Paris Sözleşmesi’nin Dördüncü Mükerrer Altıncı Maddesine (Article 6quinquies) Dünya Ticaret Örgütü Temyiz Organı Tarafından Getirilen Yorum

WTO-DSB

 

Giriş

 

Avrupa Topluluğu’nun, Amerika Birleşik Devletleri’ne ait 1998 tarihli Çok Amaçlı Ödenek Yasası’nın (Omnibus Appropriations Act) 211. maddesinin, Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması’na (TRIPS) ve bu Anlaşma uyarınca taraf ülkelerce geçerliliği kabul edilen Sınai Mülkiyetin Korunması için Paris Sözleşmesi’nin bazı maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle Dünya Ticaret Örgütü nezdinde yaptığı şikayet ve bu şikayet sonucu Anlaşmazlıkların Çözümü Organı’nın Temyiz Organı tarafından verilen karar (karar sayısı ve tarihi: AB-2001-7; 02/01/2002) bu yazının konusunu oluşturmaktadır. Şikayetin yazı kapsamında ele alınan bölümü, Paris Sözleşmesi’nin dördüncü mükerrer altıncı maddesinin (Article 6quinquies) değerlendirilmesine ve kapsamına ilişkindir.

 

Şikayete ve alınan kararın metninin tamamına;

http://www.wto.org/english/tratop_e/dispu_e/cases_e/ds176_e.htm

adresinden ulaşılması mümkündür.

 

Yazı içeriğinde kararın her paragrafına ayrıca göndermede bulunulmamış olmakla birlikte, yazı kararın 1-20, 60-64, 122-149 ve 360-361. paragraflarında yer verilen değerlendirmeler esasında oluşturulmuştur.

 

Kararın İçeriği, Gerekçeleri ve Değerlendirmesi

 

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üye ülkeler arasındaki çeşitli ticari anlaşmazlıkları, Anlaşmazlıkların Çözümü Organı’nın (Dispute Settlement Body – DSB) kararları aracılığıyla sonuca bağlamaktadır.

Bu yazı kapsamında değerlendirilecek DSB kararı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Avrupa Topluluğu arasında Küba ile ilgili bir konu hakkında ortaya çıkmış anlaşmazlığın bir boyutunu oluşturan Paris Sözleşmesi’nin dördüncü mükerrer altıncı maddesinin (Article 6quinquies) değerlendirilmesine ilişkindir.

 

Paris Sözleşmesi’nin dördüncü mükerrer altıncı maddesinin işbu anlaşmazlıkla ilgili kısmının Türkçe çevirisi aşağıdaki şekildedir:

 

“Markalar: Bir Birlik Ülkesinde Tescil Edilen Markaların Birlik Üyesi Diğer Ülkelerde Korunması

A.(1) Menşe ülkesinde usulüne uygun olarak tescil edilen her ticaret markası, bu maddede belirtilen ihtirazi kayıtlar altında, diğer Birlik ülkelerinde olduğu gibi başvuru yapmak ve korunmak üzere kabul edilecektir. Bu ülkeler nihai tescil işleminden önce yetkili makam tarafından verilmiş olan menşe ülkesindeki tescile ait bir belgenin ibrazını isteyebilirler. Bu belgenin resmi onayı gerekmeyecektir.

(2) Başvuru yapanın gerçek ve fiili bir sınai veya ticari müessese sahibi olduğu Birlik ülkesi veya Birlik içinde böyle bir müessesesi olmadığı takdirde ikamet ettiği birlik ülkesi veya Birlik içinde ikametgahı olmadığı takdirde vatandaşı olduğu Birlik Ülkesi, menşe ülkesi olarak kabul edilecektir.

B. Bu madde kapsamında olan ticaret markalarının, aşağıdaki durumlar dışında tescili reddedilemez veya geçersiz kılınamaz.

(1) Bu markaların, korunma talep edilen ülkelerdeki üçüncü kişiler tarafından kazanılmış haklara tecavüz etmesi,

(2) Bu markaların ayırt edici özellikleri olmaması veya münhasıran ticarette ürünlerin cinsini, kalitesini, miktarını, amacını, değerini, menşe yerini veya üretim zamanını göstermeye yarayan veya günlük konuşmalarda dile yerleşmiş olan veya korumanın istendiği ülkedeki iyi niyetli ve alışılmış ticari uygulamalarda kullanılan işaret ve sembollerden ibaret olması,

(3) Bu markaların ahlaka ve kamu düzenine aykırı olması ve özellikle kamuyu yanıltacak mahiyette olması, durumunda. Markalarla ilgili mevzuatın bir hükmüne uygun olmaması, bu hükmün kamu düzeni ile ilgili olması dışında markanın kamu düzenine aykırı olarak düşünülmesini gerektiren tek sebep olamayacağı uygun bulunmuştur. Ancak bu hüküm için Madde 10- Birinci Mükerrer geçerlidir.”

Yukarıda yer verilen hüküm, Paris Sözleşmesi tarafı bir ülkede (menşe ülke) tescilli olan bir markanın tescili için sözleşme tarafı bir diğer ülkede talep yapılması durumunda, talep yapılan ülkenin markanın tesciline ilişkin yetkilerini içermektedir. Hükmün (A) fıkrasının (1) numaralı paragrafında menşe ülkesinde tescilli markaların üye diğer ülkelerde kabul edilmesi gerektiği şeklinde genel bir hüküm içerirken, (B) fıkrasının (1),(2) ve (3) numaralı paragraflarında genel hükmün istisnaları sayılmıştır.

 

ABD ile Avrupa Birliği arasındaki anlaşmazlık esas olarak, ABD’nin yukarıda yer verilen hükmün A(1) paragrafı kapsamını, yalnızca markaların şekli olarak başvurularının kabul edilmesi yükümlülüğü olarak değerlendirmesi, buna karşılık Avrupa Topluluğu’nun paragraf kapsamına markanın esasa ilişkin değerlendirmesinin de dahil olduğunu belirtmesidir. Bu yorum farklılığının ABD’ye ait bir federal kanundaki yansıması Avrupa Topluluğu tarafindan DTÖ nezdinde Anlaşmazlıkların Çözümü Organı’na (Dispute Settlement Body – DSB) şikayet edilmiş ve ilk incelemenin Panel tarafından ABD lehine sonuçlandırılması üzerine şikayet temyiz organı önünde yinelenmiştir. Temyiz Organı tarafından verilen karar Paris Sözleşmesi dördüncü mükerrer altıncı maddenin kapsamını netleştirmek bakımından önemli bir metin niteliğindedir.

 

Avrupa Topluluğu şikayetinde, Paris Sözleşmesi dördüncü mükerrer altıncı madde  A(1) paragrafı kapsamının yalnızca markaların şeklen başvuruya uygun olarak kabul edilmesi meselesi ile ilgili olmadığını, hükmün esasa ilişkin değerlendirmeyi de kapsadığını belirtmektedir. Avrupa Topluluğu, aynı maddenin B fıkrası (1),(2) ve (3) numaralı paragraflarında yer alan istisnaları ve bu istisnaların ortaya çıkması halinde menşe ülkede tescilli olsalar dahi aynı markadan oluşan başvuruların Paris Sözleşmesi tarafı diğer ülkelerde reddedilebileceğini kabul etmekle birlikte, B fıkrasında sayılan istisnalar kapsamına girmeyen durumlarda, sözleşme tarafı diğer ülkelerin markayı tescil etmekle yükümlü olduğunu öne sürmektedir.

 

ABD ise A(1) paragrafı kapsamında düzenlenen konunun, menşe ülkesinde tescil edilmiş markaların sözleşme tarafı diğer ülkelerde de şeklen başvuruya uygun bir marka olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde bir düzenleme olduğunu belirtmekte, menşe ülkesinde tescil edilmiş markaların sözleşme tarafı diğer ülkelerde esasa ilişkin değerlendirmesinin Paris Sözleşmesi kapsamında yer almadığını öne sürmektedir.

 

DTÖ Anlaşmazlıkların Çözümü Organı, Panel olarak adlandırılan ilk derece incelemesinde uyuşmazlığa ilişkin olarak ABD tezini haklı bulmuş ve Paris Sözleşmesi dördüncü mükerrer altıncı maddesi A(1) paragrafı kapsamında yer alan düzenlemenin şeklen başvuruya uygun bulma konusunu düzenlediği yorumunu getirmiştir. Panel’in kararına karşı Avrupa Topluluğu tarafından yapılan itiraz ise DTÖ Anlaşmazlıkların Çözümü Temyiz Organı (Appeal Body) tarafından değerlendirilmiştir. Temyiz Organı tarafından alınan karar, tarafların dayanakları ve kararın gerekçerleri takip eden paragraflarda değerlendirilmektedir.

 

Avrupa Birliği, Panel kararına karşı yaptığı itirazında, Paris Sözleşmesi dördüncü mükerrer altıncı maddede yer alan Fransızca “telle quelle” (İngilizce “as is” – Türkçe’ye ise “olduğu gibi” şeklinde çevrilmiştir) teriminin menşe ülkesinde tescilli markanın diğer sözleşme üyesi ülkelerde başvuruya uygun bir marka olarak kabul edilmenin ötesinde bir anlam taşıdığını iddia etmekte ve üye ülkelerin B paragrafında sayılı istisnalar kapsamına girmeyen hallerde bu tip markaları tescil etmekle yükümlü olduğunu belirtmektedir. Avrupa Topluluğu’na göre, Paris Sözleşmesi dördüncü mükerrer altıncı maddenin amacı Paris Birliği üyesi ülkelerin birisinde tescilli olan bir markanın diğer üye ülkelerde tescil edilmesini kolaylaştırmaktır, ancak bu kolaylık tescil süreciyle sınırlıdır, tescil işleminin ardından markalar birbirinden tamamen bağımsız hale gelecektir. Bu anlamda, Panel’de varılan yargının aksine, Avrupa Topluluğu’nca getirilen yorumla Paris Sözleşmesi altıncı maddesi üçüncü paragrafı arasında çelişki bulunmamaktadır (Paris Sözleşmesi paragraf 6(3): Bir Birlik ülkesinde, usulüne uygun olarak tescil edilmiş bir marka, menşe ülkesi dahil diğer Birlik ülkelerinde tescil edilmiş olan markalardan bağımsız olarak kabul edilecektir.)

 

ABD, temyiz incelemesi öncesi sunduğu görüşünde, Panel’in Paris Sözleşmesi dördüncü mükerrer altıncı maddeye ilişkin olarak getirdiği yorumun yerinde olduğunu belirtmiştir. ABD’ye göre, bu hüküm menşe ülkede tescil edilmiş markaların sözleşme üyesi diğer ülkelerde de tescil edilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir ve hüküm üye ülkelerin menşe ülkesinde tescil edilmiş markaların başvuruya uygun markalar olarak kabul edilmemesi yönündeki yorumları engeller içerikte, markaların biçimine ilişkin bir hükümdür.

 

Panel kararında yer verilen tespitleri, Avrupa Topluluğu ve ABD iddialarını değerlendiren Temyiz Organı, Paris Sözleşmesi dördüncü mükerrer altıncı maddesine ilişkin olarak takip eden değerlendirmeleri yapmıştır.

 

Temyiz Organı, ilk olarak Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması (TRIPS) Madde 2.1’e atıf yaparak Paris Sözleşmesi hükümlerinin ve bu hükümlerin uygulanmasının TRIPS’in ve bu yolla DTÖ Anlaşması’nın parçası olduğu tespitini yapmıştır. Temyiz Organı, bu tespitin ardından Panel kararını, tarafların iddialarını özetlemiş ve sonrasında Paris Sözleşmesi altıncı mükerrer dördüncü maddeye ilişkin analizine başlamıştır.

 

Temyiz Organı, Paris Sözleşmesi dördüncü mükerrer altıncı maddeye ilişkin analizine sözleşmede öngörülen iki tescil elde etme (başvuru) yöntemini ortaya koyarak başlamıştır. Buna göre, birinci başvuru yolu, altıncı madde birinci fıkrada yer verilen “Ticari markaların başvuru ve tescil koşulları, her bir Birlik ülkesinin, yerel yasaları ve mevzuatıyla belirlenecektir.” hükmü bağlamında karşımıza çıkan yoldur. Buna göre, Paris Birliğinin her üyesi markaların başvuru ve tescil şartlarını ulusal mevzuatına göre belirleyecektir. Başvuru için bu yolu tercih edecek başvuru sahibinin menşe ülkesinde tescile sahip olması şeklinde bir zorunluluk bulunmamaktadır.

Paris Sözleşmesinde öngörülen diğer başvuru yolu ise dördüncü mükerrer altıncı maddede öngörülen yoldur. Bu yolu kullanmak için iki ön şart bulunmaktadır. Bu şartlardan birincisi menşe ülkede usulüne uygun olarak tescil edilmiş bir markaya sahip olmak ve diğeri ise menşe ülkenin dördüncü mükerrer altıncı madde A(2) paragrafındaki (“Başvuru yapanın gerçek ve fiili bir sınai veya ticari müessese sahibi olduğu Birlik ülkesi veya Birlik içinde böyle bir müessesesi olmadığı takdirde ikamet ettiği birlik ülkesi veya Birlik içinde ikametgahı olmadığı takdirde vatandaşı olduğu Birlik Ülkesi, menşe ülkesi olarak kabul edilecektir.”) tanıma uygun bir ülke olmasıdır. İnceleme konusu şikayette tartışılan husus ise bu iki şartın yerine getirilmesi ile ilgili değil, bu şartların yerine getirilmiş olması halinde ortaya çıkan başvuru hakkının kapsamı ve bu hakkın tescil sonucu doğurup doğurmadığı ile ilgilidir.

 

Paris Sözleşmesi dördüncü mükerrer altıncı madde A(1) paragrafı kapsamı dikkate alındığında, Paris Sözleşmesi ve TRIPS üyesi ülkeler, markalarını Birlik üyesi menşe ülkelerinde usulüne uygun olarak tescil ettirmiş başvuru sahiplerine, ulusal mevzuata tabi başvuru sahiplerine tanınmış haklarından daha geniş haklar vermek durumundadır. Bu haklar, şikayet edilen ABD’ye göre başvuruya konu markanın biçimi ile sınırlıdır, şikayetçi Avrupa Topluluğu ise, aynı maddenin B paragrafında sayılan istisnalar hariç olmak üzere, bu hakların markayı başvuruya uygunluk bakımından biçim olarak kabul etmenin ötesinde koruma sağlamayı da kapsadığını öne sürmektedir.

 

Temyiz Organı, ilk olarak, dördüncü mükerrer altıncı madde A(1) paragrafında yer alan “telle quelle (as is)- (olduğu gibi)” teriminin “menşe ülkesinde usulüne uygun olarak tescil edilen markaları” değerlendiren birlik üyesi ülkelere ilişkin bir tanımlama olduğunu kabul etmiştir. Buna göre, menşe ülkesinde usulüne uygun olarak tescil edilen bir markanın bir diğer birlik üyesi ülkede başvurusunun yapılması halinde bu başvuru biçim olarak (as to the form) başvuruya ve korumaya uygun olarak kabul edilmelidir. Biçimin ötesinde, ulusal mevzuat kapsamında düzenlenen tescil edilebilirlik şartlarından muaf olma konusunda ise Temyiz Organı takip eden değerlendirmeleri yapmıştır.

 

1968 yılındaki ismiyle “Fikri Mülkiyetin Korunması için Uluslararası Büro” tarafından yayınlanan G.H.C. Bodenhausen’a ait “1967 Stockholm Revizyonu bağlamında Sınai Mülkiyetin Korunması için Paris Sözleşmesi’nin Uygulanmasına ilişkin Rehber”in 110-111. sayfalarına atıf yapan Temyiz Organı, bu kitaptan “… bir marka menşe ülkesinde usulüne uygun olarak tescil edildiğinde, birlik üyesi diğer ülkeler, markayı biçimine ilişkin olarak, yani markayı oluşturan işaretler bakımından, (bu marka) ulusal mevzuatta öngörülen şartlara uygun olmasa da kabul etmek ve korumak zorundadır, söz konusu koruma, bu maddede yer verilen diğer kurallara, özellikle ret veya hükümsüzlük gerekçelerine bağlı olarak sağlayacaktır. Bu çerçevede, bu hüküm sayılardan, harflerden, soy isimlerinden, coğrafi yer adlarından, herhangi bir dilde veya alfabede yazılı olmalarına bakılmaksızın sözcüklerden oluşan markalar ve markayı oluşturan diğer işaretler bakımından uygulanacaktır.” alıntısını yapmıştır.

 

Bunun ardından, Temyiz Organı, dördüncü mükerrer altıncı madde A(1) paragrafını içerik olarak değerlendirmiş ve hüküm içeriğinin, hükmün Avrupa Topluluğu görüşüne uygun olarak değerlendirilmesi yönünde destek sağlamadığı yorumunu yapmıştır. Temyiz Organına göre, Paris Sözleşmesi altıncı madde birinci paragrafa göre, üye ülkeler başvuru ve tescil şartlarını iç mevzuatlarına göre belirleme yetkisine sahiptir, üye ülkelerin sözleşmede belirtilen bazı yükümlülükleri bulunmakla birlikte, bu maddeye göre üye ülkelerin birliğe katılarak başvuru ve tescil şartlarını iç mevzuatlarına göre belirleme yetkisinden feragat etmedikleri açıktır. Bu çerçevede, eğer, dördüncü mükerrer altıncı madde A(1) paragrafı Avrupa Topluluğun talep ettiği üzere, geniş biçimde yorumlanacak olursa, sözleşmenin altıncı maddesinin birinci paragrafı çerçevesinde üye ülkelere tanınan takdir yetkisi önemli oranda ortadan kaldırılacaktır.

Temyiz Organı, kararının takip eden paragrafında yukarıdaki yorumu daha netleştirmek için örnekle açıklama yöntemini kullanmıştır. Örnek, Avrupa Topluluğu’nun argümanlarının geçerli olduğu öne sürülerek verilmiştir. Örneğe göre, bir an için Avrupa Topluluğu’nun argümanlarının geçerli olduğu varsayılırsa, menşe ülkesinde bir markayı usulüne uygun olarak kabul ettiren bir başvuru sahibi, markasını birlik üyesi bir diğer ülkede tescil ettirmek istediğinde, Paris Sözleşmesi dördüncü mükerrer altıncı madde A(1) paragrafı uyarınca tescil yöntemini kullanacak olursa, ilgili ülkenin ulusal mevzuatınca öngörülen tescil şartlarının herhangi bir anlamı veya geçerliliği olmayacaktır. Bu varsayım çerçevesinde, bir ulusal mevzuatça öngörülen tescil için kullanım şartından kaçınmak isteyen bir başvuru sahibi, markasını tescil için kullanım şartı öngörmeyen menşe ülkesinde tescil ettirerek bu yükümlülüğe tabi olmayacaktır. Temyiz Organı, Paris Sözleşmesi hazırlanırken böyle bir amacın güdülmediği ve bu sonucun amaçlanmadığı görüşündedir.

 

Avrupa Topluluğu itirazında, Paris Sözleşmesi dördüncü mükerrer altıncı madde A fıkrası kapsamının markanın biçimine yönelik koruma olarak değerlendirilmesi durumunda, bu madde uyarınca sağlanacak korumanın istisnası olarak belirtilen B fıkrası paragraflar (1)-(3)’te sayılan hallerin anlamsız olacağını belirtmektedir. Paris Sözleşmesi dördüncü mükerrer altıncı maddesi  B fıkrası, aşağıda sayılan halleri A fıkrasında öngörülen korumanın istisnası olarak saymıştır:

 

“B. Bu madde kapsamında olan ticaret markalarının, aşağıdaki durumlar dışında tescili reddedilemez veya geçersiz kılınamaz.

(1) Bu markaların, korunma talep edilen ülkelerdeki üçüncü kişiler tarafından kazanılmış haklara tecavüz etmesi,

(2) Bu markaların ayırt edici özellikleri olmaması veya münhasıran ticarette ürünlerin cinsini, kalitesini, miktarını, amacını, değerini, menşe yerini veya üretim zamanını göstermeye yarayan veya günlük konuşmalarda dile yerleşmiş olan veya korumanın istendiği ülkedeki iyi niyetli ve alışılmış ticari uygulamalarda kullanılan işaret ve sembollerden ibaret olması,

(3) Bu markaların ahlaka ve kamu düzenine aykırı olması ve özellikle kamuyu yanıltacak mahiyette olması, durumunda. Markalarla ilgili mevzuatın bir hükmüne uygun olmaması, bu hükmün kamu düzeni ile ilgili olması dışında markanın kamu düzenine aykırı olarak düşünülmesini gerektiren tek sebep olamayacağı uygun bulunmuştur. Ancak bu hüküm için Madde 10- Birinci Mükerrer geçerlidir.”

 

Temyiz Organı, üçüncü kişilerin önceki haklarıyla çatışma, ayırt edici nitelikten yoksunluk ve kamu düzenine, ahlaka aykırılık ve yanıltıcılık olarak özetlenebilecek bu hükümlerin, Paris Sözleşmesi dördüncü mükerrer altıncı madde A fıkrası kapsamının markanın biçimine yönelik koruma olarak değerlendirilmesi durumunda da uygulama alanı bulabileceği görüşündedir.

 

Temyiz Organı kararında son olarak, Paris Sözleşmesi’nin 1883 yılında kabul edilen orijinal halinde bulunan Sonuç Protokolünün 4. paragrafında yer alan ve sonradan altıncı mükerrer dördüncü madde A fıkra olarak Sözleşmeye eklenecek maddenin kapsamını açıklayan hükme yer verilmiştir. Sonuç Protokolünün 4. paragrafına göre “… (bu madde) markayı oluşturan işaretlere ilişkin olarak menşe ülkesindeki kanunlara uygun olan ve başvurusu orada düzgün şekilde yapılmış olan hiçbir marka, birlik üyesi bir başka devlette, markayı oluşturan işaretlerin bu ülkenin kanunlarınca öngörülen şartlara uygun olmaması münhasır gerekçesiyle koruma dışı bırakılamaz, biçiminde anlaşılmalıdır.    Münhasıran markanın biçimiyle ilgili olan bu istisnaya ve Sözleşmenin diğer maddelerinde yer alan hükümlere bağlı kalmak şartıyla, her ülke kendi iç mevzuatını uygulayacaktır.” Temyiz Organı, Paris Sözleşmesi’nin orijinal halinde yer alan bu yorumun altıncı mükerrer dördüncü madde A fıkrası kapsamına ilişkin olarak arzulanan amaç hakkında fikir verdiği kanaatindedir.

 

Yukarıda yer verilen tüm gerekçelerle, Temyiz Organı, Panel tarafından Paris Sözleşmesi dördüncü mükerrer altıncı madde A fıkrası kapsamına ilişkin olarak yapılan yorumu, yani fıkranın kapsamını “menşe ülkesinde usulüne uygun olarak tescil edilen bir markanın bir diğer birlik üyesi ülkede başvurusunun yapılması halinde bu başvuru biçim olarak (as to the form) başvuruya ve korumaya uygun olarak kabul edilmelidir” yönündeki yorumu yerinde bulmuştur. Temyiz Organı’nca yerinde bulunan Panel kararına göre, Paris Sözleşmesi dördüncü mükerrer altıncı maddesi A fıkrası, üye ülkelere, menşe ülkesinde tescil edilmiş bir markanın başvurusunun yapılması durumunda, bu markayı biçim olarak başvuruya uygun olarak kabul etmenin ötesinde bir yükümlülük getirmemektedir ve taraflar arasındaki anlaşmazlığın Paris Sözleşmesi’nin dördüncü mükerrer altıncı maddesi A fıkrasına ilişkin kısmı da bu yorum esas alınarak çözüme kavuşturulmuştur.

 

Ülkemizde, Paris Sözleşmesi’nin dördüncü mükerrer altıncı maddesi A fıkrası, blogumda sıklıkla fantastik tanımlamasıyla betimlediğim bazı bilirkişi raporlarında, maalesef menşe ülkedeki tescili diğer ülkelerdeki tescil için yeterli şart olarak kabul etmek biçiminde yorumlanmaktadır. Bu yazı kapsamında açıklanmaya gayret edilen şikayette görüleceği üzere, şikayet edilen ABD, değerlendirmeye konu maddede öngörülen korumanın yalnızca markanın biçimi ile ilgili olduğunu öne sürmektedir. Şikayet sahibi Avrupa Topluluğu ise, maddenin kapsamının markaların biçimiyle sınırlı olmadığını, menşe ülkesinde usulüne uygun olarak tescil edilmiş markaların birlik üyesi diğer ülkelerde de aynı sonucu (tescil) yanında getirmesi gerektiğini iddia etmekle birlikte, aynı maddenin B paragrafında yer alan istisnaları ve tescilin ancak bu istisnaların ortaya çıkmadığı hallerde elde edilebileceğini kabul etmektedir. Kısaca, B paragrafında sayılan hallerin birlik üyesi diğer ülkelerde ortaya çıkması halinde A fıkrası kapsamında tescilin edilmesi, maddeyi geniş olarak yorumlayan Avrupa Topluluğu’na göre de mümkün değildir. Ancak, maddenin ülkemizde, fantastik olarak isimlendirmeyi tercih ettiğimiz bilirkişi raporlarında yer alan hali, B fıkrasında yer alan istisnaları hiçe saymakta ve menşe ülkesinde tescilli markaların birlik üyesi diğer ülkelerde de tescil edilmesi gerektiğini öne sürmektedir. Bu iddiaları esas alan mahkeme kararlarının, en azından bu maddenin yorumu bakımından, yanlış değerlendirmeler içerdiğini söylemek ise çok iddialı bir söylem değil, tersine maddenin yurtdışındaki yorumunun dile getirilmesidir. Bu yazı kapsamında, yalnızca DTÖ Anlaşmazlıkların Çözümü Organı Temyiz Organı’nın yorumuna yer verilmiş olmakla birlikte, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın çok sayıda kararında, birlik üyesi diğer ülkelerdeki tescillerin OHIM veya bir diğer birlik üyesi ülke bakımından aynı markanın tescil zorunluluğunu getirmediği sıklıkla belirtilmiştir. Konunun bu boyutu ve Paris Sözleşmesi’nin dördüncü mükerrer altıncı maddesinin ülkemizdeki değerlendirmesi ise başka bir yazı kapsamında yorumlanacaktır.

 

 

Önder Erol Ünsal

Mart 2012

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s