Etiket: marka lisans sözleşmeleri

Özel Okul ve Diğer Özel Öğretim Kurumları Markalarının Lisans Yoluyla Kullandırılmasına İlişkin Güncel Mevzuat Değişikliğinin İncelenmesi


Sınai mülkiyet haklarının elde edilmesi, kullanılması, kullandırılması ve bu haklar üzerinde gerçekleştirilebilecek başkaca hukuki işlemelere ilişkin temel düzenlemeler olan 22.12.2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ve Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik yanında, sınai mülkiyet hakları üzerindeki tasarruf yetkisini sınırlayan meslek ya da sektör bazlı düzenlemeler de bulunmaktadır.

Sınai mülkiyet hakları üzerinde gerçekleştirilebilecek hukuki işlemleri sınırlayan özel nitelikli düzenlemelerden biri de 03.01.2025 tarihli ve 32711 sayılı Resmî Gazete’de Yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (İhdas Yönetmeliği) Çerçeve Madde 4 hükmü ile ihdas edilerek, 20.03.2012 tarihli ve 28239 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) m.7 hükmüne eklenen altıncı fıkradır.[1] Anılan hükmün ihdası ve yürürlüğünün üzerinden henüz dokuz ay geçmişken, 05.09.2025 tarihli ve 33008 sayılı Resmî Gazete’de Yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (Değişiklik Yönetmeliği) ile ihdas edilen düzenleme ve uygulamada değişiklik yapılmıştır. Uygulamayı ihdas eden hükümle, yapılan değişikliğin karşılaştırıldığı tablo aşağıda paylaşılacaktır. İhdas edilen hükme ilişkin ayrıntılı değerlendirmeyi daha önce yaptığımız için okumakta olduğunuz yazıda sadece güncel değişiklikler ve olası etkileri incelenecektir. Değişiklik ile hükümden çıkarılan kısımlar kırmızı ve üzeri çizili olarak gösterilecek, hükme yapılan eklemeler ise mavi olarak gösterilecektir.

İhdas edilen ve sonrasında değiştirilen hükme göre; özel okullar ile diğer özel öğretim kurumları tarafından kullanılan markaların lisans yoluyla başka gerçek veya tüzel kişilere kullandırılabilmesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekmektedir:

  • Özel okul ve diğer özel öğretim kurumu ayrımının yapılması: Gerçekleştirilen değişikliğin en dikkat çekici yönü, özel okul ile diğer özel öğretim kurumlarının uygulamalarının farklılaştırılmış, özel okullar için değişiklik öncesi şartlar korunurken, diğer özel öğretim kurumları için şartların, değişiklik öncesine göre hafifletilmiş olmasıdır. Bu bağlamda özel okullar dışındaki diğer özel öğretim kurumlarının kapsamının belirlenmesi, tabi olunan sınırlamaların tespiti açısından önem arz etmektedir. 08.02.2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu (Kanun) m.2/1,c hükmüne göre okul; özel eğitim, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim ile Bakanlıkça dönüşüm programına alınan kurumlardan 2018-2019 eğitim-öğretim yılının sonuna kadar faaliyetleri devam eden ortaöğretim özel okullarını ifade etmektedir. Kanun m.2/1,b hükmüne göre kurum; özel okulları da kapsayan genel nitelikte bir ifadedir. Nitekim Değişiklik Yönetmeliği’nde yer alan “diğer özel öğretim kurumları” ifadesi de bunu tevsik etmektedir. Okul ve kuruma ilişkin hükümler birlikte değerlendirildiğinde diğer özel öğretim kurumları; çeşitli kurslar, özel öğretim kurslarını, uzaktan öğretim yapan kuruluşları, motorlu taşıt sürücüleri kursları, hizmet içi eğitim merkezleri, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, sosyal etkinlik merkezleri, mesleki eğitim merkezleri ile benzeri özel öğretim kurumları olarak tespit edilmektedir. Hükümde özel okul, diğer özel öğretim kurumu ayrımı yapılmasına rağmen özel okullara ilişkin birinci cümlenin “… 5 okulunun bulunması ve bu kurumların …” kısmında “kurum” ifadesi kullanılmıştır. Anılan ibarenin, önceki metin üzerinden yapılan güncellemede sehven bu şekilde kaldığı değerlendirilmektedir.
  • Kurucuya ait bir markanın bulunması: Kanun m.2/1,m hükmüne göre; kurucu, kurumun sahibi olan ve adına kurum açma izin belgesi düzenlenen gerçek veya tüzel kişiyi ifade etmektedir. Bu bağlamda özel okul veya diğer özel öğretim kurumu sahibi olan ve adına kurum açma izin belgesi de bulunan kişiye ait bir markanın bulunması gerekmektedir. Hükümde yer alan “…okulun markasını…”, “… özel öğretim kurumunun markasını …” ifadesi, marka sahibinin, özel okul veya diğer özel öğretim kurumu olacağı yönünde bir çıkarıma yol açmaya elverişlidir. Ancak gerek normun amacı gerek bu kurumların tüzel kişiliklerinin bulunmaması gerekse aynı hükümde yer alan “… özel okul kurucusunun marka lisans sözleşmesi yaparak …”, “… kurucunun marka lisans sözleşmesi yaparak …”, “… Kurucular … kullandırabilir …” ifadelerinden marka sahibinin özel öğretim kurumu değil, kurucu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Hükümde yer alan çelişkili ifadelerin, marka sahibi ile markanın kullanıldığı hizmete ilişkin bir vasıflandırma hatasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir.
  • Kurucunun, faaliyetin kapsamına ilişkin şartları yerine getirmesi: Değişiklikle birlikte özel okul ve diğer özel öğretim kurumu ayrımıyla bağlantılı olarak, yerine getirilmesi gereken şartlarda da farklılaştırmaya gidilmiştir. Değişiklikten önce “aynı türde” faaliyet gösteren kurum bulunması şartı, özel okullar için aynı veya farklı tür yahut kademe olarak değişmiş, diğer özel öğretim kurumları için ise mevcut hâliyle kalmıştır. Hükümde yer alan “aynı tür”, “farklı tür” ifadelerinden neyin kastedildiği Kanun ya da Yönetmelik’ten anlaşılamamaktadır. Yine hükümde, lisans yoluyla markanın kullanılacağı özel okulun ya da diğer özel öğretim kurumunun da aynı ya da farklı türde olmasının gerekip gerekmediği konusunda bir belirlilik bulunmamaktadır. Bununla birlikte “farklı tür veya kademeden … okulun bulunması” ifadesinden, özel okullar yönünden şartın sağlanması için “farklı tür” kapsamında sadece özel okul türlerinin girdiği değerlendirilmektedir. Yapılan değişiklikten yola çıkarak, “tür” sözcüğü ile kurum tanımı içine giren özel okullar dâhil özel öğretim kurumlarının her birinin ifade edildiği değerlendirilmektedir. “Kademe” sözcüğü ile sadece özel okullar için kullanılmış olmasından, anılan ifadenin sadece özel okullara ilişkin olarak okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretimden her birinin ifade edildiği değerlendirilmektedir. Değişiklikle yapılan ayrımla bağlantılı olarak; özel okullar için kurucunun aynı veya farklı türde yahut kademede en az beş okulunun bulunması ve bunların her birinin en az beş yıldır faaliyette bulunmuş olması, diğer özel öğretim kurumları için kurucunun aynı türde en az üç kurumunun bulunması ve bunların her birinin en az iki yıl faaliyette bulunmuş olması şartı aranmaktadır. Kanaatimizce hükümde, “faaliyette bulunmuş” ifadelerinin kullanılması hatalıdır. Zira metin mevcut hâliyle geçmişte beş ya da iki yıl faaliyette bulunmasına rağmen hâlihazırda faaliyette bulunmayan özel okulların veya diğer özel öğretim kurumlarının da şartın sağlanması bakımından dikkate alınacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Oysaki normun konuluş amacının en az beş ya da iki yıldır faaliyette bulunan ve faaliyetleri devam eden özel okulun ya da diğer özel öğretim kurumunun bulunmasının şart olarak aranması olduğu ve bu nedenle ifadenin “faaliyette bulunan” şeklinde olması gerektiği değerlendirilmektedir.
  • Kurucuya ait markanın, şartları sağlayan özel okul veya diğer özel öğretim kurumu sayısının üç katına kadar gerçek veya tüzel kişiye kullandırılabilmesi: Hükümde markayı lisans yoluyla kullanacak gerçek ya da tüzel kişinin, bu markayı kullanacağı mal ve hizmete ilişkin herhangi bir sınırlama yapılmamış olması dikkati çeken ilk husustur. Zira markayı kullanacak kişinin özel okul veya diğer özel öğretim kurumu kurucusu olup olmadığı dahi belli değildir. Düzenleme bu hâliye markanın, özel okullar veya diğer özel öğretim kurumları dışında başka bir mal veya hizmette kullanılmasına yol açabilecek niteliktedir. Lisansın, markanın sadece özel okul veya diğer özel öğretim kurumlarının faaliyetlerinde kullanılmasıyla sınırlı olarak verilebileceğinin düzenlenmesiyle belirtilen sorunun giderilebileceği değerlendirilmektedir.  Markanın kullandırılabilmesi için en az beş özel okulun veya üç diğer özel öğretim kurumunun bulunması gerektiğinden ve üç katına kadar sınırlaması öngörüldüğünden; şartların sağlanması durumunda markanın kullandırılabileceği kişi sayısının özel okullar için on beşten, diğer özel öğretim kurumları için dokuzdan başlayacağı tespit edilmektedir.

Değişiklik Yönetmeliği Çerçeve Madde 4 hükmü ile Yönetmelik m.7 hükmüne yedinci fıkra eklenmiştir. Anılan fıkraya göre; kurucuların marka lisans sözleşmelerinde, öğretim programı, personel, bina, hizmet standartları ve markaya özgü diğer şartlar ile bu hususların yerine getirilip getirilmediğinde yapılacak uygulamalara ve fesih şartlarına yer vereceği belirtmiştir. Belirtilen unsurların marka lisans sözleşmesinde bulunmasında teknik olarak bir engel bulunmamakla birlikte hükmün lafzından lisans sözleşmesinin kural olarak eşitler arasında bir sözleşme olma niteliğinin ortadan kaldırıldığı, şartların müzakere edilerek belirlenmesinden ziyade, lisans alanın açıklayacağı iradenin, lisans verenin belirlediği şartların kabul edilip edilmemesi şeklinde ortaya çıkacağı anlaşılmaktadır. Yönetmelik düzeyindeki söz konusu sınırlayıcı hükmün, Türk özel hukukuna hâkim olan irade özgürlüğü ve bunun borçlar hukukundaki yansıması olan, 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.26 hükmünde, tarafların, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebileceğine ilişkin hükme aykırı olduğu değerlendirilmektedir.

Değişiklik Yönetmeliği Çerçeve Madde 4 hükmü ile Yönetmelik m.7 hükmüne eklenen yedinci fıkradaki bir başka düzenlemeye göre; kurucuların marka lisans sözleşmesi yapabilmeleri için sahip olmaları gereken yeterlilikler ile marka lisans sözleşmelerinde yer verilmesi gereken diğer hususlar Bakanlıkça hazırlanacak usul ve esaslarla belirlenir. Anılan hükme göre; SMK m.148/4 hükmüne göre; sadece yazılı şekil şartına tabi olan marka lisans sözleşmeleri için, özel okul ve diğer özel öğretim kurumlarında kullanılacak markaların lisansıyla sınırlı olmak üzere bir kısım şekil şartı daha getirilebileceği öngörülmektedir.

Değişiklik Yönetmeliği m.29 hükmüne göre; inceleme konumuzu oluşturan Yönetmeliğin değiştirilen m.7/6 hükmü ile Yönetmeliğe eklenen m.7/7 hükmü 01.01.2026 tarihinde yürürlüğe girecektir. Burada İhdas Yönetmeliği m.32/1,a hükmüne göre; Yönetmelik m.7/6 hükmünün 03.02.2025 tarihinde yürürlüğe girmiş olması durumunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Değişiklik Yönetmeliği yürürlük maddesinin Yönetmelik m.7/6 hükmünün tamamının uygulanması bakımından mı yoksa, sadece yapılan değişikliğin uygulanması bakımından mı yürürlük tarihini belirlediği konusunda duraksama yaşanabilir. Yönetmelik m.7/6 hükmünün 03.02.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği düşünüldüğünde, Değişiklik Yönetmeliği yürürlük maddesiyle Yönetmelik m.7/6 hükmünün tamamıyla 01.01.2026 tarihinde yürürlüğe gireceği yönünde bir yorum yapmak, esasında yürürlükteki bir hükmün yürürlüğünü askıya alma sonucu doğuracağı, hatta hükmün ilga edilip yeniden düzenlenip yürürlüğe girmesi gibi bir durum ortaya çıkaracağı için ve bunun yürürlük maddesi ile yapılmasının mevzuat hazırlama tekniğine uygun olmaması nedeniyle Yönetmelik m.7/6 hükmünün 03.02.2025 tarihi ile 01.01.2026 tarihi arasında ihdas edildiği hâliyle yürürlükte olacağı, Yönetmelik m.7/6 hükmünün değiştirilmiş hâli ile Yönetmelik m.7/7 hükmünün 01.01.2026 tarihinde yürürlüğe gireceği değerlendirilmektedir.

Değişiklik Yönetmeliği Çerçeve Madde 27 hükmü ile Yönetmeliğe eklenen Geçici Madde 35 hükmüne göre; 01.01.2026 tarihinden önce marka lisans sözleşmesi yaparak Bakanlıktan kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı almış; okul kurucuları aynı bina ya da kampüste farklı kademe/türde okul açmak/okula dönüşmek ya da başka kuruma dönüşmek istemesi halinde, okullar dışındaki özel öğretim kurumlarının başka bir kurum türüne dönüşüm yapmak istemesi halinde Yönetmelik’te markanın lisans yoluyla kullanılmasına ilişkin hükümlere tabi olmayacaktır. Burada dikkate edilmesi gereken muafiyetin sadece Geçici Madde 35 hükmündeki durumlarla sınırlı olmasıdır. Yürürlük tarihinden önce lisans sözleşmesi yapılmış olmasına rağmen sayılan sınırlı durumların dışındaki bir oluşumda Yönetmelik m.7/6 ve 7/7 hükümlerindeki yükümlülükler varlığını sürdürecektir. Hükümde esasa etkili olmasa da özne yüklem uyumsuzluğu nedeniyle okul kurucularının farklı türde okula dönüşmek, başka kuruma dönüşmek istemesi gibi anlatım bozuklukları mevcuttur.

Yukarıda etraflıca incelediğimiz düzenlemede de sınai mülkiyet haklarına ilişkin diğer özel düzenlemelerde olduğu gibi, hakların elde edilmesine, korunmasına, bu haklar üzerinde tasarrufta bulunulmasına ilişkin, sınai mülkiyet haklarının niteliğiyle bağdaşmayan veya normun konuluş amacına ulaşılmasına elverişli olmayan hükümler yer almaktadır. Örneğin incelediğimiz mevzuat değişikliğinde, markanın üçüncü kişilerce hukuka uygun kullanılması yöntemlerinde sadece lisans sözleşmeleri düzenlenmiştir. Oysaki markanın hukuka uygun olarak kullanılması sadece lisans sözleşmesiyle değil, marka sahibinin kullanıma sonradan rıza göstermesi, önceden izin vermesi, üçüncü kişinin marka başvurusuna muvafakat edilmesi, bir marka tescili daha yaptırılarak bunun devredilmesi gibi başkaca yöntemlerle de gerçekleştirilebilmektedir ve bu durumların hiçbiri inceleme konumuzun kapsamında yer almamaktadır. Sınai mülkiyet haklarına ilişkin meslek ya da sektör bazlı özel düzenlemeler yapılması bir gereklilikten kaynaklanabilir ve bu durum olağandır. Ancak belirttiğimiz sorunlarla karşılaşılmaması ve düzenlemenin amaca ulaşmaya elverişli olabilmesi için mevzuatın hazırlanma aşamasında Türk Patent ve Marka Kurumundan ya da özel sektörde faaliyet gösteren alan uzmanlardan teknik görüş alınması veya mevzuatın hazırlık çalışmalarında yer almak üzere benzer yöntemlerle uzman temini sağlanmasının yerinde olacağı değerlendirilmektedir.

Osman Umut KARACA

osmanumutkaraca@hotmail.com

Eylül 2025


[1] Belirtilen düzenlemeye ilişkin ayrıntılı değerlendirmeler için bkz., Osman Umut Karaca, Özel Eğitim Kurumu Markalarının Lisans Verilmesine İlişkin Mevzuat Değişikliğinin İncelenmesi, IPR Gezgini, https://iprgezgini.org/2025/04/10/__trashed/, 05.09.2025.