Etiket: coğrafi işaret denetim

COĞRAFİ İŞARETLERİN DENETİM SÜRECİNE DEPREMİN ETKİSİ

Yaşadığımız deprem felaketi başta depremden etkilenen bölge insanı olmak üzere hepimizi ve hayatımızın her alanını olumsuz yönde etkilemiştir. İnsanların ihtiyaçlarının karşılanabilmesi ve yaşanan acıların bir nebze de olsun azaltılabilmesi, bölge için sürekli biçimde farkındalık yaratmak ve unutulmalarını engellemekle mümkün olabilecektir. 

Ankara Barosu Fikri Mülkiyet ve Rekabet Hukuku Kurulu tarafından gerçekleştirilen “Fikri Mülkiyet Perspektifinden Deprem” konulu panel, depremin etkileri hakkında farkındalık yaratması, konunun bu boyutuyla gündeme alınması açısından son derece faydalı olmuş, farklı konuların deprem özelinde ele alınmasını ve tartışılmasını sağlamıştır. Söz konusu panel kapsamında katkı vermeye çalıştığım bölümdeki kişisel değerlendirmeler ise bu yazının içeriğini oluşturmaktadır. Coğrafi işaret denetim sisteminin yapısı, sonuçları, bu sistemin deprem bölgelerinde yaratabileceği olası sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerinin neler olabileceği, incelenmesi gereken önemli konu başlıkları olarak karşımıza çıkmaktadır.

Deprem bölgesindeki temel insani ihtiyaçların karşılanması tartışmasız olarak ilk yapılması gerekendir. Ancak, bölgenin yeniden ayağa kaldırılması, orta ve uzun vadede kalkınmanın ve istihdamın oluşturulmasıyla mümkün olabilecektir.   

Denetim süreci başta olmak üzere coğrafi işaretlerle ilgili süreçlerin doğru yürütülmesi o bölgelerin ekonomik olarak toparlamasında, insanların yaşadıkları yerlere dönebilmelerinin sağlanmasında ve kendi kendilerine yetebilir hale gelmelerinde son derece önemlidir. Zira Türkiye’de tescilli coğrafi işaretlerin %24,2’si depremden etkilenen şehirlerimiz adına tescillidir[1]. Diğer bir ifadeyle, Türkiye’deki tescilli coğrafi işaretlerin yaklaşık dörtte biri depremden etkilenen şehirlerimizden kaynağını alan ürünlere aittir. Bunların dışında deprem bölgesindeki illerimizden başvurusu yapılan ve tescil işlemleri devam eden coğrafi işaretler de bulunmaktadır.  

Bilindiği gibi coğrafi işaretler Avrupa Birliği (AB) nezdinde de tescil edilmektedir. Hali hazırda AB nezdinde dokuz coğrafi işaretimiz tescil edilmiştir. Bunlar;  Antep Baklavası, Aydın İnciri, Aydın Kestanesi, Bayramiç Beyazı, Malatya Kayısısı, Milas Zeytinyağı, Taşköprü Sarımsağı, Giresun Tombul Fındığı ve Antakya Künefesidir[2]. Görüleceği üzere, AB nezdinde tescilli dokuz coğrafi işaretten üçü de depremden etkilenen şehirlerimizden kaynağını alan ürünlere aittir. Tüm veriler bizlere bölge için coğrafi işaretlerin ne kadar önemli olduğunu göstermekle beraber, Türkiye’deki coğrafi işaret sistemi için de bölgenin ne kadar önemli olduğuna işaret etmektedir.

Coğrafi işaretler, belirli bir yöreyle özdeşleşmiş ürünleri gösteren işaretlerdir. Bu işaretlerin en önemli işlevlerinden birinin ekonomik olarak yarattıkları katma değer olduğu bilinmektedir. Bu işaretler, ürünün diğer ürünlerden ayırt edilmesini sağladıkları gibi pazarlama aracı olarak da kullanılmaktadır. Bu boyutuyla coğrafi işaretlerin birer reklam ve tanıtım aracı oldukları görülmektedir. Ürünleri ön plana çıkararak tercih sebebi haline getirmekte ve bir pazar alanı yaratmaktadırlar. Bu yönüyle coğrafi işaretlerin yerel üretimi ve kırsal kalkınmayı destekleyen yönü olduğu görülmektedir. Öte yandan bölgelere yönelik turizmin artmasına da katkı vermektedir. Depremden etkilenen bölgelerden kaynaklanan tescilli coğrafi işaretler incelendiğinde, herkesin bildiği, kullandığı, tercih ettiği, katma değeri yüksek ürünler oldukları ve pazarda önemli bir yer tuttukları görülecektir. Öte yandan, Hatay, Adana, Şanlıurfa gibi şehirlerimiz gastronomi turizminin de yoğun olduğu yerlerdir.  

Coğrafi işaretlerin beklenen faydayı sağlayabilmeleri, işlevlerini yerine getirebilmeleri, sağlıklı işleyen bir denetim sisteminin kurulması ve denetimlerde sürekliliğin sağlanmasıyla mümkündür. Üretim metodunu ve kaliteyi garanti altına almak, denetimlerin etkin şekilde gerçekleştirilmesine bağlıdır. Aksi durum, ürünlerin yapısının ve kalite algısının bozulmasına, coğrafi işaretin ekonomik değerinin ortadan kalkmasına neden olabilecektir. Ancak, denetimlerin sürekliliği deprem gibi olağan dışı dönemlerde tartışılması gereken önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm sorunların tespit edilebilmesi ve deprem özelinde değerlendirmelerin yapılabilmesi ise denetim sisteminin mevzuattaki mevcut halinin incelenmesiyle mümkün olabilecektir.

Denetimler, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yeterliliği onaylanarak sicile kaydedilen denetim merci tarafından yerine getirilir. Denetim raporlarının Kuruma sunulmasından ve denetim ile ilgili süreçlerin uygun şekilde yürütülmesinden ise tescil ettiren sorumludur. Kanun’da denetimlerin sürekli şekilde yapılması öngörülmüş, eksik ve usulüne uygun denetim yapılmaması yaptırıma bağlanmıştır. Kanun’un 49’uncu maddesi “Denetim raporlarının incelenmesi sonucunda eksiklik varsa tescil ettirene bildirilerek altı ay içinde eksikliğin giderilmesi istenir. Eksikliğin süresi içinde giderilmemesi veya denetim faaliyetinin usulüne uygun olarak yerine getirilmediğinin tespit edilmesi hâlinde 43 üncü madde hükmü uygulanır.” hükmünü içermektedir. Buna göre, denetimlerin usulüne uygun yapılmaması veya eksikliklerin süresi içerisinde giderilmemesi durumunda tescil ettirende değişiklik yapılmasına ilişkin prosedür işletilecektir. Kanun’un 43’üncü maddesine göre, denetimin usulüne uygun yapılmadığına ilişkin Kurum tespiti Bültende yayımlanır. Yayım tarihinden itibaren üç ay içinde, Kanun’da belirtilen şartları taşıyan ilgililer tarafından tescil kayıtlarında değişiklik talebinde bulunulabilir. Usulüne uygun talep yapılması durumunda, denetimi yerine getirmeyen coğrafi işareti tescil ettiren değiştirilir ve işlem Sicile kaydedilir. Bültende yayımdan itibaren üç aylık süre içerisinde ilgililer tarafından talep yapılmaması veya yapılan taleplerin uygun bulunmaması hâlinde coğrafi işaret hakkı sona erer ve bu durum Bültende yayımlanır.

Denetim sistemi incelendiğinde, denetim yapılmamasının coğrafi işaret hakkının sona ermesine kadar giden kademeli bir yaptırıma bağlandığı görülmektedir. Coğrafi işaret hakkının sicilden terkin edilmesi gibi ağır bir sonuçla karşı karşıya kalınması mümkündür.

Denetim sisteminin kanundaki şekilde düzenlenmiş olması, özellikle deprem bölgesinde kaçınılmaz olarak bazı sorunları karşımıza çıkarabilecektir. Bunların en başında, kanunda yer alan düzenlemenin emredici nitelikte olması, işletilecek prosedür ve uygulanacak yaptırımlar konusunda Kuruma takdir yetkisinin verilmemiş olması gelmektedir. Bu, ortaya çıkan yeni durumlar karşısında aksiyon kabiliyetini sınırlandıran bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine Kanunda, mücbir sebeplerle ilgili bir istisnaya yer verilmediği, deprem gibi etkileri uzun döneme yayılabilecek, denetim faaliyetlerini etkileyebilecek veya denetimi fiilen imkânsız hale getirebilecek nitelikteki olaylar için istisna öngörülmediği görülmektedir. Denetimin haklı sebeple yapılamadığı durumlara ilişkin bir istisnaya da Kanunda yer verilmemiştir. Deprem gibi felaketlerde, denetim mercileri denetimi yapma kabiliyet ve kapasitelerini kaybedebilirler. Yine bu mercilerde görev alacak alanında uzman kişiler deprem nedeniyle hayatlarını kaybetmiş, bölgeden ayrılmış ve dönmek istemiyor olabilirler. Benzer durum denetlenecek kişiler yönünden de gerçekleşmiş olabilir. Söz konusu ürünlerin üreticilerinin kalmaması, bölgeyi terk etmeleri veya benzer nedenlerle üretimin fiilen yapılamaması gündeme gelebilir. Üretimin ortadan kalkması, bölgedeki tarım arazilerinin bu vasıflarını yitirmesinden de kaynaklanabilir. İklim ve toprak yapısında değişiklik meydana gelmiş ve denetim süreci içerisinde geçici de olsa üretim imkânı ortadan kalkmış olabilir. Mevcut düzenlemelerde bu tür olası sorunlara karşı bir çözümün olmadığı, Kanun’da, denetimlerin sürekliliğinin esas alındığı ve gerekli denetimlerin yapılmamasının doğrudan bir yaptırıma bağlandığı görülmektedir. Olağan dönemlerde denetimin sürekli olması gerektiği açıktır. Ancak bu tür olağanüstü dönemlerde denetimin sürekliliğinin esas alınması hem başlı başına bir sorun, hem de diğer sorunların kaynağı haline gelebilmektedir.

Denetim sisteminden kaynaklanabilecek sorunlarını en aza indirmek ve yaptırımlarla karşılaşmamak adına ne tarz tedbirler alınabilir?

Bilindiği gibi depremden etkilenen yerlerde, 8/2/2023 tarihli ve 6785
sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla üç ay süreyle olağanüstü hal (OHAL) ilan edilmiştir. Akabinde çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle de tedbirler alınmaya başlanmıştır. Bu kapsamda çıkarılan 11/2/2023 tarih ve 120 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle hak düşürücü sürelerin durdurulmasına yönelik tedbirler alınmıştır. Bu tedbir kapsamında Kurumun internet sitesinde de gerekli ilan yapılmış, diğer birtakım sürelerin yanında denetim raporlarının sunulmasıyla ilgili sürelerin durduğu da ilan edilmiştir. Yapılan düzenleme hızlı bir şekilde aksiyon alınmasını sağlamıştır. Düzenlemeyle alınan tedbirin gerekli ve yararlı bir çözüm olduğu görülmektedir. Bu düzenleme özellikle, denetimleri yapılmış ancak raporları hazırlanarak henüz Kuruma sunulmamış olan coğrafi işaretler yönünden önemli bir tedbir olmuştur. Ancak, depremin etkilerinin uzun döneme yayılmış olması, denetimlerin ise süreklilik arz etmesi nedeniyle bu tedbirin kalıcı bir çözüm olarak kabul edilmeyeceği değerlendirilmektedir. OHAL dönemiyle sınırlı etki doğuran, kendi içerisinde dahi süre sınırı taşıyan düzenlemelerin SMK’da yer alan sisteme etkin bir çözüm sunmadığı düşünülmektedir. Bu yönüyle, genel bir çerçeve çizen düzenlemenin önemli olduğu, ancak yeterli olmadığı değerlendirilmektedir.

Deprem bölgelerinde denetim sürecinden kaynaklı olarak yaşanabilecek sorunlar olağan dönem Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapılacak değişikliklerle kaldırılabilir mi? Bilindiği üzere, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri asli niteliğe sahip ve kanunla eşdeğer düzenlemelerdir. Bu nedenle, çıkarılacak bir kararnameyle konunun ve sistemin yeniden düzenlenebileceği söylenebilir. Ancak, Anayasa’nın 104’üncü maddesine göre kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamamaktadır. Yine kararnameyle kanunlarda değişiklik yapılamayacağı da kabul edilmektedir. Öte yandan, Anayasa’nın ikinci kısmının ikinci bölümlerinde yer alan kişi hakları ve ödevleri ve bu kapsamda mülkiyet hakkının da Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemeyeceği Anayasa’da hüküm altına alınmıştır. Tüm bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, genel olarak sınai mülkiyet haklarına ilişkin düzenlemelerin kararnameyle yapılmasının bu hakların niteliğine uygun olmadığı değerlendirilmektedir. Bu kapsamda denetim süreci gibi sınai mülkiyet hakkı sahipliğinde değişikliğe veya hakkın sona ermesine neden olabilecek nitelikteki süreçlere ilişkin düzenlemelerin kararnamelerle yapılmasının yerinde bir tercih olmayacağı düşünülmektedir.

Cumhurbaşkanlığı kararları ise kararnamelerden farklı olarak Kanunla eşdeğer olmayan idari işlem niteliğindeki düzenlemelerdir. Tali nitelikteki bu düzenlemelerin kaynağını bir kanundan veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinden alması gereklidir. Oysa SMK’da bu konuda yetki veren bir düzenleme olmadığı görülmektedir. Bu haliyle Cumhurbaşkanlığı kararıyla da mevcut sistemin değiştirilemeyeceği ve sorunların giderilemeyeceği değerlendirilmektedir.

Etkili ve kalıcı çözümün SMK’da yapılacak bir düzenleme ile gerçekleştirilmesi mümkündür. Bilindiği üzere, SMK’nın yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıldan daha uzun bir süre geçmiştir. Bu sürede edinilen tecrübe, uygulamadan kaynaklı sorunları görmek, eksiklikleri değerlendirmek ve ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden yapılandırmak için kullanılabilir. Deprem gibi mücbir sebeplerin coğrafi işaretlerin denetim sürecinde göz önüne alınması sağlanabilir. Nitekim farklı kanun ve yönetmeliklerde mücbir sebep hallerinin istisnai durumlar olarak düzenlendiği ve bu gibi durumlarda idarelere farklı yetkilerin verildiği bilinmektedir[3]. SMK kapsamında benzer yönde düzenleme yapılmasının mümkün olduğu düşünülmektedir. Mücbir sebeplerin SMK’da örnekseme yöntemiyle sayılması ve Kuruma bu tür durumlar için takdir yetkisinin verilmesi değerlendirilebilir. Denetim süresinin bir yıl olduğu göz önüne alınarak, her olayda değilse de deprem gibi bir mücbir sebep halinin etki ve boyutlarına göre bir değerlendirme yapma imkânının verilmesi yerinde olabilecektir. Bu kapsamda, denetim raporu sunma sürelerinin uzatılması, denetimlerin veya rapor sunma zorunluluğunun kaldırılması gibi esnek yetkilerin Kuruma tanınması söz konusu olabilir. Bu sayede, ileride ortaya çıkabilecek farklı durumlar için de yasal ve kalıcı bir çözüm oluşturulabileceği değerlendirilmektedir. 

Bu çözüm önerisine karşın, kanunun değişikliği yapılmasının son derece zor ve uzun bir süreç olduğu da herkes tarafından bilinmektedir. SMK değişikliğinin yapılmadığı ve diğer düzenlemelerin de ihtiyacı karşılamadığı noktada nasıl bir çözüm benimsenebileceği ayrıca tartışmaya açıktır. Denetim sürecine ilişkin SMK’da mücbir sebep istisnası olmasa dahi Kurum resen mücbir sebebi dikkate alabilir mi? Fiili olarak uygulamasını değiştirerek hak kayıplarının önüne geçebilir mi?

Mücbir sebep sadece idarelerin sorumluluğunu kaldıran bir neden olarak değerlendirilmemelidir. Vatandaş yönünden de ayrıca tanımlanması ve göz önüne alınması gereken bir nedendir. Nitekim vatandaşın kusurundan kaynaklanmayan, öngöremediği ve önleyemeyeceği olaylar idareye karşı yükümlülüğünü yerine getirmesini engelleyebilir. Danıştay tarafından, ilgili mevzuatlarda yer almasa dahi mücbir sebebin dikkate alınması gerektiğine, mücbir sebepten dolayı kişi idareye karşı yükümlülüğünü yerine getiremediğinde bundan dolayı sorumlu olmayacağına karar verilmektedir. Danıştay tarafından, mücbir sebebin hukukun genel kurallarından biri olduğu, idare hukukunun da bundan bağımsız olarak değerlendirilemeyeceği vurgulanmış, kanunda aksi yönde açık bir düzenleme olmadıkça mücbir sebep hallerinin dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir[4]. Yine farklı kararlarda, ilgili mevzuatta açıkça yer almasa dahi, kişilerin mücbir sebepleri göz ardı edilerek yapılan idari işlemlerin iptal edildiği görülmektedir[5].

Deprem nedeniyle can derdine düşen insanlardan coğrafi işaret denetimi yapmalarını ve Kuruma rapor sunmalarını beklemek insani ve hakkaniyete uygun bir yaklaşım olmayacaktır. Ayrıca, coğrafi işaretlerin kamusal yönü ve kolektif yapısı değerlendirme yapılırken göz önüne alınmalıdır. Tescilin devamlılığında kamu yararı olduğu gözetilmeden, mücbir sebepler göz ardı edilerek işlem tesis edilmesi hak kayıplarına neden olacaktır. İçinde bulunduğumuz süreçte, Danıştay kararlarının emsal alınması gerektiği ve kanunda değişiklik yapılana kadar hak kayıplarının önüne geçilebilmesi için mücbir sebeplerin fiilen göz önüne alınması yerinde bir yaklaşım olacaktır. Sonuç olarak, denetim süreci üzerinde depremin olumsuz etkileri devam ettiği sürece depremden etkilenen bölgelerdeki coğrafi işaretlerle ilgili denetim raporu sunulamaması mümkündür. Bu süreçte denetim raporu sunulamamasının hukuki sonuç doğurmayacağının kabul edilebileceği değerlendirilmektedir.

Gökhan ERGÜL

Mayıs 2023

av.gokhanergul@gmail.com


DİPNOTLAR

[1] Türkiye’deki 1334 tescilli coğrafi işaretten 324’ü depremden etkilenen şehirlerimizden kaynağını alan ürünlere aittir. (Mahreç İşareti tescilleri:  979 / 271; Menşe Adı tescilleri: 355 / 53; Toplamda: 1334 / 324     %24,2)

[2] https://ci.turkpatent.gov.tr/sayfa/avrupa-birli%C4%9Finde-co%C4%9Frafi-i%C5%9Faret

[3] 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu m.10; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m. 13 ve m. 15 (mücbir sebepler sayıldığı gibi Kanunda idareye, yeni beyanname verme süreleri belirlenmesi ve beyanname verme zorunluluğunun kaldırılması yetkisinin verildiği de görülmektedir.); 6326 sayılı Petrol Kanunu m. 122; 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu m. 5; 3213 sayılı Maden Kanunu m. 3 ve m. 37; Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği m. 14; Doğalgaz Piyasası Lisans Yönetmeliği m. 46

[4] Danıştay 1. Dairesi’nin 4/12/1944 tarih ve 1944/26 E. – 1944/26 K. sayılı kararı, Prof. Dr. Turan YILDIRIM, “Danıştay Kararlarında Mücbir Sebep Kavramı”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt 25, Sayı 2, Prof. Dr. Ferit Hakan Baykal Armağanı, Aralık 2019, s. 1533

[5] İdari Dava Daireleri Kurulu 12/11/2015 tarih ve 2015/3121 E. – 2015/4110 K. sayılı kararı (Erişim: https://www.sinerjimevzuat.com.tr/kullaniciGiris.jsf?dswid=-1455#); Danıştay 8. Dairesi 21/11/1997 tarih ve 1996/4736E. – 1997/3534 K. sayılı kararı (Erişim: https://www.sinerjimevzuat.com.tr/kullaniciGiris.jsf?dswid=-1455#)

COĞRAFİ İŞARET VE GELENEKSEL ÜRÜN ADINDA DENETİM

Yaşanan sağlık sorunları bireylerin kendi beslenme şekillerini daha fazla sorgulamasına yol açmıştır. Öyle ki zamanla tüketicilerin bilinç düzeylerinin artmasıyla birlikte çözüm arayışları da gelişim göstermiştir.

Bu durum tüketicilerin ürünlerde, özellikle coğrafi menşei, üretici kimliği ve belgelenen garanti işaretlerini görme taleplerini daha fazla öne çıkarmıştır.

Taze meyve-sebze ve hububat gibi bahçe/tarım ürünlerinin gübreleme, ilaçlama vb. üretim süreçlerinin, ayrıca ilgili ürünlerin işlenip hazır gıdaya dönüşmesindeki yöntemler de dahil olmak üzere tüm işlem adımlarının garantilenmesi tüketicilerin ürün tercihlerinin belirlenmesini sağlamaktadır.

Tüketicilerin sağlıklı gıdaya erişim yönündeki bu tercihleri şüphesiz ki doğayı da doğrudan olumlu etkileyen unsurlardır.

Tüketicilere doğa dostu sağlıklı gıdalara erişim imkânı veren başka sistemler de bulunmakla birlikte sizlere bu yazı serisinde, coğrafi işaret (Cİ) ve geleneksel ürün adları (GÜA)’nın garanti sistemlerinin nasıl sağlandığı/sağlanacağı hakkında bilgi verilecektir. 

Türkiye’de Cİ ve GÜA’ları diğer garanti sistemlerinden bağımsız olarak, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)’nun 49 uncu maddesi ile SMK Yönetmeliğinin 45 inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler ile Cİ ve GÜA’nın “kullanımın denetimi”ne ilişkin ana hukuki yapı oluşturulmuştur.

İlgili hükümlerin başlığı her ne kadar “Kullanımın Denetimi” olsa da, Cİ ve GÜA’nın sicil kayıtlarında söz konusu bilgilerin “denetleme” bölümü içerisinde bulunması sebebiyle, yazının devamında “denetim” terimi kullanılacaktır.

Öncelikle denetimde yer alan temel kavramlar, sistemdeki yapıların sorumlulukları, işleyişi ve denetim bildirimlerinin nasıl gerçekleşeceği açıklanacaktır.

DENETİMDE KOORDİNASYON

Tescil ettiren tarafından denetim sürecinin aktif ve verimli işleyişinin sağlanması amacıyla planlanan faaliyetlerin bütünüdür.

FAALİYET GÖSTERENLERİN LİSTESİ

Tescil ettirenin güncel tuttuğu Cİ veya GÜA’ya konu ürünleri üreten ve/veya pazarlama vb. faaliyet gösterenlerden oluşan, ayrıca denetime esas teşkil eden listedir.

DENETİM TUTANAKLARI

Denetim merciinin denetim planı oluşturarak denetlediği gerçek ya da tüzel kişilere ait bilgiler ile Cİ ve/veya GÜA’nın denetim esaslarına uygun olup olmadığı, ayrıca uygun bulunmadı ise hangi işlemlerin yapıldığı/yapılacağı bilgilerinin yazılı olduğu ve taraflarca imzalanmış dokümandır.

Denetim esaslarının yer aldığı örnek denetim tutanakları, başvuru aşamasında Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından talep edilmektedir (SMK Yönetmelik 35/3(ı)).

DENETİM RAPORU

Tescil ettirenin, denetim merci tarafından bildirilen denetim tutanaklarına göre hazırladığı ve TÜRKPATENT’e iletilen dokümandır.

Denetim raporu ekinde ilgili denetim tutanakları ile denetime esas teşkil eden faaliyet gösterenlerin listesinin de bildirilmesi gereklidir.

DENETİM RAPORU BİLDİRİM TARİHİ

Denetim süreci Cİ veya GÜA tescilinin Bültende yayımlandığı tarihte başlamakta olup, bu tarihten itibaren her yıl TÜRKPATENT’e denetim raporunun bildirilmesi gerekmektedir (SMK 49/3 ve SMK Yönetmelik 45/9). Ayrıca tescil belgesinin Denetleme bölümünde tanımlanan sürelere ve esaslara uygun olarak denetimlerin yapılması gerekmektedir.

TÜRKPATENT’e şikâyet olması halinde ise denetim raporunun süresinden önce sunulması talep edilebilir (SMK Yönetmelik 45/9).

DENETİM YERLERİ

Cİ ve GÜA’nın üretim sürecinde ve ticarete konu olduğu dağıtım, pazarlama vb. tüm noktalarda denetimlerin yapılması gerekmektedir (SMK 49/1 ile SMK Yönetmelik 45/1).

DENETİMİN KAPSAMI

Cİ ve GÜA’nın tescilde belirtilen özelliklere uygunluğu ile amblem kullanımlarını içermektedir (SMK 49/1 ile SMK Yönetmelik 45/1 ve 3).

AMBLEM KULLANIMI

Cİ’ler için amblem kullanımı zorunludur (SMK Yönetmelik 44/2).

GÜA’nın amblem kullanımı isteğe bağlıdır.

GÜA’nın amblemsiz kullanımı, SMK ile SMK Yönetmeliği hükümlerine tabi değildir (SMK Yönetmelik 44/4). Bu hükümden GÜA’nın ancak amblemle birlikte kullanılması halinde denetleneceği sonucuna varılmaktadır.

KORUNAN AD İLE AMBLEMİN KULLANIMI

Tescilli Cİ veya GÜA’nın kullanım hakkına sahip olan kişiler, ilgili Cİ veya GÜA’yı amblem ile birlikte ürün veya ambalajı üzerinde ya da bu mümkün değil ise ticarete konu olduğu alanda (işletmede vb.) kolayca görülecek şekilde kullanmalıdır (SMK Yönetmelik 44/2-3).

DENETİM MASRAFLARI

Tescil ettiren, denetime ilişkin masrafları denetlenenlerden talep edebilir (SMK 49/5 ve SMK Yönetmelik 45/12).

DENETİM MERCİİ

Tescil ettirenin oluşturduğu, Cİ veya GÜA’ya konu ürün hakkında bilgi ve donanıma sahip kurum/kuruluşun vb. görevlendirdiği personelden oluşan ve yeterliliği TÜRKPATENT tarafından kabul edilen denetimi sağlayacak yapıdır (SMK 49/2 ve SMK Yönetmelik 45/2).

Denetim merciinin yapısı ürün gruplarına göre aşağıda listelenmiştir.

Örnek 1.

Gıda ve tarım ürünlerinde coğrafi sınıra bağlı olarak aşağıdaki kurum/kuruluşun vb. görevlendirdiği ürün hakkında teknik bilgiye sahibi kişi/kişilerden oluşabilir.

  • Ürünle ilgili kooperatif,
  • Ürünle ilgili dernek,
  • İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü,
  • Ziraat Odası,
  • Üniversitelerin ilgili bölümü vb.
  • Tescil ettiren.

Örnek 2.

Yemekler, tatlılar, fırıncılık mamulleri, el sanatları vb. ürünlerde coğrafi sınıra bağlı olarak aşağıdaki kurum/kuruluşun vb. görevlendirdiği ürün hakkında teknik bilgiye sahibi kişi/kişilerden oluşabilir.

  • Ürünle ilgili kooperatif,
  • Ürünle ilgili dernek,
  • Esnaf ve Sanatkarlar Odası,
  • Meslek Okulları,
  • İl/İlçe Kültür ve Turizm Müdürlüğü,
  • İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü,
  • Üniversitelerin ilgili bölümü vb.
  • Tescil ettiren.

Tescil ettiren, denetim sürecinde koordinasyonu sağlamasının yanı sıra ayrıca denetim mercii yapısı içerisinde de bulunabilir.

TESCİL ETTİRENİN SORUMLULUKLARI

Tescil ettirenin sorumlulukları aşağıda listelenmiştir.

1. Tescil ettirenin denetimi koordine etmesi gerekmektedir. Bu işlem için öncelikle;

* Sicildeki denetim periyodlarını ve denetim dokümanlarının TÜRKPATENT’e bildirim tarihlerini takip etmelidir.

* İlgili tarihlere uygun olarak denetim ön hazırlığı için denetim merciinde bulunanlara davette bulunması ve çalışma ortamını oluşturması gibi hazırlıkları yapmalıdır.

2. Tescil ettirenin denetime esas teşkil etmek üzere tescilli Cİ veya GÜA’yı taşıyan ürünlerin üreticilerinin ve pazarlamasında faaliyet gösterenlerin listesini tutması, ayrıca kendisine yapılan bildirimleri de listeye ekleyerek listenin güncel halini TÜRKPATENT’e göndermesi gerekmektedir (SMK Yönetmelik 44/1-45/4).

3. Tescil ettiren, denetim mercii tarafından bildirilen denetim tutanaklarını inceleyip raporlamasını yapmalı, ayrıca tescile aykırı hususların bulunması halinde gerekli yasal yollara başvurmalıdır (SMK Yönetmelik 45/7).

4. Tescil ettirenin, Cİ veya GÜA’nın denetim raporlarını tescilin Bültende yayımlandığı tarihten itibaren yılda bir kez TÜRKPATENT’e bildirmesi gerekmektedir (SMK 49/3 ve SMK Yönetmelik 45/9).

Ancak şikâyet olması halinde, TÜRKPATENT denetim raporunun süresinden önce sunulması talep edilebilir (SMK Yönetmelik 45/9).

5. TÜRKPATENT tarafından yapılan inceleme sonucunda, denetim raporunda eksiklik tespit edilirse, eksikliklerin bildirim tarihinden itibaren altı ay içerisinde, tescil ettirenin eksiklikleri gidermesi gerekmektedir (SMK 49/4 ve SMK Yönetmelik 45/10).

Aksi taktirde eksikliğin süresi içinde giderilememesi veya denetim faaliyetinin usulüne uygun olarak yerine getirilmediğinin tespit edilmesiyle, tescil ettirende değişiklik hükümleri uygulanır (SMK 43 ve SMK Yönetmelik 43).

DENETİM MERCİİNİN SORUMLULUKLARI

Denetim merciinin sorumlulukları aşağıda listelenmiştir:

1. Denetim planı yapmak.

2. Denetim tutanaklarını hazırlamak.

3. Her yıl denetim yapmak.

4. Şikâyet üzerine veya gerekli görülen hallerde ayrıca denetim yapmak.

5. Denetimler sonunda tarafların imzaladığı her bir denetim tutanağını tescil ettirene teslim etmek (SMK Yönetmelik 45/5-7).

DENETLEME SÜRECİ

Tescil ettiren; Cİ veya GÜA tescilinin Bültende yayım tarihi ile sicilin denetleme bölümdeki bilgilere dikkat ederek, denetim merciinde bulunanlara davette bulunmalı ve çalışma ortamının oluşturulması gibi ön hazırlıkları yapmalıdır.

Denetim mercii, faaliyet gösterenlerin listesine uygun olarak denetim planı oluşturmalıdır. Ardından bu plana göre denetim esaslarının yer aldığı tutanaklar kapsamında denetimlerine başlamalıdır.

Denetlenen her bir gerçek veya tüzel kişi için düzenlenen tutanaklarda, Cİ veya GÜA’nın denetim esaslarına uygun olup olmadığı, uygun bulunmadı ise hangi işlemlerin yapıldığı/yapılacağı vb. bilgiler bulunmalıdır. Ardından denetlenen de dahil denetim mercii üyeleri tarafından denetim tutanağı imza altına alınıp, bir nüshası denetlenende diğeri denetim merciinde kalacak şekilde düzenlenmelidir. Denetim mercii daha sonra tüm denetim tutanaklarını tescil ettirene teslim etmelidir.

Tescil ettiren, faaliyet gösterenlerin listesi ve denetim tutanaklarına göre denetim raporunu hazırlayıp söz konusu eklerle birlikte TÜRKPATENT’in elektronik başvuru sistemi (EPATS) https://epats.turkpatent.gov.tr/runn/TP/EDEVLET/giris üzerinden tescilin bültende yayım tarihine uygun olarak her yıl bildirmelidir.

Bir örnek ile yazımıza devam etmenin ilgili kavramların ve denetim sisteminin daha net anlaşılması bakımından yararlı olacağı değerlendirilmektedir.

ÖRNEK

Coğrafi İşaretin Adı             : AAA Kaşar Peyniri

Coğrafi İşaretin Türü          : Menşe adı

Coğrafi Sınır                         : X ili

Tescil Ettiren                        : X Ticaret ve Sanayi Odası

Kullanım Biçimi                   : AAA Kaşar Peyniri adı ile menşe adı amblemi ürünün kendisi veya ambalajı üzerinde yer alır. Ürünün kendisi veya ambalajı üzerinde kullanılamadığında, AAA Kaşar Peyniri adı ile menşe adı amblemi, işletmede kolayca görülecek şekilde bulundurulur.

Sicilde Denetleme Bölümü

X Ticaret ve Sanayi Odasının koordinasyonunda; X Ticaret ve Sanayi Odası, X İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve X Belediyesi olmak üzere en az 3 kişiden oluşan denetim mercii tarafından denetim işlemleri yürütülecektir.

Denetim mercii:

* Yıl içinde periyodik olarak denetim yapar.

* Şikâyet üzerine veya gerekli görülen hallerde ayrıca denetim yapar.

Denetim esasları aşağıda listelenmiştir.

1. Sütün kaynağı müstahsil makbuzundan denetlenecektir.

2. İneklerin cinsi denetlenecektir.

3. Otlatma alanı denetlenecektir.

4. İneklerin beslendiği alan denetlenecektir.

5.Çiftlikte bulunması gereken besinler denetlenecektir.

6. Üretim aşamaları (mayalama, teleme, sulu haşlama vb.) denetlenecektir.

7. Kalıpların özelliği denetlenecektir.

8. Ön dinlendirme odasında günlük üretim tarihlerine göre ayrılma işlemi denetlenecektir.

9. Ön dinlendirmede 30-40 gün bekletilmiş olması denetlenecektir.

10. Kabuk bağlama oluşumu denetlenecektir.

11. AAA Kaşar Peyniri adı ile birlikte menşe adı ambleminin kullanımı denetlenecektir.

Denetimler yılda en az 1 kez yapılır ve tescil ettiren X Ticaret ve Sanayi Odası tarafından her yıl raporlanarak, denetim tutanakları ve denetime esas teşkil eden faaliyet gösterenlerin listesi ile birlikte TÜRKPATENT’e bildirilir.

Denetim mercii, kamu kuruluşlarından veya özel kuruluşlardan veya bunlarda görevli uzman gerçek veya tüzel kişilerden denetimin gerçekleştirilmesi sırasında faydalanabilir veya hizmet satın alabilir. Tescil ettiren, hakların korunmasında hukuki süreçleri yürütür.

Tescilin bültende yayımlandığı tarih: 18.02.2018

Denetim raporu bildirim/evrak giriş tarihleri:

2018 yılı içerisindeki denetimler sonucunda oluşturulan denetim raporu ve ekli dokümanlar 10.02.2019’da TÜRKPATENT’e bildirilmiştir.

2019 yılı içerisindeki denetimler sonucunda oluşturulan denetim raporu ve ekli dokümanlar 31.01.2020’de TÜRKPATENT’e bildirilmiştir.

2020 yılı içerisindeki denetimler sonucunda oluşturulacak denetim raporu ve ekli dokümanların en geç 18.02.2021’de TÜRKPATENT’e bildirilmesi gereklidir.

Denetim tutanağı:

Faaliyet gösterenler listesi:

Yukarıda Cİ ve GÜA’nın denetim sisteminin nasıl olması gerektiği konusuna SMK hükümleri kapsamında açıklık getirilmeye çalışılmıştır.

Mevcut sistemlerin işleyebilmesinin ilk adımı; yasal düzenlemeye bağlı olarak tescil ettiren, denetim mercii, üretici, pazarlama, dağıtım olmak üzere Cİ ve GÜA’nın tüm aktörlerinin ortak bilinçle hareket etmeleridir.

Bu yerel değerlerin tescile uygun şekilde üretilmesi, denetimden geçmesi, ardından üründe barındırdığı kalite ve garanti işareti olan Cİ/GÜA ile birlikte amblemlerinin de kullanması önemlidir. İlgili aktörler arasındaki ya da denetim süreçlerindeki bir olumsuzluğun, her bir tarafı olumsuz yönde etkileyeceği ve Cİ/GÜA’nın geleceğine zarar vereceği düşünülmektedir.

Dolayısıyla, kanaatimizce tüketicilerin geleneksel, yerel ve sağlıklı ürünlere erişimi, ancak dürüst, şeffaf ve bağımsız Cİ/GÜA denetim ve yönetim sistemi ile sağlanabilir.  

Suzan KILIÇ DALDAL

Mayıs 2020

suzandaldal@gmail.com


KAYNAKLAR

https://www.turkpatent.gov.tr/TURKPATENT/laws/informationDetail?id=104

https://www.turkpatent.gov.tr/TURKPATENT/commonContent/CAbout