Etiket: erdal bektaş

Google v Oracle; Yazılımların Telifinde Adil Kullanım (2. Bölüm)

Telif haklarında adil kullanım konusu özellikle yazılım alanında tartışılmaya devam ediyor. Bu konuda Google ile Oracle arasındaki  ikonik davayı 2016 yılında işlemiştik. Karar ile ilgili ilk yazıya https://iprgezgini.org/2016/05/30/fikri-sinai-mulkiyet-haklarinda-adil-kullanim-google-vs-oracle-davasi/  bağlantısından ulaşabilirsiniz.

5 Nisan 2021 tarihinde ise Amerikan Yüksek Mahkemesi davaya ilişkin kararını yayınladı.

Baştan söyleyelim, kararın kendisine ilişkin bir değişiklik yok. Yine Google’ın Android işletim sistemini yaparken Java kodlarını kullanmasının adil kulanım çerçevesinde değerlendirilmesine hükmedilerek önceki mahkeme kararı tekrarlanmış. Bu bakımdan kendi başına bir fonksiyonu olmayan açık kaynak kütüphanelerin ileri geliştirmeler için kullanılarak son kullanıcıya sunulması bir adil kullanım olarak görülmeye devam ediyor. Bu devam yazısının konusu ise, Yüksek Mahkeme’nin kararı. Bana kalırsa bu karar, adil kullanım konusunda şimdiye kadar yazılmış en iyi kılavuz olma özelliği taşıdığı için yeniden bir yazının konusu olmayı hak ediyor.

Olayın özeti şöyle; Google mobil işletim sistemini yaparken on bini aşkın satır Java SE kodunu kullanıyor ve Oracle’ın iddiasına göre işletim sisteminin çekirdeğini bu kodlar oluşturuyor. Oracle bu kodların telif haklarının kendisinde olduğunu öne sürerek haklarının ihlal edildiği gerekçesi ile tazminat davası açıyor. Android dünyanın en çok kullanılan mobil işletim sistemi olduğu için, talep edilen tazminat  9 milyar dolar. Google ise söz konusu kullanımın bir adil kullanım olduğunu, Java SE kodlarını kopyalama ve yeniden kamuya açma amacı gütmediğini, bunları kullanarak yeni bir yaratıcı süreç ile yeni bir ürün ortaya çıkarıldığını öne sürüyor.  Yüksek mahkeme öncelikle bahsedilen kodların eser niteliğinin tespiti ile başlıyor

Yüksek Mahkemenin kararında değindiği noktaların esasları şunlar;

Amerikan Anayasası’na göre patentler ve telif hakları esas itibariyle eser sahiplerinin ve buluşçuların haklarını sınırlı sürelerle koruyarak bilimin ve faydalı sanatların gelişimine katkıda bulunmayı amaçlar. Telif hakkı başkalarının ucuz yollarla kopyalaması ihtimali olan çalışmaları eser sahibine belirli bir süre dışlayıcı bir hak vermek yoluyla koruma altına alır. Bu gibi haklar olumsuz sonuçlar doğurabileceğinden, hem kanun yapıcı hem de mahkemeler telif haklarını elinde bulunduranın kamunun çıkarlarına zarar vermesinin önüne geçecek düzenlemeler yapmışlardır.

Öncelikle telif hakları “herhangi bir fikir, prosedür, süreç, sistem, işletim yöntemi, kavram, ilke veya keşif …” için  ile konu bakımından sınırlandırılmıştır. Ardından da eserlerin “adil kullanımının” eser sahibi tarafından engellenmesinin önüne geçilmiştir. Yüksek Mahkeme, kamu yararının sağlanması bakımından hem konu kısıtlamasının hem de adil kullanım kısıtlamasının dikkate alınması gerektiğini değerlendirmektedir.

Adil kullanım  esnek ve teknolojik değişimlerin hesaba katılması gereken bir konudur. Bu bakımdan bilgisayar programları telif hakları kapsamındaki  diğer eserlerden ayrılırlar çünkü bilgisayar programları her zaman işlevsel bir amaca hizmet eder. Bu bakımdan adil kullanımın bilgisayar programları bakımından incelenmesi önem taşımaktadır.

Adil kullanım doktrini hem teknoloji bakımından hem de hukuk bakımından ele alınmalıdır. Değerlendirme yapılırken durum ve olgular ışığında sıfırdan bir değerlendirme yapılması gerekir. Bu değerlendirme şu dört faktör ışığında yapılmalıdır; kullanımın amaç ve niteliği, korunan eserin doğası, eserin kullanım oranı ve bütünselliği ve kullanımın potansiyel pazar veya eserin değeri üzerindeki etkisi. Bu faktörlerden bazıları olayın özelliğine göre diğerlerine nazaran öne çıkabilir.

Öncelikle eserin doğası adil kullanımın lehine olmalıdır. Bu durumda telife konu kod dizisi bir kullanıcı arayüzü olup, programcıların basit komutlarla bazı işlevlere ulaşmasını sağlamayı hedeflemektedir. Sonuç olarak telife konu kod dizisi diğer kodlardan farklıdır. Öyle ki, kod dizisi bilgisayara verilen başka talimatları yerine getirme talimatı vermektedir. Bu niteliği dolayısıyla  kod dizisi  telife konu olmayan fikirlerle (API’nin organizasyonu vs.) ve yaratılan yeni yaratıcı ifadeler ile (davalı tarafından yazılan kod) ayrılmaz bir bütün oluşturmaktadır. Birçok diğer bilgisayar programının aksine kopyalanan kodların değeri kullanıcıların (bu durumda geliştiriciler) API yapısını öğrenmiş olmasından kaynaklanır. Bu farklılıklar dolayısıyla adil kullanım fikrine uzak durulması  için bir neden görülmemektedir.

İkinci olarak söz konusu kopyalamanın amaç ve kapsamı dönüştürücü bir yapı (örneğin başka bir amaç ya da nitelik ekleyecek etkinlikler) ifade etmektedir. Google’ın API’leri kopyalaması burada dönüştürücü bir kullanımdır. Davalı sadece kullanıcıların bildikleri bir programlama dilinden vazgeçmek zorunda kalmadan farklı bir ortam için programlama yapmasına izin verecek kadarını kopyalamıştır. Dolayısıyla Davalı’nın amacı telif hakkının geliştirmeyi amaçladığı yaratıcı süreç ile uyum içerisindedir.

Üçüncü olarak Davalı API içerisinden yaklaşık olarak 11.500 satır kod kullanmıştır. Bu kod miktarı yaklaşık olarak tüm API’nin %0.4 civarına denk gelmektedir. Kullanılan kısmın “miktarı ve bütünselliği” nin değerlendirilmesinde kullanılan 11.500 satırın bütünün küçük bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Arayüzün bir parçası olarak kopyalanan kodlar ayrılmaz bir biçimde kullanıcılar tarafından kullanılmakta olan diğer parçalara bağlıdır. Davalı, bu kodları yaratıcılığı veya güzelliği açısından değil, kullanıcıların alışılagelmiş yeteneklerini değerlendirebilmesi amacıyla kullanmıştır. Burada kullanılan kısmın geçerli, dönüştürücü bir amaç için kullanıldığı değerlendirilmelidir.

Dördüncü etmen olarak da kopyalamanın pazarda yaratacağı “etki” kopyalanan ürünün pazarının veya değerinin değerlendirilmesi olarak anlaşılmalıdır. Kayıtlar göstermektedir ki, bu bakımdan davalının yeni akıllı telefon platformu kopyalanan JAVA SE için bir alternatif değildir. Dahası, JAVA SE kodlarının başka bir alanda da kullanılması hak sahibine ürününün pazarını genişlettiği için fayda da sağlamıştır. Son olarak da bu olgular üzerinde telif haklarının kısıtlayıcı kurallarını  uygulamak yaratıcılık ile ilgili konularda kamuyu zarara uğratacaktır. Birlikte ele alındığında bu değerlendirmeler pazar etkileri bakımından da adil kullanıma işaret etmektedir.

9 yıllık bir hukuk serüveninin sonunda telif hakkı ile korunan bir kodun bir kısmını alıp kullanan taraf için açık bir zafer görünüyor. Ülkemizde yazılımcıların açık kaynak kodlara olan ilgisi sır değil, dev şirketlerin dahi açık kaynak kodlardan, API’lerden yaygın olarak faydalandığı biliniyor. Bu kararın ülkemiz yazılım şirketleri açısından önemi büyük olsa da, kodların sonsuz sınırsız kullanımına izin vermediği uyarısını da yapmakta fayda var. Adil kullanım için her dört kriterin değerlendirildiği bir sürecin konunun uzmanları tarafından işletilmesini özellikle öneriyorum.

Bilgisayar programlarında telif haklarının uygulanmasına dair  Google ve Oracle arasındaki bu ihtilafın adil kullanım açısından bir ilk oluşturacağı ve telif hakkı koruması sınırlarını daha net bir biçimde çizeceği açıktır. Adil kullanım doktrini aracılığı ile kanun koyucular yaratıcı çabalar içerisindeki geliştiricilerin önündeki engelleri hafifletmek, yazılım eserlerinin birbiri içerisine geçişkenliğini artırarak rekabet avantajı yaratma hedefini öne almaktadırlar. Adeta kılavuz niteliğindeki bu Yüksek Mahkeme  kararının  ülkemizdeki telif uygulamalarına da katkı sağlayacağını umuyorum.

Ekrem Erdal BEKTAŞ (Patent Vekili)

Nisan 2021

erdalbektas@gmail.com

Karar metni: https://www.supremecourt.gov/opinions/20pdf/18-956_d18f.pdf (62 sayfa)

Fikri – Sınai Mülkiyet Haklarında Adil Kullanım: Google vs. Oracle Davası

Google-vs-Oracle

 

Amerika Birleşik Devletleri’nde Mayıs 2012’den beri görülmekte olan davada Yüksek Mahkeme, Google’ın android işletim sistemi içerisinde Telif hakları ile patentleri Oracle’a ait olan Java Api’lerini kullanmasını telif hakları açısından “adil kullanım” olarak niteleyerek davanın düşmesine hükmetti. Mahkeme bu kapsamda Google’ın patentleri ihlal etmediğine ve telif hakları açısından korunamaz olduğuna kanaat getirdi.

Yazılım patentleri açısından önemli bulduğum bu davanın detayları şöyle;

Java bir programlama dili olarak Oracle’ın sahibi olduğu Sun Microsystems tarafından 1991 yılından itibaren bir programlama dili olarak geliştirildi ve yaygın olarak kullanıldı. Gelişimi esnasında Java bir programlama dili olmanın yanında bir sanal makina çözümünü ve bir kütüphaneler bütününü de içerecek biçimde revize edildi ve milyarlarca makina üzerinde çalışacak kadar yaygınlaştı.

2003 yılında Android Inc. tarafından bir telefon platformu olarak geliştirilmeye başlanan işletim sistemi ve üreticisi şirket Google tarafından satın alınarak 2007 tarihinde ilk sürüm yayınlandı. Bu süreçten itibaren Android işletim sistemi içinde doğrudan Oracle tarafından üretilmiş bulunan Apache Harmony, bazı API (uygulama programlama arayüzü) paketleri ve Java SE platformu doğrudan kullanıldı. İki şirket arasında bazı görüşmeler olduğu dedikoduları ortaya çıktıysa da, herhangi bir anlaşma ve ortaklık basına yansımadı.

2012’de yerel mahkemede görülmeye başlanan dava üç bölümde ele alınmaya başladı; telif hakları, patentler ve tazminatlar. Telif hakları ile ilgili bölüm bazı fonksiyonlar ve Java API’nin yapısı, sıralaması ve organizasyonu üzerinde yoğunlaşmıştı. Oracle, 37 farklı Java API’sinin kullanıldığına dair iddiada bulunuyordu. Google duruşma öncesi brifingde APİ’lerin kullanıldığını, fakat bu kullanımın adil kullanım kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, fonksiyonların ise aynen kullanılmadığı, tekrar kodlandığı ve dökümante edildiği için telif kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği üzerine kurulu bir savunma ortaya koydu. Patent fazında ise Oracle US6061520 ve RE38104 numaralı patentlerinin ihlal edildiği iddiasında bulundu. Bu patentler sırasıyla “Statik ilklendirmenin uygulanması için bir yöntem ve düzenek” ve “Üretilmiş bir kod dizininde veri referanslarının çözümlenmesi için bir yöntem ve gereç” başlıkları ile bir yazılım içerisinde belirli işlemleri tarif eden tipik yazılım patentleridir. Mahkeme, her iki patenti de ihlal kapsamında değerlendirmemiş, patentlerde tarif edilen işlemlerin aynen uygulanmaması sebebiyle ihlal edilmediklerine hükmetmiştir. (1)

Burada mahkemenin gerekçeli kararında 1986’da görülen Whelan vs. Jaslow davasına atıf yaparak bir yazılımı tarif eden patentin ihlal edildiğini kanıtlamak için aynı işlevin yerine getirildiğinin kanıtlanmasının yeterli olmadığını, aynı işlemin sonsuz yollardan herhangi biri ile değil, patent kapsamında tarif edilen spesifik yolla yapıldığının kanıtlanması gerektiğini ifade etmesi dikkate değerdir. Esas olarak farklı bir yazının konusu olan bu dava, yazılım patentlerinde tecavüz konusunda bir mil taşı yaklaşım olarak tarihe geçmektedir.

Daha sonra Federal Temyiz Mahkemesinde görülen dava da benzer ithamlar ve savunmalar ile geçmiştir. Google bu noktada, bir API’nin yapısının, sıralamasının ve organizasyonunun telif haklarına konu edilemeyeceği savında ısrar etmiş, fakat bu savunmanın kabul görmemesi üzerine dava bir üst mahkeme olan Yüksek Mahkemeye intikal ederek devam etmiştir. (2)

Yüksek Mahkeme nezdinde görülen dava önce reddedilmiş ise de itiraz üzerine tekrar görülmeye başlanmış, Oracle’ın 9 milyar USD dolayındaki tazminat taleplerinin tamamen reddi ile sonuçlanmış, yerel mahkeme ile aynı karar çıkmıştır. Gerekçeli kararın yayınlanmasını heyecanla beklemekle beraber, adil kullanım kavramının anlaşılması bakımından kararı önemli görüyorum.

Adil kullanım, telif hakkına konu fikri mülkiyetin tanıtılması ve yaygınlaştırılmasına yardımcı olmak ve kamunun faydasını artırmak üzere ABD’de ortaya çıkmış bir kavramdır. Bu çerçevede ticari olmayan kullanımlar başta olmak üzere bir dizi faktör gözönünde bulundurularak telif koruması esnetilir. Bu faktörlerden başlıcaları telife konu materyalin doğası, telifli materyalin kullanılan kısmının tamamına oranı ve telife konu materyalin pazar payında yarattığı değişim gözönüne alınabilir.

Bu davada mahkemenin görüşü dikkate alındığında, yazılım üreticileri açısından telif hakkı korumasında sıkıntılı günlerin yaklaştığı değerlendirmeleri hız kazanıyor; bir yazılımın tamamen olmasa da kopyalanmasının makul görülmesinin telif korumasının sınırlarını muğlaklaştıracağı görüşündeyim.

Ekrem Erdal Bektaş

Patent Vekili

erdalbektas@gmail.com

 

1: http://www.groklaw.net/pdf3/OraGoogle-1089.pdf ve http://www.groklaw.net/pdf3/OraGoogle-930.pdf

2- http://www.cafc.uscourts.gov/sites/default/files/opinions-orders/13-1021.Opinion.5-7-2014.1.PDF