidas”ın verdiği söz konusu hizmetin 35. sınıf kapsamında “malların satışa sunumu hizmeti” olarak değerlendirilemeyeceğini öne sürmek son derece yanlış ve objektiviteden uzak bir değerlendirmedir. “Adidas” örneğinin yanında çok sayıda benzer marka da örnek olarak verilebilir ve hatta kendi ürettikleri kendi markalarını taşıyan ürünleri internet üzerinden satışa sunan binlerce küçük üretici de –Praktiker kararında yer verilen diğer hususları da yerine getirmişlerse- 35. sınıf kapsamındaki malların satışa sunumu hizmetini kanaatimizce vermektedir.

EUIPO Temyiz Kurulu “RITUALS” kararının, aynı tartışmanın ülkemizdeki yansımalarına katkı sağlayacağı umuduyla yazıma son veriyorum.

Önder Erol ÜNSAL

Ekim 2025

unsalonderol@gmail.com

Avrupa Birliği’nde Marka Tescilinde Ahlak, İfade Özgürlüğü ve Sınırlar: “MARICÓN PERDIDO” Kararı



Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) Büyük Temyiz Kurulu, 25 Kasım 2024 tarihli kararıyla Turner Broadcasting System Europe Limited tarafından yapılan “MARICÓN PERDIDO” ibaresinin marka tescil başvurusunu, Avrupa Birliği Marka Tüzüğü (EUTMR) m. 7(1)(f) bendi uyarınca “kamu ahlakına aykırılık” gerekçesiyle reddetmiştir. Karar, özellikle ifade özgürlüğü ile toplumun ahlaki normları arasındaki sınır çizgisini belirlemeye çalışan Avrupa Birliği (AB) marka hukukunun içtihatlarını derinleştiren niteliktedir.

Olayın Arka Planı: Dizi Adının Marka Olarak Tescil Talebi

Başvuru, 5 Mayıs 2020 tarihinde 9. sınıftaki malları ve 41. sınıflardaki hizmetleri kapsayacak şekilde yapılmıştır. Söz konusu ibare, İspanyol yazar Bob Pop’un anılarına dayanan ve Movistar+ platformunda yayınlanan bir televizyon dizisinin adıdır.

“MARICÓN PERDIDO” ifadesi İspanyolca olup “yoldan çıkmış eşcinsel” kaba bir tabirle “kötü yola düşmüş ibne” anlamına gelmektedir. “Maricón” kelimesi, Real Academia Española sözlüğüne göre hakaret niteliği taşıyan, kadınsı ve aşırı hareketlerle tanımlanan bir eşcinseli ifade ederken, “perdido” kelimesi ahlaki yozlaşma, kontrol kaybı ve çöküş anlamları taşımaktadır.

Kurulun Değerlendirmesi: Toplumun Genel Algısı Belirleyici

EUIPO, kararında “MARICÓN PERDIDO” ibaresinin İspanyolca’da doğrudan ve açık şekilde aşağılayıcı bir anlam taşıdığını tespit etmiştir. Özellikle “maricón” kelimesinin eşcinsellere yönelik ciddi bir hakaret olarak değerlendirildiği, “perdido” kelimesiyle birlikte kullanıldığında bu anlamın daha da derinleştiği belirtilmiştir. Kurula göre bu tür bir ifade, toplumun ortalama düzeyde duyarlılığa sahip bireylerinde ciddi rahatsızlık yaratma potansiyeline sahiptir. Ayrıca başvurunun 9. ve 41. sınıftaki mal ve hizmetleri kapsaması ve bu hizmetlerin kamuya, özellikle de çocuklara açık olması nedeniyle, söz konusu ibarenin tescilinin kamu yararıyla bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır. Başvuru sahibi tarafından bu ibarenin saldırgan olmadığını ispatlayan somut ve ikna edici bir delil sunulmamış; önceki tescil örneklerinin ise bağlayıcı olmadığı, içtihatlara göre tek başına emsal oluşturamayacağı vurgulanmıştır. Tüm bu nedenlerle başvuru, EUTMR m. 7(1)(f) (kamu ahlakına aykırılık) ve 7(2) (ret nedeninin AB’nin sadece bir kısmında varolmasının yeterliliği) hükümleri uyarınca reddedilmiştir.

Başvuru Sahibinin İtirazı

Başvuru sahibi Turner Broadcasting System Europe Ltd., uzman kararıyla reddedilen “MARICÓN PERDIDO” ibaresinin tescil edilmesi gerektiğini savunarak bu karara itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde, başvurunun toplumun geniş kesimi tarafından hakaret olarak algılanmadığı, bilakis söz konusu ifadenin kültürel, sanatsal ve bireysel ifade özgürlüğü kapsamında pozitif ve ironik bir anlam taşıdığı ileri sürülmüştür.

Başvuruya konu ibarenin, İspanyol yazar ve televizyoncu Bob Pop’un otobiyografik yaşam öyküsünü konu alan aynı adlı televizyon dizisinin adı olduğu belirtilmiş; bu dizinin eşcinsel kimliğin baskıcı bir toplumda, özellikle Franco dönemi İspanyasında, mizah yoluyla ifadesine dayandığı vurgulanmıştır. Bu bağlamda, “MARICÓN PERDIDO” ibaresi homofobik bir hakaret değil, LGBT+ bireylerin kendi kimliklerini sahiplenerek dönüştürdükleri bir ifade olarak sunulmuştur.

İtirazda, benzer bağlamdaki ifadelerin Avrupa’da tescil edilmiş olduğu örneklere de yer verilmiştir. Özellikle EUIPO nezdinde daha önce kabul edilmiş “QUEER” ve “MARICONES DEL ESPACIO” gibi ifadelerin mevcudiyeti, eşit işlem ve tutarlılık ilkesi uyarınca bu başvurunun da reddedilmemesi gerektiği yönünde dayanak olarak gösterilmiştir.

Başvuru sahibi ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri’nde verilen ve azınlık gruplarının ifade özgürlüğü bağlamında desteklendiği iki önemli karara da atıfta bulunmuştur. DYKES ON BIKES kararında, ABD Yüksek Mahkemesi, “dyke” (lezbiyenler için aşağılayıcı bir kavram) terimini marka olarak kullanmak isteyen bir kadın motosiklet kulübünün başvurusunu değerlendirirken, bu ifadenin sahiplenilip dönüştürüldüğünü ve başvuru sahiplerinin lezbiyen kimliklerini kamusal alanda özgürce ifade etme hakkını vurgulamış, bu nedenle markanın tesciline onay vermiştir.

Benzer biçimde, THE SLANTS davasında Asyalı-Amerikalı bir müzik grubunun, kendilerine yönelik ırkçı bir terim olan “slant” kelimesini ironik biçimde sahiplenerek yaptığı marka başvurusu yine başta reddedilmiş, ancak ABD Yüksek Mahkemesi bu ret kararını, ifade özgürlüğüne aykırı bularak iptal etmiş ve markanın tescil edilmesine hükmetmiştir. Başvuru sahibi, bu kararlar ışığında azınlık toplulukların tarihsel olarak aşağılayıcı olan ifadeleri kendi lehlerine çevirme ve dönüştürme hakkına sahip olduğunu savunmuştur.

Sonuç olarak, başvuru sahibi “MARICÓN PERDIDO” ibaresinin güncel sosyokültürel bağlamda hakaret değil, bir kimlik ifadesi olduğunu; kamuoyunu şaşırtacak ya da rencide edecek nitelikte bulunmadığını ve bu nedenle AB Temel Haklar Şartı kapsamında ifade özgürlüğü çerçevesinde korunması gerektiğini ileri sürmüştür.

Büyük Kurul Değerlendirmesi

EUIPO Büyük Temyiz Kurulu, başvuruya konu olan “MARICÓN PERDIDO” ibaresinin tescilinin 7(1)(f) ve 7(2) EUTMR maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek incelemeye başlamıştır. Kurul, tescil edilmek istenen ibarenin kamu düzenine ve genel ahlaka aykırılık oluşturup oluşturmadığını tespit etmek amacıyla, toplumun ortalama duyarlılık seviyesine sahip bireyleri esas alan nesnel bir değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulamıştır.

Kurul, “maricón” kelimesinin İspanyolca’da eşcinsellere yönelik aşağılayıcı ve hakaret niteliğinde bir terim olduğunu, özellikle “perdido” ibaresiyle birlikte kullanıldığında bu ifadenin ahlaki çöküntü ya da sapkınlık ima ederek daha da küçük düşürücü hâle geldiğini tespit etmiştir. Bu bağlamda, ifadenin, İspanyolca konuşan ülkelerde toplumun ortalama üyesi nezdinde açık biçimde saldırgan ve aşağılayıcı olarak algılandığı sonucuna ulaşılmıştır. Kurul ayrıca, tescil konusu ibarenin yer aldığı 9. ve 41. sınıflardaki mal ve hizmetlerin geniş kitlelere, çocuklar ve gençler dâhil olmak üzere kamuya açık bir şekilde sunulduğunu göz önünde bulundurarak, söz konusu ibarenin kamusal alanda serbestçe dolaşmasının ciddi rahatsızlık yaratabileceğine dikkat çekmiştir.

Başvuru sahibinin ileri sürdüğü “yeniden sahiplenme” ve “rehabilitasyon” argümanları da değerlendirilmiştir. Kurul, bazı sosyal grupların tarihsel olarak aşağılayıcı terimleri sahiplenerek dönüştürmesinin mümkün olduğunu kabul etmekle birlikte, bu dönüşümün marka hukukunda dikkate alınabilmesi için yalnızca belirli bir azınlık grubunun değil, toplumun büyük çoğunluğunun bu dönüşümü benimsemiş olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu kapsamda, “maricón” kelimesine yönelik algının 2020 itibarıyla henüz dönüşmediği, toplumun önemli bir kesimi nezdinde hâlâ homofobik ve aşağılayıcı biçimde algılandığı sonucuna varılmıştır.

Kurul, başvuru sahibinin dayandığı ABD Yüksek Mahkemesi içtihatlarını (DYKES ON BIKES ve THE SLANTS) da dikkate almıştır. Ancak AB hukuk sisteminde, ABD Anayasası’ndaki gibi ifade özgürlüğüne mutlak bir dokunulmazlık tanınmadığına ve marka tescilinde kamu düzeni ile ahlak ilkelerinin öncelikli olduğuna işaret edilmiştir. AB sisteminde ifade özgürlüğü, özel hukuki koruma statüsü tanınan bir hak olmakla birlikte, marka bağlamında toplumun genel vicdanı ve kamusal huzuru ile dengelenmektedir.

Kurul ayrıca, EUIPO nezdinde daha önce tesciline izin verilmiş olan “QUEER” ve “MARICONES DEL ESPACIO” gibi markalara yapılan atıfların da somut olayda bağlayıcı bir etkisinin bulunmadığını belirtmiştir. Her marka başvurusunun başvuru tarihi itibarıyla, ilgili toplumda yaratabileceği algı dikkate alınarak bireysel koşullar içinde değerlendirilmesi gerektiği, geçmişte yapılan muhtemel hataların yeni başvurular için emsal oluşturamayacağı açıkça ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Kurul, “MARICÓN PERDIDO” ibaresinin EUTMR 7(1)(f) ve 7(2) maddeleri kapsamında kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı olduğu gerekçesiyle marka olarak tescil edilemeyeceğine hükmetmiştir. İfade özgürlüğü gerekçesiyle yapılan savunmaların ise, toplumda hâlen yoğun şekilde saldırganlık barındıran bu tür ifadeler bakımından tescil engelini ortadan kaldıracak yeterlilikte olmadığı değerlendirilmiştir.

Kararın İçtihadı Dayanakları

Kurul, kararında çok sayıda AB içtihadına atıf yapmıştır:

  • Fack Ju Göhte (C-240/18 P): Filmin adının kamuoyu tarafından skandal yaratmadan kabul edilmesi nedeniyle marka tesciline engel teşkil etmediği belirtilmiştir. Ancak MARICÓN PERDIDO başvurusunda dizi yayına girmeden önce başvuru yapıldığından, benzer bir değerlendirme yapılamamıştır.
  • Screw You (R 495/2005-G): Sadece kaba olmakla kalmayıp “derin şekilde rahatsız edici” olan ifadelerin tescilinin reddedileceği vurgulanmıştır.
  • PAKI (T-526/09) ve HIJOPUTA (T-417/10): Belirli azınlıklar tarafından benimsenmiş ifadelerin, toplumun genelince hâlâ saldırgan bulunması hâlinde kamu ahlakına aykırı sayılacağı kabul edilmiştir.

Sonuç

EUIPO Büyük Temyiz Kurulu, başvuru konusu “MARICÓN PERDIDO” ibaresinin İspanyolca konuşan toplumun önemli bir kesimi tarafından hâlâ ciddi biçimde homofobik, aşağılayıcı ve küçük düşürücü olarak algılandığını tespit etmiştir. Kurul, bu ifadenin toplumun ortalama hassasiyet seviyesindeki bireylerde ciddi rahatsızlık yaratabileceğini ve genel ahlak anlayışıyla bağdaşmadığını belirterek, ibarenin EUTMR 7(1)(f) ve 7(2) maddeleri uyarınca marka olarak tescil edilemeyeceğine karar vermiştir.

Başvuru sahibinin ileri sürdüğü ifade özgürlüğü, sanatsal amaç, sosyokültürel sahiplenme ve daha önceki tescil örneklerine ilişkin savunmalar Kurul tarafından değerlendirilmiş; ancak bu unsurların, kamusal düzeyde hâlâ saldırgan ve küçük düşürücü olarak algılanan bir ibarenin marka olarak tesciline engel teşkil eden hükümleri bertaraf edecek düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır. Özellikle ABD’deki DYKES ON BIKES ve THE SLANTS kararlarına yapılan atıfların AB sistemi bakımından bağlayıcı nitelikte olmadığı, çünkü AB marka hukukunda ifade özgürlüğünün kamu düzeni ve genel ahlak ilkeleriyle dengelendiği açıkça vurgulanmıştır.

Aysu TAŞ AYDIN

aaaysutas@gmail.com

Ekim 2025

Hatırlatma ve Son Çağrı: 2025 Yılının Son IPR Gezgini Buluşması 9 Ekim Perşembe Akşamı Ankara’da Gerçekleştiriliyor!


Bu görselin Alt özniteliği boş. Dosya adı: iprgezgini.jpg

2025 yılının üçüncü ve son IPR Gezgini buluşmasını 9 Ekim Perşembe akşamı Ankara’da gerçekleştireceğimizi sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyor ve etkinliğe kayıt için son hatırlatmamızı yapıyoruz.

Önceki IPR Gezgini buluşmalarına katılanlar mutlaka farkındadır, amacız fikri haklar alanında çalışan herkesi “kıdem-yaş-kariyer-belirli kuruluşlarda çalışma-üyelik- özel çalışma alanı” gibi kriterleri gözetmeksizin bir araya getirmek. Tek ortak paydamızın fikri haklar alanında çalışma veya alana ilgi duymak olması yeterli. Buluşmalarımızda birlikteliği sağladıktan sonra gerisi katılımcılarımıza kalıyor; dileyen yeni arkadaşlar edinebilir, dileyen eski arkadaşlarıyla zaman geçirebilir, dileyen ağını genişletebilir, dileyen mesleki dileyen de sosyal konularda sohbet edebilir.

Buluşmalarımızdan sonra aldığımız geri dönüşler neredeyse tamamen olumlu yönde oluyor ve birkaç ay sonra ise yeni buluşmayı ne zaman yapacağımız sorulmaya başlanıyor. Katılmak isteyenleri daha fazla bekletmemek adına yaz tatilleri bitmişken, soğuklar kendisini göstermeden ve tamamen işlerimize konsantre olmuşken yılın son IPR Gezgini buluşmasını düzenlemek istedik.

Buluşmamız 9 Ekim Perşembe akşamı, saat 18.30-19.00 civarı başlayacak şekilde “Büklüm Sokak No: 44 – Kavaklıdere” adresinde faaliyet gösteren The Trip Pub‘da (https://www.instagram.com/trippub__/) gerçekleştirilecek. The Trip’i tercih etmemizin nedeni, mekanın oldukça büyük arka bahçesinin o gece tamamen bize ait olacak olması. Beklenmedik hava koşullarında iç mekanı kullanmamız da mümkün olacak. 2 yerli içeceği (bira, şarap, votka, cin veya meşrubat) içeren katılım ücreti kişi başı 400 TL olacak, ki bu fiyat bizce oldukça uygun. Dileyenlerin The Trip’in veya iş ortakları Nico La Pizza’nın (https://www.instagram.com/nico.lapizza/) mutfağından yiyecek sipariş etmesi de mümkün olacak, yemek ücreti veya ikinin üzerindeki içecek siparişleri ise katılımcının kendisine ait olacak.

The Trip’e ulaşım oldukça kolay, Tunalı Hilmi Caddesi’nin üzerinde Gordion Otel’in olduğu köşeden Büklüm Sokak’a dönüyorsunuz ve birkaç bina sonra 44 numarada buluşma yerini buluyorsunuz. Arabayla gelecekler için, The Trip’ten Tunalı’ya doğru giderken sadece iki bina sonra oldukça büyük bir otoparkın bulunduğunu da belirtebiliriz. IPR Gezgini buluşması mekanın arka bahçesinde olacak, ön bahçede bizleri görmezseniz sakın şaşırmayın.

Buluşmaya katılım veya sorularınız için iprgezgini@gmail.com adresine bir e-posta göndermeniz gerekiyor, e-postanıza cevaben size katılım ücretini ödemeniz gereken hesap numarasını ileteceğiz. Ödemeyi yapmanızın ardından kesin katılımcı listesine isminiz eklenecek.

Buluşmaya katılım kayıtlarını 7 Ekim Salı saat 15.00’e dek almaya devam edeceğiz.

Son buluşmalarımızda sabit, limitli ve makul bir katılım ücretini önceden alıp, bu ücreti buluşmayı yaptığımız işletmeye IPR Gezgini’nin ödemesi uygulamasına geçtik. Tahmin edersiniz ki, buluşmaların düzenleneceği işletmelere karşı sorumluluklarımız var ve katılacağını bildirip buluşmaya gelmeyenler nedeniyle zor duruma düşmek istemiyoruz. Bu hususta bizi anladığınızı umuyoruz.

Buluşmaya dek haftalık hatırlatmalar yapacağız, umarım hatırlatmaları görmekten sıkılmazsınız:)

Programı uygun olan herkesi 9 Ekim Perşembe akşamı aramızda görmekten mutluluk duyacağız. Katılım bildirimlerini görmek için sabırsızlanıyoruz!

IPR Gezgini

Ekim 2025

iprgezgini@gmail.com