Ay: Kasım 2024

KURGUSAL KARAKTER ADLARININ MARKA OLARAK TESCİL EDİLMESİNDE KÖTÜ NİYET EŞİĞİ: EMILY IN PARIS DİZİSİNDEN “PIERRE CADAULT” EUIPO ÖNÜNDE



Günümüzde, özellikle popüler dizilerde ve filmlerde yer alan kurgu karakterlerin hukuki uyuşmazlık dünyamıza hızlı bir giriş yaptığı su götürmez bir gerçek haline geldi. Söz konusu uyuşmazlıkların büyük çoğunluğunun fikri haklar sektörüne ilişkin olduğu gerek magazinsel boyutta yapılan değerlendirmelerden gerek IPR Gezgini’nde yayımlanan birçok benzeri yazıdan anlaşılabilmektedir.

Bu yazının konusu olan “Pierre Cadault” kararında, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO), 2 Ekim 2020 tarihinde Avrupa Birliği’nde prömiyeri yapılan ve Netflix’te yayınlanan “Emily in Paris” dizisindeki ünlü bir kurgusal karakterin adına ilişkin ortaya çıkan ihtilafı değerlendirmiştir.

“Emily in Paris”, Amerikalı bir kızın Paris’te geçen, pamuk şekerden daha pembe olarak nitelendirilmesi yanlış olmayacak, hayatını bizlere aktarırken, kimilerimiz tarafından Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biri olarak nitelendiren Paris’in tanıtımına katkı sağlaması sebebiyle de oldukça konuşulan bir dizi haline geldi. Öyle ki dizinin turizme, ekonomiye katkısı o kadar olumlu oldu ki bir başka gözde Avrupa ülkesi yeni sezonun kendi başkenti olan Roma’da devam etmesi için elinden geleni yaptı ve hali hazırda dizinin çıkış noktasını da oluşturan Fransa’nın bu konudan memnuniyetsiz olduğu duyumlar arasında. Dolayısıyla, özellikle gençler arasında popüler olan bir dizinin Avrupa’nın tanıtımı için büyük bir proje haline dönüşmesi, diğer birçok ünlü şehrin de gözlerini diziye dikmesine sebep oldu. Bu durumda önümüzdeki sezonlarda Emily sırayla tüm Avrupa’yı gezecek bir karakter haline gelirse şaşırmamamız gerekecek.

Bunun yanı sıra kültürel popülaritenin arkasında, dizinin moda sektörüne de hitap ettiği göz önünde bulundurulduğunda, dizide yer alan kurgu karakterlerin, bizim dünyamızda, bir şekilde taklit edilerek kullanılmasının bir fırsat olarak nitelendirildiği bir gerçek.

Kasım 2020’de Netflix, dizinin ikinci sezon için onay aldığını duyurdu ve ikinci sezon 22 Aralık 2021 tarihinde prömiyer yaptı. Ocak 2022’de Netflix, dizinin üçüncü ve dördüncü sezon onayı aldığını duyurdu. Üçüncü sezon 21 Aralık 2022 tarihinde prömiyer yaptı. İlk sezonun başından itibaren, ikonik haute couture ve moda karakteri olarak anılan “Pierre Cadault” karakteri dizide yoğun bir şekilde yer aldı ve birçok olayın ana unsurunu oluşturdu.

Dosyaya sunulan deliller de incelendiğinde itiraz sahibi dizinin küresel bir başarı elde ettiğini ve “Pierre Cadault” adlı ikonik kurgusal karakterin, dizinin Ekim 2020’deki çıkışından itibaren Avrupa Birliği dahil olmak üzere dünya çapında tanındığını açıkça kanıtladı.

İnceleme konusu ihtilafta, hükümsüzlük talebinde bulunan “Viacom International Inc.” (“VIACOM”), Emily in Paris dizisinin yapımcısıdır. VIACOM’a göre başvuru sahibi, “Webtendances, SASU”, tüm bu popülariteden haberdar bir şekilde dizinin Avrupa Birliği’nde gerçekleşen lansmanından 2 yılı aşkın bir süre sonra, 31 Mart 2023 tarihinde 18 856 899 sayılı “Pierre Cadault” markası için başvuru yapmış ve marka 21 Temmuz 2023 tarihinde tescil edilmiştir. VIACOM, bu tescile karşı sessiz kalmamış ve markanın kötü niyetli bir başvuru sonucu tescil edilmesi gerekçesiyle hükümsüz kılınmasını EUIPO’dan talep etmiştir.

Hükümsüzlük talebi sahibi, son derece ayırt edici olan ve olağan koşullar altında kimsenin aklına gelmeyecek ünlü “Pierre Cadault” kurgusal karakterinin adını marka olarak tescil ettiren başvuru sahibinin bu ibareyi seçmesinin altında yatan amacın, diziden ve ikonik kurgusal karakterinin itibarından kendi yararı için faydalanmak olduğunu vurgulamıştır.

Ayrıca, hükümsüzlük talebi sahibi; dizideki “Pierre Cadault” karakterinin tanınmış bir moda tasarımcısı olması, tescilli markanın kapsadığı malların esasen lüks, haute couture ve moda ile ilişkilendirilmiş ürünler olması, bu malların da kurgu karakterin dizideki mesleğinin/sektörünün içerisinde yer alan mallar olması hususlarını dikkat çekici olarak nitelendirilmiştir. Dolayısıyla, hükümsüzlük talebi sahibine göre, tescille korunan ürünlerin, diziden türetilmiş bir ürün yelpazesini geliştirmiş olan VIACOM’dan çıktığına dair halkı yanıltması kaçınılmazdır.

Bu nedenle, VIACOM, başvuru sahibinin marka koruması yoluyla, moda ve haute couture ürünleri ile bağlantılı olarak ikonik karakter ‘Pierre Cadault’ adını kasten benimsemeye çalıştığını; bu eylemin tek amacının VIACOM’un itibarından haksız biçimde yararlanmak olduğunu iddia etmiştir. Kaldı ki başvuru sahibinin uyuşmazlığa konu ibareyi korumak için meşru nedeni bulunmadığının altı çizilmiş ve tescilin kötü niyetli olduğu belirtilmiştir.

VIACOM iddialarını kanıtlamak için birçok delil sunmuştur. Söz konusu deliller, bu yazıda listelenmeyecektir, ancak bunlara erişmek isteyen okuyucularımız https://euipo.europa.eu/eSearch/#details/trademarks/018856899 bağlantısından kararın İngilizce orijinal haline ulaşabilirler[1].

EUIPO, hükümsüzlük talebi sahibi tarafından iddia edilen kötü niyet iddiasının ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerektiğini ve her ne kadar kesin bir hukuki tanımı olmasa da tespiti için belli koşulların ispatlanması gerektiğinden, somut olay bakımından da bu koşulların irdeleneceği vurgulanmıştır.

  • Genel kural olarak, kötü niyetin tespiti için, öncelikle, başvuru sahibinin açıkça bir dürüst olmayan niyeti yansıtan bir eylemde bulunması ve ikincil olarak, bu eylemin ölçülebileceği ve daha sonra kötü niyet olarak nitelendirilebileceği nesnel bir standardın olması gerekmektedir. Başvuranın davranışı, kabul edilen etik davranış ilkelerinden veya dürüst ticari ve iş uygulamalarından sapıyorsa kötü niyet vardır; bu durum, her bir olayın nesnel gerçeklerini belirli standartlarla karşılaştırarak tespit edilebilir (Genel Avukat Sharpston’un 12/03/2009 tarihli görüşü, C 529/07, Lindt Goldhase, EU:C:2009:148, § 60).
  • Başvuru sahibinin bir marka başvurusu yaparken kötü niyetli olup olmadığı, belirli davaya ilişkin tüm faktörler dikkate alınarak genel bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır (11/06/2009, C 529/07, Lindt Goldhase, EU:C:2009:361, § 37).
  • Kötü niyetin varlığını ispat yükü itiraz sahibine aittir; iyi niyet, aksi kanıtlanana kadar varsayılır.

Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın C-529/07 sayılı Lindt Goldhase kararı çerçevesinde, kötü niyetli markalara ilişkin incelemede çeşitli faktörlerin özellikle dikkate alınması gerekmektedir. Bu faktörler sırasıyla;

(a) Başvuru sahibinin, bir üçüncü tarafın, itiraza konu marka ile karıştırılabilecek benzer bir işareti benzer ürünler için kullandığını bilmesi veya bilmesi gerektiği gerçeği;

(b) Başvurunun, üçüncü tarafın bu tür bir işareti kullanmaya devam etmesini önleme niyeti;

(c) Üçüncü tarafın markayı ve tescil edilmek istenen markanın sahip olduğu yasal koruma derecesi; ve

(d) Başvuru sahibinin, itiraza konu markayı başvurduğunda meşru bir sebebinin olup olmadığı

olarak sayılmıştır. Bu konuya ilişkin ayrıntılı bilgiye IPR Gezgini’nde de yayınlanmış olan CP 13 sayılı “Kötü Niyetle Yapılmış Marka Başvuruları” ilişkin bilgilendirme metninden ulaşılabilir[2].

Yukarıda belirtilenler, başvurunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığını belirlemek için dikkate alınabilecek birçok faktörden sadece örneklerdir; başka faktörler de göz önünde bulundurulabilir (14/02/2012, T 33/11, BIGAB, EU:T:2012:77, § 20-21; 21/03/2012, T 227/09, FS (fig.), EU:T:2012:138, § 36).

Kabul edilen genel kurallar çerçevesinde, EUIPO İptal Birimi incelemeyi gerçekleştirmiş ve aşağıdaki sonuçlara ulaşmıştır.

Hükümsüzlük talebi sahibi sunmuş olduğu deliller ile Ekim 2020’de Avrupa Birliği’nde gösterime giren “Emily in Paris” dizisinin ünü nedeniyle, başvuru sahibinin dizideki kurgusal moda tasarımcısı ‘Pierre Cadault’un varlığından haberdar olmamasının mümkün olmadığını göstermiştir.

“Pierre Cadault” isimli kurgusal moda tasarımcısı, dizinin ilk üç sezonunda (2020, 2021 ve 2022) kalıcı bir karakter olarak yer almıştır. Bu başarılı dizi (izlenme sayıları ve sosyal medya, dergiler, diziyi anan TV programları gibi geniş kanıtlarla desteklenmiştir) gençlere hitap etmektedir ve özellikle moda, gençlerin en önemli ilgilerinden biri olarak kabul edilmelidir. Hükümsüzlük talebine konu işaretin kapsadığı ürünler -Sınıf 3 (kozmetik ve parfüm dahil), Sınıf 9 (özellikle güneş gözlükleri), Sınıf 14 (takı ve saatler), Sınıf 18 (özellikle deri eşyalar) ve Sınıf 25 (giyim, ayakkabı, baş giysileri) gibi- aynı zamanda ticari hayatta yaygın olarak karşılaşılan ürünlerdir. Kurgusal karakter, dizinin ana karakteri değildir, ancak dizinin ünlü olması, hükümsüzlük talebine konu markayı oluşturan karakterin aynı isminin bilindiğini varsaymak için yeterlidir.

Hükümsüzlük talebi sahibi, ünlü bir dizideki karakter için benzer bir işareti kullandığını ve dizinin gençleri hedef aldığını, itiraza konu marka başvurusu öncesinde de birkaç yıl boyunca Avrupa Birliği genelinde bunu gerçekleştirdiğini deliller ile kanıtlamıştır.

Bu çerçevede EUIPO İptal Birimi, inceleme konusu markanın, diziyi izleyen aynı kitleye hitap eden ürünler için tescil edilmesinin tesadüfi olamayacağı, dolayısıyla “Pierre Cadault” karakterinin başvuru sahibi tarafından bilindiğinin varsayılabileceği görüşüne varmıştır.

Ancak, içtihatlarda belirtildiği gibi, marka sahibinin, hükümsüzlük talebini yapan tarafın, benzer ürünler için benzer bir işareti kullandığını bilmesi veya bilmesi gerektiği faktörü, kötü niyetli tescil sonucuna ulaşmak için tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda diğer koşullardan olan, başvuru sahibinin, itiraza konu markayı kullanmak amacıyla başvurmadığının, yalnızca bir üçüncü tarafın pazara girmesini engellemek için başvurduğunun, ortaya çıkması halinde kötü niyet göstergesi olabilir (11/06/2009, C 529/07, Lindt Goldhase, EU:C:2009:361, § 44). Aynı durum, başvuru sahibinin tek amacının bir üçüncü tarafın pazarda kalmasını engellemek olması durumunda da geçerlidir. Başvuru sahibinin başvuru niyetlerinin meşru hedefler peşinde olup olmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır. Başvuru sahibi, herhangi bir yanıt vermediği için meşru niyetleri olup olmadığını açıklamamıştır.

Hükümsüzlük talebinde bulunan taraf, ‘Emily in Paris’ dizisi için bir üne sahip olduğunu, bu dizinin içinde “Pierre Cadault” adında bir kurgusal moda tasarımcısının kalıcı karakterinin bulunduğunu kanıtlamıştır. Ayrıca, bu tür ürünler ve kamu için modanın çekici olduğunu ve başvuru sahibinin markasını kullanmasıyla haksız avantaj sağlayabileceğini sosyal medya aracılığıyla göstermiştir.

Markanın kapsamında bulunan ürünler, giyim veya parfüm gibi ticari olarak yaygın olarak kullanılan ürünlerdir. Bu nedenle, hükümsüzlük talebine konu markanın tescil edilmesiyle, marka sahibinin hükümsüzlük talebi sahibinin ticari faaliyetini engellemeye çalıştığı ve “Pierre Cadault” karakterinin ve ait olduğu dizinin ününden haksız yarar sağlamaya çalıştığı inancı makul bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Günümüzde bir film veya televizyon dizisinde yer alan karakterlere ilişkin ürünlerin; bu filmlerin veya dizilerin gösterime girmesinden önce ilgili film veya dizilerin tanıtımı yapmak veya bu vakada olduğu gibi, gösterimden sonra kamuoyunun ilgili filme, diziye veya bunlarda yer alan karakterlere ilişkin bilgisinden faydalanmak amacıyla ticarileştirilmesi çok yaygındır. İncelenen vakada hükümsüzlüğü talep edilen marka tescili kapsamındaki ürünler, genellikle filmlerin ticarileştirilmesinde yaygın olarak karşılaşılan ürünlerdir ve eğer yeterince bilinir durumda iseler, kurgusal karakterlerin sadece isimleri için de marka başvurusunda bulunmak kabul edilebilir bir pazarlama çalışmasıdır.

Bu nedenlerle EUIPO İptal Birimine göre sunulan deliller kapsamında, marka başvurusunun gerçek hak sahibi olan VIACOM’un rızası olmadan yapıldığının kabul edilmesi gerekmektedir. Marka sahibi, “Pierre Cadault” markasını elde etmeye yönelik olarak, makul ticari bakış açısına sahip kişilerin kabul edilebilir ticari davranış standartlarının altında sayabilecek şekilde hareket etmiştir (31/10/2012, R 1163/2011 1, TONY MONTANA.). Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, EUIPO İptal Birimi, marka sahibinin kurgusal karakter ‘Pierre Cadault’ adı için marka başvurusunu yaparken kötü niyetle hareket ettiğine hükmetmiştir.

Sonuç olarak, VIACOM tarafından yapılan hükümsüzlük talebi haklı bulunmuş ve marka sahibinin tescil talebini yaptığı anda kötü niyetle hareket etmiş olması nedeniyle marka hükümsüz kılınmıştır. Hükümsüzlük kararı 2 Ekim 2024 tarihini taşımaktadır ve bu yazının yazıldığı tarihte halen itiraza açıktır. Olası bir itiraz EUIPO Temyiz Kurulu tarafından incelenecektir. Marka sahibinin karara karşı itiraz edip etmeyeceğini gelecek günler gösterecektir, ancak hükümsüzlük kararına itiraz edilmese dahi, EUIPO İptal Biriminin kurgusal karakterlerin isimlerinin yetkisiz kişilerce tescil edilmesine ilişkin tespit ve yorumları ve en nihayetinde ulaştığı kötü niyetli tescil sonucu oldukça dikkat çekicidir.  

Cansu ÇATMA BİLEN

Kasım 2024

cansucatma1@gmail.com


DİPNOTLAR

[1] Viacom International Inc vs. Webtendances, SASU, Cancellation No C 64 100, 02/10/2024

[2] https://iprgezgini.org/2024/05/08/kotu-niyetle-yapilmis-marka-basvurularinin-degerlendirilmesine-iliskin-yol-haritasi-avrupa-birliginde-belirlendi/

TÜRKPATENT’in Bekletici Sorun Yapma Yetkisinin Sınırlarına İlişkin Bir Yargı Kararı İncelemesi

Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Kurulları Yönetmeliği (Yönetmelik) m.6/3 hükmüne göre; Türk Patent ve Marka Kurumunun (TÜRKPATENT) nihai karar mercii olan Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi (YİDD) bünyesinde yer alan kurullar (YİDK), verecekleri karara etki edecek bir konunun bekletici sorun yapılması hakkında ara karar verebilir.

Yönetmelik m.6/3 hükmüne göre; bir konunun bekletici sorun yapılabilmesi için tek şart, belirtilen konunun verilecek karara etki etme kabiliyetinin bulunmasıdır. Bununla birlikte hükmün sonunda yer alan “verebilir” ifadesi ile böyle bir konunun varlığı hâlinde dahi YİDK’ye, bekletici sorun kararı verme konusunda takdir hakkı tanınmıştır. Bu takdir hakkının kullanılmasına ilişkin sınai mülkiyet mevzuatında herhangi bir sınırlama getirilmemekle birlikte, TÜRKPATENT’in bir idari merci olması, verdiği kararların da idari nitelikte olması nedeniyle idari işlem ve eylemlerde takdir hakkının kullanılmasına ilişkin sınırlamaların, YİDK tarafından verilecek (ya da verilmeyecek) bekletici sorun kararları bakımından da geçerli olduğu değerlendirilmektedir.

Yönetmelik m.6/3 hükmünde belirtilen “karara etki edecek bir konu” tipik örneklerinden biri de bir marka başvurusunun reddine engel olabilecek nitelikteki bir markanın hükümsüzlüğü ya da iptaline ilişkin başlatılmış ve devam eden hukuki süreçlerdir. Hatta bu süreçlerin bazılarında; redde gerekçe markanın kötü niyetli şekilde tescil ettirilmiş olduğu, bu markanın gerçek hak sahibinin, reddedilen sonraki tarihli başvurunun sahibi olduğu ve Sicil’de başkası adına tescilli görünen, ancak gerçek hak sahibinin kendisi olduğu bu markanın varlığı sonlandırılmadan markasını tescil ettiremediği durumlarla da karşılaşılmaktadır. Ne var ki yine böylesi durumlarda dahi YİDK’nin tescile engel markanın hükümsüzlüğü veya iptali istemiyle yürütülen hukuki süreçleri bekletici mesele yapmadığı durumlarla karşılaşılmaktadır.             

Ankara 5. Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, YİDD kararının iptali istemine ilişkin bakmakta olduğu davada vermiş olduğu 10.05.2023 tarihli ve E.2022/221, K.2023/230 sayılı güncel karar ile YİDK’nin “bekletici sorun” yapma konusundaki takdir yetkisi etraflıca ele alınmış ve bu yetkinin sınırlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunulmuştur.[1]  Kararda özetle; YİDK’nin karar verdiği anda, redde mesnet markanın hükümsüzlüğüne ilişkin verilen ilk derece mahkemesi kararının üzerinden bir yıl veya daha uzun bir süre geçmişse, bu kararın kesinleşmesinin bekletici sorun yapılmasının “kamu yararı” ve “hizmetin gerekleri”ne uygun olduğu, TÜRKPATENT’in asli görevlerinden olan düzenli işleyen bir sınai mülkiyet koruma sistemi tesis edilmesinin gereği olduğu tespit edilmekte, takdir yetkisinin aksi yönde kullanılmasının hukuka aykırı olduğu vurgulanmaktadır. Kararın ilgili bölümleri aşağıda yer almaktadır:

Redde gerekçe oluşturan bir markaya ilişkin olarak yürütülen ve henüz başlangıç aşamasında olan, sözgelimi bir hükümsüzlük davasında henüz ilk derece mahkemesinde dilekçeler teatisi dahi tamamlanmamış olan veya idari iptal başvurusu henüz karşı tarafa dahi tebliğ edilmemiş olan bir sürecin bekletici sorun yapılması, akıbeti konusunda tahmin dahi yürütülemeyen redde mesnet marka sahibi aleyhine orantısız bir tasarruf olacaktır. Bununla birlikte yukarıdaki kararda isabetli olarak belirtildiği gibi; redde mesnet markaya ilişkin verilmiş bir hükümsüzlük kararı varsa ve bu karar kanun yolu incelemesindeyse, anılan kararın kesinleşmesinin bekletici sorun yapılması, redde mesnet markanın varlığını sürdürmeyeceği yönünde makul bir beklenti oluştuğu için menfaatler dengesine uygun olacaktır. Oysaki TÜRKPATENT uygulamasında redde gerekçe markanın hükümsüzlüğüne ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddedildiği durumlarda dahi, “bekleme süresinin belirsiz olduğu”, “kararın kesinleşmesinin sınırsız şekilde beklenemeyeceği”  gibi gerekçelerle bekletici mesele yapılması taleplerinin reddedildiği durumlarla karşılaşılmaktadır. Bu ret kararları neticesinde; redde gerekçe marka sahibinin yeni bir başvuru yaparak, olası hükümsüzlük veya iptal kararlarını dolanması riski ortaya çıkmakta, başvurusu reddedilen marka sahibi ise redde gerekçe markanın akıbeti kesin şekilde belli olana kadar, Sicil’de boşluğa mahal vermemek için birbirini takip eden başvurular yapmak zorunda kalmaktadır. Bekletici sorun yapılmasına ilişkin talebin, yukarıdaki şekilde reddedilmesi; hem sonraki tarihli başvuru sahibi, hem yargı sistemi hem de TÜRKPATENT bakımından yersiz bir iş gücü, zaman ve para kaybına neden olmaktadır.

İncelemeye konu karar çerçevesinde; YİDK’nin, bekletici sorun yapılmasına ilişkin talebi değerlendirirken, bekletici sorun yapılan sürecin belli bir aşamaya gelip gelmediğini, gelinen aşamada redde gerekçe markanın varlığının sona ereceğine ilişkin bir emare olup olmadığını dikkate alması, beklenecek sürenin belirsiz olması gibi soyut gerekçelerle bekletici mesele taleplerini reddetmemesi beklenmektedir. Uygulamanın belirtilen şekilde olmasının, kamu yararına, hizmetin gereklerine uygun olacağı, aksi yöndeki kararların iptal edilme riskiyle karşı karşıya kalacağı değerlendirilmektedir.

Osman Umut KARACA

osmanumutkaraca@hotmail.com

Kasım 2024


[1] Karar için bkz: https://emsal.uyap.gov.tr/#, (03.11.2024)