İçinde bulunduğumuz 2020’li yıllara damgasını vuran uluslararası gelişmelerden biri, tüm dünyanın gözlerinin önünde gerçekleşen ve halen olanca şiddetiyle devam eden Rusya’nın Ukrayna işgalidir. Dünya gündeminin sürekli olarak savaşlarla dolu olduğunun farkında olsak da savaşın bu kez Ortadoğu’da değil kuzeyimizde gerçekleşmesi, Rusya-Ukrayna savaşının hafızalarımızda ayrı bir yer edinmesini ve sadece basında değil, günlük konuşmalarımızda da kendisine yer bulmasını sağladı.
Bu konu bağlamında fikri haklar camiasında neler olduğuna dair daha önce iki yazı paylaşmıştım. İlkinde bazı marka devlerinin aldığı kararlardan bahsederken, ikincisinde Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarına yer vermiştim. Bu yazımda ise savaşla doğrudan ilgili ilginç bir marka başvurusundan ve akabindeki gelişmelerden bahsedeceğim.
16.03.2022 tarihinde, yani Rus işgalinin üzerinden henüz 3 hafta geçmişken, Ukrayna Devlet Sınır Muhafız Teşkilatı İdaresi (Administration of the State Border Guard Service of Ukraine) adına Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi’ne (EUIPO) bir marka tescil başvuru yapılır. Tescili talep edilen işaret, aşağıda görseline yer verilen Latin ve Kiril karakterleriyle yazılmış “Russian Warship Go F**k Yourself” ibaresidir.
Başvuru 9., 14., 16., 18., 25., 28. ve 41. sınıflara dahil mal ve hizmetleri kapsamaktadır. Mal ve hizmet listesinin Türkçeye makine çevirisine aşağıda yer verilmiştir:
Sınıf 9: Navigasyon, rehberlik, izleme, hedefleme ve harita oluşturma cihazları; ölçme, tespit etme, izleme ve kontrol cihazları; mıknatıslar, mıknatıslayıcılar ve manyetik gidericiler; optik cihazlar, güçlendiriciler ve düzelticiler; kaydedilmiş içerik; güvenlik, emniyet, koruma ve sinyalleme cihazları; Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri saldırganlığıyla ilgili olarak NFT ile doğrulanan sanat eseri, metin, ses ve video içeren indirilebilir multimedya dosyaları için cüzdan olarak kullanılmak üzere yazılımlar.
Sınıf 14: Mücevher; değerli taşlar, inciler ve kıymetli metaller ve bunların taklitleri; anahtarlıklar ve anahtarlık zincirleri ve bunların tılsımları; zaman aletleri; kronometrik aletler; değer belirteci olarak kullanılmak üzere seramik diskler; madeni paralar; koleksiyonluk madeni paralar; anma paraları; anma kalkanları; değerli metalden yapılmış anma heykel kapları; kişisel kullanım için dekoratif ürünler [biblo veya mücevher]; Değerli metallerden yapılmış süslü anahtarlıklar; kimlik bilezikleri [mücevher]; değerli metalden yapılmış kimlik plakaları; koleksiyon amaçlı para madeni para setleri; parasal olmayan madeni paralar; değerli metalden yapılmış sanat eserleri.
Sınıf 16: Kağıt, karton veya plastiklerin paketlenmesi, sarılması ve depolanması için torbalar ve eşyalar; dekorasyon ve sanat malzemeleri ve medyası; kağıt bardak altlıkları; karton bardak altlıkları; kağıt afişler; kağıt önlükler; karton yemek altlıkları; tek kullanımlık peçeteler; kağıt el havluları; mutfak ruloları [kağıt]; kağıt masa örtüleri; kağıt masa peçeteleri; kağıt ve karton; basılı malzeme ve kırtasiye ve eğitim malzemeleri; kağıt ve kartondan sanat eserleri ve figürinler ile mimarların modelleri.
Sınıf 18: Bagajlar, çantalar, cüzdanlar ve diğer taşıyıcılar; şemsiyeler ve güneş şemsiyeleri; çantalar için deriden yapışkanlı etiketler; suni deriden yapılmış kartlıklar; deriden yapılmış kartlıklar; deri veya suni deriden yapılmış kılıflar; deri etiketler; deri ve deri taklitleri.
Sınıf 25: Giyim eşyaları; ayak giysileri; baş giysileri; giyim eşyalarının, baş giysilerinin ve ayak giysilerinin parçaları.
Sınıf 28: Spor ve fiziksel egzersiz ekipmanları; oyuncaklar, oyunlar ve oyun araçları.
Sınıf 41: Metinlerin yayımlanması, raporlanması ve yazımı hizmetleri; eğitim, eğlence ve spor hizmetleri.
Başvuruyu oluşturan “Russian Warship Go F**k Yourself” ifadesi, Ukrayna tarafından askeri bir kahramanlık göstergesi olarak kabul edilmektedir. Şöyle ki, Rus işgali sırasında Yılan Adası’nı savunmakla görevli küçük bir birlikte görevli bir Ukrayna askeri, adayı kuşatan Rus savaş gemilerinden yapılan teslim olun yoksa adayı bombalayacağız anonsuna karşı, bombardıman sonucunda yüksek olasılıkla öleceğini bilmesine rağmen, telsizden “Russian Warship Go F**k Yourself” yanıtını vermiştir. Bu ifadeyi Türkçeye çevirecek olursak en nazik haliyle “Rus Savaş Gemisi S.ktir Git” ibaresini kullanabiliriz.
Bu açıklamaların konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacağını umarak, başvurunun incelenmesine geri dönüyoruz.
Bildiğimiz üzere bir ibarenin marka olarak tescil edilebilmesi için, o ibarenin sınırları ilgili mevzuatta çizilen genel geçer bazı özelliklere sahip olması gerekmektedir (IPR Gezgini’nin okuyucu portföyünü düşünerek tek tek bu kriterlerden bahsederek yazıyı uzatmayacağım.). Marka olarak tescil edilebilme kriterleri ülkelerin yerel uygulamalarına göre farklılık gösterse de en yaygını ve kabul edileni tescil talebine konu işaretin “ayırt edici” niteliğe sahip olması gerekliliğidir. İnceleyeceğimiz karar da bu gereklilik üzerinde yoğunlaşmış bir değerlendirmeyi içermektedir.
“Russian Warship Go F**k Yourself” ibaresinin tescili amaçlı başvuru, EUIPO inceleme birimi tarafından Birlik Marka Tüzüğünün 7(1)(f) bendi kapsamında reddedilir. İlgili bent kamu düzenine ve ahlaka aykırı markaların tescil edilmeyeceği hükmünü içermektedir. EUIPO ret kararını; “Russian Warship Go F**k Yourself” ibaresinde “F**k” kelimesinin yer alması, ibarenin bütününe bakınca ortalama tüketicilerin bunu kolaylıkla “Fuck” olarak algılayacakları, sloganın bütünsel anlamı itibarıyla trajik bir işgalden finansal kazanç sağlama amaçlı bir marka olarak algılanacağı gibi gerekçelere dayandırmış ve marka bütünsel anlamı itibarıyla ahlaka aykırı bulunmuştur.
Başvuru sahibi ret kararına karşı itiraz eder ve EUIPO Temyiz Kurulu itirazı inceler. Temyiz Kurulu ilk aşamada, başvurunun AB Marka Tüzüğü 7(1)(b) bendi uyarınca ayırt edici nitelikten yoksunluk nedeniyle reddedilmesi gerektiği görüşüne ulaşır ve başvurunun ret gerekçeleri arasına anılan bendi ekler. Bunu yaptıktan sonra başvuru sahibine bildirimde bulunur ve yeni ret gerekçesine karşı görüşlerinin sunulmasını talep eder. Başvuru sahibi yeni eklenen ret gerekçesine karşı görüşlerini sunar ve Temyiz Kurulu incelemesi belirtilen tüm gerekçeler kapsamında yapılır. İnceleme sonucunda Temyiz Kurulu ayırt edici nitelikten yoksunluk gerekçeli ret kararını yerinde bularak itirazı reddeder. Ret kararının temel gerekçesi; markayı oluşturan “Russian Warship Go F**k Yourself” ibaresinin Ukrayna’nın Rus işgaline karşı verdiği mücadelenin sembollerden birisi olması, söz konusu ibarenin Ukrayna ordusu, askerleri, Ukrayna ve savaş ile ilişkilendirilmesi, bu bağlamda ilgili kamuoyunun, yalnızca ibarenin ilettiği politik mesajı görecek ve ibareyi marka yani ticari köken gösteren bir işaret olarak algılamayacak olmasıdır. Aksine, söz konusu ibare ilgili kamuoyu tarafından, ezici zorluklar karşısında cesareti teşvik eden politik amaçlı bir slogan olarak algılanacaktır. Bu nedenle başvurusu yapılan “Russian Warship Go F**k Yourself” ibaresi ayırt edici olmayan politik bir slogandır. Bu çerçevede, Temyiz Kurulu 7(1)(b) bendi kapsamında verilen ayırt edici nitelikten yoksunluk gerekçeli ret kararını yerinde bularak onar. 7(1)(b) bendi kapsamındaki ret kararı bulunduğundan, Temyiz Kurulu 7(1)(f) bendi kapsamında verilen ret kararının yerindeliğinin incelenmesine gerek olmadığını belirterek, bu yöndeki itirazı ayrıca incelemez.
Başvuru sahibi, Temyiz Kurulu kararına karşı sonraki aşama olan Avrupa Birliği Adalet Divanı Genel Mahkemesi’ne başvurarak EUIPO kararının iptal edilmesini talep eder.
Yazının bundan sonraki kısmında Genel Mahkeme sürecinde tarafların iddia ve savunmalarından ve Mahkeme tarafından verilen 13 Kasım 2024 tarihli T-82/24 sayılı karardan bahsedeceğim.
Başvuru Sahibinin İddiaları, EUIPO’nun Karşı Argümanları ve Genel Mahkemenin Değerlendirmesi
Başvuru sahibi ret kararının kaldırılmasına yönelik talebini 3 ana argümana dayandırmıştır. Bu argümanlar, argümanlara karşı EUIPO’nun görüşleri ve Genel Mahkemenin değerlendirmesi aşağıda okuyuculara aktarılmaktadır:
1- 2017/001 sayılı AB Marka Tüzüğünün 7(1)(b) bendinin ihlali:
AB Marka Tüzüğünün 7(1)(b) bendi ayırt edici karaktere sahip olmayan markaların tescil edilmeyeceği hükmünü içermektedir. 7. maddenin ikinci fıkrasında ise, tescil edilemezlik gerekçelerinin Avrupa’nın yalnızca bir bölümünde geçerli olması durumunda dahi ret kararının verileceği belirtilmektedir. Bir markanın ayırt edici niteliğe sahip olması için, tescil başvurusu yapılan mal veya hizmetin belirli bir teşebbüsten geldiğini gösterebilmesi ve dolayısıyla söz konusu mal veya hizmetin diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmesi gerekir. Markanın ayırt ediciliği önce başvuru konusu mal ve hizmetler bakımından değerlendirilir, daha sonra da ilgili tüketicinin algısına bakılır. Ayırt edici niteliğe sahip markaların, bir markanın esas işlevini, yani markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin kökenini belirtme ve böylece söz konusu mal veya hizmetleri satın alan tüketicinin, olumlu bir deneyim yaşaması durumunda bunları tekrar satın almasını sağlama işlevini yerine getirdiği kabul edilir. Bir markanın ayırt edici niteliğe sahip olmaması ise markanın esas işlevini, yani markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin kökenini belirtme işlevini yerine getirememesi, dolayısıyla söz konusu mal veya hizmetleri satın alan tüketicinin olumsuz bir deneyim yaşaması durumunda bu malları veya hizmetleri tekrar satın almaktan kaçınmasını sağlayamaması anlamına gelecektir.
Temyiz Kurulu, başvurulan markanın kapsadığı mal ve hizmetlerin esas olarak genel kamuoyunu hedefleyen günlük mal ve hizmetlerden oluştuğunu, ancak bu mal ve hizmetlerden bazılarının iş profesyonellerini de hedef alabileceğini ileri sürmüştür. Ek olarak başvuru İngilizce olsa bile, temel İngilizce bilgisine sahip Rusça konuşan halk tarafından da anlaşılabilecek olan basit İngilizce kelimelerden oluşmaktadır. Temyiz Kurulunun başvuruyu hangi nedenlerle ayırt edici nitelikten yoksun bulduğu yazının önceki bölümlerinde detaylı olarak aktarıldığından, aynı ifadeler burada bir kez daha tekrar edilmeyecektir.
Başvuru sahibi ise, markanın başvurulan mal ve hizmetler bakımından tamamen ayırt edici olduğunu savunmuştur. Başvurudan önce kamuoyunun bu ifadeyi duymadığını ve ifadenin kullanıldığı olaydan sadece üç hafta sonra başvurulması sebebiyle, söz konusu olay ile ilişkilendirilecek kadar süre geçmediği de dile getirilmiştir. Başvuru sahibine göre; belirtilen nedenlerle Temyiz Kurulunun markanın ayırt edici olmadığına dair değerlendirmesi yerinde değildir, reklam sloganları ile içtihadın mevcut ihtilafa uygulanması konusunda yanlış bir sonuca varılmıştır, başvurunun bir reklam veya tanıtım işlevi olmadığından ilgili içtihatlar yanlış uygulanmıştır. Bunlara ilaveten, başvuru sahibine göre incelemede başvurulan markanın başvuru sahibi ile ilişkili olduğunun dikkate alması gerekmektedir. Şöyle ki; markaların çok yakından ve belirsizliğe yer bırakmayacak şekilde marka sahibi ile ilişkilendirildiği durumlarda ilgili halk, bu kişileri o işareti taşıyan mal veya hizmetlerin ticari kökeni olarak görmekte ve mal veya hizmetleri bu kişilerle ilişkilendirmektedir. İnceleme konusu ifadenin sembolik niteliği nedeniyle, Avrupa Birliği’ndeki tüketiciler başvuruyu mantıksal olarak Ukrayna Devleti ve Ordusu dışında başka bir kaynakla ilişkilendiremeyecek, ortalama bir tüketici başvurulan marka altında pazarlanan bir ürünü satın aldığında ürün ile marka sahibi arasında zihinsel bir bağlantı kuracak ve bu ürünü satın alarak Ukrayna’yı desteklediğine inanacaktır. Başvuru sahibine göre; yıllar boyunca süren benzer durumlar nedeniyle ilgili tüketicilerin bu düşünce biçimi olağandır ve belirtilen tüm nedenlerle başvuru hakkında verilmiş ret kararı hatalıdır.
Genel Mahkeme yaptığı inceleme ve değerlendirme sonucunda, Temyiz Kurulu ile aynı yönde tespitlere ulaşmıştır. Öncelikle, başvurunun ticari kaynak bildiren bir ifade olarak değil, politik bir mesaj olarak algılanacağı belirtilmiş, bu politik mesajın da markanın hitap ettiği genel tüketici kitlesi bakımından, açık olarak Rusya’nın saldırganlığına karşı Ukrayna’nın mücadelesinin desteklenmesi olduğu ifade edilmiştir. Bu haliyle başvuru kapsadığı tüm mal ve hizmetler ve hitap ettiği tüketici kitlesi bakımından ticari kaynak gösteren ayırt edici bir işaret olarak algılanmayacaktır. Buna ilaveten başvuru sahibi, başvurunun tek bir askerle özdeşleşmiş bir ifade olduğunu belirtmiş olsa da başvuru ayırt edici nitelikten yoksun bulunmuşken, bu tip bir argüman ancak kullanım sonucu kazanılmış ayırt edicilik iddiası çerçevesinde incelebilecektir. Başvuru sahibinin bu yönde bir itirazı ise bulunmamaktadır. Genel Mahkeme, belirtilen nedenlerle birinci argüman hakkında EUIPO’yu haklı bulmuş ve bu başlık altında öne sürülen başvuru sahibi iddialarını reddetmiştir.
2- Eşit muamele ve düzgün yönetim ilkelerine uyulmaması:
Başvuru sahibine göre; Temyiz Kurulu, başvurunun ayırt edici karakterini değerlendirirken, benzer işaretlerin özellikle siyasi sloganların ayırt edici karakteri hakkında geçmişte uyguladıklarından farklı kriterler uygulayarak, eşit muamele ve düzgün yönetim ilkelerini ihlal etmiştir.
Temyiz Kurulunun bu iddiaya karşılık argümanları aşağıdaki şekildedir:
Eşit muamele ve düzgün yönetim ilkeleri çerçevesinde EUIPO benzer markalar hakkında önceden verdiği kararları dikkate almalı ve aynı yönde karar verip vermeyeceğini dikkatle belirlemelidir. Bununla birlikte, bu ilkelerin ne şekilde uygulanacağı hukuka uygunluk ilkesiyle uyumlu olmalıdır. Bu çerçevede, bir markayı tescil ettirmek isteyen kişi, kendi lehine aynı kararın verilmesi talebiyle başka bir kişi adına gerçekleştirilmiş hukuki olmayan bir işleme dayanamaz. Bunun ötesinde, hukuki belirlilik ve düzgün yönetim esasları çerçevesinde, markaların uygun olmayan biçimde tescil edilmesini engellemek amacıyla, her markanın incelenmesi doğru ve kapsamlı biçimde yapılmalıdır. Buna uygun olarak, inceleme her vaka bazında ayrı olarak yapılmalıdır. Bir markanın tescil edilmesi, ilgili markanın kendi olguları kapsamında değerlendirilebilecek ve amacı, inceleme konusu markanın herhangi bir ret gerekçesi kapsamına girip girmediğini belirlemek olan özel kriterlere bağlıdır. AB yargısı içtihadına göre, tescili talep edilen işaretin, tescili daha önce onaylanmış olan ve tescili talep edilen işaretin aynı veya benzer mal veya hizmetlere atıfta bulunan bir markanınkiyle aynı şekilde oluşturulmuş olması durumunda dahi bu hususlar geçerlidir. Mevcut ihtilafta, Temyiz Kurulu, tam ve özel bir inceleme temelinde ve ihtilafın kendine özgü koşullarını dikkate alarak, başvurunun ilgili ret gerekçesi kapsamına girdiği sonucuna doğru bir şekilde varmıştır ve bu nedenle başvuru sahibi, bu sonuca ortadan kaldırmak için EUIPO’nun önceki kararlarına veya Temyiz Kurulunun takip etmediği bir EUIPO kararına dayanamaz.
Genel Mahkeme, ikinci argümana yönelik olarak, yıllardır devam ettirdiği istikrarlı içtihadından farklı bir hususu dile getirmemiş ve EUIPO Temyiz Kurulunun görüşleri doğrultusunda başvuru sahibinin iddialarını reddetmiştir.
3- 2017/1001 sayılı AB Marka Tüzüğü 71(f) bendinin ihlali:
Yazının başında bahsettiğimiz üzere, EUIPO ilk inceleme birimi marka başvurusunu 7(1)(f) bendi kapsamında ahlaka aykırılık gerekçesiyle reddetmiştir. Karara karşı yapılan itiraz incelenirken, Temyiz Kurulu başvurunun ayırt edici nitelikten yoksunluk gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği kanaatine ulaşmış, bu nedenle başvurunun ret gerekçeleri arasına 7(1)(b) bendini eklemiş ve başvuru sahibine yeni ret gerekçesine karşı görüşlerini sunması için ek süre vermiştir. Başvuru sahibinin görüşlerini sunmasının ardından itirazı tüm gerekçeleri bakımından inceleyen Temyiz Kurulu ayırt edici nitelikten yoksunluk gerekçeli ret kararını, yukarıda detaylı olarak açıklanan nedenlerle yerinde bulmuştur. Belirtilen gerekçeye dayalı ret kararının yerinde bulunması nedeniyle Temyiz Kurulu, ahlaka aykırılık gerekçeli ret kararının yerindeliğinin incelenmesine ayrıca ihtiyaç bulunmadığını belirtmiştir.
Başvuru sahibi, Genel Mahkeme önünde Temyiz Kurulunun yeni bir ret gerekçesi ileri sürme hakkını sorgulamamaktadır. Ancak, 7(1)(f) bendi kapsamındaki ret kararına itiraz ederken de zaman ve çaba harcaması ve bu kararın incelenmesi için resmi ücretler ödemesi göz önüne alındığında, Temyiz Kurulunun ret gerekçelerinin tümünü inceleyerek karar vermesi gerektiğini, dolayısıyla 7(1)(f) bendi kapsamında da inceleme ve değerlendirme yapması gerektiğini belirtmektedir.
EUIPO yukarıda belirtilen iddiaya karşı yaptığı savunmada, içtihat uyarınca Temyiz Kurulunun inceleme esnasında başvuruya ilişkin yeniden tam bir inceleme yapma yetkisine de sahip olduğunu ve bu nedenle başvurunun ret gerekçeleri arasına 7(1)(b) bendinin Temyiz Kurulunca eklenmesinin hukuki olduğunu belirtmektedir. Kaldı ki başvuru sahibi de bu yetkiyi kabul etmektedir. Buna ilaveten, yeni eklenen ret nedenine karşı görüşlerini sunması için başvuru sahibine süre verilmiş, görüşleri talep edilmiş ve başvuru sahibi de görüşlerini sunmuştur. Dolayısıyla, başvuru sahibinin savunma hakkının ihlali de söz konusu değildir. Buna ilaveten, AB Marka Tüzüğü 7(1) maddesi uyarınca, mutlak ret nedenlerinden birinin varlığı, bir Birlik Markası başvurusunun reddedilebilmesi için yeterlidir. Dolayısıyla, bir başvuru hakkındaki ret kararına ilişkin olarak, ret gerekçelerinden birisinin (incelenen vakada 7(1)(b) bendi – ayırt edici nitelikten yoksunluk) tam bir inceleme sonucunda yerinde bulunması nedeniyle, diğer ret gerekçesinin incelenmesine (incelenen vakada ahlaka aykırılık – 7(1)(f) bendi) gerek bulunmamaktadır.
Genel Mahkeme, iddia ve savunmayı incelemesi neticesinde, EUIPO’nun argümanlarını yerinde bulmuş ve bu yöndeki başvuru sahibi itirazını da kabul etmemiştir.
Genel Mahkeme, başvuru sahibinin üç ana iddiasını yukarıda detaylı olarak açıkladığımız nedenlerle reddetmiş ve başvuru hakkında ayırt edici nitelikten yoksunluk gerekçesiyle verilen ret kararını yerinde bulmuştur. Bu çerçevede EUIPO Temyiz Kurulu kararının iptali talepli dava, Genel Mahkemenin T-82/24 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Sonuç
Başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlere bakıldığında, başvuru sahibinin bu sloganı çok çeşitli sektörlerde kullanma arzusu olduğu anlaşılmaktadır. Ancak tahminimce çoğumuz, böyle bir sloganı ne boynumuzda takı olarak taşıyabilirdik ne baskılı tişört olarak giyebilirdik ne de bu isimde bir savaş oyunuyla eğlenebilirdik. Sonuç ne olursa olsun, bu tür sloganları taşıyan ürünlerin kullanımının barışçıl bireyler için tercih edilir olmaması gerekir. Tabii ki ülkesi işgal altında olan insanların tepkilerini gösterme biçimlerinin bulunduğumuz yerden anlaşılması da her zaman kolay değildir.
Karar hakkında kişisel yorumumu ekleyecek olursam, öncelikle başvurunun ayırt edicilikten yoksunluk gerekçesiyle reddedilmesi kanaatimce de yerindedir ve EUIPO Temyiz Kurulu ve Genel Mahkemenin bu yöndeki tespitlerine katılıyorum. Bununla birlikte, EUIPO Temyiz Kurulunun ahlaka aykırılık gerekçeli ret kararını da yorumlaması kanaatimce gelecekteki benzer ihtilaflara bugünden ışık tutulması bakımından daha yerinde olurdu. Böyle bir durumda çok yüksek olasılıkla Genel Mahkemenin de bu hususu ne şekilde değerlendirdiğini görecektik ve bu değerlendirme politik sloganların incelenmesi hususunda bize önemli bir rehber teşkil edecekti. Kim bilir belki de ihtilafın politik yönü dikkate alındığında, EUIPO Temyiz Kurulu ayırt edici nitelikten yoksunluk gibi daha nötr bir inceleme sahasının etrafında dolaşmayı tercih etmiştir, insan böyle hissetmekten kendisini alamıyor.
Sinem GÖZÜBÜYÜK
Şubat 2025














