Etiket: euipo kararları

SANAL MAL/ HİZMETLERİN FİZİKİ MALLARLA KARŞILAŞTIRILMASINA DAİR BİR EUIPO İTİRAZ BİRİMİ KARARI


Televizyonlar, bilgisayarlar, internet, kameralı telefonlar, arkadaşlarımızla sınırlı sosyal medya hesapları, tanıdık tanımadık herkese ulaşabildiğimiz sosyal medya platformları, yapay zeka, robotlar derken; sosyal hayatımızın bir görünümü olan fikri mülkiyet dünyasında sanal dünyanın yeri geçtiğimiz yıllarda bir hayli dikkat çekmişti.

Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (“EUIPO”) tarafından yayınlanan kılavuzlarda, fiili olarak bizim uygulamamızda ve pek çok çalışma ve bildiride kendine yer bulan “sanal mallar” bu sefer de EUIPO tarafından verilen bir kararda karşımıza çıkmaktadır. Elbette ki bu dosya sanal malların niteliğinin tartışıldığı ilk dosya değil, ancak hem çok yeni bir karar olması ve hem de çok temel bir karşılaştırmaya değinmesi sebebiyle önem arz etmektedir. Üstelik, bu dosyada yapılan markalar arasındaki benzerlik incelemesinin de dikkate alınmaya değer olduğu kanaatinde olduğumdan; burada kısaca bu hususa da değineceğim.

Dosyaya konu; 3, 9, 14, 18, 25 ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetleri kapsayan  Avrupa Birliği (“AB”) marka başvurusu Vinicio S.R.L’e ait iken, 3 ve 4. sınıflardaki malları kapsayan bir diğer AB markası olan   Artessence FZC’ye aittir.

Artessence kendi markasına dayalı olarak “Vinicio” marka başvurusunun yayımına 3. sınıftaki tüm mallar ve 35. sınıftaki kimi hizmetler bakımından itiraz etmiştir. Yapılan inceleme sonucunda, itirazın bir kısım mal ve hizmetler için kabulüne karar verilmiş ve bu anlamda itiraz kısmen kabul edilmiştir.

İtirazın kabul edildiği bir kısım mal ve hizmetler, gerçek/ fiziki hayata dair mal/ hizmetler bakımındandır. Sanal malların satışı hizmetleri ile gerçek hayata dair mallar arasında karıştırılma ihtimali yaratır seviyede bir benzerlik olmadığı değerlendirildiğinden, bu kapsam açısından karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz kabul edilmemiştir.

Dosyada yapılan değerlendirmeler özetle şu şekildedir:

a. Sanal mallar ile fiziki hayata yönelik mal/ hizmetlerin karşılaştırılması bakımından

İtiraza konu marka başvurusunun kapsamında yer alan sanal dünyaya yönelik bir kısım malların satışı hizmetleri ile itiraza dayanak markanın kapsamında yer alan fiziki dünyaya yönelik mallar arasında benzerlik değerlendirilmesi şu şekilde yapılmaktadır:

Sanal mallar, genel olarak, sanal ortamlarda ticaret sırasında kullanılması amaçlanan fiziksel olmayan öğeler olarak tasvir edilmektedir ve buna göre (i) gerçek dünyadaki malları tasvir etmeleri, (ii) gerçek dünyadaki malların işlevlerini taklit etmeleri, (iii) gerçek dünyada eşdeğeri olmayan nesneleri temsil etmeleri mümkündür.

Somut olayda karşılaştırmaya konu sanal malların satışı hizmetleri ile fiziki dünyaya yönelik mallar birbirinin karşılığı gibi görünse de, bu husus benzerliği kabul etmek için tek başına yeterli değildir. “Sanal mallar” kavramı çok yeni olmamakla birlikte, çok eski bir kavram da değildir ve son zamanlarda gündemde daha çok yer almaktadır; haliyle sanal mallar ve sanal dünyaya yönelik ve bu alanda henüz belirli bir piyasa uygulamasının yerleşik olduğu varsayılamamaktadır.

Somut olayda, söz konusu sanal ve fiziki mal/ hizmetler karşılaştırıldığında; bunların niteliği, amacı ve kullanım yöntemi ve hizmetler aynı değildir. Ayrıca, belirli durumlarda belirli malların perakende hizmetleri ile diğer belirli mallar arasında, tüketicinin bakış açısına göre piyasada aralarındaki olası yakın bağlantı nedeniyle bir tamamlayıcılık bulunabilmesine rağmen, somut olayda böyle bir bağlantı ve dolayısıyla tamamlayıcılık yoktur. Hatta 35. sınıfta yer alan ihtilaf konusu hizmetlerinin kapsamına giren sanal mallara ilişkin olarak re’sen herhangi bir piyasa uygulaması da bulunmamaktadır. Nitekim sanal malların ve gerçek dünyadaki karşılıklarının aynı dağıtım kanalları üzerinden bir araya getirilip satışa sunulmasının geleneksel olup olmadığı iyi bilinen bir gerçek değildir.

Bununla birlikte, gerçek dünya malları ve bunların sanal muadilleri aynı mal kategorisinin parçası değildir: Gerçekten de, sanal malların gerçek dünya mallarının işlevlerini tasvir edebilmesi veya taklit edebilmesi, onları gerçek dünyadaki mallarla özdeş kılmamaktadır. Paralel olarak, belirli bir ürünün gerçek dünyadaki bir malın sanal eşdeğeri olması, benzerlik tespiti için tek başına yeterli değildir.

Bu sebeple de tarafların ilgili mal ve hizmetlerin hangi açılardan benzer olduğunu gösteren argüman ve deliller sunması büyük önem taşımaktadır. Örneğin sanal ve gerçek dünya mallarının aynı dağıtım kanalları üzerinden ticaretinin olağan olup olmadığı veya bunların ne ölçüde aynı ilgili halkı hedef alabileceği konusunda öneride bulunabilecek argüman veya kanıt bulunması gerekmekle birlikte, somut olayda bunlar söz konusu değildir.

b. Kapsam benzerliği bakımından

Mal ve hizmetlerin farklı sınıflarda yer alması benzer olmadıkları anlamına gelmemektedir; aksine, benzerlik incelemesi ilgili mal ve hizmetlerin doğası ve amacı dikkate alınarak yapılmalıdır. Nitekim söz konusu markaların kapsadığı mal veya hizmetleri karşılaştırmak için, bu mal ve hizmetlerle ilgili tüm faktörler dikkate alınmalıdır. Bu faktörler, diğer pek çok unsurun yanı sıra, ilgili mal/ hizmetlerin doğasına, amaçlanan amacına, kullanım yöntemlerine, rekabet içinde mi yoksa tamamlayıcı mı olduklarına yönelik olabilmektedir.

Bu açıdan yapılan değerlendirme sonucunda, 3. sınıftaki kimi mallar birbiri ile aynı kimi ise yüksek derecede benzer bulunmaktadır. 35. sınıftaki kimi hizmetler ise, tamamlayıcı olmaları sebebiyle, birbirileri ile benzer bulunmaktadır. Bu değerlendirmede, ilgili tüketici kesiminin aynı/ benzer olduğu değerlendirilmektedir.

c. Marka benzerliği bakımından

Marka benzerlik incelemesi markanın tüm unsurları dikkate alınarak bütüncül bir şekilde yapılmalıdır. Somut olayda, örneğin Fransızca konuşulan bölgeler bakımından, “INITIO” ve “VINICIO” ibarelerinin bir anlam ifade etmediği görüldüğünden inceleme bu kapsamda yapılmaktadır.

 markasında yer alan “PARFUMS PRIVÉS” ibaresi, “özel parfüm” şeklinde algılanmaya uygundur ve  parfüm/ koku gibi mallar bakımından tanımlayıcı/ güçsüz bir ibaredir. Üstelik markadaki yazılış şekli de bunu işaret etmektedir. Haliyle, markadaki esas unsurun “INITIO” olduğu değerlendirilmektedir.   

“INITIO” ve “VINICIO” markaları sadece başta yer alan ek “V” harfi ve ortada yer alan “T/ C” harfleri bakımından farklılaşmaktadır. Her ne kadar markaların başlangıç kısmındaki benzerliğin daha önemli olduğu kabul edilse de, her dosyada bunun istisnasız şekilde uygulanması söz konusu değildir. Markaların genel izlenimi düşünüldüğünde, somut olayda düşük-orta seviyede görsel bir benzerlik vardır.

İşitsel olarak markada yer alan “T” ve “C” sesleri Fransızca’da aynı şekilde telaffuz edilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, markalar sadece başlangıç kısmındaki “V” sesi bakımından birbirinden ayrışmakta olduğundan, markalar işitsel olarak yüksek derecede benzerdir.

İbarelerin bir anlamı olmadığından, kavramsal olarak birbirinden farklıdır.

Görüldüğü üzere, söz konusu karar ile sanal mal/ hizmetler ve gerçek dünyaya ait mal/ hizmetler bakımından anlamlı bir değerlendirme yapılmış, iddia edenin ispat yükü vurgulanmış ve uzun vadede dosyalara ışık tutacak bir karar verilmiştir.

Kararın detaylarına buradan ulaşılması mümkündür.

Büşra BIÇAKCI

busrasbicakci@gmail.com

Eylül 2024

Louis Vuitton’un Loves Vittorio ile İmtihanı – EUIPO İtiraz Birimi’nin Tartışmalı Kararı

Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) İtiraz Birimi, 14 Ocak 2022 tarih ve B 3 133 780 sayılı kararında, LV ve NL Loves Vittorio ibareli markaların şekil unsurlarının benzerliğini değerlendirmiş ve aralarında karıştırılma ihtimali olup olmadığını incelemiştir. Sonuç olaraksa, bu satırların yazarının katılmadığı bir karar vererek, Louis Vuitton Malletier’in itirazını reddetmiştir.

Uyuşmazlığı özetlersek, itiraz sahibi Louis Vuitton Malletier 2 Kasım 2020 tarihinde 25. sınıfta yer alan giysi türündeki ürünler ile 26. sınıfta yer alan tekstil ve dikiş ürünleri ile saç aksesuarları gibi malları kapsayan aşağıdaki markanın tescili talebinin tüm mallar bakımından reddedilmesi istemli itirazını EUIPO’ya sunmuştur:

İtiraz sahibinin itirazına dayanak olarak gösterdiği şekil markası ise aşağıdaki gibidir:

İtiraza dayanak iki aynı işaretli şekil markasından biri 15 628 sayılı AB markası olup 25. sınıfta giysi türündeki ürünleri içerirken, diğeri ise AB’yi seçerek yapılmış 1 127 687 sayılı uluslararası başvurudur ve bu marka da 26. sınıfta tekstil ve dikiş ürünleri ile saç ve kıyafet aksesuarları dahil olmak üzere bu sınıftaki birçok ürünü içermektedir. 

İtiraz Birimi, işaretler kapsamındaki malların bazılarının aynı, bazılarının ise benzer olduğunu belirtmiş olup usul ekonomisi gerekçesiyle hepsini tek tek karşılaştırmamış, tümünün aynı olduğu kabulüyle incelemesini gerçekleştirmiştir. 

İşaretlerin benzerliği incelemesinde görsel, işitsel ve kavramsal benzerliklerin bütünsel değerlendirmesinin yapılması gerektiği, işaretlerin ayırt edici ve baskın unsurlarının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. İşaretlerdeki ortak unsurların tanımlayıcı, imalı veya başka türlü zayıf olup olmadığı ile bu ortak unsurların mal ve hizmetlerin ticari kökenini işaret etme kapasitelerinin ne kadar olduğunun da değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır. 

Önceki marka olan itiraz sahibi markalarının ‘LV’ veya ‘VL’ olarak ilgili toplum için söz konusu ürünler bakımından özel bir anlam ifade etmediği, bu sebeple de ayırt edici olduğu sonucuna varılmış, her ne kadar stilize şekilde yazılmış olsa da harflerin rahatça anlaşılabilir olduğu belirtilmiştir. 

Uyuşmazlık konusu işaretin logo kısmının ise ‘NL’ veya ‘LN’ harflerinden oluştuğu, bunun da ilgili toplum için söz konusu ürünler bakımından özel bir anlamı olmaması nedeniyle ayırt edici olduğu ve yine stilize yazılsa da rahatça anlaşılabilir olduğu belirtilmiştir. Bu iki harfin altında daha küçük şekilde büyük harflerle stilize olmayan biçimde yazılmış ‘LOVES VITTORIO’ ibaresini incelediğinde ise İtiraz Birimi, LOVE kelimesinin tüm üye ülkelerde anlaşılabilir, uluslararası olarak yaygın kullanılan basit bir İngilizce kelime olduğu kanaatindedir. Her ne kadar genelde olumlu bir anlam vermek için kullanılsa da ürünleri tanımlıyor olmadığı için bu ibarenin de bir erkek ismi olan VITTORIO gibi ayırt edici olduğu kanaatine varılmıştır. Burada ibarenin, NL LOVES VITTORIO yani NL baş harflerine sahip birinin Vittorio isimli birini seviyor olduğu anlamının çıkacağı sonucuna varılmıştır. 

İtiraz Birimi ayrıca işaretlerin uzunluğunun aralarındaki farklılığa etki ettiği kanaatindedir. Bir işaret ne kadar kısaysa toplumun o işaretin tüm münhasır unsurlarını o kadar kolay algılayabileceği belirtilmiştir. Bu sebeple de kısa işaretlerde küçük farklılıkların çoğu zaman farklı genel izlenime yol açması söz konusudur. Bunun aksine, uzun markalarda ise toplum farklılıkların daha az farkındadır. Bu sebeple de Birim, somut olayda kısa işaretten oluşan önceki markaların uyuşmazlık konusu marka ile kolay bir şekilde ayırt edilebileceği düşüncesindedir. 

Görsel benzerlik incelemesinde, işaretlerin sadece L harfini ortak içerdiği, kısmen de iki harfin stilinde özdeş olduğu, fakat kalan diğer tüm unsurlarda farklılaştığı ortaya konulmuştur. Stilize harflerin tüketicilerin harfleri oldukları gibi algılamasını engellemeyeceği, bunu sadece kelimelerin dekoratif tasviri olarak algılayacakları belirtilmiştir. Bu sebeplerle de işaretlerin görsel olarak çok düşük benzerlik taşıdığı sonucuna varılmıştır. Aynı şekilde, işitsel olarak da benzerlik çok düşük görülmüştür. Kavramsal olarak ise benzerlik bulunmamıştır. 

Bütünsel değerlendirmede, uyuşmazlık konusu işarette yer alan ek kelimelerin karıştırılma ihtimalini önlediği değerlendirmesinde bulunulmuştur. Sadece benzer stilin kullanılmış olması farklı unsurların da varlığı gözetildiğinde ilgili toplumun ürünlerin aynı ya da ekonomik olarak bağlantılı işletmelerden kaynaklandığı düşüncesine kapılması için yeterli görülmemiştir. Hatta, tüketicilerin söz konusu kelimelerin bu hayali stilleri ile karşılaştıklarında genel bilgi düzeyleri ve sektördeki önceki tecrübeleri doğrultusunda o ibareyi en kolay nasıl söyleyeceklerse o şekilde algıladıkları, somut olayda logoların ilgili toplum tarafından derhal LV veya VL (önceki marka) ile NL veya LN (uyuşmazlık konusu işaret) olarak stillerinin ötesinde algılanacakları açıklanmıştır. Birime göre toplum, stilize kelimelere alışkındır. Yine, önceki işaretin kısa işaret olduğu ve sonraki uzun işaretle sadece tek bir harf ortaklığı olduğu da karıştırılma ihtimalinin yeterli bulunmadığı noktasında vurgulanmıştır. 

Kısacası, her ne kadar işaretler kapsamındaki mallar birebir aynı kabul edilmiş olsa da karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 

Dikkat çekmek gereken önemli bir nokta da Louis Vuitton Malletier’in tanınmışlık gerekçesine de dayanmış olsa da herhangi bir delil sunmamış olması ve tanınmışlığa dayalı iddialarının delil eksikliğinden reddedilmesidir. Esasında uygulamada birçok tanınmış markaya dair karşılaşılabilen bu tutum itirazın sonucunda oldukça etkili olabilen ve itiraz sahipleri veya vekillerince yapılan önemli bir hatadır. Markanın tanınmışlığı delil sunulmaksızın bir etki yaratmamaktadır, itiraz sahipleri markanın tanınmışlığına güvenip ofislerin bunu kendiliğinden ele alacaklarını ya da kabul edeceklerini düşünmemelidir. Her ne kadar birçok kişi tarafından derhal algılanabilen, gerçekten tanınmış markalar söz konusu olsa da EUIPO ve diğer fikri mülkiyet ofisleri tanınmışlık iddialarını yeterli somut delil olmadan kabul etmemekte ve hatta incelememektedir. Bu sebeple de logonun tanınmışlığıyla ilgili olarak haksız yarar sağlama, markanın ayırt ediciliğinin veya itibarının zarar görmesi gibi sebeplerin ortaya konmasıyla itiraz kabul edilebilecekken tanınan zaman diliminde hiçbir delil sunulmaması ve dolayısıyla tanınmışlık iddiasının gerekçelendirilmemesi nedeniyle reddedilmiştir. Kanaatimizce LV markasının tanınmışlığına dair yeterli delil sunulmuş olsaydı, senelerdir kıyafet ve ayakkabı gibi ilgili ürünlerde logonun yoğun olarak kullanıldığına şüphe olmadığından İtiraz Birimi AB Marka Tüzüğü 8/5 maddesi kapsamında tanınmış marka koruması kapsamında itirazı kabul edilebilirdi.

Photo by amir soltani on Unsplash

Her halükârda yine kanaatimizce LV harflerinin iç içe geçmiş şekli ile uyuşmazlık konusu markada öne çıkan LN harflerinin iç içe geçmiş hali çok benzemektedir. Malların da birebir aynı olmasından dolayı karşılıklı bağımlılık ilkesi de gözetilerek işaretlerin benzerliği az bulunsa da karıştırılma ihtimali bulunduğunu düşünmekteyiz. Sırf sonuna iki kelime eklendi diye işaretlerin tamamen farklılaştığını düşünmek birçok açıdan hatalı sonuçlar doğurabilir. Zira ilgili toplum, özellikle de LOVES VITTORIO ibaresinin baş harflerinin de LV olduğu ve logoların aynı stile sahip olduğu, uyuşmazlık konusu markada ilk bakışta logonun göze çarptığı ve N harfinin yazılışının burada V harfine oldukça benzediği de gözetildiğinde iki işaret arasında gerçekten açık bir farklılığı ve farklı kaynaklardan geldiklerini derhal algılayabilecek bir durumda olmayabilecektir. Ayrıca, bizce LV ibareli logoyu içeren birçok Louis Vuitton Malletier markasının gerek tek başına gerekse başka şekillerle en azından 90’lardan beri tescilli olduğu göz önüne alındığında uyuşmazlık konusu markanın seri marka niteliğinde algılanabileceği iddiası ve değerlendirmesi de yapılabilirdi.

Sonuç olarak, bir marka ne kadar tanınmış olsa da fikri mülkiyet ofisi önüne bu tanınmışlığı ortaya koyacak yeterli somut delil getirilmemişse tanınmışlık iddiaları reddedilecektir. Bu nedenle de her ne kadar marka çok tanınmış olsa da itirazla birlikte bu hususu ortaya koyan yeterli delili sunmak çok önemlidir. Bu delillerle uyuşmazlık konusu markanın önceki markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağı, ayırt ediciliğini ve itibarını zedeleyebileceği ortaya konulmalıdır. Bunun yanı sıra, kısa işaretlerde her ne kadar ortak kısa unsur çok benzer olsa dahi sonraki işarete eklenmiş olan diğer unsurlar belli ki işaretleri farklılaştırmak için yeterli görülmektedir. Bu durum kanaatimizce zaman zaman kötüye kullanılmaya açıktır, özellikle de tanınmış bir marka söz konusu olduğunda ve bu husus itiraz sahibi tarafından kanıtlanamadığında sonraki markanın tescili halinde tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali doğabilecek ve önceki markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlanıp, markanın ayırt ediciliği veya itibarı zedelenebilecektir. Bu aşamada Louis Vuitton Malletier büyük ihtimalle bu kararı EUIPO Temyiz Kurulu’na taşıyacaktır, oradan ne karar çıkacağını zamanı gelince hep birlikte göreceğiz. 

Alara NAÇAR

Şubat 2022

nacar.alara@gmail.com

Kararın kaynağı: The Fashion Law (TFL)

Coğrafi Yer Adlarından Kaynaklı İltibas İhtimalinin Değerlendirilmesi – EUIPO “Dublin’s Own” Kararı

Dublin Pubs – https://neis-one.org/2011/06/dublin-without-pub/

 

Coğrafi yer adı içeren ibarelerin marka başvurularına konu edilmesi yaygın olarak karşımıza çıkan bir durumdur. Nitekim dünya genelinde de bir coğrafi yer adını temsil ettiği halde (Columbia, Mont Blanc, Amazon) gibi tescil edilmiş ve dünyaca tanınan markalar bulunmaktadır.

Ancak coğrafi yer adlarının marka tescil başvurularına konu edildiği çoğu durumda, tescile konu yer adının, bilinip bilinmediği ve tescil kapsamında yer alan ürünlerin orijinini gösterip göstermediği hususlarının tartışılması ve buna bağlı olarak mutlak ret nedenleri kapsamında ayırt edici bir işaret olarak yorumlanmaması veya ayırt edici vasfı düşük olarak kabul edilmesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.

Başka bir ifadeyle coğrafi yer adlarının yanlarına eklenen kelime veya şekil unsurları ile birlikte tescili mümkün olmakla birlikte ayırt edici gücünün tescili kapsamındaki emtialar ve markanın bütünsel açıdan bıraktığı algı göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle bir yer adına dayalı iltibas iddiasında değerlendirmenin tescil kapsamındaki emtialar ve yer adı ilişkisi de göz önünde bulundurulması suretiyle yapılması gerekmektedir. Örneğin bir berjer koltuk için ANTARKTİKA şeklindeki bir başvurunun, Antarktika ibaresinin anılan ürünün kökenini işaret etmesi gibi bir algı tüketicide oluşmayacağından tescili mümkün olacağı gibi anılan emtialar yönünden de nispeten ayırt edici kabul edilecektir. Ancak bu mahiyetteki yer bildiren sözcüklerin koruma kapsamları da son derece sınırlı olacağı tartışmasızdır.

Nitekim EUIPO nezdinde de 002700261 sayılı  ve 07.06.2017 tarihli itiraz dosyası neticesinde 33. Sınıfta yer alan “alkollü içecekler” emtialarında tescilli   markası bulunmaktayken,  şeklinde yapılan bir başvurunun, yayınına yönelik önceki markaya dayalı olarak yapılan itirazın, yukarıda ifade edilenlerle benzer gerekçelerle reddine karar verildiği görülmektedir.

EUIPO tarafından yapılan değerlendirmeler incelendiğinde, incelemeyi yapan uzmanın taraf markaları kapsamındaki emtiaları tespit ettikten sonra markaları oluşturan görsel unsurlar yönünden bir inceleme yaptığı görülmektedir.

Buna göre önceki markanın “THE” ve “DUBLIN’S” sözcüklerinden oluştuğu, bu sözcüklerin üst kısmı oval, alt kısmı dikdörtgen formundaki bir logonun içerisinde yer alacak şekilde konumlandırıldığı belirtilmiştir. Uzmana göre oval forma haiz bölümde yer alan dekoratif şekil unsurlarının alkollü içecek ambalajlarında sıklıkla kullanılanlara benzer olduğu belirtilmiş ve bu unsurların ayırt edici niteliklerinin güçlü olmadığı vurgulanmıştır.

Markadaki “THE” ibaresi en temel İngilizce sözcüklerden biri olup DUBLIN ibaresi ise İrlanda’nın başkenti ve en büyük şehrini temsil etmektedir. Birlik ülkelerinde İngilizce bilen ya da bilmeyen herhangi bir tüketicinin, anılan sözcük ile karşılaştığında, bunun İrlanda ülkesinin başkenti olacağını bileceği ve tescil kapsamındaki emtiaların bu şehirden geldiği algısına kapılacağı ifade edilmiştir. Bu bağlamda uzmana göre, tüketiciler nezdinde gerek “Dublin” sözcüğü, tescil kapsamındaki emtialar yönünden düşük ayırt edici nitelikte bir sözcük olarak kabul edilmelidir.

Her ne kadar önceki hak sahibi, markasının esas unsurunun DUBLIN’S sözcüğü olduğunu gerekçe göstererek itiraz etmekte ise de anılan ibarenin düşük düzeyli ayırt ediciliği ve ayrıca markadaki sair figüratif unsurların, markanın geneline oranı da göz önüne alındığında, incelemeyi yapan uzmana göre, başvuru konusu markadaki herhangi bir unsurun diğer unsura nazaran daha baskın bir konumda olduğundan bahsedilmesi mümkün değildir.

Başvuru konusu işaret ise “DUBLIN’S OWN” (Dublin’in kendi) sözcüklerini içerdiği gibi aynı zamanda figüratif bir şekil unsuru da taşımaktadır. Bu şekil unsuru sözcüklerin hemen alt kısmında yer almakta ve altın renginde, etiket benzeri bir formdadır. Logo içerisindeki figüratif unsurlar incelendiğinde, logonun orta bölümünde “arp” şeklinde bir desenin yer aldığı, bu arpin ten dış telinin melek kanatlarına benzer şekilde tasvir edildiği ve bu şekil unsurlarını çevreler şekilde “THE GREAT DISTILLERIES OF DUBLIN CITY’ ( Dublin şehrinin büyük içki imalathanesi) sözcüklerinin, logonun orta bölümünde yer aldığı görülmektedir. Bu markada da görsel unsurlar ve sözcük unsurlarının herhangi birinin diğerine göre daha ön plana çıktığından bahsedilmesi mümkün görülmemektedir. Bu marka ile de karşı karşıya kalan tüketici için “dublin’s own” şeklindeki söz kümesi, marka kapsamında yer alan “alkollü içecek” emtialarının, bu şehirden geldiği algısını yaratacak kabul edilmelidir. Bu nedenle başvuru konusu markadaki sözcük unsurları da aynen önceki markada olduğu gibi oldukça zayıf ayırt edici karakterdedirler. “THE GREAT DISTILLERIES OF DUBLIN CITY” ibaresi ise anlamı ve marka içerisindeki konumlandırması itibariyle, tüketici nezdinde markayı öven, yücelten bir slogan şeklinde algılanabilecektir.

Bu bağlamda taraf markalarındaki ortak “Dublin” unsuru yönünden markalar arasında bir benzerlik bulunmakta ise de yukarıda açıklandığı üzere “DUBLIN” ibaresi, tescil kapsamındaki emtialar yönünden, malların orijinini gösterir nitelikte bir sözcük olarak kabul edilmelidir. Markalar gerek görsel gerekse de ek sözcük unsurları yönünden yeterince farklılaşmışlardır. Bu nedenle markaların “dublin’s” sözcüklerinden kaynaklı benzerliğinin oldukça düşük düzeyli bir benzerlik olarak kabulü gerekecektir. İşaretler arasındaki bu düşük düzeyliği benzerliğin ise ayrıca karıştırılma ihtimaline neden olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

İncelemeyi yapan uzmana göre işaretler arasındaki düşük düzeyli görsel, anlamsal ve fonetik benzerlik vardır. Ancak bu benzerliğe neden olan ortak sözcük unsurunun zayıf ayırt edici nitelikte olması nedeniyle markalardaki sair figüratif unsurlar iltibas değerlendirmesinde ön plana çıkacaktır.

Bu nedenle somut olay incelemesi yönünden, ofisin iltibas değerlendirmelerinde emsal aldığı önceki bir kısım kararlarında (9/09/2014, B 2 295 650, QUASAR/Q QUASAR; 01/09/2014, B 2 255 811, T-BEAR/BEAR; and 18/12/2006, No 2010/2005-4, THE BUTLERS PANTRY/BUTLERS) benimsediği kriterler çerçevesinde bir iltibas değerlendirmesi yapılması yerinde olmayacaktır.

Taraf markalarındaki ortak sözcük unsurunun bu noktada tanımlayıcılığa yakın bir ayırt ediciliği olması nedeniyle benzerlik değerlendirmesinde geri planda kalacağı, her ne kadar tüketiciler, her durumda markaları yan yana görme ve karşılaştırma fırsatına sahip olmasalar ve zihinlerinde kalan halleriyle markaları hatırlasalar da somut olayda tüketicilerin ortak unsur nedeniyle zihinlerinde kalan algının, iltibas ihtimaline yol açacak nitelikte olacağının kabul edilemeyeceği, markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin genişliğine rağmen iki işaret arasında karıştırılmaya neden olacak bir iltibas ihtimalinin mevcut olmayacağı kabul edilmiştir.

Coğrafi yer adlarının ülkemizde de tescil kapsamında yer alan emtialar da gözetilerek tescilinin mümkün olduğu yukarıda da belirtilmiştir. Nitekim Yüksek Mahkemenin yer adlarının tescil edilebilirliğine ilişkin temel kriterleri belirleyen “PENDİK” kararı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 26.11.1999 tarih, E.1999/5790, K. 1999/9590) ve benzer mahiyetteki sair kararlar göz önüne alındığında, yer adlarının kimsenin tekeline bırakılamayacak nitelikte olması, özellikle kaynak gösterir niteliğine yaklaştığı durumlarda, benzerlik değerlendirmesinin markayı oluşturan unsurların bütünü üzerinden yapılması gerektiği kabul edilmektedir.

Poyraz DENİZ

Temmuz 2017