Tescilli markaların idari yolla iptali uygulaması hakkında uzun süredir sabırsızlıkla beklenen Yönetmelik değişiklikleri 15 Mart 2025 tarihinde yürürlüğe girdi. Yönetmelik’le getirilen bazı düzenlemeler, kamuoyuna ilan edilen ve görüşe açılan taslak yönetmelikten önemli farklılıklar içerdiğinden uygulamanın nasıl gerçekleşeceğine ilişkin merak daha da artmıştır. Özellikle, emanet hesabına ödenecek ücret uygulaması yurtdışında da bilinen örneğinin olmaması nedeniyle şaşkınlıkla karşılanmıştır.
Bu yazının konusu olan bir diğer önemli değişiklik, başlangıç itibarıyla gölgede kalmış olsa da, uygulamanın esasını etkileyeceğinden derinlemesine tartışılmayı hak etmektedir. Konuyu kendi algıladığım haliyle yazarak, düzenlemeyi gündeme ilk getirenlerden birisi olmak istedim.
15 Mart 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik değişikliklerinden birisi İptal Talebi başlıklı 30/A maddesinin onuncu fıkrasıdır:
“(10) Kanunun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sunulan iptal taleplerinde markanın talep tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, marka sahibinden, markasını iptal talebine konu mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz. Marka sahibi tarafından süresi içinde delil sunulmaması veya iptali istenen mal veya hizmetlerde markanın ciddi biçimde kullanıldığını gösterir nitelikte bulunmaması halinde Kurum iptal talebini kabul eder. Benzer mal veya hizmetler yönünden iptal kararı verilemez.”
Koyu karakterlerle yazarak dikkati üzerine toplamaya çalıştığım “Benzer mal veya hizmetler yönünden iptal kararı verilemez.” ifadesi görüşe açılan Yönetmelik taslağında yer almayan, karşımıza ilk kez yürürlüğe giren Yönetmelik’te çıkan bir cümledir. İptal taleplerinin değerlendirilmesinde esasa dair incelemeyi de etkileyecek içerikteki bu ifadeyle kastedilenin ne olduğu uygulayıcılar arasında tartışılmakta ve Türk Patent ve Marka Kurumunun (Kurum) bu hükmü ne şekilde değerlendirip uygulayacağı merakla beklenmektedir.
“Benzer mal veya hizmetler yönünden iptal kararı verilemez.” ifadesi hakkında söylenecek ilk söz, belirtilen ifadenin farklı biçimlerde algılanmaya açık olduğudur. (ki yazı içerisinde de olası anlamlardan ikisi üzerinden değerlendirme yapılacaktır.)
Alan profesyonelleri açısından, “Benzer mal veya hizmetler yönünden iptal kararı verilemez.” ifadesinin ne anlama geldiği hususunda belirsizlik söz konusudur. Yapılan tartışmalar, ifadenin olası iki anlamının veya amacının bulunabileceği üzerine yoğunlaşmıştır. Olası iki anlam/amaçtan birisi (i) Malumun açıkça ilan edilmesi, diğeri ise (ii) İncelemenin esasına dair yeni bir düzenleme getirilmesidir.
1- Malumun Açıkça Bir Daha İlan Edilmiş Olduğu Yönündeki Yorum
Birinci yoruma göre, bir iptal başvurusu mevcuttur ve bu talebin konusu markanın kapsadığı malların veya hizmetlerin sadece bir bölümüne yönelik kısmi bir iptal talebidir. Marka sahibi, markasının kısmi iptal talebine konu mal veya hizmetler bakımından ciddi kullanımını ispatlayamamış durumdadır. Bu tip bir durumda, kısmi iptal talebine konu mal veya hizmetlerle benzer olsalar da kısmi iptal talebinin kapsamında yer almayan mal veya hizmetler bakımından iptal talebi verilemeyecektir.
Bir örnekle açıklamak gerekirse, tescilli markanın kapsamında “spor formaları” ve “futbol ayakkabıları” malları yer almaktadır. İptal talebi yalnızca “spor formaları” mallarına yöneliktir ve marka sahibi bu mallar bakımından markasının ciddi kullanımını ispatlayamamıştır. Durum böyleyken, “spor formaları” ile “futbol ayakkabıları” malları birbirlerine benzer olsa da, kısmi iptal talebinin kapsamında yer almayan “futbol ayakkabıları” malları bakımından iptal kararı verilemeyecektir. Yönetmelik ile getirilen “Benzer mal veya hizmetler yönünden iptal kararı verilemez.” ifadesi de bu durumu net biçimde ortaya koyma amacına yöneliktir.
Eğer, “Benzer mal veya hizmetler yönünden iptal kararı verilemez.” ifadesinin Yönetmelik’e eklenmesi ile amaçlanan durum bu ise, malumun ilanından başka bir sonuç çıkarılması mümkün değildir ve eklenen ifade açıklayıcı olmaktan ziyade kafa karıştırıcıdır.
Durum böyleyse, bu amacı daha net biçimde ortaya koyacak aşağıdakine benzer bir ifadenin Yönetmelik’e ayrı bir fıkra olarak eklenmesi daha yerinde olacaktır:
“(Fıkra no) İptal talebinin konusu olmayan mallar ve/veya hizmetler bakımından iptal kararı verilemez.”
2- İncelemenin Esasına Dair Yeni Bir Değişiklik Getirildiği Yönündeki Yorum
Bu madde altında açıklamalara geçmeden önce okurlarımızın dikkatini ilk olarak, Türkiye’de mal ve hizmetlerin benzerliği incelemesinde yıllardır esas alınan kategorilere çekmek istiyoruz: (i) Mal ve/veya hizmetler aynı olabilir, (ii) Mal ve/veya hizmetler aynı tür olabilir, (iii) Mal ve/veya hizmetler benzer olabilir, (iv) Mal ve/veya hizmetler benzemez olabilir.
Aşağıdaki açıklamalar, inceleme konusu markaların aynı olduğu varsayımı çerçevesinde okunmalıdır:
- Mal ve/veya hizmetlerin benzer olmadığı (iv) numaralı durumda, SMK 5/1-(ç) bendi veya 6/1 maddeleri uyarınca sonraki tarihli marka başvurusu hakkında ret kararı verilmesi mümkün değildir. (Tanınmışlık gerekçesi (6/5 fıkrası) ve diğer bazı nispi ret gerekçeleri bu durumun dışındadır, ancak belirtilen hallerin yazının bağlamıyla ilintisi bulunmamaktadır.)
- Mal ve/veya hizmetlerin aynı veya aynı tür olduğu (i) ve (ii) numaralı durumlarda, sonraki tarihli marka başvurusu kural olarak resen SMK 5/1-(ç) bendi kapsamında reddedilecektir. Başvuru hatayla ilan edilmişse de yayıma itiraz üzerine aynı bent veya 6/1 fıkrası kapsamında reddedilebilir.
- Mal ve/veya hizmetlerin benzer olduğu (iii) numaralı durum SMK 5/1-(ç) bendi kapsamında resen incelemenin konusu değildir. SMK 6/1 fıkrası kapsamında yayıma itiraz edilmesi halinde sonraki tarihli başvuru reddedilecektir.
Bu açıklamalara ilaveten:
- Mal ve hizmetlerin aynı olması hali açıktır ve ek bir açıklama gerektirmemektedir.
- Aynı tür mal ve hizmetin belirlenmesinde Kurum tarafından yayımlanan Mal ve Hizmet Tebliğinde sınıfların altında yer alan gruplar esas alınmaktadır ve kural olarak aynı sınıfın aynı alt grubu kapsamına giren mal ve hizmetlerin birbirleriyle aynı tür olduğu kabul edilmektedir. İstisna durumlar hariç olmak üzere, temel kural aynı sınıfın farklı gruplarında yer alan mal veya hizmetlerin birbirleriyle aynı tür olmadığıdır.
- Benzer mal ve hizmetlerin tespiti hakkında temel ilkeler mevcuttur, ancak Kurum Kılavuzunda yapılan bazı örneklendirmeler dışında kural koyucu listeler mevcut değildir. Farklı sınıflarda veya aynı sınıfın farklı alt gruplarında yer alan malların ve/veya hizmetlerin benzer bulunması da mümkündür.
Tüm bu genel bilgiler ışığında, yazımızın konusunu oluşturan “Benzer mal veya hizmetler yönünden iptal kararı verilemez.” ifadesinin olası ikinci yorumuna dönüyoruz.
Olası ikinci yoruma göre, tartışma konusu ifade ile söylenmek istenen; iptal talebinin konusu bir mal veya hizmet bakımından ciddi kullanımın varlığının ispatlandığı bir durumda, kullanımı ispatlanmış mal veya hizmetle benzer olan diğer mal veya hizmetler bakımından da iptal kararı verilemeyeceğidir.
Bir örnekle açıklamamız gerekirse; tescil tarihinin üzerinden beş yıldan uzun süre geçmiş bir markanın kapsamında; “Sınıf 29: Reçeller. Sınıf 30: Bal.” malları bulunmaktadır. İptal talebi üzerine gerçekleştirilen incelemede Kurum, marka sahibince sunulan delillerle “Sınıf 30: Bal” malları bakımından ciddi kullanımın ispatladığını tespit eder, buna karşın “Sınıf 29: Reçeller” malları bakımından marka sahibi ciddi kullanımını ispatlayamaz. Kurum inceleme sonucunda; farklı sınıflarda yer alsalar da, marka inceleme kılavuzunda “reçeller” ve “bal” mallarının benzer mallar olarak değerlendirilmesi ve “Benzer mal veya hizmetler yönünden iptal kararı verilemez.” hükmü çerçevesinde, “bal” malının ciddi kullanımının ispatlanması nedeniyle, ciddi kullanımı bulunmayan “reçeller” malı bakımından da tescilli markayı iptal etmez.
Bir önceki paragrafta verilen örnek farklı sınıflardaki benzer mallara ilişkindir, birçok durumda aynı sınıfın farklı alt gruplarında bulunmaları bağlamında aynı tür olmayan, ancak birbirlerine benzer çok sayıda mal ya da hizmet de bu durumun örneklerini teşkil edebilecektir.
Eğer, “Benzer mal veya hizmetler yönünden iptal kararı verilemez.” ifadesinin Yönetmelik’e eklenmesi ile amaçlanan bu madde kapsamında açıklamaya çalıştığımız durum ise, iptal incelemesinde aynı sınıfın farklı alt gruplarındaki veya farklı sınıflardaki mallar ve/veya hizmetler arasındaki benzerliğin iptal taleplerinde de inceleneceği sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu durum, mal ve hizmet benzerliği incelemesinin bir versiyonunun idari iptal incelemesinde yapılacağı anlamına gelmektedir ki, bu beklenmedik ve tartışmaya açık bir yaklaşımdır.
Çok muhtemelen aynı grubun içerisindeki farklı mallar bakımından kullanılacak yaklaşımı gösterebilmek için kullanılmış tartışma konusu ifade, Kanun ve uygulamanın yerleşik dilinin terk edilmesi (aynı – aynı tür – benzer mal/hizmet terimleri arasındaki ayrımın göz ardı edilmesi) gibi nedenlerle, yanlış bir yola sapılması olasılığını da barındırmaktadır. Gene bir örnekle açıklayacak olursak:
Aynı sınıfın (25), aynı grubunda (25.1) yer alan “ceketler” ve “gömlekler” birbirleriyle aynı olmasalar da Türk uygulaması çerçevesinde “aynı tür” mallardır. Kullanımın ceketler için ispatlandığı, ancak gömlekler için ispatlanamadığı bir durumda; aynı alt grupta yer alan aynı tür mallardan birisinin kullanımının ispatlanmış olması nedeniyle, aynı alt gruptaki diğer mallar bakımından iptal kararı verilemeyeceği yönündeki olası uygulama bir mantığa oturtulabilir. (ki, bu yorumun yerindeliği de tartışılabilir.)
Buna karşın ilgili hükme yönelik olarak; iptal talebine konu bir malın ciddi kullanımının ispatlanması halinde, o malla aynı sınıfın farklı alt gruplarında veya farklı sınıflarda yer alsa da benzer olan mallar veya hizmetler bakımından iptal kararı verilemeyeceği yönündeki yorum, iptal uygulamasını belirsiz ve ucu açık hale getirmektedir. Buna ilaveten, bu yorum biçimi Kanunun yerleşik diline terstir ve iptal uygulamasını malların ve hizmetlerin benzerliği incelemesiyle birlikte yapmayı gerektirmektedir, bunun otomatik sonucu da iş yükünü bir kat daha artıracak bir uygulamayı ortaya çıkartmaktır.
Eğer, “Benzer mal veya hizmetler yönünden iptal kararı verilemez.” ifadesinin Yönetmelik’e eklenmesi ile amaçlanan durum, bu madde kapsamında açıklamaya çalıştığımız yorum ise, en azından aşağıdakine benzer anlaşılır bir ifadenin Yönetmelik’e ayrı bir fıkra olarak eklenmesi daha yerinde olacaktır:
“(Fıkra no) İptal talebinin konusu bir mal veya hizmetin ciddi kullanımının ispatlanması halinde, o mal veya hizmetle -aynı veya farklı sınıflarda yer almasına bakılmaksızın- benzer olan mal ve/veya hizmetler bakımından iptal kararı verilemez.”
(Yazarın notu: Bu öneri sadece tartışma konusu ifadenin ikinci yorum biçimi kapsamında daha anlaşılır hale getirilmesine yöneliktir. Yazı içerisinde ifade ettiğim üzere bu yorum biçimine katılmam mümkün değildir.)
Yukarıda yer verdiğim, birbirleriyle tamamen ilgisiz iki farklı yorum biçiminden de anlaşılacağı üzere, idari iptal Yönetmelik değişikliği ile getirilen “Benzer mal veya hizmetler yönünden iptal kararı verilemez.” ifadesinin ne anlama geldiğinin açıklığa kavuşturulması yerinde olacaktır.
Yazı içinde yer alan birinci yorum biçimi, malumun ilanının ötesinde bir anlama gelmemektedir ve “Benzer mal veya hizmetler yönünden iptal kararı verilemez.” ifadesini gereksiz bir ekleme haline getirmektedir.
Buna karşın yazı içerisinde yer alan ikinci yorum biçimi, iptal incelemesinin esasını olumsuz yönde etkileyebilecek ve Kurum açısından ilave iş yükü yaratabilecek niteliktedir. Kanun ve uygulamada yerini bulmuş aynı, aynı tür, benzer mal ve hizmet ayrım ve terminolojisini gözeten bir olası bir revizyon, hatta tartışma konusu ifadedeki “benzer” teriminin yerine “aynı veya aynı tür” teriminin kullanımı, hükmü daha makul hale getirebilecektir.
“Benzer mal veya hizmetler yönünden iptal kararı verilemez.” ifadesinin Yönetmelik’e eklenmesi ile amaçlananın yazıdaki ikinci yorum biçimi olmadığını umarak ve ifadenin anlamının/amacının açıklanması beklentisini dile getirerek yazımı sonuçlandırıyorum.
Önder Erol ÜNSAL
Nisan 2025


