Fikri Mülkiyet Hukuk Teknolojileri: Öne Çıkan Kategoriler ve Uygulamadaki Kaygılar


Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, farklı sektörlerde hız, verim ve sürdürülebilirliğin sağlanması için teknoloji kullanımı arttı. Özellikle pandemi dönemiyle pekişen “uzaktan çalışma” ve “iş akışlarını otomasyonlaştırma” vizyonu, dijital dönüşümü zorunlu kıldı. Hukuk sektörü de özellikle uluslararası mecrada bu dönüşümün bir parçası haline geldi.

Hukuk teknolojileri, diğer adıyla “legaltech”, hukuki süreç ve hizmetlerin daha verimli hale getirilmesi için teknoloji kullanımıdır. Görev takip yazılımları, dosya yönetim programları ve dijital arşivler bunun öne çıkan örnekleridir. Hukuk ofislerinin kendi bünyesinde kullandığı sözleşme otomasyonları, dosya ve müvekkil takip uygulamaları, iş raporlama yazılımları da örnek olarak verilebilir.

Gartner’ın 2024 raporuna göre, mevcut durumda en yaygın kullanılan hukuk teknolojileri; hukuki araştırma ve arama motorları ile sözleşme ve hukuki durum tespiti (due diligence) dokümantasyon programlarıdır[1]. Hukuki iş kalemlerinin bütünüyle otomasyona dayandığı sistemler ise; iş yapış modeli (know-how) teşkil etmesi ve müvekkil gizliliği gibi kaygılar dolayısıyla, daha çok hukuk ofislerinin kendi bünyesinde yürütülmekte ve geliştirilmektedir.

Küresel hukuk teknolojisi (legaltech) pazarının 2025 yılında yaklaşık 25 milyar dolara ulaşması beklenmektedir[2]. Bu pazarın yoğunlaştığı bölgeler, Kuzey Amerika ve Avrupa Birliği’dir. Future Insights verilerine göre, pazardaki aktif legaltech sayısının 3000’i aştığı, bu firmaların önemli bir kısmının doğrudan veya dolaylı olarak fikri mülkiyet haklarına odaklandığı bilinmektedir.

Fikri mülkiyet hukuk teknolojileri, hukuki uyum, analiz, sözleşme otomasyonu gibi pek çok başlığın alt kategorisini oluşturmaktadır. Bu nedenle, farklı hizmetler ile girift bir yapıdadır. Ancak doğrudan bu alanda çalışan teknolojiler ele alındığında, dört ana grup altında toplandığı görülmektedir[3]:

1) Buluş Madenciliği (Invention Mining): Aralarındaki küçük farklara rağmen “invention harvesting” olarak da bilinen bu kategoride, korunmak istenen fikri varlığın tanımlanması, ideal korumanın tespit edilmesi ve geliştirilmesi amacıyla hukuk teknolojisi (legaltech) araçları kullanılır. Nihai amaç, fikri varlığın değerlemesini arttırmak için sürekli araştırma, takip, listeleme ve karşılaştırma yöntemlerinin otomatize edilmesidir. IP Copilot’ı örnek olarak verebileceğimiz bu kategoride, yapay zeka ve doğal dil işleme (NLP) modellerinin sıkça uygulandığı görülmektedir.

2)  Araştırma ve İnceleme (Search & Review): Bu kategoride faaliyet gösteren teknolojiler; özellikle resmi sicillerde var olan, önceki tarihli haklara yönelik araştırma imkanı sunmaktadır. Ulaşılan sonuçların analiz edilmesi, örneğin bir markanın kelime unsurunun ilgili sınıfta bulunup bulunmadığının tespiti, inceleme aşamasını oluşturmaktadır. Clarivate’e ait Darts-IP’nin örneklerinden biri olduğu bu kategori; yapı itibariyle mevcut bir veri tabanı üzerinde araştırma ve veri seti yorumlama düzeninde çalışmaktadır. 

3) Başvuru ve Takip (Filing & Docketing): Fikri mülkiyet haklarına ilişkin başvuru ve takip süreçlerinin yürütülmesi, son dönemde yükselişte olan bir kategoridir. Bu teknolojinin avantajı, başvuru süreçlerini hızlandırması, personel ve zaman maliyeti bakımından etkili olması ve işlemleri denetlenebilir hale getirmesidir. Anaqua ve Marcaria bu kategoriye örnek olarak verilebilir.

4) Portföy Yönetimi: Fikri mülkiyet varlıklarının takibi, başvuru ve tescil süreçlerindeki işlemlerin yürütülmesi, belgelerin yedeklenmesi ve lisans gibi üçüncü kişilerle ilişkilerin yönetilmesi; portföy yönetimini ifade etmektedir. Bu süreçlerin otomatik olarak takip edilmesini sağlayan teknolojiler, fikri mülkiyet portföy yönetim yazılımlarıdır. Dennemeyer ve Patsnap bu alanda faaliyet gösteren hukuk teknolojilerine örnektir.

Yukarıdaki kategorilerden görülebileceği üzere, fikri mülkiyet hukukundaki pek çok danışmanlık faaliyeti, hukuk teknolojileri ile desteklenebilmektedir. Bu teknolojiler sektörün dijital dönüşümü için pek çok çözüm sunarken, potansiyel dezavantajlar ve zorlukları da barındırmaktadır[4].

Öncelikle, fikri haklar; gerçek veya tüzel kişilerin kendi eser, ürün ve hizmetleriyle bütünleşmiştir. Her ne kadar tür ve mevzuat bakımından yakın olsa da, her fikri hak kendi içerisinde farklı bir akış ve ihtiyaç barındırır. Dolayısıyla; hukuk teknolojilerinin, her bireyin veya şirketin ihtiyaçlarına ve iş akışlarına uygun şekilde özelleştirilmesi gerekir.

Bununla beraber, fikri mülkiyet, teknoloji ve inovasyon ile iç içe bir alandır. Bu nedenle ortaya çıkarılmış olan bir teknolojinin, fikri mülkiyet ofislerinin karar ve rehberleri ile mevzuat değişikliklerine sürekli adapte olacak şekilde kurgulanması gerekir. Aksi durumda, ilgili teknolojinin doğruluğu ve güvenilirliği sorgulanabilecektir.

Aynı şekilde, fikri haklar doğası gereği gizliliği temin edilmesi gereken bir alandır. Dolayısıyla, müvekkillerin sağladığı verilerin sadece yetkili kişilerce yönetilmesi ve izinsiz erişime mahal verilmemesi kullanıcıların temel beklentisidir. Bunun için de gerekli siber güvenlik ve veri güvenliği tedbirlerinin alınmış olması önem arz etmektedir.

Sonuç olarak, hukuk teknolojileri her geçen gün çeşitlenen ve büyüyen bir ekosistemdir. Fikri mülkiyet haklarına ilişkin hukuk teknolojileri de her yıl sayıca artmakta ve müvekkil ihtiyaçlarına göre alt kategorilere ayrılmaktadır. Her ne kadar kullanım kapsamı, gizlilik ve güncellik hususları kaygı yaratsa da; gelecek yıllarda fikri mülkiyet haklarına ilişkin teknolojilerin artış göstereceği ve özellikle portföy yönetiminin daha etkili ve kolay hale geleceği görüşündeyiz.

Nur Sena SEVİNDİ

Temmuz 2024

senasevn@gmail.com


DİPNOTLAR

[1] https://www.gartner.com/en/legal-compliance/topics/legal-technology

[2] https://www.statista.com/statistics/1155852/legal-tech-market-revenue-worldwide

[3] https://www.legaltech.com/insights

[4] https://www.lawsociety.org.uk/topics/research/lawtech-comparative-analysis-of-legal-technology

Bir Cevap Yazın