Etiket: Zehra Enligün

ÜNİTER PATENT SİSTEMİ



Avrupa’da bölgesel patent koruması için yapılan Avrupa Patenti (EP) başvuruları ve akabinde gerçekleştirilen Avrupa Patenti kanalıyla ülke geçerliliklerine ek olarak yeni bir sistem yürürlüğe girmek üzere.

Kuruluşu, 2012’de imzalanan ve 20.01.2013 yılında yürürlüğe giren 1257/2012 ve 1260/2012 sayılı Avrupa Birliği Tüzüklerine dayanan Üniter Patent Sistemi (UP), sıkı bir şekilde bağlı olduğu Üniter Patent Mahkemesi Anlaşması’nın (UPCA) da yürürlüğe girmesiyle birlikte pratikte uygulanabilecektir. Yazımızda Avrupa’da patent koruması ile ilgili yeni bir dönemin başlangıcı olacak Üniter Patent Sistemi ile geçiş süreci önlemlerine ilişkin bilgi vermeyi ve süreçte yaşanması beklenenler ile dikkat edilmesi gerekenleri mevcut bilgiler ışığında değerlendirmeyi amaçlamaktayız.

Üniter Patent Mahkemesi Anlaşması, hükümetler arası bir anlaşma olarak Şubat 2013’te İspanya, Polonya ve Hırvatistan dışındaki 25 Avrupa Birliği üyesi ülke tarafından imzalanmıştır. Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden ayrılmasıyla bu sayı 24’e düşmüştür. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için 13 ülkenin onayı ve 2012 yılında en yüksek sayıda Avrupa Patentine sahip 3 ülkenin yani, Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık’ın onay süreçlerini tamamlamış olması şartı vardı. Brexit nedeniyle UPCA’da bazı değişiklikler yapılarak Birleşik Krallık’ın taraf olmasına gerek kalmadan Birleşik Krallık yerine İtalya’nın onayının kabul edilmesi karara bağlanmıştır. Sürecin tamamlanması için Üniter Patent Mahkemesi (UPC) iç süreçlerinin hazır olması ve Almanya’nın nihai onayını sunması beklenmektedir. Şu anda UPC yargıçlarının atanmasıyla, Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için gerekli son şart olan Almanya’nın nihai onayını sunması ile ilgili tarih belirlenmiş durumdadır. Almanya’nın 19-23 Aralık 2022 tarihleri arasında nihai onayını sunması beklenmektedir. Bunun ardından takip eden ayın ilk günü geçiş sürecinin başlayacağı ve 01.04.2023 itibarıyla da UPC’nin ilk dava taleplerini kabul etmeye başlayacağı yol haritası olarak belirlenmiş durumdadır.

Mevcut durumda onay süreçlerini tamamlayıp uygulamaya dahil olan 17 ülke şunlardır: Almanya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İtalya, İsveç, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Malta, Portekiz ve Slovenya.

Onay süreçlerini tamamlayarak uygulamaya dahil olmaları beklenen ülkeler ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Çekya, Yunanistan, Macaristan, İrlanda, Romanya ve Slovakya’dır.

Üniter Patent Sistemi

Üniter Patentin amacına bakacak olursak, tek bir talep ile (şimdilik yukarıda belirtilen 17 ülkede) sisteme dahil tüm ülkelerde koruma, hak sahipleri için daha az maliyetli bir sistem, UPC kanalıyla hukuki kesinlik ve yeknesaklık sağlanarak ülkeler bazında çelişkili kararların ortadan kaldırılması sayesinde daha güvenilir bir sistem oluşturma ve Avrupa ekonomisinin güçlendirilmesinin hedeflendiği söylenebilir. Avrupa ülkelerinde ayrı ayrı takip yerine sisteme üye tüm ülkelerde tek bir prosedür, tek bir para birimi ve tek bir son süre takibi ile pratik bir sistem ön görülmektedir.

Başvuru Süreci Nasıl Olacak ve Mevcut Sistemden Farkları Nelerdir?

Mevcut uygulamada Avrupa Patenti başvurusu yapıp Avrupa Patentinin kabul yayım tarihinden itibaren 3 ay içinde seçilen ülkelerde geçerlilik işlemlerinin ülkelerin prosedürlerine göre tamamlanması gerekmektedir. Yani Avrupa Patent Ofisi’ne (EPO) başvuru yapılmakta, ardından EPO tarafından gerçekleştirilen araştırma/inceleme sonrası belge kararı alınmaktadır. Belge kabulünün yayımlanmasıyla tercih edilen ülkelerde vekil atama, çeviri, evrak tamamlama gibi prosedürlerle ve ülkesine göre bu süreçte ayrıca oluşan ücretlerle seçilen ülkelerde geçerlilik işlemi tamamlanmaktadır. Ardından geçerlilik yapılan her ülkede süreç ayrı ayrı yürütülmektedir. Yıllık ücretler geçerlilik yapılan ülkelerde genellikle o ülkelerdeki vekiller aracılığıyla ayrı ayrı ödenmektedir. Yasal süreçler ve dava prosedürleri de her ülke için o ülke kanunlarına göre ayrı ayrı yürütülmektedir. Bir ülkede alınan karar, diğer bir ülkedeki patent korumasını etkilememektedir.

Üniter Patent Sistemi’nde de yine başvuru süreci tamamlanmış, belge almış bir Avrupa Patenti bulunması gerekmektedir. Süreç, Avrupa Patenti belgesi aldıktan sonra farklılaşmaktadır. Üniter etki talep edilebilmesi için belirttiğimiz gibi önce klasik Avrupa Patenti başvurusu yapılması gerekmektedir. Ardından araştırma ve inceleme süreçleri yine EPO tarafından aynı standartlarda gerçekleştirilir. Belge verilmesi aşamasına kadar süreç, klasik EP başvurusu ile aynıdır. Belge verilmesine ilişkin kabul kararının Avrupa Patent Bülteni’nde yayımından itibaren 1 ay içinde ise üniter etki için EPO’ya bu talebin iletilmesi gerekecektir. Üniter etki, diğer bir ifade ile üniter patent talebi için resmi ücret bulunmamaktadır.

Üniter etkili patent talebi için çeviri konusuna da değinmek gerekmekte. Üniter etki talebi için verilen 1 aylık süre içinde tarifnamenin, başvuru sürecinde kullanılan prosedür dili dışındaki bir dile çevirisinin de sunulması gerekecektir. Bu işlem, 6 yıl olarak belirlenen geçici bir süre için geçerli olacaktır. İletilen bu çevirinin hukuki bir geçerliliği olmayacak, çeviri sadece bilgi amaçlı sunulacaktır.

Çeviri iletiminde dikkat edilmesi ve uyulması gereken 2 husus bulunmaktadır:

  1. Prosedür dili Almanca veya Fransızca ise tarifnamenin İngilizce’ye çevirisinin iletilmesi gerekecektir.
  2. Prosedür dili İngilizce ise tarifnamenin AB üyesi ülke dillerinden herhangi birine çevirisinin iletilmesi gerekecektir.

Çeviri işlemleri ile ilgili belirlenen 6 yıllık geçiş süresinin (12 yıla kadar uzatılabilir) sonrasında ise üniter etki talebi için ek bir çeviri sunulmayacaktır. Geçiş süreci tamamlandıktan sonra da çeviri konusunda sistemin asıl maliyet avantajından faydalanılmaya başlanacaktır.

Anlaşmayı 24 ülkenin imzaladığını; ancak yürürlüğe girdiğinde henüz bu ülkelerin tamamında koruma sağlanamayacağını belirtmek gerekir. Sistem yürürlüğe girdiğinde yapılacak bir üniter etki talebinde üniter etki, yukarıda listelenmiş olan ve onay süreçleri tamamlanmış 17 ülkede geçerli olacaktır. Yani 01.04.2023 itibariyle yapılacak üniter etki talepleri için 20 yıllık koruma süresinin sonuna kadar bu 17 ülkede koruma söz konusu olacaktır. Üniter etkinin sicile kaydedilmesinden sonraki bir tarihte bir veya birden fazla ülkenin daha onay süreçlerini tamamlaması durumunda üniter etki, o ülkeye/ülkelere genişlemeyecektir. Bu durum, onay sürecini tamamlayan ülkeler oldukça (ülke sayısı 17’den 24’e doğru arttıkça) üniter etkili Avrupa Patentlerinde koruma sağlanan ülkeler açısından farklı jenerasyonlar oluşmasına sebep olacaktır.

Üniter etki talebinden sonra UPC, kısa bir sürede talebi değerlendirecek, mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini kontrol ederek şekli kontrolünü tamamlayacak ve talebin kabulüne, eksiklik varsa giderilmesine veya talebin reddine ilişkin bir bildirim ile dönüş sağlayacaktır.

Sürecin devamında ise koruma süresi boyunca ödenen yıllık ücretlerden bahsetmek gerekir. Avrupa Patenti başvuruları için vade tarihi, kabul yayım tarihinden önce ise yıllık ücret ödemesi EPO’ya yapılmaktadır. Vade tarihi, kabul yayım tarihi ile aynı gün ise ya da kabul yayım tarihinden sonra ise mevcut sistemde korumanın devam etmesi için geçerlilik yapılan ülkelerde ayrı ayrı ve ülkelerce belirlenen tutarlara göre yıllık ücret ödemeleri devam etmektedir.

Üniter Patent Sistemi’nde ise üniter etkinin geçerli olduğu tüm ülkeler için EPO’ya tek bir ücret ödenecektir. Üniter Patent için yıllık ücret miktarları 2015 yılında en çok geçerlilik yapılan 4 ülkenin yıllık ücretleri ortalaması baz alınarak belirlenmiştir. Yıllık ücret tutarlarına aşağıdaki uzantıdan ulaşılabilir:

https://www.epo.org/applying/european/unitary/unitary-patent/cost.html

Yıllık ücretler gibi, başvurular ile ilgili sicil kayıt işlemlerinin de (lisans, devir, vs.) ülkelerde ayrı ayrı yapılması yerine EPO kanalıyla tek seferde yapılacağını belirtmek gerekir. Ayrıca Üniter Patent Sistemi ile birlikte mevcut Avrupa Patenti başvurularının bilgilerinin yayımlandığı EPO sayfasından farklı olarak yeni bir kayıt sistemi kullanılacak olup bu yeni sayfada lisans, devir gibi konularda da bilgiler yer alacak ve üçüncü kişilerce ulaşılabilir olacaktır.

Geçiş Önlemleri

Yeni bir sistem yürürlüğe girmek üzere olduğu için oluşabilecek sıkıntılara karşı EPO, hak sahipleri için iki adet geçiş önlemi seçeneği sunmuştur. Geçiş önlemleri yalnızca EPC Madde 71(3) kapsamında -intention to grant- bildirim gönderilen Avrupa Patenti başvuruları için tercih edilebilir olacaktır ve bu seçenekler gündoğumu sürecinin başlaması ile birlikte uygulanabilecektir.

Geçiş önlemlerinden bahsetmeden önce gündoğumu süreci ifadesini açıklamak isteriz. Almanya’nın nihai onayını sunması akabinde UPC’nin hayata geçmesi için 3 aylık bir geçiş süreci başlayacaktır. Bu geçiş sürecine “gündoğumu süreci (sunrise period)” denilmektedir. Gündoğumu süreci, geçiş tedbirleri ile doğrudan ilişkilidir. Son yapılan açıklamalara göre gündoğumu sürecinin 01.01.2023’te başlayacağı belirtilmiştir.

Geçiş önlemlerinden ilki, kriterleri uygun olan (EPC Madde 71(3) kapsamında -intention to grant- bildirim gönderilen) Avrupa Patenti başvurularında Üniter Patent Sistemini tercih etmek istediğinden emin olan hak sahipleri için sunulmuştur. Hak sahiplerine sistem hayata geçmeden önce, gündoğumu süreci içerisinde üniter etki talebinde bulunma imkanı sunar.

Yani gündoğumu süreci boyunca Avrupa Patenti başvurunuz için EPC Madde 71(3) kapsamında intention to grant bildirimi alınırsa ve Avrupa Patentinizin kabulü yayımlandığında üniter etki talebinde bulunmak istediğinizden eminseniz gündoğumu süreci boyunca UPC nezdinde üniter etki talebinde bulunulabilir. Böylece patentiniz, sistem hayata geçer geçmez Üniter Patent Sistemi’ne kaydolmuş olacaktır. Patentinizin Üniter Patent Sistemi’ne kaydolmuş olması, kabul yayımı gerçekleştiğinde sisteme dahil olmayan ülkelerde kabul yayım tarihinden itibaren 3 ay içinde klasik Avrupa Patenti kanalı ile geçerlilik işlemi yapılmasına engel değildir. Üniter Patent Sistemi’ne ek olarak kabul yayım tarihinden itibaren 3 ay içinde, sistemin dışında kalan ülkeler için -örneğin Türkiye’de, İspanya’da, vs- klasik geçerlilik işlemi yapılabilir.

Alınan ikinci önlem ise, kriterleri uygun olan (EPC Madde 71(3) kapsamında -intention to grant- bildirim gönderilen) Avrupa Patenti başvurularında Üniter Patent Sistemi’ni tercih edip etmeme konusunda emin olmayan ve karar vermek için zamana ihtiyaç duyan hak sahipleri için sunulmuştur. Hak sahiplerine sistem hayata geçene kadar Avrupa Patenti kabul yayım kararının (grant/B1) ertelenmesi imkanını sunar. Böylece Avrupa Patentinin kabul yayım kararı, Üniter Patent Sistemi hayata geçer geçmez ya da hemen akabinde yayımlanacak ve bu erteleme sayesinde başvuru sahibinin üniter etki talebinde bulunma hakkı tabiri caiz ise saklı tutulmuş olacaktır.

Yani gündoğumu süreci boyunca Avrupa Patenti başvurunuz için EPC Madde 71(3) kapsamında intention to grant bildirimi alınırsa; ama siz patentiniz için üniter etki talebinde bulunmak isteyip istemediğinizden emin değilseniz gündoğumu süreci boyunca EPO nezdinde kabul yayım kararının ertelenmesi talep edilebilir. Sistem hayata geçtiğinde ise üniter etki isteyip istemediğinize karar vermek için kabul yayım tarihinden itibaren 1 ay süreniz olacaktır. Bu 1 aylık sürede ihtiyaç ve stratejiye göre:

  • Yalnızca Üniter Patent Sistemi ile mevcutta sisteme dahil olan ve tüm onay süreçleri tamamlanmış 17 adet ülkede koruma sağlanması talep edilebilir.
  • Üniter Patent Sistemi ile koruma sağlanması talep edilebilir.Buna ek olarak UPC’ye dahil olmayan ülkelerde koruma için klasik Avrupa Patenti kanalıyla ülke geçerlilikleri ile kabul yayım tarihinden itibaren 3 ay içinde geçerlilik işlemleri yapılabilir.
  • Üniter Patent Sistemi tercih edilmeyebilir. UPC’ye dahil olan ya da olmayan ülkelerde koruma  için klasik Avrupa Patenti kanalıyla ülke geçerlilikleri ile kabul yayım tarihinden itibaren 3 ay içinde geçerlilik işlemleri yapılabilir.

Üniter Patent Sisteminin klasik Avrupa Patenti kanalıyla ülke geçerlilik sistemini iptal etmediğini, her iki sistemin birden kullanılabileceğini bir kez daha vurgulamak isteriz.

Geçiş önlemlerini zaman çizelgesi üzerinde göstermek gerekirse:

Üniter Patent’in Avantajları ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Üniter etki tercih edilerek Üniter Patent Sistemi’ne üye ülkelerin tamamında, her ülkede ayrı ayrı işlem yapmaya gerek kalmadan, tek taleple koruma sağlanmış olduğunu ve özellikle bahsetmiş olduğumuz geçiş süreçleri tamamlandığında maliyetler ve prosedürler konusunda avantajlardan yararlanılacağı görülüyor. Ancak sistem hem çok yeni olduğundan hem de ön görülemeyen süreç ve sonuçlarla da karşılaşılabileceğinden sistemi her hak sahibi için her açıdan “avantajlı” olarak değerlendirmek bu aşamada mümkün değil. Mevcut durum ve bilgilere göre sistemin beklenen avantajlarını ve dikkat edilmesi gereken durumları da aşağıda derledik:

Üniter Patent seçilmesi halinde elde edilecek avantajlar olarak aşağıdaki maddeler öne çıkıyor:

  1. Mevcut durumdaki gibi ülkelerde ayrı ayrı koruma veya ayrı geçerlilik prosedürleri yerine tek bir başvuru ve standart bir prosedür ile sisteme üye tüm ülkelerde koruma sağlar.
  2. Yıllık ücret ödemeleri de tek seferde, tek bir tutar ödenerek gerçekleştirilecektir. (Yine de yıllık ücret tutarına ilişkin avantaj/dezavantaj durumu, seçilecek ülkelere ve ülke sayısına göre değerlendirilmelidir). Ayrıca lisans, devir gibi işlemler için her ülkede ayrı işlem yapmak yerine UP ülkeleri için EPO nezdinde tek işlem yeterli olmaktadır.
  3. Çeviri işlemleri için şu anda planlanan 6 yıllık geçiş sürecinden sonra çeviri talep edilmeyecektir.
  4. Koruma istenen her ülkede işlemlerin yürütülebilmesi için yerel vekil atamaya gerek olmayacaktır.
  5. Hükümsüzlük ve ihlal durumunda her ülkenin mahkemesinde ayrı ayrı dava açılması yerine hukuki süreç UPC nezdinde merkezi olarak yürütülecektir. Ayrıca daha hızlı, basitleştirilmiş bir yargı süreci sağlanması planlanmaktadır.

Üniter Patent sisteminde dikkat edilmesi gereken hususlar ise aşağıdaki gibidir:

  1. Bazı ülkeler EPC sistemine dahil olsa da UPC’ye dahil değildir. UPC’ye dahil olmayan ülkelerde de koruma talep edilirse klasik sistemde olduğu gibi bu ülkeler için geçerlilik talebi yapılması gerekecektir.
  2. Korumasına devam edilmesi gerekli görülmeyenler için ülke bazlı vazgeçme, terk etme durumu söz konusu değildir.
  3. Kabul yayımını beklemeden, en geç belge kararı aşamasında hangi ülkelerde gerçekten korumaya ihtiyaç duyulduğu belirlenerek buna göre karar verilmeli. Üniter etki tercihi için tanınan 1 aylık sürede tarifname çevirisi de sunulacağı için zamanında harekete geçmek önem taşımaktadır.
  4.  Yıllık ücretlerin tek seferde ödenmiş olacağını avantajlar kısmında belirtmiş olsak da Üniter Patent Sistemi’nde ödenecek yıllık ücretlerin en çok geçerlilik talebi yapılan 4 ülkenin 5 yılda oluşan yıllık ücret ödemelerinin ortalaması alınarak belirlendiğini göz önünde bulundurmak gerekir. Örneğin koruma talep edilen ülkeler 2 adet ise bu durumda üniter etki talep edilmesi halinde yıllık ücretlerde daha çok maliyet oluşmuş olacak ve yıllık ücretlerin tek seferde ödeniyor olması avantaj olmaktan çıkıp dezavantaja dönüşmüş olacaktır.
  5. UPC tarafından verilen kararlar tüm üye ülkeler için (17 ülke) bağlayıcı olacaktır. Olumsuz bir karar verilmesi durumunda bu durum hak sahibi için olumsuz olacaktır.
  6. UPC tarafından henüz verilmiş bir karar bulunmadığından ve içtihat oluşmadığından yargılama sürecinde öngörülemeyen hususların olabileceği düşünülmektedir. Bu durum ve belirsizlik hak sahipleri için olumsuz bir durum olarak algılanabilmektedir.

Üniter Patent Sistemini tüm olasılıklarıyla çok iyi bir şekilde incelemek ve Avrupa ülkelerinde koruma taleplerini buna göre çok iyi değerlendirmek gerekecektir. Sistemin odak noktası olan UPC ve “opt out” (UPC yetki alanından çıkma) konularının da dikkatle incelenmesi gerekmektedir. UPC ve opt out konuları ayrı bir yazı ile detaylıca ele alınacaktır.

Zehra ENLİGÜN

guducuzehra@gmail.com

Mürvet ÇALIK CANYURT

murvetcalik@hotmail.com

Kasım 2022

GİZLİ PATENT – ULUSAL VE YURTDIŞI BAŞVURU İŞLEMLERİ VE UYGULAMA GÜÇLÜKLERİ



Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) milli güvenlik açısından önem taşıdığı kanısına vardığı başvuru konusu buluşun Türk Patent ve Marka Kurumu (Kurum) kayıtlarında gizli tutulduğu başvuru türüne gizli patent denir.

Gizli patent, hem Mülga 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de (KHK) hem de 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda (SMK) yeterince açık olmayan bir konudur. SMK’da gizli patent konusu Madde 124’te ele alınmıştır; ancak SMK’nın Uygulanmasına Dair Yönetmelik’te gizli patente ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.

Pek çok buluşçu ve başvuru sahibinin düşündüğünün aksine gizli patent, başvuru sahibinin talep edebileceği bir seçenek değildir ve buluşun gizliliğine karar veren kurum Türk Patent ve Marka Kurumu değildir.

Gizli patente konu buluşlar yalnızca savunma sanayi başvurularından oluşmamaktadır. Milli güvenlik açısından önem taşıdığı sürece sivil buluşlar da gizli patente konu olabilir. Mülga KHK Madde 125’te yer alan “…Milli Savunma Bakanlığı, gizli tutma yükümlülüğüne uymak şartıyla, yapılan tüm başvuruları önceden incelemek yetkisine sahiptir.” ifadesi de bunu desteklemekteydi. Her ne kadar SMK’da bu ifade yer almıyor olsa da gizli patente konu buluşları savunma sanayi ile sınırlandıran bir ifade yer almaması ve esas önemli unsurun milli güvenlik olması bu bilgiyi hala geçerli kılmaktadır.

Gizli patent merak uyandıran bir konu olduğu gibi içerdiği pek çok belirsizlik ve uygulamadaki örneklerin de yetersizliği sebebi ile uygulamada güçlüklere sebep olmaktadır. Uygulamadaki güçlükler, kanundaki belirsizlikler ve yoruma açık noktalar sebebi ile başvuru yapmaktan kaçınan başvuru sahipleri olduğu gibi ilk başvurusu Türkiye’de yapılmayan buluşların söz konusu olduğu da bilinmektedir.

Bu yazıda uygulamada karşılaşılan güçlükler ve açık olmayan hususlar iki ayrı başlıkta incelenecektir: ulusal bir başvuru olarak Türkiye’de gizli patent ve yurtdışı başvurusu olarak Türkiye dışında gizli patent. Ulusal başvuruyu da kendi içinde ikiye ayıracak olursak, konuyu Türkiye’de gerçekleştirilen buluşların Türkiye’de başvurularının yapılması ve yurtdışında yabancı bir ülkenin patent ofisi nezdinde yapılmış gizli patent başvurularının Türkiye’de de başvurusunun yapılması olarak detaylandırabiliriz.

SMK Madde 124’ün temelde, Türkiye’de gerçekleştirilen buluşların ilk kez Türkiye’de başvurularının yapılmasını ele aldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu sebeple ilk kısımda diğer konulara kıyasla daha çok detay içeren bu senaryo ele alınacaktır. Daha sonra yurtdışında yabancı bir ülkenin patent ofisi nezdinde yapılmış gizli patent başvurularının Türkiye’de de başvurusunun yapılmasına, ikinci ve son kısımda ise Türkiye’de gerçekleştirilen ve gizliliğine karar verilmiş buluşların yurtdışına başvurusunun yapılmasına değineceğiz.

Ulusal Bir Başvuru Olarak Türkiye’de Gizli Patent

Türkiye’de gerçekleştirilen buluşların ilk kez Türkiye’de başvurularının yapılması

Patent başvurusu Kurum nezdinde yapıldığında patent uzmanı, başvuruyu şekli şartlar açısından inceler ve bu sırada, başvuru konusu buluşun milli güvenlik açısından önem taşıdığı kanısına varırsa MSB’nin görüşünü ister, bu durumu da başvuru sahibine veya vekiline bildirir (Madde 124 (1)). MSB kararını bildirene kadar Kurum, buluşa ilişkin başka bir işlem yapmaz. Örneğin patent başvurusu ile birlikte araştırma talep edilmişse bile Kurum, araştırma işlemine başlamaz.

MSB, başvurunun gizliliğine karar verirse bu kararını bildirim tarihinden itibaren 3 ay içinde Kurum’a bildirir. MSB buluşun gizli olmadığına karar verirse veya belirtilen süre içinde Kurum’a bildirimde bulunmazsa Kurum, başvuru işlemlerini başlatır (Madde 124 (2)). Bildirim tarihi, Kurum’un MSB’den görüş istendiğini bildirir yazının MSB’ye tebliğ tarihidir. 3 aylık süre, bu yazının MSB’ye tebliğinden itibaren başlar.

MSB buluşun gizliliğine karar verirse Kurum’a bilgi verir. Kurum da başvuru sahibine veya vekiline durumu tebliğ eder ve başvuru ile ilgili bir işlem yapmadan başvuruyu gizli patent olarak sicile kaydeder (Madde 124 (3)).

Patent başvurusu sahibi, gizli patente konu buluşu yetkisi olmayan kişilere açıklayamaz (Madde 124(4)). Buluşun gizli tutulduğu süre için başvuru sahibi, buluşu açıklamaması koşulu ile devletten tazminat isteyebilir. Buluş, başvuru sahibinin kusuruyla açıklanırsa, başvuru sahibinin tazminat isteme hakkı ortadan kalkar (Madde 124(6)).

Dördüncü ve altıncı fıkralar yeterince açık ve gizli patente konu buluşlar yapma ihtimali yüksek olan savunma sanayi çalışanları için sıkı gizlilik sözleşmeleri mevcut olsa da öncelikle milli güvenliğin sağlanması ve korunması, bununla birlikte de tazminat hakkının ortadan kalkmaması için özellikle savunma sanayi firmalarının dikkat etmesi ve gözden geçirmesi gereken ek detaylar bulunmaktadır. Örneğin “yetkili kişi” tanımının gözden geçirilmesinde fayda vardır. Bir savunma sanayi firmasında buluş bildirimleri aylık olarak bir kurul tarafından değerlendiriliyorsa, bu görüşmelere kimlerin katıldığı, katılması gerektiği değerlendirilebilir. Yalnızca hali hazırda gizlilik sözleşmesi bulunan firma çalışanları mı katılıyor, yoksa zaman zaman dışardan da danışmanlık alınıyor mu?  Alınıyorsa danışman ile imzalanmış bir gizlilik sözleşmesi var mı? Varsa bu sözleşme yeterli midir? Öğretim üyeleri ile ortaklı yapılan buluşlarda öğretim üyeleri ile de gizlilik sözleşmesi yapılıyor mu? Yapılıyorsa bu sözleşme yeterli midir? Hatta yapılan sözleşmeler her ne kadar gizlilik sözleşmesi de içeriyor olsa da gizli patente ilişkin kesin ve açık bir madde eklenmesi de faydalı olacaktır. Ayrıca buluşun gizliliğine karar verildiğini ifade eden bildirimden önce şirket içinde ve/veya dışında buluştan haberi olan kişilere ilişkin de bir düzenleme yapılması düşünülmelidir.

Mülga KHK Madde 126’da buluşun, gizliliğine karar verilmesinden itibaren 1 yıl süre ile gizli tutulacağı, gizlilik süresinin yıllık olarak uzatılmasının mümkün olduğu belirtilmekteydi. Yine Mülga KHK Madde 127’de ise tazminatın, başvurunun gizli kaldığı her yılın sonunda, o yıl için talep edileceği belirtilmekteydi. SMK’da ise gizlilik süresinin 1 yıl olarak uygulanıp yıllık olarak uzatılması hususundan vazgeçildiği görülmektedir. Gizliliğine karar verilen buluş, MSB’nin gizliliğin kaldırılması talebinde bulunmasına değin gizlidir. SMK’da başvuru sahibinin devletten tazminat isteyebileceği zamana yönelik bir önerme bulunmadığından başvuru sahibinin dilerse yıllık olarak, dilerse gizlilik süresinin sonunda (gizlilik kaldırıldığında) toplu olarak devletten tazminat isteyebileceği yorumu yapılabilir.

Başvuru sahibi, MSB’den gizli patente konu buluşu kısmen veya tamamen kullanmak üzere izin talep edebilir (Madde 124 (5)).

MSB’nin kullanma/kısmi kullanma izni kararı her ne kadar somut olaya, buluşa bağlı olsa da temel bir çerçevenin oluşturulması ihtiyacı söz konusudur. MSB’den kullanma talebinde bulunulabilmesi için belli standartların ve/veya şartların yerine getirilmesi gerektiğini ve bunların da kanunda düzenlenmesinin, ihlali durumunda yaptırımının belirtilmesinin faydalı olacağı göz ardı edilmemelidir. Örneğin bir savunma sanayi firmasının bir silah ürettiğini ve bu silahın gizli patente konu buluşu barındırdığını farz edelim. MSB’nin izni ile başvuru sahibi yurtiçinde veya yurtdışında bu silahı kullanırken silahın bir şekilde  milli güvenliği riske atabilecek bir tarafın eline geçtiğini düşünelim. Bu silahın barındırdığı gizli patente konu buluşa tersine mühendislik ile ulaşılması mümkün ise buluşun kullanımı için izin talep edilemeyeceği gibi hususlar kanunda düzenlenmiş olmalıdır.

Gizli patent başvuruları için gizli kaldıkları süre boyunca yıllık ücret ödenmez (Madde 124 (7)). MSB’nin talebi üzerine Kurum, buluşun gizliliğini kaldırabilir. Gizliliği kaldırılmış başvuru, gizliliğinin kaldırıldığı tarih itibari ile patent başvurusu olarak işlem görür (Madde 124 (8)). Yine pek çok buluşçu ve başvuru sahibinin düşündüğünün aksine başvuru sahibi, patentin gizliliğinin kaldırılması talebinde bulunamaz ve gizliliğin kaldırılmasına karar veren kurum Türk Patent ve Marka Kurumu değildir.

Başvuru ile birlikte araştırmanın talep edilmediğini ve buluşun gizliliğine karar verildiği için 12. ay’a kadar araştırma talebinde bulunulmadığını düşünelim. Gizlilik 12. ayın sonrasında kaldırılmışsa elbette araştırma talep edilmesi için başvuru sahibine zaman tanınacaktır. Gizliliğin kaldırılması akabinde geçmiş yıllara ait yıllık ücretler, geriye dönük olarak ek ücretsiz ödenir. Yıllık ücretler, ödemenin yapıldığı tarihte geçerli olan tebliğdeki miktarlar esas alınarak ödenir. Her ne kadar kanunda gizliliğin kaldırılması akabinde ne kadar süre içinde yıllık ücretlerin ödenmesi gerektiği açıkça düzenlenmemiş olsa da ve SMK’nın Uygulanmasına Dair Yönetmelik Madde 136 (1) ve (2)’de belirtilen maddeler, Madde 106’yı (yıllık ücretler) içermiyor olsa da geçmiş yıllık ücretlerin geriye dönük ödenmesi için gizliliğin kaldırıldığını bildirir yazının tebliğinden itibaren başvuru sahibine 1 aylık sürenin verileceği yorumunda bulunulabilir.

Ulusal Başvuru (Türkiye’de)

Yabancı bir ülkenin patent ofisi nezdinde yapılmış gizli patent başvurularının Türkiye’de de başvurusunun yapılması

SMK’da yer verilmemiş olsa da yurtdışında gizliliğine karar verilmiş bir buluşun Türkiye’de de başvurusunun yapılabilmesi için patent vekilinin NATO gizlilik derecesine sahip olması gerekmektedir. İlgili ülke, başvuru talebini başvurunun bir nüshası ile birlikte kendi Büyükelçiliğine teslim eder. Yabancı ülkenin Büyükelçiliği, buluşu Dışişleri Bakanlığımıza; Dışişleri Bakanlığı ise buluşu Kurum’a teslim eder. Kurum, başvuru hazırlıklarının ve başvuru işleminin yapılabilmesi için NATO gizlilik derecesi bulunan patent vekillerinden birini Kurum’a davet eder ve buluşu teslim eder. Vekil, Türkçeye çeviri işlemlerinin gerçekleştirilmesi akabinde buluşu Kurum’a götürür ve başvuru işlemi Kurum’da gerçekleştirilir. Tüm bu süreç dijital ortamda değil, fiziki evraklarla gerçekleştirilir. Kurum, başvuru sonrasında herhangi bir işlem yapmadan başvuruyu gizli patent olarak kayıtlarına alır.

Yabancı ülkede gizli patentin Türkiye’de de başvurusunun yapılabilmesine ilişkin olarak ilgili kurumlardan izin beklenmesi gerekiyorsa ve bu izin rüçhan tarihinden sonra verildiyse nasıl bir uygulamanın söz konusu olacağı da kanunda açıklanmamıştır. Mücbir bir durum söz konusu olduğundan rüçhan tarihi sınırı olmaksızın başvurunun “rüçhanlı başvuru” olarak kabul edilip edilemeyeceği, kabul edilse dahi gizliliği kaldırıldıktan sonra araştırma işlemi gerçekleştirilirken yenilik kriterinde herhangi bir sorun yaşanıp yaşanmayacağı, yoksa araştırma raporunun mücbir durum göz önünde bulundurularak mı düzenlenip düzenlenmeyeceği sorularının yanıtı kanunda bulunmamaktadır.

Kanunda düzenlenmemiş; ancak mantıksal çıkarımla yorumlanabilecek bir diğer boşluk ise yabancı ülkedeki gizli patentin gizliliğinin kaldırılması durumunda izlenmesi gereken yola ilişkindir. Yabancı ülkede buluşun gizliliğinin kaldırılması durumunda Kurum nezdinde de gerekli güncelleme yapılmalıdır ki buluşa ilişkin başvurudan sonraki işlemler gerçekleştirilebilsin ve buluş, bir patent başvurusu gibi işlem görebilsin.

Yurtdışı Başvurusu

Gizli patent söz konusu olduğunda yurtdışı başvurusu konusu bazı kişilere mantık hatası gibi gelebilmektedir. Patent başvuruları, aksi talep edilmediği sürece 18. ayın sonunda yayımlandığından gizli patentin mantığı, milli güvenlik açısından önem arz eden buluşa ilişkin başvuru sürecini dondurarak ve yayımlanmasını engelleyerek buluştan herhangi bir üçüncü kişinin haberdar olmasını engellemektir, evet; ancak Madde 124 (8)’de belirtildiği gibi bir buluşun gizliliğine karar verilmesi, o buluşun 20 yıllık koruma süresi boyunca gizli tutulacağı anlamına gelmemektedir ve başvuru sahipleri pekala rüçhan haklarında faydalanmak, bu haklarını saklı tutmak isteyebilirler.

Madde 124 (10)’a göre, buluşu yapanın yerleşim yeri Türkiye’deyse aksi ispat edilinceye kadar buluş, Türkiye’de yapılmış kabul edilir ve Madde 124 (9)’a göre Türkiye’de gerçekleştirilen bir buluş, milli güvenlik açısından önem taşıyorsa, o buluş için MSB’nin izni olmadan başka bir ülkede patent başvurusunda bulunulamaz. Bu fıkrada dikkat edilmesi gereken birden fazla husus bulunmaktadır. İlki, ilk başvurunun Türkiye’de Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde gerçekleştirilmesi zorunluluğudur. Gizli patente konu buluşun MSB’nin izni olmaksızın başka bir ülkede başvurusunun yapılamaması, milli güvenlik açısından önem arz eden buluşlar için ilk başvurunun Türkiye’ye yapılması gerekliliğini içermektedir.

Özellikle savunma sanayiinde Türkiye’de yapılan başvurunun akabinde yurtdışı başvurusu yapılmadan önce mutlaka Kurum’dan alınacak ilk bildirimin beklenmesini öneriyoruz. Kurum’dan alınacak ilk bildirim şekli uygunluk belgesi ise buluş, milli güvenlik açısından sorun teşkil etmiyor demektir ve yurtdışı başvurusu yapılabilir. Şekli uygunluk belgesi değil de buluş için MSB’nin görüşünün istendiğine ilişkin bildirim alınmışsa bu durumda Kurum’dan, MSB’nin buluşun gizli olmadığına ilişkin kararı alınana kadar veya MSB’nin buluşun gizli olup olmadığına karar vermesi için belirlenen 3 aylık sürenin sonuna kadar yurtdışı başvurusu yapılmamalıdır. Hatta daha da tedbirli davranmak gerekirse MSB’nin 3 aylık sürenin son gününde Kurum’a bildirimde bulunma ihtimali ile Kurum’un bildirimi başvuru sahibine veya vekiline gönderme sürecini de hesaba katıp 3 aylık sürenin dolumundan bir süre sonra başvurunun yapılması da uygun bir yol haritası olacaktır.

Diğer bir husus ise Türkiye’de gizli patente konu buluşun yurtdışı başvurusu için kapının tamamen kapalı olmamasıdır. Dokuzuncu fıkradan da anlaşılacağı üzere MSB’nin özel izni (foreign filing license) ile yurtdışı başvurusu yapmak mümkündür; ancak MSB’nin izni olmadan yurtdışı başvurusu yapılamaz. Madde 125 (5)’te olduğu gibi dokuzuncu fıkrada da MSB’den iznin talebine ilişkin süreç SMK’da açıkça düzenlenmemiştir. Her ne kadar başvuru sahibinin izin talebini MSB’ye doğrudan iletmesini engelleyen bir düzenleme bulunmasa da talebin Kurum’a iletilmesi ve Kurum’un izin talebini MSB’ye iletmesi talebin bakanlıkta doğrudan ilgili birime ulaşması ve sağlıklı bir koordinasyonun sağlanabilmesi açısından daha yerinde ve uygun bulunmaktadır. İzin talebi için gerekli bilgi ve belgeler konusunda ise bir kılavuz bulunmamaktadır. İzin talebi dilekçesi ve vekaletnamenin ilk aşama için yeterli olduğu, MSB’nin ek bir talebi olması durumunda Kurum aracılığı ile eksikliklerin tamamlanarak MSB’nin taleplerinin yerine getirilebileceği düşünülmektedir. MSB’nin izin talebini değerlendirmesi ile kararını bildirme sürecine ve süresine ilişkin de bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple yurtdışı başvurusu yapılmadan önce mutlaka sonucun beklenmesi gerekmektedir. Gerekli durumlarda Kurum aracılığı ile MSB’nin kararı için hatırlatmalarda bulunulabilir.

İlk başvurunun Türkiye’de yapılmaması veya ilk başvuru Türkiye’de yapılmasına rağmen gizliliğine karar verilmiş bir buluş için MSB’nin izni olmaksızın yurtdışına başvuru yapılması durumunda hukukçular, ihlalin sonucu SMK’da açıkça düzenlenmemiş olsa da Madde 124’ün önleyici ifadeler içerdiğini ve doğrudan yaptırım yer almamasının, yasaklanan fiilin yaptırıma bağlanmadığı anlamına gelmeyeceğini ifade etmektedir. Şartların var olması durumunda uygulanacak yaptırım Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilebilecektir.

Gizli patentin ana fikrinden hareketle şu mantıksal çıkarıma da ulaşmak gerekir: gizli patente konu buluşun yurtdışı başvurusu için talep edilen ülkelerin MSB’den özel izin talep etmeden önce değerlendirilmesi ve gizli patent başvurusu yapılabilecek ülkeler arasında yer alıp almadığından emin olunması gerekmektedir. Başvuru yapılmak istenen yabancı ülkenin mevzuatında “gizli patent” kavramı yoksa ya da bu buluşların gizli tutulmasına yönelik bir anlaşma bulunmuyorsa bu, yurtdışı başvurusu yapıldıktan sonra o ülkede başvurunun yayımlanacağı anlamına gelmektedir ki bu durum gizli patent ile doğrudan çelişmektedir. Ayrıca gizliliğine karar verilmiş buluşlar için yurtdışı başvurusuna izin verilse dahi PCT başvurusu, Avrupa Patenti başvurusu gibi uluslararası ya da bölgesel başvurulardan kaçınılması, talep edilen ülkelere nokta atışı ulusal başvurular yapılması önerilmektedir.

Kanunda düzenlenmemiş hususlar ve uygulamadaki örneklerin yetersizliği gizli patent konusundaki düzenleme ihtiyacını ortaya koymaktadır. Gerekli düzenleme ile hem olası yanlış işlemlerin önüne geçilebilecek hem de özellikle savunma sanayi daha da teşvik edilmiş olacaktır.

Zehra ENLİGÜN

Ağustos 2021

guducuzehra@gmail.com