Yapay Zeka Telif Haklarını İhlal Edebilir mi? Kanada’dan İlgi Çekici Bir Dava

 

Yapay Zeka (“artifical intelligence” bundan sonra kısaca “AI” olarak anılacaktır) tartışmaları, AI’nin mümkün olup olmadığı noktasını çoktan aşmış, AI’nin yol açacağı hukuki ve ekonomik etkiler konusuna evrilmiştir.

AI son yıllarda fikri mülkiyet alanı da dahil olmak üzere hukuki tartışmalarda kendisine yer bulmaya başlamıştır. Marka incelemesi alanında mal / hizmet benzerliğinin AI yoluyla değerlendirilmesi, marka benzerliği konusunda karşılaştırmanın AI kullanılarak yapılması gibi öneriler aklımıza gelen başlıca tartışmalardır.

Bu yazıda aktaracağımız tartışma, AI ve telif hakları ilişkisiyle ilgili oldukça ilgi çekici bir davadır. Dava henüz başlangıç aşamasında olsa da, alandaki ilk tartışmalardan birisi olarak dikkatimizi hemen çekmiş ve okuyucularımıza sunulması gereken önemli bir vaka olarak yazı listemize öncelikli olarak girmiştir.

Montreal – Kanada’da yerleşik bir ressam olan Adam Basanta, kendiliğinden çalışan ve sürekli dizi halinde rastgele soyut resimler üreten bir bilgisayar sistemi geliştirir. Basanta’nın sisteminde iki aşama vardır: (i)Yaratım, (ii) Onay.

(i) Yaratım aşamasında, bir odada tarama alanları birbirlerine çevrilmiş biçimde karşı karşıya duran iki tarayıcı sürekli biçimde birbirlerini taramakta ve odadaki ışık, ayarlar ve otomatik şekilde hareket eden bir bilgisayar faresinin hareketleriyle etkilenen sonuçlar, bir bilgisayar tarafından değerlendirilerek renkli soyut resimlere dönüştürülmektedir.

Basanta elde ettiği çıktıların 1950’lerin geleneksel soyut resimlerine çok benzediğini fark ettiğinde oldukça şaşırdığını ve bir tanesini gördüğünde bunu daha önce görmüş olmalıyım diye düşündüğünü belirtmektedir. Sonrasında da araştırdığında, elindeki çıktının Mark Rothko’ya ait bir eserle çok benzediğini fark etmiştir.

(ii) Basanta’nın sisteminde ikinci aşama onaydır ve burada AI devreye girmektedir. AI’ya sahip bir bilgisayar tarayıcılardan gelen her görüntüyü, insanlar tarafından çizilmiş resimleri içeren online veritabanları ile karşılaştırmaktadır. Karşılaştırma sonucunda eğer makine tarafından üretilen görüntü insan yapımı bir eserle benzer bulunursa, görüntü saklanmakta ve otomatik biçimde online olarak yayınlanmaktadır; eğer görüntü insan yapımı bir eserle benzer bulunmazsa silinmektedir.

Basanta bu durumu; “Makinelerin yarattığı görüntü, sanat piyasasında veya uluslararası koleksiyonlarda sanatsal açıdan değerli bulunan bir eserle yeteri derecede benzerse, bu görüntü de sanatsal açıdan değerli olmakta ve sanat haline gelmektedir.” ifadesiyle açıklamaktadır.

Basanta’nın sanat fabrikası günde 1000-1500 görüntü üretmektedir ve bunların 20 ila 50 tanesi onay aşamasından da geçmektedir. Basanta, onaylı görüntüleri satmamakta, ancak bu görüntülere bir web sitesinde, Twitter ve Instagram hesaplarında yer vermektedir. Buna ilaveten, Basanta’nın bilgisayarının eserleri 2018 yazında Montreal’de bir sergide sergilenmiştir. (Basanta’nın web sayfası: http://allwedeverneed.com/)

Basanta’nın bilgisayarının eserlerinin isimleri de dikkat çekicidir. Eserlerin isimlerinde, AI’nin bilgisayar tarafından yaratılan görüntüyü benzer bulduğu insan yapımı eserin adı ve bilgisayar tarafından saptanan benzerlik yüzdesi yer almaktadır.

Basanta’nın bilgisayarının yarattığı ve yayınladığı görüntülerden birisi “%85,81 tutarlık: Amel Chamandy – Your World Without Paper, 2009” adını taşımaktadır. Bu görüntüyü aşağıda görebilirsiniz:

 

85.81%_match: Amel Chamandy “Your World Without Paper”, 2009 created in the project All We’d Ever Need Is One Another by artist Adam Basanta

 

Amel Chamandy, Montreal’de yerleşik bir ressamdır ve aynı şehirdeki NuEdge sanat galerisinin sahibidir. Chamandy 2009 yılında “Your World Without Paper (Kağıtsız Dünyanız)” isimli bir tablo çizmiştir. Tabloyu aşağıda görebilirsiniz:

 

Your World Without Paper – Amel Chamandy.

 

(Bunların neresi benzer diye bana sormayın, ben sadece vakayı aktarıyorum. Muhtemelen benzer olan bir şeyler vardır.)

Basanta’nın bilgisayarının yarattığı görüntüden ve yayınlanmasından haberdar olan Chamandy, Basanta’ya karşı 40.000 Dolar tazminat talebiyle telif hakkı ihlali davası açar.

Chamandy’ye göre, Basanta’nın AI yoluyla elde ettiği ve yayınladığı görüntü, NuEdge sanat galerisinin internet trafiğini hukuka aykırı biçimde Basanta’nın sitesine yönlendirmekte, Chamandy’nin ününden ve “Amel Chamandy” tescilli markasından haksız biçimde faydanılmasına yol açmaktadır. Chamandy buna ilaveten, dijital dünyanın sanatçıların eserlerini tanıtmak için en önemli araç haline geldiğini, hayatını sanatla kazanan sanatçıların haklarının dijital dünyada da korumasını gerektiğini, telif haklarının dijital dünyaya adapte edilmesi gerektiğini ifade etmektedir.

Basanta bu iddiaya karşılık olarak, hukuki mücadelesini vereceğini belirtmekte ve şimdiden olumlu bir çıktının ortaya çıktığını ifade etmektedir: Projesi sanat ile ticaretin ve insan ile makinenin ara bağlarını ortaya çıkartmak için tasarlanmışken; proje, dava sayesinde gerçek dünyanın meseleleri ile de uğraşmaya başlayacaktır. Basanta, proje nedeniyle yargılanmayı beklediğini, ancak davanın onun çok heyecanlandırmadığını da eklemektedir.

Davayı yorumlayan Kanadalı bir hukuk profesörü birkaç noktaya dikkat çekmektedir:

Jeremy de Beer (Ottawa Center for Law):

“Önemli meselelerden birisi AI’nin yarattığı eserlerin telif hakkı sahibinin kim olduğu konusudur. Bu eserlerin telif hakkı sahibi makinenin kendisi mi, yazılımın programcısı mı yoksa yazılımın kullanıcısı mı olacak? Yoksa telif hakkı doğrudan kamuya mı geçmelidir? Telif hakkı korumasının gerekçesi eseri yaratanın teşvik edilmesi ve ödüllendirilmesidir. Makineler hakkında konuştuğumuzda bu gerekçelerin hiçbir önemi bulunmamaktadır.”

Dikkat çekilen bir diğer önemli husus da, AI’nin rastgele ürettiği bir görüntüden gerçek bir kişinin sorumlu tutulup tutulamayacağıdır.

Oldukça ilgi çekici bulduğumuz bu davanın takipçisi olacağız.

Okurlarımız, Kanada’da ortaya çıkan iki önemli soru hakkında ne düşünüyorlar acaba?

AI’nin yarattığı görüntünün telif hakkı sizce kime ait olmalıdır (bu husus halihazırda çok sayıda yazıda en azından bir mesele olarak ortaya konulmuştur) ve AI’nin rastgele yarattığı ancak telif hakkı ihlali içeren bir görüntü nedeniyle bir gerçek kişi sorumlu tutulabilir mi?

Sizleri piste davet ediyor ve yorumlarınızı merakla bekliyoruz.

Kaynaklar:

https://www.cbc.ca/radio/spark/409-1.4860495/can-an-artist-sue-an-ai-over-copyright-infringement-1.4860762

https://www.theglobeandmail.com/arts/art-and-architecture/article-artist-faces-lawsuit-over-computer-system-that-creates-randomly/

https://www.goodmansip.ca/blog/can-an-artist-sue-an-ai-for-copyright-infringement

Önder Erol ÜNSAL

unsalonderol@gmail.com

Kasım 2018

 

4 thoughts on “Yapay Zeka Telif Haklarını İhlal Edebilir mi? Kanada’dan İlgi Çekici Bir Dava

  1. Sayın Önder Bey, Al’ın telif hakkından bahsedebilmek için yaratıcı düşünce bazlı ürettiği eserin “hususiyeti” elbette olacağı ve serbest biçimlendirme alanının” bulunacağı ve bu farklılık yaratan durumunun “eser” niteliğinin “umuma iletim” le birlikte doğacağı kuşkusuzdur. Ancak asıl sorun; düşünce aşamasında önceden kodlama yapılarak eser sahibi olan sanatçılara ya da eser sahibi kişilere ait olması.. mutlak olan, bu eserlerin daha önce Al’ın kodlarında yer alması ve onun bu eserleri belleğinde bulabilmesini sağlayan bir veri tabanının oluşturulması şeklinde kodlanmış olması nedeniyle, AlIn bir yaratıcılığa sahip olmayıp sadece daha önce var olan bir esere benzer yeni bir kopya oluşturmak gibi bir becerisinin elbette asıl eser sahibinin mali ve manevi haklarını ihlal etmesi nedeniyle Al ın bir “kişiliği” olmaması da dikkate alındığında kodlama sını yapan kişiye karşı ihlal davası açılabileceği gibi, Al ın çizdiklerinin dar da olsa serbest biçimlendirme alanı olması ve hususiyeti olması nedeniyle eser olarak değerlendirilmesinin elbette mümkün olacağı,fakat eserin umuma yansıması Al aracılığı ile sağlansa bile kendisinin kişi olmaması nedeniyle bunu “sağlayan”ın da Al değilde tamamen kodlama yapan kişi olması dikkate alındığında telif haklarından eser sahipliğinin kodlama yapan kişinin olacağı düşüncesindeyim.
    iyi çalışmalar dilerim.
    Öğretim Üyesi Dr. Ömer Faruk Özeroğlu
    Ufuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi

    • Ömer Faruk Bey, değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Size de iyi çalışmalar.

  2. Merhabalar,

    Esasında eser sahipliğinin tartışılması noktasında son derece önemli bir dava. FSEK kapsamında baktığımızda “sahibinin hususiyeti”ni taşımak, bir ürünün eser olarak kabul edilebilmesinin ön şartı olarak düzenlenmiştir. Hususiyetin ise “sahip”e, “iye”ye ait olması aranmaktadır. Nitekim doktrinde de eser sahibinin yalnızca “gerçek kişi” olabileceği ifade edilmektedir. (bkz. Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, s. 143)

    Dolayısıyla bir makinenin, yazılımın, AI’ın veya herhangi bir algoritmanın çıktısı olan “ürün”, hususiyet taşısa dahi, bu hususiyetin sahibi olan bir süje bulunmamaktadır. Zira günümüz medeni hukukunda AI’a hukuki bir kişilik tanınmamıştır. Kaldı ki “eser sahipliği” hukuki süje olan herhangi bir kişiye değil, ancak ve ancak “gerçek kişi”lere ait olabileceğinden gelecekte AI’a hukuki bir süje tanınsa dahi, AI’ın hiçbir zaman hususiyetin “sahibi” olabileceğini düşünmüyorum. Hususiyet, gerçek bir kişinin (insanın) özünde, bilincinde doğmaktadır. Tüzel kişilerin eser sahibi olamayacağı kabulü de bu noktadan doğmaktadır.

    AI’ın eser sahipliği konusunda ancak ve ancak tüzel kişi statüsüne tanınan haklara sahip olabileceğini düşünüyorum.

    Sorumluluk noktasında, zaten somut davadaki AI’ın algoritmasında “benzetme ve kabul etme” ilkesi benimsendiğinden, algoritmayı oluşturan yazılımcının sorumluluğuna gidilebilecektir.

    AI’ın telif hakları ihlalinden sorumluluğuna gelirsek, AI’a hukuki süje tanınıp tanınmaması günümüzde artık ciddi olarak tartışılmakta; “tüzel kişi” ya da “tüzel kişi benzeri” bir hukuki süje tanınması gerektiği yönünde fikirler yoğunluklu bir şekilde savunulmaktadır. AI’a tüzel kişi veyahut tüzel kişi benzeri bir hukuki süje tanındığı takdirde bu tip fikri hak ihlallerinde doğrudan AI’ın hukuki sorumluluğunun olduğu kanaatindeyim. (-somut olayda yazılımcının sorumluluğunun daha fazla olduğunu düşündüğümden somut olayı istisna tutmaktayım-)

    Tabii ki günümüzde AI’ın herhangi bir hukuki süjesi olmadığından yukarıdaki görüşüm yakın bir geleceğe kadar askıda durmak kaydıyla; bu tip fikri hak ihlallerinde her somut olayın özelliğine göre AI algoritma yaratıcısının, AI’a veri girdisi yapan kişinin, AI programcısının, yazılımcının ve AI’ın makine öğrenimi sürecinde etkisi olan/ yönlendirme yapan her bir kişinin ayrı ayrı ve kusurları oranında sorumluluklarına gidilebilecektir. Bu nitelikteki davalarda kusur tespiti en güç ve yargılamayı uzatan etken olacaktır.

    Saygılarımla,
    Av. Arda Altınok

    • Arda Bey,

      Detaylı, ama çok açık değerlendirmeniz için teşekkürler.

      Oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum.

      Selamlar,

Önder Erol Ünsal için bir cevap yazın Cevabı iptal et