Etiket: tasarım hükümsüzlüğü

“ETİ CRAX AMBALAJI” AB TASARIM TESCİLİ, “KRAX” MARKASI NEDENİYLE HÜKÜMSÜZ KILINMIŞTIR: ABAD GENEL MAHKEMESİ’NİN T-91/24 SAYILI KARARI 



Avrupa Birliği Adalet Divanı Genel Mahkemesi’nin (“Mahkeme”) 3 Eylül 2025 tarihli Eti Gıda v. EUIPO (T-91/24) kararı (“Karar”), tasarım korumasının sınırlarını ve tescilli bir tasarımın, önceki bir marka hakkı karşısındaki konumunu yeniden gündeme getirmiştir.

Dava konusu, Eti Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin(“Eti Gıda”) peynirli çubuk kraker ürününe ait paketleme süslemeleri (packaging ornamentation) için aldığı tasarım tesciline karşı, Star Foods’un Romanya’da tescilli “KRAX” markasına dayanarak sunduğu hükümsüzlük talebinin Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (“EUIPO”) tarafından kabul edilmesi, tescilli tasarımın hükümsüz kılınması ve Eti Gıda’nın bu kararın iptali talebiyle açtığı dava etrafında şekillenmektedir. İncelenen bu karar, herhangi bir tasarım sürecinin yalnızca görsel bir yaratım olmadığını; farklı fikri mülkiyet disiplinleri de olsalar, marka haklarının da bu süreçte önemli birer inceleme kriteri olarak ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.

I. Kararın Arka Planı ve Süreç

Uyuşmazlık, Eti Gıda’nın 28 Ekim 2016 tarihinde EUIPO nezdinde paketleme süslemeleri için yaptığı aşağıda görseline yer verilen tasarım başvurusunun tescil edilmesiyle başlamıştır.


Bu tescile karşı Star Foods, 21 Ocak 2019 tarihinde 6/2002 sayılı Tüzük’ün 25(1)(e) maddesine ve Star Foods’un Romanya’da tescilli “KRAX” ibareli kelime ve şekil markalarına dayanarak hükümsüzlük talebinde bulunmuştur.


EUIPO, 13 Mart 2023 tarihinde hükümsüzlük talebini kabul ederek tasarımı hükümsüz kılmıştır. EUIPO İptal Birimi, Star Foods’un 12 Eylül 2014 öncelikli şekil markasını esas alarak yaptığı incelemede; markanın ortalama ayırt ediciliğe sahip olduğu, tasarım ile marka arasında görsel olarak ortalama, işitsel olarak ise tam benzerlik bulunduğu ve marka kapsamında bulunan mallar (tahıldan yapılmış yiyecekler) ve tasarımın uygulanacağı ürünlerin (atıştırmalıklar, krakerler) benzer olduğu sonucuna varmıştır. Eti Gıda’nın bu karara karşı yaptığı itiraz, EUIPO Temyiz Kurulu tarafından 14 Aralık 2023 tarihinde reddedilmiş; bunun üzerine uyuşmazlık Genel Mahkeme önüne taşınmıştır. Genel Mahkeme nezdindeki yargılamada Eti Gıda, temel olarak savunma haklarının ihlal edildiği, kullanım ispatı ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddialarının dikkate alınmadığı ve karıştırılma ihtimali analizinin hatalı yapıldığı iddialarıyla kararın iptalini talep etmiştir.

II. Kararın Odak Noktası: 6/2002 sayılı Topluluk Tasarımları Tüzüğü Madde 25(1)(e)

Kararın temelini oluşturan hukuki dayanak, 6/2002 sayılı Topluluk Tasarımları Tüzüğü’nün 25(1)(e) maddesidir. Bu maddeye göre; eğer bir tasarımda “ayırt edici bir işaret” (somut uyuşmazlıkta bu bir marka) kullanılıyorsa ve o işaretin sahibi bu kullanımı yasaklama hakkına sahipse, tasarım hükümsüz kılınabilir. Mahkeme bu noktada, ambalaj üzerindeki grafik unsurların bağımsız bir marka hakkıyla çatışıp çatışmadığını detaylıca incelemiştir.

III. Görsel Analiz: “CRAX” ve “KRAX” Benzerliği

Eti’nin tasarımında yer alan “CRAX” ibaresi ile Star Foods’un “KRAX” markası arasındaki benzerlik incelemesinde mahkeme aşağıda detaylandırılan iki hususun altını çizmiştir:

  • Baskın Unsur Kavramı: Mahkeme, tasarım üzerindeki “eti” ve “sticks” gibi diğer unsurların ikincil planda kaldığını, tüketicinin gözünde en büyük ve merkezi yer tutan “CRAX” ibaresinin baskın unsur olduğunu tespit etmiştir.
  • Görsel ve İşitsel Örtüşme: “K” ve “C” harfi farkına rağmen, “R-A-X” diziliminin korunması ve harflerin benzer stilizasyonu (üç boyutlu efekt, eğik yazım), ortalama tüketici nezdinde “yüksek derecede benzerlik” olarak değerlendirilmiştir.

IV. Tasarım Hukuku Açısından Önemli Ayrım: Bilgilenmiş Kullanıcı mı, Ortalama Tüketici mi?

İncelenen kararı tasarım hukuku bakımından önemli kılan diğer bir nokta, mahkemenin ürünün hitap ettiği tüketici tespitindeki perspektif seçimidir. Eti Gıda, uyuşmazlığın bir tasarım davası olması nedeniyle değerlendirmenin “bilgilenmiş kullanıcı” (informed user) gözüyle yapılması gerektiğini savunmuştur.

Ancak Mahkeme, Madde 25(1)(e) uygulandığında, dayanak hakkın bir “marka” olması sebebiyle, değerlendirme kriterinin marka hukukundaki “ortalama tüketici” olması gerektiğine karar vermiştir. Bilgilenmiş kullanıcıya oranla daha az dikkatli olan ortalama tüketici kriterinin esas alınması, tasarımcılar için bu tip durumlarda başarı şansını düşürmektedir; zira ortalama tüketicinin, bilgilenmiş kullanıcıya göre daha az dikkatli olduğu kabul edilir.

Ayrıca, iptal talebine konu tasarımın uygulanacağı ürünler “çubuk şeklinde atıştırmalık paketleri” iken; dayanak markanın kapsamında “tahıl bazlı atıştırmalık yiyecekler” yer almaktadır. Mahkeme, çubuk şeklindeki atıştırmalıkların doğası gereği tahıl bazlı gıdalar olduğunu ve markanın tescil kapsamındaki ürünlerle doğrudan örtüştüğünü tespit etmiştir. Dolayısıyla, tasarımın uygulanacağı ürünler ile markanın kapsadığı mallar arasında yüksek düzeyde bir benzerlik ve işlevsel tamamlayıcılık ilişkisi bulunmaktadır. Mallar arasındaki bu benzerlik ve hedef kitlenin aynı olması, karıştırılma ihtimalini güçlendiren temel bir faktör olarak değerlendirilmiştir.

V. Usul Kuralları ve Hak Kaybı Riskleri

Her ne kadar detaylandırmak istenen konunun dışında kalsa da usul kurallarının önemine dikkat çekmek amacıyla değinmek gerekir ki, Mahkeme tarafından Eti’nin sunduğu “kullanım ispatı” ve “sessiz kalma yoluyla hak kaybı” (acquiescence) iddiaları zamanında sunulmaması gerekçesiyle esasa girilmeden reddedilmiştir. Mahkeme, AB hukukunda sürelerin ne kadar katı olduğunu hatırlatarak, hak arama hürriyetinin usul kurallarıyla sınırlandığını açık bir şekilde göstermiştir.

VI. Sonuç: Tasarımcılar için “Checklist”

Eti vs. Star Foods kararı, tasarım dünyasına açık bir mesaj vermektedir: Bir tasarımın “yeni” ve “ayırt edici” karakter taşıması, onun üçüncü kişilere ait marka haklarını ihlal etmediği anlamına gelmez. Özellikle ambalaj tasarımlarında yer alan tipografik unsurlar, önceki bir hakkın varlığı ve hak sahibinin itirazı/hukuki yolları takip etmesi halinde bağımsız bir marka gibi “karıştırılma tehlikesi” süzgecinden geçecektir.

Bu karar ışığında, tasarım tescili başvurusu öncesinde kapsamlı bir “önceki hak” (prior rights) araştırması yapmanın ve görsel kompozisyonda markasal unsurları konumlandırırken marka hukuku kriterlerini de gözetmenin bir zorunluluk olduğu bir kez daha teyit edilmiştir.

Karar metni için: https://infocuria.curia.europa.eu/tabs/document?source=document&text=&docid=303829&pageIndex=0&doclang=EN&mode=lst&dir=&occ=first&part=1&cid=21385606

6/2002 sayılı Topluluk Tasarımları Tüzüğü için:

https://eur-lex.europa.eu/eli/reg/2002/6/oj/eng

Kübra Nur AKÇA

Şubat 2026

kubranurakca@gmail.com

MODÜLER ÜRÜNLERİN BAĞLANTI PARÇALARI VE TASARIM KORUMASI: ABAD GENEL MAHKEMESİ LEGO TUĞLALARI KARARI (T-515/19)

GİRİŞ

Danimarkalı oyuncak üreticisi Lego, dünya çapında milyonlarca çocuğun aşina olduğu renkli plastik yapı tuğlalarının tasarım haklarını güvence altına alma mücadelesinde, Avrupa Birliği Adalet Divanı Genel Mahkemesi’nin desteğini kazandı.

24 Mart 2021 tarihinde Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) Genel Mahkemesi, T-515/19 sayılı kararı ile Lego’nun tasarımının hükümsüzlüğünü talep eden  Alman oyuncak ve donanım üreticisi Delta Sport Handelskontor’un lehine karar veren Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi’nin (EUIPO) 2019 tarihli kararını “bir ara bağlantının yalnızca teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı görünüme sahip olduğu için tasarım koruması dışında bırakılması gerekse bile, modüler ürünler için bir ara bağlantı olduğu iddiası kanıtlandığında, onun için koruma elde etmenin yine de mümkün olduğu” gerekçesiyle iptal etti.

İHTİLAFIN GEÇMİŞİ

Lego A / S, 2 Şubat 2010 tarihinde EUIPO’ya bir Birlik tasarımının tescili için başvuruda bulunmuştur.

Söz konusu tasarım aşağıdadır:

Locarno Sınıfı 21.01 ‘Oyuncak inşa setinden yapı taşları’ için tescil ettirilmek istenen tasarım, 2010 yılında tescil edilmiştir.

Delta Sport Handelskontor GmbH şirketi, 8 Aralık 2016 tarihinde, 6/2002 Sayılı Tüzüğün 52. maddesi uyarınca söz konusu tasarımın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.

Delta Sport özellikle, tasarımın yalnızca teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı görünüm özelliklerine sahip olduğunu ve bu nedenle Tüzüğün 8 (1) maddesi uyarınca koruma dışında bırakılması gerektiğini iddia etmiştir.

30 Ekim 2017’de EUIPO İptal Birimi, Delta Sport’un talebini reddetmiş ve itiraz edilen tasarımın geçerli olduğuna kanaat getirmiştir.

Delta Sport bu kararın iptali için EUIPO Temyiz Kurulu’na başvurmuş ve Kurul, İptal Birimi’nin kararını iptal ederek tasarımın geçersiz olduğu sonucuna varmıştır. Mevcut tasarım için Temyiz Kurulu tasarımdaki;

  • Tuğlanın üst yüzündeki dikmeler sırası,
  • Tuğlanın alt yüzündeki daha küçük daireler dizisi,
  • Tuğlanın alt yüzündeki iki sıra daha büyük daire,
  • Tuğlanın dikdörtgen şekli,
  • Tuğla duvarlarının kalınlığı,
  • Dikmelerin silindirik şekli,

olan 6 özellikten hepsinin yalnızca diğer tuğlaların montajına ve sökülmesine izin verme işlevi gördüğüne, esas itibarıyla hükümsüzlüğü talep edilen tasarımın yalnızca teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı görünüm özelliklerine sahip olduğuna kanaat getirmiştir. 

Lego A/S bu kararı ABAD Genel Mahkemesi nezdinde temyiz etmiştir.

GENEL AÇIKLAMALAR

Lego A/S davadaki iddialarını 6/2002 sayılı Tüzüğün 8(3), 8(1) ve 62. maddelerine dayandırmıştır. 

Bilindiği üzere tasarım hukukunda temel kural ürünü değil, ürün ya da ürün parçasının tasarımını korumaktır. Bu nedenle fonksiyonel tasarımlar tasarım hukuku kapsamında korunamaz. Birlik Tüzüğü’nün 8(1) maddesi “Teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı ürün görünümüne ilişkin özellik Topluluk tasarımının konusu olmaz” şeklinde başlar. Bu demek oluyor ki, bir ürün teknik fonksiyonu sebebiyle zorunlu olarak o biçimde üretiliyorsa bu ürünün tasarımı korumadan yararlanamayacaktır. Söz konusu madde ile vurgulanmak istenen şudur; tasarımcının tasarımını geliştirirken seçenek özgürlüğü olması gerekir. Şayet o tasarımı ortaya çıkardığında rekabet edebileceği başka bir seçenek yoksa, o tasarımın ayırt ediciliği sorgulanmalıdır.

Peki seçenek özgürlüğü bırakmayan ürünlerin tasarımı korumadan yararlanamazken, seçenek özgürlüğü bırakmayan bir modüler ürünlerin bağlantı parçaları tasarım korumasından faydalanabilir mi? Çünkü Tüzüğün 8(2) maddesi işlevsel zorunluluk arz eden parçaların tasarım korumasından yararlanamayacağını vurgulamaktadır. Öyleyse, modüler ürünlerin bağlantı parçaları da işlevsel zorunluluk arz etmesine rağmen tasarım korumasından yararlanmayı hak eder mi? İşte tüm somut uyuşmazlık bu tartışma üstünde toplanmaktadır ve Genel Mahkeme Lego’nun modüler ürünlerindeki bağlantı parçalarının tasarım korumasından yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin kararını aşağıdaki gibi kurmuştur.

GENEL MAHKEME’NİN DEĞERLENDİRMESİ

6/2002 sayılı Tüzüğün 8(1) maddesinin ihlali ve 8(3) maddesinin çekişmeli tasarıma uygulanabilirliği:

Lego A/S, Temyiz Kurulu’nun Tüzüğün 8(1) maddesini ihlal ettiği ve itiraz konusu tasarımın 8(3) maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği iddialarını aşağıdaki argümanlara dayandırmaktadır:

Öncelikle Temyiz Kurulu hükümsüzlüğü talep edilen tasarımla ilgili ürünün özelliklerini yanlış yorumlamıştır. İkincisi, Temyiz Kurulu’nun tartışmalı tasarımın yaratıcı yönlerini, özellikle üst taraftaki dört dikme sırasının her iki tarafındaki pürüzsüz yüzeyini göz ardı ettiğini ileri sürmektedir. Üçüncüsü, başvuran, Temyiz Kurulu’nun “tuğlanın alt yüzündeki iki sıra daha büyük dairenin” işlevsel doğasına ilişkin bulgularının çelişkili ve yetersiz olduğunu iddia etmektedir. Dördüncüsü, başvuran nihayet, hükümsüzlük talebi sahibi böyle bir işlevin varlığını kanıtlayamamış olmasına rağmen, hükümsüzlük talebi konusu tasarımın tamamen teknik bir işlevinin olmadığına ilişkin ispat yükünü kendisine yüklediği için Temyiz Kurulu’nu eleştirmiştir.

Adalet Divanı, bir ürünün görünüm özelliklerinin yalnızca teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı görünüm özelliklerine sahip olup olmadığını belirlemek için, bu özellikleri belirleyen tek faktörün teknik fonksiyon olduğunun tespit edilmesinin yanı sıra alternatif tasarımların varlığının da tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir. (8 Mart 2018 tarihli karar, DOCERAM, C ‑ 395/16, AB: C: 2018: 172, paragraf 32).

Kısacası, bir tasarımın özelliklerinin bu gerekliliğe aykırı düşmesi için, bu özelliklerin şeklini belirleyen tek faktörün teknik fonksiyon olduğu kanıtlanmalıdır. Yani, görsel yönlerle ilgili düşünceler tasarımcının seçiminde bir rol oynamamalıdır.

Mevcut tasarım için Temyiz Kurulu, tasarımdaki tüm özelliklerin yalnızca diğer tuğlaların montajına ve sökülmesine izin verme işlevi gördüğü, teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı görünüm özelliklerine sahip olduğu sonucuna varmıştır ve dolayısıyla tasarımın geçersiz olduğuna karar vermiştir.

Mahkeme, Temyiz Kurulu tarafından değerlendirilen altı özelliğin, tasarımın tüm özelliklerinin kapsamlı bir listesi olmadığını vurgulamıştır. Özellikle, tuğlanın üst yüzeyindeki dikmelerin her iki tarafındaki pürüzsüz yüzey, Temyiz Kurulu tarafından değerlendirme yapılırken dikkate alınmamıştır. Bu nedenle, Kurul, tasarımın tamamının yalnızca işlevsel zorunluluk sebebiyle ortaya çıktığı sonucuna varmamalıdır. Karar bu yönüyle Genel Mahkeme tarafından iptal edilmiştir.

Temyiz Kurulu ayrıca, Tüzüğün 8(2) maddesi gereği “Bir Topluluk tasarımı, tasarlanan veya tasarımın uygulandığı ürünün, mekanik olarak bağlandığı veya içine, çevresine ya da karşısına yerleştirildiği diğer ürünün fonksiyonunu yerine getirebilmesi için aynı şekil ve boyutlarda yeniden üretilmeleri kesin zorunluluk arz eden ürünlerin görünüm özelliklerini korumaz” maddesinden yola çıkarak itiraza konu tasarımın bu tür özelliklerin bağlantı parçasının özelliklerini oluşturması ve ürünün montaj ve sökülme işlevini yerine getirmesi nedeniyle, yalnızca ürünün teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı görünüm özelliklerinden olduğunu vurgulamış  8(1) maddesi yanında hem de madde 8(2) kapsamına gireceğini belirtmiştir.

Ancak bu maddenin de istisnası 8(3) maddesidir ve bu maddeye göre “2. fıkraya rağmen, 5 ve 6. maddelerde belirtilen koşullarda (yenilik ve ayırt edici nitelikte olmak koşuluyla), bir modüler sistem içinde çoklu montaja ve karşılıklı değiştirilebilir bağlantılara izin veren bir işlevi gerçekleştiren bir tasarım, Topluluk tasarımı olarak korunur.”

Hemen belirtelim ki modüler ürünlerdeki bağlantı parçalarına ait tasarımların hepsi söz konusu istisna hüküm kapsamında değerlendirilmeyecektir. Bu hüküm ile sadece modüler sistemde çoklu montaja imkân veren tasarımlarla değiştirilebilir bağlantı parçalarının tasarımları korunmaktadır. Modüler ürünlerdeki diğer bağlantı parçaları, yani iç içe geçebilme ve değiştirilebilme özelliği olmayan bağlantı parça tasarımları 8(2) maddesi kapsamında değerlendirilmeli ve tasarım korumasından yaralanmamalıdır. Vurgu yapmak gerekirse, modüler ürünlerin sadece kendi içinde değiştirilebilirlik özelliğini yansıtan tasarımları korunur. (Av. Dr. Cahit SULUK, Avrupa Topluluğu Hukukunda Tasarımların Korunması Topluluk Tasarımı (Community Design), s.40)

Lego A/S, söz konusu istisnanın oyuncak tuğla için geçerli olduğunu savunmaktadır. Ancak bu savunma, Temyiz Kurulu tarafından dikkate alınmamıştır.

Genel Mahkeme, Temyiz Kurulu’nun bu savunmayı dikkate almamakla hata yaptığı sonucuna varırken, yalnızca teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı görünüme sahip bir tasarımın bu savunma tarafından kurtarılıp kurtarılamayacağını değerlendirmiştir.

İlk olarak, teknik fonksiyonla bağlantı parçası arasında örtüşme olduğu kabul edilmiştir. Bir bağlantı parçasının görsel düşüncelerle tasarlanmış bir forma sahip olmasının da mümkün olduğuna işaret edilmiştir. Böyle bir bağlantı parçası için yalnızca teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı görünüme sahip olduğu söylenemeyecektir.

Genel Mahkeme, modüler ürünlerdeki bağlantı parçalarının görünümleri teknik zorunluluktan kaynaklanıyor olsa dahi tasarım koruması elde etme olasılığı olduğunu göstermiştir. Bu, Tüzüğün 11 numaralı Modüler ürünlerin mekanik parçalarının, her şeye rağmen, modüler ürünlerin en önemli yenilik özelliklerinden olması ve büyük bir pazar değeri oluşturması nedeniyle korunmalıdır” gerekçesi ile uyumludur.

Bu nedenle, bir bağlantı parçasının yalnızca teknik fonksiyonun zorunlu kıldığı görünüme sahip olması sebebiyle tasarım koruması dışında bırakılması gerekse bile, modüler ürünler için bir bağlantı parçası olduğu iddiası kanıtlandığında, onun için koruma elde etmek yine de mümkün görünmektedir.

Mahkeme, başvuru sahibinin, hükümsüzlüğü talep edilen tasarımın Tüzüğün 8(3) maddesi kapsamına girdiği kanaatine varmıştır. Sonuç olarak, Temyiz Kurulu hükümsüzlüğü talep edilen tasarımın madde 8(3)’ün gerekliliklerini karşılayıp karşılamadığını değerlendiremediği için hata yapmıştır.

SONUÇ

Bu çerçevede Genel Mahkeme; 6/2002 sayılı Tüzüğün 8(1) maddesi uyarınca bir ürünün ancak tüm görünüm özelliklerinin yalnızca teknik zorunluluktan kaynaklanması halinde tasarım korumasından yararlanamayacağını, ancak somut olayda Temyiz Kurulu’nun itiraz konusu tasarım ürünün tüm özelliklerinin teknik zorunluluktan kaynaklandığını kanıtlayamadığını ve yine Temyiz Kurulu’nun 6/2002 sayılı Tüzüğün 8(3) maddesinin uygulama koşullarını incelemeyerek hataya düştüğünü belirterek kararın iptaline karar vermiştir.

Nihan ÖZKOÇAK

Nisan 2021    

avnihanozkocak@gmail.com                                                                                                                                                   

Şekerleme Kutusu Tescilli Tasarımı, Üç Boyutlu Şekerleme Kutusu Markasının Karşısında – Siz Ne Düşünürsünüz?(1)

 

“Siz ne düşünürsünüz?” serisine uzun süredir ara vermiştik.

Serinin yeni sorusunun ilginç bir tartışmayı içermesinin uzun aranın rehavetini ortadan kaldıracağını düşünüyoruz. Bu bağlamda, iki farklı fikri mülkiyet hakkının çatışmasını içeren bir Adalet Divanı Genel Mahkemesi kararını konu alan sorumuzu sizlere yöneltiyor, yanıtlarınızı ve yorumlarınızı bekliyoruz.

Aşağıda görseline yer verdiğimiz tasarım, 2007 yılında EUIPO’da Birlik Tasarımı olarak tescil edilir.

 

 

2011 yılında “FERRERO SPA” tescilli tasarımın hükümsüzlüğünü aşağıdaki 3 boyutlu şekil markasına dayanarak talep eder. 3 boyutlu şekil markası bir uluslararası markadır ve Fransa için 1974 yılında “şekerlemeler”i de içerecek biçimde tescil edilmiştir.

 


 

EUIPO İptal Birimi 2012 yılında talebi kabul eder ve tasarımı hükümsüz kılar. EUIPO Temyiz Kurulu da 2015 yılında bu kararı onar.

Hükümsüzlük kararının gerekçesi, 6/2002 sayılı Birlik Tasarım Tüzüğü’nün 25(1)(e) maddesidir. Anılan madde takip eden hükmü içermektedir:

“Sonraki tarihli bir tasarımda ayırt edici bir işaret kullanılmışsa ve söz konusu işareti koruyan Birlik veya üye ülke mevzuatı, işaretin hak sahibine kullanımı engelleme hakkı veriyorsa, Birlik tasarımı hükümsüz kılınabilir.”    

Temyiz Kurulu, FERRERO’nun Fransa’da tescilli marka hakkına sahip olduğu tespitinden hareketle, bu markanın hükümsüzlük kararının konusu tescilli tasarımla karıştırılma ihtimaline yol açabileceği görüşündedir. Dolayısıyla da tasarımın hükümsüzlük kararını yerinde bulur.

Tasarım sahibi bu karara karşı Adalet Divanı Genel Mahkemesi önünde dava açar ve dava Genel Mahkeme tarafından 2017 yılında sonuçlandırılır.

Davacı aşağıdaki ana argümanlara dayanmaktadır:

“Hükümsüzlük kararının gerekçesi markada baskın herhangi bir unsur bulunmamaktadır; tescilli tasarımın net olarak görülen ve eğri köşeleri ise şekerleme kutusunun önemli özellikleridir. Buna ilaveten, tasarımda bulunan etiket, MIK MAKI logosu ve eğri köşeler Temyiz Kurulu tarafından göz ardı edilmiştir. Bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, davacı tasarımı ile hükümsüzlük kararının gerekçesi şekil markası birbirleriyle benzer değildir.”

Bu argümanlar da göz önüne alındığında sizce Genel Mahkeme’nin kararı ne yönde olmuştur?

Yorum ve yanıtlarınızı merakla bekliyoruz. Genel Mahkeme’nin kararını birkaç gün içerisinde yazacağız.

Önder Erol ÜNSAL

unsalonderol@gmail.com

Ağustos 2018

 

 

ESPADRİLİM ŞEKİL ÖNÜMDEN ÇEKİL! TASARIMLARIN YENİLİK VE AYIRT EDİCİLİK ŞARTLARI BAKIMINDAN DİKKAT ÇEKİCİ BİR EUIPO KARARI

 

 

Tasarım tescili için gerekli şartlardan ayırt edici karakterin, yenilik şartından farklı bir kavram olup olmadığı tartışmalı bir konu olmuştur.

Bir takım hukuk otoriteleri bir tasarımın daha önceki tasarımlarla aynı olup olmadığı incelemesini yenilik incelemesi olarak nitelemekte, tasarımın önceki tasarımlardan farklı olup olmadığı incelemesini ise ayırt edici karakter incelemesi olarak ele almaktadır.Bahsi geçen hukuk otoriteleri bu iki incelemenin aslında nitelik yönünden farklılık göstermediği görüşündedir.

Bir başka grup hukuk otoriteleri ise yenilik ve ayırt edici karakter unsurlarının birbiriyle bağlantılı kavramlar olduğunu ancak yenilik kavramının ayırt ediciliği de kapsadığını savunmaktadır. Aşağıda inceleyeceğim 11 Mayıs 2018 tarihli, 10 634 numaralı EUIPO kararında İptal Birimi, hükümsüzlüğü talep edilen tasarımı yeni bulmakla beraber tasarımın ayırt edici karakterden yoksun olduğuna karar vermiştir (Karar metninin https://drive.google.com/file/d/1yT_HjpeOqxSqd1Oe-gctL429-UfVYWoB/view?usp=sharing bağlantısından görülmesi mümkündür.). Peki bu kanaate nasıl ulaşmıştır?

Olay İspanya’nın İbiza Adası Belediyesi yani  Consell Insular d’Eivissa(CID) ile yine İspanya’da mukim Serra Vila Gemma(SVG) isimli şirket arasında geçmektedir.

Tarafların argümanları:

*** CID, SVG tarafından tescil edilmiş espadril tasarımının yenilik ve ayırt edici karakter şartlarını taşımadığını savunmaktadır. CID konu espadrilin hâlihazırda pazarda mevcut bulunan, İbiza’ya özgü geleneksel espadrillerin birebir kopyası olduğunu ve bu espadrillerin İbiza ve Formentera’nın yerli halkı tarafından asırlardır kullanılmakta olduğunu, bölgenin adet ve geleneklerinin en önemli parçalarından birini teşkil ettiğini iddia etmektedir. CID’e göre bu ayakkabılar, belli derecede evrilmiş olmalarına rağmen, geleneksel özelliklerini muhafaza etmiştir. İddialarını desteklemek üzere, CID (http://www.diariodeibiza.es),(http://www.alvarodelarica.com),(http://lomejordelavidadespeina.blogspot.com.es) gibi internet bloglarından/internet gazetelerinden görseller sunmuştur.

*** Halihazırda pazarda mevcut bulunduğu iddia edilen espadril tasarımı ile hükümsüzlügü talep edilen espadril tasarımının karşılaştırılması:

 

 

*** Tescil sahibi de bu iddialar karşısında iplerin örgü tipi, bağ türü, bağ sayısı gibi yönlerden tasarımların farklı olduğu ve halihazırda pazarda mevcut bulunan modellere nazaran yenilik getiren ve özgün bir dış biçime sahip olduğunu dile getirmekle yetinmiştir.

EUIPO İptal Birimi (bundan sonra Kurul olarak anılacaktır, ancak İptal Birimi’nin Temyiz Kurulu olmadığı, birimin kararlarına karşı Temyiz Kurulu’nda itiraz edilebildiği hatırlatılmalıdır.) hükümsüzlüğe konu tasarımı öncelikle yenilik unsuru sonra da ayırt edici karakter unsuru açısından incelemiştir:

CDR (Community Desing Regulation) madde 5 uyarınca; yenilik şartının oluşması için korunması istenen  tasarımın tescil başvurusunun tarihinden önce, yahut, rüçhan talebinde bulunulmuşsa, rüçhan tarihinden evvel, hiçbir özdeş/aynı tasarımın kamuya sunulmamış olması gerekmektedir.

EUIPO Kurulu hükümsüzlüğü  talep edilen espadril tasarımı ile CID’in aynı olduğunu iddia ettiği espadril tasarımlarının aynı olmadığı kanaatine varmıştır.  Başka bir deyişle, Kurula göre tasarımların arasındaki farklı detaylar, karşılaştırma aşamasında, “önemsiz” kabul edilemeyecektir. Kurul taban biçimleri, üst kısmın biçimi, ayakkabının uç kısmı ve bilek bölümünü ön tarafın yatay örgüsüyle  bağlamak için kullanılan ipler ve kullanılan materyal bakımından, tasarımların benzer olduğunu kabul etmiştir. Ancak diğer taraftan Kurul , önceki  tasarımda kullanılan iplerin renk farkına işaret etmekte ve hükümsüzlüğü talep edilen tasarımda kullanılan iplerin açık renk kısımlar da içeren siyah renkte olduğunu belirtmektedir. Yani aslında iplerde farklı renklerin kullanılmış olması tasarımların aynı kabul edilmemesi sonucunu doğurmuştur.

CDR (Community Desing Regulation) madde 6 uyarınca incelenmesi gerekli ayırtedici karakter unsuruna ilişkin degerlendirme ise 3 aşamadan oluşmaktadır:

1- Konu sektör ve bilgi sahibi tüketici (informed user)

Kurula göre hükümsüzlüğü talep edilen tasarımın ilgili sektörü ayakkabı/moda sektörü; hitap ettiği bilgi sahibi tüketici ise ayakkabı sektörünü tanıyan bir kişidir ( Markalardaki benzerlik incelemesinden farklı olarak burada ortalama tüketici değil, bilgilenmiş tüketici esas alınır.). Tasarım hususundaki bilgi sahibi tüketici, zaten doğası gereği, belli bir ürünün dizaynı konusunda belli bir merak sahibi olan ve dizayn akımlarına ve anılan dizaynın kökenindeki sanata ve modaya ilgi duyan bir kişidir.

2- Tescil sahibinin tasarımı yaratmadaki özgürlüğü

Espadriller konusunda, yaratıcı kişinin özgürlüğü, yalnızca alt kısmın hasır yahut benzer bir malzemeden üretilmesi ve ayakkabının ayağa oturması ölçüsünde sınırlanmaktadır. Buna karşın, ayakkabının üst kısmı, ip, lif ya da kumaş gibi, geniş bir süslemeye imkan veren değişik formlar ve özellikler arz edebilir. Dolayısıyla aslında burada tasarım sahibinin yaratmadaki özgürlük alanı oldukça geniştir.

3- Genel izlenim

Kurul hükümsüzlüğü talep edilen tasarımın renginin, kendi başına, tasarıma özgün bir karakter bahşetmediğine kanaat getirmistir. Yani Kurul sırf iplerdeki farklı renklerin, tasarımların bilgili tüketicisi üzerindeki genel izlenimini farklılaştırmaya yetmediğini düşünmektedir. Dolayısıyla EUIPO Kurulu, tasarımın hükümsüz kılınmasına karar vermiştir. Ancak tabii tescil sahibinin 2 ay içerisinde EUIPO Temyiz Kurulu’na başvurma hakkı bakidir.

EUIPO Kurulu kararı, yenilik ve ayırt edici karakterin farklı niteliklere sahip ve farklı aşamalardan oluşan iki ayrı kavram olduğuna işaret ediyor. Benim görüşüm, aslında her ne kadar daha geniş bir kavram olsa da, yeniliğin ayırt edici karakter unsurunu da içinde barındırdığı yönünde. Yani bir tasarım yeni kabul edilse bile, ayırt edici karakterden yoksun olduğuna karar verilebilir, tıpkı bu yazının konusu EUIPO kararında olduğu gibi; ancak tasarım yeni değilse zaten ayırt edici karakteri de bulunmayacaktır.

Damla DUYAN

damladuyan@yahoo.co.uk

Haziran 2018