ABAD Genel Mahkemesi’nin ULTRA Kararı: Markanın Ayırt Edici Niteliğine İlişkin Tespitte Değerlendirmeye Alınan Kriterler


Uyuşmazlığın EUIPO Nezdindeki Geçmişi

Uyuşmazlık konusu, 17 Ekim 2002 başvuru ve 21 Ocak 2005 tescil tarihli ve Anheuser-Busch LLC şirketine (“Marka Sahibi”) ait olan, 32. sınıftaki “bira” ürünlerini kapsayan “ULTRA” kelime unsurundan oluşan  Avrupa Birliği marka tesciline ilişkindir.

24 Haziran 2020 tarihinde Amstel Brouwerij BV şirketi (“Hükümsüzlük Talebi Sahibi”), ilgili marka tescilinin ayırt edicilikten yoksun olması sebebiyle hükümsüzlüğüne ilişkin talepte bulunmuş ve Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (“EUIPO”) İptal Birimi ilgili talebi tümden reddetmiştir. Bunun üzerine hükümsüzlük talebini 11 Aralık 2021 tarihinde EUIPO Temyiz Kurulu’na taşıyan Hükümsüzlük Talebi Sahibi’nin karara karşı itirazları Temyiz Kurulu tarafından da reddedilmiş olup, bu sefer Hükümsüzlük Talebi Sahibi dosyasını Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) Genel Mahkemesi önüne taşımıştır.

Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) Genel Mahkemesi Nezdindeki İddia ve Savunmalar

i- Hükümsüzlük Talebi Sahibi’nin İddiaları

Hükümsüzlük Talebi Sahibi, ABAD Genel Mahkemesi önüne taşıdığı temyiz başvurusunu temelinde iki farklı argümana dayandırmıştır:

  1. 2017/1001 Sayılı Birlik Markası Tüzüğü’nün (“Tüzük”) 7(1)(b) maddesinin ihlali.
  2. Haklı beklenti ve hukuki belirlilik ilkelerinin ihlali.

Hükümsüzlük Talebi Sahibi iddialarında özetle, talebe konu marka tescilinin övgü anlamına gelen bir ifadeden ibaret olduğunu ve bu kapsamda bir markanın temel işlevlerinden birisi olan tescil kapsamındaki ürün ve/veya hizmetlerin kaynağını belirtme işlevinden yoksun olduğunu dile getirmiştir. Hükümsüzlük Talebi Sahibi ilgili tüketici kitlesinin “ultra” kelimesini, tescile konu ürünlerin kaynağını gösteren bir ibareden çok ilgili ürünlerin olumlu veya üstün karakteristik özelliklerini vurgulayan tanıtıcı bir ibare olarak algılayacağını, bu durumun da hükümsüzlük talebine konu marka tescilinin ayırt edici özelliği haiz olmadığını gösterdiğini belirtmiştir.

Ayrıca Hükümsüzlük Talebi Sahibi, EUIPO Temyiz Kurulu’nun yaptığı incelemede “ultra” kelimesinin yalnızca bir ön ek olarak değil, tek başına kullanıldığında da tanıtıcı bir ibare olarak övgü anlamına geldiği konusunu tespit edemediğini iddia etmiş, bu anlamda Temyiz Kurulu’nun “ultra” kelimesinin yalnızca ön ek olarak kullanıldığında ayırt edicilikten yoksun olduğu şeklindeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu ifade etmiştir. Hükümsüzlük Talebi Sahibi, bu iddialarının EUIPO Kılavuzu ile de desteklendiğini belirterek hükümsüzlük talebine konu marka tescilinin başka bir ibare ile birlikte kullanılsın veya kullanılmasın, Avrupa Birliği markası olarak tescil edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Bu iddialarını ise “extra” kelimesine ilişkin emsal kararlar ile destekleyen Hükümsüzlük Talebi Sahibi, “ultra” kelimesinin eş anlamlısı olan “extra” ibaresine ilişkin emsal kararların da huzurdaki uyuşmazlığa uygulanabileceğini ifade etmiştir.

ii- EUIPO ve Marka Sahibi’nin Savunmaları

Genel Mahkeme önünde görülen temyizde EUIPO ve Marka Sahibi, “extra” ve “ultra” kelimelerinin anlam olarak her ne kadar benzer olsalar da birebir aynı anlamı ifade etmediklerini zira dil bilgisi kuralları anlamında “ultra” kelimesinin aksine “extra” kelimesinin tek başına da kullanılabildiğini savunmuş, Marka Sahibi bu kapsamda EUIPO Temyiz Kurulu’nun vermiş olduğu kararın yerinde olduğunu ve hükümsüzlük talebine konu markanın tek başına kullanıldığında ayırt edici niteliği haiz olduğunu belirtmiştir.

Ayrıca Marka Sahibi, “ultra” ibaresinin tek başına kullanıldığında tescile konu ürünleri kesin ve açık bir şekilde tanımlamadığını belirterek ilgili ibarenin ayırt edici olduğunun da altını çizmiştir.

Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) Genel Mahkemesi’nin Değerlendirmeleri

Genel Mahkeme, Tüzük m. 7(1)(b) hükmünün, bir markanın ayırt edici özelliği haiz olmasının, ilgili ibarenin tescilinin talep edildiği ürün ve hizmetlerin kaynağının belirlenmesi ve bu ürün ve hizmetlerin, diğer işletmeler tarafından sunulan ürün ve hizmetlerden ayırt edilebilmesi anlamına geldiğini belirtmiştir. Dahası, bir markanın ayırt edici olup olmadığı değerlendirmesinde ilk olarak ilgili ifadenin tescili talep edilen ürün ve hizmetler bakımından ayırt edici olup olmadığı, sonrasında da ilgili tüketici kitlesinin markayı algılama biçimine bakılması gerektiği ifade edilmiştir. Genel Mahkeme, somut olayda hükümsüzlük talebine konu markanın 32. sınıfta yer alan “bira” ürünlerinde tescilli olduğunu ve bu ürünler bakımından ilgili tüketici kitlesinin tüm tüketiciler olarak ele alınması gerektiğini değerlendirmiştir.

Sonraki aşamada emsal kararları değerlendiren Genel Mahkeme, yerleşik içtihat uyarınca en basit pazarlama ifadesinin dahi bir noktaya kadar tescili talep edilen ürün ve hizmetlerin kaynağını belirtmeye elverişli olabileceğini, ancak bunun sadece ilgili ifadenin sıradan bir pazarlama ifadesinden ziyade belirli bir seviye özgünlükte olduğu ve ilgili tüketici kitlesinin ilgili ibareye kişisel yorumlarını ekleyebildiği hallerde mümkün olacağını değerlendirmiştir.

Bu kapsamda Genel Mahkeme, marka olarak tescil edilmek istenen bir ifadenin ilgili tüketici kitlesi tarafından pazarlama ifadesi olarak yorumlandığı hallerde ayırt edici olmadığına kanaat getirileceğini belirtmiş, ancak ilgili ifadenin pazarlama fonksiyonunun dışında tescili talep edilen ürün ve hizmetlerin kaynağını akıllara getirdiği durumda ayırt edici olacağını ifade etmiştir.

Genel Mahkeme incelemelerinde ilk olarak incelemeye konu zaman dilimini belirlemiş, bu kapsamda yapılacak tüm değerlendirmelerin hükümsüzlük talebine konu marka başvurusunun yapıldığı 2002 yılı olduğuna kanaat getirmiştir. Genel Mahkeme, değerlendirmeye esas tarihte Genel Mahkeme’nin emsal kararlarında halihazırda “ultra” kelimesinin ön ek olarak kullanıldığında bir ürünün özelliklerini veya kalitesini pekiştirdiğinin tespit edildiğine dikkat çekmiş, EUIPO Kılavuzu’nda da bir ürün veya hizmetin olumlu özelliklerini gösteren ifadelerin, tanımlayıcı bir ifade ile kullanıldığında da tek başına kullanıldığında da marka olarak tescil edilmesinin mümkün olmadığının ifade edildiğini belirtmiştir. Yine, değerlendirmeye esas tarihte EUIPO’nun yerleşik uygulamasının da neredeyse sistematik denebilecek şekilde “ultra” kelimesinin başka bir ifade ile kullanıldığında da tek başına kullanıldığında da tescil başvurularının reddedildiği yönünde olduğu tespit edilmiştir.

Devamında, dosyada mevcut çeşitli sözlükler incelendiğinde de “ultra” kelimesinin hem ön ek, hem de tek başına kullanılabilen bir ibare olduğu tespit edilmiş, ayrıca değerlendirmeye esas tarihte mevcut olan emsal kararlar incelendiğinde de “ultra” kelimesinin ön ek veya tek başına kullanıldığında “extra” kelimesi ile eş anlamlı olduğu değerlendirilmiştir. Bu kapsamda Genel Mahkeme’nin halihazırda “extra” kelimesinin ayırt edici bir ibare olmadığına yönelik değerlendirmelerde bulunduğu emsal kararlara da Genel Mahkeme dikkat çekmiştir.

Tüm bu açıklananlar uyarınca Genel Mahkeme, Hükümsüzlük Talebi Sahibi tarafından dosyaya sunulanlardan açıkça görüldüğü üzere tek başına veya başka bir kelime ile kullanıldığında “ultra” kelimesinin, ticari hayatta çok geniş bir ürün ve hizmet yelpazesi için genel ve jenerik bir anlamı ifade edebildiğinin ve genel tüketici kitlesi tarafından da gündelik hayatta biralar da dahil olmak üzere çeşitli ürün ve hizmetleri tanımlamak için kullanıldığının açık olduğunu değerlendirmiştir. “Ultra” ibaresinin ilgili tüketici kitlesi nezdinde söz konusu ürünlerin kaynağını işaret etmekten ziyade bu ürünlerin rakiplerinden üstün olduğu şeklinde bir çağrışım yapacağını belirten Genel Mahkeme, “ultra” ibaresinin tescil konusu 32. sınıftaki bira ürünlerinin kaynağını göstermek için yeterli olmayacağına hükmetmiştir.

Hükümsüzlük talebine konu marka tescilinin şekil (stilize yazım biçimi) olarak da ayırt ediciliğe sahip olmadığının zira şekil unsurunun da stilizasyon olarak farklı ve ayırt edici olmadığının, dolayısıyla ilgili tüketici kesiminin dikkatinin “ultra” kelimesine yoğunlaşacağının altını çizen Genel Mahkeme, itiraza konu marka tescilinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde pazarlama amaçlı kullanılan, genel ve jenerik bir ifadeden öteye gidemediğine hükmetmiştir.

Son olarak ise “ultra” kelimesinin tescile konu ürünler bakımından ayırt edici olup olmadığı konusunu değerlendiren Genel Mahkeme, itiraza konu markanın kelime unsurunun 32. sınıftaki “bira” ürünleri açısından da ayırt edici niteliği haiz olmadığını değerlendirmiş, ilgili ürünler için “ultra” kelimesinin kullanımının tek bir kişinin tekeline bırakılamayacağına kanaat getirerek Tüzük m. 7(1)(b) hükmü uyarınca  markasının Avrupa Birliği markası olarak tescil edilemeyeceğine hükmetmiştir.

Tüm bu değerlendirmeler sonucunda Hükümsüzlük Talebi Sahibini’nin bir diğer argümanı olan haklı beklenti ve hukuki belirlilik ilkelerinin ihlali konusunda herhangi bir değerlendirmeye ihtiyaç olmaksızın itiraza konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Tarafların Genel Mahkeme kararını bir üst merci olan Avrupa Birliği Adalet Divanı’na taşımaları da mümkündür.

Sonuç ve Değerlendirme

ABAD Genel Mahkemesi, 12 Haziran 2024 tarihli T-170/23 sayılı Ultra kararında bir markanın tescilinin re’sen ret nedenlerinden olan “ayırt edicilikten yoksunluk” hususuna ilişkin önemli bir değerlendirme gerçekleştirmiş, bu kararında ayırt edicilik değerlendirmesinde göz önünde bulundurulan temel prensiplerin altını çizmiştir.

Buna göre bir markanın ayırt edici olup olmadığı ilk olarak tescile veya başvuruya konu ibarenin taşıdığı genel anlam, sonrasında ilgili ibarenin söz konusu ürün ve/veya hizmetler bakımından taşıdığı anlam ve son olarak da ilgili tüketici kitlesinin anlayışı bakımından değerlendirilmeli, her somut olay kendi şartlarında incelenmelidir.

Yine, Genel Mahkeme’nin değerlendirmelerinden de görüldüğü üzere, markanın ayırt ediciliğinin değerlendirilmesinde yol gösterici olarak o ülkenin ilgili kurum ve kuruluşları tarafından yayınlanan kılavuz ve rehberler, emsal yargı kararları ve yine sözlükler gibi çeşitli kaynaklar yol gösterici olacaktır.

Eslin ÖZLEM

eslin.ozlem@gmail.com

Ağustos 2024

Bir Cevap Yazın