Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) Birinci Temyiz Kurulu, 22 Mayıs 2025 tarih ve R 2478/2024-1 sayılı kararında, iELKS ve IELTS ibareli markaların kapsadığı hizmetlerin benzerliğini değerlendirmiş ve aralarında karıştırılma ihtimali olup olmadığını incelemiştir. Sonuç olarak, marka başvurusu kapsamındaki çeviri ve tercümanlık hizmetlerinin önceki hizmetlere benzer olmadığı kanaatine vardığından karıştırılma ihtimalinin olmayacağına hükmederek itirazı reddetmiştir.
Uyuşmazlığı özetlersek, itiraz sahibi The Chancellor, Masters and Scholars of the University of Cambridge 21 Aralık 2023 tarihinde 41. sınıfta yer alan “Eğitim, eğlence ve spor; Yayıncılık, raporlama ve metin yazımı; Eğitim, eğlence ve spor faaliyetleri ve etkinlikleri için bilet rezervasyonu ve yer ayırtma hizmetleri; Eğitim, eğlence ve spor hizmetleri; çeviri ve tercümanlık” hizmetlerini kapsayan “iELKS” marka başvurusunun tescili talebinin karıştırılma ihtimali nedeniyle reddedilmesi istemli itirazını EUIPO’ya sunmuştur. İtiraz sahibinin itirazına dayanak olarak gösterdiği markası ise “IELTS” markası olup 41. Sınıfta “Öğretim, eğitim, öğretme, sınav materyalleri, sınav kağıtları ve müfredatların hem elektronik hem de kağıt formatında yayınlanması; sınav, test ve değerlendirme sağlanması ile sınav, test ve değerlendirme hizmetleri; yukarıda belirtilenler için bilgisayar destekli, bilgisayar aracılı ve çevrimiçi bilgisayar hizmetlerinin sağlanması; uzaktan öğrenme programları; adayların eğitim başarısı için incelenmesi veya değerlendirilmesi ve yardımcı hizmetler; sınav ve değerlendirme hizmetlerinin sağlanması; öğretim ve öğretim hizmetleri; öğretme, öğretim veya eğitim ile ilgili hizmetlerin sağlanması” hizmetlerini içermektedir.
İtiraz Birimi, itirazı kısmen kabul etmiş, “çeviri ve tercümanlık” hizmetleri yönünden ise reddetmiştir. İtiraz Birimi, itiraza konu çeviri ve tercüme hizmetlerinin, ilgili diller hakkında gerekli profesyonel bilgiye sahip ve genellikle bu iş için hali hazırda ilgili sertifikaya sahip uzman şirketler ve kişiler tarafından sunulduğunu ileri sürmüştür. Bu nedenle, itiraz edilen çeviri ve tercüme hizmetleri ile karşı tarafın eğitim, öğretim ve öğretme hizmetleri ve yayın hizmetlerinin aynı nitelik, amaç veya kullanım yöntemine sahip olmadığı, aynı ilgili halkı hedef almadığı veya aynı dağıtım kanallarını paylaşmadığı kanaatine varmıştır. Dahası, karşılaştırılan hizmetler birbirini tamamlayıcı veya rekabet halinde görülmemiştir ve genellikle aynı teşebbüsler tarafından sağlanmadığı ifade edilmiştir. Bu nedenle de bahsedilen hizmetleri gerekçe marka kapsamındaki hizmetlerden farklı bulmuştur. İtiraz sahibi kararın aleyhe olan bu kısmını temyiz etmiştir.
İtiraz sahibi, İtiraz Birimi’nin temyiz edilen hizmetlerin ilgili diller hakkında gerekli profesyonel bilgiye ve genellikle bu iş için hali hazırda sertifikaya sahip olan uzmanlaşmış şirketler ve kişiler tarafından sunulduğu yönündeki ifadesinin ve de bu hizmetler kapsamında yapılan kriterler incelemesinin sonucunun da İtiraz Birimi tarafından yeterince gerekçelendirilemediğini ileri sürmüştür. İtiraza konu hizmetler ve önceki tarihli marka kapsamındaki hizmetlerin genel halkı hedef aldığı ve aynı dağıtım kanallarını paylaştığı savunulmuştur. Öğretim, eğitim, değerlendirme, sınav ve sınav materyalleri, sınav kağıtları ve müfredatlarının yayınlanmasıyla ilgili hizmetlerin, özellikle bu hizmetler dillerle ilgili olduğunda, genellikle çeviri ve tercüme hizmetleriyle aynı anda sağlanacağı öne sürülmüştür. İşaretlerin görsel ve işitsel olarak yüksek derecede benzer olduğu ve önceki markanın ayırt edici karaktere sahip olduğu düşünüldüğünde, karıştırılma ihtimali bulunduğu vurgulanmıştır.

Temyiz Kurulu, kararını şu şekilde gerekçelendirerek kısmen ret yönünden yeniden itirazın reddine karar vermiştir:
İtiraz daha önceki tarihli bir AB markasına dayandığından karıştırılma olasılığının değerlendirilmesi gereken ilgili bölge bir bütün olarak Avrupa Birliği olarak tespit edilse de bir AB markası başvurusunun tescilinin reddedilmesi için, AB Marka Tüzüğü m. 8/1(b)’deki karıştırılma ihtimalinin Avrupa Birliği’nin sadece bir kısmında mevcut olması yeterli görülmektedir. Temyiz Kurulu, İtiraz Birimi ile aynı yaklaşımı benimseyerek İngilizce konuşan halka odaklanmaktadır.
İlgili mal veya hizmet kategorisinin ortalama tüketicisinin makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve makul derecede gözlemci ve dikkatli olduğu kabul edilmiştir. İlgili hizmetlerin hem genel halka hem de profesyonellere hitap ettiği, dikkat düzeylerinin ortalamadan daha yüksek olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Temyiz Kurulu yine genel prensiplerden bahsederken karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetlerin ilgili halkın söz konusu hizmetleri ortak bir ticari kökene sahip olarak algılayıp algılamayacağı anlamında benzer olması gerektiğini belirtmiştir. Mal veya hizmetler arasındaki benzerliğin değerlendirilmesinde, diğerlerinin yanı sıra, bunların niteliğini, hedeflenen amacını, kullanım yöntemini ve birbirleriyle rekabet halinde olup olmadıklarını veya tamamlayıcı olup olmadıklarını dikkate almak gerekmektedir. Piyasa uygulaması, olağan ticari köken, ilgili mal veya hizmetlerin dağıtım kanalları veya bu mal veya hizmetlerin genellikle aynı uzman satış noktalarında satılması gibi diğer faktörlerin de dikkate alınabileceği; bu durumun, ilgili tüketicinin aralarındaki yakın bağlantıları algılamasını kolaylaştırabileceği ve aynı teşebbüsün bu malların üretiminden veya bu hizmetlerin sağlanmasından sorumlu olduğu izlenimini güçlendirebileceği not edilmiştir. Önemle belirtmek gerekir ki, bu kriterlerin sınırlı sayıda olmadığı ve mal/hizmet benzerliğinin tespiti için hepsinin bir arada bulunması gerekmediği belirtilmiştir.
Tamamlayıcı mallar veya hizmetlerin, biri diğerinin kullanımı için vazgeçilmez veya önemli olduğu ve bunun sonucunda tüketicilerin aynı işletmenin bu malları üretmekten veya bu hizmetleri sağlamaktan sorumlu olduğunu düşünebileceği çerçevede, aralarında yakın bir bağlantı bulunan mallar veya hizmetler olduğu tanımlanmıştır. Bu tanım gereği, farklı tüketicilere yönelik mallar ve hizmetlerin tamamlayıcı olamayacağı belirtilmiştir. Genel bir açıklama olarak da AB Marka Tüzüğü m. 33/7 kapsamında, malların veya hizmetlerin yalnızca Nice Sınıflandırmasının aynı veya farklı sınıflarında yer almaları nedeniyle birbirine benzer veya birbirinden farklı olarak kabul edilmediği açıklanmıştır. Burada önemle belirtmek gerekir ki, bilindiği üzere, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunumuzun 11/4. Maddesinde de bu husus aynı doğrultuda açıkça şu şekilde düzenlenmiştir: Mal veya hizmetlerin aynı sınıflarda yer almaları benzer olduklarına, farklı sınıflarda yer almaları da benzer olmadıklarına karine teşkil etmez.
Kriterlerin değerlendirilmesinde yapılan açıklamalardan bir diğeri de mal ve hizmetlerin rekabet edebilirliğiyle ilgilidir. Mal veya hizmetlerin rekabet halinde kabul edilebilmesi için aralarında bir birbirleriyle değiştirilebilirlik, birbirinin yerine geçebilme (interchangeability) unsurunun bulunması gerektiği belirtilmiştir. Her ne kadar mal veya hizmetlerin aynı özel satış noktalarında satılabilmesi veya sağlanması ilgili tüketicide mallar arasındaki sıkı bağlantıları algılamayı teşvik etse ve bunları sağlamaktan aynı işletmenin sorumlu olduğu izlenimini güçlendirse de, bu husus tek başına söz konusu mal veya hizmetlerin benzer olduğunu ispatlamaya yeterli görülmemektedir.
Daha önceki hizmetlerin hepsi daha geniş kavramlar olan yayınlar, sınav, test ve değerlendirme hizmetleri sağlama ve ayrıca eğitim ve öğretim hizmetleri kapsamına girmektedir. Yeniden itirazın konusu olan hizmetler ise çeviri ve tercümedir. Çeviri hizmetlerinin, yazılı bir metnin bir dilden diğerine çevirisiyle ilgili olduğu, tercüme hizmetlerinin ise konuşulan bir metnin bir dilden diğerine çevirisiyle ilgili olduğu belirtilmiştir. Bu hizmetlerin doğasının, amacının, kullanım yönteminin farklı olduğu ve birbirleriyle ne rekabet ettikleri ne de birbirlerini tamamladıkları değerlendirilmiştir.
Temyiz Kurulu’na göre, temyiz konusu hizmetlerin özel bir çalışma gerektirmesi ve bir tercüman veya çevirmenin sınavlardan geçmesinin gerekmesi, bu hizmetleri yukarıdaki belirtilen tanıma uygun olarak tamamlayıcı kılmamaktadır. Bu bağlantının tamamlayıcılık yaratmaya yeterli olduğu düşünülürse, herhangi bir meslek veya en sonunda üniversite derecesi gibi özel eğitim gerektiren herhangi bir meslek tamamlayıcı ve dolayısıyla eğitime benzer olacaktır. Aynısı yayımcılık açısından da geçerlidir. Örneğin, bir kitap herhangi bir çeviriye tabi olmadan yayımlanabilir. Birçok kitabın yayımlanmadan önce çevrilmesi bu hizmetleri tamamlayıcı kılmamaktadır. Bazı üniversitelerin veya yayıncıların çeviri hizmetleri sunması, bunları benzer kılmak için yeterli görülmemektedir. Her iki hizmet setinin de aynı teşebbüsler tarafından sunulması yaygın bir uygulama olarak değerlendirilmemiştir.
Ayrıca, İtiraz Birimi’nin vardığı sonucu herhangi bir delile dayandırması gerekmediği de not edilmiştir. Olumsuzluğu, yani malların veya hizmetlerin farklılığını kanıtlamak zor, hatta imkansız olarak tanımlanmıştır. Aksine, itiraz sahibinin, gerekçelerini açıklarken iddiasını desteklemek için ikna edici argümanlar ve kanıtlar sunma olanağına sahip olduğu, bunun yerine, itiraz sahibinin esasen müsaade edilmeyen internet bağlantılarına dayandığı ifade edilmiştir. Kurul, bağlantılar çalışmadığı için bunları açamadığı gibi her halükarda zaten bir internet sayfasının içeriği bir andan diğerine değişebileceği için bunları geçerli deliller olarak görmemiştir.
Sonuç olarak, yeniden itiraz edilen hizmetler gerekçe markalar kapsamındaki hizmetlere benzer bulunmadığından ve karıştırılma ihtimali gerekçesinin kabul edilebilmesi için işaretler ile mal ve hizmetlerin benzerliği kriterleri kümülatif olduğundan işaretlerin benzerliği veya önceki markanın tanınmışlığı gözetilmeksizin bu hizmetlerin farklılığı bunlar yönünden karıştırılma ihtimalinin yokluğu sonucunu doğurmaktadır. Gerçekten de kanunda da açık hüküm bulunduğu gibi, sırf malların ve hizmetlerin aynı sınıfta bulunmaları benzerlik ve farklılıklarını ortaya koymaya tek başına yeterli olabilecek bir husus değildir. Her somut olay çerçevesinde, her mal ve hizmetin bir bir karşılaştırılıp yukarıda da belirtildiği gibi birçok kriter ve faktör gözetilerek benzerliğin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
Alara NAÇAR SEÇKİN
Haziran 2025


